SON DAKİKA
Hava Durumu

#Sağlık

Söz Bursa - Sağlık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlık haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Dünya emzirme haftası: Anne sütü bebeğe ilk aşıdır! Haber

Dünya emzirme haftası: Anne sütü bebeğe ilk aşıdır!

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Harika Dikdur, anne sütünün hem bebekler hem de anneler için büyük önem taşıdığını belirterek, birçok sağlık sorunu açısından koruyucu etkisi bulunduğunu söyledi. Her yıl 1-7 Ağustos Dünya Emzirme Haftası, anne sütünün önemine dikkat çekmek, emzirmeyi desteklemek ve aileleri bilimsel bilgilerle bilinçlendirmek amacıyla tüm dünyada kutlanıyor. Medicana International Samsun Hastanesi doktorlarından Uzm. Dr. Harika Dikdur, anne sütünün bir bebeğin yaşamındaki en değerli ve en doğal besin olduğuna dikkat çekerek, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve UNICEF'in, yaşamın ilk altı ayında bebeklerin yalnızca anne sütü ile beslenmesini, altıncı aydan sonra uygun ek gıdalara başlanarak emzirmenin en az iki yaşına kadar sürdürülmesini önerdiğini ifade etti. "ANNE SÜTÜ BEYİN GELİŞİMİNİ OLUMLU ETKİLER" Anne sütünün öneminden bahseden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Harika Dikdur, "Anne sütü yalnızca bir besin değildir. İçeriği bebeğin yaşına, doğum haftasına, hatta günün saatine göre değişebilen canlı bir biyolojik sıvıdır. Anne sütü, bebeğin ihtiyaç duyduğu tüm enerji ve besin öğelerini ideal oranda içerir. Antikorlar, bağışıklık hücreleri ve koruyucu proteinler sayesinde enfeksiyonlara karşı güçlü bir koruma sağlar. Bağırsak mikrobiyotasının sağlıklı gelişimini destekleyerek bağışıklık sisteminin temellerini oluşturur. Sindirimi kolaydır ve alerjik hastalıkların görülme riskini azaltmaya yardımcı olur. Beyin gelişimi, görme fonksiyonları ve nörogelişim üzerinde olumlu etkiler gösterir. Bilimsel çalışmalar, anne sütü alan bebeklerde ishal, zatürre, orta kulak enfeksiyonu ve hastane yatışlarının anlamlı şekilde azaldığını ortaya koymaktadır. Uzun dönemde ise obezite, tip 2 diyabet ve bazı kronik hastalıkların görülme riskinin daha düşük olduğu bildirilmektedir" dedi. "EMZİRMEK ANNE İÇİN DE FAYDALI" Emzirmenin ve anne sütünün bebeğin yanı sıra anneye de faydaları olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Dikdur, "Emzirmenin faydaları yalnızca bebeğe değil, anneye de uzanır. Emzirme, doğum sonrası rahmin toparlanmasını hızlandırır. Doğum sonrası kanama riskini azaltır. Meme ve yumurtalık kanseri riskini düşürür. Tip 2 diyabet gelişme riskini azaltabilir. Anne ile bebek arasındaki duygusal bağı güçlendirir. Oksitosin hormonunun salgılanmasını artırarak annenin psikolojik iyilik haline katkıda bulunur" diye konuştu. "DOĞUM SONRASI İLK SAATTE EMZİRMEYE BAŞLAMAK ÖNEMLİ" Doğumdan sonra ilk saat içinde bebeğin emzirilmeye başlanması gerektiğini belirten Dikdur, "Doğumdan sonraki ilk saat içinde emzirmeye başlanması, hem anne sütünün devamlılığı hem de bebeğin bağışıklık sisteminin güçlenmesi açısından büyük önem taşır. İlk gelen sarı renkli süt (kolostrum), yoğun antikor içeriği nedeniyle adeta bebeğin ilk aşısı niteliğindedir. Az miktarda görünse bile bebeğin ihtiyacını karşılayacak kadar değerlidir ve mutlaka verilmelidir. ‘Sütüm yetmiyor' endişesi çoğu zaman doğru değildir. Yeni annelerin en sık yaşadığı kaygılardan biri sütlerinin yetersiz olduğunu düşünmeleridir. Oysa ilk haftalarda bebeğin sık emmek istemesi genelde normaldir ve süt üretimini artıran doğal bir mekanizmadır. Bebeğin yeterli kilo alması, düzenli idrar yapması ve gelişiminin normal seyretmesi, anne sütünün yeterli olduğunun en önemli göstergeleridir. Bu süreçte annelerin çevresinden gelen yanlış bilgiler yerine sağlık profesyonellerinden destek almaları büyük önem taşımaktadır" şeklinde konuştu. "EMZİRME SADECE BESLENME DEĞİLDİR" Emzirmenin sadece beslenme olarak değerlendirilmemesi gerektiğinin de altını çizen Uzm. Dr. Dikdur, ayrıca şunları söyledi: "Emzirme sırasında bebeğin annesiyle kurduğu ten teması, göz teması ve güven duygusu, yaşam boyu sürecek psikososyal gelişimin temel taşlarından biridir. Anne sütü yalnızca karın doyurmaz; güven verir, bağ kurar, sakinleştirir ve sağlıklı gelişimi destekler. Her annenin emzirme yolculuğu birbirinden farklıdır. Bazen bu süreç kolay ilerlerken bazen profesyonel destek gerektirebilir. Önemli olan mükemmel olmak değil, vazgeçmemektir. Emzirme konusunda yaşanan her güçlük çözümsüz değildir. Doğru bilgi, sabır ve uygun destekle pek çok sorun aşılabilir. Bebeğinize vereceğiniz en kıymetli hediyelerden biri anne sütünüzdür. Kendinize güvenin, sorularınızı sağlık profesyonellerine danışın ve emzirme yolculuğunuzda yalnız olmadığınızı unutmayın."

Kızamık olgularında 4 kat artış! Pala Bakanlığı göreve çağırdı Haber

Kızamık olgularında 4 kat artış! Pala Bakanlığı göreve çağırdı

Yeni Parti Bursa Milletvekili ve TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Üyesi Prof. Dr. Kayıhan Pala, Türkiye’de, aşıyla önlenebilir bir hastalık olan kızamık olgularındaki ürkütücü artışı ve Sağlık Bakanlığı’nın veri gizleme politikasını TBMM gündemine taşıdı. Bakan Kemal Memişoğlu’nun yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi veren Pala, toplum bağışıklığının zayıfladığına dikkat çekerek, yetkilileri acil önlem almaya çağırdı. Veriler neden gizleniyor? Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine dikkat çeken Prof. Dr. Kayıhan Pala, Türkiye'de 2025 yılı boyunca toplam 219 olarak bildirilen kızamık olgu sayısının, 2026 yılının ilk 5 ayında 877’ye ulaştığını vurguladı. Kızamık olgularındaki bu 4 katlık artışın arkasında sağlık sistemindeki yetersizliğin ve düşen aşılama oranlarının yattığına işaret eden Pala, şu değerlendirmede bulundu: "Kızamık; aşıyla korunulabilir, yüksek bulaştırıcılığa sahip, özellikle çocuklarda kalıcı hasarlara ve hatta ölüme yol açabilen bir bulaşıcı hastalıktır. Güvenli ve etkili bir aşısı varken olguların geçen yıla göre artış göstermesi, bağışıklama çalışmalarının etkili yürütülemediğini ve toplum bağışıklığının zayıfladığını ortaya çıkarmaktadır. Sağlık Bakanlığı son 12 aydır DSÖ’ye kızamık hastalarının yaş grubunu ve aşılanma durumunu bildirmemektedir. Bakanlık güncel verileri toplumdan ve uluslararası kamuoyundan neden gizlemektedir?" Aşılama oranları alarm veriyor! Sağlık İstatistikleri Yıllığı verilerine atıfta bulunan Pala, 2019 yılında ülke genelinde %97 olan kızamık bağışıklama oranının 2024 yılında %94’e gerilediğini; Doğu Karadeniz ve Batı Anadolu gibi bölgelerde ise bu oranın %92’nin de altına düştüğünü belirtti. Prof. Dr. Pala, toplumda hızla yayılan aşı tedirginliği ve aşı karşıtlığına karşı Bakanlığın pasif kaldığını vurguladı. Sağlık Bakanlığı'na daha önce verdiği 4 ayrı kızamık yazılı soru önergesinden birinin tamamen yanıtsız bırakıldığını, üçüne ise yüzeysel yanıtlar verildiğini hatırlatan Pala, Bakan Kemal Memişoğlu'na şu kritik soruları yöneltti: Şeffaflık Nerede? Bakanlığınız kızamık ile ilgili güncel verileri paylaşmaktan neden kaçınmaktadır? DSÖ’ye yaş ve aşılanma durumları neden bildirilmemektedir? Bölgesel Yayılım Ne Durumda? 2025 yılı ve 2026’nın ilk yarısındaki olguların aylara, illere, yaşa ve aşı durumuna göre dağılımı nedir? Aşılamada Düşüşün Sebebi Ne? Bazı bölgelerde %92’nin altına düşen kızamık bağışıklama oranlarındaki bu gerilemenin nedeni nedir? Aşı Karşıtlığı Ölçülüyor mu? Toplumda yükselen aşı tedirginliği ve karşıtlığını ölçmeye yönelik bir çalışmanız var mıdır? Eylem Planı Var mı? Eksik aşılı çocukları tespit etmek, sağlık çalışanlarını korumak ve salgının önüne geçmek için hazırladığınız somut bir eylem planı var mıdır? "Çözüm birinci basmağa odaklanmış kamucu bir sağlık sistemi" Prof. Dr. Kayıhan Pala, Yeni Parti’nin sağlık politikasının odağında birinci basamak sağlık hizmetleri ve kamucu bir sağlık sisteminin yer aldığını belirterek; "Sağlık Bakanlığı’nın koruyucu hizmetleri geri planda bırakmasının olumsuz etkilerini, kızamık olgu sayılarındaki artışla da görüyoruz. Özellikle bulaşıcı hastalıklar söz konusu olduğunda, hastalığı önlemek için büyük bir çaba gösterilmelidir. Hastalık verilerini şeffaflıkla açıklamak, koruyucu sağlık hizmetlerini ve aşı kapsayıcılığını en üst seviyeye çıkarmak Sağlık Bakanlığı’nın temel görevlerindendir. Sağlık Bakanlığı’nı kızamık ile ilgili verileri açıklamaya ve hastalığı önlemek için etkili bir eylem planını uygulamaya çağırıyorum" dedi.

Şeftalinin en lezzetli hali: Ev yapımı reçel ve saklama tüyoları Haber

Şeftalinin en lezzetli hali: Ev yapımı reçel ve saklama tüyoları

BURSA ŞEFTALİSİ İLE KIŞA TATLI BİR DOKUNUŞ: EV YAPIMI REÇEL TARİFİ Kış sabahlarında kahvaltı sofralarını şenlendirecek, Bursa şeftalisinin o eşsiz aromasını hapseden en klasik yöntem şüphesiz reçeldir. İşte tam kıvamında, rengiyle göz kamaştıran bir tarif: Malzemeler: *1 kg sert ama olgun Bursa şeftalisi *800 gr toz şeker (yaklaşık 4 su bardağı) *1 adet limonun suyu *1-2 adet karanfil (isteğe bağlı, hoş bir aroma verir) Yapılışı Hazırlık: Şeftalileri güzelce yıkayın, kabuklarını soyun ve arzunuza göre küp küp veya elma dilimi şeklinde doğrayın. Şekere Yatırma: Doğradığınız şeftalileri geniş bir tencereye alın ve üzerine toz şekeri dökün. Tencerenin kapağını kapatıp en az 3-4 saat, tercihen bir gece bu şekilde bekletin. Şeftaliler kendi suyunu salacaktır. Kaynatma: Suyunu salan şeftalileri ocağa alın. Orta ateşte kaynamaya başlayana kadar karıştırın. Kaynadıktan sonra üzerinde oluşan köpükleri bir kevgir yardımıyla sık sık temizleyin (bu, reçelinizin berrak olmasını sağlar). Karanfilleri bu aşamada ekleyebilirsiniz. Kıvam Alma: Kısık ateşte, reçeliniz koyulaşana kadar yaklaşık 40-50 dakika pişirin. Kıvamını kontrol etmek için bir çay kaşığı reçeli soğuk bir tabağa damlatın; yayılmıyorsa kıvamı tamamdır. Son Dokunuş: Ocağı kapatmadan 5 dakika önce limon suyunu ekleyin ve bir taşım daha kaynatın. Kavanozlama: Sıcak reçeli sterilize edilmiş cam kavanozlara doldurun. Kavanozun ağzını sıkıca kapatıp ters çevirin. Bu şekilde soğumasını bekleyin, böylece vakumlanmış olur. BURSA ŞEFTALİSİNİ TAPTAZE SAKLAMANIN YOLU: DONDURUCU (DİFRİZ) YÖNTEMİ "Kışın da taze şeftali tadı almak istiyorum, smoothie veya pasta yapacağım" diyorsanız, dondurucu en büyük yardımcınız: NASIL SAKLANIR? Doğru Şeftali Seçimi: Dondurucu için çok olgunlaşmış, yumuşak şeftaliler yerine hafif sert ama tatlı olanları tercih edin. Temizlik ve Dilimleme: Şeftalileri yıkayın, kabuklarını soyun ve dilediğiniz gibi (dilim veya küp) doğrayın. Kararmalarını önlemek için doğradıktan hemen sonra üzerine hafifçe limon suyu gezdirebilirsiniz. Şoklama (İsteğe Bağlı ama Önerilir): Dilimleri 1-2 dakika kaynar suya batırıp hemen ardından buzlu suya alın. Bu işlem rengini ve dokusunu daha iyi korumasını sağlar. Ardından iyice kurulayın. Dondurma: Şeftali dilimlerini birbirine değmeyecek şekilde bir tepsiye dizin ve bu şekilde dondurucuya atın. Tamamen donduktan sonra tepsiden alıp dondurucu poşetlerine veya vakumlu kaplara yerleştirin. Bu, dilimlerin birbirine yapışmasını önler. Saklama Süresi: Bu yöntemle Bursa şeftalisini 10-12 aya kadar güvenle saklayabilirsiniz. MİS KOKULU BURSA ŞEFTALİSİNİN FAYDALARI VE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER Bursa şeftalisi sadece lezzetiyle değil, sağlık açısından sunduğu zenginliklerle de öne çıkıyor: Faydaları C Vitamini Deposu: Bağışıklık sistemini güçlendirir, hastalıklara karşı direnci artırır. Lif Kaynağı: Sindirim sistemini düzenler, kabızlığı önler ve tokluk hissi verir. Antioksidan Gücü: Vücuttaki serbest radikallerle savaşarak hücreleri korur, yaşlanma karşıtı etki gösterir. Göz Sağlığı: İçerdiği A vitamini ve beta-karoten ile göz sağlığını destekler. Kalp Dostu: Potasyum içeriği sayesinde kan basıncını dengelemeye yardımcı olur. ZARARLARI VE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER: Şeker İçeriği: Şeftali doğal şeker içerir, bu nedenle diyabet hastaları tüketim miktarını doktorlarına danışmalıdır. Reçel gibi yoğun şekerli türevleri ise ölçülü tüketilmelidir. Alerji Riski: Bazı kişilerde şeftaliye karşı alerjik reaksiyonlar görülebilir. Pestisit Kalıntıları: Kabuğuyla tüketilecekse çok iyi yıkanmalıdır; tarım ilacı kalıntıları riski her meyvede olduğu gibi şeftalide de vardır.

Pazarda vişne zamanı: Kışa hazırlık rehberi ve reçel tarifi Haber

Pazarda vişne zamanı: Kışa hazırlık rehberi ve reçel tarifi

Yaz mevsiminin en gözde, en lezzetli ve şifa dolu meyvelerinden biri olan vişne pazarlardaki ve manavlardaki tezgahları süslemeye başladı. Kısa süren mevsimi nedeniyle "zamanı geçmeden" değerlendirilmesi gereken vişne, hem kışlık hazırlıkların başrolünü oynuyor hem de vücuda sağladığı sayısız faydayla biliniyor. Peki, en lezzetli vişne reçeli nasıl yapılır? Vişne tazeliğini kaybetmeden buzlukta (dondurucuda) kışa nasıl saklanır? Vişnenin sağlığımıza faydaları nelerdir? Söz Bursa olarak, vişneye dair merak edilen tüm detayları ve kışlık hazırlık rehberini sizler için derledik. VİŞNENİN SAĞLIĞA FAYDALARI: DOĞAL BİR ŞİFA DEPOSU Vişne sadece lezzetiyle değil, içerdiği zengin vitamin ve minerallerle de adeta doğal bir ilaç niteliğinde. Melatonin Deposu ile Kesintisiz Uyku: Vişne, doğal melatonin içeren nadir meyvelerden biridir. Uyku kalitesini artırır, uykusuzluk çekenler için doğal bir çözümdür. Güçlü Antioksidan Kaynağı: İçerdiği antosiyanin maddesi sayesinde vücuttaki serbest radikallerle savaşır, hücrelerin yenilenmesini destekler ve bağışıklık sistemini güçlendirir. Eklem ve Gut Ağrılarına Birebir: İltihap önleyici (anti-inflamatuar) etkisi sayesinde eklem ağrılarını hafifletir, vücuttaki ürik asit seviyesini düşürerek gut hastalığı riskini ve ağrılarını azaltır. Kalp Dostu: Potasyum ve antioksidan zenginliği sayesinde kan basıncını (tansiyonu) dengelemeye yardımcı olur, kalp-damar sağlığını korur. Egzersiz Sonrası Kas Ağrılarını Azaltır: Spor yapanlar için harika bir toparlayıcıdır; kas liflerindeki zedelenmeyi ve antrenman sonrası ağrıları hızlıca dindirir. TAM KIVAMINDA, DAĞILMAYAN TAŞ GİBİ VİŞNE REÇELİ TARİFİ Vişne reçelinin en büyük püf noktası; meyvelerin ezilmemesi ve suyunun tam kıvamında koyulaşmasıdır. Malzemeler: *1 kg taze vişne (çekirdekleri çıkarılmış) *1 kg toz şeker (Daha ekşi sevenler 800 gr kullanabilir) *1 tatlı kaşığı taze limon suyu *1 çay kaşığı tereyağı (Köpürmesini önlemek ve parlaklık vermek için) Hazırlanışı: Meyveleri Hazırlayın ve Şekere Yatırın Hazırlık: 1 Gece Önceden Vişneleri yıkayıp çekirdeklerini pipet veya çengelli iğne yardımıyla çıkarın. Geniş bir tencereye vişneleri alıp üzerine şekeri dökün. Tencerenin kapağını kapatıp kendi suyunu salması için en az 6-8 saat (tercihen 1 gece) bekletin. Kesinlikle su eklemeyin! 2.Kaynatma İşlemi:Pişirme: (25-30 Dakika) Kendi suyunu salan vişneleri ocağa alın. Kaynamaya başlayınca üzerine tereyağını ekleyin. Yüzeyde oluşan köpükleri tahta bir kaşıkla düzenli olarak toplayın. 3.Kıvam Alma ve Limon Suyu: (Son 5 Dakika) Reçel koyulaşmaya başladığında (yaklaşık 20. dakikada) taze sıkılmış limon suyunu ekleyin ve 5 dakika daha kaynatın. Kıvam kontrolü için soğuk bir tabağa bir damla reçel suyu damlatın; dağılmayıp sabit kalıyorsa kıvamı tamamdır. 4.Kavanozlama: (Sıcak Sıcak) Sıcak reçeli sterilize edilmiş kuru cam kavanozlara paylaştırın. Yeni (sıfır) kapak kullanarak sıkıca kapatın ve ters çevirerek soğumaya bırakın. VİŞNE BUZLUKTA (DONDURUCUDA) KIŞA NASIL SAKLANIR? Kışın vişne kompostosu, vişneli kek, tart veya vişne suyu yapmak istiyorsanız derin dondurucu en pratik yöntemdir. İşte kararmadan ve lezzetini kaybetmeden saklamanın 2 farklı yolu: Yöntem 1: Çekirdeksiz ve Tepsi Yöntemi (Şeklini Korumak İçin) Vişneleri iyice yıkayın ve saplarını ayırın. Çekirdeklerini çıkarın ve süzgeçte iyice kurumasını sağlayın (Meyvelerin üzerinde su kalmamalıdır, aksi halde buz kristali oluşturur). Yağlı kağıt serili bir tepsiye vişneleri tek tek birbirine değmeyecek şekilde dizin ve tepsiyi 2-3 saat dondurucuya atın. Donan vişneleri tepsiden alıp kilitli buzdolabı poşetlerine porsiyonluk olarak doldurun, pipetle havasını çekip kilitleyin. Bu yöntemle vişneler tek tek donar, yapışmaz. Yöntem 2: Şekerle Şoklayarak Saklama (Vişne Suyu ve Komposto İçin) Temizlenmiş ve çekirdeksiz 1 kg vişneye yaklaşık 2-3 yemek kaşığı toz şeker serpip hafifçe harmanlayın. Şeker, vişnenin rengini ve tazeliğini korumasını sağlar. Doğrudan buzdolabı poşetlerine bölüştürerek dondurucuya kaldırın. SÖZ BURSA İPUCU: Vişne alırken saplarının canlı yeşil olmasına ve kabuklarının koyu kırmızı, parlak görünmesine dikkat edin. Sapı kurumuş vişneler tazeliğini kaybetmeye başlamış demektir.

Sıcak havada çocuklara spor uyarısı! Haber

Sıcak havada çocuklara spor uyarısı!

Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Bahattin Öncü, yaz aylarında artan fiziksel aktivitelerin çocukların kalp sağlığı açısından önemli faydalar sağladığını ancak sıcak havalarda alınacak basit önlemlerin ihmal edilmemesi gerektiğini belirterek, aileleri uyardı. Yaz tatilinde açık havada daha fazla vakit geçiren çocuklar, spor kamplarına katılıyor ve fiziksel aktivitelerini artırıyor. Düzenli egzersizin çocukların büyüme ve gelişiminde önemli bir yere sahip olduğunu belirten Medicana Bursa Hastanesi Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Bahattin Öncü, özellikle sıcak havalarda bilinçli hareket edilmesinin kalp ve dolaşım sistemi sağlığı açısından büyük önem taşıdığını söyledi. "Çocukluk döneminde kazanılan düzenli egzersiz alışkanlığı, yalnızca bugünün değil, yetişkinlik dönemindeki kalp sağlığının da temelini oluşturur" diyen Dr. Öncü, fiziksel aktivitenin kalp kasını güçlendirdiğini, dolaşımı iyileştirdiğini ve obezite ile diyabet gibi ilerleyen yaşlarda kalp-damar hastalıklarına zemin hazırlayabilecek risk faktörlerini azalttığını ifade etti. Dünya genelindeki sağlık otoritelerinin okul çağındaki çocuklar için her gün en az 60 dakika orta veya yüksek şiddette fiziksel aktivite önerdiğini hatırlatan Dr. Bahattin Öncü, "Koşma, yüzme, bisiklet sürme veya takım sporları gibi aktiviteler çocukların hem fiziksel hem de ruhsal gelişimine katkı sağlar. Düzenli egzersiz özgüveni artırırken, stres düzeyini de azaltır" dedi. Yaz aylarında en sık yapılan hatalardan birinin günün en sıcak saatlerinde spor yapmak olduğunu vurgulayan Dr. Öncü, şu uyarılarda bulundu: "Özellikle 11.00 ile 16.00 saatleri arasında güneş ışınlarının etkisi en yüksek seviyededir. Bu saatlerde yapılan yoğun fiziksel aktiviteler sıcak çarpması, sıvı kaybı ve dolaşım sistemi üzerinde olumsuz etkilere neden olabilir. Spor mümkün olduğunca sabah erken saatlerde ya da akşam serinliğinde yapılmalıdır." Çocukların yetişkinlere göre daha hızlı sıvı kaybedebildiğini belirten Dr. Öncü, susama hissinin beklenmemesi gerektiğinin altını çizerek, "Egzersiz öncesinde mutlaka su içilmeli, spor sırasında her 15-20 dakikada bir küçük miktarlarda su tüketilmeli ve aktivite sonrasında kaybedilen sıvı yerine konulmalıdır. Gazlı içecekler, aşırı şekerli meyve suları ve enerji içecekleri çocuklar için uygun seçenekler değildir" dedi. Spor öncesinde yapılan ısınma hareketlerinin hem kasları hem de kalbi egzersize hazırladığını söyleyen Dr. Öncü, spor sonrasında uygulanacak hafif tempolu soğuma egzersizlerinin ise kalp ritminin kontrollü şekilde normale dönmesini sağladığını ifade etti. Dr. Öncü ayrıca, çocukların açık renkli, hafif ve teri dışarı atan spor kıyafetleri giymesi, güneşten korunmak amacıyla şapka kullanması ve gerektiğinde güneş koruyucu ürünlerden yararlanması gerektiğini belirtti. Her çocuğun spor yapabileceğini ancak bazı belirtilerin çocuk kardiyolojisi açısından mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Bahattin Öncü, "Egzersiz sırasında göğüs ağrısı, bayılma veya bayılacak gibi olma hissi, çarpıntı, egzersiz sırasında aşırı nefes darlığı, açıklanamayan çabuk yorulma, dudaklarda morarma, ailede genç yaşta ani kalp ölümü öyküsü bulunması gibi belirtiler her zaman ciddi bir kalp hastalığı anlamına gelmeyebilir ancak mutlaka çocuk kardiyolojisi uzmanı tarafından değerlendirilmelidir" diye konuştu. Özellikle lisanslı spor yapacak çocuklarda spor öncesi sağlık değerlendirmesinin ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Dr. Öncü, gerekli görüldüğünde elektrokardiyografi (EKG), ekokardiyografi ve efor testi gibi tetkiklerin yapılabileceğini söyledi. Dr. Öncü, doğuştan kalp hastalığı bulunan veya daha önce kalp rahatsızlığı tanısı almış çocukların spor yapma uygunluğunun mutlaka çocuk kardiyolojisi uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerektiğini de sözlerine ekledi. Yaz döneminde sağlıklı beslenmenin fiziksel aktivitenin ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade eden Dr. Bahattin Öncü, ailelere şu önerilerde bulundu: "Taze sebze ve meyveler, tam tahıllı ürünler, balık, yoğurt ve sağlıklı protein kaynakları çocukların beslenmesinde düzenli olarak yer almalıdır. Hazır paketli gıdalar ile aşırı tuz ve şeker tüketimi ise mümkün olduğunca sınırlandırılmalıdır." Yoğun sıcak altında yapılan spor sırasında baş dönmesi, şiddetli halsizlik, bulantı, kusma, baş ağrısı, bilinç bulanıklığı ve vücut sıcaklığında belirgin artış görülebileceğini belirten Dr. Öncü, "Bu belirtiler geliştiğinde çocuk vakit kaybetmeden serin bir ortama alınmalı, sıvı desteği sağlanmalı ve şikâyetler düzelmiyorsa en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır" dedi. Dr. Bahattin Öncü, sözlerini şöyle tamamladı: "Yaz aylarında spor yapan çocukların doğru saatlerde egzersiz yapması, yeterli sıvı tüketmesi ve uyarıcı belirtilerin göz ardı edilmemesi sağlıklı bir yaz dönemi geçirilmesini sağlar. Düzenli sağlık kontrolleri ve ailelerin bilinçli desteğiyle çocuklarımız hem güvenle spor yapabilir hem de gelecekte daha sağlıklı bir kalbe sahip olabilir. Unutulmamalıdır ki sağlıklı bir çocukluk dönemi, yaşam boyu sürecek güçlü bir kalp sağlığının en önemli temelidir."

Korkutan iklim raporu: İspanya'da Mayıs ayında aşırı sıcaklar 101 can aldı Haber

Korkutan iklim raporu: İspanya'da Mayıs ayında aşırı sıcaklar 101 can aldı

İspanya’da geçtiğimiz Mayıs ayında yüksek hava sıcaklıkları nedeniyle 101 kişi hayatını kaybederken, ülkede Mayıs ayı için hava sıcaklığına bağlı ölümlerde rekor kırıldı. İspanya’da mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava sıcaklıkları nedeniyle yaşanan can kayıplarında rekor seviyeye ulaşıldı. İspanya Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, geçtiğimiz Mayıs ayında aşırı sıcaklar nedeniyle 101 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi. Bakanlık, söz konusu rakamın ülkede kayıtların tutulmaya başlandığı 2015 yılından bu yana Mayıs ayında kaydedilen en yüksek ölüm sayısı olduğunu açıkladı. Açıklamada, bu sayının son on yılda Mayıs ayında görülen ortalama can kaybının 3,6 kat üzerinde olduğuna dikkat çekilerek, Kuzey Yarımküre’de yaz mevsimi resmi olarak başlamadan önce etkili olan aşırı sıcakların insan sağlığı üzerindeki ciddi sonuçları vurgulandı. İspanya Sağlık Bakanı Monica Garcia da sıcak hava dalgalarının sağlık üzerindeki etkilerine karşı hazırlanan 2026 Ulusal Önleyici Eylem Planı’nı tanıtırken, "Sorun artık yalnızca havanın daha sıcak olması değil, asıl sorun, sıcaklıkların her geçen yıl daha erken gelmesi ve vücutlarımızın henüz buna uyum sağlayamamış olması" ifadelerini kullandı. İSPANYA’DA 2015-2025 YILLARI ARASINDA SICAKLAR NEDENİYLE 27 BİN 564 KİŞİ ÖLDÜ İspanya Günlük Ölümleri İzleme Sistemi (MoMo) verilerine göre, 2015-2025 yılları arasında ülkede yüksek hava sıcaklıklarına bağlı olarak yaklaşık 27 bin 564 kişi yaşamını yitirdi. Veriler, 4 bin 789 ölümle 2022 yılının en fazla can kaybının yaşandığı yıl olarak kayıtlara geçtiğini ortaya koyarken, 2025 yılında ise 3 bin 832 kişinin aşırı sıcaklar nedeniyle hayatını kaybettiği belirtildi. Uzmanlar, insan sağlığı açısından risk eşiğini aşan sıcaklıklarda her bir derecelik artışın ölüm riskini yüzde 9,1 ile yüzde 10,7 arasında yükselttiğine dikkat çekiyor.

İTO verileri paylaştı: İstanbul’da yaz sezonu öncesi lokanta ve otel fiyatları uçtu Haber

İTO verileri paylaştı: İstanbul’da yaz sezonu öncesi lokanta ve otel fiyatları uçtu

İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) açıkladığı verilere göre, İstanbul’da Mayıs ayında perakende fiyatlar aylık yüzde 1,53, yıllık bazda ise yüzde 36,77 arttı. İstanbul’un Mayıs ayı enflasyonu belli oldu. Mayıs ayında İstanbul’da perakende fiyat hareketlerinin göstergesi olan İTO İstanbul Tüketici Fiyat İndeksi aylık artışı yüzde 1,53 olarak gerçekleşti. 2025 Mayıs ayına göre 2026 Mayıs ayında İstanbul’da yaşanan fiyat değişimlerini gösteren bir önceki yılın aynı ayına göre değişim oranı İTO 2023=100 bazlı İTO İstanbul Tüketici Fiyat İndeksinde yüzde 36,77 olarak gerçekleşti. 2026 Mayıs ayında İstanbul Tüketici Fiyat İndeksinde; bir önceki aya göre Lokanta ve Oteller harcama grubunda yüzde 4,14, Konut harcama grubunda yüzde 3, Eğlence ve Kültür harcama yüzde 2,70, Ev Eşyası harcama grubunda yüzde 2,07, Giyim ve Ayakkabı harcama grubunda yüzde 1,84, Haberleşme harcama grubunda yüzde 1,47, Çeşitli Mal ve Hizmetler harcama grubunda yüzde 1,25, Eğitim harcama grubunda yüzde 0,96, Ulaştırma harcama grubunda yüzde 0,86, Gıda ve Alkolsüz İçecekler harcama grubunda 0,83, Sağlık Harcama grubunda yüzde 0,53 artış, Alkollü İçecekler ve Tütün harcama grubunda yüzde 0,03 azalış izlendi. İstanbul’da 2026 Mayıs ayı fiyat indeksinin belirlenmesinde; Lokanta ve Oteller Harcama grubunda yer alan ürün ve hizmetlerde piyasa koşulları, yaz dönemi ve tatil etkisine bağlı fiyat değişimleri, Konut harcamaları ve Eğlence ve Kültür Harcamaları gruplarında yer alan bazı ürün ve hizmetlerde piyasa koşullarına bağlı fiyat değişimleri ile Gıda ve Alkolsüz İçecekler Harcama grubunda mevsim geçiş etkisinin devam etmesi etkili oldu. 2026 Mayıs ayında en yüksek grup artışı Lokanta ve Oteller harcama grubunda (yüzde 4,14), en yüksek grup azalışı ise Alkollü İçecekler ve Tütün harcama grubunda (0,03) izlendi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.