SON DAKİKA
Hava Durumu

#Muhalefet

Söz Bursa - Muhalefet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Muhalefet haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

MHP'li Büyükataman'dan İYİ Parti'ye 'İkiyüzlülük' suçlaması! Haber

MHP'li Büyükataman'dan İYİ Parti'ye 'İkiyüzlülük' suçlaması!

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, "Şehit yakınlarına küfreden birinin hala partisinde milletvekili olduğunu unutan Müsavat Dervişoğlu'nun şehit edebiyatına sarılması bir istismar politikasıdır" dedi. MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki grup toplantısında partisi ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye yönelik sözlerine yanıt verdi. Büyükataman yaptığı yazılı açıklamada, "Terörsüz Türkiye" hedefinin ilk günden itibaren devletin yetkili organları tarafından titizlikle yürütüldüğünü belirterek, bunun devletin beka stratejisiyle uyumlu ve tavizsiz bir hedef olduğunu ifade etti. Bu kapsamda terör örgütünün kendisini feshettiğini ve Türkiye'den çekildiğini açıkladığını kaydeden Büyükataman, sürecin sahada devletin tam kontrolünde olduğunu vurgulayarak, "Terörsüz Türkiye süreci sahada devletimizin tam kontrolündedir. ‘27 Şubat İmralı çağrısı' süreç içerisinde önemli bir gelişmedir ve bu çağrı KCK açısından da bağlayıcıdır. Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli bunu ifade etmiştir. Fakat siyasetteki son günlerini kontrolsüzce Milliyetçi Hareket Partisi'ne ve Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli'ye saldırarak geçirmekten başka bir şey üretemeyen Müsavat Dervişoğlu ise yine çuvallamıştır. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu ve Terörsüz Türkiye raporu üzerinden partimizi hedef alan bu zat, belli ki gelişmeleri anlama kapasitesinden son derece uzaktır" ifadelerini kullandı. TBMM çatısı altında kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun 5 Ağustos 2025'te çalışmalarına başladığını hatırlatan Büyükataman, komisyonun 6,5 ayda 20 toplantı gerçekleştirdiğini ve 137 kurum temsilcisi ile kişinin bilgi ve görüşüne başvurulduğunu bildirdi. "DERVİŞOĞLU'NUN ŞEHİT EDEBİYATINA SARILMASI BİR İSTİSMAR POLİTİKASIDIR" Komisyonun 17 Şubat 2026'da raporunu tamamladığını kaydeden Büyükataman, "Dervişoğlu'nun sefil iddiaları gerçeği yansıtmamaktadır. Türk devleti hiçbir zaman terörle eşitlenmemiştir, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu iradesi tartışılmazdır. Şehit yakınlarına küfreden birinin hala partisinde milletvekili olduğunu unutan Müsavat Dervişoğlu'nun şehit edebiyatına sarılması bir istismar politikasıdır" dedi. Büyükataman, geçmişte gerçekleşen Millet İttifakı'nı hatırlatarak, "Daha düne kadar ‘Anayasanın ilk 4 maddesini değiştirebiliriz. Yerel yönetimlerde özerklik verebiliriz. Türk kimliğini tartışmaya açarız' diyenlerle kol kola yürüyen, ittifak kuran, hatta çok yakın zamanda tekrar ittifak kurabileceğinin sinyalini veren Müsavat Dervişoğlu'nun bugün TBMM'de yaptığı konuşma tam anlamıyla bir ikiyüzlülüktür. Cumhur İttifakı ve Milliyetçi Hareket Partisi, milli iradenin gücüyle Terörsüz Türkiye hedefinde kararlıdır. Bu süreçte hiçbir pazarlık söz konusu olmamıştır. Karalama kampanyasından başka çaresi kalmayan zavallı ve çürük muhalefet anlayışının ortaya attığı iddiaların hiçbiri somut değildir. Son çırpınışlarını yapan ip'lilerin çirkef bir şekilde yaptığı istismar siyasetinin aziz milletimizde karşılık bulmadığı da son derece açıktır" dedi.

Dervişoğlu’ndan Mihalgazi’de net mesaj: "İnanç ve kıyafet üzerinden yapılan saldırıdan yaralandım" Haber

Dervişoğlu’ndan Mihalgazi’de net mesaj: "İnanç ve kıyafet üzerinden yapılan saldırıdan yaralandım"

Eskişehir'e gelen ve Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş'i ziyaret eden İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, "Paylaşımlar ve ifadeler toplumsal birliğimize zarar verdiği kadar geleceğimizde de olumsuz izler bırakıyor. O izlerin yaşanmaması için, hafızamızda yer etmemesi için de üstlenilmesi icap eden mesuliyetler var" dedi. İYİ Partili Mehmet Emin Korkmaz, sosyal medya hesabından bir paylaşım yaparak Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş'e kılık ve kıyafeti üzerinden hakaret etmişti. Korkmaz'ın paylaşımının kamuoyunda geniş yankı uyandırması sonrası Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı'nca konuyla ilgili resen soruşturma başlatılmıştı. İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince yapılan çalışma neticesinde yakalanan Korkmaz, sorgusu akabinde 'Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik' suçundan tutuklanarak cezaevine gönderilmiş ve partisinden ihraç edilmişti. Yaşananların ardından İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Mehmet Emin Korkmaz'ın ifadelerini reddettiklerini belirterek eleştirilerde bulunmuştu. Geçtiğimiz günlerde de Başkan Güneş'i ziyaret edeceğini açıklayan Dervişoğlu, bugün Mihalgazi İlçesi'ne geldi. Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş, Dervişoğlu ve beraberindeki heyeti kapıda karşılayarak makamında ağırladı. İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, "Paylaşımlar ve ifadeler toplumsal birliğimize zarar verdiği kadar geleceğimizde de olumsuz izler bırakıyor. O izlerin yaşanmaması için, hafızamızda yer etmemesi için de üstlenilmesi icap eden mesuliyetler var. Bugün bu ziyaretimizde hem sizi ziyaret etmiş olmamız hem de değerli İl Başkanımızın, Adalet ve Kalkınma Partisi İl Başkanı Gürhan Bey'in burada bulunması bizim açımızdan ziyadesiyle memnuniyet verici bir durum. Geçen hafta yaptığımız telefon görüşmesinde üzüntümüzü bildirdik, bu gibi şeylerin yaşanmaması gerektiğine de işaret ettik. Ayrıca daha da ötesinde örflerin, geleneklerin muhafaza edilmesi noktasında eğer bugün duyarlılık sergileyemezsek, yarınlara doğru bir miras bırakmayı da beceremeyiz. Bu yönüyle baktığımızda da bugünkü ziyaretimiz bir sorumluluğun yerine getirilmesidir" dedi "KADINIMIZ GERÇEKTEN KURTULUŞ SAVAŞI'NDA MÜCADELE ETMİŞ" AK Parti Eskişehir Başkanı Gürhan Albayrak ise "İYİ Parti olarak bu konuda üzerinize düşeni yaptınız. Bir meczubun bazı konuları ortaya atmış olması ister istemez bizleri üzdü. Tabii ki Mihalgazi ilçemiz gerçekten hani bir yerde Anadolu kültürünü, Anadolu irfanını çok iyi sergileyen bir yapıda olan bir ilçemiz. Seracılık noktasında Türkiye'nin belki en önemli noktalarında olan bir ilçemiz ve de tabii ki burada İlçe Başkanımız ve İlçe Belediye Başkanımıza yapılan hareket bizi tabii derinden üzdü, Türkiye'yi derinden üzdü ve Türkiye'nin gerçekten kadirşinas milleti, halkı ne yaptı? Sayın Başkanımıza ne yaptı, sahip çıktı, gönlüne bastı, yüreğine onu aldı koydu. Onun için de inşallah ülkemiz bir daha böyle bir sıkıntı yaşamaz ve bu noktada da tabii ki her zaman diyoruz, bu ülkenin bir tarihi var, bir geçmişi var, örfü var, adeti var. Ondan dolayı da bu konuda hani tabiri caizse Nene Hatun'ların olduğu bir ülke bu ülke. Onun için de bu ülkedeki insanımız, kadınımız gerçekten Kurtuluş Savaşı'nda mücadele etmiş. Neyle yapmış? Bu aynen bu halle yapmış, ak yazmasıyla yapmış, şalvarıyla yapmış. O kültürü her zaman için bu ilçemiz yönetti, yürüdü. Ve bu noktada da ben tabii ki inşallah ülkemiz bir daha böyle sıkıntılar yaşamaz diye düşünüyoruz" diye konuştu. "BU ARKADAŞ BİZİM PARTİMİZDEN DAHA ÖNCE İSTİFA ETMİŞ ZATEN" Mehmet Emin Korkmaz'ın daha önce partiden istifa ettiğine değinen İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu, "Bunu bir sıkıntı olarak görmeyelim, siz de güzel ifade ettiniz; bir meczubun yaptığı diye. Bu arkadaş bizim partimizden daha önce istifa etmiş zaten. İstifa etmiş, 4 gün sonra da geri dönmüş. Aslında prosedür uygulanmış olsa istifa eden birinin yeniden üye olabilmesi İl Başkanlığı'nın kararına bağlı. O karar yok, biz Disiplin Kurulu'na sevk ettiğimizde gördük. Aslında yani üyemiz bile değildir diyebilirdik ama netice itibarıyla herhangi bir sıfat da taşımıyor yani düz bir üye fakat o internet ortamındaki paylaşımlarda herkes kendisine istediği, arzu ettiği unvanı yazıyor. Ben meselenin cinsiyet üzerinden, inançlar, kıyafetler üzerinden bu noktaya getirilmiş olmasından ötürü çok yaralandım. Dolayısıyla arkadaşlarımızla birlikte zaman geçirmeden vaziyet almamız gerektiği hususunda da bir ortak karar geliştirdik. Bu konuda ortak düşünüyoruz bir kere. Türkiye'de yüksek bir siyasi tansiyon var. Siyasi partiler birbirlerine rakip olabilirler. İktidar varsa demokrasinin demokrasi olabilmesi için muhalefetin de olması lazım. Ama müştereklerin korunmasına muvaffak olabilecek bir dil ve söylem geliştirmek de görevimiz olmalı. Vatandaşın siyasetçiye olan inancı ve güveni kamuoyu araştırmalarına bakıldığında her geçen gün aşağıya doğru geliyor. Dolayısıyla sistemden kaynaklanan handikap toplumun bütün alanlarına da nüfuz ediyor. Yani bir muhalefet partisinin genel başkanı bir AK Partili belediyeyi ziyarete geldiğinde Adalet ve Kalkınma Partisi'nin İl Başkanı'nın da orada olması aslına bakarsanız siyasi tansiyonun dengelenmesi açısından da benim açımdan ziyadesiyle önemli, bu da güzel bir mesaj olsun topluma" dedi. Albayrak ise Dervişoğlu'na, "Biz genel olarak bunu Eskişehir'de bir nebze yapıyoruz. Çünkü biz şunu diyoruz; burası Yunus'un diyarı diyoruz. Yunus Emre ne diyor? "Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım, sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz" diye cevap verdi. "HİÇ HOŞ OLMADI" Son olarak konuşan Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş, Mehmet Emin Korkmaz için "İYİ Partilidir, değildir bilemem ama hiç hoş olmadı" ifadelerini kullandı.

"Sadece yalan ve iftira siyaseti var!" Bakan Tekin Erzurum’dan sert yüklendi Haber

"Sadece yalan ve iftira siyaseti var!" Bakan Tekin Erzurum’dan sert yüklendi

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, muhalefeti eleştirerek, "Sadece eleştiri, sadece yalanlar üzerine, sadece iftiralar üzerine ve insanların moral motivasyonunu kırmaya yönelik bir siyaset anlayışıyla karşı karşıyayız. Temel atmama töreni yapmayı bile bir marifet olarak sunuyorlar. Şehirlerde trafik artıyor diye yol yapmanın trafik sorununu büyüteceğini savunarak yatırım yapmamayı başarı gibi göstermeye çalışıyorlar. Biz ise yatırımlarla, hizmetlerle şehirlerimizi büyütmeye devam ediyoruz" dedi. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin Erzurum AK Parti İl Başkanlığı ziyaret etti. Programa Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, milletvekilleri, parti yöneticileri ve çok sayıda vatandaş da katıldı. Bakan Tekin, eğitim yatırımları, deprem bölgesindeki yeniden inşa çalışmaları, okullarda yürütülen milli birlik ve değerler temalı etkinlikler ile bakanlıklar arası iş birliğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bakan Tekin, deprem sonrası eğitim altyapısının daha güçlü bir kapasiteyle yeniden kurulduğunu söyledi. Erzurum'da gördüğü ilgiden memnuniyet duyduğunu ifade eden Bakan Tekin, vatandaşların desteğinin çalışma azmini artırdığını belirtti. "HEMŞERİLERİMİZİN İLGİSİ ÇALIŞMA AZMİMİZİ ARTIRIYOR" Erzurum'daki karşılamadan duyduğu memnuniyeti dile getiren Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, vatandaşların ilgisinin kendileri için önemli bir motivasyon kaynağı olduğunu söyledi. Bakan Tekin, "Buraya geldiğimizde hemşerilerimizin, kardeşlerimizin, abilerimizin bize samimiyetle sarılmalarını gördüğümüzde bizim de çalışma motivasyonumuz, şevkimiz, muhalefetin eleştirilerine ve ‘yaptırmayız' çabalarına karşı mücadele azmimiz artıyor. O yüzden hepinize çok teşekkür ediyorum, Allah hepinizden razı olsun" ifadelerini kullandı. "75 BİNDEN FAZLA OKULDA BAYRAK SEFERBERLİĞİ YAPTIK" Karne dönemi üzerinden yapılan eleştirileri hatırlatan Bakan Tekin, okulların açılmasıyla birlikte ülke genelinde önemli bir etkinlik gerçekleştirildiğini belirtti. Bakan Tekin, "Karneyle ilgili o kadar eleştiri yapan muhalefet, biz geçtiğimiz hafta okullar açılırken Türkiye'de 75 binden fazla okulda çocuklarımızın milli birlik ve beraberlik duygusunu pekiştirecek, onlara bayrak sevgisini ve millet olma bilincini aşılayacak bir bayrak seferberliği yaptık. Ama tek bir muhalefet partisinden bile ‘teşekkür ederiz, güzel bir etkinlik yaptınız' diyen çıkmadı" dedi. "SADECE ELEŞTİRİ, YALAN VE İFTİRALAR ÜZERİNE SİYASET YAPILIYOR" Muhalefetin yaklaşımını eleştiren Bakan Tekin, "Maalesef Türkiye'deki muhalefetin yaklaşımı bu. Sadece eleştiri, sadece yalanlar üzerine, sadece iftiralar üzerine ve insanların moral motivasyonunu kırmaya yönelik bir siyaset anlayışıyla karşı karşıyayız. Temel atmama töreni yapmayı bile bir marifet olarak sunuyorlar. Şehirlerde trafik artıyor diye yol yapmanın trafik sorununu büyüteceğini savunarak yatırım yapmamayı başarı gibi göstermeye çalışıyorlar. Biz ise yatırımlarla, hizmetlerle şehirlerimizi büyütmeye devam ediyoruz" dedi. Bakan Tekin, vatandaşların desteğinin bu süreçte kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. "RAMAZAN AYI ÇOCUKLARIMIZIN ORTAK DEĞERLERİ TANIMASI İÇİN ÖNEMLİ BİR FIRSAT" Ramazan ayının yaklaşmasıyla birlikte okullarda yeni etkinliklerin başlayacağını belirten Bakan Tekin, ailelere de çağrıda bulunarak, "Ramazan ayı bizi bir arada tutan önemli değerlerden biri. Oruç tutsa da tutmasa da çocuklarımızın bu değerleri tanımasını, paylaşma ve dayanışma kültürünü öğrenmesini istiyoruz. Bu farkındalık çalışmalarında sizlerin de çocuklarımıza destek olmasını özellikle istirham ediyorum" diye konuştu. "ZOR ZAMANLARDA MİLLET OLMA ŞUURU ORTAYA ÇIKAR" 6 Şubat depremlerinin yıl dönümüne de değinen Bakan Tekin, yaşanan felaket sonrası ortaya çıkan dayanışmanın önemine dikkat çekti. Bakan Tekin, "Bir ülkenin millet olma şuuru zor zamanlarda ortaya çıkar. Altı Şubat'ta asrın felaketini yaşadık ama hemen ardından asrın birlikteliğini de gördük. Öğrencilerimizden velilerimize, sivil toplum kuruluşlarından kamu kurumlarına kadar herkes gücü nispetinde yaraların sarılması için çaba sarf etti" ifadelerini kullandı. "CUMHURBAŞKANIMIZ SÜRECİ DOĞRUDAN TAKİP ETTİ" Deprem sonrası yürütülen çalışmaların Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yakından takip edildiğini belirten Bakan Tekin, tüm bakanlıkların koordinasyon içinde çalıştığını söyledi. Bakan Tekin, "Sayın Cumhurbaşkanımız her kabine toplantısında deprem bölgesinde yapılan çalışmaları tek tek takip etti. Her bakanlık kendi alanındaki çalışmaları sunarak süreci adım adım yürüttü" dedi. "YIKILAN 10 BİN DERSLİĞİN YERİNE 25 BİN DERSLİK KAZANDIRIYORUZ" Deprem bölgesindeki eğitim yatırımlarına ilişkin rakamları paylaşan Bakan Tekin, eğitim altyapısının güçlendirilmesinde önemli mesafe kat edildiğini belirtti. Bakan Tekin, "Depremde 11 ilimizde yaklaşık 10 bin dersliğimiz kullanılamaz hale geldi. Biz bunun yerine şu ana kadar yaklaşık 15 bin derslik yaptık. Yaklaşık 10 bin dersliğin inşası da devam ediyor. Önümüzdeki eğitim öğretim yılı başladığında yıkılan derslik sayısının çok üzerinde, yaklaşık 25 bin derslikle eğitim öğretime devam edeceğiz. Hedefimiz her ilde deprem öncesine göre en az yüzde 15 daha fazla derslik kapasitesine ulaşmak" dedi. "MİLLİ BİRLİK VE BERABERLİK SİYASETİN ÜSTÜNDE TUTULMALI" Deprem sürecinin siyasi tartışmalara konu edilmemesi gerektiğini belirten Bakan Tekin, birlik ve beraberlik vurgusu yaptı. Bakan Tekin, "Milli birlik ve beraberlik dediğimiz şey iktidarıyla muhalefetiyle herkesin sahip çıkması gereken bir süreçtir. Hepimiz sorumluluklarımızı yerine getirmeliyiz" ifadelerini kullandı. "HUZURLU TOPLUM GÜÇLÜ AİLE YAPISIYLA MÜMKÜNDÜR" Konuşmasının sonunda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile yürütülen ortak çalışmalara değinen Milli Eğitim Bakanı Tekin, güçlü toplum yapısının temelinde güçlü aile yapısının bulunduğunu belirtti. Bakan Tekin, iki bakanlığın özellikle çocukların sosyal ve kültürel gelişimini desteklemek amacıyla yakın iş birliği içinde çalıştığını ifade ederek Erzurum ziyaretinde gösterilen ilgiden dolayı vatandaşlara ve teşkilat mensuplarına teşekkür etti.

Bahçeli Osmaniye’den muhalefete yüklendi: "Enkaz üzerinde siyasi rant kazısı yaptılar" Haber

Bahçeli Osmaniye’den muhalefete yüklendi: "Enkaz üzerinde siyasi rant kazısı yaptılar"

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Her şeye karşı olan muhalefetin esasen Türkiye'ye karşı olduğu aleni değil midir? Muhalefet partileri deprem enkazı üzerinde siyasi rant kazıları yaparken taş ve moloz yığınları arasında istikbale umut ekenler vardı. Ellerinde imkan olsa kümes bile yapamayacak olanlar 455 bin 357 konutun inşasını nasıl yok sayacaklar" dedi. Bahçeli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin 3. yıl dönümünde Osmaniye'de düzenlenen "Küllerinden Doğdu Yine, Türkiye'min Gücüne Bak" 6 Şubat Depremleri Anma Programı'na katıldı. "TÜRK MİLLETİNİN TÖKEZLEMESİ MÜMKÜN DEĞİLDİR" Adnan Menderes Bulvarı'nda düzenlenen programda konuşan Devlet Bahçeli, "Köyünde, kentinde, bağında, bahçesinde, tarlasında, bostanında, evinde, iş yerlerinde hayat mücadelesi veren cebeli bereketin vefakar insanlarını hasretle bağrıma basıyorum. Aziz milletimize, gönül ve kültür coğrafyamızda yaşayan bütün kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum. Yerin altından veya yerin üstünden hiçbir felaket, hiçbir musibet Türk milletini yolundan geri çevirmemiştir. Bu hakikati kavramak ve bu hakikate kaynaşmak lazımdır. Allah'ın yazdığını kulun silmesi diye bir şey olamaz. Herhangi bir sebeple Türk milletinin karalanması bir daha ilahi adalete, Allah'ın nizamına aykırıdır. Tarih boyunca uğradığı sayısız felaketin içinden çıkmayı başarmış Türk milletinin tökezlemesi mümkün değildir. 6 Şubat 2023 tarihli ikiz depremlerden sonra bu açık gerçek bütün boyutlarıyla yaşanmış ve teyit edilmiştir" ifadelerini kullandı. "TAŞ VE MOLOZ YIĞINLARI ARASINDA İSTİKBALE UMUT EKENLER VARDI" Devletin deprem bölgesinde anında vaziyet aldığını belirten Bahçeli, "Depremden hemen sonra devlet felaket bölgesinde vaziyet almıştır ve asrın inşa seferberliği başlatılmıştır. Türkiye adeta ayağa kalkmış ve pek çok dost ve kardeş ülke arama-kurtarma çalışmalarına katılan pek çok sayıda gönüllü kuruluş felaket gölgesinde koşmuştur. Muhalefet partileri deprem enkazı üzerinde siyasi rant kazıları yaparken taş ve moloz yığınları arasında istikbale umut ekenler vardı. Onlar, ikbal ve çıkar arayışıyla meşgul olurken devlet ve millet tek nefes halinde devasa felakete aynı safa katılmıştır. Dedikodu borsasında fitne hissesine yatırım yapan, devletin acze düştüğünü utanmadan, sıkılmadan, ganimeti yağmalamak için pusuya yatsaların da maskeleri düşmüştür. Bilinen bir gerçeği tekrar etmek gerekirse depremin 15'inci gününde ilk konutların temeli atılmış ve 45'inci gününde Gaziantep'te ilk köy evleri teslim edilmiştir" diye konuştu. Cumhur İttifakı olarak mücadeleyi sürdüreceklerini anlatan MHP lideri Bahçeli, "Devlet ve milleti bilmeyen, acıyı ve tasayı anlamayan sırf siyasi hırslarını tatmin etmek için oraya buraya musallat olan siyasiler, atılan güçlü adımları hiçbir zaman hazmedememiştir. Varsın onlar köhne ve kirli siyasetlerine devam etsinler. Biz hizmetimize ve mağdur insanlarımıza kol kanat germeye devam edeceğiz. Biz mücadelemizi sürdüreceğiz. Onlar gerçekleri çarpıtacaklar ancak biz Cumhur İttifakı olarak sarsılmadan kervanımızı yürüteceğiz. Ellerinde imkan olsa kümes bile yapamayacak olanlar 455 bin 357 konutun inşasını nasıl yok sayacaklar. Güneşi balçıkla nasıl sıvayacaklar. Onların imkansızı bizim mümkünümüzdür, çünkü iman varsa imkan varsa diyen bir yüreğin sahibiyiz. Biz Cumhur İttifakıyız, biz Türkiye sevdalısı, tertemiz ahlaklıyız. 2 bin 500'ü köy evi olmak üzere 12 bin 557 konut Osmaniye'nin çehresini değiştirmiş, acıları bir nebzede olsa dindirmiştir. Her şeye karşı olan muhalefetin esasen Türkiye'ye karşı olduğu aleni değil midir" ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin ulaşımda yeni miladı: Cumhurbaşkanı Erdoğan 30 bininci kilometreyi açtı! Haber

Türkiye'nin ulaşımda yeni miladı: Cumhurbaşkanı Erdoğan 30 bininci kilometreyi açtı!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen "Karayolları Genel Müdürlüğü Otuz Bininci Kilometre Bölünmüş Yol Hizmete Alma Töreni"ne katıldı. Törende konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün yapımı tamamlanan bölünmüş yollarımızın 30 bininci kilometresini hizmete almak üzere bir aradayız. Eserlerimize bir yenisini eklemenin gururunu yaşıyoruz. Bugün yatırımlarımızla Türkiye’yi güçlendirmenin, 86 milyonun tamamına aşkla hizmet etmenin bahtiyarlığını yaşıyoruz. Bugün bir yandan kalpleri birbirine sıkıca kenetlemenin, diğer yandan şehirlerimizi bölünmüş yollarla birbirine bağlamanın sevincini yaşıyoruz. Öncelikle bu yolların yapımında fedakarca çalışan, serdiği asfaltı alın teriyle harmanlayan emekçi kardeşlerime şahsım ve milletim adına canı gönülden teşekkür ediyorum. Aynı şekilde mimar ve mühendislerimize, yol yapım projelerinde görev alan tüm kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum. Sayın bakanlarımızı ve genel müdürlerimizi, Ulaştırma Bakanlığımızın ve Karayolları Genel Müdürlüğümüzün her bir mensubunu, geçmiş dönemde teşrik-i mesai yaptığımız ulaştırma bakanlarımızı tam 30 bin 49 kilometre uzunluğa erişen bu bölünmüş yollar için tebrik ediyorum. Bölünmüş yol projesini birlikte başlattığımız partimizin kurucularından eski Bayındırlık ve İskan Bakanımız, Bitlis Milletvekilimiz merhum Zeki Ergezen’i de bu vesileyle bir kez daha rahmetle yad ediyorum" dedi. Tüm Karayolları çalışanlarına tebriklerini ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gece gündüz demeden, yaz kış dinlemeden yollarımızın bakım, inşa ve onarım işlerinde çalışan; sabahın ayazında, akşamın karanlığında, güneşin alnında, yağmurun altında, karın soğuğunda, hülasa en zorlu şartlarda özveriyle görev yapan tüm Karayolları çalışanlarımıza buradan şahsım ve milletim adına tebriklerimi iletiyor, ülkemize yaptıkları değerli hizmetler için kendilerine şükranlarımı ifade ediyorum. Bu kardeşlerimizin her biri yollarımızı 7 gün 24 saat açık tutmak, özellikle de kar kış demeden her yolu adeta gün gibi yapma gayreti içerisinde, vatandaşlarımızın güvenli ve konforlu bir şekilde seyahat etmeleri için var gücüyle çalıştılar. Ve biz ’Acaba nasıl gideceğiz?’ derken yollarımızın açıldığını gördük. Bunu sağlayan tüm Karayolları mensuplarımıza, Ulaştırma Bakanlığımızın mensuplarına, Rabbim hepsinden razı olsun, emeklerini inşallah bereketli kılsın diyorum. AK Parti olarak 23 yıldır halka hizmet Hakk’a hizmettir şuuruyla çalışan, bu anlayışla hareket eden bir kadroyuz. Milletin emanetini yere düşürmemek, bu aziz millete mahcup olmamak için 86 milyonun tamamını eserin ve hizmetin en iyisiyle buluşturmak için geceyi gündüze katıyor, adeta dişimizi tırnağımıza takıyoruz. En doğusundan en batısına, en kuzeyinden en güneyine her karışı şehit kanlarıyla sulanan bu vatana aşkla hizmet etmenin çabasındayız" diye konuştu. Türkiye’nin direksiyonuna geçtikleri 2002’den bu yana her kulvarda ipi göğüslediklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Eğitimden sağlığa, teknolojiden savunma sanayiine her alanda başarıdan başarıya koştuk. Başkalarıyla değil, her zaman kendimizle yarıştık. Hep daha iyisini, daha güzelini, ilerisini hedefledik. Eski Türkiye’yi bilen herkes bugün şu gerçeği kabul ediyor: İktidarlarımızın başarı hikayesi yazdığı, Türkiye’ye çağ atlattığı, Türkiye’nin kötü talihini değiştirdiği alanların en başında ulaştırma vardır. Kara, hava, deniz yolları ulaşımında bir yandan proje ve yatırımlarımızla altyapıyı güçlendirirken, diğer yandan yolcu sayısını en yüksek seviyelere getirdik. 10 gün önce Ankara’da Esenboğa Havalimanımızın üçüncü pisti ile yeni kule ve tamamlayıcı tesislerin açılışını gerçekleştirdik. İstanbul Havalimanımız, dünyanın en gözde havalimanlarından biri olarak kendi alanında küresel bir markaya dönüştü. Deniz ulaşımında daha önce hayal dahi edilemeyen projeleri hayata geçirdik. Karayolu ulaşımında ise adeta destan yazdık. Bakın şuraya özellikle dikkatinizi çekiyorum; göreve geldiğimizde bölünmüş yol uzunluğumuz ne kadardı? Sadece 6 bin 101 kilometreydi. Yalnızca 6 vilayetimiz bölünmüş yollarla birbirine bağlıydı. Tek gidişli gelişli yollarda milletimizin ömründen ömür gidiyordu. Türkiye’ye yakışmayan, milletimize yakışmayan bu tabloyu değiştirdik. Hiç vakit kaybetmeden çalışmaları başlattık ve 23 yılda bölünmüş yollarla birbirine bağlanan il sayımızı 77’ye, bölünmüş yol uzunluğumuzu ise tam 30 bin 49 kilometreye çıkardık. 23 yıldır bu ülkeye hizmet eden bir siyasetçi olarak içimi yakan bir hususu bugün sizlerle paylaşmak arzusundayım. Burayı özellikle genç arkadaşlarımın, ekranları başında bizleri takip eden aziz milletimin çok iyi dinlemesini rica ediyorum. Biz ülkemizdeki muhalefete zaman zaman ’takoz’ benzetmesi yapınca hemen birileri alınıyor, bundan rahatsız oluyor. Oysa biz takoz sıfatını birilerini kötülemek, birilerine hakaret etmek, birilerini rencide etmek, tahrik etmek amacıyla asla kullanmıyoruz. Tam tersine sadece bir durum tespitinde bulunuyoruz. 23 yıldır ülke ve millet hayrına yaptığımız her işin önüne takoz koymaya çalıştıkları için bunları ifade ediyoruz. Arkaik bir zihniyeti, ülkemiz muhalefetini mefluç eden çarpık bir anlayışı tarif etmek için bu benzetmeyi kullanıyoruz" şeklinde konuştu. "ATMADIKLARI İFTİRA, VERMEDİKLERİ SORU ÖNERGESİ KALMADI" "Bölünmüş yol projesini ilk açıkladığımızda takoz diye tanımladığımız bu zihniyetle hem de çok acı bir şekilde yüz yüze geldik" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yapılan her hizmeti karalamayı, her işe bir kulp takmayı maharet zanneden hizmet ve eser düşmanı muhalefet hemen karşımıza dikildi, bize demediğini bırakmadı. Çıktılar koro halinde; ’Bu yollar çabucak bozulur, milletin kaynağını israf ediyorsunuz’ dediler. ’Kendilerine yakın müteahhitleri zengin ediyorlar’ dediler. ’Petrol lobisine hizmet ediyorlar’ dediler. ’Bölünmüş yola ne lüzum var, mevcut yolları koruyun yeter’ dediler. Hatta muvazeneyi öyle yitirdiler ki; ’Bunların bilinçaltında milleti bölmek var, onun için bölünmüş yol adını kullanıyorlar’ diye köşe yazıları yazdılar. O günleri hatırlayanlar bilir, sırf iş yaptığımız için atmadıkları iftira, vermedikleri soru önergesi kalmadı. Meclis tutanaklarını açıp bakın. Muhalefetin bölünmüş yol projesi için daha neler söylediğini, hangi akla ziyan cümleleri kurduklarını, hangi saçma sapan argümanlarla bu projeyi kötülediklerini sizler de göreceksiniz" dedi. "YOL MEDENİYETTİR DİYEREK YENİ YOLLAR YAPTIK" Erdoğan, "Şunu bir defa tüm halkımızın bilmesini isterim. Eğer biz bunlara kulak assaydık bugün burada olamazdık. Türkiye’ye hepimizin göğsünü kabartan şu manzarayı yaşatamazdık. Ama biz tek yapabildiği takoz koymak, karalamak, çamur atmak olan bu vizyonsuzlar korosuna aldırmadık. Sadece milletimizi dinledik, sadece milletimize hizmet etmeye odaklandık ve bölünmüş yol projemizi başlattık. Israrla devam ettirdiğimiz bu projede hamdolsun 30 bin kilometreyi aştık. Ne dedik? Yol medeniyettir diyerek yeni yollar yaptık; emniyetli, rahat ve hızlı ulaşımın önünü açtık. ’Yol ver dağlar yol ver bana, yollar seni gide gide usandım’ diye türküler yakan milletimizin yol mahrumiyeti çektiği o kötü günleri tarihin tozlu raflarına kaldırdık. Rüşvetin, talanın, yağmanın yolunu yapmaya çalışanlara rağmen, irtikapla, ihaleyle milletin kaynaklarını peşkeş çekerek yolunu bulmaya çalışıp yolda kalanlara rağmen, ’Ne kadar yol yaparsanız trafik o kadar sıkışır’ diyen çapsızlara rağmen, milletin parasıyla tropik adalarda sefa süren jet sosyeteye rağmen ülkemizin dört bir yanını bölünmüş yollarla biz donattık" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Geçilmez denilen tepeleri geçerek, aşılmaz denilen dağları, vadileri aşarak milletimizin yolunu açtık. 86 milyonla sırt sırta vererek kelimenin tam manasıyla bir yol destanı yazdık. Milletimiz bize destek oldu, bizi en zor zamanlarımızda yalnız bırakmadı. Biz de milletimize şükran borcumuzu işte böyle ödedik ve ödüyoruz. Bize inanan, bize güvenen, istikbalini bizlere teslim eden milletimize bugün bir kez daha teşekkür ediyorum. Bu aziz milletimize mahcup etmeyen Cenab-ı Allah’a hamd ediyorum. Rabbim ömür verdikçe durmak yok, yola devam. Şunu da ifade etmekte fayda görüyorum: Bakın, bütün bu yolları yaparak sadece ülkemizi kalkındırmakla kalmadık, aynı zamanda ulaşımda vakit ve yakıt israfını önledik, araç yıpranmalarını en aza indirdik, çevre kirliliğini azalttık. Turizmden tarıma kadar hayatın her alanında ilave katma değer üretilmesini sağladık. Şehirlerarası seyahat artık insanlarımız için eziyet olmaktan çıktı, adeta keyfe dönüştü. ’Bölünmüş yollar bizi bölecek’ diyen tetikçilere en güzel cevabı insanımızı buluşturarak, hasret çeken gönülleri kucaklaştırarak biz verdik. Tüm bunlarla birlikte ülkemizin doğu-batı ve kuzey-güney yönlü ulaşım hatlarındaki merkezi rolünü daha da güçlendirdik. Otobanlarla, yüksek hızlı trenlerle, havalimanlarıyla, Marmaray, Avrasya Tüneli, Yavuz Selim Köprüsü, Körfez Geçişi, 1915 Çanakkale Köprüsü ve daha nice devasa yatırımla Türkiye’yi bölgesinin en avantajlı ülkelerinden biri haline getirdik. Bunlar elbette mühim kazanımlardı. Fakat bizim için asıl önemlisi; vatandaşlarımızın canlarına mal olan, nice ocağın sönmesine sebep olan trafik kazalarının azaltılmasıdır" diye konuştu. "KAMERALAR ÖNÜNDE MİKROFON TOKATLIYORLAR" Yol kusurundan kaynaklanan kaza oranını neredeyse sıfıra indirdiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İşte bunun değeri, maliyeti, kazancı parayla ölçülemez. Önüne geçilen her kaza, kurtarılan her hayat bizim için dünyalara bedeldir. Milletimizin şöyle yüreğinden kopararak ettiği "Allah razı olsun" duası her türlü makamın, rütbenin katbekat üstündedir. Hamdolsun, gelecek nesillere yol kusurundan kaynaklı trafik kazalarının asgari düzeye indiği güvenli bir Türkiye inşa etmenin sevinci içindeyiz. Hizmet sevdalısı bir kadro olarak tabii ki bunları yeterli görmüyoruz. Daha önümüzde gidecek çok yolumuz var. Daha ülkemize kazandıracak çok eserimiz var. Daha gerçekleştirmeyi istediğimiz nice hayallerimiz ve hedeflerimiz var. İnşallah sabırla, sevdayla, samimiyetle çalışarak bu hedeflerimize de vasıl olacağız. Şunu burada altını çizerek ifade etmek durumundayım: 23 sene önce 6 bin 101 kilometre ile başladığımızda bizi hayal kurmakla itham edenler olmuştu. Sadece 8 yılda biz bu rakamı 15 bin kilometreye çıkardık. Bugün 30 bin kilometreyi aşmanın gururunu yaşıyoruz. İnşallah yarın milletimize yeni müjdeler verebileceğimiz günler gelecek. Allah’ın izniyle bu tekerlek tümsekte kalmayacak, yolda kalmayacak. Türkiye’yi yeni yollar ve yatırımlarla büyütmeye devam edeceğiz. Bizimle ana muhalefet arasındaki en temel fark işte budur. Onlar iş yapmaktan, eser üretmekten acizler. Onlar millete ufuk çizmekten, vizyon kazandırmaktan acizler. Onlar taş üstüne taş koymaktan acizler. Para kuleleri, baklava kutuları, rüşvet çarkları dışında ’işte bizim eserimiz’ diyebilecekleri hiçbir icraatları yok. İşte sizler de görüyorsunuz; belediyeler üzerinden bir Deli Dumrul düzeni kurup önlerine geleni haraca bağlamışlar. Belediyeye işe düşenin adeta iliğini kurutmuşlar. Yola, köprüye, kavşağa, metroya, otobüse harcanması gereken kaynakları iç edip orada burada keyif sürmüşler. Ortaya saçılan onca pislikten sonra biraz olsun yüzleri kızaracağına, bir de çıkıp utanmadan onu bunu tehdit ediyorlar. Yargı mensuplarına, belediye başkanlarımıza hakaret ediyorlar, kameralar önünde mikrofon tokatlıyorlar" şeklinde konuştu. "RÜŞVET ALMADIYSANIZ BU TELAŞ HALİ NİYE?" Muhalefete tepki gösteren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kimse kusura bakmasın, cazgırlık yaparak suç bastırmaya da çalışmasın. Hukukun işlemesine, mahkemelerin Türk milleti adına hesap sormasına, hakkın er veya geç yerini bulmasına engel olamazsınız. Konu artık yargıya intikal etmiş, suçluyu masumdan ayıracak mahkeme süreçleri başlamıştır. Bağımsız ve tarafsız Türk yargısı, inanıyoruz ki deliller ışığında en isabetli kararı verecektir. Her gün çok çirkin ifadelerle, son derece sorumsuz ve sorunlu cümlelerle mahkemeler üzerinde baskı kurmaya çalışmak; ancak yargı süreçlerinden ürkenlerin, korkanların, çekinenlerin başvuracağı bir yöntemdir. Öyle ya; çiğ süt içmediyseniz bu karın ağrısı niye? Yolsuzluk yapmadıysanız, rüşvet almadıysanız bu telaş hali niye? Hukuku çiğnemediyseniz adaletin tecellisinden niçin tedirgin oluyorsunuz? Kendinize güveniniz tamsa, kendinizden eminseniz ’arınmak’ sözcüğü sizi neden bu kadar rahatsız ediyor? Milleti saf yerine koymaktan artık vazgeçin. Kimin ne yaptığını, ne yapmaya çalıştığını benim milletim çok çok iyi görüyor. Biz de bunların oyunlarını biliyor, giderek daha fazla paniğe kapılmalarının sebebini az çok tahmin edebiliyoruz. Varsın onlar tehditler savurmaya devam etsin, varsın onlar öfke nöbetleri geçirmeye devam etsin; biz işte bugün burada olduğu gibi eserlerimizle konuşmayı sürdüreceğiz. Siyasette nefretin, öfkenin, gerilimin diline asla teslim olmayacağız. İşimize bakacağız, Türkiye Yüzyılı hedefimize ulaşmaya bakacağız. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Bu düşüncelerle hizmete aldığımız 30 bininci kilometremizin bir kez daha ülkemiz, milletimiz ve bölgemiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Bu yolların yapımında, bakım ve onarımında emeği geçen tüm kardeşlerime bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. Ulaştırma Bakanlığımıza ve Karayolları Genel Müdürlüğümüze yürekten teşekkür ediyorum" dedi.

İYİ Parti ve CHP zirvesi: Emekliden gence, demokrasiden yargıya tüm sorunlar masada Haber

İYİ Parti ve CHP zirvesi: Emekliden gence, demokrasiden yargıya tüm sorunlar masada

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İYİ Parti'nin 4. Olağan Kurultayı'nda yeniden genel başkanlığa seçilen Müsavat Dervişoğlu'nu ziyaret etti. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İYİ Parti 4. Olağan Kurultayı'nda yeniden genel başkanlığa seçilen Müsavat Dervişoğlu'nu ziyaret etti. İYİ Parti Genel Merkezi'nde gerçekleştirilen görüşme yaklaşık 1 saat sürdü. İki genel başkan, görüşmenin ardından ortak basın açıklamasında bulundu. Müsavat Dervişoğlu, görüşmede ele alınması gereken bütün konuları değerlendirdiklerini ifade ederek, "Bunların içerisinde Cumhuriyet Halk Partisi'ne yönelik yargılamalarla alakalı yaşananlar da dahil olmak üzere kapsamlı bir görüş alışverişinde bulunduk. Emeklilerin meselelerini ele aldık. Gençlerin sorunlarını ele aldık. Demokrasimizin karşı karşıya bulunduğu problemlerle ilgili olarak da fikirlerimizi paylaştık. Bununla birlikte Türkiye'de yaşanan süreçle ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kurulmuş komisyon, o komisyonun raporu üzerindeki çalışmalar, bu zamana kadar yapılmış olanlara dair de düşüncelerimizi ifade ettik. Daha önce de defalarca belirttiğim gibi çözüm süreci adı verilen ihanet projesinin amacı Cumhuriyetimizin temel niteliklerini tartışmaya açmaktır. Bunu yeniden ifade ettim. Bunu başarmak için ise önce kelimeleri ve imajları değiştirmeye çalıştıklarını dile getirdim" diye konuştu. CHP Genel Başkanı Özel ise geçen hafta gerçekleştirilen kurultayda yeniden genel başkan seçilen Dervişoğlu'nu kutlayarak, "Bugün ben buraya yaptığımız ziyarette bir siyasi partinin genel başkanına hayırlısı olsun ziyaretine gitmenin ötesinde, bir ağabey ve kardeş hukuku içinde olduğumuz ve iyi günümüzde, kötü günümüzde birbirimizin yanında olduğumuz bir büyüğüme, sabahleyin gelip bir kahvesini içme noktasındaki bir sıcaklığı hissederek geldim ve görüşmemiz de o çerçevede gerçekleşti. Son bir yılda Cumhuriyet Halk Partisi çok zor günlerden geçti. Acı günlerimiz oldu, kayıplarımız oldu. En kötü günümüzde hem insani olarak kardeşlerimizi, evlatlarımızı kaybettiğimiz günlerde İYİ Parti'nin tüm kadrolarını ve genel başkanını telefonun ucunda ilk arayan, yanımıza ilk koşan, acımızı ilk paylaşanlar arasında gördük" dedi. İki lider açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. "SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLARAK TANIMLANAN KİŞİNİN ETRAFINDA 15 TANE DEVLET KORUMASININ İŞİ NEDİR?" Özel, ‘Aziz İhsan Aktaş' davasının duruşmasında yaşananların sorulması üzerine ilk yargılamaların başladığına dikkati çekerek, "Dün fiziken netleşti. Milletin kapısından milletin seçtiği belediye başkanları ve milletin son seçimde birinci parti yaptığı CHP'nin genel başkanı giriyor. Diğer kapıdan ise Tayyip Bey'in atadıkları giriyor. Bu iftiraları iddianameye bile koyamayanlar ile onun itirafçısı aynı kapıdan girip çıkıyorlar. Kapılar net. Dün İYİ Parti'nin, Gelecek Partisi'nin, DEVA Partisi'nin ve çeşitli siyasi partilerin milletvekilleri ve temsilcileri bizle aynı kapıdan gelip adalet arayışında ve haysiyet suikastına karşı direnişte aynı yerlerde oturdular. Selamlaştık, genel başkanlarımızın selamını aldık. Aziz İhsan Aktaş da ‘Erdoğanların kapısından' girdi. Sayın Erdoğan'ın atadıklarının kapısından girdiler. Aynı yerde oturdular, o kapıdan çıktılar gittiler. Benim oraya gittiğim araba partime ait. Aziz İhsan Aktaş'ın oraya geldiği arabanın kime ait olduğunu hepimiz biliyoruz. Ve Aziz İhsan Aktaş'ın etrafında ana muhalefet partisini koruyan, ana muhalefet partisinin genel başkanına devletin verdiği korumalardan çok koruma vermişler, Aziz İhsan Aktaş'ı koruyorlar. Kimi kimden koruyorsunuz? Kimi hangi kapıdan sokuyorsunuz? 770 yılla yargılanan ve iddianamede ‘suç örgütü lideri' olarak tanımlanan kişinin etrafında 15 tane devlet korumasının işi nedir? Bu kişinin hakim-savcı kapısından girmesinin gerekçesi nedir? Gerekçe şu; biz Erdoğan'ın kendine hasım gördüğü tarafız. Onu iktidardan edeceğiz diye bizi düşman bildi, bize saldırıyor. Kendisine dost gördükleri o kapıdan giriyor" cevabını verdi. "DENGESİZLİĞİN GİDERİLMESİ LAZIM" Aynı soruya cevap veren Dervişoğlu ise 770 yılla yargılanan Aziz İhsan Aktaş'ın devlet korumasında mahkeme salonuna getirilmesinin kabul edilemez olduğunu dile getirerek, "Burada bir dengesizlik vardır. Dolayısıyla o dengesizliğin giderilmesi gerekmektedir. Herkesi her şekilde itham etme geleneğinden gelen bir anlayışla da karşı karşıyayız. Silivri'de yapılan yargılamaların tamamını takip ediyoruz. Orada yapılan yargılamalar, soruşturmalar hukuk üzerinden bir değerlendirme yapma imkanı da sunuyor. En başından beri söylüyorum, bu soruşturmalar, kovuşturmalar ve yargılamalar, hukuki olmanın çok ötesinde siyasi bir iş hissiyatı oluşturuyor. Toplumun da genel kanaati bu. Ayrıca bu mahkemelerin, özel mahkemelermiş gibi bir yerden bir yere taşınması ya da yeni yapılacak yargılamalar için yeni salonların inşası sanki bir olağan dışı dönemde bütün bunların yapıldığına dair bir kanaat oluşturuyor. Hukuk devleti ve demokrasi açısından bunlar çok kabul edilebilir durum değildir" ifadelerini kullandı. "İSTANBUL SEÇİMİNİ YENİLEYELİM, İDDİA EDİYORUM 1,5 MİLYON FARKLA O SEÇİMİ KAZANACAĞIZ" Erken seçimin bir çare olup olmayacağının sorulması üzerine Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kabul etmesi durumunda İstanbul seçimlerinin tekrarlanmasını kabul edebileceğini kaydederek, "Cesareti varsa kararı İstanbullular versin. Eğer Erdoğan'a inanıyorlarsa, Ekrem Başkan'ın suçlu olduğuna inanıyorlarsa Erdoğan'ın göstereceği adaya oy verirler. Ben o gün siyaseti bırakacağım. Mart ayının 29'unda, pazar günü yapılacak bir İstanbul yerel seçiminde adayım Ekrem İmamoğlu'dur. İstanbullular iki sene öncesine göre farklı düşünüyorlarsa, Ekrem Başkan'ı seçmezlerse ben siyaseti bırakıyorum. Ekrem Başkan siyaseti bırakıyor. Buyursunlar oynasınlar. İddia ediyorum ki 1 milyon değil, 1,5 milyon farkla o seçimi kazanacağız. Gelsinler, o seçimi yenileyelim. Bir tek şartım var. Eğer İstanbul seçimini biz kazanırsak yakamızdan düşecekler. Hemen getirecekler erken seçim sandığını. Türkiye'de yönetimi devralmaya hazırız" değerlendirmesinde bulundu. "HÜKÜMETİ, TBMM'DE YETERLİ ÇOĞUNLUK OLMAMASI MÜNASEBETİYLE ERKEN SEÇİM YAPMAYA ZORLAYAMIYORUZ" İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ise aynı soruya şu cevabı verdi: "Siyaset bir iddia işidir. Hükümeti TBMM'de yeterli çoğunluk olmaması münasebetiyle erken seçim yapmaya zorlayamıyoruz. 360 kişilik bir nitelikli çoğunluğa ihtiyaç var. Bu çoğunluğun elimizde olmaması, iktidara erken seçim demeden seçim yapılmasını mümkün kılmıyor. O sebeple CHP'nin değerli genel başkanı bir iddia ortaya koyuyor. Hukuken de yapabileceği bir işe işaret ediyor ve belediye başkanlarını ve belediye meclis üyelerini eş zamanlı olarak istifa ettirelim. Madem ki erken genel seçim yapamıyoruz, üzerinde spekülasyon olan İstanbul meselesini çözelim diyor. 770 yıldan yargılanan bir adam devlet korumasıyla gelirken, başta Ekrem İmamoğlu olmak üzere belediye başkanları tutuklu yargılanmaya devam ediyor. Dolayısıyla bu haksızlığın da giderilmesini temin edebilmeyi mümkün kılalım ve seçimin işaret fişeğini İstanbul'dan atalım diyorlar. Bu siyasi bir iddiadır, karşılık bulup bulmayacağı da tartışma konusudur ama netice itibarıyla bir yöntemdir."

Özel ve Arıkan’dan ortak mesaj: Vatandaş erken seçimde ısrarcı Haber

Özel ve Arıkan’dan ortak mesaj: Vatandaş erken seçimde ısrarcı

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı (CHP) Özgür Özel'i genel merkezinde ziyaret etti. CHP Genel Başkanı Özel, Saadet Partisi Lideri Mahmut Arıkan ve beraberindeki heyeti kabul etti. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi'nde gerçekleştirilen görüşmenin ardından konuşan Özel, "Özellikle 19 Mart'tan bugüne kadar partimiz çok zor günler geçirdi. Tüm yaşadığımız zorluklarda ve acılarda ki kayıplarımız oldu, ilk telefonu açan, ilk ziyaretimize gelen ve her zaman dayanışma gösteren Mahmut Arıkan'a ve 81 ilde Cumhuriyet Halk Partisi örgütleriyle tam bir dayanışma halinde, bir kardeşlik hukukuna bağlı olarak siyaset yapan tüm Saadet Partisi teşkilatına ben de çok teşekkür ediyorum. Bundan sonra Türkiye'de çok daha güzel günlerde, umut dolu günlerde hep birlikte olmayı, birlikte siyaset yapmayı, birlikte çalışmayı ümit ediyoruz" dedi. "BAHÇELİ, EN DİPTEYKEN ÜLKEYİ ERKEN SEÇİME GÖTÜRDÜ" Açıklamanın ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Genel Başkan Özel, MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin erken seçim ve emekli aylıklarına ilişkin kendisine yönelik açıklamalarını şöyle değerlendirdi: "Bahçeli, erken seçime kapıyı kapattı. Bahçeli, erken seçime kapıyı açtığında Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarını başlatmıştı. Kendisi bir üçlü koalisyondaydı ve çok zorlukları olan bir koalisyondu. Deprem geçmişti ve büyük bir ekonomik kriz, çok katı önlemlerle aşılmaya çalışılıyordu. Hükümetinin en zor olduğu dönemde ve ondan sonra yaşanacak her gün biraz daha ekonomik tedbirlerin sonuç vermeye başlayacağı, vatandaşın rahat edeceği ve hükümete tepkinin azalacağı bir süreçte en dipteyken, ülkeyi erken seçime götürdü. Adalet ve Kalkınma Partisi kendilerinin dahi hayal edemeyeceği bir sonuç alarak, iktidarı oluşturan 3 partinin de baraj altı kalmasıyla, Türkiye'nin en köklü partilerinin baraj altı kalmasıyla, sadece 2 partinin barajı geçebildiği noktada, kuruluşunun üzerinden 13-14 ay geçtikten sonra tek başına iktidarı yakaladı. O gün, Bahçeli'nin bıraktığı gün en düşük emekli maaşı 8 çeyrek altındı, bugün 2 çeyrek altın. Aradaki 6 çeyrek altın Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarlarının eseri olarak emeklinin cebinden uçup gitti. Bir emekli değil, her emekli; bir çeyrek altın değil, 6 çeyrek altın; bir kere değil, her ay kaybediyorlar. Bu süreci Bahçeli'nin erken seçim çağrısı başlattı." Özel, "Şimdi Bahçeli, milletin bu iktidardan en rahatsız olduğu, ekonomik krizin en yüksek noktada olduğu, milletin şikayetlerinin en fazla olduğu, yoksulluğun, işsizliğin, güvencesizliğin dayanılamaz bir noktaya geldiği yerde bu sefer erken seçime kapıyı kapatıyor. Erken seçime bugün kapıyı aralasa emekli kurtulacak, asgari ücretli kurtulacak, çiftçi kurtulacak, esnaf kurtulacak, memur kurtulacak. Ama kendisi iktidardayken en avantajlı zamanda AK Parti'ye erken seçim kapısını aralayan AK Parti için en dezavantajlı noktada erken seçime kapıyı kapatıyor. O zaman ne diyelim? Bahçeli, biz bildiğiniz gibiyiz. Biraz daha ustalaştık taşı kırmakta, dostu düşmanı birbirinden ayırmakta" dedi. "KLASİK ANAYASAYA AYKIRILIK BAŞVURULARINDAN FARKLI" Emeklilerin çoğunluğunun en düşük emekli maaşını alacak olması ve Anayasa Mahkemesi'ne başvuru hakkındaki soruyu cevaplayan Özel, "Anayasa Mahkemesi ile ilgili arkadaşlarımız çalışıyorlar. Tabii normal şartlarda yapılan düzenlemenin iptali, bin liralık zammın iptali noktasına gelebilir. Ama biz Anayasa Mahkemesi'ne çalışmamızı, anayasanın insanca yaşam hakkı, barınma hakkı başta olmak üzere, emeklilerin bu maaşla mahrum oldukları temel insan haklarından dolayı Anayasa Mahkemesi'nin uzunca bir süre vermeksizin, Meclis'in görevlerini ve anayasanın saydığı temel insan haklarını değerlendirerek ve kısa bir süre vererek kanunun yeniden görüşülmek üzere iptal edilmesi talebiyle bir başvuru yapmayı düşünüyoruz. Klasik anayasaya aykırılık başvurularından farklı, arkadaşlar detaylı olarak çalışıyorlar. Çalışmalarını tamamladıklarında başvuruyu gerçekleştirecek arkadaşlarımız" diye konuştu. "VATANDAŞLARIMIZ ERKEN SEÇİM NOKTASINDA ÇOK ISRARCILAR" Emekli maaşlarına değinen Arıkan, "Türkiye'nin her yerini özellikle muhalefet partileri geziyorlar. Sahadaki durum artık çalışmak ya da çalışmamak insanların onurlu bir şekilde yaşamını garanti altına almayan bir sürece geldi. Emeklilerimiz, asgari ücretlilerimiz, çalışanlarımız, esnaflarımız, gençlerimiz, iş insanlarımız dün Manisa ilindeydik ziyaretlerde bulunduk. Sanayinin çok gelişmiş olduğu bir şehir, tarımın çok gelişmiş olduğu bir şehir. İşsizişliğin çok hızlı bir şekilde arttığını, çok büyük firmaların işçi çıkartmak durumunda kaldığını gördük. Böyle bir ortamda erken seçim istememek çok mantıklı değil. Geçtiğimiz hafta Saadet Partisi Genel Başkanı olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne bir kanun teklifinde bulundum. En düşük emekli maaşının asgari ücret seviyesine çıkartılması diğer emekli maaşlarının da ödeme primi oranının da artırılması talebinde bulunduk. Birkaç günlük bir imza kampanyası başlattık. Birkaç gün içerisinde 1 milyon 214 bin insan bu teklifimize destek imzası verdiler. Bahçeli, iktidar yetkilileri ne kadar erken seçim istemiyoruz dese de vatandaşlarımız erken seçim noktasında çok ısrarcılar" şeklinde konuştu.

Dervişoğlu’ndan stratejik atama: Selçuk Türkoğlu ile emek dünyasına yeni vizyon! Haber

Dervişoğlu’ndan stratejik atama: Selçuk Türkoğlu ile emek dünyasına yeni vizyon!

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun takdir ve tensipleriyle, parti teşkilatlarında ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki çalışkanlığıyla dikkat çeken Yüksel Selçuk Türkoğlu, Sendikalar ve Sivil Toplum Kuruluşlarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevine getirildi. Bu kritik görevlendirme, İYİ Parti’nin emek dünyası, örgütlü toplum ve demokratik kitle yapılarıyla ilişkilerinde yeni ve güçlü bir sayfanın açıldığını gösteren stratejik bir adım olarak değerlendiriliyor. Siyasette yapıcı dili, uzlaştırıcı yaklaşımı ve sahaya dayalı mücadeleci kimliğiyle tanınan Türkoğlu’nun bu göreve getirilmesi, yalnızca parti içi bir atama olmanın ötesinde; sendikalar, meslek örgütleri, odalar ve sivil toplum yapılarıyla kurulacak ilişkilerde kapsayıcı ve sürdürülebilir bir vizyonun habercisi olarak görülüyor. GENEL BAŞKAN DERVİŞOĞLU’NDAN NET MESAJ: “TOPLUMUN ÖRGÜTLÜ GÜCÜ SİYASETİN DIŞINDA BIRAKILAMAZ” İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun bu görevlendirme ile verdiği mesaj açık ve nettir: Türkiye’nin içinde bulunduğu sosyal, ekonomik ve demokratik sorunlar, toplumun örgütlü yapılarıyla birlikte hareket edilmeden çözülemez. Sendikalar, dernekler, vakıflar ve platformlar; demokrasinin yükü değil, taşıyıcı kolonlarıdır. Bu noktada Dervişoğlu’nun liderliğinde yapılan atama, aynı zamanda bir uyarı niteliği de taşımaktadır. Emek dünyasının, sivil toplumun ve gönüllü örgütlenmelerin yalnızca seçim dönemlerinde hatırlanmasının kabul edilemez olduğu; bu yapıların karar alma süreçlerine doğrudan ve sürekli şekilde dahil edilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU: SAHADAN GELEN, MASADA ETKİLİ BİR İSİM Kamuoyunda “Atom Karınca” lakabıyla anılan Yüksel Selçuk Türkoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde verdiği soru önergeleri, yaptığı araştırma talepleri ve denetim mekanizmasını işleten ısrarlı tutumuyla dikkat çeken isimlerin başında geliyor. Sosyal güvenlikten işçi haklarına, sendikal baskılardan sivil toplum üzerindeki idari kısıtlamalara kadar pek çok başlıkta verdiği soru önergeleriyle zirvede yer alan Türkoğlu, yasama faaliyetlerinde muhalefetin etkinliğini artıran bir profil çizdi. Türkoğlu’nun yeni görevinde de bu yüksek tempolu ve sonuç odaklı çalışma anlayışını sürdüreceği; sendikaların yapısal sorunlarını, STK’ların karşılaştığı hukuki ve idari engelleri yalnızca dinleyen değil, çözüm üreten bir siyaset diliyle ele alacağı ifade ediliyor. BİRLEŞTİRİCİ DİL, KUCAKLAYICI SİYASET Yeni dönemde Yüksel Selçuk Türkoğlu’nun en önemli misyonlarından biri, farklı ideolojik çizgilere sahip sendikalar ve sivil toplum kuruluşları arasında diyalog kanallarını açık tutmak olacak. İYİ Parti kaynakları, Türkoğlu’nun bu alanda ayrıştırıcı değil birleştirici bir dil kullanacağına, emek ve hak mücadelesini ortak paydada buluşturacak kapsayıcı bir yaklaşım sergileyeceğine dikkat çekiyor. Bu yaklaşım, aynı zamanda Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu’nun siyaset anlayışıyla da örtüşüyor. Dervişoğlu’nun sıkça vurguladığı “devlet aklı, toplumsal vicdan ve ortak gelecek” perspektifi, sendikalar ve STK’larla kurulacak ilişkilerin temel eksenini oluşturuyor. UYARI NİTELİĞİNDE STRATEJİK BİR GÖREVLENDİRME Siyasi kulislerde bu atama, yalnızca bir görev değişimi olarak değil; iktidara ve bürokrasiye yönelik dolaylı ama güçlü bir uyarı olarak da okunuyor. Emekçilerin hak taleplerinin ötelenmesi, sendikal faaliyetlerin baskı altına alınması ve sivil toplumun etkisizleştirilmeye çalışılması karşısında İYİ Parti’nin bu alanı güçlü bir isimle tahkim ettiği belirtiliyor. Dervişoğlu’nun Türkoğlu’na verdiği bu yetki, “toplumun sesini kısmaya çalışan her anlayışın karşısında, örgütlü ve kararlı bir siyasi duruş sergileneceği” mesajını da beraberinde getiriyor. YENİ DÖNEMİN ŞİFRESİ: SAHA, ŞEFFAFLIK VE HESAP SORABİLİRLİK İYİ Parti’de sendikalar ve sivil toplumla ilişkilerde yeni dönemin temel şifreleri; sahaya inen siyaset, şeffaf iletişim ve hesap sorabilen bir muhalefet olarak özetleniyor. Yüksel Selçuk Türkoğlu’nun hem Meclis’teki performansı hem de toplumsal karşılığı, bu alanlarda partinin etkinliğini artırması beklenen en önemli unsurlar arasında gösteriliyor. Sonuç olarak, Yüksel Selçuk Türkoğlu’nun Sendikalar ve STK’lardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevine getirilmesi; İYİ Parti’nin emek, demokrasi ve sivil toplum eksenli siyasetinde iddialı, uyarıcı ve kapsayıcı bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.