SON DAKİKA
Hava Durumu

#Pandemi

Söz Bursa - Pandemi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Pandemi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İhracat şampiyonunda Kemal Yazıcı dönemi! OİB yeni yönetimini seçti Haber

İhracat şampiyonunda Kemal Yazıcı dönemi! OİB yeni yönetimini seçti

Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) 2025 yılı Genel Kurulu, Uludağ İhracatçı Birlikleri (UİB) Toplantı Salonu’nda yapıldı. Tek liste girilen seçimlerin sonucunda Ecoplas Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı, katılan üyelerinin tamamının oylarını alarak OİB Yönetim Kurulu Başkanlığına seçildi. OİB’in 2026-2030 dönemini kapsayacak Kemal Yazıcı Başkanlığında yeni Yönetim Kurulunda; Beyçelik Gestamp, Ford Otomotiv, Martur Sünger ve Koltuk Tesisleri, Bosch Sanayi ve Ticaret, Toyota Otomotiv, Oyak Renault, Tofaş Türk, İnci GS Yuasa Akü, Teknorot Otomotiv ve Valeo Otomotiv, Denetim Kurulu’nda ise TKG Otomotiv, OSKİM Pazarlama ve Canel Otomotiv yer aldı. Çelik: “Sekiz yıla devasa bir dönüşümü sığdırdık” Başkanlık dönemi sona eren Baran Çelik, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, sekiz yıl önce görevi devraldıklarında tek bir hedefleri olduğuna dikkat çekerek “Hedefimiz; Türk otomotiv sanayisini ihracatta daha güçlü, küresel değer zincirlerinde daha stratejik bir konuma taşımak. Bu hedef doğrultusunda önemli mesafeler kat ettik. Göreve başladığımız 2018 yılında 31,5 milyar dolar olan otomotiv ihracatımız 2025 yılında 41,5 milyar dolara yükseldi. Bu yıl 43 milyar dolar ile bu rakamı daha da yukarıya taşımayı hedefliyoruz. Pandemi nedeniyle bir yıllık ara dışında 19 yıldır ülkemizin ihracat şampiyonuyuz. Birliğimiz sadece ihracat rakamlarıyla değil, vizyonu, projeleri ve sektörün dönüşümüne liderlik eden yaklaşımıyla da güçlü bir kurumsal yapı haline geldi. Görev süremiz boyunca Dünya çapında ayak basmadığımız kıta, Türk bayrağını dalgalandırmadığımız ticaret merkezi bırakmadık. Bu dönemde 59 uluslararası fuara katılım sağladık, 63 sektörel ticaret heyeti ve 24 alım heyeti düzenledik” dedi. Görev süresi boyunca son sekiz yıla sadece projeleri değil, devasa bir dönüşümü sığdırdıklarını da belirten Baran Çelik “Otomotiv Geleceği Tasarım Yarışması’ndan Otomotiv Mühendisliği ve Aftermarket Konferansına, Avrupa Yeşil Mutabakatına uyum sürecinde Türkiye Otomotiv Endüstrisi Sürdürülebilirlik Eylem Planını hazırlayarak firmalarımıza karbon ayak izinin azaltılması, enerji verimliliği, döngüsel ekonomi ve SKDM uyumu gibi başlıklarda rehberlik etmemizden Yeşil Dönüşüm UR-GE projelerimiz ve SKDM eğitim programlarımız ile de özellikle KOBİ’lerimizin bu dönüşümün dışında kalmaması için finansman, danışmanlık ve teknik destek modellerini devreye almamıza kadar çok sayıda ilke, projeye ve çalışmaya imza attık. Yine en güncel ve en önemli gelişmelerden biri; Ticaret Bakanlığımızın öncülüğünde hayata geçirilen Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği Girişim Sermayesi Yatırım Fonu oldu. Bu fon ile birlikte sektörümüzde teknoloji geliştiren, inovasyon üreten girişimlerin finansmana erişimini güçlendirmeyi ve otomotiv ekosistemimizin geleceğini desteklemeyi amaçlıyoruz” dedi. Otomotiv, teknolojik dönüşümün de lokomotifidir Konuşmasında Başkanlığı süresince yaşadıkları zorluklardan da bahseden Çelik, şunları söyledi: “2020 yılından sonra Dünya ekonomisinin ve küresel ticaretin en çalkantılı dönemlerinden birini yaşadık. Pandemi ve ardından gelen, Çip krizi, tedarik zinciri kırılmaları, Brexit süreci, Yeşil dönüşüm, Enflasyonist ortam, Rusya-Ukrayna savaşı başta olmak üzere hem insanlık hem küresel ekonomi için yıkıcı etkiler bırakan savaşlar ve son dönemde küresel siyasette hızla yükselen korumacılık trendinin sonucunda Avrupa’da gündeme gelen “Made in EU” yaklaşımı… Tüm bu fırtınalı süreçte gemiyi limana sağ salim yanaştırmak için var gücümüzle çalıştık ve bunu başarmanın gururunu yaşıyoruz. Sektörümüz; Türkiye sanayisinin teknolojik dönüşümünün de lokomotifidir. Bugün geldiğimiz noktada Türk otomotiv endüstrisi Avrupa değer zincirinin en güçlü üretim ve tedarik merkezlerinden biri haline gelmiş durumda. Bu başarı, birlikte çalıştığımız yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerimizin, Birliğimizin kıymetli çalışanlarının ve en önemlisi siz değerli üyelerimizin ortak emeğinin sonucu. Bu vesileyle görev sürem boyunca birlikte çalıştığımız tüm yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerine içtenlikle teşekkür ediyorum. Şimdi bayrağı devretme vakti. Yeni seçilecek yönetim kurulumuzun, bu çıtayı çok daha yukarılara taşıyacağına inancım tamdır. Onların başarısı, Türkiye’nin başarısı olacaktır. Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği güçlü bir kurumdur. Bu kurumun en büyük gücü ise üyelerinin vizyonu ve dayanışmasıdır. Ben de bundan sonra sektörümüzün bir temsilcisi olarak otomotiv endüstrimizin gelişimi için çalışmaya devam edeceğim.” Baran Çelik’in konuşmasının ardından Birliğin bir önceki döneminde görev alan yönetim ve denetim kurulu üyelerine teşekkür plaketi takdim edildi. Yazıcı: “Üç ana başlıkta ihracatı artırmaya odaklıyız” OİB’in yeni Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı ise şunları söyledi: “Sektörümüz; Türkiye ekonomisinin temel taşlarından biri. Türkiye ihracatının yüzde 17,5’ini tek başına gerçekleştiriyor. Direkt çalışan 300 bin kişi, servis ve satışlar dahil 550 bin kişiye istihdam sağlıyoruz. En büyük pazarımız olan Avrupa Birliği ülkelerinin 2035 yılında sıfır emisyonlu araçlara geçiş planı sektörümüz ihracatı açısından çok kritik bir karar. AB ülkeleri sıfır emisyonlu araçlar konusunda kararlılar ama Çin ile rekabette zorlanıyorlar. Kendilerini Çin’e karşı koruyabilmek için “made in Europe” kavramını geliştirdiler. Biz sektör olarak Gümrük Birliği sayesinde bu kapsamda yer alacağız ama sıfır emisyonlu araçlar için gereken teknolojilere henüz hakim değiliz. Bu durum önümüzdeki dönemlerde ihracat açısından bir risk oluşturuyor. Eksiklerimizi hızlı bir şekilde tamamlayarak hazır hale gelmek zorundayız. Bu kapsamda yeni Yönetim Kurulu olarak üç ana başlık üzerinde çalışmak istiyoruz. İlk alanı “Geleceğe Hazırlanmak ve İhracat Artışı” olarak belirledik. İkinci olarak “Rekabetçi Otomotiv Sanayi” ve son olarak da “Güçlü Birlik ve Üye İlişkileri” konularına yoğunlaşmak kararı verdik. Türkiye otomotiv endüstrisi ihracatını korumaya ve artırmaya yönelik stratejiler geliştirerek sektör ve ilgili kurumlar ile birlikte çalışacağız ve geleceği birlikte şekillendireceğiz.”

UTİB’de bayrağı İhsan İpeker devraldı Haber

UTİB’de bayrağı İhsan İpeker devraldı

Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB) Seçimli Olağan Genel Kurulu sektör temsilcilerinin geniş katılımıyla gerçekleşti. Tek listenin katıldığı seçimlerin sonucunda 8 yıldır başkanlık görevini yürüten Pınar Taşdelen Engin, bayrağı İhsan İpeker’e devretti. Uludağ İhracatçı Birlikleri (UİB) Genel Sekreterlik binasında yapılan ve çok sayıda ihracatçı firma temsilcisinin yer aldığı genel kurula Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Başkanı İbrahim Burkay da katılarak sektöre destek verdi. İhsan İpeker başkanlığındaki listede Yönetim Kurulu’nda; Polyteks Tekstil, Güleser Tekstil, İlay Dış Ticaret, Fistaş Fantazi İplik, Harput Tekstil, Vanelli Tekstil, Acar İhracat İthalat, Korteks Mensucat, Aymes İç ve Dış ticaret, Sinateks Kumaş Dokuma, Denetim Kurulu’nda Burkay Tekstil, Taşdelen Tekstil, Mayfil Tekstil gibi sektörün önde gelen firmaları yer aldı. Pınar Taşdelen Engin: “Zor dönemlerde geleceğe ümit veren işler başardık” Genel Kurulun açılış konuşmasını yapan Pınar Taşdelen Engin, pandemi, savaşlar ve ekonomik krizlerin ağırlığını hissettirdiği zorlu bir dönemde görev yaptıklarına dikkat çekerek, yine de çok olumlu işler yaptıklarını vurguladı. Sektör olarak 2025 yılını 9,4 milyar dolarlık ihracatla kapattıklarını belirten Engin, “Aynı dönemde UTİB’in ihracatı 1,22 milyar dolara ulaştı. Tekstil ve hazır giyim sektörlerimiz birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye 2025 yılında 26,2 milyar dolarlık toplam ihracatla halen bölgemizin tartışmasız üretim üssü konumunu sürdürüyor. Türkiye küresel tedarik zincirinde stratejik bir öneme sahip. 2026 yılı itibarıyla UTİB ihracatımızda kilogram başına ortalama 9,4 dolar değere ulaştık; bu oran, yüksek katma değerli üretim anlayışımızın en net göstergesidir Sekiz yıl boyunca yalnızca ihracat rakamlarıyla değil, sektörümüzü dönüştürecek faaliyetler, organizasyonlar ve projelerle de sahada olduk. Tasarım yarışmalarından ödül törenlerine, URGE projelerinden etkinliklere uzanan geniş bir yelpazede Birliğimizi sektörün merkezi haline getirdik. Eğitim Programları, Burslar, Ur-Ge Projeleri ve önde gelen fuarlara milli katılım organizasyonlarıyla Birliğimizin uluslararası alandaki güçlü duruşunun da sürekliliğini güvence altına alıyoruz. Birliğimizin bundan sonraki yolculuğunda da ihracat rekortmenleri çıkarmasını, inovasyon liderliği oluşturmasını ve sektörün güçlü sesi olmaya devam etmesini yürekten diliyorum” diye konuştu. İhsan İpeker: “Dönüşümün sadece takipçisi değil, oyun kurucusu olacağız” Yeni dönemde birlik, devamlılık ve dönüşüm vurgusu yapan UTİB Başkanı İhsan İpeker, geçmiş dönemde hayata geçirilen projelerin üzerine yenilerini ekleyerek sektörün ihtiyaçlarına çözüm üretecek bir anlayışla çalışacaklarını söyledi. İpeker, “Genel kurulumuza katılım sağlayan tüm üyelerimize teşekkür ediyorum. Yeni dönemde ayrıca sektörün küresel değişim karşısındaki ihtiyaçlarına cevap verecek yeni adımları da devreye almayı hedefliyoruz. Büyük-küçük demeden tüm ihracatçılarımızın sorunlarını gündeme taşıyan, onlara yalnız olmadıklarını hissettiren ve katma değerli üretimi destekleyen bir anlayışla çalışacağız. Bildiğiniz gibi, tekstil sektörü sadece bir üretim alanı değil; Türkiye’nin sanayileşme tarihindeki en köklü mirası ve geleceğe açılan kapısıdır. Ancak hepimiz biliyoruz ki dünya artık sadece üretmeyi değil, sürdürülebilir, dijital ve katma değeri yüksek üretimi alkışlıyor. Geleneksel tekstilden, teknik tekstile; hızlı modadan, çevre dostu döngüsel ekonomiye geçiş bir seçenek olmaktan çıktı. UTİB olarak bu dönüşümün sadece takipçisi değil, bizzat oyun kurucusu olacağız” diye konuştu. Açılış konuşmalarının ardından geçmiş dönemde görev alan yönetim ve denetim kurulu üyelerine birer teşekkür plaketi takdim edildi. UİB Genel Sekreteri Mümin Karacakayalılar ise Genel Sekreterlik çalışanları adına Pınar Taşdelen Engin’e çiçek takdim etti.

Bakan Gürlek’ten 12. Yargı paketi müjdesi! Haber

Bakan Gürlek’ten 12. Yargı paketi müjdesi!

Adalet Bakanı Akın Gürlek, ''Bu coğrafyada güçlü kalmanın yolu birlikten, beraberlikten ve kardeşlikten geçmektedir. Biz birlikte güçlüyüz. Devletimizin tüm kurumlarıyla milletimizle omuz omuza vererek huzurun, güvenliğin ve adaletin kalıcı şekilde tesis edildiği bir Türkiye için çalışmalarımızı sürdüreceğiz’’ dedi. Bir dizi programa katılmak üzere Diyarbakır’a gelen Adalet Bakanı Akın Gürlek, ilk olarak Diyarbakır Valiliği'ni ziyaret etti. Şeref defterini imzalamasının ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Bakan Gürlek, Adalet Bakanı olarak demokratik hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'nin adalet ve huzurun sağlanması konusunda kararlı duruşunu ve geleceğe dair inancını paylaşmak için burada olduklarını söyledi. Herkesin şahit olduğu üzere Orta Doğu'da yaşanan gelişmelerin artık sadece bölgesel meseleler olmaktan çıktığını belirten Bakan Gürlek, "Bugün yaşananlar sadece sınırların ötesinde değil, insanlığın tam kalbinde hissedilmektedir. Ne yazık ki masum sivillerin hedef alındığı, çocukların, kadınların katledildiği, şehirlerin yerle bir edildiği bir tabloyla karşı karşıyayız. Açıkça ifade etmek gerekirse bu bir savaş değil, bu bir zulümdür. Ve ne yazık ki bugün dünya adaletin değil, gücün hakim olduğu bir düzene hızla sürüklenmektedir. Ne tesadüf ki bu zulmün muhatabı bizim dinimizden, bizim akraba topluluklarımızdan, kader birliği yaptığımız coğrafyamızdan insanlar olmaktadır. Cumhurbaşkanımızın da her seferinde vurguladığı gibi Türk, Kürt, Arap, Sünni, Şii, Alevi ve her kesimden insanımızın kardeşlik bağlarıyla yaşadığı bu coğrafyada akan her kan damlası bizlerden düşmektedir. Küresel sistem güçlü olanın haklı sayıldığı bir yapıya dönüşmüştür. Biz buna razı değiliz. Hiçbir zaman da razı olmayacağız. Çünkü biz biliyoruz ki adalet gücün değil, hakkın yanında olandır. Kıymetli kardeşlerim, yaşanan bu zulüm ve istikrarsızlık sadece proje savaş bölgeleri ile sınırda kalmamaktadır. Tıpkı bir pandemi gibi etkisini sınırların ötesine taşımakta, toplumsal yaşamın her alanını derinden sarsmaktadır. Pandemi nasıl tüm dünyayı etkilediyse bugün yaşanan bu işgaller de benzer şekilde yayılmakta, toplumları yıpratmakta, geleceğe dair umutları zedelemektedir. Ancak burada altını özellikle çizmek isterim ki Türkiye tüm bu olumsuzluklara rağmen istikrarını koruyan ve güçlenmeye devam eden bir ülkedir. Güçlü Türkiye'mizin lideri Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın dünya liderliği, bölgesel stratejik hamleleri ve ülkemizin devlet aklıyla sınırlarımız içerisindeki huzurumuzu ve güvenliğimizi korumaya, güçlendirmeye ve şehrimizdeki yangınları, yangınların olumsuz etkilerini bertaraf etmeye Allah'ın yardımı ve inayetiyle devam edeceğiz. Coğrafyamızın üzerine çöken bu karanlık, ülkemizden yükselen barış, kardeşlik ve demokratik Türkiye ışığıyla aydınlanmaya devam edecek’’ diye konuştu. ''BİZ BİRLİKTE GÜÇLÜYÜZ’’ Bugünleri görüp tedbirleri önceden alma iradesi ortaya koyan, tüm ezberleri bozan, cesur duruşuyla ülkeyi bu savaş sarmalının dışında tutan Cumhur İttifakı'nın duruşunun ülke ve bölge için ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha gördüklerini ifade eden Bakan Gürlek, "Bu noktada milli birlik ve kardeşlik vurgusunu her zaman güçlü bir şekilde ortaya koyan Devlet Bahçeli'ye sürece olan katkılarından dolayı ben şahsım adına şükranlarımı sunuyorum. Bu coğrafyada güçlü kalmanın yolu birlikten, beraberlikten ve kardeşlikten geçmektedir. Biz birlikte güçlüyüz. Geçmişteki tüm kesimlerin travmalarını bir kenara koyup, güçlü Türkiye davamıza hizmet eden terörsüz Türkiye yolunu zorlayacağız. Zira her kesimin geçmişle alakalı fedakarlık yapmaya hazır olduğuna şahitlik ediyoruz. Bu doğrultuda ülkemizin ulaşabileceği en yüksek demokratik hukuk devleti standartlarına erişmesi amacıyla Adalet Bakanlığı olarak üzerimize düşen sorumluluğun ve bilincin farkındayız. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin ortaya koyduğu irade ve belirttiği istikamet doğrultusunda reform süreçlerinde hızlı adlandırmaya ve gerekli tüm adımları atmaya kararlı olduğumuzu bir kez daha ifade etmek istiyorum. Değerli arkadaşlar, Adalet Bakanı olarak her bir vatandaşımızın adalet hizmetlerine zamanında ve etkin erişim hakkının omuzlarımızda en temel sorumluluklarından biri olduğunun bilincindeyiz’’ şeklinde konuştu. ''DİYARBAKIR’IN BÖLGEMİZ AÇISINDAN TAŞIDIĞI STRATEJİK ÖNEMİN FARKINDAYIZ’’ Adalete erişimin korunması, güçlendirilmesi yönünde iradelerini kararlılıkla sürdüreceklerini vurgulayan Bakan Gürlek, şöyle devam etti: ''Zira bu irade yalnızca bugünün değil, yarının da teminidir. Hükümetimiz adalet sisteminin en ileri ve etkin bir şekilde işlemesi için gece gündüz demeden çalışmalarını sürdürmekte, hukukun üstünlüğünü temin etmeye yönelik azim ve kararlılığını tavizsiz bir biçimde ortaya koymaktadır. Bu anlayışla hükümetimiz, geçmişten bugüne görev yapan adalet bakanlarımızın adalet sisteminin güçlendirilmesi adına ortaya koydukları kıymetli çalışmaların devamını sağlamak ve birikimi daha ileri götürmek amacıyla kararlılığımızı sürdüreceğiz. Büyüyen, gelişen ve modern bir yapıya kavuşan Diyarbakır'ımızın adalet altyapısını daha da güçlendirmek, hizmet kalitesini artırmak ve vatandaşlarımıza sunulan adalet hizmetlerini yerinde takip etmek amacıyla bugün Diyarbakır ziyaretimizi yaptık. Diyarbakır'ımızın bölgemiz açısından taşıdığı stratejik önemin farkındayız. Adalet Bakanı olarak Bakanlığımızın görev ve sorumluluklarının sahadaki uygulamalarını yakından izlemek ve gözlemlemek amacıyla tüm adımları istikrarlı bir şekilde takip edeceğiz. Yine Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yürütülen çalışmaların sonuçlarını görüyoruz. Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında yapılan kanuni düzenlemelerin siyasi partilerin büyük ekseriyetle ve desteğiyle milletin ihtiyaçlarına doğrudan cevap vereceğini gözlemliyoruz.’’ ''12. YARGI PAKETİMİZ İNŞALLAH KISA SÜREDE MECLİSE SUNULACAK’’ Adalet Bakanlığı olarak adalet ve hukuk sistemini daha hızlı, etkin ve erişebilir kılan düzenlemeler için büyük bir heyecan içerisinde olduklarını ifade eden Bakan Gürlek, şunları söyledi: ''Çünkü bizim için adalet sadece yargı süreçlerindeki ilerleyiş değil, hayatta her anlamda var olan bir yapıdır. Vatandaşlarımızın beklentisini biliyoruz, ihtiyaçlarını görüyoruz. Gereğini yapmak için elimizden geldiğince çalışıyoruz. Bu kapsamda biliyorsunuz 12. Yargı Paketimiz inşallah kısa sürede Meclise sunulacak. Ben Adalet Bakanı olarak şunu ifade etmek istiyorum; milli birlik ve kardeşlik temelinde yürütülen terörsüz Türkiye yolunda her kesimin aldığı sorumlulukları provoke etmeye çalışan karanlık dehlizlerin farkında olmaya ve sabırla ilerleyen sürece katkı sunmaya devam etmeliyiz. Zira coğrafyamıza kurulan küresel tuzaklardan korunmanın tek yolu birbirimize sıkı sıkıya bağlanmak, kardeşlik hukukumuzu ilerletmektir. Milli birlik ve kardeşlik temelinde yürütülen terörsüz Türkiye vizyonu, milli birlik ve kardeşlik ruhunun en güçlü tezahürüdür. Bizler bu topraklarda binlerce yıldır süregelen birlik ve beraberliğimizi korumak, terörün her türlüsüne karşı kararlılıkla mücadele etmek için buradayız ve buna devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki milli birlik ve kardeşliğin hakim olduğu bir Türkiye, terör ve fitneye asla yer vermeyecektir. Bu anlayışla devletimizin tüm kurumlarıyla milletimizle omuz omuza vererek huzurun, güvenliğin ve adaletin kalıcı şekilde tesis edildiği bir Türkiye için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bu topraklar binlerce yıllık kardeşliğin, ortak kaderin ve köklü devlet geleneğinin güçlü taşıyıcısıdır. Bu birlik devam ettiği sürece hiçbir güç bizi yolumuzdan ayıramaz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti her şartta vatandaşının yanındadır. Adaletle, kararlılıkla ve güçlü iradeyle yoluna devam edecektir.’’

Muhittin Böcek hakim karşısında: "Yaşamak istiyorum, tahliyemi istiyorum" Haber

Muhittin Böcek hakim karşısında: "Yaşamak istiyorum, tahliyemi istiyorum"

Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik yürütülen rüşvet ve yolsuzluk soruşturması kapsamında aralarında görevinden uzaklaştırılan Başkan Muhittin Böcek'in de bulunduğu 5'i tutuklu toplam 41 sanık hakim karşısına çıktı. Muhittin Böcek savunmasında, "Ben yaşamak istiyorum. Uyku annesi, kalp, astım, prostat, böbreklerimle ilgili çeşitli rahatsızlıklarım var. 5 Temmuz'da alnım açık başım dik onurumla cezaevine girdim, 9. aya giriyorum. Tedavi olmak istiyorum. Tüm bu suçlardan beraat edeceğimi biliyorum ve tahliyemi istiyorum" dedi. Antalya 6'ncı Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada tutuklu sanıklar Muhittin Böcek, oğlu Mustafa Gökhan Böcek, eski Antalya İl Emniyet Müdürü İlker Arslan, Fazlı Ateş ve Mehmet Okan Kaya ile birlikte toplam 41 sanık yargılanıyor. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan iddianame Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilerek kamu davası açıldı. Dosyanın ilk duruşması bugün görülmeye başlandı. Muhittin Böcek, İlker Arslan, Fazlı Ateş, Gökhan Böcek ve Mehmet Okan Kaya davaya duruşma salonunda katılırken, tutuklu ve tutuksuz sanık yakınları, CHP Genel Merkezi'nden yöneticiler, CHP Antalya Milletvekilleri, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanvekili Büşra Özdemir duruşma salonunda yer aldı. Şüpheliler arasında ve haklarında yakalama kararı bulunan N.E. ve O.M. ile şüpheli U.K.Y. de duruşmaya katılmadı. İçişleri Bakanlığı kararıyla görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek, mahkemede yaptığı savunmada babasını 13 yaşındayken kaybettiğini, dün babasını 51. yılında ilk kez mezarında ziyaret edemediğini dile getirerek, şu ifadelere yer verdi: "İlk defa babamın mezarına gidemedim,13 yaşında babamı kaybettim, dün 51. yılıydı. 1999'da Konyaaltı Belediye Başkanı oldum, benim hayalim Cumhuriyetin 100. Yılında belediye başkanı olmaktı. 2019 yılında göreve geldiğimizden 6 ay sonra Cumhurbaşkanı tüm büyükşehir belediye başkanlarını külliyeye davet etti. 6 milyar 180 bin borcumuz var dedik, kredi ile ilgili konuştuk, 200 milyon kredi verildi. Ardından pandemi dönemi geldi, rahatsızlığım nedeniyle 1 yıl görevimden uzaklaştım, ardından Manavgat yangınları sonra deprem, acı süreçlerden geçtik." "HİÇBİR YAKINIMI ZENGİN ETMEDİM, GÖREVE BİR AKRABAMI ZENGİN ETMEK İÇİN GELMEDİM" Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde bin 129 ihale yapıldığını aktaran Böcek, ihalelere kendisinin girmediğini vurgulayarak, şu ifadelere yer verdi: "İhalelere belediyeden denetimden geçtikten sonra mülkiye başmüfettişi gelir, asla bir ihaleyle ilgili sorunumuz olmadı. 24 yıldır Antalya'da muhalefet partiden görevli olarak görevimi sürdürüyorum. Hiçbir yakınımı zengin etmedim, göreve bir akrabamı zengin etmek için gelmedim. Bu yılki bütçemiz 84 buçuk milyar, bu bütçeyi namusum gibi koruyarak devam edeceğim. 2024 yılında borçlu belediyelerin listesi asıldı, Antalya Büyükşehir'in hiçbir borcu yansımadı. Belediyede 19 bin 180 kişi çalışıyor, hepsinin emeğinin karşılığını veriyoruz, kimsenin emeğini peşkeş çekmedim. " "YAŞAMAK İSTİYORUM" "Rahmetli babam Çağlarca köyü ağası" diyen Böcek, maddi durumlarının iyi olduğuna dikkat çekti. Madden belediyeden gelecek hiçbir gelire ihtiyacı olmadığını belirten Böcek, "27 milyona ev sahipliği yapıyoruz, şantajlara kumpaslara fırsat vermedim, hiçbir şekilde çalışmalarımız süresince kamu zararına uğratmadım. 10 defa hastaneye kaldırıldım, hayatım boyunca hastalığı bahane edip hiçbir zaman rapor almadım, 5 Temmuz'da tutuklandığımda 12 ilaç kullanıyordum, şimdi 22 ilaç kullanıyorum. Türk hekimlerine emanetiz deniyor, üniversiteye tedavi olmak için gidemedim. Ben yaşamak istiyorum. Uyku apnesi, kalp, astım, prostat, böbreklerimle ilgili çeşitli rahatsızlıklarım var. 5 Temmuz'da alnım açık başım dik onurumla cezaevine girdim, 9. aya giriyorum. Tedavi olmak istiyorum. Tüm bu atılı suçlardan beraat edeceğimi biliyorum ve tahliyemi istiyorum" dedi. "KİMSENİN BİR KURUŞUNDA GÖZÜM YOKTUR" "2024 Yılı Yerel Seçim propaganda çalışmaları kapsamında Anadolu Reklam isimli firmanın yapmış olduğu işlere yönelik ödemeler için oğlu Mustafa Gökhan Böcek ve S.T. aracılığıyla Y.Y., A.Y. ve S.K.'den fatura ödeme talebinde bulunması yönünde savunma yapan Muhittin Böcek, "Doğrudan ya da dolaylı talimatım olmadı, gece gündüz demeden çalışmalarımı yapıyordum seçim döneminde, o yoğunlukta kimseyi görmedim. Tüm siyasi partilerde partiler komisyon kurar, kendi gönülleriyle yapmıştır, benim haberim ve dahilim olmamıştır. Haksız mal edinme konusunu reddediyorum, kimsenin bir kuruşunda gözüm yoktur, mal beyanım ortadadır, haksız mal edinme konusunu kabul etmiyorum" diye konuştu. "SUÇUN NEDEN BANA YÖNELTİLDİĞİNİ ANLAMIYORUM" Zeynep K'ye lüks dubleks daire alımı hakkında konuşan Böcek, "Emniyete verdiğim ifademi tekrar ediyorum. Zeynep'e ev alımı konusunda Y.G.'ye borç vermiş, ikisi arasında alacak ilişkisi. Bu eylem nedeniyle neden suçlanıyorum, suçun neden bana yöneltildiğini anlamıyorum, kabul etmiyorum" şeklinde konuştu. Mustafa Gökhan Böcek ve Zuhal B. ortak çocukları M.A.B. üzerine dubleks villa alınması hususunda hakkında icbar suretiyle irtikap suçunu işlediği hususunda kamu davası açmaya yetecek yeterli şüphelinin oluştuğu, Mustafa Gökhan Böcek'in ise yardım eden sıfatıyla bahse konu suça iştirak ettiğine dair savunma yapan Böcek, "S.A. herhangi bir talimatım asla bulunmamaktadır, S.A'nın gönderdiği mesaj benimle ilişkilendirilmiştir. Kimsenin hakkı yenmemiştir, bir anlam çıkarılmasını anlamış değilim, irtikap suçunu işlediğimin sonucuna varılması mümkün değildir, mali hizmetler başkanının bana bilgi vermesinin nasıl bir garip yönü olabilir. Bütün daire başkanlarıyla çalışma şeklim bu yöndedir, hepsine destek olurum. Belediyenin parasını kuruşu kuruşuna gözüm gibi korudum. Oğlum Gökhan'la şahsi ticarete dayamalı ödemelerin benimle ilişkilendirilmesini kesinlikle kabul etmiyorum. B.Ç.'yi bugüne kadar 2-3 kez gördüm, M.Y.'yi hiç görmedim, talimatım ya da vaadim söz konusu değildir" dedi. M.K. adına araç, ikamet etmesi için kendi adına ev alması ve B.G. ve A.A. isimli şahıslardan M.K.'ye saat ile elden para alınması eylemine ilişkin değerlendirmede bulunan Böcek, "M.K. hanım adına 30 yılı aşkın dostluğum olan A.A.'dan araç alınmıştır. Makamımda görüşmesi yapılmıştır, aracın 1 milyon 800 bin TL ödemeye anlaşılmıştır. Kasamda bulunan altını oğluna teslim ettim, araç satış bedelinin gönderileceğini söylemiştim. Ortada gerçek bir alım satım ilişkisi vardır, herhangi bir suç işlenmemiştir. Bildiğiniz gibi Yörük çocuğuyum, hayat arkadaşına alacağın bir şeyi başkasına aldırtmak bizim adetimizde var mı, M. hanıma saatini hediye ederken faturasının alınmadığını şimdilik saati kullanmaması gerektiğini söylemiştim, evinde de o şekilde bulundu. M. hanıma hediye ettiğim saat ya da tadilat için herhangi bir talebim bulunmadı, iş insanlarına baskı kurmam, dolaylı bir menfaat talep etmem asla söz konusu değil, tüm suçlamaları reddediyorum" diye konuştu. H.A. tarafından şahsına Aksu ilçesi Altıntaş Mahallesi'nde daire satışı eylemine ilişkin konuşan Böcek, "1 milyon 650 bin TL'ye el sıkıştık, 650 bin için 25 bin dolar verdim, geri kalan 1 milyonu kendi aramızda halledeceğimiz konusunda el sıkıştık. Bu durum iki kişi arasında ticaretten ibarettir. Atadan kalma yerlerim, mal beyanlarım günü gününe görülecektir, böylesine mal varlığı olan birinin bunlarına ihtiyacı yoktur" ifadelerini kullandı. İ. E.'nin gerçekte şahsına ait olduğunu iddia ettiği bir sitedeki lüks daire ve Kemer ilçesi Kuzdere mevkiindeki tarla vasfındaki taşınmazı kendi üzerine alması eylemi hakkında savunma yapan Böcek, şu ifadelere yer verdi: "Üzerinden 10 yıl geçtiği için bu konuları hatırlamam, nasıl ruhsat alındığına dair bilgim yoktur, bu ev benim evim değildir, İ. E. tarafından nasıl temin edildiğini bilmiyorum." Başka bir siteden kendisine üç adet ve diğer belediye çalışanlarına maliyeti karşılığında iki adet dükkan alınması konusuna yönelik Böcek, "2019 yılı yerel seçimlerini kazandıktan sonra Güneş Mahallesi'ne ziyaretimizde söz alan bir vatandaş, önceki başkanın dönüşüm sözü verdiğini, seçilemeyince iş makinelerini mahalleden topladığını belirtti. Geçmiş dönem başkanı vaatlerini yerine getirmeyince talimat verdim, bir an önce sürecin tamamlanmasını istedim. Belediye meclisimizden oy birliğiyle geçti, ihale süreci tamamlandı. S.K. 15 yıldır tanıdığım, oğlunun nikahını kıydığım kişi, işin yavaşlatılması iddiası tamamen asılsız. S.T.'ye birkaç daire iste gibi talimatım asla olmadı, 15 yılık dostumdan asla böyle bir şey istemedim. S.T.'yi tersleyip neden böyle bir talepte bulunuyorsun demeliydi, sonuç olarak bu taşınmazlarla hiçbir alakam bulunmamaktadır" diye konuştu. Büyükşehir belediyesi ile resmi iş ilişkisi olan iş adamlarından suça konu maddi menfaatlerin reklam ve organizasyon işi yapan Mehmet Okan Kaya isimli şahsa aktarılması eylemi hakkında Böcek, "Tüm organizasyonlarda herkese aynı eşit mesafede olan birisiyim, Türkiye'nin her yerinde gönüllülük aracılığıyla sponsor olunur. Ben bu konulara girmem, bilgim dahilinde olmaz, yardım istemem tamamen gerçek dışıdır. Seçim sürecinde insanlar destekledikleri adaya destek olmak isterler. Var olan bu gerçeği sanki bir iş insanına dayatıyor gibi yapmam düşünülemez" dedi. Polis memuru O.A. ile olan irtibatı hakkında da açıklamada bulunan Böcek, "O.A.'yı tanırım, eşi belediyede çalışır, belediye başkanı olarak iftiralar maruz kaldığım olmuştur. Kendisi bana destek vermek adına bilgi vermiş olabilir, başka bir ilişkim bulunmamıştır" ifadelerini kullandı. Eski Emniyet Müdürü İlker Arslan hakkında kendisine yöneltilen soruya da cevap veren Böcek, "İlker Arslan'a yönelik hiçbir talimatım olmadı" dedi. BÖCEK HAKKINDA ÜÇ AYRI SUÇLAMA Dosyada görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek hakkında "icbar suretiyle irtikap", "haksız mal edinme" ve "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması" suçlarından yargılama talep ediliyor. Tutuklu sanıklardan Mustafa Gökhan Böcek hakkında ise "nüfuz ticareti", "yardım eden sıfatıyla haksız mal edinme" ve "yardım eden sıfatıyla icbar suretiyle irtikap" suçlamaları yöneltiliyor. Eski Antalya İl Emniyet Müdürü İlker Arslan hakkında da zincirleme suç hükümleri kapsamında "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması" ve "haksız mal edinme" suçlarından cezalandırılması talep ediliyor. Soruşturma kapsamında tutuksuz yargılanan sanıklar Zuhal B. ve Zeynep K. hakkında ise "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması" suçundan cezalandırılmaları isteniyor. DOSYADA 26 AYRI İDDİA İNCELENDİ Savcılık tarafından hazırlanan 702 sayfalık iddianamede, belediyedeki çeşitli işlemler ve mali hareketlere ilişkin 26 ayrı iddia hakkında hukuki değerlendirme yapıldı. İddianamede özellikle yerel seçim sürecinde yürütülen propaganda faaliyetleri kapsamında bazı reklam harcamalarının iş insanlarına fatura ettirildiği iddiaları, bazı taşınmaz ve araçların üçüncü kişiler üzerine geçirilmesi, yüksek tutarlı para ve döviz transferleri ile iskan ve ruhsat işlemleri karşılığında menfaat sağlandığına ilişkin değerlendirmeler yer aldı. İddianamede incelenen bazı iddialar yönünden ise kamu davası açılması için yeterli delil bulunmadığı değerlendirmesine yer verildi. "SUÇU MESLEK EDİNME" DEĞERLENDİRMESİ İddianamede Mustafa Gökhan Böcek hakkında dikkat çeken bir değerlendirme de yer aldı. Savcılık, Böcek'in resmi bir gelirinin bulunmamasına rağmen elde ettiği menfaatlerin kaynağını gizlemek amacıyla bazı malvarlığı değerlerini üçüncü kişiler üzerine tescil ettirdiğini veya çeşitli finansal işlemlerle meşru gelir gibi göstermeye çalıştığını değerlendirdi. Bu nedenle Mustafa Gökhan Böcek'in Türk Ceza Kanunu'nun 58'inci maddesi kapsamında "suçu meslek edinen kişi" olarak cezalandırılması talep edildi. MASAK VE HTS VERİLERİ DELİL OLARAK DOSYADA Savcılık iddianamede olaylara ilişkin değerlendirmelerin; taraf beyanları, MASAK finansal verileri, HTS analizleri, tapu kayıtları, mali inceleme raporları ve kurum yazışmaları birlikte incelenerek yapıldığını belirtti. 258 milyon liralık mal varlığı için müsadere talebi Soruşturma kapsamında yapılan aramalar ve mali incelemelerde yaklaşık 170 milyon lira tutarında nakit mevduata el konulduğu belirtildi. Ayrıca 10 daire, 5 araç, 5 iş yeri, bir saat ve bir cep telefonu olmak üzere toplam değeri yaklaşık 258,6 milyon lira olarak hesaplanan malvarlığının da müsaderesi talep edildi.

Sağlık Müzesi’nde Pandemi söyleşisi: Deneyimler ve kayıplar konuşuldu Haber

Sağlık Müzesi’nde Pandemi söyleşisi: Deneyimler ve kayıplar konuşuldu

Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde düzenlenen programda, COVID-19 pandemisinin tıbbi ve toplumsal etkileri değerlendirilirken, salgında hayatını kaybeden sağlık çalışanları anıldı. Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde düzenlenen “Sağlık Buluşmaları” etkinlikleri kapsamında “COVID-19 Pandemisi ve Sağlık: Etkiler, Deneyimler ve Pandemi Şehitlerimiz” başlıklı bir söyleşi düzenlendi. Etkinlikte, dünyayı sarsan pandemi süreci hem bilimsel verilerle hem de toplumsal yansımalarıyla ele alındı. Prof. Dr. Harun Ağca, Prof. Dr. Ali Asan ve Doç. Dr. Ezgi Demirdöğen’in konuşmacı olarak katıldığı programda, Aralık 2019’da Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından küresel acil durum ilan edilen sürecin detayları aktarıldı. Uzmanlar; virüsün bulaş özellikleri, hastalığın klinik seyri ve ortaya çıkan komplikasyonlar hakkında katılımcıları bilgilendirdi. Etkinlikte; pandeminin yalnızca bir sağlık krizi olmadığı; sağlık sistemlerinde yarattığı yoğunluğun yanı sıra uzaktan eğitim ve evden çalışma gibi yeni uygulamalarla sosyal ve ekonomik yaşam üzerinde uzun süreli izler bıraktığı ifade edildi. Salgınla mücadelede dönüm noktası olan mRNA ve inaktif aşıların rolü vurgulanırken, antiviral ilaçlar ile destekleyici tedavi yöntemlerinin hastalığın yönetimindeki etkileri de detaylarıyla konuşuldu. SALGINDA HAYATINI KAYBEDEN SAĞLIK ÇALIŞANLARI ANILDI Programda ayrıca hem Türkiye’de hem de dünyada salgınla mücadelenin ön saflarında yer alırken yaşamını yitiren hekimler ve tüm sağlık personeli, gösterdikleri büyük fedakârlıklara dikkat çekilerek, saygı ve minnetle anıldı.

Mehmet Yasak: "Lokantacı esnafı sahipsiz bırakıldı, değişime geliyoruz" Haber

Mehmet Yasak: "Lokantacı esnafı sahipsiz bırakıldı, değişime geliyoruz"

BESOB’a bağlı esnaf odalarının seçimleri devam ederken sonucu en çok merak edilen odalardan birisi de Bursa Lokantacılar Odası’nın seçimi. Kırk yılı aşkın süredir başkanlık koltuğunda oturan Arif Tak’ın rakibi olan Mehmet Yasak: “Gücümüzü değişim isteğinden alıyoruz. Oda üyelerimiz değişime giderek odanın üzerindeki ataletin kalkmasını istiyor” dedi. Bursa Lokantacılar Odası’nın üye sayısı açısından Bursa’nın en büyük odalarından birisi olduğuna vurgu yapan başkan adayı Mehmet Yasak şunları aktardı: “Odamız gerek üye sayısı gerekse yaygınlığı açısından Bursa’nın en büyük esnaf odalarından birisi. Altı bini aşkın üyemizin haklarının savunulması ve yeniliklerle buluşturulması konusunda son yıllarda büyük eksiklik çekiyoruz. Geriye dönüp bakıldığında pandemi süreci en çok bizleri etkiledi. Pandemi sürecinde çok sayıda esnafımız kapısına kilit vurmak zorunda kaldı. Pandemi bizlerin üzerinden adeta buldozer gibi geçti. Ancak odamız üyelerine destek olacak adımları atmadı. Odanın varlığını hissedememek bu yola çıkmamızda bizlerin ana motivasyonu oldu. Seçimlere iki yıl varken arkadaşlarımızla yaptığımız istişareler sonucunda adaylık yoluna çıktık. Adaylığımız koltuk elde etme hırsından değil, sahipsizlik içerisinde kendi kendimize sahip çıkma ihtiyacından ortaya çıktı.” ‘GIDA GÜVENLİĞİ BURSALILARA KARŞI BİZİM SORUMLULUĞUMUZDA’ Lokantacılar odası gibi bir kurumun üyelerine olduğu kadar vatandaşlara karşı da büyük bir sorumluluk içerisinde olduğuna işaret eden başkan adayı Yasak: “Binlerce üyemiz her gün işletmelerini açtığında evlerine ekmek götürme sorumluluğunun yanı sıra, yediden yetmişe tüm halkımızın sağlıklı ve güvenli gıdaya ulaşmasından da sorumlular. Oda olarak bu sorumluluklarında yeterince yerine getirilememesinden dolayı da rahatsızlık içerisindeyiz. Gıda, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın gıda güvenliği denetimleri tüm yoğunluğu iler devam ediyor ancak merdiven altı denilen işletmelerin sayısı çok fazla. Oda olarak halk sağlığını hiçe sayan bu işletmelerle de halkımız adına mücadele etmemiz gerekli. Oda olarak bu hem sorumluluğumuz hem de Bursalılara karşı borcumuz” şeklinde konuştu. ‘ODAYA DEĞİŞİM VE HAREKET GELECEK’ Aday olmalarının üçüncü sebebi olarak üyelerinin kamuoyunda doğru şekilde ifade edilememesi olduğunu da açıklayan Yasak şu sözleri kullandı: “Artan gıda fiyatları sadece ülkemizde değil tüm dünya da bir vakıa. Ancak işletmelerimizin artan girdi maliyetleri konusunda verdiği mücadeleyi ne yazık ki halkımıza doğru ve etkin anlatamadık. Odamız büyük bir sessizlik içerisinde. Yapılan yayınlar dolayısıyla esnaflarımızın kamuoyu önündeki algısı negatif. Elbette fahiş fiyat uygulayan işletmeler mevcuttur. Ancak bu durum geneli ifade etmeyen istisnai bir durumdur. İletişim ve teknoloji çağında bursa Lokantacılar Odası’nın sıfır iletişimle yola devam etmesi, teknolojiyi takip etmemesi kabul edilemez. Ortaya koyduğumuz projeler içerisinde derhal faaliyete geçebilecek olan Tek-Tık ile işletmelerden fahiş komisyonlar alan yemek uygulamalarının keyfi tarifelerinden esnafımızı ve tabi ki Bursalıları kurtaracağız. Her şeyi üst üste koyduğumuzda Bursa Lokantacılar Odası’nda değişimin kaçınılmaz olduğu aşikar. Çalışmalarımızda da üyelerimizin değişime ve bizlere teveccühü beni ve ekibimi çok mutlu ediyor. 17 Şubat tarihinde Bursa Lokantacılar Odası’nda büyük bir değişim ve ardından çok büyük bir hareketlilik tüm Bursa’yı bekliyor.”

Oto galericilerin gözü kulağı bu kararda: “6 ay ve 6 bin kilometre şartı artık kalkmalı! Haber

Oto galericilerin gözü kulağı bu kararda: “6 ay ve 6 bin kilometre şartı artık kalkmalı!

Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan, kısa süre önce gerçekleşen kongrede güven tazeleyen Bursa Oto Galericiler Odası Başkanı Hakan Yanık’a tebrik ziyaretinde bulundu. Saha çalışmalarına ara vermeden devam eden Anahtar Parti Bursa teşkilatı, esnaf ve vatandaşın sorunları dinleyerek raporlaştırıyor. İl Başkanı Fikret Aslan ile beraberindeki heyet, Bursa Oto Galericiler Odası Başkanı Hakan Yanık ve yönetim kurulu üyelerini ziyaret etti. OTO GALERİCİ ESNAFININ EN BÜYÜK SORUNU İkinci el motorlu kara taşıtı ticareti yapanlar, araçların ilk tescil tarihinden itibaren 6 ay ve 6 bin kilometre geçmedikçe satışını gerçekleştiremiyor. Bu kısıtlama, otomobil, motosiklet ve arazi taşıtlarını kapsıyor. Oda Başkanı Hakan Yanık’ın, esnafın en büyük sorununun kısa süre önce uzatılan 6 ay ve 6 bin kilometre şartı olduğunu vurguladı. “6 AY VE 6 BİN KM ŞARTI KALKMALI” Hükümetin, pandemi döneminden sonra astronomik şekilde yükselen ve sıfır araç fiyatlarını da aşan ikinci el araç piyasasının ateşini söndürmek için böyle bir adın attığını dile getiren Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan, mevcut koşullarda piyasanın bu şarta ihtiyacının kalmadığını ve uzatılmasının yanlış olduğunu iletti. Oto galerici esnafının bu talebinin göz ardı edilmemesi gerektiğine işaret eden Aslan, 6 ay ve 6 bin kilometre şartının kaldırılması ya da süresi dolduğu günden itibaren tekrar uzatılmaması gerektiğinin altını çizdi. OTOKOP ESNAFI ZİYARET EDİLDİ Karşılıklı nezaket ve iyi temennilerle ilerleyen görüşme, hediye takdimi ile sona erdi. Oda’nın yeni döneminde başarılı çalışmalara imza atacağından emin olduklarını ifade eden Başkan Aslan, güven tazeleyerek yeniden göreve seçilen Başkan Yanık’ı tebrik etti. Ziyaretin ardından Anahtar Parti heyeti, Otokop esnafını ziyaret etti.

RTÜK Başkanı Daniş’ten korkutan uyarı: "Siber zorbalık artık yıkıcı bir boyutta, çocuklar tehlikede!" Haber

RTÜK Başkanı Daniş’ten korkutan uyarı: "Siber zorbalık artık yıkıcı bir boyutta, çocuklar tehlikede!"

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Mehmet Daniş, "Geçmişte daha çok yüz yüze ortamlarda karşılaşılan zorbalık davranışları, bugün dijital mecralara taşınmış; daha görünmez, daha yaygın ve ne yazık ki daha yıkıcı bir boyut kazanmıştır" dedi. RTÜK tarafından medya içeriklerinde siber zorbalıkla mücadeleye yönelik farkındalığın artırılması amacıyla düzenlenen ‘Siber Zorbalığa Karşı Dayanıklılık ve Empati Odaklı Yaklaşım' çalışmasının sonuç toplantısı düzenlendi. Ankara'da özel bir otelde gerçekleştirilen toplantıda medya içeriklerinde siber zorbalıkla mücadeleye yönelik farkındalığın artırılması planları ele alındığı belirtildi. Ayrıca programın amacının; daha güvenli, bilinçli ve sorumlu bir dijital iletişim ortamının insanlara katkı sunmasının amaçlandığı vurgulandı. Düzenlenen programda açılış konuşmasını yapan Daniş, dijital dünyanın gelişmesinin gençlere olumlu etkisi kadar olumsuz etkisinin de olduğunu, bu olumsuz etkilerden en önemlisinin de ‘siber zorbalık' konusu olduğunu belirtti. "DİJİTAL DÜNYA; BİLGİYE HIZLI ERİŞİM, ANLIK İLETİŞİM VE PEK ÇOK ALANDA KOLAYLIK SAĞLAMA İMKANI SUNMUŞTUR" Dijital dünyanın gelişmesiyle birlikte siber zorbalık kavramının ortaya çıktığını belirten Daniş, "Dijital dünya; bilgiye hızlı erişim, anlık iletişim ve pek çok alanda kolaylık sağlama imkanı sunmuştur. Özellikle pandemi döneminde yaygınlaşan çevrim içi eğitim uygulamaları sayesinde gençlerimiz, küresel ölçekte fırsatlara erişme imkanı elde etmiştir. Ancak tüm bu imkanların yanında, hepimizi yakından ilgilendiren önemli bir sorun da bulunmaktadır. Bu da siber zorbalık. Geçmişte daha çok yüz yüze ortamlarda karşılaşılan zorbalık davranışları, bugün dijital mecralara taşınmış; daha görünmez, daha yaygın ve ne yazık ki daha yıkıcı bir boyut kazanmıştır. Özellikle çocuklarımız ve gençlerimiz arasında giderek artan bu sorun, artık küresel ölçekte bir ‘sosyal acil durum' olarak değerlendirilmektedir. Siber zorbalıkta saldırganın kimliğini gizleyebilmesi, mağdur üzerindeki baskıyı artırmakta ve travmatik etkiyi derinleştirmektedir. Bu nedenle bu sorunu yalnızca bireysel bir davranış problemi olarak değil; empati eksikliği, duygu yönetimi güçlükleri ve başa çıkma becerilerindeki yetersizliklerle beslenen çok boyutlu bir psiko-sosyal mesele olarak ele almak zorundayız. Bu bilinçle Üst Kurulumuz; Avrupa Birliği Erasmus+ Programı kapsamında Batman Üniversitesi ve Selçuk Üniversitesi ile iş birliği içinde ‘Siber Zorbalığa Karşı Dayanıklılık ve Empati Odaklı Yaklaşım Projesi'ni hayata geçirmiştir" diye konuştu. "BU PROJE İLE GENÇLERİMİZİN, HAK VE SORUMLULUKLARININ FARKINDA BİREYLER OLARAK YETİŞMELERİNİ AMAÇLADIK" Siber Zorbalığa Karşı Dayanıklılık ve Empati Odaklı Yaklaşım Projesi'nin gençlerin dijital dünya mecrasında gelişimlerine katkı sağlayacağını ifade eden Daniş, "Bu proje ile gençlerimizin dijital vatandaşlık bilinci kazanmalarını, empati temelli iletişim becerilerini geliştirmelerini, dijital ortamlarda karşılaştıkları zorluklarla sağlıklı biçimde başa çıkabilmelerini, hak ve sorumluluklarının farkında bireyler olarak yetişmelerini amaçladık. Mayıs 2025'te Batman'da başlayan, Ekim 2025'te Konya'da devam eden ve Şubat 2026'da Ankara'da tamamlanan üç aşamalı bu süreçte; akademisyenlerimiz, öğrencilerimiz ve Üst Kurul uzmanlarımız büyük bir özveriyle çalışmış, güçlü bir sinerji ortaya koymuştur" şeklinde konuştu. "PROJE KAPSAMINDA İKİ ÖNEMLİ REHBER HAZIRLANMIŞTIR" Kamu spotları ve farkındalık programlarıyla birlikte siber zorbalıkla mücadeleye devam edeceklerinin altını çizen Daniş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu doğrultuda proje kapsamında iki önemli rehber hazırlanmıştır. İlk rehberimiz, ‘Zorbalık Haberlerinde Çocuğun Yararının Korunması Rehberi'dir. Bu rehberle; çocukların yer aldığı haberlerde yayıncılık anlayışının nasıl olması gerektiği, gizlilik ve mahremiyet ilkeleri ile çocuğun yararının nasıl korunacağı net biçimde ortaya konulmuştur. Medya kuruluşlarımıza yönelik hazırlanan bu rehberin tüm yayıncılarımızla paylaşılması ve yayın politikalarına entegre edilmesi, çocuklarımızın korunması açısından büyük önem taşımaktadır. RTÜK olarak sorumlu ve etik yayıncılığın güçlenmesi için bu sürecin yakın takipçisi olacağız. İkinci rehberimiz ise, ‘Zorbalık Davranışlarını Tanıma Ebeveyn Rehberi'dir. Bu rehber, uluslararası literatürde ‘Red Flag' olarak adlandırılan alarm verici davranışlara dikkat çekmekte; ebeveynlerin riskleri erken fark edebilmesini ve bilinçli şekilde müdahale edebilmesini amaçlamaktadır. Ailenin, çocuğun dijital dünyayla kurduğu ilişkinin en önemli rehberi olduğu bilinciyle, ebeveynlerimizi desteklemeyi temel bir sorumluluk olarak görüyoruz. Hazırlanan bu iki rehberi programımızın devamında kamuoyuyla paylaşacağız. Böylece hem medya kuruluşlarımız hem de ailelerimiz için yol gösterici kaynaklar sunmuş olacağız. Bununla birlikte, kamu spotları ve farkındalık programları aracılığıyla siber zorbalıkla mücadelede toplumsal duyarlılığı artırmayı, medya yoluyla güçlü bir bilinç seferberliği oluşturmayı hedefliyoruz." Düzenlenen programa Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, RTÜK Başkanı Mehmet Daniş, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Adil Çalışkan ve öğrenciler katılım sağladı. Program, öğrencilerle hatıra fotoğrafı çekimi ile son buldu.

Tekstilin kalbinde bayrak değişimi: BUTTİM’in yeni başkanı Gülten Demir Varol seçildi Haber

Tekstilin kalbinde bayrak değişimi: BUTTİM’in yeni başkanı Gülten Demir Varol seçildi

Bursa Uluslararası Tekstil Ticaret Merkezi (BUTTİM) 24. Olağan Genel Kurulu, kat maliklerinin katılımıyla BUTTİM Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. 2019 yılından bu yana Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini başarıyla yürüten Sadık Şengül, görevi BUTTİM’in kuruluşundan bu yana ilk kadın Yönetim Kurulu Başkanı olan Gülten Demir Varol’a devretti. BUTTİM tarihinde bir ilke imza atan Varol, “Bu bir bayrak yarışıdır; devraldığımız hizmet bayrağını daha yukarılara taşımak için var gücümüzle çalışacağız” ifadelerini kullandı. Bursa ticaretinin kalbi ve tekstil sektörünün dünyaya açılan kapısı BUTTİM’de, yönetim kademesinde önemli bir değişim yaşandı. Haftasonu gerçekleştirilen 24. Olağan Genel Kurul toplantısında, 7 yıldır sürdürdüğü başkanlık göreviyle merkezin kurumsal kimliğine ve teknik altyapısına önemli yatırımlar yapan Sadık Şengül, görevi yeni yönetime bıraktı. Yapılan oylama sonucunda 2019 yılından beri Denetim Kurulu Başkanlığı görevini yürüten Gülten Demir Varol, BUTTİM Yönetim Kurulu Başkanlığı görevine seçildi. ŞENGÜL: “GÖNLÜM MÜSTERİH, EMANET EMİN ELLERDE” Veda konuşmasında duygusal anlar yaşayan geçmiş dönem başkanı Sadık Şengül, görev süresi boyunca pandemi, deprem felaketi ve ekonomik dalgalanmalar gibi küresel ve ulusal krizlere rağmen BUTTİM’i "geleceğin ticaretine" hazırladıklarını vurguladı. Şengül, konuşmasında “2019 yılında ‘BUTTİM’i tüm dünyanın konuştuğu bir ticaret üssü haline getireceğiz’ sözüyle yola çıkmıştık. Bugün geriye dönüp baktığımda; dış cephesinden asansörlerine, fiber altyapısından yangın güvenliğine kadar BUTTİM’in adeta kalbini yenilemiş bir yönetim olarak huzurlarınızdayız. Doluluk oranının yüzde 100’e yaklaştığı, 90’dan fazla ülkeye ihracat yapan, mali yapısı disipline edilmiş ve yaşayan bir BUTTİM bırakmanın gururunu yaşıyorum. Gönlüm müsterih, emanet emin ellerde.” ifadelerini kullandı. VAROL: “SORUMLULUĞUMUZUN FARKINDAYIZ” Genel Kurul’da kat maliklerinin desteğiyle Yönetim Kurulu Başkanlığı’na seçilen Gülten Demir Varol, teşekkür konuşmasında birlik ve beraberlik vurgusu yaptı. Varol, BUTTİM’in güçlü bir ticaret ekosistemi olduğunu ifade ederek yeni dönem vizyonuyla ilgili“Öncelikle, BUTTİM’e değer katan çalışmaları ve 7 yıllık emekleri için Sayın Sadık Şengül ve ekibine şükranlarımı sunuyorum. Sayın Başkanımızdan devraldığımız bu bayrağı daha ileriye taşımak; BUTTİM’i küresel ticaretin güçlü merkezlerinden biri haline getirmek için kararlılıkla çalışacağız. Kat maliklerimizin güveni en büyük gücümüzdür. Katılımcı yönetim anlayışımızla, teknolojiyi ve yenilikçi projeleri odağımıza alarak BUTTİM’in marka değerini daha da güçlendirecek işlere imza atacağız. Sorumluluğumuzun farkındayız; BUTTİM ailesi için çalışmaya, üretmeye ve değer katmaya devam edeceğiz.” diye konuştu. Genel Kurul sonucunda BUTTİM’in yeni yönetim ve denetim kadroları şu isimlerden oluştu: YÖNETİM KURULU ÜYELERİ: Gülten Demir Varol, Mehmet Emin Tamam, Mehmet Okur YÖNETİM KURULU YEDEK ÜYELERİ: Hami Savcı, Murat Evinç, Mehmet Devrim, Sami Bağcı, Ersan Ertürk, Aysel Kısa DENETİM KURULU ASİL ÜYELERİ: Rıfat Çolak, Necmi Kasaboğlu, Oktay Arslan DENETİM KURULU YEDEK ÜYELERİ: İbrahim Bozveli, Bestami Arslan, Ersin Aydemir, Bülent Tuna, Barış Ortakaya, Edip Seyhan

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.