SON DAKİKA
Hava Durumu

#Sağlıklı Beslenme

Söz Bursa - Sağlıklı Beslenme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlıklı Beslenme haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Marmarabirlik’ten çocuklara lezzet yatırımı: "Minik şeflerle zeytinli tarifler" Haber

Marmarabirlik’ten çocuklara lezzet yatırımı: "Minik şeflerle zeytinli tarifler"

Marmarabirlik, sağlıklı nesiller yetiştirme vizyonu doğrultusunda hayata geçirdiği 'Minik Şeflerle Zeytinli Tarifler' projesiyle çocukları üretimin ve bilinçli beslenmenin merkezine taşıyor. Projenin ikinci durağı Gemlik Umurbey Abdullah Fehmi İlköğretim Okulu oldu. Marmarabirlik Yönetim Kurulu Üyesi Osman Bostancı, Genel Müdür Mehmet Ertaş, Gemlik Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Demir, Kooperatif Müdürü Serkan Gürle, Kooperatif Yönetim Kurulu Üyeleri Muhsin Candar, Levent Hoşaf, Akif Alabay ve Okul Müdürü Ömer Mert’in katılımıyla gerçekleştirilen etkinlikte öğrenciler, kentin deneyimli mutfak profesyonellerinden Tuncay Sönmez eşliğinde uygulamalı atölye çalışmasına katıldı. Programın vizyon boyutuna dikkat çeken Genel Müdür Mehmet Ertaş, erken yaşta kazanılan doğru beslenme alışkanlıklarının toplumsal sağlık açısından stratejik önem taşıdığını vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu; "Sağlıklı nesiller bilinçli tercihlerle yetişir. Çocuklarımızı üretimin bir parçası haline getirerek zeytin ve zeytinyağının değerini uygulamalı biçimde aktarmayı önemsiyoruz. Bu proje yalnızca bir atölye çalışması değil; geleceğin bilinçli tüketicilerine ve üreticilerine yapılan bir yatırımdır. Marmarabirlik olarak sosyal sorumluluk anlayışımızı eğitimin merkezine taşımaya devam edeceğiz." "GELECEĞİN SOFRALARINA YAPILAN YATIRIM" Etkinliğe ilişkin değerlendirmede bulunan Başkan Ali Yıldız ise projenin kurumsal vizyon açısından taşıdığı öneme dikkat çekerek şunları söyledi; "Zeytin sadece bir tarım ürünü değil, bu toprakların kültürüdür. Çocuklarımızın zeytini tanıması, üretim sürecini öğrenmesi ve sağlıklı beslenme bilinci kazanması bizim için stratejik bir önceliktir. Marmarabirlik olarak üreticimizin emeğini geleceğin bilinçli tüketicileriyle buluşturuyor, tarımın sürdürülebilirliğini eğitimle destekliyoruz." MİNİK ŞEFLERLE ZEYTİNLİ TARİFLER UMURBEY’DE Zeytin, zeytin ezmesi ve zeytinyağını merkeze alan tarifler hazırlayan öğrenciler; yalnızca bir yemek deneyimi yaşamakla kalmadı, aynı zamanda üretim bilinci, takım çalışması ve sağlıklı beslenme farkındalığı kazandı. Gün sonunda düzenlenen değerlendirme ve yarışma bölümüyle etkinlik, eğitici olduğu kadar motive edici bir atmosfere dönüştü. Atölye sürecini değerlendiren Şef Tuncay Sönmez ise çocukların mutfaktaki hünerlerine dikkat çekerek şunları söyledi; "Çocuklarımızın mutfakta gösterdiği cesaret ve merak duygusu gerçekten etkileyici. Zeytin ve zeytinyağını farklı tariflerle deneyimlemeleri, hem damak hafızalarını geliştiriyor hem de üretime karşı bilinç kazandırıyor. Bugün burada sadece tarif yapmadık; birlikte üretmenin ve paylaşmanın değerini deneyimledik." Marmarabirlik, sosyal sorumluluk perspektifiyle projeyi farklı okullara taşıyarak zeytinin kültürel ve besinsel değerini yeni kuşaklarla buluşturmaya devam edecek. Kurum, çocukların erken yaşta sağlıklı beslenme bilinci kazanmasını destekleyen uygulamalı projelerle toplumsal fayda üretmeyi sürdürüyor.

17 Şubat Dünya Kediler günü: Prof. Dr. Abdullah Kaya’dan farkındalık çağrısı Haber

17 Şubat Dünya Kediler günü: Prof. Dr. Abdullah Kaya’dan farkındalık çağrısı

Van Kedisi Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Abdullah Kaya, kedilerin toplumsal yaşamın önemli bir parçası olduğunu belirterek, "Kediler sokağımızın bir rengi, hayatımızın ayrılmaz bir parçasıdır" dedi. Dünya genelinde farklı tarihlerde kutlamalar yapılsa da 17 Şubat, birçok ülkede Dünya Kediler Günü olarak anılıyor. Bu özel günle, kedilerin korunması, yaşam şartlarının iyileştirilmesi ve toplumda hayvan sevgisinin artırılması amaçlanıyor. Uzmanlar, özellikle sokak kedilerinin sağlıklı beslenme, barınma ve tedavi imkanlarına erişiminin önemine dikkat çekiyor. İHA muhabirine konuşan Merkez Müdürü Prof. Dr. Abdullah Kaya, kedilerin insan hayatındaki yerinin sadece ev ortamıyla sınırlı olmadığını belirtti. Prof. Dr. Kaya, "Dünya Kediler Günü olarak 17 Şubat genellikle kutlanıyor. Dünyada farklı tarihlerde yapılan kutlamalar da var. Bu kutlamaların temel amacı, kedilerle ilgili farkındalık oluşturmak; kedilerin sokağımızın bir rengi olduğunu hatırlatmak ve onlara sevgiyle yaklaşılması gerektiğini vurgulamaktır. Aynı zamanda bu günün, yerel yönetimlerin kedilerin refahı ve daha sağlıklı ortamlarda yaşamaları için gerekli şartları sağlamasına vesile olması gerektiğini düşünüyoruz. Bu yönüyle 17 Şubat Dünya Kediler Günü’nün kutlanmasını doğru buluyoruz" dedi. "SOKAKTAKİ HAYVANLARA YÖNELİK ŞİDDET KESİNLİKLE KABUL EDİLEMEZ" Kedi denildiğinde akla sevgi ve dostluk geldiğini dile getiren Kaya, "Ev ortamında herkesle iletişim kurabilen, sevgi paylaşabilen bir canlıdan söz ediyoruz. Sokaktaki bir kedi bile ilkokula giden bir çocuğun yanına yaklaşarak kendini sevdirmeye çalışıyor. Dolayısıyla kedi, huzurun, refahın, mutluluğun ve güzelliğin bir sembolü olarak görülmeli. Bu gün vesilesiyle özellikle şunu da ifade etmek gerekiyor; sokaktaki hayvanlara yönelik şiddet kesinlikle kabul edilemez. Bu konuda toplumun bilinçlendirilmesi, şiddet uygulayanların uyarılması ve çocukların bu anlayışla yetiştirilmemesi büyük önem taşıyor" diye konuştu.

Ramazan'da reflü ve mide problemlerinden korunmanın yolları Haber

Ramazan'da reflü ve mide problemlerinden korunmanın yolları

Oruç tutarken mide sağlığını korumak için sahur ve iftarda sağlıklı beslenmek, ara öğünleri ihmal etmemek ve bol sıvı tüketmek gerekiyor. Ramazan'da sık görülen sindirim sistemi sorunlarını pratik tedbirler önleyebiliyor. Medicana Sağlık Grubu Gastroenteroloji Bölümü'nden Dr. Öğr. Üyesi Murat Keskin, Ramazan'da reflü ve mide problemlerinden korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi. Uzun süren açlık ve ardından kontrolsüzce yenilen yemeklerin midede ağrı, yanma, gaz, şişlik, hazımsızlık, kramplar ve reflüyü tetikleyebileceğini belirten Medicana Bursa Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü'nden Dr. Öğr. Üyesi Murat Keskin, "Ramazan'da sağlıklı beslenme alışkanlıklarına devam edilmesi sindirim sistemi sorunlarından korunmak için önemlidir. Uzun süreli açlıktan korunmak için, mutlaka sahur yapılmalı, ağır yağlı, baharatlı, acılı gıdalar yerine daha hafif olan çorba tercih edilmelidir. Ayrıca sahur ve iftarda süt ürünleri, sebze ve zeytinyağlı yemekler tüketilmelidir. Sahur ve iftarda alınan gıda miktarı azaltılmalı, iftardan sonra yaklaşık bir buçuk saat aralıklarla iki ara öğün alarak yeme düzeni oluşturulmalıdır. Tüm öğünlerde gıdalar iyice çiğnenerek ve yavaş yavaş yenilmeli, hızlı yemekten kaçınılmalıdır. Bunun yanında şerbetli tatlılardan uzak durulup, sütlü veya meyveli tatlılar tercih edilmelidir" dedi. KIZARMIŞ YİYECEKLERDEN TÜKETMEYİN Kızartılmış ve kavrulmuş besinlerin mide ve bağırsaklarda rahatsızlığa neden olabileceğine değinen Dr. Öğr. Üyesi Murat Keskin, "Bunun yerine haşlanmış, fırında ve ızgarada yapılmış yemekler tüketilmelidir. İftara hafif yemeklerle başlanmalı, ardından az yağlı sebze veya et yemeğine salata eşlik etmeli. Ayrıca öğünlerde alınan sıvı miktarı arttırılmalı, günde en az 2-2,5 litre su ile beraber taze sıkılmış meyve suları, sebze suları, ayran gibi içecekler tüketerek vücudun sıvı ihtiyacı karşılanmalıdır" şeklinde görüş verdi. ÖĞÜNLERDEN SONRA EGZERSİZ ÖNERİSİ Sahur ve iftarda büyük porsiyonlar yerine, küçük porsiyonlar tüketilmesi gerektiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Murat Keskin, şöyle devam etti: "Ramazan'da az az, sık sık yeme şekli tercih edilmelidir. Hareketsizlikten özellikle kaçınılmalı, öğünlerden sonra kısa süreli yürüyüşler, hafif egzersizler yapılmalıdır. Özellikle reflüden korunmak için, sahurda yemekten hemen sonra değil en az yarım saat sonra yatılmalıdır. Mide ve karındaki gaz ve şişkinliğini, aynı zamanda kabızlığı engellemek için sebze, meyve, kepekli ekmek, kuru baklagiller gibi yüksek lifli gıdaların alınmasına özen gösterilmelidir."

Bursa Büyükşehir’e ‘Sağlığı Geliştiren Belediye’ tescili: Başkan Bozbey duyurdu Haber

Bursa Büyükşehir’e ‘Sağlığı Geliştiren Belediye’ tescili: Başkan Bozbey duyurdu

Bursa Büyükşehir Belediyesi, Sağlık Bakanlığı'nın sağlıklı şehir bilinci oluşturmak için başlattığı 'Sağlığı Geliştiren Belediye' (SAGEB) belgesine sahip ilk Büyükşehir Belediyesi olma unvanını 3 yıl süreyle yeniden tescilledi. "Güçlenen, Güvenli, Gelişen, Geçinen ve Gülümseyen Bursa" vizyonuyla çalışmalarını sürdüren Bursa Büyükşehir Belediyesi, SAGEB programının teknik gerekliliklerini, vatandaş odaklı ve kapsayıcı bir kent yönetimi anlayışıyla bütünleştirdi. ‘Bursa Taahhüdü’ ile global düzeyde sağlıklı şehirler hareketine yön veren Büyükşehir, aktif yaşam merkezlerinden evde bakım ve ambulans hizmetlerine, Sağlık Otobüsü projesinden herkes için erişilebilir kent uygulamalarına, madde bağımlılığıyla mücadele ve psikolojik destek hizmetlerinden sağlıklı beslenme ve yaşam hizmetlerine kadar pek çok alanda halk sağlığını önceleyen projelere imza atarak ‘Sağlığı Geliştiren Belediye’ olma unvanını 3 yıl daha yeniledi. “HALK SAĞLIĞINI ÖNCELEYEN BİR ANLAYIŞA SAHİBİZ” Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak ‘Sağlığı Geliştiren Belediye’ belgesini sürdürülebilir olma özelliği ile ikinci kez tescillediklerini belirten Başkan Mustafa Bozbey, Bursa’da yaşayan tüm vatandaşların sağlıklı birer birey olmalarını önemsediklerini ve bu amaç doğrultusunda projeler üretmeye devam ettiklerini söyledi. Başkan Bozbey, “Halk sağlığına önceleyen bir anlayışına sahibiz. Yerel yönetimler olarak vatandaşlarımıza sahip çıkma sorumluluğundayız. Ayrıca tüm ekibimizle birlikte, kentimizdeki sağlık alanındaki tüm olumsuzluklara karşı durmaya, sorunları en aza indirmek için çalışmaya devam edeceğiz. Belgemizin 3 yıl için daha tescillenmesi son derece kıymetli. Bu başarının elde edilmesine katkı sağlayan tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkürlerimi sunuyorum” diye konuştu

Sofradaki sessiz katil: Sağlık deposu mu, pestisit bombası mı? Haber

Sofradaki sessiz katil: Sağlık deposu mu, pestisit bombası mı?

Sağlık deposu olarak bilinen ıspanak, biber ve çilek gibi sebze ve meyvelerin, maruz kaldıkları pestisitler nedeniyle ciddi sağlık riskleri barındırdığını belirten Medicana Sağlık Grubu Beslenme ve Diyet Uzmanı Sena Nur Doğan, pestisitlerin insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekerek, bu riskleri azaltmak için alınabilecek önlemleri paylaştı. Sağlıklı beslenme denince akla ilk olarak antioksidan, lif, vitaminler ve fitokimyasallar açısından zengin meyve ve sebzeler gelirken, bu besinlerin üretim sürecinde maruz kaldıkları kimyasallar nedeniyle beklenmedik sağlık riskleri taşıyabileceğine vurgu yapan Medicana International Ankara Hastanesi Feel Well Beslenme ve Yaşam Tasarımı Bölümü'nden Diyetisyen Sena Nur Doğan, bu risklerin başında gelen pestisit tehlikesine dikkat çekti. Doğan, uluslararası hazırlanan raporlarda Türkiye'de tespit edilen kirli besinlerin başında ıspanak, lahana, elma, patates, biber, üzüm, şeftali, armut, çilek, kiraz ve yaban mersini olduğunu belirtti. "DOĞAL YA DA KÖY ÜRÜNÜ OLARAK TANIMLANAN HER BESİN ORGANİK DEĞİLDİR" Ispanak, biber ve çilek gibi besinlerin üretim sürecinde maruz kaldıkları kimyasallar nedeniyle beklenmedik sağlık riskleri taşıyabileceğini belirten Doğan, "Kalp-damar hastalıklarından kansere kadar birçok kronik hastalığa karşı koruyucu kabul edilen bu besinlerin, son yıllarda yapılan analizlerde üretim sürecinde maruz kaldıkları kimyasallar nedeniyle sağlığımızı tehdit eden riskler haline geldiği kanıtlanmış durumda. Bunun önemli bir sebebi bu sebze ve meyvelerin özellikle yapraklı, pürüzlü, gözenekli ya da kabuğu ince olması gibi yapısal özellikleri. Bazı örneklerde tek bir gıdada 20'den fazla farklı pestisit türü tespit edilmiştir. Tüm bu veriler, meyve ve sebzelerden uzak durulması gerektiği anlamına gelmez. Pestisit maruziyetini azaltmak için ürünleri akan su altında iyice yıkamak, kabuğu soyulabilen gıdalarda kabukları ayırmak, dış yaprakları temizlemek ve mümkünse bu listedeki ürünlerin organik alternatiflerini tercih etmek önemlidir. Organik besinler üretim sürecinde sentetik pestisitler, kimyasal gübreler ve hormonlar kullanılmadan, belirli kurallar ve denetimler altında yetiştirilen gıdaları ifade eder. Doğal ya da köy ürünü olarak tanımlanan her besin organik değildir, ürün ambalajlarında organik sertifikası yer alan ürünleri tercih edilebilir" ifadelerini kullandı.

Anne ve Bebekler “Osmangazi95” projesiyle güvende Haber

Anne ve Bebekler “Osmangazi95” projesiyle güvende

Osmangazi Belediyesi, bebek gelişimini desteklemek amacıyla hayata geçirdiği “Osmangazi95” projesiyle Osmangazi’deki hamile ve 0–12 aylık bebek sahibi ebeveynlere yönelik geliştirilmiş bir erken çocukluk destek programını uygulayarak anne ve anne adaylarına rehberlik etmeye devam ediyor. Bebeğin gelişimini desteklemek, onunla kurulan iletişimi güçlendirmek, oyunla öğrenmeyi teşvik etmek ve anne-bebek bağını güçlendirmek için başlatılan “Osmangazi95” projesi hız kesmeden devam ediyor. Osmangazi Belediyesi, çocuk sahibi olma heyecanı yaşayan anne ve anne adaylarına gebeliğin yedinci ayından, bebek doğup 1 yaşına gelene kadar gerçekleştirdiği ev ziyaretleriyle her türlü desteği sağlıyor. Osmangazi Belediyesi Sosyal Destek Hizmetleri Müdürlüğüne bağlı ekipler proje kapsamında gerçekleştirdiği ev ziyaretlerinde ebeveynlere, bebekleriyle nasıl daha fazla konuşabilecekleri, oyun oynayabilecekleri ve gelişimlerini nasıl takip edebilecekleri konularında rehberlik de sunuyor. Ayrıca yapılan ev ziyaretlerinde anne ve anne adaylarına gebe beslenme paketi hediye ediliyor. “Annelere Psikososyal Destek Sağlıyoruz” Proje kapsamında Osmangazi’de yaşayan anne ve anne adaylarını ziyaret ettiklerini belirten Osmangazi95 Projesi Ev Ziyaretçisi Seda Nur Şahin, “Osmangazi95 projesi kapsamında 0–12 aylık bebek sahibi ebeveynlere yönelik ücretsiz erkek çocukluk destek programı hizmeti vermekteyiz. Bu program bebeklerin gelişimini desteklerken iletişimini güçlendiriyor. Ebeveynlere oyunla öğrenme fırsatı sunarken anne ve bek bağını güçlendiriyoruz. Annelere bebekleriyle konuşma, oyun oynama, gelişimini takip etme, anne sütü, sağlıklı beslenme ve bebek bakımıyla ilgili konularda rehberlik hizmeti veriyoruz. Ayrıca annelere psikososyal destek sağlıyoruz. Ziyarete gittiğimiz evlerde anne ve adaylarına gebe beslenme paketi desteği veriyoruz.” şeklinde konuştu. Osmangazi Belediyesi’nin hayata geçirdiği “Osmangazi95” projesini çok yerinde bulduklarını ifade eden anne ve anne adayları, “Bu proje sayesinde hamilelik dönemimizde ve anne olduktan sonra çocuğumuzun daha sağlıklı olması için güzel bilgiler öğreniyoruz. Çok faydalı bir proje bu projeyi hayata geçirerek destekleyen Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a teşekkür ediyoruz.” diye konuştu. Marmara Belediyeler Birliği iş birliğiyle yürütülen ve bilimsel temelli bir erken çocuk destek programı olan projeye ilişkin vatandaşlar 444 16 01 numarası üzerinden bilgi alabiliyor.

Yılbaşı sofrası için uzmanlardan sağlık uyarısı: “Ağır yemekler yerine dengeli menü” Haber

Yılbaşı sofrası için uzmanlardan sağlık uyarısı: “Ağır yemekler yerine dengeli menü”

Beslenme uzmanları, yılbaşı sofralarının hem keyifli hem de sağlıklı şekilde hazırlanabileceğini belirterek, dengeli menüler oluşturulabileceğini ifade ediyor. SEBZE VE YEŞİLLİKLERE YER VERİLMELİ Uzmanlara göre yılbaşı sofralarında sebze ağırlıklı seçeneklere mutlaka yer verilmesi gerekiyor. Mevsimine uygun sebzelerle hazırlanan salatalar, zeytinyağlı yemekler ve hafif çorbalar, uzun süren sofralarda mideyi rahatlatıyor. Lif içeriği yüksek besinler sayesinde hem tokluk hissi artıyor hem de kan şekeri dengesi korunuyor. PİŞİRME TEKNİĞİ ÖNEMLİ Yılbaşı gecesinde ana yemek seçiminde sadece ne yenildiği değil, nasıl pişirildiği de büyük önem taşıyor. Kızartma ve ağır soslar yerine fırında veya ızgarada pişirilen yemeklerin tercih edilmesi öneriliyor. Beyaz et, balık ve sebze ağırlıklı ana yemekler, kırmızı ete göre daha hafif alternatifler olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, ana yemeklerin mutlaka sebze eşliğinde tüketilmesini tavsiye ediyor. TATLI TERCİHİ Yılbaşı sofralarının vazgeçilmezlerinden olan tatlılar için de ölçülü olunması gerektiği vurgulanıyor. Şerbetli tatlılar yerine sütlü veya meyve bazlı tatlıların tercih edilmesi, gece sonunda oluşabilecek rahatsızlıkların önüne geçebiliyor. Küçük porsiyonlar halinde tüketilen tatlılar, dengeyi korumada önemli rol oynuyor. SUYU İHMAL ETMEMELİ Uzmanlar, uzun süren yılbaşı sofralarında su içmenin genellikle ihmal edildiğini belirtiyor. Yeterli su tüketimi sindirimi kolaylaştırırken, gereksiz kalori alımının da önüne geçiyor. Yemek aralarında verilen kısa molalar ise vücudun tokluk sinyallerini algılamasına yardımcı oluyor. YENİ YILA SAĞLIKLI BİR ADIM Beslenme uzmanları, yılbaşı gecesinin “her şey serbest” anlayışıyla değerlendirilmemesi gerektiğini vurguluyor. Dengeli tercihlerle hazırlanan bir sofra, hem sevdiklerle keyifli vakit geçirmeyi hem de yeni yıla daha sağlıklı bir başlangıç yapmayı mümkün kılıyor. Uzmanlar, “Önemli olan sofradan keyif alırken vücudu yormamak” diyerek yılbaşı gecesinde ölçünün korunmasının altını çiziyor.

Arena Eğitim Kurumları’nda "Anne Baba Okulu"nun yeni dönemi başlıyor Haber

Arena Eğitim Kurumları’nda "Anne Baba Okulu"nun yeni dönemi başlıyor

Günümüz dünyasında dijitalleşme, değişen sosyal yapılar ve artan beklentilerle birlikte ebeveynlik rolleri de sürekli bir dönüşümden geçiyor. Bu dönüşüme uyum sağlayarak çocuklarıyla daha sağlıklı, güçlü ve empatik bir bağ kurabilmeleri amacıyla Arena Eğitim Kurumları, sadece kendi velilerine değil, katılmak isteyen tüm ebeveynlere bir eğitim programı sunuyor. İlki geçtiğimiz yıl gerçekleştirilen ve büyük ilgi gören “Anne-Baba Okulu”, ailelere çocuklarının gelişimsel ihtiyaçlarını doğru anlamalarına, olası kriz anlarını yönetebilmelerine ve onların potansiyellerini en üst düzeyde destekleyebilmelerine rehberlik edecek şekilde, alanında uzman isimler tarafından özenle hazırlandı. "EN DEĞERLİ PAYDAŞIMIZ AİLELERİMİZDİR" Programın eğitimdeki bütüncül yaklaşım için önemini vurgulayan Arena Okulları Yönetim Kurulu Başkanı Celal Arslan, "Eğitimin sadece okul duvarları arasında kalmadığına, ailenin bu sürecin en temel ve en güçlü yapı taşı olduğuna inanıyoruz. Arena Okulları olarak, en değerli paydaşlarımız olan velilerimizin her zaman yanında olmak bizim öncelikli görevimizdir. Bursa Uludağ Üniversitesi'nin değerli akademisyenleriyle yürüttüğümüz 'Anne Baba Okulu', ebeveynlerimize güncel bilgilerle donatılmış, bilimsel temelli bir rehber sunuyor. Amacımız, değişen dünyanın dinamiklerine uyum sağlayabilen, mutlu, özgüvenli, başarılı ve donanımlı nesiller yetiştirme yolculuğunda ailelerimize destek olmaktır. Bu programın, hem ailelerimizin hem de çocuklarımızın yaşamında olumlu ve önemli katkılar sağlayacağına eminim" ifadelerini kullandı. UZMAN İSİMLERDEN 10 HAFTALIK KAPSAMLI EĞİTİM Program, 8 Kasım'da Doç. Dr. Nuray Koç'un “21. Yüzyılda Çocukların Gelişimsel Özellikleri ve Ebeveynlik” başlıklı açılış sunumuyla başlayacak. 10 hafta boyunca devam edecek olan eğitim serisinde, alanında uzman akademisyenler ve profesyoneller, ebeveynliğin temel taşlarını ve güncel zorluklarını ele alacak. Katılımcılar, çocuklarıyla güvenli bağlanma kurmanın psikolojik temellerinden, onların akademik ve psiko-sosyal gelişimlerini destekleyecek motivasyon stratejilerine kadar geniş bir yelpazede bilgi edinecek. Programda ayrıca, etkili iletişim becerileri, aile-okul ilişkilerinin sağlıklı yürütülmesi, akran zorbalığı ve siber zorbalıkla baş etme yöntemleri gibi kritik konulara odaklanılacak. Bunların yanı sıra, medya okuryazarlığı, sağlıklı beslenme alışkanlıkları, madde bağımlılığı gibi risklere karşı önleyici yaklaşımlar ve çocukların yaratıcılığını kültürel etkinliklerle geliştirme yolları gibi hayati başlıklar da uzmanlar tarafından detaylıca işlenecek. Ayrıca ebeveynlere, çocuklarının hem akademik hem de sosyal-duygusal gelişimlerini desteklerken karşılaşabilecekleri zorluklara karşı pratik çözüm önerileri ve stratejiler sunulacak. NASIL KATILABİLİRSİNİZ? Tüm eğitimlerin ücretsiz olarak gerçekleştirileceği program, Arena Okulları Beşevler Kampüsü Konferans Salonu’nda her Cumartesi günü saat 10.00’da düzenlenecek. Katılmak isteyen ebeveynlerin, 0850 244 22 76 numaralı telefonu arayarak kayıt yaptırmaları gerekiyor. Başvurular 7 Kasım Cuma günü sona erecek.

“Menopoz biyolojik ve duygusal bir geçiştir” Haber

“Menopoz biyolojik ve duygusal bir geçiştir”

Menopozun, kadının doğurganlık döneminin sona erdiği, son adet kanamasının ardından başlayan doğal bir biyolojik süreç olduğunu söyleyen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Zeynep Çankaya, menapozun genellikle 45-55 yaş aralığında görülürken, Türkiye’de ortalama menopoz yaşının 45-50 civarında olduğunu belirtti. Açıklamasında, menopozu üç temel evreye ayırarak değerlendirmenin daha doğru olacağını belirten Op. Dr. Zeynep Çankaya, “Bunlar, Premenopoz- Menopoz öncesi geçiş dönemi, hormonal değişimlerin başladığı yıllar. Menopoz (Perimenopoz)- Adet döngüsünün düzensizleştiği ve sona ermeye başladığı dönem. Postmenopoz- Adetlerin tamamen kesildiği, menopoz sonrası yıllardır” dedi. Belirtiler Her Kadında Farklıdır Hayat Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Zeynep Çankaya, menopoz belirtilerinin her kadında farklı seyrettiğini dile getirirken şunları söyledi: “Menopoz süreci kadın bedeninde kişiye özel bir değişimdir. Bazı kadınlar bu dönemi hafif atlatırken, bazılarında sıcak basmaları, uykusuzluk, sinirlilik, konsantrasyon kaybı gibi erken dönem belirtiler yoğun şekilde görülebilir. Daha ileri dönemde ise kemik erimesi ve kalp-damar hastalıkları gibi sağlık sorunları ortaya çıkabilir. Bu nedenle düzenli kontroller büyük önem taşır. Menopoz, kadının yaşam döngüsündeki doğal ama derin bir duraktır. Bu süreç yalnızca hormonlarla değil, duygularla da ilgilidir. Kadın bedeni her evrede farklı bir dil konuşur; menopoz da bu dillerden biridir. Bu nedenle her kadının deneyimi kendine özgüdür ve ‘tek tip’ bir çözümden söz etmek doğru olmaz.” Destek ve Bilinç Sürecin Kalitesini Belirliyor Op. Dr. Zeynep Çankaya, menopoz döneminde kadının hem yakın çevresinden hem de uzman desteğinden güç alması gerektiğini vurgularken de, “Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, yeterli uyku ve psikolojik destek; bu dönemi çok daha konforlu hale getirir. En önemlisi de kadınların kendilerini bu süreçte yalnız hissetmemeleri gerekir. Menopoz, bir bitiş değil; yeni bir başlangıçtır. Menopoz, kadının yaşam yolculuğunda doğal bir dönüm noktasıdır. Bilinçli adımlar ve doğru destekle bu süreci daha sağlıklı, huzurlu ve güçlü geçirmek mümkündür. Her kadın kendi ritminde menopozu yaşar; önemli olan bu ritmi anlamak ve ona saygı duymaktır” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.