SON DAKİKA
Hava Durumu

#Mikrocerrahi

Söz Bursa - Mikrocerrahi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mikrocerrahi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Akıllı telefonlar boyun fıtığı sebebi Haber

Akıllı telefonlar boyun fıtığı sebebi

Dünya genelinde her 1000 kişiden 1’i hayatının bir döneminde boyun fıtığıyla tanışıyor. Boyun fıtığının en çok 40-60 yaş arasında görüldüğünü ancak akıllı telefon kullanımının yaygınlaşmasıyla beraber bu sınırın 20’li yaşlara kadar gerilediğinin altını çizen Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Her boyun ağrısı fıtık değildir. Çoğu zaman kas zorlanması veya duruş bozukluğu kaynaklıdır. Ancak ağrı omuz, kol ve parmak uçlarına yayılıyorsa, eşlik eden bir uyuşma veya güç kaybı varsa bu durum ciddi bir sinir basısına işaret edebilir. Özellikle ellerde ince beceri gerektiren hareketlerde zorlanma ve refleks kaybı görülmesi durumunda vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulmalı” dedi. Ameliyat değil tedaviyi ertelemek riskli Hastaların en büyük korkusunun ‘boyun bölgesinden ameliyat olmak’ olduğunu belirten Prof. Dr. Selçuk Göçmen, cerrahiden kaçmanın bazen daha ağır bedelleri olabileceğini hatırlatarak, "Halk arasında boyun ameliyatının çok riskli olduğuna dair yersiz bir inanış var. Oysa günümüzde mikrocerrahi ve endoskopik yani kapalı boyun fıtığı cerrahisi ile milimetrik kesilerden girilerek siniri rahatlatıyoruz. Ses teli hasarı veya sakat kalma gibi riskler modern teknoloji ve tecrübe ile en aza inmiş durumda. Asıl risk, sinir baskı altındayken tedaviyi erteleyip kalıcı güç kaybına ve felce davetiye çıkarmak” uyarısında bulundu. Ameliyat sonrası iyileşme artık çok daha hızlı Yeni nesil cerrahi yöntemlerin de hastaya ayrıca konfor sağladığını ifade eden Prof. Dr. Göçmen, "Mikrocerrahi veya kapalı yöntemlerle yaptığımız ameliyatlarda doku hasarı yok denecek kadar azdır. Hastalarımız genellikle ameliyat olduğu gün ayağa kalkar, ertesi gün taburcu olur ve çok kısa sürede sosyal yaşamlarına dönerler. Artık haftalarca boyunluk takma veya yatağa bağımlı kalma devri kapandı" dedi. Boyun sağlığını korumak için 10 altın kural Prof. Dr. Selçuk Göçmen, boyun fıtığından korunmak ve mevcut ağrıları yönetmek için şu önerilerde bulundu: Telefonu göz hizasına kaldırın Başınızı telefona eğmek yerine, telefonu göz hizanıza getirin. Bilgisayar kurulumuna dikkat edin Ekranın üst kenarının göz hizanızda, kollarınızın ise masaya paralel olmasına özen gösterin. Saat başı bir mola verin Saat başı ayağa kalkın ve boyun egzersizleri yapın. Yastık seçimini doğru yapın Boyun boşluğunu destekleyen, çok yüksek veya çok alçak olmayan ortopedik yastıklar tercih etmeye özen gösterin. Klima ve rüzgârdan korunun Boyun kasları soğuğa karşı hassastır; doğrudan klima ve rüzgâr akımına maruz kalmayın. Ağır çantaları tek omuzda taşımayın Yükü her iki omuza eşit dağıtan sırt çantalarını tercih edin. Ani hareketlerden kaçının Boynunuzu aniden sağa sola kütletmekten vazgeçin; bu, eklemlere ve disklere zarar verir. Egzersiz yapın Boyun ve sırt kaslarını güçlendiren egzersizler fıtığa karşı en güçlü kalkanınızdır. Yüzüstü yatmayın En ideal yatış pozisyonu yan veya sırt üstü yatıştır; yüzüstü yatmak boyun omurgasını zorlar. Stresi yönetin Stres, boyun kaslarının gerilmesine ve ağrıların kronikleşmesine neden olur.

TeknoKBB Kongresi’ne yapay zeka damgası: Laboratuvarda burun ve kulak üretilecek Haber

TeknoKBB Kongresi’ne yapay zeka damgası: Laboratuvarda burun ve kulak üretilecek

Bursa’da 12–15 Şubat tarihlerinde Almira Otel’de düzenlenen Uludağ 2026 KBB Günleri, bu yıl “TeknoKBB” temasıyla gerçekleştirildi. 15. Kulak Burun Boğaz (KBB) Günleri’ne çok sayıda kulak burun boğaz uzmanı hekim katılırken, kongreye özellikle doku mühendisliği ve yapay zeka destekli tıbbi uygulamalar damga vurdu. Kongrenin Eş Başkanı Prof. Dr. Oğuz Basut Kongrenin değerlendirmesini yaparken, “Bu toplantımız Bursa Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Hekimleri Derneği ile Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı ile ortaklaşa düzenlendi. 1998 yılından beri iki yılda bir yapılan, bilimsel desteği çok güçlü olan ve her toplantıda farklı bir mottoyla, farklı bir konuyla gerçekleştirilen bu toplantı geleneğinin, bu sefer 15.sini yaptık ve bu toplantıdaki konu başlığımız ‘TeknoKBB’ adı altında kulak burun boğazda gelişen yenilikler, dünyadaki yeni çıkan gerek ameliyat gerek tedavi teknikleri oldu. Tabii bu toplantıda en çok dikkat çeken, ilgi gören konuların başında da özellikle yapay zeka ve yapay doku ile insan sağlığına verilecek hizmetler ön planda konuşuldu. Hemen hemen Türkiye'nin birçok yerinden gelen, kendi çapında, kendi konusunda otorite olarak kabul ettiğimiz katılımcılardan çok kıymetli bilgileri aldık, paylaştık ve bilgilerimizi güncelledik” dedi. Kongrenin Eş Başkanı Doç. Dr. Süay Özmen de, her yıl farklı bir tema ile düzenlenen toplantının bu yıl KBB ve Baş-Boyun Cerrahisi alanındaki teknolojik dönüşüme odaklandığını belirtti. Doç. Dr. Süay Özmen, “Her sene farklı bir tema kullandığımız toplantımızda bu yıl kulak burun boğaz ve baş-boyun cerrahisi alanındaki gelişmeleri ve değişimleri ‘TeknoKBB’ başlığı altında ele aldık. Tıp teknolojisindeki hızlı gelişmelerin KBB alanındaki tüm alt başlıklarına yansımalarını değerlendirdik. Özellikle defalarca burun ameliyatı geçirmiş ve burun içinde yeterli dokusu kalmamış hastalarda, kaburgadan ya da başka bir bölgeden kıkırdak almak yerine yapay doku kullanımı gibi yenilikçi yöntemleri de kongremizde masaya yatırdık” dedi. “Başarıyla tamamladık” 15. Kulak Burun Boğaz (KBB) Günleri ve Kongresini başarıyla tamamladıklarını söyleyen BURKON Turizm ve Kongre Genel Müdürü Hasan Eker de “Kongrelerin şehir ekonomisi ve turizme katkısı çok önemlidir. Biz de BURKON olarak bilime ve ekonomiye katkı sağlayan işler yaptığımız için çok mutluyuz” şeklinde konuştu. “Bilim Kurgu Gerçeğe Dönüşüyor” Kongrede yaptığı sunumla dikkat çeken plastik cerrahi uzmanı Prof. Dr. Mehmet Veli Karaaltın ise doku mühendisliği alanında gelinen noktayı ve yakın geleceğe dair öngörülerini detaylı şekilde paylaştı. Prof. Dr. Mehmet Veli Karaaltın, “Bilimin en güzel özelliği, insanlığa fayda sağlamasıdır. Doku mühendisliği tam olarak buna hizmet ediyor. Geleceğin tıbbında çok önemli bir yer edineceği artık net. Eskiden bilim kurgu filmlerinde gördüğümüz yüz değişimleri, laboratuvarda üretilen dokular hayaldi. Bugün ise bunlar adım adım uygulanabilir hale geliyor” ifadelerini kullandı. Doku kaybı yaşayan hastalarda yeni bir çağın başladığını vurgulayan Prof. Dr. Karaaltın, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir kaza ya da hastalık sonrası oluşan doku kayıplarında, acaba bir yedek parça fabrikasından parça alır gibi doku elde edebilir miyiz sorusu yıllarca ütopik görüldü. Ama yapay zekanın getirdiği inanılmaz işlem gücü, kuantum fiziğindeki gelişmeler ve biyomühendislik altyapısı sayesinde bu hayal artık gerçeğe çok daha yakın. Yapay zeka sayesinde doku mühendisliği ile kıkırdaktan kulak ve burun yapılmasına çok kısa bir süre kaldı.” “Hastaya Özgü Doku Üretimi Artık Mümkün” Mikrocerrahi alanındaki deneyimlerini paylaşan Prof. Dr. Mehmet Veli Karaaltın, insan vücudunun iyileşme sürecini bir bina benzetmesiyle anlatırken, “Bir bina yaparken çimento, tuğla ve en önemlisi demir iskele gerekir. İnsan vücudu da aslında benzer şekilde iyileşir. Doku mühendisliğinde bioiskele dediğimiz yapılarla adeta o demir iskeleti kuruyoruz. Ardından hücreler o iskelet üzerinde çoğalıyor ve yeni doku oluşuyor” dedi. Son yıllarda hastaya özgü üretim yapılabilmesinin süreci hızlandırdığını ifade eden Prof. Dr. Mehmet Veli Karaaltın, “Artık standart bir materyal kullanmak yerine hastaya özel tasarlanmış dokular üretilebiliyor. Bu hem uyum sorunlarını azaltıyor hem de estetik ve fonksiyonel sonuçları ciddi şekilde iyileştiriyor” diye konuştu. Bursa’dan Dünyaya Uzanan Başarı Hikâyesi Plastik cerrahi uzmanı Prof. Dr. Mehmet Veli Karaaltın sunumunda, laboratuvar ortamında üretilmiş doku ile gerçekleştirilen dikkat çekici bir vakayı da paylaştı. Hastalık nedeniyle alt çenesinin yarısını kaybeden Bursalı bir hastaya, laboratuvarda üretilmiş doku nakledildiğini belirten Prof. Dr. Karaaltın, sürecin başarılı şekilde devam ettiğini aktarırken, “Alt çenesinin yarısı olmayan genç bir hastamıza, laboratuvarda üretilmiş bir dokuyu adeta yedek parça gibi yerleştirdik. Şu anda sağlıklı bir şekilde hayatına devam ediyor, evlendi ve çocuk sahibi oldu. Bu hayalin gerçeğe dönüşmesini görmek, meslek hayatımdaki en heyecan verici deneyimlerden biriydi” dedi. “Biyoyazıcılar Tıpta Çığır Açtı” Doku mühendisliğinin yalnızca KBB ya da plastik cerrahiyle sınırlı olmadığını belirten Prof. Dr. Karaaltın, estetik cerrahiden onkolojik cerrahiye, diş hekimliğinden meme cerrahisine kadar geniş bir kullanım alanı öngördüklerini, doku mühendisliğinde en kritik teknolojinin biyoyazıcılar olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Üç boyutlu biyoyazıcılar tıpta adeta bir devrim başlattı. Önceden şekil vermekte zorlandığımız dokuları artık istediğimiz formda üretebiliyoruz. Son 2–3 yıldır bunu daha aktif uyguluyoruz ve sonuçlar son derece umut verici. Bilinen yapay malzemelerin ciddi uyum sorunları var. Doku mühendisliği bu problemlerin üstesinden gelmek için çok güçlü bir alternatif sunuyor. Önümüzdeki yıllarda hem fonksiyonel hem estetik açıdan çok daha başarılı, hastaya özgü çözümler göreceğiz. Mucize gibi gelen pek çok uygulama rutin hale gelecek.” TeknoKBB temasıyla gerçekleştirilen 15. KBB Günleri, tıpta teknolojinin ulaştığı noktayı ve geleceğe dair güçlü beklentileri ortaya koyarken; yapay zekâ ve doku mühendisliğinin, kulak ve burun gibi karmaşık yapıların üretiminde yeni bir çağın kapısını araladığı mesajını verdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.