SON DAKİKA
Hava Durumu

#Miras

Söz Bursa - Miras haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Miras haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Fatma Girik'in miras kavgasında son perde: Adli tıp raporu her şeyi değiştirdi! Haber

Fatma Girik'in miras kavgasında son perde: Adli tıp raporu her şeyi değiştirdi!

Yeşilçam’ın unutulmaz isimlerinden Fatma Girik, 24 Ocak 2022 tarihinde tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetmiş ve vasiyeti üzerine Muğla’nın Bodrum ilçesinde, hayat arkadaşı Memduh Ün’ün yanına defnedilmişti. Fatma Girik, 2018 yılında hazırladığı vasiyetnamesinde mirasını yeğeni Fatma Ahu Turanlı ve kız kardeşi Müyesser Girik arasında eşit paylaştırmıştı. Ayrıca vasiyetinde; kardeşi Günay Girik’in iki çocuğu, koruyucu ailesi olduğu Ahu Aşkar ve evde çalışan yardımcıları dahil toplam 5 kişiye de belirli miktarlarda maddi pay ayırmıştı. Ancak sanatçının kardeşi Günay Girik, vasiyetnamenin hazırlandığı dönemde ablasının akıl sağlığının yerinde olmadığını iddia ederek "vasiyetnamenin iptali" davası açmıştı. ADLİ TIP: "FİİL EHLİYETİ TAMDIR" Dava süreci kapsamında Fatma Girik’in vasiyetname düzenlediği tarihteki akıl sağlığının tespiti için dosya İstanbul Adli Tıp Kurumuna gönderildi. Kurum tarafından yapılan inceleme sonucunda hazırlanan raporda; "Fatma Girik’in vasiyet tarihi olan 26 Ekim 2018’de fiil ehliyetine haiz olduğunun kabulü uygun bulunmuştur" denilerek, kararın oy birliğiyle alındığı belirtildi. MAHKEMEDEN RET KARARI Bodrum 6. Asliye Hukuk Mahkemesinde 11 Şubat’ta görülen 12. duruşmada karar çıktı. Mahkeme, Günay Girik’in davasını reddederek Fatma Girik’in vasiyetinin hukuken geçerli olduğuna hükmetti. Kararın ardından Ahu Turanlı ve Müyesser Girik’in avukatları Sabit Emekdar ve Eylem Pektaş yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Bu konu bir miras kavgası değil, bir iradeye saygı meselesidir. Mahkemenin kararı, merhume Fatma Girik’in özgür iradesinin hukuken teyididir. Günay Girik’in maddi menfaat uğruna ortaya attığı ’akıl sağlığı yerinde değildi’ iddiası, aziz hatırasını lekeleme girişimidir ve bu iddiaların mesnetsiz olduğu tescillenmiştir." Avukatlar, medyada yer alan "miras krizi" haberlerinin gerçeği yansıtmadığını, sürecin Fatma Girik’in vasiyetine duyulan saygıdan ibaret olduğunu vurgulayarak, asılsız iddialarla itibar suikastı yapanlara karşı yasal haklarını saklı tuttuklarını belirtti.

Kültürel miras atağa kalktı: Son 23 yılda 13 bin 448 eser Türkiye’ye iade edildi Haber

Kültürel miras atağa kalktı: Son 23 yılda 13 bin 448 eser Türkiye’ye iade edildi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Son 23 yılda yurt dışına kaçırılan 13 bin 448 eserin ülkemize iadesini sağladık. Kültür Yolu kapsamında sadece geçtiğimiz yıl 20 farklı şehrimizde 50 bini aşkın sanatçının katılımıyla 9 bin 600'ün üzerinde etkinlik gerçekleştirdik" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nden düzenlenen Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödülleri Töreni ve Yaşayan Hazineler Ödülleri Takdim Töreni'ne katıldı. Burada konuşan Erdoğan, kültür ve mirasın korunması, yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması için büyük bir hassasiyetle çalıştıklarını birileri gibi edebiyatını ve istismarını yapmadıklarını söyledi. "Bizler geleneksel sanatlardan mimariye, musikiden şiir ve edebiyata çok köklü bir birikimin varisleriyiz" Kültür ve sanat alanında katkı yapan tüm sanatçılara, ustalara selam göndererek konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sözlerimin hemen başında şu hususu sizlerle paylaşmak istiyorum. Değerli dostlarım, hal nasıl sari ise mekan da sariyedir. Bunlar insana özellikle de sanat ve zanaat erbabına doğrudan sirayet eder. Sanatçının zihnine, sezişine, dünyayı algılayış olayları okuyuş biçimine etki eder. Sanatçının ortaya koyduğu her eser, ustaların vücuda getirdiği her ürün aslında binlerce yıllık tarihin, kültürün, geleneğin, mekanın ve elbette yaşanılan coğrafyanın bir özeti, sureti, neticesidir. Bu yönüyle camilerimizin, mescitlerimizin, mimari yapılarımızın sanat eserleriyle süslenmesi asla tesadüf değildir. Bizler geleneksel sanatlardan mimariye, musikiden şiir ve edebiyata çok köklü bir birikimin varisleriyiz. Biliyorsunuz, Anadolu deyim yerindeyse bir açık hava müzesidir. En doğusundan en batısına bu topraklarda kökü çok derinlere uzanan bir kültür ağacı, bir sanat ve medeniyet çınarı her köşeyi kuşatmaktadır. Hangi ilimize, hangi yöremize giderseniz gidin, orada muhakkak sanata gönül vermiş, gönül imbiğinden aşkla damıttığı duyguları, fikirleri esere dönüştürmüş ustalarla, üstatlarla, sanatçılarla karşılaşırsınız. Tarihin, kültürün ve mekanın sanatkar bir kalbe nasıl tesir ettiğini, onu nasıl güzelleştirdiğini, maharetli ellere nasıl ilham verdiğini bir bakışta anlarsınız" ifadelerini kullandı. "Türkiye UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listelerine kaydettirdiği 32 kültürel değeriyle 185 ülke arasında en çok kültürel miras kaydettiren ikinci ülke konumundadır" Konuşmasında Türkiye'nin UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesine kaydettirdiği değerlerle ilgili bilgi veren Erdoğan, "Bugün itibariyle Türkiye UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listelerine kaydettirdiği 32 kültürel değeriyle 185 ülke arasında en çok kültürel miras kaydettiren ikinci ülke konumundadır. Halihazırda somut olmayan kültürel miras ulusal envanterimizde 368 kültürel değerimiz, yerel düzeyde ise tam 1.707 kaydımız bulunuyor. Bunlar kültür hazinemizin zenginliğini göstermesi bakımından önemli rakamlardır. Tabi bu mirasın yaşatılması, bu çınarın içi oyuk bir ağaca dönüşmeden daha canlı, daha güçlü, daha sağlam bir şekilde gelecek kuşaklara nakledilmesi bizim için hayati bir meseledir. Eğer bunu yapmazsanız, mazi ile istikbal arasındaki irtibatı koparmış, dolayısıyla kimlik ve kültürümüzü de koruyamamış olursunuz. Çünkü sanat, milli kültür ve kimliğin en belirleyici unsurlarından hatta taşıyıcı kolonlarından biridir. Sanatını aşkla yapan, işine tutkuyla sarılan, ömrünü eserlerine adayan siz kıymetli ustalarımıza değerlerimizi yaşattığınız için, gençlerimize örnek olduğunuz için, geçmişle gelecek arasında yeni köprüler kurduğunuz için tüm kalbimle teşekkür ediyorum" açıklamasında bulundu. "GERÇEK SANATÇI VE USTA İŞTE BU HAKİKATİN İZİNİ SÜREN EMEĞİYLE, YORUMUYLA, ESERLERİYLE BİZE YENİ UFUKLAR ÇİZEN İNSANDIR" Her şeyin temelinde insan olduğunu belirten ve sanatın, sanatçının kendileri için ne anlama geldiğini açıklayan Erdoğan, "Medeniyetimizin odak ve hareket noktası insandır, devlet ve hükümet anlayışımızın nirengi noktası insandır. Şehircilik felsefemizin mimarı, estetiğimizin, cihana bakışımızın özü, nüvesi evvel emirde insandır. Sanat ve sanatçı ise fizik sınırlarını aşarak, zahir olanın ötesine maveraya, metafiziğe ve hakikate ulaşma istidadı gösterir, bunun için çabalar. Sanatçıyı bilmediğimiz bir dünyadan bir kaza sonucu dünyamıza düşmüş, fizik ötesi yaşantılı bir kazazede, yeryüzünü ise mutlaklık aleminin dipnotu olarak tarif eden merhum Sezai Karakoç bu hakikati şöyle dile getiriyor. ‘Sanat kaçsa da, inkar etse de tanrıya doğrudur. Tanrı hakikat ve ebediliktir.' Dostoyevski ömrü boyunca tanrıyı bulmayı amaçlayan bir roman yazmak ihtirasını taşıdı. Mesnevi bizi hep öteki dünyaya götürme çabasıdır baştan başa. Leyla ile Mecnun da Hüsnü aşkta bu sebeple vahdet-i vücut inancı ile son bulur. Sanat eseri fizikten kurtuluş, fizik ötesine bir çıkış noktası ararken ileri atılan bir köprü ucudur. Evet, bizim için sanat işte budur. Hakikate doğru yönelen bir yolculuktur. Gerçek sanatçı ve usta işte bu hakikatin izini süren emeğiyle, yorumuyla, eserleriyle bize yeni ufuklar çizen insandır, yaşayan bir hazinedir. Tam da bu anlayışla 2008'den beri sahip olduğumuz sanat birikimini nesilden nesile aktaran sanatçı ve ustalarımızı yaşayan insan hazineleri ilan ediyoruz" ifadelerini kullandı. "BU YIL İSE LİSTEMİZE 10 YENİ İSİM DAHA EKLİYOR YAŞAYAN İNSAN HAZİNELERİ VARLIĞIMIZI DAHA DA ZENGİNLEŞTİRİYORUZ" Bugüne kadar 90 kişiyi ve 2 grubu Yaşayan İnsan Hazineleri listesine aldıklarının altını çizen ve Yaşayan İnsan Hazineleri listesine eklenecek sanatçıları açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Geçtiğimiz sene 25 usta ve sanatçımızı bu listeye dahil ettik. Bu yıl ise listemize 10 yeni isim daha ekliyor yaşayan insan hazineleri varlığımızı daha da zenginleştiriyoruz. Ödüllerini inşallah birazdan tevdi edeceğimiz Hattat Hüseyin Öksüz'ü, Geleneksel Kuyumculuk Ustası Sevan Bıçakçı'yı, Körüklü Çizme Ustası Mustafa Karpuzcu'yu, Folklorik Bebek Yapımı Sanatçısı Emine Polat'ı, Mücellit Mehmet Karsı'yı, Zil Yapım Ustası Mehmet Tamdeğer'i, Sedefkar Mehmet Bülent Fıstıkçı'yı, İpek Böcekçiliği ve Dokumacılığı Ustası Emel Duman'ı, Üç Telli Bağlama İcracısı Osman Kırca'yı ve Devdah Ertuğrul Şengünalp'i sizlerin ve milletimizin huzurunda ayrı ayrı tebrik ediyorum" diye konuştu. "Kültür, sanat ve zanaat mirasımızı koruyan, tüm ustalarımıza, sanatkarlarımıza ve kuruluşlarımıza şahsım ve milletim adına teşekkürlerimi iletiyorum" Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödüllerini alacak isimlerin Türk Dünyası Vakfı, Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık ve Güray Müzesi olduğunu açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kültür, sanat ve zanaat mirasımızı koruyan, yaşatan ve bizden sonraki nesillere ulaştırılmasını sağlayan tüm ustalarımıza, sanatkarlarımıza ve kuruluşlarımıza şahsım ve milletim adına teşekkürlerimi iletiyorum. Eserlerini bizlere ve milletimize emanet ederek ebedi aleme irtihal eden ödül sahibi 20 usta ismi bugün bir kez daha rahmetle şükranla yad ediyorum" ifadelerine yer verdi. "NE YAZIK Kİ BİZİM OLAN DEĞERLERİ BUGÜNÜN GENÇLERİNE ANLATMAKTA VE ZAMAN ZAMAN SIKINTI YAŞIYORUZ" Bir milletin maddi unsurlara dayalı gücünün etkisini zaman zaman yitirebileceğini ama dilini, kültürünü ve geleneğini kaybetmediği müddetçe kendisine ait olan değerleri hasletleri muhafaza ettiği sürece asla tarihten silinmeyeceğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti: "Biz çok şükür bu bakımdan son derece güçlü mahir bir milletiz. Eserleriyle medeniyet hazinemize yeni mücevherler ekleyen sizler gibi sanatkar ve ustalarımız geçmişte de vardı hamdolsun şimdi de var. Fakat ne yazık ki bizim olan değerleri bugünün gençlerine anlatmakta ve zaman zaman sıkıntı yaşıyoruz. Dijitalleşme ve modern kültür endüstrisi tüm dünyada olduğu gibi bizde de bir takım sorunlara yol açıyor. Gelişen yeni teknolojiler iletişim araçlarındaki yenilikler bizi hızlı olmaya derinlikten yoksun ve tek tipçi bir üretim yapmaya icbar ediyor. Zihin tembelliğini de beraberinde getiren bu tehlike kendisini en şiddetli biçimde sanat ve zanaat alanlarında gösteriyor. Artık ne yazık ki nitelikten ziyade nicelik içerikten daha fazla ambalaj rağbet görüyor. Oysa şu gerçeğin hepimiz çok net farkındayız; Biraz yavaşlamak, kendi sesimizi biraz dinlemek, kendi içimize yönelmek, ruhumuza ve dünyaya biraz daha kulak vermek zorundayız. Meselelerin dış yüzünü aşıp esası teşkil edene, öze çekirdeğe asıl manaya ulaşmak durumundayız. Çünkü sanat ve zanaat eğer tekemmül etmemize, mesafe kat etmemize yardımcı olmuyorsa bu çalışmaların pek bir anlamı yok demektir. İnanıyorum ki sizler ortaya koyduğunuz eserlerle geçmişten bugüne taşıdığınız değerlerle inşallah bu konuda gençlerimiz için güzel bir örnek oluşturacaksınız. Bu ülkenin evlatlarına yol gösterecek gelenekli sanatlarımızı yaşatacak kültür ve sanat dünyamıza daha nice eserler kazandıracaksınız." "SON 23 YILDA YURT DIŞINA KAÇIRILAN 13 BİN 448 ESERİN ÜLKEMİZE İADESİNİ SAĞLADIK" Kültür ve mirasın korunması, yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması için büyük bir hassasiyetle çalışmalarını sürdürdüklerini ifade eden ve bunlardan bazılarını sıralayan Erdoğan, "İşin tabiri caizse birileri gibi edebiyatını ve istismarını yapmıyor, tribünlere oynamıyoruz. Tam tersine meselenin önemini müdrik bir şekilde her alanda çok yönlü bir çaba harcıyoruz. Arkeolojik kazılardan restorasyon faaliyetlerine gece müzeciliği uygulamasından kaçakçılıkla mücadeleye kültür varlıklarımızı hem muhafaza hem de ihya ediyoruz. Bakınız son 23 yılda yurt dışına kaçırılan 13 bin 448 eserin ülkemize iadesini sağladık. Kültür Yolu kapsamında sadece geçtiğimiz 20 farklı şehrimizde 50 bini aşkın sanatçının katılımıyla 9 bin 600'ün üzerinde etkinlik gerçekleştirdik. Gençlerimizin gelenekli sanatlarımızla daha sıkı bağlar kurabilmesi için başlattığımız ve ilkini 15 Temmuz Müzesinde geçtiğimiz ve buradan hareketle açtığımız ‘Yaşayan Miras Okullarımızı' çok kısa bir süre içerisinde 81 ilimize yaygınlaştıracağız. 2025 senesinde yapılan kazı çalışmalarında 15 binin üzerinde arkeolojik buluntuyu gün yüzüne çıkardık. Gece müzeciliğiyle 600 bin ziyaretçi ağırladık. Hemen yanı başımızdaki Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanemizde bu noktada çok önemli çalışmalara imza atıyor, kütüphanemizde sadece 2025 yılı içerisinde 17 sergiye ev sahipliği yaptık. Burada tek tek saymaya kalksak saatlerimizi alacak daha nice çalışmayı, eseri, projeyi hayata geçirdik. İnşallah bundan sonra da kültür varlığımızı korumak ve güçlendirmek için sanatçılarımız, gençlerimiz, ülkemiz ve milletimiz için çalışmaya, koşturmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasının ardından Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödülleri ve Yaşayan Hazineler Ödülleri kazananlara takdim edildi. Ödülleri bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan kendisi takdim etti.

"Güllü soruşturmasında 40 sayfalık şok rapor: İtilerek mi öldürüldü?" Haber

"Güllü soruşturmasında 40 sayfalık şok rapor: İtilerek mi öldürüldü?"

Güllü'nün ölümüyle ilgili yürütülen soruşturmada kardeşleri Kader Tut ve Raşit Günyer'in avukatı, son günlerde müvekkilleri hakkında ortaya atılan iddiaları reddederek, tek amaçlarının kardeşlerinin ölümünün aydınlatılması olduğunu söyledi. Avukat Sevilay Demirsu müvekkillerinin miras ya da maddi hiçbir beklentisinin bulunmadığını vurgulayarak, Güllü'nün torunu Azra Karmen'nin devlet koruması ve denetimi altına alınması, tüm mal varlığının da çocuk reşit olana kadar devlet güvencesine alınması için Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na başvurduklarını açıkladı. Kader Tut ve Raşit Günyer'in, birleşen dosyada müşteki sıfatıyla önümüzdeki günlerde Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı'nda ifade verecekleri belirtildi. POLİÇE İDDİASI YENİDEN GÜNDEMDE Basında yer alan sigorta poliçesi iddialarının kendi çalışmaları sonucu ortaya çıktığını belirten avukat, savcılıkta maddi bir hata yapıldığını ve bu nedenle "poliçe yok" cevabı alındığını söyledi. Avukat Demirsu, "Güllü'nün ölümünden dört gün sonra bireysel emeklilik poliçesi için başvuru yapıldığı ve paranın çekildiği yönünde ihbar aldıklarını ifade ederek, konunun yeniden araştırılması için savcılığa dilekçe sunduklarını açıkladı. Talebe yanıt verilmemesi halinde Bursa Cumhuriyet Savcılığı'na ayrıca başvurulacağı bildirildi. "40 SAYFALIK RAPOR: KAZA DEĞİL, CİNAYET" Açıklamanın en dikkat çekici kısmı ise dosyaya sunulan 40 sayfalık bilimsel mütalaa oldu. Avukat Demirsu, raporda Güllü'nün ölümünün kaza olmadığı, bir ya da birden fazla kişinin itmesi veya ivmesiyle gerçekleşmiş olabileceğine dair güçlü ve kesin bulgular bulunduğunu söyledi. Mütalaanın UYAP üzerinden dosyaya yüklendiği bildirildi. "ŞÜPHELİ SIFATLAR DEĞİŞEBİLİR" Avukat Sevilay Demirsu, Tuğberk hakkında dün alınan ifadenin müşteki-şüpheli sıfatıyla alındığını hatırlatarak, ceza soruşturmalarında sıfatların delillere göre değişebileceğini belirtti. Tuğberk'in olayla bağlantısına dair delillerin savcılığa sunulmaya devam edildiği kaydedildi. "Bir cinayet soruşturmasında en kritik sorulardan biri, bu ölümden kimin fayda sağladığıdır" diyen avukat, poliçeye ilişkin bilgilerin netleşmesiyle soruşturmanın seyrinin değişebileceğini söyledi.

Başkan Palandöken: "Atatürk’ün mirası üretken bir Türkiye Cumhuriyetidir" Haber

Başkan Palandöken: "Atatürk’ün mirası üretken bir Türkiye Cumhuriyetidir"

Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Atatürk, yalnızca bir komutan değil, aynı zamanda fikirleriyle çağları aşan bir devlet adamı, ilham kaynağı ve milletine sonsuz güven duyan bir önderdir. Atatürk’ün bizlere miras bıraktığı en büyük değer, bağımsızlık ruhu ve çağdaş, güçlü, üretken bir Türkiye Cumhuriyetidir" dedi. TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken Mustafa Kemal Atatürk’ün ölüm yıl dönümü için yazılı bir mesaj yayımladı. Palandöken mesajında şu ifadelere yer verdi: "Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ebediyete intikalinin 87’nci yılında saygı, rahmet ve minnetle anıyoruz. Büyük liderimiz Atatürk, yalnızca bir komutan değil, aynı zamanda fikirleriyle çağları aşan bir devlet adamı, ilham kaynağı ve milletine sonsuz güven duyan bir önderdir. Atatürk’ün bizlere miras bıraktığı en büyük değer, bağımsızlık ruhu ve çağdaş, güçlü, üretken bir Türkiye Cumhuriyetidir. ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ ilkesiyle dünyaya barış mesajı veren, ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ diyerek halkına güvenen Atatürk’ün fikirleri, bugün de ülkemizin yolunu aydınlatmaya devam etmektedir. Atatürk’ün, ‘Tek bir şeye ihtiyacımız var, o da çalışkan olmak’ sözü, biz esnaf ve sanatkârlar için yolumuzu aydınlatan en önemli rehberdir. Çünkü bizler biliyoruz ki çalışmak, üretmek ve alın teriyle ülkesine katkı sağlamak Atatürk’ün en çok önem verdiği değerlerdendir. Esnaf ve sanatkâr camiası olarak bu bilinçle hareket ediyor, O’nun gösterdiği muasır medeniyet hedefi doğrultusunda ülkemizin kalkınması için var gücümüzle çalışıyoruz."

Hiç görmediği babasından kalan borçla hayatı karardı Haber

Hiç görmediği babasından kalan borçla hayatı karardı

Bursa'da yaşayan 29 yaşındaki Fatma Karaca, 5 yaşındayken babası Remzi Kürtçü'nün ailesini terk etmesiyle çile dolu bir hayat yaşamaya başladı. Eşi evi terketmesine rağmen resmi olarak boşanmayan Gülşen Kürtçü ise bir süre sonra başka bir adamla dini nikahla evlendi. 16 yaşına kadar annesinin yanında yaşayan Fatma Kürtçü de evlenip Karaca soy ismini aldı. Fatma Karaca, 23 yaşına geldiğinde Tekirdağ'daki bir hastaneden gelen telefon ile hayatının şokunu yaşadı. Daha önce hiç görmediği babasının öldüğünü öğrenen Karaca'ya cenazeyi teslim alması gerektiği belirtildi. Bursa'dan Tekirdağ'a giden Fatma Karaca, babasının cenazesini teslim alarak Hamitler Mezarlığı'na defnettirdi. Hiç görmediği babasından 800 bin TL borç kaldı Fatma Karaca, geçtiğimiz gün evine gelen tebligat ile hayatının ikinci şokunu yaşadı. Genç kadına gelen tebligatta, babasının 800 bin lira borcu olduğu ve bunu 1 hafta içerisinde ödemesi gerektiği bildirildi. Bunun üzerine soluğu adliyede alan Karaca, babasının ölümünün ardından ilk 15 gün içerisinde borca ve alacaklara karşı reddi miras yapmadığı için hukuksal olarak bir şey yapamayacağını öğrendi. Yaşadığı dramı gözyaşlarıyla anlatan Karaca, Bir haber geldi, dediler ki 'Baban vefat etti, kimsesiz mezarlığına gömülecek.' Benim babam yalnız, böyle kimsesiz bir şekilde ölmüş. Ben dayanamadım dedim ki, 'Bunca zaman bana sahip çıkmadı, ama ben son görevimi yerine getireyim.' Gittim babamı Tekirdağ'dan Bursa'ya getirdim. Ona bir mezar yeri satın aldım, son görevimi yaptım. Bu adamın hiçbir akrabası yoktu. O sırada sonradan akrabaları çıktı. Tam 6 sene oldu babam öleli. Sonradan halalarım ortaya çıktı. Benim babam zamanında bunlardan vekalet almış ve kötüye kullanmış. Şu an bunun suçlusu biz oluyoruz. Benim elimde yaklaşık 800 bin TL'lik bir borç var. Şu an benim annem başkasıyla birliktelik yapıyor ve ondan olan çocukları da benim babamın üstüne kayıt ediliyor. 6 yıldır babamın maaşını alıyor çocuklar, yetim parası alıyorlar. Ben annem tarafından 16 yaşında evlendirildim ve hala çilem bitmiyor. Kalp rahatsızlığı olan bir evladım var. 3 ay oldu işe başladım. Derdimi kimseye anlatamıyorum, hangi kapıya gitsem başka bir tarafa yönlendiriyorlar. Benim bu borcu ödeyecek hiçbir gücüm, malım mülküm yok. Sadece bir maaşım var, onunla da zor geçiniyorum zaten. Bir sürü borcum var. Hiç bugüne kadar görmediğim, tanımadığım, ismini, sesini bile duysam tanımayacağım bir babamdan bana 800 bin TL borç kalıyor. 7 gün içinde ödeme emri geliyor elime. Ben bunu kabul etmiyorum, edemiyorum. Keşke elimde olsa da verebilsem ama yok" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.