SON DAKİKA
Hava Durumu

#Sağlık

Söz Bursa - Sağlık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlık haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Tatlı krizine sağlıklı çözüm: Hem şifa deposu hem leziz Karadutlu Magnolya Haber

Tatlı krizine sağlıklı çözüm: Hem şifa deposu hem leziz Karadutlu Magnolya

Doğanın sunduğu en güçlü antioksidanlardan biri olan karadut, tezgahlardaki yerini aldı. Özellikle mevsim geçişlerinde bağışıklığı güçlendirmesiyle bilinen bu meyve, Bursa mutfaklarının da vazgeçilmezi olmaya aday. NEDEN KARADUT TÜKETMELİYİZ? İŞTE FAYDALARI: Güçlü Bir Antioksidan: Vücuttaki serbest radikallerle savaşarak hücre yenilenmesine yardımcı olur ve yaşlanma belirtilerini geciktirir. Bağışıklık Kalkanı: İçerdiği yüksek C vitamini sayesinde hastalıklara karşı vücut direncini artırır. Kan Şekerini Dengeler: Lifli yapısıyla sindirimi kolaylaştırırken, kan şekerinin ani yükselmesini önlemeye yardımcı olur. Kalp Dostu: Damar sertliğini önlemede ve kötü kolesterolü düşürmede etkili olduğu bilinmektedir. Ağız ve Diş Sağlığı: Özellikle karadut şurubunun ağız içi yaralara (aft) karşı tedavi edici özelliği halk arasında yaygın olarak kullanılır. MEVSİMİN EN TATLI ÖNERİSİ: KARADUTLU PRATİK MAGNOLYA Hafifliği ve meyvenin mayhoş tadıyla birleşen bu tatlı, akşam çaylarının yanına çok yakışacak. Malzemeler: *1 kase taze karadut *1 litre süt *1 su bardağı toz şeker *2 yemek kaşığı nişasta, 2 yemek kaşığı un *1 paket krema *Yulaflı bisküvi Hazırlanışı: Süt, şeker, un ve nişastayı koyulaşana kadar pişirin. Ocaktan aldıktan sonra kremayı ekleyip çırpın. Karadutları az bir şekerle ocakta hafifçe soteleyip sos haline getirin. Kupların tabanına bisküvi kırıntılarını, üzerine hazırladığınız muhallebiyi ve en üste bolca karadut sosunu ekleyin. Buzdolabında soğuttuktan sonra taze karadut taneleriyle süsleyerek servis yapın.

Umut ve bereket kapısı aralanıyor: Hıdırellez coşkusu başlıyor! Haber

Umut ve bereket kapısı aralanıyor: Hıdırellez coşkusu başlıyor!

Orta Asya’dan Balkanlar’a kadar geniş bir coğrafyada binlerce yıldır "Bahar Bayramı" olarak kutlanan Hıdırellez, 2026 yılında da umutları tazelemeye hazırlanıyor. Doğanın uyanışını ve bereketin gelişini simgeleyen bu özel gün, 5 Mayıs Salı akşamı gün batımıyla başlayıp 6 Mayıs Çarşamba günü gün boyu devam edecek. HIDIRELLEZ RİTÜELLERİ: DİLEKLER GÜL AĞACINA EMANET Hıdırellez’in en yaygın ve en sevilen geleneği, dileklerin bir kağıda çizilerek veya yazılarak gül ağacının dalına asılması ya da dibine gömülmesidir. 5 Mayıs akşamı gerçekleştirilen bu ritüelde, gül ağacı altına ev, araba, bebek ya da sağlık gibi dileklerin sembolleri çizilir. İnanışa göre, o gece yeryüzüne inen Hızır (A.S.), bu dileklere dokunarak gerçekleşmesini sağlar. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte bu dilekler ağaç altından alınarak akar suya (dere, nehir veya deniz) bırakılır. ATEŞTEN ATLAYARAK ARINMA VE SAĞLIK Hıdırellez gecesinin olmazsa olmazı mahalle aralarında yakılan büyük ateşlerdir. Ateşin üzerinden üç kez atlamanın, kişinin üzerinden hastalıkları ve kötülükleri döküp ona sağlık getireceğine inanılır. Bu ritüel, aynı zamanda kıştan kalan yorgunluğun ve negatif enerjinin atılarak bahara zinde bir başlangıç yapılmasını simgeler. BOLLUK VE BEREKET İÇİN ‘AÇIK’ BIRAKIN Hıdırellez gecesi evdeki rızkın artması için de ilginç gelenekler sürdürülüyor: Cüzdanlar Açık: Para bereketi için cüzdanların ağzı o gece açık bırakılır. Mutfakta Hazırlık: Un, şeker ve bakliyat kavanozlarının kapakları aralanır. Kapı Eşiği: Hızır’ın eve bereket getirmesi için kapı ve pencereler sabahın erken saatlerinde açılır. Baht Açma Gelenekleri: Martifal Özellikle kadınların ve genç kızların ilgi gösterdiği "Kısmet Çömleği" (Martifal) geleneğinde, içine takı veya işaret bırakılan bir çömlek gül ağacı altında bekletilir. Ertesi gün maniler eşliğinde çömlekten çıkarılan eşyalar, o kişinin kaderine dair işaretler olarak yorumlanır. HIDIRELLEZ NE ZAMAN BAŞLIYOR? Tarihsel döngüde Ruz-ı Hızır (Hızır Günleri) olarak adlandırılan yaz mevsiminin başlangıcı sayılan Hıdırellez, 5 Mayıs Salı akşamı başlar. Bayramın asıl günü ve doğayla buluşma zamanı ise 6 Mayıs Çarşamba günüdür. Uzmanlar ve tarihçiler, Hıdırellez’in sadece bir inanç değil, aynı zamanda toplumdaki yardımlaşma ve dayanışma duygusunu pekiştiren en güçlü kültürel miraslardan biri olduğunun altını çiziyor.

BDO'da seçim heyecanı: Yenilik Grubu projelerini açıkladı Haber

BDO'da seçim heyecanı: Yenilik Grubu projelerini açıkladı

Bursa Diş Hekimleri Odası’nın (BDO) 21. Olağan Genel Kurulu ve organ seçimleri 2-3 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirecek. 2 Mayıs Cumartesi günü saat 10.00’da başlayacak ve BAOB’da yapılacak Genel Kurul öncesi açıklama yapan ‘Yenilik Grubu’ Başkan Adayı Mümin Kırcalı, mesleğin geleceğine dair vizyonunu ve sahada büyük yankı uyandıran projelerini kamuoyuyla paylaştı. "Birleştirici ve kapsayıcı" bir yönetim modelini temel alan Kırcalı, tüm meslektaşlarını kucaklayan, aidiyet duygusunu merkeze alan yeni nesil bir oda yapısı vaat etti. Yenilik Grubu olarak hazırladıkları projelerin odağında meslektaş dayanışmasının yer aldığını belirten Mümin Kırcalı, seçim çalışmaları kapsamında yaptığı açıklamada "Biz, Bursa Diş Hekimleri Odası'nı sadece resmi işlemlerin yürütüldüğü bir meslek kuruluşu değil; her bir meslektaşımızın kendini evinde hissettiği, sesinin duyulduğu ve aidiyet duygusunun en üst seviyeye ulaştığı büyük bir aile haline getirmek istiyoruz. Temel ilkemiz; şeffaf, hesap verebilir ve herkesi kucaklayan bir yönetim anlayışıdır. Hiçbir meslektaşımızı ötekileştirmeden, birleştirici bir dil ile mesleğimizin saygınlığını ve gücünü daha da yukarı taşıyacağız" dedi. Seçim çalışmaları sürecinde klinikleri dolaşarak meslektaşlarıyla bir araya geldiklerini ve sorunları birinci ağızdan dinlediklerini belirten Kırcalı, sahada en çok dikkat çeken ve destek gören projelerinin "Genç BDO" olduğunu ifade etti. Tamamen genç meslektaşlardan oluşacak bu özel komisyonun hayati bir rol üstleneceğini belirten Kırcalı, "Mesleğe yeni adım atan genç hekimlerimizin sektöre girişte yaşadıkları zorlukları çok iyi biliyoruz. Onları bu zorlu süreçte yalnız bırakmayacağız. Tamamen genç meslektaşlarımızdan oluşacak Genç BDO komisyonumuz aracılığıyla, mesleğe yeni başlayanlara yönelik ekstra ve tamamen ücretsiz eğitimler düzenleyeceğiz. Sektöre entegrasyon sürecinde karşılaşacakları her türlü engelde onlara rehberlik edecek, çok güçlü bir dayanışma ve destek mekanizması kuracağız" şeklinde konuştu. Mesleki tükenmişliğin ve yalnızlaşmanın önüne geçmenin ancak güçlü bir sosyal etkileşimle mümkün olacağını belirten Kırcalı açıklamasını şöyle tamamladı: "Yeni dönemde odamız sadece idari işlerle değil, üyelerimizin hayatına dokunan projelerle anılacak. Saha ziyaretlerimizde meslektaşlarımıza sadece bir yönetim vizyonu değil; sosyalleşen, bir araya getiren, nitelikli eğitimler ve aktivitelerle yaşayan bir oda anlattık. Planladığımız bu sosyal alanları ve sürekli eğitim programlarını paylaştığımızda, meslektaşlarımızın gözlerindeki o heyecanı ve aidiyet isteğini net bir şekilde gördük. BDO Mobil Uygulaması’ndan Genç BDO’ya kadar tüm projelerimiz, bu heyecanı sürekli kılmak içindir." 3 Mayıs'ta yapılacak seçimlerde, Bursa’daki diş hekimliği camiasında aydınlık bir dönemin kapılarını aralayacaklarını belirten Mümin Kırcalı liderliğindeki Yenilik Grubu, tüm meslektaşlarını bu coşkuya ortak olmaya ve sandıkta yeniliğe destek vermeye davet etti.

Astımda sessiz tehlikeye dikkat! Haber

Astımda sessiz tehlikeye dikkat!

Astım, dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen kronik bir solunum yolu hastalığı olduğunu belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Nazan Nalcı Savaş, doğru tedavi ve alışkanlıkların düzenlenmesiyle kişilerin günlük hayatlarına güvenle devam edebileceğini söyledi. Astım hastalarının günlük hayatta karşılaştığı zorluklara dikkat çeken Medicana Bursa Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Nazan Nalcı Savaş, hastalığın yalnızca ataklardan ibaret olmadığını vurguladı. Savaş, "Astım, çoğu zaman sadece nefes darlığı ile ilişkilendirilse de aslında günlük hayatı pek çok açıdan etkileyen kronik bir hastalıktır. Bazen gece uykusunu bölen bir öksürük, bazen merdiven çıkarken hissedilen göğüs sıkışması ya da gün içinde artan yorgunluk astımın bir parçası olabilir" dedi. "SADECE AKCİĞERLERİ DEĞİL, HAYAT KALİTESİNİ DE ETKİLER" Astımın yalnızca fiziksel belirtilerle sınırlı olmadığını belirten Savaş, hastaların günlük hayatta birçok zorlukla karşılaştığını ifade etti. Soğuk hava, sigara dumanı, parfüm kokuları, toz ve hava kirliliği gibi faktörlerin hastalar için önemli tetikleyiciler olduğunu belirten Savaş, astım hastalarının sıkça yaşadığı sorunları ise şu şekilde sıraladı: "Gece öksürük nedeniyle bölünen uyku. Sabah yorgun uyanma. Günlük işlerde çabuk yorulma. Merdiven çıkarken nefes darlığı. Spor yapmaktan kaçınma. Sosyal ortamlarda endişe." Astım hastalarının zaman zaman kendini yalnız hissedebildiğini ifade eden Savaş, "Dışarıdan sağlıklı görünseler bile, içten içe sürekli bir nefes kontrolü ve atak endişesi yaşayabilirler. Bu durum zamanla stres, yorgunluk ve sosyal geri çekilmeye yol açabilir. Aslında, astım kontrol altına alınabilir bir hastalıktır. Düzenli hekim takibi ve doğru tedavi önemlidir. Özellikle inhaler ilaçların doğru teknikle kullanılması tedavi başarısında kritik rol oynamaktadır. İnsanların önemli bir kısmı, inhaler cihazlarını doğru kullandığını düşünse de teknik hatalar nedeniyle yeterli fayda göremeyebiliyor. Bu sebeple tedavi düzenli olarak gözden geçirilmelidir" dedi. Dr. Savaş, şu soruların hastalar için yol gösterici olabileceğini belirtti: "Geceleri öksürük oluyor mu? Haftada kaç kez nefes darlığı hissediliyor? Günlük aktiviteler kısıtlanıyor mu? İlaçlar düzenli ve doğru kullanılıyor mu? Bu sorulara verilen cevaplar önemlidir. Şikayetlerin devam etmesi halinde mutlaka bir göğüs hastalıkları uzmanına başvurulması gerekir. Astım teşhisi, hayatı kısıtlamak zorunda olmadığımız bir sağlık sorunudur. Doğru tedavi ve takip ile hastalar aktif ve kaliteli bir hayat sürdürebilirler. Nefes almak hayatın en temel konforudur. Bu konfor bozulduğunda yalnızca fiziksel değil, ruhsal ve sosyal hayat da etkilenir. Yaşanan sıkıntıları normalleştirmeyiniz. Daha rahat nefes almak herkesin hakkı."

Bingöl’de şaşırtan ameliyat: Safra kesesinden 2 bin 67 taş çıkarıldı Haber

Bingöl’de şaşırtan ameliyat: Safra kesesinden 2 bin 67 taş çıkarıldı

Bingöl Devlet Hastanesi’nde gerçekleştirilen ameliyatta, nadir görülen bir vakaya imza atıldı. Bir hastanın safra kesesinden tam 2 bin 67 adet taş çıkarıldı. Karın ağrısı ve sindirim sistemi şikayetleriyle hastaneye başvuran S.T. isimli hastanın yapılan tetkiklerinde safra kesesinde ileri düzeyde taş birikimi tespit edildi. Bunun üzerine cerrahi müdahale kararı alındı. Operasyon, Mustafa Yiğit tarafından laparoskopik kolesistektomi (kapalı safra kesesi ameliyatı) yöntemiyle gerçekleştirildi. Başarıyla tamamlanan ameliyat sırasında hastanın safra kesesinden toplam 2 bin 67 taş çıkarıldığı belirlendi. Uzmanlar, bu kadar yüksek sayıda safra taşı vakalarının oldukça nadir görüldüğüne dikkat çekerek, tedavi edilmeyen safra kesesi hastalıklarının ciddi enfeksiyonlara, safra yolu tıkanıklıklarına ve pankreatit gibi hayati risklere yol açabileceğini vurguladı. Operasyonu gerçekleştiren Dr. Yiğit, meslek hayatında ilk kez bu kadar fazla sayıda taşla karşılaştığını belirterek, hastanın sağlığına kavuşmasının sevindirici olduğunu ifade etti. Ameliyat sonrası genel durumu iyi olan hasta kısa sürede taburcu edilirken, hastanenin Başhekimi Reha Sermed Aygören, sağlık kuruluşunda özellikli ameliyatların artarak devam ettiğini ve vatandaşlara kaliteli sağlık hizmeti sunmak için çalışmaların sürdüğünü belirtti.

Uzmanı uyardı: Suçiçeği hafife alınmamalı! Haber

Uzmanı uyardı: Suçiçeği hafife alınmamalı!

Türkiye genelinde Suçiçeği vakalarında zaman zaman gözlenen artış, özellikle çocuklu ailelerde endişeye neden oluyor. Okul ve kreş gibi toplu alanlarda hızla yayılabilen hastalıkla ilgili açıklamalarda bulunan Burtom Özlüce Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Ufuk Sevgican, suçiçeğinin yalnızca basit bir çocukluk hastalığı olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı. Sevgican, suçiçeğinin oldukça bulaşıcı bir enfeksiyon olduğunu belirterek, “Virüs, enfekte kişilerin öksürmesi ya da hapşırmasıyla havaya karışan damlacıklar yoluyla ya da ciltteki açık lezyonlarla temas sonucu kolayca bulaşır. Özellikle daha önce hastalığı geçirmemiş veya aşılanmamış kişiler için risk yüksektir” dedi. BELİRTİLER 1-3 HAFTADA ORTAYA ÇIKIYOR Suçiçeğinin en belirgin özelliğinin kaşıntılı, içi sıvı dolu döküntüler olduğunu ifade eden Sevgican, virüse maruz kaldıktan sonra belirtilerin genellikle 7 ila 21 gün içinde ortaya çıktığını söyledi. Döküntülerin ise çoğunlukla 5 ila 10 gün içerisinde iyileştiğini belirtti. Hastalığın başlangıcında ateş, iştahsızlık, baş ağrısı ve halsizlik gibi belirtilerin görülebildiğini aktaran Sevgican, döküntülerin üç aşamada geliştiğini kaydetti: önce kabarık şişlikler (papül), ardından sıvı dolu kabarcıklar (vezikül) ve son olarak kabuklanma evresi. BULAŞICILIK DÖKÜNTÜDEN ÖNCE BAŞLIYOR Uzmanlara göre hastalık, döküntüler ortaya çıkmadan 1-2 gün önce bulaşıcı hale geliyor ve tüm kabarcıklar kabuk bağlayana kadar devam ediyor. Bu nedenle hastalığın yayılmasını önlemek için izolasyon büyük önem taşıyor. Çocukların bu süreçte okul ve kreş gibi toplu ortamlardan uzak tutulması gerektiğini belirten Sevgican, hijyen kurallarına dikkat edilmesinin de kritik olduğunu vurguladı. TEDAVİDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER Suçiçeği geçiren sağlıklı bireylerde genellikle semptomlara yönelik tedavinin yeterli olduğunu belirten uzmanlar, şu önerilerde bulunuyor: Çocukların tırnakları kısa tutulmalı, Ilık banyo yapılmalı, Gerekirse antihistamin kullanılmalı, Ateş ve ağrı için parasetamol tercih edilmeli, Aspirin kesinlikle kullanılmamalı. Ayrıca 12 yaş üzerindeki bireylerde bazı durumlarda antiviral tedavi gerekebileceği ifade edildi. AŞILAMA EN ETKİLİ KORUNMA YÖNTEMİ Uzmanlar, suçiçeğinin çoğu zaman hafif seyretse de bulaşıcılığı nedeniyle ciddi bir halk sağlığı sorunu olabileceğine dikkat çekerek, aşının hastalığa karşı en etkili korunma yöntemi olduğunu belirtti.

Hayat Hastanesi’nden rekor: Bir ayda 100 normal doğum! Haber

Hayat Hastanesi’nden rekor: Bir ayda 100 normal doğum!

Bursa’nın köklü sağlık kuruluşlarından Hayat Hastanesi, anne ve bebek sağlığını önceleyen çalışmalarıyla önemli bir başarıya imza attı. Hastanede bir ay içerisinde gerçekleştirilen 100 normal doğum, düzenlenen özel bir etkinlikle kutlandı. Normal doğumun anne ve bebek sağlığı üzerindeki olumlu etkilerini vurgulayan Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ahmet Özkul, "Normal doğum, hem anne hem de bebeğin biyolojik sürecine en uygun olan yöntemdir. Dünya Sağlık Örgütü'nün de teşvik ettiği normal doğum yöntemini desteklemek için kadromuzu sürekli eğitiyoruz. Biz burada sadece bir sayıya ulaşmadık, annelerimizi bu doğal sürece hazırlayacak güvenli ortamı ve uzmanlığı sunduk" dedi. Bu sonuca ulaşabilmek amacıyla çok sayıda eğitim ve seminerle kadronun daha donanımlı hale getirildiğine işaret eden Dr. Ahmet Özkul, "Ayrıca kalite belgelerini alıyoruz. Hayat Hastanesi’nin Sağlıkta Kalite Sistemi (SKS) puanının 100 üzerinden 99.4 olarak açıklandığını belirtmek isterim. Bu hepimizin başarısıdır. Kurumumuzda her şeyden önce eğitimi önemseyerek, gelişimin yükselmesini sağlıyoruz" diye konuştu. Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Medikal Direktör Uzm. Dr. Fatih Özkul ise, "Ülkemizde doğumlarda sezaryen sayısı yükseliyor. Hayat Hastanesi olarak; biz bunu düşürmeye çalışıyoruz. Her bir birim ayrı ayrı titizlikle çalıştığı için bu sonuç elde edildi. Bütünün her bir parçası olarak kabul edebileceğimiz tüm çalışma arkadaşlarımıza, bütün ekibimize çok teşekkür ederim. Bunu hep birlikte başardık" ifadelerini kullandı. Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Genel Koordinatör Betül Kabalar ise, "Bu başarıyı hep beraber elde ettik. Ekibin buna uygunluğu her şeyden önemli. Bu yüzden bütün çalışma arkadaşlarımızı tebrik ediyorum. Normal doğum sayısını artırmak için ne kadar çabaladığınıza şahit oldum. Güzel bir noktaya geldik. Normal doğum sayısı daha fazla artsın ki hep beraber tekrar kutlama fırsatımız olsun" diye konuştu. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Merve Işık da, "Özelde normal doğum olmaz şeklindeki önyargıları buradaki arkadaşlarımla beraber kırdık. Ebelerimize duyduğumuz güven sayesinde bu başarıyı artırabildik. Herkesi tebrik ediyorum" şeklinde konuştu. Konuşmaların ardından pasta kesilerek kutlama gerçekleştirildi.

Karaciğer dostu Bursa usulü iç baklalı enginar: Tam kıvamında püf noktalı tarif! Haber

Karaciğer dostu Bursa usulü iç baklalı enginar: Tam kıvamında püf noktalı tarif!

Bahar aylarının gelmesiyle birlikte Bursa’nın bereketli topraklarından süzülüp gelen lezzetler sofralarımızı süslemeye başladı. Ege’nin meşhur Şevketi Bostan’ından sonra, Mart ayının son günlerinde rotayı Bursa’nın mutfak kültüründe sarsılmaz bir yere sahip olan, adeta bir "sağlık iksiri" olarak anılan İç Baklalı Enginar’a çeviriyoruz. DOĞAL BİR DETOKS MUCİZESİ: NEDEN ENGİNAR? Uzmanlar, mevsim geçişlerinde vücudun arınması için enginarın eşsiz bir fırsat olduğunu vurguluyor. İçerdiği "Cynarin" maddesi sayesinde karaciğer dostu olarak bilinen bu sebze, sadece bir yemek değil, aynı zamanda doğal bir ilaç niteliğinde. Kan şekerini dengeleyen, sindirimi düzenleyen ve kötü kolesterolü düşüren enginar; yüksek antioksidan kapasitesiyle bağışıklık sistemini de çelik gibi güçlendiriyor. BURSA USULÜ LEZZET SIRRI: İÇ BAKLA VE ENGİNARIN MUHTEŞEM UYUMU Peki, bu şifa deposunu Bursa usulü en lezzetli haliyle nasıl pişirmeli? İşte mutfağınızda fark yaratacak o özel tarif: GÜNÜN MENÜSÜ: ZEYTİNYAĞLI İÇ BAKLALI ENGİNAR Haberimizin odağındaki bu tarifte en kritik nokta, enginarın o meşhur beyaz rengini korumak. İyice ayıklanmış çanak enginarlar, pişirme anına kadar limonlu ve unlu suda bekletilerek kararması önleniyor. Tencerede zeytinyağı ile şeffaflaşan kuru soğanların yanına, kabukları özenle soyulmuş "kuzu baklalar" ekleniyor. Enginar çanaklarının içine paylaştırılan bu yeşil harç; taze soğan, bir tutam toz şeker ve bol limon suyu ile buluşuyor. Kısık ateşte, tencere kapağı ile yemek arasına serilen yağlı kağıt sayesinde kendi buharıyla pişen enginarlar, lokum kıvamına ulaşıyor. FİNAL DOKUNUŞU: DEREOTU VE ZEYTİNYAĞI Oda sıcaklığına gelen yemeğin üzerine serpilen bol taze dereotu ve gezdirilen sızma zeytinyağı, lezzeti doruğa çıkarıyor. Yanına eşlik edecek isli bir firik pilavı veya besleyici bir siyez bulguru, Mart ayının bu serin akşamında sofranıza tam bir ziyafet havası katacak.

Sigarayı bıraktığınız an vücudunuzda mucize başlıyor! Haber

Sigarayı bıraktığınız an vücudunuzda mucize başlıyor!

Nev Sağlık Grubu Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Elif Yaldız, sigaranın her nefeste kişinin sağlığından biraz daha götürdüğünü belirterek, sigarayı bırakmanın ardından vücutta başlayan iyileşme sürecine dikkat çekti. Sigaranın onlarca hastalığa neden olduğunu vurgulayan Yaldız, “Kişi hangi yaşta olursa olsun sigarayı bıraktığı anda vücudunda iyileşmeler görülmeye başlanır. Erken yaşlarda sigarayı bırakmak vücudun hiç sigara içmemiş bir kişinin vücudu gibi olmasını sağlarken, ileri yaşlarda bırakmak da sağlığa birçok olumlu katkıda bulunur; hastalıkların oluşmasını ve ilerlemesini önler” dedi. Sigara Bırakıldığında Vücutta Neler Değişir? Sigarayı bırakmakla birlikte kan dolaşımından solunum sistemine, kalp sağlığından cilt kalitesine kadar birçok alanda olumlu değişiklikler gözlemlendiğini ifade eden Yaldız, solunum yollarının kendini yenilemeye başladığını, kalp hastalıkları riskinin azaldığını ve bağışıklık sisteminin güçlendiğini söyledi. Tat ve koku duyularının belirgin şekilde arttığını belirten Yaldız, sigaraya ayrılan maddi yükün ortadan kalktığını, kapalı ortamlarda daha temiz hava solunduğunu ve cinsel sağlığın da olumlu yönde etkilendiğini ifade etti. Bağımlılığın oluşturduğu yoksunluk ve endişenin zamanla ortadan kalktığını söyleyen Yaldız, kişinin kendini daha zinde hissettiğini vurguladı. Sigarayı Bıraktıktan Sonraki İlk Saatler Sigara bırakıldıktan sonra vücudun ilk saatlerden itibaren toparlanmaya başladığını belirten Yaldız, yirmi dakika sonra kan basıncı ve nabzın normale döndüğünü, el ve ayak dolaşımının iyileştiğini söyledi. Sekiz saat sonra kandaki oksijen seviyesinin normale geldiğini ve kalp krizi riskinin düştüğünü, yirmi dört saat sonra ise vücudun karbonmonoksitten tamamen arındığını ifade etti. Yaldız, bu ilk yirmi dört saatlik sürecin, vücudun ne kadar hızlı tepki verebildiğinin en net göstergelerinden biri olduğunu belirtti. Bir Ay Sonra Akciğerlerde Başlayan İyileşme Sigarayı bıraktıktan sonra akciğerlerde başlayan iyileşmelerin özellikle ilk haftalardan itibaren kendini gösterdiğini belirten Yaldız, bronşlardaki daralmanın azaldığını ve hava geçişinin kolaylaştığını söyledi. Sekresyon artışıyla birlikte akciğerlerin kendini temizlemeye başladığını belirten Yaldız, solunum kapasitesinin yükseldiğini ve oksijen alımının arttığını ifade etti. Nefes alırken zorlanma hissinin azaldığını, öksürük, balgam ve hırıltılı solunum gibi şikayetlerin gerilediğini vurgulayan Yaldız, akciğer fonksiyonlarında yüzde beş ile on oranında iyileşme sağlanabildiğini dile getirdi. Kalp ve Damar Sistemi Üzerindeki Etkiler Sigaranın kalp ve damar sistemi üzerindeki olumsuz etkilerinin bırakıldıktan sonra hızla azalmaya başladığını söyleyen Yaldız, kan basıncının normale döndüğünü ve nabzın dengelendiğini ifade etti. İlk yıl içinde kalp krizi riskinin yüzde elli oranında azaldığını belirten Yaldız, kanın oksijen taşıma kapasitesinin arttığını ve dolaşım sisteminin daha verimli çalıştığını söyledi. Damar tıkanıklığı riskinin düştüğünü ve damar elastikiyetinin arttığını vurgulayan Yaldız, felç, beyin damar hastalıkları ve bacak damar hastalıkları riskinde de belirgin azalma görüldüğünü belirtti. Enerji, Performans ve Günlük Yaşam Sigarayı bırakmanın günlük enerji ve fiziksel performansı doğrudan olumlu etkilediğini ifade eden Yaldız, enerji seviyesinin belirgin şekilde arttığını ve yorgunluk hissinin azaldığını söyledi. Egzersiz sırasında solunum kapasitesinin arttığını, kaslara giden oksijen miktarının yükselmesiyle daha hızlı toparlanma sağlandığını belirtti. Nefes darlığı hissinin azaldığını ve özellikle yürüyüş ve koşu gibi aktivitelerde fark edilir düzeyde rahatlama olduğunu vurgulayan Yaldız, günlük yaşamda hareketliliğin ve zindelik hissinin arttığını ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.