SON DAKİKA
Hava Durumu

#Murat Kurum

Söz Bursa - Murat Kurum haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Murat Kurum haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Özgür Özel’den imzalı çözüm: "KDV yüzde 1’e inerse akaryakıt yüzde 20 ucuzlar" Haber

Özgür Özel’den imzalı çözüm: "KDV yüzde 1’e inerse akaryakıt yüzde 20 ucuzlar"

CHP genel Başkanı Özgür Özel, "Erdoğan bir imzasıyla KDV'yi yüzde bire indirebilir. Eğer KDV'yi yüzde bire indirirse bugünkü pompa fiyatları yüzde 20 ucuzlayacak hem de ÖTV'den daha esnek bir müdahale alanında akaryakıt fiyatlarını yüzde 15-20 altında tutabileceğiz" dedi. EMİNE ÜLKER TARHAN YENİDEN CHP’DE Özel, partisinin grup toplantısında konuştu. Özel, CHP'ye katılan Emine Ülker Tarhan'a rozetini taktı. Özel, dünden beri ham petrole zam doğrudan pompa fiyatlarına yansıdığını söyleyerek, "Erdoğan bir imzasıyla KDV'yi yüzde bire indirebilir. Eğer KDV'yi yüzde bire indirirse bugünkü pompa fiyatları yüzde 20 ucuzlayacak hem de ÖTV'den daha esnek bir müdahale alanında akaryakıt fiyatlarını yüzde 15-20 altında tutabileceğiz. ÖTV'den ve KDV'den vazgeçmek vergi kaybı yaratacak ama o mazotla taşınan domatesten salatalığa, ayakkabıdan hırkaya; taşınan tüm mallara bir zam gelmesinden ve tüm sektörlerin ve esnafların yapacağı fiyat ayarlamalarından bizi koruyacak. Hürmüz Boğazı sorunu çözüldüğünde normal şartlardaki vergi gelirlerine geri dönülür ama hiç olmazsa enflasyon baskısından kurtulunur. Bütün dünya pandemide doğrusunu yaptı. Elimizdeki para azalmadan bir şeye çevirelim; altı olan yedi faiz, 8 olan 9 faiz verdi. Enflasyonu çevirdiler. Bunu bütün dünyada yapmayan bir ülke vardı. Nas diyordu, faiz haram diyordu, ekonomistim diyordu. Öyle bir noktaya geldi ki Türkiye'de enflasyon gerçekte yüzde 120'leri, 150'leri buldu. Halen daha uğraşıyoruz. Şu anda yüzde 30'larda. Bütün dünya giderken Mersin'e, bizi tersine götüren" dedi. "ADALET BAKANLIĞI’NDA SİYASET ÖZENTİSİ BİR ATANMIŞ VAR" Özel, yargıya güvenin yüzde 18'e düştüğünü belirterek, "Adalet Bakanlığı'nın başındaki bakanlar hangi partiden olursa olsun... Millete karşı sorumludur. Temas noktası Adalet Bakanlığı'dır. Millete sorumluluğu olan; milletten ve Allah'tan korkan birilerinin orada oturması lazım. Maalesef ne siyasetten gelen ne siyaset bilen; aksine siyasete özenen ama paçasından acemilik akan, gözünü hırs bürümüş bir atanmışla muhatabız" ifadelerini kullandı. "TAPU KAYITLARI AĞRI DAĞI KADAR GERÇEK" Özel, Adalet Bakanı Gürlek'in mal varlığına değinerek, "Gösterdiğim tapuların içinde olmayan TEMA'daki ev. Gösterdiği tapu kaydında bu yok. Bu evi 9 milyon liraya aldı. Aynı tarihte 14 milyona ev satılıyordu. Niye ucuza verdin? 'Sayın Akın Gürlek diğer tüm müşterilerimiz gibi projemizden bir adet daire satın almıştır.' Açıklama TEMA İstanbul. 'Kendisine uygulanan satış fiyatı, herhangi bir müşterimize uygulananlardan farklı değildir' diye açıklama yapıyor TEMA. Bu eldeki açıklama ve belge Ağrı dağı kadar gerçek. Ama gösterilen tapu kaydında yok. Senfoni Evleri 96 milyon lira. Satış sözleşmesi, imzalar, mühürler, isimler natamam. Burada tapu yok çünkü bitince verilecek. Ama böyle bir resmi belge var. Sayın Murat Kurum'a, bakanlığa bağlı çalışıyor Emlak Konut. Bir haftadır yalanlama yok. Varsa bu öğleden sonra duyalım. Varsa 16 tapunun ID'lerine ilişkin bir itiraz duyalım, bunlar yok. Ne var? Dava açacağım demek var ki açılmış bir dava yok. Ben de dava açacağım. Bana verdiği yanıta istinaden dava açıyorum. O davada ben mi doğru söylüyorum o mu doğru söylüyor? Avukat, tapu sicil kayıtlarını isteyecek. Hakim karar vermek için getirecek. O zaman bu millet yargı önünde kim doğru söylüyor kim yalan söylüyor görecek. Hodri meydan! Bu milletin karşısına geçelim, hesabımızı açalım" şeklinde konuştu.

Pala: "Bursa’nın havası öldürüyor, Bakanlık sessiz kalıyor" Haber

Pala: "Bursa’nın havası öldürüyor, Bakanlık sessiz kalıyor"

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politikaları Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, Bursa’da hava kirliliğinin ağır bir halk sağlığı yükü yarattığını belirterek Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na kapsamlı bir soru önergesi verdi. “Bursa’da hava kirliliği, önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bilimsel araştırmalar Bursa’da her yıl 3 bine yakın kişinin hava kirliliğine bağlı olarak yaşamını erken yitirdiğini göstermektedir” diyen Prof. Dr. Pala, sorunun uzun yıllardır sürdüğünü, buna karşın hava kirliliğini ortadan kaldıracak etkili önlemlerin alınmadığını, erken ölümler ile hastalanmalara karşı sessiz kalındığını söyledi. Bursa’da hava kirliliğinin temel kaynaklarından birinin denetimsiz endüstriyel faaliyetler olduğunu ifade eden Pala, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na soruna yönelik çalışmalardaki mevcut durumu, il düzeyinde denetimlerin ve yaptırımların ne ölçüde uygulandığını sordu. Buna karşın, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, kendisine 24 Ekim 2025 tarihinde iletilen soru önergesine Anayasa’nın 98. maddesi uyarınca öngörülen on beş günlük yasal süre geçmesine rağmen yanıt veremedi. “Bakanlık denetimleri yerine getirmiyor; çevreyi kirleten şirketler korunuyor!” Milletvekili Pala, soru önergesinde endüstriyel faaliyetlerin hava kirliliğinin temel kaynaklarından biri olduğunu vurgularken, Bursa’daki tekstil sektörüne ayrı bir başlık açtı. Tekstil sektöründe faaliyet gösteren fabrikaların yoğunlukla fosil yakıt yaktığını ve bacalardan yayılan kirliliğin gözle görülür düzeyde olduğunu söyledi. Bu konuda neden önlem alınmadığını soran Pala, Bakan’a “Bursa’da tekstil sektöründe faaliyet gösteren ve çevre iznine tabi kaç şirket bulunmaktadır? Ayrıca, bu şirketlerin kaçında RAM makinası (ıslak işlemden sonra kumaşın kurutulması ve ısıl işlemden geçirilmesi için kumaş işlemede kullanılan özel fırın) bulunmaktadır?” sorularını yöneltti. Bununla birlikte, RAM makinası bulunan şirketlerden kaçında kirliliğe dair ölçümlerin eksiksiz yapıldığının da açıklanmasını istedi. Bursa’da hava kirliliğine yol açan endüstriyel faaliyetlerin yalnızca tekstil sektörü ile sınırlı olmadığının altını çizen Milletvekili Pala, Bakanlığın son dönemde il genelinde kaç denetim gerçekleştirdiğini ve bu denetimler sonucunda kaç şirkette yasal sınırların üzerinde atık üretildiğinin tespit edildiğini sordu. Konuya ilişkin Pala, “Bakanlığın hava kalitesi ölçüm istasyonları, Bursa’da hava kirliliğinin çok yüksek olduğunu gösteriyor. Bakanlık böylesi bir kirliliği görüyorken buna karşı bir önlem neden alınamıyor? Denetimler eksiksiz yapılmadıkça ve ilgili yaptırımlar uygulanmadıkça, toplum sağlığının değil şirketlerin korunduğu açıktır” ifadesinde bulundu. “Bakanlık sebep olduğu halk sağlığı sorununun hesabını vermelidir!” Prof. Dr. Pala, soru önergesinin sonunda Bursa’da hava kirliliği nedeniyle erken ölen, hastalanan ve hastaneye yatmak zorunda kalan yurttaşlar için Bakanlığın herhangi bir eylem planı olup olmadığının açıklanmasını istedi. “Cumhurbaşkanlığı Hükümeti’nin denetim zafiyetleri ve benimsediği sermaye yanlısı politikalar, çevre kirliliğini artık ülkemizde milyonları etkileyen bir halk sağlığı sorunu haline getirmiştir. Yalnızca hava kirliliği sebebiyle Bursa’da her yıl 3 bine yakın vatandaş hayatını erken kaybederken, Bakanlık gelinen bu durumun hesabını vermeli ve derhal etkili çözümleri hayata geçirmelidir” çağrısında bulundu.

Kayıhan Pala’dan Kirazlıyayla uyarısı: “İliç faciasının bir benzeri yaşanmadan önlem alın!” Haber

Kayıhan Pala’dan Kirazlıyayla uyarısı: “İliç faciasının bir benzeri yaşanmadan önlem alın!”

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, Bursa’nın Yenişehir ilçesi Kirazlıyayla Mahallesi’nde köylülerin toprak kayması uyarılarına rağmen izin verilen Meyra Madencilik’in atık havuzunun yıkılarak çevrede büyük bir zarara yol açtığını belirtti. Milletvekili Pala, “Madencilik faaliyetlerinin çevreye ve sağlığa olan etkisini bilen Kirazlıyayla halkı, 2018’den beri tesisin kurulmaması için büyük bir mücadele göstermiş, bu noktada sayısız gözaltı ve davalarla karşı karşıya bırakılmıştır. Tüm itirazlar ve uyarılar hiçe sayılarak yürütülen bu projenin sebep olduğu zarar ortada iken faaliyetlerin devam etmesi, üstüne üstlük ikinci bir atık havuzunun kurulması için Çevre Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecinin başlatılması kesinlikle kabul edilemez” cümleleriyle mevcut duruma tepki gösterdi. Konuya ilişkin Pala, “Geçen ay yaşananlar Meyra Madencilik şirketinin çevreye verdiği zararın ilk örneği değildir. Şirket son 6 yılda bölgede çok ciddi bir eko-kırıma yol açmış; yürütülen madencilik faaliyetleri nedeniyle köy genelinde ciddi ölçüde toprak kayması meydana gelmiş, bu durum tarım alanlarını, evleri ve altyapıyı birçok kez tehdit etmiştir. Köy sakini bir vatandaşın evi, maden sahasında yapılan kazıların ardından yaşanan toprak kayması sonucu yıkılmış ve oturulamayacak hale gelmiştir” açıklamasında bulundu. Milletvekili Pala, Meyra Madencilik şirketinin ikinci bir atık havuzu kurmak amacıyla yeni bir ÇED süreci başlatmasının ve Kirazlıyayla halkının bu duruma tepki göstermesinin ardından, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na 21 Ekim 2025 tarihinde kapsamlı bir soru önergesi iletti. Buna karşın Bakan Murat Kurum, kendisine iletilen soru önergesine, Anayasa’nın 98. maddesi uyarınca öngörülen on beş günlük yasal süre dolmasına rağmen yanıt veremedi. Soru önergesini yanıtsız bırakarak Bakanlığın insan ve çevre sağlığına karşı sorumluluğunu reddettiğini ifade eden Pala, özellikle yaşananlardan sonra kamuoyu karşısında net bir açıklama ile hesap verilmesinin zorunlu olduğunu söyledi. “Soru önergesini yanıtsız bırakan Bakanlık, insan ve çevre sağlığına karşı sorumluluğunu reddediyor!” Milletvekili Pala, soru önergesinde öncelikle çevre ve halk sağlığına ciddi tehdit oluşturan madencilik faaliyetlerinin neden önceden tespit edilemediğini sorguladı. “Bu olayın öngörülemez bir kaza olmadığı anlaşılmalıdır. Kirazlıyayla halkı, çeşitli sivil toplum kuruluşları ve uzmanlar ÇED sürecinin başından beri bölgedeki toprak kayması riskine karşı Bakanlık yetkililerini defalarca uyarmıştır. Buna rağmen Bakanlık bölgedeki faaliyetlere ‘ÇED olumlu’ kararı vermiş, şirketlerin kârı uğruna çevre ve halk sağlığını bir kez daha yok saymıştır” açıklamasında bulunan Pala, “Bakanlık Meyra Madencilik’e karşı geçtiğimiz dönemde kaç denetim gerçekleştirdiğini, hangi usulsüz faaliyetlerin tespit edildiğini ve bunların sonucunda hangi yaptırımların uygulandığını açıklamalıdır. Örneğin, böylesi bir felaket yaşanmadan önce şirketin yapacağını taahhüt ettiği sızdırmaz membran ve kapalı atık barajının durumu neydi? ÇED raporunda değerlendirilmeyen ‘Ağır Ortam Zenginleştirmesi’, kil yıkama gibi çevresel riski yüksek işlemlere başvurulmuş mudur?” cümleleriyle Bakanlığa şeffaflık çağrısını iletti. “Şirket, sağlığı ve çevreyi tehlikeye atmaya devam ediyor; İliç faciasının bir benzeri yaşanmadan derhal önlem alınmalı ve şu ana kadarki zararın hesabı verilmelidir!” “Yılda 815 ton tehlikeli kimyasal kullanılan tesiste ortaya çıkan çevre felaketinin sonucunda 3 milyon 780 bin metreküp büyüklüğündeki havuzda biriken atıklar Sarıyer Deresi’ne ve oradan Yenişehir Vadisi’ne karışmıştır. Bölgedeki su kaynakları ve tarım alanlarına geri döndürülemez bir zarar veren bu olayın, bölge halkının sağlığına yarattığı tehdit de açıktır. Bakanlık derhal oluşan zararın boyutunu tespit etmeli ve bu konuda önlem almalıdır” ifadesiyle Bakanlığı uyaran Pala, bilimsel ilkelerden uzak ve mevzuat dışı madencilik faaliyetleri sürdüğü takdirde insan ve çevre sağlığı tehdidinin devam edeceğini vurguladı. “Kirazlıyayla’da toprak kayması riski devam etmektedir. Bakanlık, Erzincan-İliç’te yaşanan facianın bir benzerinin Kirazlıyayla’da yaşanmaması için hangi önlemleri aldığını açıklamalıdır. Bununla beraber, son yaşanan olaya kadar madencilik faaliyetlerinin sebep olduğu mağduriyetin tamamı için kamuoyu karşısında hesap verilmeli, mağduriyetin giderilmesi için kapsamlı bir eylem planı hazırlanmalı ve takvimiyle paylaşılmalıdır” diyerek açıklamalarını noktaladı.

Gürsu'da hava kalitesi artıyor: 50 ev ücretsiz doğal gazla buluşuyor! Haber

Gürsu'da hava kalitesi artıyor: 50 ev ücretsiz doğal gazla buluşuyor!

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı himayesinde, Gürsu Belediyesi iş birliği ile ilçede, "Hava Kalitesinin İyileştirilmesi Projesi" başladı. Proje kapsamında ilk etapta 50 ev temiz yakıt ve doğal gaz tesisatı ile buluşturulacak. Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık, "İlçemizdeki hava kalitesini artırmak ve çevre kirliliğini azaltmak amacıyla, doğal gaz tesisatı olmayan evlerimizi temiz yakıtla buluşturuyoruz" dedi. Gürsu'da başlayan proje kapsamında ilk etapta 50 evde çalışma gerçekleştirilecek. Köylerin de dahil olduğu toplam 15 mahallede farklı lokasyonlarda titiz bir çalışma yürütüldü. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından belirlenen kriterlere uygun olan evlerde ve ailelerde araştırmalar yapıldı. Belediye bünyesinde kurulan komisyon ile bu tesisatını döşetme imkanı olmayan ve bakanlık kriterlerine uyan evlerde ön incelemeler yapıldı ve çalışmalara başlandı. GÜRSU'DAKİ EVLERE ÜCRETSİZ DOĞAL GAZ TESİSAT DESTEĞİ Projeyi büyük bir mutlulukla karşılayan ev sahipleri ve aileler, Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık'a, Başkan Işık ise Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'a teşekkür etti. Proje kapsamındaki ailelerin tamamen ücretsiz şekilde bu hizmeti aldıklarını belirten Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık, "Son derece kaliteli ürünler ve iyi işçilikle ailelerimizi doğal gaza ücretsiz kavuşturmanın mutluluğunu paylaşıyoruz. Projemizi ilerleyen dönemlerde geliştirerek büyütme hedefindeyiz" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan son dakika açıklamaları: Gazze, Trump görüşmesi ve 2026 ekonomi mesajları Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan son dakika açıklamaları: Gazze, Trump görüşmesi ve 2026 ekonomi mesajları

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hz. Ali Camii'nde düzenlenen soru cevap etkinliğinde Gazze'ye, Rusya-Ukrayna savaşına ve enflasyona dair önemli mesajlar verdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hz. Ali Camii'nde kıldığı cuma namazı sonrası basın mensuplarının sorularını yanıtladı. 1 Ocak'ta düzenlenen Gazze Mitinginin ardından Gazze'yle ilgili konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Filistinli ve Gazzeli kardeşlerimizi o çadırlarda yaşamaktan kurtarma imkanına sahip olabilirdik ama Netanyahu müsaade etmiyor. Er ya da geç o mazlumları bu sıkıntıdan kurtaracağız" mesajını verdi. "GAZZELİ O YAVRULARIN HALİ VE AHI NETANYAHU'NUN YANINA KAR KALMAZ" Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1 Ocak'ta geniş bir katılımla düzenlenen Gazze Mitinginin ardından Gazze'ye yardım konusuna ilişkin şunları söyledi: "Filistin yalnız değil, Filistin bizim canımız ciğerimizdir. İsrail'in bu düşmanlığı yanına kar kalmayacak. Şu ana kadar bizler Türkiye olarak Gazze'yi yalnız bırakmadık, Filistin'i yalnız bırakmadık ve bundan sonra da ne Gazze ne Filistin yalnız kalmayacak. Elimizden gelen tüm gayreti Türkiye ve İslam dünyası olarak, onların yanında bulunarak göstereceğiz ve güç birliğimizi devam ettireceğiz. İnşallah 2026'ya çok daha farklı ve güçlü bir şekilde gireceğiz. Özellikle de Netanyahu'nun yaptıkları yanına kar kalmayacak. Çünkü 7'den 70'e çok mazlumun ahını aldı, bu yavruların ahı onun yanına kar kalmaz. O çadırdan başka her şeye benzeyen; rüzgarların, yağmurun çamurun içindeki o yavruların hali ve ahı Netanyahu'nun yanına kar kalmaz. Bizler elimizden geleni yapıyoruz. Düşünebiliyor musunuz? Konteyner göndermek istiyoruz ama müsaade etmiyor. Çünkü bunun için onun müsaade etmesi gerekiyor. Halbuki elimizde konteynerlar var ve bu konteynerlarla Filistinli ve Gazzeli kardeşlerimizi o çadırlarda yaşamaktan kurtarma imkanına sahip olabilirdik ama ne yazık ki olamıyoruz. Ama er ya da geç o mazlumları bu sıkıntıdan kurtaracağız." "TRUMP'LA RUSYA - UKRAYNA ARASINDAKİ BU KONULARI VE FİLİSTİN'DEKİ KONULARI GÖRÜŞME FIRSATI BULACAĞIZ" Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ukrayna - Rus savaşı hakkındaki düşüncelerini, "Şu an gerek Putin'le, Zelenski'yle ve gerekse sayın Trump'la bu konu hakkındaki görüşmelerimiz devam ediyor. Bu hafta da bir zirve olacak ve benim adıma Dışişleri Bakanımız katılacak. Trump'la da pazartesi akşamı bir görüşmemiz olacak ve Rusya - Ukrayna arasındaki bu konuları; aynı şekilde Filistin'deki konuları da görüşme fırsatı bulacağız" dedi. "GEREK ENFLASYONDAKİ DÜŞÜŞ GEREKSE MERKEZ BANKAMIZIN REZERVİ HER GEÇEN GÜN DAHA İYİYE GİDİYOR" Erdoğan, enflasyondaki düşüşün seyri hakkındaki görüşlerini ve 2026 yılı ekonomik öngörüleriyle alakalı olarak, "2026ya her şeyden önce olumlu bir şekilde girdik giriyoruz. gerek enflasyondaki düşüş, gerekse merkez bankamızın rezervi her geçen gün daha iyiye gidiyor. 2026 bu noktada inşallah başarılı bir yıl olarak geçecek. buna olan inancımız tamdır. rezervimiz gayet iyi, bundan dolayı herhangi bir sıkıntı yaşamıyoruz. inşallah rezervimizi de daha iyi hale getireceğiz ve 2026 yılını başarıyla tamamlayacağız" şeklinde konuştu. "DEPREM KONUTLARINDAKİ HEDEFLERİMİZE İNŞALLAH ULAŞACAĞIZ" Son olarak Erdoğan, 11 ilde tamamlanması planlanan deprem konutlarına dair, "Bu konuda özellikle Çevre Bakanlığımız ve Murat Kurum tüm ekipleriyle çalışmalarını sürdürüyor. Böylece 11 deprem ilimizde çalışmalar sürdürülüyor, sürdürülmeye devam edecek ve deprem konutlarındaki hedeflerimize inşallah ulaşacağız. Deprem konutları dışında sosyal konutlardaki çalışmalarımıza da aynı gayretle devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.

Bahçeli’den Hatay’da tarihi benzetme: "Günümüzün Süleyman’ı Erdoğan, Sinan’ı Murat Kurum’dur" Haber

Bahçeli’den Hatay’da tarihi benzetme: "Günümüzün Süleyman’ı Erdoğan, Sinan’ı Murat Kurum’dur"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla düzenlenen, 95 bin deprem konutu ve 9 bin 501 iş yeri anahtar teslim töreninde konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Mehmet Akif Ersoy’un, "Hadi gel yıkalım şu Süleymaniye’yi desen, İki kazma kürek, iki de ırgat gerek. Ancak, hadi gel yapalım şunu geri desen, Bir Sinan, bir de Süleyman gerek" dizelerini okuyarak, "Günümüzün Süleyman’ı Recep Tayyip Erdoğan, günümüzün Sinan’ı Murat Kurum’dur" dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ında bulunduğu Hatay’ın Antakya ilçesinde 455 bininci afet konutu teslim törenine katıldı. Burada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan önce, Atatürk Caddesi üzerinde toplanan kalabalığa seslenen Bahçeli, "Türk milleti tarihin hiçbir döneminde felaketlere boyun eğmemiş sabrın, şükrün ve metanetin istikametinden ayrılmamıştır. Bereketin yağacağına inanarak nice zorluğa göğüs germiş karamsarlığın yüksek dalga boyutunu her seferinde imanla iradeyle açmasını bilmiştir. Pek çok fitne odaklarına ve karanlık kampanyaya rağmen devlet ile millet arasına hiçbir menfur ve melun iç ve dış ihraç girememiştir. Felaketleri geçim kapısı haline getirmek için el ovuşturanlar sonuçta ve sonunda mutlaka kaybetmiştir. Acılarımızın ve anılarımızın üzerinde istismar şantiyesi kurmak için devreye girenler en derin hayal kırıklığına uğramışlardır. Yapmak yerine yıkmanın, doğru ve dürüst olmak yerine yalan söyleminin peşine düşenler milletin safında değil, zilletin yanında olduranı asla gizleyememişledir. Felaketlerden rant devşirmenin arayışına girmek ahlaki ve şükranı bir tavır olmadığı gibi demokrasi ve siyaset değerlerinin de dışındadır. 6 Şubat felaketinden çıkar elde etmek isteyen, devleti ve hükümeti zor durumda bırakmak için her türlü ayak oyununa müracaat eden küçük ve sinsi bir akla karşı mahşeri vicdan sessiz kalmamış, tertiplerin hepsini teker teker boşa düşürmüştür. İftira ve saptırmaların çürütülme ispatı asrın inşa ve ihya faaliyetlerinin muhteşem belgesi ortadadır" dedi. "Günümüzün Süleyman’ı Cumhurbaşkanımızdır" Bahçeli konuşmasında milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un, "Hadi gel yıkalım şu Süleymaniye’yi desen, İki kazma kürek, iki de ırgat gerek. Ancak, hadi gel yapalım şunu geri desen, Bir Sinan, bir de Süleyman gerek" dizelerini okuyarak, "Hamd olsun Türk milletinde ne Süleyman biter ne de Sinan biter. Günümüzün Süleyman’ı Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır. Günümüzün Sinan’ı Murat Kurum beydir" şeklinde konuştu.

Kayıhan Pala’dan TOKİ’ye sert tepki: Kestel Seymen’de deprem riski yok sayılıyor! Haber

Kayıhan Pala’dan TOKİ’ye sert tepki: Kestel Seymen’de deprem riski yok sayılıyor!

Cumhuriyet Halk Partisi Bursa Milletvekili ve TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Üyesi Prof. Dr. Kayıhan Pala, Bursa Kestel Seymen Mahallesi’nde Toplu Konut İdaresi (TOKİ) tarafından hazırlanan ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca onaylanarak askıya çıkarılan imar planı değişikliklerinin deprem riski ve zemin koşulları bakımından ciddi bir tehdit yarattığını belirtti. Pala, TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası’nın teknik raporunda bölgenin Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun güney kolu üzerindeki konumunun dikkate alınmadığı, sıvılaşmaya yatkın alüvyon zeminlerin görmezden gelindiği ve plan açıklama raporlarının bilimsel gerçeklerle çeliştiği yönündeki tespitleri hatırlattı. Pala, plan açıklama raporlarında bölgenin gerçekte birinci derece deprem bölgesi olmasına rağmen düşük tehlikeli alan gibi gösterilmesinin kabul edilemez bir sorumsuzluk olduğunu ve toplumun can güvenliğini ciddi şekilde tehdit ettiğini ifade etti. “TOKİ tarafından hazırlanan rapor incelendiğinde AFAD, Bursa Valiliği ve Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın bölgede daha önce gerçekleştirdikleri risk değerlendirmelerine ilişkin görüşlere yer verilmediği ve eksik bilgilerin ‘kopyala-yapıştır’ yöntemiyle usulsüzce doldurulduğunun iddia edildiği görülmektedir. Yaşanacak bir felakette can kayıplarının sorumluları raporu hazırlayan TOKİ ve onaylayan Bakanlık olacaktır.” dedi. Bu kapsamda Milletvekili Pala, imar planı değişikliği sürecinin detayları ve gerekçesi hakkında Bakan Murat Kurum’a 8 Eylül 2025 tarihinde bir soru önergesi iletti. Ancak Bakan, kendisine iletilen soru önergesine Anayasa’nın 98. maddesine göre öngörülen on beş günlük yasal süre geçmesine rağmen yanıt veremedi. “Deprem riskine ilişkin değerlendirmelerin dikkate alınmaması kabul edilemez!” Soru önergesinde Pala, öncelikle imar planı değişikliği sırasında Türkiye Diri Fay Haritasının ve güncel bilimsel çalışmaların neden değerlendirilmediğini sordu; bölgenin sıvılaşmaya yatkın alüvyonlardan oluştuğu tespitlerine dikkat çekerek, planlama sürecinde bağımsız jeoteknik ve paleosismoloji etütlerinin uluslararası standartlara uygun şekilde zorunlu hale getirilmesi gerektiğini vurguladı. “Bilimsel veri yok sayılarak imar kararı alınamaz; özellikle Bursa gibi deprem riski altındaki illerde dayanaksız atılan her adım, telafisi mümkün olmayan bir felakete zemin hazırlayabilir.” ifadelerini kullandı. Plan raporlarının kopyala-yapıştır yöntemleriyle hazırlandığı iddiası hakkında idari inceleme başlatılıp başlatılmadığını soran Pala, böyle bir usulsüzlük saptanması halinde raporları hazırlayan ve onaylayan kamu görevlileri hakkında soruşturma açılmasını ve sonuçların duyurulmasını talep etti. “Kamu güvenliğini düpedüz tehlikeye atan bu tutum asla kabul edilemez. Eğer iddialar doğruysa, raporu hazırlayan TOKİ ve onaylayan Bakanlık yetkilileri hakkında idari işlemler derhal devreye sokulmalıdır.” dedi. “İnsan hayatını hiçe sayan yönetim anlayışı terk edilmelidir!” Milletvekili Pala, sözlerinin sonunda “6 Şubat 2023’te yaşadığımız büyük depremler, ülkemizde depreme karşı alınan önlemlerin ne denli zayıf, yapıların ise ne denli dayanıksız ve denetimsiz olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Böylesine yıkıcı bir depremden sonra bile en temel önlemlerin alınmıyor oluşu, Cumhurbaşkanlığı Hükümetinin yetersizliğinin açık bir dışavurumudur. Yaşanacak can ve mal kayıplarının sorumluları da bu yönetim anlayışını benimseyenler olacaktır.” diyerek, mevcut iddialar aydınlatılıncaya ve bağımsız uzmanlarca doğrulanmış bilimsel etütler tamamlanıncaya kadar planın yürürlüğe konmamasını istedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.