SON DAKİKA
Hava Durumu

#Öcalan

Söz Bursa - Öcalan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Öcalan haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Fesih ve silahı bırakma kararı! DEM Parti'nin açıkladığı o metinde ne var? Haber

Fesih ve silahı bırakma kararı! DEM Parti'nin açıkladığı o metinde ne var?

DEM Parti Genel Başkanları ve İmralı heyeti üyeleri, ’Terörsüz Türkiye’ sürecinde Abdullah Öcalan’ın son 1 yıldaki ikinci mesajını kamuoyuyla paylaştı. Düzenlenen basın toplantısında geçen yıl yaşamını yitiren DEM Parti Milletvekili Sırrı Süreyya Önder de anıldı. DEM Parti Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan’ın açıklamalarının ardından Öcalan’ın mesajı DEM Parti Van Milletvekili Pervin Buldan tarafından Türkçe, Veysi Aktaş tarafından Kürtçe olarak okundu. LİDERLERİN ÇABALARINA TEŞEKKÜR VE SIRRI SÜREYYA ÖNDER ANMASI "27 Şubat 2025 çağrımız, demokratik siyasetin hayata geçtiği yerde silahın anlamsızlaşacağının beyanı ve tercihin açıkça siyasetten yana yapıldığının ilanıdır, bir ilke bütünlüğüdür. Negatif isyan dönemini temelde tek taraflı bir irade ve pratikle aşmayı başardık. Geride bıraktığımız süreç, şiddet ve ayrışma siyasetinden demokratik siyaset ve entegrasyona geçişi sağlayacak müzakere yeteneğini ve gücümüzü kanıtlamıştır. Çağrılarımız, konferans ve kongreler bu amaca yönelikti. Örgütün fesih ve silahlı mücadele stratejisine son verme kararları, sadece resmen ve fiilen değil zihnen de şiddetten arınmayı ve siyaset tercihini ortaya koymuştur. Bu aynı zamanda cumhuriyetle zihnen barışmanın da ilanıydı. Geçtiğimiz bir yıl içinde Erdoğan’ın iradesi, Bahçeli’nin çağrısı, Özel’in katkısı ve sürece olumlu katkı yapan diğer tüm siyasi, sosyal, sivil birey ve kurumların çabalarını kıymetli buluyorum. Ve özellikle Sırrı Süreyya arkadaşımızı bir kez daha büyük bir saygıyla ve özlemle anıyorum. KÜRTSÜZ TÜRK, TÜRKSÜZ KÜRT OLMAZ Kürtsüz Türk, Türksüz Kürt olmaz. Bu ilişki diyalektiğinin tarihi bir özgünlüğü vardır. Cumhuriyetin kuruluş sürecindeki temel metinler, Türk ve Kürt birliğini ifade ediyordu. 27 Şubat çağrımız bu birlik ruhunun canlandırılma girişimi ve demokratik Cumhuriyet talebidir. Kandan ve çatışmadan beslenme mekaniğini kırmayı amaçladık. Sorunun tarihini, ciddiyetini ve üretebileceği riskleri görmek yerine kısa vadeli dar siyasi çıkarlara göre hareket etmek hepimizi zayıflatır. İnkarı ve isyanı sürekli kılmaya çalışmak, en büyük kural dışılığı kural kılmaya çalışmaktır. Son iki yüzyılda tersine çevrilmek istenen kardeşliğin önündeki engelleri kaldırıyor, kardeşlik hukukunun gereğini yapıyoruz. Nasıl bir araya gelinir ve nasıl bir arada yaşanılırı tartışmak istiyoruz. Şimdi negatif aşamadan pozitif inşa aşamasına geçmeliyiz. Yeni bir siyaset dönemine, stratejisine kapı açılıyor. Şiddete dayalı siyaset dönemini kapatıp, demokratik toplum ve hukuk temelli bir süreci açmayı hedefliyor ve her kesimi bu yönde imkan oluşturmaya ve sorumluluk almaya davet ediyoruz. Demokratik toplum, demokratik uzlaşı ve entegrasyon, pozitif dönemin zihniyet dünyasının yapı taşlarıdır. Pozitif aşama zor ve şiddete dayalı mücadele yöntemlerini dıştalar. Pozitif inşada amaç herhangi bir kurumu ve yapıyı ele geçirmek değil, toplumdaki her bireyin toplumsal inşada rol alabilecek sorumluluğa ulaşabilmesidir. Amaç, inşayı toplumla birlikte ve toplum içinde yapmaktır. Ezilen kesimler, etnik gruplar, dini ve kültürel gruplar kesintisiz ve örgütlü bir demokratik mücadeleyle kendi oluşumlarına sahip çıkabilirler. Bu süreçte devletin demokratik dönüşüme duyarlı olması önemlidir. Demokratik entegrasyon en az Cumhuriyetin başlangıcı kadar önemlidir. Onun kadar anlam, gelecek ve güç itibarıyla varlık ve zenginlik ihtiva eden bir çağrıdır. ANAYASAL VATANDAŞLIK VE KADIN HAKLARI VURGUSU Temelinde demokratik toplum modeli vardır. Ayrıştırmacı ya da tersinden asimilasyonist yöntemlerin alternatifidir. Demokratik entegrasyona geçiş, barış yasalarını gerekli kılar. Demokratik toplum çözümü ise siyasal, sosyal, ekonomik, kültürel boyutlarda bir mimarinin, bir hukukun tesisini öngörür. Günümüzde yaşanan birçok sorunun ve krizin sebebi demokratik bir hukukun yokluğudur. Demokratik siyaset çerçeveli bir hukuk çözümünü esas alıyoruz. Demokratik topluma alan tanıyacak, demokrasiye alan tanıyacak ve bunun güçlü hukuksal güvencelerini oluşturacak bir yaklaşıma ihtiyacımız var. Vatandaşlık ilişkisi, millete aidiyet üzerinden değil devletle bağ esas alınarak kurulmalıdır. Dininde, milliyetinde, düşüncesinde özgür olmayı temel alan bir özgür yurttaşlığı esas alıyoruz. Din ve dil empoze edilemediği gibi milliyet de edilmemelidir. Demokratik sınırlarda ve devletin bütünlüğünü esas alan bir anayasal vatandaşlık ilişkisi dini, ideolojik, kimliksel ve milliyet varlığını özgürce ifade etme ve örgütlenme hakkını kapsar. Günümüzde hiçbir düşünce sistemi demokrasiyi esas almadan ayakta kalamaz. İniş-çıkışlar, gerilim ve krizler geçicidir, demokrasi er ya da geç kalıcı olacak olandır. Çağrımız sadece Türkiye’de değil Ortadoğu’da bir arada yaşama sorununa ve ürettiği kriz haline çözüm bulma amacını taşıyor. Bütün gadre uğramışların var olma ve kendilerini özgürce ifade edebilme haklarını savunuyoruz. Kadınlar, hiçbir toplumun ve devletin dikkate almadan kendini sürdüremeyeceği toplumsal güçlerin başında gelir. Günümüzde aile içi şiddet, kadın cinayetleri, ataerkil baskı, hepsi kadının köleleştirilmesiyle başlayan tarihi saldırının güncel izdüşümüdür. Bu nedenle kadınlar demokratik entegrasyonun en özgürlükçü parçası ve itici gücüdür. Dönemin dili buyurgan ve otoriter bir dil olamaz. Karşısındakine kendini doğru ifade etme, doğru dinleme ve ona da kendi doğrularını ifade etme olanağını vermeyi esas almalıyız. Tüm bu hususların gerçekleşmesi, karşılıklı saygıya dayalı gelişmiş bir ortak aklı gerektirmektedir. Selam ve saygılarımla."

Adalet Bakanı Gürlek’ten net mesaj: Şahsa özgü düzenleme yok! Haber

Adalet Bakanı Gürlek’ten net mesaj: Şahsa özgü düzenleme yok!

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Terörsüz Türkiye Süreci ile ilgili nihai raporun meclise sunulduğunu belirterek, "Şahsi cezasızlık algısı, genel af ya da şahsa özgü bir düzenleme olmayacak" dedi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, AK Parti Grup Toplantısı öncesi açıklamalarda bulundu. Terörsüz Türkiye Süreci, toplumda şiddete meyilli çocukların artması konularına değinen Gürlek, Terörsüz Türkiye Süreci ile ilgili nihai raporun meclise sunulduğunu ve nihai amacın terör örgütünün önce silah bırakması ardından kendini feshetmesi olduğunu belirtti. Ayrıca Gürlek, suça sürüklenen çocuklarla ilgili olarak da Aile Bakanlığı ile ortak çalışma yaptıklarını ifade etti. "GENEL AF OLMAYACAK" Terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan hakkında gündemde olan ‘umut hakkı’na farklı bir bakış açısıyla baktıklarını, raporda; genel bir af olmayacağını ifade eden Gürlek, "Terörsüz Türkiye Süreci ile ilgili nihai rapor meclise sunuldu. Adalet Bakanlığı olarak kanunların yapılması için bir ekip oluşturduk. Meclisimiz bu konuda ihtiyaç duyarsa teknik ekibimiz her zaman hazır. Öncelikli olarak Terörsüz Türkiye Süreci gündemde. Nihai amaç terör örgütünün tamamen silah bırakması, sonra kendini feshetmesi. Ondan sonra takdir artık meclise ait. Ama şunu belirtmek istiyorum şahsi cezasızlık algısı, genel af ya da şahsa özgü bir düzenleme olmayacak" diye konuştu. "Maalesef çocuklar şiddete meyilli bir yapıya teşvik ediliyor" Son zamanlarda Türkiye’nin gündeminde olan suça sürüklenen çocuklarla ilgili de açıklamalarda bulunan Gürlek, çocukların suç örgütleri tarafından kullanıldığını belirterek, "Suç örgütlerinin çocukları kullandığını tespit ettik. Bu konuda mecliste bir komisyon kuruldu. Maalesef çocuklar şiddete meyilli bir yapıya teşvik ediliyor. Bu konuda çalışıyoruz. 11. yargı paketi zaten önemli değişiklikler barındırıyor. 12. yargı paketi henüz meclise gelmedi, çalışmalar devam ediyor. Ayrıca sosyal medya düzenlemesi paketini de koymak istiyoruz. 15 yaşından küçük çocuklarımız için Aile Bakanlığımız çalışma yapıyor. Biz de Adalet Bakanlığı olarak 15 yaş üstü kişilerle ilgili çalışmalar yapıyoruz. Bu çalışmaları da kısa sürede pakete koyacağız" ifadelerine yer verdi.

Zafer Partisi’nden "Gölge MGK" çıkışı: "Teröristan’a karşı önleyici darbe şart!" Haber

Zafer Partisi’nden "Gölge MGK" çıkışı: "Teröristan’a karşı önleyici darbe şart!"

Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı Beyazıt Karataş, partisinin gerçekleştirdiği Milli Güvenlik Kurulu toplantısının bildirisini açıkladı. Suriye’deki "Lübnanlaşma" riskinden "Anadolu Kalesi" projesine kadar birçok kritik başlığın yer aldığı açıklamada, Türkiye’nin güvenliği için radikal adımlar atılması gerektiği vurgulandı. SURİYE’DE "PKK TÜMENİ" TEHLİKESİ VE ÖNLEYİCİ DARBE Toplantının ilk oturumunda Suriye’deki güncel gelişmeler masaya yatırıldı. Karataş, 30 Ocak 2026 tarihli sözde mutabakatla SDG/PKK’nın Şam yönetimine entegre edilmeye çalışıldığını belirterek şu uyarıyı yaptı: "PKK, Suriye ordusu içinde 'PKK Tümeni' olarak yapılandırılıyor. Bu durum, Irak’taki özerk bölgeyle birleştiğinde 'Teröristan' hayalini gerçeğe dönüştürebilir. Türkiye, BM Şartı’nın 51. maddesi uyarınca ÖNLEYİCİ DARBE (Pre-emptive Strike) hakkını kullanmalı ve askeri planlamasını buna göre yapmalıdır." "İNCİRLİK VE KÜRECİK ABD’YE KAPATILMALI" ABD-İran gerginliğine de değinen Karataş, Türkiye’nin tam tarafsızlık politikasını savunması gerektiğini belirtti. Olası bir çatışma durumunda İncirlik Üssü ve Kürecik Radarı’nın ABD kullanımına kapatılması ve sadece milli amaçlarla kullanılması gerektiğinin altını çizdi. Ayrıca İran’daki nükleer tesislere yapılacak olası bir saldırının Türkiye’ye etkilerine karşı savunma kapasitesinin artırılması çağrısında bulundu. MAVİ VATAN VE EGE: "DOĞALGAZ ARAMALARI YENİDEN BAŞLAMALI" Yunanistan ile yürütülen istikşafi görüşmelerin verimsizliğini eleştiren Zafer Partisi bildirisi, Ege’deki 152 ada ve kayalığın durumunun unutulmadığını hatırlattı. Bildiride şu talepler yer aldı: Doğu Akdeniz’de 4 yıllık aranın ardından doğalgaz arama ve sondaj faaliyetlerine derhal başlanmalı. Yunanistan’ın adaları silahlandırmasına karşı yeni bir savunma konsepti geliştirilmeli. Mavi Vatan’dan taviz verilmemeli, donanmanın bölgedeki faaliyetleri artırılmalı. "2. AÇILIM SÜRECİ BİR BEKA SORUNUDUR" İç siyasetteki "Terörsüz Türkiye" tartışmalarına da değinen Karataş, Öcalan’a "Umut Hakkı" verilmesinin ve terör örgütü üyelerine örtülü af getirilmesinin üniter devlet yapısını dağıtacağını savundu: "Terörsüz Türkiye adıyla başlatılan 2. Bölücü Açılım derhal sona ermelidir. Bu bir güvenlik gerekliliğidir. Öcalan’a asla umut hakkı verilmemeli, terörle mücadele devletin tüm güç unsurlarıyla yeniden başlatılmalıdır." "ANADOLU KALESİ" VE "ÇELİK MİĞFER" GELİYOR Bildirinin ikinci bölümünde Zafer Partisi’nin iktidara geldiğinde uygulayacağı eylem planları sıralandı: Anadolu Kalesi: Sınır güvenliği ve düzensiz göçle mücadele. Çelik Miğfer: TSK’nın teknolojik olarak yeniden yapılandırılması. Demir Güvercin: PKK ile kararlı mücadele. Yesevi Zırhı: Selefi cihatçı yapılarla mücadele. GÜVENLİK PERSONELİNE VE EMEKLİLERE SAHİP ÇIKILACAK Beyazıt Karataş, konuşmasının sonunda şehit aileleri, gaziler ve güvenlik korucularının yanı sıra; emekli binbaşılar, astsubaylar ve uzman çavuşların özlük hakları sorunlarını çözeceklerini vaat etti. Kayyım ile yönetilen TESUD’un (Türkiye Emekli Subaylar Derneği) en kısa sürede seçime gitmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.

Barzani, terör örgütünü çağrıya uymaya çağırdı Haber

Barzani, terör örgütünü çağrıya uymaya çağırdı

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Neçirvan Barzani, terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan’ın terör örgütüne kendisini feshetme ve silah bırakması çağrısını memnuniyetle karşılayarak, terör örgütünü çağrıya uymaya çağırdı. Terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan’ın terör örgütüne kendisini feshetme ve silah bırakması çağrısının ardından Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Neçirvan Barzani’den açıklama geldi. Barzani, PKK'ya bu mesajı kabul etmeleri ve uygulamaları çağrısında bulunarak, barış ve çözüm sürecine ulaşmak için bu çağrının bir adım olmasını umduğu ifade etti. Barzani, "Şüphesiz ki zamanımız, barışçıl, medeni ve demokratik mücadele zamanıdır. Ancak bu yollarla daha iyi sonuçlar ve başar sağlanır, silah ve şiddetle değil" dedi. IKBY’nin barış sürecini tam anlamıyla desteklediğini ve bu süreci her şekilde desteklemeye hazır olduklarını vurgulayan Barzani, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Adalet ve Kalkınma Partisi'nin barış süreci için gösterdiği çabaları takdir ettiklerini dile getirdi. Barzani, bir sonraki aşamanın Türkiye’deki tüm tarafların katılımı ve uzlaşısıyla barış ve çözüm süreci adına başarılı bir dönem olmasını temenni ettiğini ifade ederek, bölgeye genel bir istikrar ve güven ortamının hakim olması dileğinde bulundu.

Erbakan'dan "Öcalan" çıkışı Haber

Erbakan'dan "Öcalan" çıkışı

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin teröristbaşı Abdullah Öcalan'a yönelik “Şayet teröristbaşının tecriti kaldırılırsa, gelsin DEM Parti grup toplantısında konuşsun, terörün bittiğini, örgütün lağvedildiğini ilan etsin” sözlerini eleştirdi. TUSAŞ'a düzenlenen saldırıya değinen Erbakan, şehitlere Allah'tan rahmet ve yaralılara şifa diledi. Erbakan, “Bizler terörü kimden, nereden gelirse gelsin, hangi amaçla neye hizmet ediyor olsun kınıyoruz, lanetliyoruz. Buradan hain emelleri herkesçe bilinen ihaneti tescilli PKK terör örgütünün milletimize ve devletimize asla diz çöktüremeyeceğini bir kez daha haykırıyoruz” şeklinde konuştu. Erbakan, TUSAŞ yerleşkesinin ön kısmında jandarma kontrol noktası olduğunu hatırlatarak, teriristlerin jandarma kontrol noktası ve plaka tanıma sistemini uzun namlulu silahlarla nasıl geçtiklerini sordu. Erbakan, “Bir güvenlik ve istihbarat zaafımız olduğu ve yetkililerin de ifade ettiği gibi terörün tam anlamıyla bitirilmiş olmadığını görmüş olduk. Tabii ki zaafların giderilmesi, tedbirlerin alınması ve olayın çok yönlü araştırılması gerekmektedir” ifadelerini kullandı. Erbakan, teröristbaşı Abdullah Öcalan'ın TBMM'ye davet edilmesine değinerek, “Böyle bir olay milletimizin terörle mücadelesine, şehitlerimizin hatırasına vurulmuş ağır bir darbedir. 40 senedir Türküyle, Kürdüyle bu kadar kayıplar, şehitler verdik, mücadele ettik. Güvenlik güçlerimiz gözünü, kulağını kaybetti, on binlerce yavru yetim kaldı, eşler dul kaldı. Ekonomik, maddi, manevi, sosyolojik olarak ne büyük bedeller ödedik. Bütün bu mücadele bunun için miydi sorusu elbette ki soruluyor. Terör örgütü eylemleri yüzünden bölge geri kaldı, işsizlik, fakirlik aldı başını gitti. Sadece Türkler değil, batıdaki vatandaşlarımız değil, doğudaki vatandaşlarımız, Kürt kardeşlerimiz terör örgütünden zarar gördü” dedi. Erbakan, çözüm için muhatapların siyasi partiler, STK'lar, kadim aşiretler ve Kürt vatandaşlar olduğunu belirterek, “Kürt kardeşlerimizin haklarının teslim edilmesi, bizim herkesten daha çok istediğimiz bir husustur. Milli görüş tarihi merhum Erbakan hocamızın bu konudaki konuşmalar ve icraatları hepinizin malumudur. Bütün bunlarla birlikte güvenlik güçlerimizden kundaktaki masum bebeklere kadar 50 bin insanın kanı elinde olan bir bebek katilinin, teröristin Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde konuşturulması ve umut hakkından yararlanarak özgürlüğüne kavuşturulması her şeyden önce milletimizi ve devletimizi aciz gösterir. Böyle bir durum Türkiye'nin hayrına ve yararına değildir. Bu bir acziyettir, teslimiyettir, 40 yıllık mücadelemize ve şehitlerimizin aziz hatıralarına saygısızlıktır. Böyle bir şeyin gerçekleşmesi, teröristbaşından yardım istememiz anlamına gelir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni, ordumuzu, güvenlik güçlerimizi aciz gösterir. Terörle masaya oturulmaz, terörle pazarlık yapılmaz, teröriste söz verilmez, teröristlerin sözüne güvenilmez. Oslo sürecinde ve hendek olaylarında benzer süreçler yaşandı” dedi. PKK'nın tek başına lav edilmesinin işe yaramayacağını söyleyen Erbakan, “Yanımızda Amerika tarafından eğitilmiş, donatılmş, 140 bin kişilik terör ordusu konuşlandırılmışken, sadece PKK'da birkaç yüz kişinin silah bırakması bir anlam ifade etmeyecektir” diye konuştu.

Devlet Bahçeli, kendisini eleştiren MHP'li ismi görevden aldı Haber

Devlet Bahçeli, kendisini eleştiren MHP'li ismi görevden aldı

MHP TBMM Grup Danışmanı Oğuzhan Güngör görevden alındı. Söz konusu kararın kendisine tebliğ edildiğini duyuran Güngör, "Az önce Milliyetçi Hareket Partisi’ndeki görevime son verildiği tarafıma tebliğ edilmiştir. Bundan 24 sene önce Türk Milleti’nin sesi olan rahmetli babama uygulanan yöntem, tarafım için de söz konusu olmuştur." ifadelerine yer verdi. Güngör'ün açıklamaları şöyle; "Az önce Milliyetçi Hareket Partisi’ndeki görevime son verildiği tarafıma tebliğ edilmiştir. Bundan 24 sene önce Türk Milleti’nin sesi olan rahmetli babama uygulanan yöntem, tarafım için de söz konusu olmuştur. Bebek katiline umut hakkı vermeyi taahhüt edip, Yüce Meclisimizde konuşmasını teklif edebilenler, bunu alkışlayabilenler, bir Türk Milliyetçisi’nin söylenmesi gerekeni söylemesinden rahatsız olmuşlardır. Bebek katilinin Gazi Meclisimizi kirletemeyeceğini söylemenin bedelini, Ali Güngör’ün oğlu olmanın verdiği gurur ve aziz Türk Milleti'nin bir evladı olarak şerefle kabul ediyorum. Makam ve şahsi ikbal için herşeyini vermeye hazır olanlara inat, dün olduğu gibi bundan sonra da eğilmeden, şahsi ikbal gütmeden yoluma devam edeceğim. Zira bana ve milyonlarca vatan ve devlet aşığı Türk Milliyetçisi’ne ilham veren fikriyatın temeli budur. Türk Milliyetçiliği, Türk Milleti'nin sinesinden çıkmış olup, yalnız ve yalnız ona aittir. Ülkücülük ise Başbuğ’dan ve nice şehitten bize mirastır. Milletimizi ve Ülkümüzü, geçmişimiz ve geleceğimiz için tek kişi kalıncaya kadar müdafaa etmeye devam edeceğiz." BABASI PARTİDEN İHRAÇ EDİLMİŞTİ Oğuzhan Güngör’ün babası MHP eski İçel Milletvekili Ali Güngör, Öcalan’ın idamının ve af tartışmalarının yaşandığı günlerde Bahçeli’nin yüzüne yaptığı konuşmanın ardından partiden ihraç edilmişti. OĞUZHAN GÜNGÖR DE BAHÇELİ'Yİ ELEŞTİRMİŞTİ MHP TBMM Grup Danışmanı Oğuzhan Güngör ise Bahçeli için isim vermeden şu ifadeleri kullanmıştı: "Bebekleri katleden yenidoğan çetesine nazire yaparcasına en büyük bebek katilinin Gazi Meclisimizde muhatap alınmasını izleyecek kadar çaresiz de cesaretsiz de değiliz! Biz bu davanın sahipleri buna izin vermeyiz." Az önce Milliyetçi Hareket Partisi’ndeki görevime son verildiği tarafıma tebliğ edilmiştir. Bundan 24 sene önce Türk Milleti’nin sesi olan rahmetli babama uygulanan yöntem, tarafım için de söz konusu olmuştur.Bebek katiline umut hakkı vermeyi taahhüt edip, Yüce Meclisimizde… pic.twitter.com/3dzds00Lql— Oğuzhan Güngör (@oguzhangungor83) October 24, 2024

Öcalan hakkında 'şartlı salıverme' teklifine şehit ve gazi derneklerinden tepki Haber

Öcalan hakkında 'şartlı salıverme' teklifine şehit ve gazi derneklerinden tepki

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) tarafından meclise sunulan müebbet hapis cezası alanları kapsayan 110 maddelik 'şartlı salıverme' kanun teklifine şehit ve gazi dernekleri tepki gösterdi. Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Bursa Şube Başkanı Haşim Sivri kanun teklifine karşı yaptığı açıklamada, “Uyuyan sinir uçlarımız uyandırılırsa önünde duramayacakları bir sele maruz kalacaklarını asla unutmasınlar” dedi. “ŞEHİTLERİMİZİN KANI ŞİMDİYE KADAR YERDE KALMAMIŞTIR VE BUNDAN SONRA DA KALMAYACAKTIR” Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Bursa Şube Başkanı Haşim Sivri yaptığı açıklamada, “Bölücü terör örgütünün, maalesef Gazi Meclisimizde bulunan sözde siyasi temsilcilerinin terörist başı ve tüm terör olaylarının baş müsebbibi olan bebek katili Abdullah Öcalan’a ve diğer teröristlere özgürlük kisvesi altında başlattıkları eylem ve açıklamalar şu anda meclis komisyonlarına taşınmak istenmektedir. 8 Ekim 2024 tarihinde, aralarında bebek katili Abdullah Öcalan ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılanların şartlı salıverilmelerini de kapsayan 110 maddelik kanun teklifi meclis komisyonuna sunulmuştur. Ne ilginçtir ki teklif jet hızıyla komisyona gelmiştir. Bu deli saçması tasarı komisyona gelirken hamasi vatan ve millet nutukları atanlar nerededir? Yoksa bir oldubittiye getirilip milletimizin sinir uçlarına dokunmak mı istiyorlar. Böyle bir şeyi asla yapmalarını önermiyoruz. Uyuyan sinir uçlarımız uyandırılırsa önünde duramayacakları bir sele maruz kalacaklarını asla unutmasınlar. Yüce milletimiz, şehit ailelerimiz 8 bin 500 lira, gazilerimiz asgari ücret düzeyinde maaş alıp, ekonomik sıkıntılar içerisinde mücadele ederken ve zaten yaralıyken bir de böyle bir yara daha açılmasını kabul etmiyoruz ve etmeyeceğiz. Teröre karşı mücadele ederken can veren bizler, kanlarımızla vatanın her karış toprağını sulayan şehit ve gazi ailelerimiz; Gazi Meclisimizin çatısı altında terör yandaşlarını, terör sevicilerinin barındırılmasını ve Türkiye Cumhuriyetimizin nimetlerinden faydalanmalarını istemiyoruz. Aziz milletimiz şehit anne, baba eş ve çocukları ile kahraman gazilerimiz olarak başta vatan evlatlarının katili, cani, bebek katili terörist başı Abdullah Öcalan olmak üzere ve diğer teröristlere özgürlük, şartlı salıverilme gibi saçma, akla ve gerçeğe uymayan bu deli saçması kanun teklifinin söz konusu bile edilmemesini önce hükümetimizden sonra Gazi Meclisimizde bulunan ülkesine ve milletine bağlı milletvekillerinden talep ediyor ve bu durumu lanetleyen açıklamalarını bekliyoruz” ifadelerini kullandı.  

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.