SON DAKİKA
Hava Durumu

#Sağlık Bakanlığı

Söz Bursa - Sağlık Bakanlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlık Bakanlığı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bursa Milletvekili Pala uyardı: "İklim krizi öldürüyor, Bakanlık sessiz" Haber

Bursa Milletvekili Pala uyardı: "İklim krizi öldürüyor, Bakanlık sessiz"

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, son dönemde iklim krizinin insan sağlığı üzerindeki etkisinin endişe verici düzeye ulaştığını belirtti. İklim krizinin toplum sağlığını birçok farklı şekilde tehdit ettiğini ifade eden Prof. Dr. Pala, konuya ilişkin, “İklim krizi; sıcak hava dalgaları, kuraklık, gıda kaynaklı hastalıklar, yeni enfeksiyonlar ve orman yangınları gibi birçok farklı yolla toplum sağlığını tehdit etmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün raporları, sıcak dalgalarının özellikle yaşlılarda, kronik hastalığı olan bireylerde ve şehir merkezlerinde yaşayanlarda ölüm oranlarını belirgin biçimde artırdığını göstermektedir” açıklamasında bulundu. Prof. Dr. Pala, aşırı sıcakların etkilerine rağmen Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan eylem planlarının denetim ve uygulama açısından yetersiz kaldığını vurgulayarak, geçtiğimiz temmuz ayında aşırı sıvı kaybı nedeniyle şehit olan iki askeri hatırlattı. Eleştirilerini, “Hükümetin iklim krizine karşı önlemleri ne yazık ki kâğıt üzerinde kalmıştır. Şehit olan askerlerimiz gibi üzücü ve önlenebilir ölümlerin tekrarlanmaması için sorunun ciddiyeti derhal görülmeli ve eylem planı hızla hayata geçirilmelidir” sözleriyle dile getirdi. Prof. Dr. Pala, Sağlık Bakanlığı’na; iklim krizinin sağlık üzerindeki etkilerine dair çalışmalar, Bakanlığın eylem planında gelinen mevcut durum ve denetimler hakkında ayrıntılı bilgi talep ettiği kapsamlı bir soru önergesi iletti. Buna karşın Bakan Kemal Memişoğlu, kendisine 23 Ekim 2025 tarihinde iletilen soru önergesine, Anayasa’nın 98. maddesi uyarınca öngörülen on beş günlük yasal süre dolmasına rağmen yanıt veremedi. “Bakanlık 2015 yılında yayınladığı eylem planını neden uygulamıyor?” Prof. Dr. Pala, soru önergesinde öncelikle 2015’te yürürlüğe giren “İklim Değişikliğinin Sağlık Üzerine Olumsuz Etkilerinin Azaltılması Ulusal Programı ve Eylem Planı”ndaki hedeflerin kaçının gerçekleştirildiğini, bu dönemde planın güncellenip güncellenmediğini ve güncellenmediyse gerekçesinin ne olduğunu sordu. Konuya ilişkin olarak Pala, “Bakanlık iklim değişikliğinin halk sağlığı üzerindeki etkisini ciddiye almak zorundadır. Yalnızca İstanbul’da 2003 ile 2017 yılları arasında 4 binden fazla vatandaş bu sebeple hayatını kaybetmiştir” açıklamasında bulundu. “İklim değişikliği eylem planı kapsamındaki sağlık göstergeleri güncel olarak neden kamuoyuyla paylaşılmamaktadır” diye soran Pala, “Sorunun boyutu hakkında şeffaf olunmadıkça ne halk bilinçlendirilebilir ne de etkili önlemler alınabilir” değerlendirmesinde bulundu. İklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkisinin yakından izlenmesinin yanı sıra, sağlık hizmetlerinin ve altyapısının da değişen iklim koşullarına hazırlıklı olması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Pala, “Hastaneler, aile sağlığı merkezleri ve bakım kurumlarında iklim dayanıklılığı planı hazırlandı mı; sağlık personeline iklim kaynaklı sağlık riskleri konusunda mesleki eğitim veriliyor mu; kırılgan gruplara yönelik özel koruyucu uygulamalar ve yerel serinleme önlemleri geliştirildi mi; iklim olaylarının ruh sağlığı üzerindeki etkileri için destek hizmetleri planlandı mı?” sorularına ayrıntılı yanıt istedi. “Bakanlığın böylesi önemli ve uzun zamandır gündemde olan bir sorun hakkındaki soruları yanıtsız bırakması, konuya ilişkin herhangi bir çalışma olmadığına ve alınan kararların yalnızca kâğıt üzerinde kaldığına dair kaygıyı güçlendirmektedir. Bakanlık kamuoyunda güveni inşa etmek istiyorsa, yanıtlarında eylem planının hedeflerini ve takvimini net bir biçimde açıklamalıdır” dedi. “Birçok düzenleme hemen hayata geçirilmelidir; Bakanlık yaza kadar denetimlerini sıkılaştırmalı!” Eylem planı kapsamında geniş çaplı uygulamalar hayata geçirilene kadar önlenebilir ölümlerin önüne geçilmesi için kısa vadede bazı düzenlemelerin yapılması gerektiğini ifade eden Pala, öncelikle dış ortamda çalışanlar için ısıya göre çalışma saatleri, dinlenme araları ve suya erişimin eksiksiz biçimde denetlenmesi gerektiğini dile getirdi. “Aşırı sıvı kaybı nedeniyle şehit olan askerlerimiz, sıcak hava dalgaları nedeniyle yaşamını erken yitiren yaşlılar ve benzer olaylar kabul edilemez. Bakanlık yaz aylarına kadar bu konuda derhal bir çalışma yürütmeli ve çalışma ortamlarında sağlığı tehdit edebilecek uygulamaları etkili biçimde engellemelidir” çağrısıyla açıklamalarını noktaladı.

Bursa Milletvekili Kayıhan Pala acı tabloyu açıkladı: 10 hekimden 8’i şiddet mağduru! Haber

Bursa Milletvekili Kayıhan Pala acı tabloyu açıkladı: 10 hekimden 8’i şiddet mağduru!

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Kayıhan Pala, sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin gün geçtikçe arttığını, buna karşın alınan önlemlerin eksik kaldığını ifade ederek, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nu eleştirdi. “Her 10 hekimden 8’inin meslek hayatında en az bir kez şiddete maruz kaldığı bilinirken bu olayların ancak yarısı ‘Beyaz Kod’ ya da diğer kanallar üzerinden bildirilebiliyor. Bu tablo, şiddetin boyutunu ve Bakanlığın önlemlerinin ne denli yetersiz kaldığını açıkça gösteriyor” dedi. Prof. Dr. Pala, 2013’te yayımlanan sağlıkta şiddetle mücadeleye ilişkin Meclis araştırma raporundaki 66 önerinin büyük bölümünün hayata geçirilmediğini ve Bakanlığın bu konudaki soru önergelerine, veri paylaşımına dayalı yanıt veremediğini belirtti. “Sağlık Bakanlığı, soru önergelerimizi yanıtsız bırakarak, sağlık sistemini derinden tehdit eden şiddet sorununun boyutunu ve yönetim zafiyetlerini sağlık çalışanlarından gizlemektedir” diyen Pala, gelinen noktada net bir açıklamanın zorunlu olduğunu vurgulayarak, Bakan Memişoğlu’na yeni bir soru önergesi iletti. Buna karşın Bakan, kendisine 6 Ekim 2025’te iletilen soru önergesine Anayasa’nın 98’inci maddesi uyarınca öngörülen on beş günlük süre dolmasına rağmen yanıt veremedi. “Sağlıkta şiddetin asıl sorumlusu yanlış sağlık politikaları, sağlık çalışanlarını itibarsızlaştıran söylemler ve kışkırtılmış sağlık talebidir!” Prof. Dr. Pala, soru önergesinin ilk bölümünde 2013 yılında yayımlanan “Sağlık Çalışanlarına Yönelik Artan Şiddet Olaylarının Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu Raporu”nun üç temel başlıkta sunduğu 66 önerinin, aradan on yıldan uzun bir zaman geçmiş olmasına karşın kaçının hayata geçirildiğini sordu. Raporda ele alınan başlıkların kurumsal, toplumsal ve çevresel etkenler ile sağlık çalışanları ve hasta arasındaki iletişim olduğunu kaydeden Pala, Bakan’dan her bir başlık altında yapılan çalışmaları ayrıntılı biçimde açıklamasını istedi. “Sağlıkta şiddet sorununa karşı önerilen önlemlerin kâğıt üzerinde kaldığı açıktır. Cumhurbaşkanlığı Hükümeti’nin benimsediği ve Sağlıkta Dönüşüm Programı adıyla bilinen ticarileştirilmiş sağlık sistemi, kamuda çok sınırlı bir finansman ve nüfusa göre sayısı yetersiz sağlık emek gücü olmasına karşın; kışkırtılmış sağlık talebi yaratmış, hastaların beklentilerini karşılanamayacak kadar yükseltmiş, beklentilerin karşılanamaması durumunda ise sağlık çalışanlarını hedef göstermiş ve onları itibarsızlaştıran söylemler dile getirilmiştir. Bu koşullarda sağlık çalışanlarının güvenliği sağlanamaz. Bugün özellikle kamuda sağlık çalışanlarının ilk talebi can güvenliğidir.” dedi. Pala, sağlıkta şiddet sorununa karşı etkili çözümler üretilebilmesi için öncelikle Bakanlığın sorunun kapsam ve boyutu hakkında şeffaf olması gerektiğini belirtti. Bu kapsamda, Bakanlığın Sağlık İstatistikleri Yıllığı gibi düzenli yayımladığı raporlarda, sağlıkta şiddete ilişkin uluslararası karşılaştırılabilir verilerin paylaşılmasını istedi; son on yıldaki “Beyaz Kod” bildirimlerinin sektörlere, illere, meslek gruplarına, cinsiyete ve dallara göre dağılımının kamuoyuna açıklanmasını talep etti. Konuya ilişkin Pala, “Acil servisler, sağlık çalışanlarının şiddete en sık maruz kaldıkları alanlardan biridir. 100 kişi başına acil servise başvuru sayısı OECD ortalaması 27 iken ülkemizde yaklaşık 6 kat daha fazla olmak üzere 177’dir. Acil servis çalışanları kabul edilemez bir iş yükü altında çalıştırılmaktadır. Bakanlık bu çalışma koşullarının şiddet olgularına etkisini derhal değerlendirmeli ve çözümü hızla hayata geçirmelidir” açıklamasında bulundu. “Önlemler kâğıt üstünde kalmaktadır; Bakanlık eylem planı takvimini açıklamalı!” Prof. Dr. Pala, soru önergesinin sonunda 2023’te duyurulan “Sağlıkta Şiddete Karşı Eylem Planı”nın hangi aşamada olduğunu sordu. “Eski Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 2023’te ‘Sağlıkta Şiddete Karşı Eylem Planı’nın uygulanacağını açıkladı. O tarihten bu yana kamuoyuna yapılan açıklamalarda da soru önergelerine verilen yanıtlarda da planın takvimi ve hedeflerine dair somut bir bilgi paylaşılmamıştır. Sağlık çalışanlarına şiddetin katalog suçlar arasına alındığı ifade edilse de bu kapsamda kaç yasal işlem yapıldığı açıklanmamaktadır” diyerek Bakanlığı bir kez daha şeffaf ve hesap verebilir olmaya çağırdı. Prof. Dr. Pala, “Ülkemizde kamucu, eşit, ücretsiz, erişilebilir ve nitelikli bir sağlık sistemi inşa edilmeden sağlıkta şiddet sona erdirilemez. Cumhurbaşkanlığı Hükümeti, sağlığı ticareti yapılan bir meta olarak gören politikalarından derhal uzaklaşmalıdır. Sağlık temel bir insan hakkıdır” sözleriyle açıklamasını tamamladı.

Bursa'da otobüste sigara tartışmasına ceza yağdı Haber

Bursa'da otobüste sigara tartışmasına ceza yağdı

Bursa'dan Eskişehir'e gitmek üzere bilet alan bir vatandaşın, şoförün otobüs içerisinde sigara içtiğini gören vatandaş tepki gösterdi. Olanları kayda alan yolcunun şikayeti üzerine, denetim ekipleri düğmeye bastı. Olay, İnegöl'de şehirler arası otobüs yolculuğu yapan bir firmanın seferi esnasında meydana geldi. İddiaya göre bir yolcu, perona yanaşan otobüsten ineceği sırada şoförün elinde yanan sigarayı görünce videoya çekmek istedi. Yanında çocuğu olduğunu belirterek otobüs şoförünün sigara içtiğini belirten yolcu beklemediği bir tepki ile karşılaştı ve şöför tarafından araçtan indirildi. Firma yetkililerinin ve yazıhane görevlisinin de şoföre destek vermesiyle, araçtan inen yolcuya personeller "Rahatsız oluyorsanız arka sıradan koltuk alsaydınız" şeklinde karşılık verdi. Bakanlık devreye girdi Mağdur vatandaşın topladığı kanıtlar ve yaptığı şikayet kısa sürede karşılık buldu. Sağlık Bakanlığı Tütün ve Bağımlılık Yapıcı Maddelerle Mücadele Daire Başkanlığı ulaştırılan video kayıtlarını inceleyerek durumu tescilledi ve İl Sağlık Müdürlüğü'ne iletti. Aynı gün içerisinde harekete geçen İnegöl Tütün Denetim Ekipleri kural tanımaz otobüs şoförüne ve olaya göz yuman ilgili otobüs firmasına 4207 sayılı kanun kapsamında idari yaptırım karar tutanağı düzenleyerek para cezası uyguladı. Tütünle mücadele son sürat devam ediyor Yetkililer, vatandaşların bu konudaki duyarlılığının önemine dikkat çekti. Benzer ihlallerle karşılaşan vatandaşların video veya fotoğraf gibi kanıtlarla başvurması halinde, gerekli incelemelerin titizlikle yapılacağı ve yasal sürecin derhal başlatılacağı vurgulandı. Tütün denetim ekiplerinin, özellikle toplu taşıma araçları ve diğer kapalı alanlarda tütünle mücadele konusunda 7/24 sahada olduğu hatırlatılırken, halk sağlığını tehdit eden hiçbir kural ihlaline taviz verilmeyeceği ve denetimlerin artarak devam edeceği ifade edildi.

Sağlıkta veri skandalı endişesi: CHP'li Pala'dan AHBS'de tekelleşme ve güvenlik resti! Haber

Sağlıkta veri skandalı endişesi: CHP'li Pala'dan AHBS'de tekelleşme ve güvenlik resti!

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, Aile Hekimliği Bilgi Sistemi (AHBS) alanında Kayseri’de başlatıldığı iddia edilen tek yazılım uygulamasının kapsamı, yöntemi ve hukuki dayanaklarına ilişkin ciddi soru işaretleri bulunduğunu açıkladı. Pala, Kayıt Tescil Sistemi politikalarındaki tekelleşmenin rekabeti ve hizmet sürekliliğini olumsuz etkileyebileceğini, yüklenici şirketin bilgi güvenliği standartlarının ise kamuoyuna açık ölçütlerle doğrulanmadığını belirtti. Sağlık Bakanlığı’na sunduğu kapsamlı soru önergesinde kararın gerekçesini, seçilen firmanın hangi usulle belirlendiğini, sözleşme hükümlerini ve veri güvenliğinin nasıl sağlanacağını sordu: “Kayseri İl Sağlık Müdürlüğü ile paylaşılan yazı çok sayıda mevzuat hükmüne atıf yapmaktadır; ancak sistemde böylesi bir değişimin aile hekimliği hizmetlerine ve kişisel verilerin güvenliğine etkisine açık biçimde değinmemektedir. Bu durum, alınan kararda kamu yararı ve bilgi güvenliği yerine mevcut altyapının bir şirketin kârı için tekelleştirilmesi amacını taşıdığı yönünde endişe uyandırmaktadır. Sağlık Bakanlığı aldığı kararın gerekçesinde şeffaf olmalı ve yaptığı çalışmaları kamuoyuyla paylaşmalıdır.” Milletvekili Pala’nın çağrısına karşın Bakan Kemal Memişoğlu, kendisine 25 Aralık 2025 tarihinde iletilen soru önergesine Anayasa’nın 98’inci maddesi uyarınca öngörülen on beş günlük süre dolmasına rağmen yanıt vermedi. “Bakanlık son yıllarda veri güvenliğine dair ihlalleri derhal açıklamalıdır!” Pala, önergede öncelikle Kayseri’de tek yazılıma geçiş iddiasının kapsamını, hangi aile hekimliği birimlerinin dâhil edildiğini, başlangıç tarihini ve süresini sordu. Karar alınırken yapılan çalışmaların, risk değerlendirmesi ve teknik fizibilite raporlarının bulunup bulunmadığını sorguladı. Bu süreçte veri bütünlüğünü tehlikeye atabilecek erişimlere karşı alınan tedbirleri, yetkilendirme ve denetim mekanizmalarının nasıl işletileceğini öğrenmek istedi. Pala, “Sağlık Bakanlığı uzun süredir Kayıt Tescil Sistemi ile yazılım firmalarının teknik yeterlilik ve güvenlik standartlarını denetlemektedir. Böylesine geniş kapsamlı bir dönüşümde mevcut denetim kapasitesi yeterli midir; Bakanlık bunun hesabını kamuoyuna vermelidir” dedi. “Bununla birlikte, yeni uygulamanın gerekçesi veri güvenliğini artırmak ise Bakanlık son yıllarda kaç veri güvenliği ihlali saptandığını ve herhangi bir yetkisiz giriş olup olmadığını da net biçimde açıklamalıdır.” “Aile hekimleri ve hastalar mağdur edilemez; Bakanlık alınan kararın adımlarını açıklamalıdır!” Milletvekili Pala, seçilen firmanın hangi yöntemle belirlendiğini; ihale yapıldıysa kayıt numarası, teklif sayısı ve sözleşme bedelini, yapılmadıysa hangi istisnanın dayanak alındığını sordu. Sözleşmede hizmet seviyesi hedefleri ile kesinti ve yaptırım hükümlerinin paylaşılmasını istedi. “Yeni uygulamayla Bakanlık belirlediği şirkete büyük bir ayrıcalık tanımaktadır. İhale süreci usulüne uygun yürütülmeli ve vatandaşın güvenliği sağlanmalıdır” ifadesini kullandı. Pala, ayrıca aile hekimlerinin mevcut AHBS firmalarıyla yürürlükte olan sözleşmelerinin nasıl yönetileceğini sordu. Zorunlu geçiş baskısı iddiaları hakkında Bakanlığın inceleme yapıp yapmadığını ve sonuçlarını öğrenmek istedi. Geçiş öngörülüyorsa veri taşıma süreçlerinin maliyet ve sorumluluk paylaşımıyla birlikte hekimler ve firmalar açısından nasıl gerçekleştirileceğinin açıklanmasını talep etti. Mevcut sistemlerin kısa sürede terk edilmesi halinde doğabilecek verimlilik kayıpları ve hizmet aksaklıklarının önlenmesi için geçiş planının açık biçimde yayımlanmasını istedi. “Sağlık Bakanlığı hiçbir uygulamada şirketlerin kârı için aile hekimlerini ve hastaları mağdur edemez; aldığı her kararın hesabını kamuoyuna verebilmelidir” diyerek açıklamasını tamamladı.

Başkan Alper Taban: “Yerinde sağlık hizmetini önemsiyoruz” Haber

Başkan Alper Taban: “Yerinde sağlık hizmetini önemsiyoruz”

İnegöl Belediyesi’nin arsa tahsisleriyle şehirde 17 yeni Aile Sağlığı Merkezinin oluşturulmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Belediye Başkanı Alper Taban, “İnegöl’de vatandaşlarımızın yerinde sağlık hizmetine erişmesini önemsiyoruz” dedi. İnegöl’de sağlık alanında önemli bir atılım hayata geçiriliyor. İnegöl Belediyesi, Sağlık Bakanlığı ve hayırsever vatandaşların iş birliğiyle yürütülen çalışmalar kapsamında, ilçeye yeni aile sağlığı merkezleri kazandırılmaya devam ediyor. Sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştıran, şehrin sağlık altyapısını güçlendiren ve sağlık hizmetini mahallelere kadar taşıyarak vatandaşın ayağına götüren Aile Sağlığı Merkezleri uygulamaları, vatandaşı da memnun ediyor. İnegöl Belediyesi’nin arsa tahsisleriyle desteklediği, hayırseverler ve Sağlık Bakanlığı iş birliğiyle hayata geçirilen Aile Sağlığı Merkezleri kapsamında şehirde 5’i tamamlanan, 6’sı yapımı süren, 2’si yeni başlayacak ve 4’ü planlama aşamasında olan 17 yeni Aile Sağlığı Merkezi bulunuyor. ARSA BELEDİYEDEN, BİNA HAYIRSEVERDE, HİZMET DEVLETTEN Uygulanan model kapsamında; Aile Sağlığı Merkezlerinin arsaları İnegöl Belediyesi tarafından tahsis edilirken, yapım süreçleri hayırseverler tarafından üstleniliyor. Bakanlığın doğrudan inşasını da yaptığı merkezlerin de olduğu iş birliği neticesinde, inşaatı tamamlanarak hizmete hazır hale getirilen merkezlerde ise hekim ve sağlık personeli görevlendirmeleri yapılarak vatandaşların hizmetine sunuluyor. Bu güçlü iş birliği sayesinde İnegöl’de sağlık altyapısı her geçen gün daha da güçleniyor. 5 MERKEZ TAMAMLANARAK HİZMETE GİRDİ İnegöl’de bugüne kadar bu kapsamda 5 Aile Sağlığı Merkezi tamamlanarak hizmete hazır hale getirildi. Akhisar Mahallesinde Samsa Çavuş Aile Sağlığı Merkezi ile Akhisar 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu, Mahmudiye Mahallesinde Cenon Bulvarı 112 Acil İstasyonu ile Hadise Ziya Öztürk Aile Sağlığı Merkezi ve Mesudiye Mahallesinde Ali İpek Aile Sağlığı Merkezi vatandaşlara hizmet vermeye başladı. 6 MERKEZİN İNŞASI DEVAM EDİYOR, 2 MERKEZ YAPIMA BAŞLAYACAK, 4 MERKEZ PLANLAMA AŞAMASINDA 6 merkezin ise hali hazırda yapımı devam ediyor. Süleymaniye Aile Sağlık Merkezi, Esentepe Hayriye Yelken Aile Sağlığı Merkezi, Ertuğrulgazi Hikmet Yelken Aile Sağlığı Merkezi, Kemalpaşa Filiz-Bahri Sevinç Aile Sağlık Merkezi, Sinanbey Öznur-Selçuk Armağan Aile Sağlık Merkezi ve Süleymaniye Göçmen Sağlığı Merkezi yapım aşamasında ve tamamlanmak için gün sayıyor. Bu merkezlerin yanı sıra Fatih Mahallesi Sağlık Bakanlığınca yaptırılan Aile Sağlığı Merkezi ile kentsel dönüşüm alanında bulunan Turgutalp 1 Nolu Aile Sağlığı Merkezi merkezinin de kısa sürede yapımına başlanması planlanıyor. Yine şehrin 4 farklı noktasında Aile Sağlığı Merkezi yapımı için planlama çalışmaları devam ediyor. ÖRNEK İŞ BİRLİĞİ İnegöl Belediyesi şehirde sadece rutin belediyecilik hizmetleriyle değil, toplumu ilgilendiren her alanda elini taşın altına koyuyor. Sağlık altyapısının güçlendirilmesi noktasında vatandaşı doğrudan ilgilendiren projelere verdiği destekle dikkat çeken İnegöl Belediyesi, sağlık yatırımlarına sağladığı arsa tahsisleriyle kamu yararına önemli bir sorumluluk üstleniyor. Hayırseverlerin katkıları ve Sağlık Bakanlığı’nın koordinasyonu ile de örnek bir iş birliği modeli ortaya çıkmış oluyor. Bu anlayışla yürütülen çalışmaların, önümüzdeki dönemde de artarak devam etmesi ve İnegöl’ün sağlık hizmetleri açısından daha güçlü bir yapıya kavuşması hedefleniyor. YERİNDE SAĞLIK HİZMETİNİ ÖNEMSİYORUZ Aile Sağlığı Merkezleri yapımına ilişkin açıklamalarda bulunan İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, yerinde ve erişilebilir sağlık hizmetlerine büyük önem verdiklerini söyledi. Bu doğrultuda İnegöl’de yerel yönetimler, devlet imkanları ve hayırseverlerin iş birliği ile güzel bir imece usulü çalışma ortaya konduğunu kaydeden Başkan Taban, “Sağlık hizmetlerinin mahallelerimizin içine kadar ulaşmasını çok önemsiyoruz. Yerinde sağlık hizmetini önemsiyoruz. Birinci basamak dediğimiz aile sağlığı merkezlerinde vatandaşlarımız sağlıkta ilk adım hizmetini alsın istiyoruz. Bu anlayışla, ilçemizin ihtiyaçlarını gözeterek aile sağlığı merkezlerimizin sayısını her geçen gün artırıyoruz. Bu süreçte Aile Sağlığı Merkezlerimizin arsa tahsislerini İnegöl Belediyesi olarak üstleniyor, hayırseverlerimizin destekleriyle binalarımızı kazandırıyor, Sağlık Bakanlığımızın hekim ve personel görevlendirmeleriyle de bu merkezleri vatandaşımızın hizmetine sunuyoruz. Bakanlığımız, hayırseverlerimiz ve belediyemizin el ele verdiği bu örnek iş birliği sayesinde İnegöl’ün sağlık altyapısını daha da güçlendirmeye devam edeceğiz” dedi.

Bursa 112 kadrosu 17 yeni ambulansla güçlendi Haber

Bursa 112 kadrosu 17 yeni ambulansla güçlendi

Bursa’da acil sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmak ve müdahale kapasitesini en üst seviyeye çıkarmak amacıyla Sağlık Bakanlığı tarafından tahsis edilen 17 yeni ambulans, Bursa İl Sağlık Müdürlüğü filosuna dâhil edildi. Şehrin sağlık altyapısını modernize etme hedefi doğrultusunda gerçekleştirilen bu teslimatla birlikte, acil durumlarda vatandaşlara sunulan hizmetin etkinliği bir üst seviyeye taşınmış oldu. Bursa 112 filosuna katılmaları için Ankara’dan Bursa’ya getirilen ambulanslar, İl Sağlık Müdürlüğü’nde gerçekleşen törenle hizmete girdi. Törene Bursa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Çetin, Acil Sağlık Hizmetleri Başkanı Doç. Dr. Hüseyin Aygün, İl Sağlık Müdürlüğü yöneticileri, Bursa 112 Başhekimliği yöneticileri ve sağlık çalışanları katıldı. AMBULANS SAYISI 158’E YÜKSELDİ Törende konuşan İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Çetin, "Acil sağlık hizmetlerinin, ihtiyacı olan hastalara, 7 gün 24 saat kesintisiz bir şekilde ulaşmak, ilk müdahaleyi yapmak ve en uygun hastaneye nakletmek üzerine kurulu olduğunu belirtti. Bu sürecin insan gücü, araç ve ekipmanla yürütüldüğünü dile getiren Çetin, "Bu ihtiyaçları karşılamak amacıyla Bakanlığımızdan ilimize 17 adet ambulans gönderildi. İki tanesi 4X4 olmak üzere toplam 17 tam donanımlı ambulans ile filomuzu güçlendirdik ve ambulans sayımız 158’e çıktı." şeklinde konuştu. "VAKAYA ULAŞMA SÜRESİNDE BAŞARILIYIZ" Bursa’da 100 noktada bulunan Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu ile il geneline acil sağlık hizmeti sunduklarını dile getiren Çetin, "Kentsel alanda vakaya erişme vaktimiz ortalama 7 dakikadır. Kırsal alanda ise 15 dakikadır. Bakanlık kriterlerine göre kentsel alanda vakaya erişme süresi 10 dakikanın altında olması gerekir. Kırsal alanlarda ise 30 dakikanın altında olması gerekir. Biz bunu çoktan başarmış durumdayız. Ekiplerimizle gurur duyuyoruz." dedi. "ÇEŞİTLİLİK KALİTEYİ ARTTIRIYOR" İl Sağlık Müdürlüğü envanterinde bulunan obez ambulansı, 4 sedyeli ambulans, kar paletli ambulans ve yenidoğan ambulansı çeşitleriyle verilen hizmetin kalitesinin ve hızının arttığına dikkat çeken Çetin, "Bugün 1.466 personel ile verdiğimiz hizmetin kalitesini arttırmak için bize destek olan bakanlığımıza çok müteşekkiriz. Bakanlığımızın desteği ile Bursalı hemşerilerimize kaliteli hizmet vermek için çalışmaya devam edeceğiz." diye konuştu.

Bursa İnegöl'de Mahmudiye Mahallesi’nde yeni Aile Sağlığı Merkezi hizmete girdi Haber

Bursa İnegöl'de Mahmudiye Mahallesi’nde yeni Aile Sağlığı Merkezi hizmete girdi

Sağlık Bakanlığı’nın birinci basamak sağlık hizmetlerinde hedeflediği nüfus kriterine ulaşmak adına İnegöl’de başlatılan çalışmalar kapsamında, yeni bir Aile Sağlığı Merkezi daha hizmete girdi. Mahmudiye Mahallesinde Güverte ve Koca Macır Sokak kesişiminde bulunan ve arsası İnegöl Belediyesi tarafından tahsis edilen Aile Sağlığı Merkezi için 2024 yılı Aralık ayında Bursa Valiliğinde hayırsever Fatih Öztürk ile protokol imzalanmıştı. Hdise-Ziya Öztürk adını taşıyan merkezin yapımına başlayan hayırsever inşaat çalışmalarını tamamladı. 215 m2 arsa üzerinde inşa edilen Aile Sağlığı Merkezi, 2 hekim ile mahalle sakinlerine hizmet vermeye başladı. 5 hekim kapasitesi bulunan merkezin kadrosu yeni atamalarla güçlendirilecek. Tam kapasiteye erişildiğinde, merkez yaklaşık 13.500 kişiye hizmet verecek. MİNİ BİR HASTANE GİBİ HİZMET VERECEK Mahmudiye Mahallesi sakinlerine hizmet vermeye başlayan Aile Sağlığı Merkezini Kaymakam Eren Arslan, Belediye Başkanı Alper Taban, İlçe Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Kavak ve hayırsevere Fatih Öztürk ziyaret etti. Yapılan inceleme sırasında açıklamalarda bulunan Başkan Alper Taban, “Şehrimizde yapımı devam eden, yapımı planlanan Aile Sağlığı Merkezlerimiz var. Bunlardan biri olan Hadise Ziya Öztürk Aile Sağlığı Merkezimiz kısa bir süre önce hizmete girdi. İçeride hastalarımız sağlık hizmeti almaya başladı. Mahmudiye Mahallemizde Güverte ve Koca Macır Sokak kesişiminde bulunan alanda 215 m2’lik bir arsa üzerinde bu yapı inşa edildi. Bizler İnegöl Belediyesi olarak yerini tahsis etmiş olduk, hayırseverimiz Fatih Bey de sağ olsun yapımını üstlendi. Kaymakamımızın ve İlçe Sağlık Müdürlüğümüzün mihmandarlığında, muhtarımızın da destek ve katkılarıyla güzel bir imece çalışması yapıldı. Şu an 2 hekimimiz görev yapıyor ama 5 hekim kapasitesi var. Diğer hekimlerimizin de ataması yapıldığında burası mini bir hastane gibi hizmet veriyor olacak. Emeği ve katkısı olan herkese teşekkür ediyorum. Vatandaşlarımıza hayırlı olsun” dedi. ÇOK YERİNDE BİR YATIRIM OLDU Kaymakam Eren Arslan ise “Sağlık Bakanlığımızın birinci basamak sağlık hizmetlerinde hedeflemiş olduğu nüfus kriterine uygun şekilde ilçemizde de yatırımlarımızı yapıyoruz. Bu noktada belediyemizin bize çok ciddi katkıları oluyor arsa temini noktasında. İnegöl’ümüzde her zaman olduğu gibi hayırseverlerimiz bu alanda da bizi destekliyorlar. Birçok yatırımımız başladı, hizmete girdi. Yapımı süren var, yapımı planlanan var. Böylece Bakanlığımızın hedeflediği 2500 ortalama nüfusu birinci basamakta yakalamış olacağız. Bugün de Mahmudiye Mahallemizde kurulan Aile Sağlığı Merkezimizi ziyaret ederek vatandaşlarımıza hayırlı olsun demek istedik. Çok yerinde, doğru bir yatırım oldu. İnşallah hekim sayısı da atamalarla burada 5’e çıkacak. Hayırseverimize ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” diye konuştu.

CHP’li Pala’dan Bakan Memişoğlu’na zor sorular: "Kamu kaynakları şirketlere mi akıyor?" Haber

CHP’li Pala’dan Bakan Memişoğlu’na zor sorular: "Kamu kaynakları şirketlere mi akıyor?"

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, Sayıştay’ın 2024 yılı Sağlık Bakanlığı Denetim Raporu’nun Bakanlık bünyesinde yürütülen birçok projede ciddi yönetim zafiyetlerini bir kez daha açığa çıkardığını ifade etti. Bakanlığın geleneksel yapı projelerinin yanı sıra Kamu Özel İş Birliği (KÖİ) modeliyle yürütülen şehir hastaneleri hakkında 19 ayrı usulsüzlüğün saptandığını belirten Pala, mevcut durumun kamu kaynaklarının etkin kullanımı, sağlık hizmetlerinin sürekliliği ve şeffaflık açısından utanç verici olduğunu dile getirdi. Prof. Pala, Sayıştay’ın şehir hastanelerine ait tespitleri ve Bakanlığın diğer projelerinde saptanan usulsüzlüklere değindiği iki kapsamlı soru önergesini Bakan Kemal Memişoğlu’na iletti. Milletvekili Pala, 9 Ekim 2025 tarihinde ilettiği ilk soru önergesinde şehir hastanelerinde Nihai Tamamlama Belgesi’nin düzenlenmemesi, eksik imalat ve ekipman bedellerinin sabit yatırım tutarından düşülmemesi, hizmet sürekliliği ve performans izleme mekanizmalarının işletilmemesi ve sözleşme hükümlerinin gereği gibi uygulanmaması gibi çok sayıda yapısal soruna dikkat çekti. Pala, “2025 yılında milletin cebinden her gün 286,6 milyon TL şehir hastanelerine aktarılması planlanmıştı; yıl boyunca bu rakam toplam 104,6 milyar TL idi. Böylesine devasa bir bütçeyi bile kendisine yetiremeyen şehir hastaneleri, Meclis’te Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısında dile getirdiğimiz gibi, 2025 yılının ilk on ayında kendisine ayrılan bütçenin üzerine çıkmıştır. Sayıştay raporundaki bulgular bu kaynak aktarımının nedenlerini ve KÖİ modelinin kamu yararını gözetmekten ne denli uzak olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Bakanlık bu konu hakkında hiçbir açıklama yapamıyor” ifadelerini kullanarak Bakan Memişoğlu’na eleştirilerini dile getirdi. Ardından Pala, Bakanlığın yapım işlerinde ihale dokümanlarının eksik hazırlanması, mevzuata uygun olmayan kefalet senetlerinin teminat olarak kabul edilmesi, gerekli hallerde sigorta bedelleri ve sürelerinin düzenlenmemesi gibi usulsüzlüklere dair bilgi talep ettiği ikinci soru önergesini 21 Ekim 2025 tarihinde Bakan’a iletti. Konu hakkında Pala, “Sayıştay raporundaki bulgular yaşanan usulsüzlüklerin yapım işlerinde maliyet artışlarına ve gecikmelere sebep olduğunu göstermektedir. En temel süreçlerin bile yeterlilikle yürütülememesi kamuoyunda Sağlık Bakanlığı’nın yönetim kapasitesine dair ciddi endişeler yaratmaktadır. Bakanlık denetim zafiyetlerinin kök nedenlerini hızla çözmeli, sorumlular da hesap vermelidir” dedi. Milletvekili Pala’nın çağrısına karşın, Bakan Memişoğlu kendisine iletilen iki soru önergesine de Anayasa’nın 98. maddesi uyarınca öngörülen on beş günlük yasal süre dolmasına rağmen yanıt veremedi. “Şehir hastanelerindeki usulsüzlüklerin temelinde kâr hırsı yatarken, Bakanlık yaşananlara açıkça göz yummaktadır!” Prof. Dr. Pala, 9 Ekim tarihli soru önergesinde ilk olarak şehir hastanelerinde tamamlama süreçleri ile sabit yatırım hesaplarına değindi. Nihai Tamamlama Belgesi düzenlenen hastanelerin listesini, fiilen tamamlandığı halde belgesi bulunmayan projelerin gerekçelerini ve nihai tamamlama yapılmayan yerlerde sabit yatırım ile kullanım bedelinin hangi yöntemle hesaplandığını sordu. Ayrıca yer teslimi yapılmadan başlanan projelerde işletme süresi revizyonunun neden yapılmadığının açıklanmasını talep etti. Konu hakkında, “Nihai tamamlama olmadan ödeme düzeninin kurulması, eksik işin bedelinin kamuya yüklenmesi anlamına gelmektedir. Kamu kaynaklarının böylesine kullanılmasına izin verilemez” dedi. Devamında Pala, sözleşme eklerinde öngörüldüğü halde temin edilmeyen tıbbi cihaz ve ekipman bulunan hastaneleri, bunun hizmet kalitesi üzerindeki etkilerini ve şirketlere uygulanan yaptırımları gündeme getirdi. İleri görüntüleme ve onkoloji gibi zorunlu cihazların bulunmadığı hastaneler için net bir temin takvimi ile uygulanacak yaptırımların kamuoyuna ilan edilmesi gerektiğini dile getirdi: “Sözleşme eklerinde tanımlanmış tıbbi cihaz ve ekipmanın eksiksiz sağlanması sağlık hizmetlerinin kalitesi ile doğrudan ilgilidir. Sayıştay, Kütahya, İzmir, Adana ve Gaziantep şehir hastanelerinde bilgisayarlı tomografi, brakiterapi, ultrasonografi ve dijital patoloji sistemleri gibi önemli ekipmanların temin edilmediğini ayrıntılı biçimde kayda geçirmiştir. Bu eksikler giderilene kadar sözleşme hükümleri uyarınca hata puanı hesaplanmalı ve kesintiler uygulanmalıdır. Aksi halde şirketlerin kârı için hastaların sağlığının gözden çıkarıldığı açıkça ortaya konmuş olacaktır.” “Şehir hastanelerinde kamu kaynaklarını şirketlerin kârına çeviren uygulamalar bunlarla da sınırlı kalmıyor” diyen Pala, Sayıştay raporlarına göre bazı şehir hastanelerinde doğal gaz sayaçlarının asgari ölçüm kapasitesinin altında çalıştığını, dolayısıyla ısınma giderlerinin tahsil edilmediğini belirtti. “Dahası bu hastanelerde elektrik, su ve doğal gaz sayaçlarının eksik veya arızalı olduğu gerekçesiyle geriye dönük hesaplamalar da yapılmamaktadır” diye ekledi. 9 Ekim tarihli soru önergesinin sonunda yapı kullanma izinlerindeki gecikmeler dolayısıyla aksayan sağlık hizmetlerine dikkat çekti. “Kütahya Şehir Hastanesi’nde fiili tamamlama yapılmasına karşın yapı kullanma izni alınmadığı için hemodiyaliz alanına hasta kabul edilmemektedir; dahası hizmet sunulmayan alan için işlemler yürütülmeyip şirket kusurlarının üstü örtülmektedir” diyen Pala, ayrıca bazı şehir hastanelerinde görüntüleme ve laboratuvar hizmetlerinde randevu ve sonuç sürelerinin sözleşme limitlerini aştığı, buna rağmen hizmet seviyesi anlaşması kapsamında çağrı açılmadığı ve herhangi bir işlemde bulunulmadığını ekledi. “Bulgular şirketlerin kamu kaynaklarını sorumsuzca kullandıklarını açıkça göstermektedir. Bu konuda yaptırımlar neden uygulanmamaktadır?” 21 Ekim tarihli soru önergesinde Pala, öncelikle Bakanlığın diğer yapım işlerinde proje ve ihale dokümanları hazırlanırken sözleşme sürelerinin neden işin büyüklüğünden ve niteliğinden bağımsız olarak belirlendiğini ve bu sebeple yaşanan gecikmelerin maliyete etkisini sorguladı. “Yapılan incelemeler en temel dokümanların üstünkörü hazırlandığını, hatta zemin etütlerinin bile arazilerin mevcut durumunu göstermediğini ortaya koymaktadır. Ülkemizin birçok köşesi deprem riskiyle karşı karşıyayken ve yaşanan gecikmeler sağlık hizmetlerine erişimde ciddi aksamalara sebep olurken Bakanlık kendi hazırladığı mevzuat çerçevesinde yaptırımları ne zaman uygulayacaktır?” sözleriyle Bakan’a çağrısını yineledi. Soru önergesinin sonunda Pala, yapım süreçlerinde sigorta uygulamalarına yönelik ciddi usulsüzlüklerin de Sayıştay raporunda yer aldığını belirtti. “Tespit edilen usulsüzlüklerden en dehşet verici olanlarından biri, kamu kaynaklarına yükü milyonlarca TL olan projelerin mali güvencesini Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu nezdinde yetkili olmayan aracıların üstleniyor oluşudur. Bunun yanı sıra gerekli hallerde sigorta bedelleri düzenlenmemiş ve kimi yerlerde iş ve işyeri sigortalarının zorunlu teminatlarında eksiklik yaşanmıştır. Bu uygulamalar gösteriyor ki ne şehir hastanelerini ne de Bakanlığın diğer yapım işlerini yüklenen şirketler sınırlı kamu kaynaklarına ve dolayısıyla kamu yararına karşı bir sorumluluk hissetmekte, Bakanlık ise denetim süreçlerinde açıkça yetersiz kalmaktadır” diyerek sorumluların derhal kamuoyu karşısında hesap vermesi gerektiğini ifade etti.

Burtom, saç ekiminde eğitim merkezi oldu Haber

Burtom, saç ekiminde eğitim merkezi oldu

Başta Bursa olmak üzere yaklaşık 15 ildeki tıbbi görüntüleme ve tanı merkezleri, tıp merkezleri ve diğer sağlık birimleriyle ayda 200 bini aşkın kişiye hizmet veren BURTOM Sağlık Grubu, Sağlık Bakanlığı tarafından yetkilendirilerek, Saç Ekimi Uygulayıcı Sertifikalı Eğitim Programı düzenlemeye başladı. Doç. Dr. Alper Aksoy’un yönetimindeki ilk sertifika programı tamamlanarak, katılımcılara sertifikaları verildi. Burtom Sağlık Grubu’nun ileri tıp uygulamalarındaki birikimini profesyonellere aktarmak amacıyla düzenlediği “Saç Ekimi Uygulayıcı Sertifikalı Eğitim Programı”, Doç. Dr. Alper Aksoy ve uzman hekimler tarafından Burtom Konur Cerrahi Tıp Merkezi’nde başarıyla tamamlandı. Saç ekimi alanında hem teorik hem de uygulamalı bilgi düzeyini artırmayı hedefleyen program, sektörde görev yapan uzmanlara güncel teknikler, sterilizasyon ve hasta güvenliği protokolleri, operasyon aşamaları ve etik uygulamalara yönelik kapsamlı içerikler sundu. Katılımcılar, gerçekleştirilen uygulamalı eğitimlerde saç ekimi süreçlerini sahada deneyimleme fırsatı buldu. Eğitim sürecini değerlendiren Doç. Dr. Alper Aksoy, şu ifadeleri kullandı: “Sağlık Bakanlığı, saç ekimi konusunda sertifikalı bir eğitim programı standardı oluşturdu. Bu eğitimler, ancak ‘Eğitim Merkezi’ niteliği taşıyan kurumlarda düzenlenebiliyor. BURTOM Sağlık Grubu olarak, gerekli yeterlilikleri sağlayarak ‘Eğitim Merkezi’ niteliğini aldık. Bu sertifikalı eğitim programının amacı; tabiplere, ulusal ve uluslararası düzeyde gerçekleştirilen bilimsel çalışmalar ve uygulamalar çerçevesinde, tıbbi endikasyonu olan kişilere saç ekimi uygulaması yapacak ve görevlerini eksiksiz yerine getirebilecek gerekli bilgiyi, beceriyi, tutumu ve yeterliliği kazandırmaktır. Saç ekimi, yüksek hassasiyet ve multidisipliner yaklaşım gerektiren bir alandır. Bu nedenle doğru eğitimlerle donatılmış profesyoneller yetiştirmek, hem hasta güvenliği hem de operasyon kalitesi açısından büyük önem taşımaktadır. Burtom Sağlık Grubu olarak bu alandaki bilgi ve deneyimimizi meslektaşlarımıza aktarmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz.” Program sonunda, eğitimlerini başarıyla tamamlayan katılımcılara sertifikaları takdim edildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.