SON DAKİKA
Hava Durumu

#Murat Kurum

Söz Bursa - Murat Kurum haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Murat Kurum haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bursa Milletvekili Pala: Denizlerimiz büyük risk altında Haber

Bursa Milletvekili Pala: Denizlerimiz büyük risk altında

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, 23 Ekim 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği’nde yapılan değişikliklerin uluslararası standartlarla örtüşmediğini ve doğal hayatı ciddi ölçüde tehdit ettiğini belirtti. Konuya ilişkin Pala, “Yönetmelikte yapılan değişikliklerle, inorganik atıkların korunan alanlar hariç olmak üzere deniz derinliğinin 250 metrenin üzerinde olduğu oksijensiz bölgelere borularla taşınarak bertaraf edilmesine, bu alanların ‘yutak alan’ ilan edilerek karbon depolanması amacıyla kullanılmasına izin verilmiştir. Akademik çalışmalar, deniz tabanına boru hattı ile atık bırakılması gibi uygulamalarda temel riskin yalnızca atığın kimyasal içeriğinden kaynaklanmadığını; aynı zamanda partikül birikimi nedeniyle dip canlılarının doğal yaşam alanının örtülmesi ve ekosistemin kendini toparlama sürecinin yavaşlaması gibi etkilerin de belirleyici olduğunu ortaya koymaktadır. Türkiye açısından Karadeniz bu alanda özellikle dikkatli olunması gereken bölgelerden biridir. Karadeniz’de canlı yaşamına elverişli tabaka kalınlığı oldukça sınırlı ve bu tip atık bertaraf yöntemleriyle daha da incelme riski altındadır” açıklamasında bulundu. Bu nedenle Pala, yönetmelikte yapılan değişikliklerin bilimsel dayanağı, uluslararası iyi uygulamalarla uyumu ve takibine yönelik Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bir soru önergesi iletti. Buna karşın Bakan Murat Kurum, kendisine 24 Mart 2026 tarihinde iletilen soru önergesine Anayasa’nın 98. maddesince öngörülen on beş günlük yasal süre dolmasına rağmen yanıt veremedi. “Bakanlık aldığı kararların çevre etkisini halktan gizliyor!” Milletvekili Pala, öncelikle yönetmelikteki değişikliklerle birlikte atık bertarafına izin verilen alanların nerede olduğunu, 250 metre derinlik eşiğinin hangi bilimsel standartlara göre belirlendiğini ve bu alanda yürütülen çevresel etki değerlendirmelerinin sonuçlarını sordu. “Doğal yaşamın son derece kırılgan olduğu denizlerin sanayi faaliyetleri için kontrolsüzce kirletilmesine izin verilemez. Halihazırda Marmara Denizi, kontrolsüz izinler ve denetimsizliğin sonunda hem doğal hayatı hem de insan sağlığını doğrudan tehdit eden bir kirlilik sorunuyla karşı karşıyadır. Bakanlığın yönetmelikte değişiklik yapmadan önce yürüttüğü çalışmaları kamuoyuyla paylaşmaması, şirketlerin kârı uğruna kararların sorumsuzca alındığı kaygısını güçlendirmektedir” eleştirisinde bulundu. Bununla beraber Pala, yapılan değişiklikte bazı tanımların net olmadığını, bu durumun ise hesap verebilirliği zayıflattığını ifade etti. “Değişiklik metninde atıkların borular ile bertaraf edilebilecek alanlar içinde ‘korunan’ alanların hariç tutulacağı ve yalnızca ‘tehlikesiz inorganik atıkların’ bertarafına izin verileceği belirtilmektedir. Buna karşın ne değişiklik metninde ne de kamuoyuna yapılan açıklamalarda korunan alanların kapsamına veya tehlikesiz görülen atıkların türlerine dair resmi bir sınıflandırma yer almaktadır. Bu kavramlara yönelik net çerçevelerin oluşturulması hem atık yönetiminin denetimi hem de biyolojik çeşitliliğin korunması için hayati önemdedir. Örneğin, tuzluluğu yüksek atıkların deniz suyundan daha ağır bir tuzlu su kütlesi olarak dipte yayılabildiği, yoğunluk farkı nedeniyle dipte yayılım bulutu oluşturabildiği ve bu durumun doğal yaşam koşullarını değiştirebildiği bilimsel çalışmalarda gösterilmektedir. Ülkemizin denizlerinde geri dönüşü çok zor zararların önüne geçilebilmesi için Bakanlık aldığı kararların çevresel etkileri konusunda şeffaf olmalı, ayrıntılı bir izleme yürütmeli ve sonuçlarını kamuoyuyla paylaşmalıdır” çağrısında bulunarak açıklamalarını noktaladı.

Apartman ve sitelerde yeni dönem: Yönetim istediği gibi zam yapamayacak Haber

Apartman ve sitelerde yeni dönem: Yönetim istediği gibi zam yapamayacak

Fahiş site aidatlarına yönelik düzenlemeleri de içeren 14 farklı kanunda ve 1 kanun hükmünde kararnamede düzenleme içeren kanun teklifi TBMM’de kabul edilmesinin ardından Resmi Gazete’de yayımlandı. Yeni düzenleme ile fahiş site aidatlarına karşı site yönetiminin fiyat belirleme yetkisi kat maliki vatandaşlara aktarıldı. Düzenleme ilişkin sosyal medya hesabından paylaşım yapan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "Vatandaşlarımızın ihtiyacı neyse o adımları atıyoruz. Site aidatlarına yönelik düzenlemelerimizden ilki Resmi Gazete’de yayımlandı. Site yönetiminin fiyat belirleme yetkisi vatandaşa aktarıldı. Yönetim planı değişikliği için 3’te 2 çoğunluk zorunluluğu getirildi. Böylelikle site yönetimlerinin başta aidat tutarı olmak üzere keyfi kararlar almasının önüne geçmeyi hedefliyoruz" dedi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaşan 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu değişikliği ile apartman ve sitelerde aidat belirleme süreçlerinde önemli düzenlemeler hayata geçirildi. Kanunun 35 ve 37’nci maddelerinde yapılan değişiklikle yöneticilerin aidat belirleme yetkisi sınırlandırıldı. Buna göre site ve apartman yöneticileri yeniden değerleme oranının üzerinde aidat artışı yapamayacak. Bu oranın üzerinde artış gerektiğinde yönetici, en geç 3 ay içinde Kat Malikleri Kurulu’nu toplantıya çağıracak ve artış kararı yalnızca kat maliklerinin onayıyla alınabilecek. AİDAT ARTIŞINDA SON SÖZ KAT MALİKLERİNDE Mevcut uygulamada yöneticiler, herhangi bir üst sınır olmaksızın yıllık işletme projesi hazırlayabiliyor; kat maliklerinin 7 gün içinde itiraz etmemesi halinde aidatlar kesinleşiyordu. Bu durum birçok vatandaşın yüksek aidatlarla karşı karşıya kalmasına ve icra takiplerine maruz kalmasına neden oluyordu. Yeni düzenlemeyle aidatların belirlenmesinde nihai yetki Kat Malikleri Kurulu’na verildi. YÖNETİCİ EN FAZLA YENİDEN DEĞERLEME ORANI KADAR ARTIŞ YAPABİLECEK Yöneticiler; çalışan ücretleri, sigorta primleri, yakıt ile ortak alanların elektrik ve su giderleri gibi zorunlu harcamalar için bir önceki işletme projesi üzerinden en fazla yeniden değerleme oranı kadar artış içeren geçici işletme projesi hazırlayabilecek. Kat maliklerine ise apartman veya sitenin ihtiyaçları doğrultusunda aidat tutarını belirleme ve gerekli yapım ile harcama kalemleri için yeniden değerleme oranının üzerinde artış yapılmasına karar verme yetkisi tanındı. İKİNCİ TOPLANTIDA ÇOĞUNLUK SAĞLANMASI YETERLİ OLACAK Yeniden değerleme oranı üzerinde artış yapılmasına yönelik toplantılarda karar alabilmek için de ilk oturumda site sakinlerinin yüzde 50+1 çoğunluğu gerekecek. Bu katılım oranı sağlanmazsa ikinci toplantıda katılanların çoğunluğu ile belirlenecek tutar yeni aidat olarak kesinleşecek. Bu durumda son tutarı site yöneticileri değil kat malikleri kurulu üyeleri yani site sakinleri belirlemiş olacak. Bu sayede, site yönetimlerinin keyfi harcamaları ve şeffaflıktan uzak şekildeki harcama kalemi belirlemesinin önüne geçilerek site sakinlerinin mağduriyet yaşaması engellenecek. BAKAN KURUM: "SİTE YÖNETİMLERİNİN KEYFİ KARARLAR ALMASININ ÖNÜNE GEÇMEYİ HEDEFLİYORUZ" Yeni düzenlemeye ilişkin sosyal medya hesabından paylaşım yapan Bakan Kurum, "Vatandaşlarımızın ihtiyacı neyse o adımları atıyoruz. Site aidatlarına yönelik düzenlemelerimizden ilki Resmi Gazete’de yayımlandı. Site yönetiminin fiyat belirleme yetkisi vatandaşa aktarıldı. Yönetim planı değişikliği için 3’te 2 çoğunluk zorunluluğu getirildi. Böylelikle site yönetimlerinin başta aidat tutarı olmak üzere keyfi kararlar almasının önüne geçmeyi hedefliyoruz. Hayırlı, uğurlu olsun" mesajını verdi. YÖNETİM PLANI DEĞİŞİKLİĞİ İÇİN 3’TE 2 ÇOĞUNLUK YETERLİ OLACAK Yine 634 Sayılı Kanun’un 70’inci maddesinde yapılan değişiklikle, toplu yapılarda yönetim planı değişikliği için gereken karar nisabı 5’te 4’ten, 3’te 2’ye düşürüldü. Bu sayede site yönetimlerinin toplanma ve karar alma süreçleri kolaylaştırılacak, yaşanan sıkıntı ve aksaklıklar önlenecek.

Bursa’ya tarihi kentsel dönüşüm kredisi yolda: 3 milyon TL limit, 0.69 faiz ve 1 yıl ödemesiz! Haber

Bursa’ya tarihi kentsel dönüşüm kredisi yolda: 3 milyon TL limit, 0.69 faiz ve 1 yıl ödemesiz!

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanvekili Şahin Biba, kentsel dönüşüme destek konusunda iki defa Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ile görüştüğünü belirterek, "İstanbul'da uygulanan 2.paketin Bursa'da da uygulanacağını bekliyoruz. Biz hızlıca insiyatif alarak dönüşümü hızlandıracağız. En fazla riskli yapı Osmangazi'de. Altıparmak Çarşamba bölgesinde muhtemel depremde müdahalemiz bile söz konusu olamayacaktır. Nilüfer'de de 2007 öncesi yapılan binaların riskli olduğunu düşünüyorum "dedi. Bakanlığın İstanbul'da açıkladığı 2.destek paketinde bir yıl geri ödemesiz 0,69 faizli 180 ay vadeli 3 milyon lira kredi imkanı sunuluyor. Bursa Büyükşehir Belediye meclisinde kentsel dönüşüm ve depremsellik de tartışıldı. Bursalıların bilerek veya bilmeyerek riskli yapılarda oturduğunu ve bu sayının da hayli yüksek olduğunu hatırlatan Başkanvekili Şahin Biba, "En çok kaçak ve çürük bina Osmangazi ve Yıldırım bölgesinde. Nilüfer'de 2007 yılı altındaki bütün binalar bizim için riskli tanımına giriyor. Hem statik hem kullanılan beton ve demir yöntemi açısından hepsi riskli yapı. Bizim meclis ve komisyon olarak kentsel dönüşümde yeni kararlar almamız gerektiğini de görüyorum. Kentsel dönüşümlerde biz tabiki bölgeyi tahrip etmeden ve betonlaşmadan en akılcı yöntemle bizim kentsel dönüşümün önünü açan tarafta olmamız gerekiyor. Bu konuda ilçe belediyelerimiz riskli yapı envanterini çıkarıyorlar. Hepimiz farkındayız ama bu farkındalık yetmiyor. Bu konuda bişeyler yapmamız lazım. Büyükşehir ve ilçe belediyeleri olarak işbirliği içinde olup adımlar atmamız gerekiyor. Bazı hususlarda insanların canını ön plana alarak insiyatif de kullanarak hareket etmeliyiz. Tamamen bizim kentsel dönüşümü vatandaşı cebinden hiç bir ödeme çıkmadan dönüştürmemiz mümkün değil. En azından cebinden çıkacak miktarı hafifletme yöntemlerini bulabiliriz. İmar komisyonu veya kentsel dönüşüm komisyonunu ilgilendiren bir konu değil. Teknik arkadaşlar da katkı sağlamalı. Daha geniş çaplı komisyon adı altında olmasa da farklı bir birlik ve yapı kurabiliriz. Dışarıdan da akademik odaları da dahil ederek geniş çaplı çalışma yapabiliriz" dedi. CHP'li meclis üyeleri ve Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Bursa'nın ciddi risk içerdiğini İstanbul'daki yarısı bizden veya 2.kredi destek paketinin Bursa için de uygulanmasının merkezi hükümetten istenmesi gerektiğini dile getirdiler Bu konuda söz alan Başkanvekili Şahin Biba ise şunları söyledi: "Ben iki sefer bakanla görüşme imkanı buldum. Bu hususları dile getirdim. Hızlı şekilde talimat verildi. Bursa'da hangi modeli uygulayabiliriz diye konuştuk. 2 ayda çalışacaklarını söylediler. 1 ay üzerinden geçti. 1 ay içerisinde ben inanıyorum ki müjdesini vermek istiyoruz. İnşallah müjdesini vereceğiz. Çalışma yapılması talimatı verildi. 2 paketi de söyledik. 2'sini de istiyoruz diye. Muhtemelen yarısı bizden paketinin olma ihtimali çok düşük. Şu anda deprem bölgesinden kaynaklı sübvansiyon konusu var. Çok yanaşılmayacak. Ama yürürlükte olan 2.kampanya var. Talimat verildi. 2 ay içerisinde sonuçlandıralım denildi. Bir ay sonra bir müjde olur. Ciddi nefes aldıracak diye düşünüyorum" Bakan Murat Kurum Nisan ayında açıkladığı kredi destek paketiyle İstanbul'da kentsel dönüşümün daha da hızlanacağını şu sözlerle açıklamıştı: "Bugünden sonra, acil dönüşmesi gereken konutlardan başlayarak, vatandaşımıza; tam 3 milyon liraya kadar dev bir destek paketi hazırlıyoruz. Tam 1 yıl boyunca ödeme yapmayacaksınız. Tam 180 ay vade, yani 15 yıla varan bir ödeme planı sunuyoruz. Aylık 0.69 faizle yani yıllık maliyeti yüzde 10'un bile altında kalan tarihi bir kolaylıkla milletimizin yanında olacağız. Şu dakika itibarıyla harekete geçiyoruz. Bugün hemen başvuruları almaya başlayacağız" Eğer bu paket Bursa'ya da uygulanırsa, şehirde kentsel dönüşüm projelerinin hızlanması bekleniyor.

CHP'li Kayıhan Pala’dan 1 milyar dolarlık projeye tepki: "Bakanlıklar soruları yanıtsız bıraktı" Haber

CHP'li Kayıhan Pala’dan 1 milyar dolarlık projeye tepki: "Bakanlıklar soruları yanıtsız bıraktı"

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, Dünya Bankası tarafından hazırlanan “Türkiye Üniversite Hastaneleri Dayanıklılık Projesi”nin 24 Mart 2026 tarihinde duyurulduğunu; projenin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yürütüleceğinin bildirilmesine karşın ayrıntılarına yönelik net bir açıklama yapılmadığını belirtti. Pala, duyuruda Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın borçlanan kurum olarak gösterildiğini ve proje kapsamında 1 milyar 50 milyon ABD doları kredi verileceğini kaydetti. Bu ölçekte bir projenin kamuoyunda tartışılmadan hazırlanmasının şeffaflık ve kamu kaynaklarının etkili kullanımı açısından endişe yarattığını ifade etti. Konuya ilişkin Pala, “Dünya Bankası kaynaklarında, projenin deprem riski yüksek bölgelerde bulunan kamu üniversite hastanelerinin afetlere karşı dayanıklılığını artırmayı hedeflediği görülmektedir. Bu doğrultuda seçilecek dokuz hastanenin acil durumlarda hizmet sürekliliğini sağlayacak biçimde geliştirilmesi veya yeniden inşa edilmesinin planlandığı ifade edilmektedir. Dünya Bankası tarafından duyurulan böylesi bir projenin ülkemizde kamuoyuna yansıtılmaması dikkat çekicidir. Aynı kaynaklarda proje kapsamında Hazine ve Maliye Bakanlığı’na 1 milyar 50 milyon ABD doları kredi verileceği belirtilirken, proje çevresel ve sosyal risk düzeyi ‘yüksek’ olarak sınıflandırılmaktadır. Kamu kaynakları üzerinde ciddi bir yük oluşturacak bu ölçekte bir projenin her aşamasında şeffaf ve hesap verilebilir olunmalıdır” açıklamasında bulundu. Milletvekili Pala, proje kapsamına alınacak hastanelerin nasıl seçileceği, dönüşüm sürecinde hizmetlerin nasıl sürdürüleceği ve bu süreçte çevresel, sosyal ve finansal etkilerin nasıl yönetileceğine dair bilgi talep ederek ilgili iki Bakanlığa soru önergesi iletti. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum kendisine iletilen soru önergesine, Anayasa’nın 98. maddesi uyarınca öngörülen on beş günlük yasal süre dolmasına rağmen yanıt vermezken, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek projenin genel çerçevesine atıfta bulunarak soruların büyük çoğunluğunu yanıtsız bıraktı. “Projenin hedefleri somut değil; ihale şartnameleriyle hedefler arasında uyum sağlanmalı ve yüklenici şirketler etkili bir şekilde denetlenmelidir!” Milletvekili Pala, proje kapsamında seçilecek dokuz üniversite hastanesi, seçim ölçütleri, hizmet sürekliliği ve denetim mekanizmalarına ilişkin belirsizliğin sürdüğünü vurguladı. “Deprem riski yüksek bölgelerdeki kamu üniversite hastanelerinin güçlendirilmesi yaşamsal önemdedir. Ancak söz konusu güçlendirmelerin kamu kaynaklarıyla yapılamaması, Cumhurbaşkanlığı Hükümetinin kamu kaynaklarının yönetimi konusundaki zayıflığını ortaya çıkarmaktadır. Faize çok yüklü kaynak aktaran Cumhurbaşkanlığı Hükümeti, hastanelerin güçlendirilmesi için kredi bulmak zorunda kalmaktadır. Bu proje kapsamında seçilecek dokuz hastanenin hangi ölçütlerle belirleneceği ve bu noktada nasıl bir ihtiyaç analizi yapılacağı da açıklanmamaktadır. Hazine ve Maliye Bakanlığı yanıtında projenin uygulanmasına yönelik tüm sorumluluğun Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nda olduğunu ifade etse de sonuçta bütçeden geri ödenecek olan bu kredinin en etkili şekilde kullanılması zorunludur. Dahası, projede tanımlanan ‘dayanıklılık’ hedefinin çerçevesi somut değildir. İhale süreçleri öncesinde bu çerçeve netleşmeli, ihale şartnameleriyle hedefler arasında uyum sağlanmalı, ihale süreçleri şeffaf bir biçimde yürütülmeli ve yüklenici şirketler etkili bir şekilde denetlenmelidir” dedi. “Yapım sürecinde sağlığa erişim güvence altına alınmalıdır!” Pala, Dünya Bankası’nın projenin yüksek çevresel ve sosyal riskler taşıdığını tespit etmesine rağmen bu alanda herhangi bir açıklama yapılmadığını belirtti. “Proje belgelerinde, yapımların gerçekleşeceği bölgelerde sağlık hizmetlerine erişimin kısıtlanabileceği net bir şekilde ifade edilmektedir. Buna karşın iki Bakanlık da ilgili soruları yanıtlamadığı için bu hastanelerde hizmetlerin nasıl devam edeceği ve hastaların sağlığa erişiminin nasıl güvence altına alınacağı bilinmemektedir. 6 Şubat depremlerinden etkilenen illerde acil servis, travma, yoğun bakım, anne ve çocuk sağlığı gibi kritik hizmetlerin nitelikli bir şekilde sürdürülmesi hayati önem taşımaktadır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığının yanı sıra Sağlık Bakanlığı da bu sürece katılmalı ve kamuoyuna sağlık hizmetlerine erişimin nasıl güvence altına alınacağı ve çevresel/sosyal risk değerlendirmelerini de içeren açıklamalar yapılmalıdır” çağrısında bulundu.

Özgür Özel’den imzalı çözüm: "KDV yüzde 1’e inerse akaryakıt yüzde 20 ucuzlar" Haber

Özgür Özel’den imzalı çözüm: "KDV yüzde 1’e inerse akaryakıt yüzde 20 ucuzlar"

CHP genel Başkanı Özgür Özel, "Erdoğan bir imzasıyla KDV'yi yüzde bire indirebilir. Eğer KDV'yi yüzde bire indirirse bugünkü pompa fiyatları yüzde 20 ucuzlayacak hem de ÖTV'den daha esnek bir müdahale alanında akaryakıt fiyatlarını yüzde 15-20 altında tutabileceğiz" dedi. EMİNE ÜLKER TARHAN YENİDEN CHP’DE Özel, partisinin grup toplantısında konuştu. Özel, CHP'ye katılan Emine Ülker Tarhan'a rozetini taktı. Özel, dünden beri ham petrole zam doğrudan pompa fiyatlarına yansıdığını söyleyerek, "Erdoğan bir imzasıyla KDV'yi yüzde bire indirebilir. Eğer KDV'yi yüzde bire indirirse bugünkü pompa fiyatları yüzde 20 ucuzlayacak hem de ÖTV'den daha esnek bir müdahale alanında akaryakıt fiyatlarını yüzde 15-20 altında tutabileceğiz. ÖTV'den ve KDV'den vazgeçmek vergi kaybı yaratacak ama o mazotla taşınan domatesten salatalığa, ayakkabıdan hırkaya; taşınan tüm mallara bir zam gelmesinden ve tüm sektörlerin ve esnafların yapacağı fiyat ayarlamalarından bizi koruyacak. Hürmüz Boğazı sorunu çözüldüğünde normal şartlardaki vergi gelirlerine geri dönülür ama hiç olmazsa enflasyon baskısından kurtulunur. Bütün dünya pandemide doğrusunu yaptı. Elimizdeki para azalmadan bir şeye çevirelim; altı olan yedi faiz, 8 olan 9 faiz verdi. Enflasyonu çevirdiler. Bunu bütün dünyada yapmayan bir ülke vardı. Nas diyordu, faiz haram diyordu, ekonomistim diyordu. Öyle bir noktaya geldi ki Türkiye'de enflasyon gerçekte yüzde 120'leri, 150'leri buldu. Halen daha uğraşıyoruz. Şu anda yüzde 30'larda. Bütün dünya giderken Mersin'e, bizi tersine götüren" dedi. "ADALET BAKANLIĞI’NDA SİYASET ÖZENTİSİ BİR ATANMIŞ VAR" Özel, yargıya güvenin yüzde 18'e düştüğünü belirterek, "Adalet Bakanlığı'nın başındaki bakanlar hangi partiden olursa olsun... Millete karşı sorumludur. Temas noktası Adalet Bakanlığı'dır. Millete sorumluluğu olan; milletten ve Allah'tan korkan birilerinin orada oturması lazım. Maalesef ne siyasetten gelen ne siyaset bilen; aksine siyasete özenen ama paçasından acemilik akan, gözünü hırs bürümüş bir atanmışla muhatabız" ifadelerini kullandı. "TAPU KAYITLARI AĞRI DAĞI KADAR GERÇEK" Özel, Adalet Bakanı Gürlek'in mal varlığına değinerek, "Gösterdiğim tapuların içinde olmayan TEMA'daki ev. Gösterdiği tapu kaydında bu yok. Bu evi 9 milyon liraya aldı. Aynı tarihte 14 milyona ev satılıyordu. Niye ucuza verdin? 'Sayın Akın Gürlek diğer tüm müşterilerimiz gibi projemizden bir adet daire satın almıştır.' Açıklama TEMA İstanbul. 'Kendisine uygulanan satış fiyatı, herhangi bir müşterimize uygulananlardan farklı değildir' diye açıklama yapıyor TEMA. Bu eldeki açıklama ve belge Ağrı dağı kadar gerçek. Ama gösterilen tapu kaydında yok. Senfoni Evleri 96 milyon lira. Satış sözleşmesi, imzalar, mühürler, isimler natamam. Burada tapu yok çünkü bitince verilecek. Ama böyle bir resmi belge var. Sayın Murat Kurum'a, bakanlığa bağlı çalışıyor Emlak Konut. Bir haftadır yalanlama yok. Varsa bu öğleden sonra duyalım. Varsa 16 tapunun ID'lerine ilişkin bir itiraz duyalım, bunlar yok. Ne var? Dava açacağım demek var ki açılmış bir dava yok. Ben de dava açacağım. Bana verdiği yanıta istinaden dava açıyorum. O davada ben mi doğru söylüyorum o mu doğru söylüyor? Avukat, tapu sicil kayıtlarını isteyecek. Hakim karar vermek için getirecek. O zaman bu millet yargı önünde kim doğru söylüyor kim yalan söylüyor görecek. Hodri meydan! Bu milletin karşısına geçelim, hesabımızı açalım" şeklinde konuştu.

Pala: "Bursa’nın havası öldürüyor, Bakanlık sessiz kalıyor" Haber

Pala: "Bursa’nın havası öldürüyor, Bakanlık sessiz kalıyor"

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politikaları Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, Bursa’da hava kirliliğinin ağır bir halk sağlığı yükü yarattığını belirterek Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na kapsamlı bir soru önergesi verdi. “Bursa’da hava kirliliği, önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bilimsel araştırmalar Bursa’da her yıl 3 bine yakın kişinin hava kirliliğine bağlı olarak yaşamını erken yitirdiğini göstermektedir” diyen Prof. Dr. Pala, sorunun uzun yıllardır sürdüğünü, buna karşın hava kirliliğini ortadan kaldıracak etkili önlemlerin alınmadığını, erken ölümler ile hastalanmalara karşı sessiz kalındığını söyledi. Bursa’da hava kirliliğinin temel kaynaklarından birinin denetimsiz endüstriyel faaliyetler olduğunu ifade eden Pala, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na soruna yönelik çalışmalardaki mevcut durumu, il düzeyinde denetimlerin ve yaptırımların ne ölçüde uygulandığını sordu. Buna karşın, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, kendisine 24 Ekim 2025 tarihinde iletilen soru önergesine Anayasa’nın 98. maddesi uyarınca öngörülen on beş günlük yasal süre geçmesine rağmen yanıt veremedi. “Bakanlık denetimleri yerine getirmiyor; çevreyi kirleten şirketler korunuyor!” Milletvekili Pala, soru önergesinde endüstriyel faaliyetlerin hava kirliliğinin temel kaynaklarından biri olduğunu vurgularken, Bursa’daki tekstil sektörüne ayrı bir başlık açtı. Tekstil sektöründe faaliyet gösteren fabrikaların yoğunlukla fosil yakıt yaktığını ve bacalardan yayılan kirliliğin gözle görülür düzeyde olduğunu söyledi. Bu konuda neden önlem alınmadığını soran Pala, Bakan’a “Bursa’da tekstil sektöründe faaliyet gösteren ve çevre iznine tabi kaç şirket bulunmaktadır? Ayrıca, bu şirketlerin kaçında RAM makinası (ıslak işlemden sonra kumaşın kurutulması ve ısıl işlemden geçirilmesi için kumaş işlemede kullanılan özel fırın) bulunmaktadır?” sorularını yöneltti. Bununla birlikte, RAM makinası bulunan şirketlerden kaçında kirliliğe dair ölçümlerin eksiksiz yapıldığının da açıklanmasını istedi. Bursa’da hava kirliliğine yol açan endüstriyel faaliyetlerin yalnızca tekstil sektörü ile sınırlı olmadığının altını çizen Milletvekili Pala, Bakanlığın son dönemde il genelinde kaç denetim gerçekleştirdiğini ve bu denetimler sonucunda kaç şirkette yasal sınırların üzerinde atık üretildiğinin tespit edildiğini sordu. Konuya ilişkin Pala, “Bakanlığın hava kalitesi ölçüm istasyonları, Bursa’da hava kirliliğinin çok yüksek olduğunu gösteriyor. Bakanlık böylesi bir kirliliği görüyorken buna karşı bir önlem neden alınamıyor? Denetimler eksiksiz yapılmadıkça ve ilgili yaptırımlar uygulanmadıkça, toplum sağlığının değil şirketlerin korunduğu açıktır” ifadesinde bulundu. “Bakanlık sebep olduğu halk sağlığı sorununun hesabını vermelidir!” Prof. Dr. Pala, soru önergesinin sonunda Bursa’da hava kirliliği nedeniyle erken ölen, hastalanan ve hastaneye yatmak zorunda kalan yurttaşlar için Bakanlığın herhangi bir eylem planı olup olmadığının açıklanmasını istedi. “Cumhurbaşkanlığı Hükümeti’nin denetim zafiyetleri ve benimsediği sermaye yanlısı politikalar, çevre kirliliğini artık ülkemizde milyonları etkileyen bir halk sağlığı sorunu haline getirmiştir. Yalnızca hava kirliliği sebebiyle Bursa’da her yıl 3 bine yakın vatandaş hayatını erken kaybederken, Bakanlık gelinen bu durumun hesabını vermeli ve derhal etkili çözümleri hayata geçirmelidir” çağrısında bulundu.

Kayıhan Pala’dan Kirazlıyayla uyarısı: “İliç faciasının bir benzeri yaşanmadan önlem alın!” Haber

Kayıhan Pala’dan Kirazlıyayla uyarısı: “İliç faciasının bir benzeri yaşanmadan önlem alın!”

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, Bursa’nın Yenişehir ilçesi Kirazlıyayla Mahallesi’nde köylülerin toprak kayması uyarılarına rağmen izin verilen Meyra Madencilik’in atık havuzunun yıkılarak çevrede büyük bir zarara yol açtığını belirtti. Milletvekili Pala, “Madencilik faaliyetlerinin çevreye ve sağlığa olan etkisini bilen Kirazlıyayla halkı, 2018’den beri tesisin kurulmaması için büyük bir mücadele göstermiş, bu noktada sayısız gözaltı ve davalarla karşı karşıya bırakılmıştır. Tüm itirazlar ve uyarılar hiçe sayılarak yürütülen bu projenin sebep olduğu zarar ortada iken faaliyetlerin devam etmesi, üstüne üstlük ikinci bir atık havuzunun kurulması için Çevre Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecinin başlatılması kesinlikle kabul edilemez” cümleleriyle mevcut duruma tepki gösterdi. Konuya ilişkin Pala, “Geçen ay yaşananlar Meyra Madencilik şirketinin çevreye verdiği zararın ilk örneği değildir. Şirket son 6 yılda bölgede çok ciddi bir eko-kırıma yol açmış; yürütülen madencilik faaliyetleri nedeniyle köy genelinde ciddi ölçüde toprak kayması meydana gelmiş, bu durum tarım alanlarını, evleri ve altyapıyı birçok kez tehdit etmiştir. Köy sakini bir vatandaşın evi, maden sahasında yapılan kazıların ardından yaşanan toprak kayması sonucu yıkılmış ve oturulamayacak hale gelmiştir” açıklamasında bulundu. Milletvekili Pala, Meyra Madencilik şirketinin ikinci bir atık havuzu kurmak amacıyla yeni bir ÇED süreci başlatmasının ve Kirazlıyayla halkının bu duruma tepki göstermesinin ardından, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na 21 Ekim 2025 tarihinde kapsamlı bir soru önergesi iletti. Buna karşın Bakan Murat Kurum, kendisine iletilen soru önergesine, Anayasa’nın 98. maddesi uyarınca öngörülen on beş günlük yasal süre dolmasına rağmen yanıt veremedi. Soru önergesini yanıtsız bırakarak Bakanlığın insan ve çevre sağlığına karşı sorumluluğunu reddettiğini ifade eden Pala, özellikle yaşananlardan sonra kamuoyu karşısında net bir açıklama ile hesap verilmesinin zorunlu olduğunu söyledi. “Soru önergesini yanıtsız bırakan Bakanlık, insan ve çevre sağlığına karşı sorumluluğunu reddediyor!” Milletvekili Pala, soru önergesinde öncelikle çevre ve halk sağlığına ciddi tehdit oluşturan madencilik faaliyetlerinin neden önceden tespit edilemediğini sorguladı. “Bu olayın öngörülemez bir kaza olmadığı anlaşılmalıdır. Kirazlıyayla halkı, çeşitli sivil toplum kuruluşları ve uzmanlar ÇED sürecinin başından beri bölgedeki toprak kayması riskine karşı Bakanlık yetkililerini defalarca uyarmıştır. Buna rağmen Bakanlık bölgedeki faaliyetlere ‘ÇED olumlu’ kararı vermiş, şirketlerin kârı uğruna çevre ve halk sağlığını bir kez daha yok saymıştır” açıklamasında bulunan Pala, “Bakanlık Meyra Madencilik’e karşı geçtiğimiz dönemde kaç denetim gerçekleştirdiğini, hangi usulsüz faaliyetlerin tespit edildiğini ve bunların sonucunda hangi yaptırımların uygulandığını açıklamalıdır. Örneğin, böylesi bir felaket yaşanmadan önce şirketin yapacağını taahhüt ettiği sızdırmaz membran ve kapalı atık barajının durumu neydi? ÇED raporunda değerlendirilmeyen ‘Ağır Ortam Zenginleştirmesi’, kil yıkama gibi çevresel riski yüksek işlemlere başvurulmuş mudur?” cümleleriyle Bakanlığa şeffaflık çağrısını iletti. “Şirket, sağlığı ve çevreyi tehlikeye atmaya devam ediyor; İliç faciasının bir benzeri yaşanmadan derhal önlem alınmalı ve şu ana kadarki zararın hesabı verilmelidir!” “Yılda 815 ton tehlikeli kimyasal kullanılan tesiste ortaya çıkan çevre felaketinin sonucunda 3 milyon 780 bin metreküp büyüklüğündeki havuzda biriken atıklar Sarıyer Deresi’ne ve oradan Yenişehir Vadisi’ne karışmıştır. Bölgedeki su kaynakları ve tarım alanlarına geri döndürülemez bir zarar veren bu olayın, bölge halkının sağlığına yarattığı tehdit de açıktır. Bakanlık derhal oluşan zararın boyutunu tespit etmeli ve bu konuda önlem almalıdır” ifadesiyle Bakanlığı uyaran Pala, bilimsel ilkelerden uzak ve mevzuat dışı madencilik faaliyetleri sürdüğü takdirde insan ve çevre sağlığı tehdidinin devam edeceğini vurguladı. “Kirazlıyayla’da toprak kayması riski devam etmektedir. Bakanlık, Erzincan-İliç’te yaşanan facianın bir benzerinin Kirazlıyayla’da yaşanmaması için hangi önlemleri aldığını açıklamalıdır. Bununla beraber, son yaşanan olaya kadar madencilik faaliyetlerinin sebep olduğu mağduriyetin tamamı için kamuoyu karşısında hesap verilmeli, mağduriyetin giderilmesi için kapsamlı bir eylem planı hazırlanmalı ve takvimiyle paylaşılmalıdır” diyerek açıklamalarını noktaladı.

Gürsu'da hava kalitesi artıyor: 50 ev ücretsiz doğal gazla buluşuyor! Haber

Gürsu'da hava kalitesi artıyor: 50 ev ücretsiz doğal gazla buluşuyor!

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı himayesinde, Gürsu Belediyesi iş birliği ile ilçede, "Hava Kalitesinin İyileştirilmesi Projesi" başladı. Proje kapsamında ilk etapta 50 ev temiz yakıt ve doğal gaz tesisatı ile buluşturulacak. Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık, "İlçemizdeki hava kalitesini artırmak ve çevre kirliliğini azaltmak amacıyla, doğal gaz tesisatı olmayan evlerimizi temiz yakıtla buluşturuyoruz" dedi. Gürsu'da başlayan proje kapsamında ilk etapta 50 evde çalışma gerçekleştirilecek. Köylerin de dahil olduğu toplam 15 mahallede farklı lokasyonlarda titiz bir çalışma yürütüldü. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından belirlenen kriterlere uygun olan evlerde ve ailelerde araştırmalar yapıldı. Belediye bünyesinde kurulan komisyon ile bu tesisatını döşetme imkanı olmayan ve bakanlık kriterlerine uyan evlerde ön incelemeler yapıldı ve çalışmalara başlandı. GÜRSU'DAKİ EVLERE ÜCRETSİZ DOĞAL GAZ TESİSAT DESTEĞİ Projeyi büyük bir mutlulukla karşılayan ev sahipleri ve aileler, Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık'a, Başkan Işık ise Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'a teşekkür etti. Proje kapsamındaki ailelerin tamamen ücretsiz şekilde bu hizmeti aldıklarını belirten Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık, "Son derece kaliteli ürünler ve iyi işçilikle ailelerimizi doğal gaza ücretsiz kavuşturmanın mutluluğunu paylaşıyoruz. Projemizi ilerleyen dönemlerde geliştirerek büyütme hedefindeyiz" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.