SON DAKİKA
Hava Durumu

#Orta Doğu

Söz Bursa - Orta Doğu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Orta Doğu haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bahçeli'den Levent mesajı: "Saldırının yeri tesadüf değil" Haber

Bahçeli'den Levent mesajı: "Saldırının yeri tesadüf değil"

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Bölgesel ve küresel barış adına kritik bir eşikte, ABD ile İran arasında sağlanan iki haftalık geçici ateşkes kararını memnuniyetle karşılıyoruz" dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, sosyal medya hesabından ABD ve İran arasında yapılan ateşkes kararına ilişkin paylaşım yaptı. Paylaşımda, Bölgesel ve küresel barış adına kritik bir eşikte, ABD ile İran arasında sağlanan iki haftalık geçici ateşkes kararını memnuniyetle karşılıyoruz" ifadelerine yer verdi. "TARAFLARIN KARŞILIKLI İRADE BEYANLARI, ÇATIŞMA RİSKİNİ ŞİMDİLİK ÇEKMİŞTİR" Bahçeli, savaşın genişlemesini önlemeye dönük her diplomatik adım, insanlığın ortak vicdanında karşılık bulmakta olduğunu ifade ederek, "Başta Türkiye olmak üzere bölgedeki sağduyulu devletlerin yapıcı ve uyarıcı girişimleri, aklıselim diplomasinin hala canlı olduğunu göstermiştir. Taraflar arasındaki karşılıklı irade beyanları, kontrolsüz çatışma riskini şimdilik geri çekmiştir. Ancak Lübnan sahasına ilişkin istisnalar, meselenin henüz tam anlamıyla çözülmediğini de ortaya koymaktadır" değerlendirmesinde bulundu. "ATEŞKESİN KALICI BİR BARIŞA EVRİLMESİ EN SAMİMİ TEMENNİMİZDİR" Türkiye’nin barıştan, istikrardan ve adil bir uluslararası düzenden yana olduğunu vurgulayan Bahçeli, "Kalıcı çözümün yolu silahtan değil, diyalogdan geçmektedir. Aziz milletimizin ve bölge halklarının huzuru için, ateşkesin kalıcı bir barışa evrilmesi en samimi temennimizdir" dedi. "SALDIRININ İSTANBUL’DA LEVENT GİBİ KRİTİK BİR BÖLGEDE GERÇEKLEŞTİRİLMİŞ OLMASI TESADÜF DEĞİLDİR" Saldırının gerçekleştirildiği yerin tesadüfen seçilmediğinin altını çizen Bahçeli, "Bir yanda barış arayışları ve diplomatik temaslar devam ederken, diğer yanda İstanbul’da karanlık yüzünü gösteren birtakım malum çevrelerin vekalet unsurları eliyle gerçekleştirilen terör saldırısı, Türkiye’yi hedef almıştır. İstanbul Beşiktaş Levent’te meydana gelen menfur terör saldırısı, ilk etapta ‘İsrail Başkonsolosluğu hedef alındı’ şeklinde servis edilmiş olsa da, konsolosluğun boş olduğu gerçeği olayın mahiyetinin daha farklı olduğuna dair emareler göstermiştir. Saldırının, jeopolitik konumu ve güçlü finans altyapısıyla öne çıkan alternatif merkezlerden biri olan İstanbul’da Levent gibi kritik bir bölgede, uluslararası şirketlerin yoğunlaştığı bir alanda ve doğrudan güvenlik güçlerimizi hedef alacak şekilde gerçekleştirilmiş olması tesadüf değildir. Ayrıca; İran-ABD gerilimi ve bölgesel belirsizlikler nedeniyle Orta Doğu ve Asya merkezli bazı şirketlerin faaliyetlerini daha güvenli finans merkezlerine taşıma arayışlarının arttığı ve Türkiye’nin de bu konuda çeşitli çalışmalar yürüttüğünün en yüksek düzeyde kamuoyuyla paylaşıldığı bir dönemde gerçekleştiği bilinmektedir" ifadelerine yer verdi. "TÜRKİYE, UMUDUN VE İSTİKRARIN ADI OLMAYA KARARLILIKLA DEVAM EDECEKTİR" Aziz milletimizin huzur ve güvenliği asla bu tarz tehdit ve tehdidin gölgesi altında bırakılmayacağını ifade eden Bahçeli, "Bu kararlılığımızın en somut tezahürü kahraman polislerimizi canı gönülden kutluyor, fedakarca müdahaleleriyle büyük bir felaketin önüne geçen güvenlik güçlerimize ve süreci büyük bir dikkat ve titizlikle takip eden tüm güvenlik bürokrasisini tebrik ediyor, yaralı kardeşlerimize Allah’tan acil şifalar diliyorum. Türkiye; terörün, provokasyonların ve kirli senaryoların karşısında dimdik durmaya, bölgede ise umudun ve istikrarın adı olmaya kararlılıkla devam edecektir" dedi.

İsrail Lübnan’da kara harekâtını genişletti: 98. Tümen sahada Haber

İsrail Lübnan’da kara harekâtını genişletti: 98. Tümen sahada

İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyine seçkin 98. Tümen’i konuşlandırarak kara operasyonlarını genişletti. IDF, tanksavar hattında konuşlanmanın tamamlandığını açıkladı. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), Lübnan’ın güneyinde yürütülen kara harekâtının kapsamını genişlettiğini duyurdu. Yapılan açıklamada, paraşütçü ve komando birliklerinden oluşan 98. Tümen’in bölgede aktif olarak görev yaptığı belirtildi. IDF, “98. Tümen, Lübnan’ın güneyinde hedef odaklı kara faaliyetinde. İsrail ordusu güçlerinin tanksavar hattında konuşlanması tamamlandı” ifadelerine yer verdi. İsrail, Lübnan’ın güneyinde yürüttüğü kara harekâtını genişletti. İsrail Savunma Kuvvetleri’nden (IDF) yapılan açıklamada, paraşütçü ve komando birliklerinden oluşan 98. Tümen’in bölgede hedef odaklı kara faaliyetlerine başladığı bildirildi. Açıklamada ayrıca İsrail ordusu güçlerinin tanksavar hattında konuşlanmasını tamamladığı ifade edildi. IDF, son bir hafta içerisinde Lübnan’ın güneyine yönelik operasyonların kapsamının genişletildiğini duyurdu. 98. Tümen’in sahadaki faaliyetlerinin 91., 36., 146. ve 162. tümenlerle eş zamanlı yürütüldüğü belirtilirken, operasyonların ileri savunma hattını güçlendirmek ve kuzeydeki sivillere yönelik tehditleri ortadan kaldırmak amacıyla sürdürüldüğü aktarıldı. Açıklamada, bölgede operasyonel kontrol sağlanan noktalarda faaliyetlerin devam ettiği, militan unsurların ve altyapının hedef alındığı kaydedildi. Buna paralel olarak Hizbullah’a ait olduğu belirtilen noktalara yönelik ateş destekli saldırıların da sürdüğü ifade edildi. İsrail ordusuna göre, Lübnan’da yürütülen kara harekâtına şu anda beş tümen aktif olarak katılıyor. 146. ve 162. tümenler batı kesiminde ilerlerken, 91. ve 36. tümenler doğu hattında baskınlar düzenliyor. Ayrıca Shebaa Çiftlikleri bölgesinde konuşlu 210. Bölgesel Tümen’in de çeşitli operasyonlar gerçekleştirdiği bildirildi.

Bakan Gürlek’ten 12. Yargı paketi müjdesi! Haber

Bakan Gürlek’ten 12. Yargı paketi müjdesi!

Adalet Bakanı Akın Gürlek, ''Bu coğrafyada güçlü kalmanın yolu birlikten, beraberlikten ve kardeşlikten geçmektedir. Biz birlikte güçlüyüz. Devletimizin tüm kurumlarıyla milletimizle omuz omuza vererek huzurun, güvenliğin ve adaletin kalıcı şekilde tesis edildiği bir Türkiye için çalışmalarımızı sürdüreceğiz’’ dedi. Bir dizi programa katılmak üzere Diyarbakır’a gelen Adalet Bakanı Akın Gürlek, ilk olarak Diyarbakır Valiliği'ni ziyaret etti. Şeref defterini imzalamasının ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Bakan Gürlek, Adalet Bakanı olarak demokratik hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'nin adalet ve huzurun sağlanması konusunda kararlı duruşunu ve geleceğe dair inancını paylaşmak için burada olduklarını söyledi. Herkesin şahit olduğu üzere Orta Doğu'da yaşanan gelişmelerin artık sadece bölgesel meseleler olmaktan çıktığını belirten Bakan Gürlek, "Bugün yaşananlar sadece sınırların ötesinde değil, insanlığın tam kalbinde hissedilmektedir. Ne yazık ki masum sivillerin hedef alındığı, çocukların, kadınların katledildiği, şehirlerin yerle bir edildiği bir tabloyla karşı karşıyayız. Açıkça ifade etmek gerekirse bu bir savaş değil, bu bir zulümdür. Ve ne yazık ki bugün dünya adaletin değil, gücün hakim olduğu bir düzene hızla sürüklenmektedir. Ne tesadüf ki bu zulmün muhatabı bizim dinimizden, bizim akraba topluluklarımızdan, kader birliği yaptığımız coğrafyamızdan insanlar olmaktadır. Cumhurbaşkanımızın da her seferinde vurguladığı gibi Türk, Kürt, Arap, Sünni, Şii, Alevi ve her kesimden insanımızın kardeşlik bağlarıyla yaşadığı bu coğrafyada akan her kan damlası bizlerden düşmektedir. Küresel sistem güçlü olanın haklı sayıldığı bir yapıya dönüşmüştür. Biz buna razı değiliz. Hiçbir zaman da razı olmayacağız. Çünkü biz biliyoruz ki adalet gücün değil, hakkın yanında olandır. Kıymetli kardeşlerim, yaşanan bu zulüm ve istikrarsızlık sadece proje savaş bölgeleri ile sınırda kalmamaktadır. Tıpkı bir pandemi gibi etkisini sınırların ötesine taşımakta, toplumsal yaşamın her alanını derinden sarsmaktadır. Pandemi nasıl tüm dünyayı etkilediyse bugün yaşanan bu işgaller de benzer şekilde yayılmakta, toplumları yıpratmakta, geleceğe dair umutları zedelemektedir. Ancak burada altını özellikle çizmek isterim ki Türkiye tüm bu olumsuzluklara rağmen istikrarını koruyan ve güçlenmeye devam eden bir ülkedir. Güçlü Türkiye'mizin lideri Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın dünya liderliği, bölgesel stratejik hamleleri ve ülkemizin devlet aklıyla sınırlarımız içerisindeki huzurumuzu ve güvenliğimizi korumaya, güçlendirmeye ve şehrimizdeki yangınları, yangınların olumsuz etkilerini bertaraf etmeye Allah'ın yardımı ve inayetiyle devam edeceğiz. Coğrafyamızın üzerine çöken bu karanlık, ülkemizden yükselen barış, kardeşlik ve demokratik Türkiye ışığıyla aydınlanmaya devam edecek’’ diye konuştu. ''BİZ BİRLİKTE GÜÇLÜYÜZ’’ Bugünleri görüp tedbirleri önceden alma iradesi ortaya koyan, tüm ezberleri bozan, cesur duruşuyla ülkeyi bu savaş sarmalının dışında tutan Cumhur İttifakı'nın duruşunun ülke ve bölge için ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha gördüklerini ifade eden Bakan Gürlek, "Bu noktada milli birlik ve kardeşlik vurgusunu her zaman güçlü bir şekilde ortaya koyan Devlet Bahçeli'ye sürece olan katkılarından dolayı ben şahsım adına şükranlarımı sunuyorum. Bu coğrafyada güçlü kalmanın yolu birlikten, beraberlikten ve kardeşlikten geçmektedir. Biz birlikte güçlüyüz. Geçmişteki tüm kesimlerin travmalarını bir kenara koyup, güçlü Türkiye davamıza hizmet eden terörsüz Türkiye yolunu zorlayacağız. Zira her kesimin geçmişle alakalı fedakarlık yapmaya hazır olduğuna şahitlik ediyoruz. Bu doğrultuda ülkemizin ulaşabileceği en yüksek demokratik hukuk devleti standartlarına erişmesi amacıyla Adalet Bakanlığı olarak üzerimize düşen sorumluluğun ve bilincin farkındayız. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin ortaya koyduğu irade ve belirttiği istikamet doğrultusunda reform süreçlerinde hızlı adlandırmaya ve gerekli tüm adımları atmaya kararlı olduğumuzu bir kez daha ifade etmek istiyorum. Değerli arkadaşlar, Adalet Bakanı olarak her bir vatandaşımızın adalet hizmetlerine zamanında ve etkin erişim hakkının omuzlarımızda en temel sorumluluklarından biri olduğunun bilincindeyiz’’ şeklinde konuştu. ''DİYARBAKIR’IN BÖLGEMİZ AÇISINDAN TAŞIDIĞI STRATEJİK ÖNEMİN FARKINDAYIZ’’ Adalete erişimin korunması, güçlendirilmesi yönünde iradelerini kararlılıkla sürdüreceklerini vurgulayan Bakan Gürlek, şöyle devam etti: ''Zira bu irade yalnızca bugünün değil, yarının da teminidir. Hükümetimiz adalet sisteminin en ileri ve etkin bir şekilde işlemesi için gece gündüz demeden çalışmalarını sürdürmekte, hukukun üstünlüğünü temin etmeye yönelik azim ve kararlılığını tavizsiz bir biçimde ortaya koymaktadır. Bu anlayışla hükümetimiz, geçmişten bugüne görev yapan adalet bakanlarımızın adalet sisteminin güçlendirilmesi adına ortaya koydukları kıymetli çalışmaların devamını sağlamak ve birikimi daha ileri götürmek amacıyla kararlılığımızı sürdüreceğiz. Büyüyen, gelişen ve modern bir yapıya kavuşan Diyarbakır'ımızın adalet altyapısını daha da güçlendirmek, hizmet kalitesini artırmak ve vatandaşlarımıza sunulan adalet hizmetlerini yerinde takip etmek amacıyla bugün Diyarbakır ziyaretimizi yaptık. Diyarbakır'ımızın bölgemiz açısından taşıdığı stratejik önemin farkındayız. Adalet Bakanı olarak Bakanlığımızın görev ve sorumluluklarının sahadaki uygulamalarını yakından izlemek ve gözlemlemek amacıyla tüm adımları istikrarlı bir şekilde takip edeceğiz. Yine Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yürütülen çalışmaların sonuçlarını görüyoruz. Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında yapılan kanuni düzenlemelerin siyasi partilerin büyük ekseriyetle ve desteğiyle milletin ihtiyaçlarına doğrudan cevap vereceğini gözlemliyoruz.’’ ''12. YARGI PAKETİMİZ İNŞALLAH KISA SÜREDE MECLİSE SUNULACAK’’ Adalet Bakanlığı olarak adalet ve hukuk sistemini daha hızlı, etkin ve erişebilir kılan düzenlemeler için büyük bir heyecan içerisinde olduklarını ifade eden Bakan Gürlek, şunları söyledi: ''Çünkü bizim için adalet sadece yargı süreçlerindeki ilerleyiş değil, hayatta her anlamda var olan bir yapıdır. Vatandaşlarımızın beklentisini biliyoruz, ihtiyaçlarını görüyoruz. Gereğini yapmak için elimizden geldiğince çalışıyoruz. Bu kapsamda biliyorsunuz 12. Yargı Paketimiz inşallah kısa sürede Meclise sunulacak. Ben Adalet Bakanı olarak şunu ifade etmek istiyorum; milli birlik ve kardeşlik temelinde yürütülen terörsüz Türkiye yolunda her kesimin aldığı sorumlulukları provoke etmeye çalışan karanlık dehlizlerin farkında olmaya ve sabırla ilerleyen sürece katkı sunmaya devam etmeliyiz. Zira coğrafyamıza kurulan küresel tuzaklardan korunmanın tek yolu birbirimize sıkı sıkıya bağlanmak, kardeşlik hukukumuzu ilerletmektir. Milli birlik ve kardeşlik temelinde yürütülen terörsüz Türkiye vizyonu, milli birlik ve kardeşlik ruhunun en güçlü tezahürüdür. Bizler bu topraklarda binlerce yıldır süregelen birlik ve beraberliğimizi korumak, terörün her türlüsüne karşı kararlılıkla mücadele etmek için buradayız ve buna devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki milli birlik ve kardeşliğin hakim olduğu bir Türkiye, terör ve fitneye asla yer vermeyecektir. Bu anlayışla devletimizin tüm kurumlarıyla milletimizle omuz omuza vererek huzurun, güvenliğin ve adaletin kalıcı şekilde tesis edildiği bir Türkiye için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bu topraklar binlerce yıllık kardeşliğin, ortak kaderin ve köklü devlet geleneğinin güçlü taşıyıcısıdır. Bu birlik devam ettiği sürece hiçbir güç bizi yolumuzdan ayıramaz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti her şartta vatandaşının yanındadır. Adaletle, kararlılıkla ve güçlü iradeyle yoluna devam edecektir.’’

İran’dan ABD’ye uyarı: "ABD’li askerler Basra Körfezi’nde köpekbalıklarına yem olacak" Haber

İran’dan ABD’ye uyarı: "ABD’li askerler Basra Körfezi’nde köpekbalıklarına yem olacak"

İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Hatemu’l Enbiya Merkez Karargahı Sözcüsü İbrahim Zülfikari, ABD’nin İran’a yönelik kara harekatına hazırlandığı iddiaları için, "ABD’li komutan ve askerler Basra Körfezi’nde köpekbalıklarına yem olacaktır. Güçlü silahlı kuvvetlerimiz, bu tehdidin hayata geçirilmesi halinde ordunuzun çöküşü için anbean beklemektedir" dedi. İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Hatemu’l Enbiya Merkez Karargahı Sözcüsü İbrahim Zülfikari, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik kara harekatı ve işgal tehditlerine ilişkin sert açıklamalarda bulundu. Zülfikari, "ABD Başkanı, hiç şüphesiz Epstein dosyalarındaki geçmişi ve terör örgütü Mossad’ın baskısıyla siyonist rejimin başbakanının İran’a karşı yürütülen savaş ve saldırı sürecinde bir oyuncağı haline gelmiştir. Dünyanın en yalancı başkanlarından biri olarak tanınan Trump’ın ortaya koyduğu söylemlerinin temeli yoktur ve asla güvenilir değildir. Ne yazık ki ABD yönetimi, ordusunun komutasını, hatalı ve tehlikeli kararlarıyla ABD ordusunu adeta bir ölüm bataklığına sürükleyen birine teslim etmiştir" diye konuştu. "ABD ASKERLERİ BÖLGEDE HER GÜN ÖLÜMLE KARŞI KARŞIYA" ABD askerlerinin sahadaki durumuna ilişkin de değerlendirmede bulunan Zülfikari, "ABD askerleri bölgede her gün ölümle karşı karşıya kalıyor. Yok edilen üslerden kaçan askerler, korkudan bölgedeki sivil ve ekonomik merkezlere sığınıyor, ancak orada da hedef alınıyor. ABD’li üst düzey komutanlar ise savaş alanından binlerce kilometre uzakta, cephedeki askerlerden direnç bekliyor. Trump bir gün savaş söylemleriyle gündem oluşturuyor, aynı gün geri adım atıyor. Bir yandan müzakereden söz ederken, saatler sonra savaş kararı alıyor. Bu dengesiz ve yalancı kişi, ABD halkına, Avrupa’ya ve özellikle Orta Doğu ülkelerine büyük zararlar verdi. ABD Başkanı yalnızca güç dilinden anlıyor" ifadelerini kullandı. "İŞGAL YALNIZCA HAYAL, SONUCU AĞIR OLUR" ABD’nin İran’a yönelik muhtemel bir kara harekatına ilişkin sert ifadeler kullanan İbrahim Zülfikari, "Trump’ın İran topraklarına yönelik kara harekatı ve işgal tehditleri yalnızca bir hayaldir. Biz uzun süredir böyle bir adımı bekliyoruz. İşgal ve saldırının sonucu, saldırganlar için yalnızca aşağılayıcı bir esaret ve ağır bir yenilgi getirecek, ABD’li komutan ve askerler Basra Körfezi’nde köpekbalıklarına yem olacaktır" şeklinde konuştu. "ABD halkı bunun bedelini ağır öder" ABD yönetimine çağrıda bulunan Zülfikari, "ABD ordusunun komutanları ve yöneticileri İran tarihine bakmalı ve bu halkın işgalcilere nasıl karşılık verdiğini görmelidir. Dengesiz bir başkanın yanlış kararları yüzünden askerlerini esaret ve ölüme sürüklememelidir. Aksi halde bunun bedelini ABD halkı ağır şekilde ödeyecektir. Güçlü silahlı kuvvetlerimiz, bu tehdidin hayata geçirilmesi halinde ordunuzun çöküşü için anbean beklemektedir" dedi.

İzzet Ulvi Yönter istifa mı etti? Bahçeli’den flaş yanıt Haber

İzzet Ulvi Yönter istifa mı etti? Bahçeli’den flaş yanıt

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "İzzet Bey önümüzdeki günlerde akademik kariyer çalışmalarına ağırlık vermek için bugün kazanmış olduğu doktora sıfatını daha ileriye taşımak için bir müsaade istemişlerdir" dedi. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Siyaset ve Liderlik Okulu'nun 23.Dönem Eğitim ve Öğretim Yılı Açılış Töreni'ne katıldı. Burada açıklamalarda bulunan Bahçeli, siyaset ve liderlik okulunda bilim insanlarının öğrencilerle birlikte dünya ve Türkiye üzerinde genel değerlendirme ve tartışma yapacaklarını belirtti. Bahçeli, "Yıl sonu itibariyle de yapılacak olan bir değerlendirmeyle 23. dönem sertifikasını hak etmiş olacaklardır. O sebepten dolayı bugün bizim için önemli bir gündür. Yeni bir müessesenin yeni bir faaliyetiyle hizmet sunan ve Türk siyasetine de örnek, öncü ve önderlik yapan bir kurum olarak hizmetlerini devam ettireceklerdir" ifadelerini kullandı. "BARIŞ ORTAMININ HUZUR ORTAMININ GERÇEKLEŞMESİ İÇİN DE ÇABA SARF EDİLİYOR" Türkiye'nin Orta Doğu'da yaşanan gelişmeleri yakından takip ettiğini aktaran Bahçeli, "Bugüne kadar ki uygulamış olduğu değerlendirmeler ışığında çevre ülkeler dahil olmak üzere dünyada ülkeler arası çatışmaya fırsat vermeyecek bir barış ortamının huzur ortamının gerçekleşmesi için de çaba sarf ediliyor. Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere bugünkü siyasi iktidar başta Dışişleri Bakanı da üstün bir gayret göstermek suretiyle barışın sağlanması silahların susması ve huzura kavuşulması açısından önemli temaslarda bulunuyorlar ve şu ana kadar yapmış oldukları değerlendirmeler ışığında Allah'a çok şükür çevrede önemli şiddet olayları büyük çatışmalar olmakla beraber şu an için Türkiye'yi bir birlik ve beraberlik içerisinde savaşın dışında tutan bir anlayışla muhafaza etmişlerdir" şeklinde konuştu. "TEMENNİMİZ EN KISA ZAMANDA SİLAHLARIN SUSMASIDIR Temennilerinin en kısa sürede savaşın durması olduğuna dikkati çeken bahçeli, "Temennimiz ise en kısa zamanda silahların susmasıdır. Ve bu silahları sustururken de süper güç olarak kendilerini nitelendirmiş Fakat iradeleri dışında her ülkenin iradesinin de çelişecek tarzda rejim değişikliklerini heves eden insanları hattı zatında insanlığa, demokrasiye ve ülkelerin varlığına saygı duymaya da davet ediyorum" diye konuştu. "İSRAİL'İN KARANLIK EMELLERİ SON BULMALI" Bir rejim değişikliği olacaksa önce İsrail'den başlanılması gerektiğini dile getiren Bahçeli, "İsrail'in karanlık emelleri son bulmalı. Bölgeye ve dünyaya tekrardan bir huzura kavuşması için gayret göstermelerini istiyoruz. Bunun da en önemli sorumlusu bugünkü şartlar içerisinde Amerika Birleşik Devletleri'ne düşmektedir. Amerika Birleşik Devletleri'nin bugünkü yönetimi çok konuşuyor, çok tartışıyor, çok farklı şeyler söylüyor" değerlendirmesinde bulundu. "İZZET BEY AKADEMİK KARİYER ÇALIŞMALARINA AĞIRLIK VERMEK İÇİN MÜSAADE İSTEMİŞLERDİR" MHP Genel Başkan Yardımcısı İzzet Ulvi Yönter'in istifasına ilişkin konuşan Bahçeli şu ifadeleri kullandı: "Kendisinin partimize çok büyük değerli çalışmaları olmuştur, katkıları olmuştur. Fakat İzzet Bey önümüzdeki günlerde akademik kariyer çalışmalarına ağırlık vermek için bugün kazanmış olduğu doktora sıfatını daha ileriye taşımak için bir müsaade istemişlerdir. O çalışmaları yürütür inşallah memleketimize yine büyük hizmetleri dokunan bir şahsiyet olarak varlığı devam ettirir. Bizden istifa herhangi bir küskünlüğe dayalı değildir. Farklı partilerde görülen olaylara benzer bir yapı değildir. Bir arkadaşımızın hem siyasete hem de akademik kariyerine devam ederken kendi anlayışı çerçevesinde yapmış olduğu bir iş bölümünün sonucudur. Onun için kendisine akademik kariyerinde başarılar diliyorum. Kısa bir süre içerisinde de genel başkan yardımcısı olarak değerli bir kardeşimiz sorumluluğunu üstlenecek ve böylelikle de hizmet süreci devam edecektir. Milliyetçi Hareket Partisi'nde kırılma, kırgınlık, öfke, intikam gibi kavramlar şu bize göre çok yabancıdır."

Cari açığa "Elektrikli" fren: 62 Milyar dolarlık fatura! Haber

Cari açığa "Elektrikli" fren: 62 Milyar dolarlık fatura!

Türkiye'nin toplam ham petrol ithalatının büyük kısmı araç yakıtı olarak kullanılıyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin her yıl ödediği enerji ithalatı faturası ise 60 ila 70 milyar doları buluyor. Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar’ın Ocak 2026’da dile getirdiği bu rakam, ülkenin cari açığının yapısal kaynağını özetlerken altın ve enerji dışında tutulduğunda Türkiye’nin cari hesabı artıya geçiyor. Petrol ve doğalgaza olan yüksek dışa bağımlılık, ülkenin döviz rezervlerini eritirken ekonomik kırılganlığı da artırıyor. Orta Doğu'daki jeopolitik gerginlikler ve petrol arzındaki belirsizlikler bu bağımlılığın riskini her geçen gün büyütüyor. Bu tablonun değişmesi için en somut çözüm yollarından biri ulaşımın elektrifikasyonu. Bu kapsamda, elektrifikasyon dönüşümünün ana platformu olan EV Charge Show, “araçtan şarja uçtan uca çözümleri” sergilemek üzere 12-14 Kasım 2026'da İstanbul Fuar Merkezi’nde (İFM) beşinci kez kapılarını açıyor. Yurt dışına akan yakıt parası içeride enerjiye dönüştürülebilir! Türkiye’nin yıllık toplam petrol ve petrol ürünleri ithalatının yaklaşık 50 milyon ton olduğunu söyleyen EV Charge Show Etkinlik Direktörü Ahmet Aslantürk, “Bu da ayda ortalama 4 milyon ton anlamına geliyor. Türkiye'nin 2025 yılındaki toplam enerji ithalatı faturası (petrol ve doğal gaz dahil) yaklaşık 62,5 milyar dolar olarak gerçekleşti. 2025 yılında ortalama 69 dolar seviyesinde olan Brent petrol fiyatı, körfezde yaşanan savaşın etkisiyle 2026’da cari açığımıza negatif yönlü etkileyeceği, yüksek seviyelerde seyredeceği de bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye’nin elektrikli araç dönüşümü cari açığımızın azaltılmasında doğrudan etki ediyor. EV Charge Show tam da bu dönüşümün platformu olarak ‘araçtan şarja uçtan uca çözümleri’ sergilemek üzere kapılarını açmaya hazırlanıyor” dedi. Elektrikliye geçişin yalnızca bir tercih olmadığını vurgulayan Ahmet Aslantürk, “Bu aynı zamanda ulusal ekonomik bir zorunluluk. Her elektrikli araç, dışarıya akan yakıt parasını yurt içinde kalan enerjiye dönüştürebilir. Üstelik o araç Türkiye’de üretiliyorsa hem yakıt hem taşıt yerli olmuş oluyor” diye konuştu. Araçtan şarja uçtan uca ekosistem bir arada! EV Charge Show, 12-14 Kasım 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi'nde elektrikli araçtan şarj altyapısına, enerji yönetiminden yazılıma uçtan uca tüm çözümleri tek platformda buluşturuyor. T.C. Ticaret Bakanlığı'nın hibe desteğiyle, yerli üreticilere metrekare başına 6.180 TL, firma başına 1.292.800 TL'ye kadar destek imkânı sunuyor. Türkiye'nin e-mobilite alanındaki en kapsamlı buluşma platformu olan etkinlik, sektörün tüm paydaşlarını aynı çatı altında bir araya getiriyor. Etkinlikte öne çıkan başlıca alanlar: Elektrikli binek, ticari ve hafif ticari araçlar Şarj operatörlerinin filo elektrifikasyonu ve kurumsal çözümleri AC ve DC şarj istasyonları; ev tipi ve kamuya açık şarj çözümleri Akıllı şarj yazılımları ve enerji yönetim sistemleri Batarya teknolojileri ve yenilenebilir enerji entegrasyonu Daha temiz bir Türkiye için yeşil ulaşım! Ekonomik gerekçelerin ötesinde, elektrikli mobiliteye geçiş Türkiye'nin iklim taahhütleriyle de örtüşmektedir. Şehir içi hava kalitesinin iyileştirilmesi, karbon emisyonlarının azaltılması ve gelecek nesillere daha yaşanabilir kentler bırakılması; bu dönüşümün çevresel boyutunu oluşturuyor. Sektörün tüm paydaşlarını aynı platformda buluşturan bu etkinlik, Türkiye'nin yeşil dönüşüm yolculuğunda sektörü ileri taşıyan merkez platform olma işlevi görüyor. Şehir içi egzoz emisyonlarının sıfıra yaklaşması, hava kalitesini doğrudan iyileştirir Yenilenebilir enerji ile şarj kombinasyonu, karbon ayak izini minimuma indirir İstanbul, Ankara gibi büyükşehirlerde gürültü kirliliğinin azaltılmasına katkı sağlar

Hürmüz Boğazı'nda can pazarı: 20 bin denizci mahsur kaldı! Haber

Hürmüz Boğazı'nda can pazarı: 20 bin denizci mahsur kaldı!

Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) Başkanı Arsenio Dominguez, Orta Doğu’daki savaş nedeniyle Hürmüz Boğazı'nda yaklaşık 2 bin gemi ve 20 bin denizcinin mahsur kaldığını ifade etti. ABD, İsrail ve İran arasındaki saldırılar devam ederken, Hürmüz Boğazı’ndan gemi geçişleri henüz normale dönmedi. Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) Başkanı Arsenio Dominguez, Hürmüz Boğazı'ndaki mevcut durumun küresel denizcilik sektörü açısından "ciddi bir meydan okuma" oluşturduğunu belirterek, "Hürmüz Boğazı'nda 20 bin denizci mahsur kaldı ve yaklaşık 2 bin gemi seyir yapamıyor. Gemiler orada ne kadar uzun süre kalırsa, mürettebat da strese ve yorgunluğa o kadar uzun süre maruz kalır. Üstelik gemilerin faaliyetini sürdürmesi için gereken ikmaller de azalır" dedi. Sigorta şirketlerinin zararları ve maliyetleri karşılamayı reddettiğini belirten Dominguez, şirketlerin büyük çoğunluğunun ya sözleşmeleri feshettiğine ya da yüksek primler talep ettiğine dikkat çekti. Dominguez, boğaz çevresindeki ülkelerin sağladığı insani yardım sayesinde gemilerde şimdilik insani bir krizin olmadığını ifade ederek, IMO'nun gemilerin bölgeden çıkabilmesi için insani bir koridor oluşturulması yönünde baskı uyguladığını belirtti. Dominguez, ABD Başkanı Donald Trump'ın gemilere boğazda refakat edilmesine yönelik planının ticari gemilerin hedef alınmayacağına ve masum denizcilerin hayatını kaybetmeyeceğine dair herhangi bir güvence bulunmadığından sürdürülebilir olmadığını vurguladı.

Bursa sanayisinde "Enerji" alarmı! ETMD temsilcisi Karabiber: "Kriz anında jeneratör bulamazsınız" Haber

Bursa sanayisinde "Enerji" alarmı! ETMD temsilcisi Karabiber: "Kriz anında jeneratör bulamazsınız"

Orta Doğu’da tırmanan gerilimle birlikte küresel enerji arzında riskler artarken, ülkemizde başta fabrikalar olmak üzere üretim tesisleri olası bir enerji krizine karşı “yedek enerji” sistemlerine yönelmeye başladı. Elektrik Mühendisleri Derneği (ETMD) Bursa Temsilcisi Olgun Karabiber, enerji krizine anında çözüm üretmenin neredeyse imkansız olduğunu, bu yüzden son günlerde firmaların jeneratör, UPS ve yedek besleme sistemlerine yoğun ilgi gösterdiğini kaydetti. Elektrik Mühendisleri Derneği (ETMD) Bursa Temsilcisi Olgun Karabiber, ABD, İsrail ve İran arasında yaşanan ve Orta Doğu’daki diğer ülkelere de sıçrayan savaş nedeniyle küresel enerji arzının tehlikeye girdiğine dikkati çekerek, üretimin aksamaması için tek çarenin “yedek enerji” altyapısı kurmak olduğunu ifade etti. Enerji kesintileri konusunda üretim tesislerini bekleyen tehlikeye işaret eden Karabiber, “Enerji krizi artık bir olasılık değil, başlamış bir süreç. Yaşanacak büyük bir krize karşı hemen çözüm üretebilmek mümkün değil. Üretiminin aksamasını istemeyen firmalar son günlerde ‘yedek enerji’ altyapısı kurmaya yöneldi. Bu da jeneratör, UPS ve yedek besleme sistemleri satışlarına yansıdı” dedi. Küresel doğalgaz ve petrol arzının can damarlarından olan Hürmüz Boğazı çevresindeki risklerin enerji sistemini kırılganlaştırdığını belirten Olgun Karabiber, şu değerlendirmede bulundu : “Mesele artık enerjinin fiyatı değil, enerjinin sürekliliğidir. Enerji altyapıları bugün doğrudan stratejik hedef haline gelmiş durumda. Orta Doğu'daki her kıvılcım, Bursa’daki bir fabrikanın üretim hattını durdurma potansiyeli taşıyor. Elektrik kesintisi artık yönetilmesi gereken bir 'senaryo' haline gelmiştir.” “Kriz Anında Jeneratör Bulamazsınız” Türkiye’deki sanayi tesislerinde hâlâ hakim olan “Kesinti olursa o an bir çaresine bakarız” yaklaşımının bir yanılgı olduğunu ifade eden Karabiber, kriz anında yaşanacak sorunları şu sözlerle özetledi: “Kriz kapıya dayandığında ne kiralık jeneratör bulabilirsiniz ne de teknik ekipmana erişebilirsiniz. Talep patlaması nedeniyle maliyetler anlık artar, tedarik zinciri kilitlenir. Kısacası; kriz anında çözüm üretmek mümkün değildir. Hazırlığınızı krizden önce yapmadıysanız, o gün sadece duruşu izlersiniz.” Üretim Hattının Durması: Zincirleme Felaket Bir sanayi tesisinde enerjinin kesilmesinin sadece ışıkların sönmesi anlamına gelmediğini hatırlatan ETMD Bursa Temsilcisi Karabiber, 1 saatlik bir kesintinin bile hammadde kaybından müşteri güveninin zedelenmesine kadar telafisi güç zararlar doğurabileceğini belirtti. “Bugünkü koşullarda yedek enerji altyapısı (Jeneratör, UPS ve yedek besleme sistemleri) artık teknik bir ayrıntı değil, bir ‘iş sürekliliği sigortası’dır” diyen Karabiber, firmalara çağrıda bulunarak, enerji sürekliliğinin artık sadece bakım departmanlarının sorumluluğuna bırakılamayacak kadar kritik bir konu olduğunu vurguladı. Yaşanabilecek bir enerji krizinde yedek enerji altyapısını olanların üretime devam edeceğini, hazırlıksız olanların ise pazar kaybı ve finansal zararla karşılaşabileceğini belirten Karabiber, “Enerji altyapısı artık teknik bir konu değil, doğrudan bir yönetim kurulu kararıdır” diyerek, tüm işletmeleri yedek enerji sistemlerini modernize etmeye ve kriz senaryolarına hazırlanmaya davet etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.