SON DAKİKA
Hava Durumu

#Mutlak Butlan

Söz Bursa - Mutlak Butlan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mutlak Butlan haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Süleyman Bülbül'den sert tepki: "YDK'nin aldığı bu karar yok hükmündedir" Haber

Süleyman Bülbül'den sert tepki: "YDK'nin aldığı bu karar yok hükmündedir"

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) Üyesi Süleyman Bülbül, "Mahkeme kararında daha önce Yüksek Disiplin Kurulu tarafından verilen disiplin kararlarının ve tüm kararlarının yok hükmünde olduğuna ilişkin tedbir hükmü olmamasına rağmen YDK'nin Merkez Yönetim Kurulu'na yönelik böyle bir karar alınmasına talebi kesinlikle tüzüğe, mahkeme kararına ve Siyasi Partiler Kanunu'na aykırıdır" dedi. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) ‘mutlak butlan’ sonrasında ilk kez toplandı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun açılışını yaptığı toplantıda, başkanlık oylaması en yaşlı üye Garip Erdoğan öncülüğünde yapıldı 1 saat süren toplantıda oy çokluğuyla CHP İzmir Milletvekili Mahir Polat YDK Başkanı oldu. Başkan Yardımcılığına Ahmet Ersen Özsoy, Genel Sekreterlik görevine ise Sezgin Kaya seçildi. Toplantıda alınan kararla, Özgür Özel döneminde YDK’de alınan kararların yok hükmünde sayılması için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına dilekçe yazılmak üzere Merkez Yönetim Kurulu’na yazı gönderilmesine karar verildi. Yapılan açıklamada, karara ilişkin şu ifadelere yer verildi: "Bilindiği üzere Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesinin 2026/32 Esas ve 2026/658 Karar sayılı ilamı ile ‘4-5 Kasım 2023 tarihli 38. Kurultayın ve sonradan yapılan olağanüstü tüm Kurultayların ve bu kurultaylarda alınan tüm kararların, Mutlak Butlan (Kesin Hükümsüzlük) nedeni ile iptaline, 4-5 Kasım 2023 tarihli Olağan Seçimli Kurultaydan önceki duruma dönülmesine’ karar verilmiştir. Verilen Kesin Hükümsüzlük kararı söz konusu olmakla 4-5 Kasım 2023 tarihi sonrasında oluşmuş Yüksek Disiplin Kurulu'nun ve aldığı kararların da yok hükmünde olduğu değerlendirilmektedir. Hal böyle olunca ekli listede yazılı hakkında disiplin işlemi uygulanmış üyeler özelinde, telafisi imkansız zararlara neden olunmuş bulunduğundan, bu üyeler hakkında verilmiş disiplin kararlarının yok hükmünde olduğunun tespitine ve kararların icrası durdurularak parti kayıtlarının düzeltilmesi hususunda karar verilmesi ve aynı zamanda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına durumun yazı ile bildirilmesi özelindeki Kurulumuz düşüncesini, saygı ile bilgi ve takdirlerinize sunarız" ifadeleri kullanıldı. Toplantıda alınan karara Süleyman Bülbül, Saniye Karalar ve Gülşah Deniz Atalar karşı oy kullandı. YDK Üyesi Süleyman Bülbül, bu karara 3 üye olarak Saniye Barut ve Gülşah Deniz Atalar ile birlikte muhalefet şerhi sunduklarını belirterek "Bölge Adliye Mahkemesi'nin 36’ncı Hukuk Dairesi'nin vermiş olduğu karar tedbiren sadece 4-5 Kasım 2023 öncesindeki yönetime, genel başkan, Parti Meclisi ve YDK üyelerine yönelik bir karardır. Bu Bölge Adliye Mahkemesi vermiş olduğu tedbir kararı dışında diğer konularda tedbir kararı vermemiştir. Bölge Adliye Mahkemesi'nin vermemiş olduğu bir tedbir kararlarının Yüksek Disiplin Kurulu tarafından 4-5 Kasım 2023'ten sonra Yüksek Disiplin Kurulu kararlarını da iptal edeceği ve haklarında disiplin işlemi yapılanların kararlarının yok hükmünde sayılacağı ve bu çerçevede Merkez Yönetim Kurulu'nun Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na üyeliklerinin işlenmesi konusunda yazı yazılmasına yönelik kararı yok hükmündedir" değerlendirmesinde bulundu. Daha önce hakkında disiplin cezaları verilmiş üyelerin hakkında sadece Parti Meclisi'nin bağışlama yetkisi olduğunu vurgulayan Bülbül, "Bu çerçevede mahkeme kararında daha önce Yüksek Disiplin Kurulu tarafından verilen disiplin kararlarının ve tüm kararlarının yok hükmünde olduğuna ilişkin tedbir hükmü olmamasına rağmen YDK'nin Merkez Yönetim Kurulu'na yönelik böyle bir karar alınmasına talebi kesinlikle tüzüğe, mahkeme kararına ve Siyasi Partiler Kanunu'na aykırıdır. Bu çerçevede YDK'nin ve MYK'nin, BAM kararında disiplin işlemlerine ve yapılan tüzük değişikliğine dair bir tedbir kararı yok iken ve işbu şahsın hukukuna ilişkin kararlardan olan BAM 36’ncı Hukuk Dairesi'nin 2026 taksim 32 esas ve 2026 taksim 658 karar sayılı kararı henüz kesinleşmemişken bu disiplin kararlarının icrasını durdurmak ve parti kayıtlarının düzeltilmesi konusunda karar vermek ve aynı zamanda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na yazıyla bildirmek yetkileri YDK'ye ait olmadığı gibi Merkez Yönetim Kurulu'nda da yoktur" diye konuştu.

Numan Kurtulmuş'tan CHP'deki çelişki için net mesaj Haber

Numan Kurtulmuş'tan CHP'deki çelişki için net mesaj

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Meclis grubunun nasıl toplanacağı, her partinin kendi grup iç yönetmeliği çerçevesinde bellidir. Bu durum Meclis Başkanlığının, ‘Hayır, öyle değil şöyle yap’ diyeceği bir husus değildir. Ümit ederim en kısa süre içerisinde bu sorun çözülür" dedi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Finlandiya’ya yaptığı resmi ziyaret öncesi gazetecilerin sorularını yanıtladı. CHP’deki 'mutlak butlan' kararı sonrası yaşananlara ilişkin soru üzerine Kurtulmuş, "Meclis Başkanlığı, herhangi bir parti içi ya da grup içi ihtilafın tarafı değildir, görevi bu değildir, vazifesi de bu değildir. Meclis Başkanlığının tarafsızlık ilkesi gereği de bunu hassasiyetle korumaya dikkat ediyoruz.Kılıçdaroğlu tarafından gelen ve mutlak butlan kararıyla ilgili yazı bize ulaştığı anda biz gereğini yaptık ve Kılıçdaroğlu’nu Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı olarak Meclis kayıtlarına aldık. Hemen arkasından Cumhuriyet Halk Partisi Grubu’ndan gelen CHP Grubu’nun iç yönetmelikleri gereğince gerçekleştirilmiş bir grup toplantısı sonrasında, Özgür Özel'in Grup Başkanlığı ile ilgili yazıyı da kabul ettik. Gereğince de Sayın Özel'in kapısındaki Genel Başkanlık tabelasını kaldırarak Grup Başkanı tabelasını koyduk. Biz Meclis Başkanlığı olarak bize gelen yazılar çerçevesinde hareket etmek durumundayız. Eğer bu yazılarda bir çelişki varsa ki öyle görünüyor, bu çelişkinin giderilme yeri TBMM Başkanlığı değildir. Türkiye Büyük Millet Meclisi kendini mahkeme yerine koyamaz. Cumhuriyet Halk Partisi, bu meseleyi kendi iç dinamikleri ve kurumsal yapısı çerçevesinde çözmeli ve sorunu ortadan kaldırmalıdır. CHP Genel Başkanlığına bu çelişkinin giderilmesi için yazı yazarak, bu hususu talep edeceğiz. Bundan sonraki tartışmalarda ve çelişkilerde Meclis Başkanlığının resen bir işlem yapma yetkisi yoktur, vazifesi de değildir" ifadelerini kullandı. "MECLİS GRUBUNUN NASIL TOPLANACAĞI, HER PARTİNİN KENDİ GRUP İÇ YÖNETMELİĞİ ÇERÇEVESİNDE BELLİDİR" Yarın TBMM’de CHP’nin düzenleyeceği grup toplantısı tartışmaları hakkında değerlendirmede bulunan Kurtulmuş, "Meclis’te 6 grup var, hiçbir siyasi partinin meclis grubunun nasıl işleyeceğine, nasıl karar alacağına ilişkin en ufak bir dahlimiz olmadı, olmayacaktır da. Dolayısıyla meclis grubunun nasıl toplanacağı, her partinin kendi grup iç yönetmeliği çerçevesinde bellidir. Bu durum Meclis Başkanlığının, ‘hayır, öyle değil şöyle yap’ diyeceği bir husus değildir. Ümit ederim en kısa süre içerisinde bu sorun çözülür. Eğer grup toplantısı usulüne uygun şekilde yapılırsa tabii ki TBMM TV her grubu yayınlar. Bana gelen iki yazıdan bahsettim. İkisinin arasında çelişki var. Çelişkinin giderilmesiyle ilgili Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanına yazı yazıldı" dedi. "PARTİ İÇERİSİNDEKİ BU KAVGA VE AYRIŞMAYI ‘TERÖRSÜZ TÜRKİYE’ SÜRECİNE YANSITMAMALARINI TEMENNİ EDERİM" Terörsüz Türkiye süreci hakkında ise Kurtulmuş, "Parti içerisindeki bu kavgayı, ayrışmayı Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk asrının en önemli sorunu olan terörün sona erdirilmesi gibi çok önemli, milli bir meseleye yansıtmamalarını temenni ederim. Biz komisyon çalışmalarını yaptık ama Meclis Başkanı, Komisyon Başkanı olarak hassasiyetle şuna çok dikkat ettim. Tüm siyasi partilerin, komisyonda fikirlerini açıkça beyan etmesine olağanüstü gayret sarfettik, çok büyük bir emek verdik. Çok da kolay olmadı. Ortada böylesine önemli bir kazanım varken bunu kaybetmemek lazım. Partilerin oluşturduğu geniş mutabakatın gerisine düşmemek lazım. Parti içerisindeki bu kavgayı, ayrışmayı Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk asrının en önemli sorunu olan terörün sona erdirilmesi gibi çok önemli, milli bir meseleye yansıtmamalarını temenni ederim. Biz komisyon çalışmalarını yaptık ama Meclis Başkanı, Komisyon Başkanı olarak hassasiyetle şuna çok dikkat ettim. Tüm siyasi partilerin, komisyonda fikirlerini açıkça beyan etmesine olağanüstü gayret sarf ettik, çok büyük bir emek verdik. Çok da kolay olmadı. Ortada böylesine önemli bir kazanım varken bunu kaybetmemek lazım. Partilerin oluşturduğu geniş mutabakatın gerisine düşmemek lazım" dedi. "BU PARLAMENTO YENİ ANAYASA YAPMAZSA MİLLET, UZUN SÜRE YENİ ANAYASA LAFINA KULAK VERMEZ" Anayasa tartışmalarına ilişkin soru üzerine Kurtulmuş, "Anayasa meselesini Türkiye'nin en önemli ihtiyacı olarak görüyorum. Bu Meclis'in önceki meclislere göre anayasa yapabilme imkânı bakımından daha avantajlı olduğunu düşünüyorum. Çünkü hiçbir partinin tek başına anayasa yapma gücü yok. Bu müzakereye açık bir siyasi konum demektir. Nihayetinde herkesin bir ideal anayasa fikri vardır. Ama olabilecekler konusunda, komisyon çalışmasında da olduğu gibi bir uzlaşma zemini bence anayasa yapım sürecinde de ortaya çıkabilir. Yeter ki iyi niyetle, samimiyetle herkes fikrini masaya getirsin. Bu parlamento, anayasa yapma bakımından olumlu bir havaya sahipken ve açıkçası komisyon çalışmasında da çok önemli bir deneyimi ortaya koymuşken eğer yeni anayasa yapmazsa millet, uzun süre yeni anayasa lafına kulak vermez" şeklinde konuştu.

Bahçeli’den CHP için sürpriz tarih: "Büyük kongre 9 Eylül'de yapılabilir" Haber

Bahçeli’den CHP için sürpriz tarih: "Büyük kongre 9 Eylül'de yapılabilir"

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP'de yaşananlara ilişkin, "İlçe ve il kongreleri yapıldıktan sonra uygun görülecek bir tarihte büyük kongreye gidilecektir. Bize göre bu tarih partinin kuruluş tarihi de olan 9 Eylül olabilecektir" dedi. MHP lideri Devlet Bahçeli, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 2023 yılında yapılan 38. Olağan Kurultayı'nın mutlak butlan kararıyla yok sayılmasına dair TÜRKGÜN gazetesine özel röportaj verdi. Mutlak butlan kararı sonrasında mahkemenin kararına uyulması gerektiğini söylediğini hatırlatan Bahçeli, "Mahkeme kararının uygulama sürecinde yaşananlar demokrasimize yakışmamıştır. Beklentimiz demokrasimizi temsil etmeyen bu görüntünün giderilmesi ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurumsal kimliğiyle ileriye taşınmasını mümkün kılacak sağlıklı adımların atılmasıdır" dedi. "BİZİM HİÇBİR PARTİNİN İÇ İŞLERİNE KARIŞMA YAHUT MÜDAHALE ETME GİBİ BİR NİYETİMİZ VEYA DÜŞÜNCEMİZ OLAMAZ" MHP’nin de birçok kez ele geçirilme girişimi ile karşı karşıya kaldığını söyleyen Bahçeli, "Öncelikle şunu ifade etmek isterim. Bizim hiçbir partinin iç işlerine karışma yahut müdahale etme gibi bir niyetimiz veya düşüncemiz olamaz. Böyle bir yetkimiz de yok zaten. Ancak biz Türk demokrasisini ve siyasetini düşünen bir partiyiz. Türkiye’nin istikrarı, barış, huzur ve refahı için gayret gösteren bir hareketiz. Ayrıca Milliyetçi Hareket Partisi bu konularda yüksek bir tecrübeye de sahiptir. Geçmişte partimizin çeşitli dönemlerde kongre süreçlerinde ele geçirilmeye çalışıldığına şahit olunmuştur. MHP, 57 yılı aşan geçmişinde birçok siyasi badire atlatmıştır. Farklı merkezlerden yönlendirilen siyasi mühendislik projeleriyle partiyi dizayn etmeye yönelik girişimlere maruz kalmıştır. 'Türkeş’siz MHP' hayal edenlerin partimizi bölmek istediğini de gördük, hain darbe girişimlerine giden yolda en büyük engel olarak kabul ettikleri MHP’yi etkisizleştirmek için partimizi ele geçirmeye kalkanları da gördük. 1992 yılında partimiz 19 milletvekiliyle grup kurma aşamasındayken altı milletvekilinin ayrılmasıyla önemli bir sınamayla karşı karşıya kalmıştır. 2016 yılında ise hukuksuz girişimlerle partimizin bölünmek istendiği görülmüştür. Tüm bu süreçlerde çeşitli siyasi ittifaklara karşı milliyetçi ülkücü dünya görüşümüzün heybemize yüklediği derin tecrübe, köklü parti geleneğimiz ve demokratik mücadele yöntemleriyle siyasi varlığımızı sürdürme gayreti içerisinde olduk. Bugün Türk siyasi hayatında yarım asrı aşan köklü bir geçmişe sahibiz" açıklamasında bulundu. "CHP ÜZERİNDEN TÜRK SİYASETİNİN İSTİKRARSIZLIĞA SÜRÜKLENMESİ KABUL EDİLEMEYECEK BİR DURUMDUR" Türk siyasetinin güçlü olması gerektiğine vurgu yapan Bahçeli, "Parti kurumsallıklarının zayıflaması ve sorumlu liderlik mekanizmasının aksaması, demokrasi kültürümüzü akamete uğratacağı gibi siyasî istikrarımıza da zarar verecektir. Türk demokrasisinde parlamento ve siyasi parti kurumsallıklarının rolü bu denli önem arz ederken, siyasette çözümün parlamento dışında başka mecralarda aranması, demokrasi ve hak arayışı adı altında kontrolsüz sokak hareketlerini ve taşkınlıkları beraberinde getirecektir. Bölgemizde egemen devletler üzerinde oynanan oyunların en büyüğü ve artık klasikleşmiş unsuru, iç siyasete beşinci kol faaliyetleriyle müdahale etmek ve toplumsal karışıklığa zemin hazırlamaktır. İç cepheyi tahkim etmeye çalıştığımız bu süreçte CHP üzerinden Türk siyasetinin istikrarsızlığa sürüklenmesi kabul edilemeyecek bir durumdur" ifadelerini kullandı. "MUTLAK BUTLAN KRİZİNİN PARTİ İÇİ ÇATIŞMAYA VE SOKAK EYLEMLERİNE DÖNÜŞMESİ, TÜRK SİYASİ KÜLTÜRÜNDE DE YARALI BİR HAFIZA OLUŞTURMASINDAN ENDİŞE ETMEKTEYİZ" CHP’deki krizin büyüyerek devem etmesinin endişe verici olacağına dikkati çeken Bahçeli, "Türkiye’de köklü bir parti kurumsallığına sahip olan Cumhuriyet Halk Partisi’nde mutlak butlan krizinin parti içi çatışmaya ve sokak eylemlerine dönüşmesinin sadece CHP’de değil, Türk demokrasisi ve siyasîikültüründe de yaralı bir hafıza oluşturmasından endişe etmekteyiz" dedi. "YARGI KARARI ORTADADIR, SAYIN KILIÇDAROĞLU CHP GENEL BAŞKANIDIR" Kemal Kılıçdaroğlu’nun mahkeme kararı ile genel başkan olduğunu belirten Bahçeli, "Yargıtay’ın nihai kararıyla kesinleşecek olsa da yargı kararı ortadadır. Sayın Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkanıdır. Mahkeme kararının uygulanması sürecinde yaşananlar ne CHP’ye ne de demokrasimize yakışan bir durum olmamıştır. Bundan sonraki süreçte Sayın Kemal Kılıçdaroğlu normal olarak mahkeme kararının ve genel başkan olmasının gereklerini yerine getirecektir. Bu kapsamda ilk olarak genel merkeze yerleşme, onarma ve toparlanmayı gerçekleştirecek, dağınıklığı giderecektir. Aynı zamanda parti faaliyetleri devam edecektir. Bu şekilde bir siyasi partinin çöküşü değil, yeniden inşası ve demokrasiye kazandırılması mümkün hale gelecektir" açıklamasında bulundu. CHP’yi kuruluş kodlarından ayıran sebeplerin belirlenmesi gerektiğini ve bu kapsamda yapılması gerekenleri sıralayan Bahçeli, şöyle devam etti: "İlk olarak CHP’de siyasi atmosferi zehirleyen, CHP’nin parti aidiyetine ve kurumsal kimliğine zarar veren nefret dilinin ivedilikle terk edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Partililerin birbirini tahkir ve tahrik ettiği bu dili yüksek mesuliyet ve partililik şuuruyla uzlaşı diline dönüştürecek muhataplar Sayın Kılıçdaroğlu ve Sayın Özel’dir. İkincisi CHP’de bir ‘arınma ve durulma’ sürecinin başlatılması gereğidir. Arınma ve durulma sürecinde yolsuzluk ve usulsüzlükler, tutuklamalar ve diğer ahlaki meseleler iyi anlatılmalı, şeffaf bir kamuoyu iletişimi gerçekleşmelidir. Üçüncü olarak yapılması gereken iş, mevcut üyelerin yenilenmesi ve yeni üye kaydının yapılmasıdır. Bu şekilde yolsuzluğa, usulsüzlüğe ve ahlaksızlığa bulaşmış üyeler de Cumhuriyet Halk Partisi’nden temizlenmiş olacaktır. Dördüncüsü ise yeni ve yenilenmiş üye yapısında CHP parti kimliği ve aidiyeti ile kurumsal bağlılığın yeniden tesis edilmesidir. Bu husus, CHP’nin kongre sürecinin yeniden ve sağlıklı bir zeminde başlatılmasını sağlayacaktır. İlçe ve il kongreleri yapıldıktan sonra uygun görülecek bir tarihte büyük kongreye gidilecektir. Bize göre bu tarih partinin kuruluş tarihi de olan 9 Eylül olabilecektir."

CHP'den 'Mutlak Butlan' kararına ilk hamle! YSK'ya dijital başvuru yapıldı Haber

CHP'den 'Mutlak Butlan' kararına ilk hamle! YSK'ya dijital başvuru yapıldı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), 38. Olağan Kurultayı davasında 'mutlak butlan' kararının çıkmasının ardından Yüksek Seçim Kurulu'na (YSK) başvurdu. İtiraz başvurusu dijital ortamda yapıldı. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36'ncı Hukuk Dairesi, CHP'nin 4-5 Kasım 2023 tarihlerinde yapılan 38. Olağan Kurultayı'na ilişkin 'mutlak butlan' kararı verdi. 36'ncı Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin davayı 'konusuz kaldığı' gerekçesiyle sonuçlandıran kararını kaldırarak, kurultayın yapıldığı tarihten itibaren iptaline karar verdi. Mahkeme ayrıca, kurultay sonrası yapılan tüm olağan ve olağanüstü kurultayların ve alınan kararların iptaline, Kemal Kılıçdaroğlu ile önceki parti organlarının görevlerine devam etmesine hükmetti. Bunun üzerine CHP'nin YSK temsilcisi Mehmet Hadimi Yakupoğlu, bugün YSK'ya başvuruda bulundu. CHP'den yapılan açıklamada, YSK'ya yapılan itiraz dilekçesinde söz konusu tedbir kararının madden ve hukuken icrasının imkansız olduğunun belirtildiği ve 39. Olağan Kurultayı sonucunda düzenlenen mazbataların geçerli olduğunun tespitinin talep edildiği ifade edildi. Açıklamada CHP'nin YSK'ya sunduğu itiraz dilekçesinde, "Ankara Bölge Adliye Mahkemesi kararı, seçim yargısı gözetiminde yapılmış ve ilçe seçim kurullarınca kesinleştirilmiş seçimleri ve mazbataları yok saymaktadır. Ancak Anayasa'nın 79. maddesi uyarınca 22. Olağanüstü Kurultay, İstanbul Olağanüstü İl Kongresi, İstanbul 39. Olağan İl Kongresi ve 39. Olağan Kurultay'da yapılan seçimlerin iptali mümkün değildir. Bu kurultay ve kongreler sonucunda verilen mazbatalar iptal edilemez" ifadelerine yer verildiği kaydedildi. Açıklamada, "Sonuç olarak dilekçede Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nin ihtiyati tedbir kararının seçim kurullarının görev alanına müdahale ettiği, madden ve hukuken uygulanamaz nitelikte olduğu belirtilmiştir. YSK'dan Anayasa'nın 79. maddesinden kaynaklanan tam kanunsuzluk yetkisi kapsamında ilgili kongre ve kurultaylarda yapılan seçimlerin ve düzenlenen mazbataların geçerli olduğunun, bu kongre ve kurultaylarda seçilenlerin görevlerine devam ettiğinin tespitine karar verilmesi talep edilmiştir" denildi.

Bahçeli’den Kılıçdaroğlu’na tarihi çağrı: "Özgür Özel’le görüş, istifa et" Haber

Bahçeli’den Kılıçdaroğlu’na tarihi çağrı: "Özgür Özel’le görüş, istifa et"

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Mahkeme kararıyla, iddia olunduğu gibi Sayın Kılıçdaroğlu'nun haksızlığa uğradığı kabul edilmiş, mahkeme kararıyla tescil edilmiştir. Bu noktada 'yargı kararını tanımıyoruz' gibi çıkışlar boşunadır ve de gereksizdir" dedi. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, özel bir televizyon kanalına açıklamalarda bulundu. MHP Lideri Bahçeli açıklamasında, "21 Mayıs 2026, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, CHP'nin 4-5 Kasım 2023 tarihlerinde yapılan 38. Olağan Kurultayı hakkında mutlak butlan kararı vermiştir. Bu karar, söz konusu kurultayın baştan itibaren hukuken geçersiz sayılması anlamına gelmektedir. Mahkeme ayrıca bu kurultay sonrasında yapılan olağan ve olağanüstü kurultayların ve bu süreçte alınan kararların da hükümsüz olduğuna hükmetmiştir. Karar kapsamında Özgür Özel, Merkez Yönetim Kurulu, Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin tedbiren görevden uzaklaştırılmasına karar verilmiştir. Mahkeme, kurultay öncesindeki yönetimin, yani Kemal Kılıçdaroğlu ve o dönemki parti organlarının, karar kesinleşinceye kadar tedbiren görevi üstlenmesine hükmetmiştir. Kararın YSK'ya, ilgili seçim kurullarına ve Ankara Valiliğine gönderilmesine karar verilmiştir" ifadelerine kullandı. "KARARIN EN ÖNEMLİ SONUCU CHP'DE YÖNETİM YETKİSİ KONUSUNDA CİDDİ BELİRSİZLİK YARATMASIDIR" Mutlak butlan kararının en önemli sonucunun CHP'de hukuki ve fiili yönetim yetkisi konusunda ciddi belirsizlik oluşturması olduğunu söyleyen Bahçeli, "Kararın en önemli sonucu, CHP'de hukuki ve fiili yönetim yetkisi konusunda ciddi bir belirsizlik yaratmasıdır. Karar taraflara tebliğ edildikten sonra iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz başvurusu yapılabilecektir. Nitekim, gerekli itirazın yapıldığı açıklanmıştır. Kamuoyunun bildiği üzere 4-5 Kasım 2023 tarihinde Cumhuriyet Halk Partisi'nin 38. Olağan Kurultayı gerçekleşmiş, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ile Sayın Özgür Özel Cumhuriyet Halk Partisinde genel başkanlık için demokratik bir yarışa girmişlerdir. Sayın Özgür Özel'in Genel Başkan olarak seçildiği kurultay, usulsüzlük iddialarıyla ve iptal talebiyle bazı CHP delegeleri tarafından mahkemeye taşınmıştır. 21 Mayıs 2026 tarihinde Ankara Bölge Adliye Mahkemesi söz konusu kurultaya dair usulsüzlük iddialarının sübut bulduğu gerekçesiyle mutlak butlan kararına hükmetmiş; karar kesinleşinceye kadar Özgür Özel ve yönetimi tedbiren görevinden uzaklaştırılmış, eski genel başkan sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi karar kesinleşinceye kadar göreve iade edilmiştir" diye konuştu. "YARGI KARARINI TANIMIYORUZ GİBİ ÇIKIŞLAR BOŞUNADIR VE DE GEREKSİZDİR" MHP Grup Toplantısında söylediği sözleri hatırlatan Bahçeli, şunları kaydetti: "5 Mayıs 2026 tarihinde TBMM Grup Toplantımız sonrasında CHP'nin mutlak butlan davası hakkında görüşümüz gazeteciler tarafından sorulduğunda kendilerine ‘CHP, Cumhuriyet'in kurulduğu günden bu yana var olan en önemli siyasi kurumdur. Bu kurumun içinin karıştırılması, parçalanması, hukuki yönden zedelenmesi veya farklı amaçlarla kullanılmasına müsaade edilmemesini temenni ederiz.' demiştim. Geldiğimiz noktada haklılığımız ortaya çıkmıştır. Bize göre meseleyi soğukkanlılıkla, hukuka uygun hareket etmekle, sorumluluk bilinciyle değerlendirmek, CHP'nin tarihi ve kurumsal kimliğini geleceğe taşıma iradesiyle hareket etmek en sağlıklı yol olacaktır. Bilindiği gibi 5 Kasım 2024 CHP büyük kurultayında Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ile Sayın Özgür Özer Cumhuriyet Halk Partisinde genel başkanlık için demokratik bir yarışa girdiler. O günkü şartlarda kongrede CHP delegelerinin iradesinin Sayın Özgür Özel'den yana olduğu seçim kurulu tarafından ilan edilmiş ve Sayın Özel CHP genel başkanı seçilmiştir. Kongrenin ardından ise delegeler üzerinde yapılan usulsüzlükler nedeniyle kongrenin iptal edilmesi yönünde dava açılmıştır. Kongrenin yok sayılması talebiyle açılan dava 21 Mayıs günü neticelenmiş ve söz konusu büyük kongre iddia olunan usulsüzlüklerin subut bulduğu gerekçesiyle iptal edilmiştir. Mahkeme kararıyla, iddia olunduğu gibi Sayın Kılıçdaroğlu'nun haksızlığa uğradığı kabul edilmiş, mahkeme kararıyla tescil edilmiştir. Bu noktada yargı kararını tanımıyoruz gibi çıkışlar boşunadır ve de gereksizdir." "CHP KURUMSAL KİMLİĞİNİ KORUMAK HERKES İÇİN ESAS OLMALIDIR" Karara direnmek yerine CHP kurumsal kimliğinin korunmasının esas alınması gerektiğini vurgulayan Bahçeli, "Direnmek yerine, Türk siyasi hayatının asırlık çınarı olan CHP kurumsal kimliğini korumak herkes için esas olmalıdır. Bunun için öncelikle tarafların sağduyu ile, CHP ortak paydasında buluşmak, parçalanmamak, ufalanmamak ve savrulmamak iradesi ile hareket etmesi gerekmektedir. Etrafımızın ateş çemberi olduğu bir ahvalde aynı zamanda da terörsüz Türkiye iradesinin vücut bulduğu iklimde toplumsal hareketliliğe CHP üzerinden yönelme girişimlerine fırsat vermemek elzemdir. CHP farklı amaçlarla kullanılmaya müsait hale getirilmemeli, o halde bırakılmamalıdır" dedi. "CHP'DE ORTAK AKIL EGEMEN HALE GELMELİDİR" CHP'de ortak aklın egemen hale gelmesi gerektiğini ifade eden Bahçeli, şunları kaydetti: "Bu çerçevede CHP'de ortak akıl egemen hale gelmelidir. Sayın Kılıçdaroğlu, kendisine yapılan haksızlığın kabul edildiğini, bununla birlikte 13 yıl genel başkan olarak görev yaptığı bu köklü kurumu incitmemek, yaralamamak ve bir kaosa sebebiyet vermemek üzere tarihi bir sorumluluk üstlenmelidir. Hukukun da cevaz verdiği çerçevede Sayın Özgür Özel ile görüşerek CHP'nin geleceğine ilişkin bir ortak formül oluşturmak amacıyla feragat ettiğini belirtmelidir. Bu sonuç hem CHP'nin hem de ülkemizin yararına olacaktır. Aynı zamanda da bu tarihi sorumlulukla Sayın Kılıçdaroğlu hem CHP kurumsal kimliğinin hem de CHP'ye gönül vermiş vatandaşlarımızın gönlünde müstesna bir yer edinecektir. Türk siyasetinde kurumsallaşma toplumsal istikrarın, siyasi uzlaşmanın ve milli dayanışmanın en önemli parçasıdır. Etrafımızın ateş çemberiyle sarıldığı bu atmosferde siyasi kaosa sebebiyet verecek güç kavgaları, hizip çatışmaları, parçalanmalar, ufalanmalar hem siyasete hem de demokrasinin güçlenmesine sekte vuracaktır. CHP üzerinden bu yollara girişilmesi ise telafisi imkansız yaralar açabilecektir. Geçmişte yaşanan bu tür olayların yarattığı travmalar Türk siyasi hafızasında saklıdır. Bu bağlamda, Sayın Kılıçdaroğlu'nun alacağı bu karar, istikrar ve CHP'nin birlikteliği açısından daha hayırlı olacaktır." "ANAYASAMIZA GÖRE YARGI TARAFSIZ VE BAĞIMSIZDIR" CHP'nin geleceğinde uzlaşılması en hayırlı yol olacağını söyleyen Bahçeli, "Karar sonrası Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun ve Sayın Özgür Özel'in yaptığı açıklamalar birlik çerçevesindedir. Ancak bunun CHP ortak iradesine dönüştürülmesi bu çabaları yapıcı kılacaktır. Temennimiz kalabalıklar oluşturarak karşılıklı meydan okumalar yerine her iki genel başkanın bir araya gelerek kanunların, parti tüzüğünün ve mahkeme kararının verdiği imkan çerçevesinde gerekli fedakarlıkları göstermek suretiyle CHP menfaatlerini esas alan ortak bir yol bulmalarıdır. Bunu da geciktirmeden, toplumsal veya parti içi bir karışıklığa yol açmadan yapmalarıdır. Unutulmamalı ki, CHP'nin kurumsal kimliğine, mirasına ve tabanına karşı ihanet noktasına evrilebilecek bir tavır CHP'ye hizmet etmiş insanlar için ağır bir yük olacaktır. Bu aşamada tek yol uzlaşmak; uzlaşmanın temel unsuru da tahriklerden kaçınmak, feragat ve sorumluluk duygusuyla hareket etmektir. Türkiye demokratik bir hukuk devletidir. Güçlü bir siyasi kültüre sahiptir. Anayasamıza göre yargı tarafsız ve bağımsızdır. Türkiye hepimizindir. Bu anlayışla, kurallar ve kurumlar çerçevesinde, sağduyuyla, birlik ve dayanışmayla hareket edilmesi ve CHP'nin geleceğinde uzlaşılması en hayırlı yol olacaktır" sözlerini söyledi.

Bursa Barosu’ndan ‘Mutlak Butlan’ çıkışı: "Hukuk kavramları siyasal mühendislik aracına dönüştürülemez!" Haber

Bursa Barosu’ndan ‘Mutlak Butlan’ çıkışı: "Hukuk kavramları siyasal mühendislik aracına dönüştürülemez!"

Cumhuriyet Halk Partisi’nin 38. Olağan Kurultayı hakkında verilen “mutlak butlan” kararı, yalnızca bir siyasi partinin iç işleyişine dair teknik bir hukuk meselesi değildir. Bu süreç; hukuk devleti, demokratik siyasal yaşam, seçme ve seçilme hakkı ile siyasal örgütlenme özgürlüğü bakımından doğrudan anayasal düzeni ilgilendiren çok yönlü bir meseledir. Siyasi partiler, Anayasa’nın 68. maddesi uyarınca demokratik hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır. Bu nedenle siyasi partilerin iradesine yönelik yargısal müdahaleler; ancak açık anayasal sınırlar içerisinde, ölçülülük ilkesine uygun ve demokratik toplum düzeninin gerekleri gözetilerek gerçekleştirilebilir. Parti delegelerinin özgür iradesiyle oluşmuş kurultay sonuçlarının, yıllar sonra “mutlak butlan” kavramı üzerinden tüm sonuçlarıyla yok sayılmasının; hukuki güvenlik, belirlilik ve demokratik meşruiyet ilkeleri bakımından son derece ağır sonuçlar doğurma riski bulunduğu açıktır. Özel hukuk alanına ait istisnai bir hükümsüzlük müessesesi olan “mutlak butlan” kavramının, siyasal alanı yeniden dizayn edecek şekilde genişletilmesi; hukuk devleti ilkesini zedeleyen, yargının tarafsızlığına ilişkin toplumsal güveni sarsan ve demokratik rekabetin yargı eliyle şekillendirilmesi yönünde son derece sakıncalı bir yaklaşımdır. Demokratik süreçlerin, seçimlerin ve kurultayların; yıllar sonra adli yargı mercilerinde “butlan” iddialarıyla tartışmaya açılabilir hale gelmesi, yalnızca bir siyasi partiyi değil, tüm anayasal düzeni istikrarsızlaştırabilecek sonuçlar doğurur. Böyle bir yaklaşımın kabulü halinde, geçmişte halk iradesiyle şekillenmiş Anayasa referandumu ve Cumhurbaşkanlığı seçimi dahil pek çok sürecin de yargısal tartışma konusu yapılmasının önü açılacaktır. Öte yandan seçimlerin yönetimi ve denetimi konusunda Anayasa ile münhasır yetki verilen Yüksek Seçim Kurulu’nun görev alanına dolaylı biçimde müdahale sonucunu doğurabilecek girişimler; anayasal kurumlar arasındaki görev dağılımını ve hukuk güvenliğini de zedeleme riski taşımaktadır. Hiçbir demokratik hukuk düzeninde milyonlarca yurttaşın siyasal temsil iradesi, tartışmalı yargısal yorumlarla ortadan kaldırılamaz. Siyasal meşruiyetin asli kaynağı mahkeme koridorları değil, halkın özgür iradesidir. Yargının görevi siyasal alanı şekillendirmek değil; hukuku, tarafsızlık ve bağımsızlık ilkeleri çerçevesinde uygulamaktır. Mahkemelerin, siyasal rekabeti doğrudan etkileyebilecek kararlarında çok daha yüksek bir anayasal hassasiyetle hareket etmesi zorunludur. Aksi halde yargı, adalet dağıtan bir erk olmaktan uzaklaşarak siyasal tartışmaların merkezine yerleşen bir müdahale aracına dönüşme tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Bugün ihtiyaç duyulan şey; kuvvetler ayrılığı ilkesine bağlı, temel hak ve özgürlükleri güvence altına alan, demokratik toplum düzenini koruyan gerçek bir hukuk devletidir. Hukukun üstünlüğü; yalnızca iktidarlar için değil, muhalefet partileri, seçmen iradesi ve toplumun tamamı için güvence oluşturduğu ölçüde anlam taşır. Bursa Barosu olarak; demokratik siyasal yaşamın yargısal müdahalelerle baskı altına alınmasına, hukuk kavramlarının siyasal mühendislik aracına dönüştürülmesine, anayasal kurumların görev alanlarının tartışmalı hale getirilmesine ve seçmen iradesini zedeleyecek her türlü girişime karşı hukukun evrensel ilkelerini savunmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla bildiririz.

Fatih Erbakan’dan ‘Mutlak Butlan’ çıkışı: "Siyasetin yargıyla dizayn edilmesini doğru bulmuyoruz!" Haber

Fatih Erbakan’dan ‘Mutlak Butlan’ çıkışı: "Siyasetin yargıyla dizayn edilmesini doğru bulmuyoruz!"

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Dr. Fatih Erbakan, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36'ncı Hukuk Dairesi'nin Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) hakkında verdiği ‘mutlak butlan’ kararı sonrası dikkat çeken bir çıkışta bulundu. Siyasetin yargı eliyle şekillendirilmesine karşı çıkan Erbakan, yaşanan siyasi belirsizlikten tek çıkış yolunun erken seçim olduğunu vurgulayarak iktidara, "Geciktirmeyin, sandığı getirin" çağrısında bulundu. CHP’nin kurultaylarının iptali ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun göreve iadesi kararının ardından Ankara kulisleri hareketlenirken, Yeniden Refah Partisi lideri Dr. Fatih Erbakan da sessizliğini bozdu. Sosyal medya hesabı üzerinden kararı değerlendiren Erbakan, demokrasilerde asıl karar merciinin mahkemeler değil sandık olduğunu ifade etti. "SİYASETİN YARGIYLA DİZAYN EDİLMESİNİ DOĞRU BULMUYORUZ" Yargı kararlarıyla siyasi partilerin iç işlerine müdahale edilmesinin Türk demokrasisine zarar verdiğini belirten Erbakan, şu ifadeleri kullandı: "Siyasetin yargı kararlarıyla dizayn edilmesini doğru bulmuyoruz. Demokrasilerde çözüm ve karar mercii, mahkemeler değil millettir." "ÇIKIŞ YOLU SEÇİMDİR: SANDIĞI GETİRİN!" Yaşanan hukuki ve siyasi krizin ancak halkın hakemliğiyle çözülebileceğini savunan Erbakan, erken seçim talebini yineleyerek açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Siyasi belirsizlikten çıkış, ancak seçimle mümkündür; geciktirmeyin, sandığı getirin, nihai kararı millet versin!" Siyasetin yargı kararlarıyla dizayn edilmesini doğru bulmuyoruz.Demokrasilerde çözüm ve karar mercii, mahkemeler değil millettir. Siyasi belirsizlikten çıkış, ancak seçimle mümkündür; geciktirmeyin, sandığı getirin, nihai kararı millet versin!— Dr. Fatih Erbakan (@erbakanfatih) May 21, 2026

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.