SON DAKİKA
Hava Durumu

#Mısır

Söz Bursa - Mısır haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mısır haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bursa trafiğine takılanlara "Altın" rehber: 20 dakikada 3 çeşit iftar! Haber

Bursa trafiğine takılanlara "Altın" rehber: 20 dakikada 3 çeşit iftar!

Ramazan ayının huzurunu ve bereketini sofralara taşımak her zaman kolay olmuyor. Özellikle Bursa gibi büyükşehirlerde iş çıkış saatiyle birleşen iftar trafiği, birçok vatandaşın eve "ucu ucuna" yetişmesine neden oluyor. Mutfakta uzun saatler harcayacak vakti olmayan ancak hazır yemek yerine ev sıcaklığında bir sofra kurmak isteyenler için 20 dakikada 3 çeşit yemek hazırlamak artık hayal değil. Hızlı pişirme tekniklerinden, dünden kalan malzemeleri değerlendirme sanatına kadar pek çok püf noktasıyla, trafiğin yorgunluğunu ilk lokmada unutturacak o meşhur rehberimizi sizler için hazırladık. İşte adım adım "Jet İftar" menüsü ve tarifleri... BAŞLANGIÇ: DÜDÜKLÜDE "ŞİPŞAK" SÜZME MERCİMEK (15 DAKİKA) Malzemeler: 1 su bardağı kırmızı mercimek, 1 soğan (ikiye bölmeniz yeterli), 1 havuç (iri doğranmış), tuz, 1.5 litre sıcak su. Tarif: Tüm malzemeleri düdüklü tencereye atın. Düdük öttükten sonra tam 13 dakika pişirin. Süre sonunda blenderdan geçirin. Üzerine tereyağında yakılmış pul biber gezdirin. Siz üstünüzü değiştirirken çorba hazır! ANA YEMEK: TAVADA "LOKANTA USULÜ" TAVUK SOTE (10 DAKİKA) Malzemeler: 500 gr kuşbaşı tavuk göğsü, 1 adet kapya biber, 2 adet yeşil biber, 1 yemek kaşığı salça, kekik, pul biber. Tarif: Tavayı iyice ısıtın ve tavukları yüksek ateşte 5-6 dakika mühürleyerek kavurun. Tavuklar suyunu çekince doğranmış biberleri ekleyip 2-3 dakika daha soteleyin. Salçayı ve baharatları ekleyip yarım çay bardağı sıcak suyla 2 dakika tıkırdatın. Afiyetle servise hazır. BURSA KLASİĞİ: BAYAT PİDEDEN "JET" İSKENDER (10 DAKİKA) Malzemeler: Dünden kalan Ramazan pidesi, 1 paket hazır et döner, 1 kaşık tereyağı, yarım kase yoğurt, domates sosu (salça+su). Tarif: Pideleri küp doğrayıp fırında veya tavada hafifçe ısıtın. Üzerine sıcak domates sosunu gezdirin. Ayrı bir tavada hazır döneri 2 dakika çevirip pidelerin üzerine dizin. Yanına bolca yoğurt ve üzerine kızgın tereyağı ekleyerek Bursa lezzetini eve taşıyın. EŞLİKÇİ: PROTEİN BOMBASI NOHUTLU ŞEHİR SALATASI (3 DAKİKA) Malzemeler: 1 paket hazır yıkanmış Akdeniz yeşilliği, 1 kutu konserve nohut (yıkanmış), mısır, limon, zeytinyağı. Tarif: Yeşillikleri kaseye boşaltın, üzerine nohut ve mısırı ekleyin. Sosunu döküp karıştırın. Hazırlaması sadece 3 dakika sürer ama inanılmaz doyurucudur.

Erdoğan’dan sert "Şalvar" tepkisi ve depremzedeye konut müjdesi! Haber

Erdoğan’dan sert "Şalvar" tepkisi ve depremzedeye konut müjdesi!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Eskişehir'in Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş Akgün'ün kıyafeti nedeniyle sosyal medyada hedef alınmasına ilişkin, "'Şalvarlı kadının görevi ilçe yönetmek değildir, ahırda inek sağmaktır' diyerek tahkir etmeye kalkan 28 Şubat artığı bu faşizan, bu ukala, kibirli, alçak zihniyeti bugün bir kez daha lanetliyorum" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde gerçekleştirilen grup toplantısında konuştu. Konuşmasından önce Eskişehir’in Mihalgazi ilçesinden gelen yöresel kıyafetli kadınları selamlayan Erdoğan, "Belediye Başkanımız Zeynep Güneş’le birlikte tüm hanım kardeşlerime teşekkür ediyor, Anadolu kadınının bin yıllık asaletini yansıtan şu vakur duruşları için kendilerine şükranlarımı sunuyorum" dedi. Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş Akgün'ün kıyafeti üzerinden sosyal medyada hedef alınmasına ilişkin Erdoğan, "Milletten aldığı yetkiyle ilçesine üç dönemdir hizmet eden başarılı bir kadın siyasetçiye 'Şalvarlı kadının görevi ilçe yönetmek değildir, ahırda inek sağmaktır' diyerek tahkir etmeye kalkan 28 Şubat artığı bu faşizan, bu ukala, kibirli, alçak zihniyeti bugün bir kez daha lanetliyorum. Yıllarca sırf başörtülerinden ötürü kadınların eğitim hakkını, kamuda çalışma hakkını, hatta seçilme hakkını gasp edenlerle; Anadolu kadınının asırlardır üzerinde gururla taşıdığı yazmasına, tülbentine, şalvarına, çarşafına, ehramına, fistanına dil uzatanlarla; milletimize tepeden bakan, milletimizi hor ve hakir görenlerle mücadelemizi her zeminde sonuna kadar devam ettireceğimizin bilinmesini istiyorum. Bu ülkede yasakçı ve baskıcı anlayışa göz yummadık ve yummayacağız. Kadınlara parmak sallayanlara meydanı terk etmedik, etmeyeceğiz. Eski karanlık günleri hortlatmaya çalışanların karşısında dimdik durduk, duracağız. Şerife Bacı'nın, Kara Fatma'nın, Nene Hatun'un yolundan giden tüm hanım kardeşlerimi bugün bir kere daha kemal-i hürmetle selamlıyorum" ifadelerini kullandı. "SUUDİ ARABİSTAN'LA İMZALADIĞIMIZ ANLAŞMA STRATEJİK ÖNEME SAHİPTİR" Geçen hafta Suudi Arabistan ve Mısır’a önemli bir ziyaret gerçekleştirdiklerini hatırlatan Erdoğan, "İkili ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla ele almanın yanı sıra; Filistin, Suriye, Sudan başta olmak üzere güncel meseleleri kapsamlı şekilde istişare ettik. Her iki ziyaretimizden enerjiden savunmaya farklı alanlarda imzaladığımız toplam 12 anlaşma ile döndük. Özellikle yenilenebilir enerji alanında Suudi Arabistan'la imzaladığımız anlaşma stratejik öneme sahiptir. Bu anlaşmaya göre inşallah Suudi şirketleri Türkiye'de toplam 5 bin megavat gücünde güneş ve rüzgar santralleri inşa edecek. İlk aşamada Sivas ve Karaman'da biner megavatlık güneş enerjisi santralleri kurulacak. İki güneş enerjisi santrali projesi ile toplam 2,1 milyon hanenin elektrik ihtiyacını karşılamayı hedefliyoruz" diye konuştu. Cumartesi günü Ürdün Kralı 2. Abdullah bin Hüseyin’i misafir ettiklerini, oldukça verimli ve ikili ilişkileri güçlendiren istişarelerin yapıldığını aktaran Erdoğan, en kısa zamanda Ürdün’e bir ziyarette bulunmayı arzu ettiklerini söyledi. "DÜNYADA VE BÖLGEMİZDE TABİRİ CAİZSE BİR TÜRKİYE RÜZGARI ESİYOR" Diplomatik temaslar çerçevesinde Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in bugün, Sırbistan Başbakanı Vuçic’in ise yarın Ankara’ya geleceğini kaydeden Erdoğan, "Önümüzdeki pazartesi ve salı günleri ise inşallah Birleşik Arap Emirlikleri'ni ve Etiyopya'yı ziyaret edeceğiz. Dünyada ve bölgemizde bir Türkiye rüzgarı esiyor. Türkiye olarak kendimiz için ne istiyorsak, dostlarımız, kardeşlerimiz için de aynısını istiyoruz. Kendimiz için nasıl huzur, güvenlik istiyorsak; nasıl istikrar, kalkınma, refah istiyorsak; komşularımız ve tüm kardeş ülkeler için de aynısını istiyoruz. Son dönemde hız verdiğimiz diplomatik çabalarımız işte bunun içindir. Bilinen bilinmeyen, görünen görünmeyen temaslarımızın temel gayesi, aynı şekilde bölgesel barışa katkı sunmaktır. Hiçbir komplekse kapılmadan tüm aktörlerle görüşüyor, tamamen kardeşlik hissiyatı içinde fikir ve önerilerimizi muhataplarımızla paylaşıyoruz. İnsanlık tarihiyle yaşıt bir bölgenin kadim sakinleri olarak son yıllarda çatışmalarla, kardeş kavgasıyla, Gazze'de olduğu gibi barbarlıkla anılan coğrafyamızın tekrar bir selam yurdu, yeniden bir güven ve esenlik yurdu olması için hüsnüniyetle çalışıyoruz" dedi. "SURİYE KONUSUNDA SUUDİ ARABİSTAN'IN, MISIR'IN VE ÜRDÜN'ÜN DE BİZİMLE AYNI HASSASİYETLERİ TAŞIDIĞINI GÖRMEKTEN BÜYÜK BİR MEMNUNİYET DUYDUM" Suriye’nin yaklaşık 14 yıldır hasretini çektiği istikrara, barışa ve huzura süratle kavuşmasının en büyük temennileri olduğunu söyleyen Erdoğan, "Aynı kıbleye yönelen Suriyeli kardeşlerimizin birlik içinde, kardeşlik içinde aydınlık geleceklerini omuz omuza inşa etmesi bizim samimi arzumuzdur. Suriye konusunda Suudi Arabistan'ın, Mısır'ın ve Ürdün'ün de bizimle aynı hassasiyetleri taşıdığını görmekten büyük bir memnuniyet duydum. Suriye'nin huzuru için her üç ülkeyle inşallah birlikte hareket edeceğiz" ifadelerine yer verdi. "SURİYE’DE BİR TEK CANIN YANIP GİTMESİ BİZİM DE CANIMIZDAN CAN KOPMASI DEMEKTİR" Suriye meselesinde tavırlarının ilk günden beri net olduğunu, akan her damla kan ve gözyaşının kendilerinin de yüreklerini dağladığını vurgulayan Erdoğan, "Arap, Türkmen, Kürt, Nusayri fark etmeksizin Suriye'de bir tek canın yitip gitmesi bizim de canımızdan can kopması demektir. Suriye'ye vicdan merceğiyle bakan herkes bir defa şunu kabul edecektir; tıpkı aziz milletimiz gibi kardeş Suriye halkı da her şeyin en iyisine, en güzeline layıktır. Hiç şüphesiz bunu fazlasıyla hak etmektedir. 18 ve 30 Ocak mutabakatlarının tek ordu, tek devlet, tek Suriye temelinde titizlikle uygulanmasını bu bakımdan çok önemsiyoruz. Suriye'de kalıcı barışın ve istikrarın yol haritası belli olmuştur. Taraflar bunun idrakinde olarak yanlış hesap yapmamalı, eski hataları tekrar etmemeli, maksimalist taleplerle süreci zehirlememelidir. Şiddetin daha büyük şiddeti besleyeceği unutulmamalıdır" açıklamasında bulundu. "ARTIK SURİYE’NİN YER ALTI VE YER ÜSTÜ ZENGİNLİKLERİNİN TÜNEL YAPMAYA, ŞEHİRLERİN ALTINDA TÜNEL KAZMAYA DEĞİL SURİYE HALKININ TÜM KESİMLERİNİN REFAHINA HARCANMASININ VAKTİ GELMİŞTİR" Suriye’nin yer altı ve yer üstü zenginliklerinin şehirlerin altında tünel kazmaya değil, Suriye halkının tüm kesimlerinin refahına harcanması zamanının geldiğine dikkati çeken Erdoğan, "Biz Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın ülkesini bir an önce ayağa kaldırmaya yönelik samimi gayretlerinin en yakın şahidiyiz. Son operasyonlarla işgalden kurtarılan yerlerde de yeni yönetime karşı hem teveccühün hem büyük bir beklentinin oluştuğunu müşahede ediyoruz. Yeniden yeşeren umutlar inşallah bir daha kara kışa dönmeyecektir. En başta Türkiye buna izin vermeyecektir. Suriye hükümetinin en geniş siyasi katılım ve temsili sağlayacağına, etkili bir kalkınma planını hızla hayata geçireceğine yürekten inanıyorum. Türkiye olarak en uzun sınıra sahip olduğumuz, halkını dost, akraba ve kardeş bildiğimiz Suriye'deki gelişmeleri yakından takip etmeyi sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı. "TÜRKİYE, BÖLGESİNDE TAHAKKÜM PEŞİNDE DEĞİLDİR, BAŞKA ÜLKELERİ DİZAYN ETME ARZUSUNDA ASLA DEĞİLDİR" Türkiye’nin bölgesinde nüfuz arayışında olmadığını söyleyen Erdoğan, "Türkiye, bölgesinde tahakküm peşinde değildir. Başka ülkeleri dizayn etme arzusunda asla değildir. Tam tersine biz samimi bir şekilde kardeşlik istiyoruz, barış diyoruz. Hep birlikte kalkınalım, hep birlikte ortak geleceğimizi inşa edelim diyoruz. Halep'le birlikte Şam, Rakka, Haseke, Kamışlı da şen olana kadar; Der'alı çocuklarla birlikte Kobanili yavruların da yüzlerinde tebessüm çiçekleri açana kadar Suriyeli kardeşlerimizi bir an olsun yalnız bırakmayacağız. İşte son operasyonlar sırasında hemen talimatlarımızı verdik. AFAD'ımızı, Kızılay'ımızı ve insani yardım kuruluşlarımızı süratle harekete geçirdik. İlk etapta iki tır dolusu insani yardım malzemesini Suriye hükümeti ile iş birliği halinde Kürt kardeşlerimizin yaşadığı yerleşim yerlerine sevk ettik. Kardeşlik ve komşuluk hukukumuzun gereği neyse, Türkiye olarak bize ne düşüyorsa hiç tereddüt etmeden en güzel şekilde yerine getirdik. İnşallah Ramazan-ı Şerif boyunca yardımlarımız artarak devam edecek. Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennem azabından kurtuluş olan mübarek Ramazan-ı Şerif ile birlikte Suriye'deki tüm kardeşlerimiz inşallah bu havayı teneffüs edecektir" diye konuştu. "KRİZİ FIRSATA ÇEVİRMEK GİBİ UCUZ BİR HESAP İÇİNDELER" "Biz can kurtarma peşindeyken birileri de çıkmış son derece kirli ve kışkırtıcı söylemlerle maalesef selden kütük kapma telaşına düşmüştür" diyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Suriye konusunu iç siyasette istismar etmek suretiyle milli birlik ve dirliğimizi kundaklamayı amaçlayan bu rezil siyasetin koç başlığını ise ana muhalefetin genel başkanlık koltuğunda oturan zat ile yoldaşları yapmaktadır. Nasıl 1 milyon kardeşimiz katledilirken Suriye'yi umursamadılarsa bugün de aynı durumdalar. Krizi fırsata çevirmek gibi ucuz bir hesap içindeler. Suriye'nin etnik temelli bir çatışmaya sürüklenme riski, bu komşu ve kardeş ülkenin tekrar kan gölüne dönme ihtimali bunları zerre miskal ilgilendirmiyor. Açık söylüyorum, ne Kürtler, ne Nusayriler ne de başkaları bunların umurlarında değil. Eğer öyle olsaydı 13,5 yıl boyunca Suriye halkının tepesine varil bombaları yağarken tepki gösterirlerdi. Öyle olsaydı Suriye'de terör örgütleri cirit atarken konuşurlardı. Öyle olsaydı henüz 3-4 yaşındaki masum yavruların cansız bedenleri sahile vururken seslerini çıkarırlardı. Öyle olsaydı Kürt kardeşlerimize kimlik dahi verilmezken buna itiraz eder, Suriyeli Kürtlerin hakları için mücadele ederlerdi. Kardeşlerim, ama bunu yapmadılar. 13,5 yıl boyunca sadece sustular, zulmü görmezden geldiler. Sınırımızın hemen ötesinde ne olup bittiğini gündemlerine bile almadılar. Daha vahimi; on yıllar boyunca Arapları, Kürtleri nasıl aşağıladılarsa bugün de aynı yerdeler. Bugün de aynı ideolojik bağnazlıkla hareket ediyorlar. Bunların vicdansızlıklarını gördükçe inanın onlar adına biz hicap duyuyoruz. Benim milletim bu istismarcıların gerçek niyetini artık çok net görüyor. Benim Kürt kardeşlerim oynanan oyunları artık çok net görüyor. Benim Arap vatandaşlarım kimlerin hangi çirkin senaryoların figüranı ve taşeronu olduğunu çok net biçimde görüyor. Bu gerçeği sadece CHP genel başkanı görmüyor. Bu zata akıl verenler görmüyor. Bu zatı parmağında oynatanlar, uzaktan kumandayla bu şahsı istedikleri gibi kontrol edenler, keyiflerine göre yönlendirenler görmüyor." "ZAMAN VE DÜNYA DEĞİŞİYOR AMA CHP’DE ‘GELEN GİDENİ ARATIR’ GERÇEĞİ ASLA DEĞİŞMİYOR" Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Özel’den ortaya bir siyaset koymasını, proje üretmesini, milletin ve coğrafyadaki mazlumların derdiyle dertlenmesini beklemediklerini kaydederek, "Son kepazelikleriyle birlikte artık bundan ümidimiz kalmadı. Bari sorumlu, seviyeli, işgal ettiği koltuğa yakışır bir siyasi üslup benimsemesini; en azından bunu milletten ve CHP'li vatandaşlarımızdan esirgemesin. Hakaret etmeden, küfretmeden, tehdit etmeden, mikrofonu yumruklamadan, önüne gelene sataşmadan da bu ülkede siyaset yapılabileceğini öğrensin. Affınıza sığınarak söylüyorum; meyhane jargonuyla siyasetçilik oynamaktan artık vazgeçsin. Görüyoruz ki zaman değişiyor, dünya değişiyor, genel başkanlar değişiyor ama CHP'de 'gelen gideni aratır' gerçeği asla ve asla değişmiyor. Biz eskisini 'oturduğu koltuğun hakkını vermiyor' diye eleştiriyorduk; yerine gelen selefinden de kötü çıktı. Anlaşılan yeni genel başkanın kelime dağarcığı öncekinden daha sınırlı. Biz üslup sorunu var zannediyorduk, meğer sorun bizatihi üslubuymuş. Biz Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’ya yönelik edep ve nezaket dışı ifadelerini ayıplıyorduk, meğer beyefendi günlük hayatta da o seviyesiz kelimelerle iletişim kuruyormuş. Lafa gelince Türkiye'yi yönetmeye talipler ancak ne kendilerini ne de CHP'yi yönetebiliyorlar. Durum öyle yere vardı ki millet son günlerde dizi izlemeyi bıraktı; her akşam çayı, çekirdeği alıp CHP'nin skandallarını seyretmeye başladı. Entrika, kumpas, iftira, tuzak, komedi, trajedi ne ararsan hepsi var. Ne diyelim? Allah bunlara akıl, CHP'li vatandaşlarıma da sabır versin. Milletimiz, bilhassa kalbi, zihni, dili temiz evlatlarını bu zata maruz kalmaktan korumaya devam etsin" ifadelerine yer verdi. "ALLAH'A SONSUZ HAMDOLSUN Kİ AHDİMİZE SADIK KALDIK" Erdoğan, ‘asrın felaketinin’ üçüncü sene-i devriyesinde Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin de yer aldığı geniş bir heyetle Osmaniye’yi ziyaret ettiklerini belirterek, "Osmaniye'de tam bir kardeşlik tablosu çizildi. Bir dayanışma iklimi yaşandı. Bilhassa yeni konutları teslim edilen depremzedelerimizin sevincine şahit olmak bizler için tarifsiz bir bahtiyarlık kaynağıydı. 14-28 Mayıs seçimleri sürecinde meydanlarda bir söz vermiş; 'Evi yıkılan, iş yeri yıkılan depremzede kardeşlerimizin yanında olacağız' demiştik. Allah'a sonsuz hamdolsun ki ahdimize sadık kaldık. Söz verdiğimiz şekilde 433 bin 667'si konut, 21 bin 690'ı iş yeri olmak üzere tam 455 bin 357 bağımsız bölümü tamamladık. 27 Aralık'ta Hatay'ımızda 455 bininci afet konutumuzun anahtarlarını hak sahibi kardeşlerimize takdim etmenin gururunu yaşadık. Osmaniye'de de konut, iş yeri ve köy evi olmak üzere toplam 12 bin 557 bağımsız bölümü hak sahiplerimizle buluşturduk. Deprem konutlarımız hayırlı uğurlu olsun diyorum. Sadece üç yıl gibi kısa bir sürede yazılan bu başarı hikayesi, büyük ve güçlü Türkiye'nin başarısıdır. Tüm dünyanın gıptayla takip ettiği bu başarı; asrın felaketinin üstesinden asrın dayanışmasıyla gelen 86 milyon vatandaşımızın başarısıdır. Devlet millet yürek yüreğe verdik, güç birliği yaptık, inandık, azmettik, çalıştık ve neticede 'olmaz' denileni, 'imkansız' denileni 3 yılda hayata geçirdik" şeklinde konuştu. "MEYDANLARDA BEDAVA EV SÖZÜ VERDİKLERİ DEPREMZEDELERİMİZİN HUZURUNA TEK BİR ESERLE DAHİ ÇIKAMAYANLAR BİZE LAF EDEMEZ" Başarılara rağmen muhalefetin kendilerini eleştirdiğini, yapılan işlere çamur attığını ve deprem bölgesindeki çalışmaları küçümsediğini söyleyen Erdoğan, "Yönettikleri şehirlerde insanlar kışın ortasında susuzluktan kıvranırken, çöp, çamur, çukur hayatın rutini haline gelmişken, bunlar utanmadan, sıkılmadan 6 Şubat depremlerinde en ağır yıkımı yaşayan Kahramanmaraş'taki yolları diline doluyor. Bir defa şunu herkes bilecek; meydanlarda bedava ev sözü verdikleri depremzedelerimizin huzuruna tek bir eserle dahi çıkamayanlar bugün bize laf edemez. 3 yıl sonra bile cek’li-cak’lı cümleler dışında somut projeleri olmayanların 455 bin konutu teslim eden iktidarımıza dil uzatması sadece hadsizlik değil, aynı zamanda edepsizliktir. Varsa eseriniz çıkar anlatırsınız, varsa tamamladığınız bir proje gider açılışını yapar, kurdelesini kesersiniz. Kendinize güveniyorsanız 3 yılda depremden özellikle ne yaptığınızı millete gösterirsiniz. Bunları yapamıyorsanız, en azından edebinizle susarsınız. Milletin gördüğünü inkar etmez, hizmeti karalamaz, esere kara çalmazsınız. Kendi yeteneksizliğinizi devlete çamur atarak kapatma yoluna gitmezsiniz. Ama bunlar ne taş üstüne taş koymayı, ne de edebince susmayı biliyor. Polemikle, laf cambazlığıyla günü kurtarmaya çalışıyorlar. Rant kapısına çevirdikleri siyaset gemisini yürütmenin hesabını yapıyorlar. Biz ise her zaman olduğu gibi yine işimize bakıyoruz. Milletimize nasıl daha iyi hizmet ederiz, buna odaklanıyoruz" ifadelerini kullandı. Erdoğan, Osmaniye’de ayrıca toplam yatırım tutarı 74 milyar 961 milyon lira olan 116 yatırımın da açılışını gerçekleştirdiklerini aktararak, bu yatırımların da şehre ve Osmaniyelilere hayırlı olmasını diledi. "11 İLİMİZDEKİ VATANDAŞLARIMIZ DA EVLERİNE ZORLANMADAN ÇOK UYGUN ŞARTLARLA FAİZSİZ, SABİT FİYATLARLA KAVUŞACAK" Türkiye’de son 23 yılda yaşanan doğal afetlerin hiçbirinde vatandaşları mağdur etmediklerini söyleyen Erdoğan, "Hele hele milletimize faizle afet konutu hiçbir zaman ödetmedik. Olabilecek en uygun şartlarda hiç kimseyi yormadan, kimseyi sıkıntıya düşürmeden afetzede kardeşlerimizi yuvalarına kavuşturduk. 23 yıldır ne yaptıysak 6 Şubat deprem konutları için de aynısını yapıyoruz. Daha önce İzmir'de, Elazığ'da, Bozkurt'ta, Manavgat'ta milletimiz nasıl faizsiz, sabit fiyatlarla ev sahibi olduysa yine bu evlere de öyle sahip olacak. Bakınız İzmir'de afet konutlarının aylık taksiti 1600 lira, Elazığ'da taksitler sadece 1060 lira, Giresun'daki kardeşlerimiz afet konutları için 1400 lira ödüyor. Yani her bir kardeşimiz son derece sembolik rakamlarla ev sahipleri oldular. 11 ilimizdeki vatandaşlarımız da evlerine zorlanmadan çok uygun şartlarla faizsiz, sabit fiyatlarla kavuşacak. Son Kabine toplantımızda meseleyi enine boyuna değerlendirdik, titiz bir çalışmayla milletimiz için en uygunu neyse onu ortaya çıkardık" açıklamasında bulundu. "455 BİN KONUTUN TÜM ALTYAPI BEDELLERİNİ BİZ KARŞILIYORUZ" Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen 11 ilde yapılan 455 bin konutun tüm altyapı bedellerini karşıladıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kalan fiyat üzerinden vatandaşlarımıza yüzde 50 indirim yapıyoruz. Böylece altyapı dahil konut fiyatlarının yüzde 65'ini devletimiz ödüyor. Dahası 2 yıl ödeme almayacağız. Vatandaşımız anahtarını teslim aldıktan 2 yıl sonra ödemeye başlayacak, 18 yıl boyunca da aynı fiyatla ödeyecek. Konutlarımızı ortalama 1 milyon 890 bin liralık fiyatla vatandaşımıza sunacağız. 3+1 konutlarımız için ayda 8 bin 750 lira taksit ödenecek, bu fiyat değişmeyecek. 18 yıl boyunca sabit, yani faizsiz olacak. Dediğim gibi ödemeler anahtarlar teslim alındıktan iki yıl sonra başlayacak. Vatandaşımıza bir alternatif daha sunuyoruz, peşin ödemek isteyen olursa Meclisimizde düzenleme yapacağız. 484 bin liradan, yani neredeyse dörtte bir fiyatına vatandaşlarımız bu evleri alabilecek. Bunu alırken kredi kullanmak isteyen vatandaşımıza da kamu bankalarımız gerekli kolaylığı sunacak. Yine köy evlerimizde altyapı maliyetlerini karşılayacak, ayrıca maliyet üzerinden yüzde 50 indirim yapacağız. Orada da ödemeler 18 yıl boyunca 8 bin 100 lira sabit taksitle olacak. Yine peşin almak isteyen vatandaşımız köy konutlarımızı da 448 bin liradan peşin olarak alabilecekler. Açıkladığımız ödeme rakamlarının hayırlı uğurlu olmasını diliyoruz. Vatandaşlarımız yeni evlerinde huzurla, güvenle güle güle otursunlar diyoruz" şeklinde konuştu. "TÜRKİYE'NİN TERÖRSÜZ İSTİKBALİ İÇİN EN DOĞRU OLANI KARARLILIKLA YAPACAĞIZ" Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Biz siyaseti kendi ikbalimiz için değil, 86 milyonun her bir ferdinin huzuru, güvenliği, müreffeh ve mutlu yarınları için yapıyoruz. 24 yıldır siyaset arenasında niçin bulunduğumuzu, milletimizin bu görevlere bizleri hangi sebeplerle getirdiğini, mukaddes emanetini niçin bize tevdi ettiğini asla unutmadık, unutmuyoruz, hiçbir zaman da unutmayacağız. Buradaki arkadaşlarımla, teşkilatımızdaki tüm kardeşlerimle her zeminde hizmet etmenin, siyaset üretmenin, millete hizmet sancağını daha yükseğe çıkartmanın mücadelesi içindeyiz. Cumhur İttifakı olarak terörsüz Türkiye sürecini yine bu tasavvurla başlattık. Yaklaşık 16 aydır gizli-açık çeşitli sabotaj girişimlerine rağmen hamdolsun süreci başarıyla yürüttük. İttifak olarak dayanışma halinde, strateji ve taktik birliği içinde en kritik kavşaklarda cesaretli davranarak, gerektiğinde riske girerek süreci bugünlere kazasız, belasız getirdik. Suriye'nin kuzeyindeki belirsizliğin ortadan kalkması ve tam entegrasyonun sağlanmasına paralel olarak inşallah sürecin yükü daha da hafifleyecek, belli başlı konularda çok daha seri yol alma imkanı doğacaktır. İlgili kurumlarımız sınırlarımızın ötesindeki gelişmeleri titizlikle takip ediyor. Tarihi bir sorumluluk üstlenen Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuz nihai raporunu tamamlamak üzere. Komisyonda yer alan siyasi partilerin yapıcı katkılarıyla raporun tekemmül ettirileceğine inanıyorum. Şurası bir gerçek ki, raporun açıklanmasını müteakip siyaset kurumuna daha fazla görev ve sorumluluk düşecektir. Milli iradenin tecelligahı olan Meclisimiz inşallah sürecin yeni aşamasında da vazifesini güvenle yapacaktır. Biz AK Parti olarak ilk günden beri olduğu gibi mesuliyet bilinciyle hareket edeceğiz, her zamankinden daha yapıcı, daha kuşatıcı olacağız. Ülkemize sadece ekonomik maliyeti 2 trilyon doları bulan bu sorunun kalıcı biçimde çözülmesi için gövdemizi taşın altına koymaktan çekinmeyeceğiz. Elbette bu süreçte aziz şehitlerimizin, gazilerimizin ve hepsi birer metanet timsali olan şehit yakınlarımızın başını yere asla eğdirmeyecek, Türkiye'nin terörsüz istikbali için en doğru olanı kararlılıkla yapacağız." Öte yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan, görevlerini devreden Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ile İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya bugüne kadarki hizmetleri için teşekkür etti. Erdoğan, görevi devralan yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek ile İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya da muvaffakiyetler temenni etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İsrail'in Somaliland'ı tanıma kararını kabul etmiyoruz" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İsrail'in Somaliland'ı tanıma kararını kabul etmiyoruz"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile düzenlediği ortak basın toplantısında, "Toprak bütünlüğü korunmuş, siyasi birliği sağlanmış bir Suriye'nin en büyük kazananı tüm bölgemiz olacaktır. Biz, Suriye'deki büyük dönüşümün destekçisiyiz" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile baş başa ve heyetlerarası görüşmeyle anlaşmaların imza töreninin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilk toplantısını 2024 Eylül'de Ankara'da yaptıkları Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyinin ikinci toplantısı vesilesiyle Mısır’ın başkenti Kahire'de bulunmaktan büyük memnuniyet duyduğunu dile getirdi. Şahsına ve heyetine gösterdikleri sıcak misafirperverlik için Sisi ile kendilerini büyük bir muhabbetle karşılayan Mısırlılar’a teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bin yıllık ortak mazimizle yoğrulan kardeşlik bağlarımızdan sadece halklarımızın refahı için değil Filistin ile bölgemizin istikrarına katkı için de faydalanmak istiyoruz. Sayın Sisi'yle belirlediğimiz bu ortak vizyon sayesinde ilişkilerimizin her alanda daha ileri taşındığını memnuniyetle müşahede ediyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyinin ilk toplantısından bu yana yaklaşık 16 ayı geride bıraktıklarını anımsattı. Bu dönemde çeşitli vesilelerle Mısır'ı iki kez ziyaret ettiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dışişleri bakanlarımız ise yedi defa bir araya geldiler. Diğer bakanlarımız ve üst düzey zevatı ekleyince karşılıklı ziyaret sayısı 50'ye yaklaşıyor. Bugün kabul ettiğimiz ortak bildiri ve muhtelif belgelerle inşallah ilişkilerimizin ahdi zeminini pekiştiriyoruz" ifadelerini kullandı. TİCARİ İLİŞKİLER "Mısır, Türkiye'nin Afrika'daki en büyük ticaret ortağı olmayı sürdürüyor. Son üç yıldır 8 ila 9 milyar dolar aralığında seyreden ticaret hacmimizi 15 milyar dolara yükseltmeyi hedefliyoruz" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türk firmalarının Mısır'daki yatırımlarının 4 milyar dolara yaklaşmasından ziyadesiyle memnunuz. Bugün iş insanlarımızla bir araya geleceğimiz iş forumunda karşılıklı yatırım ve iş birliği imkânlarını ele alacağız. Enerji ve ulaştırma alanlarında ortak projeler geliştirmek istiyoruz. Türkiye-Mısır arasında güçlenen ilişkiler turizme de olumlu yansımıştır. Geçtiğimiz yıl 500 binden fazla turist ülkelerimizde karşılıklı olarak misafir edilmiştir. Temennimiz bunun önümüzdeki dönemde iki katına çıkmasıdır. Mısır halkı, Türk kültürüne ve diline yoğun ilgi gösteriyor. Türkiye olarak bu ilgiyi karşılıksız bırakmak istemiyoruz. Yunus Emre Enstitümüzün İskenderiye şubesinin, TİKA ve TRT gibi kurumlarımızın ülke temsilciliklerinin yeniden açılmasını bu bakımdan önemli görüyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mısır ile Doğu Akdeniz'de en uzun kıyı şeridine sahip iki komşu ülke olduklarını, ikili deniz ticareti taşımacılığı seyrüsefer serbestisi ve deniz güvenliği alanlarında iş birliğini arttırmak arzusunda olduklarını dile getirdi. "ORTAK GÜNDEMİMİZİN BAŞLICA KONUSUNU FİLİSTİN DAVASI TEŞKİL EDİYOR" Atılacak ortak adımların hem bölgesel barışa hem de iki ülkenin ekonomik ve stratejik çıkarlarına ciddi katkılar sağlayacaklarına inandığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ortak gündemimizin başlıca konusunu Filistin davası teşkil ediyor. Şurası bir gerçek ki ateşkes tesis edilmiş olmakla birlikte Gazze'deki insani dram hâlen devam ediyor. 11 Ekim'den bu yana 500'ün üzerinde Gazzeli, İsrail saldırılarında hayatını kaybetti. Geçen hafta aralarında çocukların da olduğu 30 kardeşimiz şehit oldu. Şarm el-Şeyh Deklarasyonu'nu sabote etmeyi amaçlayan bu saldırıları ve ihlalleri reddediyoruz. Gazze'de barışı mümkün kılacak girişimlerde Mısır'la birlikte çalışıyoruz, inşallah bunu da devam ettireceğiz. İsrail saldırılarıyla tahrip edilmiş olan Gazze'nin yeniden imarı için de aynı şekilde elden gelen katkıyı sağlayacağız. Bu vesileyle Gazze'ye gönderdiğimiz insani yardımların bölgeye ulaştırılmasında gösterdikleri iş birliği için Mısır makamlarına bugün bir kez daha teşekkür ediyorum" dedi. BÖLGESEL GELİŞMELER Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugünkü görüşmelerde Libya, Sudan ve Afrika boynuzu başta olmak üzere bölgesel konulara da değindiklerini aktardı. "Libya'da kalıcı istikrarın tesisi için ülkede birlik bütünlüğün korunması, Mısır'la ortak hedefimiz olmayı sürdürüyor" ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Libyalılar’ın önderlik ve sahipliğinde yürütülecek süreçleri desteklemek noktasında fikir birliği içindeyiz. Sudan'da öncelikle ateşkesin sağlanmasını ve ardından sürdürülebilir bir barışın tesis edilmesini ümit ediyoruz. Somali'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü hedef alan İsrail'in Somaliland'ı tanıma kararını kabul etmiyoruz. Somali Federal Cumhuriyeti'nin ve Somaliland bölgesinin geleceğine yönelik adımların tüm Somalililer’in iradesini yansıtacak şekilde atılması gerekiyor. Toprak bütünlüğü korunmuş, siyasi birliği sağlanmış bir Suriye'nin en büyük kazananı tüm bölgemiz olacaktır. Biz, Suriye'deki büyük dönüşümün destekçisiyiz. Bu desteği sürdürmekte kararlıyız. Mısır tarafından Suriye'nin birliğinin muhafazasına yönelik yapılan açıklamaları isabetli buluyor ve destekliyoruz. Komşumuz İran'la, özellikle dış müdahalelerin tüm bölge için önemli riskler teşkil edeceği kanaatindeyiz. İran'la nükleer dosya dahil meselelerin diplomatik yollarla çözümü en isabetli yöntemdir" dedi. Misafirperverliği için Cumhurbaşkanı Sisi'ye ve Mısırlı yetkililere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantılarda aldıkları kararların iki ülke başta olmak üzere bölgenin barış, refah ve istikrarına katkı sunmasını temenni etti. "İŞ BİRLİĞİNİ PEKİŞTİRMEMİZ LAZIM Kİ ÇÖZÜMLERE ULAŞABİLELİM" Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, ülkesinin başkenti Kahire'deki Al-İttihadiye Sarayı'nda resmî törenle karşıladığı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile heyetler arası ve ikili görüşmenin ardından bir dizi ikili anlaşmaya imza attı. İmza töreninin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Mısır Cumhurbaşkanı, Türkiye ile olan çeşitli alanlardaki işbirliğine dikkati çekerek "Mısır, Afrika Kıtası'nda Türkiye'nin birinci ortağı sayılır. İki ülke arasında 9 milyar dolar olan Ticaret hacmini 15 milyar dolara çıkarmak için çalışıyoruz, hedefimiz bu" dedi. Orta Doğu'daki duruma ilişkin Sisi, "Bölgemiz çok hızlı bir şekilde krizlere ve çalkantılara gebe kalıyor. (Mısır-Türkiye) Bu iş birliğini derinlemesine pekiştirmemiz lazım ki (bölgede) sürdürülebilir siyasi çözümlere bir an önce ulaşabilelim" ifadesini kullandı. İş birliği geliştirmenin önemine vurgu yapan Sisi, Türkiye, Mısır, Katar ve ABD'nin çabalarıyla Gazze'de ateşkes ilan edildiğini hatırlattı. Mısır Cumhurbaşkanı, "Gazze'de şimdi önemli olan insani yardımların bir an önce bölgeye ulaştırılmasıdır. Bu arada sükunetin sağlanması büyük önem taşımaktadır. Uluslararası ve Birleşmiş Milletler kararları doğrultusunda iki devletli çözüm ve Filistin devletinin kurulması son derece önemlidir. Filistinliler’e karşı uygulanan tüm tek taraflı uygulamalar sona erdirilmeli ve başta Kudüs olmak üzere kutsal mekanlar korunmalıdır" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'la Sudan'daki gelişmeleri ele aldıklarını aktaran Sisi, "Sudan'ın devlet kurumlarının bütünlüğünün korunması önemli. Erdoğan'ın da diplomatik çabaları sürmekte, Sudan'ın birliği ve dirliğinin korunması önemlidir" ifadelerini kullandı. Sisi, ülkesinin Somali'nin bölünmesine karşı olduğunun altını çizerek Libya'da da istikrarın sağlanmasının önemine vurgu yaptı. Suriye'deki duruma ilişkin Sisi, "Mısır, Suriye'nin birliğini ve egemenliğini desteklemektedir. Son olarak hükümetle SDG arasında bir anlaşma imzalandı. Bu anlaşmaların ve çabaların tüm kesimlerin haklarını korumasını umuyoruz" dedi. İran'daki gelişmelere değinen Sisi, "İran'daki gelişmeleri de ele aldık. Mısır, İran'da nükleer dosyanın bir çözüme varılması, ülkede ve bölgede barışın sağlanması gerekiyor" dedi. Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, "Türkiye ile hem bölgesel hem uluslararası iki ülkeyi ilgilendiren konularda iş birliğini artıracağız. 3. toplantımızı Ankara'da olacak. Kardeşim Erdoğan, Mısır'ın en aziz misafiridir, ilişkilerimizin daha iyi düzeye ulaşmasını, bölgemizde barış ve istikrarın egemen olmasını Allah'tan temenni ederim" ifadelerini kullandı.

FIFA Dünya Kupası, Türkiye'ye geldi Haber

FIFA Dünya Kupası, Türkiye'ye geldi

Tüm dünyada futbolun en değerli sembolü olarak kabul edilen FIFA Dünya Kupası, FIFA'nın resmi sponsoru olan Coca-Cola tarafından düzenlenen FIFA Dünya Kupası Turu kapsamında, kendisine özel olarak hazırlanan uçakla 6 Ocak'ta İstanbul'a geldi. İtalya'nın efsanevi futbolcularından Fabio Cannavaro'nun eşlik ettiği orijinal kupa; 2002 FIFA Dünya Kupası'nda Türk Milli Takımı formasıyla üçüncülük başarısına imza atan futbolcuların, spor dünyasının duayen isimlerinin ve davetlilerin katıldığı özel bir etkinlikte sergilendi. FIFA Dünya Kupası Turu kapsamında Türkiye'ye getirilen dünya kupası, ünlü İtalyan oyuncu Fabio Cannavaro ile Türk futbolunun tanınmış isimlerini bir araya getirdi. Futbolun en değerli sembolü olan FIFA Dünya Kupası, 150 günlük yolculuğu boyunca 30 ülkede sergilenecek. Tur kapsamında Mısır'dan Türkiye'ye getirilen FIFA Dünya Kupası'nın bir sonraki durağı ise Viyana olacak. Etkinlikte konuşan Coca-Cola Türkiye Genel Müdürü Gaye Sunerli, şunları söyledi: "Bu yıl altıncısını düzenlediğimiz Coca - Cola FIFA Dünya Kupası Turu'nu, futbol heyecanı ve coşkusunun en yoğun yaşandığı ülkelerden biri olan Türkiye'ye getirmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Sporun birleştirici gücüne inanıyoruz. Yaklaşık yarım asırdır FIFA ile sürdürdüğümüz güçlü iş birliği, bu inancımızın en somut göstergelerinden biri. Coca-Cola FIFA Dünya Kupası Turu ise bu uzun soluklu iş birliğinin en özel ve en görünür buluşma noktalarından biri." FIFA'nın efsanevi futbolcularından Fabio Cannavaro ise Türkiye'de olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek şu ifadeleri kullandı: "Coca-Cola'nın sponsorluğunda düzenlenen FIFA Dünya Kupası Turu kapsamında İstanbul'da bulunmak benim için harika bir duygu. Bugün burada futbolseverlerle bir arada olmak gerçekten çok heyecan verici."

Efkan Ala: "Dünya sürekli bir silahsız savaş halinde" Haber

Efkan Ala: "Dünya sürekli bir silahsız savaş halinde"

Ak Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala, Güney Amerika ve Amerika arasındaki gerilimi hatırlatarak, "Dünya sürekli bir silahsız savaş halinde. Uluslararası sistem çökmüş durumda. Uluslararası kuruluşlar işlevsiz hale geldi. Bölgemize bakınca, ülkeler tarumar oldu. Suriye'den Irak'a herşey gözümüzün önünde oldu" dedi. Terörsüz Türkiye Projesi'nin bugüne kadar ön görülen şekilde gerçekleştiğini ifade eden Efkan Ala, "Bundan sonra da emin adımlarla bu projeyi tamamlayıp 86 milyonun kardeşliğiyle, dayanışmasıyla Türkiye'yi hedeflerine doğru taşıyacağız. Bölgemizde ve ülkemizde kullanılmaya müsait bir yapı varsa, bir örgüt varsa, emin olun onu kullanacak olanı hiç uzakta aramaya gerek yok. Bilin ki yanıbaşımızdadır. Topyekün bu meseleden kurtulmak, Türkiye'nin hayat memat meselesidir" dedi. Çiftçi, emekli ve çalışanların sıkıntılarını bildiklerini de anlatan Efkan Ala, bu grupların gelirini arttıracaklarını, enflasyonu da tek haneli rakama düşüreceklerini söyledi. Ak Parti Bursa İl Danışma Meclisi, geniş katılımla Merinos Atatürk Kongre Kültür Merkezi'nde yapıldı. Toplantıya katılan Ak Parti Genel Başkan Vekili ve Bursa Milletvekili Efkan Ala'nın gündeminde Terörsüz Türkiye Projesi, Ana muhalefet partisindeki gelişmeler ve asrın felaketi sonrasında yapılan hizmetler vardı. Efkan Ala, Ak Parti'nin 19 seçimi de kazındığını, Yargıtay'ın açıkladığı üye sayılarına göre bütün partilerin üye sayısının iki katına ulaştığını kaydederek, "11 milyon 550 bin üyeye ulaştık. Çeyrek asırdır biz Türkiye'yi yönetiyoruz. Bakıyoruz 2002'den beri bu dinamizm ve heyecan var. Ak kadroların inancı var. Bu nasıl bir Türkiye inşa etti? Bütçe konuşmasında CHP Genel Başkanı kadın haklarından söz ediyor. Dedim ki, partimiz adına konuşma yapıyorum. Siz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak genç kızlarımızın okula girmesine engel olanların arkasında duruyordunuz. Bizim sadece kadın kolları üye sayımız, sizin partinizin üye sayısının 3 katı. Hangi haktan bahsediyorsunuz. Hangi hakkı verdiniz de kullandırttınız. Hakka sahip olmakta, Ak Parti gibi olun. Gazze meselesi oldu. Türkiye dimdik. Cumhurbaşkanımız dimdik ayakta iradesini ortaya koydu. Her platformda mazlumun hakkını savundu. Ama Amerika'da bir masa kurulmuş. Konu Gazze, masanın başında kim oturuyor. Başında Amerika Birleşik Devletleri Başkanı ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan oturuyor. Bu gücü sizin çalışmalarınızdan alıyor. Geldik Mısır'da bir masa kuruldu. Yine konu Gazze. Oradaki zulüm ve ona karşı duruş konu. 4 devlet başkanı imza attı orada. Mutabakata 4 devlet başkanı imza attı. Biri kim. Recep Tayyip Erdoğan. Arkasındaki irade sizlere, milletimize ait. Tebrik ediyorum. Yürekten alkışlıyorum. Kolay bir şey değil. Dünyadaki gidişatı görüyorsunuz. Dünyada tuhaf bir zamanda yaşıyoruz. İnanılmaz gelişmeler oluyor" ifadelerini kullandı "ULUSLARARASI SİSTEM ÇÖKMÜŞ DURUMDA" Rusya Çin Japonya, Güney Amerika Amerika arasında gerilime de değinen Efkan Ala, "Dünya sürekli bir silahsız savaş halinde. Uluslararası sistem çökmüş durumda. Uluslararası kuruluşlar işlevsiz hale geldi. Bölgemize bakınca, ülkeler tarumar oldu. Saymaya lüzum yok. Suriye'den Irak'a herşey gözümüzün önünde oldu. Burada bu kadar ateş çemberinin içerisinde istikrarla, büyümeyle Türkiye'yi hedeflerine taşıyan bir iktidarı siz iş başına getirdiniz. Siz arkasında durarak bu istikrarla Türkiye'nin yol almasını sağlıyorsunuz. Başardığımız işler dünyaya örnek olacak düzeyde işlerdir. Bölgemizdeki bu durum da dikkate alındığında Türkiye'nin içerisinde başardıklarımızı saysak zaman yetmez. Dış politikadaki duruşumuz nedeniyle, erdemli duruş nedeniyle, yarım asırlık Baas rejimi Suriye'de çöktü. Suriye'de yeni bir düzen inşa ediliyor. Şimdi Türkiye'nin 86 milyonun menfaatini, çıkarını geleceğini dikkate alan anlayışla hedefine yürümesi lazım. Onun için ayak bağı olan prangalarından kurtulması gerekir. Bölgemizde aynı anlayışla düzenin tesis edilmesi lazım. Kaosun kargaşanın olduğu yerde sürekli gelişme olmaz. Tüm bu meseleleri çözerken hedefimize doğru emin adımlarla yürürken bu sorunu da ele aldık. Terörsüz Türkiye hedefiyle inşallah bu sorundan da kurtulup bu Türkiye'nin ayak bağı olan pranga olmuş bu sorundan kurtulup 86 milyon tek yürek olarak emin adımlarla hedefe yürüyeceğiz. Terörsüz bölge, terörsüz Türkiye temel hedefimizdir. Terörün kazanma hitimali yoktur. Türkiye terörle mücadelede tarih yazmıştır. Zarar verme imkan ve ihtimalini ortadan kaldırmak için bu projeyi ortaya koyduk. Israrla emin bir biçimde bu projeyi uyguluyoruz." dedi. "TERÖR ÖRGÜTÜNÜ KULLANANLARI UZAKTA ARAMAYA GEREK YOK" Türkiye'nin terörden topyekün kurtulmasının hayati mesele olduğuna işaret eden Efkan Ala sözlerini şöyle sürdürdü: "Bölgemizde ve ülkemizde kullanılmaya müsait bir yapı varsa, bir örgüt varsa, emin olun onu kullanacak olanı hiç uzakta aramaya gerek yok. Bilin ki yanıbaşımızdadır. Topyekün bu meseleden kurtulmak, Türkiye'nin hayat memat meselesidir. En önemli projesi. Türkiye ne zzaman emin adımlarla yükselse, birileri devreye giriyor. Türkiye'nin bu gidişatını sekteye uğratmak için elinden geleni yapıyor. Onların ellerinden bu imkanları almanın adıdır Terörsüz Türkiye Projesi. Bugüne kadar ön gördüğümüz biçimde geldi, bundan sonra da emin adımlarla bu projeyi tamamlayıp sonuçlandırıp, 86 milyonun kardeşliğiyle dayanışmasıyla Türkiye'yi hedeflerine doğru taşıyacağız. Biz bunları yaparken, bütün bu gelişmelerin altına imza atarken, bir muhalefet partisi ana muhalefet partisi ne yapıyor? Onun ne yaptığına bakarak bizim sorumluluğumuzun ne kadar ağır olduğunu, ne kadar büyük sormulluk üstlendiğimizi tekrar hatırlamakta yarar var" "ANA MUHALEFET PARTİSİ TAM BİR ORTADOĞU'YA DÖNDÜ" Ak Parti'nin sorunların çözümü ile uğraşırken ana muhalefet partisinin de Ortadoğu'ya döndüğünü kaydeden Efkan Ala, "Biz Ortadoğudaki problemleri halledelim diyoruz, ana muhalefet partisinde birbirini hançerleyen mi , birbirini şikayet eden mi birbiri için itirafçı olanı mı ararsınız. Hepsi var. Cumhurbaşkanımız devlet başkanlarıyla görüşüyor. Dünyanın ve bölgenin sorunlarını çözmeye çalışıyor. Oralarda en etkili inisiyatifi alıyor. Ama ana muhalefet partisinin lideri Avrupa'da iktidar dileniyor. Türkiye'yi şikayet ediyor. Oralarda da devlet başkanlarıyla görüşemiyor. Onu da kendisi söylüyor. İçeride inanılmaz bir kaos kargaşa. Milletin derdiyle dertlenme yerine Silivri'nin derdiyle dertleniyor. Biz Hatay'a gittik. Hatay'da dikkatinizi çekiyorum 455 bininci konutu teslim ettik. Asrın felaketini, asrın hizmetine çevirdik. Peki İstanbul belediye başkanlığıyla ilgili hazırlanan iddianeme kabul edildi. İddianameye göre ne olmuş? Bizim 14 bakanlığımızın bütçesinden daha fazla bütçeye sahip olan İstanbul büyükşehir belediyesinde bir düzen kurulmuş, bir eko sistem kurulmuş. Asrın talanına imza atılmış o iddiaanameye göre. Biz asrın hizmetini yapıyoruz, yapamazsınız diyorlardı. Bunu başardık. Biz orada milletin derdiyle dertleniyoruz. Bunlar bir el uzatacaklarına, ellerini İstanbul Büyükşehir Beledyiyesi'nin bütçesine uzatmışlar, talan edilmiş. Talan düzeni kurulmuş. Şimdi böyle bir anlayışa, İski yolsuzluğundan asrın talanına geldiler"diye konuştu. "Türkiye'nin CHP zihniyetine teslim edilmesinin maliyetini 86 milyon değil, gönül coğrayamızdaki bütün kardeşlerimiz öder" diyen Efkan Ala şunları kaydetti: "Bunların sınırlarımız dışındaki kardeşlerimizin derdiyle dertlendiğini gördünüz mü. Ne işiniz vardı dediler. Bunlar içeride de vatandaşın olduğu yere gitmiyorlar. Varsa yoksa Silivri. Oraya gidip ağzına geleni söylüyor. Bizim bunlara ayıracak vaktimiz yok.Bunlara oy verenlere çağrımız, görüyorsunuz ülkenin, bölgenin, dünyanın bir çok meselesi varken, bunların temel meselesi, kendileri. Kendilerinin dışında bir dertleri yok. Onun için gelin, 86 milyon vatandaşlarımız,Türkiye'de gerçekten dünyada liderler diplomasisinin kitabını yazan Recep Tayyip Erdoğan'a daha fazla destek verelim ki, dünyanın meseleleri Türkiye'nin bölgenin meseleleri ile daha güçlü şekilde uğraşabilsin. Biz bunun çabası içindeyiz. Türkiye'nin yüklendiği tarihi misyon, tarihi sorumluluk bize bunun bir vazife olarak önümüze koymaktadır. Bugüne kadar Türkiye'yi getirdik, hedefler koyduk" "TÜRKİYE'DEKİ SORUNLAR MASAMIZIN ÜZERİNDEDİR. EMEKLİ, ÇALIŞAN VE ÇİFTÇİMİZİN GELİRİNİ ARTTIRACAĞIZ" Türkiye'de yaşanan sıkıntıları bildiklerini ifade eden Efkan Ala, "Merak etmeyin. Çalışan, işçimiz, çiftçimiz, emeklimizin meselesini biz her hafta masamızda tartışıyoruz. Programlar yapıyoruz. Tedbirler alıyoruz. Herşeyin bir sırası ve zamanı var. İnşallah onları da kararlılık ile uyguluyoruz. Enflasyonu tek haneli rakamlara indireceğiz. Başta emekliliremiz olmak üzere çalışanlarımız ve tüm kardeşlerimizin gelirini arttıracağız. Yüksek gelirli ülkeler grubunda emin adımlarla ilerleyeceğiz. Türkiye'nin ekonomisini bugüne kadar 5 kat büyüttük. 15 kat büyütecek kadrolar da Ak kadrolardır. Milletimizin beklentisi bu, bizim de milletimize sevdamızın ucu bucağı yoktur. Türkiye ne zaman ihtiyaç duyduysa Bursa Uludağ gibi bu kadroların arkasında durmuştur. Milletimiz ikaz yaptıysa, başımızın üstünde yeri vardır. Biz de o ikazı aldık, gereğini yapıyoruz. Bursa'nın lokomotifi olduğu gibi ak kadroların lokomatifi de bu kardeşlerimizdir. Yolumuza emin adımlarla devam edeceğiz. Türkiye'yi hedefleriyle buluşturacak kadrolar Ak kadrolardır. Milletimiz bize bazen sitemkar bakabilir davranabilir. Dönüp de kalıcı olarak başka yere bakmıyor. Umut, vizyon, imkan burada ve çalışma burada. Türkiye'nin ihtiyacı olan da budur" ifadelerini kullandı.

Bursa Ticaret Borsası'nın işlem hacmi 9 ayda yüzde 75 arttı Haber

Bursa Ticaret Borsası'nın işlem hacmi 9 ayda yüzde 75 arttı

Bursa ekonomisinin itici gücü olan Bursa Ticaret Borsası, 2025 yılının ilk 9 ayında tescil işlem hacmini bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 57 artırarak 46,9 milyar TL’ye ulaştırdı. Bursa TB Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, "Tescil işlem hacmimizdeki artış, don, kuraklık ve ekonomik zorluklara rağmen üyelerimizin üretim ve ticaret azminin sürdüğünü ortaya koyuyor" dedi. Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB), güçlü üye yapısı ve etkin hizmet anlayışıyla Bursa ve Türkiye ekonomisine katkısını sürdürüyor. Bursa TB Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, 2025 yılının üçüncü çeyreği ile 9 aylık periyotta gerçekleşen tescil işlem hacmi rakamlarını açıkladı. Temmuz-Eylül dönemini kapsayan yılın üçüncü çeyreğinde işlem hacminde bir önceki yıla göre yüzde 42 oranında artış kaydettiklerini ifade eden Başkan Özer Matlı, yılın ilk 9 ayında ise tescil işlem hacmini yüzde 57 artışla 29 milyar 945 milyon liradan 46 milyar 948 milyon liraya yükselttiklerini belirtti. Başkan Özer Matlı, dokuz aylık dönemde Borsa kotasyonuna tabi ürünler arasında en çok işlem gören ürün grubunun 13 milyar 361 milyon lira ile zeytin olduğunu söyledi. Zeytini 7 milyar 42 milyon lira ile yaş sebze-meyve, 5 milyar 801 milyon lira ile canlı hayvan (büyükbaş-küçükbaş), 3 milyar 952 milyon lira ile et (büyükbaş-küçükbaş-piliç) ve 3 milyar 425 milyon lira ile mısır izledi. BURSA TB, MARMARA ÜPAK’TA 7. SIRADA YER ALDI Tarım ticaretini dijital ortama taşıyan ve Bursa Ticaret Borsası’nın kurucu ortakları arasında yer aldığı Marmara Ürün Piyasası Aracı Kurumu’nda (Marmara ÜPAK), Borsa üyelerinin 9 aylık performansını da değerlendiren Başkan Özer Matlı, üyelerin modern piyasa araçlarına olan ilgisinin her geçen gün arttığına dikkat çekti. Başkan Matlı, "Borsamız, Ocak-Eylül döneminde 562 milyon 443 bin liralık işlem hacmi büyüklüğüne ulaşarak Marmara ÜPAK’a üye 22 borsa arasında 7. sırada yer alma başarısı gösterdi. Bu süreçte en fazla işlem gören ürünler ise mısır, arpa ve buğday oldu" dedi. Tarım ticaretinin geleceğinin dijitalleşmede olduğuna vurgu yapan Başkan Matlı, Bursa Ticaret Borsası olarak bu dönüşümün öncüsü olduklarını ifade etti. "ÜYELERİMİZİN AZMİ BURSA EKONOMİSİNE GÜÇ KATIYOR" Bursa TB Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, işlem hacmindeki artışın en önemli kaynağının zorluklar karşısında üretimden vazgeçmeyen üyeler olduğunu belirtti. 2025 yılının don, kuraklık ve ekonomik sıkıntılarla geçtiğini vurgulayan Matlı, "Tüm bu olumsuzluklara rağmen üyelerimizin ticaret azmi Borsamızın güçlü ve güvenilir bir merkez olma konumunu pekiştiriyor. Bu başarının altına imza atan, zorluklara göğüs gererek üreten, istihdam sağlayan ve şehrimiz ekonomisine değer katan üyelerimize şükranlarımı sunuyorum. Bursa Ticaret Borsası olarak, üyelerimizin yanında olmaya ve yürüttüğümüz projelerle onların gücüne güç katmaya devam edeceğiz" diye konuştu.

Erdoğan: İsrail soykırıma dönerse bunun bedelinin ağır olacağını biliyor Haber

Erdoğan: İsrail soykırıma dönerse bunun bedelinin ağır olacağını biliyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "İsrail'in ateşkes ihlalleri konusunda bildiğiniz gibi sicili kötü. Bu durum bizi daha ihtiyatlı ve daha titiz olmaya zorluyor. Türkiye, ABD ve diğer ülkeler bu ateşkesin korunması konusunda kararlı. Yeniden soykırıma dönerse bunun bedelinin ağır olacağını aslında İsrail de biliyor" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mısır ziyareti dönüşünde gazeteci sorularını cevapladı, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mısır'ın ev sahipliğinde ABD Başkanı Trump'ın daveti üzerine "Barış İçin Şarm eş-Şeyh Zirvesi"ne katılarak Mısır'a yaptıkları ziyaretlerini tamamladıklarını kaydetti. Zirvenin Orta Doğu'da barışa giden yolda yeni bir dönüm noktası olmasını dileyen Erdoğan, Hamas ile İsrail hükümeti arasındaki dolaylı görüşmelerin Gazze'de ateşkesle sonuçlanmasından duydukları memnuniyeti bir kez daha dile getirdi. Müzakere sürecine olan katkılarının ABD Başkanı Donald Trump dahil birçok devlet başkanı tarafından da ifade edildiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan," Kendisi bu süreçte Mısır, Katar ve ülkemizin oynadığı rolün kayda geçirilmesi için bir bildiri imzalamayı önerdi. Varılan mutabakatın harfiyen uygulanması, bu süreçte Amerika'nın İsrail hükümeti üzerindeki etkisini sürdürmesi çok önemli. Gerçekleşen rehine ve mahkum takası son derece mühimdi" değerlendirmesini yaptı. "İSRAİL ÜZERİNDE ETKİ SAHİBİ AKTÖRLERİN GEREKENİ YAPMAYA DEVAM EDECEKLERİNE İNANIYORUM" Anlaşmaya Filistin sorununu çözen bir belge gözüyle bakmanın yanlış olacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, varılan bu mutabakatın özü itibarıyla bir ateşkes düzenlemesi olduğunu kaydetti. Erdoğan, "Bize göre Filistin davasının yegane çözümü 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız egemen ve coğrafi bütünlüğü haiz bir Filistin devletinin kurulmasıdır. Türkiye olarak bunun için çalışmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Önümüzde çetin bir süreç var. Evvela İsrail hükümetinin verdiği sözleri tutması temin edilmelidir. Çünkü İsrail tarafının bu konudaki sicili son derece kötüdür. Bu konuda Amerika başta olmak üzere İsrail üzerinde etki sahibi aktörlerin gerekeni yapmaya devam edeceklerine inanıyorum" açıklamasını yaptı. "TÜRKİYE, 102 BİN TONLA GAZZE'YE EN FAZLA İNSANİ YARDIM GÖNDEREN ÜLKELERDEN BİRİ" Gazze'nin devasa bir enkaz yığınına dönmüş durumda olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gazze halkı zorla çıkarıldıkları yerlere geri dönüyor ama ortada ev yok, hastane yok, okul yok. Neredeyse ayakta kalan bina yok. Türkiye, 102 bin tonla Gazze'ye en fazla insani yardım gönderen ülkelerden biri. Hamdolsun son birkaç gündür 350 civarında insani yardım tırımız Gazze'ye giriş yaptı. Hamas ve İsrail hükümetinin üzerinde mutabık kaldıkları belgede günlük asgari 600 yardım tırının geçişi öngörülüyor. Bir taraftan yardımlarımızı yoğun bir şekilde Gazze şeridine ulaştırırken, diğer taraftan da Arap ve İslam ülkelerinin kabul ettiği yeniden imar planı temelinde çalışmalara başlanması çok mühimdir" dedi. "GAZZE'DEKİ SÜKUNET ORTAMI İNSANLIK CEPHESİNİ REHAVETE SEVK ETMEMELİDİR" İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Ligi'nin geliştirdiği bazı çalışmalar olduğunu, bunların süratle uygulanması için önemli bir finansman desteği gerektiğini bildiren Erdoğan, "Ben bu desteğin de sağlanacağına inanıyorum. Gelinen aşamada iki egemen devletli çözüm yönünde gayretlerin artmasında fayda var. Birleşik Krallık ve Fransa başta olmak üzere Batılı ülkelerin Filistin devletini tanıma kararlarını basit birer tanıma kararı değil de iki devletli çözüme giden sürecin yapı taşları olarak görmek istiyoruz. Diğer türlü atılan adımlar yarım kalacak, amacına tam manasıyla ulaşmayacaktır. Bu çerçevede hem Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron hem de İngiltere Başbakanı Keir Starmer ile görüşmelerim oldu. Filistin davası uzun yıllar sonra ilk defa bu derece insanlığın ortak gündemine oturmuş durumda. Sumud ve özgürlük filoları ile dünyanın en ücra bölgelerinde kefiye takan insanlar, İsrail zulmüne karşı ortak vicdanı temsil ediyor. Gazze'deki sükunet ortamı insanlık cephesini rehavete sevk etmemelidir" ifadelerini kullandı. Zirve kapsamında çok sayıda devlet ve hükümet başkanı ile çeşitli seviyede temsilcilerle de bir araya geldiklerini aktaran Erdoğan, "Biraz önce bahsettiğim hususları kendileriyle paylaştık. Fikir teatisinde bulduk. Zirvenin Gazzeli kardeşlerimiz başta olmak üzere bölgemiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Son olarak zirvenin hazırlığında görev yapmak üzere Şarm eş-Şeyh'e gelen ve geçirdikleri trafik kazasıyla hayatlarını kaybeden Katarlı kardeşlerimize Allah'tan rahmet diliyorum" şeklinde konuştu. "BU ATEŞKESİN KALICI OLMASI VE İHLALLERİN YAŞANMAMASI ÖNEMLİ" Her şeyden önce ateşkesin kalıcı olması ve ihlallerin yaşanmamasının önemli olduğunun altını çizen Erdoğan, "İsrail'in ateşkes ihlalleri konusunda bildiğiniz gibi sicili kötü. Bu durum bizi daha ihtiyatlı ve daha titiz olmaya zorluyor. Türkiye, ABD ve diğer ülkeler bu ateşkesin korunması konusunda kararlı. Yeniden soykırıma dönerse bunun bedelinin ağır olacağını aslında İsrail de biliyor. Biz bunu her fırsatta açıkça ifade ediyoruz. Geçmişte yapılan birçok anlaşma kağıt üzerinde kaldı. Bunda İsrail'in ikircikli tutumunun yanı sıra, yeterli kararlılığın olmaması da maalesef etkiliydi. Şimdi daha güçlü ve müşterek bir irade söz konusu. Bu ortak tavrı Mısır'daki zirvede bir kez daha gördük. Trump'ın da öncülüğünü yaptığı bu sürece sahip çıkmaya devam edeceğine inanıyorum. Bu gelişmeler artık sadece bizim değil, birlikte yol yürüdüğümüz ülkelerin ve halkların umudu ve temennisi haline gelmiştir. Hiç kimse eskiye dönülmesine rıza gösteremez. Çünkü bu ateşkesi toplumların vicdanı ve sağduyusu sağlamıştır. İsrail'in ateşkes ihlalleri konusunda bildiğiniz gibi sicili kötü. Bu durum bizi daha ihtiyatlı ve daha titiz olmaya zorluyor" dedi. Türkiye, ABD ve diğer ülkelerin bu ateşkesin korunması konusunda kararlı olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Yeniden soykırıma dönerse bunun bedelinin ağır olacağını aslında İsrail de biliyor. Biz bunu her fırsatta açıkça ifade ediyoruz. Geçmişte yapılan birçok anlaşma kağıt üzerinde kaldı. Bunda İsrail'in ikircikli tutumunun yanı sıra, yeterli kararlılığın olmaması da maalesef etkiliydi. Şimdi daha güçlü ve müşterek bir irade söz konusu. Bu ortak tavrı Mısır'daki zirvede bir kez daha gördük. Trump'ın da öncülüğünü yaptığı bu sürece sahip çıkmaya devam edeceğine inanıyorum. Bu gelişmeler artık sadece bizim değil, birlikte yol yürüdüğümüz ülkelerin ve halkların umudu ve temennisi haline gelmiştir. Hiç kimse eskiye dönülmesine rıza gösteremez. Çünkü bu ateşkesi toplumların vicdanı ve sağduyusu sağlamıştır" açıklamasını yaptı. "TÜRKİYE BÜYÜK DEVLET OLMANIN ÖTESİNDE ASLINDA İNSANLIĞIN VİCDANIDIR" Türkiye'nin büyük devlet olmanın ötesinde aslında insanlığın vicdanı olduğunu belirten Erdoğan, "Bizim elimiz dünyanın neresinde bir mazlum varsa oraya uzanır. İsrail saldırıları devam ederken bile yardımlarımızı biz bölgeye sevk ettik. Mısır'daki depoları doldurduk, beklemedik. Ateşkesin başladığı günden bu yana toplam 350 tırımız Gazze'ye girdi. Biz oraya sadece gıda, su, ilaç göndermiyoruz. Aynı zamanda kardeşliği gönderiyoruz, umudu gönderiyoruz. İlaç, barınma malzemeleri, hızlıca bölgeye sevk ediliyor. İnsani felaketin etkilerini hızlı bir şekilde nasıl ortadan kaldırabiliriz, bunun arayışı içindeyiz. Biz şu anda oraya bütün engellemelere rağmen AFAD'ımızla 10 bin civarında çadırı depolamış durumdayız. Gazze'nin yeniden imarı son derece önemli. Kış gelmeden Gazzelilerin barınma ihtiyaçlarını gidermek için canla başla çalışacağız. Tabii burada Türk Kızılayı'na teşekkür ediyorum. AFAD'ımıza, TİKA'mıza, Sağlık Bakanlığımıza hepsine teşekkür ediyorum. Sivil toplum kuruluşlarımızla birlikte hepsi koordineli bir şekilde çalışmalarına devam ediyor. Orada sadece yaraları sarmayacağız. Aynı zamanda geleceği inşa edeceğiz. Bunun için de başta Ankara'daki şehir hastanelerimiz olmak üzere yaralıları bu merkezlerimize getirip orada tedavilerini yapıyoruz. Ankara değil, İstanbul'a göndermek isterlerse İstanbul'daki şehir hastanelerimiz de kardeşlerimizin emrindedir. Oralarda da bu çalışmaları yapmaya hazırız" değerlendirmesini yaptı. Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani ve kendisinin imzasıyla hayata geçirilen "Kalıcı Barış ve Refah İçin Trump Anlaşması"nın bölge için tarihi bir dönüm noktası olduğunu vurguladı. Erdoğan imza altına aldıkları metnin detaylarını da paylaşarak,"Kalıcı Barış ve Refah İçin Trump Anlaşması. Biz aşağıda imzası bulunanlar iki yıl aşkın süredir devam eden derin acı ve kayıpları sona erdiren ve bölge için umut, güvenlik ile barış ve refah için ortak bir vizyonla tanımlanan yeni bir sayfa açan Trump Barış Anlaşması'na tüm taraflarca gösterilen tarihi taahhüdü ve anlaşmanın hayata geçilişini memnuniyetle karşılıyoruz. Başkan Trump'ın Gazze çatışmasını sonlandırmaya ve Orta Doğu'ya kalıcı barış getirmeye yönelik samimi çabalarını destekliyor ve arkasında duruyoruz. Bu anlaşmayı Filistinliler ve İsrailler dahil olmak üzere bölgedeki tüm halklar için barış, güvenlik, istikrar ve fırsat sağlayacak şekilde birlikte uygulayacağız. Kalıcı barışın hem Filistinlilerin hem de İsraillerin refah içinde yaşayabileceği, temel insan haklarının korunduğu, güvenliklerinin garanti altına alındığı ve onurlarının muhafaza edildiği bir sulh olacağı anlayışındayız. Anlamlı ilerlemenin ancak iş birliği ve devam eden diyalog yoluyla gerçekleşebileceğini ve uluslar ve halklar arasındaki bağların güçlendirilmesini bölgesel ve küresel barış ile istikrarın kalıcı çıkarlarına hizmet ettiğini vurguluyoruz. Aralarında Hristiyanlık, İslamiyet ve Yahudiliğin de bulunduğu kökleri bu topraklarda iç içe geçmiş inanç toplulukları için bu bölgenin derin tarihi ve manevi öneminin farkındayız. Bu kutsal bağlara saygı gösterilmesi ve kültürel miras alanlarının korunması, barış içinde bir arada yaşama taahhüdümüzün temel önceliği olmaya devam edecektir. Aşırıcılık ve radikalleşmenin her türünü ortadan kaldırma kararlığında birleşmiş bulunuyoruz. Şiddetin ve ırkçılığın normalleştirildiği ya da radikal ideolojilerin sivil yaşamın dokusunu tehdit ettiği hiçbir toplum gelişemez. Aşırıcılığı mümkün kılan şartlara eğilmeyi ve kalıcı barışın temelleri olarak eğitimi, fırsat eşitliğini ve karşılıklı saygıyı desteklemeyi taahhüt ediyoruz. Bu vesileyle gelecekteki anlaşmazlıkların güç kullanımı veya uzun süreli çatışmalar yoluyla değil, diplomatik temaslar ve müzakere aracılığıyla çözülmesi yönünde taahhütte bulunuyoruz. Orta Doğu'nun sürekli savaşlar, tıkanmış müzakereler ya da başarılı şekilde müzakere edilmiş ancak parçalı, eksik veya seçici biçimde uygulanan anlaşmalar şeklinde cereyan eden döngüyü daha fazla kaldıramayacağının bilincindeyiz. Son iki yılda tanık olunan trajediler gelecek nesillerin geçmişin başarısızlıklarından daha iyisini hak ettiğine dair acil bir uyarı işlevi görmelidir. Bu bölgenin ırk, inanç ve etnik kökene bakılmaksızın herkesin barış, güvenlik ve ekonomik refah arzularının peşinden gidebileceği bir yer olmasını sağlayarak, herkes için hoşgörü, haysiyet ve fırsat eşitliği istiyoruz. Bölgede karşılıklı saygı ve ortak ilkelerine dayanan kapsamlı bir barış, güvenlik ve ortak refah vizyonunun peşindeyiz. Bu anlayışla Gazze Şeridi'nde kapsamlı ve kalıcı barış düzenlemelerinin tesisine yönelik kaydedilen ilerlemeyi, ayrıca İsrail ile bölgedeki komşuları arasındaki dostane ve karşılıklı faydaya dayalı ilişkiyi memnuniyetle karşılıyoruz. Gelecek nesillerin barış içinde bir arada yaşayabilecekleri kurumsal temeller inşa ederek bu mirası hayata geçirmek ve sürdürmek için hep birlikte çalışacağımıza söz veriyoruz. Kalıcı bir barış geleceğine kendimizi adamış bulunuyoruz" açıklamasını yaptı. "GAZZE'DE YAPILMASI GEREKEN ÇOK KRİTİK İŞLER VAR" Gazze'deki görev gücüyle ilgili soruyu cevaplayan Erdoğan, "Görev gücünün yapısına dair değerlendirmeler şu anda devam ediyor. Gazze'de yapılması gereken çok kritik işler var. Gerek inşa gerek ihya konuları önemli. İnşa işleri ile ilgili "Kimler bizimle beraber rol üstlenebilir?" konusunu ele aldık. Körfez ülkelerinden tutun Amerika başta olmak üzere Avrupa ülkelerine varıncaya kadar hepsinin burada desteklerini istiyoruz, isteyeceğiz. İhya olayında da "Neleri birlikte yapabiliriz?" konusunu da liderlerle yaptığımız ikili görüşmelerde konuştuk. Aldığımız ilk izlenimler fena değil. Onlar da "Biz burada rolümüzü üstleneceğiz" diyorlar. İnşallah verilen sözler yerine gelir. Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanımız Yaşar Güler, MİT Başkanımız İbrahim Kalın başta olmak üzere arkadaşlarımız muhataplarıyla görüşecek" şeklinde konuştu. "GAZZE'DE BİR BARIŞ DÜZENİNİN KURULMASI İÇİN FEVKALADE HEYECANLIYIZ" Kendisinin de Gazze konusuyla ilgili liderlerle temas halinde olacağını sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu süreci nasıl işletebiliriz?" bunun üzerinde duracağız. Şu anda orada çadırlar var. Herhalde bu insanların sürekli çadırlarda yaşayacak halleri yok. Arkadaşlarıma da söyledim. 'Elimizdeki mevcut konteynerleri gerekirse biz bölgeye sevk edelim' dedim. Bu kış mevsiminde bu konteynırlarla onları çok daha farklı bir imkana kavuşturmuş olalım diye düşünüyoruz. AFAD'ımız bu konuda büyük bir yükü sırtlanmış olacak. Türkiye, barışın yanında ve bu süreci de öyle işletecek. Gazze'de bir barış düzeninin kurulması için fevkalade heyecanlıyız. Bunu da inşallah süratle devam ettireceğiz. Burada Dışişleri Bakanım, İstihbarat Başkanım özellikle bölgedeki muhataplarıyla görüşmelerini devam ettiriyor. Beraber ne yaparız, nasıl yaparız bunun çalışmalarını sürdürüyorlar" ifadelerini kullandı. "BU İŞİN BİRİNCİ DERECEDE TAKİPÇİSİ TRUMP OLACAK" Gazze'de şu an itibarıyla çatışmaların sona ermiş durumda olduğunu, bunun Trump tarafından ilan edilmiş olmasının çok çok önemli olduğunu belirten Erdoğan," Bu işin birinci derecede takipçisi Sayın Trump olacak. Bunu kendisiyle yaptığımız görüşmelerde de ifade etti. En son ayrılırken ayaküstü de "Bu süreçte bana ne düşüyorsa telefonla irtibatlarımızı kuralım ve bu telefon diplomasimizi ihmal etmeyelim." dedi. Görüşmelerimizi her seviyede sürdüreceğiz. Sayın Trump ile kurduğumuz bu diplomasi çok çok önemli. İnşallah bu hassasiyet içerisinde bunu devam ettireceğiz ve bir huzur ikliminin oluşturulması için ne gerekiyorsa inşallah yapacağız. Mısır'da bir araya gelen tüm ülkeler, bu huzur ikliminin güvencesi olacaktır" açıklamasında bulundu. "TÜRKİYE OLARAK TÜM İNSANLIĞIN VİCDANI OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ" Cumhurbaşkanı Erdoğan, yıllardır süren İsrail saldırganlığına, işgal politikalarına ve bölgeyi istikrarsızlığa sürükleyen emellerine artık "dur" demek için bu Zirvede olduklarını, İsrail terörüne, güç gösterisine karşı, sadece Türkiye'nin değil insanlığın vicdanını savunan bir duruş sergilediklerini aktardı. Erdoğan," Mısır'a da onun için geldik. Gazze tecrübesi İsrail'e saldırganlıkla bir yere varamayacağını açık bir şekilde gösterdi. Aynı şekilde Hamas'ın direniş iradesinin kırılmadığını da gördüler. Bu da çok çok önemli. Gazze halkı 70 bine yakın şehit verdi ama işgale, soykırıma, barbarlığa teslim olmadı. Çok önemli. Demek ki sadece elinizdeki bombaların devamlı gökten her yerden atılması, yaptığınız saldırılar işe yaramıyor. "İmandır o cevher ki ilahi ne büyüktür. İmansız olan paslı yürek sinede yüktür." bu farklı bir ruh. Şurası çok net ki; İsrail komşularını işgal ederek hiçbir sonuç elde edemez. Netanyahu hükümetinin soykırım karşıtı tepkileri, antisemitizm ile ilişkilendirme gayreti de görüldüğü gibi burada neticesiz oldu. Ateşkesle birlikte uluslararası toplumun görevi bitmedi, yeni başladı. İşte Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda ne oldu? Herkes salonu boşalttı, Netanyahu orada koltuklara konuştu. Gazze'nin yanında daha güçlü durmaya devam etmeliyiz. Soykırımın unutulmaması için mücadelemizi takipçiyiz. Sorumluların hesap vermesi için çabalarımızı artırmalıyız. Türkiye olarak tüm insanlığın vicdanı olmaya devam edeceğiz" dedi. "SDG'Yİ YANLIŞ YOLLARA TEVESSÜL ETMEMESİ, SURİYE'NİN BİRLİK VE BÜTÜNLÜĞÜNE DESTEK OLMALARI KONUSUNDA DA UYARIYORUZ" Suriye ile her alanda ve düzeyde kapsamlı temasların devam ettiğini, Suriye'nin ve bölgenin kazanımlarının korunması için yakın eşgüdüm ve iş birliğini güçlendirmekte de kararlı olduklarının altını çizen Erdoğan, "Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'yı, arkadaşlarını yalnız bırakmak diye bir durum söz konusu değil. Sık sık SDG'yi yanlış yollara tevessül etmemesi, Suriye'nin birlik ve bütünlüğüne destek olmaları konusunda da uyarıyoruz. Umarız Suriye'nin toprak bütünlüğü bir ve beraber, müreffeh geleceğe ulaşmaları yolunda tutum takınırlar. SDG'nin Suriye ile bütünleşmesinin en kısa zamanda gerçekleşmesi, Suriye'nin kalkınma hamlelerini de hızlandıracaktır. Suriye yönetiminin, ülkenin bütün etnik ve dini unsurlarını kapsayan bir anlayışla geleceğe yürümesini takdirle karşılıyoruz. Bu, hem Suriye'nin, hem de Türkiye'nin çıkarınadır. Suriye'yi yeniden çatışmaya sürüklemeye çalışanlar ise ne Kürtlerin ne Dürzilerin ne de Nusayrilerin iyiliğini istiyor. Malazgirt Meydanı'nda söylediğim gibi, yönünü Ankara'ya ve Şam'a dönenler kazanacak, kendilerine başka hamiler arayanlar kaybedecek" ifadelerini kullandı. "CHP GEÇMİŞTE DE KENDİ HALKINDAN BULAMADIĞI KARŞILIĞI HEP YABAN ELLERDE ARARDI" Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP'nin attığı adımların Türkiye'nin uluslararası itibarı açısından olumsuz bir tablo ortaya koyduğunu belirterek "CHP bizi şaşırtmıyor. Bunlar CHP için alıştığımız şeyler. Geçmişte de kendi halkından bulamadığı karşılığı hep yaban ellerde arardı. CHP'nin ne yaptığını ve neyi planladığını, CHP'yi yöneten kadrolar dahi anlamakta zorlanıyor. Belediyeleri düşürdükleri durum ortada. Belediyeleri çapsızlıklarıyla ne hale getirdikleri ortada. Trabzon'da söyledim, yurt dışına şikayet turları düzenliyorlar. Böyle rezillik olur mu? Biz aslında Sayın Özel'den, Avrupalı Türklerden özür dilemesini beklerdik. Biliyorsunuz 2 ay önce milletvekilleri çıktı gurbetçilerimize, affedersiniz "zırzop" dedi. CHP yönetiminden bu konuda bir açıklama, bir düzeltme gelmedi. Madem Brüksel'e gittin, en azından bunun için bir özür dile. Sayın Özel bu erdemi göstermediği gibi; yoldaşlarına Türkiye Cumhurbaşkanını yuhalatarak çok daha büyük bir skandala imza attı. Gerçekten çok yazık. Onlar Brüksel'de laf üretirken biz Anadolu'da eser üretiyoruz. İşte o sıra ben Rize'deydim, öbür tarafta Trabzon'da açılışlar gerçekleştiriyordum. Bu hafta sonu 4 gün oraları dolaştık. Rize'mizin derelerini dolaştım, bütün o mekanları gözden geçirdik ve bakan arkadaşlarımla, oraların tadını aldık. Ülkemizi sürekli dolaşarak inşallah halkımızla bütünleşmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. "BU MAKAMLAR MİLLETE HİZMET İÇİN VARDIR; RANT, YOLSUZLUK, İSRAF İÇİN DEĞİL" Belediyelerin yetki tartışmalarıyla ilgili soruyu cevaplayan Erdoğan, "Zaten bizim yasalarımızda bu tür yolsuzluklar, çalma, çırpma durumlarıyla ilgili gerekli düzenlemeler var. Bu noktada yargı tarafından verilmiş herhangi bir yakalama kararı vesaire olduğu anda, zaten yargımız gereğini yapar. Bu yerel yönetimler kanununda da var. Bütün bunlar zaten gayrimeşrudur. Bunlarla ilgili olarak da kanunların emri her an yerine gelir ve biz de bunların üzerine kesinlikle gideriz. Çünkü Belediyeler doğrudan millete hizmet etmenin ilk adımıdır. Bu makamlar millete hizmet için vardır; rant, yolsuzluk, israf için değil" dedi.

Mısır ithalatında yeni dönem... Haber

Mısır ithalatında yeni dönem...

Ticaret Bakanlığı, piyasaların doğru yönlendirilerek spekülatif fiyatların önlenmesi, temel gıda ürünlerinde arz güvenliğinin sağlanması ve ülke ihtiyacının yerli üretimin teşviki yoluyla karşılanabilmesi amacıyla üretici ve tüketici refahının birlikte değerlendirileceğini açıkladı. Bakanlık ilgili kurum ve kuruluşlar ile koordineli biçimde ticaret politikası araçlarını kullanarak gerekli tedbirleri aldıklarını duyurdu. Bu çerçevede, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın talebi üzerine, vatandaşlarımızın temel tüketim maddelerinden başta kanatlı eti ve kırmızı et üretiminde kritik öneme sahip bir girdi olan, hayvan yeminin yanı sıra diğer muhtelif gıda ürünlerinin imalinde de kullanılan ve geçen yıl üretiminde önemli düşüş yaşanan mısırda sağlanan arz talep dengesinin ve fiyat istikrarının hasat dönemine kadar devam ettirilebilmesi amacıyla dünya fiyatlarında yaşanan yükseliş eğilimi de dikkate alınarak yerli mısır üretiminin tüketimi karşılamada yetersiz kaldığı miktarın 1 milyon tonluk kısmı için 31 Temmuz tarihine kadar kullanılmak üzere tarife kontenjanı açıldı. Sınırlı miktarda ürüne yönelik ithalata imkan tanıyan bu uygulama, yerli mısır üreticilerimizin korunmasını teminen ürünün hasat dönemi başlamadan önce 1 Ağustos tarihi itibarıyla sona erecek ve mısır ithalatında gümrük vergisi yüzde 130 olarak uygulanmaya devam edecek. Söz konusu tarifenin kontenjanı kapsamı ithalattan adil bir şekilde faydalanılabilmesi amacıyla bir kullanıcı tarafından tek seferde en fazla 8 bin ton ithalat gerçekleştirilebilecek ve aynı ithalatçının tarife kontenjanı kapsamında tekrar ithalat yapılabilmesi için 7 gün beklemesi gerekecek. Ticaret Bakanlığı, başta Tarım ve Orman Bakanlığı olmak üzere diğer kurum ve kuruluşlar ile istişare halinde, piyasada oluşan arz, talep ve fiyat düzeyini yakından takip ederek gerekli düzenlemeleri zamanında hayata geçirmeye devam edecek.

CHP Bursa Milletvekili Sarıbal: Mısır ve soyada tüm zamanların ithalat rekoru Haber

CHP Bursa Milletvekili Sarıbal: Mısır ve soyada tüm zamanların ithalat rekoru

Türkiye’nin tarımsal üretimdeki gerilemesi, 2024 yılında ithalat rakamlarına da yansıdı. Mısır ve soyada tüm zamanların ithalat rekoru kırılırken, stratejik tarım ürünlerinde dışa bağımlılık katlanarak arttı. Türkiye’nin tarımda kendi kendine yeten bir ülke olmaktan hızla uzaklaştığını belirten Sarıbal, “İthalata bağımlılık arttıkça, küresel fiyat dalgalanmaları Türkiye’de gıda fiyatlarını daha da yukarı çekiyor. Saray rejiminin planı belli: Reel ücretleri baskılayarak talebi kısmak, uyguladıkları sözde dezenflasyon programının faturasını halkın sırtına yüklemek” dedi. 2024 yılında ithalat kalemlerinde en büyük artışın, yem sanayisinin temel girdileri olan soya ve mısırda yaşandığını kaydeden Sarıbal, “Soya ithalatı yüzde 30 artarak 3,8 milyon tona ulaştı. Bu ürün için ödenen bedel 1,8 milyar dolar oldu. Dane mısır ithalatında ise tüm zamanların rekoru kırıldı. 4,5 milyon tonluk ithalat karşılığında 1 milyar doların üzerinde ödeme yapıldı. Ayçiçeği yağı ithalatı 1,3 milyar dolara ulaştı, toplamda 1,4 milyon tonluk ürün ithal edildi. Pamuk ithalatı 1,5 milyar doları aşarken, küspeler için de 1,1 milyar dolar ödendi. 2024 yılı boyunca yağlı tohumlar, bitkisel yağlar ve küspeler ithalatına toplam 5,3 milyar dolar aktarıldı” diye konuştu. 22 YILDA 53 MİLYAR DOLAR AÇIK 2002’den itibaren ekonomik faaliyetlere göre tarımsal dış ticarette verilen açığın her yıl giderek büyüdüğünü,  birikimli olarak yapılan hesaplamalarla 22 yılda toplam 53 milyar dolarlık açık verildiğini açıklayan Sarıbal, “2024 yılında Genel Ticaret Sistemi kapsamında ihracat 261,9 milyon dolar, ithalat ise 344,2 milyar dolar olarak gerçekleşti. Dış ticaret açığı 82,2 milyar dolar, ihracatın ithalatı karşılama oranı ise yüzde 76,1 oldu. 2002’den itibaren ekonomik faaliyetlere göre tarımsal dış ticarette verilen açık her yıl giderek büyümektedir. Birikimli olarak yapılan hesaplamalar geçen 22 yılda toplam 53 milyar dolarlık açık verildiğini ortaya koymaktadır. 2002’den 2024’e kadar Standart Uluslararası Ticaret Sınıflamasına göre tarımsal ürün dış ticaretinde toplam 386 milyar dolarlık ihracata karşılık 372 milyar dolarlık ithalat yapılmıştır. Yani 22 yılda toplam 13 milyar dolarlık net ihracat yapıldığı görülüyor. TÜRKİYE YEM SANAYİDE TAMAMEN İTHALATA BAĞIMLI Milletvekili Sarıbal, açıklamasında Türkiye’de tarımsal üretimin giderek azaldığını ve çiftçilerin üretimden çekildiğini belirterek, “Mazot, gübre, tohum ve ilaç fiyatları kontrolsüz şekilde artarken, çiftçiye verilen destekler yetersiz kalıyor. Türkiye kendi üreticisini desteklemek yerine yabancı tarım şirketlerini finanse eden bir modele teslim oldu. TÜİK’in Mart 2024’te yayımladığı Bitkisel Ürün Denge Tabloları, Türkiye’nin tarımsal üretimde ne kadar kırılgan hale geldiğini gözler önüne serdi. Buna göre, yurt içi üretimin iç talebi karşılama oranları arpada yüzde 90, ekmeklik buğday, mısır, kırmızı mercimekte yüzde 86, pirinçte yüzde 74, yeşil mercimekte yüzde 60, ayçiçeğinde yüzde 51, soyada yüzde 5 oldu. Özellikle soyada yalnızca yüzde 5’lik bir yeterlilik oranına sahip olunması, Türkiye’nin yem sanayisinde tamamen ithalata bağımlı hale geldiğini ortaya koyuyor. EN BÜYÜK İHRACAT KALEMİ MEYVE, SEBZE, BUĞDAY Sarıbal, Türkiye’nin tarımda bilinçli bir şekilde uluslararası işbölümüne teslim edildiğini söyledi. Bu modele göre gelişmiş ülkeler sermaye ve teknoloji yoğun tarım ürünlerinde uzmanlaşırken, azgelişmiş ülkeler ucuz işgücüyle meyve-sebze gibi emek yoğun ürünlerde yoğunlaşıyor. TÜİK verilerinin bu tabloyu doğruladığını belirten Sarıbal, 2024’te fındık ihracatı yüzde 41,4 artarak 2,6 milyar dolara ulaştı. Türkiye’nin en büyük gıda ihracat kalemleri meyve, sebze ve buğday unu oldu. Buna karşın, hububat, yağlı tohumlar ve pamuk gibi sermaye yoğun tarım ürünlerinde ithalata bağımlılık sürdü. Tarım politikalarımız küresel şirketlerin çıkarlarına göre belirleniyor. Türkiye’ye ucuz işgücüyle sebze ve meyve üretme rolü biçilmiş durumda. Ancak bu durum, uzun vadede tarımı yok oluşa sürüklüyor” dedi. GIDA ENFLASYONU ANCAK ÜRETİMLE ÇÖZÜLÜR Hükümetin gıda enflasyonunu düşürmek için ithalatı bir çözüm olarak sunduğunu belirten Sarıbal, bu anlayışın en büyük yanlış olduğunu ifade ederek; “Üretimi artırmadan, ithalatla gıda enflasyonunu çözemezsiniz. Çözüm, çiftçiyi desteklemek, üreticinin girdi maliyetlerini düşürmek ve tarımı yeniden canlandırmaktır. Türkiye’nin 2024 yılında tarımsal ithalata ödediği toplam 11,4 milyar dolar, yaklaşık 370 milyar TL, hükümetin tarıma ayırdığı destek bütçesinden 4 kat fazla. Bu tablo, tarımda uygulanan politikaların kimleri desteklediğini açıkça gösteriyor. Çiftçilere gerçekçi destekler verilmeli, girdi maliyetleri sübvanse edilmeli. İthalat yerine yerli üretimi teşvik eden politikalar uygulanmalı. Gıda egemenliği sağlanmalı, Türkiye’nin kendi üreticisini destekleyen bir modele geçilmeli” açıklamasını yaptı. 22 YILDA 98 MİLYAR DOLAR AÇIK 2024 yılı bütününde en önemli ithalat kalemleri olan hububat, baklagiller, yağlı tohumlar ve türevleri ile pamuk ve tütüne toplam 11,4 milyar dolar, 370 milyar lira ödendiğini kaydeden Sarıbal,  “TÜİK verilerine göre tarımsal hammaddeler başlığında yer alan ürünlerde 2003-2025 döneminde toplam 21 milyar dolarlık ihracata karşılık 119 milyar dolarlık hammadde ithalatı yapılmıştır. Diğer bir ifade ile 98 milyar dolarlık açık verilmiştir. 2024 yılının 12 aylık döneminde, ihracatta öne çıkan ürünler sıralamasında yüzde 41,4 artışla fındık ilk sırada yer aldı. 323 bin tonluk iç fındık ihracatından 2,6 milyar dolar döviz elde edildi. İkinci sıradaki buğday unu ihracatında buğday ithalatındaki kısıtlamalardan dolayı yüzde 21’lik düşüş yaşandı. Buğday unu ihracatı 1,2 milyar dolar olarak gerçekleşti. Ayçiçeği yağı ihracatı da 1 milyar dolarlık değerle üçüncü sırada kendisine yer buldu. Ayçiçeği yağı ihracatında yüzde 3 düşüş yaşandı. Yılın 12 aylık döneminde en çok ithalatı gerçekleştirilen ürün, miktar bazında ithalatı yüzde 30 artan, 1,8 milyar dolar ile soya fasulyesi oldu. Soyada ithalat 3,8 milyon tona ulaştı. İkinci sıradaki pamukta ithalat önceki yıla göre yüzde 8’lik gerilemeye rağmen 1,5 milyar doları aştı. Geçen yıl tüm zamanların ithalat rekoru kırılan buğdayda TMO’nun depolarında biriken stokların eritilmesi amacıyla buğday ithalatında önce yasak, ardından kısıtlama getirildi. Bu nedenle ithalat yarı yarıya azaldı ve 1,4 milyar dolarda kaldı. 1,4 milyon tonu aşan ayçiçeği yağı ithalatına da 1,3 milyar dolar ödendi. 4,5 milyon tona yükselen dane mısır ithalatında ise tüm zamanların rekoru kırıldı; ödenen bedel 1 milyar doları aştı. İthalatta ürün grubu olarak en yüksek bedel yağlı tohum ve bitkisel yağlara gitmektedir. 2024 yılının 12 aylık döneminde yağlı tohumlar, bitkisel yağlar ve küspeler ithalatına toplam 5,3 milyar dolar ödenmiştir. 3 milyon tonu aşan küspe ithalatı için ise 1,1 milyar dolar ödenmiştir” dedi. İLİÇ EKOKIRIM SUÇUDUR, MURAT KURUM SORUMLUDUR Erzincan’ın İliç ilçesinde Anagold Madencilik tarafından işletilen Çöpler Altın Madeni’nde 13 Şubat 2024’te yaşanan faciadan bu yana bir yıl geçtiğini, ancak sorumluların hala hesap vermediğini kaydeden Sarıbal, Siyanürlü atık havuzlarının çökmesi sonucu 9 işçi göçük altında kaldı, tonlarca zehir doğaya karıştı. İliç’teki madenin riskleri uzun yıllardır bilim insanları ve çevre örgütleri tarafından dile getiriliyordu. 2010 yılında siyanürle altın üretimine başlayan şirket, kapasite artırımı yoluyla faaliyetini genişletirken, bölgedeki su kaynakları ve ekosistem üzerindeki yıkıcı etkiler göz ardı edildi. Türk Tabipleri Birliği, 2021’de yayımladığı raporda bölgedeki toprak, su ve bitki örneklerinde yüksek oranda arsenik tespit edildiğini açıklamıştı. Yerel halk ve çevre örgütleri, siyanürlü atık havuzlarının kapatılması ve projenin iptal edilmesi çağrısında bulundu. Ancak yetkililer, madenin faaliyetlerini genişletmeye devam etti. Olayın ardından kurulan TBMM Araştırma Komisyonu ve bilirkişi raporları, faciaya neden olan kapasite artışına izin veren yetkilileri işaret etti. Ancak soruşturma sürecinde bilirkişi heyeti değiştirildi, hazırlanan yeni raporla dönemin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum aklandı. İliç ekokırım suçudur, Bakan Murat Kurum, sorumludur!” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.