SON DAKİKA
Hava Durumu

#Sanayi Faaliyetleri

Söz Bursa - Sanayi Faaliyetleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sanayi Faaliyetleri haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bursa Milletvekili Pala: Denizlerimiz büyük risk altında Haber

Bursa Milletvekili Pala: Denizlerimiz büyük risk altında

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, 23 Ekim 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği’nde yapılan değişikliklerin uluslararası standartlarla örtüşmediğini ve doğal hayatı ciddi ölçüde tehdit ettiğini belirtti. Konuya ilişkin Pala, “Yönetmelikte yapılan değişikliklerle, inorganik atıkların korunan alanlar hariç olmak üzere deniz derinliğinin 250 metrenin üzerinde olduğu oksijensiz bölgelere borularla taşınarak bertaraf edilmesine, bu alanların ‘yutak alan’ ilan edilerek karbon depolanması amacıyla kullanılmasına izin verilmiştir. Akademik çalışmalar, deniz tabanına boru hattı ile atık bırakılması gibi uygulamalarda temel riskin yalnızca atığın kimyasal içeriğinden kaynaklanmadığını; aynı zamanda partikül birikimi nedeniyle dip canlılarının doğal yaşam alanının örtülmesi ve ekosistemin kendini toparlama sürecinin yavaşlaması gibi etkilerin de belirleyici olduğunu ortaya koymaktadır. Türkiye açısından Karadeniz bu alanda özellikle dikkatli olunması gereken bölgelerden biridir. Karadeniz’de canlı yaşamına elverişli tabaka kalınlığı oldukça sınırlı ve bu tip atık bertaraf yöntemleriyle daha da incelme riski altındadır” açıklamasında bulundu. Bu nedenle Pala, yönetmelikte yapılan değişikliklerin bilimsel dayanağı, uluslararası iyi uygulamalarla uyumu ve takibine yönelik Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bir soru önergesi iletti. Buna karşın Bakan Murat Kurum, kendisine 24 Mart 2026 tarihinde iletilen soru önergesine Anayasa’nın 98. maddesince öngörülen on beş günlük yasal süre dolmasına rağmen yanıt veremedi. “Bakanlık aldığı kararların çevre etkisini halktan gizliyor!” Milletvekili Pala, öncelikle yönetmelikteki değişikliklerle birlikte atık bertarafına izin verilen alanların nerede olduğunu, 250 metre derinlik eşiğinin hangi bilimsel standartlara göre belirlendiğini ve bu alanda yürütülen çevresel etki değerlendirmelerinin sonuçlarını sordu. “Doğal yaşamın son derece kırılgan olduğu denizlerin sanayi faaliyetleri için kontrolsüzce kirletilmesine izin verilemez. Halihazırda Marmara Denizi, kontrolsüz izinler ve denetimsizliğin sonunda hem doğal hayatı hem de insan sağlığını doğrudan tehdit eden bir kirlilik sorunuyla karşı karşıyadır. Bakanlığın yönetmelikte değişiklik yapmadan önce yürüttüğü çalışmaları kamuoyuyla paylaşmaması, şirketlerin kârı uğruna kararların sorumsuzca alındığı kaygısını güçlendirmektedir” eleştirisinde bulundu. Bununla beraber Pala, yapılan değişiklikte bazı tanımların net olmadığını, bu durumun ise hesap verebilirliği zayıflattığını ifade etti. “Değişiklik metninde atıkların borular ile bertaraf edilebilecek alanlar içinde ‘korunan’ alanların hariç tutulacağı ve yalnızca ‘tehlikesiz inorganik atıkların’ bertarafına izin verileceği belirtilmektedir. Buna karşın ne değişiklik metninde ne de kamuoyuna yapılan açıklamalarda korunan alanların kapsamına veya tehlikesiz görülen atıkların türlerine dair resmi bir sınıflandırma yer almaktadır. Bu kavramlara yönelik net çerçevelerin oluşturulması hem atık yönetiminin denetimi hem de biyolojik çeşitliliğin korunması için hayati önemdedir. Örneğin, tuzluluğu yüksek atıkların deniz suyundan daha ağır bir tuzlu su kütlesi olarak dipte yayılabildiği, yoğunluk farkı nedeniyle dipte yayılım bulutu oluşturabildiği ve bu durumun doğal yaşam koşullarını değiştirebildiği bilimsel çalışmalarda gösterilmektedir. Ülkemizin denizlerinde geri dönüşü çok zor zararların önüne geçilebilmesi için Bakanlık aldığı kararların çevresel etkileri konusunda şeffaf olmalı, ayrıntılı bir izleme yürütmeli ve sonuçlarını kamuoyuyla paylaşmalıdır” çağrısında bulunarak açıklamalarını noktaladı.

Nilüfer Çayı değil zehir kanalı: Kanser riski 100 kat arttı! Haber

Nilüfer Çayı değil zehir kanalı: Kanser riski 100 kat arttı!

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, Nilüfer Çayında yıllardır süren kirliliğin son dönemde daha da yoğunlaştığını, bunun yalnızca çevresel bir tahribat değil, doğrudan halk sağlığını tehdit eden bir kriz haline geldiğini belirtti. Pala, “Nilüfer Çayı yalnızca Bursa’nın değil, tüm Marmara Havzası’nın en önemli can damarlarından biridir. Bir zamanlar zengin bir doğal hayatı besleyen bu kaynağı artık akarsu olarak nitelendirmek mümkün değildir. Nilüfer Çayı, kontrolsüz sanayi faaliyetleri ve çarpık kentleşme sonucunda maalesef tam anlamıyla bir atık su kanalına dönüştürülmüştür” dedi. “Nilüfer Çayı Temiz Aksın” kampanyası kapsamında yürütülen çalışmaların, oluşan çevresel etkiyi ve alınması gereken önlemleri net bir biçimde ortaya koyduğunu ifade eden Pala, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının bu konuda etkili bir eylem yürütmediğini belirtti. Konuya ilişkin Pala, “Bursa’da kapsamlı bir iş birliği içinde yıllardır yürütülen “Nilüfer Çayı Temiz Aksın” kampanyası, Nilüfer Çayı’nın bölge ekosistemi ve halk sağlığı için kritik rolünü net bir biçimde gösteriyor. Bursa’nın yaz kış denize akan akarsuyu olma özelliğini taşıyan Nilüfer Çayındaki yoğun kirlilik, yıl boyunca Marmara Denizi’ne akmaya devam ediyor. Marmara Denizi’nde belli dönemlerde yoğunlukla görülen müsilajın temel nedenlerinden biri de Nilüfer Çayı’ndaki kirliliktir. Son on yılda biriken bu kirlilik, Nilüfer’in zengin doğasını maalesef yok etmiştir” açıklamasında bulundu. “Kirliliğin yarattığı kanser riski bilinirken, Bakanlık çağrılara kulak vermeli, eylem planını derhal hayata geçirmelidir!” Prof. Dr. Pala, Nilüfer Çayı’nda yaşanan kirliliğin çevre sağlığı üzerindeki yıkıcı etkisinin yanı sıra ciddi bir halk sağlığı tehdidine dönüştüğünü vurguladı: “2023 yılında yayımlanan bir çalışmada Nilüfer Çayı’nda kanserojen etkisi bilinen polisiklik aromatik hidrokarbon (PAH) düzeyinin sınır eşiğinin çok üzerine çıktığı gösterilmiştir. Çayın doğduğu Keles’teki ölçümlerle karşılaştırıldığında sudaki PAH konsantrasyonu Hasanağa’ya kadar 51, Geçit’e kadar 94 ve Karacabey’e kadar 100 kat artmaktadır. Bu vahim tablo karşısında Çevre ve Şehircilik Bakanı, geçtiğimiz yıl şubat ayında verdiğimiz soru önergesinde Nilüfer Çayı’nda PAH ve benzeri insan sağlığını ciddi biçimde tehdit eden maddelerin ne düzeyde saptandığına ilişkin soruların hiçbirini yanıtlayamamıştır.” Pala, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Yürütülen kampanya ve çalışmalar Nilüfer Çayı’nda yaşanan bu kirliliğin derhal önlenmesi gerektiğini defalarca ortaya koymuştur. Bu çerçevede bilim insanları, akademik odalar, sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler ve toplum katılımıyla kapsamlı bir acil eylem planının hazırlanması ve somut hedeflerle hayata geçirilmesi zorunludur. Buna rağmen Bakanlık bu konuda herhangi bir açıklama yapmamış, yaşanan çevre yıkımı karşısında, insan sağlığını hiçe sayarak sessiz kalan tutumunu bir kez daha kamuoyuna göstermiştir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.