SON DAKİKA
Hava Durumu

#Medeniyet

Söz Bursa - Medeniyet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Medeniyet haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Devlet Bahçeli'den İstanbul'un Fethi'nin 573. yılına özel mesaj! O detaylar dikkat çekti Haber

Devlet Bahçeli'den İstanbul'un Fethi'nin 573. yılına özel mesaj! O detaylar dikkat çekti

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "İstanbul’u bizlere vatan kılan büyük hakan Fatih Sultan Mehmed Han’ı; onun yiğit askerlerini, Akşemseddin Hazretleri’ni, Ulubatlı Hasan’ı ve fethin bütün isimsiz kahramanlarını rahmetle, minnetle ve hürmetle yad ediyorum. Ruhları şad, mekanları cennet olsun. İstanbul’un Fethi kutlu olsun" dedi. MHP Lideri Bahçeli "İstanbul’un Fethinin 573’üncü Yıl Dönümü" sebebiyle mesaj yayınladı. Bahçeli mesajında, "İstanbul’un Fethi’nin 573’üncü yıl dönümünü; tarihin derinliklerinden bugüne uzanan kutlu bir emanetin, aziz bir hatıranın ve cümle cihanı Türklükle şereflendirip İslam’la müjdelemek üzerine kurulu ebedi ve ezeli bir ülkünün idrakiyle karşılıyoruz. İki kıta, yedi tepe üzerinde yükselen aziz şehir İstanbul; Türk milletinin hafızasında cihan devleti Osmanlı’nın payitahtı, çağ kapatıp çağ açan fetih iradesinin mührü, Türk-İslam medeniyetinin en parlak simgesi ve tarihimizin en müstesna tacıdır" dedi. 29 Mayıs 1453 tarihinde gerçekleşen İstanbul’un fethi ile asırların hasretinin dindiğini ve çağların akışının değiştiğini söyleyen MHP Lideri Bahçeli, "Türk milletinin imanla karılmış harcı, bütün cihana ilan edilmiştir. Yıkılan Bizans surları ile ‘aşılamaz’ denilen bütün engeller, ‘geçilemez’ denilen bütün eşikler, ‘mümkün değildir’ denilen bütün dogmalar birer birer yıkılmıştır. Haliç’in ağzında demirden zincir, burçlarda Grejuva ateşiyle tahkim edilmiş Bizans müdafaası, Türk ordusunun önünde ise tarihin en çetin imtihanlarından biri vardı. Fakat Fatih Sultan Mehmed Han’ın ufkunda korku yoktu, tereddüt yoktu, geri dönüş yoktu. Çünkü o ufukta Peygamber Efendimiz’in ‘Konstantiniyye elbet fethedilecektir; onu fetheden kumandan ne güzel kumandan, onu fetheden ordu ne güzel ordudur’ müjdesine mazhar olma şerefi vardı. İşte o gün, Haliç’in zincirini Ortodoks hükmünden düşüren, gemileri denizin koynundan tepelerin sırtına çıkaran büyük hamle; hedefini haktan, hesabını hikmetten, hamlesini cesaretten, harcını imandan alan 3 bin yıllık Türk askeri dehasının tarihin seyrine vurduğu mühür olmuştur" ifadelerini kullandı. İstanbul’un fethinin manevi boyutundan bahseden Bahçeli, "Otağda değişmez karar, ordugâhta itidal, saflarda adanmışlık, dillerde tekbir, gönüllerde fethe dair yeminler yükselirken; Bizans müdafaası Türk’ün iman, irade ve idrak kudreti karşısında çaresiz bırakılmıştır. Fatih’in emrinde tarih sahnesine veda etmesi gereken köhne bir devrin geri geri giden ayak sesleri duyulmuş, hilalle bezenmiş her sancak dalgalanışı ise yeni bir nizamın gelişini haber vermiştir. Padişahın buyruğuyla ulemanın duası, topçunun maharetiyle neferin teslimiyeti, aklın hesabıyla imanın harareti aynı mukaddes maksatta birleşmiştir" dedi. İstanbul’un fethinin Türk milletini adına gerçekleştirdiği tarih hamlesi olduğundan bahseden Bahçeli, şunları kaydetti: "İstanbul’un fethi; Türk milletinin gaza ve cihat kudretini imar ahlakıyla, utku gayesini adalet nizamıyla mezceden büyük bir tarih hamlesidir. Fatih Sultan Mehmed Han, İstanbul’a nizam kuran, emaneti gözeten, reayayı himaye eden ve zaferin şerefini merhametle ikmal eden bir cihan hükümdarı olarak girmiştir. Ayasofya’ya sığınanlara can ve hürriyet teminatı verilmesi, askerin halka fenalık etmesinin menedilmesi, İstanbul’un iskanla, vakıflarla, çarşılarla, mekteplerle, külliyelerle yeniden ihya edilmesi fethin aynı zamanda bir medeniyet inşası fiili olduğunu göstermiştir. İşte Fatih’i çağların ötesine taşıyan hakikat de budur. Bu kutlu yıl dönümünde, İstanbul’u bizlere vatan kılan büyük hakan Fatih Sultan Mehmed Han’ı; onun yiğit askerlerini, Akşemseddin Hazretleri’ni, Ulubatlı Hasan’ı ve fethin bütün isimsiz kahramanlarını rahmetle, minnetle ve hürmetle yad ediyorum. Ruhları şad, mekanları cennet olsun. İstanbul’un Fethi kutlu olsun."

Ahmet Büyükgümüş Bursa'dan seslendi: "Siyaseti koltuk kapma oyunu olarak görmedik!" Haber

Ahmet Büyükgümüş Bursa'dan seslendi: "Siyaseti koltuk kapma oyunu olarak görmedik!"

Bursa'da düzenlenen AK Parti Doğu Marmara Bölge Strateji Toplantısı'nda konuşan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş, "Siyaseti bir koltuk kapma oyunu olarak görenlerden hiçbir zaman olmadık. CHP'nin de kendi içlerindeki düştükleri o koltuk mücadelesi bizi hiç ilgilendirmiyor. Ama bizim buradaki sınırımız ve onların bilmesi gereken hadleri, bu olayları bahane ederek milletimizin huzurunu kaçırmak, toplumu bölmek, insanların arasına nifak sokmak onların haddi değil. Bu tutum karşısında AK Parti teşkilatları olarak da kararlılıkla ve milletimize hizmet etmenin verdiği sorumlulukla inşallah duruşumuzu sergilemeye devam edeceğiz. Cumhuriyet Halk Partisi bizim düşmanımız değil, rakibimizdir" dedi. AK Parti Teşkilat Başkanlığı Doğu Marmara Bölge Strateji Toplantısı, Uludağ Swissotel'de düzenlendi. Toplatıya AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Teşkilat Başkanı ve Yalova Milletvekili Ahmet Büyükgümüş’ün yanı sıra AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, İstanbul, Düzce, Yalova, Bilecik, Sakarya ve Kocaeli il başkanları ve teşkilat mensupları katıldı. Toplantının açılış konuşmasını yapan Büyükgümüş, "Dünyanın içinden geçtiği bu dönemde yeni bir eşiğin arifesinde olduğumuz şu günlerde insanlık namına, adalet namına, hak namına en önemli sözü olan milletlerden biriyiz. Cumhurbaşkanımızın temsil ettiği sadece bir siyasi irade değil, aziz milletimizin geçmişiyle, geleneğiyle, medeniyet birikimiyle tüm dünya mazlumlarına umut olacak bir siyaseti temsil ediyoruz. Öyle inanıyoruz ki bu teşkilatın neresinde görev alıyorsak, mahalledeysek mahallede, köy temsilciliğindeyse orada, gençlik kollarında, kadın kollarında, ana kademede, belediye meclislerinde, kabinede, milletvekilliklerinde her neredeysek geçmişiyle, bugünüyle ve tüm bu birikimle dünyaya söyleyeceğimiz sözle davamızı, mücadelemizi ve liderimizi temsil ediyoruz. Biz siyaseti bir ideal için, bir mücadele için, dava bildiğimiz değerleri yeryüzünde hakim kılmak için gerçekleştiriyoruz. Birçok toplantıda ifade ettim ama burada tekrarlamakta beis görmüyorum. AK Partimiz aramızdan bazıları milletvekili olsun, belediye başkanı olsun, bakan olsun diye yola çıktığımız bir siyasi hareket değildir. Bizim için bakanlar, bizim için mevkiler mücadelemizi, ideallerimizi gerçekleştirmek için birer sadece sorumluluk, birer sadece fonksiyon niteliğindedir. Bu davada, bu aziz teşkilatın çatısı altında biz mücadelemize hiyerarşik bakmayız. Kabinesinden mahalle teşkilatlarına, bakanlarından köy temsilcilerine kadar bir ve beraber davamızı, ideallerimizi gerçekleştirecek bir hareket içerisinde yer aldığımıza inanıyoruz" dedi. Büyükgümüş, "3 Kasım 2002’den itibaren hayata geçirdiğimiz sessiz devrimlerle, büyük dönüşümlerle, reformlarla Türkiye’nin hak ve özgürlüklerden, eğitim altyapısına, ulaştırmadan adalete, sağlığa, tüm politika başlıklarında üzerine koyduğumuz bir birikimle yolumuza devam ediyoruz. Nasıl 70’li yıllarda işte bu salonlarda bir araya gelindiğinde ve Ayasofya’nın özgürlüğü için dua edildiğinde sadece sözde değil, sahada düzenlenen programlarla, yapılan çalışmalarla adeta varlığıyla tüm teşkilatımız nasıl dua etmişse ve elhamdülillah bugün geldiğimiz noktada o gün uzak denilen hedeflere ulaşmışsak, Allah’ın izniyle bugün yapacağımız çalışmalarla, edeceğimiz dualarla, varlığımızla tüm faaliyetlerimizle sadece sözde değil, halimizle, duruşumuzla gerçekleştireceğimiz dualarla inşallah Rabbim bu nesle Mescid-i Aksa’nın da özgür olduğu günleri gösterecektir" ifadelerini kullandı. "SİYASETİ KOLTUK KAPMA OYUNU OLARAK GÖRMEDİK" Çocukluk hatırasından örnek veren Büyükgümüş, "Bizim küçüklüğümüzde bir oyun vardı. 5 çocuk, bir müzikle 4 sandalye olur. Bir kişi ayakta kalır, elenir. Sonra sandalye sayısı 3’e düşer. Çocukların sayısı 4’e düşer. Son kişi kalana kadar devam eder. Yani siyaseti bir koltuk kapma oyunu olarak görenlerden hiçbir zaman olmadık. Ve bu teşkilatın ruhuna, mayasına bunun sirayet etmesine de asla ve asla izin vermeyeceğiz. Hep ideallerimiz için, hep ümmetin, insanlığın ve milletimizin geleceği için bu çalışmalarda var olduğumuzu ve bu istikamette ilerlediğimizi her buluşmamızda yeniden teyit ederek çalışmalarımızı sürdüreceğiz" diye konuştu. "TÜRKİYE ÜZERİNDEN SOSYAL AMELİYATA İZİN VERMEYECEĞİZ" Bölgesel gelişmelere de değinen Büyükgümüş, "Dünyanın içinden geçtiği ve bölgemizde yaşanan gelişmeleri her birimiz takip ediyoruz. Komşumuz İran’da meydana gelen çatışmalar, Körfez'de yaşananlar, Lübnan’da olanlar, Suriye’nin uzun bir sürenin ardından tekrar devleti, milleti, toplumsal hayatı toparlayan girişimleri, hepsi gözlerimizin önünde gerçekleşiyor. Bu gelişmeler yaşanırken asla ve asla kimsenin Türkiye üzerinden bir sosyal ameliyata girmesine müsaade etmeyeceğiz. Vakarlı duracağız, dikkatli duracağız. Türkiye olarak insanlığın ve milletimizin geleceği için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Son 10 yılda İranlı yöneticilerin Suriye’de, Yemen’de, Lübnan’da işlemiş olduğu insan hakları ihlalleri, burada yaşanan acılara sebebiyet vermeleri tarihsel bir vakadır. Ama bugün dönüp de o gelişmelerin hesabını soracağımız gün değildir. Bugün Tahran’da şehit olan 160 kız çocuğunun hesabını soracağımız bir geleceği hep birlikte inşa etmenin cehdinde olma vaktidir. Körfez’deki kardeşlerimiz onlar da burada büyük bir acı içerisindeler. Büyük bir çatışma içerisindeler. Onlar da bizim kardeşimiz. Siyonizmin planı açık ve net. Müslüman’ın Müslüman’a güvenini ortadan kaldırmak. Böl, parçala, yönet anlayışıyla coğrafyaları yeniden şekillendirmek. İşte bu tablo karşısında Türkiye’nin devlet olarak aklı, milletimizin feraseti, duygusu, heyecanı ve tüm bunları bir araya getirecek olan AK Parti’nin, Cumhur İttifakımızın varlığı, duruşu, akılla, heyecanla, duyguyla ve ferasetle yoluna devam edecek bir geleceği hep birlikte inşa etmemiz gereken bir zaman dilimindeyiz. Yapacağımız tüm faaliyetlerde ortaya koyacağımız her emeğin bir şekilde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sözüyle, sahadaki mücadelesiyle, masadaki diplomatik duruşuyla, insanlığın geleceği için büyük bir siyasi iradeye dönüşeceğini hiçbir zaman gönlümüzden çıkarmamalıyız. Sürekli faaliyetlerimize bu inanç ve kararlılıkla sarılmamız lazım" dedi. "CHP BİZİM DÜŞMANIMIZ DEĞİL, RAKİBİMİZDİR" Türkiye’deki siyasi gelişmelere de değinen Büyükgümüş, "Dünyada bunlar yaşanırken, Türkiye’deki siyasi gelişmeleri de herkesin gördüğünü belirten, şikayet edenler CHP’li. Ellerindeki bilgileri, belgeleri mahkemeye ulaştıranlar CHP’li. İtirafçı olanlar CHP’li. Ya AK Parti bunun neresinde? Hiçbir yerinde değil. Ama Özgür Özel bir gün kalkıyor bu işin savcısı oluyor. Bir gün yatıyor, bu işin avukatı oluyor. Tabii kendi içlerindeki düştükleri o koltuk mücadelesi bizi hiç ilgilendirmiyor. Ama bizim buradaki sınırımız ve onların bilmesi gereken hadleri, bu olayları bahane ederek milletimizin huzurunu kaçırmak, toplumu bölmek, insanların arasına nifak sokmak onların haddi değil. Bu tutum karşısında AK Parti teşkilatları olarak da kararlılıkla ve milletimize hizmet etmenin verdiği sorumlulukla inşallah duruşumuzu sergilemeye devam edeceğiz. Cumhuriyet Halk Partisi bizim düşmanımız değil, rakibimizdir. Millete hizmet için daha iyi söz söylemek için daha tesirli fikirler üretmek için Türkiye’yi geleceğe taşıyacak azmi kararlı daha da büyütmek için biz rekabet etmek istiyoruz. Ama böyle bir karşımızda rakibimiz maalesef yok. Dünyada birtakım gelişmeler oluyor. İşte komşumuzda savaş var. Bölgemizde kriz var. Bütün bunları aşacak yeni fikirler ortaya koyun. Yeni sözler söyleyin. Ama yok. ‘Ben Erdoğan’a nasıl saldırırım? Ben Erdoğan’a nasıl iftirada bulunurum?’ Kusura bakmayın, dünyanın zalimleri, dünyanın hegemonları, dünyanın ağa babaları zaten Erdoğan’la uğraşıyor. Senin uğraşman, senin söz söylemen onun için hiçbir anlam, hiçbir kıymet ifade etmez. Ama bütün bu gelişmeler, bütün bu yaşananlar milletimizin hafızasında yer eder" şeklinde konuştu. "BÜYÜK VE GÜÇLÜ TÜRKİYE VURGUSU" Konuşmasını sürdüren Büyükgümüş, "Sadece dünyadaki değişimi değil, Türkiye’nin içerisinden geçtiği bu önemli zaman diliminde kendi hevesleri ve kendi kafalarındaki sorunları millete boca etmek için tüm bunları siyaset zannedenlere karşı sahadaki en güçlü vereceğimiz cevap, AK Parti teşkilatları olarak güçlü varlığımız, birliğimiz ve beraberliğimiz olacaktır. Bugün isimleri ne olursa olsun, sözleri ne olursa olsun Türkiye’de iki siyasal anlayış yoluna devam edecek mi, duracak mı? Milletimiz önümüzdeki yıllarda buna karar verecek. Biz Türkiye’nin büyük ve güçlü Türkiye olarak yoluna devam etmesini istiyoruz. İddialarıyla, tarih şuuruyla, medeniyet birikimiyle, insanlığa söyleyeceği sözle. Ama maalesef o beyler Türkiye’nin Avrupa’nın kenarında iddiasız küçük bir ülke olarak yoluna devam etmesi gerektiğini söylüyor. CHP Genel Başkanı Avrupa Birliği bayrağının önünde fotoğraf çektirip, ‘bizim sözümüz buralarda geçiyor’ nasıl der? Yani yine bakın, izahı olmayan bir şeyin mizahı oluyor. Ama bütün bunlar milletle bağının koptuğu, millete söyleyecek bir sözü olmayan ve kendi içine düştükleri koltuk mücadelesiyle o koltuktan elde ettikleri rantla geleceği kendi gelecekleri olarak gören bir anlayışa karşı mücadele ettiğimizi hiçbir zaman gönlümüzden, zihnimizden çıkarmamalıyız. Biz inşallah Türkiye’nin büyük ve güçlü bir Türkiye olarak yoluna devam etmesi için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Daha nice 25 yıllar burada milletimizin duasıyla, ruh kökümüzden aldığımız güçle siyaset yapmaya sadece bugün değil, geleceği inşa etmeye AK Parti olarak devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi. Toplantı konuşmanın ardından basına kapalı olarak devam etti.

Numan Kurtulmuş'tan 'Ara Seçim' açıklaması: Şartlar belli! Haber

Numan Kurtulmuş'tan 'Ara Seçim' açıklaması: Şartlar belli!

TBMM başkanı Numan Kurtulmuş, "Ara seçimin kuralları da açıktır. Anayasa ve iç tüzükte şartlar bellidir. O şartlar yerine gelirse, geldiği takdirde ara seçim olur. Ama buna karar verecek o şartların başına da buna karar verecek olan Genel Kurulun böyle bir karar alması şarttır" dedi. Parlamento muhabirleri ile bir araya gelen TBMM Başkanı Kurtulmuş, 152. Parlamentolar Arası Birlik toplantısı hakkında bilgi verdi. Kurtulmuş, toplantının İstanbul'da gerçekleştirileceğini söyleyerek, "Dünyanın bu kadar önemli türlü hastalardan geçtiği, büyük değişimlerin yaşandığı, büyük gelişimlerin, büyük çalışmaların ortaya konulduğu bir noktada, dünyanın bundan sonraki dönemde ihtiyacı olan konuların altını çizilmesi ve bunu da ev sahipliği yapmak bakımında İstanbul'un en uygun lokasyonlardan birisi olduğuna inanıyoruz. Bu anlamda İstanbul'daki bu toplantılar çerçevesinde, dünyanın geleceği için önemli bir parlamenter bir yolun ortaya çıkmasını da ümit ediyoruz. İstanbul bildiğimiz gibi bütün dünya biliyor ve takdirle karşılıyor, bir dünya markasıdır. Sadece büyük bir metropol değil, aynı zamanda farklılıkların bir arada yaşadığı, büyük bir medeniyet birikimine, köklü bir medeniyet tecrübesine sahip olan bir şehirdir. Dolayısıyla tarih boyunca diyalogu, etkileşimi ve birlikte yaşamayı mümkün kılan bu şehirde, bu katip şehrimizde toplantının yapılmış olması, aynı zamanda geleceğe de anlamlı bir ev sahipliği yaptığımız anlamına gelir diye düşünüyorum. Gerçekleşecek bu büyük buluşma İstanbul'un sahip olduğu tarihi birikimin, günümüz dünyasında güçlü bir yansıması olmasını temenni ediyorum" ifadelerini kullandı. Kurtulmuş, şöyle konuştu: "Nasip olursa Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin ev sahipliğinde 28-29 Haziran 2026 tarihinde, hemen bu toplantının bitiminde NATO Parlamento Başkanları zirvesini İstanbul'da gerçekleştireceğiz. Bu ev sahipliğinde Türkiye'nin uluslararası alanda daha görünür hale gelmesine büyük katkı sağlayacağını belirliyorum. PAB Genel Kurulu parlamenter diplomasi açısından özellikle son yıllarda en kapsamlı ve en yüksek katılımlı toplantılarından birisi de İstanbul'da şahit olacak. PAB Sekreteryası'ndan aldığımız son bilgilere göre İstanbul'daki genel kurulu milletvekili ve parlamento başkanı düzeyinde rekor bir katılım beklenmektedir. Allah biliyor savaşın devam etmesi şartında özellikle Asya'daki parlamenterlerin Türkiye gelişine zorluk çekilebileceği gibi bir endişemiz vardır. Ama çok şükür büyük bir katılım bildirildi. 157 ülkeden 857 milletvekili, 86 parlamento başkanı, 56 parlamento başkan vekili, 169 farklı uluslararası kuruluşun temsilcileri, 46 farklı parlamentonun genel sekreteri, Türkiye'den katılanlar hariç 130 uluslararası basın mensubu olmak üzere toplam 2 bin 420 kişi katılımcı olarak kayıtlarını yaptırmıştır. Ben de PAB'ın toplantılarına katılmaya özellikle dikkat gösteriyorum. 2 bin 420 kişinin katılması Türkiye için de önemli bir avantajdır. Fikirlerimizi, görüşlerimizi çok daha rahat bir şekilde dünyaya yayma fırsatı bize verecektir." Toplantıda Birleşmiş Milletler Türkiye temsilciliği, Türkiye Büyük Millet Meclisi ile yürütülen diyalog ve iş birliği hakkında katılımcılara bilgi vereceğini kaydeden Kurtulmuş, bu kapsamda ilgili kurumlarımızın desteğiyle Sultanbeyli'de bir göç merkezine de Birleşmiş Milletler heyetiyle ziyaret gerçekleştirileceğini ifade etti. Kurtulmuş, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak bunun dışında PAB bünyesinde genel kurum arasında iki önemli etkinliği de düzenlemeyi planladıklarını aktararak, 2025 yılının Nisan ayında İstanbul'da gerçekleştirilen Filistin'i destekleyen parlamentolar toplantısının ikincisini yapacaklarını iletti. "(TERÖRSÜZ TÜRKİYE) RAPORUN GEREKLİLERİNİ YERİNE GETİRİLMEK TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ UHDESİNDEDİR" Toplantının ardından gazetecilerin sorularını cevaplayan TBMM Başkanı Kurtulmuş, terörsüz Türkiye konusundaki soruya, "Türkiye Cumhuriyeti tarihinin 100 yıllık Cumhuriyet tarihimizin en önemli sorunu olan terör meselesinin çözülebilmesi için bir komisyon oluşturuldu. Türkiye Büyük Millet Meclisi siyasi partilerin tamamının katılımıyla Türk siyaseti üzerine düşen sorumluluğu üstüne alarak eksiksiz bir şekilde görevini yerine getirerek özellikle dünya ülkelerine de örnek olabilecek şekilde bir demokrasi dersi verdi. Kimse birbirine kalkıp saygısızlık etmedi, kavga etmedi. Herkes o mutlak fikrini ortaya koydu. Çok ayrı fikirler olmasına rağmen ortak bir zeminde buluştu. Ve bütün partiler üzerinde ittifak ettiği bir raporu ortaya çıkardı. Şimdi bu raporu gereklilerinin yerine getirilmesi Türkiye Büyük Millet Meclisi uhdesindedir, siyasi partilerin uhdesindedir" cevabını verdi "TBMM BAŞKANLIĞI'NA EN UFAK BİR İNİSİYATİF BIRAKILMAMIŞTIR" Kurtulmuş, TBMM'nin işlevini yitirdiği iddialarına ilişkin soru üzerine ise "Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne yapılmış olan büyük bir haksızlıktır. TBMM fevkalade önemli bir şekilde görevleri icra ediyor. Dolayısıyla bunun doğru olmadığı kanıtlanıyor" karşılığını verdi. Ara seçim konusunda Kurtulmuş, "Anayasamızda hangi şartlar altında ara seçime girebileceği çok net bir görev. Bu konudaki karar alma yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisi'nindir. Anayasa çerçevesinde de sadece iki kere bir ara seçim kararı alınmış. Bunlardan birisi 1986'da uygulanmış. 1994'te karar uygulanmamıştır. Çünkü o zaman Meclis'te kanunla bu iş yapılmış. Anayasa Mahkemesi de bunu iptal ettiği için 1994'teki seçim yapılamamıştır. Demokrasinin en önemli özelliği her şeyin açık olmasıdır. Kuralların açık olmasıdır. Ara seçimin kuralları da açıktır. Anayasa ve iç tüzükte şartlar bellidir. O şartlar yerine gelirse, geldiği takdirde ara seçim olur. Ama buna karar verecek o şartların başına da buna karar verecek olan Genel Kurulun böyle bir karar alması şarttır. Yani burada Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na en ufak bir inisiyatif bırakılmamıştır" değerlendirmesini yaptı.

Bursa’nın Fethi 700 yaşında: 16 üniversite ve 36 bilim insanı Yıldırım’da buluştu! Haber

Bursa’nın Fethi 700 yaşında: 16 üniversite ve 36 bilim insanı Yıldırım’da buluştu!

Yıldırım Belediyesi; ‘Beylikten Cihan Devletine’ temasıyla başlattığı kültür sanat sezonu çalışmaları kapsamında ‘Osmanlı’nın Kuruluşu ve Bursa'nın Fethi Sempozyumu’ düzenledi. Türkiye’nin seçkin tarihçilerini bir araya getiren sempozyum Osmanlı’nın kuruluş süreci ve Bursa’nın fethine ışık tutacak. Yıldırım Belediyesi’nin, Bursa’nın fethinin 700. Yılı nedeniyle; Türk Tarih Kurumu, Türkiye Bilimler Akademisi ve Uludağ Üniversitesi iş birliğiyle düzenlediği ‘Osmanlı’nın Kuruluşu ve Bursa’nın Fethi’ sempozyumu 16 farklı üniversiteden 36 bilim insanın katılımıyla başladı. Barış Manço Kültür Merkezi’nde düzenlenen ve 2 gün sürecek olan sempozyuma ev sahibi Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın yanı sıra; Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yüksel Özgen, Türkiye Bilimler Akademisi Başkanı Muzaffer Şeker, Bursa Vali Vekili Hulusi Doğan, Yıldırım Kaymakamı Metin Esen, Uludağ Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Cafer Çiftçi, Bursa Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, Mudanya Üniversitesi Rektör Yardımcısı Barış Hasan, İl Kültür ve Turizm Müdürü Kamil Özer, Vakıflar Bölge Müdürü Haluk Yıldız, AK Parti Yıldırım İlçe Başkanı İrfan Akkaya, AK Parti Osmangazi İlçe Başkanı Adnan Kurtuluş, meclis üyeleri, akademisyenler, gazeteciler, öğrenciler, STK temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. Düzenleme kurulu başkanlığını Prof. Dr. Feridun M. Emecen’in yaptığı sempozyumda 2 gün boyunca; Osmanlı Beyliği’nin kuruluşu, teşkilatlanma çalışmaları, kuruluş ve fatih sürecinde Anadolu’daki genel durum, fetih dönemi mimari eserler, Bursa’nın fethi, Bursa’da şehirleşme, dönemin sosyal ve dini yaşamı gibi konular ele alınacak. OSMANLI’NIN DİBACESİ BURSA Sempozyumun açılış konuşmasını yapan ev sahibi Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz; şehirleri anlamak için o şehirleri kuran ruhu, kültürü ve medeniyeti de anlamak gerektiğini vurguladı. Bursa’nın kutlu ve müstesna bir kent olduğunu belirten Başkan Yılmaz; “Osmanlı’nın ‘Dibacesi’ olarak anılan bu müstesna kent, koca bir medeniyetin inşa edildiği ilk büyük merkezdir. Bursa’nın fethi, kutlu bir zaferin ötesinde bir çağın kapısının aralanmasıdır. Bir topraktan ziyade bir gönlün kazanılmasıdır. Fetihle birlikte Bursa; Osmanlı’nın ilk başkenti olmasının yanı sıra, ilmin, ticaretin, sanatın ve şehirleşmenin de öncüsü olmuştur. İlk Osmanlı parası burada basılmış, ilk hastane burada açılmış, ilk çini burada hayat bulmuş ve bu kadim şehir; vakıf medeniyetinin en güzel örnekleriyle donatılmıştır. Altı padişahın ve yirmi şehzadenin ebedi istirahatgahı olan Bursa, aynı zamanda bir ruhun taşıyıcısıdır. O ruh; adalettir, o ruh; merhamettir, o ruh; ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ anlayışıdır” ifadelerini kullandı. ‘ECDAT GÖNÜLLERİ KAZANDI’ Yıldırım’ın tarihi, kültürel ve sosyal açıdan Bursa’nın kalbinde yer aldığına dikkat çeken Başkan Oktay Yılmaz; “Yıldırım, medeniyet tasavvurumuzun en önemli merkezlerinden biridir. Yıldırım Bayezid Han’ın adıyla anılan bu güzel topraklar; külliyeleriyle, darüşşifalarıyla, ilim yuvalarıyla önemli bir medeniyet modelidir. Ecdadımız Bursa’yı fethederken sadece surları aşmadı; gönülleri de kazandı. Çünkü onlar için fetih; almak değil ihya etmekti. Hükmetmek değil, adaletle yaşatmaktı. Bugün bizlere düşen görev ise bu büyük mirası yalnızca anmak değil; anlamak, yaşatmak ve yarınlara taşımaktır. Çünkü biliyoruz ki; mazisiyle bağı zayıf olanın istikbali de zayıf olur. Köklerinden kopan bir şehir, ruhunu kaybeder. Tarihini bilen milletler yönünü kaybetmez, şehrinin ruhunu koruyanlar kimliğini yitirmez, medeniyetine sahip çıkanlar istikbalini başkalarına teslim etmez. Bizler, şehrimizin ve ülkemizin tarihine sahip çıkmayı bir görev değil, bir vefa borcu olarak görüyoruz. Bursa’nın emanetini taşımayı ise bir sorumluluk değil, bir şeref olarak kabul ediyoruz. Temennimiz odur ki; bu sempozyum, fetih ruhunu yeniden idrak etmemize vesile olsun ve geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir köprü oluştursun” diye konuştu. BAŞKAN YILMAZ’A TEŞEKKÜR Bursa’nın fethinin tarihi, sosyal, dini ve kültürel açıdan çok önemli sonuçlar doğurduğunu belirten Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yüksel Özgen; “Bursa’nın fethi, bir şehrin askeri açıdan alınmasından ibaret değildir. Bu fetih devletin kurumsallaşmasının simgesidir. Bursa, Osmanlı felsefesinin oluştuğu ve olgunlaştığı yerdir. Kültür ve medeniyetimizi anlamak için Bursa’ya dikkatle bakmamız gerekiyor. Çünkü Bursa, Osmanlı medeniyetinin hafızasıdır” dedi. Bursa’nın bir medeniyet beşiği olduğunu vurgulayan Uludağ Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Cafer Çiftçi ise; “Bursa, Osmanlı’nın ilk şehirleşme örneklerini sergilediği yerdir. Bursa’nın fethi, bir medeniyet inşasının ilk adımıdır. Bu mirası korumak bugün hepimizin önceliği ve ortak görevidir” ifadelerini kullandı. Sempozyumu düzenleyen Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’a teşekkür eden Türkiye Bilimler Akademisi Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker; “Tarih bilinci yüksek nesiller yetiştirmemiz gerekiyor. Bu husus hepimizin üstüne bir borçtur. Türkiye Cumhuriyeti’ni anlamak için Osmanlı’yı bilmek gerekiyor. Osmanlı’yı bilmek için de Bursa’yı bilmek gerekiyor” diye konuştu. Bursa Vali Vekili Hulusi Doğan ise atalarımızın bizlere çok güzel bir ülke bıraktığını belirtip; “Ecdadımız sadece bu toprakları fethetmekle kalmamış, bir de bu topraklara manevi bir tohum bırakmıştır. Bu manevi tohum çok değerlidir. Bunu yaşatmak için çabalamak ve çalışmak zorundayız” dedi. Açılış konuşmalarının ardından sempozyum bilimsel oturumlarla devam etti. ‘Osmanlı’nın Kuruluşu ve Bursa'nın Fethi Sempozyumu’ 28 Mart Cumartesi günü gerçekleştirilecek oturumların ardından sona erecek.

Bahçeli’den Dünyayı sarsacak çıkış: "ABD istedi, terör devleti İsrail vurdu!" Haber

Bahçeli’den Dünyayı sarsacak çıkış: "ABD istedi, terör devleti İsrail vurdu!"

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Pakistan ile Afganistan arasındaki savaştan sonra ABD’nin İran’a beklenen saldırısı maşa devlet, haydut devlet, barbar devlet, terör devleti İsrail tarafından yapıldı" dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından düzenlenen iftar programına katıldı. Programda konuşan Bahçeli, "Ülkü Ocakları, Türklük gurur ve şuurunun, İslam ahlak ve faziletinin eylem ve fikir membaı; Kızılelma ülküsüyle İ’la-yı Kelimetullah ruhunun erdem ve fazilet mektebidir. Bu mektep, ahlak ve edebin refakatinde, aklın ve gönlün refikliğinde kemale ermenin hevesinde olan serdengeçti yüreklerin, yani Ülkücü Türk gençliğinin hiç sönmeyecek meşalesidir" diye konuştu. "BİZİM ARİFİMİZ DE ALİMİMİZ DE GIPTA EDİLECEK ÇOKLUKTADIR" Bahçeli, "Medeniyet ve millet mazimizin adeta toprak altına itilen cevherleri dikkatle tefrik ve tefsir edilip gün yüzüne çıkarıldığı takdirde görülür ki, bizim arifimiz de alimimiz de gıpta edilecek çokluktadır. 16’ıncı yüzyılda Batı toplumsal, siyasal, dini ve ideolojik çatışmaların göbeğinde bocalarken; Süleymaniye Külliyesi’nde kurulan tıp medresesinde matematik okutuluyor, insan fizyolojisiyle ilmin incelikleri öğretiliyordu. Kopernik’in, Batlamyus sistemiyle birlikte, o sisteme muvafık bir şekilde yerleşen Hıristiyan kainat görüşünü yıktığı anlatılır. Kepler’in gezegenlerin hareketleriyle ilgili kanunları bulduğu açıklanır. Ayrıca Galile’nin mutlak zamanın ölçülmesi ve düşmeye ait tecrübeleriyle Aristo fiziğini boşa düşürdüğünden bahsedilir. Batı’nın konuşup tartıştığı bütün konu başlıklarıyla ilgili çalışmaları hem usul hem de esas boyutundan asırlar evvel Türk-İslam filozofları basiret ve bilgelikle gerçekleştirmişlerdi" dedi. "BASİRET; SEÇİLMESİ GEREKEN ŞEY İLE SAKINILMASI GEREKEN ŞEYİ BELİRLER" Basiret kavramının seçilmesi gereken şey ile sakınılması gereken şeyi belirlediğini vurgulayan Bahçeli, "Basiret; seçilmesi gereken şey ile sakınılması gereken şeyi belirler. Cesaret olmadan basiretin açılacağı yer korkaklığın uçurumudur. Basiret olmadan cesaretin varacağı yer ise çılgınlığın ucudur. Bir fikir insanı, bir dava neferi, ilim ve hidayet yolcusu bir şahsın basiretle ve cesaretle eşzamanlı kuşanması elbet mecburidir. Günümüzde, bundan mahrum kimi sözde aydınlar, merhum Cemil Meriç’in işaret ve ifade ettiği üzere, Batılı dostları alınmasınlar diye hazinelerini gizlemeye çalıştılar. Sonra bu hazinelerini unuttular. Müteakiben düşman putlarını takdis ettiler, hayranlıkla benimsediler. Ne olduysa ondan sonra oldu, velhasıl devin papağan olmasına hizmet ettiler" şeklinde konuştu. "DOĞRU DAVRANIŞ DOĞRU FİKRİN MOMENTİDİR" Doğru davranışının doğru fikrin momenti olduğunu ifade eden Bahçeli, "Halbuki dava irfanımızı yeniden fethettiğimizde, bugünümüzü düne bağlayacak köprüler inşa ettiğimizde göz kamaştıran fikir ve düşünce sıçramalarını, muazzam buluş ve eserleri görmemiz kaçınılmazdır. Yine Cemil Meriç’in dediği gibi, fikir adamı için namus abeste direniş değil, hakikate teslimiyettir. Bu teslimiyet asil ve soylu bir teslimiyettir. Aklın zirvesi hakikat, adaletin zirvesi hakkaniyettir. Bu zirvelere tırmanmak, bu zirvelerde dünyayı Türkçe okumak sizlerin en temel ülküsü olmalıdır. Mananın yerine geçen elfazı bir yana bırakarak, içi boş sloganları bir kenara koyarak şunu unutmayınız ki, ülkücünün ülküsünde erimesi yüksek hedeflere kilitlenmesiyle mümkündür. Doğru davranış doğru fikrin momentidir" ifadelerini kullandı. "EŞYANIN TABİATI KURUMLARIN ÖZÜDÜR" "Bu iki doğru üzerinde düz bir çizgiyle hayat planını yapanlar; insanı baskı altında tutan her neviden boyunduruğa karşı çıkmaktan, peşin yargıların maskesini yırtmaktan asla çekinmeyeceklerdir" diyen Bahçeli, "Neyin doğru, neyin yanlış; neyin değerli, neyin değersiz olduğunu bilmeyen bir insanın doğru davranışta bulunması, doğru bir fikrin etrafında buluşması eşyanın tabiatına aykırıdır. Peki bu eşyanın tabiatı nedir? Bundan ne anlaşılmalıdır? Eşyanın tabiatı, insanın toplum, çevre ve doğayla olan ilişkileri içinde oluşmaktadır. Değer-olgu; ideal-realite birliği eşyanın tabiatını teşkil etmektedir. Hukuk, eşyanın tabiatından kaynaklanan zorunlu ilişkilerdir. Kısaca diyebiliriz ki, eşyanın tabiatı kurumların özüdür" dedi. "GÜÇSÜZ ADALET ACİZ, ADALETSİZ GÜÇ ZULÜMDÜR" MHP Lideri Bahçeli, şu ifadeleri kullandı: "Dünyaya bakınız, beşeriyetin hal-i pürmelalini ve sıcak gelişmeleri yorumlayınız; eşyanın tabiatına mugayir ne varsa tedavülde olduğunu fark edeceksiniz. Bununla mündemiç cevabını aramak zorunda olduğumuz sorular da şunlardır: Adalet nerededir? Akıl nereye gitmiştir? Ahlaka ne olmuştur? ‘Eğer adalet yoksa’ diyor Kant, insanların yeryüzünde yaşıyor olmasının bir değeri kalmayacaktır. Gündüz vakti elimizde fener alarak adalet mi arayalım? Ahlakın ilke ve esaslarını mı soruşturalım? Güçsüz adalet aciz, adaletsiz güç zulümdür. Adalet ile gücü eklemlemek ise fikir, düşünce ve siyaset insanlarının hedefi olmalıdır. Bugünkü çağımızın en mühim açığı insani değer ve mirastaki hüsran verici zayıflık ve zedelenmedir. Bu nedenle çağa ve zamana müdahil olacak dirayet, cesaret ve hamiyete malik olmak lazımdır." "ABD’NİN İRAN’A BEKLENEN SALDIRISI TERÖR DEVLETİ İSRAİL TARAFINDAN YAPILDI" "Dünyanın karmakarışık siyasi ve jeopolitik ortamında bizi biz yapan, bizi tarihin ve kültürün derin köklerine bağlayan değerler mecmuuna sıkı sıkıya bağlanmaktan başka seçenek yoktur" ifadelerini kullanan Bahçeli, "Etrafımızda kuşlar uçması gerekirken füzeler uçuyor. İnsanlık bir savaştan diğerine, bir çatışmadan bir başkasına sürükleniyor. Felaket senaryoları kuvveden fiile yavaş yavaş çıkıyor. Soykırım derseniz, en korkuncu yaşanıyor. Gözyaşları derseniz, kanla karışık oluk oluk akıyor. Ölüm sırasını bekleyen çocuklar merhamet ve vicdanları kavuruyor. Sabaha çıkar mıyım diye düşünen mağdur ve savunmasız insanlar hepimizin ciğerini dağlıyor. Pakistan ile Afganistan arasındaki savaştan sonra ABD’nin İran’a beklenen saldırısı maşa devlet, haydut devlet, barbar devlet, terör devleti İsrail tarafından yapıldı." "ASKERİ OPERASYONLARIN HAKSIZ OLDUĞUNU DEĞERLENDİRİYORUM" ABD-İsrail ortak yapımı saldırılara yönelik İran’ın misillemesinin farklı ülkelerdeki ABD üslerini hedef aldığını belirten Bahçeli, "Birleşik Arap Emirlikleri’nin başkenti Abu Dabi, Kuveyt, Bahreyn ve kısmen de Katar ateşin içinde kaldı. İran’la yürütülen müzakerelerin sonucu beklenmeden ABD-İsrail eşgüdümünde icra edilen askeri operasyonların haksız, hukuksuz ve yaygın tehditlere açık olduğunu değerlendiriyorum. Ortalık kan revan içindedir. Zincirleme savaşlar derhal durmalı, aklı selim öne çıkmalıdır. Barış varken savaşmak bölgesel ve küresel sistemi dinamitlemek demektir" diye konuştu. "SAVAŞ DEĞİL BARIŞ HAKİM OLMALIDIR" Coğrafyada savaşın değil barışın hakim olması gerektiğini vurgulayan Bahçeli, "Uyarıyorum; Tahran’ın, İsfahan’ın, Kum’un ve Kerec’in vurulması; sonuç olarak cevabi mahiyette karşılıkların verilmesi küresel bir savaşa doğru hızla dönüşebilecektir. Savaş değil barış hakim olmalıdır. Mübarek Ramazan ayında İslam beldelerinin karanlığa gömülmesi kabul edilemez bir durumdur. Merhameti kalmamış, empati duymayan, kendi çıkarlarına odaklanmış, masumları hedefine almış, öldürmeyi, yakmayı, yıkmayı, kırmayı olağan hale getirmiş sözde gelişmiş ülkeler ve bunların taşeronları inanıyorum ki iki cihanda da hesap vereceklerdir. İsrail Savunma Bakanı’nın, ‘önleyici saldırı’ başlattıklarını iddia etmesi, ABD Başkanı’nın ‘İran’a yönelik büyük bir operasyon başlattık’ açıklaması aynı aklın ürünü, aynı amacın üretimidir" dedi. "TÜRKİYE’MİZİN BARIŞÇIL ÇAĞRILARI MİLLİ GÜVENLİĞİMİZİN MUHAFAZASI İÇİN HER TEDBİRİN ALINMASIDIR" Bahçeli, "Burada esas olarak Türkiye’mizin sağduyu ve soğukkanlı hareket ederek barışçıl çağrıları ısrarla taraflarla paylaşması, milli güvenliğimizin muhafazası için her tedbirin alınmasıdır. Ramazan ayının mehabet ve muhabbetini tahrip edenler insanlıktan nasibini almayan kirli odaklardır. Sizler sabırla, akılla, imanla, vatan ve millet sevgisinin coşkusuyla duruşunuzu koruyacaksınız. Üzerinde dumanların tüttüğü dünyada Türk milletinin ve Türkiye’mizin ümit şadırvanı olmayı sürdüreceksiniz" ifadelerini kullandı.

İçişleri Bakanı Çiftçi: "Zehir tacirlerine ve suç odaklarına geçit yok!" Haber

İçişleri Bakanı Çiftçi: "Zehir tacirlerine ve suç odaklarına geçit yok!"

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, "Terörle, siber zorbalıkla, organize suç örgütleriyle, zehir tacirleriyle ve tüm suç odaklarıyla mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz" dedi. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde iftar programı kapsamında Jandarma, Polis, Sahil Güvenlik personelleriyle bir araya geldi. Bakan Çiftçi konuşmasında, "Cumhurbaşkanım, İçişleri Bakanlığı ailemizin kıymetli mensupları sizleri; rahmet, mağfiret ve bereketin vesilesi olan bu mübarek Ramazan’ı şerif akşamında hürmetle selamlıyorum. İlahi visalden bir koku taşıyan iftar sofrasında, bizleri birlik, beraberlik ve kardeşlik şuuruyla bir araya getiren Cenab’ı Allah’a sonsuz şükürler olsun. Rabbim, tuttuğumuz oruçları, yaptığımız ibadetleri kabul ve makbul eylesin. Bugün aramızda, gecenin karanlığında milletin huzuru için nöbet tutan, canı pahasına ay yıldızlı bayrağımızı yere düşürmeyen kahramanlarımız var. Polisimiz şehirlerin kalbindeki devriyesinde, jandarmamız dağ başındaki karakolunda, Sahil Güvenliğimiz dalgalarla mücadele eden gemilerinde ve güvenlik korucularımızın sınır hattındaki vakur duruşunda; milletimizin duası, devletimizin vakar ve kararlılığı vardır. Bin yıldır vatan bildiğimiz bu toprakların her karışında aziz şehitlerimizin hatırası, kahraman gazilerimizin izi vardır. İşte bu kahramanlar, o büyük mirasın en büyük varisleridirler" diye konuştu. "MÜLKÜ VATAN KILMANIN YOLU DA İNSANI YAŞATMAKTAN GEÇER" Türk bayrağının dalgalandığı her yerin vatan toprağı olduğu belirten Bakan Çiftçi, "Bizim güvenlik anlayışımız da işte bu irfanın izindedir. Güçlü ama merhametli, kararlı ama adaletlidir. Çünkü biz biliriz ki gönül kazanmak, huzuru kalıcı kılmanın en büyük yoludur. Mülkü vatan kılmanın yolu da insanı yaşatmaktan geçer. Necip milletimizi tarihin her döneminde mazluma umut yapan bu medeniyet tasavvurudur. Ramazan ayı bize sabrı, fedakarlığı ve kardeşliği öğretir. Devletimizin bekası, milletimizin huzuru için en zor koşullarda bu inanç ve şuurla; sabrı, fedakarlığı ve kardeşliği kuşanan Jandarmamız, Polisimiz, Sahil Güvenliğimiz ve Güvenlik Korucularımız büyük bir vatan sorumluluğuyla görevlerinin başındadır. İçişleri Bakanlığı olarak; şanlı bayrağımızın dalgalandığı her karış toprağımız, bizim için kutsaldır. Büyük ve güçlü Türkiye yolunda çizdiğiniz ufuk, gayretimizin ve mücadelemizin mihengi olmuştur. Bu doğrultuda; terörle, siber zorbalıkla, organize suç örgütleriyle, zehir tacirleriyle ve tüm suç odaklarıyla mücadelemizi, kararlılıkla sürdürüyoruz. Biliyoruz ki; 23 yıldır verdiğiniz mücadele, istiklalimize vurulmak istenen prangaları kırmış, ihanetleri ve kalkışmaları bertaraf etmiş, aydınlık Türkiye’yi inşa etmiştir" ifadelerini kullandı. "AY YILDIZLI BAYRAĞIMIZI DALGALANDIRMAK İÇİN AZİM VE KARARLILIKLA ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ" Şehitleri ve gazileri rahmet ve minnetle yad eden Çiftçi, şunları kaydetti: "Görev başında iftar açan, evladının yüzünü göremeden nöbete giden, bayram sabahını karakolda karşılayan her bir kardeşime şunu ifade etmek isterim: Bu millet sizin fedakarlığınızı biliyor, görüyor ve dua ediyor. Ay yıldızlı bayrağımızı sonsuza kadar dalgalandırmak, ezanımızı bu semalarda ebediyen okutmak için aynı azim ve kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz. Bu sofranın; birliğimizi daha da pekiştirmesini, kalplerimizi daha da yakınlaştırmasını Yüce Rabbimden niyaz ediyorum. Rabbim tuttuğunuz nöbetleri ibadet, attığınız her adımı huzura vesile kılsın. Bu duygu ve düşüncelerle; Bizleri bu rahmet ayında, Milletin evinde iftar sofrasında buluşturan Muhterem Cumhurbaşkanımıza şükranlarımı arz ediyorum. Aziz vatanımız uğruna şehadete eren tüm şehitlerimizi, rahmet, minnet ve saygıyla yad ediyor, kahraman gazilerimize sağlık ve afiyetler diliyorum. Sizleri bir kez daha hürmetle selamlıyorum."

Başkan Mustafa Bozbey: "Bursa köklü bir medeniyetin hafızasıdır" Haber

Başkan Mustafa Bozbey: "Bursa köklü bir medeniyetin hafızasıdır"

Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin Bursa’nın Fethinin 700. yılı kutlamaları kapsamında düzenlediği programa konuk olan Tarihçi, Yazar ve Akademisyen Prof. Dr. Emrah Safa Gürkan, katılımcıları Osmanlı’nın kuruluş çağına götürdü. Bursa’nın tarihsel birikimini ve kültürel hafızasını gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla düzenlenen ‘Bellek Bursa’ söyleşilerinin son konuğu, Tarihçi, Yazar ve Akademisyen Prof. Dr. Emrah Safa Gürkan oldu. "Uçbeyliğinden Cihanşümul İmparatorluğa: Osmanlı’nın Kuruluş Dinamikleri" başlığıyla gerçekleştirilen söyleşiye tarih meraklıları yoğun ilgi gösterdi. Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Dairesi Başkanlığı tarafından gerçekleştirilen programda, Osmanlı Devleti’nin kuruluş süreci siyasi, askeri ve sosyolojik boyutlarıyla değerlendirildi. Uç beyliği yapısından imparatorluğa uzanan sürecin dinamiklerinin anlatıldığı program, dinleyenleri tarihi bir yolculuğa çıkardı. “GEÇMİŞTEN ALDIĞIMIZ GÜÇLE GELECEĞİ İNŞA EDİYORUZ” Programa katılan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Bursa’nın sıradan bir kent olmadığını, köklü bir medeniyetin hafızası olduğunu vurguladı. Bursa’nın, Osmanlı’nın doğduğu ve bir dünya imparatorluğuna dönüşme yolculuğunun başladığı kadim bir şehir olduğunu söyleyen Başkan Mustafa Bozbey, “Bu toprakların tarihini doğru anlamak ve gelecek kuşaklara aktarmak sorumluluğunu taşıyoruz. ‘Bellek Bursa’ etkinlikleri kentimizin kültürel mirasını diri tutuyor. Akademik ve entelektüel birikimi de hemşehrilerimizle buluşturuyor. Geçmişten aldığımız güçle geleceği inşa ediyoruz. Bursa, 700 yıllık fetih ve medeniyet birikimine sahip bir kent. Kentin kültürel ve tarihsel değerlerini yaşatmaya yönelik etkinlikleri artırarak sürdüreceğiz” dedi.

Gürkan; “Gençlik, Türkiye Yüzyılı’nın bugünkü öznesidir” Haber

Gürkan; “Gençlik, Türkiye Yüzyılı’nın bugünkü öznesidir”

AK Parti Bursa İl Başkanlığı tarafından düzenlenen 63. İl Danışma Meclisi Toplantısı, Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde geniş katılımla gerçekleştirildi. Toplantıya AK Parti Bursa milletvekilleri Refik Özen, Ayhan Salman, Ahmet Kılıç, Emine Yavuz Gözgeç, Emel Gözükara Durmaz, Mustafa Yavuz ve Muhammed Müfit Aydın’ın yanı sıra Genel Merkez Gençlik Kolları MKYK Üyesi ve Marmara Bölge Koordinatörü Zeki Tutlübük, ilçe başkanları, belediye başkanları, il yönetim kurulu üyeleri ve gençlik kolları teşkilatları katıldı. Programda gençlik çalışmaları, teşkilat disiplini ve Türkiye Yüzyılı vizyonu ana gündem maddeleri olarak ele alındı. GÜRKAN: “BURSA SIRADAN BİR ŞEHİR DEĞİL” Toplantıda konuşan AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, Bursa’nın tarihi misyonuna dikkat çekerek, “Osmanlı’nın filizlendiği bu şehir sadece bir coğrafya değil; bir medeniyetin mayasının karıldığı yerdir” dedi. Danışma meclisinin yalnızca bir toplantı değil, aynı zamanda bir fikir ve medeniyet tasavvurunun yeniden konuşulduğu bir zemin olduğunu vurgulayan Gürkan, gençlerle bir arada olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. “GENÇLİĞİ YARININ DEĞİL, BUGÜNÜN GÜCÜ OLARAK GÖRÜYORUZ” AK Parti’nin gençliğe bakışını net ifadelerle ortaya koyan Gürkan, gençlerin yalnızca geleceğin teminatı değil, bugünün en güçlü öznesi olduğunu söyledi. Bursa’da eğitime yapılan yatırımlar, yeni okullar, spor tesisleri, gençlik merkezleri ve teknoloji atölyeleriyle gençlere güçlü bir altyapı sunulduğunu belirten Gürkan, “Güçlü Türkiye, güçlü gençlikle olur” ifadelerini kullandı. Savunma sanayiindeki atılımlara ve TEKNOFEST kuşağına da değinen Gürkan, genç mühendislerin İHA ve SİHA projeleriyle dünyada söz sahibi olduğunu belirterek, medeniyet inşasının yalnızca teknolojiyle değil; ahlak, adalet ve fikri derinlikle mümkün olacağını vurguladı.“Bu dava sadece siyaset yapma davası değildir; aynı zamanda bir değerler davasıdır” diyen Gürkan, gençlere yalnızca diploma değil, duruş ve memleket bilinci kazandırmayı hedeflediklerini söyledi. “TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ BU MİLLETİN GÖZBEBEĞİDİR” Konuşmasında son dönemde yaşanan polemiklere de değinen Gürkan, afet süreçlerinde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sahada olduğunu hatırlatarak, “Bu milletin askeri, bu milletin evladıdır. Hiç kimse Türk askerine dil uzatamaz” dedi. Devlet kurumlarının siyasi polemik malzemesi yapılmaması gerektiğini vurgulayan Gürkan, gençlerin milli değerlere sahip çıkan bir bilinçle hareket etmesi gerektiğini ifade etti. AK GENÇLİK SAHADA AK Parti gençliğinin konfor alanında değil sahada olduğunu belirten Başkan Gürkan, Bursa’nın 17 ilçesinde aktif teşkilat çalışması yürütüldüğünü söyledi. Teşkilat kültürünün disiplin, bilinçli aidiyet ve liyakat esasına dayandığını ifade etti. Başkanı Gürkan, teşkilat mensuplarını tebrik ederek, “Bu gençlik bu davayı emekle büyütüyor” dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gençlere duyduğu güveni hatırlatan İl Başkanı Gürkan, 18 yaşında seçilme hakkının AK Parti döneminde hayata geçirildiğini belirtti. RAMAZAN MESAJI: “NİYETİMİZ BİR, İNANCIMIZ BİR, YOLUMUZ BİR” Yaklaşan Ramazan ayına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Davut Gürkan, teşkilatın bu mottoyla sahada olacağını söyledi. Yüz yüze iletişimin önemine dikkat çeken Gürkan, gençlerin dijital çağın imkânlarını doğru kullanarak sahadan kopmadan çalışmalarını sürdürmesi gerektiğini vurguladı. Konuşmasının sonunda gençlere seslenen Gürkan, “Üreten olun. Şikâyet eden değil inşa eden olun. Dünyayı takip edin ama kendi medeniyet kodlarınızı unutmayın” mesajını verdi. Toplantıda konuşan AK Parti Bursa İl Gençlik Kolları Başkanı Furkan Akın ise teşkilatın son dönemde yürüttüğü çalışmalar hakkında kapsamlı bir sunum yaptı. Mahalle yapılanmasından üniversite çalışmalarına, sosyal sorumluluk projelerinden gençlik organizasyonlarına kadar birçok alanda kapasiteyi büyüttüklerini belirten Akın, AK Gençlik Bursa’nın artık sadece faaliyet yapan değil; strateji üreten, planlayan ve sonuç alan bir yapı haline geldiğini söyledi. Program sonunda saha çalışmaları kapsamında teşkilata en fazla genç üye kazandıran gençlik kolları mensuplarına plaket takdim edildi. Plaket töreninin ardından teşkilat mensuplarının ilettiği soru, öneri ve talepler İl Başkanı Gürkan ve milletvekilleri tarafından tek tek yanıtlandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.