SON DAKİKA
Hava Durumu

#Mhp

Söz Bursa - Mhp haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mhp haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Osmangazi MHP’de bayrak değişimi: Yeni ilçe başkanı Burulday Haber

Osmangazi MHP’de bayrak değişimi: Yeni ilçe başkanı Burulday

Milliyetçi Hareket Partisi Osmangazi İlçe Başkanlığı 15. Olağan Kongresi, Merinos Kültür Merkezi’nde yoğun katılımla gerçekleştirildi. Tek adayla gidilen kongrede Kerim Gürsel Çelebi, ilçe başkanlığı görevini Serdar Burulday’a devretti. Kongrede konuşan MHP Genel Sekreteri ve Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman, “Terörsüz Türkiye” hedefinin milli birlik ve beraberliğin güçlendirilmesi açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. MHP Osmangazi İlçe Başkanlığı 15. Olağan Kongresi, partililerin ve davetlilerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. MHP Genel Sekreteri ve Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın Divan Başkanlığını yaptığı kongreye; MHP MYK Üyesi ve Bursa Milletvekili Fevzi Zırhlıoğlu, MHP Bursa İl Başkanı Muhammet Tekin, Kestel Belediye Başkanı Ferhat Erol, AK Parti Osmangazi İlçe Başkanı Adnan Kurtuluş, AK Parti Bursa İl Başkan Yardımcısı ve Erzurum Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Bünyamin Savaş Albayrak ile ilçe teşkilatları, sivil toplum kuruluşları ve sendikaların temsilcileri, muhtarlar, delegeler ve çok sayıda partili katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından başlayan kongrede MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin mesajı okundu. Faaliyet ve mali raporların kabul edilmesinin ardından siyasi konuşmalara geçildi. Tek listeyle gerçekleştirilen seçim sonucunda Serdar Burulday, MHP Osmangazi İlçe Başkanlığı görevine seçildi. “AMACIMIZ TÜRKİYE YÜZYILI’NDA TERÖRÜN SIFIRLANMASI” Kongrede konuşan MHP Genel Sekreteri ve Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman, Milliyetçi Hareket Partisi’nin siyaset anlayışının merkezinde ülkenin ve milletin geleceğinin bulunduğunu belirterek, Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin “Önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben” anlayışına vurgu yaptı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben” anlayışına dikkat çeken Büyükataman, “Biz ‘Türkiye varsa biz varız’ anlayışı içerisinde bu mücadeleyi veren bir hareketin mensubuyuz. Anlık küçük hesaplar içerisinde hiç olmadık, bundan sonra da olmayacağız” ifadelerini kullandı. Konuşmasında “Terörsüz Türkiye” hedefine geniş yer ayıran Büyükataman, hedeflerinin terörün tamamen sona erdirilmesi ve milli birliğin daha da güçlendirilmesi olduğunu belirtti. Büyükataman, “Amacımız; terör örgütü PKK’nın bütün unsurları ile kayıtsız şartsız silah bırakması, Türk ve Türkiye Yüzyılı’nda terörün sıfırlanması, milli birliğimizin pekiştirilmesidir. Hedefimiz iç cephemizi tahkim etmek, toplumsal mutabakatımızı sağlamak ve yeni yüzyılda ayakları daha sağlam basan güçlü Türkiye’nin inşasıdır. Bu hedefimizden asla geri dönüşümüz yoktur.Cumhur İttifakı olarak terörü Türkiye’den ve bölgeden temizleme konusunda kararlıyız.” dedi. Teşkilat mensuplarına birlik çağrısında da bulunan Büyükataman, “Yenilenen, güçlenen teşkilatlarımızla Bursa’da bayrağı en üst noktalara taşıyabilmek için el ele, omuz omuza, gönül gönüle yine birlikte mücadele vereceğiz. Çalmadık kapı, sıkmadık el bırakmaksızın çalışacağız” diye konuştu. “GÜÇLÜ TEŞKİLAT, GÜÇLÜ TÜRKİYE DEMEKTİR” MHP MYK Üyesi ve Bursa Milletvekili Fevzi Zırhlıoğlu da “Terörsüz Türkiye” hedefinin, Türk ve Türkiye Yüzyılı idealinin hayata geçirilmesinin temel taşlarından biri olduğunu söyledi. Türkiye’nin terörden tamamen arınmasının ülkenin ekonomik, siyasi, diplomatik ve askeri gücünü daha da artıracağını ifade eden Zırhlıoğlu, hedeflere ulaşmanın güçlü teşkilatlardan geçtiğini belirterek “Güçlü teşkilat, güçlü Milliyetçi Hareket Partisi demektir. Güçlü Milliyetçi Hareket Partisi, muktedir ve lider Türkiye demektir. Siyasetteki varlığımızın yegâne gayesi devleti ebed-müddet kılmak ve milleti muzaffer eylemektir” ifadelerini kullandı. “YENİ BİR DÜNYA DÜZENİ KURULUYOR” MHP Bursa İl Başkanı Muhammet Tekin yaptığı konuşmada, dünyada yeni bir siyasi düzenin şekillendiğine dikkat çekerek, “Türkiye Cumhuriyeti’nin kesinlikle bir aklıselimi var, bir devlet aklı var. Tarih boyunca bu topraklar, zor dönemlerde dahi sağduyusunu kaybetmemiş, devlet geleneğini ve millet iradesini birlikte yaşatmayı başarmıştır. Bugün de aynı bilinç ve kararlılıkla hareket edilmesi gerektiğine inanıyoruz” ifadelerini kullandı. “Terörsüz Türkiye” hedefinin yaşanan küresel ve bölgesel gelişmeler çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Tekin, birlik ve beraberlik çağrısında bulunarak, “Eksikler olabilir, kırmayalım. Hatalar olabilir. Her şeyden önce mübarek bir dava var. Bu gazi topraklarda 2 bin yıllık Türk devlet felsefesi yaşamakta. Bunu yarınlara taşımak, yeni bir Türk-İslam medeniyetinin inkişafını sağlamak bu kadroların eseri olmalıdır” dedi. “GÖREVLER GEÇİCİ, GÖNÜLLERDE İZ BIRAKMAK ÖNEMLİ” Görevini devreden Kerim Gürsel Çelebi, sorumluluk süresi boyunca sahadan hiç kopmadıklarını vurgulayarak, “Her gün seçim varmış gibi bir anlayışla arkadaşlarımızla kapı kapı dolaştık; ev ev, hane hane gezerek sıkılmadık el, girilmedik sokak bırakmadan yoğun bir çalışma yürüttük. Mevki ve makamlar geçicidir. Ancak asıl olan, gönüllerde kalıcı bir iz bırakabilmektir. Var olduğum sürece, nefes aldığım müddetçe bu şerefli davanın gölgesinde yürümekten onur duyacağım” ifadelerini kullandı. “KAPIMIZ DA GÖNLÜMÜZ DE SONUNA KADAR AÇIK” MHP Osmangazi İlçe Başkanlığı görevini devralan Serdar Burulday ise, “Teşkilatımızda küskünlüklere, kırgınlıklara ve ayrışmalara asla yer vermeyeceğiz. Her ülküdaşımızın fikrine, emeğine ve alın terine değer veren ortak aklı esas alan bir yönetim anlayışıyla hareket edeceğiz. Kapımız da gönlümüz de sonuna kadar açık. Kapısını çalmadığımız, elini sıkmadığımız, derdini dinlemediğimiz tek bir hemşehrimiz kalmayıncaya kadar durmadan, yorulmadan çalışacağız” diye konuştu. Konuşmaların ardından gerçekleştirilen seçimde Serdar Burulday ve yeni yönetimi göreve seçilirken, kongre birlik ve beraberlik mesajlarıyla tamamlandı. MHP Osmangazi İlçe Başkanı Serdar Burulday’ın yönetimi şu isimlerden oluştu: Yönetim Kurulu Asil Üyeleri: Ahmet Günhan, Ahmet Aras, Ahmet Palaoğlu, Duru Kevser Özdemir, Emrah Kurulay, Erkan Şentürk, Fatih Aktaş, Fatih Düzenli, Ferah Şardağ, Fırat Bayrak, Ruhi Gökberk Sinanoğlu, İbrahim Yetim, İsmail Bursalı, Mehmet Saraç, Mevlüt Soner Yazıcı, Murat Medik, Mustafa Aslan, Mustafa Tuncer, Mutlu Melemez, Nurgül Yertses, Oğuzhan Yıldırım, Orhan Ay, Sefa Yılmaz, Selim Aktaş, Ahmet Erten, Yusuf Ürküt. Yönetim Kurulu Yedek Üyeleri: Salih Aktaş, Cahit Destan, Semih Korkmaz, Mustafa Oğuz Şimşek, Ömür Kolay, Turgay Öz, Furkan Mercan, Metin Taner, Yahya Yalçın, Cemil Yurtlu, Emir Ahmet Alparslan, Cemil Altıntaş, Ali Aybey, Barış Civelek, Uğur Cömert, Muammer Gürbüz, Ömer Faruk Çelebi, Mehmet Demirci, Birol Dirhemsiz, Mehtap Ergün, Ahmet Kanoğlu, Emin Uysal, Emine Kara, İbrahim Kurtul, Recep Tüfekçi, Hakan Uğur.

MHP’li Feti Yıldız'dan anayasa çıkışı: "Yolsuzluk yapan parti kapatılsın" Haber

MHP’li Feti Yıldız'dan anayasa çıkışı: "Yolsuzluk yapan parti kapatılsın"

MHP’Lİ FETİ YILDIZ’DAN SİYASETTE DENGELERİ DEĞİŞTİRECEK ÖNERİ: "YOLSUZLUĞUN ODAĞI OLAN PARTİ KAPATILSIN" MHP Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, sosyal medya hesabı üzerinden Anayasa’daki siyasi parti kapatma gerekçelerine ilişkin önemli bir hukuki ve siyasi öneride bulundu. Anayasa’nın 68 ve 69. maddelerinde siyasi partilerin temelli kapatılması hallerinin açıkça düzenlendiğini belirten Yıldız, mevcut mevzuata yeni ve sert bir kriterin eklenmesi gerektiğini ifade etti. "RÜŞVET VE YOLSUZLUK KAPATMA NEDENİ OLMALI" Sosyal medya hesabından açıklama yapan MHP’li Yıldız, mevcut kapatma nedenlerini sıraladıktan sonra şu dikkat çeken öneriyi sundu: "Türkiye'de siyasi partilerin temelli kapatılması nedenleri Anayasa'nın 68. ve 69. maddelerinde düzenlenmiştir. Siyasi parti kapatma nedenlerine ‘rüşvet ve yolsuzlukların odağı olmak’ da eklenmelidir." MEVCUT KAPATMA NEDENLERİNİ HATIRLATTI Feti Yıldız, paylaşımında Anayasa’ya göre bir siyasi partinin temelli kapatılmasına yol açan mevcut hukuki gerekçeleri de maddeler halinde sıraladı: Tüzük ve Program Aykırılığı: Tüzük ve programların Anayasa'nın 68. maddesindeki esaslara aykırı olması. Eylemlerin Odağı Olma: Parti üyelerinin Anayasa'ya aykırı eylemler işlemesi ve bunların odak haline gelmesi. Devletin Bütünlüğü: Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, laik ve demokratik Cumhuriyet ilkelerine aykırı hareket edilmesi. Suç İşleme ve Şiddet: Suç işlemeyi teşvik etmek veya şiddeti savunmak. Yabancı Yardımı: Kanuna aykırı olarak yabancı devlet veya kurumlardan maddi yardım almak. MHP’li Yıldız’ın Anayasa değişikliği gerektiren bu teklifi, son dönemde yaşanan siyasi ve hukuki tartışmalar bağlamında başkent kulislerinde geniş yankı uyandırdı. Türkiye'de siyasi partilerin temelli kapatılması nedenleri Anayasa'nın 68. ve 69. maddelerinde düzenlenmiştir. Siyasi Parti Kapatma nedenlerine “ rüşvet ve yolsuzlukların odağı olmak” da eklenmelidir.Mevcut Kapatma Nedenleri;Tüzük ve Program Aykırılığı: Siyasi partilerin…— Feti Yıldız (@YildizFeti) July 30, 2026

Bursa Lokantacılar Odası sektörün sorunlarını Ankara'ya taşıdı Haber

Bursa Lokantacılar Odası sektörün sorunlarını Ankara'ya taşıdı

Yeme içme sektöründe artan maliyetler, nitelikli personel eksikliği, yüksek vergi yükü ve azalan kârlılık işletmeleri her geçen gün daha fazla zorlamaya devam ediyor. Sektörün içinde bulunduğu bu zorlu süreci hafifletmek amacıyla harekete geçen Bursa Lokantacılar Odası Başkanı Mehmet Yasak, esnafın sorunlarını ve taleplerini Ankara gündemine taşıdı. Başkan Yasak, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Sekreteri ve Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman'ı MHP Genel Merkezi'nde ziyaret etti. Gerçekleşen kritik görüşmede; Bursa'da faaliyet gösteren lokanta, restoran, kebapçı ve esnaf lokantalarının ortak talepleri, ekonomik ve yapısal beklentileri detaylı bir dosya halinde sunuldu. SEKTÖR TARİHİNİN EN ZORLU DÖNEMLERİNDEN BİRİNİ YAŞIYOR Türkiye genelinde yüz binlerce kişiye istihdam sağlayan yeme içme sektörü, son yıllarda art arda yaşanan maliyet artışları nedeniyle ciddi bir ekonomik baskı altında faaliyetlerini sürdürüyor. Sektör temsilcileri; gıda hammaddelerindeki sürekli fiyat artışları, elektrik, doğal gaz ve su gibi enerji giderlerinin yükselmesi, katlanan kira maliyetleri, personel ücretleri ile SGK prim yükü nedeniyle birçok işletmenin kârlılığını tamamen kaybettiğine dikkat çekiyor. Bursa Lokantacılar Odası'nın Ankara temaslarında da bu başlıklar öncelikli gündem maddesi olarak masaya yatırıldı. NİTELİKLİ PERSONEL SORUNU HİZMET KALİTESİNİ VURUYOR Sektörün geleceğini tehdit eden en büyük problemlerden biri olan nitelikli personel eksikliği de görüşmenin ana başlıkları arasında yer aldı. İşletmelerin özellikle aşçı, yardımcı aşçı, servis personeli ve mutfak çalışanı bulmakta büyük zorluk yaşadığı belirtildi. Deneyimli çalışanların ekonomik gerekçelerle farklı sektörlere yönelmesinin hizmet kalitesini olumsuz etkilediğini ifade eden sektör temsilcileri, mesleki eğitimin güçlendirilmesi ve gençlerin bu sektöre yönlendirilmesi için acil adımlar atılması gerektiğini vurguladı. FİYAT POLİTİKALARINDA DENGE KURULAMIYOR Maliyetlerdeki durdurulamayan artışların menülere yansıtılmak zorunda kalındığını belirten lokanta işletmecileri, vatandaşın alım gücündeki düşüş nedeniyle fiyat artışlarının müşteri kaybına yol açtığını ifade ediyor. Bir yandan yükselen giderlerle mücadele eden, diğer yandan müşteri kaybetmemek adına fiyat politikasında hassas bir denge kurmaya çalışan esnaf, özellikle küçük ve orta ölçekli aile işletmelerinin kepenk kapatma noktasına geldiğini belirtiyor. ESNAFA ÖZEL DESTEK PAKETLERİ ŞART Görüşmede küçük esnafın sürdürülebilirliğinin hem istihdam hem de şehir ekonomisi açısından stratejik öneme sahip olduğu aktarıldı. Bu kapsamda; vergi yükünün hafifletilmesi, esnaf desteklerinin artırılması, finansmana erişimin kolaylaştırılarak düşük faizli kredi imkanlarının genişletilmesi, enerji maliyetlerine yönelik özel destek paketleri ve küçük işletmelerin rekabet gücünü artıracak teşviklerin devreye alınması talep edildi. "BURSA'NIN GASTRONOMİ POTANSİYELİ KORUNMALI" Türkiye'nin ve dünyanın en önemli gastronomi şehirlerinden biri olan Bursa'da faaliyet gösteren işletmelerin yalnızca ticari birer müessese olmadığını hatırlatan oda yönetimi, bu mekanların aynı zamanda kentin kültürel mirasının bir parçası olduğunu vurguladı. İskender kebabı başta olmak üzere köklü Bursa mutfağının tanıtımında başrol oynayan işletmelerin ayakta kalmasının, kent turizminin geleceği açısından hayati önem taşıdığı ifade edildi. MEHMET YASAK: "ÜYELERİMİZİN TALEPLERİNİ DOĞRUDAN İLETTİK" Ziyaretin ardından açıklamalarda bulunan Bursa Lokantacılar Odası Başkanı Mehmet Yasak, üyelerden gelen sesleri Ankara'da en yetkili isimlere ulaştırmanın memnuniyetini yaşadıklarını dile getirdi. Yasak, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Milliyetçi Hareket Partisi Genel Sekreteri ve Bursa Milletvekilimiz Sayın İsmet Büyükataman'ı Genel Merkez'de ziyaret ettik. Ziyaretimizde Bursa Lokantacılar Odası üyelerimizin yaşadığı sorunları, genel talep ve beklentilerini kendilerine doğrudan iletme fırsatı bulduk. Nazik kabulleri, yakın ilgileri ve misafirperverlikleri için Sayın Vekilimize esnafımız adına teşekkür ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum." Sektör temsilcileri, gerçekleştirilen bu Ankara temaslarının yeme içme sektörünün kronikleşen sorunlarının çözümüne yasal ve yapısal düzeyde katkı sağlamasını bekliyor.

Bahçeli adını koydu: Zengezur değil "Turan Koridoru"! Haber

Bahçeli adını koydu: Zengezur değil "Turan Koridoru"!

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Zengezur Koridoru'nun Türk dünyası için stratejik önem taşıdığını belirterek, "Zengezur, Nahçıvan'ın Azerbaycan'la vuslatı olacaktır. Bu, 'iki devlet, tek millet' şuurunun Türk dünyasının tamamına yayılan stratejik bir iklime kavuşmasıdır. Zengezur dedik ama artık adını doğru koyalım: Bu hat, 'Turan Koridoru'dur" dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada Orta Doğu'dan Güney Kafkasya'ya uzanan gelişmeleri değerlendirdi. İsrail'in Gazze ve Lübnan'daki politikalarını sert sözlerle eleştiren Bahçeli, Birleşmiş Milletler ve uluslararası kuruluşların, yaşanan insanlık dramı karşısında yetersiz kaldığını savundu. MHP Genel Başkanı Bahçeli, Gazze, Lübnan, Hürmüz Boğazı, Doğu Akdeniz ve Güney Kafkasya'da yaşanan gelişmelerin birbirinden bağımsız değerlendirilmemesi gerektiğini ifade ederek, "Bugün yaşananları sadece günlük haber akışı olarak görmek, hakikatin kabuğunda oyalanmak olur" dedi. İsrail'in 7 Ekim sonrasında izlediği politikaların savaş hukukunun sınırlarını aştığını savunan Bahçeli, "İsrail; günahsız sivilleri hedef alan, şehirleri harabeye çeviren; hastaneleri, okulları, ibadethaneleri, yardım noktalarını dahi savaş meydanına çeviren bir ölüm ve intikam makinesi siyasetine dönüşmüştür" ifadelerini kullandı. Netanyahu yönetimini eleştiren Bahçeli, "Bugün karşımızda bulunan, bölgenin huzur damarlarına musallat olmuş kan delisi bir kriz makinesi olan İsrail; ateşkesi ihlal ederek Lübnan'a saldırmakta, ABD-İran mutabakatının dahi karşısında durmakta, Doğu Akdeniz'de istikrarsızlık merkezi olmaya devam etmektedir. Netanyahu yönetimi, bölgenin huzuruna kasteden bir kriz üretim mekanizmasıdır. Gazze'de çocukların cansız bedenleri toprağa verilirken, Filistinli esirlerin onuru çiğnenirken, Batı Şeria'da toprak gaspı sürerken, Lübnan'da tarihi ve kültürel doku bombaların gölgesinde yerle bir olurken Türkiye'ye ahlak dersi vermeye kalkmak, Cumhurbaşkanımıza parmak sallamak; akıl karargahlarının teslim bayrağını çekmesidir. Mazlumun ahıyla abad olunmayacağını hala idrak edemeyen bir zihniyetin mesnetsiz ithamları, hadsiz isnatları bizim için yok hükmündedir. Bebek kanında ikbal arayanların azgınlaşan gaddarlıkları tüm dünyanın gözleri önündeyken uğursuz sayıklamalara kulak asacak değiliz. Bu zavallı söylemlere aynı çukurdan cevap verecek değiliz" diye konuştu. "BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ÜÇ MAYMUNU OYNUYOR" Birleşmiş Milletler'in Gazze'de yaşananlar karşısında etkisiz kaldığını savunan Bahçeli, şu ifadeleri kullandı: "Gazze'de insanlık inim inim inlerken, bölgemizde acı ve katliam kol gezerken Birleşmiş Milletler, üç maymunu oynamaktadır. Lahey'de ise başka bir ibret vesikası önümüzdedir. Uluslararası Ceza Mahkemesi, Netanyahu hakkında savaş suçu ve insanlığa karşı suç isnatlarıyla yakalama kararı çıkarmıştır. Fakat asıl mesele tam da burada başlamaktadır. Çünkü Lahey karar vermekte, fakat bu kararın icrası yine devletlerin siyasi cesaretine, hukuka riayetlerine ve ahlaki omurgasına bırakılmaktadır. New York'ta veto kalkanı açanlar, Lahey'de işlevsiz söylemlerle vitrinleri süslemekte, icraat vakti gelince dut yemiş bülbül misali köşelerine çekilmektedir. İsrail yönetiminin hesap vermesi ihtimali ufukta belirince, Netanyahu'nun etrafına bir dokunulmazlık zırhı örülmek istenmektedir. Buradan sormak mecburiyetindeyiz: Güvenlik Konseyi'nde korunan, Lahey'de kollanan, başkentlerde siyasi himayeyle gezdirilen bu imtiyaz kimin hukukudur? Türk dünyası da işte bu büyük arayışın içinde her geçen gün daha belirgin, daha etkili ve daha itibarlı bir konuma yükselmektedir. Orta Asya'dan Anadolu'ya uzanan bu hat; soydaşlarımızın duasına vesile olan, Müslüman kardeşlerimizin sızısına merhem arayan, mazlum milletlerin hakkını ve haysiyetini küresel zemine taşıyan yeni yüzyılın stratejik damarlarından biridir. Buradan İslam İşbirliği Teşkilatına da seslenmek gerekir. Bu teşkilat, Kudüs hasretimizin, Mescid-i Aksa hassasiyetimizin, Müslüman kardeşlerimize olan ortak sorumluluğumuzun sonucu olarak doğmuştur. Bu teşkilatın kuruluş harcında Kudüs varsa, varoluş gerekçesinde Filistin varsa; bugün Gazze yanarken, Batı Şeria kuşatılırken, İslam İşbirliği Teşkilatı'nın kınama cümleleriyle yetinmesi izah edilemez. Buradan soruyoruz: Neredesiniz? Kudüs için kurulan irade nerededir? Gazze için gösterilmesi gereken müşterek duruş hangi engele takılmıştır? Mescid-i Aksa'nın incinen hürmetine karşı alınan kararlar hangi somut neticeye ulaşmıştır?" ABD-İRAN MUTABAKATINA DESTEK ABD ile İran arasında sağlanan mutabakatı memnuniyetle karşıladıklarını belirten Bahçeli, anlaşmanın bölgesel istikrara katkı sunmasını temenni etti. Bahçeli, "ABD ile İran arasında sağlanan mutabakatı sevindirici bulmakla birlikte dikkatle takip ediyoruz. İsviçre'de atılacağı açıklanan imzaların, bölgemizde sulh-u sükunun hâkim kılınması, Hürmüz hattında seyrüsefer emniyetinin yeniden tesisi ve Orta Doğu'da ateşi büyüten oyunların boşa çıkarılması adına önemli bir dönüm noktası olmasını temenni ediyoruz. Söz konusu bu gelişme memnuniyet vericidir. Ancak memnuniyetimiz bizi rehavete sürükleyecek değildir. Diplomasi kapısının aralanması, tedbir kapısının kapanması anlamına gelmeyecektir. İmzaların atılacağı güne kadar gerilimi tırmandıracak söylemlerden, tahrik edici hamlelerden, sahada yeni oldubittiler üretmeye dönük hain kumpaslardan ve olası sabotaj girişimlerinden hassasiyetle kaçınılmalıdır" ifadelerini kullandı. Hürmüz Boğazı'nın stratejik önemine işaret eden Bahçeli, "Hürmüz; enerji arzının, küresel ticaretin, deniz güvenliğinin, gıda fiyatlarının ve bölgesel istikrarın nabzının attığı stratejik bir geçittir. Bu hattaki gerilim, yalnızca Körfez'i değil; Asya'dan Avrupa'ya, Afrika'dan Akdeniz'e kadar geniş bir coğrafyayı ekonomik ve siyasi türbülansın içine sürüklemiştir. Bu nedenle ABD-İran mutabakatının kâğıt üzerinde kalmaması, sahada karşılık bulması, Hürmüz'de geçiş güvenliğinin teminat altına alınması, nükleer programa ilişkin tartışmaların uluslararası hukuk ve denetim mekanizmaları zemininde yürütülmesi gerekmektedir. Önemle belirtmek isterim ki Pakistan'ın müzakere kapısını aralayan arabuluculuk gayreti, Başta Türkiye olmak üzere Katar ve Suudi Arabistan'ın diplomatik destek ve temasları bize bir kez daha göstermiştir ki; İslam ülkeleri ortak akıl ve sorumluluk istikametinde hareket ettiğinde kan ve kaos senaryoları boşa düşmektedir" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın süreçte yürüttüğü diplomatik girişimlere de teşekkür eden Bahçeli, Türkiye'nin bölgesel istikrara katkı sunan bir rol üstlendiğini söyledi. Güney Kafkasya'daki gelişmelerin Türkiye açısından stratejik öneme sahip olduğunu vurgulayan Bahçeli, Karabağ Zaferi'nin ardından oluşan yeni jeopolitik tabloya dikkat çekti. Bahçeli, "2020 sonbaharında, hakikat yerini bulmuş, Türk'ün çelikten bileği Karabağ'da tarih yazmıştır. Karabağ'da çiğnenen hukuk, Türk askerinin demir yumruğuyla doğrultuldu. Bu noktada Türk dünyasının batı ile doğu arasındaki stratejik irtibatı olan Zengezur hattı üzerinde ayrıca ve dikkatle durmak gerekir" dedi. "ZENGEZUR DEDİK AMA ARTIK ADINI DOĞRU KOYALIM: BU HAT, TURAN KORİDORU'DUR" Zengezur Koridoru'nun Türk dünyasını birbirine bağlayacak tarihi bir güzergah olduğunu belirten Bahçeli, şunları kaydetti: "Zengezur; Nahçıvan'ın ana vatan Azerbaycan'la bağını güçlendirecek, Türkiye'yi kardeş ülke Azerbaycan üzerinden Hazar'a, Hazar'ın ötesinden Türkistan'a ulaştıracak tarihi geçittir. Zengezur, Nahçıvan'ın Azerbaycan'la vuslatı olacaktır. Bu,'iki devlet, tek millet' şuurunun Türk dünyasının tamamına yayılan stratejik bir iklime kavuşmasıdır. Zengezur dedik ama artık adını doğru koyalım: Bu hat, Turan Koridoru'dur. Turan Koridoru; Kars'tan Türkistan bozkırlarına uzanan tarihi ve kültürel istikbal kapısıdır. Bu kapı açıldığında asırlar boyunca gönüllerde saklanan kavuşma ülküsü ete kemiğe bürünecek; Anadolu ile Türkistan arasına örülmek istenen setler dağılacak; Turan ufku daha berrak, daha yakın, daha kudretli hale gelecektir. Küresel ticaret yollarının yeniden şekillendiği, kuzey hattının savaş ve yaptırımlarla hassaslaştığı, güney deniz yollarının Hürmüz'den Kızıldeniz'e kadar krizlerin tutsaklığı altına girdiği bir dönemde Turan Koridoru'nun açılması bölgemiz ve Türkiye için stratejik bir fırsattır." Koridorun ekonomik ve jeopolitik önemine vurgu yapan Bahçeli, "Ankara'dan Türkistan'a uzanan iktisadi ve jeopolitik bir sıçrama olacaktır. Turan Koridoru, Türk ve Türkiye Yüzyılı'nın stratejik anahtarıdır" ifadelerini kullandı. "TURAN KORİDORU YALNIZCA AZERBAYCAN'IN VE TÜRKİYE'NİN DEĞİL, ERMENİSTAN'IN DA EKONOMİK YALNIZLIKTAN ÇIKIŞ KAPISI OLABİLİR" Ermenistan'ın bölgesel gerçekleri kabul etmesi gerektiğini belirten Bahçeli, "Karabağ Azerbaycan'dır. Bu gerçek sahada kanla, masada hukuk zemininde tescillenmiştir" dedi. Erivan yönetiminin iş birliği zeminine katılması halinde koridorun Ermenistan için de fırsatlar sunacağını savunan Bahçeli, "Turan Koridoru yalnızca Azerbaycan'ın ve Türkiye'nin değil, Ermenistan'ın da ekonomik yalnızlıktan çıkış kapısı olabilir" diye konuştu. "HİÇBİR SINAV KENDİLERİNDEN DAHA ÖNEMLİ DEĞİLDİR" Konuşmasının sonunda gençlere seslenen Bahçeli, yaklaşan sınavlar öncesinde öğrencilere başarı diledi. "Hiçbir sınav kendilerinden daha önemli değildir" diyen Bahçeli, "Okuyacaksınız ve araştıracaksınız; çünkü cehaletin karanlığını ancak bilginin ışığında yırtarsınız. Düşüneceksiniz ve sorgulayacaksınız çünkü hakikate ulaşmanın yolu akıl etmekten geçer. Üreteceksiniz; çünkü büyük ülke Türkiye mefkuremizin ihtiyaç duyduğu her hamlenin arkasında sizin imzanız olacaktır" ifadelerini kullandı.

Devlet Bahçeli'den İstanbul'un Fethi'nin 573. yılına özel mesaj! O detaylar dikkat çekti Haber

Devlet Bahçeli'den İstanbul'un Fethi'nin 573. yılına özel mesaj! O detaylar dikkat çekti

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "İstanbul’u bizlere vatan kılan büyük hakan Fatih Sultan Mehmed Han’ı; onun yiğit askerlerini, Akşemseddin Hazretleri’ni, Ulubatlı Hasan’ı ve fethin bütün isimsiz kahramanlarını rahmetle, minnetle ve hürmetle yad ediyorum. Ruhları şad, mekanları cennet olsun. İstanbul’un Fethi kutlu olsun" dedi. MHP Lideri Bahçeli "İstanbul’un Fethinin 573’üncü Yıl Dönümü" sebebiyle mesaj yayınladı. Bahçeli mesajında, "İstanbul’un Fethi’nin 573’üncü yıl dönümünü; tarihin derinliklerinden bugüne uzanan kutlu bir emanetin, aziz bir hatıranın ve cümle cihanı Türklükle şereflendirip İslam’la müjdelemek üzerine kurulu ebedi ve ezeli bir ülkünün idrakiyle karşılıyoruz. İki kıta, yedi tepe üzerinde yükselen aziz şehir İstanbul; Türk milletinin hafızasında cihan devleti Osmanlı’nın payitahtı, çağ kapatıp çağ açan fetih iradesinin mührü, Türk-İslam medeniyetinin en parlak simgesi ve tarihimizin en müstesna tacıdır" dedi. 29 Mayıs 1453 tarihinde gerçekleşen İstanbul’un fethi ile asırların hasretinin dindiğini ve çağların akışının değiştiğini söyleyen MHP Lideri Bahçeli, "Türk milletinin imanla karılmış harcı, bütün cihana ilan edilmiştir. Yıkılan Bizans surları ile ‘aşılamaz’ denilen bütün engeller, ‘geçilemez’ denilen bütün eşikler, ‘mümkün değildir’ denilen bütün dogmalar birer birer yıkılmıştır. Haliç’in ağzında demirden zincir, burçlarda Grejuva ateşiyle tahkim edilmiş Bizans müdafaası, Türk ordusunun önünde ise tarihin en çetin imtihanlarından biri vardı. Fakat Fatih Sultan Mehmed Han’ın ufkunda korku yoktu, tereddüt yoktu, geri dönüş yoktu. Çünkü o ufukta Peygamber Efendimiz’in ‘Konstantiniyye elbet fethedilecektir; onu fetheden kumandan ne güzel kumandan, onu fetheden ordu ne güzel ordudur’ müjdesine mazhar olma şerefi vardı. İşte o gün, Haliç’in zincirini Ortodoks hükmünden düşüren, gemileri denizin koynundan tepelerin sırtına çıkaran büyük hamle; hedefini haktan, hesabını hikmetten, hamlesini cesaretten, harcını imandan alan 3 bin yıllık Türk askeri dehasının tarihin seyrine vurduğu mühür olmuştur" ifadelerini kullandı. İstanbul’un fethinin manevi boyutundan bahseden Bahçeli, "Otağda değişmez karar, ordugâhta itidal, saflarda adanmışlık, dillerde tekbir, gönüllerde fethe dair yeminler yükselirken; Bizans müdafaası Türk’ün iman, irade ve idrak kudreti karşısında çaresiz bırakılmıştır. Fatih’in emrinde tarih sahnesine veda etmesi gereken köhne bir devrin geri geri giden ayak sesleri duyulmuş, hilalle bezenmiş her sancak dalgalanışı ise yeni bir nizamın gelişini haber vermiştir. Padişahın buyruğuyla ulemanın duası, topçunun maharetiyle neferin teslimiyeti, aklın hesabıyla imanın harareti aynı mukaddes maksatta birleşmiştir" dedi. İstanbul’un fethinin Türk milletini adına gerçekleştirdiği tarih hamlesi olduğundan bahseden Bahçeli, şunları kaydetti: "İstanbul’un fethi; Türk milletinin gaza ve cihat kudretini imar ahlakıyla, utku gayesini adalet nizamıyla mezceden büyük bir tarih hamlesidir. Fatih Sultan Mehmed Han, İstanbul’a nizam kuran, emaneti gözeten, reayayı himaye eden ve zaferin şerefini merhametle ikmal eden bir cihan hükümdarı olarak girmiştir. Ayasofya’ya sığınanlara can ve hürriyet teminatı verilmesi, askerin halka fenalık etmesinin menedilmesi, İstanbul’un iskanla, vakıflarla, çarşılarla, mekteplerle, külliyelerle yeniden ihya edilmesi fethin aynı zamanda bir medeniyet inşası fiili olduğunu göstermiştir. İşte Fatih’i çağların ötesine taşıyan hakikat de budur. Bu kutlu yıl dönümünde, İstanbul’u bizlere vatan kılan büyük hakan Fatih Sultan Mehmed Han’ı; onun yiğit askerlerini, Akşemseddin Hazretleri’ni, Ulubatlı Hasan’ı ve fethin bütün isimsiz kahramanlarını rahmetle, minnetle ve hürmetle yad ediyorum. Ruhları şad, mekanları cennet olsun. İstanbul’un Fethi kutlu olsun."

Bahçeli’den CHP için sürpriz tarih: "Büyük kongre 9 Eylül'de yapılabilir" Haber

Bahçeli’den CHP için sürpriz tarih: "Büyük kongre 9 Eylül'de yapılabilir"

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP'de yaşananlara ilişkin, "İlçe ve il kongreleri yapıldıktan sonra uygun görülecek bir tarihte büyük kongreye gidilecektir. Bize göre bu tarih partinin kuruluş tarihi de olan 9 Eylül olabilecektir" dedi. MHP lideri Devlet Bahçeli, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 2023 yılında yapılan 38. Olağan Kurultayı'nın mutlak butlan kararıyla yok sayılmasına dair TÜRKGÜN gazetesine özel röportaj verdi. Mutlak butlan kararı sonrasında mahkemenin kararına uyulması gerektiğini söylediğini hatırlatan Bahçeli, "Mahkeme kararının uygulama sürecinde yaşananlar demokrasimize yakışmamıştır. Beklentimiz demokrasimizi temsil etmeyen bu görüntünün giderilmesi ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurumsal kimliğiyle ileriye taşınmasını mümkün kılacak sağlıklı adımların atılmasıdır" dedi. "BİZİM HİÇBİR PARTİNİN İÇ İŞLERİNE KARIŞMA YAHUT MÜDAHALE ETME GİBİ BİR NİYETİMİZ VEYA DÜŞÜNCEMİZ OLAMAZ" MHP’nin de birçok kez ele geçirilme girişimi ile karşı karşıya kaldığını söyleyen Bahçeli, "Öncelikle şunu ifade etmek isterim. Bizim hiçbir partinin iç işlerine karışma yahut müdahale etme gibi bir niyetimiz veya düşüncemiz olamaz. Böyle bir yetkimiz de yok zaten. Ancak biz Türk demokrasisini ve siyasetini düşünen bir partiyiz. Türkiye’nin istikrarı, barış, huzur ve refahı için gayret gösteren bir hareketiz. Ayrıca Milliyetçi Hareket Partisi bu konularda yüksek bir tecrübeye de sahiptir. Geçmişte partimizin çeşitli dönemlerde kongre süreçlerinde ele geçirilmeye çalışıldığına şahit olunmuştur. MHP, 57 yılı aşan geçmişinde birçok siyasi badire atlatmıştır. Farklı merkezlerden yönlendirilen siyasi mühendislik projeleriyle partiyi dizayn etmeye yönelik girişimlere maruz kalmıştır. 'Türkeş’siz MHP' hayal edenlerin partimizi bölmek istediğini de gördük, hain darbe girişimlerine giden yolda en büyük engel olarak kabul ettikleri MHP’yi etkisizleştirmek için partimizi ele geçirmeye kalkanları da gördük. 1992 yılında partimiz 19 milletvekiliyle grup kurma aşamasındayken altı milletvekilinin ayrılmasıyla önemli bir sınamayla karşı karşıya kalmıştır. 2016 yılında ise hukuksuz girişimlerle partimizin bölünmek istendiği görülmüştür. Tüm bu süreçlerde çeşitli siyasi ittifaklara karşı milliyetçi ülkücü dünya görüşümüzün heybemize yüklediği derin tecrübe, köklü parti geleneğimiz ve demokratik mücadele yöntemleriyle siyasi varlığımızı sürdürme gayreti içerisinde olduk. Bugün Türk siyasi hayatında yarım asrı aşan köklü bir geçmişe sahibiz" açıklamasında bulundu. "CHP ÜZERİNDEN TÜRK SİYASETİNİN İSTİKRARSIZLIĞA SÜRÜKLENMESİ KABUL EDİLEMEYECEK BİR DURUMDUR" Türk siyasetinin güçlü olması gerektiğine vurgu yapan Bahçeli, "Parti kurumsallıklarının zayıflaması ve sorumlu liderlik mekanizmasının aksaması, demokrasi kültürümüzü akamete uğratacağı gibi siyasî istikrarımıza da zarar verecektir. Türk demokrasisinde parlamento ve siyasi parti kurumsallıklarının rolü bu denli önem arz ederken, siyasette çözümün parlamento dışında başka mecralarda aranması, demokrasi ve hak arayışı adı altında kontrolsüz sokak hareketlerini ve taşkınlıkları beraberinde getirecektir. Bölgemizde egemen devletler üzerinde oynanan oyunların en büyüğü ve artık klasikleşmiş unsuru, iç siyasete beşinci kol faaliyetleriyle müdahale etmek ve toplumsal karışıklığa zemin hazırlamaktır. İç cepheyi tahkim etmeye çalıştığımız bu süreçte CHP üzerinden Türk siyasetinin istikrarsızlığa sürüklenmesi kabul edilemeyecek bir durumdur" ifadelerini kullandı. "MUTLAK BUTLAN KRİZİNİN PARTİ İÇİ ÇATIŞMAYA VE SOKAK EYLEMLERİNE DÖNÜŞMESİ, TÜRK SİYASİ KÜLTÜRÜNDE DE YARALI BİR HAFIZA OLUŞTURMASINDAN ENDİŞE ETMEKTEYİZ" CHP’deki krizin büyüyerek devem etmesinin endişe verici olacağına dikkati çeken Bahçeli, "Türkiye’de köklü bir parti kurumsallığına sahip olan Cumhuriyet Halk Partisi’nde mutlak butlan krizinin parti içi çatışmaya ve sokak eylemlerine dönüşmesinin sadece CHP’de değil, Türk demokrasisi ve siyasîikültüründe de yaralı bir hafıza oluşturmasından endişe etmekteyiz" dedi. "YARGI KARARI ORTADADIR, SAYIN KILIÇDAROĞLU CHP GENEL BAŞKANIDIR" Kemal Kılıçdaroğlu’nun mahkeme kararı ile genel başkan olduğunu belirten Bahçeli, "Yargıtay’ın nihai kararıyla kesinleşecek olsa da yargı kararı ortadadır. Sayın Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkanıdır. Mahkeme kararının uygulanması sürecinde yaşananlar ne CHP’ye ne de demokrasimize yakışan bir durum olmamıştır. Bundan sonraki süreçte Sayın Kemal Kılıçdaroğlu normal olarak mahkeme kararının ve genel başkan olmasının gereklerini yerine getirecektir. Bu kapsamda ilk olarak genel merkeze yerleşme, onarma ve toparlanmayı gerçekleştirecek, dağınıklığı giderecektir. Aynı zamanda parti faaliyetleri devam edecektir. Bu şekilde bir siyasi partinin çöküşü değil, yeniden inşası ve demokrasiye kazandırılması mümkün hale gelecektir" açıklamasında bulundu. CHP’yi kuruluş kodlarından ayıran sebeplerin belirlenmesi gerektiğini ve bu kapsamda yapılması gerekenleri sıralayan Bahçeli, şöyle devam etti: "İlk olarak CHP’de siyasi atmosferi zehirleyen, CHP’nin parti aidiyetine ve kurumsal kimliğine zarar veren nefret dilinin ivedilikle terk edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Partililerin birbirini tahkir ve tahrik ettiği bu dili yüksek mesuliyet ve partililik şuuruyla uzlaşı diline dönüştürecek muhataplar Sayın Kılıçdaroğlu ve Sayın Özel’dir. İkincisi CHP’de bir ‘arınma ve durulma’ sürecinin başlatılması gereğidir. Arınma ve durulma sürecinde yolsuzluk ve usulsüzlükler, tutuklamalar ve diğer ahlaki meseleler iyi anlatılmalı, şeffaf bir kamuoyu iletişimi gerçekleşmelidir. Üçüncü olarak yapılması gereken iş, mevcut üyelerin yenilenmesi ve yeni üye kaydının yapılmasıdır. Bu şekilde yolsuzluğa, usulsüzlüğe ve ahlaksızlığa bulaşmış üyeler de Cumhuriyet Halk Partisi’nden temizlenmiş olacaktır. Dördüncüsü ise yeni ve yenilenmiş üye yapısında CHP parti kimliği ve aidiyeti ile kurumsal bağlılığın yeniden tesis edilmesidir. Bu husus, CHP’nin kongre sürecinin yeniden ve sağlıklı bir zeminde başlatılmasını sağlayacaktır. İlçe ve il kongreleri yapıldıktan sonra uygun görülecek bir tarihte büyük kongreye gidilecektir. Bize göre bu tarih partinin kuruluş tarihi de olan 9 Eylül olabilecektir."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.