SON DAKİKA
Hava Durumu

#Milyar Dolar

Söz Bursa - Milyar Dolar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Milyar Dolar haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Anahtar Parti’den bor çıkışı: "Sadece maden değil, milli güç meselesidir!" Haber

Anahtar Parti’den bor çıkışı: "Sadece maden değil, milli güç meselesidir!"

Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan, bor madeninin Türkiye için yalnızca bir yeraltı kaynağı değil, yüksek teknoloji, enerji güvenliği ve savunma sanayii açısından stratejik bir güç olduğunu belirterek, “Bor üzerinden katma değeri artırmak, Türkiye’nin refahını ve rekabet gücünü belirleyecek milli bir meseledir” dedi. Türkiye’nin bor rezervleri açısından dünyada lider konumda olduğuna dikkat çeken Aslan, dünya bor rezervlerinin yaklaşık yüzde 73’ünün Türkiye’de bulunduğunu ifade etti. Borun doğada boraks, üleksit ve kolemanit gibi borat mineralleri halinde bulunduğunu belirten Aslan, Türkiye’de üretimin ağırlıklı olarak Balıkesir Bigadiç, Kütahya Emet, Eskişehir Kırka ve Bursa Kestelek sahalarında gerçekleştirildiğini söyledi. Türkiye’nin yıllık yaklaşık 2,6 milyon ton bor üretimi yaptığını belirten Aslan, üretimin büyük bölümünün ham veya düşük katma değerli ürün olarak ihraç edildiğini vurguladı. Aslan, “Bor yaklaşık 250 farklı alanda kullanılmasına rağmen üretimin sadece yüzde 5’i yurt içinde değerlendiriliyor, yüzde 95’i ihraç ediliyor. 2022 yılında bor ürünlerinden yaklaşık 1,3 milyar dolar gelir elde edildi. Ancak boru ileri teknoloji ürünlerine dönüştürerek bu geliri katlamak mümkündür” diye konuştu. Borun ferrobor, bor karbür, ileri seramikler ve enerji depolama teknolojileri gibi alanlarda yüksek katma değer oluşturduğunu belirten Aslan, özellikle temiz enerji alanında hidrojen depolama teknolojilerinde borun önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti. Aslan, “Bor teknolojisine yatırım yapan ülkeler enerji ve savunma alanında stratejik avantaj elde edecektir. Türkiye bu fırsatı kaçırmamalıdır” dedi. Anahtar Parti olarak borun ham madde olarak ihraç edilmesi yerine ileri teknoloji ürünlerine dönüştürülmesi gerektiğini savunduklarını belirten Aslan, madencilikte şeffaf veri sistemi kurulması, rezerv raporlama standartlarının güçlendirilmesi ve bor teknolojilerine yönelik Ar-Ge ve üretim yatırımlarının artırılması gerektiğini söyledi. Aslan açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Bor gibi stratejik bir kaynağı yalnızca cevher olarak ihraç etmek yerine, yüksek katma değerli ürünlere dönüştürmek zorundayız. Bor teknolojisini erken kazanan ülkeler, küresel rekabette öne çıkacaktır. Türkiye bu avantajını güçlü bir sanayi hamlesine dönüştürmelidir.”

Türkler neden Dubai’den ev alıyor? İşte milyar dolarlık yatırımın 3 sebebi Haber

Türkler neden Dubai’den ev alıyor? İşte milyar dolarlık yatırımın 3 sebebi

Dubai'deki gayrimenkul yatırımlarında Türklerin payı hızla artıyor. Uzmanlara göre yüksek kira getirisi, vergi avantajı ve yaşam standartları Türk yatırımcıları Birleşik Arap Emirlikleri'ne yönlendiriyor. Son 5 yılda ise yatırımlarda rekor artış yaşandı. Emlak Yatırım Danışmanı Burak Ustaoğlu, Dubaililerden sonra en çok gayrimenkul alan milletin Türkler olduğunu belirterek, özellikle son yıllarda Dubai'ye yönelik talebin ciddi şekilde yükseldiğini söyledi. Portföy çeşitlendirme isteği, vergisiz kazanç imkanı ve güvenli yaşam koşullarının Türk yatırımcılar için belirleyici olduğunu ifade eden Ustaoğlu, yurt dışı yatırım hacminin milyar dolar seviyelerine ulaştığını kaydetti. "Refah seviyesi ve mutluluk ilgiyi arttırıyor" Dubaililerden sonra en çok gayrimenkul alan milletin Türkler olduğunu ifade eden Emlak Yatırım Danışmanı Burak Ustaoğlu, "Türklerden sonra Hindistanlılar, İngilizler, Amerikalılar geliyor. Ama milletler sırasında birçok inşaat geliştirici şirkette Türkler en üst sıraya yükselmiş durumda. Türklerin Dubai'de yatırım yapması üç temel sebebe dayanıyor. Birincisi Türkiye'de yaptıkları gayrimenkul yatırımına ek olarak bir envanter çeşitliliği oluşturmak. Yüksek kira getirisi ve değer artışında vergi olmaması ikinci en büyük sebep. Üçüncüsü ise Dubai'nin dünyanın en güvenli şehirleri arasında olması. Yatırım yapan Türklerin sayısı rekor kırıyor, yaşayan Türklerin sayısı da her geçen gün gitgide artıyor. Yatırımın en büyük sebebi yüksek yaşam standartları. İstanbul ve Dubai arasındaki en büyük fark refah seviyesi ve mutluluk. Bölgede yaşayan insanlar çok mutlu. Çünkü insanlar 5-6 aylık maaşlarıyla çok iyi standartlarda lüks araçlara binebiliyor. Dünyanın en iyi okullarının, yani Oxford gibi birçok kurumun şubeleri bugün Dubai'de yer alıyor. Çocuklar çok iyi bir eğitime sahip oluyor. Bugün Türkiye'yle de çok bir farkı yok bu eğitime ulaşmanın" şeklinde konuştu. DUBAİ'YE GÖÇ Yüksek yaşam standartları ve güvenli bir ülke olması sebebiyle Dubai'nin tercih edildiğini ifade eden Ustaoğlu, "Yönetici konumunda birçok insan Dubai ve Abu Dabi'ye transfer oluyor. Bunu kabul ediyorlar çünkü yüksek bir gelire sahipler. Ayrıca maaşlarından ya da kazançlarından çok vergi olmaması sebebiyetine de çok iyi standarttaki yaşamlarına aileleriyle beraber burada erişebiliyorlar. O yüzden de yüksek bir talep doğrultusunda buraya göç başlamış durumda. TÜİK'e göre, 2021 yılının Ocak-Kasım ayındaki yatırım 216 milyon dolarken, 2025 yılının aynı döneminde 2.61 milyar dolar oldu. Burada 12 kata çıkan bir artıştan bahsediyoruz. Yurt dışı yatırımları ciddi anlamda artıyor ve bu artışın içerisindeki en büyük pay aslında Dubai'de yer alıyor. Daha sonra da Yunanistan olarak devam ediyor. Açıklanan bir benzer veriye göre, 2020-2021 yıllarında Dubai'deki yatırım yaklaşık 200-300 milyon dolar bandındayken, 2024 yıl sonu itibarıyla bunun 3 milyar doları aştığını görmüştük. Bu rakam da gitgide devam ediyor. Yurtdışı yatırımlarının 2026 yılında 6 milyar dolar seviyelerinin üzerine çıkacağını da öngörüyoruz. Şu an resmî veriler açıklanmadı ama 5 milyar doları 2025 yılı sonu itibarıyla aştığını, 2026 yıl sonu itibarıyla da 6 - 7 milyar dolar bandında bir kapanış olacağını öngörüyoruz" ifadelerini kullandı. "Dubai'de dünyada ilk defa tamamen altından oluşan bir sokak olacak" Dubai'nin dünyanın ilkleri arasında olduğunu belirten Ustaoğlu, "Birçok konuda olduğu gibi dünyada ilk defa tamamen altından oluşan bir sokak olacak. Geçtiğimiz yıllarda bunun örneği var. Yani Palm Jumeirah adası dünyanın en ikonik yapay ürünlerinden birisi ama ciddi anlamda turistik bir cazibe merkezi haline gelmiş durumda. Bugün iki katı büyüklüğünde yine Dubai'de yapılıyor; Jebel Ali'yi oluşturuyorlar. Aynı şekilde Burj Khalifa'da bunu görüyoruz. Creek Harbour bölgesinde yeni bir benzeri bir yapı geliştirilmesi planlanıyor. Dünyanın en büyük AVM'si Dubai'de, yine daha büyüğünü Creek Harbour bölgesinde Dubai yapıyor. Konu ve alanlar fark etmeksizin bu alanlarda Dubai farklı ürünler geliştirmeye devam ediyor. Yine çok yakın zaman önce açıklandı; 2026 yılında dünyada ilk uçan taksinin kullanıldığı yer Dubai olacak. Yani az önce de bahsettiğimiz gibi enler hep Dubai'de gerçekleşiyor. 2026 yılı itibarıyla belirli lokasyonlar içerisinde uçan taksi hizmeti yine ilk kez Dubai'de başlıyor" diyerek sözlerini tamamladı.

TCMB verileri açıkladı: Özel sektörün yurt dışı kredi borcu 2,4 milyar dolar arttı Haber

TCMB verileri açıkladı: Özel sektörün yurt dışı kredi borcu 2,4 milyar dolar arttı

Kasım ayı itibarıyla, özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, bir önceki ay sonuna göre 2,4 milyar dolar artarak 213,3 milyar dolar oldu. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2025 yılı Kasım ayı Özel Sektörün Yurt Dışından Sağladığı Kredi Borcu Gelişmeleri'ni açıkladı. Buna göre, Kasım ayı itibarıyla, özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, bir önceki ay sonuna göre 2,4 milyar dolar artarak 213,3 milyar dolar oldu. Vadeye göre incelendiğinde bir önceki ay sonuna göre, uzun vadeli kredi borcunun 2,2 milyar ABD doları artarak 204,1 milyar ABD doları, kısa vadeli kredi borcunun (ticari krediler hariç) ise 0,2 milyar ABD doları artarak 9,2 milyar ABD doları düzeyinde gerçekleştiği gözlendi. Bir önceki ay sonuna göre finansal kuruluşların toplam borcu 1,1 milyar ABD doları, finansal olmayan kuruluşların toplam borcu ise 1,3 milyar ABD doları artış gösterdi. Aynı dönemde finansal kuruluşların uzun vadeli borçları 1,1 milyar ABD doları, finansal olmayan kuruluşların uzun vadeli borçları 1,1 milyar ABD doları artış gösterdi. Kısa vadede ise finansal olmayan kuruluşların borçları 0,2 milyar ABD doları artış gösterdi. Döviz kompozisyonu incelendiğinde, toplam yurt dışı borçlanmada ABD dolarının en yüksek paya sahip olduğu görüldü. 204,1 milyar ABD doları tutarındaki uzun vadeli kredi borcunun yüzde 57,8'inin ABD doları, yüzde 31,6'sının euro, yüzde 2,7'sinin Türk lirası ve yüzde 7,9'unun ise diğer döviz cinslerinden oluştuğu; 9,2 milyar ABD doları tutarındaki kısa vadeli kredi borcunun ise yüzde 22,0'ının ABD doları, yüzde 20,1'inin euro, yüzde 54,7'sinin Türk lirası ve yüzde 3,2'sinin ise diğer döviz cinslerinden oluştuğu görüldü. Özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcunun 1 yıla kadar olan vade dağılımı incelendiğinde, toplam borç tutarının 65,2 milyar ABD doları olduğu görüldü. Bu tutarın 40,9 milyar ABD doları bankalara, 18,6 milyar ABD doları finansal olmayan kuruluşlara, 5,8 milyar ABD doları ise bankacılık dışı finansal kuruluşlara ait.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.