SON DAKİKA
Hava Durumu

#Milli Birlik

Söz Bursa - Milli Birlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Milli Birlik haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bahçeli’den Dünyaya Rest: "Sıra Türkiye’de diyenlere cevabımız; ölümden öte köy yoktur!" Haber

Bahçeli’den Dünyaya Rest: "Sıra Türkiye’de diyenlere cevabımız; ölümden öte köy yoktur!"

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "ABD'nin siyonizmin tahrik ve tertibine gelerek İran'a saldırması bölgesel ve küresel dengeleri sakatlayacak mahiyettedir. Bu saldırganlık gayr-i meşrudur. Bu saldırganlık gayr-i hukukidir" dedi. MHP Genel Başkanı Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu. MHP lideri Bahçeli, günümüz dünyasında kriz, kaos ve karmaşa halinin dünyanın üzerine adeta karabasan gibi çöktüğünü ve körüklenen istikrarsızlık ateşinin yalnızca coğrafyalarının bacasını sarmakla kalmadığını ve geleceği de aşırılaşmış risk ve tehlikelerle kundaklamaya başladığını dile getirdi. "ABD'NİN İSRAİL'İN TAHRİK VE TERTİBİNE GELEREK İRAN'A SALDIRGANLIĞI DENGELERİ SAKATLAYACAK MAHİYETTEDİR VE GAYRİ MEŞRUDUR" Bölgesel ve küresel tansiyonun çok yükseldiği bir dönemde Türkiye olarak sağduyu ve soğukkanlılıkla hareket etmesinin politik ve diplomatik tutum tercihi olduğuna dikkati çeken Bahçeli, "Böylesi alacakaranlık dönemlerde duygusal tepkilere, duyumsal tepkimelere itibar ve ihtimam gösterilmemesi devlet ve millet aklının müşterek hassasiyeti olmalıdır. Bu kapsamda etrafında dolaştığımız asıl mevzumuzun tam ağırlık merkezine geldiğimiz takdirde mahut sıcak gelişmeler karşısındaki yorum ve değerlendirmelerimizi aklıselim bir siyasi ve ahlaki çerçevede yapmamız kaçınılmazdır. ABD'nin siyonizmin tahrik ve tertibine gelerek İran'a saldırması bölgesel ve küresel dengeleri sakatlayacak mahiyettedir. Bu saldırganlık gayri meşrudur. Bu saldırganlık gayri hukukidir. Bu saldırganlık gayri ahlakidir. Uluslararası hukuku takan ve tanıyan yoktur. Dünyada orman kanunlarının geçerli olmadığını iddia edecek bir akıl ve mantık sahibi hiç kimseden bahsedilemeyecektir. Hani müzakereler sürüyordu? Hani görüşmeler devam ediyor; anlaşmaya ve uzlaşmaya yakın olunduğu iddia ediliyordu?" ifadelerine yer verdi. "Tahran yönetimi evvelemirde istihbarat oyunlarına ve bu çerçevede ilerletilen operasyonlara boyun eğmek zorunda kalmıştır" İran'ın dini lideri Ali Hamaney'in üst düzey görevli siyasetçi ve bürokratlarla toplantı halindeyken İsrail'in saldırması sonucu hayatını kaybetmesini alçaklık olarak nitelendiren Genel Başkan Bahçeli, "Casuslar İran'ın en kilit ve mahrem alanlarına kademe kademe sızmışlardır. Hain ve ajanlar içeride olunca kale kapısı kilit tutmamıştır. Siyonist eşkıyalık dürte dürte, ite ite ABD'yi İran'a saldırtmıştır. Müzakereler kisvesiyle İran'a tuzak kurulmuştur. Hamaney'in ölümünden sonra MOSSAD ajanlarının yıkıntılar altındaki anlık görüntüleri kayda alarak Netenyahu'nun ofisine göndermesi dehşet uyandıran bir organize saldırganlığın göstergesi değildir de nedir? İran'ın üst yönetimi ile askeri ve stratejik alt yapısı hedef alınmıştır. Tahran yönetimi evvelemirde istihbarat oyunlarına ve bu çerçevede ilerletilen operasyonlara boyun eğmek zorunda kalmıştır. Buradaki amacım ABD-İsrail koalisyonunun İran'a yaptığı saldırıları detaylarıyla anlatmak değildir. Maksadımız, komşumuz İran'ı hedef alan çok boyutlu saldırılardan çıkarmamız gereken dersler olduğunu, tehdidin ne kadar yakınlaştığını ve acımasızlaştığını görmenin beka düzeyinde aciliyet arz ettiğini izah ve ifade etmektir" diye konuştu. "KOMŞU ÜLKEMİZ İRAN'IN BAŞINA GELEN DEHŞET VERİCİ MUSİBETLERDEN ÜLKEMİZİ SOYUTLAMAK İMKANSIZDIR" İran'a gerçekleştirilen saldırıların ardından iç cephenin önemi, milli birlik ve dayanışmanın değerinin çok daha iyi anlaşıldığı ve açıklığa kavuştuğunu belirten Bahçeli, "Komşu ülkemiz İran'ın başına gelen dehşet verici musibetlerden ülkemizi soyutlamak ve ayrı düşünmek hem imkânsız, hem de izansızlıktır. ‘Terörsüz Türkiye' hedefine dudak büken aymazlar, ne yaptığımızı, neyi amaçladığımızı daha iyi görüyor musunuz? Türk-Kürt kardeşliğine yaptığımız samimi ve sahici çağrıyı utanmadan çarpıtan, PKK'nın kurucu önderliğinin 27 Şubat çağrısına her zaviyeden saldıran mayası ve meşrebi karışık zihniyetler, çevremizdeki ateş çemberinden herhangi bir sonuç çıkarıyor musunuz? Vatan ve millet sevgisi konusunda, milli birlik ve kardeşlik bahsinde bizimle aşık atmaya, boy ölçüşmeye, rekabet etmeye, hatta kibirli bir üslupla ayar vermeye çalışan siyasi ucubeler, nasıl bir felaket ve fecaatin kıyısından döndüğümüzü daha ne zaman anlamayı düşünüyorsunuz? İç cephemiz sarsılırsa sağımızın solumuzun zehirli haşeratlarla dolacağını merak ediyorum, ne zaman görmeyi ümit ediyorsunuz?" açıklamasında bulundu. "ÖLÜMDEN ÖTE KÖY YOKTUR" MHP Genel Başkanı Bahçeli, Türk milletinin nerede bir haksızlık varsa karşısında durması ve nerede hukuksuzluk varsa itiraz etmesinin şanı ve şerefinin gereğinden dolayı olduğuna vurgu yaparak, "Gerek Tel Aviv medyası, gerekse İsrail eski Başbakanı Bennett şu iddialarda bulunmuş; ‘Türkiye yeni İran'dır.' İsrail'in cani Başbakanı; ‘hem Şii hem Sünni eksen tarafından tehdit altındayız' açıklamasıyla şer korosuna katılmış. Bir başka Türk ve Türkiye düşmanı Rubin ise ‘Ankara 2036'da, Tahran 2026'daki gibi olacak mı?' diye sorgulamış. ABD'nin bir emekli albayı ise ‘İran'dan sonra sıra Türkiye'de' diye zırvayı hezeyanla perçinlemiş. Madem böyle iddialar son günlerde yaygınlık kazandı, bizim de bu sapkın görüş ve tehditleri görmezden gelmemiz doğal olarak mümkün değildir. Diyorum ki, ölümden öte köy yoktur, zira ölürsek şehit, kalırsak gazi olacağımız aynısıyla tarihi ve manevi hakikattir" dedi. Konuşmasında, İran'ın dini lideri Hamaney ile birlikte hayatını kaybetmiş bütün isimlere Cenab-ı Allah'tan rahmetler niyaz eden Bahçeli, İran halkına sabır ve baş sağlığı dilemeyi de ihmal etmedi. "Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde ve takdir edilecek yoğun diplomatik temaslarıyla barış ortamının yeşermesi samimi dileğimiz ve beklentimizdir" Pakistan ile Afganistan arasındaki çatışmaların son bulması, anlaşmasızların karşılıklı mutabakatla sonlandırılmasını temenni eden Bahçeli, "Coğrafyamızın her tarafında barış hakim olmalıdır. Savaşın kazananı yoktur, barışın kazananı ise çoktur. Dünyaya hakim ve hadim olması gereken tek gerçek barıştır. Afganistan ve Pakistan arasındaki çatışmaya, ABD-İsrail ortaklığının İran ile savaşına mutlak surette barışçıl çözüm stratejileriyle doğrudan müdahale edilmelidir. Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde ve takdir edilecek yoğun diplomatik temaslarıyla barış ortamının yeşermesi samimi dileğimiz ve beklentimizdir. Barışın kaybedeni, savaşın kazananı olmaz, olamaz. Barışmak yerine savaşmak cinayettir. Bu cinayete ortak olmak istemeyen her ülke barışçıl emel ve hedefler etrafında birleşmeli, sözleşmeli ve el ele vermelidir" ifadelerini kullandı. Bahçeli, İran'ın siyasi ve toprak bütünlüğünün mutlaka korunması gerektiğini, hangi etnik veya mezhebi gruba mensup olursa olsun İran halkının mensubiyet onuruyla tarihi, hukuki ve ahlaki mükellefiyetin gereğini yerine getirmesi gerektiğini de kaydetti. "ANAYURT POLİTİĞİNİN ÖNÜNÜ AÇACAK TERÖRSÜZ TÜRKİYE HEDEFİDİR" Asırlar süren yerleşimden sonra Osmanlı Devleti'nin küçülmeye başladığı dönemde de Anadolu'nun asla terk edilmeyecek bir anayurt olduğuna dikkati çeken Bahçeli, "Bu anayurt politiğinin önünü açacak Terörsüz Türkiye hedefidir. İstiklal Savaşımızın stratejisi, bizi Anadolu'dan atmak ve dar bir alana sıkıştırmak isteyen müstevli güçlere karşı yine öncelikle Anadolu'nun kurtulması olmuştur. Bu itibarla; bunca mücadelenin sonunda kurulan Cumhuriyetimiz ve siyasi başkentimiz Ankara bin yıllık Anadolu'daki Türk jeopolitiğinin hem gereği, hem muhteşem anısı, hem de mükâfatıdır" değerlendirmesinde bulundu. "ANKARA, ÇİZİLEN MİLLİ COĞRAFYANIN YÖNETİM MERKEZİDİR" Tarihin, yanlış zamanda doğru adım atanlarla, doğru zamanda yanlış adım atanları yaşadığı hezimetlere ve yıkımlara şahitlik ettiğini aktaran Bahçeli, "Kültürel hatıralarımızın hala taze olduğu, beşeriyetimizin hala yaşamaya devam ettiği bu topraklar ve insanlar ile bir gün yeniden kucaklaşma hayalini kurmak çok değerlidir ve tutkumuzdur. Ancak sanki hiç kaybedilmemiş gibi davranarak bir devletin siyasi ve felsefi sıklet merkezini hayali noktalar üzerinden okuyup değiştirmeye çalışmak başka bir şeydir. Bu nedenle, ‘yurtta sulh cihanda sulh' kavramını ikame eden yeni jeopolitik pergelin, başkentimiz Ankara'ya konmasıyla doğmuş olmasına bağlamak tarihin akışına etki etmiştir. Unutmayalım ki Ankara, yeni devletimizin ilan edilmesinden 42 ay önce bu jeopolitiğin merkezi haline gelerek Kurtuluş Savaşı'nın yönetimini üstlenmiştir. Türk milleti politikasını, coğrafyasından önce oluşturmuştur. Ankara, yepyeni Türk devletinin etki ve kapsama çemberini belirlemek üzere, pergel ucunun, Ulus'taki Millet Meclisi kürsüsüne batırılmasıyla çizilen milli coğrafyanın yönetim merkezidir" ifadelerine yer verdi. "ÖNCELİKLE MÜDAFAA EDECEĞİMİZ TÜRKİYE'NİN GÜVENLİĞİ, BEKASI, İÇ BARIŞ VE HUZUR ORTAMIDIR, ‘TERÖRSÜZ TÜRKİYE' HEDEFİYLE YAPMAK İSTEDİĞİMİZ DE BUDUR" Başkent Ankara'nın yalnızca yönetim merkezi olmadığını aynı zamanda Anadolu jeopolitiğinin gerçeğinden doğmuş stratejik bir merkez de olduğunu belirten Bahçeli, sözlerine şöyle devam etti: "Tarihin derinlerinden beslenen ve ders çıkartan devlet ve yönetim aklının da merkezidir. Varlığı ve sürekliliği hem bugünümüzün ve gerçeğimizin, hem de hayallerimizin ve hedeflerimizin devamı mahiyetinde, aynısıyla da teminatıdır. Şartlar bir gün başka coğrafyaları yönetme imkânı verirse o anın şartlarına göre yeni bir jeopolitik oluşturma fırsatı doğabilir. Bugünkü gerçekler bize istesek de, istemesek de, hesaplarımızı ve adımlarımızı başka başkentlerden bakarak çözme imkanı vermemektedir. Biz yeryüzüne Ankara'dan bakmak zorundayız. Başka başkentlerin veya merkezlerin çekim alanına kapılarak yapacağımız yorum ve yaklaşımları savunmak, düşürülmek istenen küresel tuzaklar için bir bahane oluşturacaktır. Ankara'nın ve Türkiye'nin güvenliği her şeyin önünde ve üstündedir. Türkiye mevcut ağırlığıyla bölgesindeki mazlumların güvencesidir. Türkiye'nin varlığı onların umut adası demektir. Ne var ki önce düşüneceğimiz, öncelikle müdafaa edeceğimiz Türkiye'nin güvenliği, bekası, iç barış ve huzur ortamıdır. İşte ‘Terörsüz Türkiye' hedefiyle yapmak istediğimiz de tam budur. Dünyaya Ankara'dan bakmaktan, milli birlik ve kardeşliğimizi gözü kara biçimde savunmaktan başka seçeneğimiz yoktur."

Bakan Tekin, "Kimsenin dini inancını sorgulamadık" Haber

Bakan Tekin, "Kimsenin dini inancını sorgulamadık"

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, ‘Maarifin Kalbinde Ramazan' temalı etkinliklere yönelik tepkilere Erzurum'dan cevap verdi. Bakan Tekin, etkinliğin toplumsal yardımlaşma ve dayanışmayı teşvik ettiğini ifade ederek, "Türkiye'deki bütün okullarda, oruç tutan ya da tutmayan bütün çocuklarımız, Ramazan ayını milli birliğin beraberliğimizin, milli dayanışmanın bir aracı olarak bir parçası olarak görerek heyecanla sevinçle karşıladı" dedi. Bakan Tekin, Palandöken ilçesinde hayırsever bir aile tarafından yapılan 360 öğrenci kapasiteli ve 12 derslikli Makbule Küçükçalık İlkokulu'nun açılışına katıldı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, açılış töreninde yaptığı konuşmada hayırsever ailenin yaptırdığı okul için teşekkür etti ve bir okul yapımı sözü daha aldı. "MİLLETİMİZİ KÖKLERİMİZLE BARIŞIK ŞEKİLDE GELECEĞE TAŞIYORUZ" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Türkiye'de eğitim öğretim altyapısını önem verdiğini ifade eden Yusuf Tekin, "Sayın Cumhurbaşkanımız, Başbakan olmadan önce Erzurum'da 176 bin öğrencimiz varmış. 2025-26 eğitim öğretim yılında Erzurum genelinde 156 bin 591 öğrencimiz var. Yani öğrenci sayımız düşmüş, 20 bin civarında azalmış. Peki 176 bin öğrenciye kaç öğretmenle eğitim veriyormuşuz? 2002 yılında 7 bin öğretmenimiz varmış. Şimdi öğrenci sayısı düşmesine rağmen öğretmen sayımız 12 bin 549 olmuş. Yani yaklaşık 2 katına çıkmış. Ben bu muhalefetin itiraz ettiğini gerçekten anlamıyorum. Biz, Milli Eğitim Bakanlığı olarak toplumumuzu bir arada tutan, milletimizi kökleriyle barışık bir şekilde güçlü bir biçimde geleceğe taşıyacak, bütün değerlerimizi çocuklarımıza kazandırmak istiyoruz. Toplumda yardımlaşmayı, dayanışmayı, birlik ve beraberliği salık veren, bunu teşvik eden ve birliğimizin sağlanmasına önemli bir katkısı olan ‘Maarifin Kalbinde Ramazan' ile yola çıktık. Ramazan Ayını Milli Eğitim Bakanlığı olarak milletçe, çocuklarımızla, öğretmenlerimizle, velilerimizle bir şenlik havasında karşılama üzerine bir gelenek başlattık. Türkiye'deki bütün okullarda çocuklarımız oruç tutan tutmayan, bütün çocuklarımız Ramazan'ı bu anlamda; milli birliğin beraberliğimizin, milli dayanışmanın bir aracı olarak, bir parçası olarak görerek heyecanla sevinçle karşılıyor" dedi. "KİMSENİN DİNİ İNANCINI SORGULAMADIK. O BİZİM İŞİMİZ DEĞİL" Bakanı Tekin, açılış sonrası Makbule Küçükçalık İlkokulu'nu inceledi, sınıflarda çocuklarla buluştu, onların hazırladığı Ramazan temalı gösterileri izledi. Daha sonra öğretmenlerle bir araya gelen Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, küresel vatandaşlık gibi kavramlarla milli değerlerin içinin boşaltılmak istendiğini vurgulayarak, "Benzeri kavramların empoze edildiği bir dünyada yaşıyoruz. Bu anlamda geçtiğimiz yıl ‘Çanakkale'den Gazze'ye Vatan Savunması' temasıyla eğitime başladık. Bu yıl Eylül ayında mavi vatan, yeşil ve orman temaları üzerinden yola çıktık. Bu coğrafyadaki her şey, maddi-manevi her şey bizlere emanet. Bunları korumamız gerek. Bu yıl Şubat'ta ‘Bayrak' temasıyla okullarımızı açtık. Eğitim-öğretim süreci devam ederken çocuklarımıza bizleri bir arada tutan değerleri bir farkındalık oluşturarak toplumsal duyarlılığı artırdık. Bayrakla ilgili duyarlılık toplumun tüm kesimlerine yayıldı. Şimdi de Ramazan üzerine bir girişimde bulunduk. Bununla alakalı gönderdiğimiz genelgede; kimsenin dini inancını sorgulamadık. O bizim işimiz değil. Kimin oruç tuttuğu, kimin tutmadığı da bizi ilgilendirmiyor. Biz Ramazan ayında evinde pişen yemeğin kokusuna ortak etmek isteyen, hayır, dayanışma duygularımızı en üst noktaya çıkaran, toplumda küslükleri, dargınlıkları kaldıran, kötü davranmayı, muameleyi ortadan kaldıran bir kardeşlik iklimi oluşturmayı amaçladık. Bu milli bir değerimiz. Oruç tutup tutmakla alakalı değil. Bununla alakalı bir bildiri yayınladı. Bizim yayınladığımız genelgede Anayasa'dan bahsediyoruz, kanunlardan bahsetmişiz, milli birlik ve beraberlikten bahsetmişiz. Onlar ‘Taliban' demişler. Ne alakalası var. Bunu nereden çıkarıyorsunuz? Bir yerde de ‘Trump'ın payandası olmak istiyorlar" demişler. Bir karar verin" diye konuştu. Törene; Bakan Tekin'in yanı sıra, Erzurum Vali Vekili Ahmet Özdemir, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, AK Parti İl Başkanı İbrahim Küçükoğlu, MHP İl Başkanı Adem Yurdagül, Milli Eğitim Müdürü Süleyman Ekici ve hayırsever Makbule Küçükçalık'ın oğlu Yılmaz Küçükçalık katıldı.

Bahçeli’den 57. yılda "Terörsüz Türkiye" manifestosu: "Siyasetin merkezi olduğumuzu ispat ettik!" Haber

Bahçeli’den 57. yılda "Terörsüz Türkiye" manifestosu: "Siyasetin merkezi olduğumuzu ispat ettik!"

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devle Bahçeli, "Terörsüz Türkiye' hedefinin düşünce zemininden pratik siyasi eyleme dönüşmesiyle MHP toplumsal siyasetin merkezi olduğunu ispat etmiştir" dedi. MHP'nin 57'nci kuruluş yıl dönümü münasebetiyle, ATO Congresium Kongre ve Sergi Merkezi'nde ‘Şanla Şerefle 57. Yıl' programı düzenlendi. MHP Lideri Bahçeli başta olmak üzere programa çok sayıda partili katıldı. İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başlayan program, açılış konuşması ile devam etti. "57 YILLIK MAZİYİ GERİDE BIRAKTIK" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından gönderilen 57'nci yıla ithafen Türk bayrağı motifinde hazırlanmış 57 gülün yer aldığı tebrik çiçeği için teşekkür eden Bahçeli, "Siyasi ve fikri seciyemizin yüksekliği ‘57 yılın mükafatı değil, 57 yıllık tarihi görkemin bizzat kendisidir' diyoruz. Bağımsız vicdanımızla, barışsever zihniyetimizle; insan sever, milletsever, vatansever anlayışımızla, Türk tarih ve kültürüne muazzam bağlılığımızla, milli ve manevi değer hükümlerine hasbi ve haysiyetli bağlanışımızla 57 yıllık maziyi geride bıraktık. 8-9 Şubat 1969'un Adana'sında bir kere kalkan üç hilalimiz hamdolsun bir daha inmedi, indirmeye çalışanlara da fırsat verilmedi. On yılların tozunu yuttuk ama hain oyunları yutmadık. On yılların zorluklarıyla test edildik, ama milli birlik ve kardeşliğimizin testisini kırdırmadık. Biz bu ülkeyi karşılıksız sevdik. Biz milletimizin her güzelliğini, her emanetini, her değerini, her insanını Allah için sahiplendik, bağrımıza sıkıca bastık. Büyük halk ozanımız Yunus, isteyeceksen içinden iste, diyor ya, biz de öyle yaptık, çünkü Allah'ın bize bizden daha yakın olduğuna iman ettik" diye konuştu. "Milliyetçilik, yok olduğu sanılan bir coğrafyadan yeniden doğmaktır" Milliyetçiliğin binlerce yıllık mirası yüreklerde taşımak olduğunu söyleyen Devlet Bahçeli, "Milliyetçilik, yok olduğu sanılan bir coğrafyadan yeniden doğmaktır ve ihtiyaç olduğunda da ölüm karşısında imtihan olmaktır. Sahte samimiyet maskesi takan turfanda ve tufeyli milliyetçilerin atıp tutmaları, kemiksiz palavraları, kesintisiz parazitlikleri bizim nazarımızda sadece içi boş varil gürültüsünü andırmaktadır. Giden gitmiştir. Satan satmıştır. Dönen dönmüştür. Bizim ne olduğumuzu soranların unutkanlığın veya inkarın pençesine düştükleri de maalesef açıktır. Biz, ilk günkü gibi Türkçüyüz, Turancıyız, kaynağını Türk-İslam Ülküsünde bulan Türk milliyetçileriyiz. Orada burada bizi sorgulayan siyasi devşirmeler, peki siz kimsiniz? Liberal desem değilsiniz, muhafazakar desem değilsiniz, demokrat desem yine değilsiniz, olsa olsa sizden tam bir siyasi dümenci olur ve nitekim olmuştur. 57 yılın farklı kulvarlarında kervanımızda olsa da ilk fırtınada oraya buraya kaçışanlar tercihini yapmışlardır. Eleğin altında kalanlara geçmiş olsun, üstünde kalan şerefli dava insanlarımızla, yani sizlerle sonuna kadar mücadele devam edecek, bu davanın varlığına leke sürülmeyecektir" şeklinde konuştu. "MİLLİ BİRLİK VE BAĞIMSIZLIK ANCAK MİLLİ DAYANIŞMAYLA VAR OLACAKTIR" Biri ikiyle karalamanın, biri ikiye bölmenin ve dağıtmanın mümkün olmadığını vurgulayan Bahçeli, "Türkü'yle Kürdü'yle Türk milleti muzaffer geçmişini müstakbel geleceğe emin olunuz taşıyacaktır. Bu taşıma ister omuzlarımızda olsun, isterse de ömrümüze mal olsun, mutlaka gerçekleşecektir. Yine Merhum Gökalp'e göre, milli dayanışmanın üç unsuru vardır. Bunlardan birincisi, vatani ahlakın yüksek olmasıdır. Vatani ahlak, milli mefkurelerden, milli görevlerden oluşmuş ahlak demektir. Gökalp'e göre vatan milli kültürdür. Yani vatan dini, ahlaki, sanatsal güzelliklerin adeta bir müzesi, bir sergisidir. Milli dayanışmanın ikinci unsuru medeni ahlaktır. Bu ahlak milletimizin tüm fertleriyle onlara benzeyen diğer tüm fertleri saygıdeğer tanımaktan ibarettir. O halde vatanımızı, milletimizi nasıl seviyorsak millettaşlarımızı da öyle sevmekten başka alternatifimiz olmamalıdır. Milli dayanışmayı güçlendirmek için vatani ve medeni ahlaktan sonra üçüncü unsur mesleki ahlakı yükseltmektir. Bu tür dayanışmanın kuvvetlenmesi için önce işbölümünün ortak vicdana sahip bir toplum içinde gerçekleşmesi şarttır. Toplumsal düzen ve ilerleme, milli birlik ve bağımsızlık ancak milli dayanışmayla var olacaktır" açıklamasında bulundu. "TÜRKİYE CUMHURİYETİ, KURULUŞ İLKELERİ VE MİLLİ KİMLİĞİ DEĞİŞMEDEN SONSUZA KADAR YAŞAYACAK" Terörsüz Türkiye hedefinin yakalanmasının milli dayanışmanın dinamizmi ve direnciyle hayat bulacağını dile getiren Bahçeli, "Bundan sonra da terörsüz bölge hedefine vasıl mümkün olacaktır. Çünkü Türkiye sadece bölgemizin değil dünyanın ağırlık merkezidir. Bütün gelişmelerin istikamet ve ibresi Türkiye'yi işaret etmektedir. Huzurlu, güvenli, müreffeh, barış ve kardeşlikle teçhiz edilmiş bir Türkiye dünyanın denge ve düzen anahtarıdır. Türkiye ve Türk milletini yeryüzünden çekip çıkarınız, geriye sadece güneş etrafında dönüp duran, beşeri ve medeni değerleri kaybetmiş bir gezegen kalacaktır. Anadolu Türklüğü'nün son bağımsız devleti olan Türkiye Cumhuriyeti, ebedi vatanında milli varlığını ve birliğini dayanışmayla koruyarak, adı, kuruluş ilkeleri ve milli kimliği değişmeden sonsuza kadar yaşayacak ve yaşatılacaktır. Türk milliyetçiliği fikriyatımız da bu kültürel, siyasi ve hukuki esaslara dayanmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti devletinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü anlayışımızın temelleri de bunlardır. Kan bağına ve soya dayalı ırkçı milliyetçilik anlayışının her şekli, Türk milliyetçiliği anlayışına yabancı ve aykırıdır" dedi. "TERÖRSÜZ TÜRKİYE' HEDEFİNİN DÜŞÜNCE ZEMİNİNDEN PRATİK SİYASİ EYLEME DÖNÜŞMESİYLE MHP TOPLUMSAL SİYASETİN MERKEZİ OLDUĞUNU İSPAT ETMİŞTİR" Devlet Bahçeli, aynı zamanda şu ifadelere yer verdi: "Milliyetçi Hareket Partisi, Türkiye'nin milli birliğinin tehlikeye düştüğü bir ortamda, bunları korumak için taraftır ve bunun için ödenecek ne bedel olursa, buna da gönül rahatlığı içinde hazırdır. 57 yılın tecrübesi ve düşünce zenginliğiyle herkesi uyarıyorum. Cumhuriyet'in kuruluş ilkelerini ve yapısını tartışmaya açmak, etnik köken farklılıklarına dayanarak bunları yıkmaya çalışmak, devletin varlığına kastetmekle eş değerdir. Bunun adı da ihanettir. Türkiye'nin milli değerlerine ve çıkarlarına yönelik tehditlere karşı dik ve kararlı duruş sergileyen yegane siyasi irade, Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı'dır. Bugüne kadar yaptığımız bütün tespit ve uyarıların doğru ve yerinde olduğu yaşanan gelişmelerle somut olarak ortadadır. Haklılığımız milli vicdanda tescillidir. Türkiye'nin içinden geçmekte olduğu bu hassas dönemde sergilediğimiz ilkeli tutum ve yüksek sorumluluk ve sağduyulu anlayış, Milliyetçi Hareket Partisi'nin ve Cumhur İttifakı'nın milli ve manevi değerlerin odağı ve milli çıkarların şaşmaz muhafızı olduğunu göstermiştir. Şu hususu da tam bir inançla ifade etmeliyim ki; ‘Terörsüz Türkiye' hedefinin kuvveden fiile geçmesiyle, düşünce zemininden pratik siyasi eyleme dönüşmesiyle Milliyetçi Hareket Partisi toplumsal siyasetin merkezi olduğunu ibra ve ispat etmiştir."

"Sadece yalan ve iftira siyaseti var!" Bakan Tekin Erzurum’dan sert yüklendi Haber

"Sadece yalan ve iftira siyaseti var!" Bakan Tekin Erzurum’dan sert yüklendi

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, muhalefeti eleştirerek, "Sadece eleştiri, sadece yalanlar üzerine, sadece iftiralar üzerine ve insanların moral motivasyonunu kırmaya yönelik bir siyaset anlayışıyla karşı karşıyayız. Temel atmama töreni yapmayı bile bir marifet olarak sunuyorlar. Şehirlerde trafik artıyor diye yol yapmanın trafik sorununu büyüteceğini savunarak yatırım yapmamayı başarı gibi göstermeye çalışıyorlar. Biz ise yatırımlarla, hizmetlerle şehirlerimizi büyütmeye devam ediyoruz" dedi. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin Erzurum AK Parti İl Başkanlığı ziyaret etti. Programa Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, milletvekilleri, parti yöneticileri ve çok sayıda vatandaş da katıldı. Bakan Tekin, eğitim yatırımları, deprem bölgesindeki yeniden inşa çalışmaları, okullarda yürütülen milli birlik ve değerler temalı etkinlikler ile bakanlıklar arası iş birliğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bakan Tekin, deprem sonrası eğitim altyapısının daha güçlü bir kapasiteyle yeniden kurulduğunu söyledi. Erzurum'da gördüğü ilgiden memnuniyet duyduğunu ifade eden Bakan Tekin, vatandaşların desteğinin çalışma azmini artırdığını belirtti. "HEMŞERİLERİMİZİN İLGİSİ ÇALIŞMA AZMİMİZİ ARTIRIYOR" Erzurum'daki karşılamadan duyduğu memnuniyeti dile getiren Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, vatandaşların ilgisinin kendileri için önemli bir motivasyon kaynağı olduğunu söyledi. Bakan Tekin, "Buraya geldiğimizde hemşerilerimizin, kardeşlerimizin, abilerimizin bize samimiyetle sarılmalarını gördüğümüzde bizim de çalışma motivasyonumuz, şevkimiz, muhalefetin eleştirilerine ve ‘yaptırmayız' çabalarına karşı mücadele azmimiz artıyor. O yüzden hepinize çok teşekkür ediyorum, Allah hepinizden razı olsun" ifadelerini kullandı. "75 BİNDEN FAZLA OKULDA BAYRAK SEFERBERLİĞİ YAPTIK" Karne dönemi üzerinden yapılan eleştirileri hatırlatan Bakan Tekin, okulların açılmasıyla birlikte ülke genelinde önemli bir etkinlik gerçekleştirildiğini belirtti. Bakan Tekin, "Karneyle ilgili o kadar eleştiri yapan muhalefet, biz geçtiğimiz hafta okullar açılırken Türkiye'de 75 binden fazla okulda çocuklarımızın milli birlik ve beraberlik duygusunu pekiştirecek, onlara bayrak sevgisini ve millet olma bilincini aşılayacak bir bayrak seferberliği yaptık. Ama tek bir muhalefet partisinden bile ‘teşekkür ederiz, güzel bir etkinlik yaptınız' diyen çıkmadı" dedi. "SADECE ELEŞTİRİ, YALAN VE İFTİRALAR ÜZERİNE SİYASET YAPILIYOR" Muhalefetin yaklaşımını eleştiren Bakan Tekin, "Maalesef Türkiye'deki muhalefetin yaklaşımı bu. Sadece eleştiri, sadece yalanlar üzerine, sadece iftiralar üzerine ve insanların moral motivasyonunu kırmaya yönelik bir siyaset anlayışıyla karşı karşıyayız. Temel atmama töreni yapmayı bile bir marifet olarak sunuyorlar. Şehirlerde trafik artıyor diye yol yapmanın trafik sorununu büyüteceğini savunarak yatırım yapmamayı başarı gibi göstermeye çalışıyorlar. Biz ise yatırımlarla, hizmetlerle şehirlerimizi büyütmeye devam ediyoruz" dedi. Bakan Tekin, vatandaşların desteğinin bu süreçte kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. "RAMAZAN AYI ÇOCUKLARIMIZIN ORTAK DEĞERLERİ TANIMASI İÇİN ÖNEMLİ BİR FIRSAT" Ramazan ayının yaklaşmasıyla birlikte okullarda yeni etkinliklerin başlayacağını belirten Bakan Tekin, ailelere de çağrıda bulunarak, "Ramazan ayı bizi bir arada tutan önemli değerlerden biri. Oruç tutsa da tutmasa da çocuklarımızın bu değerleri tanımasını, paylaşma ve dayanışma kültürünü öğrenmesini istiyoruz. Bu farkındalık çalışmalarında sizlerin de çocuklarımıza destek olmasını özellikle istirham ediyorum" diye konuştu. "ZOR ZAMANLARDA MİLLET OLMA ŞUURU ORTAYA ÇIKAR" 6 Şubat depremlerinin yıl dönümüne de değinen Bakan Tekin, yaşanan felaket sonrası ortaya çıkan dayanışmanın önemine dikkat çekti. Bakan Tekin, "Bir ülkenin millet olma şuuru zor zamanlarda ortaya çıkar. Altı Şubat'ta asrın felaketini yaşadık ama hemen ardından asrın birlikteliğini de gördük. Öğrencilerimizden velilerimize, sivil toplum kuruluşlarından kamu kurumlarına kadar herkes gücü nispetinde yaraların sarılması için çaba sarf etti" ifadelerini kullandı. "CUMHURBAŞKANIMIZ SÜRECİ DOĞRUDAN TAKİP ETTİ" Deprem sonrası yürütülen çalışmaların Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yakından takip edildiğini belirten Bakan Tekin, tüm bakanlıkların koordinasyon içinde çalıştığını söyledi. Bakan Tekin, "Sayın Cumhurbaşkanımız her kabine toplantısında deprem bölgesinde yapılan çalışmaları tek tek takip etti. Her bakanlık kendi alanındaki çalışmaları sunarak süreci adım adım yürüttü" dedi. "YIKILAN 10 BİN DERSLİĞİN YERİNE 25 BİN DERSLİK KAZANDIRIYORUZ" Deprem bölgesindeki eğitim yatırımlarına ilişkin rakamları paylaşan Bakan Tekin, eğitim altyapısının güçlendirilmesinde önemli mesafe kat edildiğini belirtti. Bakan Tekin, "Depremde 11 ilimizde yaklaşık 10 bin dersliğimiz kullanılamaz hale geldi. Biz bunun yerine şu ana kadar yaklaşık 15 bin derslik yaptık. Yaklaşık 10 bin dersliğin inşası da devam ediyor. Önümüzdeki eğitim öğretim yılı başladığında yıkılan derslik sayısının çok üzerinde, yaklaşık 25 bin derslikle eğitim öğretime devam edeceğiz. Hedefimiz her ilde deprem öncesine göre en az yüzde 15 daha fazla derslik kapasitesine ulaşmak" dedi. "MİLLİ BİRLİK VE BERABERLİK SİYASETİN ÜSTÜNDE TUTULMALI" Deprem sürecinin siyasi tartışmalara konu edilmemesi gerektiğini belirten Bakan Tekin, birlik ve beraberlik vurgusu yaptı. Bakan Tekin, "Milli birlik ve beraberlik dediğimiz şey iktidarıyla muhalefetiyle herkesin sahip çıkması gereken bir süreçtir. Hepimiz sorumluluklarımızı yerine getirmeliyiz" ifadelerini kullandı. "HUZURLU TOPLUM GÜÇLÜ AİLE YAPISIYLA MÜMKÜNDÜR" Konuşmasının sonunda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile yürütülen ortak çalışmalara değinen Milli Eğitim Bakanı Tekin, güçlü toplum yapısının temelinde güçlü aile yapısının bulunduğunu belirtti. Bakan Tekin, iki bakanlığın özellikle çocukların sosyal ve kültürel gelişimini desteklemek amacıyla yakın iş birliği içinde çalıştığını ifade ederek Erzurum ziyaretinde gösterilen ilgiden dolayı vatandaşlara ve teşkilat mensuplarına teşekkür etti.

Bursa’da zafer gecesi: Timsah, Mersin’i üç golle geçti! Haber

Bursa’da zafer gecesi: Timsah, Mersin’i üç golle geçti!

TRİBÜNLERDE GÖRSEL ŞÖLEN, SAHADA DOMİNASYON Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin organizasyonuyla tribünleri dolduran 40 bin taraftarın elinde yükselen Türk bayrakları, maç başlamadan stadyumda muazzam bir atmosfer oluşturdu. Milli birlik ruhunun tavan yaptığı geceye Bursasporlu futbolcular da etkili oyunlarıyla karşılık verdi. GOL PERDESİNİ SONER AÇTI, BARIŞ KAPATTI Karşılaşmanın başından itibaren rakip kalede baskı kuran Tahsin Tam’ın öğrencileri, aradığı golü 38. dakikada tecrübeli isim Soner Aydoğdu ile buldu. İlk yarıyı 1-0 önde kapatan Timsah, ikinci yarıda da vites düşürmedi. Maçın yıldızlaşan ismi Barış Gök, 72. dakikada attığı golle farkı ikiye çıkararak tribünleri rahatlattı. Uzatma dakikalarında (90+1) bir kez daha sahneye çıkan Barış, kendisinin ikinci takımının üçüncü golünü kaydederek maçın skorunu tayin etti: 3-0. MAÇIN KÜNYESİ Stadyum: Atatürk Spor Kompleksi Matlı Stadyumu Hakemler: Mustafa Ünver, Şükrü Mert, Beran Yalçın Bursaspor: Kerem Matışlı, Rahmetullah Berişbek, Ertuğrul Ersoy, Alperen Babacan, Barış Gök, Eyüp Akcan, Halil Akbunar, M. Zeki Dursun, Soner Aydoğdu, İlhan Depe, E. İdris Furat. Goller: 38’ Soner Aydoğdu, 72’ ve 90+1’ Barış Gök MAÇ ANALİZİ & NOTLAR Barış Gök Gecesi: Savunma kimliğinin yanına hücum verimliliğini de ekleyen Barış, iki golle maçın adamı oldu. Taraftar Etkisi: 40 bin Türk bayrağıyla yaratılan atmosfer, konuk ekip üzerinde ciddi bir baskı kurarken Bursasporlu oyunculara ekstra motivasyon sağladı. Tahsin Tam’ın Hamleleri: Devre arasında yapılan Salih Kavrazlı ve Muhammet Demir hamleleri, oyunun kontrolünün tamamen Bursa’da kalmasını sağladı.

"Kürtleri terörle eşitleyen dil zehirlidir": Büyükataman’dan sert tepki Haber

"Kürtleri terörle eşitleyen dil zehirlidir": Büyükataman’dan sert tepki

Milliyetçi Harekat Partisi Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, Fırat'ın doğusunun da terörden arındırılması gerektiğini belirterek, "Suriye ordusunun SDG/PKK karşısında sahada gösterdiği üstünlük, Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedeflerine suikast üstüne suikast düzenleyen SDG'nin iddia ettiği kadar güçlü ve etkin olmadığı gerçeğini de ifşa etmiştir. Gelinen bu noktada Fırat'ın doğusu da tıpkı batısı gibi terörden tamamen arındırılmalı, Suriye'de tek bir terörist kalmamalıdır. Tarih boyunca şanlı Türk bayrağına el uzatan her hain bunun bedelini ödemiştir. Bundan sonra da ödeyeceğinden kimse şüphe etmemelidir" dedi. "İSRAİL'İN ORTADOĞU'NUN TAMAMINI KANLI BİR SAVAŞA SÜRÜKLEME PLANLARI DEVAM ETMEKTEDİR" MHP Bursa İl Başkanlığı'nda basın toplantısında partililerle bir araya gelen Büyükataman, "Terör devleti İsrail'in Ortadoğu'nun tamamını kanlı bir savaşa sürükleme planları devam etmektedir 2025 yılında İsrail'in Gazze'de yaptığı katliamlar, Suriye, İran, Yemen, Lübnan ve Katar'a yönelik yaptığı saldırılar Siyonist barbarlığın ne derece gözü dönmüş bir hal aldığını göstermektedir. Komşularımızda yaşanan gelişmeler ülkemize yönelik tehditlerin adeta fragmanı gibidir" ifadelerini kullandı. "SALDIRMAYA CESARET EDEMEDİĞİ TEK DEVLET TÜRKİYE" İsrail'in bölgede doğrudan saldırmaya cesaret edemediği tek devlet Türkiye olduğunu belirten Büyükataman, "İsrail, her ne kadar doğrudan saldırmaya cesaret edemese de; iç cephemize yönelik sinsi saldırılarıyla birliğimizi hedef almaktadır. Diğer yandan özellikle Suriye'de Esad'ın devrilmesiyle filizlenen istikrar umudunu baltalamaya çalışmış, SDG/PYD terör örgütünü kışkırtarak Suriye'yi savaşa mahkûm bırakmak istemiştir. Suriye'de 10 Mart mutabakatına uymayan SDG/YPG Suriye'yi bölme emellerinde ısrarcı olmuş, yanlış üstüne yanlış yapmıştır. Bunun üzerine Halep kısa sürede SDG'li terörist unsurlardan ve ona destek çıkan Esad rejimi kalıntılarından temizlenmiştir" diye konuştu. "FIRAT'IN DOĞUSU DA TERÖRDEN ARINDIRILMALI" Suriye ordusunun SDG/PKK karşısında sahada gösterdiği üstünlük, Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedeflerine suikast üstüne suikast düzenleyen SDG'nin iddia ettiği kadar güçlü ve etkin olmadığı gerçeğini de ifşa etmiştir. Gelinen bu noktada Fırat'ın doğusu da tıpkı batısı gibi terörden tamamen arındırılmalı, Suriye'de tek bir terörist kalmamalıdır" dedi. "KÜRTLERİ TERÖRLE EŞİTLEYEN BU DİL ZEHİRLİDİR" Suriye'de SDG'ye yönelik operasyonu, Kürt kardeşlerimize yönelik bir saldırı yapılıyormuş gibi değerlendirmelerde bulunanlar büyük bir yanlışın içerisinde olduğunu ifade eden Büyükataman, "Kürtleri terörle eşitleyen bu dil zehirlidir, SDG/YPG terör örgütüdür, Kürt kardeşlerimizi temsil etmesi, onlar adına söz ve hak iddiasında bulunması koca bir yalandan ibarettir. Tüm bu gelişmeler Türkiye'nin güvenliğini yakından ilgilendirmektedir. Sınırımızda şanlı Türk bayrağına el uzatmaya cüret eden alçaklar, milli birlik ve kardeşlik çağrılarımızı suistimal ederek Terörsüz Bölge hedefimizi sabote etmeye çalışanlar şunu çok iyi bilsinler ki; tarih boyunca şanlı Türk bayrağına el uzatan her hain bunun bedelini ödemiştir. Bundan sonra da ödeyeceğinden kimse şüphe etmemelidir" şeklinde konuştu. "SON TERÖRİST SİLAH BIRAKINCAYA KADAR TERÖRLE MÜCADELEMİZ SÜRECEK" Türkiye Cumhuriyeti Devleti ne yurt içinde ne de yurt dışında terörün varlığına tahammül etmeyeceğini ifade eden Büyükataman, "Milliyetçi Hareket Partisi'nin görüşü ve duruşu budur. Aksi halde son terörist silah bırakıncaya kadar terörle mücadelemiz sürecek, silah bırakmayan eli kanlı caniler mutlaka bedelini ödeyecektir. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin öncülüğünü yaptığı Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedefimiz mutlaka başarıya ulaşacak, yıllarca mazlumların kanını akıtan, Türk-Kürt demeden katleden terör belası tarihe karışacaktır. Buna rağmen ne yazık ki muhalefet partileri çağları aşan bu CHP neredeyse her gün suni bir gündemle karşımıza çıkmakta ve Türkiye düşmanlarının diliyle konuşarak Türkiye karşıtlarının oluşturduğu emperyalist cephede konumlanmaktadır" dedi. "KOMŞULARIMIZDA YAŞANAN GELİŞMELER, TÜRKİYE'YE YÖNELİK TEHDİTLERİN ADETA FRAGMANI GİBİDİR" Bir tarafta Ukrayna-Rusya savaşı devam ederken diğer tarafta Emperyalist-Siyonist emeller coğrafyamızda barış ve istikrarın önünde en büyük engel olarak durduğunu belirten Ataman, "İran'da yaşanan huzursuzluk ve devreye sokulan emperyalist provokasyonlar tüm bölge için olduğu gibi ülkemiz için de her açıdan tehdit oluşturmaktadır. Terör devleti İsrail'in Ortadoğu'nun tamamını kanlı bir savaşa sürükleme planları devam etmektedir. 2025 yılında İsrail'in Gazze'de yaptığı katliamlar, Suriye, İran, Yemen, Lübnan ve Katar'a yönelik yaptığı saldırılar Siyonist barbarlığın ne derece gözü dönmüş bir hal aldığını göstermektedir. Komşularımızda yaşanan gelişmeler ülkemize yönelik tehditlerin adeta fragmanı gibidir" dedi.

Bahçeli'den bayrak indirme provokasyonuna tepki! Haber

Bahçeli'den bayrak indirme provokasyonuna tepki!

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Mardin’in Nusaybin ilçesi sınırında Türk bayrağına yönelik saldırıya sert tepki göstererek, olayın bir provokasyon ve istihbarat operasyonu olduğunu belirtti. Bayrağa yönelik mütecaviz eylemin faillerinin ve bağlantılarının açığa çıkarılarak en ağır şekilde cezalandırılması gerektiğini ifade eden Bahçeli, "Grup toplantısını Nusaybin’de yapan DEM Parti’nin ve bu kapsamda konuşma yapan eşbaşkanların Türk bayrağının indirilmesinden birinci derecede sorumlu oldukları açıktır" dedi. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Mardin’in Nusaybin ilçesi sınırında Türk bayrağına gerçekleştirilen saldırıya ilişkin yazılı açıklama yaptı. Bahçeli, "Terörsüz Türkiye" ve "terörsüz bölge" hedefleri doğrultusunda atılan adımlar hız kazandıkça husumet ve şiddet cephesinin provokasyonlarının tehlikeli boyutlara ulaştığını kaydetti. Terörizmi ve terör örgütlerini politik ve stratejik araç olarak kullanan muhasım mihrakların Türkiye’nin ve bölge ülkelerinin güvenlik ve istikrar arayışlarından rahatsız olduğunu ifade eden Bahçeli, Anadolu coğrafyası ile Orta Doğu ve Afrika’da kaos ve kriz ortamını derinleştirmeyi amaçlayan karanlık bir aklın devrede olduğunu vurguladı. "DEM PARTİ’NİN TÜRK BAYRAĞININ İNDİRİLMESİNDEN BİRİNCİ DERECEDE SORUMLU OLDUKLARI AÇIKTIR" Bahçeli, Nusaybin’de geçişe kapalı sınır kapısının zorlanması sırasında Türk bayrağına yönelik saldırının bugüne kadar yaşanan provokasyonların en ağırı olduğunu belirterek, "Terörizmi ve terör örgütlerinin hain emellerini politik ve stratejik vasıta olarak kullanan, bu doğrultuda kumanda eden, aralarında tanıdık bazı ülkelerin de yer aldığı muhtelif ve muhasım mihraklar hem Türkiye’nin hem de bölge devletlerinin güvenlik ve istikrar arayışlarından ileri düzeyde rahatsızlardır. Anadolu coğrafyası ile Ortadoğu ve Afrika üzerinde zulüm senaryoları refakatinde hegemonya mücadelesi yürüten, bundan mülhem devlet altı örgüt, grup, oluşum ve bölücü terör odaklarını besleyip kışkırtan karanlık bir akıl, kaos ve kriz girdabının sürekli genişlemesini projelendirmektedir. ‘Terörsüz Türkiye’ hedefinin icra ve ikmaliyle anılan zalim projenin yırtılıp atılacağı, nifak ve fesat üreten zehirli kaynakların kurutulacağı ortadadır. Mardin’in Nusaybin ilçesinde geçişe kapalı sınır kapısını zorlaya zorlaya açmaya ve buradan da geçmeye kalkışan bölücü örgüt yandaşlarının Türk bayrağına yönelik mütecaviz saldırısı, bugüne kadar yaşanan provokasyonların en ağırı olarak karşımızdadır. Grup toplantısını Nusaybin’de yapan DEM Parti’nin ve bu kapsamda konuşma yapan eşbaşkanların Türk bayrağının indirilmesinden birinci derecede sorumlu oldukları açıktır. Özellikle DEM Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan’ın dikkat, ciddiyet, fehamet, nezaket, mehabet, mensubiyet, mesuliyet, kemaliyet, akli ve vicdani duyarlılık taşımayan gafil konuşmasının mahut tahrik ortamının tansiyonunu iyice arttırdığı bir gerçektir. Gelişmeler milletimiz ve ülkemiz adına kaygı vericidir" değerlendirmesinde bulundu. "DEM PARTİ BİR KARAR VERMELİDİR" DEM Parti’ye çağrıda bulunan Bahçeli, şu ifadelere yer verdi: "Terörsüz Türkiye’nin aşama aşama gerçekleştiği şu günlerde dil, üslup ve zihniyet sorununun yoğunlaşması maalesef gerilimi canlı tutmakta, ümitleri sekteye uğratmaktadır. DEM Parti bir karar vermek durumundadır: PKK’nın kurucu önderinin yanında mı yoksa karşısında mıdır? Terörün yedeğinde mi duracak, yoksa terörsüz bir geleceğe hizmet mi edecektir? Silah ve şiddetin yanında mı yer alacak, yoksa siyaset ve demokrasinin erdemine bağlı mı kalacaktır? Kürt kardeşlerimizi asılsız, mesnetsiz ve yalan iddialarla kışkırtarak milli birlik ve bütünlüğümüze zarar vermeye devam mı edecek, yoksa milletimizin tamamını kucaklayan Türkiye partisi olmanın onur ve şerefiyle mi müşerref olacaktır? Suriye Cumhuriyeti devletinin iç istikrar mücadelesini, siyasi ve toprak bütünlüğünü muhafaza kararlılığını ırkçı ve faşizan bir anlayışla karalamak tek kelimeyle şuursuzluk ve art niyetliliktir. DEM Parti Kürt kardeşlerimizi ajite etmekten, siyonizmin değirmenine su taşımaktan, küllenen ateşi maşa gibi karıştırmaktan derhal vazgeçmelidir." "İSTİHBARAT OPERASYONU İHTİMALİ ARAŞTIRILMALIDIR" Nusaybin-Kamışlı sınır hattında yaşanan olayın arka planında kapalı devre bir istihbarat operasyonu bulunduğunu öne süren Bahçeli, bayrağa yönelik saldırıda dahli bulunan kişi ve yapıların en ağır şekilde cezalandırılması gerektiğini vurguladı. "Türk bayrağı Türk milletinindir, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik nişanesidir" diyen Bahçeli, sabır ve sinirlerin zorlanmasının kimseye fayda sağlamayacağını ancak milli onur ve değerlerle oynanmasına da asla müsamaha gösterilmeyeceğini ifade etti. "TERÖRLE MÜCADELE KARARLILIKLA SÜRECEK" Bahçeli, "Terörsüz Türkiye" hedefinden taviz verilmeyeceğini belirterek, provokasyonlara karşı azami dikkat ve uyanıklıkla barış ve huzur yolculuğunun devam etmesi gerektiğini kaydetti. SDG/YPG’nin terör örgütü olduğunu vurgulayan Bahçeli, bu yapıların Kürt vatandaşları temsil edemeyeceğini ifade etti. Bahçeli, "Fırat’ın doğusu, tıpkı batısı gibi terörden ve kanlı hesaplardan tamamen arındırılmalıdır" değerlendirmesinde bulundu. MHP Genel Başkanı Bahçeli, ay yıldızlı al bayrağa uzanan elleri ve terörü meşrulaştırmaya çalışan anlayışları kınadığını ve lanetlediğini belirtti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.