SON DAKİKA
Hava Durumu

#Pozitif Ayrımcılık

Söz Bursa - Pozitif Ayrımcılık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Pozitif Ayrımcılık haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bursa'dan Hatay'a şefkat köprüsü: İftar geliriyle Anaokulu yapılacak! Haber

Bursa'dan Hatay'a şefkat köprüsü: İftar geliriyle Anaokulu yapılacak!

Bursa Nilüfer Lions Kulübü’nün ev sahipliğinde, Türk Medeni Kanunu’nun kabulünün 100. yılı vesilesiyle Club Altın Ceylân’da düzenlenen iftar etkinliği, toplumsal dayanışmanın anlamlı bir örneğine sahne oldu. Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü’nün konuşmacı olarak katıldığı etkinlikten elde edilen gelir, Kalbim Seninle Yardımlaşma Derneği aracılığıyla Hatay’da depremden etkilenen çocuklar için tasarlanan anaokulunun yapımında kullanılacak. TÜGİAD Bursa Başkanı Kerem Kahveci, KALDER Bursa Başkanı Serkan Ürkmez, TÜMKAD Yönetim Kurulu Başkanı Ülfet Öztürk, BUİKAD Yönetim Kurulu Başkanı Şeyda Şençayır, Kalbim Seninle Derneği Başkanı Sebla Pamir Güler, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir, Bursa’daki Lions derneklerinin başkanları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve kalabalık davetli topluluğunun katıldığı etkinliğin açılışında konuşan Bursa Nilüfer Lions Kulübü Başkanı Oya Baykal, 17 Şubat 1926’da kabul edilen Türk Medeni Kanunu’nun kadınları aile içinde ve toplumda eşit birey olarak tanımladığını vurguladı. Etkinlik geliriyle Hatay’daki deprem çocukları anaokuluna kavuşacak Türk Medeni Kanunu’nun kabul edilişinin 100. yıl dönümünde Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü’yü ağırlıyor olmanın mutluluğunu yaşadıklarını ifade eden Baykal, iftar etkinliğinden elde edilecek gelirin, Kalbim Seninle Derneği aracılığıyla Hatay’da deprem çocukları için tasarlanan anaokulunun yapımına bağışlanacak olmasının, etkinliği daha da anlamlı kıldığını vurguladı. Bursa Nilüfer Lions Kulübü’nden anaokulu projesine 500 bin TL’lik destek Kalbim Seninle Derneği Başkanı Sebla Pamir Güler ise konuşmasında, Bursa Nilüfer Lions Kulübü’nün anaokulu projesine 500 bin TL’lik yardımda bulunduğunu belirterek, gösterdikleri duyarlılık için Başkan Oya Baykal’ın şahsında Bursa Nilüfer Lions Kulübü’ne teşekkür etti. Anaokulunun 4 yaş grubu sınıfına “Nilüfer Lions” adını vereceklerini dile getiren Baykal, bağışçıların destekleriyle deprem yaralarının sarılacağını vurguladı. Konuşmaların ardından, BUİKAD Yönetim Kurulu Başkanı ve Bursa Nilüfer Lions Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi Şeyda Şençayır’ın moderatörlüğünde, Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü’nün konuşmacı olduğu sohbet bölümüne geçildi. Sohbetin açılışında konuşan BUİKAD Yönetim Kurulu Başkanı ve Bursa Nilüfer Lions Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi Şeyda Şençayır, Cumhuriyetin sadece bir yönetim biçimi olmayıp, toplumsal cesaretin temelini oluşturduğunu belirterek, 17 Şubat 1926’da kabul edilen Türk Medeni Kanunu’nun ise bu cesaretin en güçlü adımlarından birini teşkil ettiğini vurguladı. Atatürk’ün kadınların eşit birey olmadığı bir toplumun çağdaşlaşmayacağını çok iyi bildiğini ifade eden Şençayır, “Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu nedenle Türk kadınına yalnızca hak değil, onurlu bir kimlik kazandırdı. Bugün bizler, o vizyonun 100 yıl sonra hayatımıza nasıl yön verdiğini konuşmak için buradayız. Sadece bir söyleşi için değil, aslında bir kazanım yıldönümünde hep birlikte tek güç olarak bir aradayız” diye konuştu. Cumhuriyetin en cesur adımlarından biri olan Türk Medeni Kanunu’nun kadınlara sağladığı hakların değerlendirileceği etkinlik vesilesiyle Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü’yü konuk etmenin onurunu yaşadıklarını belirten Şençayır, davetlerine teşrif etmesinden dolayı Güllü’ye teşekkür etti. Şençayır’ın sorularını yanıtlayan Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü ise Türk Medeni Kanunu’nun kadınlara kazandırdığı haklardan söz etti. Türk Medeni Kanunu’yla kadınlara sağlanan haklar 17 Şubat 1926'da kabul edilen Türk Medeni Kanunu’nun, kadınlara evlilikte resmi nikâh zorunluluğu ve tek eşlilik, eşit miras hakkı, boşanma hakkı, mahkemelerde şahitlik eşitliği, istedikleri mesleği seçme gibi temel haklar getirdiğini ifade eden Güllü, kanun ile Türk kadınının bağımsız birey olmasının sağlandığını dile getirdi. Kendilerine bu hakkı tanıyan Atatürk’e lâyık olabilmek için çok çalışmaları gerektiğini vurgulayan Güllü, “Türk Medeni Kanunu, kadınlarımıza çok önemli kazanımlar sağlamıştır. Bununla birlikte kadınların eşit bireyler sayılabilmeleri bağlamında atılması gereken önemli adımlar bulunmaktadır. Kadınlarımızın siyasette, iş dünyasında ve diğer toplumsal alanlarda gerektiğince temsil edilemediği gerçeği ise yaşanılanlarla sabittir. Bu döngünün mutlak surette aşılması gerekmektedir. Toplumsal alandaki görevlendirmelerde kadına pozitif ayrımcılık uygulanmalı, karar mekanizmalarında kadına aktif görevler verilmelidir” diye konuştu. Kadına şiddet konusuna da değinen Güllü, 2025 yılında 392 kadının şiddet kurbanı olduğunu ve 200’den fazla çocuğun ise istismara uğradığını ifade etti. Kadınların istismarının önüne geçilmesi ve çocukların cinsel obje olarak görülmemesi için mücadele verdiklerini belirten Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü, sorunun köklü çözümünün, cezai fiillere verilecek cezaların caydırıcı olmasından geçtiğine işaret etti. Kadınlara daha fazla söz hakkı Türk Medeni Kanunu ile kadınların haklarının güvence altına alındığını ancak kanunun tanıdığı haklardan yararlanma konusunda sorunlar yaşandığını belirten Güllü, söz konusu sorunun aşılmasının, sosyal hayatta ve siyaset kurumunda kadınlara daha fazla söz hakkı verilmesinden geçtiğini de sözlerine ekledi. Gecenin sonunda Bursa Nilüfer Lions Kulübü Başkanı Oya Baykal, Kalbim Seninle Derneği Başkanı Sebla Pamir Güler ile BUİKAD Başkanı ve Bursa Nilüfer Lions Yönetim Kurulu Üyesi Şeyda Şençayır, Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü’ye çiçek ve plaket takdiminde bulundu.

TZOB’dan Dünya Kadın Çiftçiler Günü mesajı: “Kadınlar üretimin merkezinde ama hak ettikleri yerde değil” Haber

TZOB’dan Dünya Kadın Çiftçiler Günü mesajı: “Kadınlar üretimin merkezinde ama hak ettikleri yerde değil”

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, "Kadın çiftçilerimiz kırsalın umudu, tarımın güvencesidir" dedi. TZOB Genel Başkanı Bayraktar, 15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, "Dünyada ve ülkemizde tarımsal üretimde, beslenmede, gelecek nesillere bilgiyi aktarmada, çocuk eğitiminde, hasta ve yaşlı bakımında kadınlar en önemli katkıyı sağlıyor. Kırsaldaki kadınların güçlendirilmesi, tarımsal kalkınma ve toplumsal refahın sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıyor. Ancak kadın çiftçilerimiz, üretimin merkezinde olmalarına rağmen sosyal güvenlikten yeterince yararlanamıyor; ekonomik ve toplumsal olarak ikinci planda kalıyor" dedi. TZOB Ziraat Odaları Bilgi Sistemi (ZOBİS) verilerine göre 2024 yılı itibarıyla Türkiye genelinde 754 ziraat odasına kayıtlı 956 bin 643 kadın çiftçi bulunduğunu belirten Bayraktar, "Bu rakam, tüm üyelerin yüzde 18,14'ünü oluşturuyor. Çiftçilerin yaş ortalaması 59'a yükseldi. Erkek çiftçilerin yaş ortalaması 58, kadın çiftçilerimizin yaş ortalaması 61'dir. Yaş dağılımı tarımsal nüfusun hızla yaşlandığını gösteriyor. Çiftçilerimizin yüzde 35'i 65 yaş ve üzerinde, yüzde 35'i 50-64 yaş aralığındadır. Yalnızca yüzde 5'lik bir oran 18-32 yaş grubundadır. Bu tablo, tarım sektöründe genç nüfusun hızla azaldığını ve üretimin geleceği açısından ciddi bir sorun oluştuğunu gözler önüne seriyor. Son 30 yıldır hiç doğum gerçekleşmeyen köylerimiz bulunuyor, kış aylarında tamamen boşalan köylerin sayısı artıyor. Bu durum yalnızca üretimi değil, kırsal yaşamın sosyal dokusunu da tehdit ediyor. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) 2024 yılı verilerine göre Türkiye'de 4/B kapsamındaki 427 bin 298 zorunlu tarım Bağ-Kur'lu çiftçinin yüzde 24,69'unu yani 105 bin 478'ini kadın çiftçilerimiz oluşturuyor. Veriler karşılaştırıldığında kadın çiftçilerin yalnızca yüzde 11'i Tarım Bağ-Kur primini ödeyebiliyor, geri kalan büyük çoğunluğu gelir yetersizliği nedeniyle sistem dışında kalıyor. 2024 yılı itibarıyla Tarım Bağ-Kur prim tutarı aylık 8 bin 971,90 lira, indirimli olarak 7 bin 671,60 liradır. Bu prim tutarları, düşük gelirli çiftçilerimiz için büyük bir mali yük oluşturuyor. Özellikle de kadın çiftçilerin sosyal güvenlik sistemine dahil olmasını zorlaştırıyor" dedi. KADIN ÇİFTÇİLERİN SOSYAL GÜVENCE SORUNU "Kadın çiftçilerin büyük bölümü aile işletmelerinde ücretsiz aile işçisi statüsünde çalışıyor. Emekleri çoğu zaman ‘aile içi katkı' olarak görülüyor. Bu da onların üretici kimliğini gölgeliyor" diyen Bayraktar, şunları kaydetti: "Kadın çiftçilerimizin ekonomik ve sosyal statülerinin güçlendirilmesi, kırsalda göçün önlenmesi ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından hayati önemdedir. Anayasa'nın 10. maddesi kadın-erkek eşitliğini, 60. maddesi ise sosyal güvenlik hakkını güvence altına alıyor. Buna rağmen kırsaldaki kadınlarımızın büyük oğunluğu hâlâ sosyal güvenceye sahip değil. Bu tablo, sadece bir tarım meselesi değil, aynı zamanda kırsal sosyo-ekonomik bir sorundur. Sorunun çözümü, kapsamlı ve sürdürülebilir politikaların geliştirilmesini gerektiriyor. Gençlerin tarıma kazandırılması için tarım arazisi edinimi kolaylaştırılmalı, düşük faizli kredi ve hibe destekleri artırılmalı, tarımsal girişimcilik ve teknoloji temelli eğitimler yaygınlaştırılmalıdır. Kadın çiftçilerin güçlendirilmesi için kadın çiftçilere özel prim desteği ve pozitif ayrımcılık uygulanmalı, kadın girişimcilere yönelik destek programları yaygınlaştırılmalıdır. Kırsal altyapının güçlendirilmesi için kırsal bölgelerde kreş, yaşlı ve engelli bakım hizmetleri sağlanmalı, internet erişimi ücretsiz hale getirilmeli, sağlık, eğitim ve ulaşım hizmetleri güçlendirilmelidir. Tarımın saygınlığının artırılması için tarımın stratejik ve itibarlı bir meslek olduğu topluma yeniden anlatılmalı, tarım liseleri ve üniversitelerde tarım-teknoloji odaklı bölümler açılmalıdır." "KADIN ÇİFTÇİLERİMİZE YÖNELİK TARIM BAĞ-KUR PRİM DESTEĞİ SAĞLANMASI, KIRSALDA YAPILACAK EN BÜYÜK REFORM OLACAKTIR" Bayraktar, "6270 Sayılı Kanun (2012) ile geçmişte aile reisi olmayan kadın çiftçilerimize borçlanma hakkı tanınarak mağduriyetleri giderildi. Doğum borçlanması hakkı üç çocuğa kadar genişletilerek, kadın çiftçilere altı yıla kadar borçlanma imkânı sağlandı. Kadın çiftçilerimize yönelik Tarım Bağ-Kur prim desteği sağlanması, kırsalda yapılacak en büyük reform olacaktır. Kadın çiftçilerimiz, yalnızca kendi evlatlarını değil, tüm ülkemizi doyuran; üretimin, emeğin ve direncin simgesidir. Onların emeği olmadan kırsalın geleceği inşa edilemez. Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak kadın çiftçilerimizin sosyal güvenlik sistemine erişiminin kolaylaştırılmasını, gelir düzeylerine uygun prim desteği sağlanmasını ve kırsalda yaşam koşullarının iyileştirilmesini acil öncelik olarak görüyoruz. Kadınlara fırsat verildiğinde liderliğin, üretimin ve değişimin öncüleri olurlar. Tüm kadın çiftçilerimizin 15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü'nü kutluyor, alın teriyle toprağa can veren tüm kadın emekçilerimizi saygı ve minnetle selamlıyorum" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.