SON DAKİKA
Hava Durumu

#Rehabilitasyon

Söz Bursa - Rehabilitasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rehabilitasyon haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

TBMM'de kritik yasa teklifi! Esnafa vergi muafiyeti, gençlere bilet müjdesi Haber

TBMM'de kritik yasa teklifi! Esnafa vergi muafiyeti, gençlere bilet müjdesi

AK Parti yeni bir kanun teklifini TBMM Başkanlığı’na sundu. 24 maddelik kanun teklifi Emniyet ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası personeli, KDV oranları, Gelir Vergisi Kanunu’nda değişiklik öngörüyor. Kanun teklifi ile Emniyet Teşkilatı emniyet müdür ve amir rütbelerindeki kadro oranları belirleniyor. Birinci Sınıf Emniyet Müdürü için on binde 25 olan oran on binde 65 olarak, İkinci Sınıf Emniyet Müdürü için on binde 34 olan oran on binde 75 olarak, Üçüncü Sınıf Emniyet Müdürü için on binde 78 olan oran on binde 90 olarak, Dördüncü Sınıf Emniyet Müdürü için on binde 88 olan oran on binde 100 olarak, Emniyet Amiri için on binde 93 olan oran on binde 300, Başkomiser için on binde 291 olan oran on binde 310, Komiser için on binde 388 olan oran on binde 320, Komiser Yardımcısı için on binde 484 olan oran on binde 330 olarak değiştirilmektedir. Orman Kanunu’nunda yapılan değişiklikle, Devlete ait engelli ve yaşlı bireylere yönelik bakım ve rehabilitasyon merkezlerinin, kanundaki şartların sağlanması halinde ormanlık veya doğal alanlarda da açılabilmesine imkân sağlanmaktadır. Düzenleme ile engelli ve yaşlı bireylerin doğa temelli terapötik yaklaşımlardan (tarımsal rehabilitasyon, orman terapisi vb.) faydalanması, ruhsal ve fiziksel iyilik hallerinin desteklenmesi ve bu hizmetlerin kurumsal bir modelle sürdürülmesi hedeflenmektedir. Gelir Vergisi Kanunu’nda yapılan düzenlemeyle, hasılatlarının tamamını elektronik ücret toplama sistemleri aracılığı olmaksızın, kullanma zorunluluğu getirilen taksi mali cihazı ile tespit ve belgelendiren taksi esnafına hasılat esaslı kazanç tespiti usulünden faydalanma hakkı getirilmektedir. Mükellefler bu usulden, talep ettikleri tarihi takip eden yılın başından itibaren başlamak üzere en fazla 3 yıl yararlanabilirler. Gelir Vergisi Kaunu’nda yapılan düzenleme ile ticari kazancı gerçek usulde vergilendirilen gelir vergisi mükelleflerinin, maddenin yürürlük tarihinden önce sahip oldukları taksi, dolmuş, minibüs ve umum servis araçlarına ait ticari plakalarını elden çıkarmalarından doğan kazançları gelir vergisinden müstesna tutulmaktadır. Resmi ilan ve reklam verilen veya bekleme süresinde olan internet haber sitelerinin uyması gereken kuralların ana çerçevesi kanun düzeyinde belirlenmektedir. Bu kapsamda internet haber sitelerinin haber sayısı, içerik, kadro, okur sayısı ve en az yayın hayatı süresi gibi vasıf ve ödevlerinin Basın İlan Kurumu Genel Kurulunca tespit edilmesine yönelik yasal altyapı oluşturulmaktadır Akaryakıt, LPG ve benzeri lisansa tabi riskli piyasalarda faaliyet gösteren mükelleflerden vergi tahsilat güvenliğini sağlamak amacıyla alınan teminatları artırma konusunda idareye tanınan yetki iki katından beş katına çıkarılmaktadır. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu’na eklenen 68/A maddesiyle, Banka personeli ile sözleşmeli personelin tabi olacağı disiplin hükümleri yasal netliğe kavuşturulmaktadır. Bu kapsamda; Banka hizmetlerinin yürütülmesinde mevzuatta belirtilen görevleri yerine getirmeyen veya yasaklanan fiillerde bulunan personele uygulanacak disiplin cezaları ile bu cezaları gerektiren spesifik fiil ve haller kanun düzeyinde tek tek belirlenmektedir. Sosyal ve kültürel faaliyetlere erişimi kolaylaştırmak adına; 18 yaşını doldurmamış çocuk ve gençler ile tahsili devam eden 25 yaşını doldurmamış öğrencilere düzenlenen biletlerden eğlence vergisi alınmaması hükme bağlanmaktadır. İl özel idareleri, belediyeler ve mahalli idare birliklerine ait taşınmazların taksitle satılabilmesine imkân tanınmaktadır. Satış bedelinin en az yüzde 25’i peşin, kalanı en fazla 2 yılda ve 12 taksitle kanuni faiziyle ödenebilecek; idare lehine ipotek veya banka teminat mektubu alınması halinde tapu devri yapılabilecektir. İhalelerde yüzde 3 olan geçici teminat oranının tahmin edilen bedelin yüzde 3’ü ile yüzde 30’u arasında belirlenebilmesi yetkisi getirilmektedir. Karayolları Trafik Kanunu’nda yapılan değişiklikle, elektronik ortamda tescili mümkün olan araçların satış tarihinden itibaren 3 iş günü olan tescil edilme zorunluluğu süresi 15 iş gününe uzatılmaktadır. Katma Değer Vergisi Kanunu’nda yapılan düzenlemeyle, Gelir Vergisi Kanunu'nun geçici 94'üncü maddesi kapsamındaki gerçek usulde gelir vergisi mükelleflerinin sahip oldukları taksi, dolmuş, minibüs ve umum servis araçlarına ait ticari plakaların devri Katma Değer Vergisi’nden (KDV) istisna edilmektedir. 6 Şubat depremleri sonrasında afet bölgelerinde başlatılan konut, iş yeri, okul ve hastane gibi kamu hizmeti yapılarının devam eden projelerinde ilave mali külfet oluşmasının önüne geçilmesi ve imar çalışmalarının mali bir kesinti yaşanmaksızın tamamlanması için bölgedeki KDV istisna süresi 31/12/2028 tarihine kadar uzatılmaktadır. Polis Amirleri Eğitimi Merkezi’ni (PAEM) oluşturan yönetim kademeleri ile hizmet birimlerinin kurumsal yapısı doğrudan kanunla belirlenmektedir. Ayrıca merkezin; ilk derece amirlik eğitimi, yöneticilik hizmet içi eğitimleri, rütbe terfi ve görevde yükselme sınavları ile yabancı ülke kolluk personeline yönelik eğitim faaliyetlerini yürütme yetki ve sorumlulukları yasal çerçeveye kavuşturulmaktadır. Vergi Usul Kanunu kapsamında sahte/yanıltıcı belge düzenlediği tespit edilen tesisler için getirilen "üçüncü kişiye lisans verilememesi" tedbiri, iptal kararının yürürlüğe girmesinden sonra da ceza soruşturması ve kovuşturması evrelerinde de uygulanmaya devam edilerek piyasa güvenliği korunacaktır. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu’nunda yapılan değişiklikle Birlik Genel Kurulu’nun toplanma usulü hızlandırılarak, 5 ay boyunca beklemesini gerekli kılan nedenler ortadan kalkmıştır. Dolayısıyla mali tabloların tamamlanmasının akabinde Birlik genel kurullarının en az otuz gün öncesinden Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilmesi ve Genel Kurul toplantısı tarihine kadar yayımda kalacak şekilde Birlik resmi internet sitesinde duyurulması kaydıyla yılın ilk 5 ayı içerisinde yapılması öngörülmektedir. Seçimlerin tamamlanmasını müteakip, Birlik Genel Kurulu’nun takip eden yılın mayıs ayının sonuna kadar yapılabilmesi öngörülmektedir. Bu kapsamda, Genel Kurul toplantısına ilişkin tüm detaylar en az otuz gün öncesinden Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilecek ve toplantı tarihine kadar Birlik resmi internet sitesinde duyurulacaktır. Reklam Kurulu’nun üye sayısı 19’dan 23’e çıkarılmaktadır. Kurulun inceleme ve denetim konularıyla doğrudan kesişen görev alanlarına sahip Esnaf, Sanatkârlar ve Kooperatifçilik, Hukuk Hizmetleri, İç Ticaret ve Uluslararası Hizmet Ticareti Genel Müdürlüklerinden birer genel müdür yardımcısı Reklam Kurulu’na üye olarak dâhil edilmektedir.

Bel ağrısı kaderiniz değil! Uzman isimden ‘Kas hafızası’ uyarısı Haber

Bel ağrısı kaderiniz değil! Uzman isimden ‘Kas hafızası’ uyarısı

Kas ve iskelet sistemi hastalıkları arasında en sık rastlanan şikayetlerin başında gelen bel ağrıları, modern yaşamın getirdiği hareketsizlik ve yanlış duruş alışkanlıklarıyla tetikleniyor. Burtom Biyofiz Nilüfer Tıp Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Kemal Kayserili, bel sağlığını korumada ve mevcut ağrıların tedavisinde "egzersiz" faktörünün hayati önemine dikkat çekti. Egzersizi, düzenli olarak yapılan tekrarlı ve planlı fiziksel aktivite olarak tanımlayan Dr. Kemal Kayserili, bu sürecin sağlıklı yaşam için spor yapmakla eşdeğer olduğunu belirtti. Bel ağrısı ile kas dengesi arasındaki ilişkiye değinen Kayserili, "Egzersiz, hem bel ağrısının tedavisinde önemlidir hem de bel ağrısını önlemede. Şöyle ki nedeni ne olursa olsun, belde ağrı varsa bunun nedeni veya sonucu olarak bozulmuş bir kas dengesi var demektir. Kişiye göre seçilen hareketlerle kısalmış ve gerilmiş kaslar esnetilmeli, güçsüz kalmış kaslar da kuvvetlendirilmelidir" diye konuştu. KADEMELİ GEÇİŞ VE SÜREKLİLİK ŞART Tedavi sürecinde izlenmesi gereken yöntemi açıklayan Dr. Kayserili, egzersizlerin ağrı sınırını aşmaması gerektiğini vurgulayarak, "İlk aşamada ağrıya neden olmayan egzersizler seçilmeli ve her gün yapılmalı, tekrar sayıları ve çeşitleri giderek arttırılmalıdır. Duruş, oturuş bozuklukları olan kişide, belini zorlayacak şekilde çalışan ve hareket edenlerde, sedanter yaşayanlarda izlenecek düzenli bir egzersiz programı da bel ağrısını önleyecektir" dedi. AMELİYAT SONRASI DÖNEMDE EGZERSİZİN ROLÜ Bel sağlığında cerrahi müdahale gerektiren durumlarda dahi egzersizin ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Dr. Kemal Kayserili; omurlarda kayma, bel fıtığı ve kanal darlığı gibi operasyonlardan sonra hastaların mutlaka egzersize başlaması gerektiğini ifade etti. Egzersizlerin sıklığı konusunda öneride bulunan Burtom Biyofiz Nilüfer Tıp Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Kemal Kayserili, kas hafızası ve güç artışının korunması için zamanlamanın önemini şu sözlerle aktardı: "Egzersiz uygulanmasının, başlangıçta her gün ve günde 2 kez yapılması uygundur. Sonrasında hekim değerlendirmesi ile gün aşırı veya haftada 3 gün şeklinde de devam edilebilir. Ama 2 egzersiz seansı (günü) arası 72 saati geçmemelidir ki kaslarda sağlanan olumlu etkiler esneklik ve güç artışı kaybolmasın." Son olarak, egzersizlerin doğru uygulanması konusunda önemli bir uyarıda bulunan Dr. Kemal Kayserili, "Düzenlenen bel egzersizleri hekim veya eğitimli sağlık personeli eşliğinde anlatılmalı, gösterilmeli ve hastanın egzersizleri nasıl yaptığı gözlenmelidir" ifadesini kullandı.

Uykudan uyandıran el uyuşmasına dikkat: Kalıcı hasar bırakabilir! Haber

Uykudan uyandıran el uyuşmasına dikkat: Kalıcı hasar bırakabilir!

Günlük hayatta pek çok kişinin ‘üzerine yatmışım’ diyerek geçiştirdiği, ancak geceleri uykudan uyandıracak şiddete ulaşan el uyuşmaları, ihmal edildiğinde kalıcı sinir hasarına yol açabilir. Uyuşmanın elin hangi bölgesinde gerçekleştiğinin sorunun kaynağını belirlemede önemli olduğunun altını çizen Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Sinir sistemini bir elektrik kablosu gibi düşünebilirsiniz. Üzerindeki baskı ne kadar uzun sürerse, kablonun içindeki iletkenlerin geri dönüşümsüz hasar görme riski de bir o kadar artar. Gece uyuşmaları bu sistemin bir uyarısı gibi görünmeli ve ciddiye alınmalı” dedi. Eldeki fonksiyon kaybı ve hissizliğin kaynağının genellikle sinirin geçtiği dar anatomik kanallardaki basınç artışı olduğunu belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Uyuşmanın hissedildiği bölge, sinir basısının konumunu tayin etmede belirleyici bir yere sahip. Baş, işaret ve orta parmaktaki uyuşmalar bilek kanalındaki karpal tünel sendromuna, serçe ve yüzük parmağındaki uyuşmalar dirsek bölgesindeki kübital tünel sendromuna, tüm el ve kola yayılan şikayetler ise boyun omurlarındaki sinir kökü basılarına yani boyun fıtığına işaret edebilir” açıklamasında bulundu. Kendiliğinden geçer diye düşünmeyin Pek çok hastanın uyuşmaların geçici olduğunu düşünerek hekime başvurmayı ertelediğini belirten Prof. Dr. Selçuk Göçmen, bu tür vakalarda cerrahi açıdan en büyük riskin şikayetlerin kendiliğinden geçmesini bekleyerek süreci aksatmak olduğunu vurguladı. Sinir sıkışmalarının mekanik bir baskı sonucu oluştuğunu hatırlatan Prof. Dr. Göçmen, bası altında kalan sinir liflerinin zamanla fonksiyonunu yitirerek geri dönülemez hasara ve kas erimesine yol açtığını belirtti. Erken evrede yaşam tarzı değişiklikleri veya fizik tedavi ile çözülebilecek sorunların ihmal edilmesi durumunda elinden eşya düşürme ve düğme ilikleyememe gibi ciddi güç kayıplarının yaşanabileceğini söyleyen Prof. Dr. Göçmen, “Bu aşamaya gelindiğinde yapılacak bir cerrahi müdahale siniri rahatlatsa bile kaybedilen kas gücünün ve ince motor becerilerin geri kazanılması oldukça güç ve uzun bir rehabilitasyon süreci gerektirir” şeklinde konuştu. Erken aşamada yapılacak müdahale kalıcı felç riskini ortadan kaldırır Tedavi için öncelikle elektromiyografi (EMG) testi ile sinir iletim hızı ölçülerek, basının derecesini kesin olarak saptanması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “İleri seviye sıkışmalarda uygulanan mikrocerrahi yöntemi ile sinir üzerindeki baskı tamamen kaldırılırken, doku hasarı minimumda tutulur. Lokal anestezi altında yapılan ve yaklaşık 15-20 dakika süren bu mikrocerrahi müdahaleler sayesinde hastalar genellikle aynı gün taburcu edilerek günlük hayatlarına dönebilirler” dedi. Sinir sisteminin baskıya karşı son derece hassas bir yapıya sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Göçmen, erken aşamada yapılacak bir cerrahi işlemin kalıcı felç ve kas erimesi riskini ortadan kaldıran tek kesin çözüm olduğunun altını çizdi. Prof. Dr. Selçuk Göçmen, aşağıdaki belirtilerden biri veya birkaçı mevcutsa, vakit kaybetmeden bir uzmana danışılması gerektiğini paylaştı: 1. Uyuşma nedeniyle uykudan uyanıp kolunuzu ve elinizi sallamak zorunda kalıyorsanız. 2. Elinizde gözle görülür bir güç kaybı başladıysa. 3. Uyuşmaya boyun ağrısı veya kola yayılan keskin ağrılar eşlik ediyorsa. 4. Bileklik veya dinlendirme gibi basit yöntemlerle şikayetleriniz 2 haftadan uzun süredir azalmıyorsa.

Kalça ağrılarına son! Ameliyatsız tadında kapalı yöntem Haber

Kalça ağrılarına son! Ameliyatsız tadında kapalı yöntem

Hayat Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. F. Volkan Tercan, kalça eklemi hastalıklarının tanı ve tedavisinde güncel bir yöntem olan kalça artroskopisine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Minimal invaziv cerrahi teknikle uygulanan yöntem, hastalara hem güvenli hem de konforlu bir tedavi süreci sunuyor. Kalça artroskopisinin ileri teknolojiye dayalı kapalı bir cerrahi yöntem olduğunu belirten Op. Dr. Tercan, “Kalça eklemi içerisini yüksek çözünürlükle görüntüleyebilen özel kamera sistemleri sayesinde hem tanı koyabiliyor hem de gerekli cerrahi müdahaleleri aynı seansta gerçekleştirebiliyoruz. Bu yaklaşım, hastalarımız için daha güvenli ve konforlu bir süreç sağlıyor” dedi. Yöntemin özellikle belirli hasta gruplarında başarılı sonuçlar verdiğine dikkat çeken Op. Dr. F. Volkan Tercan, femoroasetabular sıkışma sendromu (FAI), kalça labrum yırtıkları, kıkırdak hasarları, eklem içinde serbest cisimler ile hareket kısıtlılığı ve kronik kalça ağrıları gibi durumlarda kalça artroskopisinin etkili bir seçenek olarak öne çıktığını ifade etti. Açıklamasında minimal invaziv cerrahinin sağladığı avantajlara da değinen Hayat Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. F. Volkan Tercan, “Kalça artroskopisi sayesinde daha küçük kesilerle işlem yapıyoruz. Bu da daha az ağrı, daha düşük komplikasyon riski ve daha hızlı iyileşme anlamına geliyor. Hastalarımızın büyük bir kısmını aynı gün veya ertesi gün taburcu edebiliyoruz” diye konuştu. Ameliyat sonrası sürecin en az operasyon kadar önemli olduğunu vurgulayan Op. Dr. F. Volkan Tercan, planlı bir fizik tedavi ve rehabilitasyon sürecinin hastaların hareket kabiliyetini yeniden kazanmasında kritik rol oynadığını belirtti. Kalça artroskopisinin her hasta için uygun olmadığının altını çizen Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. F. Volkan Tercan, “İleri düzey kireçlenmesi olmayan, erken ve orta evre kalça problemleri yaşayan hastalarda bu yöntem oldukça başarılı sonuçlar vermektedir. Doğru hasta seçimi, tedavi başarısını doğrudan etkiler” ifadelerini kullandı. Uzun süreli kalça ağrılarının yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürdüğünü de hatırlatan Op. Dr. F. Volkan Tercan, doğru hasta grubunda uygulanan kalça artroskopisinin ağrıyı azaltarak bireylerin aktif yaşamlarına daha hızlı dönmelerine katkı sağladığını sözlerine ekledi.

Fizik tedavide geleceğin teknolojileri Antalya'da ele alındı Haber

Fizik tedavide geleceğin teknolojileri Antalya'da ele alındı

Türkiye Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Derneği tarafından 2-5 Nisan 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenen 31. Ulusal Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Kongresi, yoğun katılım ve kapsamlı bilimsel içeriğiyle tamamlandı. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun da iştirak ettiği kongre, “Gelenekten Geleceğe: Kanıt, Teknoloji ve İnsan” ana temasıyla fiziksel tıp ve rehabilitasyon alanında güncel gelişmeleri, yeni tedavi yaklaşımlarını ve geleceğe yönelik vizyonu ele aldı. Türkiye’nin dört bir yanından ve yurt dışından gelen yaklaşık 1500 fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı ile asistan hekimin katıldığı kongrede; serebral palsi, omurilik yaralanmaları, inme, romatizmal hastalıklar ve kas-iskelet sistemi ağrıları gibi geniş kitleleri ilgilendiren hastalıklar multidisipliner bir bakış açısıyla değerlendirildi. Ayrıca telerehabilitasyon, evde fizik tedavi uygulamaları ve robotik rehabilitasyon gibi yenilikçi yöntemler de bilimsel programın öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. Kongre Başkanı Doç. Dr. İbrahim Halil Erdem, kongrenin bilimsel derinliği ve katılım düzeyiyle dikkat çektiğini belirterek, “Türkiye’nin dört bir yanından ve yurt dışından gelen meslektaşlarımızla bilgi ve deneyim paylaşımı gerçekleştirdik. Özellikle inme, serebral palsi ve omurilik yaralanmaları gibi hastalıklarda yeni tedavi yaklaşımlarını ve teknolojik gelişmeleri kapsamlı şekilde ele aldık. Kongremiz, fiziksel tıp ve rehabilitasyon alanında hem bugünü değerlendiren hem de geleceğe yön veren güçlü bir platform oldu” dedi. Bilimsel oturumlarda, hastaların yaşam kalitesini doğrudan etkileyen kas-iskelet sistemi hastalıklarının yanı sıra nörolojik rehabilitasyon süreçleri, girişimsel tedavi yöntemleri ve rejeneratif uygulamalar da geniş kapsamda ele alındı. Alanında uzman konuşmacılar tarafından gerçekleştirilen sunumlar, katılımcılara hem teorik hem de pratik anlamda önemli katkılar sundu. Kongre Sekreteri Dr. Ümit Yalçın, organizasyona gösterilen ilgiden memnuniyet duyduklarını ifade ederek, “Artan yaşlı nüfusla birlikte rehabilitasyon ihtiyacının büyüdüğü günümüzde, telerehabilitasyon ve evde bakım uygulamalarının yaygınlaştırılması kaçınılmaz bir gereklilik haline gelmiştir” dedi. Kongre Sekreteri Dr. Kaan Uslu ise fizik tedavi ve rehabilitasyonun koruyucu sağlık hizmetlerindeki rolüne dikkat çekerek, “Kas-iskelet sistemi şikayetlerinde hastaların ilk başvuru noktasının fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanları olması gerektiği konusunda toplumsal farkındalığın artırılması büyük önem taşıyor” diye konuştu. Uslu ayrıca, kongrenin başarılı organizasyonuna katkı sunan tüm paydaşlara teşekkür ederek, özellikle sürecin sorunsuz ilerlemesinde önemli rol üstlenen organizasyon firması BURKON’a ve BURKON Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Eker’e de teşekkürlerini iletti. Düzenleme Kurulu Üyesi Dr. Aysun Özlü de kongrenin uygulamaya dönük yönünün güçlü olduğunu vurgulayarak, “Bilimsel oturumların yanı sıra son teknoloji cihazların birebir deneyimlenmesi, meslektaşlarımız açısından son derece verimli bir öğrenme ortamı sağladı” ifadelerini kullandı. Kongre boyunca düzenlenen kurslar, paneller ve sempozyumlarla fizik tedavi ve rehabilitasyon alanındaki güncel yaklaşımlar kapsamlı şekilde ele alınırken, sektördeki yeniliklerin sahaya yansıması açısından da önemli bir zemin oluşturuldu. Katılımcılar, hem akademik bilgi paylaşımı hem de mesleki dayanışma açısından kongrenin son derece verimli geçtiğini vurguladı. Dört gün süren kongrede 65 panel, 17 kurs, 8 uydu sempozyum ve 16 sözel bildiri oturumu gerçekleştirilirken; toplam 132 sözel ve 239 poster bildiri sunuldu. 31. Ulusal Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Kongresi, bilimsel üretim, ulusal ve uluslararası iş birlikleri ile sağlık politikalarına katkı sunacak önemli çıktılarla tamamlandı.

Tıpta yeni dönem: Kanıt, teknoloji ve insan bu kongrede konuşulacak Haber

Tıpta yeni dönem: Kanıt, teknoloji ve insan bu kongrede konuşulacak

31. Ulusal Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Kongresi 2-5 Nisan 2026 tarihlerinde Antalya Belek’te gerçekleştirilecek. Türkiye Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Derneği tarafından düzenlenen ve “Gelenekten Geleceğe: Kanıt, Teknoloji ve İnsan" ana temasıyla planlanan uluslararası katılımlı Kongrede, riskli bebek ve sık doğumsal sorunlar, adım adım serebral palsi, çocukluk çağı nöromüsküler hastalıklar, sık görülen spor yaralanmalarında tanıdan tedaviye, omurilik yaralanması: kritik durumlar, kemik, metabolizma ve bağırsak ekseni, romatizmal hastalıklar, osteoporozu yönetmek, inme ve nöroplastisite, inflamatuvar kas hastalıkları, liyezon fiziatrisinde kanser rehabilitasyonu ve pelvik bölge ağrılarında girişimsel yol haritası başta olmak üzere bir çok konu ele alınacak. 31. Ulusal Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Kongresi hakkında bilgi veren Kongre Başkanı Doç. Dr. İbrahim Halil Erdem, “Gelenekten Geleceğe: Kanıt, Teknoloji ve İnsan" ana temasıyla planlanan kongremizde, branşımızın köklü birikimini korurken uluslararası bilimsel eğilimlerle uyumlu, vizyoner ve klinik pratiğe katkı sunan bir bilimsel program hazırlanmıştır. Değerli meslektaşlarımızın bilimsel katkılarıyla kongremizin daha da zenginleşeceğine inanıyor, 31. Ulusal FTR Kongresi’nde konuklarımızı aramızda görmekten mutluluk duyacağımı belirtmek istiyorum” dedi. Kongre Başkanı Doç. Dr. İbrahim Halil Erdem’in verdiği bilgiye göre, 1200 fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanının katılacağı ve 3 gün devam edecek kongrede 65 panel, 17 kurs, 8 uydu sempozyum, 16 sözel bildiri oturumu, 132 sözel bildiri, 239 poster bildiri sunumu gerçekleştirilecek. Hasan Eker yönetimindeki BURKON tarafından organize edilen, bilimsel düzeyi yüksek toplantılar ve bildirilerle 3 gün sürecek olan, Türkiye’nin değişik illerinden 1200 fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanının katılacağı kongrede, fiziksel tıp ve rehabilitasyon konusundaki yenilikler ele alınacak.

Orhaneli’de su savaşı! 100 bin tonluk servet yok edilmek istenince köylü ayaklandı Haber

Orhaneli’de su savaşı! 100 bin tonluk servet yok edilmek istenince köylü ayaklandı

Bursa'nın Orhaneli ilçesine bağlı Erenler Mahallesi'nde eski mermer ocağında ortaya çıkan ve yaklaşık 100 bin tonluk suyun biriktiği havzanın kapatılmak istenmesi mahalle halkını sokağa döktü. Yaz aylarında ciddi su sıkıntısı yaşayan köylüler, Bursa'daki kuraklığı ve geçen yaz yaşanan orman yangınlarını hatırlatarak su kaynağının kapatılmamasını istedi. Bursa'nın Orhaneli ilçesi Erenler Mahallesi'nde 18 yıl önce kurulan mermer ocağında zamanla oluşan ve kaynak suyuyla dolan havza, bölge halkının tek su umudu haline geldi. Yaklaşık 2 yıl önce faaliyetlerini sonlandıran mermer şirketi, mahalle sakinlerinin bu sudan faydalanmasına izin vererek ruhsatını bir süre daha elinde tuttu. Ancak şirketin geçtiğimiz aylarda ruhsat iptali için başvuruda bulunmasıyla birlikte bölgedeki su kaynağı yeniden gündeme geldi. Bursa Orman Bölge Müdürlüğü, şirketten ocağın bulunduğu alanın rehabilite edilmesini ve oluşan su havzasının doldurularak kapatılmasını istedi. Bu karar, özellikle yaz aylarında ciddi su sıkıntısı yaşayan Erenler Mahallesi sakinlerini harekete geçirdi. Köylüler, hem Bursa genelinde yaşanan kuraklığı hem de geçtiğimiz yaz Harmancık bölgesinde çıkan orman yangınlarını hatırlatarak, bu suyun hayati önem taşıdığını vurguladı. Yaklaşık 100 bin ton civarında suyun bulunduğu havza, son 2 yıldır tarımsal sulamada kullanılıyor. Bu sayede bölgede ekili alanlarda ciddi verim artışı yaşandığı belirtiliyor. Mahalle sakinleri, derelerin kuruduğunu, çeşmelerden su akmadığını ve yaz aylarında Bursa merkezinde bile su kesintileri yaşandığını hatırlatarak, mevcut bir su kaynağının kapatılmasının büyük mağduriyet oluşturacağını ifade ediyor. KÖYLÜLER 2 KİLOMETRELİK HAT ÇEKTİ Köylüler, kendi imkanlarıyla ve imece usulü çalışarak yaklaşık 2 kilometrelik bir hat üzerinden, herhangi bir enerji sarfiyatı olmadan bu suyu belirli bir noktaya ulaştırmayı başardı. Tankerlerle taşınan suyun mahalledeki herkes tarafından kullanıldığı öğrenildi. Buna rağmen havzanın kapatılması yönündeki talep, bölgede büyük endişeye yol açtı. Tüm mahalle sakinlerinin katıldığı eylemde, su kaynağının kapatılmaması ve alanın rehabilite edilerek suyun kullanıma açık bırakılması istendi. Köylüler, mevcut şartlarda bu sudan başka bir alternatiflerinin olmadığını, havzanın kapatılması halinde en basit tarımsal faaliyetlerin bile yapılamayacağını belirterek yetkililerden acil çözüm talep etti. Erenler Mahallesi'nde yaşanan bu gelişme, Bursa'da giderek artan kuraklık tehdidini ve kırsal bölgelerde suya erişimin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Köylüler, hem tarım hem de günlük yaşam için kritik öneme sahip olan bu su kaynağının korunmasını istiyor. "BİZİM BURADAKİ SUDAN BAŞKA ÇAREMİZ YOK" Yaşanan su kriziyle ilgili konuşma yapan Erenler Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Eyüp Deniz, "Bu mermer ocağı 18 yıl önce açıldı. Mermer ocağının faaliyetlerinden dolayı oluşan bir havza var, etrafı taşlarla çevrili. 100 bin ton civarlarında su var, biz bu suyu 2 yıldır tarımsal faaliyetlerimizde kullanıyoruz. Buradaki su sayesinde ekinlerimiz yüzde yüze varan bir artış gösterdi. Bursa Tarım ve Orman Bölge Müdürlüğü buranın rehabilite edilmeden teslim alınmayacağını söylüyor. Bizler de kurum ve kuruluşlara giderek alanın rehabilite edilmesini ama suyun kullanıma açık bırakılmasını talep ediyoruz. Bizim buradaki sudan başka bir seçeneğimiz yok. Buradaki suyun kapatılmasıyla insanlar bahçelik domatesini bile yetiştiremeyecek. Derelerimiz kurudu, çeşmemizde su yok. Bursa merkezi yazın su kesintileriyle de uğraştı. Burada var olan bir kaynak suyu yok edilmeye çalışılıyor. 4 aydır devletin tüm kurumlarıyla temas halindeyiz. Yaprak gibi oradan oraya savruluyoruz ama kimse çözüm yoluyla yaklaşmıyor. İş makineleri çalıştırdık, köylülerimiz imece usulü çalıştı. 2 kilometre boyunca enerji sarfiyatı olmadan bu suyu belirli bir noktaya taşıyabildik. Tankerle taşıma yoluyla bu suyu köydeki herkes kullanabiliyor. Bu su kaynağının kapatılmasını istemiyoruz" ifadelerini kullandı. "ACİLEN DURDURUN" Gerekli görüşmeler sağlanana kadar su havzasının durdurulmasını talep eden CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, "Yaklaşık 100 bin ton olduğu tahmin edilen bu su kaynağının, rehabilitasyon nedeniyle mermer ocağını işleten firma tarafından doldurulduğunu görüyoruz. Acilen devletin ilgili kurumları tarafından, buradaki haklı talep sonuçlanıncaya kadar su kaynağının kapanmasını durdurmalı. Şu andaki en önemli talep bu ve görüşmelere devam edilmeli. Çalışmaların durdurulmasıyla yapılan görüşmelere de köylülere de fayda sağlayacağını biliyoruz" dedi.

Artroskopik cerrahi ile omuz ağrılarına son Haber

Artroskopik cerrahi ile omuz ağrılarına son

Omuz ağrıları, hareket kısıtlılığı ve günlük yaşam kalitesinde belirgin düşüşe yol açan önemli ortopedik sorunlar arasında yer alıyor. Hayat Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Fatih Volkan Tercan, omuz hastalıklarının tanı ve tedavisinde kullanılan omuz artroskopisi yönteminin, günümüzde hem başarı oranı hem de hasta konforu açısından öne çıkan cerrahi yaklaşımlardan biri olduğunu söyledi. Omuz artroskopisinin, rotator manşet yırtıkları, omuz sıkışma sendromu, tekrarlayan omuz çıkıkları, labrum (SLAP) lezyonları ve bazı kireçlenme problemlerinin tedavisinde başarıyla uygulandığını belirten Op. Dr. Tercan, bu yöntemin birkaç milimetrelik küçük kesilerden, kamera destekli olarak gerçekleştirilen minimal invaziv bir cerrahi teknik olduğuna dikkat çekti. Bu sayede omuz ekleminin ayrıntılı şekilde görüntülenebildiğini ve gerekli cerrahi müdahalenin hassasiyetle yapılabildiğini ifade etti. Omuz artroskopisinin hastalara önemli avantajlar sunduğunu vurgulayan Op. Dr. Fatih Volkan Tercan, “Bu yöntemle açık ameliyatlara kıyasla çok daha küçük kesi izleri oluşuyor, ameliyat sonrası ağrı belirgin şekilde azalıyor ve iyileşme süreci hızlanıyor. Minimal doku hasarı sayesinde enfeksiyon riski düşerken, estetik açıdan da daha iyi sonuçlar elde ediliyor. Doğru hasta seçimi ve uygun rehabilitasyonla yüksek başarı oranlarına ulaşmak mümkün oluyor. Çoğu hastamız aynı gün ya da kısa sürede taburcu edilebiliyor” dedi. Artroskopik cerrahi sonrası sürecin en az ameliyat kadar önemli olduğunu dile getiren Op. Dr. Tercan, kişiye özel planlanan fizik tedavi ve rehabilitasyon programlarının omuzun hareket açıklığının ve kas gücünün yeniden kazanılmasında kilit rol oynadığını belirtti. Erken tanı ve uygun cerrahi tekniklerle, uzun süredir devam eden omuz ağrılarının önemli ölçüde azaltılabildiğini kaydetti. Op. Dr. Fatih Volkan Tercan, açıklamasının sonunda, “Omuz bölgesinde ağrı, güçsüzlük ya da hareket kısıtlılığı yaşayan bireylerin vakit kaybetmeden uzman değerlendirmesine başvurması, hem tedavi başarısını artırır hem de daha hızlı bir iyileşme süreci sağlar” diyerek hastaları erken başvurunun önemine dikkat çekti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.