SON DAKİKA
Hava Durumu

#Risk Azaltma

Söz Bursa - Risk Azaltma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Risk Azaltma haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Şirin Rodoplu Şimşek: "Bursa’nın Şehir Anayasasını yakından takip edeceğiz" Haber

Şirin Rodoplu Şimşek: "Bursa’nın Şehir Anayasasını yakından takip edeceğiz"

TMMOB Mimarlar Odası Bursa Şube Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek, yönetim kurulu üyeleri ile birlikte gerçekleştirdiği basın toplantısı ile şube olarak 2026 yılında hayata geçirecekleri proje ve çalışmaları anlattı. TMMOB Mimarlar Odası Bursa Şube merkezinde gerçekleştirilen basın toplantısında Şirin Rodoplu Şimşek, açıklamasında geçtiğimiz aylarda gerçekleştirdikleri genel kurullarının ardından üyelerinin takdiri ile yeniden göreve gelerek, TMMOB Mimarlar Odası Bursa Şubesi 21. Dönem Yönetim Kurulu olarak görevlerine başladıklarını belirtti. Genel kurullarında ortaya konulan görüşlerin, meslektaşlarının beklentilerinin ve Bursa’ya ilişkin ortak kaygıların, önümüzdeki dönemde yürüteceğimiz çalışmaların çerçevesini belirlediğini ifade eden Şirin Rodoplu Şimşek, “Mimarlar Odası Bursa Şubesi olarak, mimarlık mesleğinin gelişimini gözetmenin yanı sıra Bursa’nın sağlıklı, planlı ve yaşanabilir bir kent olarak geleceğe taşınmasına katkı sunmayı temel sorumluluklarımızdan biri olarak görmekteyiz. Bu anlayışla, kentimizin geleceğini doğrudan ilgilendiren mimarlık, planlama ve kentleşme konularında, kamu yararını esas alan ve bilimsel temellere dayanan bir yaklaşımla çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz” dedi. “Bursa’nın sağlıklı büyümesi adına üzerimize düşeni yapacağız” Kentlerin geleceğini belirleyen planlama kararlarının bilimsel, katılımcı ve kamu yararını gözeten bir anlayışla şekillenmesi gerektiğine inandıklarını belirten Şirin Rodoplu Şimşek, 2026 yılında da Bursa’nın sağlıklı büyümesi adına çalışmalarını sürdüreceklerini belirterek, “Bu kapsamda 2026 yılında Bursa’nın mekânsal gelişimini ilgilendiren planlama süreçlerini yakından takip edecek, Kent kimliğini, doğal değerleri ve kültürel mirası koruyan politikaları savunacak, hızlı büyüme baskısı, plansız yapılaşma ve çevresel riskler karşısında mimarlık disiplininin bilgi birikimini kamu yararı doğrultusunda ortaya koyacağız. Bursa’nın şehir anayasası niteliğindeki 1/100.000’lik Çevre Düzeni Planı ve yerel kentsel tasarım projelerinde paydaş olarak süreci takip etmeye devam edeceğiz. Çarşamba, Altıparmak ve diğer kritik bölgelerdeki Kentsel Tasarım projelerinde görüş ve önerilerimizi sunacağız. Gemlik Belediyesi ile Umurbey Mahallesi Merkez Bölgesi için yapılacak ulusal ölçekte kentsel tasarım yarışmasını birlikte gerçekleştireceğiz” ifadelerini kullandı. “Risk azaltma odaklı planlama politikaları geliştireceğiz” Bursa’nın deprem kuşağında yer alması sebebiyle, afetlere karşı dirençli kentler oluşturmak ve risk azaltma odaklı planlama politikaları geliştirmek öncelikleri arasında yer alacağını vurgulayan Şirin Rodoplu Şimşek, “Yeni kurduğumuz Afet Komitesi bünyesinde daha organize ve kurumsal bir şekilde çalışmaları sürdüreceğiz, mevcut yapı stokunun değerlendirilmesi ve sağlıklı kentsel dönüşüm yaklaşımlarının tartışılması, Bilimsel toplantılar, çalıştaylar ve kamuoyu bilgilendirme etkinlikleri düzenlenecek, üniversiteler, yerel yönetimler ve ilgili kurumlarla iş birliği yapılması hedeflenmektedir. Afet ve deprem konularında toplum farkındalığını artırmak ve risk azaltma stratejilerini yaygınlaştırmak için planlı ve düzenli eğitim programları, simülasyon çalışmaları ve saha incelemeleri de yürütülecektir” dedi. “Plansız yapılaşma ile mücadelemiz sürecek” 2026 yılında kaçak yapılaşma ve imar kirliliği ile mücadele gündemimizin önemli başlıklarından biri olacağını ifade eden Şirin Rodoplu Şimşek, “ Tarım alanları ve ekolojik dengesi hassas bölgelerde plansız yapılaşmaya karşı etkin mücadele, kamuoyu ve ilgili kurumlarla görüş ve öneri paylaşımı ve mevzuata aykırı yapıların tespit ve raporlanması süreci, konularında çalışmalarımızı sürdüreceğiz” şeklinde konuştu. “Meslektaşlarımızın her zaman yanındayız” Mimarların meslek hakları ve mesleki gelişimi öncelikleri arasında yer aldığının altını çizen Şirin Rodoplu Şimşek, 2026 yılında meslek içi eğitimler, seminerler, teknik geziler ve atölye çalışmaları düzenlenecek, genç mimar ve öğrenciler için staj programları ve mentorluk çalışmaları devam edecek, dijitalleşme ve yeni tasarım araçları konusunda bilgilendirmeler yapılacak, sosyal ve kültürel etkinlikler artırılarak meslektaş dayanışması güçlendirilecektir” diyerek, “Yeni komite ve komisyonlar kurularak mesleki konularda daha etkin çalışmalar yürütülecek, meslektaşların mesleki haklarını savunmak ve uygulamalarda görünürlüğünü artırmak için rapor, öneri ve kamuoyu bilgilendirme faaliyetleri yapılacaktır” ifadelerini kullandı. “Kültürel mirasımızı korunması çalışmalarımız sürecek” Bursa’nın tarihsel ve kültürel mirasını korumaya yönelik çalışmaların öncelikleri olacağını anlatan Şirin Rodoplu Şimşek, “İznik ve Hanlar Bölgesi gibi tarihi dokusu açısından önemli bölgelerde ilgili kurumlarla iş birliği, tarihi kent dokularının yaşatılması ve kültürel mirasın sürdürülebilir şekilde değerlendirilmesi, mevcut tarihi ve kültürel miras niteliğindeki yapıların tespit ve korunması ve tarihi alanlarda restorasyon, adaptasyon ve kamusal kullanıma yönelik projelerde katkı sağlanması ana çalışma başlıklarımız olacak” dedi. “Yönetmelikler ve ruhsat süreçlerinde etkin olacağız” Şirin Rodoplu Şimşek, Mimarlar Odası Bursa Şubesi olarak, meslektaşlarının haklarını korumak, nitelikli proje üretimini desteklemek ve şehirde uygulama birliğini sağlamak amacıyla yönetmelikler ve ruhsat süreçleri konusunda etkin çalışmalar yürüteceklerini ifade etti. Şirin Rodoplu Şimşek, şunları söyledi:

Kozahan’daki tahliye için Mimarlar Odası’ndan ilk açıklama: 'Gelecek kuşaklar için gerekli' Haber

Kozahan’daki tahliye için Mimarlar Odası’ndan ilk açıklama: 'Gelecek kuşaklar için gerekli'

TMMOB Mimarlar Odası Bursa Şubesi’nden Kozahan’da gerçekleştirilen boşaltma ve tahliye işlemleri ile ilgili yapılan açıklamada, “Kozahan’da afete karşı hazırlık kapsamında yürütülen bu sürecin; tarihi mirasın korunması ve kamusal güvenliğin güçlendirilmesi açısından gerekli ve önemli olduğunu değerlendiriyor, bu kapsamda yürütülecek her türlü teknik çalışmaya mesleki bilgi ve sorumluluğumuzla katkı sunmaya hazır olduğumuzu ifade ediyoruz” dendi. MİMARLAR ODASI BURSA ŞUBESİ’NDEN KONUYLA İLGİLİ YAPILAN AÇIKLAMA ŞÖYLE: “UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan ve Bursa’nın tarihsel kimliğinin en önemli simgelerinden biri olan Kozahan’da gerçekleştirilen boşaltma ve tahliye işlemleri, kamuoyuna yansıdığı üzere, afete karşı hazırlık ve risk azaltma çalışmaları kapsamında yürütülecek teknik uygulamalar doğrultusunda gerçekleştirilmiştir. Tarihi han yapıları; özgün taşıyıcı sistemleri, yoğun kullanıcı sirkülasyonu, avlu düzeni ve çok işlevli kullanımı nedeniyle afet senaryoları açısından özel değerlendirme gerektiren yapılardır. Deprem, yangın ve acil durum tahliye senaryoları gibi başlıklarda yapılacak her teknik çalışma, yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların da güvenliğini ilgilendirmektedir. Mimarlar Odası Bursa Şubesi olarak mesleki sorumluluğumuz; kültürel mirasın korunması ile kamusal güvenliğin birlikte ele alınmasını savunmaktır. Afetlere dirençli kentler oluşturmak, yalnızca yeni yapı üretiminde değil; mevcut ve özellikle tarihi yapı stokunda da bilimsel, teknik ve önleyici müdahaleleri gerekli kılmaktadır. Afet gerçekleşmeden önce alınan önlemler, can güvenliğini korumanın yanı sıra kültürel mirasın sürekliliğini sağlamanın da temel koşuludur. Kozahan’da yapılan düzenlemenin; Yangın güvenliği ve acil tahliye düzenlemeleri, yapısal risk analizleri, kamusal alanın güvenli ve engelsiz dolaşımı, afet anında müdahale erişilebilirliğinin sağlanması gibi teknik gereklilikler doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Mimarlar Odası Bursa Şubesi olarak, Kozahan’da afete karşı hazırlık kapsamında yürütülen bu sürecin; tarihi mirasın korunması ve kamusal güvenliğin güçlendirilmesi açısından gerekli ve önemli olduğunu değerlendiriyor, bu kapsamda yürütülecek her türlü teknik çalışmaya mesleki bilgi ve sorumluluğumuzla katkı sunmaya hazır olduğumuzu ifade ediyoruz. Bu çerçevede, afet risklerini azaltmaya ve kamusal güvenliği artırmaya yönelik, teknik raporlar ve kurumsal işbirliği doğrultusunda yürütülen bu çalışmaları; kültürel mirasın korunması ve güvenli kullanım koşullarının sağlanması bakımından desteklediğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.”

Bursa’da dev tatbikat: 30 ülkeden uzmanlar tarihi mirası kurtarmak için Osmangazi’de buluştu! Haber

Bursa’da dev tatbikat: 30 ülkeden uzmanlar tarihi mirası kurtarmak için Osmangazi’de buluştu!

Osmangazi Belediyesi’nin ev sahipliğinde, AFAD iş birliği ve Avrupa Birliği destekli PROCULTHER-NET 2 Projesi kapsamında 30 ülkeden uzmanlar, Bursa’da buluşarak kültürel mirasın afetlere karşı korunmasına yönelik uluslararası tatbikat gerçekleştirdi. Afetlere karşı dirençli bir kent hedefiyle pek çok projeyi hayata geçiren Osmangazi Belediyesi, İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) iş birliğiyle kültürel mirasın afetlere karşı korunmasına yönelik uluslararası nitelik taşıyan önemli bir projeye ev sahipliği yaptı. Avrupa Komisyonu tarafından fonlanan ve İtalya koordinatörlüğünde yürütülen PROCULTHER-NET 2 (Kültürel Mirası Afetin Sonuçlarından Koruma Projesi) kapsamında, Romangal Turgut Yılmazipek Fabrikası’nda geniş katılımlı bir saha tatbikatı gerçekleştirildi. 30 farklı ülkeden sivil savunma ve arama kurtarma uzmanlarının katıldığı tatbikatta afet öncesi, anı ve sonrası senaryolar üzerinden endüstriyel mirasın nasıl korunabileceği uygulamalı olarak test edildi. Tatbikatın Romangal Turgut Yılmazipek Fabrikası’nın 12 dönümlük alanında yer alan ve 18. yüzyıldan günümüze ulaşan yaklaşık 30 tarihi yapı üzerinde gerçekleştirildiğini belirten Osmangazi Belediyesi Araştırma ve Geliştirme Müdürü Serkan Cebeci, sözlerinde şu ifadelere yer verdi; "İtalya’nın koordinatörlüğünü yaptığı 30 farklı ülkeden 53 tane sivil savunma ve arama kurtarma uzmanın, aynı zamanda restoratörler, inşaat mühendisleri ve mimarların da olduğu uzman bir ekibi ağırlıyoruz. Somut ve somut olmayan kültürel mirasın afetten kurtarılmasına yönelik tatbikat gerçekleştiriliyor. 6 Şubat depremlerinde de gördüğümüz üzere kültürel miraslarımızın yok olması sebebiyle tarihimiz de yok oluyor. Endüstriyel miras olan bu alan içerisinde, bu mirasların nasıl korunabileceğine yönelik senaryolar geliştirilerek tatbikatlar yapılıyor." PROCULTHER-NET 2 Proje Müdürü Tiziana Vicario da, Avrupa genelinde afetlere karşı dayanıklı bir iş birliği ağı kurmayı hedeflediklerini söyleyerek, "Bugün Bursa’dayız, Bundan önce Almanya, Fransa, Portekiz, İspanya ve İtalya’da da yer aldı. Romangal İpek Fabrikası ve Muradiye Külliyesi’nde hem somut hem somut olmayan varlıkların afetlere karşı korunmasına yönelik saha çalışmaları yürütüyoruz. Biz burada bir şablon oluşturuyoruz, hepimiz afet kuşağında yaşıyoruz. Avrupa’da afetlere dirençli bir birlik oluşturabilmek için, burada yaptığımız çalışmalarla bu şablonu kullanarak, proje kapsamındaki bütün ülkelere yardımcı olmayı amaçlıyoruz" ifadelerini kullandı. Aynı zamanda Tiziana Vicario, projeye destekleriyle kendilerine yardımcı olan Osmangazi Belediyesi’ne ve İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’na teşekkürlerini sundu. AFAD Deprem ve Risk Azaltma Genel Müdürlüğü’nde görev yapan Jeoloji Mühendisi Fatih Aydın ise İtalyan yetkililerle yürütülen ortak proje kapsamında detaylı bir tatbikat gerçekleştirildiğinin altını çizerek, AFAD Bursa ve Osmangazi Belediyesi koordinasyonuyla gerekli tüm desteklerin sunulduğunu belirtti. Romangal Turgut Yılmazipek Fabrikası’nda ve Muradiye Külliyesi’nde tatbikatların yapıldığını kaydeden Aydın, kültürel mirasın korunması noktasında geliştirilen formların oluşturularak, tatbikat çerçevesinde dikkate alındığını da sözlerine ekledi. Tatbikatta senaryo gereği afetten zarar görmüş yer sahibi rolündeki belediye yetkililerinden bilgiler alan uzmanlar, standart formlar ve risk analizleriyle yapıları değerlendirdi. Afet senaryolarına karşı müdahale yöntemlerine ilişkin notlar tutan ekipler, özellikle kültürel mirasın korunmasına yönelik titiz bir çalışma yürüttü. PROCULTHER-NET 2 Projesi ile afet risklerinin yoğun olduğu bölgelerde kültürel mirasın korunmasına yönelik ortak standartlar geliştirilmesi ve kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi hedefleniyor.

Başkan Bozbey duyurdu: Bursa’daki yapı stokunun yüzde 15’i risk altında Haber

Başkan Bozbey duyurdu: Bursa’daki yapı stokunun yüzde 15’i risk altında

Bursa Büyükşehir Belediyesi ile Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı (JICA) tarafından ortaklaşa yürütülen ‘Deprem Riskini Azaltma ve Önleme Planlaması Projesi’, etap etap ilerliyor. Birinci derece deprem kuşağında yer alan Bursa'nın dirençli ve sürdürülebilir bir kent olması adına çalışmalarını sürdüren Büyükşehir Belediyesi, JICA ile yürüttüğü ‘Deprem Risk Azaltma ve Önleme Planlaması Projesi’ni tüm hızıyla sürdürüyor. Proje kapsamında düzenlenen 6. Ortak Danışma Komitesi Toplantısı, Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’nde gerçekleştirildi. JICA uzman ekibinin uzaktan bağlantıyla katıldığı programa, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in yanı sıra milletvekilleri, ilçe belediye başkanları ve kamu kurumlarının yetkilileri de katıldı. Toplantıda, Japon uzman ekiplerin Bursa’nın başta deprem olmak üzere doğal afetlere karşı risk durumunu ortaya koyan analizleri değerlendirildi. Ayrıca proje çıktılarından biri olan ‘Bursa Kentsel Dirençlilik Planı’ hakkında katılımcılara bilgi verildi. “DAHA FAZLA SORUMLULUK ALMAK ZORUNDAYIZ” Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, 6 Şubat depremlerinin oluşturduğu acıların hala taze olduğunu vurgulayarak, hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır diledi. Geçtiğimiz hafta deprem bölgesini ziyaret ettiğini hatırlatan Başkan Mustafa Bozbey, yaşanan yıkımın büyüklüğünü ve kayıpların derinliğini bir kez daha yerinde gördüğünü söyledi. Kent yöneticilerinin bu acılardan ders çıkararak bilime, planlamaya ve ortak akla dayalı bir anlayışla hareket etmesi gerektiğini ifade eden Başkan Mustafa Bozbey, “Deprem riski altında yaşayan yurttaşlarımızın aynı acıları yaşamaması için çok daha fazla sorumluluk almak zorundayız” dedi. 536 BİN BİNANIN KAPSAMLI VERİ ÇALIŞMASI YAPILDI JICA iş birliğiyle yürütülen projenin Türkiye için de örnek bir çalışma olduğuna dikkat çeken Başkan Mustafa Bozbey, proje kapsamında Bursa’daki 536 bin binaya ilişkin kapsamlı bir veri çalışması gerçekleştirildiğini söyledi. Yapı envanterlerinin toplandığını, zemin özellikleri ve davranış haritalarının güncellendiğini belirten Başkan Mustafa Bozbey, “Bu veriler ışığında Bursa’yı etkileyebilecek 12 ayrı deprem senaryosu üzerinden modellemeler yapıldı. Ortaya çıkan tabloya göre yapı stokunun yaklaşık yüzde 10 ila 15’i risk grubunda yer alıyor. Bu veriler bizi korkutmak için değildir. Harekete geçirmek ve önlem almamızı sağlamak için var” diye konuştu. KRİTİK YOL AĞLARI BELİRLENDİ Çalışmaların yalnızca binalarla sınırlı kalmadığını dile getiren Başkan Mustafa Bozbey, yolların, köprülerin, tünellerin, okulların, hastanelerin, itfaiye ve emniyet binalarının, sanayi bölgelerinin, limanların ve demiryolu yapılarının da analiz edildiğini vurguladı. Afet sonrası arama-kurtarma ve yardım faaliyetleri için kritik yol ağlarının belirlendiğini anlatan Başkan Mustafa Bozbey, “Kent yaşamının devamı için birincil ve ikincil kritik tesisler tanımlandı. Projenin en önemli çıktılarından biri de Bursa Kentsel Dirençlilik Planı’dır. Planla, hasarı en aza indirmeyi, kentsel işlevlerin sürekliliğini sağlamayı, hızlı iyileşme kapasitesini güçlendirmeyi ve toplumsal hazırlığı artırmayı hedefledik” dedi. “BÜTÜNCÜL YAKLAŞIMI ‘BURSA MODELİ’ OLARAK TANIMLIYORUZ” Planın, 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı, Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi ve AFAD İl Afet Risk Azaltma Planı ile entegre şekilde yürütüldüğünü belirten Başkan Bozbey, “Bu bütüncül yaklaşımı ‘Bursa Modeli’ olarak tanımlıyoruz. Afetlere hazırlık ve risk yönetiminin ulusal stratejilerin merkezine alınması gerekir. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak yerel kapasiteyi güçlendirmeye devam edeceğiz. Aynı zamanda ulusal düzeyde daha güçlü koordinasyon ve risk azaltma odaklı yasal çerçevelerin oluşturulması için sorumluluk almaya hazırız. Projeye katkı sunan herkese teşekkür ediyorum” diye konuştu. “PLANIN GERÇEK SAHİPLERİ BURSALILARDIR” JICA Türkiye Ofisi Yetkilisi Keiko Savada, projeyi Ağustos ayında tamamlamayı planladıklarını söyledi. Bursa Büyükşehir Belediyesi ile iş birliği yapmaktan büyük memnuniyet duyduklarını belirten Savada, “Bursa, önemli ölçüde deprem riski taşıyan bir bölgede yer alıyor. Bu proje, titiz bilimsel analizlerle başladı. Bu analizler doğrultusunda, Bursa’nın karşı karşıya olduğu özel tehlike ve riskleri ele almak üzere bir Kentsel Dirençlilik Planı geliştirildi. Uygulanmak üzere hazırlanmış bir plandır. Japonya’da kentsel dirençlilik alanında iki ayrı eğitim programı gerçekleştirildi. Edinilen bilgi ve deneyimler birebir kopyalandı ve Bursa’nın gerçeklerine uygun şekilde dikkatle uyarlanarak Kentsel Dirençlilik Planı’na yansıtıldı. Bu plan; Bursa’da yaşayan, kenti en iyi tanıyan ve gelecekte yaşanabilecek afetlerin sonuçlarıyla yaşamaya devam edecek olan insanların eseridir. Bu anlamda, bu planın gerçek sahipleri Bursalılardır” dedi. Afet risklerinin azaltılmasının yalnızca yerel yönetimlerin değil, tüm kamu kurumlarının ve merkezi idarenin ortak sorumluluğu olduğuna dikkat çeken CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin bu alanda yürüttüğü çalışmaları son derece değerli bulduklarını ifade etti. JICA iş birliğiyle yürütülen çalışmanın Bursa açısından önemli bir kazanım olduğunu dile getiren CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk ise, afetlere karşı dirençli kentler oluşturmak için bilimsel veriler ışığında hazırlanan bütüncül planların önemine değindi. Toplantıda konuşan Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren de Bursa Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde yürütülen sürecin yerel yönetimler açısından son derece kıymetli olduğunu ifade etti. JAPON HEYETTEN SUNUM Konuşmaların ardından Deprem ve Zemin İnceleme Şube Müdürü Duygu Yılmaz tarafından genel bakış ve genel ilerleme hakkında sunum yapıldı. JICA Uzmanları Dr. Masaşi İnoue, Toşihiko Suzuki, Ryo Tanahaşi, Akinori Miyoşi, Seiiçi Sato tarafından ‘Çıktı 1’in ilerlemesi ve sonucu değerlendirilirken, Şiniçi Fukasava, Rena Koseki, Kaho Kodama tarafından ‘Çıktı 2-3’ün ilerlemesi ve sonucu anlatıldı. Büyükşehir Belediyesi Şehir Plancısı Beyza Aydın ve Nihatcan Çeribaş’ın Bursa Büyükşehir Belediyesi Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi hakkında bilgi verdiği toplantıda, Betül Aykanat ve Jie Zhang ‘Japonya’da Eğitim’ raporu, Şiniçi Fukasava ise projenin sonuçları ve yaklaşan faaliyetler hakkında sunum yaptı.

Nilüfer’de hayat kurtaran adım: Deprem simülasyon merkezi kapılarını yeniden açtı Haber

Nilüfer’de hayat kurtaran adım: Deprem simülasyon merkezi kapılarını yeniden açtı

Nilüfer Belediyesi, Nilüfer Kent Konseyi ve GEA Arama Kurtarma iş birliğiyle “Afetlere Hazırlık Toplantısı ve Toplumsal Dayanıklılık Semineri” düzenlendi. Nilüfer İlçe Afet ve Acil Durum Merkezi’nde gerçekleştirilen programda yenilenen Deprem Simülasyon Merkezi de eğitim faaliyetlerine yeniden başladı. ÖĞRENCİLERE DEPREM SİMÜLASYONU EĞİTİMİ Etkinlik, öğrencilerin katılımıyla Deprem Simülasyon Merkezi’nde gerçekleştirilen eğitimlerle başladı. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in de takip ettiği eğitimde, deprem anında yapılması gerekenler uygulamalı olarak gösterildi. Simülasyon eğitiminin ardından düzenlenen seminere Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in yanı sıra, Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Doç. Dr. Mustafa Berkay Aydın, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, akademisyenler, meclis üyeleri ve çok sayıda gönüllü katıldı. “AFET ÖNCESİNDE SORUMLULUK ALIYORUZ” Seminerin açılışında konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, 6 Şubat’ta yaşanan acıların unutulmadığını belirterek, bu acılardan ders çıkararak geleceğe hazırlanılması gerektiğini vurguladı. Başkan Şadi Özdemir, “Deprem sadece fay hatlarında değil; ihmalde, gecikmede ve ertelenen kararlarda yıkıcı oluyor. Zamanında yapılmayan dönüşümler, karşımıza can kaybı olarak çıkıyor. Biz Nilüfer’de sadece afet sonrasında değil, afet öncesinde de sorumluluk alan bir anlayışla çalışıyoruz” dedi. Yenilenen Deprem Simülasyon Merkezi’nin sadece bir eğitim alanı değil, bir “hayat kurtarma noktası” olduğunu ifade eden Başkan Şadi Özdemir, Nilüfer için hazırladıkları kentsel dönüşüm modeline de değindi. Bilimden sapmadan, ranttan uzak durarak ve insan hayatını merkeze alarak dönüşümü gecikmeden hayata geçirmek istediklerini kaydeden Başkan Şadi Özdemir, “Çünkü biliyoruz ki kentsel dönüşüm sadece bina yenilemek değil, hayat kurtarmaktır” diye konuştu. “SİVİL TOPLUM AYAĞI GÜÇLENMELİ” Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Doç. Dr. Mustafa Berkay Aydın ise 1999 depreminden bu yana toplumun afet sonrası dayanışma konusunda güçlü olduğunu ancak afet öncesi hazırlıkta eksiklikler bulunduğunu belirtti. Afetle mücadelenin sadece devletten veya belediyeden beklenemeyeceğini söyleyen Aydın, “Bu bir kriz durumu ve ne zaman olacağı belli değil. Bu işin sivil toplum ayağının da güçlenmesi gerekiyor. Mahalle komitelerimiz ve gönüllülerimizle birlikte, her yurttaşın afet anında ne yapacağını bildiği bir yapı oluşturmaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı. “BURSA’NIN ZEMİNİ ÖZEL ÇALIŞMA GEREKTİRİYOR” Seminerde, “Kahramanmaraş Depremleri Işığında Nilüferliler İçin Çıkarımlar” başlıklı bir sunum yapan Bursa Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Şenkaya da, Bursa’nın zemin yapısına dikkat çekti. Risk azaltma çalışmalarının afet yönetiminin en önemli parçası olduğunu vurgulayan Şenkaya, şunları söyledi: “İstanbul için hesaplanan hasarın yüzde 10’u gerçekleşse bile, Bursa’daki afet yönetimi büyük bir çıkmaza girebilir. Bursa, Nilüfer, Yıldırım ve Osmangazi bir ovanın üzerine kurulu. İstanbul’da işe yarayan zemin parametreleri burada yeterli olmayabilir. Yeni yapılan binalar yönetmeliği uygun olsa bile, zemin doğru tanımlanmazsa sıvılaşma veya büyütme etkisiyle hasar alabilir. Bu nedenle Nilüfer özelinde mikro bölgeleme çalışmaları yaparken, ilçenin kendi zemin gerçeklerine uygun şartnameler geliştirilmeli.” “BİLGİ TEK BAŞINA YETMEZ” Eğitimci sosyolog ve GEA Arama Kurtarma Ekibi sorumlusu Kemal Karadayı da afet psikolojisi ve sosyolojisi üzerine konuştu. Uluslararası arama kurtarma deneyimlerinden örnekler paylaşan Karadayı, enkaz altından kurtarılan insanların yüzde 85’inin profesyonel ekipler tarafından değil vatandaşlar tarafından çıkarıldığını söyledi. Afet anında insan beyninin ilkel tepki sisteminin devreye girdiğini anlatan Karadayı, bilginin davranışa dönüşmesi için tekrarlanması ve simülasyonlarla pekiştirilmesi gerektiğini ifade etti. Karadayı, “Bir kişi yaşayacağı şeyi önceden tecrübe etmişse, o an ilkel tepkiyi verme olasılığı düşüyor. Bu yüzden simülasyon merkezlerinin çok büyük faydası var” diye konuştu.

6 Şubat’ta İMO Bursa Şubesi uyarıyor: Depreme Hazır Mıyız? Haber

6 Şubat’ta İMO Bursa Şubesi uyarıyor: Depreme Hazır Mıyız?

İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Bursa Şubesi 6 Şubat Depremlerinin üçüncü yıldönümünde deprem ve afetlere yönelik açıklamalarda bulundu. Depremin bir beka sorunu olduğunu söyleyen İMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Atilla Erdem, “Depremi afete çeviren inşaat mühendisliği bilimini yok sayan, hatalı ve sorumsuz insanlar eliyle yapılan uygulamalar olup, afetlere engel olmak mümkün olmasa da afetlerin yol açacağı hasarları ortadan kaldırabilir ya da en aza indirebiliriz” dedi. İMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Atilla Erdem, 6 Şubat Depremlerinin yıldönümünde uyarılarda bulunarak basın açıklaması yaptı: “Bugün ülkemizi derinden sarsan ve tüm yurttaşlarımızın hafızalarında unutulmayacak acılar bırakan 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerin üçüncü yıldönümünü geride bırakıyoruz. Aynı gün ardı ardına Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçeleri merkezli meydana gelen depremlerde resmî verilere göre yaklaşık 39.530 bina yıkılmış, 200.350 bina ağır hasar almıştır. 11 ilde 14 milyonu aşkın nüfusu doğrudan etkileyen bu yıkımın sonucunda 50 binin üzerinde yurttaşımız hayatını kaybetmiştir. Bu büyük felakette hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına bir kez daha başsağlığı diliyoruz. Altını çizerek ifade etmek gerekir ki Türkiye’de deprem “beklenmedik” bir doğa olayı değil; tam olarak ne zaman, nerede ve ne büyüklükte olacağı tespit edilemese de öngörülebilir ve etkileri büyük ölçüde azaltılabilir bir gerçektir. Denilebilir ki yıkımın büyüklüğü, depremin ölçüsünden çok; yapı üretiminin kalitesi, denetimin niteliği ve risk azaltma politikalarıyla doğrudan ilişkilidir. Aynı büyüklükteki depremlerin farklı ülkelerde bu ölçekte yıkıma ve can kaybına yol açmaması, sorunun doğada değil, insan eliyle yaratılan zaaflarda olduğunu açıkça göstermektedir. Dahası, ülkemizde orta büyüklükte sayılabilecek depremlerde bile büyük yıkımların meydana geldiği bilinmektedir. Son olarak 2025 yılında Balıkesir Sındırgı’da 10 Ağustos ve 27 Ekim tarihlerinde meydana gelen 6,1 ve 6,0 büyüklüğündeki iki deprem sonucu toplam 729 binadaki 1036 bağımsız bölüm ağır hasarlı veya yıkık olarak tespit edilmiştir. Yine 23 Nisan 2025 tarihinde Silivri açıklarında meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki deprem, İstanbul başta olmak üzere Marmara Bölgesi’nde yaşayan yurttaşlarımızda büyük endişe yaratmış; depremin ardından iletişim ağının çökmesi, deprem toplanma alanlarının ve acil ulaşım yollarının yetersizliği, daha büyük bir olası depremde yaşanacaklar konusunda ne yazık ki iyimser varsayımlarda bulunmayı güçleştirmiştir. Hala Hangi Kentte Kaç Yapının Riskli Olduğu Net Biçimde Ortaya Konmamıştır Bugün gelinen noktada Türkiye’deki yapı stokunun önemli bir bölümünün hâlâ yüksek deprem riski altında olduğu bir sır değildir. Mevcut binaların birçoğunun hasar görebilirliği yüksek olan 2000 yılı öncesi inşa edilmiş binalardan oluşması bir yana, son 25 yılda çıkarılan 6 imar affı yasasıyla mevzuata aykırı eklenti veya değişiklikler, gerekli tedbirler alınmadan kâğıt üstünde yasal hale getirilerek, mühendislik hizmeti almamış kaçak yapıların yasallaşması sağlanmıştır. TBMM Kahramanmaraş Depremleri Araştırma Komisyonunun 2023 tarihli raporu ülke genelinde 6-7 milyon konutun acilen dönüştürülmesi gerektiğini; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ise sadece İstanbul’da yaklaşık 600 bin konutun çok riskli olduğunu, toplamda 1,5 milyon konutun dönüşmesi gerektiğini ifade etmektedir. Resmî makamların açık beyanlarıyla ülke genelindeki yapı stokunun ne kadar sorunlu olduğu gözler önüne serilmiştir. Buna rağmen, hâlâ bütüncül ve kamuoyuna açık bir yapı envanteri oluşturulmamış, hangi kentte kaç yapının riskli olduğu net biçimde ortaya konmamıştır. Risk bilinmeden, öncelik belirlenmeden, etkili bir dönüşümden söz etmek de mümkün değildir. Dönüşüm Yalnızca Eski Binaların Yıkılıp Yenilerinin Yapılması Değildir Yaklaşık on üç yıldır yürürlükte olan kentsel dönüşüm uygulamalarının bir kısmı gerçek amacından uzaklaşıp deprem riskini azaltmaktan çok, arsa değeri yüksek bölgelerde parsel bazlı yenilemelere indirgenmiştir. Oysa dönüşüm, yalnızca eski binaların yıkılıp yenilerinin yapılması değildir. Zemin özelliklerinden nüfus yoğunluğuna, ulaşım altyapısından toplanma alanlarına kadar pek çok unsurun birlikte ele alınmasını gerektiren kamusal bir planlama meselesidir. Bugüne kadar gerçekleştirilen dönüşüm uygulamaları, ülke genelindeki riskli yapı miktarıyla karşılaştırıldığında son derece sınırlı kalmıştır. Kentsel dönüşüm planlamasında öncelik göçme riski taşıyan yapılara verilmelidir. Bu sebeple şehirlerimizde yapı stoğu envanteri, saha çalışmaları ile gerçek manada çıkartılmalıdır. Depreme hazırlık konusu ise ne yazık ki afet sonrasına sıkışan, sürekliliği olmayan bir başlık olarak ele alınmaktadır. Oysa asıl belirleyici olan, deprem olmadan önce yapılanlardır. Okulların, hastanelerin, kamu binalarının ve altyapı sistemlerinin ne ölçüde güvenli olduğu ne kadarının güçlendirildiği ya da yenilendiği şeffaf ve bütüncül bir şekilde paylaşılmadığı için hâlâ net değildir. Vurgulamak gerekir ki afet yönetimi, yalnızca arama-kurtarma ya da yardım ulaştırma kapasitesiyle değil, risk azaltma ve hazırlık düzeyiyle ölçülür ki bu faaliyetlerde bile ne kadar hazırlıklı olunduğu da 6 Şubat Depremlerinin ardından açık bir şekilde görülmüştür(!) Toplanma Alanları, Afet Sonrası Değil; Afet Öncesi Planlamanın Asli Unsuru Toplanma alanlarına erişimin zor olduğunun altını çizen Erdem şunları söyledi: “Afet anında insanların nereye gideceğini bilmediği, toplanma alanlarına erişimin fiilen mümkün olmadığı bir kent düzeni, depremin kendisi kadar tehlikelidir. Toplanma alanları, afet sonrası değil; afet öncesi planlamanın asli unsuru olmak zorundadır. Ayrıca belirtmek gerekir ki deprem toplanma alanları salt boş bir alanı ifade etmez: üzerinde geçici barınma alanlarının kurulabileceği; elektrik, su, ısınma, duş, tuvalet gibi temel ihtiyaçların karşılanabileceği altyapıya sahip büyük ve geniş alanlar olarak tarif edilmektedir.” Uygulamaların İnşaat Mühendisliği Bilimi Öncelenerek Planlanması Gerekir Başkan Serdar Atilla Erdem İnşaat Mühendisliği mesleğinin önemini vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü: “Açıkça görülmektedir ki yaşanan her büyük doğa olayı, gerekli önlemlerin vaktinde alınmaması nedeniyle birer afete dönüşerek büyük can ve mal kayıplarına neden olmaktadır. Bu sebeple inşaat mühendisliği bilimi öncelenerek yapılacak uygulamaların planlanması yadsınamayacak bir gerçekliktir. Bu tablo, risk azaltma ve hazırlık çalışmalarının önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi olarak bir kez daha vurguluyoruz: afetler kader değildir, bilimi, mühendisliği ve kamusal sorumluluğu esas almayan uygulamalarda ısrarın acı sonuçlarıdır. İvedi olarak yapılması gerekenler bellidir: Ülke çapında güncel ve şeffaf bir yapı envanteri oluşturulmalı, kentsel dönüşüm rant odaklı değil risk temelli bir kamu politikası olarak uygulanmalı, yapı üretiminin tüm aşamaları; proje, imalat ve denetim süreçlerinde mühendislik hizmetlerinin tam ve doğru bir biçimde verilebilmesi için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalı, uygulamalar sıkı bir şekilde denetlenmelidir. Bursa’mızın Olası Bir Afete Hazır Hale Getirilmesi İçin Hazırladığımız Rapor Yetkililerimize İletilmiştir İMO Bursa Şubesi olarak kentsel dönüşüm ve afetlere hazırlık komitemizin hazırlamış olduğu kapsamlı ve geniş rapor tamamlanarak Bursa Valiliği başta olmak üzere Çevre İl Müdürlüğü, Büyükşehir Belediyesi, İlçe Belediyeleri, AFAD vb. ilgili kurumlara tarafımızca teslim edilmiştir. Deprem riski yüksel bölgelerin başında yer alan Bursa’mızın ivedilikle, olası bir afete hazır hale getirilmesi hepimizin birinci önceliği olmalıdır. Afetlere hazırlık için aşağıda başlıklar halinde sıraladığımız konuların vakit kaybetmeden çalışılarak tamamlanması son derece önemlidir. Bu başlıkları özetle şu şekilde sıralayabiliriz: Stratejik Planlama ve Kurumsal Koordinasyon, Yapı Stoğu Envanterinin Saha Çalışmaları ile Bilimsel Olarak Çıkartılması, Toplanma ve Barınma Alanlarının Belirlenmesi, Sığınak ve Güvenli Alan Kontrolleri, Afet Yönetiminde Uzman Ekiplerin Güçlendirilmesi, Lojistik Alanların Planlanması, Toplumsal Farkındalık ve Eğitim başlıklarında hazırların tamamlanması, Afet Tehlikesinin ve Risk Unsurlarının Belirlenmesi, Kentsel Dönüşüm Süreçlerinin Bilimsel ve Bütüncül Planlanması, Yapı Stoğunun Depreme Hazır Hale Getirilmesi, Yapı Denetim Sisteminin Güçlendirilmesi ve Yetkin Mühendislik Uygulamalarının Hayata Geçirilmesi. 6 Şubat Depremleri, etkilediği coğrafi alanın genişliği, nüfusun fazlalığı ve yıkımın boyutu itibarıyla, yıllarca etkisini sürdürecek bir toplumsal travma yaratmıştır. Bununla birlikte bilimin ve mühendislik uygulamalarının gelişimine, ülkemizin bu alandaki beşerî kaynaklarına dayanarak, Türkiye gibi aktif fay hatlarıyla örülü bir coğrafyada deprem endişesiyle yaşama çaresizliğine mahkûm olmadığımız rahatlıkla söylenebilir. Bu sebeple afetleri bir beka sorunu olarak görüyor; mühendislik biliminin ışığında kanun ve yönetmeliklerdeki eksiklerin tamamlanarak çağımıza uygun hale getirilmesinin elzem olduğunu söylüyoruz. Her zaman söylediğimiz gibi “deprem öldürmez, mühendislik hizmeti almamış bina öldürür. 1999 Depremi de 6 Şubat Depremi de on binlerce insanımızın yitip gitmesine, devletimizin sırtına yüz milyarlarca dolar maddi yük binmesine sebep olmuştur. Yani hem milletimize hem de devletimize maddi, manevi çok ağır bedeller ödetmiştir. Peki bu iki büyük depremde de can ve mal kayıplarımızın tek sorumlusu inşaat mühendisliği mesleği midir? Elbette değildir. Mesleğimizin icrasındaki denetim ile kanuni ve mesleki eksiklerden kaynaklandığı apaçık ortadadır. Peki maddi ve manevi kayıplara sebep olan deprem sizce de başlı başına bir beka sorunu değil midir? Depremin vereceği hasarları engellemek, yukarıda bahsettiğimiz gibi inşaat mühendislerinin mesleki sorunlarını çözmekle hallolacağı apaçık ortadayken daha neyi bekliyoruz? O zaman gelin ne yapılması gerektiğini konuşalım. Öncelikle devlet ve millet olarak inşaat mühendisliği mesleğine hak ettiği değeri gösterip ardından gerekenleri yapmak için en acilinden bir eylem planı ortaya koyalım. Yapı Denetim Kanunu, Şantiye Şefliği Yönetmeliği ve 1938 yılında yürürlüğe giren Mimarlık ve Mühendislik Hakkındaki Kanun ve Müteahhitlik Yasası’nın eksikliklerinin yasal düzenlemelerle tamamlanıp çağına uygun hale getirilmeli ve Yetkin ve Uzman Mühendislik Yasası bir an önce düzenlenerek hayata geçirilmelidir. Tabii bu konuda en önemli görev devletimize düşmekte olup acilen kanuni ve hukuki düzenlemelerin yapılması şarttır.” Sonuç olarak diyoruz ki deprem bir beka sorunudur. Depremi beka sorunu olmaktan çıkarmanın tek yolu ise asli meslek grubu olan inşaat mühendislerinin önünü açacak doğru planlama ve doğru uygulamalar adına hukuki düzenlemelerin bir an önce hayata geçirilmesi ve mesleğin kronik sorunlarının çözülmesidir. 6 Şubat’ta yitirdiklerimize karşı sorumluluğumuz, aynı acıların bir daha yaşanmaması için bugünden harekete geçmektir. Bilimin ve mühendisliğin uyarılarını dikkate almadan geçen her gün, yeni felaketlerin zeminini hazırlamaktadır.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.