SON DAKİKA
Hava Durumu

#Sağlık Bakanlığı

Söz Bursa - Sağlık Bakanlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlık Bakanlığı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kayıhan Pala’dan Bakanlığa sert eleştiri: "Bursa 112 kan ağlıyor!" Haber

Kayıhan Pala’dan Bakanlığa sert eleştiri: "Bursa 112 kan ağlıyor!"

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, Bursa’da 112 Acil Sağlık hizmetlerinde görev yapan sağlık çalışanlarından son dönemde acil sağlık hizmetlerinin altyapısı, çalışma koşulları ve idari uygulamalara yönelik çok sayıda şikâyet aldığını belirterek, 26 Ocak 2026 tarihinde Sağlık Bakanlığı’na bir soru önergesi iletti. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, kendisine iletilen soru önergesine Anayasa’nın 98. maddesi uyarınca öngörülen on beş günlük yasal süre dolmasına rağmen yanıt veremedi. Konuya ilişkin Pala, “Bursa’da acil sağlık hizmet altyapısının yetersiz kaldığı uzun zamandır bilinmektedir. Sağlık İstatistikleri Yıllığı verilerine göre 2024 yılında Türkiye genelinde ambulans başına düşen nüfus 15 bin 124 iken, Bursa’da bu sayı 22 bin 490’dır. Yıllığa göre ilde 144 ambulans bulunmaktadır; yapılan şikâyetler ise bu araçların önemli bir kısmının kazalı veya arızalı olarak yetkili servis otoparklarında bekletildiğini göstermektedir. Bakanlık, Bursa’da kaç adet faal acil yardım ambulansı bulunduğuna yönelik soruları yanıtlamayarak karşılaşılan ağır tabloyu kamuoyundan gizlemektedir” dedi. Prof. Dr. Pala, Bursa’daki Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu (ASHİ) sayısının da yetersiz kaldığını ve bu durumun bazı bölgelerde hizmete erişimi doğrudan kısıtladığını ifade etti. “Bursa’da ASHİ başına düşen nüfus da aynı şekilde ülke ortalamasının çok üzerindedir. Bunun ötesinde, bazı bölgelerde yapımı ve Personel Dağıtım Cetveli tamamlanmış ASHİ’lerin bir türlü faaliyete geçirilmediği, bu sebeple o bölgelerde yaşayan yurttaşların hizmete ulaşmakta zorluklar yaşadığı ifade edilmektedir. Bakanlık, acil sağlık hizmetlerine erişimde böylesi bir eşitsizliğin neden yaşandığını ve sorunun çözümüne yönelik nasıl bir çalışması olduğunu açıklayamamaktadır. Bursa iyi bir 112 acil hizmeti yapılanmasını hak ediyor” dedi. “Bursa’da 112 acil hizmetlerindeki açık, çalışanların ve hastaların güvenliğini tehdit ediyor!” Prof. Dr. Pala, “Bursa’da acil sağlık personeli çok uzun saatler çalışmaya mecbur bırakılmaktadır. Acil sağlık hizmetleri gibi hızlı kararların alındığı ve müdahalelerin hayati rol oynadığı alanlarda, mevzuatın öngördüğü izin süreleri tanınmadan uzun saatler boyunca çalıştırılmak, yalnızca çalışan memnuniyeti açısından değil, hasta güvenliği açısından da kritik önem taşımaktadır. Ayrıca, gerekli beceri, deneyim ve fiziki yeterliliği bulunmayan personelin zorunlu olarak sürücülüğe yönlendirildiği de iddialar arasında yer almaktadır. Özel beceri ve eğitim gerektiren ambulans sürücülüğü alanında, bu yeterlilikler bulunmadan sağlık personeline böyle bir görevin zorunlu olarak dayatılması, sağlık çalışanlarını ve hastaları riske atabilir” eleştirisinde bulundu. Açıklamasının sonunda Pala, Bakanlığı Bursa’da 112 Acil Sağlık hizmetleri personelinin şikâyetlerini değerlendirmeye ve mevcut durumu şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşmaya çağırdı: “Hayati öneme sahip acil sağlık hizmetlerinin en nitelikli şekilde sürdürülebilmesi için Bakanlığın sağlık personelinin çağrılarına kulak vermesi zorunludur. Aksi takdirde acil hastalar ve sağlık çalışanları zarar görebilir.”

Kayıhan Pala’dan bakanlığa: Yabancı hasta borcu ne oldu? Haber

Kayıhan Pala’dan bakanlığa: Yabancı hasta borcu ne oldu?

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politikaları Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, Sayıştay Başkanlığı’nın 2023 yılı Sağlık Bakanlığı Denetim Raporu’nda yer alan bir bulguya dikkat çekerek Sağlık Bakanlığı’na kapsamlı bir soru önergesi verdi. Milletvekili Pala, Sayıştay’ın yabancı uyruklu hastalara 2022 yılında sunulan sağlık hizmetlerinden doğan 214,6 milyon TL tutarındaki alacağın tahsil edilemediğini tespit ettiğini, bu alacağın büyük ölçüde kamu hastanelerinde hasta kimlik, iletişim ve adres bilgilerinin eksik kaydedilmesi nedeniyle tahsil edilemediğini bildirdi. Konuya ilişkin Pala, “Ülkemizde sağlık hizmeti sunulan yabancı uyruklu hastaların kayıt, faturalama ve tahsilat süreçlerinde ciddi yapısal zafiyetler bulunduğu açıktır. Yabancılara sunulan sağlık hizmeti bedellerinin tahsil edilmemesi, yabancı hastalara yönelik sağlık harcamalarının fiilen vatandaşların vergileriyle karşılanmasına yol açmaktadır. Mevcut sağlık sisteminde Genel Sağlık Sigortası prim borcu olan vatandaşların ilaç ücretleri bile karşılanmazken, kamu kaynaklarının böylesi zafiyetlerin üstünü örtmek için kullanılması kabul edilemez” eleştirisinde bulundu. Milletvekili Pala, soru önergesinde yabancı uyruklu hastalara sunulan hizmetlerin güncel boyutuna, borç durumuna ve sağlık güvencesi olmayan hastalardan alacakların eksiksiz tahsil edilebilmesi için yürütülen çalışmalara ilişkin ayrıntılı bilgi talep etti. Buna karşın, Bakan Kemal Memişoğlu kendisine 21 Ekim 2025 tarihinde iletilen soru önergesine, Anayasa’nın 98. maddesi uyarınca öngörülen on beş günlük yasal süre dolmasına rağmen yanıt veremedi. “Kamu kaynakları güvence altına alınmalı, ülkeye giren yabancı uyruklu kişilerde seyahat sağlık sigortası aranmalıdır!” Milletvekili Pala, ayrıca yabancı uyruklu kişilerin ülkeye girişlerinde seyahat sağlık güvencesi aranmasının önemini vurgulayarak Bakanlığa bu konuda yürütülen bir mevzuat çalışması olup olmadığını sordu. “Avrupa ülkelerinin büyük bir çoğunluğu turistlerin seyahatleri öncesinde seyahat sağlık sigortası yaptırmalarını zorunlu tutmaktadır. Bunun nedeni, bu ülkelerin sağlık sistemlerinde benzer bir alacak riskinin doğrudan kamu kaynakları üzerinde yaratacağı riskin bilinmesidir. İlgili Sayıştay raporu da alacağın kamu hastanelerinde oluştuğunu belirtmektedir. Böylesi bir sorunun tespit edilmesinin üzerinden iki yılı aşkın süre geçmişken, bu alanda gerekli çalışmaların yapılması ve önlemlerin kamuoyuna duyurulması çoktan gerekirdi” açıklamasında bulundu.

TÜİK 2025 verileri açıklandı: Türkiye Nüfusunun yüzde 24,8'i çocuk Haber

TÜİK 2025 verileri açıklandı: Türkiye Nüfusunun yüzde 24,8'i çocuk

Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre 31 Aralık 2025 tarihi itibarıyla, Türkiye nüfusu 86 milyon 92 bin 168 kişi iken bunun 21 milyon 375 bin 930'unu çocuklar oluşturdu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı İstatistiklerle Çocuk verisini paylaştı. Buna göre, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre 31 Aralık 2025 tarihi itibarıyla, Türkiye nüfusu 86 milyon 92 bin 168 kişi iken bunun 21 milyon 375 bin 930'unu çocuklar oluşturdu. Çocuk nüfusun yüzde 51,3'ünü erkek çocuklar, yüzde 48,7'sini kız çocuklar oluşturdu. Birleşmiş Milletler tanımına göre 0-17 yaş grubunu içeren çocuk nüfus, 1970 yılında toplam nüfusun yüzde 48,5'ini oluştururken bu oran 1990 yılında yüzde 41,8 ve 2025 yılında yüzde 24,8 oldu. Nüfus projeksiyonlarının demografik göstergelerdeki mevcut yapının devam edeceğini varsayan ana senaryosuna göre çocuk nüfus oranının 2030 yılında yüzde 22,1, 2040 yılında yüzde 17,9, 2060 yılında yüzde 16,9, 2080 yılında yüzde 15,2 ve 2100 yılında yüzde 14,5 olacağı öngörüldü. Doğurganlık göstergelerindeki hızlı düşüş eğiliminin devam edeceğini varsayan düşük senaryoya göre çocuk nüfus oranının 2030 yılında yüzde 22,0, 2040 yılında yüzde 16,7, 2060 yılında yüzde 13,9, 2080 yılında yüzde 11,1, 2100 yılında yüzde 9,9 olacağı öngörüldü. Doğurganlığı artırıcı tedbirlerin etkili olacağını varsayan yüksek senaryoya göre çocuk nüfus oranının 2030 yılında yüzde 22,3, 2040 yılında yüzde 18,9, 2060 yılında yüzde 18,7, 2080 yılında yüzde 18,9, 2100 yılında yüzde 18,6 olacağı öngörüldü. Türkiye'nin çocuk nüfus oranının Avrupa Birliği üye ülkelerinden yüksek olduğu görüldü Avrupa Birliği (AB) üyesi 27 ülkenin çocuk nüfus oranları incelendiğinde, 2025 yılında çocuk nüfus oranının AB ortalaması yüzde 17,6 oldu. AB üye ülkeleri içinde en fazla çocuk nüfus oranına sahip olan ülkelerin sırasıyla, yüzde 22,7 ile İrlanda, yüzde 20,4 ile Fransa ile İsveç olduğu görüldü. Çocuk nüfus oranının en düşük olduğu ülkeler ise sırasıyla, yüzde 14,5 ile Malta, yüzde 14,9 ile İtalya, yüzde 15,5 ile Portekiz oldu. Türkiye'nin çocuk nüfus oranının yüzde 24,8 ile AB üye ülkelerinden daha yüksek olduğu görüldü. ÇOCUK NÜFUS ORANININ EN YÜKSEK OLDUĞU İL ŞANLIURFA OLDU ADNKS sonuçlarına göre illerin toplam nüfusları içindeki çocuk nüfus oranları incelendiğinde, 2025 yılında en yüksek çocuk nüfus oranına sahip olan il, yüzde 43,3 ile Şanlıurfa oldu. Şanlıurfa ilini yüzde 39,2 ile Şırnak, yüzde 36,7 ile Mardin izledi. Çocuk nüfus oranının en düşük olduğu il, yüzde 15,9 ile Tunceli oldu. Tunceli ilini yüzde 16,9 ile Edirne ve yüzde 17,7 ile Kırklareli izledi. Türkiye'de 0-17 yaş grubunda en az bir çocuk bulunan hanehalkı oranı yüzde 41,9 oldu ADNKS sonuçlarına göre 2025 yılında toplam hanehalkı sayısı 26 milyon 977 bin 795 oldu. Hanelerin yüzde 41,9'unda 0-17 yaş grubunda en az bir çocuk bulunduğu görüldü. Bu hanelerin illere göre dağılımı incelendiğinde, 0-17 yaş grubunda en az bir çocuk bulunan hanehalkı oranının en yüksek olduğu ilin yüzde 68,2 ile Şanlıurfa, en düşük olduğu ilin yüzde 27,3 ile Tunceli olduğu görüldü. Hanelerin yüzde 19,1'inde 0-17 yaş grubunda bir çocuk, yüzde 14,1'inde iki çocuk, yüzde 5,7'sinde üç çocuk, yüzde 1,9'unda dört çocuk, yüzde 1,1'inde ise beş ve daha fazla çocuk bulunduğu görüldü. ÇOCUK NÜFUSUN 2025 YILINDA YÜZDE 30,5'İNİN 10-14 YAŞ GRUBUNDA YER ALDIĞI GÖRÜLDÜ Çocuk nüfus yaş grubuna göre incelendiğinde, 2020 yılında çocuk nüfusun yüzde 26,9'unun 0-4 yaş grubunda, yüzde 28,7'sinin 5-9 yaş grubunda, yüzde 28,2'sinin 10-14 yaş grubunda ve yüzde 16,2'sinin 15-17 yaş grubunda yer aldığı görülürken, 2025 yılında yüzde 22,7'sinin 0-4 yaş grubunda, yüzde 28,8'inin 5-9 yaş grubunda, yüzde 30,5'inin 10-14 yaş grubunda ve yüzde 18,0'ının 15-17 yaş grubunda yer aldığı görüldü. Canlı doğan bebek sayısı 2024 yılında 937 bin 559 oldu Doğum İstatistiklerine göre 2024 yılında canlı doğan bebek sayısı, 937 bin 559 oldu. Doğan bebeklerin 481 bin 825'i erkek, 455 bin 734'ü ise kız oldu. Canlı doğan bebeklerin yüzde 96,7'sini tekil, yüzde 3,2'sini ikiz, yüzde 0,1'ini ise üçüz ve daha fazla çoğul doğumlar oluşturdu. Sağlık Bakanlığı verilerine göre hastanede gerçekleşen doğumların canlı doğumlar içindeki oranı, 2010 yılında yüzde 91,6 iken 2024 yılında yüzde 99,4 oldu. Beşli karma aşı (DPT+IPV+Hib) 3 doz ile aşılama oranı 2023 yılında yüzde 98,8 iken 2024 yılında yüzde 96,0 oldu. Beklenen yaşam süresi 15 yaşındaki çocuklar için 64,3 yıl oldu Hayat Tabloları, 2022-2024 sonuçlarına göre doğuşta beklenen yaşam süresi, Türkiye geneli için 78,1 yıl, erkekler için 75,5 yıl ve kadınlar için 80,7 yıl oldu. Türkiye'de 7 yaşına ulaşan bir çocuğun kalan yaşam süresinin ortalama 72,1 yıl, erkek çocuklar için 69,5 yıl ve kız çocuklar için 74,7 yıl olduğu görüldü. Çalışma çağının başlangıcı olan 15 yaşındaki çocuklar için bu süre 64,3 yıl oldu. Erkek çocuklar için bu süre 61,7 yıl iken kız çocuklar için 66,9 yıl oldu. Bu yaş için kız ve erkek çocuklar arasındaki beklenen yaşam süresi farkının 5,2 yıl olduğu görüldü. BEBEKLERE KONULAN EN POPÜLER ERKEK İSMİ ALPARSLAN, KIZ İSMİ ALYA OLDU ADNKS sonuçlarına göre 2025 yılında doğan bebeklere konulan en popüler erkek bebek isimleri, Alparslan, Göktuğ ve Metehan; en popüler kız bebek isimleri ise Alya, Defne ve Gökçe oldu. Doğan erkek bebeklerin 7 bin 527'sine Alparslan, 6 bin 36'sına Göktuğ, 5 bin 393'üne Metehan, kız bebeklerin 8 bin 751'ine Alya, 7 bin 731'ine Defne, 7 bin 603'üne ise Gökçe ismi verildi. Türkiye'de 2025 yılında 0-17 yaş grubundaki çocuklarda en çok kullanılan erkek çocuk isimlerinin Yusuf, Mustafa ve Ömer; kız çocuk isimlerinin ise Zeynep, Elif ve Ecrin olduğu görüldü. Çocuk bağımlılık oranı 2025 yılında yüzde 29,7 oldu Çalışma çağındaki yüz kişiye düşen çocuk sayısını ifade eden çocuk bağımlılık oranı, 2019 yılında yüzde 34,1 iken bu oran 2025 yılında yüzde 29,7'ye düştü. Nüfus projeksiyonlarının demografik göstergelerdeki mevcut yapının devam edeceğini varsayan ana senaryosuna göre çocuk bağımlılık oranının 2030 yılında yüzde 25,5, 2040 yılında yüzde 22,1, 2060 yılında yüzde 23,3, 2080 yılında yüzde 23,4, 2100 yılında yüzde 21,5 olacağı öngörüldü. Özel gereksinim raporu alan çocuk sayısı 2024 yılında 96 bin 83 oldu Sağlık Bakanlığı verilerine göre 2024 yılında ilk kez özel gereksinim raporu alan çocukların sayısı 96 bin 83 oldu. İlk kez özel gereksinim raporu alan çocukların yüzde 62,6'sını erkek çocuklar, yüzde 37,4'ünü ise kız çocuklar oluşturdu. Beş yaşındaki çocukların net okullaşma oranı yüzde 82,5 oldu Milli Eğitim Bakanlığı Örgün Eğitim İstatistiklerine göre okul öncesi eğitim seviyesinde beş yaş net okullaşma oranının, 2024/'25 öğretim yılında yüzde 82,5 olduğu görüldü. Beş yaş net okullaşma oranı cinsiyete göre incelendiğinde, bu oran erkek çocuklar için yüzde 82,8, kız çocuklar için yüzde 82,3 oldu. İlkokul seviyesinde net okullaşma oranı 2024/'25 öğretim yılında yüzde 95,4, ortaokul seviyesinde net okullaşma oranı yüzde 89,1 ve ortaöğretim seviyesinde net okullaşma oranı yüzde 82,9 oldu. İLKOKUL TAMAMLAMA ORANI YÜZDE 98,6 OLDU Ulusal Eğitim İstatistikleri Veri Tabanı sonuçlarına göre eğitim kademesi ve cinsiyete göre okul tamamlama oranları incelendiğinde, ilkokul tamamlama oranı 2024/'25 eğitim ve öğretim döneminde yüzde 98,6 oldu. Ortaokul tamamlama oranı 2024/'25 eğitim ve öğretim döneminde yüzde 96,6 oldu. Ortaöğretim tamamlama oranı yüzde 81,3 oldu. Özel eğitim alan öğrencilerin oranı yüzde 3,4 oldu Milli Eğitim Bakanlığı Örgün Eğitim İstatistiklerine göre Türkiye genelinde 2024/'25 eğitim ve öğretim döneminde örgün eğitime devam eden öğrenci sayısı 17 milyon 956 bin 523 oldu. Bu öğrencilerin yüzde 51,3'ünü erkek öğrenciler, yüzde 48,7'sini ise kız öğrenciler oluşturdu. Özel eğitim gerektiren bireylere (işitme, görme, ortopedik ve hafif düzeyde zihinsel engelli) hizmet veren, özel olarak yetiştirilmiş personelin bulunduğu, geliştirilmiş eğitim programlarının uygulandığı özel öğretim kurumlarında örgün eğitime devam eden öğrenci sayısı ise 602 bin 729 oldu. Özel eğitim alan öğrenciler örgün eğitimdeki öğrencilerin yüzde 3,4'ünü oluşturdu. Özel örgün eğitime devam eden öğrencilerin yüzde 62,7'sini erkek öğrenciler, yüzde 37,3'ünü ise kız öğrenciler oluşturdu. Yoksulluk ve sosyal dışlanma riski altında bulunan çocukların oranı yüzde 36,8 oldu Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistiklerine göre 2025 yılında toplam nüfusun yüzde 27,9'unun yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında iken çocuk nüfus için bu oranın yüzde 36,8 olduğu görüldü. Yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olan çocuk nüfus cinsiyete göre incelendiğinde, bu oranın erkek çocuklarında yüzde 36,0, kız çocuklarında ise yüzde 37,8 olduğu görüldü. Resmi kız çocuk evlilikleri azaldı Evlenme İstatistiklerine göre 16-17 yaş grubunda olan kız çocuklarının resmi evlenmelerinin toplam resmi evlenmeler içindeki oranı 2002 yılında yüzde 7,3 iken bu oran 2025 yılında yüzde 1,5'e düştü. Diğer taraftan, aynı yaş grubunda olan erkek çocukların resmi evlenmelerinin toplam resmi evlenmeler içindeki oranı 2002 yılında yüzde 0,5 iken bu oran 2025 yılında yüzde 0,1 oldu. BABASI VEFAT ETMİŞ ÇOCUKLARIN SAYISI 251 BİN 929 OLDU ADNKS sonuçlarına göre 2025 yılında 21 milyon 375 bin 930 çocuk nüfusun içinde sadece babası vefat etmiş çocuk sayısının 251 bin 929, sadece annesi vefat etmiş çocuk sayısının 79 bin 214, hem annesi hem de babası vefat etmiş çocuk sayısının ise 4 bin 907 olduğu görüldü. KORUYUCU AİLE YANINDA BAKIMI SAĞLANAN ÇOCUK SAYISI 10 BİN 841 OLDU Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının verilerine göre 2025 yılında Türkiye genelinde kuruluş bakımı altında bulunan çocuk sayısının 15 bin 508 olduğu görüldü. Mevcut koruyucu aile sayısı 9 bin 96, koruyucu aile yanında bakımı sağlanan çocuk sayısı ise 10 bin 841 oldu. Evlat edindirilen çocuk sayısı 2025 yılında 681 oldu. Boşanma davaları sonucu, velayeti anneye verilen çocukların oranı yüzde 74,6 oldu Boşanma İstatistiklerine göre 2025 yılında boşanan çiftlerin sayısı 193 bin 793 oldu. Kesinleşen boşanma davaları sonucunda 191 bin 371 çocuk velayete verildi. Çocukların velayetinin yüzde 74,6'sının anneye, yüzde 25,4'ünün ise babaya verildiği görüldü. Çocuklar en fazla dışsal yaralanma ve zehirlenmeler nedeniyle hayatını kaybetti Ölüm ve Ölüm Nedeni İstatistiklerine göre 2024 yılında 1-17 yaş grubunda çocuk ölümleri en fazla, dışsal yaralanma ve zehirlenmeler nedeniyle gerçekleşti. Söz konusu nedenle hayatını kaybeden 1-17 yaş grubundaki çocuk sayısı, 2024 yılında bin 538 oldu. Sinir sistemi ve duyu organları hastalıkları nedeniyle 765 çocuk, iyi huylu ve kötü huylu tümörler nedeniyle 666 çocuk, dolaşım sistemi hastalıkları nedeniyle 413 çocuk hayatını kaybetti. BEBEK ÖLÜM HIZI BİNDE 9,0 OLDU Ölüm ve Ölüm Nedeni İstatistiklerine göre 2009 yılında bebek ölüm hızı binde 13,9 iken 2024 yılında binde 9,0 oldu. Doğumdan sonraki beş yıl içinde ölme olasılığını ifade eden beş yaş altı ölüm hızı, 2009 yılında binde 17,7 iken 2024 yılında binde 11,1 oldu. Ortaöğretim okul tamamlama oranı cinsiyete göre incelendiğinde, 2024/'25 eğitim ve öğretim döneminde bu oranın erkek çocuklar için yüzde 79,2, kız çocuklar için yüzde 83,5 olduğu görüldü.

Bursa Milletvekili Pala uyardı: "İklim krizi öldürüyor, Bakanlık sessiz" Haber

Bursa Milletvekili Pala uyardı: "İklim krizi öldürüyor, Bakanlık sessiz"

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, son dönemde iklim krizinin insan sağlığı üzerindeki etkisinin endişe verici düzeye ulaştığını belirtti. İklim krizinin toplum sağlığını birçok farklı şekilde tehdit ettiğini ifade eden Prof. Dr. Pala, konuya ilişkin, “İklim krizi; sıcak hava dalgaları, kuraklık, gıda kaynaklı hastalıklar, yeni enfeksiyonlar ve orman yangınları gibi birçok farklı yolla toplum sağlığını tehdit etmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün raporları, sıcak dalgalarının özellikle yaşlılarda, kronik hastalığı olan bireylerde ve şehir merkezlerinde yaşayanlarda ölüm oranlarını belirgin biçimde artırdığını göstermektedir” açıklamasında bulundu. Prof. Dr. Pala, aşırı sıcakların etkilerine rağmen Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan eylem planlarının denetim ve uygulama açısından yetersiz kaldığını vurgulayarak, geçtiğimiz temmuz ayında aşırı sıvı kaybı nedeniyle şehit olan iki askeri hatırlattı. Eleştirilerini, “Hükümetin iklim krizine karşı önlemleri ne yazık ki kâğıt üzerinde kalmıştır. Şehit olan askerlerimiz gibi üzücü ve önlenebilir ölümlerin tekrarlanmaması için sorunun ciddiyeti derhal görülmeli ve eylem planı hızla hayata geçirilmelidir” sözleriyle dile getirdi. Prof. Dr. Pala, Sağlık Bakanlığı’na; iklim krizinin sağlık üzerindeki etkilerine dair çalışmalar, Bakanlığın eylem planında gelinen mevcut durum ve denetimler hakkında ayrıntılı bilgi talep ettiği kapsamlı bir soru önergesi iletti. Buna karşın Bakan Kemal Memişoğlu, kendisine 23 Ekim 2025 tarihinde iletilen soru önergesine, Anayasa’nın 98. maddesi uyarınca öngörülen on beş günlük yasal süre dolmasına rağmen yanıt veremedi. “Bakanlık 2015 yılında yayınladığı eylem planını neden uygulamıyor?” Prof. Dr. Pala, soru önergesinde öncelikle 2015’te yürürlüğe giren “İklim Değişikliğinin Sağlık Üzerine Olumsuz Etkilerinin Azaltılması Ulusal Programı ve Eylem Planı”ndaki hedeflerin kaçının gerçekleştirildiğini, bu dönemde planın güncellenip güncellenmediğini ve güncellenmediyse gerekçesinin ne olduğunu sordu. Konuya ilişkin olarak Pala, “Bakanlık iklim değişikliğinin halk sağlığı üzerindeki etkisini ciddiye almak zorundadır. Yalnızca İstanbul’da 2003 ile 2017 yılları arasında 4 binden fazla vatandaş bu sebeple hayatını kaybetmiştir” açıklamasında bulundu. “İklim değişikliği eylem planı kapsamındaki sağlık göstergeleri güncel olarak neden kamuoyuyla paylaşılmamaktadır” diye soran Pala, “Sorunun boyutu hakkında şeffaf olunmadıkça ne halk bilinçlendirilebilir ne de etkili önlemler alınabilir” değerlendirmesinde bulundu. İklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkisinin yakından izlenmesinin yanı sıra, sağlık hizmetlerinin ve altyapısının da değişen iklim koşullarına hazırlıklı olması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Pala, “Hastaneler, aile sağlığı merkezleri ve bakım kurumlarında iklim dayanıklılığı planı hazırlandı mı; sağlık personeline iklim kaynaklı sağlık riskleri konusunda mesleki eğitim veriliyor mu; kırılgan gruplara yönelik özel koruyucu uygulamalar ve yerel serinleme önlemleri geliştirildi mi; iklim olaylarının ruh sağlığı üzerindeki etkileri için destek hizmetleri planlandı mı?” sorularına ayrıntılı yanıt istedi. “Bakanlığın böylesi önemli ve uzun zamandır gündemde olan bir sorun hakkındaki soruları yanıtsız bırakması, konuya ilişkin herhangi bir çalışma olmadığına ve alınan kararların yalnızca kâğıt üzerinde kaldığına dair kaygıyı güçlendirmektedir. Bakanlık kamuoyunda güveni inşa etmek istiyorsa, yanıtlarında eylem planının hedeflerini ve takvimini net bir biçimde açıklamalıdır” dedi. “Birçok düzenleme hemen hayata geçirilmelidir; Bakanlık yaza kadar denetimlerini sıkılaştırmalı!” Eylem planı kapsamında geniş çaplı uygulamalar hayata geçirilene kadar önlenebilir ölümlerin önüne geçilmesi için kısa vadede bazı düzenlemelerin yapılması gerektiğini ifade eden Pala, öncelikle dış ortamda çalışanlar için ısıya göre çalışma saatleri, dinlenme araları ve suya erişimin eksiksiz biçimde denetlenmesi gerektiğini dile getirdi. “Aşırı sıvı kaybı nedeniyle şehit olan askerlerimiz, sıcak hava dalgaları nedeniyle yaşamını erken yitiren yaşlılar ve benzer olaylar kabul edilemez. Bakanlık yaz aylarına kadar bu konuda derhal bir çalışma yürütmeli ve çalışma ortamlarında sağlığı tehdit edebilecek uygulamaları etkili biçimde engellemelidir” çağrısıyla açıklamalarını noktaladı.

Bursa Milletvekili Kayıhan Pala acı tabloyu açıkladı: 10 hekimden 8’i şiddet mağduru! Haber

Bursa Milletvekili Kayıhan Pala acı tabloyu açıkladı: 10 hekimden 8’i şiddet mağduru!

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Kayıhan Pala, sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin gün geçtikçe arttığını, buna karşın alınan önlemlerin eksik kaldığını ifade ederek, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nu eleştirdi. “Her 10 hekimden 8’inin meslek hayatında en az bir kez şiddete maruz kaldığı bilinirken bu olayların ancak yarısı ‘Beyaz Kod’ ya da diğer kanallar üzerinden bildirilebiliyor. Bu tablo, şiddetin boyutunu ve Bakanlığın önlemlerinin ne denli yetersiz kaldığını açıkça gösteriyor” dedi. Prof. Dr. Pala, 2013’te yayımlanan sağlıkta şiddetle mücadeleye ilişkin Meclis araştırma raporundaki 66 önerinin büyük bölümünün hayata geçirilmediğini ve Bakanlığın bu konudaki soru önergelerine, veri paylaşımına dayalı yanıt veremediğini belirtti. “Sağlık Bakanlığı, soru önergelerimizi yanıtsız bırakarak, sağlık sistemini derinden tehdit eden şiddet sorununun boyutunu ve yönetim zafiyetlerini sağlık çalışanlarından gizlemektedir” diyen Pala, gelinen noktada net bir açıklamanın zorunlu olduğunu vurgulayarak, Bakan Memişoğlu’na yeni bir soru önergesi iletti. Buna karşın Bakan, kendisine 6 Ekim 2025’te iletilen soru önergesine Anayasa’nın 98’inci maddesi uyarınca öngörülen on beş günlük süre dolmasına rağmen yanıt veremedi. “Sağlıkta şiddetin asıl sorumlusu yanlış sağlık politikaları, sağlık çalışanlarını itibarsızlaştıran söylemler ve kışkırtılmış sağlık talebidir!” Prof. Dr. Pala, soru önergesinin ilk bölümünde 2013 yılında yayımlanan “Sağlık Çalışanlarına Yönelik Artan Şiddet Olaylarının Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu Raporu”nun üç temel başlıkta sunduğu 66 önerinin, aradan on yıldan uzun bir zaman geçmiş olmasına karşın kaçının hayata geçirildiğini sordu. Raporda ele alınan başlıkların kurumsal, toplumsal ve çevresel etkenler ile sağlık çalışanları ve hasta arasındaki iletişim olduğunu kaydeden Pala, Bakan’dan her bir başlık altında yapılan çalışmaları ayrıntılı biçimde açıklamasını istedi. “Sağlıkta şiddet sorununa karşı önerilen önlemlerin kâğıt üzerinde kaldığı açıktır. Cumhurbaşkanlığı Hükümeti’nin benimsediği ve Sağlıkta Dönüşüm Programı adıyla bilinen ticarileştirilmiş sağlık sistemi, kamuda çok sınırlı bir finansman ve nüfusa göre sayısı yetersiz sağlık emek gücü olmasına karşın; kışkırtılmış sağlık talebi yaratmış, hastaların beklentilerini karşılanamayacak kadar yükseltmiş, beklentilerin karşılanamaması durumunda ise sağlık çalışanlarını hedef göstermiş ve onları itibarsızlaştıran söylemler dile getirilmiştir. Bu koşullarda sağlık çalışanlarının güvenliği sağlanamaz. Bugün özellikle kamuda sağlık çalışanlarının ilk talebi can güvenliğidir.” dedi. Pala, sağlıkta şiddet sorununa karşı etkili çözümler üretilebilmesi için öncelikle Bakanlığın sorunun kapsam ve boyutu hakkında şeffaf olması gerektiğini belirtti. Bu kapsamda, Bakanlığın Sağlık İstatistikleri Yıllığı gibi düzenli yayımladığı raporlarda, sağlıkta şiddete ilişkin uluslararası karşılaştırılabilir verilerin paylaşılmasını istedi; son on yıldaki “Beyaz Kod” bildirimlerinin sektörlere, illere, meslek gruplarına, cinsiyete ve dallara göre dağılımının kamuoyuna açıklanmasını talep etti. Konuya ilişkin Pala, “Acil servisler, sağlık çalışanlarının şiddete en sık maruz kaldıkları alanlardan biridir. 100 kişi başına acil servise başvuru sayısı OECD ortalaması 27 iken ülkemizde yaklaşık 6 kat daha fazla olmak üzere 177’dir. Acil servis çalışanları kabul edilemez bir iş yükü altında çalıştırılmaktadır. Bakanlık bu çalışma koşullarının şiddet olgularına etkisini derhal değerlendirmeli ve çözümü hızla hayata geçirmelidir” açıklamasında bulundu. “Önlemler kâğıt üstünde kalmaktadır; Bakanlık eylem planı takvimini açıklamalı!” Prof. Dr. Pala, soru önergesinin sonunda 2023’te duyurulan “Sağlıkta Şiddete Karşı Eylem Planı”nın hangi aşamada olduğunu sordu. “Eski Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 2023’te ‘Sağlıkta Şiddete Karşı Eylem Planı’nın uygulanacağını açıkladı. O tarihten bu yana kamuoyuna yapılan açıklamalarda da soru önergelerine verilen yanıtlarda da planın takvimi ve hedeflerine dair somut bir bilgi paylaşılmamıştır. Sağlık çalışanlarına şiddetin katalog suçlar arasına alındığı ifade edilse de bu kapsamda kaç yasal işlem yapıldığı açıklanmamaktadır” diyerek Bakanlığı bir kez daha şeffaf ve hesap verebilir olmaya çağırdı. Prof. Dr. Pala, “Ülkemizde kamucu, eşit, ücretsiz, erişilebilir ve nitelikli bir sağlık sistemi inşa edilmeden sağlıkta şiddet sona erdirilemez. Cumhurbaşkanlığı Hükümeti, sağlığı ticareti yapılan bir meta olarak gören politikalarından derhal uzaklaşmalıdır. Sağlık temel bir insan hakkıdır” sözleriyle açıklamasını tamamladı.

Bursa'da otobüste sigara tartışmasına ceza yağdı Haber

Bursa'da otobüste sigara tartışmasına ceza yağdı

Bursa'dan Eskişehir'e gitmek üzere bilet alan bir vatandaşın, şoförün otobüs içerisinde sigara içtiğini gören vatandaş tepki gösterdi. Olanları kayda alan yolcunun şikayeti üzerine, denetim ekipleri düğmeye bastı. Olay, İnegöl'de şehirler arası otobüs yolculuğu yapan bir firmanın seferi esnasında meydana geldi. İddiaya göre bir yolcu, perona yanaşan otobüsten ineceği sırada şoförün elinde yanan sigarayı görünce videoya çekmek istedi. Yanında çocuğu olduğunu belirterek otobüs şoförünün sigara içtiğini belirten yolcu beklemediği bir tepki ile karşılaştı ve şöför tarafından araçtan indirildi. Firma yetkililerinin ve yazıhane görevlisinin de şoföre destek vermesiyle, araçtan inen yolcuya personeller "Rahatsız oluyorsanız arka sıradan koltuk alsaydınız" şeklinde karşılık verdi. Bakanlık devreye girdi Mağdur vatandaşın topladığı kanıtlar ve yaptığı şikayet kısa sürede karşılık buldu. Sağlık Bakanlığı Tütün ve Bağımlılık Yapıcı Maddelerle Mücadele Daire Başkanlığı ulaştırılan video kayıtlarını inceleyerek durumu tescilledi ve İl Sağlık Müdürlüğü'ne iletti. Aynı gün içerisinde harekete geçen İnegöl Tütün Denetim Ekipleri kural tanımaz otobüs şoförüne ve olaya göz yuman ilgili otobüs firmasına 4207 sayılı kanun kapsamında idari yaptırım karar tutanağı düzenleyerek para cezası uyguladı. Tütünle mücadele son sürat devam ediyor Yetkililer, vatandaşların bu konudaki duyarlılığının önemine dikkat çekti. Benzer ihlallerle karşılaşan vatandaşların video veya fotoğraf gibi kanıtlarla başvurması halinde, gerekli incelemelerin titizlikle yapılacağı ve yasal sürecin derhal başlatılacağı vurgulandı. Tütün denetim ekiplerinin, özellikle toplu taşıma araçları ve diğer kapalı alanlarda tütünle mücadele konusunda 7/24 sahada olduğu hatırlatılırken, halk sağlığını tehdit eden hiçbir kural ihlaline taviz verilmeyeceği ve denetimlerin artarak devam edeceği ifade edildi.

Sağlıkta veri skandalı endişesi: CHP'li Pala'dan AHBS'de tekelleşme ve güvenlik resti! Haber

Sağlıkta veri skandalı endişesi: CHP'li Pala'dan AHBS'de tekelleşme ve güvenlik resti!

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, Aile Hekimliği Bilgi Sistemi (AHBS) alanında Kayseri’de başlatıldığı iddia edilen tek yazılım uygulamasının kapsamı, yöntemi ve hukuki dayanaklarına ilişkin ciddi soru işaretleri bulunduğunu açıkladı. Pala, Kayıt Tescil Sistemi politikalarındaki tekelleşmenin rekabeti ve hizmet sürekliliğini olumsuz etkileyebileceğini, yüklenici şirketin bilgi güvenliği standartlarının ise kamuoyuna açık ölçütlerle doğrulanmadığını belirtti. Sağlık Bakanlığı’na sunduğu kapsamlı soru önergesinde kararın gerekçesini, seçilen firmanın hangi usulle belirlendiğini, sözleşme hükümlerini ve veri güvenliğinin nasıl sağlanacağını sordu: “Kayseri İl Sağlık Müdürlüğü ile paylaşılan yazı çok sayıda mevzuat hükmüne atıf yapmaktadır; ancak sistemde böylesi bir değişimin aile hekimliği hizmetlerine ve kişisel verilerin güvenliğine etkisine açık biçimde değinmemektedir. Bu durum, alınan kararda kamu yararı ve bilgi güvenliği yerine mevcut altyapının bir şirketin kârı için tekelleştirilmesi amacını taşıdığı yönünde endişe uyandırmaktadır. Sağlık Bakanlığı aldığı kararın gerekçesinde şeffaf olmalı ve yaptığı çalışmaları kamuoyuyla paylaşmalıdır.” Milletvekili Pala’nın çağrısına karşın Bakan Kemal Memişoğlu, kendisine 25 Aralık 2025 tarihinde iletilen soru önergesine Anayasa’nın 98’inci maddesi uyarınca öngörülen on beş günlük süre dolmasına rağmen yanıt vermedi. “Bakanlık son yıllarda veri güvenliğine dair ihlalleri derhal açıklamalıdır!” Pala, önergede öncelikle Kayseri’de tek yazılıma geçiş iddiasının kapsamını, hangi aile hekimliği birimlerinin dâhil edildiğini, başlangıç tarihini ve süresini sordu. Karar alınırken yapılan çalışmaların, risk değerlendirmesi ve teknik fizibilite raporlarının bulunup bulunmadığını sorguladı. Bu süreçte veri bütünlüğünü tehlikeye atabilecek erişimlere karşı alınan tedbirleri, yetkilendirme ve denetim mekanizmalarının nasıl işletileceğini öğrenmek istedi. Pala, “Sağlık Bakanlığı uzun süredir Kayıt Tescil Sistemi ile yazılım firmalarının teknik yeterlilik ve güvenlik standartlarını denetlemektedir. Böylesine geniş kapsamlı bir dönüşümde mevcut denetim kapasitesi yeterli midir; Bakanlık bunun hesabını kamuoyuna vermelidir” dedi. “Bununla birlikte, yeni uygulamanın gerekçesi veri güvenliğini artırmak ise Bakanlık son yıllarda kaç veri güvenliği ihlali saptandığını ve herhangi bir yetkisiz giriş olup olmadığını da net biçimde açıklamalıdır.” “Aile hekimleri ve hastalar mağdur edilemez; Bakanlık alınan kararın adımlarını açıklamalıdır!” Milletvekili Pala, seçilen firmanın hangi yöntemle belirlendiğini; ihale yapıldıysa kayıt numarası, teklif sayısı ve sözleşme bedelini, yapılmadıysa hangi istisnanın dayanak alındığını sordu. Sözleşmede hizmet seviyesi hedefleri ile kesinti ve yaptırım hükümlerinin paylaşılmasını istedi. “Yeni uygulamayla Bakanlık belirlediği şirkete büyük bir ayrıcalık tanımaktadır. İhale süreci usulüne uygun yürütülmeli ve vatandaşın güvenliği sağlanmalıdır” ifadesini kullandı. Pala, ayrıca aile hekimlerinin mevcut AHBS firmalarıyla yürürlükte olan sözleşmelerinin nasıl yönetileceğini sordu. Zorunlu geçiş baskısı iddiaları hakkında Bakanlığın inceleme yapıp yapmadığını ve sonuçlarını öğrenmek istedi. Geçiş öngörülüyorsa veri taşıma süreçlerinin maliyet ve sorumluluk paylaşımıyla birlikte hekimler ve firmalar açısından nasıl gerçekleştirileceğinin açıklanmasını talep etti. Mevcut sistemlerin kısa sürede terk edilmesi halinde doğabilecek verimlilik kayıpları ve hizmet aksaklıklarının önlenmesi için geçiş planının açık biçimde yayımlanmasını istedi. “Sağlık Bakanlığı hiçbir uygulamada şirketlerin kârı için aile hekimlerini ve hastaları mağdur edemez; aldığı her kararın hesabını kamuoyuna verebilmelidir” diyerek açıklamasını tamamladı.

Başkan Alper Taban: “Yerinde sağlık hizmetini önemsiyoruz” Haber

Başkan Alper Taban: “Yerinde sağlık hizmetini önemsiyoruz”

İnegöl Belediyesi’nin arsa tahsisleriyle şehirde 17 yeni Aile Sağlığı Merkezinin oluşturulmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Belediye Başkanı Alper Taban, “İnegöl’de vatandaşlarımızın yerinde sağlık hizmetine erişmesini önemsiyoruz” dedi. İnegöl’de sağlık alanında önemli bir atılım hayata geçiriliyor. İnegöl Belediyesi, Sağlık Bakanlığı ve hayırsever vatandaşların iş birliğiyle yürütülen çalışmalar kapsamında, ilçeye yeni aile sağlığı merkezleri kazandırılmaya devam ediyor. Sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştıran, şehrin sağlık altyapısını güçlendiren ve sağlık hizmetini mahallelere kadar taşıyarak vatandaşın ayağına götüren Aile Sağlığı Merkezleri uygulamaları, vatandaşı da memnun ediyor. İnegöl Belediyesi’nin arsa tahsisleriyle desteklediği, hayırseverler ve Sağlık Bakanlığı iş birliğiyle hayata geçirilen Aile Sağlığı Merkezleri kapsamında şehirde 5’i tamamlanan, 6’sı yapımı süren, 2’si yeni başlayacak ve 4’ü planlama aşamasında olan 17 yeni Aile Sağlığı Merkezi bulunuyor. ARSA BELEDİYEDEN, BİNA HAYIRSEVERDE, HİZMET DEVLETTEN Uygulanan model kapsamında; Aile Sağlığı Merkezlerinin arsaları İnegöl Belediyesi tarafından tahsis edilirken, yapım süreçleri hayırseverler tarafından üstleniliyor. Bakanlığın doğrudan inşasını da yaptığı merkezlerin de olduğu iş birliği neticesinde, inşaatı tamamlanarak hizmete hazır hale getirilen merkezlerde ise hekim ve sağlık personeli görevlendirmeleri yapılarak vatandaşların hizmetine sunuluyor. Bu güçlü iş birliği sayesinde İnegöl’de sağlık altyapısı her geçen gün daha da güçleniyor. 5 MERKEZ TAMAMLANARAK HİZMETE GİRDİ İnegöl’de bugüne kadar bu kapsamda 5 Aile Sağlığı Merkezi tamamlanarak hizmete hazır hale getirildi. Akhisar Mahallesinde Samsa Çavuş Aile Sağlığı Merkezi ile Akhisar 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu, Mahmudiye Mahallesinde Cenon Bulvarı 112 Acil İstasyonu ile Hadise Ziya Öztürk Aile Sağlığı Merkezi ve Mesudiye Mahallesinde Ali İpek Aile Sağlığı Merkezi vatandaşlara hizmet vermeye başladı. 6 MERKEZİN İNŞASI DEVAM EDİYOR, 2 MERKEZ YAPIMA BAŞLAYACAK, 4 MERKEZ PLANLAMA AŞAMASINDA 6 merkezin ise hali hazırda yapımı devam ediyor. Süleymaniye Aile Sağlık Merkezi, Esentepe Hayriye Yelken Aile Sağlığı Merkezi, Ertuğrulgazi Hikmet Yelken Aile Sağlığı Merkezi, Kemalpaşa Filiz-Bahri Sevinç Aile Sağlık Merkezi, Sinanbey Öznur-Selçuk Armağan Aile Sağlık Merkezi ve Süleymaniye Göçmen Sağlığı Merkezi yapım aşamasında ve tamamlanmak için gün sayıyor. Bu merkezlerin yanı sıra Fatih Mahallesi Sağlık Bakanlığınca yaptırılan Aile Sağlığı Merkezi ile kentsel dönüşüm alanında bulunan Turgutalp 1 Nolu Aile Sağlığı Merkezi merkezinin de kısa sürede yapımına başlanması planlanıyor. Yine şehrin 4 farklı noktasında Aile Sağlığı Merkezi yapımı için planlama çalışmaları devam ediyor. ÖRNEK İŞ BİRLİĞİ İnegöl Belediyesi şehirde sadece rutin belediyecilik hizmetleriyle değil, toplumu ilgilendiren her alanda elini taşın altına koyuyor. Sağlık altyapısının güçlendirilmesi noktasında vatandaşı doğrudan ilgilendiren projelere verdiği destekle dikkat çeken İnegöl Belediyesi, sağlık yatırımlarına sağladığı arsa tahsisleriyle kamu yararına önemli bir sorumluluk üstleniyor. Hayırseverlerin katkıları ve Sağlık Bakanlığı’nın koordinasyonu ile de örnek bir iş birliği modeli ortaya çıkmış oluyor. Bu anlayışla yürütülen çalışmaların, önümüzdeki dönemde de artarak devam etmesi ve İnegöl’ün sağlık hizmetleri açısından daha güçlü bir yapıya kavuşması hedefleniyor. YERİNDE SAĞLIK HİZMETİNİ ÖNEMSİYORUZ Aile Sağlığı Merkezleri yapımına ilişkin açıklamalarda bulunan İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, yerinde ve erişilebilir sağlık hizmetlerine büyük önem verdiklerini söyledi. Bu doğrultuda İnegöl’de yerel yönetimler, devlet imkanları ve hayırseverlerin iş birliği ile güzel bir imece usulü çalışma ortaya konduğunu kaydeden Başkan Taban, “Sağlık hizmetlerinin mahallelerimizin içine kadar ulaşmasını çok önemsiyoruz. Yerinde sağlık hizmetini önemsiyoruz. Birinci basamak dediğimiz aile sağlığı merkezlerinde vatandaşlarımız sağlıkta ilk adım hizmetini alsın istiyoruz. Bu anlayışla, ilçemizin ihtiyaçlarını gözeterek aile sağlığı merkezlerimizin sayısını her geçen gün artırıyoruz. Bu süreçte Aile Sağlığı Merkezlerimizin arsa tahsislerini İnegöl Belediyesi olarak üstleniyor, hayırseverlerimizin destekleriyle binalarımızı kazandırıyor, Sağlık Bakanlığımızın hekim ve personel görevlendirmeleriyle de bu merkezleri vatandaşımızın hizmetine sunuyoruz. Bakanlığımız, hayırseverlerimiz ve belediyemizin el ele verdiği bu örnek iş birliği sayesinde İnegöl’ün sağlık altyapısını daha da güçlendirmeye devam edeceğiz” dedi.

Bursa 112 kadrosu 17 yeni ambulansla güçlendi Haber

Bursa 112 kadrosu 17 yeni ambulansla güçlendi

Bursa’da acil sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmak ve müdahale kapasitesini en üst seviyeye çıkarmak amacıyla Sağlık Bakanlığı tarafından tahsis edilen 17 yeni ambulans, Bursa İl Sağlık Müdürlüğü filosuna dâhil edildi. Şehrin sağlık altyapısını modernize etme hedefi doğrultusunda gerçekleştirilen bu teslimatla birlikte, acil durumlarda vatandaşlara sunulan hizmetin etkinliği bir üst seviyeye taşınmış oldu. Bursa 112 filosuna katılmaları için Ankara’dan Bursa’ya getirilen ambulanslar, İl Sağlık Müdürlüğü’nde gerçekleşen törenle hizmete girdi. Törene Bursa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Çetin, Acil Sağlık Hizmetleri Başkanı Doç. Dr. Hüseyin Aygün, İl Sağlık Müdürlüğü yöneticileri, Bursa 112 Başhekimliği yöneticileri ve sağlık çalışanları katıldı. AMBULANS SAYISI 158’E YÜKSELDİ Törende konuşan İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Çetin, "Acil sağlık hizmetlerinin, ihtiyacı olan hastalara, 7 gün 24 saat kesintisiz bir şekilde ulaşmak, ilk müdahaleyi yapmak ve en uygun hastaneye nakletmek üzerine kurulu olduğunu belirtti. Bu sürecin insan gücü, araç ve ekipmanla yürütüldüğünü dile getiren Çetin, "Bu ihtiyaçları karşılamak amacıyla Bakanlığımızdan ilimize 17 adet ambulans gönderildi. İki tanesi 4X4 olmak üzere toplam 17 tam donanımlı ambulans ile filomuzu güçlendirdik ve ambulans sayımız 158’e çıktı." şeklinde konuştu. "VAKAYA ULAŞMA SÜRESİNDE BAŞARILIYIZ" Bursa’da 100 noktada bulunan Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu ile il geneline acil sağlık hizmeti sunduklarını dile getiren Çetin, "Kentsel alanda vakaya erişme vaktimiz ortalama 7 dakikadır. Kırsal alanda ise 15 dakikadır. Bakanlık kriterlerine göre kentsel alanda vakaya erişme süresi 10 dakikanın altında olması gerekir. Kırsal alanlarda ise 30 dakikanın altında olması gerekir. Biz bunu çoktan başarmış durumdayız. Ekiplerimizle gurur duyuyoruz." dedi. "ÇEŞİTLİLİK KALİTEYİ ARTTIRIYOR" İl Sağlık Müdürlüğü envanterinde bulunan obez ambulansı, 4 sedyeli ambulans, kar paletli ambulans ve yenidoğan ambulansı çeşitleriyle verilen hizmetin kalitesinin ve hızının arttığına dikkat çeken Çetin, "Bugün 1.466 personel ile verdiğimiz hizmetin kalitesini arttırmak için bize destek olan bakanlığımıza çok müteşekkiriz. Bakanlığımızın desteği ile Bursalı hemşerilerimize kaliteli hizmet vermek için çalışmaya devam edeceğiz." diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.