SON DAKİKA
Hava Durumu

#Petrol

Söz Bursa - Petrol haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Petrol haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bursa sanayisinde "Enerji" alarmı! ETMD temsilcisi Karabiber: "Kriz anında jeneratör bulamazsınız" Haber

Bursa sanayisinde "Enerji" alarmı! ETMD temsilcisi Karabiber: "Kriz anında jeneratör bulamazsınız"

Orta Doğu’da tırmanan gerilimle birlikte küresel enerji arzında riskler artarken, ülkemizde başta fabrikalar olmak üzere üretim tesisleri olası bir enerji krizine karşı “yedek enerji” sistemlerine yönelmeye başladı. Elektrik Mühendisleri Derneği (ETMD) Bursa Temsilcisi Olgun Karabiber, enerji krizine anında çözüm üretmenin neredeyse imkansız olduğunu, bu yüzden son günlerde firmaların jeneratör, UPS ve yedek besleme sistemlerine yoğun ilgi gösterdiğini kaydetti. Elektrik Mühendisleri Derneği (ETMD) Bursa Temsilcisi Olgun Karabiber, ABD, İsrail ve İran arasında yaşanan ve Orta Doğu’daki diğer ülkelere de sıçrayan savaş nedeniyle küresel enerji arzının tehlikeye girdiğine dikkati çekerek, üretimin aksamaması için tek çarenin “yedek enerji” altyapısı kurmak olduğunu ifade etti. Enerji kesintileri konusunda üretim tesislerini bekleyen tehlikeye işaret eden Karabiber, “Enerji krizi artık bir olasılık değil, başlamış bir süreç. Yaşanacak büyük bir krize karşı hemen çözüm üretebilmek mümkün değil. Üretiminin aksamasını istemeyen firmalar son günlerde ‘yedek enerji’ altyapısı kurmaya yöneldi. Bu da jeneratör, UPS ve yedek besleme sistemleri satışlarına yansıdı” dedi. Küresel doğalgaz ve petrol arzının can damarlarından olan Hürmüz Boğazı çevresindeki risklerin enerji sistemini kırılganlaştırdığını belirten Olgun Karabiber, şu değerlendirmede bulundu : “Mesele artık enerjinin fiyatı değil, enerjinin sürekliliğidir. Enerji altyapıları bugün doğrudan stratejik hedef haline gelmiş durumda. Orta Doğu'daki her kıvılcım, Bursa’daki bir fabrikanın üretim hattını durdurma potansiyeli taşıyor. Elektrik kesintisi artık yönetilmesi gereken bir 'senaryo' haline gelmiştir.” “Kriz Anında Jeneratör Bulamazsınız” Türkiye’deki sanayi tesislerinde hâlâ hakim olan “Kesinti olursa o an bir çaresine bakarız” yaklaşımının bir yanılgı olduğunu ifade eden Karabiber, kriz anında yaşanacak sorunları şu sözlerle özetledi: “Kriz kapıya dayandığında ne kiralık jeneratör bulabilirsiniz ne de teknik ekipmana erişebilirsiniz. Talep patlaması nedeniyle maliyetler anlık artar, tedarik zinciri kilitlenir. Kısacası; kriz anında çözüm üretmek mümkün değildir. Hazırlığınızı krizden önce yapmadıysanız, o gün sadece duruşu izlersiniz.” Üretim Hattının Durması: Zincirleme Felaket Bir sanayi tesisinde enerjinin kesilmesinin sadece ışıkların sönmesi anlamına gelmediğini hatırlatan ETMD Bursa Temsilcisi Karabiber, 1 saatlik bir kesintinin bile hammadde kaybından müşteri güveninin zedelenmesine kadar telafisi güç zararlar doğurabileceğini belirtti. “Bugünkü koşullarda yedek enerji altyapısı (Jeneratör, UPS ve yedek besleme sistemleri) artık teknik bir ayrıntı değil, bir ‘iş sürekliliği sigortası’dır” diyen Karabiber, firmalara çağrıda bulunarak, enerji sürekliliğinin artık sadece bakım departmanlarının sorumluluğuna bırakılamayacak kadar kritik bir konu olduğunu vurguladı. Yaşanabilecek bir enerji krizinde yedek enerji altyapısını olanların üretime devam edeceğini, hazırlıksız olanların ise pazar kaybı ve finansal zararla karşılaşabileceğini belirten Karabiber, “Enerji altyapısı artık teknik bir konu değil, doğrudan bir yönetim kurulu kararıdır” diyerek, tüm işletmeleri yedek enerji sistemlerini modernize etmeye ve kriz senaryolarına hazırlanmaya davet etti.

Bakan Fidan Körfez’den bildirdi: "Sorun plan değil, İsrail barış istemiyor!" Haber

Bakan Fidan Körfez’den bildirdi: "Sorun plan değil, İsrail barış istemiyor!"

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni (BAE) kapsayan Körfez turunun ardından yaptığı değerlendirmelerde, bölgedeki savaşın seyrine ilişkin önemli mesajlar verdi. Bakan Fidan, "Savaşı İsrail başlattı. Sorun, savaşı bitirmeye yönelik planlar olmaması değil. Sorun İsrail’in barış istememesi. Bu gerçeği her yerde, her fırsatta vurguluyoruz" dedi. Dışişleri Bakanı Fidan, Suudi Arabistan, BAE ve Katar’a gerçekleştirdiği ziyaretin ardından basın mensuplarına değerlendirmede bulundu. Fidan, Körfez ülkelerinde savaşın iki ila üç hafta daha sürebileceği yönünde değerlendirmeler yapıldığını aktararak, İsrail’in süreci uzatma eğiliminde olabileceğini ve ABD üzerinde etkili olmaya çalışacağını ifade etti. "Sorun, savaşı bitirmeye yönelik planlar olmaması değil, İsrail’in barış istememesi" ABD ile İsrail’in başlangıç pozisyonlarının birbirinden uzaklaştığına dair değerlendirmelerin arttığını dile getiren Fidan, "Savaş varken müzakere edilmesi seçeneği pek olası görünmüyor. Ama kısa süreli ateşkes ilan edip bu süre zarfında müzakereye başlayıp ‘müzakereden sonuç alamazsam tekrar savaşa başlarım’ denilmesi ihtimalini de göz önünde bulundurmalıyız. İsrail, savaş mümkün olduğunca uzasın, İran’a daha fazla zarar verelim gibi bir politika da izleyebilir. Bu yaklaşım karşısında ABD’nin alacağı tutum önem kazanacak. İsrail kendileri için önemli olan askeri ve sanayi hedeflerini ortadan kaldırmadan durdurmayacağı izlenimini veriyor. Suikastlar devam ediyor. Bu savaşı İsrail başlattı. Sorun, savaşı bitirmeye yönelik planlar olmaması değil. Sorun İsrail’in barış istememesi. Bu gerçeği her yerde, her fırsatta vurguluyoruz" şeklinde konuştu. "Savaşın ardından Türkiye’ye olan güvenin arttığını görüyoruz" Bakan Fidan, savaşın ardından Körfez ülkelerinde önemli değişimlerin yaşanabileceğini belirterek, savunma sanayii alanında yeni arayışların gündeme gelebileceğini söyledi. Körfez ülkelerinin İran’dan beklentilerini ortaya koyabileceğini ve belirli şartlar karşılığında ekonomik iş birliğine yönelebileceğini ifade eden Fidan, "İran da Körfez’deki ABD üsleri konusunda bazı taleplerle ortaya çıkabilir. Şu da önemli bir nokta: Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol ve LNG Çin’e AB ülkelerine, Güney Kore, Japonya, Hindistan’a gidiyor. Bu ülkelerin beklentileri neler olacak? Bu savaşın ardından Türkiye’ye olan güvenin arttığını görüyoruz. Başından beri ikircikli bir tavır takınmadık. Yapılan yanlışları tüm taraflara açıkça söylediğimizi herkes görüyor. İran’a yapılanın da Körfez ülkelerine yapılanın da yanlış olduğunu en güçlü ve net şekilde gündeme getiriyoruz" dedi. "Körfez ülkeleri, ‘Biz bu savaşın parçası değiliz’ diyorlar" İran tarafından Körfez ülkelerinin yoğun saldırı altında bulunduğun dikkati çeken Bakan Fidan, şöyle devam etti: "Körfez ülkeleri bu savaşta İran’ın kendilerini neden hedef aldığını sorguluyorlar, ‘Bizim bu savaşın çıkışıyla bir ilgimiz yok, o başka bir konu’ diyorlar. Bize yapılan saldırı haksız bir saldırı ve bu saldırıya karşı cevap vermemiz gerekiyor diyorlar. Körfez ülkeleri hava sahalarını ve ülkelerindeki üsleri İran’a karşı kullandırmayacaklarını en başta deklare ettiler. ‘Biz bu savaşın parçası değiliz’ diyorlar. Ayrıca İran’ın askeri üsler dışında sivil altyapıya da ekonomik hedeflere de saldırı yaptığını, bunun kasıtlı olduğunu söylüyorlar." "Başından beri yaptığımız bütün analizlerin doğru çıkması bizi üzüyor" Mevcut durumun devam etmesi halinde Körfez ülkelerinin karşı önlem almak zorunda kalabileceklerini dile getirdiğini aktaran Fidan, "Toplantıda biraz da bu konudaki son uyarılarını yaptılar. Son yoğun saldırılar da bunu tetikledi. Risk arttı. Bu durumun tüm bölgeyi içine çekecek uzun süreli bir savaşa doğru gitmesini biz hiçbir şekilde arzu etmiyoruz. Savaşın bir an önce sona ermesi için dün Riyad’da yapılan toplantı gibi başta bölgesel girişimler olmak üzere tüm diplomatik zeminleri kullanmaya devam edeceğiz. Maalesef başından beri yaptığımız bütün analizlerin doğru çıkması bizi üzüyor. Bir taraftan da geleceğe yönelik daha sağlıklı atmak için Türkiye’nin sesine ve görüşüne ne kadar ihtiyaç duyulduğunu görüyoruz" ifadelerini kullandı. Bakan Fidan, Riyad’da düzenlenen toplantının İran’ın bölge ülkelerine yönelik saldırılarının ele alınması amacıyla gerçekleştirildiğini kaydetti. Fidan, "Savaştan doğrudan veya dolaylı olarak etkilenen bütün bölge ülkeleri masa etrafındaydı. Ortak bir akıl araması amaçlıydı. Herkes durumun aciliyetini ortaya koydu. Tek gündem maddeli bir toplantıydı. Ortak açıklama da bunu yansıtıyor. Biz ilkesel tutumumuzu sürdürüyoruz. Hem İsrail’in saldırganlığına ve yayılmacılığına hem de İran’ın savaşı bölgeye yaymaya yönelik eylemlerine karşı çıkıyoruz" diye konuştu. Türkiye’nin hem İsrail’in saldırganlığına hem de İran’ın savaşı yayma çabalarına karşı olduğunu vurgulayan Fidan, toplantıda İsrail’in savaşın ortaya çıkmasındaki rolünü de gündeme getirdiklerini söyledi. Arabuluculuk ve Türkiye’nin rolü Bakan Fidan, Türkiye’nin istikrar odaklı bir yaklaşım benimsediğini belirterek, taraflar arasında kazanım ve üstünlük arayışının öne çıkmasının çözümü zorlaştırdığını ifade etti. Türkiye’nin hem doğru teşhisler hem de yapıcı teklifler sunduğunu dile getiren Fidan, güçlü ve dengeli bir politika izlemeye devam edeceklerini kaydetti. "AB ile ilişkilerde belli bir istikrarı koruyoruz, daha iyiye de gidebilir" Avrupa Birliği üyeliğinin Türkiye için stratejik hedef olmaya devam ettiğini vurgulayan Bakan Fidan, Avrupa tarafında da bu süreci ilerletecek siyasi iradenin ortaya çıkması gerektiğini söyledi. Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve vize serbestisi konularında görüşmelerin sürdüğünü belirten Fidan, şu ifadelere yerdi: "Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ve vize serbestisi meseleleri önemli. Bunlarla ilgili görüşmeye devam ediyoruz. İlişkilerde belli bir istikrarı koruyoruz, kötüye gitmiyor, daha iyiye de gidebilir. Yasadışı göç, terörle mücadele gibi bize ihtiyaç duydukları çeşitli alanlar var. Gerek vatandaşlarının İran'dan, Orta Doğu'dan vesaire tahliye olması gibi konularda da sürekli kapımızı çalıyorlar. Bu konularda da gerekli desteği veriyoruz. Zaten askeri imkanlarımız da ortada. Vize serbestisi konusunda geriye kalan altı madde üzerinde de ilgili kurumların çalışmaları sürüyor."

İran’da Mücteba Hamaney dönemi başladı, Trump resti çekti: "Hata yaptılar" Haber

İran’da Mücteba Hamaney dönemi başladı, Trump resti çekti: "Hata yaptılar"

ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın yeni dini lideri olarak Mücteba Hamaney'in seçilmesine ilişkin , "Bence büyük bir hata yaptılar" dedi. ABD Başkanı Donald Trump, ABD basınına verdiği röportajda İran'ın yeni dini lideri olarak eski lider Ali Hamaney'in oğlu Mücteba Hamaney'in seçilmesinden duyduğu memnuniyetsizliği dile getirdi. Ali Hamaney'in savaşın başında bir hava saldırısında ölmesinin ardından Uzmanlar Meclisi'nin Hamaney'in yerine 56 yaşındaki oğlu Mücteba Hamaney'i seçmesini değerlendiren Trump, "Bence büyük bir hata yaptılar. Bunun uzun süre devam edip etmeyeceğini bilmiyorum ama bence büyük bir hata yaptılar" dedi. İRAN'IN PETROLLERİNE EL KONULMASI İHTİMALİNİ REDDETMEDİ ABD Başkanı Donald Trump, telefon üzerinden verdiği kısa röportajda İran'ın petrollerine el konulması ihtimaline ilişkin bir soruya, bu konuyu konuşmak için erken olduğu şeklinde cevap verdi. Diğer yandan böyle bir seçeneği dışlamayarak, bu konuda Venezuela'yı örnek gösteren Trump, "İnsanlar bu konuyu düşündü fakat şimdilik bu meseleyi konuşmak için çok erken" ifadelerini kullandı. Dünya petrol üretiminin yaklaşık yüzde 5'lik kısmını gerçekleştiren İran, dünyanın dokuzuncu büyük petrol üreticisi konumunda yer alıyor. Ürettiği petrolün yüzde 80'ini Çin'e ihraç eden İran'ın petrollerine ABD tarafından el konulmasının ABD ve Çin arasında gerginliğe neden olması bekleniyor. Hafta sonu Delaware eyaletindeki Dover şehrinde İran savaşında hayatını kaybeden askerlerin cenaze törenlerine katılan Trump, burada görüştüğü asker yakınlarını "harika insanlar" olarak tanımladı. Röportajda cenaze törenine de değinen Trump, "Her zaman zor oluyor" ifadelerini kullandı.

Trump’tan Dünyayı sarsacak itiraf: "İran’daki Kürt grupların saldırılarını destekliyorum!" Haber

Trump’tan Dünyayı sarsacak itiraf: "İran’daki Kürt grupların saldırılarını destekliyorum!"

ABD Başkanı Donald Trump, İran'daki Kürt grupların saldırıya geçmesine destek verdiğini belirterek, "Bunu yapmak istiyorlarsa bence harika, bunu tamamen desteklerim" dedi. ABD Başkanı Donald Trump, bugün basına verdiği iki ayrı mülakatta İran’a ilişkin gelişmeleri yorumladı. ABD’nin savaş sonrasında İran’ın siyasi düzeninin şekillenmesinde önemli rol oynamayı planladığını ifade eden Trump, "Bu hususta büyük bir etkimiz olacak. Aksi takdirde hiçbir anlaşma yapılmayacak. Çünkü tüm bunları tekrar yapmak zorunda kalmak istemiyoruz. Halkla ve rejimle birlikte çalışacak İran’ı iyi bir şekilde inşa edebilecek, ancak nükleer silahları olmayan birinin oraya gelmesini sağlayacağız" dedi. Trump, "İran’da on yıl sonra yeniden aynı şeyleri yapmak zorunda kalmamıza yol açacak bir liderin ortaya çıkmasını istemiyorum" ifadelerini kullanarak, İran tarafının doğru seçimi yapmalarına yardımcı olmak için onlarla çalışacağını söyledi. Trump, saldırılarda hayatını kaybeden dini lider Ali Hamaney’in oğlu Mücteba Hamaney’in pek muhtemel bir seçenek olmadığını söyledi. "ORDULARI DARMADAĞIN EDİLDİ" İran’a yönelik saldırılara da değinen Trump, "ABD’ye yönelik büyük bir tehdidi ortadan kaldırıyoruz. Üstelik bunu, daha önce kimsenin görmediği bir şekilde yapıyoruz" ifadelerini kullandı. İran’a yönelik askeri harekatın son derece kontrollü yürütüldüğünü savunan Trump, "Cerrahi şekilde hareket ediyoruz" dedi. İran’ın askeri kapasitesinin fiilen imha edildiğini vurgulayan Trump, "Donanmaları yok. Hava kuvvetleri yok. Hava tespit sistemleri yok. Hepsi yok edildi. Radarlarının hepsi yok edildi. Orduları darmadağın edildi" ifadelerini kullandı. İRANLI KÜRT GRUPLARI SALDIRIYA GEÇMEYE DAVET ETTİ İran'daki Kürt gruplarını da saldırıya geçmeye teşvik eden Trump, Kürtlerin İran'a saldırı başlatmasını desteklediğini belirterek, "Bunu yapmak istiyorlarsa bence harika. Bunu tamamen desteklerim" dedi. Muhalif Kürt güçlere hava desteği sağlanmasına ilişkin sorulara cevap vermeyi reddeden Trump, "Eğer bunu yapacaklarsa, bu iyi" diye ekledi. "HÜRMÜZ’Ü YAKINDAN İZLİYORUM" Trump, ayrıca dünya ham petrolü ve sıvılaştırılmış doğalgazının beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nın açık kalacağını söyledi. İran ve Umman arasındaki dar deniz geçidine ilişkin açıklamasında Trump, "Artık donanmaları yok, bildiğiniz gibi denizin dibinde. Hürmüz’ü yakından izliyorum" dedi. "KÜBA DA DÜŞECEK" İran’daki hükümetin ABD’nin etkisiyle düşecek son hükümet olmayacağını da savunan Trump, "Küba da düşecek" dedi. ABD’nin ciddi bir ekonomik baskı uyguladığı Küba’ya ilişkin açıklamalarında Trump, "Venezuela’dan gelen bütün petrolü, bütün parayı kestik. Tek kaynakları oydu ve her şeyi kestik. Şimdi anlaşma yapmak istiyorlar" dedi. Venezuela’dan gelen petrol akışının kesilmesinin ardından ağır bir enerji krizi ve ekonomik kriz ile karşı karşıya gelen ülkeye ilişkin olarak Trump, "Yardıma ihtiyaçları var. Küba ile temas halindeyiz" ifadelerini kullandı. Küba’da yaşananların Venezuela’ya müdahale sayesinde mümkün olduğunu da sözlerine ekleyen Trump, "Küba, Küba diye 50 yıldır konuşup duruyorlardı. Bu benim için küçük bir mesele" şeklinde konuştu. "ZELENSKİY ARTIK BİR ANLAŞMA YAPMALI" Ukrayna’daki savaşa da değinen Trump, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’e ilişkin hayal kırıklığını dile getirdi. Trump, "Zelenskiy artık harekete geçmeli ve bir anlaşma yapmalı" dedi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in savaşı sona erdirecek bir anlaşmayı görüşmeye hazır olduğuna inandığını söyleyen Trump, Ukrayna liderinin müzakere konusunda yeterli isteklilik göstermediğini savundu. Trump, "Zelenskiy’in engel olması akıl alır gibi değil. Elinde koz yok" ifadelerini kullandı. Ukrayna’dan İran dronlarına karşı savunma konusunda yardım teklifiyle ilgili soruya Trump, "Herhangi bir ülkeden gelecek her türlü yardımı kabul ederim" dedi.

Grönland’dan Trump’ın hastane gemi teklifine ret Haber

Grönland’dan Trump’ın hastane gemi teklifine ret

Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen, ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland'a bir hastane gemisi göndermeye yönelik açıklamasına cevap verdi. Nielsen, Trump’ın hastane gemi gönderme fikrini reddederek, "Başkan Trump'ın Grönland'a bir ABD hastane gemisi gönderme fikri not edildi. Ancak bizde vatandaşlara ücretsiz tedavi sunan bir kamu sağlık sistemi var. Bu bilinçli bir tercihtir" dedi. Grönland'ın ABD ile de diyalog ve işbirliğine açık olduğunu aktaran Nielsen, Trump’ın söz konusu açıklamasına da tepki göstererek, "Ancak sosyal medyada rastgele çıkışlar yapmak yerine bizimle konuşun" dedi. "GRÖNLAND'A BÜYÜK BİR HASTANE GEMİSİ GÖNDERECEĞİZ" Trump, daha önce satın almak istediğini söylediği Danimarka toprağı Grönland'a bir hastane gemisi göndermek için Louisiana Valisi Jeff Landry ile birlikte çalıştığını söylemişti. Kendisine ait sosyal medya platformu Truth Social'dan açıklama yapan Trump, "Harika Louisiana Valisi Jeff Landry ile birlikte hasta olan ve orada bakımı yapılmayan birçok insanla ilgilenmek üzere Grönland'a büyük bir hastane gemisi göndereceğiz. Yolda" ifadelerini kullanmıştı. Beyaz Saray ve Louisiana Valisi Landry'nin Ofisi, geminin Danimarka ya da Grönland tarafından talep edilip edilmediği ve yardıma ihtiyaç duyan hasta kişilerin kimler olduğu konusundaki sorulara yanıt vermedi. TRUMP'IN ARKTİK VE GRÖNLAND ISRARI ABD Başkanı Donald Trump, Arktik'in ABD için askeri ve stratejik önemini sık sık vurgulamış, Kuzey Kutup Bölgesi'nin ABD ulusal güvenliği açısından kritik olduğunu savunmuştu. Arktik'teki petrol, doğal gaz ve minerallerin ABD ekonomisi ve enerji bağımsızlığı için önemine dikkat çeken Trump, ülkesinin çıkarlarını güvence altına alma isteğinin bir parçası olarak Danimarka'ya bağlı özerk bölge Grönland'ı satın almak isteğini dile getirmişti. Danimarka ve Avrupalı liderler bu fikre sert tepki göstermiş, adanın satılık olmadığını belirtmişlerdi. Trump ise, bu fikre karşı çıkan Avrupa devletlerine gümrük vergisi uygulama tehdidinde bulunmuştu.

Feti Yıldız’dan net mesaj: "PKK/YPG için süre doldu, mutabakata uyulmalı!" Haber

Feti Yıldız’dan net mesaj: "PKK/YPG için süre doldu, mutabakata uyulmalı!"

MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, terör örgütü PKK’nın Suriye kolu YPG/SDG’ye 10 Mart Mutabakatı kapsamında verilen sürenin dolduğunu belirterek, mutabakata uyulması gerektiğini vurguladı. Yıldız, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, YPG/SDG’nin Suriye’nin kuzeydoğusunda geniş bir alanı kontrol ettiğine dikkati çekerek, bu bölgelerin "ülkenin petrol ve gaz kaynakları ile Fırat ve Dicle nehirleri gibi stratejik unsurları barındırdığını" ifade etti. Yıldız, terör örgütünün bu alanları elinde bulundurmasının "Suriye’nin toparlanması ve kalkınması önünde ciddi bir engel teşkil ettiğini" kaydetti. "Terör örgütü PKK'nın Suriye kolu YPG/SDG'ye 10 Mart mutabakatına uymaları için verilen süre dolmuştur" Açıklamasında, Mazlum Abdi’nin başında bulunduğu SDG’nin, 10 Mart’ta Suriye yönetimiyle 8 maddelik bir anlaşma imzaladığını hatırlatan Yıldız, şu değerlendirmede bulundu: "İsrail sürekli kaos üreterek, savaş çıkararak bölgedeki nüfuzunu artırmayı ve bölgeyi insansızlaştırmayı hedefliyor. Bunu bazen doğrudan kendisi, bazen de vekilleri üzerinden, yani terör örgütleri aracılığıyla gerçekleştiriyor. Suriye’de önce PKK’yı destekledi ve örgütün alan kazanmasına hizmet etti. Ardından Dürzileri kışkırtarak Şam yönetimine karşı isyan etmelerini sağladı. Daha da ileri giderek Şam’ı bombaladı hem Cumhurbaşkanlığı sarayını hem Genelkurmay Başkanlığı ve Savunma Bakanlığı binalarını hedef aldı. Gazze’de uyguladığı saldırıların bir benzerini Suriye’de de yapma ihtimali hâlâ mevcut. İsrail, Suriye’yi sürekli bombalıyor ve vuruyor; aynı zamanda isyancı grupları destekleyerek, Suveyda’dan kuzeydoğu Suriye’deki PKK bölgelerine bir koridor açmaya çalışıyor. Buna "Davut Koridoru" deniyor. Hermon Dağı’nı da işgal ederek Güneyden ve doğudan Suriye’yi çevrelemeye ve buradan Türkiye’ye uzanmaya çalışıyor. Bu durum, bölge için ciddi bir tehdit ve tehlike oluşturuyor. Terör örgütü PKK'nın Suriye kolu YPG/SDG'ye 10 Mart mutabakatına uymaları için verilen süre (2025 Aralık ayı sonu) dolmuştur." Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in sözlerine de yer veren Yıldız, Güler’in, YPG/SDG’nin 10 Mart Mutabakatı’na uyması gerektiğini vurguladığını aktardı. Güler’in, "Devletimizin duruşu nettir ve hiçbir tereddüde yer yoktur" sözlerini hatırlatan Yıldız, şu alıntıyı paylaştı: "Başta PKK/YPG/SDG olmak üzere hiçbir terör örgütünün bölgedeki faaliyetlerini devam ettirmesine ve herhangi bir oldu bitti oluşturmasına müsaade etmeyeceğiz. Nihai hedefimiz, 86 milyon vatandaşımızın ortak temennisi olan terörün sona ermesi ve terör örgütlerinin tamamen tasfiye edilmesidir."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.