SON DAKİKA
Hava Durumu

#Nüfus

Söz Bursa - Nüfus haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Nüfus haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Resmî Gazete’de yayımlandı: Karacabey stratejik önemiyle sınıf atladı! Haber

Resmî Gazete’de yayımlandı: Karacabey stratejik önemiyle sınıf atladı!

Türkiye genelindeki belediyeler nüfus ve gelişmişlik kriterlerine göre yeniden sınıflandırıldı. Buna göre Karacabey önemli bir yükseliş yaşayarak, 1. Grup ilçe belediyesi kategorisine dahil edildi. Sanayi, tarım, ticaret ve turizm potansiyeliyle dikkat çeken ilçenin bu kategoriye yükselmesi, bölgenin ekonomik ve stratejik gücünün de bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Belediye Başkanı Fatih Karabatı, "Karacabey'imizin 1. Grup belediyeler arasında yer alması bizim için büyük bir gurur ve motivasyon kaynağıdır. İlçemizi her alanda daha güçlü ve daha yaşanabilir bir şehir haline getirmek için çalışmalarımıza aynı kararlılıkla devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. 4 Mart 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan yeni düzenleme ile Türkiye genelindeki belediyeler nüfus, ekonomik gelişmişlik ve stratejik önem kriterleri dikkate alınarak yeniden sınıflandırıldı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yapılan düzenleme kapsamında belediyeler 5 farklı gruba ayrılırken, Karacabey önemli bir yükseliş yaşayarak 1. Grup ilçe belediyesi kategorisine dahil edildi. 2025 yılına ait Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi verileri esas alınarak yapılan değerlendirmede Karacabey'in nüfusu 86 bin 543 olarak kaydedildi. Normal şartlarda 250 bin nüfusun altında bulunan ilçelerin daha alt gruplarda yer alması beklenirken, Karacabey'in sanayi, tarım, ticaret ve turizm açısından taşıdığı stratejik önem ile büyükşehir sınırları içinde yer alması ilçenin bir üst kategoriye yükseltilmesinde etkili oldu. Bu karar ile birlikte Karacabey, belediyecilik hizmetlerinde daha geniş yetki alanına sahip olan ve büyük ölçekli yatırımların planlanabildiği 1. Grup belediyeler arasında yer aldı. Yeni düzenleme kapsamında Bursa genelinde birçok ilçe de 1. Grup kategorisinde yer aldı. Yaklaşık 3 milyon 263 bin 11 nüfusa sahip Bursa Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere; 103 bin 652 nüfusuyla Mustafakemalpaşa, 124 bin 400 nüfusuyla Gemlik, 105 bin 799 nüfusuyla Gürsu, 306 bin 4 nüfusuyla İnegöl, 77 bin 374 nüfusuyla Kestel, 112 bin 225 nüfusuyla Mudanya, 578 bin 59 nüfusuyla Nilüfer, 81 bin 997 nüfusuyla Orhangazi, 886 bin 111 nüfusuyla Osmangazi, 55 bin 609 nüfusuyla Yenişehir ve 654 bin 589 nüfusuyla Yıldırım aynı kategoride değerlendirildi. Bu tablo ayrıca, Bursa'nın güçlü ekonomik yapısının ve ilçelerinin gelişmişlik düzeyinin bir kez daha ortaya konulduğu bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Yeni düzenlemeye göre belediyeler nüfus büyüklüklerine göre sınıflandırıldı. Buna göre 1. Grup'ta nüfusu 250.000'den fazla olan belediyeler, 2. Grup'ta nüfusu 100.001 - 250.000 arası olan belediyeler, 3. Grup'ta nüfusu 50.001 - 100.000 arası olan belediyeler, 4. Grup'ta nüfusu 10.001 - 50.000 arası olan belediyeler ve 5. Grup'ta nüfusu 10.000'e kadar olan belediyeler yer alıyor. Ancak düzenlemede yalnızca nüfus kriteri değil; sanayi, ticaret, turizm potansiyeli ve bölgesel stratejik konum gibi unsurlar da dikkate alınarak bazı belediyelerin üst gruplara çıkarılması sağlandı. "KARACABEY'İN GELİŞİMİNİN BİR GÖSTERGESİ" Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Karacabey Belediye Başkanı Fatih Karabatı, Karacabey'in 1. Grup belediye kategorisine yükselmesinin ilçenin gelişim potansiyelinin açık bir göstergesi olduğunu belirtti. Karabatı, söz konusu gelişmeye ilişkin değerlendirmesinde, Karacabey'in 1. Grup belediyeler arasında yer almasının ilçe adına önemli bir dönüm noktası olduğuna dikkat çekerek şu ifadelere yer verdi: "Karacabey'imizin 1. Grup belediyeler arasında yer alması bizim için gerçekten büyük bir gurur ve motivasyon kaynağıdır. İlçemiz yalnızca nüfusuyla değil; sahip olduğu güçlü tarımsal üretim kapasitesi, her geçen gün büyüyen sanayi altyapısı, canlı ticari hayatı ve doğal güzellikleriyle gelişen turizm potansiyeli sayesinde bölgenin önemli merkezlerinden biri haline gelmiştir. Bu karar, Karacabey'in yıllardır ortaya koyduğu gelişim çabasının ve sahip olduğu potansiyelin resmî kurumlar tarafından da görülüp tescillenmesi açısından son derece kıymetlidir. Tarımda ülke ekonomisine önemli katkılar sunan, sanayide üretim gücünü her geçen gün artıran ve stratejik konumuyla ticaretin önemli noktalarından biri olan Karacabey'in bu kategoriye yükselmesi, ilçemizin geleceğine yönelik hedeflerimizi daha da güçlendirmiştir. Önümüzdeki süreçte hemşehrilerimizin yaşam kalitesini yükseltecek projeleri hayata geçirmek, altyapı ve üstyapı yatırımlarını artırmak, sosyal, kültürel ve ekonomik alanlarda ilçemizi daha ileri bir noktaya taşımak için çalışmalarımıza aynı kararlılık ve azimle devam edeceğiz. Karacabey'i her alanda daha güçlü, daha modern ve daha yaşanabilir bir şehir haline getirmek için var gücümüzle çalışmayı sürdüreceğiz."

Nüfus alarmı verildi! Erdoğan: "Aile yapısını korumak için teyakkuz halindeyiz" Haber

Nüfus alarmı verildi! Erdoğan: "Aile yapısını korumak için teyakkuz halindeyiz"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa'nın savunma ve güvenlik mekanizmalarına Türkiye'yi dahil etmesinin vaktinin çoktan geldiğini belirterek, "Türkiye'yi dışlayan, dünya gerçeklerini göz ardı eden tutumların hiç de mantıklı olmadığını artık kabul etmeleri gerekir" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Etiyopya ziyareti dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını cevaplayarak, gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Muhtemel bir İran-ABD savaşının kimseye bir şey kazandırmayacağını, aksine bölgenin kaybedeceğini söyleyen Erdoğan, gelen davet üzerine Türkiye'nin Gazze Barış Kurulu toplantısına katılacağını da belirterek, Gazze meselesinin insanlığın vicdan sınavı olduğunu ifade etti. "GÖRÜŞMELERİMİZDE TİCARET, YATIRIMLAR, SAVUNMA SANAYİİ, ÖZELLİKLE ENERJİ, ULAŞIM VE DAHA BİRÇOK KONUYU DEĞERLENDİRDİK" Etiyopya'nın Afrika'nın önde gelen devletlerinden biri olduğunu ve yaklaşık 11 yıl aradan sonra ziyaret etmekten büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Görüşmelerimizde ticaret, yatırımlar, savunma sanayii, özellikle enerji, ulaşım ve daha birçok konuyu değerlendirdik. 1 milyar dolar ticaret hacmi hedefimize ulaşmak için gerekli adımları ele aldık. Türk yatırımlarının artırılması konusundaki fırsatlara değindik. Ekonomi ve enerji alanlarında belgelere imza attık. Biliyorsunuz Etiyopya, Afrika'daki uçuşlar için önemli bir bağlantı merkezi konumunda. Bu sebeple büyük bir havalimanı projesini ilerletiyorlar. Biz de Türkiye olarak firmalarımızın bu projeye katkı sağlayabileceklerini düşünüyoruz. Etiyopya, Afrika Boynuzu tabir edilen ve stratejik önemi haiz, bölgenin de en büyük ülkesi. Gerek köklü devlet geleneği gerek 130 milyonu bulan nüfusuyla büyük potansiyele sahip. Afrika Teşkilatı başta olmak üzere Birleşmiş Milletler kuruluşlarına ev sahipliği yapan Addis Ababa, Afrika kıtasının diplomasi başkenti olarak adlandırılıyor. Sahra Altı Afrika'daki en eski büyükelçiliğimizin 1926 yılında Addis Ababa'da açılması, Cumhuriyetimizin geçmişinde bu kadim şehri Afrika kıtasıyla ilişkilerimizin kalbine yerleştirdiğini gösteriyor" diye konuştu. "BİRLİKTE GÜZEL İŞLERE İMZA ATTIK, İNŞALLAH BUNDAN SONRA DA ATACAĞIZ" Etiyopya'nın birçok önemli toplantıya ev sahipliği yaptığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Önümüzdeki yıl da Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı yine Addis Ababa'da düzenlenecek. Biz de inşallah kasım ayında yapacağımız bu Taraflar Konferansı'na dair tecrübelerimizi Etiyopyalı kardeşlerimizle paylaşacağız. Dolayısıyla şayet Afrika'daki potansiyeli değerlendirmek istiyorsak, hiç şüphesiz bunun yollarından biri Etiyopya'dan geçmektedir. Ankara sürecinden hatırlayacağınız üzere Etiyopya ile ortak mesai yapma alışkanlığımız zaten var. 2024 Aralık ayında kabul edilen Ankara Bildirisi ile Etiyopya ve Somali arasında güvenin pekiştirilmesini sağladık. Birlikte güzel işlere imza attık, inşallah bundan sonra da atacağız" ifadelerini kullandı. "BİZ, AFRİKA'DAKİ MESELELERE ÇIKAR ODAKLI, TARAFGİR BİR GÖZLE BAKMADIK, BAKMIYORUZ" Türkiye'nin dünya üzerinde hiçbir ülkeye sömürgecilik anlayışı ile yaklaşmadığının altını çizen Erdoğan, "Milletçe tarihimizin hiçbir döneminde bizler sömürgeci olmadık. Afrika'daki insanları kardeşimiz, dostumuz olarak gördük. Bugün kıtada gözlerin ülkemize çevrilmesinin temelinde işte bu tertemiz sicilimiz vardır. Karşılıklı saygı ve eşit ortaklık, bizim Afrika politikamızın esasıdır, pusulasıdır, değişmez ilkesidir. Biz, Afrika'daki meselelere çıkar odaklı, tarafgir bir gözle bakmadık, bakmıyoruz. Ülkemize yönelik bu bakış açısı bizim insani diplomasimizin, barış diplomasisi adımlarımızın başarısında da etkili. Barışın lafla değil, iradeyle tesis edileceğini biliyor ve ona göre adımlar atıyoruz. Türkiye böylesi bir barış tesis etmeye muktedir midir? Muktedirdir evelallah, kimsenin bundan şüphesi olmasın. Çok şükür yalnız da değiliz. Sözümüz de, sesimiz de artık çok daha güçlü" açıklamasında bulundu. "TÜRKİYE MEZUNLARI AFRİKA'NIN BİRÇOK ÜLKESİNDE SİYASETTEN İŞ DÜNYASINA, AKADEMİDEN SİVİL TOPLUMA HER ALANDA AKTİF GÖREVLER ÜSTLENİYOR" Afrika ile ilişkileri geliştirmek, ticaret ve yatırımlar başta olmak üzere her alanda iş birliğini ileriye taşımanın gayreti içerisinde olduklarını belirten Erdoğan, "Kıtadaki büyükelçilik sayımızı biliyorsunuz 44'e çıkardık. İktidarı devraldığımız zaman bu sayı 12 idi. Ankara'da 38 Afrika ülkesinin büyükelçiliği şu anda faaliyet gösteriyor. Türk yükleniciler, Afrika'da toplam değeri 100 milyar doları bulan 2 binden fazla projeyi üstlenmiş durumda. Kıta genelindeki yatırımlarımızın piyasa değeri 15 milyar doları aştı. 2025 yılında kıtayla dış ticaret hacmimiz yüzde 10 artışla 35 milyar dolara yaklaştı. Türk üniversitelerinde kıtanın farklı köşelerinden on binlerce öğrenci şu anda eğitim alıyor. Türkiye mezunları Afrika'nın birçok ülkesinde siyasetten iş dünyasına, akademiden sivil topluma her alanda aktif görevler üstleniyor" dedi. "TAM ENTEGRASYONA DAİR ADIMLARI ANBEAN TAKİP EDİYORUZ" Terörsüz Türkiye hedefine doğru dikkatli olduğu kadar kararlı, temkinli olduğu kadar sağlam adımlarla ilerlediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hayırlı bir işe koyulduk ve bunu inşallah başaracağız. Ülkemizdeki bu güçlü irade, Suriye'ye de şu an itibariyle sirayet etmiştir. Orada terörsüz bölge idealimizi destekleyen sevindirici gelişmeler yaşanıyor. Bu da bizi ayrıca memnun ediyor. Tam entegrasyona dair adımları anbean takip ediyoruz. Anlaşmanın uygulanması için gerekli telkinlerde bulunuyoruz. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, gerçekten emin adımlarla Suriye'de yola devam ediyor. Ayrıca terörle mücadelenin sadece güvenlik meselesi olmadığını sık sık da vurguladım. Meselenin hukuki ve toplumsal boyutunu da sürekli ele alıyoruz. Şu anda gerek Meclis Başkanımızla gerekse komisyondaki arkadaşlarımızla bu işi çok sıkı tutuyoruz. Sabırla, akılla, kararlılıkla bu yolda elhamdülillah yürüyoruz. Bu yolun sonunda yurdumuza yıllarca zarar vermiş terör sorunu, gündemimizden inşallah ebediyen çıkacaktır" diye konuştu. "İRAN'I HEDEF ALAN YENİ BİR SAVAŞ KİMSEYE BİR ŞEY KAZANDIRMAZ, AKSİNE BÖLGEMİZ KAYBEDER" Bir gazetecinin "Sizce İran meselesi savaşa mı, barışa mı daha yakın? Nasıl görüyorsunuz son durumu?" sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İran ile ABD arasındaki sorunlar diyalog yoluyla çözülsün istiyoruz. Her iki ülke ile de en üst düzeyde temas halindeyiz. Her iki ülke bu noktada. İşte en son İran Cumhurbaşkanı ile görüştüm. Hemen ertesi gün aynı zamanda ABD Başkanı Trump ile görüşmemi yaptım. Bütün bu görüşmelerde nasıl bir yol alabiliriz bunları konuştuk. Biz duvar ören, çatışmaları körükleyen değil, köprü kuran, barışa zemin hazırlayan bir ülke konumundayız. İran'ı hedef alan yeni bir savaş kimseye bir şey kazandırmaz, aksine bölgemiz kaybeder. Biz barışın tarafında olmaya devam ederek müspet temennilerle meseleye yaklaşıyoruz. Türkiye olarak İran'a yönelik askeri müdahaleye karşı olduğumuzu bütün muhataplarımıza ilettik. Böylesi bir askeri tırmanmanın, yükselen tansiyonun bölgemizi daha fazla belirsizliğe sürükleyeceğini anlatmayı sürdüreceğiz. Diplomasi kapısı açık olduğu sürece ümit vardır. Biz de bu umudu koruyacağız ve güçlendireceğiz" ifadelerini kullandı. "BARIŞ KURULU TOPLANTISI İÇİN DAVET GELDİ, TÜRKİYE OLARAK TOPLANTIYA KATILACAĞIZ" Gazze Barış Kurulu hakkında da değerlendirmede bulunan Erdoğan, "Gazze Barış Kurulu'nun Gazze'de özlenen kalıcı istikrar, ateşkes ve nihayetinde barışa katkı sunmasını umuyorum. Gazze meselesi insanlığın bana göre vicdan sınavıdır. Biz bu sınavda nerede olduğumuzu ilk günden beri açıkça ortaya koyduk. Gazze'deki Filistinli kardeşlerimizin yaşadıkları acılar artık son bulmalıdır. Burada amaç ateşkesi kalıcı hale getirmek, insani yardımları Gazze'ye kesintisiz ulaştırmak ve iki devletli çözüm zeminini güçlendirmek olmalıdır. Bütün bunların yanında Gazze Barış Kurulu'nun böylesi bir amaca hizmet etmesini arzu ederiz. Türkiye olarak Gazzeli kardeşlerimizin hayrına olan her türlü girişime destek vereceğimizi açık bir şekilde ilan ettik. Barış Kurulu toplantısı için davet geldi. Türkiye olarak toplantıya katılacağız. Ramazan ayının ilk gününe denk geldiği için toplantıda ülkemizi Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan Bey temsil edecektir" dedi. "AVRUPA'NIN MEVCUT SAVUNMA VE GÜVENLİK MEKANİZMALARINA TÜRKİYE'Yİ DAHİL ETMESİNİN VAKTİ ÇOKTAN GELMİŞTİR" Türk ordusunun NATO ve Avrupa için öneminden bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: "Yıllardır her platformda ülkemizin Avrupa Birliği'ne birçok yönden olumlu katkılarının olacağını anlatıyoruz. Avrupa'nın mevcut savunma ve güvenlik mekanizmalarına Türkiye'yi dahil etmesinin vakti çoktan gelmiştir. Dünya değişiyor, Avrupa Birliği hızla dönüşümlerin yaşandığı bu çağda daha ne kadar dar gündemlerin esiri olabilir? Bunu anlamak mümkün değil. İyi tercih, Türkiye'nin Avrupa'yla bütünleşmesinin önündeki ideolojik bariyerleri kaldırmak ve Avrupa'nın gücüne güç katmaktır. Türkiye'yi dışlayan, dünya gerçeklerini göz ardı eden tutumların hiç de mantıklı olmadığını artık kabul etmeleri gerekir. Avrupa'da yeni bir savunma mimarisi kurmak. Eğer bu niyettelerse bunun Türkiye'siz oluşturulmasının yetersiz bir çaba olacağı aşikardır. Türk ordusu bugün NATO içindeki en büyük ve en etkin ordulardan biridir. Ordumuza olan güvenimiz tamdır. Bu sayede sadece masa başında konuşan değil, sahada yeteneklerini ortaya koyan bir ülkeyiz. Umarım Türkiye olmadan Avrupa'nın ayakları yere basan bir güvenlik denklemi kurmasından söz edilemeyeceğini artık herkes anlamıştır." "ANAYASA KONUSUNDA HENÜZ BİR TAKVİM ORTAYA ÇIKMIŞ DEĞİL, BİZ HAZIRLIKLARIMIZI TİTİZLİKLE YAPIYORUZ" Bir gazetecinin yeni anayasa çalışmalarının son durumunu sorması üzerine Erdoğan, "Yani bizim özellikle Zeynep kardeşimizin Mihalgazi'deki verdiği mücadele sıradan bir mücadele değil. Yani onların o beyaz yaşmaklarına takılıp kalanlar, geçmişte olduğu gibi ‘uçağın kanatlarına takıldı' filan diyorlardı ya. Şimdi Zeynep Hanım ve bulunduğu bölge hep beyaz yaşmaklı ve şalvarlıdır. Telefonla görüşmemiz sonrası sağ olsunlar 200 kişi Mihalgazi'den otobüslere doldular ve o gün bizim grup toplantımıza katıldılar ve bize ayrı bir güç kattılar. İnşallah Zeynep bacımıza verdiğimiz destekle onu hem Eskişehir'de hem ülke genelinde çok daha başarılı tutmanın gayreti içinde olacağız. Anayasa konusunda ise henüz bir takvim ortaya çıkmış değil. Biz hazırlıklarımızı titizlikle yapıyoruz" ifadelerine yer verdi. "DİK DURACAĞIZ, DİKLEŞMEYECEĞİZ AMA CHP'YE DE MEYDANI BIRAKMAYACAĞIZ" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel ile Ankara'nın Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan arasındaki küfürlü mesajları da değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunların dostluklarına bu kadar güvenilir işte. Eğer CHP'de siyaset yapan bir politikacıysanız, genel merkez yönetimini ve onları sevk ve idare edenleri en hafif şekilde bile eleştirdiğiniz anda küfür yemeye, linç ve hakaretle karşı karşıya kalmaya, tehdit edilmeye mahkumsunuz. Böyleyse olması gereken nedir? Sen dik duracaksın, sabırlı olacaksın. Vakti, saati geldiğinde de gereğini yapacaksın. Bizim yaptığımız bu. Geri adım atmak yok. Dik duracağız, dikleşmeyeceğiz ama CHP'ye de meydanı bırakmayacağız" diye konuştu. "BİZ CHP'NİN İÇİNE DÜŞTÜĞÜ BATAKLIKLA İLGİLENMİYORUZ, SADECE İŞİMİZE BAKIYORUZ" Bir gazetecinin CHP Genel Başkanı Özgür Özel'e yönelik eleştirilerinin son dönemde sertleştiğini ve ‘Umudumu kestim' şeklindeki sözlerini sorması üzerine Erdoğan, "Şimdi Cumhuriyet Halk Partisi aslında çok farklı bir kıskacın içinde. Yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet çeteleri bir yandan, beceriksiz ve liyakatsiz siyasetin ete kemiğe bürünmüş hali figüranlar öbür taraftan CHP'yi kuşatmış durumda. Böyle bir gayretin içindeler. Biz rakibimizi siyaseten eleştiririz. Politik açıdan ortaya koydukları tezlere sonuna kadar karşı da çıkarız. Kendi tezlerimizi en makul zeminde ortaya koyar ve savunuruz. Tabii bu siyasetin doğasında olan bir şeydir. Ama onların böyle bir derdi var mı? Yok. Sayın Kılıçdaroğlu'nun dönemine bakıyoruz. Bu dönemden çok daha farklı. O dönemde de CHP ile siyaset zemininde kıyasıya yarıştık. Milletimizin desteğiyle de hamdolsun biz bu yarışların hepsinde de ipi göğüsledik. Herhangi bir sıkıntı yaşamadık. Fakat şimdi CHP'nin içine düştüğü durum siyasetin dinamikleriyle açıklanamayacak kadar karmakarışık. Ayak oyunları, malum hançerler, parti içi komplolar, CHP'nin siyasette oturduğu zemini bir hayli kaydırdı. Bunu sadece vizyonsuzluk, beceriksizlik ve basiretsizlik olarak açıklamak mümkün değil. Ama ortalık gerçekten kötüye gidiyor. Sayın genel başkan gittiği her yerde sadece şahsıma ve arkadaşlarıma hakaret üstüne hakaretler yağdırıyor. Bu hakaretlerle sen bir yere varamazsın ki. Onun için de biz CHP'nin içine düştüğü bataklıkla ilgilenmiyoruz. Sadece işimize bakıyoruz. Yolumuza da böyle inşallah devam ediyoruz" cevabını verdi. "AİLE YAPISININ KORUNMASI İÇİN İKTİDAR OLARAK TEYAKKUZ HALİNDEYİZ" Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçmişte uygulanan aile planlaması politikalarının nüfus düşüşünde etkisinin olup olmadığı ve ailenin güçlenmesiyle ilgili yeni desteklerin gelip gelmeyeceği sorusu üzerine şunları söyledi: "Aile meselesi satır aralarına sıkıştırılacak kadar basit bir mesele değil. Bizim aile meselesini özellikle bu yılın önemli bir başlığı olarak öne çıkartmamızın sebebi bu. Hamdolsun şu anda bizim yakaladığımız seviye, Rusya'nın yeni yakaladığı seviye. Rusya şu anda bu konuda çok ciddi adımlar atıyor. Nüfusun artış hızının korunması ve aile yapısının muhafazası için çalışmalar yapıyorlar. Onlar da nüfus artışını teşvik eden politikalar geliştiriyorlar. Aynı şekilde Suudi Arabistan ciddi adımlar atıyor. Biz de bu konuda çok önemli bir yerdeyiz. Ama biz düşüyoruz. Ciddi manada nüfus kaybımız var. Bizim medeniyetimizde aile, toplumun çekirdeği ve bu çekirdeği bizim asla kaybetmememiz lazım. Buna yönelik olarak veriler özellikle de alarm durumuna geçmemiz gerektiğini gösteriyor. Hem nüfusun hem aile yapısının korunması için iktidar olarak teyakkuz halindeyiz. Bunu koruyacağız. Bu planlamayı korumak için de atacağımız çok çok ciddi adımlar var. Bundan taviz veremeyiz. Tam aksine bunu toparlamamız şart."

Bursa’nın en hızlı büyüyen 2. ilçesi oldu: İnegöl nüfusunda rekor artış! Haber

Bursa’nın en hızlı büyüyen 2. ilçesi oldu: İnegöl nüfusunda rekor artış!

TÜİK verilerine göre İnegöl’ün yeni nüfusu 3.753 kişi artarak 306 bin 4 olarak açıklandı. Bursa’da nüfus bakımından 4’üncü sıradaki yerini koruyan İnegöl, büyüme hızında 2’nci sırada yer aldı. Belediye Başkanı Alper Taban, Türkiye genelinde 20 ili geride bırakan İnegöl’ün hızlı büyümesinin sürdüğünü söyledi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2025 yılı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonuçlarını açıkladı. Buna göre İnegöl’ün nüfusu 306 bin 4 kişi oldu. 2024 yılında 302 bin 251 olan nüfus, bir yılda 3.753 kişi artarak binde 12,4 oranında yükseldi. Geçen yıl bu oran binde 10,1 olarak kaydedilmişti. İNEGÖL BÜYÜME HIZINDA BURSA’DA 2’NCİ Bursa ilçeleri arasında Osmangazi, Yıldırım ve Nilüfer’in ardından 4. sırada yer alan İnegöl, nüfus artış hızı bakımından da Bursa’daki ilçeler arasında 2’nci sırada yer aldı. Türkiye genelinde nüfus artış hızının binde 5 olduğu 2025 yılında ülke nüfusu 86 milyon 92 bin 168 kişi, Bursa’nın nüfusu ise 3 milyon 263 bin 11 olarak kaydedildi. İNEGÖL SÜREKLİ VE HIZLI BİR GELİŞİM İÇERİSİNDE Yeni nüfus verilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, İnegöl’ün hızlı büyüme ve gelişme ivmesini sürdürdüğünü söyledi. Taban, “İnegöl, sürekli ve hızlı bir gelişim ve büyüme süreci yaşıyor. Nüfusumuz her yıl hem artıyor hem de artış hızı büyüyor. Artan nüfus da beraberinde eğitimden ulaşıma, sağlıktan sosyal hizmetlere kadar pek çok alanda artan bir hizmet ihtiyacı getiriyor. İnegöl Belediyesi olarak bu ihtiyaca cevap verecek projeleri ve çalışmaları hayata geçirmek adına çalışıyoruz” dedi. İNEGÖL NÜFUS BAKIMINDAN 20 İLİ GERİDE BIRAKTI İnegöl’ün 2025 yılı nüfusu TÜİK tarafından 306 bin 4 olarak açıklandığını hatırlatan Başkan Taban, şöyle devam etti: “Son 1 yılda nüfusumuz 3.753 kişi arttı. Açıklanan verilere göre İnegöl nüfus olarak Bursa ilçeleri arasında; Osmangazi, Yıldırım ve Nilüfer’in ardından 4’üncü sırada yer alsa da Bursa ilçelerinin nüfus artış haritasında Nilüfer’in ardından İnegöl 2’nci sırada. Artış hızı burada kritik nokta. Şehrimizin büyüme ivmesi güçlü. Ayrıca TÜİK verilerine göre İnegöl, Türkiye genelinde 20 ili geride bıraktı.” İNEGÖL TÜRKİYE’NİN ÖZETİ “İnegöl’ün bu hızlı nüfus artışı, şehrimizin cazibesinin ve ekonomik canlılığının bir göstergesi. İnegöl göç alan bir şehir. 81 vilayetin tamamından, Kafkaslardan, Balkanlardan, Türki Cumhuriyetlerden insanlar burada güzel bir birliktelik örneği sergileyerek yaşamını sürdürüyor. Bu yönüyle İnegöl, Türkiye’nin özeti diyebiliriz. Bu hızlı büyüme sürecinde altyapıdan ulaşıma, eğitimden sağlık hizmetlerine kadar her alanda vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını karşılamak önceliğimiz. Görev süremiz boyunca; yeni parklar, spor alanları, okul ve sağlık yatırımlarıyla şehrimizin yaşam kalitesini artırıyoruz. Ayrıca sanayi ve ticaret alanındaki gelişmeler, İnegöl’ü sadece Bursa’nın değil, bölgenin de önemli merkezlerinden biri haline getiriyor. Önümüzdeki zaman diliminde kentsel dönüşüm projeleri, ulaşım altyapısı ve sosyal hizmet yatırımlarımızla şehrimizin gelişimine katkı koymaya devam edeceğiz. Şimdi 4 bin yeni toplu konut projesinin kura çekimi için gün sayıyoruz. Bu projeyle nüfus olarak da bir artış bekliyoruz.”

BTSO Başkanı Burkay: "Eğitimde rekabetçilik için yeni iş modellerine ihtiyacımız var" Haber

BTSO Başkanı Burkay: "Eğitimde rekabetçilik için yeni iş modellerine ihtiyacımız var"

Eğitim sektörü istişare toplantısına katılan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, eğitim sektöründe geleceği şekillendirecek yeni iş modellerine ihtiyaç olduğunu söyledi. Başkan Burkay, “Bilgi aktarmak kadar bilgiyi üretebilmek de çok kıymetli. Eğitimde yeni iş modelleri oluşturmak, özellikle gelecek 50 yılda bizim rekabetçiliğimizi güçlendirecek alanlarda yetkinliklerimizi geliştirecek yollar açmamız gerekiyor.” dedi. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) 59. Meslek Komitesi Genişletilmiş Sektörel Analiz Toplantısı BTSO Ana Hizmet Binası’nda gerçekleştirildi. Toplantıya BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Eğitim Konseyi Başkanı Gıyasettin Bingöl, Meclis Üyesi Orhan Adanur, Komite Başkanı Hasan Temelli, Komite Üyesi İsmail Güler ile özel okullar, kurslar ve anaokulları sektörü temsilcileri katıldı. Sektörel talepler ve beklentilerin değerlendirildiği toplantıda ayrıca Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bursa Rehberlik ve Teftiş Grup Başkanı Gökhan Kuzu ve Bakanlık Baş İş Müfettişi Volkan Avcı eğitim sektöründe teftiş süreçlerine ilişkin sektör temsilcilerinin sorularını yanıtladı. Kalkınmayı Gelişmişliğe Taşıyacak Olan Unsur Eğitimdir BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, eğitimin toplumların gelişmesinde en önemli başlıklardan biri olduğunu belirtti. Burkay, “Bir toplumun kültür-sanattan sanayiye kadar her alanda gelişebilmesi için dünya ile rekabet edebilecek bir eğitim sistemine ihtiyaç var.” dedi. Toplumların en önemli dönüştürücü gücünün eğitim olduğunu ifade eden İbrahim Burkay, 59. Meslek Komitesi’nin bu alanda değerli çalışmalar yaptığını söyledi. Eğitim sektöründe geleceği şekillendirmek için yeni iş modellerine ihtiyaç olduğunu ifade eden Burkay, “Mevcut durumda eğitim sektöründe bina, servis, yeme-içme gibi eğitim dışı gider kalemleri yüzde 50’ye yaklaştı. Yapay zekâ ile öğretmen kavramı da değişiyor. Burada eğitime farklı bir perspektiften yaklaşmak gerekiyor. Nüfus olarak yaşlanıyoruz ancak eğitim süreçlerinde dünyayı iyi okumamız gerekiyor.” dedi. Bilgiyi Aktarmak Kadar Üretmek de Çok Kıymetli Doğal kaynakları ve insan kaynağı zengin ülkelerin gelecek 50 yılda önemli bir konumda olacağını ifade eden İbrahim Burkay, “Fütüristlerin tamamı G-7 ülkelerinin değişeceğini öngörüyor. Şu anda Çin 1,5 milyar nüfusa sahip. Bundan 10 yıl önce tek çocuk kısıtlaması kaldırılan ülke dünya ticaretini manipüle ediyor. Çin üretimle dünyayı ele geçiriyor. Burada en büyük dayanağı nüfusu. Çin’in geçen yıl dış ticaret fazlası 1 trilyon dolara ulaştı. Bu dünya ticaretinin yüzde 5’ine tekabül ediyor. Yani nüfus bu işin olmazsa olmazı. Sizler toplumu dönüştüren insanlarsınız. Gelecekle ilgili hayalleri besleyen sizlersiniz. Bu anlamda eğitimde atılması gereken çok adım var. Bilgi aktarmak kadar bilgiyi üretebilmek de çok kıymetli. Yeni iş modelleri oluşturmak, özellikle gelecek 50 yılda bizim rekabetçiliğimizi güçlendirecek alanlarda yetkinliklerimizi geliştirecek yollar açmamız gerekiyor.” diye konuştu. “2026 Güven Tazeleme Yılı Olacak” BTSO Eğitim Konseyi Başkanı Gıyasettin Bingöl ise Bursa’nın sanayi, kültür, ticaret ve turizmin yanında önemli bir eğitim şehri olduğunu söyledi. Kentteki özel öğretim kurumlarında 75 bin öğrencinin eğitim gördüğünü belirten Bingöl, Bursa’nın bu alanda lider konumda bulunduğunu ifade etti. Gelecek yıl özel eğitimde “güven tazeleme yılı” olarak hedeflediklerini kaydeden Bingöl, 2026 Nisan ayında Uludağ’da kapsamlı bir eğitim zirvesi düzenlemeyi planladıklarını ve bu etkinliği geleneksel hale getirmek istediklerini açıkladı. Bingöl, BTSO’da 8 yıldır İbrahim Burkay ile çalıştıklarını, Başkan Burkay’ın eğitim sektörüne her zaman büyük önem verdiğini belirterek, “Uludağ’daki Bursa Business School projesi başlı başına sektörümüz için çok büyük bir hizmet. Sayın Başkan her zaman eğitim sektörünü destekledi ve ön plana koydu. Hiçbir talebimizi geri çevirmedi. Özellikle pandemi dönemi ve devamında özel öğretimle ilgili meselelerin yüzde 90’ını BTSO’da çözdük. Servis meselesini burada görüştük, fiyatlar burada belirlendi. Sayın Başkan da tüm bu süreçlere destek verdi. TOBB’da devamlı olarak taleplerimizi gündeme getirdi. Kısa çalışma ödeneği başta olmak üzere birçok konuyu bu çatı altında çözdük. Komitemiz de çok seçkin insanlardan oluşuyor. Güzel bir çalışma ortamımız var. BTSO’da, Uludağ’da, Kent Ormanı’nda çok toplantılar yaptık ama gerçekten bu işin lideri Sayın Başkandır. Kendisinin çok emeği var. Sektörümüze destekleri için teşekkür ediyoruz.” dedi. Özel Öğretimde Talep Azaldı Arz Çoğaldı Toplantıda konuşan Komite Üyesi İsmail Güler, Bursa’daki özel öğretim kurumları ve öğrenci sayılarına ilişkin istatistikleri paylaştı. 2022-2023 döneminde 373 bin olan anaokulu öğrenci sayısının 2025-2026 yılında 218 bine gerilediğini paylaşan Güler, buna rağmen okul sayısının 4253’ten 4282’ye yükseldiğini belirtti. 2022-2023 döneminde 102 bin olan ilkokul birinci sınıf öğrenci sayısının bu yıl 75 bine gerilediğini söyleyen Güler, “Okul sayısı artıyor ancak kaydedilen öğrenci sayısı azalıyor. Son yıllara kadar talep fazla arz azdı. Ancak şimdi talep azaldı arz çoğaldı. Bu yüzden kurumların ayakta kalabilmesi için daha katma değerli bir eğitim vizyonuna ihtiyaç var.” dedi.

2024'te en çok göç alan şehir İstanbul oldu Haber

2024'te en çok göç alan şehir İstanbul oldu

Türkiye'de 2024 yılında 2 milyon 682 bin 673 kişi iller arasında göç etti. Bu nüfusun yüzde 47,6'sını erkekler, yüzde 52,4'ünü ise kadınlar oluşturdu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2024 yılı İç Göç İstatistikleri’ni paylaştı. Buna göre, Türkiye’de 2008 yılında yüzde 3,18 olan iller arası göç eden nüfus oranı, yıllar içinde inişli ve çıkışlı bir seyir izleyerek 2024 yılında yüzde 3,13 oldu. Diğer bir ifadeyle Türkiye'de 2024 yılında 2 milyon 682 bin 673 kişi iller arasında göç etti. Bu nüfusun yüzde 47,6'sını erkekler, yüzde 52,4'ünü ise kadınlar oluşturdu. EN ÇOK GÖÇ ALAN İL İSTANBUL, EN AZ GÖÇ ALAN İL İSE ARDAHAN OLDU Türkiye'de iller arası göç eden nüfusun dağılımına bakıldığında; İstanbul 395 bin 485 kişi ile en çok göç alan il oldu. İstanbul'u sırasıyla 202 bin 402 kişi ile Ankara ve 117 bin 889 kişi ile İzmir takip etti. En az göç alan iller ise sırasıyla 4 bin 570 kişi ile Ardahan, 5 bin 644 kişi ile Bayburt ve 6 bin 739 kişi ile Tunceli oldu. En çok göç veren il İstanbul, en az göç veren il ise Ardahan oldu. İstanbul 369 bin 453 kişi ile en çok göç veren il olurken, onu 150 bin 373 kişi ile Ankara ve 102 bin 40 kişi ile İzmir takip etti. En az göç veren iller ise sırasıyla 6 bin 441 kişi ile Ardahan, 8 bin 41 kişi ile Kilis ve 8 bin 639 kişi ile Bayburt oldu. TÜRKİYE’DE 2024 YILINDA EN ÇOK 20-24 YAŞ GRUBUNDAKİ NÜFUS GÖÇ ETTİ Türkiye'de, 2024 yılında büyüklük olarak en fazla göç hareketliliği, 549 bin 43 kişi ile 20-24 yaş grubunda gerçekleşti. Söz konusu yaş grubunda göç edenlerin yüzde 41,9'unu erkekler, yüzde 58,1'ini ise kadınlar oluşturdu. TÜRKİYE'DE 2024 YILINDA EN ÖNEMLİ GÖÇ NEDENİ HANEDEKİ FERTLERDEN BİRİNE BAĞIMLI GÖÇ OLDU Ülkemizde 2024 yılında iller arası göç eden 2 milyon 682 bin 673 kişiden 579 bin 507'si hanedeki fertlerden birine bağımlı göç etti. Diğer göç etme nedenleri incelendiğinde; 512 bin 370 kişinin daha iyi konut ve yaşam koşulları, 479 bin 622 kişinin ise eğitim nedeniyle göç ettiği görüldü. Erkeklerde en önemli göç nedeni daha iyi konut ve yaşam koşulları oldu. Türkiye'de 2024 yılında cinsiyete göre en önemli göç etme nedeni; erkeklerde 255 bin 846 kişi ile daha iyi konut ve yaşam koşulları olurken kadınlarda 343 bin 342 kişi ile hanedeki fertlerden birine bağımlı göç oldu. Erkeklerde, hanedeki fertlerden birine bağımlı göç ve tayin / iş değişikliği, kadınlarda ise eğitim ve daha iyi konut ve yaşam koşulları diğer önemli göç nedenleri arasında yer aldı. EN FAZLA GÖÇ HAREKETLİLİĞİNİN OLDUĞU 20-24 YAŞ GRUBUNDA EN ÖNEMLİ GÖÇ NEDENİ EĞİTİM OLDU Türkiye'de 2024 yılında, en fazla göç hareketliliğinin yaşandığı yaş grubu olan 20-24 yaş grubunun göç etme nedenleri incelendiğinde; bu hareketliliğin en önemli sebebinin eğitim olduğu görüldü. Söz konusu yaş grubunda göç edenlerin 209 bin 40'ının eğitim, 84 bin 328'inin işe başlamak / iş bulmak ve 44 bin 319'unun ise daha iyi konut ve yaşam koşulları nedeniyle göç ettiği görüldü.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.