SON DAKİKA
Hava Durumu

#Sağlık

Söz Bursa - Sağlık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlık haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Uzmanından ölümcül uyarı: Sıcak çarpması sakın hafife alınmasın! Haber

Uzmanından ölümcül uyarı: Sıcak çarpması sakın hafife alınmasın!

Sıcak çarpmasının erken müdahale edilmediğinde hayati tehlikeye yol açabilen ciddi bir acil sağlık sorunu olduğunu dile getiren bulunan Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görevli Acil Tıp Uzmanı Dr. Ebru Adalı, alınacak basit tedbirlerin sıcak çarpmasının önlenmesinde büyük önem taşıdığına dikkat çekti. Sıcak çarpmasının belirtileri ve alınacak önlemler hakkında açıklamalarda bulunan Uzm. Dr. Adalı, güneş ışınlarının en etkili olduğu 11.00 ile 16.00 saatleri arasında mümkün olduğunca dışarı çıkılmaması gerektiğinin altını çizdi. Bebeklerin, çocukların, gebelerin, kronik hastaların, 65 yaş ve üzerindeki bireylerin ve açık alanda çalışan vatandaşların risk altında olduğunu belirten Uzm. Dr. Adalı, gün içerisinde yeterli miktarda su tüketilmesi ve susamayı beklemeden düzenli aralıklarla sıvı alınması gerektiğinin üzerinde durdu. Sıcak çarpmasının; yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı, baş dönmesi, halsizlik, mide bulantısı, kusma, kas krampları, çarpıntı, bilinç bulanıklığı ve bayılma gibi belirtileri olabileceğini dile getiren Adalı, "Bu belirtilerin görülmesi halinde durum hafife alınmamalı, özellikle bilinç değişikliği, nöbet veya bayılma gelişmesi durumunda vakit kaybetmeden 112 Acil Sağlık ekiplerinden yardım istenmeli ya da en yakın acil servise başvurulmalıdır. Bunun yanı sıra sıcak çarpması geçirdiğinden şüphelenilen bir kişi öncelikle serin ve gölge bir ortama alınmalı, üzerindeki fazla giysiler gevşetilmeli ve vücut sıcaklığının düşürülmesine yönelik soğuk uygulamalar yapılmalıdır. Bilinci açık olan kişilere küçük yudumlarla su verilebilir. Ancak bilinci kapalı olan kişilere kesinlikle ağızdan su veya herhangi bir sıvı verilmemelidir." şeklinde konuştu. Sıcak çarpması büyük ölçüde önlenebilir bir sağlık sorunu olduğunu sözlerine ekleyen Adalı, bu konuda Sağlık Bakanlığı ve İl Sağlık Müdürlüğü'nden yapılan uyarıların dikkate alınması gerektiğini hatırlatarak sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Güneşin etkili olduğu saatlerde dikkatli olmak, bol su tüketmek, risk grubundaki bireyleri korumak ve belirtileri ciddiye almak hem kendi sağlığımız hem de toplum sağlığı açısından büyük önem taşımaktadır"

Uzmanından korkutan şeker uyarısı: Vücudun savunması çöküyor! Haber

Uzmanından korkutan şeker uyarısı: Vücudun savunması çöküyor!

Bağışıklık sistemimizin sağlığını korumak, genel iyilik halimiz için kritik bir öneme sahiptir. Ancak bazı günlük alışkanlıklar, bu sistemin zayıflamasına ve hastalıklara karşı savunmasız hale gelmemize yol açabilir. Rafine ve işlenmiş şeker tüketiminin kısıtlanması gerektiğini vurgulayan Medicana Sağlık Grubu Beslenme ve Diyet Uzmanı Veysel Ciğerli, "Günlük yapılan aktivelere devam edebilmek için kişilerin aldığı enerjinin bir kısmının karbonhidratlardan gelmesi gerektiği bilinmektedir. Fakat karbonhidrat kaynaklarının da basit ve kompleks karbonhidrat kaynakları olarak ayrılması ve en doğru seçimin, kişinin kendisinin seçerek hayat kalitesini yükseltmesi adına büyük önem taşımaktadır" dedi. İşlenmiş gıdalardan ziyade vücudun işleyişi için asıl ihtiyaç duyulan karbonhidrat kaynaklarının meyve, tahıl grubu gıdalar ve kurubaklagiller olduğunu dile getiren Medicana Bursa Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Veysel Ciğerli, "Günümüzde hazır gıdaya olan eğilim hızlı artıyor. Vücuda alınan rafine şeker miktarı bu sebeple artmaktadır. Kek, pasta, şekerleme, şekerli içecekler, makarna, pilav, beyaz ekmek gibi basit şeker ve boş enerji kaynağını sıklıkla tüketen kişilerde, 4-6 saat aralığında vücudun bağışıklığından sorumlu olan akyuvar hücreleri tarafından kullanılabilen C vitamini oranının yüzde 50 oranında düşmektedir" ifadelerini kullandı. Reseptörleri bloke eder Akyuvar hücrelerinin virüs ve bakterileri etkisiz hale getirebilmek için, vücutta bulunan C vitamini miktarının önemli olduğunu vurgulayan Dyt. Ciğerli, "Bu sebeple şeker tüketimi ve kan şekerinin yükselmesi durumunda akyuvar hücreleri vücuda giren virüs ve bakterilerin yalnızca yüzde 75'ini etkisiz hale getirebiliyor. Yükselme eğiliminde olan şeker seviyeleri bağışıklık sisteminde rol oynayan reseptörleri bloke ederek vücudu bakteriyel enfeksiyonlara açık hale getirip savunmasız bırakıyor" şeklinde konuştu. Bal ve pekmez sizi korur Kişilerin günlük yaşamda hissettiği şeker ihtiyacı hakkında da bilgiler veren Diyetisyen Veysel Ciğerli, "Mesela tatlı ihtiyacımız olduğunda, tercihimizi taze meyveler, kuru meyveler, bal, pekmez, kompostolardan yana kullanmamız bizi koruyacaktır. Basit şeker ve basit şeker içeren besinlerden uzak durmalıyız" diye konuştu. Basit şekerler sindirilemiyor Basit şekerlerin sindirilmeden direkt kana karıştığına dikkat çeken Diyetisyen Veysel Ciğerli, "Özellikle pasta, börek, meşrubatlar ve çeşitli şekerlemelere katılan basit şekerler kan şekerini hızlı bir şekilde yükseltmektedir. Yükselen kan şekeri, vücuda yerleşmeye çalışan virüs ve bakterileri tanıyan reseptörlerin hassasiyetini azaltarak bağışıklık sistemimizin zayıflamasına sebep olmaktadır. Bu sebeple, şeker tüketimine oldukça dikkat etmeliyiz" ifadelerini kullandı.

Yaz tatilinde diş çürüklerine dikkat: Uzmanından kritik uyarı! Haber

Yaz tatilinde diş çürüklerine dikkat: Uzmanından kritik uyarı!

Yaz tatili döneminde çocukların günlük yaşam düzeni değişirken, ağız ve diş sağlığını olumsuz etkileyebilecek alışkanlıkların da arttığına dikkat çekiliyor. Uzmanlar, özellikle yaz aylarında tüketimi artan şekerli gıdalar, gazlı ve asitli içecekler ile düzensiz ağız bakımının diş çürüklerini hızlandırdığı uyarısında bulunuyor. Eyrice Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi (Eyrice ADSM) Pedodonti (Çocuk Diş Hekimliği) Uzmanı Dt. Sümeyye Zilan, yaz tatilinin çocuklar için dinlenme ve eğlence dönemi olmasının yanı sıra ağız ve diş sağlığı açısından da dikkat edilmesi gereken önemli bir süreç olduğunu söyledi. Çocukların okul döneminde sahip oldukları rutinlerin yaz tatiliyle birlikte bozulabildiğini belirten Pedodonti Uzm. Dt. Sümeyye Zilan, bu durumun ağız bakım alışkanlıklarını da olumsuz etkileyebildiğini ifade ederken, "Yaz aylarında çocuklar daha fazla dondurma, şekerleme, paketli atıştırmalık ve asitli içecek tüketebiliyor. Gün içinde sık sık atıştırmak, ağız ortamının asit dengesini bozarak diş minesinin zayıflamasına ve çürük oluşumunun hızlanmasına neden oluyor. Tatilde uyku saatlerinin değişmesiyle birlikte gece diş fırçalama alışkanlığının aksaması da riski daha da artırıyor" dedi. Günde iki kez diş fırçalama alışkanlığı sürdürülmeli Çocukların tatilde de sabah kahvaltısından sonra ve gece yatmadan önce dişlerini en az iki dakika boyunca florürlü diş macunuyla fırçalamaları gerektiğini vurgulayan Pedodonti Uzm. Dt. Sümeyye Zilan, ebeveynlerin özellikle küçük yaş grubundaki çocukların diş fırçalama sürecini mutlaka takip etmesi gerektiğini söyledi. Pedodonti Uzm. Dt. Sümeyye Zilan, "Ebeveynler yaz tatilini sadece dinlenme dönemi olarak görmemeli. Bu dönem, çocuklara doğru ağız bakım alışkanlığı kazandırmak için önemli bir fırsattır. Günlük diş fırçalama rutini aksatılmamalı, ara öğün sayısı sınırlandırılmalı ve şekerli yiyeceklerin ardından mümkünse su tüketimi sağlanmalıdır. Çocukların gün içerisinde yeterli miktarda su içmesi hem genel sağlık hem de ağız içi dengesinin korunması açısından büyük önem taşıyor" şeklinde konuştu. Havuz ve spor aktivitelerinde diş travmalarına dikkat Yaz aylarında artan yüzme, bisiklet, kaykay ve çeşitli açık hava sporlarının diş yaralanmalarını da beraberinde getirebildiğini belirten Eyrice ADSM Pedodonti Uzmanı Dt. Sümeyye Zilan, özellikle hareketli aktivitelerde koruyucu ekipman kullanımının ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çekti. Pedodonti Uzm. Sümeyye Zilan, "Bisiklet, paten, kaykay ve benzeri aktivitelerde yaşanan düşmeler sonucu diş kırıkları veya yerinden çıkmalarla karşılaşabiliyoruz. Bu tür kazalarda zaman kaybetmeden diş hekimine başvurulması büyük önem taşıyor. Eğer daimi diş tamamen yerinden çıkmışsa dişe kök kısmından dokunmadan süt ya da serum fizyolojik içerisinde muhafaza edilerek en kısa sürede sağlık kuruluşuna ulaştırılması, dişin yeniden yerine yerleştirilebilme ihtimalini artırabiliyor" dedi. Tatil dönüşünde diş kontrolü önerisi Pedodonti Uzm. Sümeyye Zilan, yaz tatili sonunda yapılacak rutin diş muayenesinin olası çürüklerin erken dönemde tespit edilmesine katkı sağlayacağını belirtirken açıklamasını , “Çocukların dişlerinde ağrı oluşmasını beklemeden düzenli kontroller ihmal edilmemelidir. Ayrıca dengeli beslenme, yeterli su tüketimi, lifli meyve ve sebzelerin tercih edilmesi, şekerli ve yapışkan gıdaların tüketimi sınırlandırılmalıdır” diyerek tamamladı.

Dünya emzirme haftası: Anne sütü bebeğe ilk aşıdır! Haber

Dünya emzirme haftası: Anne sütü bebeğe ilk aşıdır!

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Harika Dikdur, anne sütünün hem bebekler hem de anneler için büyük önem taşıdığını belirterek, birçok sağlık sorunu açısından koruyucu etkisi bulunduğunu söyledi. Her yıl 1-7 Ağustos Dünya Emzirme Haftası, anne sütünün önemine dikkat çekmek, emzirmeyi desteklemek ve aileleri bilimsel bilgilerle bilinçlendirmek amacıyla tüm dünyada kutlanıyor. Medicana International Samsun Hastanesi doktorlarından Uzm. Dr. Harika Dikdur, anne sütünün bir bebeğin yaşamındaki en değerli ve en doğal besin olduğuna dikkat çekerek, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve UNICEF'in, yaşamın ilk altı ayında bebeklerin yalnızca anne sütü ile beslenmesini, altıncı aydan sonra uygun ek gıdalara başlanarak emzirmenin en az iki yaşına kadar sürdürülmesini önerdiğini ifade etti. "ANNE SÜTÜ BEYİN GELİŞİMİNİ OLUMLU ETKİLER" Anne sütünün öneminden bahseden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Harika Dikdur, "Anne sütü yalnızca bir besin değildir. İçeriği bebeğin yaşına, doğum haftasına, hatta günün saatine göre değişebilen canlı bir biyolojik sıvıdır. Anne sütü, bebeğin ihtiyaç duyduğu tüm enerji ve besin öğelerini ideal oranda içerir. Antikorlar, bağışıklık hücreleri ve koruyucu proteinler sayesinde enfeksiyonlara karşı güçlü bir koruma sağlar. Bağırsak mikrobiyotasının sağlıklı gelişimini destekleyerek bağışıklık sisteminin temellerini oluşturur. Sindirimi kolaydır ve alerjik hastalıkların görülme riskini azaltmaya yardımcı olur. Beyin gelişimi, görme fonksiyonları ve nörogelişim üzerinde olumlu etkiler gösterir. Bilimsel çalışmalar, anne sütü alan bebeklerde ishal, zatürre, orta kulak enfeksiyonu ve hastane yatışlarının anlamlı şekilde azaldığını ortaya koymaktadır. Uzun dönemde ise obezite, tip 2 diyabet ve bazı kronik hastalıkların görülme riskinin daha düşük olduğu bildirilmektedir" dedi. "EMZİRMEK ANNE İÇİN DE FAYDALI" Emzirmenin ve anne sütünün bebeğin yanı sıra anneye de faydaları olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Dikdur, "Emzirmenin faydaları yalnızca bebeğe değil, anneye de uzanır. Emzirme, doğum sonrası rahmin toparlanmasını hızlandırır. Doğum sonrası kanama riskini azaltır. Meme ve yumurtalık kanseri riskini düşürür. Tip 2 diyabet gelişme riskini azaltabilir. Anne ile bebek arasındaki duygusal bağı güçlendirir. Oksitosin hormonunun salgılanmasını artırarak annenin psikolojik iyilik haline katkıda bulunur" diye konuştu. "DOĞUM SONRASI İLK SAATTE EMZİRMEYE BAŞLAMAK ÖNEMLİ" Doğumdan sonra ilk saat içinde bebeğin emzirilmeye başlanması gerektiğini belirten Dikdur, "Doğumdan sonraki ilk saat içinde emzirmeye başlanması, hem anne sütünün devamlılığı hem de bebeğin bağışıklık sisteminin güçlenmesi açısından büyük önem taşır. İlk gelen sarı renkli süt (kolostrum), yoğun antikor içeriği nedeniyle adeta bebeğin ilk aşısı niteliğindedir. Az miktarda görünse bile bebeğin ihtiyacını karşılayacak kadar değerlidir ve mutlaka verilmelidir. ‘Sütüm yetmiyor' endişesi çoğu zaman doğru değildir. Yeni annelerin en sık yaşadığı kaygılardan biri sütlerinin yetersiz olduğunu düşünmeleridir. Oysa ilk haftalarda bebeğin sık emmek istemesi genelde normaldir ve süt üretimini artıran doğal bir mekanizmadır. Bebeğin yeterli kilo alması, düzenli idrar yapması ve gelişiminin normal seyretmesi, anne sütünün yeterli olduğunun en önemli göstergeleridir. Bu süreçte annelerin çevresinden gelen yanlış bilgiler yerine sağlık profesyonellerinden destek almaları büyük önem taşımaktadır" şeklinde konuştu. "EMZİRME SADECE BESLENME DEĞİLDİR" Emzirmenin sadece beslenme olarak değerlendirilmemesi gerektiğinin de altını çizen Uzm. Dr. Dikdur, ayrıca şunları söyledi: "Emzirme sırasında bebeğin annesiyle kurduğu ten teması, göz teması ve güven duygusu, yaşam boyu sürecek psikososyal gelişimin temel taşlarından biridir. Anne sütü yalnızca karın doyurmaz; güven verir, bağ kurar, sakinleştirir ve sağlıklı gelişimi destekler. Her annenin emzirme yolculuğu birbirinden farklıdır. Bazen bu süreç kolay ilerlerken bazen profesyonel destek gerektirebilir. Önemli olan mükemmel olmak değil, vazgeçmemektir. Emzirme konusunda yaşanan her güçlük çözümsüz değildir. Doğru bilgi, sabır ve uygun destekle pek çok sorun aşılabilir. Bebeğinize vereceğiniz en kıymetli hediyelerden biri anne sütünüzdür. Kendinize güvenin, sorularınızı sağlık profesyonellerine danışın ve emzirme yolculuğunuzda yalnız olmadığınızı unutmayın."

Kızamık olgularında 4 kat artış! Pala Bakanlığı göreve çağırdı Haber

Kızamık olgularında 4 kat artış! Pala Bakanlığı göreve çağırdı

Yeni Parti Bursa Milletvekili ve TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Üyesi Prof. Dr. Kayıhan Pala, Türkiye’de, aşıyla önlenebilir bir hastalık olan kızamık olgularındaki ürkütücü artışı ve Sağlık Bakanlığı’nın veri gizleme politikasını TBMM gündemine taşıdı. Bakan Kemal Memişoğlu’nun yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi veren Pala, toplum bağışıklığının zayıfladığına dikkat çekerek, yetkilileri acil önlem almaya çağırdı. Veriler neden gizleniyor? Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine dikkat çeken Prof. Dr. Kayıhan Pala, Türkiye'de 2025 yılı boyunca toplam 219 olarak bildirilen kızamık olgu sayısının, 2026 yılının ilk 5 ayında 877’ye ulaştığını vurguladı. Kızamık olgularındaki bu 4 katlık artışın arkasında sağlık sistemindeki yetersizliğin ve düşen aşılama oranlarının yattığına işaret eden Pala, şu değerlendirmede bulundu: "Kızamık; aşıyla korunulabilir, yüksek bulaştırıcılığa sahip, özellikle çocuklarda kalıcı hasarlara ve hatta ölüme yol açabilen bir bulaşıcı hastalıktır. Güvenli ve etkili bir aşısı varken olguların geçen yıla göre artış göstermesi, bağışıklama çalışmalarının etkili yürütülemediğini ve toplum bağışıklığının zayıfladığını ortaya çıkarmaktadır. Sağlık Bakanlığı son 12 aydır DSÖ’ye kızamık hastalarının yaş grubunu ve aşılanma durumunu bildirmemektedir. Bakanlık güncel verileri toplumdan ve uluslararası kamuoyundan neden gizlemektedir?" Aşılama oranları alarm veriyor! Sağlık İstatistikleri Yıllığı verilerine atıfta bulunan Pala, 2019 yılında ülke genelinde %97 olan kızamık bağışıklama oranının 2024 yılında %94’e gerilediğini; Doğu Karadeniz ve Batı Anadolu gibi bölgelerde ise bu oranın %92’nin de altına düştüğünü belirtti. Prof. Dr. Pala, toplumda hızla yayılan aşı tedirginliği ve aşı karşıtlığına karşı Bakanlığın pasif kaldığını vurguladı. Sağlık Bakanlığı'na daha önce verdiği 4 ayrı kızamık yazılı soru önergesinden birinin tamamen yanıtsız bırakıldığını, üçüne ise yüzeysel yanıtlar verildiğini hatırlatan Pala, Bakan Kemal Memişoğlu'na şu kritik soruları yöneltti: Şeffaflık Nerede? Bakanlığınız kızamık ile ilgili güncel verileri paylaşmaktan neden kaçınmaktadır? DSÖ’ye yaş ve aşılanma durumları neden bildirilmemektedir? Bölgesel Yayılım Ne Durumda? 2025 yılı ve 2026’nın ilk yarısındaki olguların aylara, illere, yaşa ve aşı durumuna göre dağılımı nedir? Aşılamada Düşüşün Sebebi Ne? Bazı bölgelerde %92’nin altına düşen kızamık bağışıklama oranlarındaki bu gerilemenin nedeni nedir? Aşı Karşıtlığı Ölçülüyor mu? Toplumda yükselen aşı tedirginliği ve karşıtlığını ölçmeye yönelik bir çalışmanız var mıdır? Eylem Planı Var mı? Eksik aşılı çocukları tespit etmek, sağlık çalışanlarını korumak ve salgının önüne geçmek için hazırladığınız somut bir eylem planı var mıdır? "Çözüm birinci basmağa odaklanmış kamucu bir sağlık sistemi" Prof. Dr. Kayıhan Pala, Yeni Parti’nin sağlık politikasının odağında birinci basamak sağlık hizmetleri ve kamucu bir sağlık sisteminin yer aldığını belirterek; "Sağlık Bakanlığı’nın koruyucu hizmetleri geri planda bırakmasının olumsuz etkilerini, kızamık olgu sayılarındaki artışla da görüyoruz. Özellikle bulaşıcı hastalıklar söz konusu olduğunda, hastalığı önlemek için büyük bir çaba gösterilmelidir. Hastalık verilerini şeffaflıkla açıklamak, koruyucu sağlık hizmetlerini ve aşı kapsayıcılığını en üst seviyeye çıkarmak Sağlık Bakanlığı’nın temel görevlerindendir. Sağlık Bakanlığı’nı kızamık ile ilgili verileri açıklamaya ve hastalığı önlemek için etkili bir eylem planını uygulamaya çağırıyorum" dedi.

Şeftalinin en lezzetli hali: Ev yapımı reçel ve saklama tüyoları Haber

Şeftalinin en lezzetli hali: Ev yapımı reçel ve saklama tüyoları

BURSA ŞEFTALİSİ İLE KIŞA TATLI BİR DOKUNUŞ: EV YAPIMI REÇEL TARİFİ Kış sabahlarında kahvaltı sofralarını şenlendirecek, Bursa şeftalisinin o eşsiz aromasını hapseden en klasik yöntem şüphesiz reçeldir. İşte tam kıvamında, rengiyle göz kamaştıran bir tarif: Malzemeler: *1 kg sert ama olgun Bursa şeftalisi *800 gr toz şeker (yaklaşık 4 su bardağı) *1 adet limonun suyu *1-2 adet karanfil (isteğe bağlı, hoş bir aroma verir) Yapılışı Hazırlık: Şeftalileri güzelce yıkayın, kabuklarını soyun ve arzunuza göre küp küp veya elma dilimi şeklinde doğrayın. Şekere Yatırma: Doğradığınız şeftalileri geniş bir tencereye alın ve üzerine toz şekeri dökün. Tencerenin kapağını kapatıp en az 3-4 saat, tercihen bir gece bu şekilde bekletin. Şeftaliler kendi suyunu salacaktır. Kaynatma: Suyunu salan şeftalileri ocağa alın. Orta ateşte kaynamaya başlayana kadar karıştırın. Kaynadıktan sonra üzerinde oluşan köpükleri bir kevgir yardımıyla sık sık temizleyin (bu, reçelinizin berrak olmasını sağlar). Karanfilleri bu aşamada ekleyebilirsiniz. Kıvam Alma: Kısık ateşte, reçeliniz koyulaşana kadar yaklaşık 40-50 dakika pişirin. Kıvamını kontrol etmek için bir çay kaşığı reçeli soğuk bir tabağa damlatın; yayılmıyorsa kıvamı tamamdır. Son Dokunuş: Ocağı kapatmadan 5 dakika önce limon suyunu ekleyin ve bir taşım daha kaynatın. Kavanozlama: Sıcak reçeli sterilize edilmiş cam kavanozlara doldurun. Kavanozun ağzını sıkıca kapatıp ters çevirin. Bu şekilde soğumasını bekleyin, böylece vakumlanmış olur. BURSA ŞEFTALİSİNİ TAPTAZE SAKLAMANIN YOLU: DONDURUCU (DİFRİZ) YÖNTEMİ "Kışın da taze şeftali tadı almak istiyorum, smoothie veya pasta yapacağım" diyorsanız, dondurucu en büyük yardımcınız: NASIL SAKLANIR? Doğru Şeftali Seçimi: Dondurucu için çok olgunlaşmış, yumuşak şeftaliler yerine hafif sert ama tatlı olanları tercih edin. Temizlik ve Dilimleme: Şeftalileri yıkayın, kabuklarını soyun ve dilediğiniz gibi (dilim veya küp) doğrayın. Kararmalarını önlemek için doğradıktan hemen sonra üzerine hafifçe limon suyu gezdirebilirsiniz. Şoklama (İsteğe Bağlı ama Önerilir): Dilimleri 1-2 dakika kaynar suya batırıp hemen ardından buzlu suya alın. Bu işlem rengini ve dokusunu daha iyi korumasını sağlar. Ardından iyice kurulayın. Dondurma: Şeftali dilimlerini birbirine değmeyecek şekilde bir tepsiye dizin ve bu şekilde dondurucuya atın. Tamamen donduktan sonra tepsiden alıp dondurucu poşetlerine veya vakumlu kaplara yerleştirin. Bu, dilimlerin birbirine yapışmasını önler. Saklama Süresi: Bu yöntemle Bursa şeftalisini 10-12 aya kadar güvenle saklayabilirsiniz. MİS KOKULU BURSA ŞEFTALİSİNİN FAYDALARI VE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER Bursa şeftalisi sadece lezzetiyle değil, sağlık açısından sunduğu zenginliklerle de öne çıkıyor: Faydaları C Vitamini Deposu: Bağışıklık sistemini güçlendirir, hastalıklara karşı direnci artırır. Lif Kaynağı: Sindirim sistemini düzenler, kabızlığı önler ve tokluk hissi verir. Antioksidan Gücü: Vücuttaki serbest radikallerle savaşarak hücreleri korur, yaşlanma karşıtı etki gösterir. Göz Sağlığı: İçerdiği A vitamini ve beta-karoten ile göz sağlığını destekler. Kalp Dostu: Potasyum içeriği sayesinde kan basıncını dengelemeye yardımcı olur. ZARARLARI VE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER: Şeker İçeriği: Şeftali doğal şeker içerir, bu nedenle diyabet hastaları tüketim miktarını doktorlarına danışmalıdır. Reçel gibi yoğun şekerli türevleri ise ölçülü tüketilmelidir. Alerji Riski: Bazı kişilerde şeftaliye karşı alerjik reaksiyonlar görülebilir. Pestisit Kalıntıları: Kabuğuyla tüketilecekse çok iyi yıkanmalıdır; tarım ilacı kalıntıları riski her meyvede olduğu gibi şeftalide de vardır.

Pazarda vişne zamanı: Kışa hazırlık rehberi ve reçel tarifi Haber

Pazarda vişne zamanı: Kışa hazırlık rehberi ve reçel tarifi

Yaz mevsiminin en gözde, en lezzetli ve şifa dolu meyvelerinden biri olan vişne pazarlardaki ve manavlardaki tezgahları süslemeye başladı. Kısa süren mevsimi nedeniyle "zamanı geçmeden" değerlendirilmesi gereken vişne, hem kışlık hazırlıkların başrolünü oynuyor hem de vücuda sağladığı sayısız faydayla biliniyor. Peki, en lezzetli vişne reçeli nasıl yapılır? Vişne tazeliğini kaybetmeden buzlukta (dondurucuda) kışa nasıl saklanır? Vişnenin sağlığımıza faydaları nelerdir? Söz Bursa olarak, vişneye dair merak edilen tüm detayları ve kışlık hazırlık rehberini sizler için derledik. VİŞNENİN SAĞLIĞA FAYDALARI: DOĞAL BİR ŞİFA DEPOSU Vişne sadece lezzetiyle değil, içerdiği zengin vitamin ve minerallerle de adeta doğal bir ilaç niteliğinde. Melatonin Deposu ile Kesintisiz Uyku: Vişne, doğal melatonin içeren nadir meyvelerden biridir. Uyku kalitesini artırır, uykusuzluk çekenler için doğal bir çözümdür. Güçlü Antioksidan Kaynağı: İçerdiği antosiyanin maddesi sayesinde vücuttaki serbest radikallerle savaşır, hücrelerin yenilenmesini destekler ve bağışıklık sistemini güçlendirir. Eklem ve Gut Ağrılarına Birebir: İltihap önleyici (anti-inflamatuar) etkisi sayesinde eklem ağrılarını hafifletir, vücuttaki ürik asit seviyesini düşürerek gut hastalığı riskini ve ağrılarını azaltır. Kalp Dostu: Potasyum ve antioksidan zenginliği sayesinde kan basıncını (tansiyonu) dengelemeye yardımcı olur, kalp-damar sağlığını korur. Egzersiz Sonrası Kas Ağrılarını Azaltır: Spor yapanlar için harika bir toparlayıcıdır; kas liflerindeki zedelenmeyi ve antrenman sonrası ağrıları hızlıca dindirir. TAM KIVAMINDA, DAĞILMAYAN TAŞ GİBİ VİŞNE REÇELİ TARİFİ Vişne reçelinin en büyük püf noktası; meyvelerin ezilmemesi ve suyunun tam kıvamında koyulaşmasıdır. Malzemeler: *1 kg taze vişne (çekirdekleri çıkarılmış) *1 kg toz şeker (Daha ekşi sevenler 800 gr kullanabilir) *1 tatlı kaşığı taze limon suyu *1 çay kaşığı tereyağı (Köpürmesini önlemek ve parlaklık vermek için) Hazırlanışı: Meyveleri Hazırlayın ve Şekere Yatırın Hazırlık: 1 Gece Önceden Vişneleri yıkayıp çekirdeklerini pipet veya çengelli iğne yardımıyla çıkarın. Geniş bir tencereye vişneleri alıp üzerine şekeri dökün. Tencerenin kapağını kapatıp kendi suyunu salması için en az 6-8 saat (tercihen 1 gece) bekletin. Kesinlikle su eklemeyin! 2.Kaynatma İşlemi:Pişirme: (25-30 Dakika) Kendi suyunu salan vişneleri ocağa alın. Kaynamaya başlayınca üzerine tereyağını ekleyin. Yüzeyde oluşan köpükleri tahta bir kaşıkla düzenli olarak toplayın. 3.Kıvam Alma ve Limon Suyu: (Son 5 Dakika) Reçel koyulaşmaya başladığında (yaklaşık 20. dakikada) taze sıkılmış limon suyunu ekleyin ve 5 dakika daha kaynatın. Kıvam kontrolü için soğuk bir tabağa bir damla reçel suyu damlatın; dağılmayıp sabit kalıyorsa kıvamı tamamdır. 4.Kavanozlama: (Sıcak Sıcak) Sıcak reçeli sterilize edilmiş kuru cam kavanozlara paylaştırın. Yeni (sıfır) kapak kullanarak sıkıca kapatın ve ters çevirerek soğumaya bırakın. VİŞNE BUZLUKTA (DONDURUCUDA) KIŞA NASIL SAKLANIR? Kışın vişne kompostosu, vişneli kek, tart veya vişne suyu yapmak istiyorsanız derin dondurucu en pratik yöntemdir. İşte kararmadan ve lezzetini kaybetmeden saklamanın 2 farklı yolu: Yöntem 1: Çekirdeksiz ve Tepsi Yöntemi (Şeklini Korumak İçin) Vişneleri iyice yıkayın ve saplarını ayırın. Çekirdeklerini çıkarın ve süzgeçte iyice kurumasını sağlayın (Meyvelerin üzerinde su kalmamalıdır, aksi halde buz kristali oluşturur). Yağlı kağıt serili bir tepsiye vişneleri tek tek birbirine değmeyecek şekilde dizin ve tepsiyi 2-3 saat dondurucuya atın. Donan vişneleri tepsiden alıp kilitli buzdolabı poşetlerine porsiyonluk olarak doldurun, pipetle havasını çekip kilitleyin. Bu yöntemle vişneler tek tek donar, yapışmaz. Yöntem 2: Şekerle Şoklayarak Saklama (Vişne Suyu ve Komposto İçin) Temizlenmiş ve çekirdeksiz 1 kg vişneye yaklaşık 2-3 yemek kaşığı toz şeker serpip hafifçe harmanlayın. Şeker, vişnenin rengini ve tazeliğini korumasını sağlar. Doğrudan buzdolabı poşetlerine bölüştürerek dondurucuya kaldırın. SÖZ BURSA İPUCU: Vişne alırken saplarının canlı yeşil olmasına ve kabuklarının koyu kırmızı, parlak görünmesine dikkat edin. Sapı kurumuş vişneler tazeliğini kaybetmeye başlamış demektir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.