SON DAKİKA
Hava Durumu

#Milli Eğitim Akademisi

Söz Bursa - Milli Eğitim Akademisi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Milli Eğitim Akademisi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Öğretmen açığı büyüyor: Türk Eğitim-Sen'den '100 bin' talebi Haber

Öğretmen açığı büyüyor: Türk Eğitim-Sen'den '100 bin' talebi

Türkiye Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri Kolu Kamu Çalışanları Sendikası (Türk Eğitim-Sen) Genel Başkanı Talip Geylan, "Öğretmen açığı sorunu her geçen gün büyümeye devam etmektedir. Bir tarafta yüz binlerce öğretmen atama beklerken, diğer tarafta eğitim fakülteleri her yıl on binlerce mezun vermektedir" dedi. Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, öğretmen açığının Türkiye'nin en önemli sorunlarından biri olduğunu belirterek, Milli Eğitim Bakanlığı'nı bu konuda acil ve kalıcı tedbirler almaya çağırdı. 2025 Akademi Giriş Sınavı (AGS) kapsamında 10 bin öğretmen kontenjanı ayrıldığını hatırlatan Geylan, bu sayının hem okullardaki öğretmen ihtiyacı hem de atama bekleyen yüz binlerce öğretmen dikkate alındığında yetersiz olduğunu ifade etti. 2025 AGS kapsamında atanacak 10 bin öğretmenin, bir yıl sürecek hazırlık eğitiminin ardından en erken 2027 yılında göreve başlayacağını vurgulayan Geylan, öğretmen açığının bu şekilde giderilmesinin mümkün olmadığını kaydetti. Mevcut uygulamanın eğitim sisteminin ihtiyaçlarına cevap vermekten uzak olduğunu kaydeden Geylan, bunun sürdürülebilir bir yöntem olmadığını söyledi. 2026 yılında yapılacak AGS'de, en az ücretli öğretmen sayısı kadar kontenjan ayrılması gerektiğini sözlerine ekledi. "ÖĞRETMEN AÇIĞI SORUNU HER GEÇEN GÜN BÜYÜMEYE DEVAM ETMEKTEDİR" Okulların öğretmen ihtiyacını karşılayamadığını dile getiren Geylan, "Öğretmen açığı sorunu her geçen gün büyümeye devam etmektedir. Bir tarafta yüz binlerce öğretmen atama beklerken, diğer tarafta eğitim fakülteleri her yıl on binlerce mezun vermektedir. Buna rağmen okulların öğretmen ihtiyacı kadrolu atamalarla karşılanmamakta, ücretli öğretmenlik uygulaması ise eğitim sistemimizin kanayan yarası olmayı sürdürmektedir. Sendikamızın geçtiğimiz eğitim-öğretim yılında gerçekleştirdiği ücretli öğretmenlik araştırmasına göre, 62 ilde toplam 71 bin 757 ücretli öğretmen görev yapmaktadır. Ayrıca, 55 ilden elde ettiğimiz verilere göre öğretmen ihtiyacı 80 bin 449'dur. Bu tablo, öğretmen açığının ulaştığı boyutu açıkça ortaya koymaktadır. İller bazında incelendiğinde, en fazla ücretli öğretmenin görev yaptığı il 21 bin 947 kişiyle İstanbul'dur. İstanbul'u 5 bin 894 ücretli öğretmenle Şanlıurfa takip etmektedir. 62 ilde görev yapan ücretli öğretmenlerin mezuniyet durumuna bakıldığında ise 30 bin 536'sının eğitim fakültesi, 35 bin 359'unun diğer lisans programları, 5 bin 862'sinin ise ön lisans mezunu olduğu görülmektedir. Pedagojik formasyona sahip olmayan ön lisans mezunlarının ücretli öğretmen olarak derslere girmesi, eğitim-öğretim sürecinin niteliğini ve verimliliğini olumsuz etkilemektedir" diye konuştu. "ÖĞRETMEN İHTİYACININ EĞİTİMİN NİTELİĞİNİN ARTIRILMASI AÇISINDAN KAÇINILMAZ BİR ZORUNLULUKTUR" Öğretmen açığının her geçen gün giderek arttığını vurgulayan Geylan, "Daha da dikkat çekici olan husus, özel uzmanlık gerektiren zihinsel engelliler, görme engelliler ve işitme engelliler öğretmenliği gibi alanlarda dahi ön lisans mezunu ücretli öğretmenlerin görevlendiriliyor olmasıdır. Özel eğitim alanında görev yapan toplam 20 bin 979 ücretli öğretmenin 8 bin 669'u eğitim fakültesi, 10 bin 105'i diğer lisans programları, 2 bin 205'i ise ön lisans mezunudur. Bu durum, özel eğitim gibi uzmanlık gerektiren bir alanda dahi öğretmen ihtiyacının kadrolu atamalarla karşılanamadığını göstermektedir. Ücretli öğretmenlik uygulaması istisnai durumlarda pansuman bir yöntem olarak ihdas edilmiş olsa da bugün neredeyse asli istihdam modeli haline gelmiştir. Oysa öğretmen ihtiyacının güvenceli, kadrolu karşılanması hem eğitimde fırsat eşitliği hem de eğitimin niteliğinin artırılması açısından kaçınılmaz bir zorunluluktur" şeklinde konuştu. "10 BİN KİŞİLİK KONTENJAN SON DERECE YETERSİZDİR" AGS kapsamında verilen 10 binlik kontenjanın öğretmen ihtiyacını karşılamadığını söyleyen Geylan, "AGS ile adaylar, kontenjanlar doğrultusunda puan üstünlüğüne göre Milli Eğitim Akademisine kabul edilmekte ve bir yıllık hazırlık eğitiminin ardından göreve başlamaktadır. Ancak 2025 AGS kapsamında ayrılan 10 bin kişilik kontenjan, ülkemizin öğretmen ihtiyacı dikkate alındığında son derece yetersizdir. Türk Eğitim-Sen olarak başından beri bu sayının ne öğretmen açığını kapatmaya ne de ücretli öğretmenlik uygulamasını sona erdirmeye yeteceğini ifade ettik. Öte yandan Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral'ın, ‘2026-2027 eğitim-öğretim sezonunda ciddi bir öğretmen alımı olacak' yönündeki açıklamaları yeniden gündem oldu. Biz de 2026 yılının başında Saral'ın yaptığı bu açıklamanın müşahhas adımlarla hayata geçirilmesini, bu sözün yerine getirilmesini ve öğretmen atamalarının eğitimin gerçek ihtiyacı doğrultusunda planlanmasını bekliyoruz. Mülakatın kaldırılması ise olumlu bir gelişme olmakla birlikte, öğretmenlerin 12 ay süren akademi eğitimi nedeniyle göreve ancak bir yıl sonra başlayacak olması da önemli bir sorun oluşturmaktadır. 2025 AGS kapsamında seçilen öğretmenlerin en erken 2027 yılında görevlerine başlayabilecek olması, mevcut öğretmen açığının daha da büyümesine neden olacaktır. Eğitim sisteminin acil öğretmen ihtiyacı göz önünde bulundurularak atama süreçleri hızlandırılmalı ve öğretmenlerin sınıflarla buluşması geciktirilmemelidir" dedi. "2026 AGS KAPSAMINDA EN AZ ÜCRETLİ ÖĞRETMEN SAYISI KADAR KONTENJAN AYRILMASIDIR" Bu soruna çözüm olarak 2026 AGS kontenjanının en az ücretli öğretmen sayısı kadar olması gerektiğini ifade eden Geylan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Çözüm, 2026 AGS kapsamında en az ücretli öğretmen sayısı kadar kontenjan ayrılmasıdır. Talebimiz açıktır. Bilindiği üzere 2026 AGS, 26 Temmuz'da gerçekleştirilmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı, bu sınav kapsamında en az mevcut ücretli öğretmen sayısı kadar kontenjan ayırmalıdır. Ücretli öğretmen sayısının 81 il genelinde yaklaşık 100 bine ulaştığı dikkate alındığında, 2026 AGS ile en az 100 bin atama yapılması hem eğitim sistemimizin acil öğretmen ihtiyacını karşılayacak hem de yıllardır atama bekleyen öğretmenlerimizin haklı beklentilerine cevap verecektir. Bununla birlikte, öğretmenlerin göreve başlamasını geciktiren Milli Eğitim Akademisi süreci de yeniden gözden geçirilmelidir. Akademi eğitimi 2 ayla sınırlandırılmalı, öğretmenler göreve zaman kaybetmeden başlayabilmelidir. Bunun yanında, 2023 ve 2024 KPSS mağduru öğretmenlerimizin yaşadığı mağduriyet artık görmezden gelinemez. 2023 KPSS'de yüksek puan almalarına rağmen mülakat sürecinde hak kaybına uğrayan bin 611 öğretmenin mağduriyeti giderilmeli ve atamaları yapılmalıdır. 2024 KPSS'de ise yüksek başarı gösteren, hatta dereceye giren çok sayıda öğretmenimiz yalnızca kontenjan yetersizliği nedeniyle atamaları gerçekleştirilmemiştir. Kabul etmemiz mümkün değildir. 2024 KPSS mağduru öğretmenlerimiz için ek atama yapılması hakkaniyetin gereğidir. Bu gençler, başka ülkelerin değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin yetiştirdiği evlatlarıdır. Yıllarını eğitimlerine veren, alın teri döken, sınavlarda başarı gösteren öğretmenlerimizin haklı sesine kulak verilmelidir. Devlet, kendi yetiştirdiği evlatlarını, potansiyelini görmezden gelmemeli, genç öğretmenlerimizin emeklerinin karşılığını alabilmelerini sağlamalıdır."

Tekin: "22 yıl önce 76 olan üniversite sayımızı bugün 208'lere ulaştırdık" Haber

Tekin: "22 yıl önce 76 olan üniversite sayımızı bugün 208'lere ulaştırdık"

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bir üniversitenin akademik yılı açılışında yaptığı konuşmada, "Yükseköğretimi 22 yılda erişilebilir kıldık. 81 ilimizin tamamında yükseköğretim kurumları inşa ettik. 22 yıl önce 76 olan üniversite sayımızı bugün 208'lere ulaştırdık" dedi. Tekin ayrıca, "Üniversite düşüncenin merkezi olarak kabul edilmelidir. Üniversitelerimizin bir daha yasakla, baskıyla, ideolojik dayatmalarla anılmasına müsaade etmeyeceğiz. Kampüs, düşüncenin, araştırmanın ve nezaketli müzakerenin alanı olarak kalacak" ifadelerini kullandı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bir üniversitenin akademik yılı açılışı törenine katıldı. Programda konuşan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Bugün güne bizi tedirgin eden bir haberle uyandık. Türkiye bir deprem kuşağında yer alan bir ülke. Bütün milletimize geçmiş olsun diyorum. İnşallah Allah bir daha bize böyle felaketler yaşatmaz. Bu hafta Cumhuriyetimizin 102'nci yaşını kutluyoruz. Hepimizin Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun. Bize Cumhuriyeti kuran ve emanet eden başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bütün büyüklerimizi hayırla, saygı ve minnetle anıyoruz. Bizim yaklaşık 75 bin tane okulumuz var. Yine yaklaşık rakamları yuvarlayarak söylüyorum. Yaklaşık 750 bin adet dersliğimiz var. Okullarımızın dışındaki kurumlarla beraber baktığımızda 100 binin üzerinde kurum var. Yani okul artı halk eğitim merkezi olgunlaşma, kurs merkezi vb. ifadelerle tanımlanan 100 binin üzerinde hizmet verilen kurumumuz var. Yaklaşık 1 milyon 200 bin öğretmenimiz var. Sistemin içerisinde çalışan ve resmi okullarda ve özel okullarda çalışan öğretmenlerimizle beraber 1 milyon 200 bin kişi. Yaklaşık 18 milyon öğrencimiz var. Dolayısıyla rakamları topladığımızda her çocuğumuzun her öğretmenimizin ailesini ebeveynlerini çocuklarını hesaba kattığımızda kabaca 86 milyonun tamamını ilgilendiren tamamıyla birlikte hareket etmek durumunda olan, tamamının duygu, düşünce ve değerlerine saygı duyması gereken, saygı duyması beklenen bir bakanlığız. Bu kadar büyük bir yapı içerisinde ortak değerleri bulup bu ortak değerleri çocuklarımıza öğretmeye çalışmak bakanlığımızın ana misyonlarından bir tanesi. Cumhuriyet Bayramı da bizim önemli değerlerimizden bir tanesi" diye konuştu. "ÜNİVERSİTELERİ ÖĞRETİM ÜYELERİNİN VE NİHAYETİNDE MİLLETİN DEĞERLERİNİN YAŞANDIĞI YERLER HALİNDE DÖNÜŞTÜRDÜK" Üniversiteleri milletin değerlerinin yaşandığı yerler haline geldiğini belirten Tekin, "Bu ülkede üniversiteler kimi dönemlerde vesayetin gölgesinde kaldı. 27 Mayıs darbesini hepiniz hatırlayacaksınız. 27 Mayıs darbesinden sonra görevinden uzaklaştırılan akademisyenler 27 Mayıs darbesini bizzat Başbakanlığın talimatıyla ak devrim olarak tanımlamak zorunda bırakılan akademisyenler, yine aynı şekilde 12 Mart sürecinde üniversiteden uzaklaştırılan akademisyenler, 12 Eylül 1980 sonrası üniversitelerde akademik etkinlikleri sebebiyle üniversiteden uzaklaştırılanlar. 28 Şubat süreci. Bunların hepsi bizim akademik tarihimizde, bilim tarihimizde kara sayfalar olarak yerini aldı. Bilim yuvalarının ideolojik kavganın sahnesine çevrildiği, gençlerin hayallerinin yasaklarla sınandığı günlerdi bunlar. Başörtüsü bahane edilerek kurulan ikna odaları bu yasakların hafızalarımızda olan en acı örneklerinden bir tanesi. Çok şükür bu sayfaların hepsini kapattık. Üniversitelerin öğretim üyelerinin ve nihayetinde milletin değerlerinin yaşandığı yerler halinde dönüştürdük. Bugün en önemli vazifemiz bu kazanımları daha da tahkim edecek kampüsleri yasaklardan, dayatmalardan, marjinal dayatmaların gürültüsünden uzak tutarak düşüncenin, araştırmanın ve nezaketli müzakerenin alanı haline dönüştürmek en önemli görevlerimiz" dedi. "ÜNİVERSİTE DÜŞÜNCENİN MERKEZİ OLARAK KABUL EDİLMELİDİR" "Üniversite düşüncenin merkezi olarak kabul edilmelidir" diyen Tekin, "Üniversite düşüncenin merkezi olarak kabul edilmelidir. Üniversiteleri sadece ve sadece birer meslek lisesi konumuna indirgeyip mesleki kariyer imkanı sunan birimler haline dönüştürmenin çok ötesine geçmemiz gerekir. Yeteneği keşfeden entelektüel, ufku genişleten kendi geleneğini çağın diliyle buluşturan müesseseler olarak tanımlamamız gerekir. Üniversiteyi salt bilim ya da meslek öğrenme yerine indirgemek, tarihe haksızlık, yarınımıza kötülüktür. Üniversite toplumun tam merkezinde durur çünkü. Kültürün aktarımına ve yenilenmesine öncülük eder, devrinin fikirler sistemini inşa eder. Üniversitelerimiz ne kadar dinamik, üretken, özgür ve gelişmiş olursa, toplumumuz o derece dirayetli ,müreffeh, demokratik ve özgür olacağının farkında olmamız lazım. Tersi durumda ise önce durağanlaşma, ardından eğitimde, kültürde, sanatta, bilimde ve sanayide gerileme kaçınılmaz olacağını hatırlamamız gerekir. Hiç şüphesiz yalın olan hakikat şudur ki bilgi kimdeyse istikamet ona döner. İlim ve akademide geriye düşen, pazarda, sanatta ve diplomaside de gerilemeyi durduramaz" ifadelerini kullandı. "22 YIL ÖNCE 76 OLAN ÜNİVERSİTE SAYIMIZI BUGÜN 208'LERE ULAŞTIRDIK" 22 yıl önce 76 olan üniversite sayısının bugün 208 olduğunu söyleyen Tekin, "Nitekim bu ölçüyü rehber alarak, yükseköğretimi 22 yılda erişilebilir kıldık. 81 ilimizin tamamında yükseköğretim kurumları inşa ettik. 22 yıl önce 76 olan üniversite sayımızı bugün 208'lere ulaştırdık. Yüksek öğretime erişimi yaygınlaştırdık. Net okullaşma oranını hem zorunlu eğitimde hem de yükseköğretimde 3 kattan fazla arttırarak yepyeni bir eşiğe eriştik. Avrupa yükseköğrenim alanında ön sıralara yürüyen bir Türkiye fotoğrafı ortaya çıkardık. Eğitim imkânına geç kavuşmuş 34 yaş üstü kadınlarımıza ayrılan ek kontenjanlar ve şehit-gazi yakınlarına sağladığımız özel imkânlar, kapsayıcılığı ilke hâline getirdi. Bu kazanımlardan geriye gidişe izin vermeyeceğiz; üniversitelerimizin bir daha yasakla, baskıyla, ideolojik dayatmalarla anılmasına müsaade etmeyeceğiz. Kampüs, düşüncenin, araştırmanın ve nezaketli müzakerenin alanı olarak kalacak" şeklinde konuştu. Sözlerine devam eden Tekin, "Türkiye Yüzyılı Maarif Modelimizdir. Geçen yıl uygulamaya koyduğumuz ve aşamalı bir şekilde devam edecek olan modelimiz, çocuğun dil-akıl-karakter bütünlüğünü aynı anda beslemeyi, öğrenmeyi okul duvarlarının dışına taşıyıp hayatla eklemlemeyi hedeflemektedir. Eleştirel düşünme, estetik duyarlık ve merhamet ahlâkını aynı zeminde buluşturmaktadır. Bu yaklaşım, yerli müktesebatla evrensel bilgi arasında hakikatli bir köprü kurmakta, program tasarımından ölçme-değerlendirmeye kadar tüm süreçleri veriyle ve sahadan gelen geri bildirimle sürekli kalibre etmektedir. Ancak altını özenle çizmeliyim ki modelimizin sürekli kalibrasyonu, ölçme-değerlendirme standartlarının güncellenmesi, öğretim tasarımlarının disiplinler arası zenginleşmesi ancak sizlerin katkısıyla mümkün. Eğitim fakülteleri ile sahadaki okullar arasında, üniversite kürsüsünden öğretmenler odasına ve sınıfa uzanan ortak araştırmalar, etki analizleri, tasarım atölyeleri ve laboratuvar okul ağları bu işin omurgasıdır. Biz Millî Eğitim olarak kapımızı sonuna kadar açtık. Bu iş birliğini günübirlik projelere ve protokollere bırakmamak, kalıcı ve sistematik kılmak için Millî Eğitim Akademisini hayata geçirdik. Şunu özellikle ifade etmek istiyorum. Millî Eğitim Akademimiz, üniversitelerimizin bilgi birikimini sahaya daha hızlı, daha tutarlı ve daha etkili taşıyacak bir ortak platformdur. Öğretmenlik, toplumsal birlikteliğin, demokratik kültürün ve devlet kapasitesinin temel sütunudur" ifadelerine yer verdi. Milli Eğitim Akademisi hakkında bilgi veren Bakın Tekin, "Milli Eğitim Akademisi'nde 3 tane temel işlevi yerine getirmek istiyoruz. Bunlardan birincisi mesleğe girişte birincisi, mesleğe girişte uygulama yoğun hazırlıktır. Üniversitelerimizin verdiği kuramsal temelin üzerine, gerçek sınıf ortamlarında uzun süreli okul içi uygulamalarla (farklı okul türleri ve sosyoekonomik çevrelerde), usta öğretmen eşliğinde mentorlukla, ölçme-değerlendirme, sınıf yönetimi, kapsayıcı eğitim, özel eğitim, rehberlik ve dijital pedagojiler-yapay zekâ okuryazarlığı gibi alanlarda uygulamalı yeterlikler ekleyeceğiz. İkincisi, beşer yıllık periyotlarla sürekli mesleki gelişimdir. Öğretmenlerimiz branş temelli modüllerle düzenli olarak güncellenecek; bilimin ilkeleri, meslek etiği, özel eğitim ve rehberlik, ölçme-değerlendirme, sınıf içi teknoloji entegrasyonu ve yapay zekâ okuryazarlığı gibi başlıklar üniversite öğretim üyeleriyle birlikte yürütülecektir. Modüller sahadan gelen veri ve etki analizlerine göre yenilenerek öğretmenlerimizin mesleki portfolyolarına işlenecektir. Üçüncüsü, eğitim kurumu yöneticisi yetiştirmedir. Okul liderliği, öğretimsel liderlik, okul iklimi ve kültürü, kriz ve bütçe yönetimi, mevzuat, veri temelli karar alma ve paydaş iletişimi alanlarında kurumsal bir program sunacağız" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.