SON DAKİKA
Hava Durumu

#Özelleştirme

Söz Bursa - Özelleştirme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Özelleştirme haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

"Yıldırım'ın Sağlığına İpotek Koyuluyor!" Haber

"Yıldırım'ın Sağlığına İpotek Koyuluyor!"

Anahtar Parti Yıldırım İlçe Başkanı Tayfun Yıldırım, sağlık alanında kullanılan arazilerin ve hastanelerin özelleştirilmesi planına sert tepki gösterdi. Yıldırım, parti üyeleri ve vatandaşların katılımıyla Bursa Ağız ve Diş Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi önünde bir basın açıklaması düzenledi. "Sağlıkta bir suikast" İlçe Başkanı Tayfun Yıldırım yaptığı açıklamada, 17 Mart ve 24 Nisan 2026 tarihlerinde Cumhurbaşkanlığı kararlarıyla Hazine ve Maliye Bakanlığı’nca alınan özelleştirme kararlarını eleştirerek, "Bugün burada, sadece alınmış basit bir özelleştirme kararı için değil, Yıldırım'ın sağlık alanındaki geleceğine yönelik bir suikastın halk nezdindeki itirazını dile getirmek için toplanmış bulunmaktayız" dedi. Satışa çıkarılan alanlar tek tek sıralandı Yıldırım, özelleştirilmesi planlanan alanları şöyle sıraladı: - Samanlı Mahallesi'nde sağlık hizmetleri için tahsis edilmiş toplam 241.574 metrekare arsa - Yüksek İhtisas Hastanesi'nden kalan 19.795 metrekare arsa - Göğüs Hastanesi'nden kalan 6.276 metrekare arsa - Bursa Ağız ve Diş Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin mevcut alanı 10.321 metrekare Tayfun Yıldırım, "Yıkılan hastanelerimizin yerine yeni sağlık kompleksleri yapılması beklenirken, israf ve talan sonucu bütçenin açık vermesiyle bu araziler göz göre göre satılmak isteniyor" ifadelerini kullandı. "İş insanları teklif vermesin" İş insanlarına seslenen Yıldırım, "Hiçbir iş insanımız bu ihalelere teklif vermemeli ve bu araziler sağlık alanında kullanılarak vatandaşlarımıza hizmet vermeye devam etmelidir" dedi. Şehir Hastanesi sonrası çile Bursa Şehir Hastanesi açılmadan önce Yıldırım'da dört büyük hastanenin aktif hizmet verdiğini hatırlatan Tayfun Yıldırım, şu ifadeleri kullandı: "Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Prof. Dr. Türkan Akyol Göğüs Hastalıkları Hastanesi, Şevket Yılmaz Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve önünde bulunduğumuz Bursa Ağız ve Diş Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi aktif olarak hizmet vermekteydi. Ama Şehir Hastanesi açıldıktan sonra önce Göğüs Hastanesi, sonrasında da Yüksek İhtisas Hastanesi kapatıldı." Yıldırım, "Yıldırımlılar ya Şevket Yılmaz Hastanesi'nde çileye talip olmak ya da 31 kilometre uzaktaki Şehir Hastanesi yollarında perişan olmak zorunda" diye ekledi. "105 doktor hizmet veriyor" Ağız ve Diş Hastanesi'nde 105 doktorun görev yaptığını belirten Tayfun Yıldırım, "Sadece Yıldırım halkına değil, Bursa'nın tamamına ve hatta çevre illere hizmet vermektedir. Eğer bu kararname ile satışlar gerçekleşirse, Yıldırımlı vatandaşlarımız bu kolaylıktan da mahrum bırakılacak" dedi. "Bu bir memleket meselesidir" Yıldırım, özelleştirme kararının parti meselesi olmadığını vurgulayarak, "Bu durum partiler üstü bir durumdur. Her partinin ve STK'nın bu durum karşısında tepkisini dile getirmesi gerekmektedir. Eğer bu alanlar satılırsa, Yıldırımlılar bunu asla unutmayacak ve zamanı geldiğinde gereken cevabı mutlaka verecektir" ifadelerini kullandı. Belediye Başkanı'na zor sorular Açıklamasında Yıldırım Belediye Başkanı'na yönelik sert sorular yönelten Tayfun Yıldırım, şunları söyledi: - "Neden suskunluğunu koruyor?" - "Neden gerekli mercilere baskı yapmıyor?" - "Alınan bu kararın yanlış olduğunu bile bile, neden itiraz etmiyor?" - "Yıldırım'ın geleceğine vurulan bu darbe, kendileri tarafından vurulduğu için midir suskunluğu?" Sosyal belediyecilik anlayışını eleştiren Yıldırım, "Sosyal belediyeciliği makarna ve kömür dağıtmak, üç harfli marketlerden indirim kartı vermekten ibaret zannedenlere sesleniyorum: Sosyal belediyecilik, vatandaşlarının eşit hizmet alma koşullarına ulaşmasını sağlayan belediyeciliktir" dedi. Tayfun Yıldırım sözlerini şöyle tamamladı: Yıldırım Bursa'nın Afrikası değildir Her alanda olduğu gibi sağlık alanında da Yıldırımlı vatandaşlarımızın öksüz ve mahsun bırakılmasına asla müsaade etmeyeceğiz. Bu yanlıştan derhal dönülmesi gerektiğini ve Yıldırımlıların hak ettiği değeri görmeleri için elimizden ne geliyorsa yapacağımızı bilmenizi isteriz."

Ümit Özdağ: "Baronlar dururken torbacı kovalamayın" Haber

Ümit Özdağ: "Baronlar dururken torbacı kovalamayın"

"Cumhuriyet Çocukları Gururla Kutluyor" 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla açıklamalarda bulunan Ümit Özdağ, bayramın sadece bugünün çocuklarına değil, Cumhuriyet tarihini yaşayan herkese ait olduğunu vurguladı. Ancak son günlerde yaşanan okul saldırılarına değinen Özdağ, çocukların eğitim sisteminde güvende olmadığını savundu. Eğitimde Tarikat Eleştirisi Milli Eğitim Bakanlığı'nın pedagojik ilkeleri ihlal ederek tarikat ve cemaatlerle iş birliği yaptığını öne süren Özdağ, "Bu uygulama gençlerimizi küresel rekabetten alıkoyuyor. PISA ve üniversite başarı sıralamaları ortadadır" dedi. "Baronlar Dururken Torbacı Bacağı Kırmayın": Okul önlerindeki uyuşturucu ve sanal kumar tehlikesine dikkat çeken Özdağ, "Baronlarla tanışık olup torbacıların bacağını kırmanın faydası yok. Önce baronların bacağı kırılmalı" ifadelerini kullandı. Demografik Tehlike Türkiye'de doğum oranlarının 1,4’e düştüğünü hatırlatan Özdağ, "Erdoğan üç çocuk diyor ama asgari ücretli bir aile üç çocuğa nasıl bakacak? Toplum hızla fakirleşiyor" dedi. AB ve Ekonomi Çıkışı Özdağ, Avrupa Birliği yetkilisi Ursula von der Leyen'in Türkiye'yi Rusya ve Çin ile aynı kategoride "tehdit" olarak görmesine de tepki gösterdi: AB İlişkileri Avrupa Birliği ile mevcut "tam üyelik" oyununun sürdürülebilir olmadığını belirten Özdağ, "Gümrük Birliği’ni sona erdireceğiz. Yerine 'Serbest Ticaret Bölgesi' modelini kuracağız" dedi. Özelleştirme Tepkisi Alsancak Limanı ve otoyolların özelleştirilme çabalarını eleştiren Özdağ, "65-70 milyar dolar kazanacağımız varlıkları 6-7 milyar dolara satıyorlar. Biz bütün bu süreçleri durduracağız" uyarısında bulundu. "Ekonomide Rasyonel Çöküş" Yeni Şafak gazetesinin manşetine atıfta bulunan Özdağ, iktidarın kendi yayın organlarının bile ekonomideki çöküşü kabul ettiğini söyledi.

27 ilde 55 taşınmaz satışta: "Arazi satarak hastane yapılamaz" Haber

27 ilde 55 taşınmaz satışta: "Arazi satarak hastane yapılamaz"

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, 17 Mart 2026 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Cumhurbaşkanı Kararıyla, Maliye Hazinesi’ne kayıtlı 27 ildeki 55 taşınmazın özelleştirme programına alınarak satışa çıkarılmasını sert bir dille eleştirdi. Pala, kararın gerekçesinde elde edilecek gelirin sağlık yatırımlarında kullanılacağının ifade edildiğini, bu açıklamanın kamu kaynaklarının yönetimi açısından ciddi bir sorunu gözler önüne serdiğini belirtti. Konuya ilişkin Pala, “Bu 55 taşınmazla ilgili elde edilecek toplam gelirin, bir yılda şehir hastanelerine aktarılan tutar kadar bile olmayacağı tahmin ediliyor. Bu karar, yıllardır “Şehir hastaneleri Sağlık Bakanlığı bütçesini rehin aldı” derken ne kadar haklı olduğumuzu bir kez daha gösteriyor. Sağlık yatırımı yapmak için bir araziyi satılığa çıkarmak, AKP’nin Cumhurbaşkanlığı Hükümetinin iflas etmiş olduğunun bir göstergesidir” dedi. Pala, eleştirilerinin yanı sıra alınan kararın gerekçesi, sağlığa erişime etkisi ve satışa çıkarılan alanların geleceğine ilişkin ayrıntılı bilgi talep ederek Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e kapsamlı bir soru önergesi iletti. “Arazi satarak hastane yapmak kabul edilemez!” Milletvekili Pala, kamu arazilerinin “sağlık yatırımı” gerekçesiyle satışa çıkarılmasının sağlık politikası açısından kabul edilemez bir yönetim zafiyeti olduğunu vurguladı. Pala, “Tüm taşınmazlar satıldığı takdirde elde edilecek gelirin, Kamu-Özel İşbirliği yöntemiyle inşa edilen ve işletilen 18 şehir hastanesine 2026 yılı için kullanım ve hizmet bedeli olarak bütçeye konulan 136,1 milyar TL’den daha düşük olacağı uzmanlar tarafından tahmin ediliyor. Bakanlık, şehir hastanelerine bir yıl için ödenen kira ve hizmet bedelinden daha düşük bir tutar için ülkemizin 27 ilinde 55 değerli taşınmazın satışa çıkarılmasının gerekçesini açıkça ortaya koymalıdır” sözleriyle, Bakan Mehmet Şimşek’e seslendi. “Kamu kaynakları elden çıkarılarak sağlık alanındaki gerileme giderilemez!” Pala, soru önergesinde kararın iller arası sağlık eşitsizliğini daha da derinleştirme riski taşıdığına da dikkat çekti: “Söz konusu taşınmazların bulunduğu illerden birçoğu sağlık gelişmişlik sıralamasında oldukça geridedir. Örneğin Kahramanmaraş 81 il içinde 67’nci, Adıyaman 75’inci ve Ağrı 78’inci sıradadır. Sağlık alanında geride kalmış, üstelik kimisi 6 Şubat depremlerinden derinden etkilenmiş bu illere devlet hastanesi yapılması gerekirken sağlık alanlarının satışa çıkarılması, bu illerde yurttaşın sağlık hakkının açıkça gözden çıkarılmasıdır” dedi. Pala, soru önergesinde ayrıca satış listesindeki taşınmazların imar planlarında hangi statüde olduğuna ve kaçının özellikle “Sağlık Alanı” olarak belirlendiğine dair bilgi talep etti. “Kupon arazi olarak tanımlanan bu alanlar imar planı değişiklikleriyle ticari kullanımlara açılacak mıdır; Bakanlık bu konuda da bilgi vermelidir. Sağlıkta Dönüşüm Programı ile sağlığı temel bir insan hakkından sermaye sınıfının birikim aracına dönüştüren AKP’nin, gelinen noktada kamu mülkiyetlerini satışa çıkartarak özelleştirmesi şaşırtıcı değildir, yıllardır bu konuya dikkat çekiyoruz. Sürecin takipçisi olacağız ve bu arazilerin satılmaması, kamu sağlık yatırımları için kullanılması amacıyla değerlendirilmesi için elimizden gelen çabayı göstereceğiz” vurgusunu yineledi.

Başkan Saltuk Deniz: ÇAYKUR satılırsa Karadeniz’in emeği satılmış olur Haber

Başkan Saltuk Deniz: ÇAYKUR satılırsa Karadeniz’in emeği satılmış olur

Cumhuriyet Halk Partisi Rize İl Başkanı Saltuk Deniz, Türkiye Varlık Fonu’nun Sayıştay denetimi kapsamı dışına çıkarılmasını sert sözlerle eleştirerek, ÇAYKUR’un geleceğine ilişkin ciddi uyarılarda bulundu. Deniz, denetim mekanizmalarının devre dışı bırakılmasının özelleştirme riskini büyüttüğünü belirterek, ÇAYKUR’un satılması halinde bunun sadece bir kurumun değil, Karadeniz’deki binlerce üreticinin emeğinin satılması anlamına geleceğini söyledi. ÇAYKUR DENETİM DIŞINDA, RİSK BÜYÜYOR Türkiye Varlık Fonu’na devredilen kurumların Sayıştay denetimi dışında bırakılmasının kabul edilemez olduğunu ifade eden Başkan Deniz, ÇAYKUR’un bu süreçle birlikte şeffaflıktan uzak bir yapıya sürüklendiğini dile getirdi. Deniz, “Cumhurbaşkanı imzasıyla Türkiye Varlık Fonu’nun Sayıştay denetimi kapsamı dışına çıkarılması, kamu kurumlarının geleceği açısından büyük bir risk oluşturuyor. Varlık Fonu’na devredilen ÇAYKUR da bu süreçte denetim dışında kaldı. Denetimin olmadığı yerde şeffaflık olmaz, şeffaflığın olmadığı yerde ise her türlü tasarrufun önü açılır” dedi. BİR SABAH UYANIRIZ, ÇAYKUR SATILMIŞ OLABİLİR ÇAYKUR’un Varlık Fonu bünyesinde bulunmasının özelleştirme ihtimalini güçlendirdiğini belirten Deniz, şu ifadeleri kullandı: “Varlık Fonu’nda bulunan ÇAYKUR her an satılabilir. Bir sabah uyandığımızda ÇAYKUR’un satıldığını öğrenebiliriz. Bu sadece bir kurumun el değiştirmesi değildir. Bu, Karadeniz’deki üreticinin alın terinin, emeğinin ve geleceğinin satılması demektir.” ÇAYKUR STRATEJİK BİR KURUMDUR ÇAYKUR’un Doğu Karadeniz’de binlerce ailenin geçim kaynağı olduğuna dikkat çeken CHP’li Başkan Deniz, kurumun kamu eliyle faaliyet göstermesinin bölge ekonomisi için hayati önem taşıdığını vurguladı. Deniz, “ÇAYKUR yalnızca bir işletme değildir; bölgenin sosyal dengesi, üreticinin güvencesi ve tarımsal kalkınmanın temel direğidir. Bu kurumu özelleştirme tartışmalarının odağına sokmak bile kabul edilemez” diye konuştu. MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ Denetim süreçlerinin şeffaf ve hesap verebilir bir şekilde yürütülmesi gerektiğini ifade eden Saltuk Deniz, olası bir özelleştirme girişimine karşı her platformda mücadele edeceklerini belirterek, “ÇAYKUR’un satılmasına, üreticinin kaderinin belirsizliğe sürüklenmesine asla izin vermeyeceğiz. Bu kurum, Karadeniz’in ortak değeridir ve öyle kalmalıdır” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.