SON DAKİKA
Hava Durumu

#Rize

Söz Bursa - Rize haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rize haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bursa’da bugün hava nasıl olacak? Haber

Bursa’da bugün hava nasıl olacak?

Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yapılan tahminlere göre: Ülkemizin kuzey, iç ve doğu kesimlerinin parçalı ve çok bulutlu, (Balıkesir dışında) Marmara, İç Ege, İç Anadolu'nun kuzey ve doğusu, Karadeniz ve Doğu Anadolu'nun kuzey ve batısının yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Marmara ve kıyı kesimlerde yağmur ve karla karışık yağmur, iç ve yüksek kesimlerde kar şeklinde görülecek yağışların Artvin, Rize, Sinop ve İnebolu çevrelerinde yer yer kuvvetli olması bekleniyor. İç ve doğu kesimlerde buzlanma ve don ile birlikte sis ve pus hadisesinin görüleceği tahmin ediliyor. Doğu Karadeniz’in iç kesimlerinin yüksekleri ile Doğu Anadolu’nun doğusunda yüksek kar örtüsüne sahip eğimli kesimlerinde çığ tehlikesi bulunmaktadır. Hava sıcaklığı: Hava sıcaklığının, batı ve güney kesimlerde mevsim normallerinin 2-4 derece üzerinde, kuzey ve doğu kesimlerde normalleri civarında seyredeceği tahmin ediliyor. Rüzgar: Rüzgarın, kuzey ve batı kesimlerde kuzeyli, güney ve doğu kesimlerde güneyli yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette, Marmara'da kuzeydoğu, Sinop ve İnebolu çevrelerinde kuzeybatı yönlerden kuvvetli (40-60 km/sa) esmesi bekleniyor. BURSA 5°C, 12°C Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra hafif yağmur ve sağanak yağışlı Bazı illerde beklenen hava durumuyla günün en yüksek sıcaklıkları ise şöyle: Ankara: Parçalı ve çok bulutlu, akşam saatlerinde karla karışık yağmur ve hafif kar yağışlı 6 İstanbul: Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra yağmur ve sağanak yağışlı 11 İzmir: Parçalı ve az bulutlu 16 Adana: Parçalı ve az bulutlu 14 Antalya: Parçalı ve az bulutlu 17 Samsun: Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı yağmurlu, zamanla karla karışık yağmurlu 8 Trabzon: Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı yağmurlu, zamanla karla karışık yağmurlu, yüksekleri kar yağışlı 9 Erzurum: Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı kar yağışlı 2 Diyarbakır: Parçalı ve çok bulutlu 6

Fikret Aslan’dan sert çıkış: "Bursa veren ama alamayan bir şehir haline geldi" Haber

Fikret Aslan’dan sert çıkış: "Bursa veren ama alamayan bir şehir haline geldi"

Anahtar Parti Bursa İl Başkanlığı, Bursa'nın Türkiye ekonomisine sağladığı katkı ile kendisine ayrılan kamu yatırımları arasındaki derin uçurumu, rakamsal verilerle kamuoyunun dikkatine sundu. "2025 Faaliyet Raporu’nda, ülke ekonomisinin lokomotif şehirlerinden biri olan Bursa'nın, merkezi bütçeye yaptığı büyük katkının aksine, kamu yatırımlarından adil bir pay alamadığı vurgulandı. Kişi Başına Düşen Kamu Yatırım Miktarı Bursa’da 38 Bin TL iken Rize’de 157 Bin TL Faaliyet yılının tamamlanması münasebetiyle düzenlenen basın toplantısında, Bursa'nın kişi başına yaklaşık 14 bin dolar GSYİH ile Türkiye'nin en yüksek ekonomik üretim kapasitesine sahip illerinden biri olduğuna işaret edildi. Yıllık ihracatı 40 milyar dolar bandına yaklaşan kentin, sanayi ve dış ticarette ülke ekonomisine güçlü bir destek sağlarken, kişi başına düşen kamu yatırımlarında ise benzer ekonomik büyüklükteki birçok ilin gerisinde kaldığı kaydedildi. Rapora göre, Bursa'da kişi başına kamu yatırımı yaklaşık 38 bin Türk Lirası seviyesinde iken, bu rakamın Antalya 54 Bin, Diyarbakır 72 Bin, Sivas 131 Bin, Rize’de 157 Bin Türk Lirası'nın üzerine çıktığı belirtildi. “Adil ve Şeffaf Yatırım Endeksi Oluşturulmalı” Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan, "Bursa, veren bir şehirdir, fakat alan bir şehir değildir. Bu açık adaletsizlik sürdürülemez; üreten şehirler cezalandırılamaz." ifadelerini kullandı. Yatırım Endeksinde kriter nedir ki Bursa’ya 38 Bin TL düşerken neden Rize 157 Bin olmuştur, şeklinde konuşan Aslan, çözüm önerisi olarak, "Bursa Özelinde Adil Yatırım Endeksi" oluşturulmasını ve bu raporun her yıl Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunularak, planlı kalkınma hedefi doğrultusunda bölgesel ve uygulanabilir çözümler önerilmesini gündeme getirdi. Bursa’da Trafik Sorununa Neşter : Yaya Öncelikli Şehir Modeli Yıllık faaliyet raporunda, şehrin kronikleşen ulaşım problemleri de kapsamlı bir şekilde ele alındı. Ulaşımın artık sadece bir trafik meselesi olmaktan çıkarak, bir yaşam kalitesi ve ekonomik verimlilik sorunu haline geldiği açıklandı. Bu bağlamda sunulan çözüm önerileri arasında; entegre bir ulaşım master planının acilen hayata geçirilmesi, yayalaştırılmış kent merkezlerinin oluşturulması, raylı sistem, demiryolu yük taşımacılığı ile deniz ulaşımının entegrasyonu ve yaya öncelikli şehir modeline geçiş yer aldı. Yüksek Hızlı Tren Projesinin, “Hızı Gittikçe Düştü” Ulaşım konusundaki sözlerini sürdüren İl Başkanı Fikret Aslan, "Sadece şehir içi ulaşım değil, şehirler arası ulaşımda da Bursa halkına konfor getirecek yatırımlar son derece yavaş ilerlemektedir. Özellikle yıllardır tamamlanması beklenen Yüksek Hızlı Tren hattı, sonradan hızlı tren projesine dönüştü, şu sıralarda ise bitirilmek bir yana, bitişe bile yaklaşmamıştır. Üç yıl önce açılacağı taahhüt edilen hızlı tren hattındaki inşaat çalışmaları halen devam etmekte olup, hattın ne zaman hizmete gireceği netlik kazanmamıştır." şeklinde konuştu. Kentsel Dönüşüm, Var Olan Krizi Daha Da Derinleştiriyor ! Anahtar Parti' Bursa İl Başkanlığının 2025 raporunda, kentsel dönüşüm politikalarının da mercek altına alındığı görüldü. Mevcut politikaların deprem güvenliğini merkeze almak yerine, plansız ve bilinçsiz bir 'yerinde dönüşüm' anlayışına odaklandığı tespitine yer verildi. Bursa'daki kentsel dönüşüm uygulamalarının, şehircilik ilkelerinden uzaklaşarak aynı zamanda altyapı krizini daha da derinleştirdiği vurgulandı. Özellikle +0,50 gibi yüksek emsal uygulamalarıyla aynı altyapı üzerinde nüfus yoğunluğunun katlanarak arttığına dikkat çekilen raporda, farklı mahallelerden verilen örnekler üzerinden çarpık yapılaşma eleştirildi. Ranta Karşı Önlem: Dört Paydaşlı Adil Model Konut sağlığına ilişkin görüşlerini aktaran İl Başkanı Fikret Aslan, "Kentsel dönüşüm, bina sayısını artırmak için değil; can güvenliğini sağlamak amacıyla yapılır. Ne yazık ki Bursa'da bu temel ilke tersine çevrilmiştir." dedi. Raporda ayrıca, dikey yapılaşma ile gelen can güvenliği sorunlarının toplumsal olarak olumsuz yansımaları da ele alındı. Gelişmiş toplumlardaki yatay örneklere, ülkemizde de yer verilmesi gerektiği vurgulanırken aynı zamanda ekolojik kent kaygısıyla ve dönüşüm sürecinin risk temelli bir önceliklendirme anlayışı ile belediye-mülk sahibi-müteahhit-kiracı dengesini gözeten dört paydaşlı adil bir model ve sağlam teşvik mekanizmaları ile yeniden ele alınması gerektiği üzerinde duruldu. Acil Merkezlerin Acileyeti Kaldırıldı ! Basın toplantısının dikkat çeken bir diğer gündem maddesi ise 112 Acil Çağrı Sistemindeki yetersizlikler ve anlamsız değişiklikler oldu. Bursa'da 2026 yılında yapılan bir değişiklikle, 112 Acil Sağlık Hizmetleri'ndeki ambulans şoförü işçiler, herhangi bir bildirim yapılmaksızın ve bilgileri dışında, bir gün içinde görevden alınarak farklı birimlere gönderildi. Yerlerine ise paramedik ve ATT (Acil Tıp Teknisyeni) ler zorunlu olarak ambulans şoförlüğü görevine getirildi. Bu kararın ardından işçilerin mobbinge uğradığı ve görev yerlerinin habersiz değiştirildiği belirtildi. Uygulama, Bursa İl Sağlık Müdürlüğü Acil Sağlık Hizmetleri Başkanlığı tarafından yürütülüyor. Yetkililer, kararı ambulans şoförlüğü kadrolarının "maliyetinin yüksek olması" ile gerekçelendirirken, paramedik ve ATT'lerin asli görevi olan hayat kurtarıcı tıbbi müdahaleler yerine şoförlük yapmaya zorlandığı vurgulandı. Personelin bir kısmında Ambulans Sürüş Teknikleri Eğitimi (ASGE) bulunmuyor ve bazıları ilk kez bu büyüklükte araç kullanıyor. Bu durumun trafik güvenliğini tehdit ettiği ve can kaybı riskini artırdığı ifade ediliyor. Konuyla ilgili olarak sendikalar ve sağlık emekçileri, yaşananların sadece bir personel sorunu değil, doğrudan bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çekiyor. İl başkanı Fikret Aslan "Artan nüfus ve çağrı yoğunluğuna rağmen, sistem ne çağrı merkezi ne de sahada hazır bulunması gereken profesyonel ekipler açısından yeterli personel ve teknik altyapı ile desteklenmemektedir. Bu durum, randevulu sistemde ve acil durum müdahalelerinde ciddi gecikmelere yol açmaktadır. Şehir merkezinden uzakta konumlandırılan şehir hastanelerinin fayda/zaman oranı herkesin malumu. Şehrin içinde hizmet vermesi planlanan Ali Osman Sönmez Hastanesi ile ilgili olarak ise, vatandaşlarımız hala somut bir hizmete kavuşamamıştır." açıklamasını yaptı. Plansızlık Bursa’yı Çöpe Götürüyor ! Bursa’da günlük ortalama 3.500 – 4.000 ton civarında evsel atık toplanıyor. Bu atıklar şu anda ağırlıklı olarak Hamitler (Yenikent) Düzenli Depolama Sahası ve kısmen İnegöl depolama alanına gönderiliyor. Ancak Hamitler çöplüğü 1995 yılında hizmete girmiş ve 2025 yılına kadar kullanılması planlanmıştı. Gelinen noktada Hamitler’in dolma sınırına yaklaştığı ve mevcut haliyle en fazla 2027 yılına kadar kente hizmet verebileceği öngörülüyor. Buna rağmen, Hamitler sonrasına dair yeni bir depolama sahası halen planlanmamış durumda. Bu hazırlıksızlık, yakın gelecekte Bursa’yı göz göre göre ciddi bir atık kriziyle karşı karşıya bırakma riski taşımaktadır. Hamitler tesisinin vazifesini tamamlamasına iki yıldan az kalmışken, yeni tesisin yeri hâlâ belirlenmedi. Bu durum, birkaç yıl içinde kentin çöp bertaraf kapasitesinin yetersiz kalacağı ve atıkların nereye gideceği konusunda ciddi bir kaos yaşanabileceği anlamına gelmektedir. Konuyla ilgili görüşlerini bildiren Fikret Aslan, “Nüfus artışı ve hızlı kentleşme de dikkate alındığında Bursa’nın kaybedecek bir günü bile yok; acilen uluslararası standartlarda, geri dönüşümü maksimum düzeyde değerlendiren, çevre dostu bertaraf süreçlerini içeren yeni tesislere ihtiyaç var.” Dedi Bursa Susuz Bırakılmakla Kalamadı, Faturasını Da Vatandaşa Yüklediler. Toplantıda "Vatandaş Artık İsyan Ediyor" başlığı ile gündeme taşınan bir diğer önemli konu ise, BUSKİ'nin su faturası tarifesinde yürürlüğe koyduğu yeni kademe değişikliği ve fiyat artışları oldu. 2025 yılında metreküp başına 25,38 Türk Lirası olan birim fiyatın, 2026 Ocak ayı faturalarında 33,28 Türk Lirası'na yükseldiği; ikinci kademe birim fiyatın ise 48,22 Türk Lirası'ndan 63,23 Türk Lirası'na çıkarıldığı belirtildi. Birinci kademe su kullanım sınırının 18 metreküpten 14 metreküpe düşürülmesinin kabul edilemez olduğu vurgulandı. Ayrıca, atık su birim fiyatının 6,35 Türk Lirası'ndan yaklaşık 16,64 Türk Lirası'na; ikinci kademe atık su bedelinin 12,06 Türk Lirası'ndan 31,62 Türk Lirası'na yükseldiği aktarıldı. Bakım bedelinin 15,87 Türk Lirası'ndan 24,96 Türk Lirası'na, çevre bedelinin ise 49,5 Türk Lirası'ndan 76 Türk Lirası'na çıkarıldığı kaydedildi. Evsel katı atık bedeli, katı atık bertaraf bedeli, çevre temizlik payı ve bakım bedellerindeki artışlarla birlikte toplamda yaklaşık % 200'e varan bir fiyat yükselişinin söz konusu olduğu ifade edilildi. 4 Kişilik Bir Aile Sudan Bile Tasarruf Edecek Hale Geldi. Genelde yoksullukla, yerelde ise yetersizliklerle mücadele etmek zorunda kalan dört kişilik bir ailenin aylık bütçesini, artık temel bir ihtiyaç olan musluk suyunun dahi zorladığına dikkat çekildi. Konuya ilişkin görüşlerini paylaşan İl Başkanı Fikret Aslan, "Vatandaşın o meşhur sözü olan 'artık aldığımız havaya da bedel ödeyeceğiz' dönemi iyice can sıkmış, milletin sabrı tükenmiştir. Aziz milletimiz, her alanda köklü bir değişimi sabırsızlıkla beklemektedir." şeklinde konuşarak sözlerini tamamladı.

Puan kayıpları var ama kriz yok: Fenerbahçe’de asıl plan ne? Haber

Puan kayıpları var ama kriz yok: Fenerbahçe’de asıl plan ne?

Süper Lig’de 2025–2026 sezonu hızla ilerlerken Fenerbahçe, 15. hafta itibarıyla yenilmezliğini koruyarak şampiyonluk yarışındaki iddiasını sürdürdü. Rams Başakşehir karşısında 1-1’lik skorla sahadan ayrılan sarı-lacivertliler, üst üste ikinci beraberliği alarak zirve takibinde Galatasaray ve Trabzonspor'un ardından 33 puanla üçüncü sırada yer aldı. 15. HAFTADA KRİTİK PUAN KAYBI Başakşehir deplasmanında Fenerbahçe’nin golü 64. dakikada Milan Škriniar’dan gelirken, ev sahibi ekibin cevabı 81. dakikada Bertuğ Yıldırım ile oldu. Bu sonuçla Fenerbahçe, puanını bir adım daha yukarı taşısa da liderle arasındaki mesafeyi kapatma fırsatını kaçırdı. Yine de takımın bu sezon henüz mağlubiyet yaşamaması, camiada olumlu havayı sürdürüyor. DERBİLERDE GÜÇLÜ, DEPLASMANDA ETKİLİ Sezonun öne çıkan maçları arasında Beşiktaş deplasmanında alınan 3-2’lik galibiyet ve Rize’deki 5-2’lik muhteşem geri dönüş dikkat çekiyor. Galatasaray ile Kadıköy’de 1-1 berabere kalan Fenerbahçe, büyük maçlarda kaybetmeyen bir görüntü çiziyor. Bu istikrarlı tablo sayesinde sarı-lacivertliler ligde 9 galibiyet ve 6 beraberlikle yoluna devam ediyor. GOL DENGESİ İYİ, OYUN KONTROLÜ GÜÇLÜ Fenerbahçe’nin bu sezonki gol averajı +18 seviyesinde. Hem üretken hücum yapısı hem de savunmada verilen az pozisyon, takımın maçların büyük bölümünü kontrol etmesini sağlıyor. Orta sahanın oyunu yönlendiren yapısı ve geniş kadro rotasyonu ise teknik heyetin elini güçlendiren en önemli unsurlar arasında. FENERBAHÇE’NİN ÖNÜNDEKİ MAÇLAR Fenerbahçe'nin önündeki maçlar özellikle puan tablosunun orta ve üst sıralarındaki takımlar ile oynanacağı için, her maçın şampiyonluk yarışını doğrudan etkilemesi bekleniyor. Beşiktaş ve Gaziantep deplasmanları ise sezonun kader virajları olarak gösteriliyor. TARAFTAR UMUTLU, BEKLENTİLER YÜKSEK Yenilmezlik serisi, güçlü kadro yapısı ve büyük maçlardaki direnç, taraftarın umutlarını diri tutuyor. Teknik ekibin son haftalarda yaşanan beraberliklere rağmen oyunda istikrarı koruyor olması, sezonun ilerleyen bölümleri için Fenerbahçe’ye hâlâ ciddi bir şampiyonluk şansı sunuyor. FENERBAHÇE 2025–2026 SEZONU TÜM MAÇ LİSTESİ Oynanan Maçlar 16.08.2025 Göztepe 0 – 0 Fenerbahçe 23.08.2025 Fenerbahçe 3 – 1 Kocaelispor 31.08.2025 Gençlerbirliği 1 – 3 Fenerbahçe 14.09.2025 Fenerbahçe 1 – 0 Trabzonspor 17.09.2025 Fenerbahçe 2 – 2 Alanyaspor 21.09.2025 Kasımpaşa 1 – 1 Fenerbahçe 28.09.2025 Fenerbahçe 2 – 0 Antalyaspor 05.10.2025 Samsunspor 0 – 0 Fenerbahçe 19.10.2025 Fenerbahçe 2 – 1 Fatih Karagümrük 27.10.2025 Gaziantep FK 0 – 4 Fenerbahçe 02.11.2025 Beşiktaş 2 – 3 Fenerbahçe 09.11.2025 Fenerbahçe 4 – 2 Kayserispor 23.11.2025 Çaykur Rizespor 2 – 5 Fenerbahçe 01.12.2025 Fenerbahçe 1 – 1 Galatasaray 06.12.2025 Başakşehir 1 – 1 Fenerbahçe Oynanacak Maçlar Aralık 2025 15.12.2025 Fenerbahçe – Konyaspor 21.12.2025 Eyüpspor – Fenerbahçe Ocak 2026 18.01.2026 Alanyaspor – Fenerbahçe 25.01.2026 Fenerbahçe – Göztepe Şubat 2026 01.02.2026 Kocaelispor – Fenerbahçe 08.02.2026 Fenerbahçe – Gençlerbirliği 15.02.2026 Trabzonspor – Fenerbahçe 22.02.2026 Fenerbahçe – Kasımpaşa Mart 2026 01.03.2026 Antalyaspor – Fenerbahçe 08.03.2026 Fenerbahçe – Samsunspor 15.03.2026 Fatih Karagümrük – Fenerbahçe 22.03.2026 Fenerbahçe – Gaziantep FK Nisan 2026 05.04.2026 Fenerbahçe – Beşiktaş 12.04.2026 Kayserispor – Fenerbahçe 19.04.2026 Fenerbahçe – Çaykur Rizespor 26.04.2026 Galatasaray – Fenerbahçe Mayıs 2026 03.05.2026 Fenerbahçe – Başakşehir 10.05.2026 Konyaspor – Fenerbahçe 17.05.2026 Fenerbahçe – Eyüpspor

Anzer balında büyük skandal: 10 ton üretiliyor, 100 ton sahte satılıyor Haber

Anzer balında büyük skandal: 10 ton üretiliyor, 100 ton sahte satılıyor

Anzer Ballıköy Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Osman Civelek, yıllık 8-10 ton coğrafi işaret tescilli Anzer balı üretildiğini ancak piyasada 100 ton civarında sahtesinin satıldığını tahmin ettiklerini söyledi. Civelek, katıldığı bir programda yaptığı açıklamada, 1988 yılında kurulmuş bal kooperatifi olduklarını belirterek, 2021 yılından bu yana coğrafi işaretli ürünler sattıklarını anlattı. Anzer balına coğrafi işareti almanın kolay olmadığını, 7-8 yıl sürdüğünü dile getiren Civelek, aldıktan sonra tescil belgesini Rize Tarım ve Orman İl Müdürlüğüne devrettiklerini, bir kurumun takip etmesini daha doğru bulduklarını kaydetti. Civelek, Anzer balının tarihi bir geçmişi, hikayesi olduğunu ifade ederek, bunun coğrafi işaret alınmasında büyük fayda sağladığını çünkü tescillerde ürünlerin öyküsüne önem verildiğini söyledi. Anzer balının Osmanlı döneminde saraya gönderilen ender Karadeniz ballarından biri olduğuna dikkati çeken Civelek, "Coğrafi işaret alarak Türkiye ve dünyaya kazandırma hedefimiz vardı. Anzer balını korumak amacıyla aldık. Ürettiğimiz bal miktarı düşük miktarda ama tonlarca Anzer balı satılıyordu. Bunu önlemek amacıyla yola çıktık" dedi. COĞRAFİ İŞARET ALDIKTAN SONRA TAKLİTLERİ DAHA ÇOK ARTTI Koruma tedbirlerinin, coğrafi işaret tescili alınmasının Anzer balını korumak adına bir faydasının olmadığını vurgulayan Civelek, şunları kaydetti: "Balımızı yine koruyamadık ve hatta coğrafi işaret aldıktan sonra daha çok arttı taklitleri. Önceden 10 ton sahte satılırsa şimdi 100 ton sahtesi satılıyor. Hava şartlarıyla değişim gösterse de yıllık 8-10 ton bal üretimimiz oluyor. Yani yıllık 10 ton Anzer balı üretiliyor ama 100 ton sahte Anzer balı satılıyor diye tahmin ediyoruz. Ülkenin dört bir yanında sahtelerini görüyoruz. Rize'de gördüklerimizi toplatıyoruz ama uzakta olanlara elimiz uzanmıyor, güçümüz yetmiyor." KİLOSU 20 BİN LİRAYA KADAR ÇIKIYOR Kooperatif olarak bir kilosunu 6 bin liraya sattıklarını dile getiren Civelek, "Karadeniz bölgesinin balları 2 ila 4 bin lira arasında satılıyor. Yine de biz ucuza satıyoruz. İstanbul'da bazı noktalarda kilosu 15-20 bin liraya kadar satılıyor" dedi. Civelek, fiyatının yüksekliğinin şifa kaynağı olmasından kaynaklandığını belirterek, "Balın fiyatı niye bu kadar yüksek? Kahvaltıda tüketmek için alanların sayısı azdır. Yüzde 5'i kahvaltı için alır, yüzde 95'i şifa amaçlı tüketir. Bütün müşterilerimize ilaç satmıyoruz, bu ilaç değildir diye uyarıyoruz. Balların tamamı şifadır yeter ki organik katkısız doğal bal olsun" diye konuştu. Anzer balının 2 bin 500 rakımda, endemik çiçeklerin de arasında olduğu 400'e yakın çiçek çeşidinin bulunduğu yerde üretildiğini anlatan Civelek, zor şartlarda üretildiği, doğal ve şifalı olduğu için diğerlerine göre yüksek fiyata satıldığını söyledi.

Endüstriyel yemekte ucuzluk yarışı, toplum sağlığını tehdit ediyor Haber

Endüstriyel yemekte ucuzluk yarışı, toplum sağlığını tehdit ediyor

Son günlerde art arda yaşanan zehirlenme vakaları, toplu yemek hizmetinin bir maliyet kalemi değil, doğrudan toplum sağlığını etkileyen kritik bir alan olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, özellikle okullar, yurtlar ve büyük işletmelerde düşük maliyetli tercihlerinin ciddi riskler taşıdığına dikkat çekiyor. Türkiye’nin farklı şehirlerinde ardı ardına yaşanan gıda zehirlenmeleri, toplu yemek hizmetinin maliyet odaklı bir kalemden çok daha fazlası olduğunu bir kez daha ortaya koydu. İstanbul'da 25 kişinin zehirlenme şüphesiyle hastaneye kaldırılmasıyla gündeme gelen süreç, Rize’de 40 öğrencinin, Bolu’da 14 üniversite öğrencisinin ve Eskişehir’de bir lise öğrencisinin benzer şikâyetlerle tedavi altına alınmasıyla devam etti. Uzmanlara göre tablo, özellikle okullar, yurtlar, kamu kurumları ve büyük işletmelerde yapılan düşük maliyetli tercihlerinin toplum sağlığı üzerinde ciddi riskler oluşturduğunu gösterdi. Toplu yemek hizmeti çoğu kurum tarafından hâlâ bir maliyet kalemi olarak görülse de, düşük maliyet baskısıyla yapılan seçimler, ham madde kalitesinin düşmesine, hijyen zincirinin zayıflamasına ve kritik süreçlerde kontrol kaybına yol açabiliyor. Bu durum kısa vadede tasarruf gibi görünse de, uzun vadede hem sağlık hem kurumsal itibar hem de hukuki yükümlülükler açısından ağır sonuçlar doğuruyor. Tam da bu sebepten dolayı, endüstriyel yemek üretiminde kalite standartlarını operasyonun merkezine alan firmalar sektör içinde ayrışıyor. Bursa’da 34 yıldır faaliyet gösteren Yankı Yemek, bu yaklaşımı benimseyen firmalar arasında öne çıkıyor. Yankı Yemek, üretim süreçlerinde ham madde güvenilirliğini birincil kriter olarak ele alırken, tüm malzemelerini analiz ve sertifikalarla doğrulanmış markalardan temin ediyor. Firmanın Kalite Sistem Sorumlusu Leman Yurttaş, endüstriyel yemek üretiminde düşük maliyet odaklı yaklaşımların kaliteyi zayıflattığını belirterek, üretimin hiçbir aşamasında düşük standartlı malzeme kullanılmadığını ifade etti. Yurttaş’a göre yemeklerin her gün aynı standartta sunulabilmesi, tam izlenebilir üretim altyapısı, el değmeden pişirme teknolojisi ve sürekli denetim kültürü gerektirdiğini sözlerine ekledi. "ENDÜSTRİYEL YEMEKTE UCUZLUK MODELİ ARTIK SÜRDÜRÜLEBİLİR DEĞİL" Leman Yurttaş, Türkiye’nin farklı şehirlerinde yaşanan zehirlenme vakalarının yalnızca yemek üreticileri için değil, bu hizmeti satın alan işletmeler, yurtlar, okullar ve sağlık kuruluşları için de önemli bir uyarı niteliği taşıdığını söyledi. Toplu yemeğin, maliyet baskısına sıkıştırılamayacak kadar kritik bir süreç olduğuna dikkat çeken Yurttaş, ham madde seçimi, üretim hattı, pişirme prosesleri ve sevkiyatın birbirine bağlı bir gıda güvenliği zinciri olarak yönetilmesi gerektiğini vurguladı. "YEMEDİĞİMİZİ YEDİRMİYORUZ" Çalı Sanayi Bölgesi’nde 4 bin 500 metrekare kapalı alanda faaliyet gösteren Yankı Yemek tesisleri, günlük 15 bin kişiye yemek sunarken ihtiyaç halinde üretim kapasitesini 25 bine kadar çıkarabiliyor. ISO 9001, ISO 22000 (HACCP), ISO 14001 ve OHSAS 18001 gibi uluslararası kalite belgelerine sahip olan firma, yıllık yaklaşık 5 milyon kişiye ulaşan üretim hacmini 'Yemediğimizi yedirmiyoruz' anlayışıyla güvence altına alıyor.

Türk Telekom’da yeni CEO Ebubekir Şahin oldu Haber

Türk Telekom’da yeni CEO Ebubekir Şahin oldu

Türk Telekom Yönetim Kurulu Başkanı İsmail İlhan Hatipoğlu yaptığı açıklamada; "Türk Telekom’da 6 yılı aşkın süredir CEO olarak görev yapan ve sektörün önemli kilometre taşlarında şirketimize önemli katkılar sunan Ümit Önal’a Yönetim Kurulumuz adına teşekkür ediyor, başarılar diliyorum. Türkiye’nin lider bilgi ve iletişim teknolojileri şirketi Türk Telekom, yeni CEO’muz Ebubekir Şahin yönetiminde, ülkemizin dijital geleceğini inşa etme yolculuğunda bayrak taşıyıcı olmaya devam edecektir" dedi. 185 yıldır iletişimin her dönemine liderlik eden, Türkiye’nin dijital dönüşümünün öncüsü Türk Telekom’un CEO’luk görevini 24 Ekim 2025 itibariyle Ebubekir Şahin yürütecek. Yatırımlarını, ülke ekonomisine ve istihdama katkılarını aralıksız sürdürdüklerini ifade eden Türk Telekom Yönetim Kurulu Başkanı İsmail İlhan Hatipoğlu, "Ülkemizin dijital geleceğinin inşasına yönelik yatırımlarımıza ve faaliyetlerimize aralıksız devam ediyoruz. Türk Telekom ailesinin 34 bini aşkın çalışanıyla, 81 ilin her köşesinde çalışıyoruz. Telekomünikasyon sektörünün önemli kilometre taşlarında şirketimiz için önemli çalışmalar gerçekleştiren Ümit Önal’a Yönetim Kurulumuz adına teşekkür ediyor, Yönetim Kurulu Üyesi olarak şirketimize katkıları sürecek Önal’a Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Siber Güvenlik Başkanlığı görevinde başarılar diliyorum. Türkiye’nin lider bilgi ve iletişim teknolojileri şirketi Türk Telekom, yeni CEO’muz Ebubekir Şahin yönetiminde, ülkemizin dijital geleceğini inşa etme yolculuğunda bayrak taşıyıcı olmaya devam edecektir" dedi. EBUBEKİR ŞAHİN KİMDİR 1974 yılında Rize Çayeli’nde doğdu. İlköğrenimini Rize’de, lise eğitimini Sakarya’da tamamladı. 1995 yılında Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun oldu. 2002 yılında da Gazetecilik Anabilim Dalı’nda Yüksek Lisans yaptı. Sırasıyla, İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğünde Memur, Refah-Yol hükûmetleri zamanında Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)’nde Milletvekili Danışmanlığı, 2002 yılı itibarıyla AK Parti’nin ilk döneminde Adalet Bakanlığı Özel Kalem Müdürlüğü, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Özel Kalem Müdürlüğü ve Daire Başkanlığı, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Başkan Müşavirliği, Başbakanlık Halkla İlişkiler Müşavirliği vazifelerinde bulundu. Ardından 2011- 2014 yılları arasında Anadolu Ajansı İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanlığı, Genel Müdür Yardımcılığı ve Genel Müdür Vekilliği görevlerini yürüttü. 2014 - 2017 yılları arasında ise Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı ve Müsteşarı olarak görev yaptı. 6112 sayılı RTÜK Kanunu’nun 35'inci maddesi uyarınca TBMM Genel Kurulu’nda 16.10.2017 tarihinde yapılan seçim sonucunda AK Parti kontenjanından Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Üyeliğine seçildi. Üye olarak bir süre görev yaptıktan sonra 23.01.2019 tarihinde yapılan seçimle Üst Kurul Başkanı olan Şahin, 18.10.2023 tarihinde yeniden seçilerek dördüncü dönem RTÜK Başkanlığı görevini yürüttü. Evli ve iki çocuk babası olan Ebubekir Şahin, İngilizce bilmektedir.

Açıklanan çay taban fiyatı Rizelileri böldü Haber

Açıklanan çay taban fiyatı Rizelileri böldü

2024 yılında 17 lira taban fiyat ve 2 lira destekleme primiyle toplam 19 lira olan yaş çayın fiyatı bu yıl destekleme fiyatı kaldırılarak 25,44 lira olarak belirlendi. Çay müstahsillerinin bazıları bu rakama sevinirken bazı çiftçiler ise yetersiz bulduklarını dile getirdi. Çay taban fiyatı açıklanmadan önce müstahsilin beklentisinin düşük olmasının çay taban fiyatına da yansıdığını kaydeden Rizeli çay müstahsili Ensar Memişoğlu, "Bu 25,44 niye yapıldı? Rize halkı bunu kendi istedi. Kahvehanelerde, kıraathanelerde konuşuyorlar 22 olur 23 olur diye kamuoyu oluşturuyorlar. Kardeşim 35- 40 liradan açın bu kapıyı 40 lira olur mu diyorlar 40 olursa çay ocaklarında 15 lira olacak çay fiyatı, kuru çay olacak 400 lira. 400 lira zeytine veriyorsun zamanında bir kilo yaş çay parasıyla bir kilo zeytin alıyordun şimdi alamıyorsun" dedi. Bir yılda 3 sürgün çay toplandığını hatırlatan Sabit Karaca, "Yeterlidir, ben o kadar düşünmüyordum tabii ki hayat şartlarına göre yeterli değil ama biz 3 kez çay topluyoruz bunu da 25 liradan 75 lira yapıyor gayet yeterli bence" ifadelerini kullandı. Açıklanan fiyattan memnuniyetini dile getiren Ahmet Ak, "Çok güzel bir fiyat verdiler biz memnunuz, bunu da öpsünler başına koysunlar" dedi. Rize'nin Pazar ilçesinde yaşayan çay müstahsili Volkan Canca ise, "Çayın fiyatı ideal bir fiyat daha düşük bekliyorduk biz. Çaykur'un burada işleyeceği politika çok önemli çay alımında kısıtlama ve kontenjana giderse, özel sektör daha düşük alım durumu olabiliyor buna da dikkat etmesini bekliyoruz" diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.