SON DAKİKA
Hava Durumu

#Orta Doğu

Söz Bursa - Orta Doğu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Orta Doğu haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Trump’tan NATO’ya tarihi rest: "Kimsenin yardımına ihtiyacımız yok!" Haber

Trump’tan NATO’ya tarihi rest: "Kimsenin yardımına ihtiyacımız yok!"

ABD Başkanı Donald Trump, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına katılmayan NATO üyelerine tepki göstererek, "NATO’yu her zaman tek yönlü bir ilişki olarak gördüm. Biz onları koruyacağız, ama onlar bizim için hiçbir şey yapmayacaklar, özellikle de ihtiyaç duyduğumuzda. NATO ülkelerinin yardımına ihtiyacımız yok" dedi. ABD Başkanı Donald Trump, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına katılmayan NATO müttefiklerini sert şekilde eleştirdi. Trump, "ABD, NATO’daki müttefiklerimizin çoğundan, Orta Doğu’da İran’ın terörist rejimine karşı yürüttüğümüz askeri operasyona dahil olmak istemedikleri yönünde bilgi aldı" ifadelerini kullanarak, neredeyse her ülkenin İran’a yönelik saldırıları haklı bulduğunu ve İran’ın nükleer silaha sahip olmaması gerektiği konusunda hemfikir olduğunu aktardı. Trump, "İran’ın hiçbir şekilde, hiçbir şartla nükleer silaha sahip olmasına izin verilemezdi. Ancak bu davranışları beni şaşırtmadı, çünkü her yıl bu ülkeleri korumak için yüz milyarlarca dolar harcadığımız NATO’yu her zaman tek yönlü bir ilişki olarak gördüm. Biz onları koruyacağız, ama onlar bizim için hiçbir şey yapmayacaklar, özellikle de ihtiyaç duyduğumuzda" dedi. İran ordusunu ve liderlerini yok ettiklerini ifade eden Trump, "Bir daha bizi, Orta Doğu’daki müttefiklerimizi veya dünyayı asla tehdit edemeyecekler" dedi. "Kimsenin yardımına ihtiyacımız yok" İran’a yönelik saldırılara katılmayan NATO üyelerini ve ABD’nin müttefiklerini eleştiren Trump, "Böylesine büyük bir askeri başarıya imza attığımız için artık NATO ülkelerinin yardımına ihtiyacımız yok ve bunu istemiyoruz da hiçbir zaman istemedik. Aynı şekilde, Japonya, Avustralya veya Güney Kore’ye de ihtiyacımız yok. Aslında, dünyanın en güçlü ülkesi olan ABD’nin Başkanı olarak konuşuyorum, kimsenin yardımına ihtiyacımız yok" diye konuştu.

Trump’tan İran’a gözdağı: "Limanı devre dışı bıraktık, savaş bitince petrol fiyatları çakılacak!" Haber

Trump’tan İran’a gözdağı: "Limanı devre dışı bıraktık, savaş bitince petrol fiyatları çakılacak!"

ABD Başkanı Donald Trump, ABD basınına telefonla verdiği röportajda Orta Doğu'daki savaş ve petrol fiyatlarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Trump, ABD'nin İran'ın askeri gücünü imha ettiğine ilişkin açıklamalarını yineleyerek, "Çok iyi gidiyoruz. Anlaşma yapmak istiyorlar ama bence henüz anlaşmaya hazır değiller" dedi. İran'ın petrol ürünleri ihracatının yüzde 90'ına varan kısmı için bir deniz limanı işlevi gören stratejik Hark Adası'na yapılan saldırılara ilişkin olarak Trump, "Hark Adası devre dışı bırakıldı. Ancak borular hariç, borulara dokunmadım. Çünkü bildiğiniz üzere bunları kurup bir araya getirmek yıllar süren bir iş" diye konuştu. Adayı tekrar vurabileceklerini söyleyen Trump, "Onlara açık açık söyledim. Orayı mahvederim" ifadelerini kullandı. Trump, altyapıyı yeniden inşa etmenin uzun zaman aldığını bildikleri için adada petrolle ilgili her şeyin etrafında bilerek yaklaşık 90 metre kadar boşluk bıraktıklarını da ifade etti. Trump, "Tahran'da pek çok altyapı tesisini ayakta bıraktım. Çünkü bunları yok etseydim yeniden inşa edilmesi yıllar sürerdi. Elektrik santrallerini bir saat içinde devre dışı bırakabilirdim ve bu büyük bir travma olurdu. Bu yüzden bu tür şeylerden kaçınmaya çalışıyorum" dedi. Çatışmanın İran'ın yaptıkları için ödediği "küçük bir bedel" olduğunu söyleyen Trump, "Savaş biter bitmez petrol fiyatları taş gibi düşecek" dedi. Petrol fiyatlarının ne zaman düşeceğine ilişkin bir zaman çizelgesi vermesi istenen Trump, "Savaş biter bitmez. Bunun uzun süreceğini sanmıyorum" dedi. ABD'nin İran'a kara operasyonu düzenleme ihtimaline ilişkin soruya ise Trump, "Bunu söylemek istemiyorum" cevabını verdi. ABD Başkanı, bu konudaki düşüncesinin değişip değişmediği sorusuna ise, "Hayır değişmedi" yorumunda bulundu.

Netanyahu’dan İslam Dünyasına şok sözler: "Tüm Dünya için tehdit!" Haber

Netanyahu’dan İslam Dünyasına şok sözler: "Tüm Dünya için tehdit!"

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran dini lideri Mücteba Hamaney'e ilişkin açıklamasında, "Eski zalimi ortadan kaldırdık. Yeni zalim ise halkın karşısına çıkamıyor" dedi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran’la savaşa ilişkin başından bu yana ilk basın toplantısını düzenledi. İran’ı İsrail’i ortadan kaldırmak amacıyla nükleer bomba geliştirmeye çalışmakla suçladığı açıklamalarında Netanyahu, "Ancak bunu başaramadılar. İsrail hükümetinin başı olarak, İran’ın bu kapasiteyi geliştirmesini geciktiren açık ve gizli operasyonlar yürüttüm. Ayrıca İran’a güçlü darbeler indirebilmek ve İsrail’e yönelik tehditleri ortadan kaldırmak için askeri kabiliyetlerimizi ve siyasi kapasitelerimizi geliştirdik" dedi. "Şer eksenine karşı saldırılarımızı devam ettireceğiz" diyen Netanyahu, İsrail’in özellikle ülkenin kuzeyindeki vatandaşların güvenliğini sağlamak amacıyla operasyonlarını sürdüreceğini söyledi. Netanyahu, "Hizbullah gücümüzü hissediyor ve İsrail’e karşı saldırganlıklarının bedelini ödeyecekler" dedi. "ESKİ ZALİMİ ORTADAN KALDIRDIK, YENİ ZALİM İSE HALKIN KARŞISINA ÇIKAMIYOR" İran’ın eski dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’i uyardıklarını fakat uyarılara kulak verilmediğini söyleyen Netanyahu, "Hamaney, nükleer ve füze kabiliyetlerini yeniden inşa edecek bir operasyon yürüttü ve bunları yerin çok derinlerine gömüyorlardı. Eğer hızlı hareket etmeseydik, İran’ın ölüm sanayisi birkaç ay içinde herhangi bir saldırıya karşı bağışık hale gelecekti" dedi. Bu nedenle İran’ın nükleer silah edinmesi ve tüm dünyayı tehdit eden füzeler geliştirmesini engellemek amacıyla ABD ve İsrail’in birlikte çalıştığını söyleyen Netanyahu, İran dini lideri Mücteba Hamaney'e ilişkin açıklamasında, "Eski zalimi ortadan kaldırdık. Yeni zalim ise halkın karşısına çıkamıyor" dedi. İRAN HALKINA İKTİDARI DEVİRME ÇAĞRISI YAPTI Konuşmasında İran halkına seslenen Netanyahu, "Özgürlüğe doğru yolculuğunuza başlayacağınız an giderek yaklaşıyor. Yanınızdayız ve sizi destekleyeceğiz. Ancak günün sonunda karar size ait. Bu, sizin ellerinizde" dedi. "TRUMP İLE HER GÜN KONUŞUYORUZ" "Şahsi dostu" olarak bahsettiği ABD Başkanı Donald Trump ile benzeri görülmemiş bir ittifak kurduklarını söyleyen İsrail Başbakanı, "Her gün konuşuyoruz. Fikir alışverişi yapıyor, istişare ediyor, birlikte kararlar alıyoruz" dedi. Netanyahu, "Başkan Trump bana, aramızdaki ilişkilerin önceki başkanlarla hatta İsrail’deki önceki başbakanlarla olandan yüz kat daha güçlü olduğunu söyledi" ifadelerini kullandı. İran’da sokak gösterileri için gerekli koşulları oluşturmaya çalıştıklarını söyledi Basın toplantısında savaşta zaferin ölçüsünün İran’daki rejimin devrilmesi mi olduğu yönündeki bir soruya Netanyahu, "Rejime saldıracağız ve rejimin nükleer programını ve füze sistemlerini yok edeceğiz. Ulaşmamız gereken hedefler bunlar. Buna bir hedef daha ekledim. İran halkının bu iğrenç rejimden kurtulması için gerekli koşulları ve ortamı oluşturmak. Fakat az önce de söyledim, bu İran halkına bağlı. Bunun yapabilecek olan onlar. Onları bunu yapmaya zorlayamayız. Ancak dün yaptığımız ve bugün de yapmaya devam ettiğimiz gibi, hava saldırılarıyla uygun koşulları oluşturuyoruz. Bu yüzden onlara sokağa çıkma fırsatı veriyoruz. Amacımız bu" dedi. "SÜRPRİZLER OLACAK" Netanyahu, "Bence sürprizler olacak. Bu basın toplantısında belli ölçüde savaşın ketumluğunu muhafaza etmem gerekiyor. Ancak sizinle paylaşabileceğim şey, beklediğimizden çok daha fazla üstünlüğe sahip olduğumuz ve tüm hedeflere ulaşacağımızdır" şeklinde konuştu. Bence sürprizler olacak. Bu basın toplantısında belli ölçüde savaşın belirsizliğini korumam gerekiyor. Ancak sizinle paylaşabileceğim şey şu: beklediğimizden çok daha fazla üstünlüğe sahibiz ve tüm hedeflerimize ulaşacağız." Daha önce yaptığı Hizbullah’ın 20 yıl geriye atıldığına ilişkin ifadeleri sorulan Netanyahu, "O zamanlar Tel Aviv’deki gökdelenlerin yıkılmasından, şehirlerin yerle bir edilmesinden ve on binlerce kişinin ölmesinden söz ediliyordu. Bunların hiçbiri gerçekleşmedi. Çünkü onlara güçlü bir şekilde saldırdık. Bu, onların kabiliyetlerini yüzde yüz imha ettiğimiz anlamına gelmez" dedi. "SİZE ORTA DOĞU’NUN TAMAMINI DEĞİŞTİRECEĞİMİZE DAİR SÖZ VERMİŞTİM" Netanyahu, "Size hem düşmanlar hem de dostlar açısından Orta Doğu’nun tamamını değiştireceğimize dair söz vermiştim. İsrail, her zamankinden güçlü olacak. Bunu hem komşularımız, hem düşmanlarımız hem de dostlarımız görüyor ve bu gerçeği kabul ediyor" şeklinde konuştu. İRAN’DAKİ MUHALİF GRUPLARIN SİLAHLANDIRILMASI SEÇENEĞİNİ REDDETMEDİ İsrail Başbakanı Netanyahu, "İsrail, İran'daki muhalif grupları silahlandırmak için çalışıyor mu?" sorusuna, "Bunu reddetmiyorum. Şunu kesin olarak söyleyebilirim ki, İran halkının çabaları olmadan rejim devrilemez ve biz de bunu onlara bildirdik. Yardımın yolda olduğunu da onlara söyledik" şeklinde cevap verdi. Netanyahu, "Eğer rejim düşmezse çok daha zayıf olacaktır. Ama düşerse, sorun çözülmüş olur" dedi. "KRALLIĞA VE MESİH’İN GELİŞİNE ULAŞACAĞIMIZA İNANIYORUM" İsrail’in geçmişte olduğundan çok daha güçlü ve büyük olduğunu söyleyen Netanyahu, "Krallığa ulaşacağımıza ve Mesih’in gelişine ulaşacağımıza inanıyorum. Fakat bu, önümüzdeki Perşembe gerçekleşecek bir şey değil. Ulusların yaşamı her zaman kırılgan ve tehditlerle çevrilidir. Hayatta kalmamız ve dayanıklılığımız, varlığımızı güçlendirmek için kurduğumuz ittifakların neticesidir" şeklinde konuştu. İsrailli lider, "Bir savaştan diğerine ilerliyoruz. Devletin kuruluşundan bu yana ve şimdi de bu operasyonla birlikte İsrail, her zamankinden daha güçlü hale geldi" dedi. "HİZBULLAH AĞIR BEDEL ÖDEYECEK" Lübnan topraklarındaki operasyonlara ilişkin bir soruya Netanyahu, "Lübnan hükümetine ateşle oynadıklarını söyledik. Eğer Hizbullah'ı silahsızlandırılmazlar ve faaliyet göstermesine izin verirlerse, bu kendi kaderlerini kendi elleriyle yazdıkları anlamına gelir. Bunu siz yapmazsanız biz yapacağız. Bunu nasıl yapacağız? Karadan mı başka yollardan mı, bunun ayrıntısına girmeyeceğim. Ancak size söz veriyorum, Hizbullah ağır bir bedel ödeyecek" dedi. Netanyahu, "Lübnan hükümetinden bu konuda inisiyatif almasını ve gerekli adımı atmasını istiyorum. Eğer bunu yapmazlarsa, bize başka seçenek bırakmayacaklar" şeklinde konuştu. "DÜŞMANLARIMIZI TEKRAR TEKRAR VURMAYI SÜRDÜRECEĞİZ" İran’da bir terör rejimi olduğunu ve bunun varlığını sürdürmesini engellemeye çalıştıklarını savunan Netanyahu, "Bunu yapıyoruz çünkü, yaşam gücüyle doluyuz. İsrail halkı olarak yok edilemeyeceğimize ve ortadan kaldırılamayacağımıza dair arzuya, yeteneğe ve inanca sahibiz. Toprağımıza bağlı kalma ve kendimizi yenileme kabiliyetine sahibiz. Düşmanlarımızın peşine düşer ve gerekirse onları defalarca vururuz" dedi. Netanyahu, "Hem Sünni hem de Şii aşırı İslam, tüm dünya için tehdittir. Bu durumun kendi kendine çözüleceğini söyleyemeyiz. Düşmanlarımızı tekrar tekrar vurmayı sürdüreceğiz" dedi.

MHP Liderinden Dünya kamuoyuna "Penguen" çıkışı: "Ölenler çocuk değil de penguen mi olmalıydı?" Haber

MHP Liderinden Dünya kamuoyuna "Penguen" çıkışı: "Ölenler çocuk değil de penguen mi olmalıydı?"

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP Genel Başkanı'nın savunma sistemleri ve savaş uçaklarına ilişkin söylemlerine yönelik, "Sinop'taki füze testleri karşısında 'yapmayın balıklar korkuyor' diyen bir şahsın esasen ciddiye alınacak hiçbir yanı yoktur. Sen balıkları düşündüğün kadar Türkiye'yi düşünseydin bugünkü zırvalarınla açığa düşmez, rezil olmaz, en azından aziz Atatürk'ün emanetlerine saygı gösterir, riayet ederdin" dedi. MHP Genel Başkanı Bahçeli, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, ABD-İsrail ve İran arasında yaşanan saldırılar başta olmak üzere bölgesel gelişmelere ve iç politikaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. "Bölgemizi içinden nasıl çıkılacağı meçhul ve muamma olan çok tehlikeli bir akıl tutulması sarmış" Orta Doğu'daki gelişmelerin giderek ağırlaştığını belirten MHP lideri Bahçeli, ABD-İsrail koalisyonunun İran'a yönelik operasyonlarının bölgede şiddeti artırdığını söyledi. Bahçeli, şunları kaydetti: "ABD-İsrail koalisyonun İran'a yönelik başlattığı kirli savaşın 11'inci gününde, bilanço gittikçe ağırlaşmakta, şiddet ve yıkım günbegün artış kaydetmektedir. Aynı zamanda 11 gündür psikolojik harbin, dijital harbin, elektronik harbin ve propaganda harbinin eşine benzerine çok nadir rastlanacak örnekleri de kademe kademe ilerletilmektedir. Bölgemizi içinden nasıl çıkılacağı meçhul ve muamma olan çok tehlikeli bir akıl tutulması sarmış ve sarmalamıştır." "Siyonist-emperyalist çıkar ortaklığının askeri ve politik iradesi nefretle sarılmıştır" Söz konusu saldırıların bölgeyi ateşe attığına dikkati çeken Bahçeli, askeri gerilimi azaltmaya yönelik diplomatik girişimlerin etkisiz kaldığını aktardı. Bahçeli, "Yakın ve yakıcı bir gerçeği aleni olarak işaret ve ifade etmek lazım gelirse o da şu olacaktır: Siyonist-emperyalist çıkar ve şiddet ortaklığının askeri ve politik iradesi kan, kin ve nefretle sarılmıştır. Dünyaya, sözde medeniyet mimarisinin izdüşümünde; demokrasi, özgürlük, adalet ve insan hakları konularında bilirkişilik taslayan hangi ülke veya ülkeler varsa hepsi birden sınıfta kalmış, bu değerlere esasta ve usulde ne kadar yabancılaştıklarını resmen kanıtlamışlardır. Haksızlık diz boyudur. Hukuksuzluk doruk noktadadır. Askeri gerilimi artıran değil; dengeleyen ve yöneten, sükûnet ve diyaloğu tahkim eden telkin ve tekliflerin bugüne kadar etkisiz ve yetersiz kaldığı, bununla ilişkili olmak üzere ateşkes ve diplomasi çağrılarının karşılık bulmadığı meydandadır. Bunun yanında ABD Başkanı'nın, 'savaşın bitiş zamanına Netenyahu ile karar vereceğiz' demesi ise dayatmacı bir dil, üstenci bir bakış, barışçıl arayışları küçümseyen özürlü bir yaklaşımdır" şeklinde konuştu. "İran'da, Gazze'de ölenler çocuk değil de penguenler olsaydı küresel yas mı ilan edilecekti?" Gazze'deki çocuk ölümlerine de değinen Bahçeli, uluslararası toplumun çifte standart uyguladığını belirterek, şöyle devam etti: "2007 yılında Antarktika'da çekilen bir belgeselde kolonisinden ayrılan bir penguenin video görüntüsü 2026 yılının ilk aylarında herkesin dilinde ve gündemindeydi. Bu penguenin derdiyle dertlenip sonuçlar çıkaran; söz konusu doğal davranışı kolektif bilincin kırılması olarak gören, insanla ilişkilendirip toplumsal travmaların gecikmiş yankısı, insanın kendisine tuttuğu ayna şeklinde yorumlayan herkese sesleniyorum; Gazze'de soykırıma uğrayan 50 bin çocuğun, İran'da sayıları 300'ü aşan çocukların dramları, acıları, yürekleri kavuran feci sonları bir penguen kadar önemli ve öncelikli değil midir? Nesli tükenen bir kuşu mesele edip de sırayı eşrefi mahlukat olan bir çocuk alınca ona sırt çevirmek, duyarsız ve duygusuz yaklaşmak insanlık mirasının, insanlık değerlerinin neresinde vardır, neresinde mevcuttur? Doğrusunu isterseniz merak ediyorum; yani İran'da, Gazze'de ölenler çocuk değil de penguenler olsaydı küresel yas mı ilan edilecekti? Uluslararası toplum ayağa kalkmalıdır. Bu ahlaki ve vicdani sorumluluk evvela Amerikan halkının ve Yahudi toplumunundur. Evanjelist papazların dolduruşuna gelip Oval Ofis'te ayinler düzenlemek, Armagedon Savaşı'yla ilgili teolojik hezeyanlar üretmek dünyanın nasıl bir musibetle doğrudan doğruya muhatap olduğunu ibret verici ölçüde göstermektedir." "Kürt kardeşlerimiz satılık değildir, kiralık değildir, tetikçi değildir" Orta Doğu'da Sünni-Şii husumeti çıkarmak isteyenlere karşı Müslümanların dikkatli olması gerektiğini dile getiren Bahçeli, İran'da Kürtleri silahlandırıp içten çökertme planı yapanlara dikkati çekti. Bahçeli, "Kürt kardeşlerimiz satılık değildir, kiralık değildir, tetikçi değildir, onun bunun zulüm projelerinde piyon olarak da görülemez, gösterilemez. Kürtler onurlu, şerefli, yürekli, soylu ve sağduyulu bir halktır. Türk-Kürt kardeşliği üzerinde cephe açmanın, gedik oluşturmanın hesabıyla; İran'ın tarihi Türk kentlerini karıştırmanın, Türklerle Kürtleri çatıştırmanın arayış ve amacını kurgulayanlar, ancak ve ancak düşmanca tutum takınan namertlerdir. Türk, Kürt'ün kardeşi; Kürt, Türk'ün alın yazısı, kader ortağıdır" ifadelerine yer verdi. Bahçeli, İran'dan ateşlenen bazı füze ve İHA'ların Türkiye ve Azerbaycan hava sahasına yönelik risk oluşturduğunu hatırlatarak, Türkiye'nin egemenlik haklarının ihlal edilemeyeceğini vurguladı. Bu olaylara ilişkin Tahran tarafından yapılan özür mahiyetindeki açıklamaları olumlu karşıladığını belirten Bahçeli, "9 Mart tarihinde, İran'dan ateşlenip Türk hava sahasına giren yeni bir balistik mühimmatın gene NATO unsurlarınca etkisiz hale getirilmesi, bazı mühimmat parçalarının da Gaziantep'te boş arazilere düşmesi kafamızı karıştırmaya başlamıştır. Her ülke aklını başına almalıdır. Türkiye, üzerinde kumar oynanacak bir ülke değildir. Taciz, tahrik veya tertip olup olmadığını netleştirecek ülke İran İslam Cumhuriyetidir. Biz kasti bir tavrın olmadığına inanmak, iyi komşuluk hukukumuzu korumak istiyoruz. Ancak Türkiye'nin de yolgeçen hanı olmadığını, canı sıkılanın, keyfi yetenin füze ateşleyeceği bir ülke olarak görülemeyeceğini de ihtiyatlı ve temkinli bir dille beyan ediyoruz" dedi. Türkiye ile İran'ın komşu iki ülke olduğunu belirten Bahçeli, iki ülkeyi karşı karşıya getirmeye yönelik provokasyonlara dikkat edilmesi gerektiğini dile getirdi. Bahçeli, "Elbette Türkiye'yle İran'ı karşı karşıya getirmeye matuf Siyonist-emperyalist bir komployu da ihmal etmiyoruz" diye konuştu. "Hürmüz Boğazı'nın kapanması küresel enerji piyasalarını etkiliyor" ABD-İsrail saldırılarının küresel enerji piyasalarını da etkilediğini belirten Bahçeli, Hürmüz Boğazı'nın stratejik önemine işaret etti. Bahçeli şöyle konuştu: "Dünya petrol ticaretinin beşte birinin geçiş güzergahı olan Hürmüz Boğazı fiilen kapatılmıştır. ABD-İsrail'in İran'ı hedef alan saldırıları küresel enerji piyasalarında arz ve lojistik şoklara neden olmaktadır." "Türkiye arabuluculuk misyonuyla sivrilecektir" Bölgede barışın tesis edilmesi için diplomasi ve diyalog çağrısında bulunan Bahçeli, Türkiye'nin arabuluculuk rolü üstlenebileceğini söyledi. Bahçeli, "Siyaset ve diplomasinin önü ardına kadar açılmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti bu çerçevede arabuluculuk misyonuyla sivrilecektir" ifadelerini kullandı. "Sen balıkları düşündüğün kadar Türkiye'yi düşünseydin bugünkü zırvalarınla rezil olmazdın" Bahçeli konuşmasında iç politikaya ilişkin, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in "Erdoğan F-35'leri dostu Trump'tan alamadı. F-16'lar modernize edilemedi. Korkudan S-400'ler hangarda tutuldu. Son 14 yılda bir tek savaş uçağı kazandıramadılar" açıklamalarının gerçeği yansıtmadığına dikkati çekerek "Sinop'taki füze testleri karşısında 'yapmayın balıklar korkuyor' diyen bir şahsın esasen ciddiye alınacak hiçbir yanı yoktur. Sen balıkları düşündüğün kadar Türkiye'yi düşünseydin bugünkü zırvalarınla açığa düşmez, rezil olmaz, en azından aziz Atatürk'ün emanetlerine saygı gösterir, riayet ederdin. CHP yönetimi beşinci kol faaliyeti içindedir. Tıpkı Yunanistan hükümetinin gayri askeri statüdeki Ege adalarını silahlandırmasına benzer şekilde mahalle yanarken fırsatçılık yapmaktadır. Allah'a çok şükür Türkiye'nin her şeyi vardır" dedi. "Mahkemede selamlama konuşmasının olduğu ne zaman duyulmuştur" Ayrıca İstanbul 40'ıncı Ağır Ceza Mahkemesinde görülen ve aralarında Ekrem İmamoğlu'nun da bulunduğu davada mahkeme salonunda selamlama konuşması talebini sert sözlerle eleştiren Bahçeli, "Neymiş, eski belediye başkanı selamlama konuşması yapmak için kürsüye çıkacakmış. Mahkemede selamlama konuşmasının olduğu ne zaman duyulmuş, nerede görülmüştür? Böylesi bir usule, böylesi bir uygulamaya ne zaman şahit olunmuştur? Hiç kimse hukukun önünde veya üstünde değildir. İddianamedeki suçlamaların hesabını vermek yerine dava sürecini sulandırmak maksatlıdır, marazidir, mahsurludur. Suç örgütü kurmak, rüşvet çarkı işletmek, ihaleye fesat karıştırmak, kara para aklamak gibi pek çok suçlamanın açıklığa kavuşması, bunun da kısa süre içinde vuku bulması gerekmektedir. Milletimiz CHP'nin adalet ve hukuk tanımaz siyasi ayak oyunlarından bıkmış ve usanmıştır. İstanbul 40'ıncı Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın adalete müzahir alınacak kararının daha fazla uzamasına fırsat verilmeden en makul sürede sonuçlandırılıp ülke gündeminden çıkartılması muhakkak surette temin edilmelidir" şeklinde konuştu.

Zam bahaneleri ortadan kalkacak": Eşel Mobil sistemi pompaya nasıl yansıyacak? Haber

Zam bahaneleri ortadan kalkacak": Eşel Mobil sistemi pompaya nasıl yansıyacak?

TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, akaryakıt fiyatlarında Eşel Mobil sisteminin yeniden devreye alınmasının piyasalar açısından olumlu bir adım olduğunu söyleyerek, "Hem esnaf sanatkârın hem vatandaşımızın fiyatlardaki istikrarını bozacak unsurlar da ortadan kalkmış olacak. Böylelikle piyasalarda pompaya yansıyan fiyatların sübvanse edilmesi çok önemliydi, karar da zamanında alındı" dedi. Brent petrol fiyatlarında yaşanabilecek yükselişlerin piyasaya etkisinin sınırlı kalacağını belirten Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Tahmin ediyorum ki yüksek enflasyonun ve bugünkü evrilme noktasındaki enflasyonun düşüşü önemli ölçekte gerçekleşiyordu. Fiyatlar yüksek. Onun için çok hissedilmiyordu. Ama biliyorsunuz en büyük girdi maliyetleri enerji. Petrol, bunlar tabii ki imalat sektörünü de aynı şekilde vatandaşın sosyal hayatında kullanmış olduğu işte hem ticari araçlar hem özel araçlar, aynı şekilde nakliyeci esnafı bu konuda bu fiyatlardan yüksek fiyatlarla navlun almasının önüne geçilmiş olacak. Netice itibarıyla bu uygulanacak sistem dahilinde en azından enflasyondaki yükselme evrimi de durmuş olacak. Çünkü hep yapılan bahanede tabii bu gündeme geliyordu. Biliyorsunuz petroldeki zamlar, doğalgazdaki zamlar aynı şekilde elektrik enerjisindeki zamlar en çok maliyetleri artıran konulardan biriydi. Şimdi bunu tabii esnaf ve sanatkar olarak da, nihai tüketiciye ulaştırma noktasındaki emtiaların fiyatlarının yükselmesini kırmış olacak" diye konuştu. "SIKINTILARIN ORTADAN KALDIRILMASI GEREKLİ" Palandöken, sözlerine şöyle devam etti: "İnşallah ki bir an evvel bu Orta Doğu'daki zalimlerin yapmış oldukları, bu çocuklarımızı katledenler, aynı şekilde uluslararası bu işe seyirci kalanlar da inşallah bir an evvel bu meselenin üzerine gidip, bu ülkelerin sıkıntılarını aziz mübarek Ramazan ayında ortadan kaldırılmasının gerekliliğini artık insanlar hem idrak ediyor hem o açılan her televizyon kanalındaki bu görüntülerden insanların feryat edişleri duyulabiliyor."

Euroshop 2026’da Gökçelik rüzgarı: Yeni nesil mağaza çözümleri görücüye çıktı Haber

Euroshop 2026’da Gökçelik rüzgarı: Yeni nesil mağaza çözümleri görücüye çıktı

Perakende sektöründe raf sistemleri üretimi konusunda Türkiye’nin öncü kuruluşlarından ve sektör için küresel bir çözüm ortağı olan Gökçelik A.Ş., teknoloji, tasarım ve Ar-Ge yatırımlarıyla geliştirdiği en yeni ürünlerini, dünyanın en büyük perakende ekipmanları ve teknolojileri fuarı olan EuroShop 2026’ta görücüye çıkardı. Her zaman olduğu gibi perakende ekipmanları ve mağaza sistemlerinin yanı sıra bağlantılı perakende, sürdürülebilirlik, akıllı mağaza çözümleri, enerji verimliliği, dijitalleşme, omnichannel entegrasyonu, müşteri deneyimi ve şehir içi perakende konseptleri gibi sektörün gündemindeki başlıkları odağına alan EuroShop, 2026 yılında da Almanya Düsseldorf’taki Messe Düsseldorf’ta sektör profesyonellerini bir araya getirdi. Dünyanın dört bir yanından binlerce katılımcı firmanın ve on binlerce profesyonel ziyaretçinin yer aldığı fuar, küresel perakende endüstrisinin nabzını tutmaya devam etti. Türkiye, 2026 organizasyonunda da güçlü bir katılım sergileyerek en fazla katılımcıya sahip ülkeler arasında üst sıralarda yer aldı. Yeni nesil ürünler ve dijital çözümler ilgi odağı oldu Beş gün süren fuarda bu yıl da özgün stand tasarımıyla dikkat çeken Gökçelik, yeni nesil mağaza konseptleri ve yüksek katma değerli ürün gamı ile yoğun ilgi gördü. Şirketin Ar-Ge ve Tasarım ekipleri tarafından geliştirilen; teknoloji, estetik ve ergonomiyi bir araya getiren kendinden ödemeli kasa sistemlerinin güncellenmiş versiyonları, elektronik etiket ürünleri, modüler ve daha fazla teşhir alanı sağlayan yeni raf ve arka pano çözümleri ile mağazalara yönelik konsept uygulamaları profesyonel ziyaretçilerden tam not aldı. 2026 yılında özellikle sürdürülebilir malzeme kullanımı, karbon ayak izini azaltan üretim teknikleri ve enerji tasarrufu sağlayan mağaza içi sistemler ön plana çıkarken, Gökçelik’in çevre dostu üretim yaklaşımı ve uzun ömürlü, geri dönüştürülebilir ürün tasarımları uluslararası alıcıların dikkatini çekti. Gökçelik A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Aras, fuara ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Şirket olarak son yıllarda Ar-Ge, inovasyon, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik başlıklarını stratejik önceliğimiz haline getirdik. 2026 yılına güçlü bir üretim ve ihracat performansıyla girdik. Bu fuara da hem teknolojik altyapımız hem de tasarım gücümüzle son derece iddialı hazırlandık. Yeni ürün ve sistemlerimizi ilk kez burada sergilemekten büyük memnuniyet duyuyoruz. Sektörün dönüşümüne katkı sağlayacak çözümlerimizle fuara değer kattığımıza inanıyoruz.” Küresel pazarda güçlü konum EuroShop’un sektörel anlamda dünyanın en önemli buluşma noktası olduğunu vurgulayan Aras, sözlerini şöyle sürdürdü: “EuroShop yalnızca bir fuar değil; aynı zamanda küresel perakende dünyasının vizyon platformu. 2020 yılında pandeminin gölgesinde gerçekleşen organizasyonun ardından sektör hızla dijitalleşme ve esneklik odağında yeniden şekillendi. Bugün geldiğimiz noktada fiziksel mağazalar ile dijital altyapının entegre olduğu yeni bir perakende anlayışı hâkim. Biz de Gökçelik olarak 1993’ten bu yana kesintisiz katıldığımız bu fuarda, her dönem değişen ihtiyaçlara uygun çözümlerimizle yer alıyoruz. 2026 organizasyonunda da mevcut müşterilerimizle ilişkilerimizi güçlendirirken yeni ihracat bağlantıları kurma fırsatı yakaladık.” 2026 itibarıyla ihracat pazarlarını daha da genişletmeyi hedefleyen Gökçelik, Avrupa başta olmak üzere Orta Doğu, Afrika ve Amerika kıtalarında yeni projeler için görüşmeler gerçekleştirdi. Şirket, yüksek üretim kapasitesi, mühendislik gücü ve tasarım kabiliyetiyle küresel markalara çözüm ortağı olma vizyonunu kararlılıkla sürdürdüğünü bir kez daha ortaya koydu.

Bakan Şimşek'ten net vergi mesajı: "KDV, gelir ve kurumlar vergisi artışı gündemimizde yok" Haber

Bakan Şimşek'ten net vergi mesajı: "KDV, gelir ve kurumlar vergisi artışı gündemimizde yok"

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "İlk defa bu kadar yoğun ilgiyi görüyorum. Gerçekten bu yoğunluktaki ilgiyi en son 2013 yılında hatırlıyorum. Dolayısıyla ilgi çok yoğun" dedi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, katıldığı bir televizyon programında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Küresel ekonominin geçen yıl yüzde 3,3 büyüdüğünü ve bunun yüzde 70'inin gelişmekte olan ülkelerden kaynaklandığını bildiren Şimşek, küresel finansal şartların daha elverişli hale geldiğine işaret etti. "İRAN'LA İLGİLİ BELİRSİZLİK OLMASAYDI, ÇOK BÜYÜK İHTİMALLE PETROL FİYATLARI 60'LI DOLARLARI AŞMAZDI" Avrupa Birliği ve Orta Doğu'daki ticaret ortaklarında sınırlı olsa da büyüme açısından bir toparlanma içerisinde olduğunu söyleyen Şimşek, "Bu bizim için iyi, olumlu bir gelişme. Diğer bir husus aslında İran'la ilgili belirsizlik olmasaydı, çok büyük ihtimalle petrol fiyatları 60'lı dolarları aşmazdı. Şimdi tabii yapısal olarak enerji fiyatları, emtia fiyatlarından bahsediyorum. Enerji emtiasından bahsediyorum. Yani petrol, doğalgaz normal şartlarda yapısal olarak aşağı yönlüdür. Düşüş trendindedir ve bu yapısaldır. Geçici değil. Yani petrol fiyatlarının reel olarak düştüğünü zaten söyleyebiliriz dünyada. Ama nominal olarak bu 70 dolara dayanması, bugün 70 dolar civarı olması, aslında büyük oranda İran riskinin fiyatlanmasından kaynaklanıyor. Yani geçici bir riskin fiyatlanması. Ama yapısal olarak aslında enerji fiyatlarının yönü aşağı yönlüdür" açıklamasında bulundu. "İran ile ilgili belirsizlikler ortadan kalkarsa dezenflasyona olumlu yansıyacak" Şimşek, Türkiye açısından ticaret ortaklarının sınırlı da olsa toparlanmasının önemli olduğuna dikkati çekerek, "Küresel finansal şartlarının elverişli hale gelmiş olması bizim için değerli. Ama en önemlisi, eğer bu belirsizlikler ortadan kaldıktan sonra, yani şöyle, İran ile ilgili belirsizliklerden bahsediyorum, ortadan kalktıktan sonra çok büyük ihtimalle yapısal olarak enerji fiyatları aşağı yönlü trendine dönecek. Bu da Türkiye için çok önemli. Çünkü bir taraftan hem cari açımıza olumlu yansıyacak, dezenflasyona olumlu yansıyacak, büyümeye olumlu yansıyacak" ifadelerine yer verdi. "İLK DEFA BU KADAR YOĞUN YATIRIMCI İLGİSİ GÖRÜYORUM" Yabancı yatırımcıların Türkiye'ye ilgisinin büyük olduğuna işaret eden Şimşek, gittiği Londra, New York ve Hong Kong'da 1,5 haftada yaklaşık 800 yatırımcıyla çok yoğun görüşmeler gerçekleştirdiklerini dile getirdi. Şimşek, 2007'den ta 2018'e kadar da sürekli bir şekilde ülkemizin hikayesini anlatmak üzere biliyorsunuz sık sık seyahat ettiğini vurgulayarak, "İlk defa bu kadar yoğun ilgiyi görüyorum. Gerçekten bu yoğunluktaki ilgiyi en son 2013 yılında hatırlıyorum. Yani Türkiye'nin yatırım, kredi notunun yatırım yapılabilir seviyeye yükseldiği ve en iyi dönemlerimizin olduğu yıllardan bahsediyorum. Dolayısıyla ilgi çok yoğun. Peki diyeceksiniz ki niye? Birkaç sebebi var. Bir tanesi dünyada ve bizim bölgemizde gerçekten güçlü bir hikayesi olan fazla ülke yok. Yani Türkiye'nin güçlü bir hikayesi var. Bir dezenflasyon var. Büyüme çok dirençli bizde. Yani bu kadar sıkı para politikasına, sıkı maliye politikasına rağmen büyüme çok güçlü seyretti. Şimdi reel ekonomi ile ilgili şikayetler çok duyabilirsiniz ama yani bizi dünyayla karşılaştırdığınız zaman hele ticaret ortaklarımızla karşılaştığınız zaman Türkiye'nin büyümesi güçlü o anlamda. Tabii ki daha da potansiyelin yüksek. Zaten dezenflasyon programının da amacı o. Yani bu büyüme potansiyelini harekete geçirmek" diye konuştu. "YATIRIMCILARIN İLGİSİNİN NEDENİ TÜRKİYE'NİN SAVUNMA GÜCÜ" Yatırımcıların ilgisinin bir diğer nedeninin Türkiye'ye güvenlik penceresine bakıldığı zaman NATO'nun en güçlü üyelerinden bir tanesi olduğuna dikkati çeken Şimşek, "Yani ordu büyüklüğü anlamında NATO'nun en büyük ikinci ordusu ama güç, efektif güç anlamında da her zaman ilk beşte olduk. Dolayısıyla Avrupa'nın güvenliği Türkiye'den bağımsız düşünülemeyeceği gibi aslında bu yeni dünya düzeninde de bizim gibi ülkelere çok ciddi ilgi var. Sektörel olarak da meselesi savunma sanayine yoğun bir ilgi var" değerlendirmesinde bulundu. "EYT'nin etkilerini önemli ölçüde telafi ettik" Türkiye'nin önemli bir süredir uyguladığı politikalarında oldukça tutarlı olduğunu söyleyen Şimşek, öngörülebilirlikte ciddi bir artış olduğunu sözlerine ekledi. Mevcut konjonktüre göre güçlü bir büyümenin de olduğunu ifade eden Şimşek, "Türkiye'de borçluluk düşük. Hane halkının borcunun milli gelire oranı yüzde 10 civarı. Bütün özel sektörümüzün borçlarının milli gelire oranı dünyaya göre düşük. Kamunun borcu, devletin borcunun, bürüt iç ve dış borcunun milli gelire oranı yüzde 25 bile değil. Bize benzer ülkelerde bu oranı yüzde 74. Bir diğer konu, yani sorduğunuz için söylüyorum. Biz de bütçe disiplinini çok hızlı bir şekilde sağladık. Yani rüştümüzü ispat ettik. Bakın büyük bir deprem felaketin yaralarını sardık. EYT'nin etkilerini önemli ölçüde yönettik, telafi ettik. Bütün bunlara rağmen bakın bütçe açığının milli gelire oranı geçen sene yüzde 2,9'a düştü. Gelişmekte olan ülkelerde ortalama yüzde 6,3. Bakın yani borcumuz, gelişmekte olan ülkelerin borcunun üte birinden az. Bizim açığımızın da milli gelire oranı olarak gelişmekte olan ülkelerin yarısından daha az" şeklinde konuştu. "YATIRIMCILAR BİZE DEZENFLASYONUN GÖRÜNÜMÜNÜ VE TERÖRSÜZ TÜRKİYE'Yİ SORUYORLAR" Yatırımcıların kendisine büyük ölçüde dezenflasyon görünümünü sorduklarını aktaran Şimşek, "Çünkü rutine döndük. Yani tabii bu geçici bir takım jeopolitik gelişmeleri bir kenara bırakırsak, gerçekten sorulan önemli bir kısmı rutine döndük. İlk dönemlerde ‘program devam edecek mi' gibi konular gündeme geliyordu. Onları açtık şu anda. Onlar geride kaldı. Dolayısıyla bu yöndeki söylemlerin de spekülatif olduğuna ilişkin kanı dünyada yerleşti. Bana ilişkin spekülasyonlar, programın geleceğine ilişkin spekülasyonlar, programın siyasi olarak sahiplenilmesine ilişkin negatif söylemler artık karşılık bulmuyor. Dolayısıyla bir tutarlılık var, öngörülebilirlik var, iyi bir hikaye var. Bize dezenflasyonun görünümünü soruyorlar. En önemli konuların başında o geliyor. Terörsüz Türkiye'yi soruyorlar. Çünkü bunun etkileri, geçmişte de hatırlarsanız bu yönde bir çaba olmuştu. Dönem dönem de tabii ki jeopolitik, yani küresel bu mimariye ilişkin, Türkiye'nin konumu, Türkiye-Batı ilişkileri de dönem dönem gündeme geliyor. Ama genel anlamda daha teknik, daha makro konular ön planda" dedi. Şimşek, Japonya'dan da ciddi bir yatırımcı ilgisi olduğunu söyleyerek, Japonya'nın önde gelen önemli iş gruplarının tamamıyla bir araya gelip Türkiye'ye doğrudan yatırımlar için cazip hale geldiğini aktaracaklarını dile getirdi. Ekonomi programını 3 devre olarak tanımladıklarını kaydeden Şimşek, birinci evrede karşı karşıya kalınan risklerin kontrol altına alındığını, ikinci evrede ise makro dengesizlikleri azalttıklarını ifade etti. Şimşek, faiz giderlerinin artışından ötürü eleştirildiklerini belirterek, "Tabii faiz dışı açık verirseniz faiz giderleri artar. Faiz dışı fazlaya geçen sene geçtik. Milli gelirin yüzde 0,4'ü kadar faiz dışı fazla verdik" dedi. "TÜRKİYE CARİ AÇIK SORUNUNU DA ÖNEMLİ ÖLÇÜDE KONTROL ALTINA ALDI" Cari açığa ilişkin de konuşan Şimşek, tarih boyunca bakıldığında Türkiye'nin ekonomideki yumuşak karnının cari açık olduğunu aktardı. Şimşek, "Mayıs 2023'e gidin 12 aylık cari açığımızın milli geliri oranı yüzde 5,5'lar civarına kadar çıkmıştı. Şimdi o oran 2024'te yüzde 0,8'e düştü. Altın hariç fazla verdik. Altın yenilebilir içilebilir bir emtia değil. Portföy tercihi için satın alınan önemli ölçüde. Portföy tercihi nedeniyle ithal ettiğimiz bir ürün. Tabii ki ithal ettiğimiz için açığımızın bir parçası ama o bir birikim. Yani altın bir birikim. Şimdi altın hariç 2024'te Türkiye cari fazla vermiş. 2025'te altın hariç Türkiye 0,3'lük bir cari açık vermiş. Yani sıfıra yakın. O da dahil yüzde 1,6 ve o da yönetilebilir. Yani geçmiş uzun vadeli ortalamaların yani neredeyse yarısından az, yüzde 1'i civarı. Dolayısıyla Türkiye aslında cari açık sorununu da önemli ölçüde kontrol altına aldı önce ve önemli ölçüde de sürdürülebilir bir patikaya oturttu. Cari fazla iddiamız için biraz erken. O yapısal dönüşüm gerektiriyor. Onu da başaracağız" bilgilerini kaydetti. "NET REZERVLER, YANİ SWAP HARİÇ, BÜTÜN YÜKÜMLÜLÜKLER HARİÇ, 80 MİLYAR DOLAR CİVARI" Türkiye'nin bürüt dış finansman ihtiyacının milli geliri oranının, tarihi olarak hep yüzde 20'nin üzerinde olduğunu kaydeden Şimşek, "İlk defa, uzun bir süredir, son 20 yıldan bahsediyorum, yüzde 20'nin altına, yüzde 17-18'ler civarına indi. Şimdi bunu niye söylüyorum? Bir taraftan cari açık azaldı. Bir taraftan dış borcunun milli geliri oranı düşüyor. Bir taraftan bürüt dış finansman ihtiyacının milli geliri oranı düşüyor. Bu arada da rezerv birikimine gittik ve 98 milyar dolarlık bürüt rezervi bugün 200 milyar doların epey üzerine taşıdık. Bu önemli. Bakın, geçen sene yaşadığımız bir sürü çalkantıya rağmen, şu andaki İran'ın belirsizliğe rağmen, şimdi net rezervlerde, yani swap hariç, bütün yükümlülükler hariç, 80 milyar dolar civarı" şeklinde konuştu. "KKM ÖNEMLİ BİR YÜKÜMLÜLÜKTÜ VE KKM STOKU BÜYÜK ORANDA KALKTI" ‘Kur Korumalı Mevduat'tan (KKM) başarılı bir şekilde çıktıklarını da hatırlatan Şimşek, "KKM önemli bir yükümlülüktü. Ve hele bu coğrafyada yaşıyorsanız, dış kırılganlığı arttıran bir yükümlülük. Çünkü herhangi bir şokta kurun gitmesi halinde, kamu ciddi bir yükümlülükle karşı karşıya kalıyor. KKM önemli bir yükümlülüktü. Ve hele bu coğrafyada yaşıyorsanız, dış kırılganlığı arttıran bir yükümlülük. Çünkü herhangi bir şokta kurun gitmesi halinde, kamu ciddi bir yükümlülükle karşı karşıya kalıyor. Dezenflasyonu da zorlaştırıyordu. 2023'ün ortasında, 143 milyar dolara çıkan KKM stoku büyük oranda kalktı. Şimdi 100 milyon dolar mı bilmiyorum, en son rakamı takip etmiyoruz artık, çünkü kapattık, programı kapattık. Esas konumuz enflasyon. Dezenflasyon konusunda çok kararlı bir programı uygulamaya devam ediyoruz. Orada da çok güçlü bir ilerleme var, biraz zaman alıyor" diye kaydetti. "DEZENFLASYONDA BİR BOZULMA YOK GEÇİCİ BİR TAKIM FAKTÖRLERLE BİR YAVAŞLAMA SÖZ KONUSU" Ocak ayı enflasyon verileriyle birlikte dezenflasyon sürecinin gidişatına yönelik eleştirilerin olduğunu söyleyen Şimşek, sözlerine şu şekilde devam etti: "Enflasyonla mücadele bizim en temel önceliğimiz. Şimdi 1-2 aylık veriler üzerinden tabii ki değerlendirme yapmak herkesin takdiri. Ocak ayı, Şubat ayı çok iyi gelseydi de bu konudaki kararlı uygulamalarda bir gevşemeye gitmeyecektik. Şimdi Ocak, belki de Şubat ayı bilemiyorum, mevsimsel etkilerle diyelim ki nispeten yüksek geldi. Burada aslında dezenflasyonda bir bozulma yok. Ha bir yavaşlamadan bahsedilebilir. Fakat sebebine inmek lazım. Eğer gerçekten gıda ağırlıklı olarak, gıda kaynaklıysa, yani mevsimsellikten arındırılmış veya bir takım diyelim ki geçen sene kuraklığın veya bu sene, yani Ocak ayı diyelim ki kış şartlarının etkisiyle yüksek bir rakam geldiyse, onu doğru okumak lazım. Birinci konu bu. Yani dezenflasyonda bir bozulma yok. Enflasyonun aşağı yönüne inmesinde bir bozulma yok. Burada geçici bir takım faktörlerle tabii ki bir yavaşlama söz konusu." Şimşek, enflasyondaki yavaşlamanın sebebine doğru bakılması ve bu göre değerlendirilme yapılmasının daha doğru olacağını belirterek, "Gıda kaynaklıysa, mevsimsellikten arındırılmış, geçen senenin kuraklığı, bu senenin kış şartları etkisiyle yüksek geldiyse bunu doğru okumak lazım. Burada geçici faktörlerle yavaşlama söz konusu. Bu telafi edilebilir mi? Evet. Mart, Nisan, Mayıs'ta geçmiş dönem ortalamalarının altına düşebiliriz. Bu senenin yağışları çok iyi. Yakın tarihin en iyi yağışının olduğu dönemin içindeyiz" dedi. "ARZ YÖNLÜ, YAPISAL DÖNÜŞÜM KANALINDAN DEZENFLASYONU ÇOK ÖNEMSİYORUZ" Sıkı para politikasının dezenflasyon sürecindeki yerine de değinen Şimşek, konuşmasına şu şekilde devam etti: "Genelde eleştiriler program para politikasından ibaret. Biz arz yönlü ve yapısal dönüşüm kanalından dezenflasyonu çok önemsiyoruz. Biz de para politikasının sınırlı etkiye sahip olduğunu, burada maliye politikasının önemli olduğunu kabul ettik. İlk defa bu sene imkanlar el verdiği için, yeniden değerleme oranını yüzde 25 olarak değil, yani yüzde 19'un altına belirledik. Efendim işte akaryakıt gibi, tütün ürünleri gibi, alkolü içecek bütün bu ürünlerdeki maktu vergileri son, normalde 6 aylık enflasyon kadar arttırmanız lazım, onu yapmadık o boyutta. Çok daha düşük oranda, yüzde 6-7 civarında arttırdık. Maliye politikasının çok güçlü bir şekilde devreye girdiği bir dönemdeyiz. Para politikası duruşunu koruyor. Arz yönlü politikalarımızın başında konut geliyor. Hayat pahalılığının en önemli bileşeni kiralardır. Konut sahipliği artana kadar sosyal konut miktarını artırmamız lazım. Deprem bölgesinde 455 bin konut teslim edildi, 166 bin konut bu senenin ortasında bitecek. 650 bin konut tamamlanmış olacak. Deprem bölgesinde kiralarda reel düşüşler var. Nominal olarak da oldukça mütevazi. 250 bin sosyal konut projesi vardı, başlamıştı, 500 bin daha sosyal konut projesini başlattık. 2-3 yıl içinde 750 bin sosyal konut tabi ki vatandaşımıza sunulmuş olacak. Hayat pahalılığını arz yönlü tedbirlerle de çözüyoruz." "OCAK AYINDA BİR YÜKSEK FAİZ ÖDEMESİ OLDU" Şimşek, ocak ayında yüksek faiz ödendiğine dair iddialara ilişkin de değerlendirmelerde bulunarak, "Ocak ayında tabii ki bir yüksek faiz ödemesi oldu. Çünkü 2016'dan itibaren bu dönem dönem yeniden ihraç ediliyor. Ama ilki 2016'da. Enflasyon endeksli bir borç. Yani iç borç senedi ihraç ediyorsunuz. Yani satıyorsunuz. Bu tüfe endeksli kağıtların özelliği şu. Genelde kupon çok anlamlı değildir. Genelde o diyelim ki 10 yıllık bir kağıt, basitleştiriyorum. 10 yıl boyunca yani siz o enflasyon farklarını biriktiriyorsunuz, biriktiriyorsunuz, biriktiriyorsunuz. Ondan sonra da vadesi gelince ödüyorsunuz. Şimdi bakın çok basit bir rakam söyleyeyim size. Ocak ayı faiz ödemelerinin yüzde 53'ü bir tek kağıdın vadesinin dolmasından kaynaklanıyor. O da ne zaman ihraç edilmiş? 2016'da. Ama yıllarca bu faizi ödememişsiniz. O enflasyon farkı faiz olarak birikmiş, birikmiş, birikmiş. Ocak ayına denk gelmiş. Şimdi kalkıp buradan bir hikaye üretmek için ya cahil olmak lazım, ya da kötü niyetli olmak lazım" ifadelerinde bulundu. "GÜNDEMİMİZDE KURUMLAR VERGİSİ, GELİR VERGİSİ, KDV ARTIŞI YOK" Vergilere yönelik artış olup olmayacağına dair olarak ise Bakan Şimşek, "Gündemimizde Kurumlar Vergisi, Gelir Vergisi, KDV artışı yok. Vergi harcamalarını ciddi şekilde azaltıyoruz. Gündemimizde Kurumlar Vergisi, Gelir Vergisi, KDV artışı yok. Şunu da net bir şekilde söyleyebilirim. Yani gelir vergisinde, kurumlar vergisinde, KDV'de şu anda bir çalışmamız da yok. Ama dediğim gibi, ekonominin ihtiyaçlarına binaen dönem dönem ufak sektörel bazı şeyler yapabiliyoruz" söyleminde bulundu. "SAHTE FATURALARA İLİŞKİN CİDDİ BİR YAPAY ZEKA ALGORİTMALARINI DEVREYE ALDIK" Bakan Şimşek vergi kaçıranlara yönelik çalışmaların aralıksız sürdüğüne değinerek, "Sahte faturaya bizim, yani bizim değil, hiçbir ülkenin toleransı olamaz. Ona ilişkin ciddi bir yapay zeka algoritmalarını devreye aldık. Bundan sonra iki günlük bir firmanın kalkıp milyarlarca fatura falan filan anında, böyle işte bazen anlatıyorlar ya, işte bir minibüs kiralıyorlar, o minibüste fatura basıp ondan sonra kayboluyorlar. Bunu yapamayacaklar. Onu dahi yapamayacaklar. Çünkü çok güçlü bir, tekrar algoritmalarla, buna biz kâşif diyoruz, sahte belge düzenleyene, yani anında inşallah devreye girebileceğiz çok hızlı bir şekilde. Yine bizim başka programlarımız var. Bu Türkiye'deki bütün şehirlerdeki bir anlamda konut değerleme haritası gibi bir takım çalışmalarımız var. Dolayısıyla işlemleri bir şekilde karşılaştırma imkanımızı artıyor. Gözetim programlarımız var. Ama özellikle yüksek gelirli gruplara yönelik, yani kayıt dışı yüksek gelirli gruplardan bahsediyorum. Yani işte ne bileyim, kredi kartından tutun, yat, tekne, konu, yani lüksten bahsediyorum. Buralara ilişkin arkadaşlar malı bir çalışma içerisinde ve tekrar algoritmalar devreye giriyor. Dolayısıyla özetle biz kayıt dışında mücadeleye devam edeceğiz" dedi.

Trump’tan İran’a "Çok kötü şeyler yapacağız" tehdidi! İkinci uçak gemisi yolda Haber

Trump’tan İran’a "Çok kötü şeyler yapacağız" tehdidi! İkinci uçak gemisi yolda

ABD Başkanı Donald Trump, İran'la müzakerelerin başarısız olması durumunda askeri harekata hazırlık olarak Orta Doğu'ya ikinci uçak gemisi saldırı grubunu göndermeyi düşündüğünü belirterek, "Ya bir anlaşma yapacağız ya da geçen seferki gibi çok kötü şeyler yapmak zorunda kalacağız" dedi. ABD Başkanı Donald Trump, İran ile ABD arasındaki müzakerelere ilişkin ABD basınına açıklamalarda bulundu. Trump, İran'la müzakerelerin başarısız olması durumunda askeri harekata hazırlık olarak Orta Doğu'ya ikinci uçak gemisi saldırı grubunu göndermeyi düşündüğünü belirterek, "Oraya giden bir donanmamız var ve bir tane daha gidebilir" ifadelerini kullandı. ABD ve İran arasındaki müzakerelerinin ikinci turunun önümüzdeki hafta gerçekleşmesini beklediğini söyleyen Trump, "Ya bir anlaşma yapacağız ya da geçen seferki gibi çok kötü şeyler yapmak zorunda kalacağız" dedi. Trump, geçtiğimiz sene haziran ayında ABD’nin İran'ın nükleer tesislerine yönelik düzenlenen saldırı hakkında, "Geçen sefer bunu yapacağıma inanmadılar. Haddinden fazla ileri gittiler" ifadelerini kullandı. Trump, söz konusu görüşmelerin öncekilerinden "çok farklı" olduğunu söyledi. İran'ın nükleer programını kapsayan herhangi bir anlaşmanın "çok kolay" olduğunu, ancak İran'ın balistik füze stoklarının da ele alınmasının mümkün olacağını düşündüğünü aktaran Trump, "İran ile harika bir anlaşma yapabiliriz" dedi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ABD-İran müzakereleri konusunda endişeli olmadığını düşündüğünü ifade eden Trump, "O da bir anlaşma istiyor. İyi bir anlaşma istiyor" dedi. Trump ve Netanyahu yarın Beyaz Saray’da görüşecek Netanyahu, Trump'ın göreve gelmesinden bu yana yarın ABD’ye 7’nci ziyaretini gerçekleştirecek. Beyaz Saray’da Trump ile bir araya gelecek olan Netanyahu, Trump’a İran ile müzakereler konusunda İsrail’in görüşünü sunacak. Netanyahu, ABD’ye gitmek üzere uçağa binmeden önce yaptığı açıklamada, "Başkana bu müzakerelerin ilkeleriyle ilgili görüşümüzü sunacağım. Benim görüşüme göre, bu ilkeler sadece İsrail için değil, Orta Doğu'da barış ve güvenlik isteyen tüm dünya için önemli" dedi. ABD ve İran, geçtiğimiz sene haziran ayında İran ve İsrail arasındaki 12 Gün Savaşı’ndan bu yana ilk kez 6 Şubat’ta Umman’ın başkenti Maskat’ta bir araya gelmiş ve İran’ın nükleer programını ele almıştı. ABD, İran’ın balistik füzelerini müzakerelere dahil etmek isterken, İran, ise nükleer programı dışındaki hiçbir konuda müzakere yapmayacağını belirtti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.