SON DAKİKA
Hava Durumu

#Performans

Söz Bursa - Performans haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Performans haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kübra Denizci Keskin Marmaris Rallisi'nde çifte kupa aldı! Haber

Kübra Denizci Keskin Marmaris Rallisi'nde çifte kupa aldı!

2026 Türkiye Ralli Şampiyonası’nın açılış ayağı olan Marmaris Ege Rallisi, heyecan dolu etapların ardından tamamlanırken, dünyanın ilk ve tek engelli kadın ralli pilotu Kübra Denizci Keskin elde ettiği çifte kupa ile adını bir kez daha zirveye yazdırdı. Başarılı pilot, hem kendi kategorisinde hem de Kadın Pilotlar klasmanında ikinci olarak önemli bir başarıya imza attı. Osmangazi Belediyesi’nin destekleriyle yarışlara hazırlanan Kübra Denizci Keskin, zorlu etaplarda gösterdiği istikrarlı sürüş performansı ve mücadeleci ruhuyla öne çıktı. Marmaris’in teknik açıdan zorlu parkurlarında rakiplerine karşı üstün bir performans sergileyen Keskin, sezonun ilk yarışından önemli bir başarıyla ayrılarak şampiyona için güçlü bir başlangıç yaptı. Başarılı pilot, elde ettiği derecelerle sadece kendi kariyerine değil, aynı zamanda Osmangazi Belediyesi’ne de büyük bir gurur yaşattı. Sezon öncesinde dile getirilen hedefler, Marmaris’te kazanılan çifte kupayla anlam bulurken, bu sonuç yeni sezon için umutları daha da artırdı. Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Marmaris Ege Rallisi’nde çifte kupa kazanan Kübra Denizci Keskin’i tebrik ederek, sporcunun azmi ve başarısıyla büyük gurur duyduklarını vurguladı. Kübra Denizci Keskin, Temmuz ve Ağustos aylarında İtalya ile Çek Cumhuriyeti’nde düzenlenecek Avrupa Ralli Şampiyonası etaplarında da derece hedefiyle mücadele ederek hem Osmangazi Belediyesi’ni hem de Türkiye’yi temsil edecek.

Trabzonspor’da, Galatasaray maçı öncesi gözler "Atan ve Tutan" isimlerde Haber

Trabzonspor’da, Galatasaray maçı öncesi gözler "Atan ve Tutan" isimlerde

Trendyol Süper Lig’de zirve yarışında kritik haftalara girilirken Trabzonspor'da gözler gol krallığında zirvede yer alan golcü oyuncu Paul Onuachu ve istikrarlı performans sergileyen Kamerunlu file bekçisi Andre Onana'ya çevrildi. Trendyol Süper Lig’de 27 hafta geride kalırken Trabzonspor, söz konusu maçlarda 18 galibiyet 6 beraberlik ve 3 yenilgi aldı. Bu maçlarda 53 gol atıp 29 golü kalesinde gören bordo-mavililer 60 puanla 3. sıradaki yerini koruyarak zirve takibini sürdürüyor. Son olarak deplasmanda Eyüpspor’u 1-0 mağlup ederek milli ara öncesi moral bulan Karadeniz ekibinde lider Galatasaray ile oynanacak kritik mücadele öncesi "atan ve tutun" isimlerin performansı da takıma güven veriyor. HÜCUMDA VE SAVUNMA DENGE Bordo-mavili ekipte hücum hattında görev yapan oyuncuların skor katkısı, takımın zirve yarışındaki en önemli kozlarından biri olurken savunma hattı ve kaleci Onana’nın ortaya koyduğu istikrarlı performans da dikkat çekti. Attığı 53 golle ligin en üretken takımları arasında yer alan Trabzonspor, kalesinde gördüğü 29 golle de savunma disiplinini elden bırakmadı. Trabzonspor’da "atan" ve ‘tutan’ oyuncuların form grafiği yükselirken bu durum takımın hanesine yazılan puanlarda belirleyici rol oynadı. ONUACHU GOL YÜKÜNÜ SIRTLIYOR Trabzonspor’un en skorer ismi konumundaki Paul Onuachu, attığı 21 gol ve 2 asistle takımın hücumdaki en önemli kozlarından biri oldu. Fizik gücü, hava hakimiyeti ve ceza sahası içindeki etkinliğiyle öne çıkan golcü oyuncu, bordo-mavililerin zirve yarışında en büyük silahı olarak görülüyor. Augusto ve Muçi’de gol ve asist katkılarıyla dikkat çeken isimler oldu. ONANA GÜVEN VERDİ Kaleyi devraldığı ilk dönemde zaman zaman inişli çıkışlı bir grafik çizen Andre Onana, son haftalarda ortaya koyduğu performansla takımın en güven veren isimlerinden biri oldu. Kamerunlu file bekçisi, yüzde 70’in üzerindeki kurtarış oranıyla dikkat çekti. Refleksleri, doğru pozisyon alması ve özellikle kritik anlarda yaptığı kurtarışlarla öne çıkan tecrübeli eldiven, Trabzonspor’un hanesine yazılan puanlarda doğrudan pay sahibi oldu. Son iki haftada kalesini gole kapatan Onana, lig genelinde ise 6 maçta kalesini gole kapattı. Sezonun ikinci yarısındaki performansıyla da yükselişini sürdüren Andre Onana, oynadığı 10 maçta kalesinde yalnızca 8 gol gördü.

Sigarayı bıraktığınız an vücudunuzda mucize başlıyor! Haber

Sigarayı bıraktığınız an vücudunuzda mucize başlıyor!

Nev Sağlık Grubu Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Elif Yaldız, sigaranın her nefeste kişinin sağlığından biraz daha götürdüğünü belirterek, sigarayı bırakmanın ardından vücutta başlayan iyileşme sürecine dikkat çekti. Sigaranın onlarca hastalığa neden olduğunu vurgulayan Yaldız, “Kişi hangi yaşta olursa olsun sigarayı bıraktığı anda vücudunda iyileşmeler görülmeye başlanır. Erken yaşlarda sigarayı bırakmak vücudun hiç sigara içmemiş bir kişinin vücudu gibi olmasını sağlarken, ileri yaşlarda bırakmak da sağlığa birçok olumlu katkıda bulunur; hastalıkların oluşmasını ve ilerlemesini önler” dedi. Sigara Bırakıldığında Vücutta Neler Değişir? Sigarayı bırakmakla birlikte kan dolaşımından solunum sistemine, kalp sağlığından cilt kalitesine kadar birçok alanda olumlu değişiklikler gözlemlendiğini ifade eden Yaldız, solunum yollarının kendini yenilemeye başladığını, kalp hastalıkları riskinin azaldığını ve bağışıklık sisteminin güçlendiğini söyledi. Tat ve koku duyularının belirgin şekilde arttığını belirten Yaldız, sigaraya ayrılan maddi yükün ortadan kalktığını, kapalı ortamlarda daha temiz hava solunduğunu ve cinsel sağlığın da olumlu yönde etkilendiğini ifade etti. Bağımlılığın oluşturduğu yoksunluk ve endişenin zamanla ortadan kalktığını söyleyen Yaldız, kişinin kendini daha zinde hissettiğini vurguladı. Sigarayı Bıraktıktan Sonraki İlk Saatler Sigara bırakıldıktan sonra vücudun ilk saatlerden itibaren toparlanmaya başladığını belirten Yaldız, yirmi dakika sonra kan basıncı ve nabzın normale döndüğünü, el ve ayak dolaşımının iyileştiğini söyledi. Sekiz saat sonra kandaki oksijen seviyesinin normale geldiğini ve kalp krizi riskinin düştüğünü, yirmi dört saat sonra ise vücudun karbonmonoksitten tamamen arındığını ifade etti. Yaldız, bu ilk yirmi dört saatlik sürecin, vücudun ne kadar hızlı tepki verebildiğinin en net göstergelerinden biri olduğunu belirtti. Bir Ay Sonra Akciğerlerde Başlayan İyileşme Sigarayı bıraktıktan sonra akciğerlerde başlayan iyileşmelerin özellikle ilk haftalardan itibaren kendini gösterdiğini belirten Yaldız, bronşlardaki daralmanın azaldığını ve hava geçişinin kolaylaştığını söyledi. Sekresyon artışıyla birlikte akciğerlerin kendini temizlemeye başladığını belirten Yaldız, solunum kapasitesinin yükseldiğini ve oksijen alımının arttığını ifade etti. Nefes alırken zorlanma hissinin azaldığını, öksürük, balgam ve hırıltılı solunum gibi şikayetlerin gerilediğini vurgulayan Yaldız, akciğer fonksiyonlarında yüzde beş ile on oranında iyileşme sağlanabildiğini dile getirdi. Kalp ve Damar Sistemi Üzerindeki Etkiler Sigaranın kalp ve damar sistemi üzerindeki olumsuz etkilerinin bırakıldıktan sonra hızla azalmaya başladığını söyleyen Yaldız, kan basıncının normale döndüğünü ve nabzın dengelendiğini ifade etti. İlk yıl içinde kalp krizi riskinin yüzde elli oranında azaldığını belirten Yaldız, kanın oksijen taşıma kapasitesinin arttığını ve dolaşım sisteminin daha verimli çalıştığını söyledi. Damar tıkanıklığı riskinin düştüğünü ve damar elastikiyetinin arttığını vurgulayan Yaldız, felç, beyin damar hastalıkları ve bacak damar hastalıkları riskinde de belirgin azalma görüldüğünü belirtti. Enerji, Performans ve Günlük Yaşam Sigarayı bırakmanın günlük enerji ve fiziksel performansı doğrudan olumlu etkilediğini ifade eden Yaldız, enerji seviyesinin belirgin şekilde arttığını ve yorgunluk hissinin azaldığını söyledi. Egzersiz sırasında solunum kapasitesinin arttığını, kaslara giden oksijen miktarının yükselmesiyle daha hızlı toparlanma sağlandığını belirtti. Nefes darlığı hissinin azaldığını ve özellikle yürüyüş ve koşu gibi aktivitelerde fark edilir düzeyde rahatlama olduğunu vurgulayan Yaldız, günlük yaşamda hareketliliğin ve zindelik hissinin arttığını ifade etti.

Ferrari’den yeni şaheser: Amalfi Spider sahneye çıktı! Haber

Ferrari’den yeni şaheser: Amalfi Spider sahneye çıktı!

Türkiye’de Tofaş bünyesinde yer alan Fer Mas’ın temsil ettiği İtalyan süper spor otomobil devi Ferrari, ön-ortadan konumlandırılmış çift turbo V8 motorlu, 2+ spider modeli Amalfi Spider’ı tanıttı. Ferrari’nin yüksek performansını açık hava sürüş deneyimiyle bir araya getiren yeni Amalfi Spider, günlük kullanımda çok yönlülük sunarken, üstü açık sürüşün özgürlük hissini merkezine alıyor. Yeni Amalfi Spider zarif tasarımı, gelişmiş teknolojileri ve sürüş dinamikleriyle Ferrari’nin sportif karakterini açık tavanlı bir yorumla yeniden tanımlıyor. Çağdaş sportiflik anlayışını sürdüren Amalfi Spider, sürüş keyfinden ödün vermeden konfor ve kullanım kolaylığı arayanlar için tasarlandı. Bu noktada üstü açık sürüşün sunduğu doğrudan yol hissi, modelin karakterinin ayrılmaz bir parçası haline geliyor. Üstü açık sürüşte konfor ve kullanılabilirlik bir arada Ferrari Amalfi Spider’ın yumuşak tavanı, 13,5 saniye gibi kısa bir sürede açılıp kapanabiliyor ve bu işlem 60 km/s hıza kadar sürüş sırasında da gerçekleştirilebiliyor. Bu yapı, sürüş deneyimini kesintisiz hale getirirken açık hava sürüşünü her koşulda erişilebilir kılıyor. Kompakt katlanma mekanizması sayesinde yalnızca 220 mm kalınlığa ulaşan tavan, bagaj hacmini koruyarak günlük kullanımı destekliyor. Amalfi Spider, tavanı kapalıyken 255 litre, açıkken ise 172 litre bagaj hacmi sunuyor. Arka koltuk sırtlığına entegre edilen ve bir düğmeyle devreye alınabilen rüzgâr saptırıcı, üstü açık sürüş sırasında kabin içi türbülansı azaltarak konfor seviyesini artırıyor. 640 BG’lik V8 motor ile güç ve tepki dengesi Ferrari Amalfi Spider’ın kalbinde, ödüllü F154 motor ailesinden türetilmiş 3855 cc hacimli çift turbo V8 motor yer alıyor. Yeni turbo kalibrasyonları sayesinde 640 BG güç ve 760 Nm tork üreten bu motor, mümkün olan her türlü sürüş koşulunda güçlü ve anlık tepki sunuyor. Gücü tekerleklere aktaran sekiz ileri çift kavramalı şanzıman, hızlı ve akıcı vites geçişleri sağlarken, optimize edilen turbo yönetimi gaz tepkisini daha hassas hale getiriyor. Ferrari Amalfi Spider, 0–100 km/s hızlanmasını 3,3 saniyede, 0–200 km/s hızlanmasını 9,4 saniyede tamamlıyor ve 320 km/s maksimum hıza ulaşıyor. Gelişmiş sürüş dinamikleri ve kontrol teknolojileri Ferrari Amalfi Spider, markanın en güncel araç dinamiği teknolojilerini bir araya getiriyor. Brake-by-wire fren sistemi daha hassas kontrol sağlarken, ABS Evo sistemi farklı yol koşullarında stabiliteyi artırıyor. Side Slip Control (SSC) 6.1 sistemi, araç üzerindeki tüm dinamik kontrol sistemlerini entegre ederek sürüş güvenliğini ve performansı dengeliyor. Yeni nesil yol tutuş tahmin sistemi ise özellikle düşük tutunma koşullarında daha hızlı ve doğru tepkiler sunuyor. Aktif aerodinamik ile açık tavanlı performans Yeni Amalfi Spider’ın aerodinamik yapısı, açık hava sürüşüne özel olarak optimize edildi. Üç kademeli aktif arka spoiler, Low Drag, Medium Downforce ve High Downforce modları arasında otomatik geçiş yaparak farklı sürüş koşullarına uyum sağlıyor. High Downforce modunda 250 km/s hızda 110 kg’a kadar ek yere basma kuvveti üreten sistem, yüksek hız stabilitesini artırırken sürtünmeyi minimum seviyede tutuyor. Zarif ve akıcı tasarım Ferrari Tasarım Merkezi tarafından geliştirilen Amalfi Spider, akıcı yüzeyler ve heykelsi hacimlerle şekillenen minimalist bir tasarım anlayışı sunuyor. Yeni model, uzun motor kaputu ve geniş hava girişleri ön bölümde güçlü bir duruş oluştururken, arka bölümde entegre aktif spoyler yüksek hızlarda denge sağlıyor. Yeni Rosso Tramonto gövde rengi, Amalfi kıyılarının gün batımından ilham alarak modele karakteristik bir görünüm kazandırıyor. Teknolojik iç mekân deneyimi İç mekânda çift kokpit yerleşimi, sürücü ve yolcuyu ayrı ama bağlantılı alanlar içinde konumlandırıyor. Yeni direksiyon simidi ve ikonik marş düğmesinin geri dönüşü dikkat çekerken, entegre merkezi ekran ve ergonomik kontroller sürüş sırasında sezgisel etkileşim sağlıyor. Bununla birlikte 15,6 inç dijital gösterge paneli, 10,25 inç merkezi ekran ve 8,8 inç yolcu ekranından oluşan sistem, gelişmiş bir kullanıcı deneyimi sunuyor. Apple CarPlay® ve Android Auto® desteği ile kablosuz şarj özelliği de standart olarak sunuluyor. FERRARI AMALFI SPIDER – TEKNİK ÖZELLİKLER GÜÇ AKTARMA Çift turbo V8 Motor hacmi: 3855 cc Maksimum güç: 640 BG @ 7.500 d/d Maksimum tork: 760 Nm @ 3.000–5.750 d/d Maksimum devir: 7600 d/d Özgül güç: 166 BG/l PERFORMANS Maksimum hız: 320 km/s 0–100 km/s: 3,3 sn 0–200 km/s: 9,4 sn ÖLÇÜLER VE AĞIRLIK Uzunluk: 4660 mm Genişlik: 1974 mm Yükseklik: 1305 mm Aks mesafesi: 2670 mm Boş ağırlık: 1556 kg BAGAJ HACMİ 255 litre (tavan kapalı) 172 litre (tavan açık) ŞANZIMAN 8 ileri çift kavramalı F1 DCT

Bursa Tabip Odası’ndan sağlıkta dönüşüm eleştirisi: "Bayram değil, direniş!" Haber

Bursa Tabip Odası’ndan sağlıkta dönüşüm eleştirisi: "Bayram değil, direniş!"

Bursa Tabip Odası 14 Mart Tıp Haftası kapsamında düzenlenen Sağlık Hakkı Yürüyüşünü, bu yıl 13 Mart 2026 Cuma günü Bursa’da basın açıklaması, yürüyüş ve çelenk bırakma töreniyle gerçekleştirdi. Saat 12.30’da Setbaşı’nda toplanan hekimler adına açıklamayı Bursa Tabip Odası Başkanı Dr. Kadir Binbaş gerçekleştirdi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından BTO Başkanı Dr. Kadir Binbaş ve Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Necmiye Funda Coşkun, Atatürk Anıtı’na çelenk bıraktılar. Sağlık Hakkı Yürüyüşüne, BTO Başkanı Dr. Kadir Binbaş, BTO Genel Sekteri Dr. Muhsin Güllü, BTO Yönetim Kurulu Üyelerinden Dr. Ferda Firdin, Dr. Deniz Alpan, Dr. Kenan Ergus, Dr. Ertuğrul Mehmetoğlu, TTB Merkez Konseyi üyesi Dr. Güzide Elitez, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, sivil toplum örgütleri, sendika temsilcileri ve çok sayıda hekim katıldı. Dr. Kadir Binbaş ‘ın okuduğu açıklamanın tam metni ise şöyle: Değerli meslektaşlarımız, Değerli sağlık emekçileri, Değerli halkımız, Bugün 14 Mart. Tıbbın, hekimliğin kurucusu, Hipokratın, Galenin yaşadığı topraklarda hekimliğin insan sağlığına adanmış bir meslek olmanın ötesinde, topluma karşı bir sorumluluk olduğunu gösteren bir günün yıldönümünde bir aradayız. 14 Mart 1927’de ülkemizde modern tıp eğitiminin başladığı gündür. Ancak sıradan bir takvim günü değildir. İlk defa, 107 yıl önce, 14 Mart 1919’da İngiliz işgali altındaki İstanbul’da tıbbiyelilerin, tıp öğrencilerinin “Bu ülke bizimdir!” diyerek ayağa kalktığı bir gündür. Bu açıdan 14 Mart; tarihtir, direniştir, sorumluluktur. Tıbbiyeliler o gün yalnızca bir okulun kuruluşunu kutlamadı. Bir şey söylediler: Hekimlik yalnızca hastalık tedavi etmek değildir. Hekimlik aynı zamanda toplumun geleceğine sahip çıkmaktır! İşte biz bugün Ankara’da, o geleneğin mirasçıları olarak buradayız. BUGÜN 14 MART… AMA KUTLAMA YAPMAK ZOR 14 Mart ülkemize özel bir gün. Dünyada böyle bir bayram yok. Yanlızca ülkemizde kutlanan Tıp Bayramı olarak biliniyor, kutlanıyor ama bugün burada bir bayramı kutlamak için toplanmadık. Çünkü bu ülkede sağlık sisteminin hali ne yazık ki gerçek bir kutlamaya izin vermiyor. Ülkemizde sağlık alanında çok ciddi sorunlar yaşanıyor. Yıllardır uygulanan ve adına Sağlıkta Dönüşüm Programı denilen politikalar, sağlığı bir insan hakkı olmaktan çıkarıp alınıp satılan bir meta haline getirdi. Sağlık hizmeti toplumun ihtiyacına göre değil, piyasanın ihtiyaçlarına göre düzenlendi. Koruyucu sağlık hizmetleri geri plana itildi, bölgeye dayalı bütünleşik sağlık hizmeti sunan sağlık ocakları kapatıldı, yerine bireye yönelik tanı tedavi hizmeti sunan Aile Sağlığı Merkezleri açıldı. ASM’ler, kamu hastaneleri işletmelere dönüştürüldü. Kamu kaynakları özel sağlık sektörüne aktarıldı. SONUÇ NE OLDU? Bugün: Hastalar randevu bulamıyor, muayene süreleri birkaç dakikaya sıkıştırılıyor, sağlık çalışanları aşırı iş yükü altında eziliyor, hastalarla hekimler karşı karşıya getiriliyor sağlıkta şiddet sıradanlaşıyor, cepten harcamalar artıyor, parası olan hızla ve nitelikli sağlık hizmetine ulaşırken parası olmayanların basit sağlık sorunları bile aylarca çözülemiyor. Bugün Türkiye’de yıllık hekime başvuru sayısı 1 milyarı aştı, kişi başına 12’yi geçti. Avrupa ortalamasının 2 katı doktora başvuru var. Tek başına bu bile bizim gibi genç nüfuslu bir ülkede sağlığın kötü yönetildiğini gösteriyor. Halkın sağlık hakkı zarar görüyor. Sağlık göstergelerimiz kötüye gidiyor. Türkiye’de doğan bir bebek Avrupa’da benzer gelişmişliğe sahip ülkelerde doğan bir bebekten 3-4 yıl daha kısa yaşıyor. Önlenebilir ölümler OECD ülke ortalamasının üzerinde. Aşıyla önlenebilir hastalıklardan bebekler ölüyor. Bu sistem halkın sağlığını bozmakla kalmıyor hekimleri ve sağlık çalışanlarını da tüketiyor. Bugün hekimler: Aşırı iş yükü altında, güvencesiz koşullarda, şiddet tehdidi altında, gelecek kaygısıyla çalışıyor. Genç hekimler ülkeyi terk etmeyi düşünüyor. Deneyimli hekimler emekli maaşları ile geçinemediğinden emekli olamıyor. Bu kadar yoğun çalışma sürelerine ragmen ne kendilerine ne de hastalara fayda sağlayamadığını düşünen hekimler tükenmişlik yaşıyor, mesleğinden soğuyor. Ama biz biliyoruz ki sorun hekimlerde değil. Sorun sağlık sisteminin kendisindedir. Biz hekimler Hipokrat’tan bu yana binlerce yıldır aynı etik değerlerin mirasçılarıyız. Hekimlik: İnsan yaşamını her şeyin üstünde tutmaktır, hastanın yararını öncelemektir, bilimden ve akıldan sapmamaktır, insan onuruna saygı göstermektir. Toplum için çalışmak bunun için mesleğini en iyi şekilde yapmaktır. Ama bugün uygulanan sağlık politikaları bu iyi hekimlik değerlerini aşındırıyor. Sistem bizleri performans baskısı altında çalışmaya zorluyor. Performansı da yaptığımız işin değeriyle değil sayısıyla ölçüyor. Bugün bir hastaya ne kadar zaman ayrılması gerektiğine hekim değil MHRS karar veriyor. Hekimin bilgisi, iradesi yok sayılıyor, mesleki bağımsızlığımız elimizden alınıyor. Biz buna razı değiliz. Çünkü biliyoruz: Biz biliyoruz ki iyi hekimlik yapılamayan bir sistem iyi bir sağlık sistemi değildir. Ama biz sadece eleştirmiyoruz. Biz sadece sorunları söylemiyoruz. Biz çözüm de sunuyoruz. Biz yıllardır şunu söylüyoruz: Başka bir sağlık sistemi mümkündür. Bu ülkenin bunu sağlayacak yeterli bilgi birikimi vardır. Bu ülkenin yetişmiş ve pandemide gördüğümüz gibi fedakarca çalışan insan gücü, hekimleri, hemşireleri, diş hekimleri sağlık emekçileri vardır. Bu ülkenin kaynakları da vardır. Yeter ki sağlık sistemi piyasa için değil insan için kurulmuş olsun. Sağlık hizmeti bir ticari sektör değil kamusal bir hak olarak bu ülkede yaşayan herkese eşit, ücretsi, ulaşılabilir ve nitelikli olarak verilebilsin. Hekimler ve sağlık çalışanları mesleki bağımsızlıklarını koruyabilsin, gelecek kaygısı olmadan, şiddet korkusu yaşamadan çalışabilsin. Tek kaygımız hastalarımızın sağlığı olsun. Bunun için yapılması gerekenler bellidir: Böyle bir sağlık sistemi için: 1. Sağlıkta özelleştirmeye son verilmelidir. 2. SGK’nın özel hastanelerden hizmet alımı durdurulmalıdır. 3. Sağlık için ayrılan kamusal kaynaklar kamu sağlık sistemi için kullanılmalıdır. 4. Birinci basamak sağlık hizmetleri kamu binalarında verilmeli hem sayıca hem nitelik açısından güçlendirilmelidir. Sevk zinciri kurulmalıdır. 5. Hekim ücretleri performansa göre değil emekliliğe yansıyan tek maaş üzerinden düzenlenmelidir. İnsan onuru ve değeri ile bağdaşacak düzeyde olmalıdır. 6. Hekimlerin hastalarına yeterli süre ayırabileceği çalışma koşulları sağlanmalıdır. 7. Hekimlerin serbest çalışma, kendi emeğinin değerini kendisinin belirlemesi önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır. 8. Sağlık sisteminin yönetiminde sağlık çalışanlarının ve toplumun söz hakkı olmalıdır. 9. Geleceğin hekimlerini yetiştiren kurumların alt yapı ve öğretim üyesi eksikleri giderilmeli, tıp eğitiminde de sayı değil nitelik öne çıkarılmalıdır. 10. Sağlıkta şiddeti engellemek üzere bütünlüklü bir program hayata geçirilmeli, öncelikle mecliste bekleyen sağlıkta şiddet yasa tasarısı önerimiz bir an önce gündeme alınmalıdır. Bu mücadele sadece hekimlerin mücadelesi değildir. Bu talepler sadece hekimler, sağlık emekçileri için değildir. Hekimlerin, sağlık emekçilerinin etik ilkeler ve bilimin gerekleri doğrultusunda güvenle sağlık hizmeti sunabildiği bir toplumda insanlarımız sağlıklı ve mutlu olabilir. Bugün Bursa’dan bir kez daha söylüyoruz: Biz,adaletin hakim olduğu,laik,demokratik,barış içinde bir ülkedemesleğimizin ve emeğimizin değerinin bilindiği bir sağlık sistemi istiyoruz. Hekimlerin tükenmediği,sağlık çalışanlarının güvende olduğu,halkın eşit ve nitelikli sağlık hizmetine ulaşabildiği başka bir Türkiye mümkündür. Yaşasın hekimlik onuru. Yaşasın iyi hekimlik değerleri. Yaşasın halkın sağlık hakkı. BURSA TABİP ODASI YÖNETİM KURULU

48V hibrit teknolojisine sahip Opel Corsa ve Mokka Türkiye’de! Haber

48V hibrit teknolojisine sahip Opel Corsa ve Mokka Türkiye’de!

Otomotiv dünyasında verimlilik, performans ve sürdürülebilirliği bir arada sunan çözümler giderek daha fazla önem kazanırken; Opel, hibrit otomobiller alanında önemli bir adım daha attı. Bu kapsamda marka, ürün gamındaki motor seçeneklerini çeşitlendirerek; B-hatchback segmentinin popüler modeli Corsa ve B-SUV sınıfındaki iddialı temsilcisi Mokka’nın 48V hibrit teknolojisine sahip versiyonlarını Türkiye pazarında satışa sundu. Opel, Corsa ve Mokka modellerinde sunduğu hibrit motor seçenekleriyle; şehir içi kullanıma uygun düşük yakıt tüketimi ile günlük sürüşte hissedilen yüksek konfor ve performansı bir araya getiriyor. Opel, 48V hibrit teknolojisiyle Corsa’da güç seviyesini üst seviyeye taşıyor Corsa ve Mokka modellerini 48V hibrit motorlarla satışa sunan Opel’in bu hamlesi, özellikle Corsa için önemli bir dönüm noktası niteliği taşıyor. Günümüzde Türkiye’de 100 HP gücündeki içten yanmalı motor seçeneğiyle sunulan Corsa, hibrit motor ailesiyle birlikte GS donanım seviyesinde 145 HP’lik kombine güç sunmaya başlıyor. Corsa ürün gamına eklenen 1.2 Hybrid 145 (136 HP) motor seçeneği, modelin performans algısını bir üst seviyeye taşırken; daha dinamik sürüş karakteri ve güçlü hızlanma değerleriyle ürün gamında yeni bir konumlandırma yaratıyor. Sportif detaylarıyla öne çıkan GS donanım seviyesi, tasarım ve performans vurgusunu bir arada sunuyor. Corsa Hybrid 1.2 145 (136HP) e-DCT6 versiyonunda içten yanmalı motor 136 HP, elektrik motor 21 HP güç üretirken, sistemin bileşik maksimum gücü 145 HP’ye ulaşıyor. Buna ek olarak Corsa, 1.2 Hybrid 110 (100 HP) e-DCT6 seçeneğiyle hibrit dünyasına giriş seviyesi bir alternatif de sunuyor. Bu versiyonda içten yanmalı motor 100 HP; elektrik motoru ise 21 HP güç üretirken, birleşik maksimum güç 110 HP olarak yollara çıkıyor. Corsa Hybrid ailesi, 1.833.000 TL’den başlayan tavsiye edilen anahtar teslim fiyatlarıyla Opel showroomlarında yerini aldı. Corsa’da Yeni Konumlandırma Opel Corsa, 145 HP hibrit motor ve GS donanım kombinasyonu ile yalnızca verimlilik odaklı bir şehir otomobili olmanın ötesine geçerek; daha güçlü, daha dinamik ve üst segmente yakın bir karakter kazanıyor. Opel, bu hamlesiyle hibrit ürün gamını genişletirken, Corsa özelinde performans, teknoloji ve tasarımı ilk kez bu seviyede bir araya getiriyor. Mokka’da hibrit güç, B-SUV karakteriyle buluşuyor 48V hibrit mimarisiyle buluşan Opel Mokka, Corsa modelinde olduğu gibi daha güçlü, daha verimli ve konforlu bir sürüş sunuyor. Opel Mokka, 1.2 Hybrid 145 (136 HP) e-DCT6 isimli ve GS donanımlı yeni versiyonu ile ürün gamını genişletiyor. Model, 2.523.000TL’den başlayan tavsiye edilen anahtar teslim fiyatıyla Opel showroomlarında satışa sunuluyor. Mokka’nın Hybrid 1.2 145 (136 HP) e-DCT6 versiyonunda, içten yanmalı motor gücü 136 HP; elektrik motor gücü 21 HP; bileşik maksimum gücü 145 HP olarak sunuluyor. 48V hibrit sistem ile performans artışı ve verimlilik dengesi Opel’in 48V hibrit mimarisi; 1.2 litrelik turbo benzinli motoru, 48V lityum-iyon batarya ve entegre elektrik motoru ile destekleyici bir yapı sunarak daha yüksek kombine güç ve daha akıcı tork dağılımı sağlıyor. Elektrik motorunun özellikle kalkış ve hızlanma anlarında sunduğu destek sayesinde hem yakıt tüketimi azaltılırken, sürüş konforu da optimize ediliyor. Corsa Hybrid ve Mokka Hybrid modelleri, geleneksel içten yanmalı motora sahip versiyonlarına kıyasla 100 km’de 0,8 litreye varan yakıt tasarrufu sağlayarak hem daha verimli hem de daha ekonomik bir sürüş deneyimi sunuyor. e-DCT6: hibrit sistemle tam entegrasyon Yeni hibrit güç üniteleri, Opel’in elektrik motoru entegreli e-DCT6 çift kavramalı otomatik şanzımanı ile kombine ediliyor. Bu yapı; hızlı ve sarsıntısız vites geçişleri, düşük hızlarda elektrik kalkış ve start-stop geçişlerinde minimum titreşim sağlayarak hem performansı hem de sürüş konforunu artırıyor. e-DCT6, hibrit sistemle uyumlu enerji yönetimi sayesinde özellikle şehir içi kullanımda akıcı ve rafine bir sürüş deneyimi sunuyor.

Yapay zekada yerli devrim: Cosmos T1 Dünya devlerine meydan okuyor Haber

Yapay zekada yerli devrim: Cosmos T1 Dünya devlerine meydan okuyor

Yıldız Teknik Üniversitesi Cosmos ekibince geliştirilen ve Türkçe düşünen yapay zeka Cosmos T1, kendisinden 3 kat büyük Google'ın yapay zeka modeline meydan okuyor. META'nın yapay zekasını da performans testinde geçen yerli Cosmos T1, bilgisayarlara yüklenerek özgürce kullanılabiliyor ve güvenlik riskini ortadan kaldırıyor. Yıldız Teknik Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği ile Yapay Zeka ve Veri Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Fatih Amasyalı öncülüğünde, akademisyenlerden oluşan Cosmos ekibi, Türkçe düşünen yapay zeka Cosmos T1'i geliştirdi. Model, matematiksel akıl yürütme performansını ölçen Türkçe GSM8K veri setinde yüzde 77,41 doğruluk oranına ulaştı. Model, zincirleme akıl yürütme (chain-of-thought reasoning) yaklaşımıyla Türkçe matematik problemlerini çözebiliyor. Turkish-Gemma-9b-T1 modeli, Türkçe GSM8K testinde yüzde 77,41 doğruluk oranına ulaştı. Aynı testte Gemma-2-9B modeli yüzde 63,10, Llama-3.1-70B modeli ise yüzde 66,13 performans gösterdi. 9 milyar parametreli model, 70 milyar parametreli Llama-3.1-70B modelinin üzerinde performans gösterdi. Parametre sayısı açısından kendisinden yaklaşık sekiz kat büyük modellerle rekabet edebilecek seviyeye ulaştı. 9 milyar parametreli Turkish-Gemma-9b-T1 modeli, Türkçe matematiksel akıl yürütme testlerinde 70 milyar parametreli modellere yakın veya üzerinde performans sergileyerek parametre verimliliği açısından dikkat çekti. Model, Hugging Face platformu üzerinden açık ağırlıklı olarak erişime açıldı. "KENDİ BİLGİSAYARLARINA KURUP ÖZGÜRCE KULLANABİLİYORLAR" Çalışmanın yürütücüsü Prof. Dr. Amasyalı, "Cosmos T1 bizim en son çıkan modellerimizden bir tanesi, dil modeli geliştiriyoruz temelde. Chat GPT ve benzeri modelleri geliştiriyoruz. T1 diğerlerinden farklı bir düşünce sürecine sahip ve bu düşünce sürecini Türkçe olarak yansıtıyor. Bütün arka planda yanıtın nasıl üretildiğini ara yüzden adım adım görebiliyoruz. Aslında Chat GPT ile farklı kulvardalar. Birçok sektör günümüzde verilerini sağlık ve savunma sanayi gibi bu tarz firmalarla paylaşamıyor, paylaşmak istemiyor, paylaşmaması da çok doğal. Bunun yerine on-premise'de çözüm üretmeleri yani kendi makinelerinin çalışması gerekiyor. T1'in ve bizim diğer ürettiğimiz modellerin hepsi aslında açık ağırlıklı olarak yayınlanıyorlar ve insanlar da bu modelleri kendi bilgisayarlarına kurup kendi şirketlerinde özgürce ve rahatça kullanabiliyorlar" dedi. FİRMALAR KENDİ SÜREÇLERİNE DAHİL EDEREK GÜVENLİĞİ ARTIRIYOR T1 Modelin 9 milyar parametresi olduğunu ve büyüklüğüne göre oldukça iyi işler ortaya çıkardığını belirten Amasyalı, sözlerini şöyle sürdürdü: "İki türlü erişim mümkün. Birincisi; online bir web sayfası var. İkincisi; firmalar açık ağırlık olarak yayınladığımız modeli kendi bilgisayarlarına indirip, kendi süreçlerine dahil ederek rahatça kullanabiliyorlar. TÜBİTAK projeleri kapsamında geliştirme maliyetini, Türkçesinin iyileştirme maliyetini biz karşılıyoruz. Firmalar da Türkçesi iyileştirmiş olan modelleri kendi süreçlerinde rahatlıkla kullanabiliyorlar." "ÖNCE DÜŞÜNÜP SONRA CEVAP VERMESİ PERFORMANSI ARTIRIYOR" Cosmos T1'in Google'ın yapay zeka modeli Gemma 2 modelinin üzerine geliştirildiğini belirten Amasyalı, "Fakat Türkçesini biz burada çok çok iyileştirmeyi düşündük ve ‘thinking' düşünen bir model geliştirdik. Gemma 2 modelinde temelde böyle bir özellik yok. Gemma 2 soru sorunca cevap veren bir model, Cosmos T1'de ise bir düşünce süreci, onun arkasından bir cevap üretme süreci var ki bu da modellerin performansını çok artırıyor. Önce düşünüp sonra cevap verdiğinde direkt cevaba geçmektense çok daha iyi bir performans sergiliyor" ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Mehmet Fatih Amasyalı, "Biz bunun üzerine oldukça sağlam bir eğitim gerçekleştirdik ve onu düşünmeyen bir modelden düşünen bir model haline getirdik. Bu sayede de kendisinden 3 kat büyük olan modellerle yarışabilecek seviyeye ulaştı. Bu başarı da günümüzde sosyal medyada epey ilgi gördü. Aslında isteyince, çalışınca oluyor. Sağlam bir ekiple ve büyük bir motivasyonla bunları gerçekleştirdik. TÜBİTAK'ın arkamızda olması en büyük motivasyonumuzdu" diyerek sözlerini sonlandırdı.

MG HS, Hybrid+ teknolojisi ile Şubat ayında Türkiye yollarına çıkacak! Haber

MG HS, Hybrid+ teknolojisi ile Şubat ayında Türkiye yollarına çıkacak!

Türkiye’de Doğan Trend Otomotiv tarafından temsil edilen ve dünyanın en büyük otomotiv üreticilerinden SAIC bünyesinde yer alan köklü İngiliz markası MG, modern teknoloji, üstün konfor, ileri seviye güvenlik ve premium donanım özelliklerini bir araya getiren HS Hybrid+ modelini şubat ayında Türkiye’de satışa sunmaya hazırlanıyor. MG’nin gelişmiş Hybrid+ teknolojisine sahip HS Hybrid+, 1.5L Turbo motor; 1,83 kWh kapasiteli batarya ve 199 PS güç üreten elektrikli motor ile donatılan sistemi sayesinde 224 PS maksimum güç ve 5,5 L/100 km (WLTP, Birleşik) yakıt tüketimi ile iddialı değerler sunuyor. MG markası güçlü ürün gamını zenginleştirmeye devam ediyor. Bu kapsamda yakın zaman önce ZS Hybrid+ modelinin şubat ayında Türkiye yollarına çıkacağını duyuran marka; zengin donanım özellikleri, üstün boyutları, düşük yakıt tüketimi ve yüksek performansı ile öne çıkacak olan HS Hybrid+ modelini de şubat ayında Türkiye’de satışa sunmaya hazırlanıyor. HS Hybrid+ modeli 224 PS gücündeki maksimum Hybrid+ sistem gücüyle mükemmel performansla birlikte sürüş konforunu da en üst seviyeye çıkartıyor. Hybrid+ teknolojisi ile performans ve verimlilik zirvede MG HS, Hybrid+ sistemiyle geleneksel hibrit teknolojisini bir üst seviyeye taşıyor. Teknolojide sınıf atlayan yeni sistem; 1,83 kWh yüksek kapasiteli bir batarya, güçlü bir elektrikli motor ile daha uzun ve daha yüksek hızlarda elektrikli sürüşe imkân tanımasıyla öne çıkıyor. Böylece HS Hybrid+ sürüş maliyetlerinde önemli bir tasarruf sağlamasının yanı sıra etkileyici ivmelenme değerleri sunuyor. Güçlü ve verimli Hybrid+ güç aktarma sistemi, mükemmel performansla birlikte rafine bir sürüş deneyimi sağlıyor. Dinamik tasarım cömert yaşam alanıyla birleşiyor! MG’nin teknoloji harikası HS Hybrid+ Luxury versiyonu, 19 inç alaşımlı jantları, aerodinamik ve keskin yan silüeti, ön ve arka modern far grubuyla çok dinamik görünüme sahip. Kullanıcılara sunduğu zengin teknolojiler ile sürüş deneyimini daha da etkileyici bir hale getiren iddialı model, her biri yüksek çözünürlüklü iki ekrandan oluşan UniScreen teknolojisi (12.3 inç 2 ekran), kablosuz akıllı telefon şarjı, hafızalı yan aynalar, vegan deri koltuklar, bel desteği ayarlı 6 yönlü ve hafızalı sürücü koltuğu, elektrikli ön yolcu koltuğu, ısıtmalı ön koltuklar, elektrikli bagaj kapağı, 360 derece çevre görüş kamerası, 8 hoparlörlü hi-fi sistemi ile cömertçe donatılıyor. D SUV segmentinde konumlanan 4.670 mm uzunluğundaki model, 2.767 mm aks mesafesi ile çok geniş bir iç mekan sunuyor. Ayrıca, kullanıcıların ihtiyaçlarını rahatça karşılamak üzere 507 litrelik geniş bagajın yanı sıra otomobilin içinde bolca saklama alanı bulunuyor. Her yolculukta üst düzey güvenlik HS Hybrid+, MG Pilot adıyla markalaşan teknolojik sürüş destek sistemlerinin de desteğiyle güvenliği standart olarak sunuyor. Modelde, MG Pilot Teknolojik Sürüş Destek Sistemleri kapsamında; Adaptif Hız Sabitleyici, Yaya ve Bisiklet Algılama Özelliği ile Otomatik Acil Fren Sistemi, Şerit İhlal İkazı ile Şerit Takip Sistemi, Kör Nokta Uyarı Sistemi, Sürücü Dikkat Dağınıklığı Uyarısı, Ön Çarpışma Uyarısı, Arka Çapraz Trafik Uyarısı ve Kapı Açma Uyarısı gibi donanımlar standart olarak sunuluyor. MG’nin iddialı Hybrid+ ürün gamı şubat ayında Türkiye yollarında! MG, gelişmiş Hybrid+ teknolojisiyle donatılan ZS Hybrid+ ve HS Hybrid+ modelleriyle hibrit segmentindeki iddiasını Türkiye pazarında tanıtmaya hazırlanıyor. Hybrid+ sistemi; yüksek güç üreten yapısı ve uzun süreli elektrikli sürüşe imkân tanıyan teknolojisiyle performans ve verimliliği bir arada sunarken, gelişmiş ses yalıtımı sayesinde sessiz ve konforlu bir sürüş deneyimi sağlıyor. MG Hybrid+ ailesi, kapsamlı sürüş destek sistemleri ve zengin donanım özellikleriyle güvenlik ve konforu en üst seviyeye taşıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.