SON DAKİKA
Hava Durumu

#Milletvekili

Söz Bursa - Milletvekili haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Milletvekili haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

CHP'den DEM parti ziyaretinde 'Ara seçim' çıkışı: "Dört koltuk boşaldı, sandık zorunluluktur" Haber

CHP'den DEM parti ziyaretinde 'Ara seçim' çıkışı: "Dört koltuk boşaldı, sandık zorunluluktur"

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, beraberindeki heyetle DEM Parti'yi ziyaret etti. Günaydın, Mecliste dört koltuğun boşaldığını belirterek, "O halde burada ara seçimin yapılması için gerekli koşullar oluşmuştur" dedi. CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, CHP Hukuk Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen ve Seçim Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Meryem Gül Çiftçi Binici, DEM Parti'yi ziyaret etti. CHP'li heyetin DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, DEM Parti Antalya Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç ve Tunceli Milletvekili Ayten Kordu ile yaptığı görüşmenin ardından basın mensuplarına açıklama yapıldı. Günaydın, Türkiye'de çok ciddi bir iktisadi ve yönetilme sorunu olduğunu savunarak, "Erken seçim talebini karşılamayan AK Parti'nin Anayasa'nın 78. maddesini hatırlamasında fayda var. Çünkü ara seçim bir tercih değil, bir zorunluluk. Anayasa 78 diyor ki; 'En son seçimlerin üzerinden 30 ay geçtikten sonra bir sonraki seçime de bir yıl varsa bu dönem içerisinde bir ara seçim yapılır eğer Mecliste boşalmalar varsa.' Bizim Kırıkkale, Afyon, Adıyaman ve Kastamonu milletvekillerimiz istifa etmek suretiyle seçimlere girdiler ve belediye başkanı seçildiler. Demek ki bu dört koltukta bir boşalma var. Kocaeli Milletvekili Sayın Hasan Bitmez'in kürsüde vefatı sonrasında Kocaeli'nde boşalma var. Ayrıca İstanbul birinci bölgede rahmetli Sırrı Süreyya Önder ve Murat Kurum'un da bakan olması dolayısıyla boşalmalar var. O halde burada ara seçimin yapılması için gerekli koşullar oluşmuştur" dedi. Günaydın, baskın seçimle ilgili soru üzerine, "Adını nasıl koyuyorlarsa, baskın seçim mi olur, erken seçim mi olur? Derhal bunun kararını alsınlar ve sandığı getirelim milletin önüne. Millet iradesini ortaya koysun. Eğer bunu bir butlan kararına, başka bir deyişle faul yaparak rakiplerini ringin dışına atma çabasının sonrasına koymaya çalışıyorlarsa bu bir demokratik mücadele ortamı olmaz. Cumhuriyet Halk Partisi'ne bir buçuk yıldır her gün bir başka kumpas kuruluyor. O kumpaslar kimi zaman milletvekillerimize, kimi zaman partimizin kurumsal kimliğine yöneliyor" diye konuştu. ÖZKAN YALIM'IN İFADESİ Tutuklanan eski Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım'ın ifadesine yönelik soruya Günaydın, "Özkan Yalım'ın etinden, sütünden, derisinden, tırnağından yararlanmak için büyük bir gayret içerisindeler. En son verdiği ifadeden sonra bunlar yeniden mi aklına gelmiş ki alıp İstanbul'a götürdüler ve yeni ifade verdirdiler. Özkan Yalım'a ifade verdirilme biçimiyle nereye varılmaya çalışıldığını anlamak son derece basit. Biz yıllarca bu işlerin içerisinde olduk. Bunların hepsini savuştururuz. Ancak çok açık söyleyeyim. Özkan Yalım'ın son ifadesinde ortaya çıkıyor. Orada da şu anda milletvekili olan ve geçmişte PM üyeliği yapmış olan arkadaşlarımıza yönelik açık iftira var. Tabii sabahleyin bunu okuyunca tarihlere baktık. Şeker fabrikalarının özelleştirilmesine karşı çıkmak için Mart 2018 yılında bir gezi yapıyor parti. Söz edilen tarihte orada olduğu iddia edilen kadın milletvekili arkadaşımız henüz bir ilçe yöneticisi" cevabını verdi. "YASA TEKLİFİNİ BİRLİKTE HAZIRLAMAK GİBİ ÖNCELİKLERİMİZ VAR" DEM Parti Grup Başkanvekili Temelli ise, Can Atalay'ın Anayasa Mahkemesi kararına uygun olarak Meclise dönmesini beklediklerini söyledi. Terörsüz Türkiye sürecinde partilerin yasa teklifleri sunmasıyla ilgili soru üzerine Temelli, "Bizim yasa teklifimizi sunmamız o kadar zor bir şey değil. Ama bizim özellikle demokratik müzakere zemininin zenginleşmesi önceliğimiz. Dolayısıyla bir yasa teklifini birlikte hazırlamak gibi önceliklerimiz var. Bütün partilere çağrımız bu yönde. Komisyonun oluşması zaten önemli bir müzakere zeminiydi. Bu müzakere zeminini yeniden canlandırmak, hele hele bu kadar önemli bir yasanın konuşulduğu bir yerde canlandırmak çok çok önemli olacaktır diye düşünüyoruz" şeklinde konuştu.

Bulgaristan seçimlerinde "Netanyahu" çıkışı: Milli tehdit! Haber

Bulgaristan seçimlerinde "Netanyahu" çıkışı: Milli tehdit!

Bulgaristan’da 19 Nisan’da yapılacak milletvekili seçimleri için Türkiye’de yaşayan çifte vatandaşlara sandık çağrısında bulunan Bulgaristan Hak ve Özgürlükler Hareketi Bursa İl Temsilcisi Taner Çavuş, yaşanan gelişmeleri kimsenin görmemezlikten gelmemesi gerektiğini söyledi. Çavuş, "Kendini Türk dostu ilan eden Rumen Radev'in, 240 kişilik listesine 16 tane Türk'ü seçilmeyecek sıraya yazması, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile samimi dost olması, Türkiye ile sınırların kapatılması gerektiğini savunması Türk ve Müslüman soydaşlar tarafından unutulmamalıdır" dedi. Bulgaristan’da hükümetlerin devamlılık sağlayamadığını ifade eden Bulgaristan Hak ve Özgürlükler Hareketi Bursa İl Temsilcisi Taner Çavuş, bu sebeple 19 Nisan’da yeniden sandığa gidileceğini, bu seçimin önem taşıdığını vurguladı. Çavuş, "Bulgaristan’da son 5 yılda 10'uncu seçim yapılırken, Türkiye'deki sandık sayısı ise çok düştü. Son seçimde 168 sandıktan şu anda sandık sayısı 20’ye düştü. Hak ve Özgürlükler Hareketi, bu önergeye karşı çıkmasına rağmen parlamentoda yeterli güce sahip olamadığı için mecliste oylamayla sandık sayısı 20 ile sınırlandırıldı. Seçimin önemine bakıyorsak yeni bir siyasi parti meydana geldi. Bu siyasi parti eski cumhurbaşkanının kurduğu partidir. Fakat bu parti Türklerden oy isteyen parti. O partiye baktığımızda ne parti programı var, ne partinin milletvekili listelerinde Türklerin ve Pomakların seçilecek yerde olduğunu görüyoruz. Bu kişiler Türklerden oy isteyen kişidir. Fakat geçmişimize baktığımızda Türk düşmanı olan bu kişiye oy isteniyor. Türkiye’deki tabii ki sandık sayısının düşük olması çok büyük sıkıntı. Bu da insanların sandığa, sandıkta oyunu kullanabilmesi için saatlerce beklemek zorunda kalması ve tabii ki yeterince oy kullanamayacak" dedi. En çok sandığın Türkiye’de Bursa’da olduğunu belirten Çavuş, "Bursa’da 6 tane sandığımız var. 20 sandıktan 6 tanesi Bursa’da. Bizimki hedefimiz ne? Biz her zaman halkımız için varız. 35 yıldan beri var olan parti. Halkımızla birlikte, halkımız için çalışıyoruz. İşte birlikte güç doğar. Fakat bölmek, dış güçlerin bölmek istediği ve başardığı bir olay oldu. 49 milletvekili çıkardığımız partiden 17 milletvekilinin bizden ayrılmasıyla iki tane parti haline dönüştük. Diğer parti şu anda barajı geçemeyecek durumda. Barajı geçecek olan tek parti Halk ve Özgürlük Halk Hareketi'dir. Bulgaristan parlamentosunda 5 tane siyasi parti barajı aşıyor. Fakat 5 tane siyasi parti barajı aştığından dolayı tek başına iktidara hiçbir parti gelemeyecek. Koalisyon olmak zorunda. Fakat parti ve birbirinden anlaşamayan partiler, birbirlerinden nefret eden partiler. Türk dostu olduğunu söyleyen kişiler aslında Türk dostu değil. Türk ve Müslümanlara karşı zulmedenlerin yanında destek verenler. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yanındaki şahıs yeni kurulan parti başkanıdır. Evet, listede 16 tane Türk oldu. Fakat hiçbir liste başı seçilecek yerde ne Türk var ne de Pomak vardır" diye konuştu. Çavuş konuşmasını söyle sürdürdü; "İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yanındaki İlerici Bulgaristan Koalisyonu'nun liderliğini üstlenen Rumen Radev, daha önceki konuşmalarında 'Türkiye ile sınırın kapatılması gerekiyor. Türkiye'deki seçmenler, oy kullanmaya gelmesin.' Ancak yeni bir oluşum olduğundan dolayı herkesin merakla beklediği kişi olarak öne çıkıyor. Bir kurtarıcı olarak görülebilir. Ancak bu kişi Türk düşmanıdır. İsrail ile samimi dostluğu ise Türkiye için milli bir tehdittir."

Meclis'te Uşak kavgası: "7 milyon TL araca mı harcandı?" Haber

Meclis'te Uşak kavgası: "7 milyon TL araca mı harcandı?"

TBMM’de AK Parti Uşak Milletvekili İsmail Güneş ile CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır arasında Uşak Belediyesi konusunda tartışma yaşandı. TBMM Genel Kurulu’nda yerinden söz alan AK Parti Uşak Milletvekili İsmail Güneş, "2024 yılı Kasım ayında ihale edilen Uşak Elmalıdere Aile Sağlığı Merkezi yapımı sırasında Uşak Belediyesi içme suyuna ait irsale hattının taşınması için gerekli olan 900 bin TL'lik boruyu Uşak Belediyesi 'Paramız yok' diyerek almadığı için inşaat yaklaşık bir yıl durmuştur. Meğerse 'Para yok' diyenlerin aynı dönemde CHP Genel Başkanı Özgür Özel'e ait aracın giydirilmesi için Uşak Belediyesi'nden tam 7 milyon 700 bin TL para harcandığını görüyoruz. Halka hizmete gelince para yok, CHP aracına gelince para varmış. Buradan CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel'e sesleniyorum: Hadi belediye başkanı size yaranmak için böyle bir tercihte bulundu, siz bir genel başkan olarak hakkı, hukuku gözetmeniz gerekirken Uşak halkına ait bu paralar kendi aracınıza harcanırken vicdanınız hiç sızlamadı mı? Uşak halkı 35 yıl aradan sonra size güvenmek istedi ama maalesef Uşak halkının parasını kendi lehine kullandınız" dedi. CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, Güneş’in sözlerine tepki gösterdi. Başarır, "Burada bir dakika konuşan birçok milletvekiline cevap vermiyoruz ama bir Uşak Milletvekili eğer genel başkanın arabasının Uşak Belediyesi tarafından yapıldığını faturasıyla ispatlıyorsa gelsin buraya. Hayır, sen yalan söylüyorsan, müfterisin ki yalan söylüyorsun. Sen iftira atıyorsun. Bak, yakışmıyor. Siz ne Uşak iline yakışıyorsunuz ne bu parlamentoya yakışıyorsunuz. Elinde delil nedir kardeşim? Evrak göster. Eğer gösteremiyorsan yalancısın, utanmazsın, müfterisin" diye konuştu.

Meclis karıştı! "İsrail'de basın daha mı özgür?" Polemiği tansiyonu yükseltti Haber

Meclis karıştı! "İsrail'de basın daha mı özgür?" Polemiği tansiyonu yükseltti

TBMM'de AK Parti ile DEM Parti arasında tutuklu gazeteciler konusunda çıkan tartışmada "Türkiye-İsrail" polemiği yaşandı. TBMM Genel Kurulu'nda AK Parti ile DEM Parti arasında Türkiye ile İsrail basını polemiği yaşandı. AK Parti Tokat Milletvekili Mustafa Arslan, tutuklu gazetecilerin hiçbirinin gazetecilik faaliyeti nedeniyle tutuklu olmadığını belirterek, "Basın özgürlüğü, terör propagandası, nefret söylemi ve toplumu ayrıştıran faaliyetler için bir kalkan olarak kullanılamaz. Türkiye'nin basın özgürlüğünü değerlendirmek için ideolojik saiklerle hareket ettikleri açık olan kuruluşların raporlarına değil, ülkemizdeki cari medya ortamına bakmak gerekmektedir" dedi. Arslan, İsrail'de son iki yılda 250'den fazla gazetecinin hayatını kaybettiğini de belirterek, Basın Özgürlüğü Endeksi'nde İsrail'i Türkiye'den öne alan bir raporu hiçbir vicdanın kabul edemeyeceğini ifade etti. Söz alan DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Arslan'ın konuşmasına atıfta bulunarak, "Hiç kimse mesleği nedeniyle tutuklu değildir, çünkü AK Parti'ye karşı haber yapmayı bir meslek olayı olarak görmüyorlar. Böyle bir tablo çizdi. Şimdi İsrail'de Basın Özgürlüğü Endeksi Türkiye'den yukarı, çünkü gerçekten İsrail'de basın özgürlüğü var biliyor musunuz? Oradaki gazeteciler, o soykırımcı Netanyahu hakkında yazıp çizebiliyorlar, haber yapabiliyorlar. Ama bu ülkede binlerce insan Cumhurbaşkanına hakaret nedeniyle hâlâ tutuklanıyor. Böyle bir suç var, böyle bir suç uyduruldu bu ülkede ne yazık ki. Üstelik de bakın hakaret değil, eleştiri yaptığı için. Şimdi belge paylaşmak, haber yapmak, iktidar karşıtı, iktidarı eleştiren haber yapmak, halka haber ulaştırmanın kendisini siz suç olarak tarif ediyorsunuz. Vekilimiz söyledi, Nedim Oruç Cizre'de olay takibi, eylem takibi yapıyordu, polisler darbederek aldılar. Hiçbir suçu yok, 'terör propagandası' dediniz. Ya bizim gözümüzün önünde gittiğimiz eylemde insanları, gazetecileri döve döve polis gözaltına alıyor, diyor ki 'Örgüt propagandası yaptı.' Niye? Eylemi fotoğraflıyor, eylemin videosunu çekiyor. Şimdi, gerçekle yüzleşmek lazım. Çünkü bu gerçek aynı zamanda bu ülkenin gerçeği ve sizin iktidarınızın oluşturduğu bir gerçek. Bu gerçekle yüzleşmeden bu ülkede basın özgürlüğü olmaz. Herkesin ağzına bant yapıştırın, gözlerini de kapatın, ondan sonra deyin ki 'Bu ülkede basın özgürlüğü var. Niye yazmıyorsunuz? Niye konuşuyorsunuz?' Meseleniz budur" şeklinde konuştu. AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, İsrail ile Türkiye'yi karşılaştırmanın doğru olmadığını ve İsrail'in daha iyi noktada olduğunu söylemenin kabul edilemeyeceğini belirterek, "Başkanım, Sayın Grup Başkanvkilinin İsrail'i Türkiye'yle mukayese ederek İsrail'in daha iyi noktada olduğunu söylemesi asla kabul edilemez. Her gün gazetecilerin hayatına kasteden, bütün basın mensuplarına yönelik saldırılar düzenleyen, çocukları katleden, kadınları katleden, ibadethaneleri bombalayan soykırımcı İsrail'e 'Bu anlamda Türkiye'den daha iyi noktadadır' demek asla kabul edilebilir bir şey değildir. Bu topraklara ait, bu topraklardan neşet etmiş hiçbir kimse Türkiye'yi soykırımcı İsrail'le mukayese edemez. Mukayese ettiğinde de 'Türkiye her zaman daha iyi noktadadır' demesi gerekirken bu anlamdaki tavrı, yaklaşımı asla kabul etmiyoruz, doğru bulmuyoruz, tasvip etmiyoruz ve reddediyoruz" diye konuştu. Koçyiğit ise gazetecilerin Netanyahu'yu eleştirebildiklerini söyledi.

27 ilde 55 taşınmaz satışta: "Arazi satarak hastane yapılamaz" Haber

27 ilde 55 taşınmaz satışta: "Arazi satarak hastane yapılamaz"

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, 17 Mart 2026 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Cumhurbaşkanı Kararıyla, Maliye Hazinesi’ne kayıtlı 27 ildeki 55 taşınmazın özelleştirme programına alınarak satışa çıkarılmasını sert bir dille eleştirdi. Pala, kararın gerekçesinde elde edilecek gelirin sağlık yatırımlarında kullanılacağının ifade edildiğini, bu açıklamanın kamu kaynaklarının yönetimi açısından ciddi bir sorunu gözler önüne serdiğini belirtti. Konuya ilişkin Pala, “Bu 55 taşınmazla ilgili elde edilecek toplam gelirin, bir yılda şehir hastanelerine aktarılan tutar kadar bile olmayacağı tahmin ediliyor. Bu karar, yıllardır “Şehir hastaneleri Sağlık Bakanlığı bütçesini rehin aldı” derken ne kadar haklı olduğumuzu bir kez daha gösteriyor. Sağlık yatırımı yapmak için bir araziyi satılığa çıkarmak, AKP’nin Cumhurbaşkanlığı Hükümetinin iflas etmiş olduğunun bir göstergesidir” dedi. Pala, eleştirilerinin yanı sıra alınan kararın gerekçesi, sağlığa erişime etkisi ve satışa çıkarılan alanların geleceğine ilişkin ayrıntılı bilgi talep ederek Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e kapsamlı bir soru önergesi iletti. “Arazi satarak hastane yapmak kabul edilemez!” Milletvekili Pala, kamu arazilerinin “sağlık yatırımı” gerekçesiyle satışa çıkarılmasının sağlık politikası açısından kabul edilemez bir yönetim zafiyeti olduğunu vurguladı. Pala, “Tüm taşınmazlar satıldığı takdirde elde edilecek gelirin, Kamu-Özel İşbirliği yöntemiyle inşa edilen ve işletilen 18 şehir hastanesine 2026 yılı için kullanım ve hizmet bedeli olarak bütçeye konulan 136,1 milyar TL’den daha düşük olacağı uzmanlar tarafından tahmin ediliyor. Bakanlık, şehir hastanelerine bir yıl için ödenen kira ve hizmet bedelinden daha düşük bir tutar için ülkemizin 27 ilinde 55 değerli taşınmazın satışa çıkarılmasının gerekçesini açıkça ortaya koymalıdır” sözleriyle, Bakan Mehmet Şimşek’e seslendi. “Kamu kaynakları elden çıkarılarak sağlık alanındaki gerileme giderilemez!” Pala, soru önergesinde kararın iller arası sağlık eşitsizliğini daha da derinleştirme riski taşıdığına da dikkat çekti: “Söz konusu taşınmazların bulunduğu illerden birçoğu sağlık gelişmişlik sıralamasında oldukça geridedir. Örneğin Kahramanmaraş 81 il içinde 67’nci, Adıyaman 75’inci ve Ağrı 78’inci sıradadır. Sağlık alanında geride kalmış, üstelik kimisi 6 Şubat depremlerinden derinden etkilenmiş bu illere devlet hastanesi yapılması gerekirken sağlık alanlarının satışa çıkarılması, bu illerde yurttaşın sağlık hakkının açıkça gözden çıkarılmasıdır” dedi. Pala, soru önergesinde ayrıca satış listesindeki taşınmazların imar planlarında hangi statüde olduğuna ve kaçının özellikle “Sağlık Alanı” olarak belirlendiğine dair bilgi talep etti. “Kupon arazi olarak tanımlanan bu alanlar imar planı değişiklikleriyle ticari kullanımlara açılacak mıdır; Bakanlık bu konuda da bilgi vermelidir. Sağlıkta Dönüşüm Programı ile sağlığı temel bir insan hakkından sermaye sınıfının birikim aracına dönüştüren AKP’nin, gelinen noktada kamu mülkiyetlerini satışa çıkartarak özelleştirmesi şaşırtıcı değildir, yıllardır bu konuya dikkat çekiyoruz. Sürecin takipçisi olacağız ve bu arazilerin satılmaması, kamu sağlık yatırımları için kullanılması amacıyla değerlendirilmesi için elimizden gelen çabayı göstereceğiz” vurgusunu yineledi.

Kadınlar daha uzun yaşıyor ama daha az istihdam ediliyor! İşte çarpıcı rakamlar Haber

Kadınlar daha uzun yaşıyor ama daha az istihdam ediliyor! İşte çarpıcı rakamlar

Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre 31 Aralık 2025 tarihi itibarıyla, kadın nüfus 43 milyon 32 bin 734 kişi, erkek nüfus 43 milyon 59 bin 434 kişi oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı İstatistiklerle Kadın verisini paylaştı. Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre 31 Aralık 2025 tarihi itibarıyla, kadın nüfus 43 milyon 32 bin 734 kişi, erkek nüfus 43 milyon 59 bin 434 kişi oldu. Diğer bir ifadeyle, toplam nüfusun yüzde 49,98'ini kadınlar, yüzde 50,02'sini ise erkekler oluşturdu. Kadınlar ile erkekler arasındaki bu oransal denge, kadınların daha uzun yaşaması nedeniyle, 60 ve daha yukarı yaş grubundan itibaren kadınların lehine değişti. Kadın nüfusun oranı, 60-74 yaş grubunda yüzde 51,9 iken 90 ve üzeri yaş grubunda yüzde 69,7 oldu. Kadınların erkeklerden 5,2 yıl daha uzun yaşadığı görüldü Hayat Tabloları sonuçlarına göre doğuşta beklenen yaşam süresi 2022-2024 döneminde Türkiye geneli için 78,1 yıl iken kadınlarda 80,7 yıl, erkeklerde 75,5 yıl oldu. Genel olarak kadınların erkeklerden daha uzun yaşadığı ve doğuşta beklenen yaşam süresi farkının 5,2 yıl olduğu görüldü. Doğuşta sağlıklı yaşam süresi kadınlarda 56,3 yıl oldu Belirli bir yaştaki kişinin günlük hayattaki faaliyetlerini sınırlandıracak bir sağlık sorunu olmadan yaşaması beklenen yıl sayısını ifade eden sağlıklı yaşam süresi, 2022-2024 döneminde sıfır yaşında bulunan bir kişi için Türkiye genelinde 57,6 yıl iken kadınlarda 56,3 yıl, erkeklerde 58,9 yıl oldu. Buna göre, erkeklerin doğuşta sağlıklı yaşam süresinin kadınlardan 2,6 yıl daha uzun olduğu görüldü. ORTALAMA EĞİTİM SÜRESİ KADINLARDA 8,8 YIL OLDU Ulusal Eğitim İstatistiklerine göre 25 yaş ve üzeri nüfusun ortalama eğitim süresinin yıllara göre arttığı görüldü. Türkiye geneli için 25 yaş ve üzeri nüfusun ortalama eğitim süresi 2011 yılında 7,3 yıl, kadınlarda 6,4 yıl, erkeklerde 8,3 yıl iken, 2024 yılında Türkiye genelinde 9,5 yıl, kadınlarda 8,8 yıl, erkeklerde 10,2 yıl oldu. En az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 ve daha yukarı yaştaki kadınların oranı yüzde 88,3 oldu Ulusal Eğitim İstatistiklerine göre en az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 ve daha yukarı yaştaki nüfusun toplam nüfus içindeki oranının 2008-2024 yılları arasında arttığı görüldü. En az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 ve daha yukarı yaştaki bireylerin toplam nüfus içindeki oranı, 2008 yılında yüzde 75,1 iken 2024 yılında yüzde 92,6 oldu. Bu oran cinsiyete göre incelendiğinde, 2008 yılında en az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 ve daha yukarı yaştaki kadınların oranı yüzde 67,5, erkeklerin oranı yüzde 82,8 iken, bu oran 2024 yılında kadınlarda yüzde 88,3, erkeklerde ise yüzde 97,0 oldu. Yükseköğretim mezunu olan 25 ve daha yukarı yaştaki kadınların oranı yüzde 23,6 oldu Ulusal Eğitim İstatistiklerine göre yüksekokul ve fakülte, yüksek lisans ve doktora mezunu olan 25 ve daha yukarı yaştaki nüfusun toplam nüfus içindeki oranı, 2008 yılında yüzde 9,1 iken 2024 yılında yüzde 25,2 oldu. Bu oran cinsiyete göre incelendiğinde, 2008 yılında yükseköğretim mezunu olan 25 ve daha yukarı yaştaki kadınların oranı yüzde 7,1, erkeklerin oranı yüzde 11,2 iken bu oran 2024 yılında kadınlarda yüzde 23,6, erkeklerde ise yüzde 26,8 oldu. Annesi yükseköğretim mezunu olanların yüzde 84,4'ünün yükseköğretim mezunu olduğu görüldü Ulusal Eğitim İstatistiklerine göre ebeveynin tamamladığı eğitim düzeyine göre ferdin tamamladığı eğitim düzeyi oranına bakıldığında, ebeveynin eğitim seviyesi yükseldikçe bireyin eğitim düzeyinin yükseldiği görüldü. Annesi yükseköğretim mezunu olan 25 yaş ve üzeri nüfusun 2024 yılında yüzde 84,4'ünün yükseköğretim mezunu olduğu görüldü. Yükseköğretim mezunu kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 68,7 oldu Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre 2024 yılında 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun işgücüne katılma oranının yüzde 54,2 olduğu görüldü. Bu oran kadınlarda yüzde 36,8, erkeklerde ise yüzde 72,0 oldu. İşgücüne katılma oranı eğitim durumuna göre incelendiğinde, kadınların eğitim seviyesi yükseldikçe işgücüne daha fazla katıldıkları görüldü. Okuryazar olmayan kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 14,6, lise altı eğitimli kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 27,5, lise mezunu kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 38,5, mesleki veya teknik lise mezunu kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 43,8 iken, yükseköğretim mezunu kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 68,7 oldu. KADINLARIN İSTİHDAM ORANININ ERKEKLERİN YARISINDAN DAHA AZ OLDUĞU GÖRÜLDÜ Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre 2024 yılında 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun istihdam oranının yüzde 49,5 olduğu görüldü. Bu oran kadınlarda yüzde 32,5, erkeklerde ise yüzde 66,9 oldu. En yüksek istihdam oranı yüzde 54,7 ile TR61 (Antalya, Isparta, Burdur) bölgesinde, en düşük istihdam oranı ise yüzde 39,5 ile TRC3 (Mardin, Batman, Şırnak, Siirt) ve TRB2 (Van, Muş, Bitlis, Hakkari) bölgelerinde gerçekleşti. En yüksek kadın istihdam oranı, yüzde 39,3 ile TR61 (Antalya, Isparta, Burdur) bölgesinde, en düşük kadın istihdam oranı ise yüzde 20,9 ile TRB2 (Van, Muş, Bitlis, Hakkari) bölgesinde gerçekleşti. En yüksek erkek istihdam oranı, yüzde 72,3 ile TR21 (Tekirdağ, Edirne, Kırklareli) bölgesinde, en düşük erkek istihdam oranı ise yüzde 59,0 ile TRC2 (Şanlıurfa, Diyarbakır) bölgesinde gerçekleşti. Kadınların istihdamda yarı zamanlı çalışma oranı yüzde 18,3 oldu Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre yarı zamanlı çalışanların istihdam içindeki oranının 2024 yılında yüzde 12,1 olduğu görüldü. Bu oran kadınlarda yüzde 18,3, erkeklerde ise yüzde 9,0 oldu. Hanesinde 3 yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki kadın istihdam oranı yüzde 26,9 oldu Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre hanesinde 3 yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki bireylerin istihdam oranı, 2014 yılında yüzde 59,8 iken 2024 yılında yüzde 60,0 oldu. Bu oran cinsiyete göre incelendiğinde, 2024 yılında hanesinde 3 yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki kadınların istihdam oranının yüzde 26,9, erkeklerin istihdam oranının ise yüzde 90,9 olduğu görüldü. KADIN BÜYÜKELÇİ ORANI YÜZDE 28,4 OLDU Dışişleri Bakanlığı verilerine göre kadın büyükelçi oranı 2011 yılında yüzde 11,9 iken 2025 yılında yüzde 28,4 oldu. Erkek büyükelçi oranı ise 2011 yılında yüzde 88,1 iken 2025 yılında yüzde 71,6 oldu. Kadın milletvekili oranı yüzde 19,9 oldu Türkiye Büyük Millet Meclisi verilerine göre 2025 yıl sonu itibarıyla 592 milletvekili içerisinde kadın milletvekili sayısının 118, erkek milletvekili sayısının ise 474 olduğu görüldü. Meclisteki kadın milletvekili oranı 2007 yılında yüzde 9,1 iken, 2025 yılında yüzde 19,9 oldu. Yükseköğretimde görevli profesörler içinde kadın profesör oranı yüzde 34,9 oldu Yükseköğretim İstatistiklerine göre yükseköğretimde görevli profesörler içerisindeki kadın profesör oranı 2010-2011 öğretim yılında yüzde 27,6 iken 2024-2025 öğretim yılında yüzde 34,9 oldu. Yükseköğretimde görevli doçentler içerisindeki kadın doçent oranı ise, 2010-2011 öğretim yılında yüzde 32,2 iken 2024-2025 öğretim yılında yüzde 43,3 oldu. ÜST VE ORTA DÜZEY YÖNETİCİ POZİSYONUNDAKİ KADIN ORANI YÜZDE 21,5 OLDU Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre üst ve orta düzey yönetici pozisyonundaki kadın oranı 2012 yılında yüzde 14,4 iken 2024 yılında yüzde 21,5 oldu. Borsa İstanbul'da işlem gören en büyük 50 şirketin (BİST 50) yönetim kurulu üyelerine bakıldığında, 2016 yılında yüzde 12,2 olan kadın üye oranı 2025 yılında yüzde 18,3 oldu. Kadın Araştırma ve Geliştirme (Ar-Ge) personelinin oranı yüzde 34,2 oldu Belirli bir dönemde (genellikle bir takvim yılı) bir kişi ya da grup tarafından Ar-Ge faaliyetleri için harcanan sürenin aynı dönemde çalışılan toplam süreye bölünmesi yoluyla hesaplanan Tam Zaman Eşdeğeri (TZE), 0 ile 1 arasında bir değer alarak uluslararası Ar-Ge personeli karşılaştırmalarında kullanılmaktadır. Araştırma-Geliştirme Faaliyetleri Araştırması sonuçlarına göre, TZE cinsinden kadın Ar-Ge personel sayısı, 2024 yılında 106 bin 74 kişi ile toplam Ar-Ge personel sayısının yüzde 34,2'sini oluşturdu. Sektörler itibarıyla TZE cinsinden kadın Ar-Ge personel oranı, yükseköğretimde yüzde 47,9, kâr amacı olmayan kuruluşların da dâhil edildiği genel devlette yüzde 30,6, mali ve mali olmayan şirketlerde ise yüzde 28,2 oldu. ORTALAMA İLK EVLENME YAŞI KADINLARDA 26,0 OLDU Evlenme İstatistiklerine göre resmi olarak ilk evliliğini 2025 yılında yapmış olan kadınların ortalama evlenme yaşı 26,0 iken erkeklerin ortalama evlenme yaşı 28,5 oldu. Ortalama ilk evlenme yaşının en yüksek olduğu il, kadınlarda 29,6 yaş, erkeklerde 32,4 yaş ile Tunceli oldu. Ortalama ilk evlenme yaşının en düşük olduğu il ise kadınlarda 23,7 yaş ile Kilis, erkeklerde 26,4 yaş ile Şanlıurfa oldu. Kadınların yüzde 17,0'ının eğitim seviyelerinin eşlerinden daha yüksek olduğu görüldü ADNKS sonuçlarına göre resmi evliliklerde eşler arasındaki eğitim farkı incelendiğinde, 2024 yılında kadınların yüzde 38,3'ünün kendilerinden daha yüksek eğitimli erkeklerle evli olduğu görüldü. Eşlerinden daha yüksek eğitimli olan kadınların oranının yüzde 17,0, eğitim seviyeleri aynı olan eşlerin oranının ise yüzde 43,3 olduğu görüldü. Kesinleşen boşanma davaları sonucu annenin velayetine verilen çocuk oranı yüzde 74,6 oldu Boşanma İstatistiklerine göre 2025 yılında kesinleşen boşanma davaları sonucu çocukların velayetinin çoğunlukla anneye verildiği görüldü. Annenin velayetine verilen çocuk oranı yüzde 74,6 iken babanın velayetine verilen çocuk oranı ise yüzde 25,4 oldu. YAPAY ZEKA KULLANAN KADINLARIN ORANI YÜZDE 18,8 OLDU Yapay Zeka İstatistiklerine göre İnternet kullanan bireylerden üretken yapay zeka kullandığını beyan edenlerin oranı 2025 yılında yüzde 19,2 oldu. Bu oran kadınlarda yüzde 18,8 iken erkeklerde yüzde 19,4 oldu. Yapay zeka kullanma oranı yaş gruplarına göre incelendiğinde, en fazla yapay zeka kullanan bireylerin yüzde 39,4 ile 16-24 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubundaki kadınların yüzde 40,5'inin, erkeklerin ise yüzde 38,3'ünün yapay zeka kullandığı görüldü. Beyin göçü oranı kadınlarda yüzde 1,6 oldu Yükseköğretim Beyin Göçü İstatistiklerine göre yükseköğretim mezunlarının beyin göçü oranı 2024 yılında yüzde 2,0 oldu. Bu oran kadınlarda yüzde 1,6 iken erkeklerde yüzde 2,4 oldu. Yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olan kadınların oranı yüzde 30,1 oldu Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistiklerine göre yaş gruplarına göre yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olanların oranına bakıldığında, 2025 yılında toplam nüfusun yüzde 27,9'unun risk altında olduğu, bu oranın kadınlarda yüzde 30,1 iken erkeklerde yüzde 25,6 olduğu görüldü. Aynı oranlara 18-64 yaş grubu için bakıldığında, yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında bulunan kadınların oranı yüzde 28,4, erkeklerin oranı yüzde 21,8 olarak görüldü. KADINLARIN EN FAZLA MARUZ KALDIĞI ŞİDDET TÜRÜNÜN PSİKOLOJİK ŞİDDET OLDUĞU GÖRÜLDÜ Türkiye Kadına Yönelik Şiddet Araştırması sonuçlarına göre yaşamının herhangi bir döneminde şiddete maruz kalmış kadınların yüzde 28,2'sinin psikolojik şiddete, yüzde 18,3'ünün ekonomik şiddete, yüzde 12,8'inin fiziksel şiddete, yüzde 10,9'unun ısrarlı takibe, yüzde 8,3'ünün dijital şiddete ve yüzde 5,4'ünün cinsel şiddete uğradığı görüldü. Tamamlanan eğitim seviyesi ve şiddet türüne göre şiddete maruz kalmış kadınların oranı incelendiğinde, eğitim seviyesi yükseldikçe ekonomik şiddet azalırken ısrarlı takip ve dijital şiddetin arttığı görüldü. Ekonomik şiddet, bir okul bitirmeyen kadınlar için yüzde 31,8 iken yükseköğretim mezunlarında yüzde 8,9 oldu. Israrlı takip ise yükseköğretim mezunu kadınlar için yüzde 16,1 iken bir okul bitirmeyen kadınlar için yüzde 5,3 oldu. Dijital şiddet, yükseköğretim mezunu kadınlar için yüzde 13,4 iken bir okul bitirmeyen kadınlar için yüzde 2,2 oldu. Yaşamının herhangi bir döneminde şiddete maruz kalmış kadınların yüzde 39,5 ile en fazla eş/eski eş/birlikte olduğu kişiler tarafından şiddete uğradığı görüldü. Fiziksel, psikolojik ve cinsel şiddete maruz kalmış kadınların sırasıyla yüzde 56,0, yüzde 42,0 ve yüzde 38,3 oranları ile en fazla eş/eski eş/birlikte olduğu kişiler tarafından şiddete uğradığı görüldü. Ekonomik şiddete maruz kalmış kadınların yüzde 66,5 ile en fazla ailelerinden biri tarafından şiddete uğradığı görüldü. Israrlı takip ve dijital şiddete maruz kalmış kadınların sırasıyla yüzde 39,6 ve yüzde 62,3 oranları ile en fazla yabancı biri tarafından şiddete uğradığı görüldü.

Bursa "Mümin Aga"sını unutmadı! Vefatının 33. yılında Emir Sultan’da duygusal anlar Haber

Bursa "Mümin Aga"sını unutmadı! Vefatının 33. yılında Emir Sultan’da duygusal anlar

Bursaspor Vakıfköy Tesisleri'nin mimarı ve Balkan göçmenlerinin gür sesi olan Mümin Gençoğlu için düzenlenen törende; merhumun 'Uludağ yollarında amelelikten, Milletvekilliğine' uzanan azim dolu hayat hikayesi bir kez daha hafızalarda tazelendi. Balkan Göçmenleri Kültür ve Dayanışma Derneği (BAL-GÖÇ) kurucu başkanı, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası meclis başkanı ve Bursaspor Kulübü eski başkanlarından Mümin Gençoğlu, vefatının 33'inci yılında kabri başında anıldı. Geçirdiği trafik kazası neticesinde 1993 yılında hayatını kaybeden eski milletvekili, Balkan göçmenlerinin sesi Mümin Gençoğlu, kabri başında dualarla anıldı. Emir Sultan Mezarlığı'nda düzenlenen anma töreninde Avrupa Birliği eski Bakanı Egemen Bağiş,AK Parti Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç,AK Parti Bursa Milletvekili Ahmet Kılıç,CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, İyi Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu,CHP İl Başkanı Nihat Yeşiltaş,Bulgaritan Cebel Belediye Başkanı Necmi Ali,BAL-GÖÇ,BGF,Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu Onursal Başkanı Turhan Gençoğlu,Bursa Büyükşehir Belediye Başkanvekili Mehmet Aydın Saldız,Bulgaristan Hak ve Özgürlükler Hareketi Genel Başkan Yardımcısı Hamid Hamid,Hak ve Özgürlükler Hareketi Yanbol Milletvekili Seyfi Mehmetali,Hak ve Özgürlükler Hareketi Haskovo Milletvekili Erbil Alim,Hak ve Özgürlükler Hareketi Burgaz Milletvili İsmail Osman,CEBEL Belediye Başkanı Necmi Ali,Hak ve Özgürlükler Hareketi Meclis Üyesi İlker Semercioğlu katıldı. Törende konuşan Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu Onursal Başkanı Turhan Gençoğlu "33 sene evvel aramızdan ayrılmış olan, Bulgaristan'dan ceketiyle Türkiye'ye gelip Uludağ yollarında amelelik yaparak akabinde Bursa Ticaret ve Sanayi Odası'nda göreve başlayıp oralarda meclis başkanlığına kadar ulaşan, Bursaspor Kulübü Vakıfköy Tesisleri'nin temelini atıp başkanlığını yapan Bursaspor'u Avrupa kupalarında ilk kez çeyrek final oynatan, okullar yaptıran, BAL-GÖÇ'ü kurarak oradaki kardeşlerimize yapılan zulmün dünya kamuoyuna duyurulmasında ve kardeşlerimizin Türkiye'ye göçü sırasında çok büyük hizmetleri geçmiş olan, milletvekili olarak Ankara'ya giderken bir trafik kazasında kaybetmiş olduğumuz babamızın, sizin Mümin Aga'nızın, ruhu şâd olsun'' dedi. Tören Kur'an-ı Kerim tilâveti ve duaların ardından, Mümin Gençoğlu hayrına yemek dağıtımıyla sona erdi.

Bahçeli’den Suriye mesajı: "Gelişmeler Türkiye için müspet, SDG tamamen temizlenmeli" Haber

Bahçeli’den Suriye mesajı: "Gelişmeler Türkiye için müspet, SDG tamamen temizlenmeli"

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Suriye’nin toprak bütünlüğü bakımından gelişmeler olumludur. Suriye’de şimdiye kadar olanlar Türkiye için müspet" dedi. MHP Genel Başkanı Bahçeli, özel bir televizyon kanalına açıklamalarda bulundu. Suriye’de yaşanan gelişmeleri değerlendiren Bahçeli, "Suriye’nin toprak bütünlüğü bakımından gelişmeler olumludur. Suriye’de şimdiye kadar olanlar Türkiye için müspet. SDG/YPG Suriye’den tamamen sökülüp atılmalıdır" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin geleceği açısından güvenliğin temel bir öncelik olduğuna dikkati çeken Bahçeli, barış ortamının sağlanmasının ekonomik gelişmeye de katkı sunacağını belirtti. Bahçeli, "Milletimizin huzuru ve devletimizin güçlenmesi için teröre ayrılan kaynakların refah ve yatırıma yönelmesi büyük önem taşımaktadır" diye konuştu. DEM Partili vekillerle tokalaşması hakkında gelen soruya cevap veren Bahçeli, şunları kaydetti: "DEM Parti ile tokalaşmama dair pek çok yorum yapıldı. O tokalaşma anlıktı. Cumhurbaşkanımız konuşmasını yaptıktan sonra şöyle bir Genel Kurul salonuna baktım. Bizim milletvekili arkadaşlarımız ve AK Partililer alkışlıyordu ancak muhalefet sadece bakıyordu. O esnada Türkiye için bir adım gerekiyordu. Gidip DEM Partililer ile tokalaştım. Aralarında yakınını kaybeden bir vekil de vardı, kendisine başsağlığı diledim. Şaşırdılar."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.