SON DAKİKA
Hava Durumu

#Merdan Yanardağ

Söz Bursa - Merdan Yanardağ haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Merdan Yanardağ haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İmamoğlu casusluk suçlamalarını reddetti: "Gururluyum, onur duyuyorum" Haber

İmamoğlu casusluk suçlamalarını reddetti: "Gururluyum, onur duyuyorum"

Siyasal casusluk suçundan yargılandığı davada savunma yapan tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu "Gerçekten absürtlükte sınır tanımayan, utanç verici bu rezilliğe, bu suçlamaya karşı savunma yapmayacağım. Devlet sırları kullanarak seçmen iradesi yönlendirildi diyorlar. Hangi devlet sırrı? Nerede elde edilmiş? Yok. Hangi yöntemle alınmış? Yok. Ortada tek bir somut cevap, delil, beyan hiçbir şey yok. Bu dosyada ortaya atılan teknik iddiaların tamamının mesnetsiz olduğu bizzat bilirkişi incelemesiyle ortaya konmuştur. Yahu savcılık ne anlar casusluktan? Ekrem İmamoğlu'nun ismi casus, ajan diye yazılmışsa, MİT Başkanı size sesleniyorum niye konuşmuyorsunuz?" dedi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu, stratejist Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve teknoloji yatırımcısı Hüseyin Gün hakkında ‘siyasal casusluk' suçundan 15'er yıldan 20'şer yıla kadar hapis cezası istemiyle açılan davanın görülmesine başlandı. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki duruşma salonunda görülen duruşmada Ekrem İmamoğlu savunma yaptı. "ÇOK GURURLUYUM" İmamoğlu savunmasında, "Deli kuyuya bir taş atmış ve istiyorlar ki birileri de o taşı çıkarsın. Malum, burada biz birkaç davada daha yargılanıyoruz. Birkaç salon yanda başka bir davada daha yargılanıyoruz. O davadaki arkadaşlarımdan birisi de Necati Bey. Biz orada da bunun bir benzerini yaşıyoruz. Çok rahatım, çok gururluyum. Burada verdiğim mücadeleden dolayı gururluyum. Onur duyuyorum. Türkiye tarihinin demokrasi ve adalet adına en büyük muhalefet mücadelesi bugün Silivri'de verilmektedir" dedi. "ABSÜRTLÜKTE SINIR TANIMAYAN BU SUÇLAMAYA KARŞI SAVUNMA YAPMAYACAĞIM" İmamoğlu, savunmasının devamında şunları söyledi: "Suç yok, delil yok, buna rağmen deniyor ki masumiyetini ispat et. Böyle bir şey olabilir mi? Asrın iftirası casusluk. Asrın iftirası İBB davası. Bu iddianame nedir biliyor musunuz? Tam bir hukuk cinayetidir. İstanbul'da seçimi kazanmak, başta İstanbul olmak üzere ülkemiz siyasetinde söz sahibi olmak suç mudur? Casusluk. Gerçekten absürtlükte sınır tanımayan, utanç verici bu rezilliğe, bu suçlamaya karşı savunma yapmayacağım. Yargı eliyle her türlü baskıyı, hukuksuzluğu, düşman hukukunu yaşadım, yaşıyorum. Casusluktan Ekrem İmamoğlu'nu tutuklamak hukukla, akılla, vicdanla açıklanabilecek bir şey değil. Ekrem İmamoğlu'ndan, Necati Özkan'dan, Merdan Yanardağ'dan casus ve vatan haini çıkarmaya çalışıyorlar." "BURAYA YAZDIKLARI CASUSLUK VE VATAN HAİNLİĞİNİ AYNEN İADE EDİYORUM" "Siyaset biliminde hem Türkiye'de hem dünyada yer edinmiş Necati Özkan'ı ve herkesin saygı duyduğu gazeteci yazar Merdan Yanardağ'ı da bir kurgunun içine katarak vitrin bir dosya üretmek niye?" diyen İmamoğlu, "Ekrem İmamoğlu zaten imha edilecek. Necati Özkan'ın tutsaklığını uzatalım. Merdan Yanardağ'ın da kanalına çökelim ve susturalım. Benim basınla alakalı ilişkilerimi yöneten kişi, Merdan Yanardağ. Böyle bir şey olamaz yani. Burada bize casus ve vatan haini suçlaması yapan bir avuç muhteris ile karşı karşıyayız. Bunu yapan akla söylüyorum en tepeden içinde olan her birine, o buraya yazdıkları casusluk ve vatan hainliğini aynen iade ediyorum. İlerleyen yıllarda haklı çıkarsam şaşırmayın. Güya birkaç dakikalık bir ziyaret ve sonrasında beyefendinin anlattığına göre 3-5 çalışmanın raporu, WhatsApp'tan gönderilmiş rapor seçim sonucunun sahibiymiş gibi ve bir casusluk faaliyetiymiş gibi anlatılıyor ya" diye konuştu. "DEVLET SIRLARI KULLANARAK SEÇMEN İRADESİ YÖNLENDİRİLDİ DİYORLAR, HANGİ DEVLET SIRRI?" İmamoğlu savunmasında, "Ekrem İmamoğlu'na vatan haini, casus yaftası yapıştırmaya çalışıyorlar. Neden? Çünkü bazıları için hukuk artık adaletin değil makamın, terfinin ve kişisel kariyer hesabının aracı haline gelmiştir. Güya tanımadığım kişi gelmiş, işte 11 Haziran'dan 23 Haziran'a seçimi kazandırmış. Kendi de diyor 'böyle bir şey olur mu?' diyor zaten. Vatan haini sözünü, casusluk sözünü yazanlara bu sözleri iade ediyorum. Alnına yapıştırıyorum. ‘Devlet sırları kullanarak seçmen iradesi yönlendirildi' diyorlar. Hangi devlet sırrı? Nerede elde edilmiş? Yok. Hangi yöntemle alınmış? Yok. Hangi tarihte gerçekleşmiş? Yok. Hangi yabancı devlet lehine kullanılmış? O da yok. Ortada tek bir somut cevap, delil, beyan hiçbir şey yok" şeklinde konuştu. "YAHU SAVCILIK NE ANLAR CASUSLUKTAN?" İmamoğlu, "Bilirkişi raporu zaten bütün gerçekleri ortaya koymuş. Söz konusu anlamsız e-postaların, benim görevimden çok önce, 2009 yılına kadar uzanan veri ihlallerinden kaynaklanan eski sızıntılar olduğu ifade edilmektedir. Yani bu dosyada ortaya atılan teknik iddiaların tamamının mesnetsiz olduğu, kasıtlı yorumlarla oluşturulduğu ve gerçeği yansıtmadığı bizzat bilirkişi incelemesiyle ortaya konmuştur. Yahu savcılık ne anlar casusluktan? Bu ülkede devlet sırrı paramparça edilmişse, savcılık bu kadar şey yazmışsa, Ekrem İmamoğlu'nun ismi bu kadar zirveye çıkartılmış, casus, ajan diye yazılmışsa, MİT Başkanı size sesleniyorum niye konuşmuyorsunuz? Siyasal casusluk gibi son derece ağır ve teknik bir suçlamanın bu derece delilsiz ve kurguya dayalı bir metinle ortaya konulabilmesi gerçekten mümkün değildir. Çünkü bir bilginin devlet sırrı niteliği taşıyıp taşımadığının değerlendirilmesi teknik uzmanlık, kurumsal değerlendirme ve somut veri gerektirir. Ama ne yapmış savcılık? Hiçbir uzman kuruma başvurmadan, hiçbir somut tespit ortaya koymadan birtakım bilgilerin 2019 yılında devlet sırrı olduğu sonucuna kendi siyasi, kasıtlı, menfaat odaklı yorumuyla ulaşmıştır" şeklinde savunma yaptı. Mahkeme başkanının "İddianamede Hüseyin Gün'ün internet ortamına sızdırılmış verilerden analiz yaptırdığı, Necati Özkan aracılığıyla size bu verilerle ilgili tavsiyelerde bulunduğu iddia ediliyor. Böyle bir şey oldu mu, sizin bundan haberiniz var mıydı?" şeklindeki sorusuna İmamoğlu, "Benim Necati Bey'le olan ilişkim, yaklaşık 13 sene oldu. Biz, birlikte 4 seçim kazandık. Cumhurbaşkanlığı kampanyasında da beraber çalışıyorduk. Hüseyin Gün'ü ilk defa burada hücrede yatarken tutuklandığı itirafçılıkla benim hakkımda konuşturulduğunda duydum. Öyle bir diyaloğumuz olmadı" yanıtını verdi. Ekrem İmamoğlu'nun avukatının savunmasının ardından duruşma yarına ertelendi.

Başkan Bozbey’den gazetecilere "Yeşil" Müjde: Her basın emekçisi için bir fidan dikilecek Haber

Başkan Bozbey’den gazetecilere "Yeşil" Müjde: Her basın emekçisi için bir fidan dikilecek

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla basın emekçileriyle bir araya geldiği programda, “Sizlerin emeği sayesinde kentimizin ve ülkemizin yarınları daha aydınlık, daha adil ve daha güvenli olacak” dedi. Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’ndeki programa, Başkan Mustafa Bozbey’in yanı sıra CHP Bursa Milletvekilleri Hasan Öztürk, Büyükşehir Belediyesi yöneticileri, basın meslek kuruluşlarının yöneticileri, yerel ve ulusal medya temsilcileri katıldı. “BASIN, TEMİZ YÖNETİMİN VE TOPLUMSAL DENETİMİN GÜVENCESİDİR” Basın özgürlüğünün önemine vurgu yaparak konuşmasına başlayan Başkan Mustafa Bozbey, özgür, bağımsız ve güçlü bir basın olmadan şeffaf bir yönetimden ve güvenli bir toplumdan söz edilemeyeceğini söyledi. Basın kuruluşlarının; temiz yönetimin, toplumsal denetimin ve ortak aklın en önemli güvencelerinden olduğunun altını çizen Başkan Mustafa Bozbey, “Doğru, zamanında ve sorumlu biçimde yapılan her haber; toplumun sağlığına, güvenliğine ve huzuruna doğrudan katkı sunmaktadır. Ne yazık ki gazetecilik mesleği uzun süredir baskılarla, sansürlerle, erişim engelleriyle, tehditlerle ve cezalarla zayıflatılmaya çalışılmaktadır. Haber alma hakkının önüne konan engeller; tutuklu gazeteciler, kapatılan yayınlar ve dijital mecralara getirilen kısıtlamalar, kabul edemeyeceğimiz bir tabloyu karşımıza çıkarmaktadır. Zorluklara rağmen mesleğinizi sürdürmeye gayret ediyorsunuz. Hepinize bunun için teşekkür ediyorum” diye konuştu. “ÖZGÜR BASIN, DEMOKRASİMİZİN AYRILMAZ BİR PARÇASIDIR” Gazeteciliğin büyük bir sorumluluk gerektiren bir meslek olduğunu dile getiren Başkan Mustafa Bozbey, “Gerçekleri çarpıtmadan, algı yönetimine teslim olmadan, bilgiyi doğrulayarak yapılan habercilik, toplumun vicdanıdır. Yanlış bilgilerle yönlendirilen değil, hakikatle buluşan bir toplum hepimizin ortak hedefi olmalıdır. Kamu yararını önceleyen, insan onurunu gözeten ve gerçeği merkeze alan bir basın anlayışı; demokrasiyi güçlendirir, toplumsal güveni büyütür. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak özgür ve sorumlu basını demokrasimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Şeffaf yönetim anlayışımızla, bu sorumluluğu hep birlikte büyütmeyi değerli buluyoruz” dedi. “HER BİRİNİZ ADINA BİR FİDANI TOPRAKLA BULUŞTURACAĞIZ” Kamuoyunu bilgilendiren basın emekçileriyle bir arada olmaktan onur duyduğunu belirten Başkan Mustafa Bozbey, “Basın mensuplarının emeği sayesinde ülkemizin ve kentimizin yarınları daha aydınlık, daha adil ve daha güvenli olacaktır. Basının gücü ve özgürlüğü arttıkça, toplumun umudu da büyüyecektir. Önümüzdeki günlerde Yunuseli Ağaçlandırma Alanı’nda bir araya geleceğiz. Her basın mensubu adına bir fidanı toprakla buluşturacağız. ‘Yeniden Yeşil Bursa’ hedefimize hep birlikte kararlılıkla ilerleyeceğiz” ifadelerini kullandı. Konuşmasının sonunda Uğur Mumcu, Çetin Emeç, Abdi İpekçi, Metin Göktepe, Ahmet Taner Kışlalı olmak üzere tüm basın şehitlerini saygı ve rahmetle andığını ifade eden Başkan Mustafa Bozbey, “Merdan Yanardağ nezdinde, mesleğini onurla yaptığı için özgürlüğünden mahrum bırakılan tüm tutuklu gazetecileri de selamlıyorum. Hakikati savunmaktan vazgeçmeyen tüm basın emekçileriyle dayanışma duygularımızı paylaşıyoruz” şeklinde konuştu. CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk de gazeteciliğin en zor mesleklerden biri olduğunu belirtti. Basın özgürlüğünün sağlanması için hep birlikte mücadele edilmesi gerektiğini dile getiren Öztürk, tüm basın emekçilerinin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutladı. Bursa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nuri Kolaylı, basının demokrasinin vazgeçilmez unsurlarından biri olduğunu ifade etti. Özgür bir basın olmadan demokrasinin eksik kalacağını vurgulayan Kolaylı, basın emekçilerinin yanında yer alması ve programı düzenlemesi dolayısıyla Başkan Mustafa Bozbey’e teşekkür ederek basın mensuplarının 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutladı. Çağdaş Gazeteciler Derneği Bursa Şube Başkanı Tayfun Çavuşoğlu da 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü ifadesinin 1961 yılında gazetecilere ekonomik ve sosyal haklar kazandıran 212 Sayılı Yasa’nın kabul edildiği tarihten geldiğini hatırlatarak tüm basın emekçilerinin gününü kutladı. Konuşmaların ardından Başkan Bozbey ve basın mensupları, özel günün anısına pasta kesti. Basın mensupları da Başkan Bozbey’e mesleklerine verdiği değer ve düzenlediği programdan dolayı teşekkür etti.

ÇGD Bursa Şubesi’nden açıklama: "TELE1'e kayyım atanması, özgür basını susturma girişimidir!" Haber

ÇGD Bursa Şubesi’nden açıklama: "TELE1'e kayyım atanması, özgür basını susturma girişimidir!"

Gazeteci Merdan Yanardağ’ın gözaltına alınmasının ardından TELE1 kanalına kayyım atanması kararı, basın meslek örgütleri tarafından "demokrasi siciline düşen kara bir leke" olarak nitelendirildi. Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Bursa Şube Başkanı Tayfun Çavuşoğlu yaptığı açıklamada, kararın hukuki olmaktan uzak, siyasi bir susturma hamlesi olduğunu vurguladı. Casusluk bahane, hedef muhalif sesler ÇGD Bursa Yönetim Kurulu ve Danışma Kurulu üyeleri ve gazeteci meslektaşlar ve şube eski başkanı Yüksel Baysal’ın katılımıyla dernek merkezinde düzenlenen toplantıya CHP Yıldırım İlçe Başkanı Av. Ahmet Keskin ve Nilbel AŞ Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Mart da konuk olarak katıldı. Toplantıda konuşan Şube Başkanı Tayfun Çavuşoğlu, basın özgürlüğüne yönelik baskıların kabul edilemez bir aşamaya ulaştığını belirterek, kararın gerekçesine işaret etti: "İstanbul'da başlatılan ve hukuki dayanağı tartışmalı olan bir 'casusluk' soruşturması bahane edilerek Merdan Yanardağ’ın gözaltına alınmasının hemen ardından, çalıştığı TELE1 kanalına kayyım atama kararı, ülkemizin demokrasi siciline düşen kara bir lekedir. Bu karar, keyfiliğin en açık göstergesidir. İktidarın hoşuna gitmeyen muhalif bir sesi tamamen susturma ve yok etme girişimi olarak tarihe geçecektir." Karar bir "çökme" girişimidir ÇGD Bursa Şube Başkanı, kayyım uygulamasını hukuki bir tedbir olarak görmediklerini, bunun bir zorla el koyma olduğunu ifade etti: "TELE1’e el konulmasını bir 'hukuksuzluk' değil, bir 'çökme' olarak değerlendiriyoruz. Siyasal iktidar, hukuk dışı ve gazeteciliğe düşman politikalarıyla özgür basını susturmaya çalışmaktadır. Ancak baskılar ne kadar ağırlaşırsa ağırlaşsın, biz gerçek gazeteciler olarak kalemimize, sesimize ve mesleğimize sahip çıkma kararlılığımızı sürdüreceğiz." Kayyım kararının sadece bir kuruma değil, "tüm özgür basına ve toplumun bilgi alma hakkına yapılmış bir saldırı" olduğunu vurguladı. Anayasal haklar ayaklar altına alınıyor Çavuşoğlu, kayyım atamasının anayasal temel hakları ihlal ettiğine dikkat çekerek, bu tür uygulamaların risklerini dile getirdi: "TELE1’e hukuksuz ve haksız gerekçelerle kayyım atanması, Anayasal güvence altındaki pek çok temel hakkı ayaklar altına almaktadır. Bu uygulamalarla örgütlenme, basın, mülkiyet özgürlüğü gibi Anayasa’nın temel maddeleri çiğnenmektedir. Casusluk gibi ağır bir suçlama üzerinden bir medya kuruluşunun yönetimine el konulması, yargının siyasi iktidarın sopası olarak kullanıldığı şüphesini kuvvetlendirmektedir." Orantısız tedbir ve yayın diktası Açıklamada, uygulanan tedbirin orantısızlığı ve anında yayın politikasına müdahale edilmesi de sert bir dille eleştirildi: "Suçlamanın ciddiyeti ile uygulanan 'kayyım atama ve YouTube kanalını kapatma' tedbirinin orantısızlığı, kararın siyasi motivasyonunu açıkça göstermektedir. Kayyım atanması, bir kanalın sadece yönetimini değiştirmek değil, yayın politikasını anında ve zorla dönüştürmek anlamına gelmektedir. Daha kayyım atamasının hemen ardından kanalın yayınına müdahale edilmesi, ana haber bülteninin yarıda kesilmesi ve banttan siyasi içerikli programların yayınlanması, kararın ardındaki gerçek niyetin özgür medyayı dizayn etmek olduğunu kanıtlamıştır." Çavuşoğlu, halkın bilgi alma hakkının teminatı olan bir yayın organının bu şekilde susturulmasının, Anayasal güvence altındaki basın özgürlüğünü fiilen ortadan kaldırdığını belirtti. Dayanışma çağrısı ve talepler ÇGD Şube Başkanı Çavuşoğlu, bu tür uygulamaların geçmişte pek çok meslektaşın işsiz ve örgütsüz kalmasına, medyanın tek tipleşmesine yol açtığını hatırlattı. Türkiye’de demokrasinin ve barış umutlarının yeşerdiği bir dönemde, bu tür antidemokratik uygulamaların umutları baltaladığını dile getirdi. Çavuşoğlu sözlerini şu taleplerle sonlandırdı: "Bu kayyım kararı, derhal geri çekilmeli; TELE1'in yayın özgürlüğü iade edilmelidir. Bizler, Merdan Yanardağ’ın, TELE1’in ve tüm gerçek gazetecilerin yanındayız. Bu hukuksuz kararın derhal geri çekilmesi, basın özgürlüğünün önündeki tüm engellerin kaldırılması ve Anayasa’nın temel hak ve özgürlükleri güvence altına alan hükümlerine dönülmesi için dayanışma içerisinde ve kararlılıkla mücadele etmeye devam edeceğiz."

CHP’li Bülbül: “TELE1’e kayyum atanması, basın özgürlüğünün infazıdır!” Haber

CHP’li Bülbül: “TELE1’e kayyum atanması, basın özgürlüğünün infazıdır!”

“GAZETECİLER CASUS, HABER SUÇ, TELEVİZYONLAR TEHDİT SAYILIYOR” Av. Süleyman Bülbül, yaşanan olayın yalnızca bir kanalın değil, halkın haber alma hakkının da hedef alındığını belirtti: “Gazeteciler ‘casus’, televizyonlar ‘tehdit’, haber ‘suç’ sayılır hale geldi. Bu tablo, açıkça bir muhalefetsizleştirme sürecidir. İktidar, basını susturarak toplumu tek sesli hale getirmek istiyor. Çünkü biliyorlar ki; gerçeği duyuran her mikrofon, iktidarın korkusudur.” “DEMOKRASİYİ TASFİYE EDİYORLAR” CHP’li Bülbül, iktidarın sistematik biçimde muhalif sesleri hedef aldığını vurguladı: “Siyasetçiler konuşmasın, gazeteciler yazmasın, hukukçular savunma yapamasın diye demokrasi adım adım tasfiye ediliyor. TELE1’e kayyum atanması, bu planın en açık göstergesidir. Amaç, gerçeği susturmak, toplumu korkutmak ve gelecek seçimleri tek sesli bir düzenin gölgesinde yapmaktır.” “CASUSLUK İDDİASI TAM BİR DELİ SAÇMASIDIR” Merdan Yanardağ’a yönelik iddiaları “hukuksuz ve siyasi” olarak nitelendiren Bülbül, “Casusluk gibi deli saçması bir iddia üzerinden Merdan Yanardağ’ı suçlayıp TELE1’e kayyum atamak tam da bu iktidarın yapacağı iştir. Çünkü onların yönetim anlayışında hakikat, en büyük suçtur.” dedi. “HALKIN İRADESİ KARANLIĞI YARACAK” CHP’li Bülbül, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Basını susturarak, hukuku araçsallaştırarak seçim kazanamazsınız. Ne yaparsanız yapın, ilk sandıkta gideceksiniz. Çünkü halk, sansüre değil özgürlüğe inanıyor. AKP iktidarında artık yalnızca korkunun ve otoritenin sesi var. Ama bilin ki; kayyumla, baskıyla, sansürle halkın vicdanını susturamayacaksınız.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.