SON DAKİKA
Hava Durumu

#Milli Dayanışma

Söz Bursa - Milli Dayanışma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Milli Dayanışma haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

TBMM Başkanı Kurtulmuş'tan kritik açıklamalar: CHP tartışması, Netanyahu'ya tepki ve terörle mücadele Haber

TBMM Başkanı Kurtulmuş'tan kritik açıklamalar: CHP tartışması, Netanyahu'ya tepki ve terörle mücadele

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, CHP'de yaşananlara ilişkin, "Bu tartışmayı çözecek makam TBMM değildir" dedi. Kurtulmuş, Zambiya Ulusal Meclisi Başkanı Nelly Mutti ile TBMM'de ortak basın açıklaması düzenledi. Türkiye'nin son yıllarda Afrika ile dış politika faaliyetlerini yeni bir perspektif ve bakış açısıyla ele aldığını ifade eden Kurtulmuş, "Bu bakış açımızın üç tane temel ayağı vardır. Bunlardan birisi Afrika, Afrikalılarındır. Yani Afrika'ya dışarıdan müdahale edilmesini asla tasvip etmeyen bir anlayışla ilişkilerimizi geliştiriyoruz. İkincisi Afrika'nın sorunlarına Afrikalılar tarafından çözümler bulunmalı. Yani dışarıdan çözüm dayatmalarına da karşı olduğumuzu ve bunu da kabul etmediğimizi belirten bir yaklaşımdır. Üçüncüsü ise Afrika'nın doğa kaynakları, yer altı ve üstü kaynaklarının bir şekilde sömürülmesi değil, tam tersine Afrikalı halklarla, dostlarımızla, milletlerle birlikte kazan-kazan prensibi çerçevesinde ilişkileri geliştirme yasası olur. Bu çerçevede Türkiye-Afrika ilişkileri de önemli bir gelişme halindedir. Türkiye'nin Afrika'daki yatırımları yaklaşık 100 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır. Ayrıca 2002'de Afrika'da 12 olan Türkiye'nin büyükelçiliği sayısı bugün itibarıyla 44'e ulaşmıştır" ifadelerini kullandı. "CUMHURBAŞKANIMIZA HİTAP EDEN BU SÖZLERİNİ TAMAMIYLA KENDİSİNE İADE EDİYORUZ" İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alan açıklamalarına tepki gösteren Kurtulmuş, "Cumhurbaşkanımızın açıklamaları, İsrail'in bölgedeki yayılma politikalarına karşı Türkiye'nin menfaatlerini korumayı hedefleyen ve Türkiye'ye karşı herhangi bir şekilde saldırgan ya da kötü niyetli amaçlarla ortaya çıkması muhtemel adımları engellemek için söylediği sözlerdir. Bu çerçevede katliamın sorumlusu, soykırım suçlusu, ellerinde masum, sivil, çocuk, kadın ve bütün Filistinlilerin kanı bulunan Netanyahu'nun Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye'nin ortaya koymuş olduğu bu perspektife karşı söyleyecek bir tek sözü yoktur. Cumhurbaşkanımıza hitap eden bu sözlerini tamamıyla kendisine iade ediyoruz. Bir soykırımcı caninin söylediği sözlerin uluslararası alanda hiçbir kıymetinin olmadığını bir kere daha Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin çatısı altından ifade ediyoruz, ilan ediyoruz" dedi. "CHP'NİN PARTİ İÇİNDEKİ ÇEKİŞMELERİ KENDİ ARALARINDA ÇÖZMELERİNİ TAVSİYE EDERİZ" Bir basın mensubunun CHP'de yaşanan gelişmelere ilişkin sorusu üzerine Kurtulmuş, "CHP'nin kurumsal kimliğinin bütünlük içerisinde devam etmesi ve kendi arasındaki bu sürtüşmeleri, çekişmeleri bir şekilde kendi aralarında çözmelerini ümit ederiz, tavsiye ederiz. TBMM Başkanlığı olarak partilerin içtüzükleri, parti Meclis gruplarının iç yönetmenlikleri çerçevesinde karar veririz. Yani Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin herhangi bir partinin iç ihtilafında taraf olması asla mümkün değildir" diye konuştu. CHP içindeki tartışmalara TBMM'nin asla taraf olmayacağının altını çizen Kurtulmuş, "Türkiye demokrasisinin sağlıklı işleyebilmesi için CHP'nin de bu tartışmaları bir an evvel geride bırakarak, kendi aralarında oluşturacakları mutabakatlarla partinin kurumsal kimliklerini en iyi şekilde kurmalarını tavsiye ve temenni ederim" dedi. "BU TARTIŞMAYI ÇÖZECEK MAKAM TBMM DEĞİLDİR" CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP Grup Başkanı Özgür Özel‘in Meclis'teki makam odasının boşaltılarak kendisine tahsis edilmesine yönelik bir talebi olup olmadığı sorusu üzerine Kurtulmuş, "Bunların hepsi büyük resmin içinde bir detaydır. Meclis Başkanlığı atması gerektiği adımı zamanı geldiğinde o şekilde atar. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Arada bir çelişki varsa, arada bir tartışma varsa, tartışmanın tarafı, çelişkinin tarafı ya da bu tartışmayı çözecek makam Türkiye Büyük Millet Meclisi değildir" cevabını verdi. "TERÖR ÖRGÜTÜNÜN SİLAHLARINI BIRAKTIĞININ TESPİT EDİLMESİNİN ANLAŞILMASIYLA PARALEL OLARAK GEREKLİ YASAL DÜZENLEMELER DE MECLİS'TE YAPILMALIDIR" Kurtulmuş, 'Terörsüz Türkiye' süreci ve bu kapsamda Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun hazırladığı rapora ilişkin, "Komisyon raporu bir yol haritasıdır. Bu ortak mutabakat metninin özellikle altıncı ve yedinci maddeleri de yol haritasını belirlemek üzere konulmuş somut tekliflerdir. Bu maddelerin gereğinin yerine getirilmesi lazım. Kritik eşik olarak tanımlanan terör örgütünün silahlarını bıraktığının tespit edilmesi, örgütün kendisini tamamıyla gerçekten feshettiğinin anlaşılmasıyla paralel olarak gerekli yasal düzenlemeler de Meclis'te yapılmalıdır. Bu sürecin hızlandırılması gerektiği kanaatindeyim" değerlendirmesini yaptı.

MHP Lideri Bahçeli "Terörsüz Türkiye" için konuştu: "Zaman önemli bir eşik" Haber

MHP Lideri Bahçeli "Terörsüz Türkiye" için konuştu: "Zaman önemli bir eşik"

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Terörsüz Türkiye" süreci için yeni önerilerde bulundu. Bahçeli, "Öcalan'ın mahkumiyet hali saklı kalmak üzere bir sosyal statüye teçhiz edilmesi, fesih edilmiş PKK'nın kurucu önderliği yerine, örgüt üzerinde etkinliğini sürdürebileceği bir yapı inşa edilmeli" dedi. Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Terörsüz Türkiye" süreci hakkında Türkgün gazetesine konuştu. Süreç hakkında değerlendirmede bulunan Bahçeli "Terörsüz Türkiye" hedefinin doğru zamanda atılan doğru adımlarla gerçeğe dönüşmekte olduğunu belirterek, "Bunu mümkün kılacak siyasi, hukuki ve sosyal şartlar ülkemizde mevcuttur. Nitekim TBMM ‘Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu' bu yönde önemli işlev görmüştür" dedi. Daha demokratik, daha güçlü, daha müreffeh bir Türkiye'nin herkesin ortak arzusu olduğuna dikkati çeken Bahçeli, "Terörsüz Türkiye böylesi bir anlayıştan hareketle Türk ve Türkiye Yüzyılı hedeflerinin stratejik kapısıdır ve Türkiye önemli bir eşiği aşarak terör belasından tamamen kurtulmak için kararlılıkla ve titizlikle faaliyet yürütmektedir" ifadelerini kullandı. ÖCALAN'A UYGUN STATÜ Bahçeli, "Terörsüz Türkiye" süreci için yeni önerilerde bulunarak, Öcalan'ın mahkumiyet hali saklı kalmak üzere bir sosyal statüye teçhiz edilmesi, münfesih PKK ve bileşenlerinin örgütsel faaliyetlerinin yahut silah bırakmaların daha sağlıklı yürütülmesini mümkün kılacaktır. ‘Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü' bu doğrultuda uygun bir statü tarifi olabilecektir" ifadelerine yer verdi.

MHP'li Büyükataman'dan İYİ Parti'ye 'İkiyüzlülük' suçlaması! Haber

MHP'li Büyükataman'dan İYİ Parti'ye 'İkiyüzlülük' suçlaması!

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, "Şehit yakınlarına küfreden birinin hala partisinde milletvekili olduğunu unutan Müsavat Dervişoğlu'nun şehit edebiyatına sarılması bir istismar politikasıdır" dedi. MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki grup toplantısında partisi ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye yönelik sözlerine yanıt verdi. Büyükataman yaptığı yazılı açıklamada, "Terörsüz Türkiye" hedefinin ilk günden itibaren devletin yetkili organları tarafından titizlikle yürütüldüğünü belirterek, bunun devletin beka stratejisiyle uyumlu ve tavizsiz bir hedef olduğunu ifade etti. Bu kapsamda terör örgütünün kendisini feshettiğini ve Türkiye'den çekildiğini açıkladığını kaydeden Büyükataman, sürecin sahada devletin tam kontrolünde olduğunu vurgulayarak, "Terörsüz Türkiye süreci sahada devletimizin tam kontrolündedir. ‘27 Şubat İmralı çağrısı' süreç içerisinde önemli bir gelişmedir ve bu çağrı KCK açısından da bağlayıcıdır. Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli bunu ifade etmiştir. Fakat siyasetteki son günlerini kontrolsüzce Milliyetçi Hareket Partisi'ne ve Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli'ye saldırarak geçirmekten başka bir şey üretemeyen Müsavat Dervişoğlu ise yine çuvallamıştır. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu ve Terörsüz Türkiye raporu üzerinden partimizi hedef alan bu zat, belli ki gelişmeleri anlama kapasitesinden son derece uzaktır" ifadelerini kullandı. TBMM çatısı altında kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun 5 Ağustos 2025'te çalışmalarına başladığını hatırlatan Büyükataman, komisyonun 6,5 ayda 20 toplantı gerçekleştirdiğini ve 137 kurum temsilcisi ile kişinin bilgi ve görüşüne başvurulduğunu bildirdi. "DERVİŞOĞLU'NUN ŞEHİT EDEBİYATINA SARILMASI BİR İSTİSMAR POLİTİKASIDIR" Komisyonun 17 Şubat 2026'da raporunu tamamladığını kaydeden Büyükataman, "Dervişoğlu'nun sefil iddiaları gerçeği yansıtmamaktadır. Türk devleti hiçbir zaman terörle eşitlenmemiştir, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu iradesi tartışılmazdır. Şehit yakınlarına küfreden birinin hala partisinde milletvekili olduğunu unutan Müsavat Dervişoğlu'nun şehit edebiyatına sarılması bir istismar politikasıdır" dedi. Büyükataman, geçmişte gerçekleşen Millet İttifakı'nı hatırlatarak, "Daha düne kadar ‘Anayasanın ilk 4 maddesini değiştirebiliriz. Yerel yönetimlerde özerklik verebiliriz. Türk kimliğini tartışmaya açarız' diyenlerle kol kola yürüyen, ittifak kuran, hatta çok yakın zamanda tekrar ittifak kurabileceğinin sinyalini veren Müsavat Dervişoğlu'nun bugün TBMM'de yaptığı konuşma tam anlamıyla bir ikiyüzlülüktür. Cumhur İttifakı ve Milliyetçi Hareket Partisi, milli iradenin gücüyle Terörsüz Türkiye hedefinde kararlıdır. Bu süreçte hiçbir pazarlık söz konusu olmamıştır. Karalama kampanyasından başka çaresi kalmayan zavallı ve çürük muhalefet anlayışının ortaya attığı iddiaların hiçbiri somut değildir. Son çırpınışlarını yapan ip'lilerin çirkef bir şekilde yaptığı istismar siyasetinin aziz milletimizde karşılık bulmadığı da son derece açıktır" dedi.

Bakan Tekin’den 168 isme yargı resti: "Suç duyurusunda bulunacağız!" Haber

Bakan Tekin’den 168 isme yargı resti: "Suç duyurusunda bulunacağız!"

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'e ve 168 kişinin imzaladığı 'Laiklik bildirisi'ne tepkisini dile getirerek, metni imzalayanlar hakkında hukuki süreç başlatacaklarını açıkladı. Bakan Yusuf Tekin, çeşitli temas ve incelemelerde bulunmak üzere Artvin'e geldi. Programı kapsamında okulları ziyaret eden Bakan Tekin, Artvin Valiliği'nde düzenlenen Eğitim Değerlendirme Toplantısı'na katıldı. Toplantı sonrası basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Tekin, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ramazan ayına yönelik okullardaki etkinliklere ilişkin eleştiriler hakkında konuşan Bakan Tekin, "Ramazan'la ilgili faaliyetlerimiz kamuoyunda farklı mihraklar tarafından farklı şekilde değerlendirme eğilimine girdi. Öncelikle şunu söyleyeyim. Anayasal düzenimiz bize Milli Eğitim Bakanlığına ve bütün kamu görevlilerine Anayasaya uygun hareket etmemizi salık veriyor. Biz de ona göre davranıyoruz. Fakat bizim Ramazan ayı ile ilgili yaptığımız etkinlikleri eleştirenler Anayasanın işine gelen maddelerine bakıyorlar, diğerlerine bakmıyorlar. Geçtiğimiz günlerde 168 kişiden oluşan bir metin imzaya açıldı, imzalandı. Bakanlığımızı zan altında bırakacak ifadeler kullanıldı. İşin tuhaf tarafı, onların içerisinde 1982 Anayasasını bizlere anlatırken yerin dibine geçiren hocalarımız da var; şimdi 82 Anayasasının işine gelen maddelerine değinip kalan kısımlarına hiç değinmedin diyorlar. Öncelikle şunu söyleyeyim, Anayasamızın başlangıç kısmı her Türk vatandaşının temel hak ve hürriyetlerinin eşit bir biçimde kullanılması vurgusunu yapar. Israrla vurgu yapılan Anayasanın 2. maddesindeki laiklik ifadesinin madde ise şöyle başlar: Toplumun huzuru, milli dayanışma. Bu iki kavram bizim açımızdan çok kritik. Dolayısıyla biz, tüm etkinliklerimize, bütün çalışmalarımızda Anayasanın tamamını, kanunların mevzuatın bize yüklediği görevlerin tamamını yerine getirmeye çaba sarf ediyoruz" dedi. "RAMAZAN AYINDA YAPTIĞIMIZ ETKİNLİKLERİ EĞİTİMDE 'TALİBAN'LAŞMA SÜRECİ OLARAK TANIMLIYORLAR" "Ben bir Anadolu çocuğuyum" diyen Bakan Yusuf Tekin, "Anadolu'nun her tarafından küfür ya da hakaret kabul edilen cümleleri kullanıp da arkasından 'Bence bu küfür değildir, kişilik analizi yapıyorum' diyen Özgür Özel kadar midesi geniş değilim. Kusura bakmayın, dolayısıyla bu 168 kişinin imzaladığı metinde bizleri zan altında bırakan ifadeler benim durduğum yerden suç teşkil eder. Benim okullarımdaki öğretmen arkadaşlarımızın, eğitim camiamızın, bu konuda destek veren kişilerin emeklerini hiçe saymak anlamına gelir. Dolayısıyla biz bununla ilgili de bir suç duyurusunda bulunacağız. Nedir rahatsız olduğumuz şey? Mesela bizim Ramazan ayında yaptığımız etkinlikleri, milli dayanışma, birlik beraberlik, kardeşlik vurgusu üzerine yaptığımız etkinlikleri eğitimde 'Taliban'laşma süreci olarak tanımlıyorlar. Arkadaşlar, böyle bir şeyi söyleyebilmek için ya bu toplumun içerisinde yaşamıyor olmanız gerekir, ya bizim metinlerimizi okuyamamış olmanız gerekir ya da art niyetli olmanız gerekir. Başka diyor ki mesajda, bizim metinlerimizle ilgili olarak itirazlarında Trump'ın ipine sarılmış eleştirisi yapıyorlar. Nasıl çıkarıyorsunuz Ramazan genelgesinden böyle bir ifadeyi ben anlamakta zorlanıyorum. 'Laik hukuk düzenini ortadan kaldırmak.' Ne yapmışız? Anadolu'da herkesin heyecanla beklediği, Anadolu'da toplumsal dayanışma, kardeşlik ve benzeri hususları vurguladığımız Ramazan ayı çocuklarımız heyecanla karşılasınlar, dayanışma, kardeşlik, yardımlaşma çocuklarımız tarafından içselleştirilsin dediğimiz için laik hukuk düzenini ortadan kaldırmak için çaba içerisine girmişiz. Anlamakta zorlanıyorum ama en ağır ifade 'gerici azınlık' tanımlaması. Bunu söyleyen kişilere misli ile iade ediyorum" ifadelerini kullandı. Bakan Yusuf Tekin, metne tepkisini sürdürerek "'Gerici azınlık' 1960'lı, 1970'li yılların Marksist sosyalist mantığıyla hâlen beslenen ve bu kafayla hareket eden, bu toplumu tanımayan, toplumdan kopuk insanları tanımlamak için kullanılabilir ancak. Bizim gibi 7-24 Anadolu'da insanların içerisinde olan insanların bu tür tabirleri kullanmasını ben doğru bulmuyorum. Metnin altında bir tek katıldığım ifade 'Laikliği savunmak suç değildir.' Laiklik, dinî inanç ve ibadet hürriyetinin devlet, kamu otoritesi tarafından güvence altına alınmasıdır. Dolayısıyla bunu savunmak asla suç olarak kabul edilemez" şeklinde konuştu. Bakan Yusuf Tekin konuşmasının sonunda söz konusu metinle ilgili hukuki süreç başlatacaklarını sözlerine ekledi.

Feti Yıldız’dan "Terörsüz Türkiye" mesajı: Umut hakkı komisyon raporuna giriyor Haber

Feti Yıldız’dan "Terörsüz Türkiye" mesajı: Umut hakkı komisyon raporuna giriyor

MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, TBMM Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu toplantısının ardından yaptığı açıklamada, "Umut hakkı konusunda komisyona katılan tüm siyasi partilerle uzlaştık, raporda olacak" dedi. MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız ve CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, TBMM Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu toplantısının ardından açıklama yaptı. Yıldız, verimli bir çalışma yaptıklarını söyleyerek, "Sona geldik. Önümüzdeki hafta inşallah meseleyi bitiririz. Uyum içindeyiz. Başlıkları, maddeleri önümüzdeki hafta paylaşırız. Tam mutabakat var" ifadelerini kullandı. "Umut hakkında uzlaşı olup olmadığı" sorusu üzerine Yıldız, umut hakkı konusunda komisyona katılan tüm siyasi partilerle uzlaştıklarını ve raporda olacağını söyledi. Yıldız, "Umut hakkı konusunda uzlaştık, problem yok. Zaten Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyulduğu zaman kararlar umut hakkından bahsediyor. Bakın bizim bu raporda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyma tavsiye edilecek raporda. Onun içinde umut hakkı da var. Şu da var mı bu da var mı ayrıntı tek tek onları anlatmamız zor ancak aramızda ciddi bir görüş ayrılığı yok. Çocukların geleceği, birliğimiz, bütünlüğümüz için endişelerde anlaşıyoruz" diye konuştu. Yıldız, tüm sorulara cevap veremediklerini söyleyerek, "Önümüzdeki hafta biter. Tüm sorduğunuz soruların tüm cevaplarını bulursunuz" şeklinde konuştu. Yasal düzenleme konusundaki soru üzerine Yıldız, "Çerçeve metinleri Meclise gönderdikten sonra artık o Meclisin işi. Biliyorsunuz kanun teklifinde milletvekilleri hazırlar, imzaya açar. Gönlümüz bütün grupların imzalaması yönünde, çünkü bu milli bir mesele. 40 yıllık bir mesele ortadan kalkıyor. Terörsüz Türkiye sağlarken bu arada terörsüz bölgede inşallah ağır ağır oluşmaya başladı. Süreç çok başarılı. 16 ayda aldığımız yol çok önemli bir yol, çok da değerli bir yol" ifadelerini kullandı. CHP Grup Başkanvekili Murat Emir ise, tam mutabakatın olmadığını belirterek, "Tam mutabakat olmasa da mutabakata varacağız" şeklinde konuştu. Emir, hiçbir somut konu üzerinde görüş ifade etmenin olanaklı olmadığını kaydederek, "Bir bütün olarak kamuoyunun bildiği ve komisyonun gündeminde olan hemen hemen her konuda görüşüyoruz. Uyum içindeyiz, yaklaşıyoruz birbirimize. Bu çerçeve raporu yazılınca sizlerle paylaşacağız" diye konuştu. Oylama konusunda Emir, "Gelecek tabii. Hem biz çalışacağız hem de komisyon çalışacak. Zaman herhalde yaklaşıyor" diye konuştu. Yıldız ise oylamanın gelecek hafta yapılacağını söyledi.

Bakan Tunç’tan ‘Terörsüz Türkiye’ mesajı: DEM Parti heyetiyle kritik zirve Haber

Bakan Tunç’tan ‘Terörsüz Türkiye’ mesajı: DEM Parti heyetiyle kritik zirve

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, DEM Parti İmralı Heyeti üyelerinin gerçekleştirdiği ziyarete ilişkin, "Ülkemizin ve milletimizin geleceği için büyük bir öneme sahip olan ‘Terörsüz Türkiye' sürecine ilişkin geniş kapsamlı değerlendirmelerde bulunduk" dedi. DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri Van Milletvekili Pervin Buldan, Şanlıurfa Milletvekili Mithat Sancar ve avukat Faik Özgür Erol, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç'u ziyaret etti. "‘TERÖRSÜZ TÜRKİYE' SÜRECİNE İLİŞKİN GENİŞ KAPSAMLI DEĞERLENDİRMELERDE BULUNDUK" Bakan Tunç, ziyaretin ardından sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, görüşmede kapsamlı değerlendirmelerde bulunduklarını aktararak, "Ülkemizin ve milletimizin geleceği için büyük bir öneme sahip olan ‘Terörsüz Türkiye' sürecine ilişkin geniş kapsamlı değerlendirmelerde bulunduk. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın güçlü liderliğinde Devletimizin ilgili kurumları tarafından büyük bir koordinasyon içerisinde yürütülen çalışmalar ile TBMM Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun ortaya koyacağı yol haritası kapsamında atılacak adımları konuştuk" ifadelerini kullandı. "TÜRKİYE YÜZYILINI TERÖR OLMADAN DAHA GÜÇLÜ BİR ŞEKİLDE İNŞA EDECEĞİZ" Huzurlu ve güvenli bir geleceğe kavuşmanın herkesin arzusu olduğunu belirten Tunç, "Millet olarak hepimize büyük acılar yaşatan, ülkemizin kalkınmasının ve daha da güçlenmesinin önündeki en büyük engellerden biri olan terörün tamamen sona ermesi; gençlerimizin, çocuklarımızın, milletimizin daha huzurlu ve güvenli bir geleceğe kavuşması hepimizin ortak arzusudur. Aziz şehitlerimizin ve gazilerimizin emanetine daima sahip çıkacak, süreci hassasiyetle yürütmeye devam edeceğiz. Ülkemizi geleceğe emin adımlarla taşıyacak, Türkiye Yüzyılını terör olmadan daha güçlü bir şekilde inşa edeceğiz" açıklamasında bulundu.

Siyasette kritik zirve: DEM Parti Heyeti CHP Lideri Özgür Özel’i ziyaret etti Haber

Siyasette kritik zirve: DEM Parti Heyeti CHP Lideri Özgür Özel’i ziyaret etti

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti üyeleri, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel'i ziyaret etti. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti üyeleri DEM Parti Van Milletvekili Pervin Buldan, DEM Parti Şanlıurfa Milletvekili Mithat Sancar ve avukat Faik Özgür Erol CHP Genel Başkanı Özgür Özel'i ziyaret etti. CHP Genel Merkezi'nde gerçekleşen ziyaret bir buçuk saat sürdü. Görüşmenin ardından açıklamalarda bulunan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, milli dayanışma kardeşlik ve demokrasi komisyonunda bugüne kadar yaşanan süreç ve bundan sonrasına ilişkin görüş alışverişlerinde bulunduklarını belirtti. Özel, "Leyla Zana'ya yönelik geçtiğimiz hafta yaşanan ve kabul edilemez gelişmeleri, ki ben kendisini arayarak da bu duygularımı ifade etmek istemiştim ancak o günlerde bizim de içinde bulunduğumuz sıkıntılı süreçten dolayı bir telefon irtibatı sağlayamadık. Ama bu konudaki iyi dileklerimizi, duyduğumuz üzüntüyü ve olaya yönelik kınama ifadelerimizi içeride ifade ettim" dedi. Özel, Leyla Zana'yı hedef alan anlayışın bu topraklara yakışmadığını aktararak, "Bir kadını, bir anneyi hedef alan böyle bir anlayış bu topraklara yakışmaz. Bu toprakların üzerinde, Anadolu'da böyle bir şeyin yapılmasını asla ve asla kabul etmiyoruz. İnancımıza da kültürümüze de aykırıdır. Hele hele bir siyasetçiye ülkedeki gelişen siyasi olaylar üzerinden, stadyumları bu anlamda kullanmaya çalışan bir anlayışa hiçbirimizin kapı aralamasının mümkün olmadığını ifade etmek isterim" şeklinde konuştu. "TÜRK'ÜN DE KÜRT'ÜN DE EVLADININ GELECEĞİNDEN ENDİŞE DUYMADIĞI YARINLARI UMUT EDİYORUZ" Özel, hedeflerinin hem Türkiye'de hem Suriye'de barış ve kardeşliğin hakim olmasını ümit ettiklerini belirterek, şu ifadeleri kullandı: "Bugün saat 16.00'da siyasi partilerin temsilcilerinden oluşan beş kişilik heyet, komisyonun rapor yazım sürecini ve bu süreçte nasıl bir çalışma prensibi ve takvimi içinde yer alacaklarını görüşmek üzere toplanacak. Partimizi de orada yine Grup Başkan Vekilimiz Murat Emir temsil edecek. Komisyonun rapor yazım aşamasını hızlı bir şekilde ilerletmesini, partilerin ortaklaştığı yaklaşımlar üzerinden hep birlikte ve herkesin kabul edebileceği, onaylayabileceği, Türkiye'nin hem terörsüz Türkiye hedefini, hem demokratik Türkiye hedefini birlikte hayata geçirebilecek birbirinin peşinde değil ama iç içe böyle bir süreci gerçekleştirebilecek, bu topraklar üzerinde gözyaşlarının durmasını ve kardeşliğin, barışın hakim olmasını sağlayacak, Türkiye'nin yarınlarına barış içinde el ele, omuz omuza, Türk'ün de Kürt'ün de evladının geleceğinden endişe duymadığı, en iyi eğitimi alabileceği, hep birlikte hızla kalkınacağımız ve adil bir şekilde bölüşebileceğimiz yarınları umut ediyoruz. Hem Türkiye'de, hem Suriye'de Türkler için de Kürtler için de Dürziler için de Aleviler için de Türkmenler için de anayasal, demokratik ve barış içinde iki devlet ümit ediyoruz. Bunun hem Türkiye'ye, hem Suriye'ye, hem Türklere, hem Kürtlere, hem de bütün Orta Doğu'ya ve insanlığa iyi geleceğini ümit ediyorum." "BU KADAR TARİHİ BİR DÖNEMEÇTE CUMHURİYET HALK PARTİSİ'NİN GERÇEKTEN YAPICI ROLÜNE BÜYÜK BİR ÖNEM VERİYORUZ" DEM Parti Van Milletvekili Pervin Buldan ise, "Çok önemli ve verimli bir görüşme gerçekleştirdiğimizin altını önemli çizmek isterim. Sürecin geldiği aşamaları detaylı bir şekilde tartıştık ve konuştuk. Bu kadar tarihi bir dönemeçte Cumhuriyet Halk Partisi'nin gerçekten yapıcı rolüne büyük bir önem veriyoruz. Bu yüzden bugün buradayız. Çünkü Kürt sorunu siyaset üstü bir meseledir ve bu meseleyi çözmek hepimizin görevi ve sorumluluğudur diye ifade etmek istiyorum" ifadelerini kullandı. "KAYGILARI, ELEŞTİRİLERİ, İTİRAZLARI KARŞILIKLI BİRBİRİMİZLE PAYLAŞTIK" DEM Parti Şanlıurfa Milletvekili Mithat Sancar da, sürecin çok boyutlu ve zorlu olduğunu anlatarak, "Farklı yaklaşımlar, karşılıklı eleştiriler süreç içinde ortaya çıkabilir. Fakat bu süreçlerin ruhunun münazara değil, müzakere olduğunu bir kez daha hatırlamamız gerekiyor. Kaygıları, eleştirileri, itirazları karşılıklı birbirimizle paylaştık ama bir konuda da mutabıkız. Süreç müzakereyle, diyalogla karşılıklı görüşmelerle yürüyecektir. Bu konuda da siyasal mutabakat ve toplumsal uzlaşma hayati önemdedir. Bir kez daha gördük ki Cumhuriyet Halk Partisi bu süreçte bu rolü olumlu bir şekilde oynamaya devam edecek iradeyi gösteriyor" değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Tunç: "Pazarlık söz konusu değil" Haber

Bakan Tunç: "Pazarlık söz konusu değil"

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Adalet Teşkilatını Güçlendirme Vakfı'ndaki Yargı Teşkilatı Toplantısı'nda gazeteciler ile bir araya geldi. Soruları yanıtlayan Bakan Tunç, yargıya güvenin önemini belirterek, "Adalet sistemiyle ilgili bir dezenformasyon, adalete güvensizliğe neden olur. Zaten bu dezenformasyonu yapanların amacı da bu, o güvensizlik oluşsun ve bundan hükümet zarar görsün. Neticede millet zarar görür bundan. Dolayısıyla yargıya güven önemli. Mesela bizi telaşlandıran bir örnek vardı: 'Ceren Özdemir'in katili açık cezaevine çıktı. Yakında topluma karışacak. Katiller aramızda dolaşıyor' diye. Herkesin tanıdığı bir gazeteci yayın yaptı Youtube'dan. Sonra hemen ya bu böyle olmaması lazım, bu ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan adam nasıl açık cezaevine çıkar? Acaba var mı bir şey diye bir araştırdık. Adam hala yüksek güvenlikli cezaevinde de çıkması mümkün değil. Ama ne oldu o yayın? Milyonlarca yayıldı. O yayının altına yorumlar yapıldı. İşte adalet! Türkiye'de hukuk yok vesaire. Tabii, ne oluyor o zaman? Adalete güven zedeleniyor. Vatandaşlarımızın adalete güven duygusunun zedelenmemesi lazım" ifadelerine yer verdi. Bazı basın mensuplarının dezenformasyon yaptığını belirten Tunç, "Bazı basın mensupları var ki konuyu gazeteciliğin ötesine taşıyor. Başka bir amaç taşıyor. O, onun bir dezenformasyon olduğunu, yalan haber olduğunu aslında biliyor. Her meslekte olduğu gibi yargının içerisinde yanlış yapanlar da olabilir. Ama bunun sistem içerisindeki ayrışmasını yine yargı kendisi yapar. Gazetecilikte de öyle. Özellikle yargı ile ilgili, adalet ile ilgili konularda yorum yaparken ya da bir sosyal medya paylaşımını gördüğümüzde hemen inanmamamız lazım. 'Acaba, bu böyle mi' diye doğruluğunu tespit etmek lazım. Özellikle yargıya güveni sarsmaya yönelik birtakım propagandalar da yapılıyor" dedi. Bakan Tunç siber suçlar hakkında sorulara, "Bunlar internet yoluyla örgütleniyorlar. İzmir'deki olayda 3 polis şehit oldu. Bunu yapan 16 yaşındaki bir çocuk. Bu çocuk tamamen kendi içine kapalı, hiç ailesinin bile haberi olmadan bilgisayar başında resmen bir eğitim almış ama ona eğitim verenleri de tanımıyor. Tamamen dijital ortamda, internet ortamında görüştüğü, suratını görmediği, yazışmalardan etkilenip kendisini adeta bir örgüt mensubu gibi görüyor. En son yaptığı paylaşımda, 'işte ben' diyor, 'gideceğim, katliam yapacağım' vesaire diye mesaj atıyor. Babasının silahını alıyor ve orada polislerimizi şehit etti. Burada hem bu tür suçlar hem işte uyuşturucu ticareti, sanal bahis, sanal kumar, yasa dışı bütün faaliyetler, yani artık bu teknoloji çağında dolandırıcılık, kripto para vesaire tüm bunlar internet ortamında yapılan eylemler. Şimdi bunlar gerçek hayatta yapılırsa zaten suç. Gerçek hayatta bunları kovalamak daha kolay ama dijital ortamda bunların izini sürmek kolay değil" ifadelerine yer verdi. "11. YARGI PAKETİ'NDE BİLİŞİM SUÇLARIYLA İLGİLİ DÜZENLEMELERİMİZ VAR" Siber suçlara karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi hakkında konuşan Tunç, "2 hafta önce Vietnam'daydık, Siber Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi'ni imzaladık. Bütün ülkelerin problemi. Bu suçlar sadece ülke sınırında değil, ülke sınırını aşıyor. Dolayısıyla, ülkelerin tek başına mücadele etmesi mümkün değil. O zaman oturup bir sözleşme yapalım, bu konuda yasalarımızı düzenleyelim, birlikte mücadele edelim düşüncesi hasıl oldu ve biz 80 ülkenin bakanı oradaydık. İlk imzalayan ülkelerden birisiyiz. Bizim 11. Yargı Paketi'nde bilişim suçlarıyla ilgili düzenlemelerimiz var. Bilişim yoluyla işlenen suçların önlenmesi, internet yoluyla işlenen suçların önlenmesine dair bir kanunumuz var ama o genelde kişilik hakları, sosyal medyadaki erişimin engellenmesi falan onları düzenliyor. Türk Ceza Kanunu'nda bilişim suçlarıyla ilgili yapılan düzenlemeler, daha detaylı yapacağımız düzenlemeler" dedi. Yeni nesil suçta sanal dünyanın önemine vurgu yapan Bakan Tunç, "Sanal ortamda suç tespit edebilmek için, nasıl sokakta gece bekçiler var, polis devriye geziyor aynı devriyelerin sanal ortamda da gezmesi lazım siber polislerin. Nasıl açık alanda güvenliğe önem veriyorsak, siber alemde de güvenliğe önem vermemiz lazım. Bizim bu konuda adliyelerde bilişim suçları büroları var. Yeni nesil suç şebekeleri dediğimiz, TCK 220'de yer alan düzenlememiz var. Milletvekillerimiz şu anda bunu teklife daha dönüştürmediler. 11. Yargı Paketi'nde olacak. Çocukları suça sürükleyen, suçta çocukları araç olarak kullananlarla ilgili cezaların arttırılması söz konusu" şeklinde konuştu. 11. Yargı Paketi hakkında bilgi veren Tunç, "Teklifle; örgüt kurmak, yönetmek ve örgüte üye olmak suçlarının hapis cezalarının alt ve üst sınırları artırılmaktadır. Böylelikle suçla daha etkin mücadele edilmesi ve toplumsal huzur ve sükûnun sağlanması amaçlanmaktadır. Buna göre, örgüt kurma ve yönetme suçunun cezası 4 yıldan 8 yıla kadar hapis iken 5 yıldan 10 yıla çıkartılacak. Örgüt üyeliği suçunun cezasının üst sınırı 4 yıl hapis iken 5 yıl hapis cezası olarak belirlenmektedir. Yine örgütün silahlı olması halinde cezada dörtte birinden yarısına kadar yapılan artırım, sadece yarısı oranında olacak şekilde düzenlenmektedir. Buna göre silahlı bir örgütü yöneten kişiye 5 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası verilirken teklife göre 7 yıl 6 aydan 15 yıla kadar hapis cezası verilebilecektir" ifadelerine yer verdi. Ayrıca çocukların suçlarda araç olarak kullanılmasına ceza artışı hakkında bilgi vererek, "Diğer yandan, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarda çocukların araç olarak kullanılması halinde, örgüt yöneticilerine verilecek cezanın yarısından bir katına kadar artırılacağı kabul edilmektedir. Örneğin örgüt faaliyeti çerçevesi çocuğa bir yeri silahla taratan, birini tehdit ettiren ya da yaralattıran örgüt yöneticisine yöneticilik suçundan dolayı verilecek ceza yarısından bir katına artırılabilecektir. Buna göre 7 yıl 6 ay olacak alt sınırdaki hapis cezası 1/2 oranında artırılırsa 11 yıl 3 ay; 15 yıl olacak üst sınırdaki hapis cezası bir kat artırılırsa 30 yıl olabilecektir. Mevcutta çocuğu araç olarak kullanma diye bir suç yoktu" dedi. "ÖZEL, YARGI MENSUPLARINA HAKARET EDİYOR, TEHDİT EDİYOR, BUNLAR KABUL EDİLEBİLECEK BİR ŞEY DEĞİL" Bakan Tunç, Özgür Özel'in açıklamaları hakkında ise, "Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı Sayın Özgür Özel, özellikle 19 Mart'ta İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile ilgili başlayan soruşturmaların başından itibaren tamamen konuyu, sanki bunlar bir adli soruşturmalar değilmiş, tamamen siyasi amaçla yapılmış soruşturmalarmış gibi bir algı çalışması yapıyor. 19 Mart'tan beri yaptığı bütün toplantılarda özellikle bu soruşturmaları eleştiriyor ama eleştirirken kamuoyuna yansıyan birtakım suçlamaları var. İşte ortaya çıkan Beşiktaş iddianamesi var, İBB Başkanı'nın yaptığı, suç teşkil ettiği iddia edilen suçlamalar var. Bunların esasıyla ilgili herhangi bir şey söylemiyor. Tamamen suçlamaları reddediyor, bu doğru değil. Bunu yaparken de yargı mensuplarına hakaret ediyor, tehdit ediyor, bunlar kabul edilebilecek bir şey değil" değerlendirmesinde bulundu. Soruşturmaların sonucunun beklenmesi gerektiğini vurgulayan Tunç, "Soruşturmaların sonucunu beklersiniz. Bu konuda iddialarla ilgili konulara açıklık getirirsiniz. İstanbul İl Başkanlığı ile ilgili olarak topladığınızı iddia ettiğiniz valiz dolusu paraların, nereden aldığınızı, nasıl toplandığını, kimlerin buraya getirdiğini gündeme getirmiyorsunuz. Sanki hiç ortada suç yokmuş; haksız bir şekilde üzerine gidiliyormuş bir algı oluşturuyor. Yargılama aşamasında, iddianame ortaya çıktıktan sonra yargılama, ilk derecede de iş bitmiyor. Bunun istinafı var, itiraz süreçleriniz olacak, Yargıtay'ı var. Tüm bu süreçler kendi yargı mekanizması içerisinde yürüyecek konular. Ama tabii, olayı farklı bir tarafa çekerek, özellikle kamuoyunu bu davalar bakımından etkilemeye çalışan bir siyaset izleniyor. Bu doğru değil" dedi. "TERÖRÜ SONLANDIRMA NOKTASINDA ÖNEMLİ AŞAMALAR KAYDETTİK" TBMM'de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunu çalışması hakkında değerlendirmelerde bulunan Tunç, "Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki komisyonda konuşulanları açıklayamıyoruz, basına kapalı. Ülkemiz, terörle mücadelede gerçekten çok enerji kaybetti. 41 yıl geçti. Şehitler verdik, trilyonlarca kaybımız oldu, ülkemizin gelişmesinin ve kalkınmasının önünde çok büyük engel oldu terör. İstiyoruz ki bundan sonra terör diye bir problemimiz kalmasın. Güvenlik güçlerimiz, ülke içinde ve dışında büyük fedakarlıklar gösterdiler. Terörü sonlandırma noktasında önemli aşamalar kaydettik. Teröre zemin hazırlayan, o teröre mazeret olarak gösterilen bütün unsurları ortadan kaldırdık. Demokratikleşme adımlarının atılması, Kürtçe yasaklarının kaldırılması zaten İmralı'nın çağrısında da bunlar ifade ediliyor. Hepsini söylüyor, diyor ki; 'Artık bir anlamımız kalmadı.' 'Demokrasi için, demokratikleşme için, kimliğimizin var olması için mücadele ettik ama şu anda Türkiye oraları aştı' diyor" ifadelerine yer verdi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin çağrısının önemli olduğunu vurgulayan Tunç, "Sayın Devlet Bahçeli'nin gruptaki çağrısı çok cesurca, tarihi bir çağrıydı. Sayın Cumhurbaşkanımızın hem Ahlat'ta ondan önceki konuşmalarıyla da bütünleştiği iç cephe vurgusu, milli birlik, kardeşlik vurgusu tüm bunlarla beraber yaklaşık işte 1 yıl geçti. Bu 1 yıllık süre içinde terör örgütü İmralı'da açıklama yapıldıktan sonra kendini feshetti. Silahları yakmayla ilgili bir görüntü gördük, çekilmeyle ilgili açıklamalar oldu. Burada silah bırakma süreci önemli. Milli İstihbarat Teşkilatımız, Milli Savunma Bakanlığımız süreci izliyor. Diğer yandan Mecliste kurulan 'Terörsüz Türkiye Komisyonu' dediğimiz, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu da geniş kesimleri dinledi. Sivil toplumundan tutun da şehit ailelerine varıncaya kadar herkesi dinledi, bakanları dinledi" ifadelerini kullandı. "TERÖR ÖRGÜTÜ SİLAH BIRAKIRSA KANUN ÇIKACAK GİBİ PAZARLIK SÖZ KONUSU DEĞİL" Çalışmalar hakkında bir pazarlık olmadığını vurgulayan Bakan Tunç, "Meclisin yüzde 90'ının temsili sayesinde orada geniş bir mutabakat var. Bizler de Adalet Bakanlığı olarak bu süreci destekleyen, bu süreci kolaylaştıran, idari uygulamalarla neler yapıldığını Komisyona anlattık. Mevcut mevzuatımız çerçevesi içerisinde yapılan çalışmaların çoğu kamuoyuna yansımadı. Ama uygulamalar, sürecin sağlıklı işlemesi ve sürecin kalıcı hale gelmesi bakımından da önemliydi. Gerek hasta hükümlü ve tutuklularla ilgili endişelerin ortadan kaldırılmasına yönelik çalışmalar, gerek idare ve gözlem kurullarının, cezaevlerinde iyi hal değerlendirilmesine ilişkin yaptıkları çalışmalar. Bu süreçte özellikle yargı kurumlarının da sürece hassasiyetle baktıklarına şahit olduk. Sürecin kolaylaştırılması konusunda ki yapılan çalışmaları anlattık. Bir pazarlık değil, sürecin getirdiği adımlar olabilir. Yani terör örgütü silah bırakırsa kanun çıkacak gibi pazarlık söz konusu değil böyle hukuk devleti olmaz. Böyle bir pazarlık sürecine devlet girmez. Komisyon süreci önemli, herkes dinlendi. Rapor hazırlayacak ve orada çizilecek yol haritası çerçevesinde yasal düzenleme gerekiyorsa zaten Meclis bu konuda adım atacaktır. Burada özellikle milletimizin hassasiyetleri bizim için önemli. Bu sürecin onları rahatsız edecek bir noktaya gelmemesi önemli. Bu konuda özellikle hassas davranarak milletimizin isteği doğrultusunda biz yol alacağız" dedi. Gazetecilerin Demirtaş hakkındaki karar sorularına Bakan Tunç şu şekilde cevap verdi: "Şimdi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin tek kararı değil bu biliyorsunuz. Yani Öcalan kararı da var geçmişte, Kavala kararı da var. Bakanlar Komitesi'nde görüşmeleri devam edenler de var. Burada Demirtaş ile ilgili dava Kobani Davası. Hepinizin bildiği gibi, Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 16 Mayıs 2024 tarihinde Demirtaş ve arkadaşları mahkum olmuştu. Bir kısım sanıklar süreli hapis cezaları ve beraatler de almıştı. Kobani olaylarının azmettiricisi açılan dava 22. Ağır Ceza Mahkemesinde sonuçlanmıştı. Şimdi bu Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinde görülüyor. Burada Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin özgürlük ve güvenlik hakkı ihlal edildi. Tutuklamaya yönelik ihlaller nedeniyle, iddia nedeniyle, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Sözleşmesi'nin 5. maddesinin ihlal edildiği gerekçesiyle yapılan başvuruyu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 2. Dairesi ihlal kararı verdi. Bu daire kararına itiraz edilecek mi, edilmeyecek mi gibi bir kamuoyunda tartışmalar oldu. Burada bu süreçlerde biz daire kararlarının Genel Büyük Dairede görüşülmesini istiyoruz. Büyük Daireye gitmeden önce 5 kişilik bir panel var. Bu panel 'görüşülmesine gerek yok' dedi ve daire kararı bu anlamıyla kesinleşti. Daire kararı şu anda Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi tarafından değerlendirilecek." Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararlarına uyduğunun altını çizen Tunç, "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararlarına uymayan bir ülkeyiz şeklinde bir genelleme yapılıyor. Bu doğru değil. Bütün ülkelerin uymadığı kararlar var. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne taraf olan ülkelerin karara uyma ortalaması yüzde 79. Türkiye'nin uyma oranı ise yüzde 91. Türkiye'de bazı davalar, özellikle dışarıdan da çok siyasallaştırılıyor. O siyasallaştırılan davalar öne çıkarılarak sanki Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının hiçbirine uymuyor gibi bir algı çalışması yapılıyor" ifadelerine yer verdi. Tunç, Demirtaş davasında ise ilk dereceden hüküm verildiğini ve bu hüküm istinafta hükümözlü olarak devam ettiğini ve değerlendirmenin şu anda mahkemenin önünde olduğunu açıkladı. Bakan Tunç yaptığı toplantıda yeni anayasa çalışmaları hakkında ise, "Yeni anayasa konusu Türkiye için önemli. 'Türkiye Yüzyılı, Cumhuriyetimizin 2. yüzyılına girdik' diyoruz. 'Artık darbeler devri kapanmıştır' diyoruz. Biz darbecilerin yazdırdığı bir anayasayla yönetiliyoruz. Millet tarafından milletin temsilcileri tarafından yazdırılan bir anayasa değil. Millet oy verip kabul etmek zorunda kaldı ama bir an önce demokratik siyasi hayata geçebilmek için kabul ettiği bir anayasa. Sadece darbeciler tarafından yazdırılmış olması bile tek başına anayasanın değişmesi için yeterli bir sebeptir. Diğer yandan, yamalı bohça gibi; 170 küsur madde var, 180 değişiklik var. Yani, maddeden fazla değişiklik yapılmış. Mülga maddeler var, sıkıyönetimle ilgili maddeler var ama hep boş maddeler. Bizim amacımız hem yeknesaklığı oluşturmak, sonradan oluşan kurumların diğer maddelerle uyumunu sağlamak, yeni krizlere yol açmamak, hem de demokratik, sivil, katılımcı bir anlayışla yeni anayasayı milletin temsilcileri ile yazıp millet tarafından onaylanmasını sağlamak" dedi. Yeni anayasanın Türkiye için bir kazanç olacağını söyleyen Tunç, "Böyle bir anayasa, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ikinci yüzyılının başlangıcında çok büyük kazanç olur. Temel hak ve özgürlükleri önceleyen, her kesimin kendini içinde bulduğu bir toplum sözleşmesi hüviyetinde bir anayasayı bu ülke yapabilir. Darbe anayasasından da kurtulmuş oluruz. Darbeleri anmak kötü bir şey. O eski karanlık günlere bir daha geri dönmeyelim, bu ülkede bir daha darbe olmasın diye önemli yapısal reformlar da yaptık. İç Hizmet Kanunu 35. maddeyi hep darbelere gerekçe gösterirlerdi. Biz bu maddeyi 14 Temmuz'da yürürlükten kaldırdık. Ertesi gün darbe kalkışması oldu. En son görüştüğümüz kanun oydu Meclis'te. Sıkıyönetimi düzenleyen maddeler kaldırıldı, darbeciler yargılanamaz denilen maddeler kaldırıldı. Milli Güvenlik Kurulu'nun yapısı, Yüksek Askeri Şura'nın yapısı, askeri yargının kaldırılması bunlar çok demokratik adımlar. Ama bunlar hep muhtelif zamanlarda farklı gerekçelerle yapabildiğimiz ilerlemeler. Ama diyoruz ki artık topyekun millet Meclisinde milletvekillerimizin uzlaşmasıyla bir Anayasa yapalım. İnşallah olur. Terörsüz Türkiye konuştuğumuz şu ortamda, milletvekillerimiz yeni anayasa çalışması içerisinde olursa ve bu konuda uzlaşma sağlanırsa inşallah milletimize olan borcumuzu yerine getirmiş oluruz" ifadelerine yer verdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.