SON DAKİKA
Hava Durumu

#Önlemler

Söz Bursa - Önlemler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Önlemler haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bursa Milletvekili Pala uyardı: "İklim krizi öldürüyor, Bakanlık sessiz" Haber

Bursa Milletvekili Pala uyardı: "İklim krizi öldürüyor, Bakanlık sessiz"

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, son dönemde iklim krizinin insan sağlığı üzerindeki etkisinin endişe verici düzeye ulaştığını belirtti. İklim krizinin toplum sağlığını birçok farklı şekilde tehdit ettiğini ifade eden Prof. Dr. Pala, konuya ilişkin, “İklim krizi; sıcak hava dalgaları, kuraklık, gıda kaynaklı hastalıklar, yeni enfeksiyonlar ve orman yangınları gibi birçok farklı yolla toplum sağlığını tehdit etmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün raporları, sıcak dalgalarının özellikle yaşlılarda, kronik hastalığı olan bireylerde ve şehir merkezlerinde yaşayanlarda ölüm oranlarını belirgin biçimde artırdığını göstermektedir” açıklamasında bulundu. Prof. Dr. Pala, aşırı sıcakların etkilerine rağmen Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan eylem planlarının denetim ve uygulama açısından yetersiz kaldığını vurgulayarak, geçtiğimiz temmuz ayında aşırı sıvı kaybı nedeniyle şehit olan iki askeri hatırlattı. Eleştirilerini, “Hükümetin iklim krizine karşı önlemleri ne yazık ki kâğıt üzerinde kalmıştır. Şehit olan askerlerimiz gibi üzücü ve önlenebilir ölümlerin tekrarlanmaması için sorunun ciddiyeti derhal görülmeli ve eylem planı hızla hayata geçirilmelidir” sözleriyle dile getirdi. Prof. Dr. Pala, Sağlık Bakanlığı’na; iklim krizinin sağlık üzerindeki etkilerine dair çalışmalar, Bakanlığın eylem planında gelinen mevcut durum ve denetimler hakkında ayrıntılı bilgi talep ettiği kapsamlı bir soru önergesi iletti. Buna karşın Bakan Kemal Memişoğlu, kendisine 23 Ekim 2025 tarihinde iletilen soru önergesine, Anayasa’nın 98. maddesi uyarınca öngörülen on beş günlük yasal süre dolmasına rağmen yanıt veremedi. “Bakanlık 2015 yılında yayınladığı eylem planını neden uygulamıyor?” Prof. Dr. Pala, soru önergesinde öncelikle 2015’te yürürlüğe giren “İklim Değişikliğinin Sağlık Üzerine Olumsuz Etkilerinin Azaltılması Ulusal Programı ve Eylem Planı”ndaki hedeflerin kaçının gerçekleştirildiğini, bu dönemde planın güncellenip güncellenmediğini ve güncellenmediyse gerekçesinin ne olduğunu sordu. Konuya ilişkin olarak Pala, “Bakanlık iklim değişikliğinin halk sağlığı üzerindeki etkisini ciddiye almak zorundadır. Yalnızca İstanbul’da 2003 ile 2017 yılları arasında 4 binden fazla vatandaş bu sebeple hayatını kaybetmiştir” açıklamasında bulundu. “İklim değişikliği eylem planı kapsamındaki sağlık göstergeleri güncel olarak neden kamuoyuyla paylaşılmamaktadır” diye soran Pala, “Sorunun boyutu hakkında şeffaf olunmadıkça ne halk bilinçlendirilebilir ne de etkili önlemler alınabilir” değerlendirmesinde bulundu. İklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkisinin yakından izlenmesinin yanı sıra, sağlık hizmetlerinin ve altyapısının da değişen iklim koşullarına hazırlıklı olması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Pala, “Hastaneler, aile sağlığı merkezleri ve bakım kurumlarında iklim dayanıklılığı planı hazırlandı mı; sağlık personeline iklim kaynaklı sağlık riskleri konusunda mesleki eğitim veriliyor mu; kırılgan gruplara yönelik özel koruyucu uygulamalar ve yerel serinleme önlemleri geliştirildi mi; iklim olaylarının ruh sağlığı üzerindeki etkileri için destek hizmetleri planlandı mı?” sorularına ayrıntılı yanıt istedi. “Bakanlığın böylesi önemli ve uzun zamandır gündemde olan bir sorun hakkındaki soruları yanıtsız bırakması, konuya ilişkin herhangi bir çalışma olmadığına ve alınan kararların yalnızca kâğıt üzerinde kaldığına dair kaygıyı güçlendirmektedir. Bakanlık kamuoyunda güveni inşa etmek istiyorsa, yanıtlarında eylem planının hedeflerini ve takvimini net bir biçimde açıklamalıdır” dedi. “Birçok düzenleme hemen hayata geçirilmelidir; Bakanlık yaza kadar denetimlerini sıkılaştırmalı!” Eylem planı kapsamında geniş çaplı uygulamalar hayata geçirilene kadar önlenebilir ölümlerin önüne geçilmesi için kısa vadede bazı düzenlemelerin yapılması gerektiğini ifade eden Pala, öncelikle dış ortamda çalışanlar için ısıya göre çalışma saatleri, dinlenme araları ve suya erişimin eksiksiz biçimde denetlenmesi gerektiğini dile getirdi. “Aşırı sıvı kaybı nedeniyle şehit olan askerlerimiz, sıcak hava dalgaları nedeniyle yaşamını erken yitiren yaşlılar ve benzer olaylar kabul edilemez. Bakanlık yaz aylarına kadar bu konuda derhal bir çalışma yürütmeli ve çalışma ortamlarında sağlığı tehdit edebilecek uygulamaları etkili biçimde engellemelidir” çağrısıyla açıklamalarını noktaladı.

Bursa Milletvekili Kayıhan Pala acı tabloyu açıkladı: 10 hekimden 8’i şiddet mağduru! Haber

Bursa Milletvekili Kayıhan Pala acı tabloyu açıkladı: 10 hekimden 8’i şiddet mağduru!

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Kayıhan Pala, sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin gün geçtikçe arttığını, buna karşın alınan önlemlerin eksik kaldığını ifade ederek, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nu eleştirdi. “Her 10 hekimden 8’inin meslek hayatında en az bir kez şiddete maruz kaldığı bilinirken bu olayların ancak yarısı ‘Beyaz Kod’ ya da diğer kanallar üzerinden bildirilebiliyor. Bu tablo, şiddetin boyutunu ve Bakanlığın önlemlerinin ne denli yetersiz kaldığını açıkça gösteriyor” dedi. Prof. Dr. Pala, 2013’te yayımlanan sağlıkta şiddetle mücadeleye ilişkin Meclis araştırma raporundaki 66 önerinin büyük bölümünün hayata geçirilmediğini ve Bakanlığın bu konudaki soru önergelerine, veri paylaşımına dayalı yanıt veremediğini belirtti. “Sağlık Bakanlığı, soru önergelerimizi yanıtsız bırakarak, sağlık sistemini derinden tehdit eden şiddet sorununun boyutunu ve yönetim zafiyetlerini sağlık çalışanlarından gizlemektedir” diyen Pala, gelinen noktada net bir açıklamanın zorunlu olduğunu vurgulayarak, Bakan Memişoğlu’na yeni bir soru önergesi iletti. Buna karşın Bakan, kendisine 6 Ekim 2025’te iletilen soru önergesine Anayasa’nın 98’inci maddesi uyarınca öngörülen on beş günlük süre dolmasına rağmen yanıt veremedi. “Sağlıkta şiddetin asıl sorumlusu yanlış sağlık politikaları, sağlık çalışanlarını itibarsızlaştıran söylemler ve kışkırtılmış sağlık talebidir!” Prof. Dr. Pala, soru önergesinin ilk bölümünde 2013 yılında yayımlanan “Sağlık Çalışanlarına Yönelik Artan Şiddet Olaylarının Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu Raporu”nun üç temel başlıkta sunduğu 66 önerinin, aradan on yıldan uzun bir zaman geçmiş olmasına karşın kaçının hayata geçirildiğini sordu. Raporda ele alınan başlıkların kurumsal, toplumsal ve çevresel etkenler ile sağlık çalışanları ve hasta arasındaki iletişim olduğunu kaydeden Pala, Bakan’dan her bir başlık altında yapılan çalışmaları ayrıntılı biçimde açıklamasını istedi. “Sağlıkta şiddet sorununa karşı önerilen önlemlerin kâğıt üzerinde kaldığı açıktır. Cumhurbaşkanlığı Hükümeti’nin benimsediği ve Sağlıkta Dönüşüm Programı adıyla bilinen ticarileştirilmiş sağlık sistemi, kamuda çok sınırlı bir finansman ve nüfusa göre sayısı yetersiz sağlık emek gücü olmasına karşın; kışkırtılmış sağlık talebi yaratmış, hastaların beklentilerini karşılanamayacak kadar yükseltmiş, beklentilerin karşılanamaması durumunda ise sağlık çalışanlarını hedef göstermiş ve onları itibarsızlaştıran söylemler dile getirilmiştir. Bu koşullarda sağlık çalışanlarının güvenliği sağlanamaz. Bugün özellikle kamuda sağlık çalışanlarının ilk talebi can güvenliğidir.” dedi. Pala, sağlıkta şiddet sorununa karşı etkili çözümler üretilebilmesi için öncelikle Bakanlığın sorunun kapsam ve boyutu hakkında şeffaf olması gerektiğini belirtti. Bu kapsamda, Bakanlığın Sağlık İstatistikleri Yıllığı gibi düzenli yayımladığı raporlarda, sağlıkta şiddete ilişkin uluslararası karşılaştırılabilir verilerin paylaşılmasını istedi; son on yıldaki “Beyaz Kod” bildirimlerinin sektörlere, illere, meslek gruplarına, cinsiyete ve dallara göre dağılımının kamuoyuna açıklanmasını talep etti. Konuya ilişkin Pala, “Acil servisler, sağlık çalışanlarının şiddete en sık maruz kaldıkları alanlardan biridir. 100 kişi başına acil servise başvuru sayısı OECD ortalaması 27 iken ülkemizde yaklaşık 6 kat daha fazla olmak üzere 177’dir. Acil servis çalışanları kabul edilemez bir iş yükü altında çalıştırılmaktadır. Bakanlık bu çalışma koşullarının şiddet olgularına etkisini derhal değerlendirmeli ve çözümü hızla hayata geçirmelidir” açıklamasında bulundu. “Önlemler kâğıt üstünde kalmaktadır; Bakanlık eylem planı takvimini açıklamalı!” Prof. Dr. Pala, soru önergesinin sonunda 2023’te duyurulan “Sağlıkta Şiddete Karşı Eylem Planı”nın hangi aşamada olduğunu sordu. “Eski Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 2023’te ‘Sağlıkta Şiddete Karşı Eylem Planı’nın uygulanacağını açıkladı. O tarihten bu yana kamuoyuna yapılan açıklamalarda da soru önergelerine verilen yanıtlarda da planın takvimi ve hedeflerine dair somut bir bilgi paylaşılmamıştır. Sağlık çalışanlarına şiddetin katalog suçlar arasına alındığı ifade edilse de bu kapsamda kaç yasal işlem yapıldığı açıklanmamaktadır” diyerek Bakanlığı bir kez daha şeffaf ve hesap verebilir olmaya çağırdı. Prof. Dr. Pala, “Ülkemizde kamucu, eşit, ücretsiz, erişilebilir ve nitelikli bir sağlık sistemi inşa edilmeden sağlıkta şiddet sona erdirilemez. Cumhurbaşkanlığı Hükümeti, sağlığı ticareti yapılan bir meta olarak gören politikalarından derhal uzaklaşmalıdır. Sağlık temel bir insan hakkıdır” sözleriyle açıklamasını tamamladı.

Deprem gerçeği Bursa’da konuşuldu Haber

Deprem gerçeği Bursa’da konuşuldu

Türk Mühendis Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Mimarlar Odası Bursa Şubesi’nin düzenlediği “Ya Sonra? Depremin Ardından Deneyimler, Yarına Bakış” konulu panelde, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerin neden olduğu felaketin ağır bilançosu ile bundan sonra yaşanabilecek depremlerin yıkıcı etkilerine karşı alınabilecek önlemler mercek altına alındı. Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mehmet Saldız, Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, Bursa Kent Konseyi Başkanı Prof. Dr. Ertuğrul Aksoy ile sivil toplum kuruluşu ve meslek odaları temsilcilerinin katıldığı panel, deprem bölgesindeki yaşanmışlıkları yeniden gündeme getirmesi açısından da ders niteliğindeki paylaşımları beraberinde getirdi. “Depremlerin yıkıcı etkileri önlenebilir” Panelin açılışında konuşan TMMOB Mimarlar Odası Bursa Şubesi Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek, Türkiye’nin bir deprem ülkesi olmakla birlikte depremlerin yıkıcı sonuçlarının önüne geçilebileceğini vurguladı. Depremin önüne set çekmenin imkânsızlığına işaret eden Şimşek, “Ancak deprem öncesinde alınacak bir dizi önlemler zinciriyle, depremlerin neden olabileceği trajik sonuçların önüne geçebilmek kesinlikle mümkündür. Bu yapılabilir. Yeter ki karar alıcı mekanizmalar, ortak akılda buluşabilsinler” diye konuştu. Meslek kuruluşu olmanın verdiği toplumsal sorumluluk bilinciyle, deprem gerçeğini gündemde tutmaya devam edeceklerini belirten Şimşek, bu bağlamda kent dinamikleriyle işbirliğine hazır olduklarını da sözlerine ekledi. Mudanya Belediyesi’nin örnek deprem duyarlılığı Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç da konuşmasında deprem öncesinde alınacak önlemlerin önemini vurguladı. Deprem sonrasında sergilenen dayanışma olgusunun önemine işaret eden Dalgıç, “Bu durum elbette takdirle karşılanır. Böylesi süreçlerde kahramanlık örneklerine de tanıklık etmek gayet doğaldır. Ancak bana göre asıl kahramanlık, depremin neden olabileceği trajik yıkım tablolarının hiç yaşanmamasını sağlayacak önlemleri alabilmek ve bu önlemleri uygulamaya geçirebilmektir” dedi. Göreve geldikleri gibi deprem seferberliği başlattıklarına değinen Dalgıç, “Mudanya’nın Bina Envanteri ve Deprem Risk Analizi” çalışmasının sonuçlarına göre ilçedeki 54 bine yakın bağımsız alanın yüzde 60’ında risk tespit ettiklerine dikkat çekti. Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, depremin yıkıcı etkilerine karşı güvenli kent inşa etme ve sürdürülebilir yaşam alanları oluşturma stratejilerini kararlılıkla sürdüreceklerini de sözlerine ekledi. Açılış konuşmalarının ardından Bursa Uludağ Üniversitesi Mimarlık Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Gözde Kırlı Özer’in moderatörlüğündeki panele geçildi. Depremin Hatay’daki travmatik izleri Panelin ilk konuşmacısı Mimarlar Odası Hatay Şubesi Başkanı Mustafa Özçelik, depremin Hatay’daki travmatik izlerinden söz etti. Kentlinin ve kent yaşamının iyileşme sürecinin zorluğuna değinen Özçelik, “Bu süreçte en önemli hedef, yaşam alanlarından uzaklaşmış insanların alana geri dönüşlerini sağlayacak ve burada uzun süreler var olabilmelerini garanti altına alabilecek çözümlerin geliştirilmesi olmalıdır. Büyük bir afet geçirmiş, tarifi mümkün olmayan acılar yaşamış insanların olduğu Antakya’nın bilinen, alışılan süreçlerden farklı özel bir yaklaşım üzerine olgunlaştırılan bir süreç ile değerlendirilmesi gerekmektedir” diye konuştu. Bu sürecin bir planlama etkinliğinden öte bir iyileşme süreci olarak kavramsallaştırılması gerektiğini vurgulayan Özçelik, böyle bir sürecin inşasında tüm paydaşların karşılıklı uzlaşmasına dayalı düzen kurgulamasının doğruyu bulmada önemli bir adım olacağını ifade etti. Binalara ‘sağlam raporu’ ısrarı Panelin diğer konuşmacısı Hasar Tespit Uzmanı İnşaat Mühendisi Umut Yetkiner ise hasar tespitinde bulundukları Hatay’da binalara sağlam raporu verilmesi doğrultusunda depremzedelerin baskılarına maruz kaldıklarını belirtti. Depremzedelerin açıkta kalabilecekleri endişesiyle bu yola başvurduklarını vurgulayan Yetkiner, “Bu gayet doğal insani bir tepki. Ancak bu insani tepkinin etkisinde kalarak hasarlı binalara sağlam raporu vermek, meselenin bir diğer vicdani sorumluluğunu oluşturuyor. En küçük artçıda bile yıkılması kuvvetle muhtemel binalarda insanların oturmasına göz yummak, o insanların ölümünden sorumlu olmak demektir. Bir binanın hasarsız olup olmadığı performans analizi veya teknik rapor olmadan anlaşılamaz. Biz de tespitlerimizde bu özelliklere dikkat ettik. Duygusal olmaktan çok sorumluluk duygusuyla hareket ettik” diye konuştu. Enkaz altındaki depremzedeleri arama ve kurtarma Panelin son konuşmacısı GEA Arama Kurtarma Ekoloji ve İnsani Yardım Grubu Ekip Lideri Tayfun Çuhadar da bölgede yıkılan binalara ulaşmakta büyük zorluklar yaşadıklarını belirtti. Depremin yıkıcı etkisiyle birlikte kentteki tüm altyapı sisteminin çöktüğüne işaret eden Çuhadar, “Yolların, köprülerin, tünellerin yerle bir olduğu afet bölgesindeki bina enkazlarına ulaşmamız oldukça zamanımızı aldı. Enkaz bölgelerine ulaştığımızda ise gerek profesyonel insan gücü gerekse teknik alet ve edevatla depremzedelerin imdadına yetiştik. Çok sayıdaki depremzedeyi gecemizi gündüzümüze katarak, enkazların altından canlı çıkarmayı başardık. Bu esnada büyük trajedilere tanıklık ettik” dedi. Arama kurtarma eğitimlerinin önemi Yapılan istatistiklerin, kurtarma ekiplerinin deprem bölgesine yetişinceye kadar geçen süreçte, depremzedelerin yaklaşık yüzde 90’ına yakın bölümünün, deprem bölgesindeki vatandaşların şahsi çabalarıyla enkaz yığınlarının altından çıkartıldığını belgelediğini belirten Çuhadar, bu durumun vatandaşlara yerinde verilecek ‘arama kurtarma eğitimleri’nin önemini gözler önüne serdiğini de sözlerine ekledi.

Bursalılar dikkat: Musluklar akmayabilir! BUSKİ’den ‘Don’ uyarısı geldi! Haber

Bursalılar dikkat: Musluklar akmayabilir! BUSKİ’den ‘Don’ uyarısı geldi!

Bursa genelinde hava sıcaklıklarının sıfırın altına düşmesiyle birlikte su sayaçları ve tesisatlarda donma riski en üst seviyeye çıktı. Bursa Büyükşehir Belediyesi BUSKİ Genel Müdürlüğü, olası arıza ve su kesintilerinin önüne geçilmesi amacıyla vatandaşlara yönelik bir uyarı mesajı yayımladı. BASİT ÖNLEMLER MAĞDURİYETİ ÖNLEYECEK BUSKİ tarafından yapılan açıklamada, alınacak küçük önlemlerin büyük maddi hasarları ve su kayıplarını engelleyeceği vurgulandı. Vatandaşların şu hususlara dikkat etmesi istendi: Binaların iç ve dış kısımlarındaki su boruları, soğuk hava ile doğrudan temas etmeyecek şekilde korunmalıdır. Açıkta bulunan su sayaçları, sayaç okuma işlemlerini engellemeyecek şekilde uygun yalıtım malzemeleriyle izole edilmelidir. Donma ihtimaline karşı tesitların düzenli olarak kontrol edilmesi büyük önem taşımaktadır. MAĞDUR OLMAMAK İÇİN TEDBİRİ ELDEN BIRAKMAYIN Soğuk havanın etkisiyle donan sayaçlara sıcak su dökülmesi veya ateşle müdahale edilmesi, sayaçların patlamasına ve tesisatın zarar görmesine neden olabiliyor. BUSKİ, bu tür mağduriyetlerin yaşanmaması için "basit ama etkili" yalıtım yöntemlerinin vakit kaybetmeden uygulanması gerektiğini hatırlattı. Kamuoyuna saygıyla duyurulur. pic.twitter.com/ylbtiNeGg6— BUSKİ???? (@BuskiGM) December 27, 2025

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.