SON DAKİKA
Hava Durumu

#Sağlıklı Beslenme

Söz Bursa - Sağlıklı Beslenme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlıklı Beslenme haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Sofradaki sessiz katil: Sağlık deposu mu, pestisit bombası mı? Haber

Sofradaki sessiz katil: Sağlık deposu mu, pestisit bombası mı?

Sağlık deposu olarak bilinen ıspanak, biber ve çilek gibi sebze ve meyvelerin, maruz kaldıkları pestisitler nedeniyle ciddi sağlık riskleri barındırdığını belirten Medicana Sağlık Grubu Beslenme ve Diyet Uzmanı Sena Nur Doğan, pestisitlerin insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekerek, bu riskleri azaltmak için alınabilecek önlemleri paylaştı. Sağlıklı beslenme denince akla ilk olarak antioksidan, lif, vitaminler ve fitokimyasallar açısından zengin meyve ve sebzeler gelirken, bu besinlerin üretim sürecinde maruz kaldıkları kimyasallar nedeniyle beklenmedik sağlık riskleri taşıyabileceğine vurgu yapan Medicana International Ankara Hastanesi Feel Well Beslenme ve Yaşam Tasarımı Bölümü'nden Diyetisyen Sena Nur Doğan, bu risklerin başında gelen pestisit tehlikesine dikkat çekti. Doğan, uluslararası hazırlanan raporlarda Türkiye'de tespit edilen kirli besinlerin başında ıspanak, lahana, elma, patates, biber, üzüm, şeftali, armut, çilek, kiraz ve yaban mersini olduğunu belirtti. "DOĞAL YA DA KÖY ÜRÜNÜ OLARAK TANIMLANAN HER BESİN ORGANİK DEĞİLDİR" Ispanak, biber ve çilek gibi besinlerin üretim sürecinde maruz kaldıkları kimyasallar nedeniyle beklenmedik sağlık riskleri taşıyabileceğini belirten Doğan, "Kalp-damar hastalıklarından kansere kadar birçok kronik hastalığa karşı koruyucu kabul edilen bu besinlerin, son yıllarda yapılan analizlerde üretim sürecinde maruz kaldıkları kimyasallar nedeniyle sağlığımızı tehdit eden riskler haline geldiği kanıtlanmış durumda. Bunun önemli bir sebebi bu sebze ve meyvelerin özellikle yapraklı, pürüzlü, gözenekli ya da kabuğu ince olması gibi yapısal özellikleri. Bazı örneklerde tek bir gıdada 20'den fazla farklı pestisit türü tespit edilmiştir. Tüm bu veriler, meyve ve sebzelerden uzak durulması gerektiği anlamına gelmez. Pestisit maruziyetini azaltmak için ürünleri akan su altında iyice yıkamak, kabuğu soyulabilen gıdalarda kabukları ayırmak, dış yaprakları temizlemek ve mümkünse bu listedeki ürünlerin organik alternatiflerini tercih etmek önemlidir. Organik besinler üretim sürecinde sentetik pestisitler, kimyasal gübreler ve hormonlar kullanılmadan, belirli kurallar ve denetimler altında yetiştirilen gıdaları ifade eder. Doğal ya da köy ürünü olarak tanımlanan her besin organik değildir, ürün ambalajlarında organik sertifikası yer alan ürünleri tercih edilebilir" ifadelerini kullandı.

Anne ve Bebekler “Osmangazi95” projesiyle güvende Haber

Anne ve Bebekler “Osmangazi95” projesiyle güvende

Osmangazi Belediyesi, bebek gelişimini desteklemek amacıyla hayata geçirdiği “Osmangazi95” projesiyle Osmangazi’deki hamile ve 0–12 aylık bebek sahibi ebeveynlere yönelik geliştirilmiş bir erken çocukluk destek programını uygulayarak anne ve anne adaylarına rehberlik etmeye devam ediyor. Bebeğin gelişimini desteklemek, onunla kurulan iletişimi güçlendirmek, oyunla öğrenmeyi teşvik etmek ve anne-bebek bağını güçlendirmek için başlatılan “Osmangazi95” projesi hız kesmeden devam ediyor. Osmangazi Belediyesi, çocuk sahibi olma heyecanı yaşayan anne ve anne adaylarına gebeliğin yedinci ayından, bebek doğup 1 yaşına gelene kadar gerçekleştirdiği ev ziyaretleriyle her türlü desteği sağlıyor. Osmangazi Belediyesi Sosyal Destek Hizmetleri Müdürlüğüne bağlı ekipler proje kapsamında gerçekleştirdiği ev ziyaretlerinde ebeveynlere, bebekleriyle nasıl daha fazla konuşabilecekleri, oyun oynayabilecekleri ve gelişimlerini nasıl takip edebilecekleri konularında rehberlik de sunuyor. Ayrıca yapılan ev ziyaretlerinde anne ve anne adaylarına gebe beslenme paketi hediye ediliyor. “Annelere Psikososyal Destek Sağlıyoruz” Proje kapsamında Osmangazi’de yaşayan anne ve anne adaylarını ziyaret ettiklerini belirten Osmangazi95 Projesi Ev Ziyaretçisi Seda Nur Şahin, “Osmangazi95 projesi kapsamında 0–12 aylık bebek sahibi ebeveynlere yönelik ücretsiz erkek çocukluk destek programı hizmeti vermekteyiz. Bu program bebeklerin gelişimini desteklerken iletişimini güçlendiriyor. Ebeveynlere oyunla öğrenme fırsatı sunarken anne ve bek bağını güçlendiriyoruz. Annelere bebekleriyle konuşma, oyun oynama, gelişimini takip etme, anne sütü, sağlıklı beslenme ve bebek bakımıyla ilgili konularda rehberlik hizmeti veriyoruz. Ayrıca annelere psikososyal destek sağlıyoruz. Ziyarete gittiğimiz evlerde anne ve adaylarına gebe beslenme paketi desteği veriyoruz.” şeklinde konuştu. Osmangazi Belediyesi’nin hayata geçirdiği “Osmangazi95” projesini çok yerinde bulduklarını ifade eden anne ve anne adayları, “Bu proje sayesinde hamilelik dönemimizde ve anne olduktan sonra çocuğumuzun daha sağlıklı olması için güzel bilgiler öğreniyoruz. Çok faydalı bir proje bu projeyi hayata geçirerek destekleyen Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a teşekkür ediyoruz.” diye konuştu. Marmara Belediyeler Birliği iş birliğiyle yürütülen ve bilimsel temelli bir erken çocuk destek programı olan projeye ilişkin vatandaşlar 444 16 01 numarası üzerinden bilgi alabiliyor.

Yılbaşı sofrası için uzmanlardan sağlık uyarısı: “Ağır yemekler yerine dengeli menü” Haber

Yılbaşı sofrası için uzmanlardan sağlık uyarısı: “Ağır yemekler yerine dengeli menü”

Beslenme uzmanları, yılbaşı sofralarının hem keyifli hem de sağlıklı şekilde hazırlanabileceğini belirterek, dengeli menüler oluşturulabileceğini ifade ediyor. SEBZE VE YEŞİLLİKLERE YER VERİLMELİ Uzmanlara göre yılbaşı sofralarında sebze ağırlıklı seçeneklere mutlaka yer verilmesi gerekiyor. Mevsimine uygun sebzelerle hazırlanan salatalar, zeytinyağlı yemekler ve hafif çorbalar, uzun süren sofralarda mideyi rahatlatıyor. Lif içeriği yüksek besinler sayesinde hem tokluk hissi artıyor hem de kan şekeri dengesi korunuyor. PİŞİRME TEKNİĞİ ÖNEMLİ Yılbaşı gecesinde ana yemek seçiminde sadece ne yenildiği değil, nasıl pişirildiği de büyük önem taşıyor. Kızartma ve ağır soslar yerine fırında veya ızgarada pişirilen yemeklerin tercih edilmesi öneriliyor. Beyaz et, balık ve sebze ağırlıklı ana yemekler, kırmızı ete göre daha hafif alternatifler olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, ana yemeklerin mutlaka sebze eşliğinde tüketilmesini tavsiye ediyor. TATLI TERCİHİ Yılbaşı sofralarının vazgeçilmezlerinden olan tatlılar için de ölçülü olunması gerektiği vurgulanıyor. Şerbetli tatlılar yerine sütlü veya meyve bazlı tatlıların tercih edilmesi, gece sonunda oluşabilecek rahatsızlıkların önüne geçebiliyor. Küçük porsiyonlar halinde tüketilen tatlılar, dengeyi korumada önemli rol oynuyor. SUYU İHMAL ETMEMELİ Uzmanlar, uzun süren yılbaşı sofralarında su içmenin genellikle ihmal edildiğini belirtiyor. Yeterli su tüketimi sindirimi kolaylaştırırken, gereksiz kalori alımının da önüne geçiyor. Yemek aralarında verilen kısa molalar ise vücudun tokluk sinyallerini algılamasına yardımcı oluyor. YENİ YILA SAĞLIKLI BİR ADIM Beslenme uzmanları, yılbaşı gecesinin “her şey serbest” anlayışıyla değerlendirilmemesi gerektiğini vurguluyor. Dengeli tercihlerle hazırlanan bir sofra, hem sevdiklerle keyifli vakit geçirmeyi hem de yeni yıla daha sağlıklı bir başlangıç yapmayı mümkün kılıyor. Uzmanlar, “Önemli olan sofradan keyif alırken vücudu yormamak” diyerek yılbaşı gecesinde ölçünün korunmasının altını çiziyor.

Arena Eğitim Kurumları’nda "Anne Baba Okulu"nun yeni dönemi başlıyor Haber

Arena Eğitim Kurumları’nda "Anne Baba Okulu"nun yeni dönemi başlıyor

Günümüz dünyasında dijitalleşme, değişen sosyal yapılar ve artan beklentilerle birlikte ebeveynlik rolleri de sürekli bir dönüşümden geçiyor. Bu dönüşüme uyum sağlayarak çocuklarıyla daha sağlıklı, güçlü ve empatik bir bağ kurabilmeleri amacıyla Arena Eğitim Kurumları, sadece kendi velilerine değil, katılmak isteyen tüm ebeveynlere bir eğitim programı sunuyor. İlki geçtiğimiz yıl gerçekleştirilen ve büyük ilgi gören “Anne-Baba Okulu”, ailelere çocuklarının gelişimsel ihtiyaçlarını doğru anlamalarına, olası kriz anlarını yönetebilmelerine ve onların potansiyellerini en üst düzeyde destekleyebilmelerine rehberlik edecek şekilde, alanında uzman isimler tarafından özenle hazırlandı. "EN DEĞERLİ PAYDAŞIMIZ AİLELERİMİZDİR" Programın eğitimdeki bütüncül yaklaşım için önemini vurgulayan Arena Okulları Yönetim Kurulu Başkanı Celal Arslan, "Eğitimin sadece okul duvarları arasında kalmadığına, ailenin bu sürecin en temel ve en güçlü yapı taşı olduğuna inanıyoruz. Arena Okulları olarak, en değerli paydaşlarımız olan velilerimizin her zaman yanında olmak bizim öncelikli görevimizdir. Bursa Uludağ Üniversitesi'nin değerli akademisyenleriyle yürüttüğümüz 'Anne Baba Okulu', ebeveynlerimize güncel bilgilerle donatılmış, bilimsel temelli bir rehber sunuyor. Amacımız, değişen dünyanın dinamiklerine uyum sağlayabilen, mutlu, özgüvenli, başarılı ve donanımlı nesiller yetiştirme yolculuğunda ailelerimize destek olmaktır. Bu programın, hem ailelerimizin hem de çocuklarımızın yaşamında olumlu ve önemli katkılar sağlayacağına eminim" ifadelerini kullandı. UZMAN İSİMLERDEN 10 HAFTALIK KAPSAMLI EĞİTİM Program, 8 Kasım'da Doç. Dr. Nuray Koç'un “21. Yüzyılda Çocukların Gelişimsel Özellikleri ve Ebeveynlik” başlıklı açılış sunumuyla başlayacak. 10 hafta boyunca devam edecek olan eğitim serisinde, alanında uzman akademisyenler ve profesyoneller, ebeveynliğin temel taşlarını ve güncel zorluklarını ele alacak. Katılımcılar, çocuklarıyla güvenli bağlanma kurmanın psikolojik temellerinden, onların akademik ve psiko-sosyal gelişimlerini destekleyecek motivasyon stratejilerine kadar geniş bir yelpazede bilgi edinecek. Programda ayrıca, etkili iletişim becerileri, aile-okul ilişkilerinin sağlıklı yürütülmesi, akran zorbalığı ve siber zorbalıkla baş etme yöntemleri gibi kritik konulara odaklanılacak. Bunların yanı sıra, medya okuryazarlığı, sağlıklı beslenme alışkanlıkları, madde bağımlılığı gibi risklere karşı önleyici yaklaşımlar ve çocukların yaratıcılığını kültürel etkinliklerle geliştirme yolları gibi hayati başlıklar da uzmanlar tarafından detaylıca işlenecek. Ayrıca ebeveynlere, çocuklarının hem akademik hem de sosyal-duygusal gelişimlerini desteklerken karşılaşabilecekleri zorluklara karşı pratik çözüm önerileri ve stratejiler sunulacak. NASIL KATILABİLİRSİNİZ? Tüm eğitimlerin ücretsiz olarak gerçekleştirileceği program, Arena Okulları Beşevler Kampüsü Konferans Salonu’nda her Cumartesi günü saat 10.00’da düzenlenecek. Katılmak isteyen ebeveynlerin, 0850 244 22 76 numaralı telefonu arayarak kayıt yaptırmaları gerekiyor. Başvurular 7 Kasım Cuma günü sona erecek.

“Menopoz biyolojik ve duygusal bir geçiştir” Haber

“Menopoz biyolojik ve duygusal bir geçiştir”

Menopozun, kadının doğurganlık döneminin sona erdiği, son adet kanamasının ardından başlayan doğal bir biyolojik süreç olduğunu söyleyen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Zeynep Çankaya, menapozun genellikle 45-55 yaş aralığında görülürken, Türkiye’de ortalama menopoz yaşının 45-50 civarında olduğunu belirtti. Açıklamasında, menopozu üç temel evreye ayırarak değerlendirmenin daha doğru olacağını belirten Op. Dr. Zeynep Çankaya, “Bunlar, Premenopoz- Menopoz öncesi geçiş dönemi, hormonal değişimlerin başladığı yıllar. Menopoz (Perimenopoz)- Adet döngüsünün düzensizleştiği ve sona ermeye başladığı dönem. Postmenopoz- Adetlerin tamamen kesildiği, menopoz sonrası yıllardır” dedi. Belirtiler Her Kadında Farklıdır Hayat Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Zeynep Çankaya, menopoz belirtilerinin her kadında farklı seyrettiğini dile getirirken şunları söyledi: “Menopoz süreci kadın bedeninde kişiye özel bir değişimdir. Bazı kadınlar bu dönemi hafif atlatırken, bazılarında sıcak basmaları, uykusuzluk, sinirlilik, konsantrasyon kaybı gibi erken dönem belirtiler yoğun şekilde görülebilir. Daha ileri dönemde ise kemik erimesi ve kalp-damar hastalıkları gibi sağlık sorunları ortaya çıkabilir. Bu nedenle düzenli kontroller büyük önem taşır. Menopoz, kadının yaşam döngüsündeki doğal ama derin bir duraktır. Bu süreç yalnızca hormonlarla değil, duygularla da ilgilidir. Kadın bedeni her evrede farklı bir dil konuşur; menopoz da bu dillerden biridir. Bu nedenle her kadının deneyimi kendine özgüdür ve ‘tek tip’ bir çözümden söz etmek doğru olmaz.” Destek ve Bilinç Sürecin Kalitesini Belirliyor Op. Dr. Zeynep Çankaya, menopoz döneminde kadının hem yakın çevresinden hem de uzman desteğinden güç alması gerektiğini vurgularken de, “Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, yeterli uyku ve psikolojik destek; bu dönemi çok daha konforlu hale getirir. En önemlisi de kadınların kendilerini bu süreçte yalnız hissetmemeleri gerekir. Menopoz, bir bitiş değil; yeni bir başlangıçtır. Menopoz, kadının yaşam yolculuğunda doğal bir dönüm noktasıdır. Bilinçli adımlar ve doğru destekle bu süreci daha sağlıklı, huzurlu ve güçlü geçirmek mümkündür. Her kadın kendi ritminde menopozu yaşar; önemli olan bu ritmi anlamak ve ona saygı duymaktır” dedi.

Ramazan sonrası beslenmeye dikkat! Haber

Ramazan sonrası beslenmeye dikkat!

Diyetisyen Zeynep Öztekin, Ramazan ayında vatandaşların beslenme tarzının değişmesi, ardından bayramda şekerli ve yağlı yiyeceklerin yenmesinin sağlık açısından problemler oluşturacağına dikkat çekti. Ramazan ayında vatandaşların günlük tükettiği yemek ve sıvı alımının azalması, bayramda ise yağlı ve şekerli tüketimlerinin artacağını ifade eden uzmanlar, bunun olumsuz etkilerinden kaçınmak, vücudu koruyabilmek adına vatandaşlara uyarılarda bulundu. Konu hakkında beslenme tavsiyesi veren Saygı Hastanesi Diyetisyeni Zeynep Öztekin, vatandaşların açlıklara alıştıkları sebebiyle bayramda çok şekerli, şerbetli ve yağlı yiyeceklere yönelmenin mide sorunlarına yol açacağını ifade etti. "ŞERBETLİ VE YAĞLI YİYECEKLERE YÖNELMEK MİDE SORUNLARINA YOL AÇABİLİR" Diyetisyen Zeynep Öztekin, "Bu süreçte uzun süreli açlıklara alışan vücudumuz öncesine oranla metabolik açıdan biraz yavaşlamış olabilir. Bu sebeple, bayramla birlikte çok şekerli, şerbetli ve yağlı yiyeceklere yönelmek mide sorunlarına yol açabilir ve rehavete sebep verebilir. Hızlı yememek ve porsiyon kontrolünü sağlamak midenizi yormamak açısından oldukça önemlidir" dedi. "Meyveli tercihlere yönelmek makul olur" Öztekin, "Bayram ziyaretlerinin vazgeçilmesi olan tatlı seçimlerinde şerbetlidense daha sütlü seçeneklere, meyveli tercihlere yönelmek daha makul olacaktır. Ramazan ayı boyunca azalan su tüketimini arttırmak adına bol su içmeye özen göstermek önemlidir. Hafif tempolu yürüyüşler sindirimi kolaylaştırmak açısından yardımcı olacaktır" şeklinde konuştu.  

Bursa'da "Sağlıklı Beslenme Yolculuğum" başlıyor Haber

Bursa'da "Sağlıklı Beslenme Yolculuğum" başlıyor

Türkiye’nin en kapsamlı sağlıklı beslenme ve hareketli yaşam projelerinden biri olan "Sağlıklı Beslenme Yolculuğum", Bursa Valiliği himayesinde, Bursa İl Millî Eğitim Müdürlüğü’nün koordinatörlüğünde ve geniş bir paydaş katılımıyla hayata geçiriliyor. 17 ilçede uygulanacak olan proje, 17 formatör, bin 300 eğitimci ve 560 bin öğrenciyi kapsayarak geleceğin nesillerini bilinçli, sağlıklı ve aktif bireyler olarak yetiştirmeyi hedefliyor. Proje kapsamında Veli Akademileri Projesi aracılığıyla ebeveynlere sağlıklı beslenme ve sağlıklı yaşam konularında eğitimler veriliyor. Bu sayede, çocukların okulda edindiği sağlıklı yaşam becerileri evde de desteklenerek kalıcı hale getiriliyor. İlkokul düzeyinde, Sağlık, Temizlik ve Beslenme Kulüpleri bünyesinde özel olarak hazırlanan içeriklerle öğrenciler sağlıklı beslenme konusunda bilinçlendiriliyor. Ortaokul ve lise düzeyinde ise, Bursa İl Tarım Müdürlüğü ve Bursa Ticaret ve Sanayi Odası gibi paydaş kurumlarla iş birliği içinde güvenli gıda, gıda israfı ve bilinçli tüketim konularında eğitimler veriliyor. Projenin etkisini artırmak amacıyla formatör eğitimciler aracılığıyla öğretmenlere eğitimler düzenleniyor. Böylece, öğretmenler sağlıklı yaşam ve beslenme konularında uzmanlaşarak öğrencilere daha etkili rehberlik edebiliyor. Proje kapsamında, Bursa İl Millî Eğitim Müdürlüğü tarafından hazırlanan İl Eylem Planı çerçevesinde, çeşitli paneller, seminerler ve uzman davetleriyle öğrenci, öğretmen ve velilere rehberlik edilecek. Sağlık, beslenme ve hareketli yaşam alanında uzman akademisyenler, doktorlar, diyetisyenler ve spor bilimciler okullarda öğrencilere ve öğretmenlere yönelik seminerler verecek. Ayrıca, sağlıklı gıda, çocuk beslenmesi, fiziksel aktivitenin önemi ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları gibi konularda farkındalık oluşturmak amacıyla düzenlenecek panellerde, veliler ve öğretmenler de aktif katılım sağlayarak bilgi alışverişinde bulunabilecek. Proje kapsamında hazırlanan okul faaliyet planında, öğrencilerin okulda ve evde uygulayabileceği eğlenceli mutfak atölyeleri, eğitsel içerikler ve sosyal sorumluluk projeleri yer alıyor. Çocukların, kantinlerden doğru alışveriş yapmaları ve güvenli gıdaya ulaşmaları konusunda farkındalık oluşturacak eğitimler düzenlenecek. Ayrıca, öğretmenler tarafından özgün içeriklerle hazırlanan bir etkinlik kitabı oluşturuldu. Proje kapsamında, çizgi karakterler ve karikatürler tasarlanarak, çocukların ilgisini çekecek eğlenceli içerikler üretildi. Böylece, sağlıklı yaşam eğitimi daha interaktif ve keyifli bir hale getirildi. Bursa’nın güçlü eğitim altyapısı ve sosyal yapısı, projeyi ideal bir uygulama alanı haline getiriyor. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin "bütüncül eğitim yaklaşımı" anlayışıyla uyumlu olan proje, çocukların fiziksel, zihinsel ve duygusal gelişimlerini destekleyerek sağlıklı bireyler yetiştirmeyi hedefliyor. Projede Bursa İl Millî Eğitim Müdürlüğü, Bursa İl Sağlık Müdürlüğü, Bursa İl Tarım Müdürlüğü, Bursa Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası gibi önemli paydaşlar yer alıyor. Ayrıca, Yemekte Denge Projesi, Okulumda Sağlıklı Besleniyorum ve HOBA Projesi gibi benzer ulusal projelerle iş birliği içinde yürütülerek çok yönlü bir bilinçlendirme çalışması yürütülüyor. Okullarda bisiklet kullanımının teşvik edilmesi, okul bahçelerinde hareketli yaşam alanlarının oluşturulması ve spor aktivitelerinin artırılması gibi uygulamalar ile çocukların hareketli yaşama teşvik edilmesi sağlanıyor. Proje, 3 yıl sürecek bir yol haritası ile uygulamaya konulacak. Bu süreçte, sağlıklı beslenme kartları dağıtılacak, okul kantinlerinde sağlıklı menü uygulamaları teşvik edilecek, fiziksel aktiviteyi artıran programlar uygulanacak ve velilere yönelik seminerler düzenlenecek. Proje kapsamında elde edilen veriler bilimsel raporlarla desteklenecek ve ulusal düzeyde yaygınlaştırma potansiyeli değerlendirilecek. Sağlıklı nesiller yetiştirmek için büyük bir adım olan "Sağlıklı Beslenme Yolculuğum", sadece Bursa’nın değil, Türkiye’nin geleceğine de yön verecek.

"Sağlıklı Beslenme Yolculuğum" projesi Bursa'da başlıyor Haber

"Sağlıklı Beslenme Yolculuğum" projesi Bursa'da başlıyor

Türkiye’nin en kapsamlı sağlıklı beslenme ve hareketli yaşam projelerinden biri olan “Sağlıklı Beslenme Yolculuğum”, Bursa Valiliği himayesinde, Bursa İl Millî Eğitim Müdürlüğü’nün koordinatörlüğünde ve geniş bir paydaş katılımıyla hayata geçiriliyor. 17 ilçede uygulanacak olan proje, 17 formatör, 1300 eğitimci ve 560.000 öğrenciyi kapsayarak geleceğin nesillerini bilinçli, sağlıklı ve aktif bireyler olarak yetiştirmeyi amaçlıyor. Velilerden Öğrencilere Kapsayıcı Bir Eğitim Modeli Proje kapsamında Veli Akademileri Projesi aracılığıyla ebeveynlere sağlıklı beslenme ve sağlıklı yaşam konularında eğitimler veriliyor. Bu sayede, çocukların okulda edindiği sağlıklı yaşam becerileri evde de desteklenerek kalıcı hale getiriliyor. Tüm Kademelerde Çok Yönlü Uygulamalar İlkokul düzeyinde, Sağlık, Temizlik ve Beslenme Kulüpleri bünyesinde özel olarak hazırlanan içeriklerle öğrenciler sağlıklı beslenme konusunda bilinçlendiriliyor. Ortaokul ve lise düzeyinde ise, Bursa İl Tarım Müdürlüğü ve Bursa Ticaret ve Sanayi Odası gibi paydaş kurumlarla iş birliği içinde güvenli gıda, gıda israfı ve bilinçli tüketim konularında eğitimler veriliyor. Projenin etkisini artırmak amacıyla formatör eğitimciler aracılığıyla öğretmenlere eğitimler düzenleniyor. Böylece, öğretmenler sağlıklı yaşam ve beslenme konularında uzmanlaşarak öğrencilere daha etkili rehberlik edebiliyor. İl Eylem Planı Kapsamında Paneller ve Uzman Davetleri Proje kapsamında, Bursa İl Millî Eğitim Müdürlüğü tarafından hazırlanan İl Eylem Planı çerçevesinde, çeşitli paneller, seminerler ve uzman davetleriyle öğrenci, öğretmen ve velilere rehberlik edilecek. Sağlık, beslenme ve hareketli yaşam alanında uzman akademisyenler, doktorlar, diyetisyenler ve spor bilimciler okullarda öğrencilere ve öğretmenlere yönelik seminerler verecek. Ayrıca, sağlıklı gıda, çocuk beslenmesi, fiziksel aktivitenin önemi ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları gibi konularda farkındalık oluşturmak amacıyla düzenlenecek panellerde, veliler ve öğretmenler de aktif katılım sağlayarak bilgi alışverişinde bulunabilecek. Sağlıklı Yaşam İçin Eğlenceli ve Kapsamlı Bir Proje Proje kapsamında hazırlanan okul faaliyet planında, öğrencilerin okulda ve evde uygulayabileceği eğlenceli mutfak atölyeleri, eğitsel içerikler ve sosyal sorumluluk projeleri yer alıyor. Çocukların, kantinlerden doğru alışveriş yapmaları ve güvenli gıdaya ulaşmaları konusunda farkındalık yaratacak eğitimler düzenlenecek. Ayrıca, öğretmenler tarafından özgün içeriklerle hazırlanan bir etkinlik kitabı oluşturuldu. Proje kapsamında, çizgi karakterler ve karikatürler tasarlanarak, çocukların ilgisini çekecek eğlenceli içerikler üretildi. Böylece, sağlıklı yaşam eğitimi daha interaktif ve keyifli bir hale getirildi. Bursa Model Olacak! Bursa’nın güçlü eğitim altyapısı ve sosyal yapısı, projeyi ideal bir uygulama alanı haline getiriyor. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin "bütüncül eğitim yaklaşımı" anlayışıyla uyumlu olan proje, çocukların fiziksel, zihinsel ve duygusal gelişimlerini destekleyerek sağlıklı bireyler yetiştirmeyi hedefliyor. Eğitimciler, Veliler ve Paydaşlar Omuz Omuza Projede Bursa İl Millî Eğitim Müdürlüğü, Bursa İl Sağlık Müdürlüğü, Bursa İl Tarım Müdürlüğü, Bursa Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası gibi önemli paydaşlar yer alıyor. Ayrıca, Yemekte Denge Projesi, Okulumda Sağlıklı Besleniyorum ve HOBA Projesi gibi benzer ulusal projelerle iş birliği içinde yürütülerek çok yönlü bir bilinçlendirme çalışması yürütülüyor. Okullarda bisiklet kullanımının teşvik edilmesi, okul bahçelerinde hareketli yaşam alanlarının oluşturulması ve spor aktivitelerinin artırılması gibi uygulamalar ile çocukların hareketli yaşama teşvik edilmesi sağlanıyor. 3 Yıllık Planla Kalıcı Sonuçlar Hedefleniyor Proje, 3 yıl sürecek bir yol haritası ile uygulamaya konulacak. Bu süreçte, sağlıklı beslenme kartları dağıtılacak, okul kantinlerinde sağlıklı menü uygulamaları teşvik edilecek, fiziksel aktiviteyi artıran programlar uygulanacak ve velilere yönelik seminerler düzenlenecek. Türkiye’ye Yaygınlaştırılabilir Bir Model Proje kapsamında elde edilen veriler bilimsel raporlarla desteklenecek ve ulusal düzeyde yaygınlaştırma potansiyeli değerlendirilecek. Sağlıklı nesiller yetiştirmek için büyük bir adım olan “Sağlıklı Beslenme Yolculuğum”, sadece Bursa’nın değil, Türkiye’nin geleceğine de yön verecek!

Bağışıklığın güçlü olması, iyi beslenmeden geçiyor Haber

Bağışıklığın güçlü olması, iyi beslenmeden geçiyor

Atıştırmalık tüketimine yönelim ile yağlı ve şekerli besin tercihlerinin artması sebebiyle vücut ağırlığında istenmeyen yönde değişiklikler olabildiğini belirten Medicana Bursa Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hande Güngör, "Bu sebeple birçok kronik hastalığa sebep olan vücutta fazla yağ birikimi olarak adlandırılan ’obezite’ artmaktadır. Ancak sağlıklı hayatı sürdürülmesi için mevsimine uygun sağlıklı beslenme ile ideal kilonun korunması önemlidir. Kış aylarında azalan hava sıcaklığı sebebiyle vücut ısısının korunması için yeterli sıvı almak gerekir. Günde en az 2-2,5 litre su içilmeli, sıvı alımının karşılanmasında ıhlamur, adaçayı, kuşburnu çayı, açık çay gibi içecekler tercih edilmelidir" dedi. Zengin beslenmenin bağışıklığa faydaları Kış mevsiminde artan soğuk algınlığı ve diğer enfeksiyonlara karşı A, C, D ve E vitamininden zengin beslenmenin bağışıklık sistemine katkısı oldukça fazla olduğunu ifade eden Güngör, "Mevsimine uygun, günde en az 2 porsiyon meyve ve 3 porsiyon sebze tüketilmesi önerilmektedir. Bu aylarda havuç, brokoli, kabak, lahana, karnabahar, pırasa, maydanoz gibi sebzelerin, portakal, mandalina, elma gibi meyvelerin tercih edilmesi önerilmektedir. Ayrıca E vitamini kaynakları olan kuru baklagiller ve kuruyemişlerde yeterli ve dengeli biçimde günlük beslenmede bulunmalıdır. Haftada 2-3 kez nohut, kuru fasulye, mercimek, nohut ve barbunya gibi kurubaklagiller, günde 20-30 gram kadar ceviz, badem, fındık gibi kuruyemişler tüketilmelidir" diye konuştu. Kış mevsimi ve D vitamini Kemik ve diş sağlığı açısından önemli olan D vitamininin güneş ışınlarıyla deri tarafından üretilen bir vitamin olduğunu belirten Güngör, şu ifadeleri kullandı: "Ancak kış aylarında mahrum kalınan güneş ışınları, vücudun D vitamini ihtiyacının karşılanamamasına sebep olmaktadır. D vitamini besinlerden aktif olarak karşılanamıyor olsa da balık, D vitamini ile beyin fonksiyonlarının gelişimi için gerekli çoklu doymamış yağ asitleri (omega-3), kalsiyum, fosfor, selenyum, iyot mineralleri ve E vitamini içerir. Bu sebeple kış aylarında haftada 2-3 kez balık tüketilmelidir. Kış aylarında yüksek yağlı besin tüketiminden kaçınılmalı, margarin, tereyağ, yağlı etler, yüksek kolesterol içeren sakatat ürünleri sıklıkla tüketilmemeli, sağlıklı yağ asitleri içeren zeytinyağı, yağlı tohumlar, kuruyemişler uygun ve yeterli porsiyonda tüketilmelidir. Bu mevsimde basit karbonhidrat içeren şekerli besinlere ve tatlılara yönelimin arttığı görülmektedir. Dünya Sağlık Örgütünün önerisine göre günlük şeker alımı toplam enerji alımının en fazla yüzde 10 kadarını oluşturmalıdır ve mümkünse daha da azaltılmalıdır. Sağlıklı hayat biçiminde basit şekerler yerine kompleks karbonhidratlardan olan tam buğday ekmek, bulgur gibi tahıllar, kurubaklagiller, meyveler ve şekeri azaltılmış sütlü ya da meyveli tatlılar ile sağlıklı pişirme yöntemleri kullanılarak hazırlanan ev yapımı ürünler tercih edilmelidir." "Çocuklar beslenme konusunda bilinçlendirilmeli" Sağlıklı beslenme açısından sağlıklı pişirme yöntemleri kullanılarak hazırlanan ev yapımı geleneksel gıdaların üretimi ve tüketiminin kış aylarında arttığının görüldüğüne dikkat çeken Güngör, "Kış ya da yaz ayları için besinin bol bulunduğu aylarda yapılan geleneksel yiyecek hazırlama teknikleri ile hazırlanan geleneksel ev yapımı gıdalar temel işleme ve hazırlama metotlarına dayanan, yapay koruyucu ve katkı maddesi içermeyen, doğal ve raf ömürleri günümüzün işlenmiş ürünlerine oranla uzun olmayan ürünlerdir. Günümüzün önemli sağlık sorunları arasında yer alan obezitenin önüne geçilmesi hedefiyle ev yapımı sağlıklı üretimin özendirilmesi ve özellikle çocukların hazır ve paketli besinler yerine ev yapımı sağlıklı besinlerinin tüketimi konusunda bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Doğa şartlarının zorlayıcı etkisini azaltmak adına mevsiminde toprağını ve ürününü kirletmeden, mevsiminde bol ve ekonomik olduğu dönemlerde ulaşılabilen besin ürünlerinin ekseriyeten güneşin ısısından yararlanarak sağlıklı ve yerel yollarla oldukça düşük maliyetle farklı yiyeceklere dönüştüren bir kültürel mirasın sürekliliği ve toplumsal dayanışmanın sürdürülüyor olmasının yerel üretime, sağlıklı yaşama ve sağlıklı beslenmeye katkısı önemli düzeyde önemlidir" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.