SON DAKİKA
Hava Durumu

#Milletvekili

Söz Bursa - Milletvekili haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Milletvekili haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

CHP'den DEM parti ziyaretinde 'Ara seçim' çıkışı: "Dört koltuk boşaldı, sandık zorunluluktur" Haber

CHP'den DEM parti ziyaretinde 'Ara seçim' çıkışı: "Dört koltuk boşaldı, sandık zorunluluktur"

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, beraberindeki heyetle DEM Parti'yi ziyaret etti. Günaydın, Mecliste dört koltuğun boşaldığını belirterek, "O halde burada ara seçimin yapılması için gerekli koşullar oluşmuştur" dedi. CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, CHP Hukuk Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen ve Seçim Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Meryem Gül Çiftçi Binici, DEM Parti'yi ziyaret etti. CHP'li heyetin DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, DEM Parti Antalya Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç ve Tunceli Milletvekili Ayten Kordu ile yaptığı görüşmenin ardından basın mensuplarına açıklama yapıldı. Günaydın, Türkiye'de çok ciddi bir iktisadi ve yönetilme sorunu olduğunu savunarak, "Erken seçim talebini karşılamayan AK Parti'nin Anayasa'nın 78. maddesini hatırlamasında fayda var. Çünkü ara seçim bir tercih değil, bir zorunluluk. Anayasa 78 diyor ki; 'En son seçimlerin üzerinden 30 ay geçtikten sonra bir sonraki seçime de bir yıl varsa bu dönem içerisinde bir ara seçim yapılır eğer Mecliste boşalmalar varsa.' Bizim Kırıkkale, Afyon, Adıyaman ve Kastamonu milletvekillerimiz istifa etmek suretiyle seçimlere girdiler ve belediye başkanı seçildiler. Demek ki bu dört koltukta bir boşalma var. Kocaeli Milletvekili Sayın Hasan Bitmez'in kürsüde vefatı sonrasında Kocaeli'nde boşalma var. Ayrıca İstanbul birinci bölgede rahmetli Sırrı Süreyya Önder ve Murat Kurum'un da bakan olması dolayısıyla boşalmalar var. O halde burada ara seçimin yapılması için gerekli koşullar oluşmuştur" dedi. Günaydın, baskın seçimle ilgili soru üzerine, "Adını nasıl koyuyorlarsa, baskın seçim mi olur, erken seçim mi olur? Derhal bunun kararını alsınlar ve sandığı getirelim milletin önüne. Millet iradesini ortaya koysun. Eğer bunu bir butlan kararına, başka bir deyişle faul yaparak rakiplerini ringin dışına atma çabasının sonrasına koymaya çalışıyorlarsa bu bir demokratik mücadele ortamı olmaz. Cumhuriyet Halk Partisi'ne bir buçuk yıldır her gün bir başka kumpas kuruluyor. O kumpaslar kimi zaman milletvekillerimize, kimi zaman partimizin kurumsal kimliğine yöneliyor" diye konuştu. ÖZKAN YALIM'IN İFADESİ Tutuklanan eski Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım'ın ifadesine yönelik soruya Günaydın, "Özkan Yalım'ın etinden, sütünden, derisinden, tırnağından yararlanmak için büyük bir gayret içerisindeler. En son verdiği ifadeden sonra bunlar yeniden mi aklına gelmiş ki alıp İstanbul'a götürdüler ve yeni ifade verdirdiler. Özkan Yalım'a ifade verdirilme biçimiyle nereye varılmaya çalışıldığını anlamak son derece basit. Biz yıllarca bu işlerin içerisinde olduk. Bunların hepsini savuştururuz. Ancak çok açık söyleyeyim. Özkan Yalım'ın son ifadesinde ortaya çıkıyor. Orada da şu anda milletvekili olan ve geçmişte PM üyeliği yapmış olan arkadaşlarımıza yönelik açık iftira var. Tabii sabahleyin bunu okuyunca tarihlere baktık. Şeker fabrikalarının özelleştirilmesine karşı çıkmak için Mart 2018 yılında bir gezi yapıyor parti. Söz edilen tarihte orada olduğu iddia edilen kadın milletvekili arkadaşımız henüz bir ilçe yöneticisi" cevabını verdi. "YASA TEKLİFİNİ BİRLİKTE HAZIRLAMAK GİBİ ÖNCELİKLERİMİZ VAR" DEM Parti Grup Başkanvekili Temelli ise, Can Atalay'ın Anayasa Mahkemesi kararına uygun olarak Meclise dönmesini beklediklerini söyledi. Terörsüz Türkiye sürecinde partilerin yasa teklifleri sunmasıyla ilgili soru üzerine Temelli, "Bizim yasa teklifimizi sunmamız o kadar zor bir şey değil. Ama bizim özellikle demokratik müzakere zemininin zenginleşmesi önceliğimiz. Dolayısıyla bir yasa teklifini birlikte hazırlamak gibi önceliklerimiz var. Bütün partilere çağrımız bu yönde. Komisyonun oluşması zaten önemli bir müzakere zeminiydi. Bu müzakere zeminini yeniden canlandırmak, hele hele bu kadar önemli bir yasanın konuşulduğu bir yerde canlandırmak çok çok önemli olacaktır diye düşünüyoruz" şeklinde konuştu.

Bulgaristan seçimlerinde "Netanyahu" çıkışı: Milli tehdit! Haber

Bulgaristan seçimlerinde "Netanyahu" çıkışı: Milli tehdit!

Bulgaristan’da 19 Nisan’da yapılacak milletvekili seçimleri için Türkiye’de yaşayan çifte vatandaşlara sandık çağrısında bulunan Bulgaristan Hak ve Özgürlükler Hareketi Bursa İl Temsilcisi Taner Çavuş, yaşanan gelişmeleri kimsenin görmemezlikten gelmemesi gerektiğini söyledi. Çavuş, "Kendini Türk dostu ilan eden Rumen Radev'in, 240 kişilik listesine 16 tane Türk'ü seçilmeyecek sıraya yazması, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile samimi dost olması, Türkiye ile sınırların kapatılması gerektiğini savunması Türk ve Müslüman soydaşlar tarafından unutulmamalıdır" dedi. Bulgaristan’da hükümetlerin devamlılık sağlayamadığını ifade eden Bulgaristan Hak ve Özgürlükler Hareketi Bursa İl Temsilcisi Taner Çavuş, bu sebeple 19 Nisan’da yeniden sandığa gidileceğini, bu seçimin önem taşıdığını vurguladı. Çavuş, "Bulgaristan’da son 5 yılda 10'uncu seçim yapılırken, Türkiye'deki sandık sayısı ise çok düştü. Son seçimde 168 sandıktan şu anda sandık sayısı 20’ye düştü. Hak ve Özgürlükler Hareketi, bu önergeye karşı çıkmasına rağmen parlamentoda yeterli güce sahip olamadığı için mecliste oylamayla sandık sayısı 20 ile sınırlandırıldı. Seçimin önemine bakıyorsak yeni bir siyasi parti meydana geldi. Bu siyasi parti eski cumhurbaşkanının kurduğu partidir. Fakat bu parti Türklerden oy isteyen parti. O partiye baktığımızda ne parti programı var, ne partinin milletvekili listelerinde Türklerin ve Pomakların seçilecek yerde olduğunu görüyoruz. Bu kişiler Türklerden oy isteyen kişidir. Fakat geçmişimize baktığımızda Türk düşmanı olan bu kişiye oy isteniyor. Türkiye’deki tabii ki sandık sayısının düşük olması çok büyük sıkıntı. Bu da insanların sandığa, sandıkta oyunu kullanabilmesi için saatlerce beklemek zorunda kalması ve tabii ki yeterince oy kullanamayacak" dedi. En çok sandığın Türkiye’de Bursa’da olduğunu belirten Çavuş, "Bursa’da 6 tane sandığımız var. 20 sandıktan 6 tanesi Bursa’da. Bizimki hedefimiz ne? Biz her zaman halkımız için varız. 35 yıldan beri var olan parti. Halkımızla birlikte, halkımız için çalışıyoruz. İşte birlikte güç doğar. Fakat bölmek, dış güçlerin bölmek istediği ve başardığı bir olay oldu. 49 milletvekili çıkardığımız partiden 17 milletvekilinin bizden ayrılmasıyla iki tane parti haline dönüştük. Diğer parti şu anda barajı geçemeyecek durumda. Barajı geçecek olan tek parti Halk ve Özgürlük Halk Hareketi'dir. Bulgaristan parlamentosunda 5 tane siyasi parti barajı aşıyor. Fakat 5 tane siyasi parti barajı aştığından dolayı tek başına iktidara hiçbir parti gelemeyecek. Koalisyon olmak zorunda. Fakat parti ve birbirinden anlaşamayan partiler, birbirlerinden nefret eden partiler. Türk dostu olduğunu söyleyen kişiler aslında Türk dostu değil. Türk ve Müslümanlara karşı zulmedenlerin yanında destek verenler. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yanındaki şahıs yeni kurulan parti başkanıdır. Evet, listede 16 tane Türk oldu. Fakat hiçbir liste başı seçilecek yerde ne Türk var ne de Pomak vardır" diye konuştu. Çavuş konuşmasını söyle sürdürdü; "İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yanındaki İlerici Bulgaristan Koalisyonu'nun liderliğini üstlenen Rumen Radev, daha önceki konuşmalarında 'Türkiye ile sınırın kapatılması gerekiyor. Türkiye'deki seçmenler, oy kullanmaya gelmesin.' Ancak yeni bir oluşum olduğundan dolayı herkesin merakla beklediği kişi olarak öne çıkıyor. Bir kurtarıcı olarak görülebilir. Ancak bu kişi Türk düşmanıdır. İsrail ile samimi dostluğu ise Türkiye için milli bir tehdittir."

Meclis'te Uşak kavgası: "7 milyon TL araca mı harcandı?" Haber

Meclis'te Uşak kavgası: "7 milyon TL araca mı harcandı?"

TBMM’de AK Parti Uşak Milletvekili İsmail Güneş ile CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır arasında Uşak Belediyesi konusunda tartışma yaşandı. TBMM Genel Kurulu’nda yerinden söz alan AK Parti Uşak Milletvekili İsmail Güneş, "2024 yılı Kasım ayında ihale edilen Uşak Elmalıdere Aile Sağlığı Merkezi yapımı sırasında Uşak Belediyesi içme suyuna ait irsale hattının taşınması için gerekli olan 900 bin TL'lik boruyu Uşak Belediyesi 'Paramız yok' diyerek almadığı için inşaat yaklaşık bir yıl durmuştur. Meğerse 'Para yok' diyenlerin aynı dönemde CHP Genel Başkanı Özgür Özel'e ait aracın giydirilmesi için Uşak Belediyesi'nden tam 7 milyon 700 bin TL para harcandığını görüyoruz. Halka hizmete gelince para yok, CHP aracına gelince para varmış. Buradan CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel'e sesleniyorum: Hadi belediye başkanı size yaranmak için böyle bir tercihte bulundu, siz bir genel başkan olarak hakkı, hukuku gözetmeniz gerekirken Uşak halkına ait bu paralar kendi aracınıza harcanırken vicdanınız hiç sızlamadı mı? Uşak halkı 35 yıl aradan sonra size güvenmek istedi ama maalesef Uşak halkının parasını kendi lehine kullandınız" dedi. CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, Güneş’in sözlerine tepki gösterdi. Başarır, "Burada bir dakika konuşan birçok milletvekiline cevap vermiyoruz ama bir Uşak Milletvekili eğer genel başkanın arabasının Uşak Belediyesi tarafından yapıldığını faturasıyla ispatlıyorsa gelsin buraya. Hayır, sen yalan söylüyorsan, müfterisin ki yalan söylüyorsun. Sen iftira atıyorsun. Bak, yakışmıyor. Siz ne Uşak iline yakışıyorsunuz ne bu parlamentoya yakışıyorsunuz. Elinde delil nedir kardeşim? Evrak göster. Eğer gösteremiyorsan yalancısın, utanmazsın, müfterisin" diye konuştu.

Meclis karıştı! "İsrail'de basın daha mı özgür?" Polemiği tansiyonu yükseltti Haber

Meclis karıştı! "İsrail'de basın daha mı özgür?" Polemiği tansiyonu yükseltti

TBMM'de AK Parti ile DEM Parti arasında tutuklu gazeteciler konusunda çıkan tartışmada "Türkiye-İsrail" polemiği yaşandı. TBMM Genel Kurulu'nda AK Parti ile DEM Parti arasında Türkiye ile İsrail basını polemiği yaşandı. AK Parti Tokat Milletvekili Mustafa Arslan, tutuklu gazetecilerin hiçbirinin gazetecilik faaliyeti nedeniyle tutuklu olmadığını belirterek, "Basın özgürlüğü, terör propagandası, nefret söylemi ve toplumu ayrıştıran faaliyetler için bir kalkan olarak kullanılamaz. Türkiye'nin basın özgürlüğünü değerlendirmek için ideolojik saiklerle hareket ettikleri açık olan kuruluşların raporlarına değil, ülkemizdeki cari medya ortamına bakmak gerekmektedir" dedi. Arslan, İsrail'de son iki yılda 250'den fazla gazetecinin hayatını kaybettiğini de belirterek, Basın Özgürlüğü Endeksi'nde İsrail'i Türkiye'den öne alan bir raporu hiçbir vicdanın kabul edemeyeceğini ifade etti. Söz alan DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Arslan'ın konuşmasına atıfta bulunarak, "Hiç kimse mesleği nedeniyle tutuklu değildir, çünkü AK Parti'ye karşı haber yapmayı bir meslek olayı olarak görmüyorlar. Böyle bir tablo çizdi. Şimdi İsrail'de Basın Özgürlüğü Endeksi Türkiye'den yukarı, çünkü gerçekten İsrail'de basın özgürlüğü var biliyor musunuz? Oradaki gazeteciler, o soykırımcı Netanyahu hakkında yazıp çizebiliyorlar, haber yapabiliyorlar. Ama bu ülkede binlerce insan Cumhurbaşkanına hakaret nedeniyle hâlâ tutuklanıyor. Böyle bir suç var, böyle bir suç uyduruldu bu ülkede ne yazık ki. Üstelik de bakın hakaret değil, eleştiri yaptığı için. Şimdi belge paylaşmak, haber yapmak, iktidar karşıtı, iktidarı eleştiren haber yapmak, halka haber ulaştırmanın kendisini siz suç olarak tarif ediyorsunuz. Vekilimiz söyledi, Nedim Oruç Cizre'de olay takibi, eylem takibi yapıyordu, polisler darbederek aldılar. Hiçbir suçu yok, 'terör propagandası' dediniz. Ya bizim gözümüzün önünde gittiğimiz eylemde insanları, gazetecileri döve döve polis gözaltına alıyor, diyor ki 'Örgüt propagandası yaptı.' Niye? Eylemi fotoğraflıyor, eylemin videosunu çekiyor. Şimdi, gerçekle yüzleşmek lazım. Çünkü bu gerçek aynı zamanda bu ülkenin gerçeği ve sizin iktidarınızın oluşturduğu bir gerçek. Bu gerçekle yüzleşmeden bu ülkede basın özgürlüğü olmaz. Herkesin ağzına bant yapıştırın, gözlerini de kapatın, ondan sonra deyin ki 'Bu ülkede basın özgürlüğü var. Niye yazmıyorsunuz? Niye konuşuyorsunuz?' Meseleniz budur" şeklinde konuştu. AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, İsrail ile Türkiye'yi karşılaştırmanın doğru olmadığını ve İsrail'in daha iyi noktada olduğunu söylemenin kabul edilemeyeceğini belirterek, "Başkanım, Sayın Grup Başkanvkilinin İsrail'i Türkiye'yle mukayese ederek İsrail'in daha iyi noktada olduğunu söylemesi asla kabul edilemez. Her gün gazetecilerin hayatına kasteden, bütün basın mensuplarına yönelik saldırılar düzenleyen, çocukları katleden, kadınları katleden, ibadethaneleri bombalayan soykırımcı İsrail'e 'Bu anlamda Türkiye'den daha iyi noktadadır' demek asla kabul edilebilir bir şey değildir. Bu topraklara ait, bu topraklardan neşet etmiş hiçbir kimse Türkiye'yi soykırımcı İsrail'le mukayese edemez. Mukayese ettiğinde de 'Türkiye her zaman daha iyi noktadadır' demesi gerekirken bu anlamdaki tavrı, yaklaşımı asla kabul etmiyoruz, doğru bulmuyoruz, tasvip etmiyoruz ve reddediyoruz" diye konuştu. Koçyiğit ise gazetecilerin Netanyahu'yu eleştirebildiklerini söyledi.

27 ilde 55 taşınmaz satışta: "Arazi satarak hastane yapılamaz" Haber

27 ilde 55 taşınmaz satışta: "Arazi satarak hastane yapılamaz"

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, 17 Mart 2026 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Cumhurbaşkanı Kararıyla, Maliye Hazinesi’ne kayıtlı 27 ildeki 55 taşınmazın özelleştirme programına alınarak satışa çıkarılmasını sert bir dille eleştirdi. Pala, kararın gerekçesinde elde edilecek gelirin sağlık yatırımlarında kullanılacağının ifade edildiğini, bu açıklamanın kamu kaynaklarının yönetimi açısından ciddi bir sorunu gözler önüne serdiğini belirtti. Konuya ilişkin Pala, “Bu 55 taşınmazla ilgili elde edilecek toplam gelirin, bir yılda şehir hastanelerine aktarılan tutar kadar bile olmayacağı tahmin ediliyor. Bu karar, yıllardır “Şehir hastaneleri Sağlık Bakanlığı bütçesini rehin aldı” derken ne kadar haklı olduğumuzu bir kez daha gösteriyor. Sağlık yatırımı yapmak için bir araziyi satılığa çıkarmak, AKP’nin Cumhurbaşkanlığı Hükümetinin iflas etmiş olduğunun bir göstergesidir” dedi. Pala, eleştirilerinin yanı sıra alınan kararın gerekçesi, sağlığa erişime etkisi ve satışa çıkarılan alanların geleceğine ilişkin ayrıntılı bilgi talep ederek Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e kapsamlı bir soru önergesi iletti. “Arazi satarak hastane yapmak kabul edilemez!” Milletvekili Pala, kamu arazilerinin “sağlık yatırımı” gerekçesiyle satışa çıkarılmasının sağlık politikası açısından kabul edilemez bir yönetim zafiyeti olduğunu vurguladı. Pala, “Tüm taşınmazlar satıldığı takdirde elde edilecek gelirin, Kamu-Özel İşbirliği yöntemiyle inşa edilen ve işletilen 18 şehir hastanesine 2026 yılı için kullanım ve hizmet bedeli olarak bütçeye konulan 136,1 milyar TL’den daha düşük olacağı uzmanlar tarafından tahmin ediliyor. Bakanlık, şehir hastanelerine bir yıl için ödenen kira ve hizmet bedelinden daha düşük bir tutar için ülkemizin 27 ilinde 55 değerli taşınmazın satışa çıkarılmasının gerekçesini açıkça ortaya koymalıdır” sözleriyle, Bakan Mehmet Şimşek’e seslendi. “Kamu kaynakları elden çıkarılarak sağlık alanındaki gerileme giderilemez!” Pala, soru önergesinde kararın iller arası sağlık eşitsizliğini daha da derinleştirme riski taşıdığına da dikkat çekti: “Söz konusu taşınmazların bulunduğu illerden birçoğu sağlık gelişmişlik sıralamasında oldukça geridedir. Örneğin Kahramanmaraş 81 il içinde 67’nci, Adıyaman 75’inci ve Ağrı 78’inci sıradadır. Sağlık alanında geride kalmış, üstelik kimisi 6 Şubat depremlerinden derinden etkilenmiş bu illere devlet hastanesi yapılması gerekirken sağlık alanlarının satışa çıkarılması, bu illerde yurttaşın sağlık hakkının açıkça gözden çıkarılmasıdır” dedi. Pala, soru önergesinde ayrıca satış listesindeki taşınmazların imar planlarında hangi statüde olduğuna ve kaçının özellikle “Sağlık Alanı” olarak belirlendiğine dair bilgi talep etti. “Kupon arazi olarak tanımlanan bu alanlar imar planı değişiklikleriyle ticari kullanımlara açılacak mıdır; Bakanlık bu konuda da bilgi vermelidir. Sağlıkta Dönüşüm Programı ile sağlığı temel bir insan hakkından sermaye sınıfının birikim aracına dönüştüren AKP’nin, gelinen noktada kamu mülkiyetlerini satışa çıkartarak özelleştirmesi şaşırtıcı değildir, yıllardır bu konuya dikkat çekiyoruz. Sürecin takipçisi olacağız ve bu arazilerin satılmaması, kamu sağlık yatırımları için kullanılması amacıyla değerlendirilmesi için elimizden gelen çabayı göstereceğiz” vurgusunu yineledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.