SON DAKİKA
Hava Durumu

#Memur-Sen

Söz Bursa - Memur-Sen haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Memur-Sen haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Memur-Sen Başkanı Ali Yalçın: "4688 sayılı kanun miadını doldurdu, sıfırdan yasa şart" Haber

Memur-Sen Başkanı Ali Yalçın: "4688 sayılı kanun miadını doldurdu, sıfırdan yasa şart"

Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen) Genel Başkanı Ali Yalçın, "4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun yerine sıfırdan bir kanun yapılması, 'Türkiye Yüzyılı' vizyonuna yakışır bir yasa için herkesin sorumluluk alması gerektiği bir zemindeyiz ve bu konuda bir reforma ihtiyaç var" dedi. Memur-Sen tarafından, kamu görevlilerinin sendikal hak ve özgürlükleri ile mali ve sosyal haklarını belirleyen Toplu Sözleşme sistematiğinin düzenlendiği '4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun ele alındığı ‘4688 Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu Yargı Kararları ve Hukuki Tartışmalar 2’ Sempozyumu düzenlendi. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ve akademisyenlerin katılımıyla gerçekleşen programda, ilgili kanunun eksik ve tamamlayıcı yönleri ele alındı. Programda bir açılış konuşması gerçekleştiren Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, 1995 yılında anayasa değişikliğinden sonra 4688 sayılı Yasanın 2001'de yürürlüğe girdiğini hatırlatarak, "Bu yasa 2010 yılında referandum sürecinde Memur-Sen olarak gayretimizle ve hükümetin referandum paketine dahil etmesiyle birlikte toplu sözleşme hakkını içerecek şekilde yeniden ikinci mevzuat olarak revize edildi, gözden geçirildi ve toplu sözleşme sistemiyle mevcut toplu sözleşme sistemiyle o günkü şekillenen boyutuyla bilemediniz üç en fazla beş toplu sözleşme yapılır. Ondan sonra bu yasa tıkanır ve yeni tartışmak yeni tartışma mecbur hale gelir demiştik. Hakikaten de kanunun üzerinden 25 yıl geçti. Toplu sözleşme hakkını elde edişimizin 16’ıncı yılı ve 2001 yılında 873 bin olan kamu görevlisi sayısı bugün 4 milyonu buldu. Memur emeklisi sayısı da 2,5 milyonu aştı" açıklamasında bulundu. "4688 SAYILI KANUNU’NDA REFORMA İHTİYAÇ VAR" Yalçın, 4688 Kanun’un kamu görevlileri sendikacılığına ilişkin yükü taşıyabilecek boyutta olmadığının belirterek, "4688 Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun uluslararası hukuku dikkate alarak yeniden gözden geçirilmesi ve reform edilmesi şarttır. Memur-Sen olarak biz yasanın eksik ve sorunlu taraflarını hazırladığımız raporlarla, düzenlediğimiz sempozyum, kongre, çalıştaylarla, katıldığımız Kamu Personeli Danışma Kurulu Toplantısında bu konudaki tespitlerimizle, hükümet yetkilileriyle yaptığımız diplomasi ile ilgili görüşmelerle ve toplu sözleşme süreçlerinde yaşadığımız krizlerle detaylarını, gerekçelerini, alternatiflerini tüm boyutlarıyla ortaya koyduk. Geride bıraktığımız bir önceki toplu sözleşme olan 7’inci dönem toplu sözleşmede de yasanın değişikliğine ilişkin bir mutfak çalışması yapılmasını ve bunun hükümete sunulmasını kararlaştırdık ama aradan geçen 2 yıl içerisinde bu çalışma tamamlanamadı. Birkaç göstermelik toplantıyla ötelendi, oyalandı ve memur sendikacılığı 8’inci dönem toplu sözleşmede aynı yasal boşlukla tekrar masaya zorlanılmış oldu ve masa krizle bitti" ifadelerine yer verdi. "TOPLU SÖZLEŞMEDE 30 GÜNLÜK SÜRE YETERLİ DEĞİL" Yalçın, toplu sözleşme görüşmelerinde bine yakın maddenin görüşüldüğünü ve 30 günlük sürenin hiçbir meselenin sağlık bir şekilde tartışılmasına müsaade etmediğini sözlerine ekledi. Toplu sözleşmede uzlaşma halinde gidilen hakem heyetinin de sağlık bir yapıda olmadığını ifade eden Yalçın, "Alternatif uzlaştırma yolları arabuluculuk sistemi de maalesef sürecin içerisinde alınmamış durumda. Uygulamada ortaya çıkan sorunların çözümü, için ise yargı yolu dışında hiçbir mekanizma yok. Oradan da sonuç çıkartmak pek mümkün değil. Toplu sözleşme kazanımlarımızın güvencesi yok. Toplu sözleşme hükümleri bir idari kararla iptal edilebiliyor. Komedi gibi bir durumla karşı karşıyayız. Bazı kurumlar sözleşme hükümlerini çeşitli gerekçelerle uygulamıyor" ifadelerine yer verdi. "BİZİM SENDİKA YASAMIZ ILO SÖZLEŞMELERİNE UYGUN DEĞİL" Yalçın toplu sözleşmede yasasında tarafların eşitliği ilkesinden dayanışma aidatına, sendikal güvencelerden yedekli masa sistemine kadar birçok sorunun olduğunu savunarak, "Bizim sendika yasamız altına imza attığımız Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) sözleşmelerine uygun değil. İç hukuk ILO normlarına uygun olmadığı gibi uygulamada ve uyuşmazlıklarda da Anayasanın 90’ıncı maddesi işletilmiyor. Kanunlar sosyolojiye uyumlu olmalıdır. Değişen şartlara göre yenilenmeliler. Aksi takdirde ihtiyaca cevap veremez hale gelirler. Bugün yaşadığımız durum tam da bu. Netice itibariyle kanun ortada. Yaşanan sorunlar da ortada. Eskiler ‘tatbiki mümkün olmayanın ıslahı da mümkün olmaz’ demişlerdir. Onun için kanunun yerine sıfırdan bir kanun yapılması, Türkiye Yüzyılı vizyonuna yakışır bir yasa için herkesin sorumluluk alması gerektiği bir zemindeyiz ve bu konuda bir reforma ihtiyaç var. Sıfırdan bir çalışma gerekiyor. "EMEĞİN DEĞERİNİ BULMASININ, HAKKANİYETLİ PAYLAŞIMIN İLK ŞARTI OLDUĞUNA İŞARET ETTİK" Memur-Sen olarak 4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun yenilenmesi için çalışmalar yaptıklarını ve bu çalışmaları Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına teslim ettiklerini söyleyen Yalçın, "Emeğin değerini bulmasının, hakkaniyetli paylaşımın ilk şartı olduğuna işaret ettik. Adaletin de ancak adil yasalarla mümkün olabileceğini ifade ettik. Adaletin olmadığı yerde insanın da emeğin de güvende olmadığını hepimiz biliyoruz. Bu nedenle düzenlediğimiz bu sempozyumun amacı da adil bir sendika yasasının inşa edilebilmesi, ortaya çıkarılabilmesidir. Onun için bu mevzuatı mümkün kılmak için bu tartışmaları nitelikli olarak yapmaya çalışıyoruz" dedi. Program, Memur-Sen Başkanı Yalçın’ın konuşmasının ardından Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un konuşmasıyla devam etti.

Memur-Sen: "Refah payı verilsin" Haber

Memur-Sen: "Refah payı verilsin"

Memur-Sen ve bağlı sendikalara üye yaklaşık 200 kişilik grup, Hazine ve Maliye Bakanlığı önünde, ‘İnsanca yaşam için memura refah payı', ‘Emeğimi hor görme enflasyona ezdirme' sloganları attı. ‘Emeğimin hakkı gassalın önüne gelmeden verilsin' ‘Enflasyon farkı zam değildir', ‘memur refaha muhtaç' yazılı pankartların açıldığı eylemde konuşan Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, 2025 yılının ilk günlerinde alım gücünün aşağı doğru baskılandığı bir süreçte ‘enflasyona ezdirmeyeceğiz' sözünü tartıştıklarını dile getirdi. Yalçın, yıllık enflasyonun yüzde 44,38 olarak gerçekleştiğini hatırlatarak, “Değerli emekçi arkadaşların bugün bu durumu haykırmak, sesimizi duyurmak, kapalı görevlerine reva görülen yüzde 11,54'lük zamma karşı gelirimiz artmıyor, aldığımız yetmiyor diyerek Hazine Maliye Bakanlığı önünde refah payı talebimizi dillendirmek için bir aradayız. Yıllık enflasyon yüzde 44,38 olarak gerçekleşti. Hepimiz hissedilen enflasyonun açıklanan enflasyonla uyumsuz olduğunu, ilişkisinin olmadığını biliyor ve yaşıyoruz. Sabit gelirlerin, kira, elektrik, doğal gaz, gıda, zorunlu harcamalarından oluşan sepetinin açık alınan enflasyonla uyuşması mümkün değil” açıklamasında bulundu. “YILBAŞINDAN İTİBAREN EKMEĞE YÜZDE 25 ZAM GELDİ, KİRALAR İSE YÜZDE 60 YÜKSELECEK” Yalçın, yüksek enflasyonu vatandaşların hayatın her yerinde hissettiğini sözlerine ekleyerek, “Enflasyonu elektrik faturasının ödendiği yere değil faturayı ödeyene sormak lazım. Yumurta enflasyonu reyondaki etikete değil, yumurtayı alan emekçiye sormak lazım. Bir yılda doğalgaz yüzde 60, elektrik ve akaryakıt yüzde 40, market pazar enflasyonu yüzde 100 artmış durumda. Yılbaşından itibaren ekmeğe yüzde 25 zam geldi. Kiralar ise yüzde 60 yükselecek. Sabit gelirlerin yaşadığı darlığı yüzde 44 olarak yorumlamak bu yüzden mümkün değildir. Hayatın içinde yaşayan ve bu süreçte birçok zorlukla karşılaşan sabit gelirlerin tamamı ne enflasyon rakamına anlam verebiliyor ne de yüzde 11,54 maaş artışını hazmedebiliyor” ifadelerini kullandı. “15 ZAM VE TOPLAMDA İSTEDİĞİMİZ YÜZDE 10 REFAH PAYI VERİLMİŞ OLSAYDI BU TARTIŞMA GÜNDEME GELMEYECEKTİ” Yalçın, 7. Toplu Sözleşme çerçevesinde yaptıkları tekliflerin yürürlüğe girmesi gerektiğini vurgulayarak, “Memur-Sen olarak 2025'in ilk dönemi için teklif ettiğimiz yüzde 15 zam ve toplamda istediğimiz yüzde 10 refah payı verilmiş olsaydı bu tartışma gündeme gelmeyecekti ve kamu görevlileri bugün sesini yükseltmek zorunda kalmayacaktı. Maliye tarafının bürokratları tutturmuşlar bir hayal onun peşinden gidiyorlar. Neymiş efendim? Zamlara az verirsek ve sabit geriliği baskılarsak enflasyon düşer. Altını çize çize ısrarla söyledik. Enflasyon çok hızlı yükselir fakat çok hızlı düşmez. Bunun yolu bu değil” şeklinde konuştu. “ALACAĞIMIZ MAAŞLARDA KAYIPLAR TELAFİ EDİLSİN, REFAH PAYI VERİLSİN” Kamu görevlilerin devletin maliyet unsuru ve yükü olmadığını da söyleyen Yalçın, “Yöneticilerin ve karar alıcıların bu bakış açısına sahip olması gerekir. Bu yüzden ayın 15'inde alacağımız maaşlarda kayıplar telafi edilsin, refah payı verilsin, alım gücü tamir edilsin istiyoruz. Bunu gerçekleştirmek için düşünmeye, araştırmaya, yöntem aramaya gerek yok. Yedinci dönem toplu sözleşme masasında teklif ettiğimiz ilk altı ay için yüzde on beş zamla iki yıl için teklif ettiğimiz yüzde on refah payı bu on beş itibariyle maaşlara yansıtılmalı. Bu tartışma bitmeli. Yırtık, yırtık dikişle kapatılacak durumdayken önlem alınmalıdır. Aksi takdirde zaman kaybettikçe yama yırtığı kapatmaz” şeklinde konuştu.

Memur-Sen’den acil servis hizmetlerine tepki! Haber

Memur-Sen’den acil servis hizmetlerine tepki!

 Konuşmalarında şu ifadelere yer veren, Bilal Atik şöyle konuştu: 
 7 sendika adına ortak bildiri yayınladıklarını ifade eden Bilal Atik, maliyetlere ve tasarruflara değindi. “MALİYET BEKLENEN TASARRUF MİKTARINDAN FAZLA”
 Maliyetin beklenen tasarruf miktarından daha fazla olacağını belirten,”Kamuda tasarruf tedbirlerinin açıklandığı ilk günden itibaren çalışanın emeği ve hakkı üzerinden tasarruf olamayacağını ifade etmiş, Tüm Türkiye’de yaptığımız basın açıklamalarıyla bu yanlıştan dönülmesi çağrımızı yapmıştık.Çünkü bize göre İsraftan tasarruf olur; lüksten tasarruf olur; fazladan tasarruf olur ama azdan tasarruf olmaz; ihtiyaçtan tasarruf olmaz; emeğin hakkından tasarruf olmaz; alın terinin karşılığından tasarruf olmaz. Söz konusu tasarruf olduğunda ilk başvurulacak yer, kamu çalışanlarının haklarını budamak olmamalıdır. Bu düşünceyle de Tasarruf genelgesinin kamu çalışanları aleyhine olan düzenlemeleri ile ilgili hukuki süreçler başlatılmış olup süreci titizlikle takip ediyoruz. Hukuki süreç devam ederken tüm platformlarda çalışanın hakkı için mücadelemizi sürdürüyoruz.Bugün de burada tasarruf genelgesi tedbirleri kapsamında Bursa Uludağ Üniversitemiz tarafından servislerin kaldırılmasını protesto etmek ve meseleye çözüm istemek adına toplanmış bulunuyoruz.Toplu taşıma olan yerlerde personel servislerini sonlandırmanın da kamuya hiçbir faydası olmayacağı gibi aksine zarar getireceği açıktır.Personel servislerinin kaldırılmasının toplamda 85 milyon TL tutarında bir tasarruf sağlayacağı ifade edilmektedir. Ancak servis hizmetinden faydalanan personele verilecek ulaşım kartları, artacak akaryakıt masrafları ve iş gücü kaybı dikkate alındığında ortaya çıkacak maliyetin beklenen tasarruf miktarından çok daha fazla olacağı görülmektedir.”sözlerine yer verdi. “TOPLU SÖZLEŞMENİN ÖZERKLİĞİ YOK EDİLİYOR” Toplu sözleşmenin özerkliğinin yok edildiğini belirten, “Bunun yanında servis hizmetlerine yönelik olarak alınmış toplu sözleşme kararlarının da böyle bir çalışma ile iptal ediliyor olması, sendikacılık ve toplu sözleşme ilkelerine aykırı bir durum olarak toplu sözleşmenin özerkliğini yok etmek anlamı taşıyacaktır. Toplu sözleşme ile alınan kararların keyfiyetle iptal edilmesi, örgütlenme özgürlüğüne ve toplu sözleşme hakkına darbe vurmak anlamına gelmektedir. Böyle bir karar, diğer toplu sözleşme hükümlerinin de iptal edilebilmesinin önünü açacaktır.Bir diğer önemli husus ve mağduriyet ise üniversitemiz bünyesinde yer alan Hastanemizin Güney Marmara’nın en büyük eğitim araştırma hastanesi olması hasebiyle personelin servis hizmetinden yararlanamaması ve şehir içindeki toplu taşımada yaşanacak aksaklıklar sonucu acil, ameliyathane , yoğun bakımlar gibi bir saniyenin bile insan yaşamına müdahalede çok önemli olduğu sağlık hizmetlerinin can damarlarında aksamalara, problem çıkmasına ve huzursuzluğa yol açacağı hem personeli hem de vatandaşlarımızı mağdur edeceği aşikardır.Hal böyleyken hem çalışanlarımızı hem de vatandaşı mağdur etmemek adına derhal yapılan yanlışlıktan geri dönülmelidir. Bazı Büyükşehirlerde Üniversiteler Belediyelere başvuru yaparak toplu taşıma yapılırken personelin ihtiyacını karşılayıp karşılamayacağını sorulmuş ve belediyelerden gelen olumlu veya olumsuz cevaplar üzerine servis hizmeti ile ilgili yeniden değerlendirmeler yapmıştır. Üniversitemizde bu konuda Bursa Büyükşehir Belediyesine yazılı olarak başvurmuş fakat her ne hikmetse bir türlü cevap verilmemiştir. Buradan Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Mustafa Bozbey’e sesleniyoruz. Siyasi rekabet yerine millete hizmet önceliğiniz olsun. Üniversitemiz eğitim ve sağlık çalışanlarımız mağdurdur. Kimsenin keyfini bekleyecek bir durumumuzda yoktur. Bir an önce bürokrasiyi işletin ve gereğini yapın. Büyükşehir Belediyesi tarafından Üniversitemize cevap verilmemesi eğitim ve sağlık hizmetlerini de aksatacak bir durum ortaya çıkarmaktadır. Bu yanlıştan dönün. Keyfi davranmaktan vazgeçin vatandaşın sağlığı ve çalışanların huzuru ile oynamayın.”diye ekledi.

Büro Memur-Sen'in Bolu'dan Ankara'ya yürüyüşü sürüyor Haber

Büro Memur-Sen'in Bolu'dan Ankara'ya yürüyüşü sürüyor

3600 ek gösterge sorunun eskiden beri devam eden bir süreç olduğunu dile getiren Yazgan, “Birinci dereceye gelmiş kamu çalışanlarına 3600 ek gösterge verilmesi ile ilgili kamu çalışanlarının büyük bir beklentisi var. Bunun bir an önce yasalaşması, hakkın bir an önce verilmesini istiyoruz. Çünkü, 3600 ek gösterge kamu çalışanlarının hem maaşında hem de emekli olduktan sonra ciddi anlamda ekonomik olarak maaş artışı söz konusu olduğu için geçim sıkıntısı olan bu süreçte önemli olduğunu düşünüyoruz” diye konuştu. Büro Memur-Sen olarak Bolu'dan Ankara'ya başlatılan yürüyüşte her günün ayrı bir konuya dikkat çekildiğini ifade eden Yazgan, bugünkü yürüyüşü kamu görevlilerine yönelik uygulanan şiddete ayırdıklarını ve bu konunu topyekun ele alınması gerektiğini vurguladı. “TOPLU SÖZLEŞME KAZANIMLARI BİR GENELGE İLE ELİMİZDEN ALINIYOR” Toplu sözleşme kazanımlarının bir genelge ile ellerinden alındığını kaydeden Yazgan, “Bunlardan bir tanesi ‘Toplu Sözleşme İkramiye' meselesiydi. Dün mecliste yasalaştı ama kısmen çözüldü. Yetkili sendikaya yine bir avantaj yok ama sendikalı memurlara bir kazanım anlamında çözüldü” dedi. “TASARRUF İSRAFTAN YAPILIR, KAMU ÇALIŞANIN ALIN TERİNDEN YAPILMAZ” Tasarruf tedbirleri kapsamında sonlandırılması beklenen servis hakkının da bir toplu sözleşme kazanımı olduğunu söyleyen Yazgan, “İmza altına almışız ama bakıyoruz ve bir tasarruf genelgesi ile bu ortadan kaldırılıyor. Bütün kamu görevlilerinin servis hakkı zaten yok. Belirli kurumların var, bunlardaki servisi de kaldırdığın zaman ne kadar tasarruf edebiliriz? Tasarruf israftan yapılır, kamu çalışanın alın terinden yapılmaz. Burada atılan taş ürkütülen kurbağaya değmemiştir” şeklinde konuştu.

 Memur-Sen’den Birleşmiş Milletlere siyah çelenk eylemi Haber

 Memur-Sen’den Birleşmiş Milletlere siyah çelenk eylemi

İnsanların orada soykırım altında olduğu bir süreçte insani sorumluluğu yerine getirmek adına bu gün burada Birleşmiş Milletler Ankara temsilciği önünde bir arada olduklarını belirten Memur Sendikaları Konfederasyonu Başkanı Ali Yalçın, "Filistin toprakları 1948'den beri Siyonist İsrail tarafından işgal altında. Her geçen gün yerleşimci adı altında silahlı çeteler tarafından gasp edilen yerler genişletiliyor. Dünya ile bağı işgalci Siyonistlerin insafına bırakılan Gazze büyük oranda mülteci kamplarından oluşuyor artık" ifadelerini kullandı. "Katledilen Gazzelilerin 24 binden fazlası kadın ve çocuk" BM ve uluslararası toplum soykırımı durdurmadığı her gün bilanço daha da korkunç bir hal aldığını söyleyen Yalçın, "Vahşetin düzeyi her geçen gün genişliyor ve dönüşüyor. 7 Ekim'den bu güne kadar Gazze’de işgalci İsrail güçleri tarafından yapılan soykırımda yaklaşık 35 bin sivil şehit edildi, 77 bin masum yaralandı. Katledilen Gazzelilerden 24 bin den fazlası kadın ve çocuk. Gazze’nin yüzde 70'i yerle bir oldu. Evlerin yüzde 60'ı, ticari tesislerin yüzde 80'i, okulların yüzde 90'ı yok oldu. 35 hastanenin 24'ü bombalandı. 11 tanesi ise kısmen çalışabiliyor. 267 ibadethane bombalandı. Su kuyularının yüzde 83'ü artık çalışamaz durumda” şeklinde konuştu. "Bizzat BM’nin gözetiminde olan mekanlar vuruluyor" Vahşetin büyük olduğuna dikkat çeken ve gelen haberler ile görüntülerini kan dondurduğunu vurgulayan Yalçın, "İnsanların canlı canlı toprağa gömüldüğü, buldozerler ile bedenlerinin paramparça edildiği, gözaltında işkenceler ile katledildiği görüntüleri görüyoruz. Enkaz altında kalanların çıkarılmasına, katledilen cenazelerin alınması dahi izin verilmiyor. Savaş suçu sayılan fosfor bombaları kullanılıyor. Sivil yerleri hedef alıyorlar. Hastaneleri, ambulansları, sağlık görevlilerini, eğitimcileri, siyasileri herkesi ve her şeyi toptan hedef alıyor Siyonist işgal çetesi. Bizzat BM’nin gözetiminde olan mekanlar vuruluyor. Yardım için bir araya gelen kalabalıklar katlediliyor. Pazar yerleri bombalanıyor. Sivil altyapı tamamen yok ediliyor, insani yardımlar da engelleniyor. Elektrik, su, gıda girişine yeteri kadar izin verilmiyor. Kitlesel katliamlar gerçekleştirilirken bir yandan da kıtlık ve açlıkla, sağlık hizmetlerine erişimi engelleyerek, yaralıların tedavisine izin vermeyerek kitlesel ölümler hedefleniyor” ifadelerini kullandı. BM’yi ve uluslararası toplumu terör devletini durdurma konusunda somut adımlar atmaya davet eden Yalçın, “İnisiyatif almaya, soykırımı duyurmaya çağırıyor ve 1 Mayıs'a Gazze'deki, Filistin'deki emekçiler soykırım altında giriyor diye buradan bir kez daha haykırmak için bugün buradayız” dedi. Konuşmaların ardından BM Ankara temsilciliği önüne siyah çelenk bırakıldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.