SON DAKİKA
Hava Durumu

#Radyoculuk

Söz Bursa - Radyoculuk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Radyoculuk haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Karanlığa karşı gazetecilik mücadelesi: "Yeniden yazmak istiyorum" Haber

Karanlığa karşı gazetecilik mücadelesi: "Yeniden yazmak istiyorum"

Eskişehir'de 3 kez böbrek nakli olan, son operasyonda beyninin 30 dakika oksijensiz kalması sonucu görme kabiliyetini kaybeden Pınar Kadanalı, mesleği olan gazeteciliğe dönmeyi her şeyden çok istiyor. 2 üniversite bitiren ve diksiyonu ile ön plana çıkan azimli kadın, sunuculuk ve radyoculuk konusunda kendine güveniyor. Eskişehir'de yaşayan 44 yaşındaki Pınar Kadanalı, geçmişte yaşadığı böbrek rahatsızlıklarından dolayı anne ve babasından nakil alarak hayatına devam etti. Radyoculuk, sunuculuk başta olmak üzere medyada birçok alanda çalışan 2 üniversite mezunu kadın, özellikle düzgün diksiyonu ile dikkat çekiyor. İşinin yanı sıra gitar çalmayı bilen, tiyatro oyunculuğu yapan, İtalyanca ve İngilizce öğrenen kadın, üniversite yıllarında önce babasından, daha sonra da annesinden böbrek nakli aldı. Böbreklerin iflas etmesi sonrası 5 yıl önce bu kez de dayısından Antalya'daki bir hastanede böbrek nakli olan kadın, operasyon sonrası kısa süreli bitkisel hayata geçtiğinden dolayı beyni 30 dakika boyunca oksijensiz kaldı. MEDYA SEKTÖRÜNE DÖNMEYİ ÇOK İSTİYOR Beyni oksijensiz kalan kadın, 2 gözünde de görme kabiliyetini büyük ölçüde kaybetti. Oldukça aktif hayatından sonra evinden neredeyse hiç çıkamayacağı bir yaşama başlayan Pınar Kadanalı oldukça zorluk çekti. Bir gözünü açtırmak için İstanbul'da ameliyat olan talihsiz kadın, az olan görme kabiliyetini de bu operasyon sonrası kaybetti. Her şeye rağmen neşesini kaybetmeyen Kadanalı, kabartma yazı öğrenip, diksiyonu ile en azından seslendirme yaparak medya sektörüne dönmeyi her şeyden çok istiyor. Görmese dahi sesi ve tecrübesi ile çalışabileceğini ileten Pınar Kadanalı, kendine güvendiğinin altını çizdi. "SON 5 SENEDİR GÖRME KABİLİYETİM İYİCE KAYBOLDU" Yaşam hikayesini anlatan Pınar Kadanalı, "Geçmişte reklamcılık, radyoculuk, sunuculuk ve yazarlık yaptım ancak bir gazeteci olarak görme sorunu yaşadığım için kalemim kırıldı diyebilirim. Halkla ilişkiler ve Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi tamamladım. Devamında tabii ki aktif bir şekilde çalışmalarım oldu ama şu an göremediğim için bir kısmı yarıda kaldı diyebilirim. Ben çocukluğumdan beri aslında görme problemi yaşıyordum ancak bitkisel hayata girince bu aktifleşti. Beynim yarım saat kadar bir oksijensiz kaldı, bunun sürecinde de görme kabiliyetimi kaybettim. Ama onun öncesinde de iki defa ilk planda böbrek nakli oldum. İlkini babamdan, diğerini annemden aldım. Ancak bunlar süreç içerisinde iflas etti. Ben bu süreçlerde üniversite eğitimimi tamamladım, hatta bu radyoculuk, gazetecilik, yazarlık ile alakalı pek çok alanda bu kısımda çalışabildim. Ama sonrasında bu böbrekleri çıkartmak zorunda kaldık. Sonrasında en son dayım böbreğini verdi. Antalya'da bu nakli oldum. İyileşmem için kök hücre nakli olmam gerekiyor. İstanbul'da, Ankara'da, Antalya'da pek çok doktora gittim. Hücre nakli olur ise biraz görebileceğim. Yeniden gazeteciliğe dönmeyi çok isterim. Yani ben şu an hiç göremiyorum, son 5 senedir görme kabiliyetim iyice kayboldu. Bundan önce ben tabii ki aktif olarak az bir şekilde gördüğüm için bir şeyler yapabiliyordum. Bununla da yeni karşılaştım" dedi. "SUNUCULUK, SPİKERLİK YAPABİLİRİM" Tekrardan medya sektöründe çalışmayı her şeyden çok isteyen Kadanalı şöyle devam etti: "2006 yıllarında diksiyon eğitimimi aldım. Ben kısmen İtalyanca biliyorum, bir de İngilizce biliyorum ama şimdi kabartma yazın ve bastonu da kullanabilmek için aslında daha yeterli bir telefona ihtiyacım var. Mesleğe dönersem seslendirme yapabilirim, yine köşe yazarlığı yapabilirim, reklam şarkıları yapabilirim, onları okuyabilirim, sunuculuk ve spikerlik yapabilirim. Engelliler açısından da sınavlara girdim. 98 puan aldım ama atamam olmadı."

Radyoculuk öldü mü, radyo hala dinleniyor mu? Haber

Radyoculuk öldü mü, radyo hala dinleniyor mu?

On yıllardır başarıyla sürdürdüğü ‘Gazoz Ağacı’ isimli radyo programıyla gönüllere taht kuran Cem Arslan, çokça konuşulan ‘radyoculuk bitti mi’ tartışmasına dobra yanıtlar verdi. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi ile Edremit Belediyesi’nin ortaklaşa düzenlediği 6. Edremit Kitap Fuarı’na katılan ünlü ve alanında uzman isimler, fuarın her gece katılımcısı olan binlerce Edremitliye şölen yaşatmaya devam ediyor. Fuarın dün akşamki konuklarından biri de Türk radyo dünyasının efsanelerinden Cem Arslan’dı. Arslan, katılımcılara hem radyoculuğun bugününü ve perde arkasını anlattı, hem de gündeme dair önemli değerlendirmeler yaptı. Radyonun hala dinlenip dinlenmediği sorusuna “Eskiden kömürlü radyolar dinlerdik. Artık radyo mu kaldı falan diyenler var. Evet, var ama şöyle söyleyeyim: Ben otuz yıldır hep global markalarla çalıştım sponsor olarak. Şimdi global markaları ‘ya bizim Cem var, iyi çocuktur, sabahları iyi program yapar. Düşün, ha bir üç-beş hatta sponsor ol da yani işte o çocuk da yaşamaya devam etsin" falan diyerek kandıramazsınız. Global markaların önüne dinlenme raporları, genel olarak radyo dinlenme ve o genel radyo dinlenmenin içinde de Cem'in, Gazoz Ağacı'nın ne kadar dinlendiği noktasında bunları hep anlatmak zorundasınız” dedi. Global markaların da ikna olduktan sonra radyolara bu yolla sponsor olduklarını belirten Cem Arslan, “Bugün radyo camiasına baktığınızda, öyle kasap Ahmet, bakkal Mehmet falan değil; dünyanın global markaları, Türkiye'nin büyük markalarının hala sponsorluklarını çok net bir şekilde görebilirsiniz. Dolayısıyla da radyo aslında çok dinlenen bir şey” ifadelerini kullandı. ‘BANA KÖY YETMİYOR’ DEYİP GELİYORLAR AMA… Türkiye’nin çok ciddi sorunlar yaşadığını, bunlardan birinin de ‘şehirleşme’ başlığı altında gerçekleştiğini belirten Arslan, “Büyük şehrin imkanlarını kullanmak adına yola çıkan ama İstanbul'a geldikten sonra hiç denizi görmemiş, Topkapı Sarayı'na hiç gitmemiş, yüzme bilmeyen insanlar tanıyorum ben. İstanbul'da yaşadığı halde yüzme bilmeyen, denizi görmeyen veya ‘Sultanahmet'e gittin mi, Topkapı Sarayı, Ayasofya oraları gördün mü’ deyince ‘nasıl gidiliyor, bilmiyorum’ diyen insanlar gördüm ama bu insanlar, daha dar imkanlarda yaşarken ‘bu köy bana dar geliyor. Ben daha büyük yerlerde yaşamalıyım. Bu köy beni kaldırmıyor. Bu köy bana yetmiyor kardeşim. Ben daha büyük imkanların içinde olacağım’ falan diyor” şeklinde konuştu. GEÇİM DERDİ DEĞİL, VİZYON MESELESİ “Yani adam köyüne sığmıyor” diyen usta radyocu, “Daha görmediği halde büyük vizyonlarda, kültür sanat faaliyetlerinde ve insanların yoğun iletişim içinde olduğu zeminlerde yaşamak istiyor. Aynı insan, tamam, geliyor İstanbul'a; yani bakıyorsun hayatında bir kere sergiye gitmemiş, tiyatroya gitmemiş, operaya gitmemiş, konsere gitmemiş” ifadelerini kullandı ve şu değerlendirmeyi yaptı: “Yani burada şöyle bir şeyle de karşılaşıyorum. Aranızda şöyle düşünenler olabilir, ‘senin tuzun kuru tabii, onlar kaç para biliyor musun’ falan diyenler olabilir. Bugün Taksim'e gidin. Taksim'e gidin, en az her gün, her Allah'ın günü, Cumartesi-Pazar dahil; yani en az on beş, yirmi tane tamamen beleş, ücretsiz konser veyahut da fotoğraf sergisi veyahut da işte halk eğitim merkezlerinin, belediyelerin finanse ettiği oyunlar, şunlar bunlar var. Yani hemen parayı bahane ediyorlar ama çok önemli kültür sanat faaliyetleri var.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.