SON DAKİKA
Hava Durumu

#Resmi Gazete

Söz Bursa - Resmi Gazete haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Resmi Gazete haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Yabancı plakalı araçlara yeni otoyol düzenlemesi! Haber

Yabancı plakalı araçlara yeni otoyol düzenlemesi!

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, yabancı plakalı araçlara ait geçiş ücretleri ve idari para cezaların ilişkin, "Yeni yönetmelikle yabancı plakalı araçların ücretli karayollarındaki geçiş ücretleri, idari para cezaları ve tahsil süreçlerine ilişkin hükümleri yeniden düzenledik" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Ücretli Karayollarında Yabancı Plakalı Araçlara Ait Geçiş Ücretleri ve İdari Para Cezaları ile Cezaların Tahsiline İlişkin Yönetmelik"in 29 Temmuz tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiğini bildirdi. Bakan Uraloğlu, yeni düzenleme ile karayollarındaki ödeme, takip ve tahsil süreçlerinin güncellendiğini belirterek, "Yeni yönetmelikle yabancı plakalı araçların ücretli otoyollar ile erişme kontrollü karayollarındaki geçiş ücretleri, idari para cezaları ve cezaların tahsiline ilişkin usul ve esaslar yeniden düzenlenirken, ödeme, takip, veri paylaşımı ve tahsil süreçleri güncellendi" ifadelerini kullandı. "UYGULAMADA BİRLİK SAĞLAYACAK, TAHSİLAT SÜREÇLERİNİ DAHA ETKİN HALE GETİRECEĞİZ" Uraloğlu, düzenlemenin yabancı plakalı araçların ücretli karayollarını kullanımına ilişkin uygulamaları tek bir çerçevede topladığını ifade ederek, "Yönetmelikle hem Karayolları Genel Müdürlüğü sorumluluğundaki ücretli yollar hem de işletme hakkı verilen veya devredilen otoyollarda uygulanacak usul ve esasları ayrıntılı şekilde belirledik. Böylece uygulamada birlik sağlayacak, tahsilat süreçlerini daha etkin hale getireceğiz" diye konuştu. YABANCI PLAKALI ARAÇLARA GEÇİŞ ÜCRETİ ÖDEMEK ZORUNLU OLDU Uraloğlu, yönetmelik kapsamında yabancı plakalı araçların ücretli karayollarını kullandıkları her geçiş için yürürlükteki geçiş ücretleri tarifesine göre ödeme yapmakla yükümlü olduğunu belirtti. Bakan Uraloğlu, söz konusu düzenlemenin Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından işletilen otoyolların yanı sıra 4046, 3465 ve 3996 sayılı kanunlar kapsamında işletme hakkı verilen veya devredilen otoyollar ile erişme kontrollü karayollarını da kapsadığını ifade etti. ABONELİK VE YETERLİ BAKİYE ESAS ALINACAK Yabancı plakalı araçların ücretli karayollarını kullanırken Hızlı Geçiş Sistemi (HGS) veya benzeri elektronik geçiş sistemlerinden birine abone olmalarının esas olduğunu belirten Bakan Uraloğlu, araçlarda kullanılacak elektronik etiketlerin çalışır durumda bulundurulmasının zorunlu olduğunu söyledi. Araç sahiplerinin plakalarını temiz ve okunabilir durumda tutmasından sorumlu olduğunu vurgulayan Uraloğlu, "Araç sahipleri ve sürücüler, etiketin çalışır durumda olmasından, ön cama uygun şekilde yerleştirilmesinden ve araç plakalarının temiz ile okunabilir durumda tutulmasından sorumlu olacak. Ayrıca hesaplarda geçiş ücretlerini karşılayacak yeterli bakiyenin bulundurulması da araç sahiplerinin sorumluluğunda olacak" şeklinde konuştu. Uraloğlu, yabancı plakalı araçlara ait HGS hesaplarının PTT şubeleri, PTT acenteleri ile PTT'nin anlaşmalı bankaları ve üye iş yerleri üzerinden açılabileceğini, HGS etiketlerinin de araç sahiplerine bu kanallar aracılığıyla teslim edileceğini söyledi. İHLALLİ GEÇİŞLERDE YENİ UYGULAMA Yönetmelikte "ihlalli geçiş" kavramının da açık şekilde tanımlandığını belirten Uraloğlu, "Herhangi bir geçiş sistemi aboneliği bulunmadan, hesabında yeterli bakiye olmadan veya geçiş ücretini ödemeden ücretli yol kesiminden yapılan geçişler ihlalli geçiş olarak değerlendirilecek" açıklamasında bulundu. 15 GÜN İÇİNDE ÖDEYENLERDEN CEZA ALINMAYACAK Uraloğlu, Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından işletilen ücretli otoyollarda geçiş ücretini ödemeden geçiş yaptığı tespit edilen yabancı plakalı araçlara geçiş ücretine ilave olarak geçiş ücretinin dört katı tutarında idari para cezası uygulanacağını belirtti. Ancak sürücülere önemli bir kolaylık sağlandığını ifade eden Bakan Uraloğlu, "İhlalli geçiş tarihini izleyen 15 gün içerisinde geçiş ücretini usulüne uygun şekilde ödeyenlerden idari para cezası tahsil edilmeyecek. 15 günlük sürenin ardından başlayacak 30 günlük dönem içerisinde ödeme yapılması halinde ise geçiş ücretiyle birlikte geçiş ücreti kadar idari para cezası uygulanacak. Bu durumda ayrıca tebligat yapılmayacak ve Kabahatler Kanunu'ndaki peşin ödeme indirimi de uygulanmayacak" dedi. Bakan Uraloğlu, ihlalli geçiş tarihinden itibaren 45. günden sonra ise geçiş ücreti ödemeden giriş-çıkış yaptığı mesafeye ait geçiş ücreti ile birlikte dört katı tutarında ceza tahsil edileceğini kaydetti. Bakan Uraloğlu, yap-işlet-devret kapsamında işletilen otoyollarda da aynı esasların geçerli olacağını söyledi. GEÇİŞ SİSTEMİNE UYGUN ŞERİT KULLANILACAK Bakan Uraloğlu, yabancı plakalı araç sürücülerinin abonesi oldukları geçiş ücreti toplama sistemine ait giriş ve çıkış şeritlerini kurallarına uygun şekilde kullanmakla yükümlü olduğunu belirtti. Uraloğlu, aynı şeritte birden fazla geçiş ücreti toplama sisteminin hizmet verdiği ücretli karayollarında ise bu zorunluluğun uygulanmayacağını ifade etti. BORÇLAR ÖDENMEDEN YURT DIŞINA ÇIKIŞA İZİN VERİLMEYECEK Yönetmelikle sınır kapılarındaki tahsilat sürecinin de yeniden düzenlendiğini belirten Uraloğlu, yabancı plakalı araçlara ait geçiş ücretleri ile idari para cezalarının sürücünün Türk vatandaşı olup olmadığına bakılmaksızın, ayrıca tebligat şartı aranmaksızın sürücünün bilgilendirilmesi suretiyle tahsil edileceğini söyledi. Uraloğlu, önceliğin geçiş ücretleri ve cezaların ülke içerisindeki ödeme kanalları üzerinden tahsil edilmesi olduğunu belirterek, "Ülke içerisinde tahsil edilemeyen borçlar, yabancı plakalı aracın Türkiye'den çıkış yapmak üzere sınır kapısına gelmesi halinde elektronik ortamda sorgulanacak. Karayolları Genel Müdürlüğü sistemlerinde kayıtlı borçların Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığı sistemleri üzerinden görüntülenmesiyle birlikte borçlar tahsil edilmeden aracın yurt dışına çıkışına gümrük idaresince izin verilmeyecek" ifadelerini kullandı. ÖDEMELER BANKA KARTI, KREDİ KARTI VEYA NAKİT YAPILABİLECEK Gümrük kapılarında yabancı plakalı araçlara ilişkin geçiş ücretleri ile idari para cezalarının banka kartı veya kredi kartıyla ödenebileceğini belirten Uraloğlu, muhasebe birimlerinin veznelerinde ise nakit ödeme yapılabileceğini, böylece sürücülere farklı ödeme alternatifleri sunulacağını kaydetti. Uraloğlu, "Yabancı plakalı araçların halen kullanımda olan ücret toplama sistemlerine abone olarak, açtıracakları hesaplar üzerinden geçiş ücretlerini ödemeleri esastır. Bu hesaplarda geçiş ücretlerini karşılayacak tutarda bakiye bulundurmak araç sahipleri veya sürücülerin sorumluluğundadır" şeklinde konuştu. TAHSİLAT SÜREÇLERİ AYRINTILI ŞEKİLDE DÜZENLENDİ Uraloğlu, Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından işletilen ücretli otoyollarda ödemesiz geçişlere ilişkin geçiş ücretlerinin belirlenen ödeme kanalları aracılığıyla tahsil edileceğini belirterek, tahsil edilen idari para cezalarının genel bütçeye gelir olarak kaydedileceğini, geçiş ücretlerinin ise Karayolları Genel Müdürlüğüne aktarılacağını söyledi. İşletme hakkı verilen veya devredilen otoyollarda ise yabancı plakalı araçların geçiş ücretleri ve cezalarının sınır kapılarında tahsil edilmesi halinde elde edilen tutarın yüzde 60'ının hizmet payı olarak genel bütçeye gelir kaydedileceğini ifade eden Uraloğlu, kalan yüzde 40'lık kısmın ise Karayolları Genel Müdürlüğü aracılığıyla ilgili işletici şirkete aktarılacağını belirtti. Uraloğlu, Karayolları Genel Müdürlüğüne aktarılan tutarın takip eden yedi iş günü içerisinde işletici şirketlerin hesaplarına gönderileceğini kaydetti. 2017 TARİHLİ YÖNETMELİK YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILDI Bakan Uraloğlu, yeni düzenlemeyle birlikte 17 Şubat 2017 tarihli "Ücretli Karayollarında Yabancı Plakalı Araçlara Ait Geçiş Ücretleri ve İdari Para Cezalarının Tahsiline İlişkin Yönetmelik"in yürürlükten kaldırıldığını belirtti. Uraloğlu, "Yeni yönetmelikle yabancı plakalı araçların ücretli karayollarındaki geçiş ücretleri, idari para cezaları, veri paylaşımı ve tahsil süreçlerine ilişkin hükümleri günümüz ihtiyaçları doğrultusunda yeniden düzenledik. Uygulamanın daha etkin, hızlı ve koordineli yürütülmesini sağlayacak kapsamlı bir çerçeve oluşturduk" değerlendirmesinde bulundu.

Bursa Milletvekili Pala: Denizlerimiz büyük risk altında Haber

Bursa Milletvekili Pala: Denizlerimiz büyük risk altında

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, 23 Ekim 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği’nde yapılan değişikliklerin uluslararası standartlarla örtüşmediğini ve doğal hayatı ciddi ölçüde tehdit ettiğini belirtti. Konuya ilişkin Pala, “Yönetmelikte yapılan değişikliklerle, inorganik atıkların korunan alanlar hariç olmak üzere deniz derinliğinin 250 metrenin üzerinde olduğu oksijensiz bölgelere borularla taşınarak bertaraf edilmesine, bu alanların ‘yutak alan’ ilan edilerek karbon depolanması amacıyla kullanılmasına izin verilmiştir. Akademik çalışmalar, deniz tabanına boru hattı ile atık bırakılması gibi uygulamalarda temel riskin yalnızca atığın kimyasal içeriğinden kaynaklanmadığını; aynı zamanda partikül birikimi nedeniyle dip canlılarının doğal yaşam alanının örtülmesi ve ekosistemin kendini toparlama sürecinin yavaşlaması gibi etkilerin de belirleyici olduğunu ortaya koymaktadır. Türkiye açısından Karadeniz bu alanda özellikle dikkatli olunması gereken bölgelerden biridir. Karadeniz’de canlı yaşamına elverişli tabaka kalınlığı oldukça sınırlı ve bu tip atık bertaraf yöntemleriyle daha da incelme riski altındadır” açıklamasında bulundu. Bu nedenle Pala, yönetmelikte yapılan değişikliklerin bilimsel dayanağı, uluslararası iyi uygulamalarla uyumu ve takibine yönelik Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bir soru önergesi iletti. Buna karşın Bakan Murat Kurum, kendisine 24 Mart 2026 tarihinde iletilen soru önergesine Anayasa’nın 98. maddesince öngörülen on beş günlük yasal süre dolmasına rağmen yanıt veremedi. “Bakanlık aldığı kararların çevre etkisini halktan gizliyor!” Milletvekili Pala, öncelikle yönetmelikteki değişikliklerle birlikte atık bertarafına izin verilen alanların nerede olduğunu, 250 metre derinlik eşiğinin hangi bilimsel standartlara göre belirlendiğini ve bu alanda yürütülen çevresel etki değerlendirmelerinin sonuçlarını sordu. “Doğal yaşamın son derece kırılgan olduğu denizlerin sanayi faaliyetleri için kontrolsüzce kirletilmesine izin verilemez. Halihazırda Marmara Denizi, kontrolsüz izinler ve denetimsizliğin sonunda hem doğal hayatı hem de insan sağlığını doğrudan tehdit eden bir kirlilik sorunuyla karşı karşıyadır. Bakanlığın yönetmelikte değişiklik yapmadan önce yürüttüğü çalışmaları kamuoyuyla paylaşmaması, şirketlerin kârı uğruna kararların sorumsuzca alındığı kaygısını güçlendirmektedir” eleştirisinde bulundu. Bununla beraber Pala, yapılan değişiklikte bazı tanımların net olmadığını, bu durumun ise hesap verebilirliği zayıflattığını ifade etti. “Değişiklik metninde atıkların borular ile bertaraf edilebilecek alanlar içinde ‘korunan’ alanların hariç tutulacağı ve yalnızca ‘tehlikesiz inorganik atıkların’ bertarafına izin verileceği belirtilmektedir. Buna karşın ne değişiklik metninde ne de kamuoyuna yapılan açıklamalarda korunan alanların kapsamına veya tehlikesiz görülen atıkların türlerine dair resmi bir sınıflandırma yer almaktadır. Bu kavramlara yönelik net çerçevelerin oluşturulması hem atık yönetiminin denetimi hem de biyolojik çeşitliliğin korunması için hayati önemdedir. Örneğin, tuzluluğu yüksek atıkların deniz suyundan daha ağır bir tuzlu su kütlesi olarak dipte yayılabildiği, yoğunluk farkı nedeniyle dipte yayılım bulutu oluşturabildiği ve bu durumun doğal yaşam koşullarını değiştirebildiği bilimsel çalışmalarda gösterilmektedir. Ülkemizin denizlerinde geri dönüşü çok zor zararların önüne geçilebilmesi için Bakanlık aldığı kararların çevresel etkileri konusunda şeffaf olmalı, ayrıntılı bir izleme yürütmeli ve sonuçlarını kamuoyuyla paylaşmalıdır” çağrısında bulunarak açıklamalarını noktaladı.

AK Parti’den TSK personeli ve sözleşmeli erler için yeni kanun teklifi Haber

AK Parti’den TSK personeli ve sözleşmeli erler için yeni kanun teklifi

AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, 17 maddelik MSB Teşkilatı ve TSK Personel Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifini TBMM Başkanlığı’na sunduklarını belirtti. Güler, yedi yıl görev süresini dolduran sözleşmeli er ve erbaşların kamuda istihdam edilmesini kolaylaştırdıklarını söyledi. Güler, 17 maddelik MSB Teşkilatı ve TSK Personel Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifini TBMM Başkanlığı’na sunduklarını aktardı. Güler, yedi yıl görev süresini dolduran sözleşmeli er ve erbaşların kamuda istihdam edilmesini kolaylaştırdıklarını söyleyerek, "Mevcut uygulamadaki verimsizlikleri ortadan kaldırmak adına infaz ve koruma memuru, çarşı ve mahalle bekçisi, orman muhafaza memuru, idari gözetim personeli, koruma ve güvenlik görevlisi, zabıta memuru, itfaiye eri, şoför ve destek personeli, kadro ve sözleşmeli kadro ve sözleşmeli pozisyonlarına yapılacak alımlarda yüzde 10 kontenjan ayrılması zorunluluğu getiriyoruz. Bu şekilde 7 yıllık görev süresini tamamlamış olan sözleşmeli erbaş ve erlerimiz bu alanlarda yetişmiş bir personel olarak askeri disiplin içerisinde hem sportif, fiziki gelişmişliği ve uzmanlığıyla beraber bu kadrolarda çok daha faydalı olacağını da düşünüyoruz. Diğer bir kanun teklifimiz de terör örgütleriyle mücadelede idari, istikrar ve güvenlik teminatı sağlamak arzu ediyoruz. Özellikle FETÖ başta olmak üzere farklı terör örgütleriyle ve tüm şer odaklarıyla mücadelemiz aktif ve kararlı bir şekilde devam ediyor. Kritik görevlerde bulunan Milli Savunma Bakanlığı, Merkez, Taşra, Yurtdışı Teşkilatı, Jandarma, Sahil Güvenlik, Emniyet ve MİT personeliyle askeri ve kolluk öğrencileri ve bunların adayları hakkında terör iltisakı nedeniyle tesis edilen idari işlemlere karşı açılan idari davalarda göreve iade yönünde verilen mahkeme kararlarının uygulanması için nihai kararların kesinleşmesi şartını getiriyoruz. Kritik görev icra eden bu alanlarda güvenlik risklerini bertaraf etmek ve idari istikrarı korumak adına bu adımı elzem görüyoruz. Kararın kesinleşmesi sonrasında göreve iade edilen personelin özlük hakları geriye dönük olarak hak kaybı yaşanmayacak şekilde ödeneceğinden hiçbir mağduriyeti de burada sebebiyet vermeyeceğini de ifade etmek istiyoruz. Diğer bir maddemizle uzman erbaş hakları ve sicil güvencesi Anayasa Mahkemesi kararları doğrultusunda uzman erbaşlarımızın özlük haklarında kanunilik ilkesini tüm tam manasıyla oluşturmak istiyoruz. Sicil yılı kapsamını, notlandırma esaslarını ve astubaylara geçiş şartlarını doğrudan kanunlaştırarak hukuk güvenliğini sağlamış oluyoruz. Ayrıca asker alma kanunu kapsamında askerlik hizmetinden muaf tutulan vatandaşlarımızın da uzman erbaşlığa başvurabilmelerini de önüne açıyoruz. Diğer bir kanun maddemizde zor şartlarda görev yapan denizaltı personelimize destek sağlıyoruz. Zor şartlar altında çalışan denizaltı personelimize her daim göreve ve harbe hazır tutmak ana gayesiyle özellikle dar ve kısıtlı alanda sıcak yatak usulüyle zorlu görevler icra eden denizaltı personelimize daimi konuşlu bulundukları limanlar dışında yurt içi limanlarda da gemide konaklama imkanı sağlayarak burada bir kaybı önlemeye çalışıyoruz. Çünkü kendilerinin daimi olarak bulunduğu limanlar dışındaki diğer limanlarda denizaltından çıkışlarda maalesef konaklama giderleri ödenmiyor da bunu da en azından kısmi olarak telafi etmiş olacağız. Diğer bir madde de eğitim faaliyetlerin devamlılığını sağlamak için Milli Savunma Bakanlığı bir üyesindeki eğitim ve öğretim kurumlarında ders vermek üzere görevlendirilen emekli subay (7:09) ve astsubaylarımız ile öğretim elemanlarına ek ders ücreti ödenmesi uygulamasını 2029-2030 eğitim öğretim dönemi sonuna kadar uzatıyoruz ve burada herhangi bir zafiyetin oluşmasını da engellemiş oluyoruz" ifadelerini kullandı. Anayasa Mahkemesi’nin süresiz nafakaya yönelik iptal kararı vermesinden sonra, bu konunun 12. yargı paketinde yer alıp almayacağına ilişkin soruya Güler, 12. Yargı paketinin çalışıldığını belirtti. Güler, "Anayasa Mahkememizin iptal ettiği süresiz nafaka kararı henüz resmi gazetede gerekçeli olarak yayınlanmadı. Anayasa Mahkememiz tabii burada kanunumuzda verilebileceğine dair ama Yargıtay içtihatlarıyla süresiz hale gelen uygulamada burada hangi gerekçeye dayandığını bilmiyoruz. Tabii o gerekçeli karar çünkü 9 aylık bir süre verildi. Gerekçeli karar resmi gazete yayınlandıktan sonra buradaki gerekçeye uygun olarak kanun maddemizi hazırlarız ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunarız. Anayasa Mahkememiz nasıl bir bakış açısıyla bunu değerlendirdi? Onu gündemimize alıp önümüzdeki tabii bu hemen bu yargı paketinde yer alması mümkün değil. Çünkü gerekçe henüz daha ortada yok. 9 aylık zaten bir süre var. Önümüzdeki aylarda bu yayınlandıktan sonra değerlendirilir" şeklinde konuştu. 'Terörsüz Türkiye' kapsamında teklif hazırlandığı iddialarına yönelik ise Güler, "Yapısal manada gerek idari, gerekse de kanun düzleminde geçici ve müstakil kanun yapılacağını zaten ifade ediyor. Dolayısıyla bizim buradaki odaklanmamız gereken husus şu. Terörsüz Türkiye, bölgemizin terörden arındırılmış, sadece Türkiye değil, hem ülkemizde hem de bölgemizde asla silahın ve şiddetin bir daha konuşulmayacağı, bir daha bu topraklarda yer alamayacağı bir mahiyette kalıcı çözümleri imza atmak. Tabii bu kararlı duruşumuz Sayın Cumhurbaşkanımızın iradesi, kararlı duruşu, açıklamaları, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'nin yine yol gösterici, kararlı duruşu, açıklamaları yine tabii DEM ve heyetinin bu manada çalışmalarımız devam ediyor. Ama henüz elimizde bir taslak diyeceğiniz, bir yasal teklif diyeceğiniz bir şey varsa öyle bir durum yok. Ama bunu güçlendirecek, bunu kalıcı hale getirecek, silah bırakmanın varlığını tamamen ortadan kaldıracak geçici ve müstakil bir kanun çalışmaları da tabii olacaktır" dedi.

YÖK’ten Bilgi Üniversitesi öğrencilerine güvence: "Gerekli tedbirleri ivedilikle alıyoruz" Haber

YÖK’ten Bilgi Üniversitesi öğrencilerine güvence: "Gerekli tedbirleri ivedilikle alıyoruz"

Yükseköğretim Kurulu (YÖK), kapatılan İstanbul Bilgi Üniversitesi hakkında, "Yükseköğretim Kurulu, öğrencilerimizin herhangi bir mağduriyet yaşamaması ve eğitim-öğretim faaliyetlerinin aksamadan yürütülmesi hususunda gerekli tedbirleri ivedilikle almaktadır" açıklamasında bulundu. YÖK, faaliyet izni kaldırılan İstanbul Bilgi Üniversitesi’ndeki öğrencilerin mağduriyet yaşamaması için gerekli tedbirlerin alındığını duyurdu. YÖK tarafından yapılan açıklamada, "İstanbul Bilgi Üniversitesi'nin kurucu vakfına mahkemece kayyım atanması üzerine 2547 sayılı Kanun’un ek 11. maddesi gereğince alınan faaliyet izninin kaldırılmasına dair Cumhurbaşkanı Kararı bugünkü Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Yükseköğretim Kurulu, öğrencilerimizin herhangi bir mağduriyet yaşamaması ve eğitim-öğretim faaliyetlerinin aksamadan yürütülmesi hususunda gerekli tedbirleri ivedilikle almaktadır. Öğrencilerimizin yanı sıra üniversitemizde görev yapan idari ve akademik personele dair herhangi bir mağduriyete fırsat vermeden gerekli işlemler yerine getirilecektir. Konuyla ilgili detaylı açıklamalar önümüzdeki günlerde yapılacak olup, kıymetli öğrencilerimizin, ailelerinin ve yükseköğretim camiasının süreçle ilgili doğru ve güncel bilgileri yalnızca Yükseköğretim Kurulu'nun resmi iletişim kanallarından takip etmelerini önemle rica ederiz" denildi.

Apartman ve sitelerde yeni dönem: Yönetim istediği gibi zam yapamayacak Haber

Apartman ve sitelerde yeni dönem: Yönetim istediği gibi zam yapamayacak

Fahiş site aidatlarına yönelik düzenlemeleri de içeren 14 farklı kanunda ve 1 kanun hükmünde kararnamede düzenleme içeren kanun teklifi TBMM’de kabul edilmesinin ardından Resmi Gazete’de yayımlandı. Yeni düzenleme ile fahiş site aidatlarına karşı site yönetiminin fiyat belirleme yetkisi kat maliki vatandaşlara aktarıldı. Düzenleme ilişkin sosyal medya hesabından paylaşım yapan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "Vatandaşlarımızın ihtiyacı neyse o adımları atıyoruz. Site aidatlarına yönelik düzenlemelerimizden ilki Resmi Gazete’de yayımlandı. Site yönetiminin fiyat belirleme yetkisi vatandaşa aktarıldı. Yönetim planı değişikliği için 3’te 2 çoğunluk zorunluluğu getirildi. Böylelikle site yönetimlerinin başta aidat tutarı olmak üzere keyfi kararlar almasının önüne geçmeyi hedefliyoruz" dedi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaşan 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu değişikliği ile apartman ve sitelerde aidat belirleme süreçlerinde önemli düzenlemeler hayata geçirildi. Kanunun 35 ve 37’nci maddelerinde yapılan değişiklikle yöneticilerin aidat belirleme yetkisi sınırlandırıldı. Buna göre site ve apartman yöneticileri yeniden değerleme oranının üzerinde aidat artışı yapamayacak. Bu oranın üzerinde artış gerektiğinde yönetici, en geç 3 ay içinde Kat Malikleri Kurulu’nu toplantıya çağıracak ve artış kararı yalnızca kat maliklerinin onayıyla alınabilecek. AİDAT ARTIŞINDA SON SÖZ KAT MALİKLERİNDE Mevcut uygulamada yöneticiler, herhangi bir üst sınır olmaksızın yıllık işletme projesi hazırlayabiliyor; kat maliklerinin 7 gün içinde itiraz etmemesi halinde aidatlar kesinleşiyordu. Bu durum birçok vatandaşın yüksek aidatlarla karşı karşıya kalmasına ve icra takiplerine maruz kalmasına neden oluyordu. Yeni düzenlemeyle aidatların belirlenmesinde nihai yetki Kat Malikleri Kurulu’na verildi. YÖNETİCİ EN FAZLA YENİDEN DEĞERLEME ORANI KADAR ARTIŞ YAPABİLECEK Yöneticiler; çalışan ücretleri, sigorta primleri, yakıt ile ortak alanların elektrik ve su giderleri gibi zorunlu harcamalar için bir önceki işletme projesi üzerinden en fazla yeniden değerleme oranı kadar artış içeren geçici işletme projesi hazırlayabilecek. Kat maliklerine ise apartman veya sitenin ihtiyaçları doğrultusunda aidat tutarını belirleme ve gerekli yapım ile harcama kalemleri için yeniden değerleme oranının üzerinde artış yapılmasına karar verme yetkisi tanındı. İKİNCİ TOPLANTIDA ÇOĞUNLUK SAĞLANMASI YETERLİ OLACAK Yeniden değerleme oranı üzerinde artış yapılmasına yönelik toplantılarda karar alabilmek için de ilk oturumda site sakinlerinin yüzde 50+1 çoğunluğu gerekecek. Bu katılım oranı sağlanmazsa ikinci toplantıda katılanların çoğunluğu ile belirlenecek tutar yeni aidat olarak kesinleşecek. Bu durumda son tutarı site yöneticileri değil kat malikleri kurulu üyeleri yani site sakinleri belirlemiş olacak. Bu sayede, site yönetimlerinin keyfi harcamaları ve şeffaflıktan uzak şekildeki harcama kalemi belirlemesinin önüne geçilerek site sakinlerinin mağduriyet yaşaması engellenecek. BAKAN KURUM: "SİTE YÖNETİMLERİNİN KEYFİ KARARLAR ALMASININ ÖNÜNE GEÇMEYİ HEDEFLİYORUZ" Yeni düzenlemeye ilişkin sosyal medya hesabından paylaşım yapan Bakan Kurum, "Vatandaşlarımızın ihtiyacı neyse o adımları atıyoruz. Site aidatlarına yönelik düzenlemelerimizden ilki Resmi Gazete’de yayımlandı. Site yönetiminin fiyat belirleme yetkisi vatandaşa aktarıldı. Yönetim planı değişikliği için 3’te 2 çoğunluk zorunluluğu getirildi. Böylelikle site yönetimlerinin başta aidat tutarı olmak üzere keyfi kararlar almasının önüne geçmeyi hedefliyoruz. Hayırlı, uğurlu olsun" mesajını verdi. YÖNETİM PLANI DEĞİŞİKLİĞİ İÇİN 3’TE 2 ÇOĞUNLUK YETERLİ OLACAK Yine 634 Sayılı Kanun’un 70’inci maddesinde yapılan değişiklikle, toplu yapılarda yönetim planı değişikliği için gereken karar nisabı 5’te 4’ten, 3’te 2’ye düşürüldü. Bu sayede site yönetimlerinin toplanma ve karar alma süreçleri kolaylaştırılacak, yaşanan sıkıntı ve aksaklıklar önlenecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.