SON DAKİKA
Hava Durumu

#Protesto

Söz Bursa - Protesto haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Protesto haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Avrupa sınırında vize protestosu krizi: Türk şoförler 75 saattir mahsur! Haber

Avrupa sınırında vize protestosu krizi: Türk şoförler 75 saattir mahsur!

Batı Balkan ülkelerinden Avrupa'ya yük taşıyan tır şoförlerinin Schengen vize kısıtlamalarını protesto etmek amacıyla 20'den fazla Avrupa Birliği sınır kapısında geçişleri durdurmasının ardından AB sınırlarında kilometrelerce araç kuyruğu oluştu. Aralarında Türk tır şoförlerinin de bulunduğu yüzlerce sürücü günlerdir sınır kapılarında mahsur kalırken, Türk tır sürücüsü Ali Kurt 75 saatlik bekleyişini anlattı. Batı Balkan ülkelerinden Avrupa'ya yük taşıyan tır şoförleri, Schengen vize kısıtlamalarını protesto etmek amacıyla 20'den fazla Avrupa Birliği sınır kapısında geçişleri durdurdu. Eylemler nedeniyle AB sınırlarında kilometrelerce araç kuyruğu oluşurken, aralarında Türk tır şoförlerinin de bulunduğu yüzlerce sürücü günlerdir sınır kapılarında mahsur kaldı. Sınırda bekleyenlerden biri olan Türk tır şoförü Ali Kurt, yaşadıklarını anlattı. 26 Ocak Pazartesi günü saat 12.00'de Hırvatistan'a geçişi sağlayan Batina Sınır Kapısı'nın kapatıldığını belirten Ali Kurt, 75 saattir beklediklerini söyledi. "Otobüs ve taksiler geçiyor ama tırlar için kapı kapalı" diyen Kurt, yalnızca iki tanker tırına izin verildiğini, diğer tüm tır trafiğinin durdurulduğunu ifade etti. TEMEL İHTİYAÇLAR BÜYÜK SORUN Sırada hem Avrupa plakalı hem de Türk plakalı tırların bulunduğunu belirten Kurt, en büyük sıkıntının temel ihtiyaçlar olduğunu vurgulayarak, "Sınır kapısına yakın olanlar tuvalete ulaşabiliyor ancak sıranın gerisinde, yaklaşık 4 kilometre arkada kalan arkadaşlarımız tuvalete bile gidemiyor. Duş imkânı zaten yok" dedi. Geceleri ciddi güvenlik sorunları yaşandığını da dile getiren Kurt, "Mülteciler bazı araçların dolaplarını patlatıyor, yiyeceklerimizi çalıyor. Uykusuzluk ve tedirginlik had safhada" sözleriyle yaşananları anlattı. BİLGİ YOK, BELİRSİZLİK VAR Resmi kaynaklardan herhangi bir bilgilendirme yapılmadığını söyleyen Kurt, hem Türkiye'den Avrupa'ya gidecek hem de Avrupa'dan Türkiye'ye dönecek şoförlerin sürekli kendilerinden bilgi almaya çalıştığını ifade etti. Kurt, "Sıranın en başındayız, herkes bize soruyor. Kapı açık mı, geçen var mı diye. Mesaj kutularımız doldu. Bu yüzden her gün video paylaşıyoruz sadece bilgilendirme amacıyla" dedi. DAYANIŞMA BEKLERKEN KIRGINLIK YAŞADILAR Paylaştıkları videolara gelen bazı yorumlara tepki gösteren Kurt, "Susuz musunuz, bir ihtiyacınız var mı diye sorulacağına ‘Orada ne işiniz var' gibi yorumlar geliyor. Bu onların ayıbı. Canları sağ olsun" ifadelerini kullandı. Sırbistan tarafında bekleyen sürücülere yerel yönetimler tarafından ekmek ve su desteği sağlandığını aktaran Kurt, Hırvatistan tarafında bekleyen tır şoförleri için aynı desteğin olmadığını söyledi. Kurt, Bulgaristan'dan Sırbistan'a girmeye çalışan şoförlerin de benzer sıkıntılar yaşadığını belirtti. "ORTADA BİR TAŞKINLIK YOK" Eylemlere ilişkin yanlış bir algı oluştuğunu vurgulayan Kurt, "Bağıran çağıran yok. Polislerle karşı karşıya gelinen bir durum da yok. Zaten destek verilecek bir kalabalık da yok. Mevcut durum bu" dedi. Aradan geçen 75 saate rağmen herhangi bir gelişme yaşanmadığını belirten Kurt, "Buradayız. Hâlâ beklemedeyiz. Herkes Allah'a emanet" ifadelerini kullandı.

Venezuela gerginliği: Arjantin, İngiltere ve Yunanistan’da ABD protestosu Haber

Venezuela gerginliği: Arjantin, İngiltere ve Yunanistan’da ABD protestosu

ABD ordusunun dün Venezula Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşini yakalayarak ülkeden çıkarması, dünya gündeminde bomba etkisine neden oldu. Maduro ve eşinin Brooklyn’deki New York Metropolitan Federal Gözetim Merkezi’ne sevk edilmesinin ardından ABD’nin eylemlerini kınayan çok sayıda kişi Arjantin, İngiltere ve Yunanistan’da sokaklara döküldü. İngiltere’nin başkenti Londra’da düzenlenen gösterilerde ABD Başkanı Donald Trump’a tepki gösteren kalabalık, ABD aleyhinde sloganlar attı. Ben Woodward adlı gösterici, "Bu açıkça emperyalist bir saldırganlıktır. Eğer bu ülkeyi kontrol edemezlerse, yaptırımlar, tehditler ve sonunda bombalar ve adam kaçırmalarla zorbalık yaparlar. Venezuela’da gördüğümüz şey tam olarak budur" dedi. "ABD’NİN VENEZUELA’YI BOMBALAMA EYLEMİ BİR DEVLET TERÖRİZMİDİR" Londra’daki protestoya katılan Reagan Gray ise, "ABD’nin Venezuela’yı bombalama eylemi bir devlet terörizmidir. Bu, emperyalist devlet terörizmidir. Bu eylem, onların başından beri hedefledikleri şeyi gerçekleştirmek için yani demokratik yollarla seçilmiş bir yönetimin devrilmesi için yapıldı. Böylece ABD, Venezuela altınına, Venezuela petrolüne ve kaynaklarına el koyabilecekti" şeklinde konuştu. "VENEZUELA’NIN MADEN ZENGİNLİKLERİNİ SÖMÜRMEK İSTİYORLAR" Yunanistan’ın başkenti Atina’daki protesto gösterisinde ise "Latin Amerika’da ABD hegemonyasını tamamlama planı hayata geçiriliyor" vurgusu yapıldı. Protestoya katılan Yannis Simopoulos, "Uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele etmeyi amaçladıklarını iddia etseler de niyetleri açık. Başkan Trump’ın bizzat kendisinin de söylediği gibi, Venezuela’nın maden zenginliklerini sömürmek istiyorlar" ifadelerini kullandı. ABD ordusunun dün Venezula Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşini yakalayarak ülkeden çıkarması, dünya gündeminde bomba etkisine neden oldu. Maduro ve eşinin Brooklyn’deki New York Metropolitan Federal Gözetim Merkezi’ne sevk edilmesinin ardından ABD’nin eylemlerini kınayan çok sayıda kişi Arjantin, İngiltere ve Yunanistan’da sokaklara döküldü. İngiltere’nin başkenti Londra’da düzenlenen gösterilerde ABD Başkanı Donald Trump’a tepki gösteren kalabalık, ABD aleyhinde sloganlar attı. Ben Woodward adlı gösterici, "Bu açıkça emperyalist bir saldırganlıktır. Eğer bu ülkeyi kontrol edemezlerse, yaptırımlar, tehditler ve sonunda bombalar ve adam kaçırmalarla zorbalık yaparlar. Venezuela’da gördüğümüz şey tam olarak budur" dedi. "ABD’NİN VENEZUELA’YI BOMBALAMA EYLEMİ BİR DEVLET TERÖRİZMİDİR" Londra’daki protestoya katılan Reagan Gray ise, "ABD’nin Venezuela’yı bombalama eylemi bir devlet terörizmidir. Bu, emperyalist devlet terörizmidir. Bu eylem, onların başından beri hedefledikleri şeyi gerçekleştirmek için yani demokratik yollarla seçilmiş bir yönetimin devrilmesi için yapıldı. Böylece ABD, Venezuela altınına, Venezuela petrolüne ve kaynaklarına el koyabilecekti" şeklinde konuştu. "VENEZUELA’NIN MADEN ZENGİNLİKLERİNİ SÖMÜRMEK İSTİYORLAR" Yunanistan’ın başkenti Atina’daki protesto gösterisinde ise "Latin Amerika’da ABD hegemonyasını tamamlama planı hayata geçiriliyor" vurgusu yapıldı. Protestoya katılan Yannis Simopoulos, "Uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele etmeyi amaçladıklarını iddia etseler de niyetleri açık. Başkan Trump’ın bizzat kendisinin de söylediği gibi, Venezuela’nın maden zenginliklerini sömürmek istiyorlar" ifadelerini kullandı.

Maduro ve eşi New York’ta federal gözetim altına alındı Haber

Maduro ve eşi New York’ta federal gözetim altına alındı

Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi, ABD Uyuşturucuyla Mücadele Dairesi (DEA) tarafından yürütülen operasyon kapsamında New York’a getirildi. Manhattan’da yapılan ilk gözaltı işlemlerinin ardından çift, Brooklyn’deki New York Metropolitan Federal Gözetim Merkezi’ne sevk edildi. Maduro ve eşinin Pazartesi günü Manhattan’daki federal mahkemede hakim karşısına çıkması bekleniyor. ABD’li yetkililerden edinilen bilgilere göre Nicolas Maduro, Cumartesi sabahının erken saatlerinde ABD’ye ait bir helikopterle Venezuela’nın başkenti Caracas’tan alındı. Maduro, Karayip Denizi’nde güvenlik gerekçesiyle kamuoyuna açıklanmayan bir noktada ABD Donanması’na ait USS Iwo Jima gemisine bindirildi. Buradan Küba’daki Guantanamo Bay Naval Base’ne götürülen Maduro, kısa süreli beklemenin ardından başka bir uçakla New York eyaletinin kuzeyinde bulunan Stewart Air National Guard Base’e sevk edildi. Üsse inişin ardından Maduro ve eşi, yoğun güvenlik önlemleri altında helikopterle Manhattan’a getirildi. MANHATTAN’DA İLK DURAK DEA GENEL MERKEZİ Maduro ve eşi, Manhattan’a ulaştıktan sonra ilk olarak ABD Uyuşturucuyla Mücadele Dairesi'nin (DEA) New York genel merkezine götürüldü. Burada kimlik tespiti, parmak izi ve resmi gözaltı işlemleri yapıldı. DEA binası çevresinde geniş güvenlik çemberi oluşturulurken, bina giriş ve çıkışları kısa süreli olarak kontrollü şekilde kapatıldı. Yetkililer, gözaltı sürecine ilişkin ayrıntı paylaşmazken, işlemlerin tamamlanmasının ardından Maduro ve eşinin Brooklyn’e sevk edilmesine karar verildi. BROOKLYN’DE FEDERAL GÖZETİM ALTINA ALINDILAR Maduro ve eşi, Manhattan’daki işlemlerin ardından Brooklyn’de bulunan New York Metropolitan Federal Gözetim Merkezi’ne getirildi. Gözetim merkezinin ana girişinin kullanılmadığı, çiftin yan kapıdan yoğun güvenlik önlemleri altında içeri alındığı görüldü. Güvenlik güçleri, Maduro’nun merkeze girişinin görüntülenmesine izin vermedi. Merkez çevresinde uzun namlulu silahlarla görev yapan güvenlik personelinin yanı sıra zırhlı araçlar ve ek polis ekiplerinin konuşlandırıldığı dikkat çekti. Basın mensupları ise dar bir alanda kordon altına alınarak kontrollü şekilde görev yapabildi. Mahkeme sürecinin pazartesi başlaması bekleniyor ABD basını, Maduro ve eşinin Pazartesi günü Manhattan’da bulunan New York Güney Bölge Federal Mahkemesi'nde hakim karşısına çıkarılmasının planlandığını bildirdi. Mahkeme sürecine ilişkin suçlamalar ve iddianamenin kapsamına ilişkin bilgileri ABD Adalet Bakanı Pam Bondi sosyal medya hesabı üzerinden paylaştı. GÖZETİM MERKEZİ ÖNÜNDE KUTLAMA Maduro ve eşinin federal gözetim merkezine getirildiği haberinin duyulmasının ardından, Metropolitan Gözetim Merkezi önünde toplanan kalabalık bir grup gelişmeyi kutladı. Venezuela bayrakları taşıyan grup, ülkelerinin "diktatörlükten kurtulduğunu" savunarak sloganlar attı ve şarkılar söyledi. Göstericilerin gece geç saatlere kadar merkez önünde bekleyişi sürdü. OLAĞANÜSTÜ GÜVENLİK DİKKAT ÇEKTİ Gözetim merkezi çevresinde olağanüstü güvenlik önlemleri uygulanırken, çevredeki sokaklarda sık sık kimlik kontrolleri yapıldığı görüldü. Güvenlik kaynakları, alınan önlemlerin hem tutukluların güvenliği hem de olası protesto ve taşkınlıkların önlenmesi amacıyla artırıldığını belirtti. Maduro ve eşinin gözetim merkezine sevki sırasında beyaz zırhlı bir araçla getirildiği görüldü. Bu süreçte zırhlı aracın, güvenlik güçlerine ait araç konvoyu ve polis helikopterleri ile takip edilmesi dikkat çekti.

İYİ Parti'den 5 ilçe başkanı istifa etti Haber

İYİ Parti'den 5 ilçe başkanı istifa etti

Adana'da İYİ Parti'nin İl Başkanlığı seçimlerine ve seçim sonrası oluşan yönetime tepki gösteren 5 ilçe başkanı, yönetim kurulu üyeleriyle birlikte görevlerini bıraktıklarını açıkladı. 30 Kasım'da İYİ Parti Adana İl Başkanlığı 4. Olağan İl Kongresi'nde İl Başkanlığını Batur Eroğlu kazandı. Seçimin ardından il başkanlığında oluşan yönetimi bazı ilçe başkanları protesto etti. Bu kapsamda Ceyhan İlçe Başkanı Ahmet Akar, Yumurtalık İlçe Başkanı Saltuk Buğra Tülü, Feke İlçe Başkanı Mustafa Avcı, Tufanbeyli İlçe Başkanı Fevzi Çapanoğlu ve Karaisalı İlçe Başkanı Babacan Öveç, yönetimleriyle birlikte görevlerinden istifa ettiklerini açıkladı. "MÜDAHALELER, PARTİ İÇİ TARAFSIZLIK İLKESİNİ AĞIR BİÇİMDE İHLAL ETMİŞTİR" Çukurova Gazeteciler Cemiyeti'nde düzenlenen toplantıda ortak bildiriyi okuyan Ceyhan İlçe Başkanı Ahmet Akar, "İYİ Parti Adana İl Başkanlığı seçimlerinde yaşananlar, partimizin demokratik değerleriyle ve siyasi etiğiyle uzlaşmayan ciddi sorunlara işaret ettiği için bu açıklamayı yapma zorunluluğu doğmuştur. Tarafsız kalması gereken bir milletvekilinin seçim sürecine doğrudan müdahil olması, teşkilat iradesine gölge düşürmüş ve seçimlerin adil seyrini bozmuştur. Bu müdahale sadece sonucu etkilememiş, teşkilat mensupları üzerinde açık bir baskı oluşturmuş, parti içi tarafsızlık ilkesini ağır biçimde ihlal etmiştir" ifadelerini kullandı. Sadece yönetimdeki görevlerini bıraktıklarını ifade eden Akar, daha sonra şunları söyledi: "Üyelik ve delegelik haklarımızın dokunulmazlığı çerçevesinde, bu haklarımızdan asla vazgeçmediğimizi özellikle vurguluyorum. Ben partimin üyesiyim, delegesiyim ve kalmaya da devam ediyorum. İstifa ettiğimiz tek makam, yalnızca ilçe başkanlığı yönetim kurulu üyelerimle birlikte yönetim görevimizdir."

Sofya'da 'İstifa' sesleri yükseldi: Bulgaristan'da vergi artışına tepki gösteren halk hükümeti deviriyor. Haber

Sofya'da 'İstifa' sesleri yükseldi: Bulgaristan'da vergi artışına tepki gösteren halk hükümeti deviriyor.

Bulgaristan'da başkent Sofya başta olmak üzere 25'ten fazla şehirde düzenlenen büyük çaplı hükümet karşıtı protesto gösterilerinde binlerce kişi, Başbakan Rosen Jelyazkov'u istifaya çağırdı. Bulgaristan'da hükümetin vergiler ve sosyal güvenlik prim ödemelerinin artırılması gibi tedbirler öngören bütçe planları aleyhinde geçtiğimiz hafta başlayan büyük çaplı hükümet karşıtı protestolar ülke geneline yayıldı. Dün akşam başkent Sofya ve ülke genelinde 25'ten fazla şehirde büyük çaplı hükümet karşıtı protestolar düzenlendi. Protestocular, Başbakan Rosen Jelyazkov liderliğindeki hükümetin istifasını ve 2026 yılı bütçesinde devlet fonlarının adil dağıtılmasını talep etti. Bazı göstericiler polisle çatıştı, çöp konteynerlerini ateşe verdi. "İSTİFA" VE "MAFYA" SLOGANLARI ATILDI Sofya'da parlamento, hükümet ve cumhurbaşkanlığı binalarının da bulunduğu ana meydanda toplanan göstericiler, "İstifa" ve "Mafya" sloganları atarak Avrupalı Gelişimi İçin Yurttaşlar (GERB) Partisi liderliğindeki koalisyon hükümetini istifaya çağırdı. Hükümetin GERB lideri eski Başbakan Boyko Borisov ve Hak ve Özgürlükler Hareketi (HÖH) lideri Delyan Peevski'nin kontrolünde olduğunu savunan göstericiler, bu iki ismin de iktidardan uzaklaştırılmasını talep etti. ORGANİZATÖRLER "50 BİN", MEDYA "100 BİN" DEDİ Organizatörler, Başkent Sofya'da öğrencilerin de destek verdiği gösterinin önceki hafta yapılan protestodan daha kalabalık olduğu ve gösteriye 50 binden fazla kişinin katıldığını açıkladı. Bulgar medyasında dron görüntüleri temel alınarak yapılan tahminlerde ise katılımın 100 bini aştığı bilgisine yer verildi. 30 KİŞİ GÖZALTINA ALINDI Gösteriler sırasında kayda değer bir şiddet olayı yaşanmazken, polis üzerlerinde bıçak, biber gazı ve işaret fişeği bulundurdukları gerekçesiyle 30 kişinin gözaltına alındığını duyurdu. "PROTESTOLAR, FİİLEN HÜKÜMETE YÖNELİK BİR GÜVENSİZLİK OYLAMASI" Bulgaristan Cumhurbaşkanı Rumen Radev sosyal medyada yayımladığı açıklamada, dün akşam gerçekleştirilen protestoların fiilen hükümete yönelik bir güvensizlik oylaması olduğunu belirtti. Radev, siyasetçileri parlamentoda bugün yapılması planlanan güvensizlik oylaması sırasında halkın sesine kulak vermeye davet etti. Bulgaristan'da halk, 2021 yılı nisan ayında yapılan parlamento seçimlerinin ardından başlayan siyasi krizler nedeniyle 2021'de üç defa, 2022 ve 2023 yıllarında birer defa, 2024 yılında ise iki defa genel seçimler için sandığa gitmek zorunda kalmıştı. Uzun süren koalisyon pazarlıkları ve parlamentoda güçlü bir konum elde edemeyen koalisyon hükümetlerinin etkisiyle siyasi partilere duyulan güvensizlik artmış ve ülkede birbiri ardına gerçekleştirilen seçimlere katılım da yüksek oranda azalma eğilimine göstermişti.

CHP Gençlik Kollarından 'MESEM' çıkışı: "Ucuz iş gücü olarak görülen çocukların tam karşısındayız" Haber

CHP Gençlik Kollarından 'MESEM' çıkışı: "Ucuz iş gücü olarak görülen çocukların tam karşısındayız"

CHP Gençlik Kolları, MESEM uygulamasına karşı ve 16 gencin tutuklanmasına karşı 81 ilde açıklama yaptı. Bursa'da da gerçekleştirilen açıklamada, "MESEM bir AKP projesidir. Ve bizler, ucuz iş gücü olarak görülen çocukların eğitim haklarından mahrum bırakılarak, doğrudan işçileştirildiği bu düzenin tam karşısında duruyoruz" denildi. CHP Bursa Gençlik Kolları, çocuk işçiliği meşrulaştıran, sömürüyü derinleştiren MESEM uygulamasına tepki göstermek ve MESEM'i protesto ettiği için tutuklanan öğrencilerle dayanışmak için 81 ilde eş zamanlı basın açıklaması gerçekleştirdi. Bursa'da Şehreküstü Meydanı'nda gerçekleştirilen açıklamaya CHP Bursa İl Gençlik Kolları Başkanı Berkcan Bora, Gençlik Kolları MYK Üyesi Hasan Bakmaz, Kadın Kolları MYK Üyesi Fatma Özgür, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, İlçe Başkanları, İl Yöneticileri, Gençlik Kolları Yöneticileri, TİP Bursa İl Başkanlığı katıldı. Bursa İl Gençlik Kolları Başkanı Berkcan Bora yaptığı açıklamada, "Okulda olması gereken çocuklar iş cinayetlerine kurban gitmesin diye mücadele etmek bu ülkede yaşayan biz gençlerin, boynumuzun borcudur" dedi. Bora, "AKP iktidarının her geçen yıl parça parça dağıtıp bir kenara attığı eğitim sistemiyle çocuklar işçileştiriliyor, gençler geleceksizleştiriliyor. Bunların hiçbiri kendiliğinden olmuyor. Yaşadığımız tüm bu kötülük bir kara düzenin sonucudur. Bu kara düzenin bugünkü görüntüsü ise MESEM’lerdir" diye konuştu. MESEM sistemiyle çocukların eğitim almadığını, ucuz iş gücü olarak görülerek sömürüldüğünün vurgulandığı açıklamada, "Bu sistem yüzbinlerce çocuğun okulla bağını kesiyor. Lise çağındaki bir çocuğun haftada 1 gün okula, 4 gün atölyeye, sanayiye, fabrikaya gittiği bir düzene mesleki eğitim denebilir mi? Açıkça ifade etmek isteriz ki MESEM çocukların doğrudan işçileştirildiği, yasalarla sömürüldüğü bir AKP projesidir. Ve bizler CHP Gençlik Kolları olarak, ucuz iş gücü olarak görülen çocukların eğitim haklarından mahrum bırakılarak, doğrudan işçileştirildiği bu düzenin tam karşısında duruyoruz" ifadeleri kullanıldı. 2025 yılında 86 çocuk işçinin katledildiğinin hatırladıldığı açıklama şu sözlerle son buldu: "Sayın Bakan’ın bakanlık yaptığı dönem içerisinde MESEM’lerde hayatını kaybeden çocuk sayısı 16. Bu iktidar için yalnızca bir sayı olabilir. Ama bizim için değil. Onlar bizim her sabah aynı güneşe uyandığımız, aynı sokaklarda yürüdüğümüz, aynı hayalleri paylaştığımız kardeşlerimiz. Okulda olması gereken çocukların atölyelerde emeği sömürülmesin, çocuklar iş cinayetlerine kurban gitmesin diye mücadele etmek bu ülkede yaşayan biz gençlerin, boynumuzun borcudur. MESEM uygulamasını protesto ettiği için hukuksuzca tutuklanan Türkiye İşçi Partili 16 arkadaşımızla dayanışma içerisinde olduğumuzu da buradan açıkça ifade etmek istiyoruz. Arkadaşlarımızın yarım kalan sözleri bize emanettir."

Trump: "Bu, yeni bir Orta Doğu'nun tarihi şafağıdır" Haber

Trump: "Bu, yeni bir Orta Doğu'nun tarihi şafağıdır"

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Meclisi'nde yaptığı konuşmada, Gazze Şeridi'nde ateşkes sağlanmasına ilişkin olarak, "Bütün kalbimle inanıyorum ki, bu yeni bir Orta Doğu'nun tarihi şafağıdır" dedi. ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Meclisi'nde (Knesset) kendi onuruna gerçekleştirilen özel oturumda konuştu. Meclis Başkanı Amir Ohana tarafından "İsrail'in Beyaz Saray'da bu zamana kadar sahip olduğu en iyi dostu" olarak takdim edilen Trump, konuşmasına "Bugün, derin bir sevinç ve yükselen bir umut günü. Bugüne yenilenmiş bir iman ve her şeyden evvel İbrahim, İshak ve Yakub'un rabbi, her şeye kadir olan Allah'a şükranlarımızı sunmak üzere bir araya geliyoruz" ifadeleriyle başladı. Trump, "Silahlar sustu, artık sirenler çalmıyor ve güneş, sonunda huzura kavuşmuş kutsal topraklar üzerinde doğuyor. Allah'ın izniyle, bu bölge sonsuza dek barış içinde yaşayacağımız bir yer olacak. Bu sadece bir savaşın değil, terörün ve ölüm çağının sonu. İnanç, umut ve Tanrı çağının başlangıcıdır. Bütün kalbimle inanıyorum ki, bu yeni bir Orta Doğu'nun tarihi şafağıdır" dedi. Sözleri sık sık alkışlarla kesilen Donald Trump, "Kendisiyle çalışmak hiç de kolay değildir" ifadeleriyle tanımladığı İsrail Başbakanı Netanyahu'ya da teşekkür etti. Trump, Gazze'de barışa ulaşılması sürecinde rol alan ve Hamas'ın elindeki savaş esirlerinin serbest bırakılmasında etkili olan tüm Arap ve Müslüman ülkelerine de müteşekkir olduğunu söyledi. "RUSYA-UKRAYNA SAVAŞINI DA ÇÖZECEĞİZ" Konuşmasına Gazze'de ateşkes konusundaki çalışmaları nedeniyle Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff'u methederek devam eden Trump, Witkoff'un Rusya ve Ukrayna arasındaki savaşın sona erdirilmesi üzerinde çalışmayı sürdürdüğüne dikkat çekti. Trump, "Haftada 7 bin genç asker öldürülüyor. Geçen hafta bundan bile daha fazlasıydı. Böyle bir şeyin asla yaşanmamış olması gerekiyordu ama oldu. Yine de seçim yarışını kazandık ve bu korkunç, uzun süredir süren savaşı devraldım. Kolayca çözülebileceğini düşünüyordum. İsrail ve birçok başka tarafla büyük bir başarıyla yaptığımız şeylerden sonra çok kolay olacağını sanmıştım. Ama bu önce geldi. Onu da çözeceğiz" şeklinde konuştu. "SEKİZ AYDA SEKİZ SAVAŞI SONA ERDİRDİK" Donald Trump'ın "Düşünsenize sadece sekiz ayda 8 savaşı bitirdik. Dün 7 diyordum ama şimdi 8 diyebilirim. Çünkü rehineler geri döndü. Rehineler geri döndü" şeklindeki ifadeleri, İsrail Meclisi'nde ayakta alkışlandı. "İSRAİL'E ÇOK SİLAH GÖNDERDİK" ABD'nin dünya tarihinin en güçlü ordusuna sahip olduğunu ve kimsenin hayal dahi edemeyeceği silahlara sahip olduğunu vurgulayan Trump, "Dünyanın en iyi silahlarını üretiyoruz ve çok fazla var. Dürüst olmak gerekirse, İsrail'e çok silah verdik. Bibi (Benyamin Netanyahu) beni defalarca aradı ve "Şunu temin edebilir misin, bunu temin edebilir misin?" dedi. Bazılarının ismini ben bile hiç duymamıştım. Bunları temin ettik. En iyileriydiler. Ve siz de onları iyi kullandınız. Onları iyi kullanmasını bilen insanlara da ihtiyaç var ve siz açıkça çok iyi kullandınız" ifadelerini kullandı. "İSRAİL VE TÜM ORTA DOĞU İÇİN ÇOK HEYECAN VERİCİ BİR ZAMAN" ABD Başkanı Trump, "Yıllardır tek bir barış günü bile yaşamadınız ama nihayet, sadece İsrailliler için değil aynı zamanda Filistinliler ve diğerleri için de uzun ve acı dolu kabus, nihayet sona erdi. Bu artık İsrail ve tüm Orta doğu için çok heyecan verici bir zaman. Çünkü Orta Doğu genelinde bölgeyi on yıllardır saran kaos, terör ve yıkım güçleri zayıflamış, izole olmuş ve tamamen mağlup durumdadır" şeklinde konuştu. "İRAN'IN EN TEHLİKELİ SİLAHLARI ELDE ETMESİNE ENGEL OLDUK" ABD'nin İran'ın nükleer tesislerine gerçekleştirdiği saldırıya değinen Trump, "İran'ın kilit nükleer tesislerine 14 bomba attık. Daha önce söylediğim üzere, oraları tamamen yok ettik ve bu teyit edildi, bunu herkes anlıyor. Birlikte, dünyanın bir numaralı terör destekçisi devletinin dünyanın en tehlikeli silahlarını elde etmesine engel olduk" dedi. İran'ın nükleer silahlara sahip olmasına 2 ay kala harekete geçtiklerini söyleyen Trump, "Bunu belki biraz daha hızlı, belki biraz daha yavaş yapabilirlerdi ama o noktaya çok yakındılar. Bu son şansımızdı. 22 yıldır bunun için çalışıyorlardı ve bu bizim son şansımızdı" diye konuştu. "UZUN VE ZOR SAVAŞ ARTIK SONA ERDİ" Gazze Şeridi'ndeki ateşkesin dünyanın birçok yerindeki insan tarafından sokaklarda danslar eşliğinde kutlandığını söyleyen Trump, "Bu uzun ve zor savaş artık sona erdi. Bazıları binlerce yıl, bazıları 500 yıldır devam ettiğini söylüyor ama bu hepsinin en büyüklerinden biri. Eşi benzeri görülmemiş bir başarıyla neredeyse tüm bölge, Gazze'nin derhal askerden arındırılacağı, Hamas'ın silahsızlandırılacağı ve İsrail'in güvenliğinin artık hiçbir şekilde ve hiçbir biçimde tehdit altında olmayacağı planı onayladı" dedi. GAZZE'NİN YENİDEN İNŞASI İÇİN DESTEK TAAHHÜDÜNDE BULUNAN ÜLKELERE TEŞEKKÜR Gazze'nin yeniden inşası için büyük meblağlar taahhüt eden Arap ve Müslüman ülkelere teşekkür eden Trump, "Gazze ve ötesinin güvenli biçimde yeniden inşasını destekleme sözü verdiler. Birçok Arap ülkesi, son derece zengin ülkeler öne çıkıp, "Gazze'yi yeniden inşa etmek için büyük miktarlarda para sağlayacağız" dediler. Bence bu gerçekleşecek. Onlar gücü, onuru, katkıda bulunmayı ve isimlerini ortaya koymayı istiyorlar" ifadelerini kullandı. İRAN İLE BARIŞ ANLAŞMASI YAPMAK İSTEDİKLERİNİ SÖYLEDİ İran liderlerini komşularını tehdit etme, vekil olarak kullanılan militan güçleri desteklemekten vazgeçmeye çağırdıklarını söyleyen Trump, "Bunu zayıf bir pozisyondan söylemiyorum, bunu söylemek zayıflık değil. Siz hazır olduğunuzda biz de hazır olacağız ve bu, İran'ın şimdiye kadar aldığı en iyi karar olacak. İran'da iyi insanlar var. ABD'de tanıdığım birçok İranlı var. İyi, zeki, çalışkan insanlar ve kendi ülkelerinde olanları görmek istemiyorlar" diye konuştu. İSRAİL CUMHURBAŞKANINA NETANYAHU'YU AFFETME ÇAĞRISI YAPTI İsrail'in savunması için milyarlarca dolar tedarik edilmesine onay verdiğini ve İsrail'deki ABD Büyükelçiliği'nin işgal altındaki Kudüs'e taşınmasını sağladığını vurgulayan Donald Trump, "Her zaman yanınızda oldum ve her zaman topluluğunuzun yanında olacağım. Her zaman sizinle olacağım. Ancak beki bir şey olur, aptal biri göreve gelir ve çok kötü şeyler yapmak isterse belki fikrimi değiştiririm. Umarım öyle olmaz" dedi. Trump, Netanyahu'yu kastederek, "Bu adam, işte tam burada duran adam, iyi bir adam. Şuradaki iki adam (İsrail Cumhurbaşkanı Herzog ve Meclis Başkanı Ohana) da iyi adamlar. Aklıma bir fikir geldi. Sayın Cumhurbaşkanı, ona niçin af sağlamıyorsunuz? Ona af sağlayın" diye konuştu. Trump'ın yolsuzlukla yargılanan Netanyahu için Cumhurbaşkanı Herzog'dan af talebi, meclis salonunda "Bibi" sloganları ile desteklendi. ABD Başkanı Trump, "Muhtemelen biliyorsunuzdur ama bu, konuşma metnimde yoktu. Ama bu adamı çok seviyorum" şeklinde konuştu. TRUMP'IN KONUŞMASI PROTESTO İLE KESİLDİ Trump'ın İsrail Meclisi'ndeki konuşması Arap asıllı İsrailli meclis üyesi Ayman Odeh ve solcu siyasetçi Ofer Cassif tarafından gerçekleştirilen protesto eylemi sırasında kesildi. Trump'ın konuşması sırasında üzerinde "soykırım" ve "Filistin'i tanıyın" yazılı pankartlar tutan Ayman Odeh ve Ofer Cassif salondan çıkarıldı. "FİLİSTİN DEVLETİ'NİN TANIMASI VE İŞGALİN SONA ERMESİ HERKESE ADALET, BARIŞ VE GÜVENLİK GETİREBİLİR" Odeh, protestosundan dakikalar önce sosyal medya üzerinden yayımladığı paylaşımda, "Genel kuruldaki ikiyüzlülük dayanılır gibi değil. Netanyahu'nun organize bir grup tarafından daha önce benzeri görülmemiş bir şekilde dalkavukluk ile taçlandırılması, kendisi ve hükümetini Gazze'de insanlığa karşı işlenen suçlardan ya da yüz binlerce Filistinli kurban ile binlerce İsrailli kurbanın kanından sorumlu olduğu gerçeğini değiştirmez. Sadece ateşkes ve genel manada anlaşma nedeniyle buradayım. Sadece İsrail'in yanı sıra Filistin Devleti'nin tanıması ve işgalin sona ermesi herkese adalet, barış ve güvenlik getirebilir" diye yazmıştı. Aynı şekilde Cassif de sosyal medyada yayımladığı paylaşımında İsrail hükümetini Filistinlilere karşı işgal ve apartheid ile suçlayarak, "İşgalci olmayı reddedin! Kan döken hükümete karşı direnin!" ifadelerini kullandı. ABD Başkanı Trump, 1979'da Jimmy Carter, 1994'te Bill Clinton ve 2008'de George W. Bush'un ardından İsrail Parlamentosuna hitap eden dördüncü ABD Başkanı oldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.