SON DAKİKA
Hava Durumu

#Miting

Söz Bursa - Miting haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Miting haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bakan Bak: "Halkımızın Gazze duyarlılığı çok kıymetli" Haber

Bakan Bak: "Halkımızın Gazze duyarlılığı çok kıymetli"

'Büyük Gazze Yürüyüşü'nde konuşan Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, "Halkımızın Gazze’ye karşı gösterdiği hassasiyet tüm dünyayı uyandırması, ayağa kaldırması için çok çok kıymetli. Sporun birleştirici gücü iyileştirici gücü çok çok önemli. Gençler ülkesi için mücadele etmeli dünyadaki haksızlıklara, zulümlere baş kaldırmalı" dedi. İstanbul'da "Sinmiyoruz, susmuyoruz Filistin'i unutmuyoruz" sloganıyla yeni yılın ilk sabahında Galata Köprüsü'nde düzenlenen mitinge binlerce vatandaş akın etti. Miting alanında konuşan Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, "Tepkilerin gösterildiği önemli bir alan. Tüm dünyanın takip ettiği bir ortam. Gençlerimizin özelikle burada bulunmak istemeleri çok çok kıymetli bütün halkımız burada. Milletimiz her zaman mazlumun yanında yer almıştır. Zalimin karşısında yer almıştır. Cumhurbaşkanımız Gazze’de yaşanan soykırımı dünyaya hem birleşmiş milletler kürsüsünden hem katıldığı uluslararası pek çok toplantıda ifade etmiştir. Halkımızın bu Gazze’ye karşı gösterdiği hassasiyet tüm dünyayı uyandırması ayağa kaldırması çok çok kıymetli. Halkımız akın akın buraya geliyor. Bu bir tepkidir. Özellikle ben kulüplerimizi de tebrik etmek istiyorum. Bütün süreç boyunca tribünlerinde Gazze’ye destek soykırıma karşı ortaya koydukları söylemler çok çok kıymetli. Sporcularımızın gösterdiği tepkiler önemli. Çünkü onları takip eden milyonlarca insan var. Sporun birleştirici gücü iyileştirici gücü çok çok önemli. Davası olamayan, hedefi olmayan, hayalleri olamayan gençler bu dönemde bu nesillerde süreci devam ettiremezler. Dünyadaki soykırımlara tepki gösteren gençler istiyoruz. Türkiye’nin dört bir yanından binlerce gencimiz geldi. Gençler ülkesi için mücadele etmeli dünyadaki haksızlıklara, zulümlere baş kaldırmalı" dedi.

Bahçeli'den DEM Parti'nin Diyarbakır mitingine yeşil ışık: "Ne var bunda? toplansınlar Haber

Bahçeli'den DEM Parti'nin Diyarbakır mitingine yeşil ışık: "Ne var bunda? toplansınlar

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "DEM Parti'nin 4 Ocak'ta düzenleyeceği mitingin hiçbir mahsurlu yanı yoktur. Elbette toplanıp beklenti, talep ve düşüncelerini seslendirebilirler. Ne var bunda?" dedi. MHP Genel Başkanı Bahçeli, DEM Parti öncülüğünde teröristbaşı Abdullah Öcalan'a özgürlük talebi kapsamında 4 Ocak tarihinde Diyarbakır'da düzenlenecek mitinge ilişkin yazılı açıklamada bulundu. Bahçeli, Anayasa ve yürürlükteki yasalar kapsamında herkesin gösteri, açık hava toplantısı yapmaya ifade ve düşünce özgürlüğü sınırlarında hakkı olduğuna dikkati çekerek şu ifadeleri kullandı: "Demokrasinin doğası, genel geçer ilkeleri bu hususta bellidir, bilinmektedir. CHP'nin bugüne kadar 75 miting yaptığı, irili ufaklı diğer partilerin her zemin ve platformda salon veya açık hava toplantıları düzenlediği bir ortamda DEM Parti'nin miting yapması büyütülecek ve mesele yapılacak bir husus değildir. Kanaatimce DEM Parti'nin 4 Ocak 2026'da düzenleyeceği mitingin hiçbir mahsurlu yanı yoktur. Elbette toplanıp beklenti, talep ve düşüncelerini seslendirebilirler. Ne var bunda? DEM Parti'nin Türkiye partisi olma yönündeki kararlı adımlarını görüyor, değerli buluyorum. Ancak şunun da unutulmamasını ümit ediyorum; PKK'nın kurucu önderliğinin 27 Şubat 2025 tarihli çağrısında cezaevinden çıkma ve özgürlüğüne kavuşma talebinin bulunmadığı ortadadır. Bu çağrı bizim için tek bağlayıcıdır. Bundan mülhem DEM Parti'yle bölücü terör örgütünün tüm bileşenlerinin 27 Şubat çağrısının hilafına tavır ve tutum içinde olmalarının ‘Terörsüz Türkiye' hedefini sekteye uğratmasa bile yavaşlatacağını değerlendiriyorum. 4 Ocak 2026'da toplansınlar, taleplerini açıklasınlar, buna diyeceğim bir şey olmaz. Ne var ki 27 Şubat çağrısını hiç kimse gözden uzak tutmasın, bu çağrının gölgelenmesine de hizmet etmesin. Bu vesileyle Diyarbakırlı kardeşlerimi hasretle, hürmetle ve muhabbetle selamlıyorum. Olağan bir gelişmeye olağanüstü bir anlam yüklemenin hiçbir sonucu olmayacağını bilhassa paylaşmayı zaruri addediyorum."

Özgür Özel’den Avrupa’da sert çıkış: "İngiliz İşçi Partisi’nin Erdoğan’la dayanışması kabul edilemez!" Haber

Özgür Özel’den Avrupa’da sert çıkış: "İngiliz İşçi Partisi’nin Erdoğan’la dayanışması kabul edilemez!"

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Avrupa Sosyalist Parti Liderler Toplantısı'nda İngiltere'ye sitem ederek, "İngiliz İşçi Partisi bugün Erdoğan'la, Erdoğan'ın beklediğinin üzerinde bir dayanışma gösteriyor. Bunu kabul etmemiz mümkün değil" dedi. CHP lideri Özgür Özel, Belçika'nın başkenti Brüksel'de gerçekleştirilen Avrupa Sosyalist Parti Liderler Toplantısı'na katıldı. Özgür Özel bazı Avrupa liderlerine sitem ederek başladığı konuşmasında, "Sayın Başkan, sizin şahsınızda hem değerli Giacomo'ya ve Genel Sekreter Yardımcılarına teşekkür ediyorum. Her fırsatta yanımızda oldunuz. Bizimle birlikte Türkiye'de birkaç kez bulundunuz ve en üst düzeyde kurumsal desteği ilettiniz. Bunun için size teşekkür ediyorum. Ancak durum bütün sosyal demokrat, sosyalist ailemiz için böyle değil. Bu konudaki sıkıntıyı dile getirerek başlamak isterim. Parlamenterler düzeyinde konseyde çok önemli bir destek alıyoruz. Ancak iş, yürütme düzeyine geldiğinde bu noktada maalesef bizimle bir dayanışma göstermeye değerli kardeş partilerimizin iktidardaki liderleri, son derece çekingen davranıyorlar. Bu da Erdoğan'ın Türkiye'deki pozisyonunu güçlendiriyor" dedi. ÖZEL, ŞUNLARI SÖYLEDİ: "Aslında burada uzun uzun zamanınızı almak istemem. Ancak Türkiye'de Ekrem İmamoğlu, 16 milyonluk bir şehrin 3 kez üst üste seçilmiş bir başkanı hapistedir. Türkiye'de 3 büyükşehir belediye başkanı, Antalya, Adana ve İstanbul'un belediye başkanları hapistedir. 16 belediye başkanım, 102 siyaset arkadaşım hapistedir. 9 ay sonra ancak iddianame düzenlenmiş ve ilk dava tarihi 3 ay sonraya verilmiştir. 9 aydır Türkiye'de toplam 75 büyük miting yaptık. Bunların, çeşitli şehirlerde yaptığımız mitinglerden en kalabalığı 2.4 milyon, en az katılım olanı da 50 bin kişilik mitinglerdir. Toplam 75 büyük mitingle Erdoğan'a meydan okuyoruz. Türkiye'de büyük bir mücadele veriliyor. Son yerel seçimlerde nüfusun yüzde 65'ini, ekonominin yüzde 85'ini temsil eden belediyeleri kazandık ve ondan sonra ağır bir saldırı altındayız." "YENİ BİR RÜZGAR OLUŞTURACAK PARTİYİ BİR BAŞINA BIRAKIRSANIZ" Özel, "Türkiye gibi bir ülkede sol yüzde 38'e çıkmışken, 25 yıl sonra ilk kez Erdoğan'ı yenmişken, 47 yıl sonra ilk kez birinci parti olmuşken, Türkiye'deki büyük hak ihlallerine, büyük saldırıya Avrupa'daki dostlarımızın ne kadar dikkat kesildiğini, bunun ne kadar farkında olduğunu gerçekten merak ediyorum. Daha önce de birkaç kez söyledim. Elbette Avrupa'nın savunmayla ilgili, güvenlikle ilgili kaygılarını anlıyorum. Bu konuda Türkiye ne yapması gerekiyorsa bunu yürekten destekliyorum. Ancak bu otoriterlerin oluşturduğu sorunlara karşı, otoriter popülist liderlerin ya da salt otoriter liderlerin oluşturduğu sorunlara karşı çözümü, salt yerel otoriterlerle aramak değil bunun çözümü. Otoriterlerin oluşturduğu sorunlara karşı demokratik bir şekilde mücadele edilebilir ve otoriterlere karşı bir ittifak kurulacaksa bu ittifakın adı, demokrasi ittifakıdır. Bazı otoriterlere karşı mücadele ederken, başka otoriterleri desteklerseniz, bizim gibi şu anda dünyada en çok belediye başkanlığı olan sosyal demokrat partiyi, ülkesinde birinci parti olmuş ve ilk seçimde iktidara gelerek bütün Avrupa, bütün sol için yeni bir rüzgar oluşturacak bir partiyi bir başına bırakmış olursunuz. İlk başta söylediğim gibi PES'in (Avrupa Sosyalistler Partisi) yönetimi, tüm kademeleri müthiş bir dayanışma gösterdi. Ama sanki hepimiz adına, PES'in yönetimi en iyi dileklerini sunuyor, en büyük dayanışmayı gösteriyor. Ama PES bir çatı örgüt. PES'i oluşturan ülkeler, partiler bu dayanışmaya ne kadar önem veriyorlar, katkı sağlıyorlar? Bunu merak ediyorum" ifadelerini kullandı. "İNGİLİZ İŞÇİ PARTİSİ'NİN ERDOĞAN'LA DAYANIŞMASI KABUL EDİLEMEZ" Özel, İngiltere'ye yönelik sitemini tekrarlayarak, "Ayrıca bizim kardeş partiler olduğumuz gerçekliği var. İngiliz İşçi Partisi bugün Erdoğan'la, Erdoğan'ın beklediğinin üzerinde bir dayanışma gösteriyor. Bunu kabul etmemiz mümkün değil. Bu konuda her platformda bu tepkimi dile getiriyorum, dile getirmeye de devam edeceğim" şeklinde konuştu. Özel, "Otoriterlerin oluşturduğu sorunları otoriterlerle çözemezsiniz. Erdoğan'ın veya bir başka otoriter liderin size vaat ettiği, istikrar değildir. Bir ülkede demokrasi varsa o demokrasi size iyi istikrarlı, iyi ilişkiler vaat edebilir. Ülkede demokrasi yoksa, ülkede otokrasi varsa o size şimdilik çıkar ilişkisi vaat eder. Ama ilerleyen sürede yeni bir istikrarsızlığın kapısını aralar. Avrupa Birliği'nin sınırında demokratik bir Türkiye mi olacak ve o Türkiye'de sosyal demokratlar, kardeş partiniz mi iktidar olacak? Yoksa sınırınızda başarıya bu kadar yaklaşmışken kardeş partinizi bir otoriter ezdireceksiniz, o otoriter devam ettirecek ve siz onunla istikrarlı ilişkilerde bulunacaksınız? Bunun hesabını herkesin doğru yapması lazım" dedi. "UKRAYNA KONUSUNDA DA FİLİSTİN KONUSUNDA DA EN NET TAVRIMIZI SÜRDÜRÜYORUZ" Özel, "Avrupa'nın güvenliği için demokratik ve güçlü bir Türkiye'ye, bu Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne tam üye olmasına ve son 25 yılda Avrupa'nın yanı başında görülen korkulu rüyanın bitmesine ihtiyaç var. Ukrayna konusunda da Filistin konusunda da en net tavrımızı sürdürüyoruz. Filistin'in ne kadar yanındaysak, Ukrayna'nın da o kadar yanındayız. Yeni ortaya çıkan denklemler, ortaya çıkan ne olursa olsun hiçbirimiz bizi var edenin ne olduğunu, bizi buraya ne getirenin ne olduğunu unutmamalıyız. Bizi alnının teriyle geçinen işçiler, geleceğini bizde gören köylüler, ezilenler, sömürülenler, güvencesizler bu masanın başına onların hakkını koruyalım ve dünyadaki onların hakkını koruyan diğer partilerle ve liderlerle dayanışalım ve emek mücadelesini küresel olarak sürdürelim diye yolladılar. Bizi kendi ülkemizden buraya yolladılar ve diğer ülkelerin otoriterleri ile uzlaşalım ve çıkar ilişkileri kuralım diye yollamadılar. Hepinize çok teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.

Özel: "Bu ülkeye kardeşliği ve barışı getireceğim" Haber

Özel: "Bu ülkeye kardeşliği ve barışı getireceğim"

Kale siyaseti, kutuplaşma siyaseti geride kaldı. Artık kucaklaşma siyaseti var. Kale hepimizin. Bundan sonra Cumhuriyet Halk Partisi'nin kalesi diye de bir şey yok. Kaleler bitsin, kutuplaşma bitsin, bizim de kalelerimiz bu milletin birliğine feda olsun" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in çağrısıyla başlatılan 'Millet İradesine Sahip Çıkıyor' mitingi binlerce vatandaşın katılımıyla Bursa Kent Meydanı'nda gerçekleşti. Mitingde Özgür Özel'e Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, CHP İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, milletvekilleri ve partililer eşlik etti. Kalabalığa hitap eden Özel, 31 Mart yerel seçimlerine ve sonrasındaki siyasi tabloya değinerek, "Bursa AK Parti'nin kalesi deniyordu. Ancak millet, ‘Ben milli iradeysem, kime görev veriyorsam o göreve gelir. Sorunum var, çözüm istiyorum ve görevi Mustafa Bozbey'e veriyorum' dedi. Bursa 47 yıldır bizim dışımızdaki partilerin başkanlarınca yönetildi. Artık öyle kale diye bir şey kalmadı. Kale siyaseti, kutuplaşma siyaseti geride kaldı. Artık kucaklaşma siyaseti var. Bursa, ne Recep Tayyip Erdoğan'ın ne de AK Parti'nin kalesidir. Bursa, artık bu milletin kalesidir. Biz milleti sosyal, muhafazakar, milliyetçi, liberal, sosyalist, Kürt, Alevi ve Sünnisiyle hep birlikte kucaklıyoruz. Kale hepimizin. Bundan sonra Cumhuriyet Halk Partisi'nin kalesi diye de bir şey yok. Kaleler bitsin, kutuplaşma bitsin, bizim de kalelerimiz bu milletin birliğine feda olsun" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kendisine yönelik sözlerine de yanıt veren Özel, "Bana, ‘Ekrem İmamoğlu'nu bırak, peşinden gitme, ona sahip çıkma. Sen posta güvercini misin' diyor. Özgür Özel'den olsa olsa barış güvercini olur. Bu ülkeye kardeşliği ve barışı getireceğim. Ekrem İmamoğlu'na da, tüm yol arkadaşlarıma da kefilim. Eninde sonunda cumhurbaşkanı adayımızı kolundan tutup Bursa'ya getireceğim" diye konuştu. Ekonomik kriz ve asgari ücret konularında da önemli açıklamalarda bulunan Özel, "İlk seçim döneminde zora girdiğinde 'her şeyi biz yapacağız' diyen ve 'mülakatı kaldıracağız' diyen Erdoğan, enflasyonist ortamda yılda 4 kez 3 ayda bir asgari ücrete zam yapacağı sözünü vermişti. Ama geçen sene 12 ay boyunca bir kuruş zam yapmadan emekçileri sefalete ve açlığa sürükledi. Bütün işçi örgütlerini ve işveren örgütlerini gezeceğim. Bu konuda hem işçiyi kayıran hem de işvereni zora sokmayan bir formülü geliştirip ilan edeceğiz. Emekçinin hakkını temmuz ayında asgari ücrete ara zammı almak için büyük bir mücadele başlatıyoruz" dedi. Özel, bu süreçte işçiyi ezdirmeden işvereni de mağdur etmeyecek bir çözüm paketi hazırladıklarını belirtti. Özel, "Temmuzda asgari ücrete bir ara zammı almak durumundayız. Bunu yaparken KOBİ'lerimizi, sanayicilerimizi mağdur üretmeyeceğiz. İlan edeceğimiz paketle KOBİ'ye, sanayiciye, bilhassa küçük esnafa, artan asgari ücretin yükünü sırtlarına koymayacak prim ve vergi teşviğiyle bu yükü onların sırtından alacağız. İşverenin de yüzünü güldüreceğiz, emekçinin de ara zammını alacağız" şeklinde konuştu.

"Her hafta sonu Ekrem İmamoğlu için özgürlük mitingi yapacağız" Haber

"Her hafta sonu Ekrem İmamoğlu için özgürlük mitingi yapacağız"

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında açıklamalarda bulundu. Partisinin 6 Nisan Pazar günü gerçekleştireceği olağanüstü kurultaya ilişkin konuşan Özel, "Kurultayda tek gündem var, o da başkanlık seçimleri. 81 ilden yurttaşlarımızı, partililerimizi, CHP ile dayanışma göstermek isteyen herkesi, demokraside buluştuğumuz tüm gençleri Nazım Hikmet Kültür Merkezi önüne bekliyorum. Asıl kurultay konuşmasını salonda değil, dışarıda yapacağız. Kurultay, ne basına kapalıdır, ne üyeye kapalıdır. 19 Mart başarısız darbe girişiminin üzerinden tam 15 gün geçti. Bu sivil darbeler, çoğunlukla geldikleri sandıkla gitmek istemeyenlerin giriştiği bir darbe türüdür. Bu milletin kararına saygısızlıktır. Bu yaşadığımız darbe daha önce yaşadıklarımızdan farklı olarak vatandaşın bir sonraki tercihine yapılmıştır. Bu darbe Erdoğan'ın yarışmaktan korktuğu bir sonraki cumhurbaşkanına yapılmıştır. Ben bir cumhurbaşkanına ne söylenebileceğini, ama bir cunta başkanının neden anlayacağını çok iyi bilen birisiyim. Maalesef bu süreçte muhatabım bir cumhurbaşkanı değil, bir cunta başkanıdır. Cunta başkanları demokrasiden anlamaz. Cunta başkanları demokrasiden nasibini alamamışlardır" ifadelerini kullandı. "HER HAFTA SONU EKREM İMAMOĞLU İÇİN ÖZGÜRLÜK MİTİNGİ YAPACAĞIZ" Konuşmasında kayyum rezaletini gündeme getirenlere gerekli cevabı vereceklerini söyleyen Özel, "Ekrem Başkanı terör ile yolsuzluk ile itham ettiler. Her şey herkesin gözünün önünde oldu. Her hafta sonu Ekrem İmamoğlu için özgürlük mitingi yapacağız. Kayyum rezaletini gündeme getirenlere gerekli cevabı vereceğiz. Adil Karaismailoğlu yapısı, darbe başarılı olsa İBB Başkanlığı'na getirilecekti. Darbenin üst kademe listesi başarılı olsa neler yapacağı bellidir. Ayşe Barım niye alınmış, onu da görüyorsunuz. Gazeteciler niye alınmış, hepsini görüyorsunuz. Bir gün bir şey yapacağız kimse sokağa çıkamasın. Şimdi buradan bir yeni büyük meseleyi kayda geçirmek üzere karşınızdayım. Öyle bir yakalandılar ki. Onun hedefi Ekrem İmamoğlu idi. Bütün Türkiye geçti arkasına. O kadar aceleye gelmiş ki MASAK raporu bomboş. TRT'den canlı yayın, bütün yargılama. Ekrem Başkan'ı tutuksuz yargılayın" dedi.

Ümit Özdağ mitingde Erdoğan ve Bahçeli'ye seslendi Haber

Ümit Özdağ mitingde Erdoğan ve Bahçeli'ye seslendi

Prof. Dr. Ümit Özdağ: Bu sabah Karaman’a gelince önce her ilde yaptığım gibi şehitliği ziyaret ettim. Orada PKK terör örgütü ile mücadele ederken şehit olan evlatlarımızın başında dua ettik. Bazıların adlarını analım: Teğmen Halil Demirörs, Adnan Çelik, Ramazan Ünay, Tuncay Özçoban, Mustafa Ahmet Demir, Muhammet Ali Mevlit Dündar, Hakan Yılmaz, Mehmet Kızılca, Mehmet Uygun. Ahmet Taşer. Şimdi onların kahramanca verdiği vatan mücadelesi inkar edilerek terörist başı Abdullah Öcalan ile sözde barış görüşmeleri yapılıyormuş. Öcalan umut hakkı ile İmralı’daki hapishaneden çıkıp evlenecekmiş. Televizyonda bu sürecin propagandistlerinden birisi “O da insan” diyor. Alçak bunlar, vatansız, kansızlar, Öcalan’ın emri ile hayatlarının baharında nişanlılarından, hamile eşlerinden, genç hanımlarından ve bebeklerinden ayrılmak zorunda kalan şehitlerimizden utanmıyor musun? Devlet Aklı Türk milletine yönelik yeni bir ahlaksızca psikolojik operasyon yapılıyor. Güya, Öcalan denilen katilin serbest bırakılması, PKK’ya af getirilmesi, devlet aklıymış. Bu devlet aklı dedikleri şey olsaydı 15 Temmuz FETÖ’cü darbesi olur muydu? Yüzlerce vatandaşımız şehit olur muydu? Devlet aklı olsaydı polis özel harekatın merkezini FETÖ’cü pilotlar bombalayıp onlarca özel harekatçımızı şehit edebilirler miydi? Bu devlet aklı olsaydı hiç PKK ilçelerimizi el geçirebilir miydi? Devlet aklı olsaydı, kendi ilçelerimizi PKK’dan geri almak için 793 şehit verir miydik? Devlet aklı diye yaptıkları psikolojik operasyonları unutmayalım. Annan planı ile 2003-2004’de KKTC’yi yıkarak, Kıbrıs’ı Rum kesimine teslim etmeyi denemişlerdi. O günlerde AK Parti büyük bir psikolojik operasyon ile Türk halkını Annan Planına razı etmeye çalıştı. Kıbrıs’ın Türkiye’ye ekonomik yük olduğunu da söylediler. Milli kahraman rahmetli Rauf Denktaş’a bir küfretmedikleri kaldı. Eğer Ak Parti’nin istediği olsaydı bugün Türkiye Doğu Akdeniz’de değil doğal gaz aramak, sandal bile yüzdürmekte zorlanacaktı. Psikolojik operasyonlar Sonra Ergenekon-Balyoz psikolojik operasyonu başladı. Yüzlerce generali ve albayı olmayan bir örgüt üzerinden tutukladılar. Türk ordusunun Genelkurmay Başkanına karşı 33 silahsız erimizi her birisine 55 kurşun sıkarak katleden teröristlerin elebaşı mahkemede şahit gösterildi. Sonra ortaya ne çıktı, Ergenekon diye bir örgütün olmadığı ve gerçek terör ve casusluk örgütünün AKP’nin işbirliği yaptığı FETÖ olduğu. Hatırlayalım; Erdoğan ne dedi? ‘Ne istediniz de vermedik?’ Kedi yavrusunun gözü 3 günde açılıyor. Bunların gözünün açılması için darbe gerekti. Bir başka psikolojik operasyonda 2009’da PKK ile başlayan terörle müzakere süreci idi. “Analar Ağlamasın” diye yola çıktılar. Terörle müzakere edilmez diyen herkese “kandan beslenenler” diye saldırdılar. Oysa 1984-1999 arasında Türk ordusu, polisi, jandarması, korucu kardeşlerimiz kahramanca bir mücadele vererek PKK terör örgütünün canını okumuştu. Öcalan yakalanmış, İmralı’ya tıkılmıştı. Ermeni, Yunan ve Avrupa desteği para etmemiş, PKK’nın anasından emdiği süt burnundan gelmişti. Terörle müzakere sürecinde bütün bu fedakarlıklar ve kahramanlıklar adeta çöpe atıldı. Kahraman şehitlerimizi rahmet ile anıyoruz. Sevgili gazilerimize sevgi ve saygılarımızı iletiyoruz. AKP’li siyasetçiler ve bürokratlar, hatırlayacaksınız birinci müzakere sürecinde PKK’ya “Ordu-polis-jandarma size müdahale etmeyecek, ederse bize söyleyin, hesap soralım” diye güven verdiler. Güneydoğu’nun vatansever insanlarını PKK’nın insafına terk ettiler. PKK, ilçe merkezlerine askerin, polisin gözlerinin önünde yığınak yaptı. Uyardık. “Siz anlamazsınız” dediler. Evet, siz çok anladığınız için sonunda Hendek teröründe 790 jandarma ve polis özel harekatçı evladımızı şehit verdik. Yüzlerce genç askerimiz, polisimiz yaralandı. El Yapımı patlayıcılar ile birçoğu uzuv kaybetti. Bu Meclis, Gazi Meclis’tir. Teröristlerin girebileceği bir yer değil. Yine Öcalan ve PKK ile müzakere süreci başladı. Bu sefer daha açık ve daha saldırgan şekilde başlandı. Bahçeli, terörist başı Öcalan’ın TBMM’de DEM grubunda konuşma yapmaya davet etti. Öcalan'ın geldiği bir Meclis artık Meclis olmaktan çıkar namusunu kaybeder. Bu Meclis, Gazi Meclis’tir. Teröristlerin girebileceği bir yer değil. Türk milletinin yüzünü kızartacak, Türk devletini küçük düşürecek bir anlaşmaya karşıyız, karşı olmaya devam edeceğiz. Öcalan hapisten çıkma karşılığında PKK’ya silah bıraktıracak ve PKK’nın kendisini lağvetmesini sağlayacakmış. Başka hiçbir talepleri yokmuş. Öcalan serbest kalması karşılığında terörü sona erdirecekmiş. Bu büyük bir yalan. Ne Öcalan hapisten çıkması karşılığında PKK’ya silah bırakın ve örgütü lağvedin çağrısında bulunur ne de PKK bunu kabul eder. Peki, gerçek nedir? Gerçek şudur: Öcalan’a af gelecek. Ancak af sadece Öcalan affedilmeyecek, PKK’lılar ister hapiste olsun ister dağda ve şehirde hepsi affedilecek. Dahası da var. PKK’lı teröristlere topluma kazandırma çalışmaları çerçevesinde belediyeler iş verilecekmiş. Ancak böyle bir af sadece PKK’yı kapsayamaz. Çıkarılacak af FETÖ’yü, İŞİD’i ve diğer terör örgütlerini de kapsayacak. Son günlerde Ankara’da Sincan cezaevinde yatan FETÖ’cülerin bayram ettiği duyuyoruz. Genel afla birlikte bütün uyuşturucu tacirleri torbacılar katiller tecavüzcüler serbest kalacaklar. Öcalan Anayasanın Türk milletini tanımlayan 66. maddesinin değiştirilmesini istiyor. Anayasaya Kürt milletinin de eklenmesi talep ediliyor. Öcalan ayrıca Anayasamızın 42. maddenin değiştirilerek Kürtçe eğitime izin verilmesi isteniyor. Bu iki maddenin 42. ve 66. maddelerin değişmesi Anayasamızın değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek olan maddelerin anlamını ortadan kaldıracak. Buna rağmen Öcalan’ın Anayasa’nın ilk üç maddesinin değiştirilmesi talepleri gündeme getirdiğini duyuyoruz. Öcalan’ın 7 maddelik açıklaması Öcalan, İmralı‘da kendisini ziyaret eden DEM heyetine yazdırdığı 7 maddelik açıklamada ifade ettiği gibi yeni paradigmanın yani kendisinin de kurucuları arasında yer aldığı yeni bir devletin kuruluşunu talep ediyor. Halkaların kaderlerini tayin hakkından bahsediyor. Gazze ve Suriye’deki olayları göstererek Türkiye’yi tehdit ediyor. Türkiye’yi dönüştürmekten bahsediyor. PKK terör örgütü yöneticileri de özerklik, anayasal tanınma gibi doğal haklarımızı tartışma konusu yapmayız diyor. Özetle Türk halkına televizyonlarda siyasetçiler ve yandaş propagandistler yalan söylüyorlar. Bir an için PKK’nın isteklerinin kabul edildiğini düşünelim. Hani Devlet Bahçeli Mayıs 2023’de “Önümüzdeki süreçte çok şey değişecek. İnşallah Türkiye değişmez” demişti. İşte neler değişecek size anlatayım: Türkiye’nin Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgesinde 22 il özerk veya federal Kürdistan olur. Türkiye, Yugoslavya, Çekoslovakya, Irak gibi siyasi ve idari parçalanmış bölgelere ayrılır. Türkiye, Lübnan gibi siyasette, bürokraside etnik kotaların oluşturduğu bir ülke olur. Türkiye, Irak gibi devlet görevlerinin etnisite ve mezheplere göre paylaşıldığı bir ülkeye dönüşür. PKK ve DEM’in ve onların arkasındaki güçleri amaçları Türk milletinin mutluluğu değil. Onların amacı bizim kanımız ve gözyaşlarımız üzerinden Ortadoğu’da su kaynaklarını elinde tutan zayıf bir Kürdistan oluşturup, bu Kürdistan’ı İsrail’in müttefikini yapmak. Mesele insan hakları meselesi değil. Mesele ülkemizi parçalamak. Buna izin vermeyeceğiz. Bu hatadan dönün Buradan Cumhur İttifakına seslenmek istiyorum; Sayın Erdoğan, Sayın Bahçeli, bu hatadan dönün. Bu hatadan dönün, yoksa hepiniz Öcalan'ın altında kalırsınız. Millet nasıl olsa aç, perişan, karnını doyurmakta zorlanıyor. Öcalan falan önemsemez diye düşünmeyin. Bu milletin devleti ile oynamayacaksınız. Aç kalır ama devleti ile oynatmaz. TUİK bir ülkemizde yoksul oranını yüzde 13,6 diye açıklıyor. Yani 17 milyon 821 bin kişi yoksul. Ancak ülkemizde yoksul oranı yüzde 13,6 değil yüzde 39,3. Her 10 kişiden 4’ünün evine et girmiyor. Etin tadını unutan çocuklar var. Yurttaşlarımızın yüzde 15’i evinin kirasını ödeyemeyecek kadar yoksul. Yüzde 15’i evini ısıtamıyor. Enflasyondaki büyük artış kontrol edilemiyor. Ali Erbaş, sınavdan geçiyor mu? Ülke bu durumda iken Erdoğan, 6 uçak ile New York’a gidiyor. Audi aracına 20 milyon ödeyen Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş da “Ekmek yiyin, tok tutar”” diyor. Ali Erbaş’ın kızı Merve Safa, “İnsanlar aç söylemini reddediyorum. Kimini varlıkla sınar Rabbimiz kimini darlıkla” diyor. Merve hanım varlıkla sınanan baban sınavdan geçiyor mu? Bunca yükün üstüne geçmediğimiz köprülerin, kullanmadığımız elektriğin, gitmediğimiz hastanelerin, yerini bilmediğimiz havaalanlarının parasını ödüyoruz. Tanımadığımız milyonlarca Suriyelinin ilaç, tedavi, eğitim ve yeme içme masraflarını karşılıyoruz. Tanımadığımız milyonlarca Suriyelinin masraflarını ödüyoruz. Yeter artık, herkes vatanına dönsün. Türk milleti olarak uyanmaz isek giderek daha da fakirleşeceğiz. Tabağın öğünün daha da küçülecek. 5’li çeteler, AKP'nin kodamanları giderek daha da zenginleşecek. Türkiye’yi parlamentoya çevirmeliyiz. Milletçe ayağa kalkmalı, bütün Türkiye’yi parlamentoya çevirmeliyiz. Sokaklar vatandır, meydanlar vatandır. Vatandan, vatanımıza kastedenlere ‘hayır’ diyeceğiz. Erdoğan oylarının yüksek olduğunu, önümüzdeki seçimi kazanacağını düşünse, ‘İnşallah Türkiye değişmez’ dedirtecek kadar riskli bir oyuna girer miydi? Ekonomik problemleri çözemeyeceği için DEM oyuna talip olan Cumhur İttifakı, denize düşenin yılana sarıldığı gibi Öcalan’a sarılmış durumda. Erdoğan ve Bahçeli, Öcalan’ın birisi bir bacağına, diğeri öbür bacağına sığınmışlar Anayasa değişikliği için. Zannediyorlar ki bu millet buna evet diyecek. Bu millet, hepsinin hıncını sizden öyle bir çıkarır ki, öyle bir tokat yersiniz ki Türk milletinden neye uğradığınızı şaşırırsınız. Diğer partiler gibi parlamentonun rahat koltuklarına, ucuz lokantasının keyfine sığınmayacağız. Soğan ekmek yiyeceğiz, bütün Türkiye’yi dolaşacağız, bütün Türkiye’yi parlamentoya çevireceğiz. Anayasal haklarımızı kullanacağız. İl il, ilçe ilçe mitingler düzenleyerek Türk milletinin bu rezil müzakere sürecine ‘hayır’ dediğini, devletini terör örgütüyle bölüşmeyeceğini bütün dünyaya haykıracağız. Bizim televizyonlarımız yok. Bizim özel uçaklarımız yok. Ancak bizim Türk milletine olan büyük inancımız ve mücadele azmimiz var. Yeter ki siz Zafer Partisi’nin arkasında durun biz de bu mücadeleyi bütün Türkiye’ye yayalım.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.