SON DAKİKA
Hava Durumu

#Oruç

Söz Bursa - Oruç haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Oruç haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Yıldırım’da kadim gelenek yaşatılıyor: Miniklerin "Tekne Orucu" heyecanı! Haber

Yıldırım’da kadim gelenek yaşatılıyor: Miniklerin "Tekne Orucu" heyecanı!

Yıldırım Belediyesi, Ramazan'ın manevi coşkusunu çocuklara yaşatmak için tekne orucu iftarı düzenledi. Oruç tutmanın mutluluğunu yaşayan minikler, arkadaşlarıyla birlikte iftar yaptı. Yıldırım Belediyesi, Osmanlı’dan günümüze kadar ulaşan tekne orucu geleneğini bu Ramazan’da da devam ettiriyor. Yıldırım’da 6-10 yaş arası çocuklar arasında düzenlenen tekne orucu etkinliğine katılan çocuklar, oruç tutmanın heyecanını yaşadı. Çocukları oruç ibadetine alıştırmak ve Ramazan’ın manevi değerini hissetmelerini sağlamak amacıyla düzenlenen etkinlikte minikler, öğle namazını müteakip okunan ezanla birlikte tekne oruçlarını açtı. İftarlarını yapan çocuklar daha sonra Yıldırım Belediyesi’nin kendileri için hazırladığı eğlenceli dolu etkinliklere katılarak unutulmaz bir gün geçirdi. KADİM BİR GELENEK Tekne orucunun kadim bir gelenek olduğunu belirten Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, "Yıldırım Belediyesi olarak evlatlarımıza orucu ve ibadeti sevdirmek amacıyla bu yıl da tekne orucu etkinliği düzenledik. Çocuklarımızı erken yaşta ibadete alıştırmak çok önemli. Tekne orucu geleneği ile evlatlarımız hem oruca hem de Ramazan’ın manevi iklimine alışmış oluyorlar. Yarım günlük oruçlarını tutan çocuklarımızı kutluyorum. Ramazan’ın feyzi ve bereketi hanelerimizden eksik olmasın" ifadelerini kullandı. Çocuklarımızın Ramazan ayını sabır, paylaşma ve iyilik bilinciyle dolu, özel bir zaman dilimi olarak hatırlamalarını amaçlıyoruz. "Tekne Orucum" etkinliği ile geleceğimizin teminatı olan yavrularımızın gönüllerinde Ramazan’a dair güzel hatıralar bırakmayı hedefliyoruz. Program içeriği: Ramazan ayı; paylaşmanın, sabrın, şükrün ve dayanışmanın en güzel şekilde yaşandığı mübarek bir zaman dilimidir. Büyükler için olduğu kadar çocuklarımız için de bu ay; manevi değerlerle tanışma, empati kurma, yardımlaşmayı öğrenme ve ibadet bilinci kazanma açısından önemli bir fırsattır. Özellikle 6-10 yaş aralığındaki çocuklarımızın "tekne orucu" geleneğiyle Ramazan’ı tecrübe etmeleri, onların hem aileleriyle hem de toplumsal değerlerimizle güçlü bir bağ kurmalarına katkı sağlamaktadır. Yıldırım Belediyesi olarak Ramazan ayının manevi iklimini çocuklarımızla buluşturmak amacıyla bu yıl "Tekne Orucum" etkinliğini hayata geçiriyoruz. Etkinlikte, tekne orucu tutan çocuklarımız için Ramazan ayı içerisinde yer alan hafta sonlarında, saat 12.00’de özel bir iftar programı gerçekleştirilecektir. Programımızda geleneksel kültürümüzün vazgeçilmez unsurlarından Karagöz-Hacivat gösterisi, sihirbaz ve palyaço performansları yer alacak; çocuklarımıza balon ve taç dağıtımı yapılacaktır. Hem eğlenceli hem de öğretici içeriklerle zenginleştirilen programımız, Ramazan’ın manevi atmosferini çocuklarımızın dünyasına neşe ve bilinçle taşıyacaktır.

Gün boyu zindelik için: Sahurun şifalı içecekleri Haber

Gün boyu zindelik için: Sahurun şifalı içecekleri

Sahurda tüketilen hamur işlerinin yanında mideyi rahatlatmak ve sıvı ihtiyacını karşılamak büyük önem taşıyor. Uzmanlar, özellikle bayat pideden yapılan tariflerin yanına doğal ve ferahlatıcı içecekleri öneriyor. İşte evde yapabileceğiniz iki sağlık deposu: 1. OSMANLI MUTFAĞI'NDAN: ŞİFA DEPOSU REYHAN ŞERBETİ Hem rengiyle iştah açan hem de sindirimi kolaylaştıran Reyhan şerbeti, sahur sofralarının vazgeçilmezi. Malzemeler: 1 demet mor reyhan, 1 adet limonun suyu, 2-3 adet karanfil, 1 adet çubuk tarçın, 5-6 yemek kaşığı toz şeker ve 1 litre kaynar su. Hazırlanışı: Reyhanları yıkayıp derin bir kaba alın. Üzerine şekeri, limonu ve baharatları ekleyin. Kaynar suyu döküp şeker eriyene kadar karıştırın. Tencerenin ağzını kapatıp rengi tamamen suya geçene kadar bekletin. Soğuk servis yapın. 2. SUSUZLUĞA BİREBİR: NANELİ VE MADEN SULU AYRAN Gün boyu susuzluk çekmek istemeyenler için mineral deposu bir seçenek. Malzemeler: 2 su bardağı yoğurt, 1 şişe soğuk maden suyu, bir tutam taze nane (veya kuru nane), çok az tuz. Hazırlanışı: Yoğurdu pürüzsüz olana kadar çırpın. İçine maden suyunu yavaşça ekleyerek köpürtün. İnce kıyılmış taze naneleri ekleyip karıştırın. Maden suyunun içindeki mineraller, oruç süresince vücudun dengesini korumaya yardımcı olacaktır. Sahurda sadece doymak yetmiyor, susuzlukla başa çıkmak da gerekiyor! Bayat pide pizzasının yanına eşlik edecek "Reyhan Şerbeti" ve "Maden Sulu Ayran", hem sindirimi rahatlatıyor hem de gün boyu ihtiyaç duyulan mineral ve sıvı desteğini sağlıyor.

Sahurda ne yemeli? İftara kadar acıktırmayan ve susatmayan 5 sır Haber

Sahurda ne yemeli? İftara kadar acıktırmayan ve susatmayan 5 sır

Ramazan ayında en çok merak edilen soru: "Gün boyu halsiz kalmadan ve susamadan nasıl oruç tutulur?" Uzmanlar, sahurda yapılan hataların gün boyu yorgunluk ve baş ağrısı yapabileceği konusunda uyarıyor. İşte sağlıklı ve zinde bir Ramazan için sahur sofranızda olması gerekenler: TOKLUĞUN ANAHTARI: KALİTELİ PROTEİN Sahurda protein tüketmek, sindirim süresini uzatarak tokluk hissini artırır. Yumurta: "Anne sütünden sonra en kaliteli protein" olarak bilinir. Haşlanmış yumurta sahurun olmazsa olmazıdır. Lor Peyniri: Hem proteini yüksek hem de tuzu en düşük peynirlerden biridir. SUSUZLUĞU ÖNLEYEN SEBZELER Sahurda sadece su içmek yetmez, vücutta su tutan besinler tüketmek gerekir. Salatalık: %95'i sudur ve doğal bir serinletici etkisi vardır. Marul ve Yeşillikler: Lifli yapıları sayesinde suyu vücutta yavaş yavaş serbest bırakır. ENERJİ VEREN "YAVAŞ" KARBONHİDRATLAR Beyaz ekmek yerine kan şekerini dengede tutan tahılları seçin. Tam Buğday veya Çavdar Ekmeği: Lifli yapısıyla acıkmayı geciktirir. Yulaf Ezmesi: Yoğurt veya sütle hazırlandığında hem mideyi yormaz hem de uzun süre enerji verir. SAĞLIKLI YAĞLAR (SUSAMAYI ENGELLER) Yağlar midenin boşalma süresini uzatır ancak ağır yağlardan kaçınmak gerekir. Ceviz ve Fındık: Çiğ (kavrulmamış) kuruyemişler hem beyin fonksiyonlarını destekler hem de tokluk sağlar. Zeytin: Sahurda zeytin yenecekse mutlaka suda bekletilip tuzu alınmalıdır, aksi halde gün boyu susatır. ŞİFA KAYNAĞI: HOŞAF VE KOMPOSTO Şeker ilavesiz, kuru meyvelerden (kayısı, erik, incir) yapılan kompostolar hem bağırsak hareketlerini düzenler hem de vücudun sıvı ihtiyacını lezzetli bir yolla karşılar. SAHURUN "ÜÇ BÜYÜK" HATASI! Ağır Kızartmalar: Patates veya hamur kızartmaları mide yanmasına ve aşırı susuzluğa neden olur. Aşırı Çay Tüketimi: Çay, vücuttaki suyun daha hızlı atılmasına yol açar. Sahurda çay yerine su veya ayran tercih edilmelidir. Hemen Uyumak: Sahur biter bitmez yatmak yerine 20-30 dakika beklemek, sindirim sorunlarını ve reflüyü önler.

Hamilelikte oruç tutarken bu belirtilere dikkat: Varsa hemen bırakın! Haber

Hamilelikte oruç tutarken bu belirtilere dikkat: Varsa hemen bırakın!

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Nuray Kuzukıran, gebelik döneminde oruç tutmanın her anne adayı için farklı sonuçlar doğurabileceğini belirterek, bu sürecin mutlaka hekim değerlendirmesiyle planlanması gerektiğini söyledi. Hamilelikte vücudun normalden çok daha fazla enerji, protein, sıvı ve mineral tükettiğine dikkat çeken Op. Dr. Nuray Kuzukıran, uzun süreli açlık ve susuzluğun bazı anne adayları tarafından tolere edilebildiğini ancak bazı gebelerde ciddi riskler oluşturabileceğini ifade etti. “Gebelik sürecinde annenin metabolizması hem kendi ihtiyaçlarını hem de bebeğin gereksinimlerini karşılamak üzere yoğun çalışır” diyen Kuzukıran, özellikle ilk aylarda bulantı ve kusma yaşayan, son aylarda ise artan kan hacmi ve sıvı ihtiyacı nedeniyle zorlanan anne adaylarında uzun süreli açlığın halsizlik, tansiyon düşmesi ve kan şekeri dengesizliğine yol açabileceğini vurguladı. Kuzukıran, “Bu tablo sadece anneyi değil, bebeğe giden kan akımını da etkileyebilir” dedi. En sık karşılaşılan risklerden birinin hipoglisemi olduğunu belirten Kuzukıran, “Uzun açlığa bağlı kan şekeri düşüklüğü baş dönmesi, bayılma hissi, çarpıntı ve yoğun halsizlikle kendini gösterebilir. Ayrıca yetersiz sıvı alımı dehidratasyona ve idrar yolu enfeksiyonlarına zemin hazırlayabilir. Yaz aylarına denk gelen oruç dönemlerinde bu risk çok daha belirgin hale gelir” açıklamasında bulundu. Her gebeliğin yüksek riskli olmadığını da hatırlatan Kuzukıran, sağlıklı, kilo kaybı yaşamayan, kansızlığı bulunmayan ve düzenli doktor kontrolünde olan bazı anne adaylarının, hekim onayı ve doğru beslenme planıyla oruç tutabileceğini belirtti. “Burada belirleyici olan bireysel sağlık durumudur. Genel bir ‘tutulabilir’ ya da ‘tutulamaz’ yaklaşımı doğru değildir” diye konuştu. Kimler için risk daha yüksek? Gebelik şekeri bulunanlar, tansiyon problemi yaşayanlar, çoğul gebelik taşıyanlar, bebekte gelişme geriliği saptananlar, kansızlığı olanlar ve erken doğum riski bulunan anne adayları için orucun genellikle önerilmediğini kaydeden Kuzukıran, şu uyarıyı yaptı: “Yoğun bulantı-kusma yaşayan ya da yeterli kilo alamayan gebelerde uzun süre aç kalmak mevcut tabloyu ağırlaştırabilir. Bu gruptaki anne adaylarının mutlaka doktorlarına danışmadan oruç kararı almamaları gerekir.” Oruç tutacak anne adaylarına uyarılar Oruç tutmaya karar veren gebeler için bazı temel kuralların hayati önem taşıdığını belirten Kuzukıran, iftar ile sahur arasında bol sıvı tüketilmesi, protein ağırlıklı ve uzun süre tokluk sağlayan besinlerin tercih edilmesi gerektiğini söyledi. Gün içinde ağır fiziksel aktivitelerden kaçınılması gerektiğini de vurgulayan Kuzukıran, “Baş dönmesi, çarpıntı, baygınlık hissi ya da bebek hareketlerinde azalma gibi belirtiler ortaya çıkarsa oruç mutlaka sonlandırılmalıdır” dedi. Op. Dr. Nuray Kuzukıran, sözlerini “Anne sağlığı bebeğin sağlığıdır. Bu nedenle dini hassasiyetler kadar tıbbi gerçeklerin de dikkate alınması gerekir” diyerek tamamladı.

Sahura kalkmanın faydaları Haber

Sahura kalkmanın faydaları

Ramazan Ayında daha enerjik, sağlıklı, fit ve güçlü bağışıklık için doğru beslenme adımlarının büyük önem taşıdığını belirten Uzman Diyetisyen Veysel Ciğerli, dengeli beslenme yöntemleri hakkında ipuçları verdi. Yaş, cinsiyet ve günlük fiziksel aktivite oranına göre, kişilerin günlük alması gereken enerji, karbonhidrat, yağ ve protein oranları, her gün olduğu gibi Ramazan Ayında da değişmiyor. Medicana Bursa Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Veysel Ciğerli, "Ramazan ayında yeterli ve dengeli beslenmek için et, yumurta, kuru baklagiller, sebze-meyveler, süt ve süt ürünleri ile ekmek-tahıl grubu besinlerden yeterli miktarda tüketilmesi gerekiyor" dedi. Bu yıl yaklaşık 13 saatlik oruç tutulduğunu belirten Uzm. Dyt. Veysel Ciğerli, "Oruç tutma süresi, metabolizmanın yavaşlamasına neden olur. Bunun sonucunda, iftarda fazla yemek, aşırı kalori almaya dolayısıyla da vücutta yağ depolanmasına yol açar. Bu durumda da kilo almak kaçınılmaz olur. Ramazan ayında, şüphesiz en sevilen öğün iftardır. Fakat en önemli öğün sahurdur. Oruç tutanların mutlaka imsak vaktinden önce sahur yapması, sağlığın korunması için önemlidir. Sahur yapmadan tutulan oruç, bitkinlik, sinirlilik, baş dönmesi ve aşırı susama gibi sorunlara yol açabilir" diye konuştu. Sahurda protein ağırlıklı beslenmek gerektiğini vurgulayan Uzm. Dyt. Veysel Ciğerli, şu önerilerde bulundu; "Protein içeriği yüksek besinlerin tok tutucu özelliği vardır. Yumurta, süt,peynir, ceviz, az tuzlu zeytin ile birlikte hafif bir öğün tercih edilmeli veya çorba ile sebze yemekleri tüketilmelidir. Vücut direncini artırmak ve vücuda yeterli miktarda vitamin ve mineral alınmasını sağlamak için sebze ve meyveler sık tüketilmelidir. Beyaz ekmek yerine tam tahıllı ekmek, daha uzun süre tok kalmayı sağlayacaktır. Sahurda, en az 4 bardak su tüketilmelidir. Sahurda aşırı yağlı, tuzlu, şekerli ve unlu gıdalardan uzak durulmalıdır." Ramazanın, yemek kültürü açısından en bilinen özelliğinin sofralardaki çeşitlik olduğunu söyleyen Uzm. Dyt. Veysel Ciğerli, iftar için önerilerini şöyle aktardı; "Uzun süre açlık durumundan dolayı, iftar saatinde kan şekeri çok düşük seviyede olduğundan aşırı yemek tüketme isteği doğmaktadır. Yapılan hatalardan biri; hızlı ve aşırı yemek tüketmektir. İftara peynir, domates, zeytin gibi kahvaltılıklar veya çorba gibi hafif yemeklerle başlanması, 15 dakika sonra az yağlı et yemeği veya sebze yemeği ile devam edilmesi uygundur. Beyaz ekmek, pirinç pilavı glisemik indeksi yüksek olan besinler yerine bulgur pilavı, tam tahıllı ekmek, kepekli makarna gibi posa yönünden zengin besinler tercih edilmelidir. Bu besinlerin yanında mutlaka protein ve kalsiyumdan zengin olan yoğurt veya ayran tüketilmelidir." İftar ve sahur arasındaki sürede beslenmeye önem vermenin, oruç tutulan saatlerde daha rahat olmayı sağladığını ifade eden Uzm. Dyt. Veysel Ciğerli, "Bu sebeple aşırı yağlı ve tuzlu besinler kesinlikle tüketilmemelidir. Bu besinler gün içinde daha çok susamaya ve su tüketilemedi için ödem ve yüksek tansiyon gibi sağlık sorunlarına yol açabilir. Karbonhidrat açısından zengin hamur tatlıları, kurabiyeler, yağlı hamur işleri ve kızartmalar boş enerji alınmasına ve kısa sürede acıkmaya neden olur" dedi.

Bursa’da 93 Yıllık Lezzetli Miras: Çocuklara Özel "Oyuncak" Poğaçalar Tezgâhta! Haber

Bursa’da 93 Yıllık Lezzetli Miras: Çocuklara Özel "Oyuncak" Poğaçalar Tezgâhta!

Bursa'da bir fırıncı; dedesinden kalma 93 yıllık geleneğini sürdürerek, her yıl ramazan ayında çocuklara özel iftariyelik için tabanca, kılıç, testi ve telefon poğaçalar yapıyor. Bursa'nın Osmangazi ilçesi Yerkapı Mahallesi'nde 4 uşaktır devam eden bir ramazan geleneği, bu yıl da çocukların yüzünü güldürüyor. Fırıncı Satılmış Uyar, dedesinden miras kalan yaklaşık 93 yıllık geleneği sürdürerek ramazan ayında oyuncak şeklinde poğaçalar yapıyor. Tabanca, kılıç, testi ve telefon biçiminde hazırlanan poğaçalar, özellikle ilk kez oruç tutan çocuklar için adeta ödül niteliği taşıyor. Sadece ramazan ayında tezgâha çıkan bu özel ürünler, mahallede yoğun ilgi görüyor. Aileler, iftar saatini heyecanla bekleyen çocuklarına hem sürpriz yapmak hem de oruça teşvik etmek için bu şekilli poğaçalardan alıyor. Fırının önünde zaman zaman yoğunluk yaşanırken, cocuklar camın arkasında kendi poğaçasının hazırlanışını izliyor. Yillardir değişmeyen tarif ve el emeğiyle hazırlanan poğaçalar, hem nostaljik bir geleneği yaşatıyor hem de ramazan ayına renk katıyor. Bursa'da kuşağa aktarılan bu uygulama, her yıl yeniden ilgi odağı oluyor. "BU İFTARİYELİKLER ÇOCUKLARIN MÜKAFATIDIR" Mahalledeki çocukların ramazan ayına özel hazırlanan iftariyelikler için 11 ay heyecanla beklediğini söyleyen Satılmış Uyar, "Ramazan ayına özel bir iftariyelik yapıyoruz. Biz bu fırında 4. kuşak işletmecisiyiz. Bu iftariyelik çocukların oyuncağı, kazan orucu diye tabir edilen öğle vaktine kadar oruç tutar çocuklar. Bu iftariyelikler de onların mükafatıdır. Kız çocuklarına testi erkek çocuklarına ise tabanca ve kama şeklinde iftariyelik hazırlıyoruz. Cocuklar bu poğaçaları çok seviyor. Bunun için ramazan ayını iple çekiyor" dedi.

Oruç tutarken yapılan beslenme hataları Haber

Oruç tutarken yapılan beslenme hataları

Diyetisyen Pınar Doğan, "Ramazan ayı boyunca uzak durulması gereken yiyecek ve içeceklere dikkat ederek oruç tutma sürecini kolaylaştırabilirsiniz. Kızartma, hamur işleri, aşırı yağ ya da şeker içeren gıdalar, şerbetli tatlılar ve gazlı içeceklerden uzak durulmalıdır. Fazla tuzlu ve baharatlı yiyecekler tüketmek, gün boyu daha çok susamanıza neden olur" dedi. Medical Park Ankara Hastanesi’nden Diyetisyen Pınar Doğan, Ramazan ayında sağlıklı beslenme konusunda açıklamalarda bulundu. İFTARDA TÜKETİLMESİ GEREKEN BESİNLER İftarda tüketilmesi gereken besinlerden bahseden Dyt. Doğan, "İftara su, hurma, zeytin, çorba ile başlanabilir. Tam buğday ekmeği tercih edilebilir. Yarım saat sonra ana yemeğe geçilmelidir. Etli sebze veya ızgara et/tavuk yemeği, zeytinyağlı sebze yemeği, yoğurt veya ayran şeklinde bir tercih yapabilirsiniz. Karbonhidrat tüketiminde ise, pide tüketimi haftada 2 ya da 3 gün ile sınırlı olmalıdır, diğer günler tam buğday ekmek veya çavdar ekmeği veya buğday, bulgur gibi besinlere yer verilmelidir" diye konuştu. "ÇİKOLATA EZMELERİ ÇABUK ACIKMAYA YOL AÇABİLİR" İftarda ve genel olarak Ramazan’da bazı besinlerden uzak durulmasını öneren Dyt. Doğan, "Ramazan ayı boyunca uzak durulması gereken yiyecek ve içeceklere dikkat ederek oruç tutma sürecini kolaylaştırabilirsiniz. Kızartma, hamur işleri, aşırı yağ ya da şeker içeren gıdalar, şerbetli tatlılar ve gazlı içeceklerden uzak durmak, fazla tuzlu ve baharatlı yiyecekler tüketmek gün boyu daha çok susamanıza neden olur. Sürülebilen çikolata ezmeleri gibi şeker oranı yüksek ürünlerin kontrollü tüketilmesi gerekir. Bu tür besinler çabuk acıkmaya neden olabilir. Tatlı bir şeyler yemek istiyorsanız, hurma ya da kayısı gibi kuru meyveler tüketebilir ya da sütlü tatlıları tercih edebilirsiniz" şeklinde konuştu. "İFTARDA MİDEYE FAZLA YÜKLENMEMEK GEREKİR" İftarda yemek düzeninin nasıl olması gerektiğini anlatan Dyt. Doğan, şunları kaydetti: "İftarda birdenbire mideye yüklenmek sağlıksız olacaktır, bunun yerine yavaş yemek önemlidir. İftarımızı 1 bardak su, hurma veya zeytin ile açmalıyız. Ardından çorbamızı içip en az 20 dakika beklemeliyiz. Daha sonra protein ağırlıklı bir ana yemek yanında zeytinyağlı sebze yemeği ya da salata, yoğurt şeklinde bir menü tercih edilmelidir. Tatlı yemekten 2 saat sonra tüketilmeli. Mümkünse hafif tatlılar tercih edilmelidir. Sütlü tatlılar iyi bir tercih olacaktır (tatlı tüketimi haftada 1 ya da 2 ile sınırlandırılmalıdır)." TOK TUTAN GIDALAR Tok tutan besinlerden bahseden Dyt. Doğan, "Buğday ekmeği gibi tam tahıllar tercih edilebilir. Fasulye, nohut ve mercimek gibi kuru baklagiller tokluk sürenizi artıracaktır. Fındık ve badem gibi kuru yemişler tüketilebilir. Et, tavuk, balık yumurta chia, keten ve kino tohumu gibi tahıllar tok tutan besinler arasındadır. Brokoli, karnabahar, gibi yeşil sebzeler, elma, hurma ve avokado yoğurt ve peynir gibi süt ürünleri tüketilebilir" dedi. SAĞLIKLI BESLENME ÖNERİLERİ Dyt. Doğan, Ramazan ayında dikkat edilmesi gereken beslenme davranışlarını şöyle sıraladı: "İftar ve sonrasında su tüketimi, vücudun gün boyu kaybettiği sıvıyı yerine koymak ve metabolizmanın düzgün çalışmasını sağlamak için çok önemlidir. Günlük sıvı tüketimi 2-2.5 litre olmalıdır. İftar menüsünü hazırlarken yemeğe başlama sırası ve porsiyon kontrolüne dikkat edilmelidir. İftar, öncelikle bir bardak su ve hurma gibi hafif bir atıştırmalıkla açılmalıdır. Daha sonra hafif bir çorba ile devam edilerek, mideye yemek için sinyal gönderilir. Ana yemeklere geçmeden önce bir süre beklemek, sindirim sisteminin yavaş bir şekilde çalışmaya başlamasını sağlar. Porsiyon kontrolü, fazla kalori alımını önlemek ve iftar sonrası aşırı doluluk hissinden kaçınmak için önemlidir. Yemekler küçük porsiyonlar halinde servis edilmeli ve yavaş yavaş tüketilmelidir. Sahur ve iftar arasında dengeli ve sağlıklı beslenme, oruç tutarken enerji seviyelerini korumak için gereklidir. Sahurda yüksek lifli ve proteinli besinler tercih edilmeli, iftar ve sahur arasında ise düzenli aralıklarla su içilmelidir. İftardan 2 saat sonra 30 dakikalık tempolu yürüyüşler yapılabilir." SIK YAPILAN BESLENME HATALARI Dyt. Doğan, Ramazan’da yapılan sık beslenme yanlışlarını ise şu şekilde sıraladı: "Yetersiz su tüketimi, hareketsiz kalmak, hızlı yemek yemek, sahur yapmamak, sahurda işlemiş gıdalar tüketmek, basit karbonhidratlar tercih etmek, kızarmış besinler tercih etmek, yemekten hemen sonra çay tüketmek, büyük porsiyonlar tercih etmek."

Oruçta kötü ağız kokusunu ciddiye alın! Haber

Oruçta kötü ağız kokusunu ciddiye alın!

Uzman Diş Hekimi ve Ağız Diş Çene Cerrahı Prof. Dr. Birkan Taha Özkan, oruç tutan kişilerde oluşan kötü ağız kokusunun ciddi bir hastalık belirtisi olabileceğine dikkat çekerek önemli uyarılarda bulundu. Prof. Dr. Birkan Taha Özkan, Ramazan'da ağız kokusunun sadece geçici bir problem olmayabileceğini, aynı zamanda ciddi sistemik hastalıkların belirtisi olabileceğini vurguladı. Özkan, "Oruç sırasında tükürük üretimi azalır, ağız kuruluğu artar ve bu durum ağız içindeki anaerob bakterilerin çoğalmasını tetikler. Ancak kötü ağız kokusunun sebebi her zaman bu basit bakteriyel etkenler olmayabilir. Özellikle nefeste aseton, meyvemsi, amonyak, idrarsı, çürük yumurta kokusu, ekşilik, küflü bir koku fark eden bireyler, diyabet, böbrek yetmezliği, mide veya karaciğer hastalığı gibi ciddi durumlar açısından değerlendirilmelidir. Ramazan'da ortaya çıkan kötü ağız kokusu, vücudunuzun size verdiği bir sinyal olabilir" dedi. "Tükürük üretimi yavaşlar ve ağız kuruluğu oluşur" Ramazan ayında uzun süreli açlık ve susuzluğun, tükürük akışını ciddi şekilde azalttığını ifade eden Özkan, "Tükürük, ağız içini temizleyen, bakterileri nötralize eden ve diş minesini koruyan doğal bir savunma mekanizmasıdır. Ancak oruç sırasında yeterli sıvı alınmadığında tükürük üretimi yavaşlar ve ağız kuruluğu oluşur. Tükürük, dişleri çürüğe karşı koruyan doğal bir kalkandır. Ramazan'da özellikle sahurdan sonra dişler fırçalanmadığında, gece boyunca bakteriler hızla çoğalır ve asit üretir. Bu da diş minesini zayıflatarak diş çürüğü oluşumunu hızlandırır. Açlık sırasında vücut, enerji sağlamak için yağları yakmaya başlar. Bu süreçte keton cisimcikleri üretilir ve nefes yoluyla dışarı atılır. Ancak diyabetik bireylerde kontrolsüz kan şekeri nedeniyle aşırı keton üretimi gerçekleşebilir. Belirtileri; nefeste aseton kokusu, aşırı susuzluk, sık idrara çıkma, halsizlik ve baş dönmesi" diye konuştu. Nefeste aseton ve balıksı koku Bilimsel klinik çalışmalarda, oruç tutan bireylerin yaklaşık yüzde 18'inde nefeste aseton kokusuna rastlanıldığını söyleyen Prof. Dr. Birkan Taha Özkan, "Eğer bir birey nefesinde belirgin bir aseton kokusu fark ediyorsa, kan şekeri seviyelerini düzenli kontrol ettirmeli ve doktoruna danışmalıdır. Böbrekler, kandaki atık maddeleri süzerek vücuttan uzaklaştıran organlardır. Ancak kronik böbrek yetmezliği olan bireylerde, üre ve diğer toksinler kanda birikerek nefeste 'idrar kokusu' veya 'balıksı' bir koku oluşturabilir. Açlık sırasında vücuttan sıvı çıkışının da eklenmesiyle, bu kokunun daha belirgin hale gelmesine yol açabilir. Nefeste amonyak veya idrar kokusu, ellerde ve ayaklarda şişlik, sabahları yüzün şişmesi belirtileri arasındadır. Ramazan ayında sıvı alımı kısıtlandığı için, böbrek yetmezliği olan bireyler su kaybına karşı daha hassastır. Bilimsel klinik çalışmalarda, oruç tutan bireylerin yaklaşık yüzde 12 oranında, üremik nefes bulguları saptanmıştır. Nefeste idrar kokusu fark edenler, böbrek fonksiyonlarını değerlendirmek için nefrolog ile görüşmelidir" şeklinde konuştu. Küflü veya balıksı koku Karaciğerin toksinleri parçalayarak vücuttan uzaklaştıran temel organlardan biri olduğunu hatırlatan Özkan, "Ancak karaciğer yetmezliği geliştiğinde, metil merkaptan gibi sülfürlü bileşikler kanda birikerek nefeste küflü veya balıksı bir kokuya sebep olabilir. Nefeste küf veya çürük meyve kokusu, gözlerde ve ciltte sararma (sarılık), kilo kaybı ve halsizlik belirtileri arasındadır. Açlık sırasında karaciğer hastalarının, nefeste belirgin bir küf kokusu fark edilirse, bu karaciğer fonksiyonlarının bozulduğuna işaret edebilir. Bu durumda gastroenteroloji uzmanına başvurulmalıdır" dedi. Uzun süreli açlık ile mide asidinin ağza gelerek reflü semptomlarını artırabildiğine dikkat çeken Özkan, "Bu durum, nefeste ekşi veya çürük yumurta kokusuna yol açar. Ayrıca, mide enfeksiyonuna neden olan Helicobacter pylori bakterisi de ağız kokusunun şiddetlenmesine katkıda bulunabilir. Bilimsel klinik çalışmalarda, oruç tutan bireylerin reflüye bağlı ekşi/kükürtlü koku, yaklaşık yüzde 9 civarında gözlemlenmiştir. Ağızda ekşi veya sülfürlü (çürük yumurta) koku, mide yanması ve ekşime, gece artan mide rahatsızlıkları belirtileri arasındadır" ifadelerini kullandı. Sahur ve iftarda yeterli su tüketilmesi gerektiğini anlatan Prof. Dr. Birkan Taha Özkan, "Su tüketimi tükürük üretimini artırarak kötü ağız kokusunu azaltır. Ağız hijyenine dikkat edin. Sahurdan sonra dişlerinizi mutlaka fırçalayın. Ayrıca, dil temizliğini önemseyin. Sahurda aşırı protein tüketiminden kaçının. Fazla protein, ağız kokusuna sebep olan sülfürlü bileşikleri artırabilir. Bitkisel çözümlerden faydalanın. Karanfil, nane ve maydanoz çiğnemek ağız kokusunu hafifletebilir. Kötü ağız kokusu yüzde 80 ağız kaynaklıdır. Diş çürüğü, dişeti hastalığı ve diş enfeksiyonlarına bağlı kötü ağız kokusu varlığında öncelikle diş hekimi veya uzman diş hekimlerine muayene olunmalıdır. Ramazan boyunca nefeste aseton, meyvemsi, amonyak, idrarsı, çürük yumurta kokusu, ekşi, küflü bir koku fark edilirse mutlaka bir dahiliye, endokrinoloji veya nefroloji uzmanına danışılmalıdır. Ağız kokusunun türü ve eşlik eden belirtiler dikkatlice değerlendirilmelidir. Sağlıklı bir Ramazan geçirmek için ağız hijyenine özen gösterilmeli ve şüpheli durumlarda vakit kaybetmeden uzman Hekimlere başvurulmalıdır" şeklinde konuştu.

Diyetisyen Benli uyarıyor! Ramazan ayında bunları yapmaktan kaçının... Haber

Diyetisyen Benli uyarıyor! Ramazan ayında bunları yapmaktan kaçının...

Nev Sağlık Grubu Çocuk ve Beslenme ve Diyet bölümünden Dyt. Zehra Buket Benli, Ramazan ayı boyunca sağlık sıkıntısı yaşamamak, üretken ve aktif bir dönem geçirmek, kilo dengesini korumak, zihinsel ve bedensel bütünlük ile oruç tutabilmek için beslenme önerilerinde bulundu. Benli, “Ramazan ayında sağlıklı beslenme, yaşamın her döneminde olduğu gibi büyük önem taşır. Bu dönemde dengeli ve yeterli sıvı alımı hayati önem taşır. Kişilerin beslenme ihtiyaçları değişmediği için sahur kahvaltı yerine, iftar ise akşam yemeği yerine geçebilir. Sağlık problemi olmayan kişiler, sağlıklı bir beslenme programı ile Ramazan ayında kilo verme diyetini de rahatlıkla uygulayabilir. Ancak diyabet, hipertansiyon, kalp hastalıkları, kronik böbrek hastalıkları ve mide-bağırsak rahatsızlıkları olanlar mutlaka bir doktora ve diyetisyene danışmalıdır” dedi. “Sahuru atlamıyoruz!” Benli, “Sahur, gün boyu ihtiyaç duyulacak besin ve enerjiyi sağlamak için önemli bir öğündür. Sahurda yağlı, tuzlu ve ağır yemeklerden kaçınılmalı, bunun yerine süt, peynir, yumurta gibi kahvaltılıklar, yoğurt gibi sağlıklı ve hafif yiyecekler tercih edilmelidir. Ayrıca taze veya kuru meyve, ceviz, badem gibi kuruyemişler de enerji ve mineral desteği sağlar. Kafeinli içecekler yerine, bitki çayları ve az şekerli-şekersiz kompostolar tercih edilebilir” dedi. “İftarda dikkat edilmesi gereken bazı püf noktalar”  “Ramazan’ın keyifli yanlarından biri kalabalık sofralarda yemek yemenin tadını çıkarmaktır. Ancak uzun süreli açlığın ardından hızlı yemek yemek kilo alımına, anlık tansiyon ve şeker yükselmesine sebep olabilir” diyen Benli, “Bu nedenle iftara, peynir, hurma, zeytin gibi hafif atıştırmalıklarla ya da çorba ve salata ile başlanmalı, bir süre (10-15 dakika) ara verildikten sonra, etli veya etsiz sebze yemeği, salata ve yoğurt ile ana yemeğe geçilmelidir. İftardan 1-2 saat sonra tatlı yerine, meyve ve yoğurt karışımları tarçınla birlikte tercih edilebilir. Şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar (güllaç, sütlaç, muhallebi vb.) haftada 1-2 kez yenilebilir. Ayrıca yemekler yavaş yavaş ve iyi çiğnenerek yenilmelidir” ifadelerinde bulundu. “Sıvı alımına özen gösterilmeli” Benli, “İftardan sahura kadar sıvı ihtiyacını karşılamak için su aralıklarla içilmelidir. En az 2 litre su içmek önemlidir. Bunun yanı sıra şekersiz çay, bitki çayları, süt, ayran, kompostolar ve maden suyu gibi içecekler de tercih edilebilir” dedi. “İftar sonrası fiziksek aktivite” Dyt. Zehra Buket Benli, “İftardan 2 saat sonra (besinlerin kana karışıp – sindirimi bittikten sonra) hafif bir hareket, hazımsızlık gibi sorunların önüne geçecektir. Dışarıda hareket etme imkânı olmayanlar için ev içerisinde fiziksel aktiviteyi arttırmak önemlidir” şeklinde ifadelerde bulundu. “Lifli besinler tüketerek bağırsak sorunlarının önüne geçebilirsiniz” Dyt. Zehra Buket Benli, “Ramazan ayında bağırsak sorunları yaşamamak için lif açısından zengin besinler (tam buğday ekmeği, bulgur, sebzeler gibi) ve ara öğünlerde meyve, kuru yemişler (ceviz, fındık, badem vb.) tüketilmelidir. Ayrıca, pişirme yöntemi olarak derin yağda kızartmak yerine haşlama, ızgara veya fırın gibi yöntemler tercih edilmelidir” dedi. Dyt. Zehra Buket Benli, son olarak Ramazan ayında sağlıklı beslenme ile ilgili genel ipuçlarını şu şekilde sıraladı; Ramazan boyunca sahur ve iftar olmak üzere 2 ana öğün, iftardan sonra ise 1-2 ara öğün şeklinde düzenlenebilir. Uzun süre aç kalan mideyi zorlamamak için yemekler yavaş ve iyice çiğnenerek yenilmelidir. Sahurda süt, yoğurt, peynir, yumurta gibi proteinden zengin besinler tercih edilmeli, fazla yağlı, tuzlu ve unlu besinlerden uzak durulmalıdır. İftarda, 1-2 zeytin veya hurma ile oruç açılabilir, ardından çorba ile başlanıp sonrasında 10-15 dakika ara verilmelidir. Ana öğünde etli – tavuklu sebze yemekleri yanında salata-yoğurt ve ekmekle devam edilmelidir. Beyaz ekmek ve pirinç gibi glisemik indeksi yüksek gıdalar yerine, tam buğday ekmeği, bulgur, tam buğday makarna ve kuru baklagiller tercih edilmelidir. Tatlı tüketmek istenirse, haftada 1-2 gün şerbetli tatlılar yerine, sütlü tatlılar veya meyve tatlıları tercih edilmelidir. Yemeklerin pişirme yöntemlerinde ızgara, haşlama, buğulama veya fırında pişirme tercih edilmelidir. Kızartma ve kavurma yöntemlerinden kaçınılmalıdır. Konstipasyon sorununu engellemek için lif ve posadan zengin tam tahıllar, kuru baklagiller, sebze ve meyveler tercih edilmelidir. Oruç tutarken vücut uzun süre susuz kalacağı için iftar ve sahur arasında bol su içmeye özen gösterilmelidir. Asitli içecekler yerine su, ayran, taze sıkılmış meyve suyu veya şekersiz komposto tercih edilmelidir. İftar sonrası televizyon veya bilgisayar başında dinlenmek yerine, ev içi aktiviteler ve hafif hareketler sindirim için faydalı olacaktır” açıklamalarında bulundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.