SON DAKİKA
Hava Durumu

#Psikososyal Destek

Söz Bursa - Psikososyal Destek haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Psikososyal Destek haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bakan Tekin yeni güvenlik paketini açıkladı: Riskli öğrenciye yapay zeka takibi Haber

Bakan Tekin yeni güvenlik paketini açıkladı: Riskli öğrenciye yapay zeka takibi

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta meydana gelen okul saldırılarının ardından okullarda alınacak önlemlere ilişkin, "Dijital bağımlılık vb. risklere karşı velilerimize yönelik destek ve danışma hattını kısa süre içinde devreye alıyoruz. Anne-babalarımızın çocuklarının maruz kaldığı dijital içerikleri daha yakından tanıması, riskleri daha erken fark etmesi ve gerektiğinde hızlı destek alabilmesi için yeni bir destek imkanı oluşturacağız" dedi. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta meydana gelen okul saldırılarının ardından okullarda alınacak önlemler hakkında açıklamalarda bulundu. İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile birlikte bir dizi önlemleri yürürlüğe koyacaklarını ifade eden Tekin, ilgili birimlerle beraber okullarda siber devriye faaliyetlerine ağırlık vereceklerini belirtti. Bakan Tekin, bunun yanı sıra çocukları hedef alan riskleri yapay zeka destekli takip ve analiz imkanlarıyla yakından izleyip, izleme sonuçlarına göre önlemlerini güçlendireceklerini ifade etti. Tekin ayrıca, İçişleri Bakanlığı ile yapılacak ortak çalışmalar sonucu okullarda dedektör ve x-ray cihazına kadar birçok konuda önlem alacaklarını ve güvenliği en üst noktaya çıkarmayı hedeflediklerini sözlerine ekledi. "KABİNE TOPLANTISI'NDA İLGİLİ TÜM BAKANLIKLARIMIZLA MÜŞTEREKEN DEĞERLENDİRDİĞİMİZ YENİ ÖNLEMLERİ DE KARARA BAĞLADIK" Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okul saldırılarına ilişkin süreci devletin ilgili tüm kurumlarıyla yakından takip ettiklerini belirten Bakan Tekin, "Kabine Toplantısı'nda ilgili tüm bakanlıklarımızla müştereken değerlendirdiğimiz yeni önlemleri de karara bağladık. Bir kısmı mevcut uygulamalarımızı güçlendiren, bir kısmı da sahada ortaya çıkan yeni ihtiyaçlara cevap veren bu çalışmaların ilk etabını şimdi kamuoyumuzla paylaşmak istiyorum. İlk olarak, okul güvenliğini fiziki tedbirlerle birlikte dijital risk alanlarını da kapsayacak şekilde genişleterek ele alıyoruz. Bu iş birliği çerçevesinde siber devriye faaliyetlerine daha fazla ağırlık verecek, ilgili birimlerimizin kapasitesini güçlendirecek, dijital dünyanın karanlık alanlarında çocuklarımızı hedef alan riskleri yapay zeka destekli takip ve analiz imkanlarıyla daha yakından izleyip, izleme sonuçlarına göre önlemlerimizi güçlendireceğiz. İkinci olarak, bakanlıklar arası veri paylaşımını ve iş birliğini güçlendirecek; okullarımızın çevresinden giriş-çıkış düzenine, riskli durumlara erken müdahaleden kurumlar arası eşgüdüme kadar yeni çalışma modellerini ivedilikle devreye alıyoruz. Bu çerçevede İçişleri Bakanlığımız, Adalet Bakanlığımız, Sağlık Bakanlığımız ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızla yürüttüğümüz veri entegrasyonu sürecini Bakanlık yönetim sistemimizle bütünleştirerek, yapay zeka destekli bir risk analiz ve erken uyarı sistemi oluşturacağız. Devamsızlık eğilimleri, disiplin verileri, demografik yapı, okul riski ve suça yönelim riski gibi göstergeleri birlikte değerlendiren bu yapı sayesinde tek başına sınırlı anlam taşıyan sinyalleri bütüncül biçimde okuyabilecek, ilgili birimlerimizi erken aşamada harekete geçirebileceğiz" diye konuştu. "DİJİTAL BAĞIMLILIK VB. RİSKLERE KARŞI VELİLERİMİZE YÖNELİK DESTEK VE DANIŞMA HATTINI KISA SÜRE İÇİNDE DEVREYE ALIYORUZ" Alınacak tedbirler kapsamında 2 sene önce başlatılan ‘Veli Randevu Sistemi'ni daha geniş ve kapsamlı hale getireceklerini dile getiren Bakan Tekin, "Üçüncü olarak, aile ile okul arasındaki irtibatı daha da sağlamlaştırıyoruz. İki yıl önce başlattığımız ‘Veli Randevu Sistemi'ni daha etkin hale getirecek, okul-aile-rehberlik sürecini gündelik eğitim hayatının tamamında daha canlı ve işlevsel olmasını temin edeceğiz. Dördüncü olarak, dijital bağımlılık vb. risklere karşı velilerimize yönelik destek ve danışma hattını kısa süre içinde devreye alıyoruz. Anne-babalarımızın çocuklarının maruz kaldığı dijital içerikleri daha yakından tanıması, riskleri daha erken fark etmesi ve gerektiğinde hızlı destek alabilmesi için yeni bir destek imkanı oluşturacağız. Beşinci olarak, öğretmenlerimize ve okul yöneticilerimize kriz yönetimi, sınıf içi müdahale, erken uyarı işaretleri fark etme ve riskli durumlara doğru tepki verme konularında kapsamlı eğitimlerimize devam edeceğiz. Öğretmenimizi okul iklimini ayakta tutan en güçlü rehber olarak desteklemeyi sürdüreceğiz" şeklinde konuştu. "ÇOCUĞUN İÇ DÜNYASINI DİKKATE ALAN YAKLAŞIMLARLA NETİCE ALACAĞIMIZI BİLİYORUZ" Çocuklara yönelik psikososyal destek süreçleri ile öğretmenin öğrenciyle daha yakından ilişki kuracağını vurgulayan Bakan Tekin, "Altıncı olarak, öğrencilerimiz için psikososyal destek mekanizmalarını daha da güçlendirecek halihazırda 23 ilimizde pilot olarak yürüttüğümüz 'Duygu, Değer Temelli Dijital Esenlik Proje'mizi genişleterek ülke sathına yaygınlaştıracağız. Çocuğun iç dünyasını dikkate alan yaklaşımlarla netice alacağımızı biliyoruz. Bu sebeple koruyucu, önleyici ve iyileştirici bütün araçları birlikte işleteceğiz. Yedinci olarak, riskleri erkenden fark eden, etkili ve zamanında müdahale üreten rehberlik kapasitemizi daha hassas hale getireceğiz. Çocuklarımızın sessizce içine kapandığı, görünürde fark edilmeyen ama zamanla derinleşen kırılma alanlarını daha erken öngörebilen, uygun destek mekanizmalarını vakit kaybetmeden devreye alabilen yapay zeka desteğiyle rehberlik sistemimizi daha güçlü bir hale getireceğiz" dedi. "TÜM TEDBİRLERİMİZİ KAMUOYUYLA PAYLAŞACAĞIZ" Alınacak tedbirler kapsamında İçişleri Bakanlığı ile ortak bir şekilde bazı okullarda devriye araçlarının yer almasını sağlayacaklarının altını çizen Bakan Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü: "Güncel bir biçimde tamamlanan tüm tedbirlerimizi kamuoyuyla paylaşacağız. Onun dışında Cumhurbaşkanı Yardımcımızın koordinasyonunda 6 aylık uzun vade tedbirlerimizle ilgili bakanlıklar ve yasama organıyla beraber süreci ele alacağız. Çünkü bunların bir kısmı, başka bakanlıkların da olayın içerisine dahil olmasını gerektiriyor. Bir kısmı da Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde milletvekillerimizin katkısıyla, onların desteğiyle çıkaracağımız yasal düzenlemelerle mümkün olabilecek. Dolayısıyla bunların hepsini güncel bir biçimde kamuoyuyla paylaşacağız. Bazı okullarımızda belli aralıklarla devriye araçlarının çalışması gibi etkinlikleri biz zaten sürekli planlıyorduk. Bu rutinin dışında ihtiyaca göre yine aynı şekilde valilerimizle ve kaymakamlarımızla bu toplantıları daha sık yapıp, teklifleri farklılaştıran lokal özelliklere göre adımlar atacağız. Şimdi İçişleri Bakanlığımızla yaptığımız tedbirler şu şekilde yürüyecek. Biz okullarımızda hangi tür tedbir alacağımıza ve bu tedbirin ihtiyaç duyduğu fiziki yatırım neyse okulun inşa sürecinden tutun, okuldaki dedektör ve x-ray cihazlarına kadar okulların fiziki özelliklerine göre tedbirleri tekrar masaya yatırıyoruz."

Bahçeli'den okul saldırıları uyarısı: "Arka planı önemli!" Haber

Bahçeli'den okul saldırıları uyarısı: "Arka planı önemli!"

Milliyetçi Hareket Partisi(MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Okul saldırılarının sebepleri ve sonuçları arka plandaki gelişmelerle birlikte ele alınması zaruridir" dedi. Bahçeli, TBMM’de partisinin grup toplantısında konuştu.Sözlerine 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlayarak başlayan Bahçeli, "1918’den 1920’ye uzanan dönem, Türk milleti bakımından yalnız askerî mağlubiyetlerin, diplomatik tazyiklerin, işgal dayatmalarının ve coğrafi kuşatmanın devri olarak okunamaz. O yıllar, bütün yıkıntıların arasından devlet fikrinin hangi şartlarda diri kalabileceğini, millet iradesinin hangi eşiklerde yeniden kurucu bir mahiyet kazanabileceğini gösteren derin bir tarih imtihanıdır. 23 Nisan 1920’de tecessüm eden hakikat, tam da bu tarihî eşikte aranmalıdır. Türk milleti, istiklal mücadelesini yalnız cephedeki silah kudretiyle yürütmemiş; temsil fikriyle, hukuk şuuru ile ve Meclis iradesiyle tahkim etmiştir. Bu bakımdan Birinci Meclis, savaş şartlarının zorunlu kıldığı geçici bir teşekkül olarak görülemez. O Meclis, milletin kaderini başkalarının insafına terk etmeyen kurucu bir tarih aklının, devlet iradesine dönüşmüş hâlidir" ifadelerini kullandı. "BİR MİLLETİN GELECEĞE DAİR İDDİASI, EN BERRAK ŞEKİLDE ÇOCUKLARINA BAKIŞINDA GÖRÜNÜR" 23 Nisan’ın "Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı" olarak kutlanmasının Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk nesillerine verdiği önemin en açık tezahürlerinden biri olduğunu dile getiren Bahçeli, "Devlet yalnız bugünün emniyetini sağlamak için kurulmaz; dünün hafızasını, bugünün mesuliyetini ve yarının emanetini aynı süreklilik düzeni içinde taşımak için kurulur. Çocuk ise bu sürekliliğin en saf, en narin ve en belirleyici varlığıdır. Bir milletin geleceğe dair iddiası, en berrak şekilde çocuklarına bakışında görünür; zira çocuk, yalnız korunması gereken bir emanet değil, devlet fikrinin yarına uzanan canlı cevheridir. Çünkü çocuk, ailenin sevinci olduğu kadar milletin devam fikridir. Çocuk, bir okulun öğrencisi olduğu kadar devletin yarınki insan mayasıdır. Çocuk, korunması gereken bir emanet olduğu kadar toplumun ahlakî seviyesini gösteren en berrak aynadır. Bir milletin çocuklarına bakışı, aslında kendi geleceğine bakışıdır. Bir devletin çocukları koruma biçimi ise yalnız bugünkü şefkatini değil, yarına dair tasavvurunu, insan anlayışını ve medeniyet iddiasını da ortaya koyar. Hakimiyet, millet nezdinde egemen kılınırken çocuklarımızın varlığında ebedi kılınmıştır. İşte bu sebeple 23 Nisan, atiye olan ahdimizdir. Evlatlarımız; bu topraklarda sürecek hükümranlığımızın, yazılacak hikayelerimizin, söylenecek sözlerimizin, yazılacak şiirlerimizin, dilden dile dolanacak türkülerimizin beyannamesidir" dedi. "EĞİTİM, DOĞRUDAN DOĞRUYA MİLLÎ BEKA MESELESİDİR. EĞİTİM, MİLLETİN İSTİKBAL MESELESİDİR" Eğitimin günübirlik siyasi çekişmelerin, dar ideolojik hesapların, kısır polemiklerin konusu olmadığının altını çizen Bahçeli, "Eğitim, doğrudan doğruya millî beka meselesidir. Eğitim, milletin istikbal meselesidir. Eğitim, ağacın yaşken eğildiği, karakterin küçük yaşta yoğrulduğu, bir milletin yarınlarda nasıl bir hüviyete kavuşacağının tayin edildiği hayati bir merhaledir. Okullarımız; ilim ve fennin zihinlere kazındığı kadar vatan ve millet sevgisinin minik yüreklere nakşedildiği asli mevzilerdir. Okullarımız; İstiklal Marşı’nın tarihi önemiyle birlikte anlamının kavranıldığı, özgürlüğün kıymetinin öğretildiği, aidiyet duygusunun evlatlarımızın ruhlarında kök saldığı şahsiyet inşa alanıdır. Millî eğitim ile temel hedefimiz, diploma sahibi fakat istikametsiz evlatlar değil; vatan bilen, yurt bilen, milletini seven, devletini sayan; fikri diri, ahlakı metin, iradesi sağlam nesiller yetiştirmektir. Türk gençliği; test ile tost arasına sıkışmış, beş şık arasına hayallerini sığdırmak zorunda kalmış, sınavdan sınava koşup puan biriktiren, sertifika kovalarken hayatı kaçıran bir gençlik olmamalıdır" diye konuştu. "Okul saldırılarının sebepleri ve sonuçları arka plandaki gelişmelerle birlikte ele alınması zaruridir" Konuşmasının devamında Şanlıurfa’da ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okullardaki saldırılara ilişkin değerlendirmede bulunan Bahçeli, "Elim hadiselerin; sığ, yüzeysel ve tek boyutlu değerlendirmelerle geçiştirilmeleri mümkün değildir. Bu vahim gelişmeler; vicdanlarda derin yarıklar açmıştır. Sürecin tüm sebepleri, sonuçları ve arka plandaki gelişmelerle birlikte; serinkanlı, sağduyulu ve çok yönlü bir bakış açısıyla ele alınması zaruridir. Burada mesele yalnız bir asayiş dosyası olarak ele alınamaz. Karşımızdaki tablo, çağımızın çocuk ruhu üzerinde kurduğu baskılarla, aile bağlarında meydana gelen gevşemeyle, okul ikliminin ihtiyaç duyduğu destekle, dijital dünyanın denetimsiz alanlarıyla ve toplumsal değer aktarımındaki kırılmalarla birlikte değerlendirilmelidir. Bir çocuğun zihninde şiddet, öfke, yalnızlık ve taklit arzusu aynı anda birikiyorsa, orada yalnız ceza hukukunun konusu bulunan bir fiil meydana gelmez; aynı zamanda toplumun dikkatle okuması gereken bir işaret belirir. Modern çağın tehlikeleri çoğu zaman eski çağların tehlikeleri gibi açık, görünür ve sınırları belli biçimde gelmez. Bazen bir ekranın arkasından gelir. Bazen oyun dili içinde gelir. Bazen arkadaş çevresi zannıyla gelir. Bazen yalnızlaşmış bir çocuğun sessizliğine siner. Bazen algoritmaların yön verdiği öfke, sanal kalabalıkların kışkırttığı taklit, aidiyet arayan bir ruhun zayıf anına yerleşir" dedi. "EVLATLARIMIZ, GELECEĞİMİZ DİJİTAL BİR KUŞATMA ALTINDADIR" Dijitalleşmenin her geçen gün daha da yaygınlaştığını dünyada çocukların ekran başında geçirdikleri sürelerin de aynı oranda artmasını ve sosyal medya platformlarında kullanılan saldırgan dile çocukların daha fazla maruz kaldığını belirten Bahçeli, "Akran zorbalığının arkadaş grupları, mesajlaşma ve sohbet uygulamaları ve oyunlar içinde sinsice yaygınlaşması, çocuklarımızın ruh sağlıklarını örselemekte, kimlik gelişimlerine zarar vermekte ve sosyal hayatlarını içten içe aşındırıp onları sanal dünyaya mahkum etmektedir. Evlatlarımız, sosyal medya platformlarında aldıkları beğeni sayılarıyla kendi değerlerini tartmakta; artan takipçi sayılarıyla itibar kazandıklarını zannetmekte, bir parmak hareketi ile verilen anlık tepkiler ile hakiki duyguları ister istemez birbirine karıştırmaktadır. Evlatlarımız, geleceğimiz dijital bir kuşatma altındadır. Teşhiri mahremiyetin önüne geçiren anlık ve geçici zaferler, emek ve sabrın önüne geçmektedir. Akranları arasında sistematik olarak alaya, linçlere, aşağılamalara, dışlamalara maruz kalan bir yavrumuzun tertemiz kalbinde kapanması zor yaralar açmaktadır. Parlak ekranların sunduğu evrenin büyüsüne kapılan yavrularımız; dikkat eksikliği ve uyku problemleri arasında yitip gitmektedir" diye konuştu. "BİZ BU MESELENİN ÜZERİNİ ÖRTENLERDEN DEĞİL; KÖKÜNÜ KAZIYANLARDAN OLACAĞIZ" Okuldaki saldırıların çözümünün yalnızca okul kapısında bekleyecek güvenlik görevlisinin varlığı olmadığını dile getiren Bahçeli, "Çözüm yalnızca adım başı duvarlara asılacak kameralar değildir. Hadise vuku bulduktan, canlarımız yuvalarından uçtuktan sonra pansuman tedbirler sıralamak bizim meşgalemiz değildir. Mesele daha derindedir, mesele daha vahimdir, mesele daha geniştir. Biz bu meselenin üzerini örtenlerden değil; kökünü kazıyanlardan olacağız! Ve bu mücadele, günü kurtarmanın değil, geleceği inşa etmenin mücadelesidir. Aileyi tahkim etmeden, mektepleri terbiye ve şahsiyet inşa eden asli mevkiine yeniden kavuşturmadan, rehberlik ve psikososyal destek mekanizmalarını kuvvetlendirmeden bize rahat yoktur. Aile, çocuğun ilk mektebidir. Okul, çocuğun ikinci evidir. Devlet, çocuğun en geniş himaye çatısıdır. Bu üç halka arasında bağ zayıflarsa çocuk yalnızlaşır. Yalnızlaşan çocuk, bazen kendisini sanal kalabalıkların içinde arar. O kalabalıklar ise her zaman masum bir arkadaşlık zemini sunmaz. Orada merhamet yerine alay, sabır yerine öfke, dostluk yerine sürü psikolojisi, hayat sevgisi yerine şiddet merakı bulunabilir. O hâlde yapılması gereken, çocuklarımızı yalnız disiplinle kuşatmakla sınırlı kalamaz. Onları dinlemek, anlamak, yönlendirmek, meşgul etmek, güvenli bir anlam dünyası içinde büyütmek ve şahsiyet sahibi kılmak gerekir. Çocuk yalnız emir isteyen bir varlık değildir; ilgi isteyen, aidiyet isteyen, görülmek isteyen, güven isteyen bir emanettir" dedi. "HİÇ KİMSE EVLATLARIMIZIN ÜZERİNDEN SİYASET ÜRETMEYE, HEVES ETMEMELİDİR" Bugünkü çağrılarının sağduyu çağrısı olduğunu ifade eden Bahçeli, "Sağduyu, acıyı hafife almak anlamına gelmez. Sağduyu, hakikati öfkeye teslim etmeden söyleme kudretidir. Sağduyu, cezanın hukuk içinde, tedbirin hikmet içinde, merhametin adalet içinde aranmasıdır. Sağduyu, toplumun kendisini kaybetmeden kendisini onarma iradesidir. Çocuğun her şeyden evvel masumiyetin adı olduğu bir dünyada; masumiyeti suçlulukla yan yana getiren her tablo; toplumsal düzenimizi, değerlerimizi ve zihinlerimizi felce uğratmaktadır. Böylesi vahim ve hassas hadiselerde yetkili makamların görevlerini hiçbir baskı, hiçbir yönlendirme, hiçbir siyasi hesap altında kalmadan; sükûnetle, suhuletle ve devlet ciddiyeti içinde yürütmesi hayati önemdedir. Olayların bütün yönleri açıklığa kavuşmadan sarf edilen her peşin hüküm, kurulan her fırsatçı cümle, yapılan her siyasi savrulma; hakikatin üzerini örtmekten, acıyı istismar etmekten, çocuklarımızın hayatlarına bir yara daha açmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Hiç kimse evlatlarımızın canı üzerinden söz devşirmeye, milletin gözyaşı üzerinden siyaset üretmeye, böylesi elim hadiseleri günübirlik polemiklerin harcına katmaya heves etmemelidir.Bizim talebimiz açıktır, bizim beklentimiz nettir, bizim çağrımız gecikmeye tahammülü olmayan bir mecburiyettir: Sebepler sonuna kadar araştırılmalıdır. İhmaller varsa birer birer ortaya çıkarılmalıdır. Sorumluluk zinciri saklanmadan tespit edilmelidir. "SANDIĞIN NE ZAMAN KONUŞACAĞI BELLİDİR, ONUN HÜKMÜ VAKTİ GELDİĞİNDE TECELLİ EDECEKTİR" Cumhur İttifakı’nın krizden medet umanların değil, çözüm arayanların, kaosun kokusunu alınca el ovuşturanların değil, düzeni sağlayanların, varlık cephesi olduğunu belirten Bahçeli, "Cumhur İttifakı’nın omuzlarında yükselen Terörsüz Türkiye süreci; evlatlarımızın can emniyeti, sınırlarımızın dokunulmazlığı, iç cephemizin sağlamlığı, milli birliğimizin muhafazası ve Türkiye Cumhuriyeti’nin önündeki kanlı ve karanlık engel ile emellerin bütünüyle tasfiyesi demektir.Terörsüz Türkiye hedefi, yalnızca bugünün değil, yarınların da meselesidir. Terörün gölgesinin düştüğü bir coğrafyada kalıcı kalkınmadan, güçlü demokrasiden, huzur ve barıştan bahsetmek mümkün değildir. Cumhur İttifakı, terörden arınmış, iç ve dış kuşatmaları yarmış, ekonomik darboğazdan kurtulmuş, lider ülke Türkiye’nin sigortasıdır. Son günlerde hiç durmadan yinelenen vakitsiz seçim çağrısı; basiretsiz muhalefetin ayak oyunlarıdır. Seçim diye tutturanlar, milletin derdiyle değil, kendi telaşlarıyla konuşmaktadır. Yersiz ve vakitsiz özgüven patlamaları yaşayıp ölçüyü kaçıranların Türkiye’nin gündemini tayin etmeye kalkması boş bir gayrettir. Seçim, siyasi cambazlıklarla, yapay kriz çığırtkanlıklarıyla öne sürülecek bir oyuncak değildir. Sandığın ne zaman konuşacağı bellidir, onun hükmü vakti geldiğinde tecelli edecektir. Ara formüllere, dolambaçlı yollara, keyfi oyunlara mahal verilmeyecektir. Ara veya erken seçim diye tutturanlara diyeceğimiz de budur: Türkiye’nin istikbaliyle oynatmayız, istikrarı tartışmaya açmayız, ikbal hesaplarına huzurumuzu peşkeş çekmeyiz, milli iradeyi istismar siyasetine kurban etmeyiz" şeklinde konuştu.

Anne ve Bebekler “Osmangazi95” projesiyle güvende Haber

Anne ve Bebekler “Osmangazi95” projesiyle güvende

Osmangazi Belediyesi, bebek gelişimini desteklemek amacıyla hayata geçirdiği “Osmangazi95” projesiyle Osmangazi’deki hamile ve 0–12 aylık bebek sahibi ebeveynlere yönelik geliştirilmiş bir erken çocukluk destek programını uygulayarak anne ve anne adaylarına rehberlik etmeye devam ediyor. Bebeğin gelişimini desteklemek, onunla kurulan iletişimi güçlendirmek, oyunla öğrenmeyi teşvik etmek ve anne-bebek bağını güçlendirmek için başlatılan “Osmangazi95” projesi hız kesmeden devam ediyor. Osmangazi Belediyesi, çocuk sahibi olma heyecanı yaşayan anne ve anne adaylarına gebeliğin yedinci ayından, bebek doğup 1 yaşına gelene kadar gerçekleştirdiği ev ziyaretleriyle her türlü desteği sağlıyor. Osmangazi Belediyesi Sosyal Destek Hizmetleri Müdürlüğüne bağlı ekipler proje kapsamında gerçekleştirdiği ev ziyaretlerinde ebeveynlere, bebekleriyle nasıl daha fazla konuşabilecekleri, oyun oynayabilecekleri ve gelişimlerini nasıl takip edebilecekleri konularında rehberlik de sunuyor. Ayrıca yapılan ev ziyaretlerinde anne ve anne adaylarına gebe beslenme paketi hediye ediliyor. “Annelere Psikososyal Destek Sağlıyoruz” Proje kapsamında Osmangazi’de yaşayan anne ve anne adaylarını ziyaret ettiklerini belirten Osmangazi95 Projesi Ev Ziyaretçisi Seda Nur Şahin, “Osmangazi95 projesi kapsamında 0–12 aylık bebek sahibi ebeveynlere yönelik ücretsiz erkek çocukluk destek programı hizmeti vermekteyiz. Bu program bebeklerin gelişimini desteklerken iletişimini güçlendiriyor. Ebeveynlere oyunla öğrenme fırsatı sunarken anne ve bek bağını güçlendiriyoruz. Annelere bebekleriyle konuşma, oyun oynama, gelişimini takip etme, anne sütü, sağlıklı beslenme ve bebek bakımıyla ilgili konularda rehberlik hizmeti veriyoruz. Ayrıca annelere psikososyal destek sağlıyoruz. Ziyarete gittiğimiz evlerde anne ve adaylarına gebe beslenme paketi desteği veriyoruz.” şeklinde konuştu. Osmangazi Belediyesi’nin hayata geçirdiği “Osmangazi95” projesini çok yerinde bulduklarını ifade eden anne ve anne adayları, “Bu proje sayesinde hamilelik dönemimizde ve anne olduktan sonra çocuğumuzun daha sağlıklı olması için güzel bilgiler öğreniyoruz. Çok faydalı bir proje bu projeyi hayata geçirerek destekleyen Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a teşekkür ediyoruz.” diye konuştu. Marmara Belediyeler Birliği iş birliğiyle yürütülen ve bilimsel temelli bir erken çocuk destek programı olan projeye ilişkin vatandaşlar 444 16 01 numarası üzerinden bilgi alabiliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.