SON DAKİKA
Hava Durumu

#Sağlık Bakanlığı

Söz Bursa - Sağlık Bakanlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlık Bakanlığı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bursa İnegöl'de Mahmudiye Mahallesi’nde yeni Aile Sağlığı Merkezi hizmete girdi Haber

Bursa İnegöl'de Mahmudiye Mahallesi’nde yeni Aile Sağlığı Merkezi hizmete girdi

Sağlık Bakanlığı’nın birinci basamak sağlık hizmetlerinde hedeflediği nüfus kriterine ulaşmak adına İnegöl’de başlatılan çalışmalar kapsamında, yeni bir Aile Sağlığı Merkezi daha hizmete girdi. Mahmudiye Mahallesinde Güverte ve Koca Macır Sokak kesişiminde bulunan ve arsası İnegöl Belediyesi tarafından tahsis edilen Aile Sağlığı Merkezi için 2024 yılı Aralık ayında Bursa Valiliğinde hayırsever Fatih Öztürk ile protokol imzalanmıştı. Hdise-Ziya Öztürk adını taşıyan merkezin yapımına başlayan hayırsever inşaat çalışmalarını tamamladı. 215 m2 arsa üzerinde inşa edilen Aile Sağlığı Merkezi, 2 hekim ile mahalle sakinlerine hizmet vermeye başladı. 5 hekim kapasitesi bulunan merkezin kadrosu yeni atamalarla güçlendirilecek. Tam kapasiteye erişildiğinde, merkez yaklaşık 13.500 kişiye hizmet verecek. MİNİ BİR HASTANE GİBİ HİZMET VERECEK Mahmudiye Mahallesi sakinlerine hizmet vermeye başlayan Aile Sağlığı Merkezini Kaymakam Eren Arslan, Belediye Başkanı Alper Taban, İlçe Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Kavak ve hayırsevere Fatih Öztürk ziyaret etti. Yapılan inceleme sırasında açıklamalarda bulunan Başkan Alper Taban, “Şehrimizde yapımı devam eden, yapımı planlanan Aile Sağlığı Merkezlerimiz var. Bunlardan biri olan Hadise Ziya Öztürk Aile Sağlığı Merkezimiz kısa bir süre önce hizmete girdi. İçeride hastalarımız sağlık hizmeti almaya başladı. Mahmudiye Mahallemizde Güverte ve Koca Macır Sokak kesişiminde bulunan alanda 215 m2’lik bir arsa üzerinde bu yapı inşa edildi. Bizler İnegöl Belediyesi olarak yerini tahsis etmiş olduk, hayırseverimiz Fatih Bey de sağ olsun yapımını üstlendi. Kaymakamımızın ve İlçe Sağlık Müdürlüğümüzün mihmandarlığında, muhtarımızın da destek ve katkılarıyla güzel bir imece çalışması yapıldı. Şu an 2 hekimimiz görev yapıyor ama 5 hekim kapasitesi var. Diğer hekimlerimizin de ataması yapıldığında burası mini bir hastane gibi hizmet veriyor olacak. Emeği ve katkısı olan herkese teşekkür ediyorum. Vatandaşlarımıza hayırlı olsun” dedi. ÇOK YERİNDE BİR YATIRIM OLDU Kaymakam Eren Arslan ise “Sağlık Bakanlığımızın birinci basamak sağlık hizmetlerinde hedeflemiş olduğu nüfus kriterine uygun şekilde ilçemizde de yatırımlarımızı yapıyoruz. Bu noktada belediyemizin bize çok ciddi katkıları oluyor arsa temini noktasında. İnegöl’ümüzde her zaman olduğu gibi hayırseverlerimiz bu alanda da bizi destekliyorlar. Birçok yatırımımız başladı, hizmete girdi. Yapımı süren var, yapımı planlanan var. Böylece Bakanlığımızın hedeflediği 2500 ortalama nüfusu birinci basamakta yakalamış olacağız. Bugün de Mahmudiye Mahallemizde kurulan Aile Sağlığı Merkezimizi ziyaret ederek vatandaşlarımıza hayırlı olsun demek istedik. Çok yerinde, doğru bir yatırım oldu. İnşallah hekim sayısı da atamalarla burada 5’e çıkacak. Hayırseverimize ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” diye konuştu.

CHP’li Pala’dan Bakan Memişoğlu’na zor sorular: "Kamu kaynakları şirketlere mi akıyor?" Haber

CHP’li Pala’dan Bakan Memişoğlu’na zor sorular: "Kamu kaynakları şirketlere mi akıyor?"

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, Sayıştay’ın 2024 yılı Sağlık Bakanlığı Denetim Raporu’nun Bakanlık bünyesinde yürütülen birçok projede ciddi yönetim zafiyetlerini bir kez daha açığa çıkardığını ifade etti. Bakanlığın geleneksel yapı projelerinin yanı sıra Kamu Özel İş Birliği (KÖİ) modeliyle yürütülen şehir hastaneleri hakkında 19 ayrı usulsüzlüğün saptandığını belirten Pala, mevcut durumun kamu kaynaklarının etkin kullanımı, sağlık hizmetlerinin sürekliliği ve şeffaflık açısından utanç verici olduğunu dile getirdi. Prof. Pala, Sayıştay’ın şehir hastanelerine ait tespitleri ve Bakanlığın diğer projelerinde saptanan usulsüzlüklere değindiği iki kapsamlı soru önergesini Bakan Kemal Memişoğlu’na iletti. Milletvekili Pala, 9 Ekim 2025 tarihinde ilettiği ilk soru önergesinde şehir hastanelerinde Nihai Tamamlama Belgesi’nin düzenlenmemesi, eksik imalat ve ekipman bedellerinin sabit yatırım tutarından düşülmemesi, hizmet sürekliliği ve performans izleme mekanizmalarının işletilmemesi ve sözleşme hükümlerinin gereği gibi uygulanmaması gibi çok sayıda yapısal soruna dikkat çekti. Pala, “2025 yılında milletin cebinden her gün 286,6 milyon TL şehir hastanelerine aktarılması planlanmıştı; yıl boyunca bu rakam toplam 104,6 milyar TL idi. Böylesine devasa bir bütçeyi bile kendisine yetiremeyen şehir hastaneleri, Meclis’te Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısında dile getirdiğimiz gibi, 2025 yılının ilk on ayında kendisine ayrılan bütçenin üzerine çıkmıştır. Sayıştay raporundaki bulgular bu kaynak aktarımının nedenlerini ve KÖİ modelinin kamu yararını gözetmekten ne denli uzak olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Bakanlık bu konu hakkında hiçbir açıklama yapamıyor” ifadelerini kullanarak Bakan Memişoğlu’na eleştirilerini dile getirdi. Ardından Pala, Bakanlığın yapım işlerinde ihale dokümanlarının eksik hazırlanması, mevzuata uygun olmayan kefalet senetlerinin teminat olarak kabul edilmesi, gerekli hallerde sigorta bedelleri ve sürelerinin düzenlenmemesi gibi usulsüzlüklere dair bilgi talep ettiği ikinci soru önergesini 21 Ekim 2025 tarihinde Bakan’a iletti. Konu hakkında Pala, “Sayıştay raporundaki bulgular yaşanan usulsüzlüklerin yapım işlerinde maliyet artışlarına ve gecikmelere sebep olduğunu göstermektedir. En temel süreçlerin bile yeterlilikle yürütülememesi kamuoyunda Sağlık Bakanlığı’nın yönetim kapasitesine dair ciddi endişeler yaratmaktadır. Bakanlık denetim zafiyetlerinin kök nedenlerini hızla çözmeli, sorumlular da hesap vermelidir” dedi. Milletvekili Pala’nın çağrısına karşın, Bakan Memişoğlu kendisine iletilen iki soru önergesine de Anayasa’nın 98. maddesi uyarınca öngörülen on beş günlük yasal süre dolmasına rağmen yanıt veremedi. “Şehir hastanelerindeki usulsüzlüklerin temelinde kâr hırsı yatarken, Bakanlık yaşananlara açıkça göz yummaktadır!” Prof. Dr. Pala, 9 Ekim tarihli soru önergesinde ilk olarak şehir hastanelerinde tamamlama süreçleri ile sabit yatırım hesaplarına değindi. Nihai Tamamlama Belgesi düzenlenen hastanelerin listesini, fiilen tamamlandığı halde belgesi bulunmayan projelerin gerekçelerini ve nihai tamamlama yapılmayan yerlerde sabit yatırım ile kullanım bedelinin hangi yöntemle hesaplandığını sordu. Ayrıca yer teslimi yapılmadan başlanan projelerde işletme süresi revizyonunun neden yapılmadığının açıklanmasını talep etti. Konu hakkında, “Nihai tamamlama olmadan ödeme düzeninin kurulması, eksik işin bedelinin kamuya yüklenmesi anlamına gelmektedir. Kamu kaynaklarının böylesine kullanılmasına izin verilemez” dedi. Devamında Pala, sözleşme eklerinde öngörüldüğü halde temin edilmeyen tıbbi cihaz ve ekipman bulunan hastaneleri, bunun hizmet kalitesi üzerindeki etkilerini ve şirketlere uygulanan yaptırımları gündeme getirdi. İleri görüntüleme ve onkoloji gibi zorunlu cihazların bulunmadığı hastaneler için net bir temin takvimi ile uygulanacak yaptırımların kamuoyuna ilan edilmesi gerektiğini dile getirdi: “Sözleşme eklerinde tanımlanmış tıbbi cihaz ve ekipmanın eksiksiz sağlanması sağlık hizmetlerinin kalitesi ile doğrudan ilgilidir. Sayıştay, Kütahya, İzmir, Adana ve Gaziantep şehir hastanelerinde bilgisayarlı tomografi, brakiterapi, ultrasonografi ve dijital patoloji sistemleri gibi önemli ekipmanların temin edilmediğini ayrıntılı biçimde kayda geçirmiştir. Bu eksikler giderilene kadar sözleşme hükümleri uyarınca hata puanı hesaplanmalı ve kesintiler uygulanmalıdır. Aksi halde şirketlerin kârı için hastaların sağlığının gözden çıkarıldığı açıkça ortaya konmuş olacaktır.” “Şehir hastanelerinde kamu kaynaklarını şirketlerin kârına çeviren uygulamalar bunlarla da sınırlı kalmıyor” diyen Pala, Sayıştay raporlarına göre bazı şehir hastanelerinde doğal gaz sayaçlarının asgari ölçüm kapasitesinin altında çalıştığını, dolayısıyla ısınma giderlerinin tahsil edilmediğini belirtti. “Dahası bu hastanelerde elektrik, su ve doğal gaz sayaçlarının eksik veya arızalı olduğu gerekçesiyle geriye dönük hesaplamalar da yapılmamaktadır” diye ekledi. 9 Ekim tarihli soru önergesinin sonunda yapı kullanma izinlerindeki gecikmeler dolayısıyla aksayan sağlık hizmetlerine dikkat çekti. “Kütahya Şehir Hastanesi’nde fiili tamamlama yapılmasına karşın yapı kullanma izni alınmadığı için hemodiyaliz alanına hasta kabul edilmemektedir; dahası hizmet sunulmayan alan için işlemler yürütülmeyip şirket kusurlarının üstü örtülmektedir” diyen Pala, ayrıca bazı şehir hastanelerinde görüntüleme ve laboratuvar hizmetlerinde randevu ve sonuç sürelerinin sözleşme limitlerini aştığı, buna rağmen hizmet seviyesi anlaşması kapsamında çağrı açılmadığı ve herhangi bir işlemde bulunulmadığını ekledi. “Bulgular şirketlerin kamu kaynaklarını sorumsuzca kullandıklarını açıkça göstermektedir. Bu konuda yaptırımlar neden uygulanmamaktadır?” 21 Ekim tarihli soru önergesinde Pala, öncelikle Bakanlığın diğer yapım işlerinde proje ve ihale dokümanları hazırlanırken sözleşme sürelerinin neden işin büyüklüğünden ve niteliğinden bağımsız olarak belirlendiğini ve bu sebeple yaşanan gecikmelerin maliyete etkisini sorguladı. “Yapılan incelemeler en temel dokümanların üstünkörü hazırlandığını, hatta zemin etütlerinin bile arazilerin mevcut durumunu göstermediğini ortaya koymaktadır. Ülkemizin birçok köşesi deprem riskiyle karşı karşıyayken ve yaşanan gecikmeler sağlık hizmetlerine erişimde ciddi aksamalara sebep olurken Bakanlık kendi hazırladığı mevzuat çerçevesinde yaptırımları ne zaman uygulayacaktır?” sözleriyle Bakan’a çağrısını yineledi. Soru önergesinin sonunda Pala, yapım süreçlerinde sigorta uygulamalarına yönelik ciddi usulsüzlüklerin de Sayıştay raporunda yer aldığını belirtti. “Tespit edilen usulsüzlüklerden en dehşet verici olanlarından biri, kamu kaynaklarına yükü milyonlarca TL olan projelerin mali güvencesini Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu nezdinde yetkili olmayan aracıların üstleniyor oluşudur. Bunun yanı sıra gerekli hallerde sigorta bedelleri düzenlenmemiş ve kimi yerlerde iş ve işyeri sigortalarının zorunlu teminatlarında eksiklik yaşanmıştır. Bu uygulamalar gösteriyor ki ne şehir hastanelerini ne de Bakanlığın diğer yapım işlerini yüklenen şirketler sınırlı kamu kaynaklarına ve dolayısıyla kamu yararına karşı bir sorumluluk hissetmekte, Bakanlık ise denetim süreçlerinde açıkça yetersiz kalmaktadır” diyerek sorumluların derhal kamuoyu karşısında hesap vermesi gerektiğini ifade etti.

Burtom, saç ekiminde eğitim merkezi oldu Haber

Burtom, saç ekiminde eğitim merkezi oldu

Başta Bursa olmak üzere yaklaşık 15 ildeki tıbbi görüntüleme ve tanı merkezleri, tıp merkezleri ve diğer sağlık birimleriyle ayda 200 bini aşkın kişiye hizmet veren BURTOM Sağlık Grubu, Sağlık Bakanlığı tarafından yetkilendirilerek, Saç Ekimi Uygulayıcı Sertifikalı Eğitim Programı düzenlemeye başladı. Doç. Dr. Alper Aksoy’un yönetimindeki ilk sertifika programı tamamlanarak, katılımcılara sertifikaları verildi. Burtom Sağlık Grubu’nun ileri tıp uygulamalarındaki birikimini profesyonellere aktarmak amacıyla düzenlediği “Saç Ekimi Uygulayıcı Sertifikalı Eğitim Programı”, Doç. Dr. Alper Aksoy ve uzman hekimler tarafından Burtom Konur Cerrahi Tıp Merkezi’nde başarıyla tamamlandı. Saç ekimi alanında hem teorik hem de uygulamalı bilgi düzeyini artırmayı hedefleyen program, sektörde görev yapan uzmanlara güncel teknikler, sterilizasyon ve hasta güvenliği protokolleri, operasyon aşamaları ve etik uygulamalara yönelik kapsamlı içerikler sundu. Katılımcılar, gerçekleştirilen uygulamalı eğitimlerde saç ekimi süreçlerini sahada deneyimleme fırsatı buldu. Eğitim sürecini değerlendiren Doç. Dr. Alper Aksoy, şu ifadeleri kullandı: “Sağlık Bakanlığı, saç ekimi konusunda sertifikalı bir eğitim programı standardı oluşturdu. Bu eğitimler, ancak ‘Eğitim Merkezi’ niteliği taşıyan kurumlarda düzenlenebiliyor. BURTOM Sağlık Grubu olarak, gerekli yeterlilikleri sağlayarak ‘Eğitim Merkezi’ niteliğini aldık. Bu sertifikalı eğitim programının amacı; tabiplere, ulusal ve uluslararası düzeyde gerçekleştirilen bilimsel çalışmalar ve uygulamalar çerçevesinde, tıbbi endikasyonu olan kişilere saç ekimi uygulaması yapacak ve görevlerini eksiksiz yerine getirebilecek gerekli bilgiyi, beceriyi, tutumu ve yeterliliği kazandırmaktır. Saç ekimi, yüksek hassasiyet ve multidisipliner yaklaşım gerektiren bir alandır. Bu nedenle doğru eğitimlerle donatılmış profesyoneller yetiştirmek, hem hasta güvenliği hem de operasyon kalitesi açısından büyük önem taşımaktadır. Burtom Sağlık Grubu olarak bu alandaki bilgi ve deneyimimizi meslektaşlarımıza aktarmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz.” Program sonunda, eğitimlerini başarıyla tamamlayan katılımcılara sertifikaları takdim edildi.

Bursa’da Atatürk portresi krizi: Kayıhan Pala Sağlık Bakanı’nı göreve çağırdı! Haber

Bursa’da Atatürk portresi krizi: Kayıhan Pala Sağlık Bakanı’nı göreve çağırdı!

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, Bursa’da Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanlığı görevine atanan Dr. Melike Savaş’ın makam odasındaki Atatürk portresinin indirildiğine ilişkin medyada yer alan iddialar üzerine, 11 Eylül 2025 tarihinde Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’na bir soru önergesi iletti. Pala, Bakanlığa bağlı bir kurumda yaşanan bu olayın Cumhuriyetin kurucu değerlerine aykırı bir tutum olduğunu, kamuoyunda haklı bir tepki yarattığını ifade etti. Milletvekili Pala, konu hakkında “Kamu kurumlarında Atatürk portresinin bulundurulması, tıpkı Türk bayrağı gibi Cumhuriyetimizin kurucu değerlerinin ve ulusal birlik anlayışının bir simgesidir. Sağlık Bakanlığı bünyesindeki görevine yeni atanan bir yöneticinin makamındaki Atatürk portresini kaldırmaya yeltenmesi, Cumhuriyetimizin ve Bakanlığın kuruluşundan bu yana yerleşen kurum kültürüne karşı bir tavır olarak algılanmaktadır. Bu konuda Sağlık Bakanı açıklama yapmalıdır.” dedi. Milletvekili Pala’nın çağrısına karşın Bakan Memişoğlu, alınan kararın gerekçesi, Bakanlığa bağlı sağlık kurumlarında bulundurulan Atatürk portrelerine dair düzenlemeler ve Bakanlığın konuyu inceleme süreçleri hakkında kendisine iletilen sorulara, Anayasa’nın 98. maddesine göre öngörülen on beş günlük yasal süre geçmesine rağmen yanıt veremedi. “Bu karar incelenmelidir; kurumların Cumhuriyet değerlerinden uzaklaştırılması kabul edilemez” Pala, “Sağlık Bakanlığının merkez ve taşra örgütleri ile bağlı kuruluşlarında makam odalarında Atatürk’ün portresinin duvara asılı olarak bulundurulmasına ilişkin bir düzenlemesi var mıdır?” sorusuyla önergesinde olayın idari ve hukuki boyutuna dair somut bilgi istedi. Kararın kim tarafından alındığını, yazılı talimat bulunup bulunmadığını, benzer uygulamalar için Bakanlıkta yürürlükte olan standartların ve kurum içi yönergelerin ne olduğunu sordu. Pala, “Atatürk’ün portresinin bulundurulması, Cumhuriyet’in değerleriyle kurumsal bağlılığın bir ifadesidir; kimse Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurumsal hafızasını gölgeleyemez.” ifadesini kullandı.

CHP'li Pala'dan Afyonkarahisar Devlet Hastanesi'ndeki skandala soru önergesi: "Yönetsel zafiyetler, denetim boşlukları!" Haber

CHP'li Pala'dan Afyonkarahisar Devlet Hastanesi'ndeki skandala soru önergesi: "Yönetsel zafiyetler, denetim boşlukları!"

Cumhuriyet Halk Partisi Bursa Milletvekili ve TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Üyesi Prof. Dr. Kayıhan Pala, Afyonkarahisar’da Temmuz 2025’te yürütülen uyuşturucu ve tefecilik operasyonu kapsamında ortaya çıkan usulsüz reçete ve narkotik etkili ilaçların yasa dışı el değiştirmesi iddialarının, kamu hastanelerinin denetimi ve hasta güvenliği açısından kabul edilemez olduğunu belirtti. Afyonkarahisar Devlet Hastanesi’nde görevli bir tıbbi sekreter ile bir hekimin adının soruşturmada geçmesi üzerine Pala, Sağlık Bakanlığı’na kurum içi denetim mekanizmaları, yaptırımlar ve önceki uygulamalar hakkında kapsamlı bir soru önergesi verdi. Milletvekili Pala, soru önergesinin gerekçesinde operasyonda tutuklanan tıbbi sekreter ile hekimin siyasi bağlantılarına ilişkin basına yansıyan bilgilere dikkat çekti. “Bir hekimin geçmişte Adalet ve Kalkınma Partisi’nden milletvekili aday adayı olduğu, diğer personelin ise aynı partinin ilçe yönetiminde görev aldığı iddia edilmektedir. Bu tür skandalların önüne geçmek ve sağlık sisteminde güveni yeniden tesis etmek için adli süreçlerin tüm boyutlarıyla şeffaf yürütülmesi zorunludur. Adalet her vatandaş için işlemeli, suçu sabit görülen kişiler hakkında gerekli yaptırımlar gecikmeksizin uygulanmalıdır.” diyen Pala, Bakanlığı idari yaptırım süreçleriyle ilgili açık ve net olmaya çağırdı. Prof. Dr. Pala’nın çağrısına karşın Bakan Memişoğlu soru önergesine Anayasa’nın 98. maddesine göre öngörülen on beş günlük yasal süre geçmesine rağmen yanıt veremedi. “Yaşananlar yönetsel zafiyetleri gözler önüne sermektedir; yüksek riskli ilaçların suiistimaline karşı alınan önlemler yetersiz kalmıştır!” Pala, yaşananların bireysel suiistimallerin ötesinde yönetsel açıkları da gösterdiğini vurguladı. Kamu hastanelerinde narkotik etkili ilaçların temininden reçeteye yazımına, eczaneden çıkışından tüketim kayıtlarına kadar tüm yönetim zincirinde hangi kontrol mekanizmalarının yürürlükte olduğunun açıklanmasını istedi. “Verilen ifadelerde yüksek riskli ilaçların reçetelendirilmesinde ciddi denetim boşlukları olduğu görülmektedir.” ifadesini kullanan Pala, mevcut önlemlerin kağıt üstünde kaldığını belirtti. “Bakanlık geriye dönük taramaları da içeren kapsamlı bir inceleme yürütmeli, narkotik ilaç yönetimindeki yapısal zafiyetleri hızla ortaya çıkarmalıdır.” diye ekleyen Pala, Bakan’dan Afyonkarahisar Devlet Hastanesi’nde son beş yılda konu ile ilgili bir usulsüzlük tespit edilip edilmediğine dair bilgi istedi. “Sağlık kuruluşlarında denetim zafiyetleri halk sağlığını tehdit etmektedir; sorumlular görevden el çektirilmelidir!” Prof. Dr. Pala, bir kamu hastanesinin adının usulsüz reçete ve narkotik etkili ilaçların yasa dışı el değiştirmesi soruşturmasıyla anılmasının, büyük özveriyle çalışan sağlık emekçilerinin meslek onurunu ve kamu kurumlarına duyulan güveni zedelediğini belirtti. “Devletin temel görevi yurttaşını korumaktır. Güvenilir kurumlar inşa edilmeden bu görev yerine getirilemez. Sağlık meslek gruplarının itibarına daha fazla zarar verilmeden Bakanlık ve hastane yöneticileri yaşanan bu tablo karşısında gecikmeden sorumluluk almalı ve sorumlular görevden el çektirilmelidir.” çağrısıyla sözlerini noktaladı.

Gıda güvenliğinde büyük kriz! CHP'li Pala: Denetim eksiklikleri halktan gizleniyor, Bakanlığın yanıtları yetersiz Haber

Gıda güvenliğinde büyük kriz! CHP'li Pala: Denetim eksiklikleri halktan gizleniyor, Bakanlığın yanıtları yetersiz

Cumhuriyet Halk Partisi Bursa Milletvekili ve TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Üyesi Prof. Dr. Kayıhan Pala, son yıllarda kamuoyuna sıkça yansıyan gıda güvenliği sorunlarının halk sağlığını ciddi biçimde tehdit ettiğini belirterek, hijyen uygulamaları ve hileli üretim gibi alanlarda denetimlerin yetersiz kaldığı gerekçesiyle Tarım ve Orman Bakanlığı’na 10 Ekim 2025 tarihinde kapsamlı bir soru önergesi verdi. Pala, önergenin gerekçesinde Bakanlığın açıklamalarına göre yalnızca geçtiğimiz Eylül ayında iki binden fazla işletmede gıda güvenliğine aykırı uygulamaların saptanmasının durumun vahametini ortaya koyduğunu vurguladı. Bilindiği gibi Bakanlık, 2025 yılının Ekim ayında da gıda işletmelerine toplam 125 bin 572 adet yurt içi resmi kontrol gerçekleştirmiş ve kontroller sonucunda 2 bin 125 işletmeye idari yaptırım uygulanmıştı. Avrupa Parlamentosu, geçmiş yıllardaki raporlarında Türkiye’de etkili bir gıda güvenliği ve kontrol sisteminin uygulanmasında büyük eksiklikler bulunduğunu belirtmiş, Tarım Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı'nın yaklaşım ve faaliyetlerinin koordinasyonu ve uyumlaştırılmasındaki zorluklara vurgu yapmıştı. Geçtiğimiz yıl, Avrupa Birliği'nin Gıda ve Yem Hızlı Uyarı Sistemi tarafından en sık bildirilen gıda güvenliği uyarılarının Türkiye’den giden ürünlere verilmiş olması, ülkemizdeki gıda güvenliği ile ilgili sorunların büyüklüğünü göstermesinin yanı sıra Avrupa Parlamentosu tarafından dile getirilen uyarıların dikkate alınmadığının da bir göstergesi olarak değerlendirilmektedir. Pala konuya ilişkin olarak, insan sağlığını tehdit eden katkı maddelerinin ülkede yaygın biçimde kullanıldığını, bu maddelerin sindirim sistemi hastalıklarından kansere kadar pek çok soruna yol açabildiğini ve özellikle çocukların hayatını tehdit ettiğini ifade etti; “Sağlıklı ve güvenilir gıdayı vatandaşa ulaştırmak hükümetin asli görevidir; gıda güvenliğini tehdit eden mevcut durum kabul edilemez.” değerlendirmesinde bulundu. Prof. Dr. Pala’nın çağrısına karşın Bakan İbrahim Yumaklı soru önergesine Anayasa’nın 98. maddesine göre öngörülen on beş günlük yasal süre geçtikten sonra, 24 Kasım 2025 tarihinde yanıt verdi. “Bakanlığın verdiği yanıtlar yeterli değil; denetim eksiklikleri halktan gizleniyor!” Önergede Pala, ülkede kullanılan gıda katkı maddelerinin sayısının, bunlardan kaçının yüksek riskli olmasına rağmen hâlen kullanımda olduğunun ve sağlık etkilerinin açıklanmasını istedi. Ayrıca son on yılda uygunsuz katkı maddeleri nedeniyle ihracattan geri dönen ürün sayısını sordu. Pala, Bakanın yanıtına ilişkin “Ne yazık ki verilen yanıt mevzuata atıf yapmanın ötesine geçmiyor. Verilerin kamuoyuyla paylaşılmaması, gıda güvenliği denetimlerinin kâğıt üzerinde kaldığını gösteriyor.” diyerek eleştirilerini dile getirdi. Tarım toprakları ve sulama kaynaklarındaki kirliliğin raporlanmasına da yeniden değinen Pala, bu konuda Bakanlığa ayrıca bir soru önergesi sunduğunu ancak henüz yanıt alamadığını belirtti. “Ülkemiz ağır metal kirliliği bakımından yüksek risk altında. Denetimsiz sanayi ve madencilik faaliyetlerinin etkisiyle tarım arazilerine artarak karışan ağır metaller, tarım ürünlerinin kalitesini düşürüyor ve insan sağlığı için ciddi bir tehdit oluşturuyor.” dedi. “Bakanlığın eylem planı durumun ciddiyetini yansıtmıyor; somut adımlar hızla atılmalıdır.” Pala ayrıca, Bakanlığın gıda güvenliği farkındalığını artırmak amacıyla yürüttüğü mevcut uygulamaları da yetersiz ve belirsiz olması nedeniyle eleştirdi. “Bakanlığın yanıtında atıf yaptığı Gıda Okuryazarlığı Stratejisi ve Eylem Planı kapsamındaki hedefler son derece ucu açık ve acil çözüm gerektiren mevcut tablonun ciddiyetini yansıtmıyor. Akademik çalışmalar, gıdaların ön yüz etiketlerinde ürünün sağlık açısından riskli olup olmadığına ilişkin yalın bir bilginin yurttaşların bilinçlenmesine güçlü katkı sağladığını gösteriyor. Bakanlık önce gelinen noktada şeffaf olmalı, ardından somut adımları hızla atmalıdır. Ayrıca 224 Sayılı Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesi Hakkında Kanunun uygulandığı yıllarda olduğu gibi, Sağlık Bakanlığı ile yerel yönetimlerin de özellikle izleme ve denetleme işlevleri bakımından gıda güvenliği sürecinde yer almaları tartışmaya açılmalıdır. Avrupa Birliği’nde sağlık ve gıda güvenliği, “Tek Sağlık” yaklaşımıyla kurumsal olarak ele alınmakta ve insan sağlığının yanı sıra hayvan sağlığı, bitki sağlığı ve gıda güvenliği birlikte değerlendirilmektedir. Türkiye’de de gıda güvenliğini sağlamak üzere yeni bir kamu yönetimi yaklaşımına gereksinim var.” diyerek sözlerini tamamladı.

Bursa Şehir Hastanesi’ne uluslararası eğitim yetkisi Haber

Bursa Şehir Hastanesi’ne uluslararası eğitim yetkisi

Bursa Şehir Hastanesi, Avrupa Rejyonal Anestezi Derneği (ESRA) tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda; rejyonal anestezi (Bölgesel uyuşturma), ağrı tedavisi ve yatak başı hedefe yönelik ultrasonografi alanında uluslararası eğitim veren yetkin merkezlerden biri olarak kabul edildi. Bu gelişme ile Bursa Şehir Hastanesi, yalnızca Türkiye’de değil uluslararası düzeyde de eğitim veren öncü sağlık kuruluşları arasında yerini almayı başardı. Konuyla ilgili açıklamada bulunan Bursa Şehir Hastanesi’nde görevli Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanı Doç. Dr. Hande Gürbüz, Bursa Şehir Hastanesi’nin Türkiye’de bu belgeyi alan 4. yetkin merkez olduğunu ve süreç boyunca Sağlık Bakanlığı koordinasyonunda hareket ettiklerini belirtti. Rejyonal anestezinin, birçok ameliyatın genel anestezi olmadan yürütülmesine imkân tanıdığını dile getiren Doç. Dr. Gürbüz, "Bunun yanı sıra ameliyat sonrasındaki şiddetli ağrıların geçirilmesinde de oldukça etkin yöntemler olarak başarı ile kullanılmaktadır. Dolayısıyla hastalarımız ameliyat sonrasındaki iyileşme dönemlerini daha konforlu ve daha rahat bir şekilde geçirebilmektedir" dedi. ULUSLARARASI PRESTİJ Bursa Şehir Hastanesi’nde bu yöntemlerin uzun süredir kullanıldığına dikkat çeken Gürbüz, "Almış olduğumuz bu onayla birlikte sadece Türkiye’den değil, bütün dünyadan anestezi, yoğun bakım ve aile hekimlerinin de eğitimlerine katkıda bulunabileceğiz. Bu bizim için çok büyük bir gurur kaynağı olmakla birlikte hastanemiz içinde uluslararası bir prestij sağlayacaktır. Bu süreçte emeği geçen tüm hocalarıma ve ekip arkadaşlarıma içtenlikle teşekkürlerimi sunuyorum" şeklinde konuştu.

Sağlık alanında pek çok başlıkta yeni düzenlemeye gidiliyor Haber

Sağlık alanında pek çok başlıkta yeni düzenlemeye gidiliyor

Sağlık Bakanlığı, TBMM’ye sunulan yasa değişikliği teklifiyle sağlık alanında pek çok başlıkta yeni düzenlemeye gidildiğini açıkladı. Değişiklik teklifi ile organ bağışından ilaç tedarik zincirine, tıbbi cihazlardan aldatıcı reklamlara, özel sağlık kuruluşlarından hekimlerin özlük haklarına kadar birçok alanda önemli değişikliklere imza atılıyor. ORGAN BAĞIŞINDA ‘DİJİTAL BAŞVURU’ DÖNEMİ BAŞLIYOR TBMM’ye sunulan teklif ile organ bağışı sürecini kolaylaştıran, bağışçının iradesini esas alan ve organ bağışını teşvik eden bir düzenleme getiriliyor. Bu düzenlemeyle organ bağışçısı olmak daha kolay hale gelecek. Meclis gündemine gelen teklifin, böbrek nakli bekleyen 25 bin, karaciğer nakli bekleyen 2 bin 500 ve kalp nakli bekleyen 1.500’den fazla hastaya umut olması bekleniyor. E-Devlet’ten tek tıkla bağış mümkün olacak Yeni düzenlemeyle birlikte vatandaşlar, e-Devlet üzerinden kolayca organ bağışçısı olabilecek ve dijital ortamda işlemlerini hızlıca gerçekleştirebilecek. Bağışçılar, organ bağışı yaptıklarını hangi yakınları ile paylaşmak istediklerine de kendileri karar verecek. BAĞIŞÇININ İRADESİ ESAS ALINACAK, ORGAN BAĞIŞLAYANLARIN YAKINLARINA ÖNCELİK TANINACAK Vatandaş, hayattayken organ bağışına karar vermişse, öldükten sonra da bu iradesi geçerli sayılacak. Bu sayede, bağışçının iradesi korunacak, organ bekleyen vatandaşların umudu artacak. Organı nakledilen bağışçının birinci derece yakınlarına, organ nakline ihtiyaç duymaları halinde öncelik hakkı tanınacak. TIBBİ İŞLEMLERDE ELEKTRONİK ONAY SİSTEMİNE GEÇİLECEK Meclis gündemine getirilen yeni düzenleme ile tıbbi işlem ve uygulamalar için hasta ve yakınlarının onayı, elektronik ortamda da alınabilecek. Bu sayede daha pratik bir onay süreci işletilirken özellikle acil vakalarda ve uzaktan sağlık hizmet sunumunda hastalara ve sağlık personeline kolaylık sağlanacak. İlacın üretiminden kullanımına kadar tüm süreçlere dijital takip sistemi geliyor Her ilaç, üretim veya ithalat aşamasından hasta tedavisinde kullanımına kadar Takip Sistemi ile izlenebilecek. İlaç tedarik zinciri sürecinde Sağlık Bakanlığı’nın kontrolü güçlendirilecek. Aynı Takip Sistemi ile (üretici/ithalatçı, ecza deposu, eczane, hastane, geri ödeme kurumu) ruhsatlı ilaçların stok kontrolleri ile üretim ve dağıtım planlaması takip edilecek. İlaca erişimde kesintiye mahal verilmeyecek. Düzenlemelere aykırı hareket edenlere ise yeni yaptırımlar uygulanacak. TIBBİ CİHAZ DENETİMLERİNDE YENİ DÖNEM Tıbbi cihazlara dair yapılan düzenleme ile piyasada yalnızca standartlara uygun ürünler yer alacak; aksi yönde faaliyet yürütenlere uygulanan idari para cezaları ağırlaştırılacak. Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, özel sağlık kuruluşlarının tanıtım ve bilgilendirme faaliyetleriyle ilgili daha titiz bir izleme süreci devreye alınıyor. Hasta vatandaşın iyileşme umudunu yanıltıcı-aldatıcı tanıtım ve reklam yoluyla suiistimal etmek ve bu sayede ticari kazanç elde etmek isteyenlere geçit verilmeyecek. Yeni düzenleme kapsamında, kenevirden elde edilen ilaç, özel tıbbi amaçlı gıdalar ve kişisel bakım ürünlerinin üretimi ve satışı sıkı kurallara bağlı olacak. Tıbbi kenevirden elde edilen ürünlerin ruhsatlandırma ve takip işlemleri yalnızca Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülecek. Bu ürünler sadece eczanelerde reçete karşılığı sunulabilecek. Sürdürülebilir ve kontrollü üretim modeli ile ‘sağlıkta yerli üretim’ ve ‘küresel açılım’ eş zamanlı olarak desteklenecek. HEKİMLERİN ÖZEL SAĞLIK KURUM VE KURULUŞLARINDA ÇALIŞMA ESASLARI YENİDEN DÜZENLENİYOR Yeni düzenleme ile özel hastane kadrosunda çalışan hekimlerin iki sağlık kuruluşunda hizmet sunabilmesi mümkün olacak. Özel hastanede çalışan hekimlerin kazançları, kıdem tazminatları ile emeklilik kazanımlarına yansıyacak. Ayrıca açıklamada, 1 Haziran 2026 tarihine kadar uyum sürecinin tamamlanacağı da belirtildi. ‘Nükleer Tıp Teknikerliği’ ve ‘Diş Protez Teknisyenliği’ sağlık meslekleri arasında yer alacak ve istihdamın önü açılacak. ‘Ebe Yardımcılığı’ ve ‘Hemşire Yardımcılığı’ unvanları ise ‘Sağlık Bakım Teknisyeni’ adı altında birleştirilecek. Optisyenlerin meslek örgütleri aktif hale getiriliyor Meclis gündemine sunulan yeni düzenleme ile optisyenlerin meslek örgütü Türk Optisyen-Gözlükçüler Birliği’nin faaliyetlerini yürütebilmelerine imkan sağlanacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.