SON DAKİKA
Hava Durumu

#Ömer Çelik

Söz Bursa - Ömer Çelik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ömer Çelik haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

AK Parti sözcüsü Çelik’ten Venezuela ve muhalefet tepkisi Haber

AK Parti sözcüsü Çelik’ten Venezuela ve muhalefet tepkisi

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Siyasi meşruiyet ilkelerini hedef alan ve uluslararası hukuku ihlal eden hiçbir eylemi tasvip etmeyiz. Venezuela halkının ülkelerindeki siyasi egemenliğin yegane sahibi olduğunun altını çiziyoruz" dedi. AK Parti Sözcüsü Çelik, sosyal medya hesabından gündeme dair açıklamalarda bulundu. Açıklamasında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ve AK Parti’nin her zaman uluslararası hukukun, ülkelerin meşru egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün savunucusu olduğunu ifade etti. ‘Yönetimlerin meşruiyetinin halk iradesine dayandığı’ ve ‘bir ülkede meşru yönetim değişiminin sadece o ülkenin halkına ait demokratik bir hak olduğu’ gibi ilkelerin, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK Parti’nin siyasi hayatının ekseni olduğuna vurgu yapan Çelik, "Cumhurbaşkanımızın ve Ak Partimizin siyasi yolcuğunun en büyük yol arkadaşı siyasi meşruiyettir. Siyasi meşruiyet ilkelerini hedef alan ve uluslararası hukuku ihlal eden hiçbir eylemi tasvip etmeyiz. Venezuela’daki olaylarla ilgili olarak bakışımız bu ilkeleri esas almaktadır. Venezuela halkının ülkelerindeki siyasi egemenliğin yegane sahibi olduğunun altını çiziyoruz" dedi. "Özgür Özel’in ve kimi muhalefet liderlerinin dünyayı sarsan bir olayda Cumhurbaşkanımıza dönük niteliksiz sözler söylemek olması vahim ve sağlıksızdır" Açıklamasında siyasi meşruiyete güç odaklarının gözünden değil, güç odaklarına siyasi meşruiyet merceğinden baktıklarını aktaran Çelik, "Bir ülkenin halkına ait egemenliğin hedef alınması ve uluslararası hukukun ihlal edilmesi hiçbir şekilde kabul edilemez. Bir ülkenin ‘siyasi tapusu’ sadece ve sadece o ülkenin halkına aittir. ‘Meşru egemenlik’ sadece o ülkenin halkının inşa edeceği bir iradedir; dışardan dayatılamaz. Uluslararası düzenin ve uluslararası hukukun varlığı da bunun için gereklidir. Cumhurbaşkanımız bu prensiplerin en güçlü savunucusudur. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in ve muhalefetteki kimi genel başkanların dünyayı sarsan bir olay karşısında akıllarına ilk gelenin Cumhurbaşkanımıza dönük niteliksiz sözler söylemek olması son derece vahim ve sağlıksızdır. Bu muhalefet odakları dış politikada tek bir olayı bile yönetmemiştir, böyle bir tecrübeleri yoktur. Dış politikadan anladıkları tek şey Türkiye’yi şikayet etmek, gelişmeleri ancak iş işten geçtikten sonra anlamak ve kriz yönetmeyi retorik üretmek zannetmektir" ifadelerine yer verdi. Türkiye’de muhalefetin niteliksiz ve dar siyaset koridorlarına sıkışmaması gerektiğin vurgulayan AK Parti Sözcüsü Çelik, dünyanın sarsıldığı bu zamanlarda herkesin sağduyu ile hareket etmesi, sorumlu davranması ve söylenen sözlerin Türkiye’nin yoluna hizmet etmesine özen göstermesini vurguladı. "Cumhurbaşkanımız ‘kendi sözüne hakimdir’ ve bu özelliğe sahip dünya liderlerinin önde gelenlerindendir" Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın küresel krizlerin en usta yöneticilerinin başında geldiğini kaydeden Çelik, sözlerine şöyle devam etti: "Cumhurbaşkanımız küresel krizlerin en usta yöneticilerinin başında gelmektedir. Hakkı söylemekten geri durduğu ya da haksızlığa göz yumduğu da görülmemiştir. Cumhurbaşkanımızın hangi sözü ne zaman ve nerde söyleyeceği siyasi tecrübesinin ve kriz yönetme ustalığının bir parçasıdır. Cumhurbaşkanımız ‘kendi sözüne hakimdir’ ve bu özelliğe sahip dünya liderlerinin önde gelenlerindendir. Cumhurbaşkanımızın, siyasi meşruiyet kavramına zıt bir gelişmeyi onayladığı ya da mazur gördüğü görülmemiştir. Cumhurbaşkanımızın hangi krizi nasıl yönettiği, hangi sözü ne zaman ve ne şekilde söylediği, dünyanın her yerinde en dikkatli şekilde izlenir. Bunun sebebi, siyasi ezberlerin dışında nitelikli ve özgün bir siyasi çizgiyi inşa etme kabiliyetindendir." "Ülkemizdeki tüm siyasi odakların dünyadaki kaotik gelişmeler karşısında Türkiye için sorumlulukla ve sağduyu ile hareket etmesi gerektiğinin altını çiziyoruz" Dünyanın zor zamanlardan geçtiğini ve dünyanın, giderek daha da zorlaşacak bir küresel ortamla karşı karşıya kalacağına dikkati çeken Çelik, "Bu zor zamanlarda en büyük dayanağımızın siyasi ilkelerimize daha çok sahip çıkmak olduğunu biliyoruz. Siyasi meşruiyet ilkelerimizden zerre kadar taviz vermiyoruz. Ülkemizdeki tüm siyasi odakların dış dünyadaki kaotik gelişmeler karşısında Türkiye için sorumlulukla ve sağduyu ile hareket etmesi gerektiğinin altını çiziyoruz. Siyasi aklın gereği dünyadaki kaosa karşı iç cephemizi sağlam tutmaktır. Devlet aklının ve diplomasinin tüm imkanlarını değerlendirerek, istikametimizi daha da güçlendireceğiz. Cumhurbaşkanımızın büyük tecrübesi ve siyasi iradesiyle krizlerin yönetiminde inşa edeceği siyasi hatlar, Türkiye’nin yolunu açık tutmaya devam edecektir" değerlendirmesinde bulundu.

Bir Ülkede iki ordu olmaz: Ömer Çelik'ten SDG ve 'Terörsüz Türkiye' açıklaması Haber

Bir Ülkede iki ordu olmaz: Ömer Çelik'ten SDG ve 'Terörsüz Türkiye' açıklaması

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "SDG tarafından zaman zaman şu yönde talepler gelmektedir; ‘biz blok hâlinde, özel bir güç olarak sistemin parçası olalım.’ Ancak bunu daha önce de söyledik; bunun ne anlama geldiğini başka ülkelerde görüyoruz. Bir ülkede iki ordu olmaz, iki silahlı güç olmaz" dedi. AK Parti Sözcüsü Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında partinin kongre merkezinde gerçekleştirilen Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısı devam ederken gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Çelik, Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun ‘Terörsüz Türkiye’ çerçevesinde yürüttüğü çalışmalarda çok önemli bir aşamanın tamamlandığını ve gelinen noktada siyasi partilerin raporlarını teslim ettiğine dikkati çekerek, "Cumhur İttifakı üyeleri olarak hem bizim hem de Milliyetçi Hareket Partisi’nin verdiği raporlarda ortaya koyulan ilkeler ortaktır ve benzerdir. Yaklaşımlar ve değerlendirmeler konusunda büyük bir oranda uyum vardır. Bu da Cumhur İttifakı açısından, böylesine büyük bir meselenin çözümü için Türkiye’yi terörsüz günlere ve bağlantılı olarak bölgemizi terörsüz bir ortama kavuşturmak amacıyla takip edilen bir iradeyi ifade etmektedir. Şimdiye kadar yol haritası işlemiştir" dedi. AK Parti olarak sunulan raporda görüşlerinin çok açık bir şekilde ifade edildiğini belirten Çelik, "Arkadaşlarımız da aynı şekilde, bu bütçe vesilesiyle yapılan konuşmalarda bunu net bir biçimde ortaya koymuşlardır. Önümüzdeki dönemde şimdiye kadar boşaltılan mağaralar vardır, sembolik düzeyde bırakılan silahlar vardır. Önümüzdeki dönemde silahların bırakılması, silahların yakılması konusunda atılacak adımlar; terör örgütünün fesih sürecinin fiilî olarak görülebildiği, tespit ve teyit edilebildiği birtakım raporların ve gözlemlerin ortaya çıkmasını sağlayacaktır. Bu durum, birçok konuyu son derece kolaylaştıracaktır" diye konuştu. "CUMHURBAŞKANIMIZIN KOYDUĞU ŞAŞMAZ İRADE 17-25 ARALIK’TA VE 15 TEMMUZ GECESİNDE GİRİŞİMLERİN BERTARAF EDİLMESİNİ SAĞLAMIŞTIR" FETÖ terör örgütü tarafından Türkiye’nin milli egemenliğine yönelik gerçekleştirilen 17-25 Aralık yargısal darbe teşebbüsünün yıl dönümüne de değinen Çelik, "Cumhurbaşkanımızın o gün ortaya koyduğu şaşmaz irade, hiçbir tereddüt göstermeden sergilediği güçlü duruş; hem 17-25 Aralık’ta hem de 15 Temmuz gecesi bu girişimlerin bertaraf edilmesini sağlamıştır. Dolayısıyla burada, belki de Türk devlet hayatının, siyasi hayatımızın ve toplumsal hayatımızın en büyük tehlikelerinden biri bu şekilde savuşturulmuş oldu" ifadelerini kullandı. "İSRAİL GENELKURMAY BAŞKANI’NIN ‘SARI HAT YENİ SINIRDIR’ DEMESİ, ASLINDA ATEŞKESİN TAM ZITTINA BİR AÇIKLAMADIR" Varılan ateşkes anlaşmasını ihlal etmeye dönük olarak İsrail tarafından her gün yeni bir eylem ve saldırganlık üretildiğini vurgulayan Çelik, "Şu ana kadar Gazze’nin yüzde 58’i fiilen işgal altındadır. Burada tabii birtakım hatlar oluşturulmuştur. Bunlardan biri ‘Sarı Hat’tır. Aslında ‘Sarı Hat’, ateşkese ulaşmak için gerekli askerî önlemlerden biri olarak ortaya konulmuştur. Ancak İsrail Genelkurmay Başkanı’nın ‘Sarı Hat yeni sınırdır’ demesi, aslında ateşkesin tam zıttına bir açıklamadır. Bu, ateşkese hizmet eden değil; tam tersine Sarı Hat’ı bir ilhak olarak konumlandıran bir açıklamadır. Bu durum, ateşkesin bütün mekanizmalarına ve ateşkese ulaşmak için işletilmesi gereken yol haritasının tüm dinamiklerine aykırıdır. Dolayısıyla burada, ‘Sarı Hat’ başta olmak üzere bütün bu hatların aslında geçici bir askerî önlem olduğunu ve ateşkese ulaşmak amacıyla oluşturulduğunu unutmamak gerekir" dedi. AK Parti Sözcüsü Çelik, açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. "GALİP BEY BUGÜN BİR AÇIKLAMA YAPMIŞ, AÇIKLAMASINDA HERHANGİ BİR BAKANIMIZI KASTETMEDİĞİNİ İFADE EDİYOR" Bir gazeteci tarafından AK Parti Diyarbakır Milletvekili Mehmet Galip Ensarioğlu’nun Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ı hedef aldığı iddia edilen sözlerinin sorulması üzerine Çelik, "Cumhurbaşkanımızın, devletimizin başı olarak çizdiği dış politika çizgisi; hem kabinedeki bütün arkadaşlarımız tarafından hem de genel başkanımız olarak partimiz tarafından aynen takip edilmektedir. SDG konusunda da bakanlarımız arasında ya da parti yetkililerimiz arasında herhangi bir görüş ayrılığı ya da görüş farklılığı yoktur. Aynı şekilde, kabinedeki hiçbir arkadaşımızın Cumhurbaşkanımızın iradesi dışında bir faaliyeti ya da söylemi söz konusu değildir. Bu konuda görüşümüzü baştan beri söylüyoruz. Bu çerçevede Dışişleri Bakanımızın söyledikleri de Cumhurbaşkanımızın iradesinin bir neticesidir. Millî Savunma Bakanımızın ve Millî İstihbarat Teşkilatımızın yürüttüğü faaliyetler de bu iradenin ve bu çerçevenin içerisindedir. Bizim burada yaptığımız açıklamalar da aynı şekilde bu iradenin kapsamındadır. Bütün bunlar, siyaset yapıcı kurumlar tarafından olgunlaştırılarak Cumhurbaşkanımıza; çeşitli güvenlik ve değerlendirme toplantıları vesilesiyle arz edilmektedir. Konular en stratejik ayrıntılarına kadar ele alınmakta, bir çerçeve oluşturulmakta ve en sonunda devletimizin başı olarak Cumhurbaşkanımızın verdiği talimatlar yerine getirilmeye çalışılıyor. Dolayısıyla burada bakanlarımız arasında ya da parti ile kabine arasında bir çelişki aramak doğru değildir. Zaman zaman bazı yorumlar görüyoruz; 'şu kişi sert konuşuyor, bu kişi yumuşak konuşuyor' deniliyor. Böyle bir durum söz konusu değildir. Tutumumuz nettir. Bu nedenle; Dışişleri Bakanlığı, Millî Savunma Bakanlığı ve Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı arasında, bu konuda herhangi bir ayrım ya da farklı bir yöne bakma söz konusu değildir. Biraz önce bahsettiğim mekanizma çerçevesinde, devletimizin başı olan Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu irade ve verdiği talimatlar yerine getirilmektedir. Galip bey bugün bir açıklama yapmış, kendisinin başka bir şeyi kastederek bu sözleri söylediğini, burada herhangi bir bakanımızı kastetmediğini ifade ediyor" cevabını verdi. "BİR ÜLKEDE İKİ ORDU OLMAZ, İKİ SİLAHLI GÜÇ OLMAZ" Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in SDG’nin entegrasyonuna yönelik ifadelerinin sorulması üzerine Çelik, "SDG tarafından zaman zaman şu yönde talepler gelmektedir; ‘biz blok hâlinde, özel bir güç olarak sistemin parçası olalım.’ Ancak bunu daha önce de söyledik; bunun ne anlama geldiğini başka ülkelerde görüyoruz. Bir ülkede iki ordu olmaz, iki silahlı güç olmaz. Ordu düzeyinde iki silahlı güç olacağı düşünülüyorsa bunun sonu iç savaş senaryosudur. Böyle bir senaryoda Araplar kaybeder, Türkmenler kaybeder, Kürtler kaybeder; Aleviler, Sünniler, Nusayriler, Ezidiler, Şiiler herkes kaybeder. Bizim arzu ettiğimiz ise Türk’ün, Kürt’ün, Arap’ın birlikte kazandığı; kardeşçe, onurlu, refah ve barış dolu bir geleceğin bölgemizde inşa edilmesidir. Dolayısıyla ‘10 Mart mutabakatını kabul ediyorum ama bunu bloklar hâlinde uygularım’ demek, aslında ordu içinde yeni bir ordu olarak faaliyet göstereceğim demektir ki bunun ne anlama geldiğini hepimiz biliyoruz. Bu sözlerin söylenmesinin sebebi maalesef bir yanlışlıktır" dedi. "TÜRKİYE’NİN MİLLİ GÜVENLİĞİNİ SAĞLAMAK İÇİN ASKERİ VE DİĞER ALANLARDAKİ HAZIRLIĞI HER ZAMAN VAR" Çelik, 10 Mart Mutabakatı’na uyulmadığı takdirde bir operasyonun söz konusu olup olunmayacağı sorulması üzerine şu cevabı verdi: "Türkiye’nin milli güvenliğini sağlamak için askeri ve diğer alanlardaki hazırlığı her zaman var, bunda bir problem yok. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin iki-üç gün, iki-üç hafta ya da iki-üç ay beklemesine bile gerek yok. Şu anda Cumhurbaşkanımız ‘başkomutan’ olarak emir verdiği anda silahlı kuvvetler, bunu yerine getirecek hazırlıklara sahiptir. Biz, bunlara ihtiyaç kalmamasını istiyoruz. Bunlara ihtiyaç duyulduğu zaman bu tereddütsüz yerine getirilir" ifadelerini kullandı. "DEM PARTİ TARAFINDAN CUMHURBAŞKANIMIZDAN RANDEVU İSTEYECEĞİ İFADE EDİLDİ, HENÜZ ONUNLA İLGİLİ BİR TAKVİM YOK" DEM Parti tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşme talebinin gelip gelmediğinin sorulması, DEM Parti’nin AK Parti grubuyla hafta sonu gerçekleştirdiği görüşmenin hatırlatılması üzerine Çelik, "Cumhurbaşkanımızdan randevu isteyeceklerini ifade ettiler, henüz onunla ilgili bir takvim yok. Biz, bu tip görüşmelerde bir araya geldiğimizde gerçekten nezaket içerisinde herkes görüşlerini en kapsamlı bir şekilde söylüyor. Bu seferde aynı şekilde onlar da biz de görüşleri nezaketli bir şekilde söyledik. Ortak düşündüğümüz noktalar, ortak düşünmediğimiz noktalar var. Komisyona verdiğimiz raporda ortaya koyduğumuz ilkeler doğrultusunda, eğer orta yollar bulunabilirse, bunun önümüzdeki dönemde ilerlemeyi kolaylaştırabileceğini düşünüyoruz" diye konuştu. "İSHAK ARKADAŞIMIZA YÖNELİK GERÇEKLEŞTİRİLEN BU EYLEMİ EN GÜÇLÜ ŞEKİLDE KINIYORUZ" TBMM'de 2026 yılı bütçe görüşmelerinin tamamlanıp oylama sürecine geçileceği sıra milletvekilleri arasında yaşanan arbedenin sorulmasının ardından Çelik, "Siyasette zaman zaman tansiyon yükselebiliyor. Keşke bu tansiyon hiçbir zaman fiziki şiddete dönüşmese ama dün maalesef İshak arkadaşımıza yönelik çok açık bir şiddet eylemi gerçekleştirildi. Sözün cevabı sözle verilir. Bir kişi beğenmediği bir durumu sözle ifade edebilir. Ancak İshak arkadaşımıza yönelik gerçekleştirilen bu eylemi en güçlü şekilde kınıyoruz. Akşam kendisiyle beraberdik. İshak bey, ortamı yatıştırmak ve tarafları ayırmak amacıyla oradayken, ismini anmak istemediğim bir kişi tarafından saldırıya uğramıştır. Sonrasında CHP Grup Başkanvekilleri gelerek üzüntülerini ifade ettiler. Bunu önemli buluyoruz. Ancak esas olan, İshak beye yapılan bu saldırının hiçbir şekilde kabul edilemez bir barbarlık ve vandallık. Bunun için açık bir özür dilenmesi son derece önemlidir. Ayrıca bu barbarlığı ve vandallığı gerçekleştiren kişiyle ilgili olarak CHP tarafından bir ceza sürecinin işletilmesi de Meclis’in itibarı ve mehabeti açısından son derece kıymetli olacaktır" ifadelerini kullandı. "HER TARTIŞMADA AK PARTİ SIRALARINA DÖNEREK ‘ATATÜRK DÜŞMANISINIZ’ ŞEKLİNDE İSTİSMAR SİYASETİ YAPMAK MESELEYİ ÇÖZMEMEKTEDİR" Siyasi alanda birçok tartışmanın yaşanabileceğini ve siyasi akılla cevap verilemeyecek bir konu olmadığını kaydeden Çelik, sözlerine şöyle devam etti: "Sık sık tartışma şu noktaya getirilmektedir: Cumhuriyet Halk Partisi adına konuşanlar, 'Biz Atatürk’ün partisiyiz, Cumhuriyet’i kuran partiyiz' demektedir. Atatürk’ün genel başkanlığını yaptığı bir partinin devamı olmak ki bunun da ayrıca tartışılması gereken boyutları vardır bugünkü yöneticilerin ya da siyasi faaliyette bulunanların bütün yanlışlarını örtmek için bir gerekçe olamaz. Biz bugün yapılan bir yanlıştan, yanlış bir politikadan, yanlış bir davranıştan söz ediyoruz. Ancak hemen konu buraya çekiliyor. Dün grup başkanımız da sordu; ‘eğer Atatürk’ün partisiyiz diyorsanız ve bizi suçluyorsanız, ikinci genel başkanınız Cumhurbaşkanı olduğunda neden Atatürk’ün ismini ve resmini paradan kaldırdı?’ Bu açık bir sorudur. Demek ki her alanda, pür bir şekilde ‘Atatürk’ün partisiyiz’ demek, CHP’nin bütün eylemlerini temize çekmiyor. Ben de buradan bir soru sorayım; Atatürk, vasiyetinde kendisine ait olan İş Bankası hisselerinden elde edilen temettülerin Türk Dil Kurumu’na ve Türk Tarih Kurumu’na verilmesini istedi. Ancak CHP bunu defalarca yerine getirmemiş, Atatürk’ün vasiyetine uymamıştır. Bu kurumlar, Atatürk’ün vasiyeti gereği kendilerine verilmesi gereken temettüleri, CHP Atatürk’ün vasiyetine uymadığı için mahkeme kararıyla almak zorunda kaldı. Cep telefonundan 'CHP İş Bankası hisseleri temettü Atatürk' şeklinde arama yapabilir; bu konuda çok uzun bir yargı süreci çıkıyor. Bu nedenle her tartışmada 'Atatürk’ün partisiyiz' demek ya da AK Parti sıralarına dönerek 'Siz Atatürk düşmanısınız' şeklinde bir istismar siyaseti yapmak meseleyi çözmemektedir. Bu sağduyulu bir yaklaşım da değildir."

Ömer Çelik’ten Özgür Özel’e sert tepki: "Türkiye’yi şikayet etmeyi karakter haline getirdi!" Haber

Ömer Çelik’ten Özgür Özel’e sert tepki: "Türkiye’yi şikayet etmeyi karakter haline getirdi!"

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Özgür Özel yurtdışında destek bulmak için Cumhurbaşkanımızı ve Türkiye'yi şikayet etmeyi bir siyaset karakteri haline getirdi. Bu durum bir siyasi parti ve siyasetçi için çok kötü bir sicildir" dedi. AK Parti Sözcüsü Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "CHP Genel Başkanı Özgür Özel Brüksel'de kendilerinin kardeş parti kabul ettiği partilerin Cumhurbaşkanımızla güçlü diyalog içinde olmasını ve Türkiye'ye destek vermesini eleştirmiş. Özgür Özel yurtdışında destek bulmak için Cumhurbaşkanımızı ve Türkiye'yi şikayet etmeyi bir siyaset karakteri haline getirdi. Bu durum bir siyasi parti ve siyasetçi için çok kötü bir sicildir. Özgür Özel kendisiyle görüşmeyen Avrupa Konseyi Başkanı Antnio Costa'ya da tepki göstermiş. Bu aslında ders çıkarması gereken bir durum. Yurtdışında her zirvede yabancı ülke liderlerinin Cumhurbaşkanımızla görüşmek için yoğun bir talepte bulunmasını iyi değerlendirmesi ve anlaması gerekir. Aynı konuşmada Özgür Özel Brüksel'deki toplantıya katılan partilere ‘AB'nin sınırında demokratik bir Türkiye mi olacak, o Türkiye'de sosyal demokratlar mı iktidar olacak; yoksa kardeş partinizi bir otoritere ezdirecek, o otoriterin devam etmesine izin mi vereceksiniz?' diyerek hem gayrı meşru tanımlar yapmış hem de başka partileri Türkiye'nin iç siyasetine müdahil olmaya davet etmiş. Bu büyük bir savrulmadır. Defalarca meşru seçimlerde birinci olmuş Cumhurbaşkanımıza dönük Avrupa'daki aşırı sağ partilerin diliyle konuşması ise gayrı meşrudur. Özgür Özel'in CHP'nin iktidar olması için yabancı ülkelerdeki partilerin desteğini talep etmesi vahim bir durumdur. Bu siyasi olarak kabul edilebilir olmadığı gibi, CHP tarihi açısından da ele alınmalıdır" ifadelerine yer verdi.

Çelik’ten Özel'in açıklamalarına tepki: “Önceliği partisini temizlemek olmalı” Haber

Çelik’ten Özel'in açıklamalarına tepki: “Önceliği partisini temizlemek olmalı”

Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "CHP Genel Başkanı olarak Özgür Özel'in öncelikle kendi partisindeki gerçek CHP'lilere kulak vererek ‘partiyi temizlemesi' esas işi olmalıdır" dedi. AK Parti Sözcüsü Çelik, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik açıklamalarına ilişkin sosyal medya hesabından açıklamada bulundu. Çelik yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi: "CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in partisinden fışkıran skandalları ve yolsuzlukları örtbas etmeye uğraşmaktan başka bir siyasi faaliyeti yok. Bu nedenle de ne iç siyasi gelişmeleri ne de dış politikayı anlayabiliyor. Özgür Özel'e kendi partisi içinden bile ‘partiyi temizle' mesajları kamuoyuna açık biçimde ifade ediliyor. ‘CHP'lilerin CHP'lileri ihbar etmesiyle' başlayan süreç yargının konusu olmuştur. Özgür Özel'in bizzat CHP'liler tarafından dile getirilen bu vahim iddialar hakkındaki tavrı sadece siyasi mugalataya sığınmaktan ibarettir. Tüm bunlar ortadayken Özgür Özel'in Cumhurbaşkanımızın ismini çetelerle ve suç örgütleriyle yan yana zikretmeye kalkması yine adresi şaşırdığını gösteren bir hadsizliktir. Cumhurbaşkanımızın ismi her zaman ‘tarihin doğru tarafında' ve ‘meşru siyasetin merkezinde' yer alır. Özgür Özel ise yaptığı her konuşmada kendi ismini bizzat CHP'liler tarafından ifşa edilen şebekelerin hamisi haline getirmektedir. CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in çeteler ve suç örgütleri gibi tanımları CHP içinden fışkıran şebekelere söylemesi gerekiyor. Kendi partisindeki odaklara söylemesi gerekenleri Cumhurbaşkanımıza, AK Partimize ve Cumhur İttifakımıza söylemesi, ‘siyasi navigasyon' probleminin vahim boyutlara ulaştığını göstermektedir. CHP Genel Başkanı olarak Özgür Özel'in öncelikle kendi partisindeki gerçek CHP'lilere kulak vererek ‘partiyi temizlemesi' esas işi olmalıdır. Dürüstlük konusundaki cari açık, siyasi dil cambazlığı ile kapatılmaz."

Çelik: “Meclis’i protesto eden, kendi siyasi varlığını inkâr eder” Haber

Çelik: “Meclis’i protesto eden, kendi siyasi varlığını inkâr eder”

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Yüce Meclis'i protesto eden her odak, kendi siyasi varlığını inkar etmiş olur. Siyaset yapma iddiasındaki her yapının ‘evi' Meclis'tir. Meclis'i işlevsiz kılmaya çalışanlar her zaman vesayet odakları olmuştur" dedi. AK Parti Sözcüsü Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Cumhurbaşkanımızın devletimizin başı olarak Yüce Meclis'in açıldığı gün saygıdeğer siyasi parti liderleriyle bir araya gelmesi, siyaset ve devlet hayatımız için kıymetli bir birlikteliktir. Milli iradenin tecelli ettiği mekan olan Yüce Meclis milletimizin yüksek iradesini temsil etmektedir. Milletimizin doğrudan oylarıyla seçilmiş ve dünya siyasi tarihindeki en yüksek meşruiyet oranlarından biriyle görev yapan Cumhurbaşkanımızın, Yüce Meclis'teki birlikteliğe liderlik etmesi ve saygıdeğer siyasi parti liderlerinin buna iştirak etmesi, devlet hayatımızın derinliklerinden süzülen müstesna bir demokratik bilinci ortaya koymuştur. Farklı görüşlere rağmen siyasi partilerin Meclis'in açılış gününde diyalog içinde olması, dış dünyadaki kaoslara da verilmiş net ve milli bir cevaptır. Bu birlikteliğe dönük olumsuz yaklaşımların Meclis'i protesto etmek gibi tarihi bir yanlış içine düşen CHP yönetiminden ve sivil siyaseti yıpratmak isteyen bazı çevrelerden geldiğini görüyoruz. Bunlar "demokrasinin varlığına" ve ‘siyasetin mantığına' aykırı yaklaşımlardır. Yüce Meclis'i protesto eden her odak, kendi siyasi varlığını inkar etmiş olur. Siyaset yapma iddiasındaki her yapının ‘evi' Meclis'tir. Meclis'i işlevsiz kılmaya çalışanlar her zaman vesayet odakları olmuştur. Bu zihniyetin herhangi bir siyasi partiye nüfuz etmesi vahimdir. Meclis milletin mekanıdır, demokratik siyaset milletin emanetidir. Bu değerlere katkı veren herkesin yaklaşımı saygıdeğerdir. Aksine davranışlar ise milletin emanetine zarar vermektir" ifadelerine yer verdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.