SON DAKİKA
Hava Durumu

#Savcılık

Söz Bursa - Savcılık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Savcılık haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bursa’da 20 milyonluk soygun tiyatrosu! Polis senaryoyu çözdü, milyonlar ele geçti Haber

Bursa’da 20 milyonluk soygun tiyatrosu! Polis senaryoyu çözdü, milyonlar ele geçti

Bursa'nın Nilüfer ilçesinde silahlı soygun gibi gösterilen olayın, para aklamak amacıyla önceden planlandığı ortaya çıktı. Şahısların soyguna senaryo uydurdukları, olayı gören bir vatandaşın da o anları film gibi çektiği ortaya çıktı. Sahte soygun olayını yutmayan Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri, senaryo hazırlayan 8 kişiyi gözaltına aldı. Şahıslardan 5'i tutuklandı. Polis soygun senaryosunda kullanılan 20 milyon liranın 13 milyon 400 bin lirasını ele geçirdi. Olay, 17 Şubat günü saat 11.00 sıralarında merkez Nilüfer ilçesi Balkan Mahallesi 619. Cadde üzerinde bulunan boş bir arazide meydana geldi. İstanbul'da demir-çelik işi yapan bir firma, borç ödemesi adı altında 20 milyon lirayı koli içinde Bursa'ya gönderdi. Parayı taşıyan iki çalışan ise üç kişi tarafından tüfekle gasp edildiğini iddia ettiler. O anlar bir vatandaş tarafından cep telefonu ile kaydedildi. Gasp edilen 2 çalışan polisi aramak yerine patronlarını aradı, olaydan yaklaşık iki saat sonra ise firma sahibinin ihbarı üzerine polis ekipleri harekete geçti. Nilüfer İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alınan O.D. ve O.S. ifadelerinde gasp edildiği belirtilen paranın bahis parası olduğunu itiraf etti. Olayla ilgili detaylı inceleme başlatan Asayiş Şube Müdürlüğü Gasp Büro Amirliği'nin çalışması sonucu gaspın gerçeği yansıtmadığı belirlendi. Yapılan incelemelerde, parayı taşıyan kişiler ile saldırıyı gerçekleştiren şüphelilerin olaydan haberdar olduğu, gasp süsü verilerek paranın paylaşılmasının planlandığı tespit edildi. Asayiş ekipleri, olaya karıştığı belirlenen A.K., E.T. ve A.Ç.'yi bir kafede seneryonun içinde bulunan M.K. ve E.S ile yakaladı. Paranın İstanbul ayağını organize ettiği değerlendirilen Ö.D.'nin ise firari olduğu ve arama çalışmalarının devam ettiği bildirildi. Soruşturma kapsamında para dolu kolilerden birinin araçta bulunduğu, iki kolinin kuyumcuya götürülerek altına çevrildiği tespit edildi. Operasyonda yaklaşık 8 milyon lira değerinde altın ile 5 milyon 400 bin lira nakit para ele geçirildi. Toplamda 13 milyon 400 bin liraya el konuldu. Firari şüphelinin akrabası olduğu öğrenilen kuyumcu F.D. hakkında adli kontrol kararı verildi. Paranın sahibi olduğunu iddia eden Ö.U. ile şirket yetkilisi Y.S. ve sözde mağdurlar O.D. ile O.S. hakkında yurt dışı çıkış yasağı uygulanırken, M.K. ve E.S.'nin de aralarında bulunduğu toplam 8 kişi gözaltına alındı. Şüphelilerden A.K., E.T., A.Ç., M.K. ve E.S. tutuklanarak cezaevine gönderildi. Paraya savcılık tarafından el konulurken, Mali Suçlarla Mücadele ekiplerinin paranın kaynağına ilişkin incelemesinin sürdüğü öğrenildi.

Eski eşini eşarpla boğarak öldürmüştü, cinayeti nasıl işlediğini anlattı Haber

Eski eşini eşarpla boğarak öldürmüştü, cinayeti nasıl işlediğini anlattı

Antalya'da eski eşini eşarbıyla boğularak öldüren sanığın dosyasında savcılık iddianameyi tamamladı. Tutuklu sanığın, 'kadına ve boşandığı eşe karşı kasten öldürme' ile 'kişinin ölmesinden yararlanarak hırsızlık' suçlarından yargılanması talep edildi. Olay, 11 Eylül 2025 Perşembe gecesi Muratpaşa ilçesi Güzeloba Mahallesi'nde meydana geldi. İddiaya göre Hızır Çelik (32), boşandığı eşi Hanım Biçer'i evine götürdü. İkili arasında çıkan tartışma kısa sürede kavgaya dönüştü. Hızır Çelik, genç kadını eşarbıyla boğdu, ardından yüzüne yastık bastırarak öldürdü. Evden yaklaşık 3 saat sonra ayrılan zanlı, yaklaşık 16 saat sonra eski eşinin kardeşini arayarak, "Ben kızı öldürdüm, haberiniz olsun" dedi. Çelik'in daha sonra Yeniköy Polis Amirliği'ne giderek teslim olduğu öğrenildi. Olay yerine sevk edilen polis ekipleri, Hanım Biçer'in cansız bedenini evde buldu. Savcılık ve olay yeri inceleme ekiplerinin çalışmasının ardından genç kadının cenazesi otopsi yapılmak üzere Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. "TASARLANMIŞ BİR CİNAYET" Cenazeyi almak için morga gelen ağabeylerden Resul Biçer, kardeşinin boşandıktan sonra çocuklarını göremediğini, bu durumu fırsat bilen eski eşinin, Hanım Biçer'i kandırarak eve götürdüğünü ileri sürdü. Recep Biçer ise kardeşinin planlı bir cinayete kurban gittiğini öne sürerek, "Yıllarca evli kaldılar, yapamadılar ve ayrıldılar. Ardından kardeşime iftiralar attı. Madem ihanet ettiğini düşünüyordu, gidip karşı tarafla hesaplaşacağına gelip kardeşimi öldürdü. Kardeşimi kandırdı, ev ayarladı ve planlı bir şekilde götürüp canına kıydı. Adaletin en kısa sürede tecelli etmesini ve en ağır cezayı almasını istiyorum. Bunu planlayarak yaptı, tasarlayarak programladı. Önceden öldürmek için plan kurmuş. Bilinçli ve isteyerek işledi" ifadelerini kullandı. Emniyette ifadesi alınan Hızır Çelik ise işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Zanlının ilk ifadesinde, "Eve beraber gittik, eski konuları açtı, o esnada kendimi kaybettim, olay gerçekleşti" dediği öğrenildi. Çelik, çıkarıldığı mahkemece tutuklanıp cezaevine gönderildi. CİNAYET ÖNCESİ VE SONRASI KAMERADA Öte yandan, talihsiz kadının son anları güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde Hanım Biçer ile Hızır Çelik'in birlikte siteye girdikleri, kadının kapıyı açtığı ve ikilinin eve girdiği anlar yer aldı. Bir süre sonra zanlının elinde poşetle tek başına evden çıktığı, merdivenden indikten sonra eve doğru baktığı ve ardından siteden ayrıldığı görüldü. SAVCILIK İDDİANAMEYİ TAMAMLADI Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, şüpheli Hızır Çelik'in, maktul Hanım Biçer'i ikametinde eşarp ile boğarak öldürdüğü ve ardından maktule ait cep telefonunu alarak olay yerinden ayrıldığı belirtildi. İddianamede, şüphelinin eylemine ilişkin olarak 'kadına ve boşandığı eşe karşı kasten öldürme' ve 'kişinin ölmesinden yararlanarak hırsızlık' suçlarından cezalandırılması talep edildi. ŞÜPHELİNİN İFADESİ İDDİANAMEDE YER ALDI İddianamede şüpheli Hızır Çelik'in savunmasına da yer verildi. Şüpheli Çelik ifadesinde, eski eşiyle yeniden görüşmeye başladıklarını, olay günü evde aralarında tartışma çıktığını belirterek şu beyanlarda bulundu: "11.09.2025 günü eski eşim olan Hanım bana Whatsapp üzerinden, "Şu karanlık denizde ölmek her gün ölmekten iyidir" şeklinde video gönderdi. Ben de bunun üzerine aradım. Fakat cevap vermedi. Bu sırada sevgilim olan S.'nin evinde çocuklarımla bulunmaktaydım. Kız arkadaşıma çocukları onda kalmasını söyleyerek eski eşimin daha önce gittiği burada tacize uğradığından bahsettiği ve yolunu tarif ettiği yer olan denize kenarına gittim. Orada ne için bu şekilde video gönderdiğini ne olduğunu sordum. Bana ailesi ve çocuklarla ilgili sıkıntılardan bahsetti. Ben de her şeyin düzeleceğine dair konuşmalar yaptım. Ve daha önce emlakçıdan onun ve çocuklarımın kalması için kiraladığım eve götürmeye ikna ettim. Eve götürdüm. Olay günü eve davet ettiğimde evde olduğumuz sırada kız arkadaşım S.'nin bana çocuklarla fotoğraf atması üzerine eski eşim tartışma çıkarttı. 'Sen beni kandırıyorsun' dedi. Yarım saat onu sakinleştirmeye çalıştım. Sakinleşmedi. Erkekliğime ve onuruma laf söyledi. Yarım saat onu sakinleştirme çabası göstersem de sakinleşmeyerek üzerime saldırdı. Nasıl olduğunu anlamadım. Bir halde ellerimle boğazına sarıldım. Sonrasını hatırlamıyorum. Ondan sonra yatağın üzerinde olan eşarbı boğazına sardım. Eski eşime ait telefonu alarak evden ayrıldım. Sabah 09.00 gibi evden kalkarak eski eşimle benim düğünümüze ait fotoğrafları ve evlilik cüzdanını yakmak için inşaata gittim. Abim Rıdvan'a eski eşimi öldürdüğümü söyleyerek oradan ayrıldım. Ve Yeniköy Polis Amirliği'ne giderek suçumu itiraf ettim. Öldürme kastım yoktu. Pişmanım." Savcılık, dosya kapsamındaki otopsi raporu, olay yeri inceleme keşifleri, kamera kayıtları ve tanık beyanlarını birlikte değerlendirerek şüphelinin cezalandırılmasını talep etti.

İstanbul'da seri cinayet dehşeti: Çöp konteynerindeki ceset ikinci cinayeti aydınlattı Haber

İstanbul'da seri cinayet dehşeti: Çöp konteynerindeki ceset ikinci cinayeti aydınlattı

Şişli'de cesedi çöp konteynerinde bulunan Özbekistan uyruklu kadının öldürüldüğü Ümraniye'deki evde, bir kadının daha öldürüldüğü ortaya çıktı. Özbek kadının ölümüyle ilgili tutuklu bulunan 2 şüpheli, ikinci cinayetten de gözaltına alındı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerince, 6 Şubat tarihinde Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'na S.E. (32) isimli kadının ailesi tarafından yapılan kayıp başvurusu üzerine kapsamlı çalışma başlatıldı. Yapılan incelemelerde S.E.'nin 28 Aralık 2025 tarihinde Türkiye'ye giriş yaptığı ve Ümraniye'de bir adreste kaldığı; ailesinin ise 23 Ocak tarihinden itibaren kendisinden haber alamadığı tespit edildi. Yürütülen çalışmalar sonucu S.E.'nin son görüldüğü adres netleştirildi. Söz konusu adresin, 24 Ocak tarihinde Ümraniye'de öldürülen ve cesedi valizle Şişli'de konteynere atılan Durdona Khokimova'nın (37) öldürüldüğü ev olduğunun belirlenmesi üzerine soruşturma derinleştirildi. Güvenlik kamerası görüntülerinin incelenmesinde S.E.'nin 23 Ocak tarihinde ikamete giriş yaptığı, bir süre sonra Khokimova'nın katil zanlıları olduğu belirtilen D.A.U.T. (31) ve G.A.K. (29) isimli şahısların da adrese geldiği belirlendi. Yapılan araştırmalarda S.E. ve Khokimova ile D.A.U.T. ve G.A.K.'nın yaklaşık bir ay aynı evde birlikte yaşadıkları, ayrıca S.E. ile G.A.K.'nın sevgili oldukları tespit edildi. Teknik takip ve kamera analizlerinde, 24 Ocak tarihinde şüphelilerin evden defalarca siyah çöp torbaları ile çıkış yaptıkları ve tekrar adrese döndükleri, son dönüşlerinde ise beyaz renkli bir valizle geldikleri görüldü. Bir süre sonra aynı valizle yeniden evden ayrılan şüphelilerin ticari taksi ile Fatih'e geldikleri, valiz içerisindeki parçaları bir çöp konteynerine bıraktıktan sonra yaya olarak Yenikapı Marmaray İstasyonu'na yöneldikleri tespit edildi. Yürütülen çalışmalar kapsamında, Durdona Khokimova'nın öldürülmesi nedeniyle tutuklu bulunan D.A.U.T. ve G.A.K. ile yapılan görüşmelerde, S.E.'nin 23 Ocak tarihinde aynı evde kesici aletle öldürüldüğü ve cesedinin parçalanarak farklı noktalardaki çöp konteynerlerine bırakıldığı ortaya çıktı. Böylece kayıp başvurusu ile ikinci bir cinayet olayının bağlantılı olduğu belirlendi. Savcılık talimatıyla cezaevinden çıkarılarak gözaltına alınan D.A.U.T. ve G.A.K. hakkında "Kasten öldürme" suçundan işlem başlatıldı. Şüphelilerin 13 Şubat tarihinde adliyeye sevk edileceği öğrenildi.

Grand Kartal Otel yangını: Hayatını kaybeden iki gencin ailesi kayak kulübü hakkında suç duyurusunda bulundu Haber

Grand Kartal Otel yangını: Hayatını kaybeden iki gencin ailesi kayak kulübü hakkında suç duyurusunda bulundu

Grand Kartal Otel’de 21 Ocak 2025’te çıkan ve 78 kişinin hayatını kaybettiği yangında, Ankara’daki bir kayak kulübüyle kampa katılan Ömür Kotan ile Eren Bağcı’nın da hayatını kaybetmesi üzerine aileler, kulüp sahibi ve eğitmenlerin ihmali bulunduğu iddia ederek suç duyurusunda bulundu. Bolu’da 21 Ocak 2025’te Grand Kartal Otel’de çıkan ve 78 kişinin hayatını kaybettiği yangında Ankara’daki bir kayak kulübü tarafından düzenlenen kampa katılan Kotan ve Bağcı ailelerinin çocukları Ömür Kotan ile Eren Bağcı da hayatını kaybedenler arasındaydı. Aileler, kampta yardımcı eğitmen olarak görevlendirilen çocuklarının ölümünde, yangından sağ kurtulan kulüp başkanı M.G. ile kulüp üyesi kayak eğitmenleri E.A. ve Y.A.’nın sorumluluğu bulunduğunu iddia ederek suç duyurusunda bulundu. Başvurunun ardından kulüp sahibi ve eğitmenlerin ifadelerinin alındıktan sonra aileler, M.G.’nin ifadesinde otelin yangın alarm sisteminin çalışmadığını ve sonradan yapılan asansörün duman tahliyesini engellediğini bildiğini, buna rağmen 44 kişiyle birlikte otele gittiğini söylediğini ileri sürdü. Kotan ve Bağcı aileleri, kayak kulübü sahibi ve eğitmenler hakkında suç duyurunda bulunarak, çocuklarının ölümünden sorumlu olanların cezalandırılması için yetkilere çağrıda bulundu. "GÖTÜRDÜĞÜ 44 KİŞİDEN 9 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ" Kayak eğitimi için Bolu'ya götürdüğü 44 kişinin ölümü sonrası antrenör M.G.’nin sorumlulara karşı şikayetçi olmadığını iddia eden Eray Bağcı, "Eren kayağı kayak kulübünde öğrenmişti. Bu kulübün orada bir kayak eğitimi vermek için ilgili kurum ve kuruluşlardan aldığı bir izin yok. Bu kulübün bir yönetim kurulu başkanı var ve kendisi de eğitmenlerin başı. Bu adamın bir antrenörlük belgesi de yok. Kendisi ve yaptığı organizasyonla oraya götürdüğü 44 kişi olay gecesi otelde kalıyorlar. Götürdüğü 44 kişiden 9 kişi hayatını kaybetti. Şimdi ister istemez şöyle bir beklenti içerisine giriyorsunuz. Bu beyefendi herhalde tanık olarak ifade verecek ya da şikayetçi olacak çünkü 12 yıldır aynı otelde bu işi yapıyormuş. Düşündüğünüz zaman gelip onun şikayetçi olmasını beklersiniz ama böyle bir şey olmadı. Süreç ilerledikçe biz de bu konuya derinlemesine araştırdıkça fark ettik ki bu beyefendi zaten şikayetçi olmayacak ve ifade de vermeyecek. Çünkü konunun kendisine sirayet etmesinden çekiniyor" dedi. "KENDİ SORUMLULUĞUNDAKİ 44 KİŞİDEN TEK BİR KİŞİYİ DAHİ ARAMAMIŞ" Kayak antrenörünün konaklama için tercih ettiği otelin yangına uygun olmadığını bildiğini öne süren Bağcı, "Biz kayak eğitimi veren şahısların tanık olarak dinlenmeleri yönünde savcılığa müracaat ettik. Tanık ifadeleri alındıktan sonra dehşete kapıldık ve bu şahıslar hakkında da suç duyurusunda bulunduk. Çünkü özellikle yönetim kurulu başkanı olan şahıs otelde bir yangın alarm sisteminin olmadığını, varsa bile çalışmadığını, 4 yıl önce yapılan asansörün bir yangın anında ortaya çıkacak dumanın tahliyesine engel olduğunu, o gece otelde hiçbir tecrübesi olmayan 20 yaşında bir kişinin gece müdürü olarak bırakıldığını vesaire bunların hepsini biliyormuş. Daha da acısı hiç kimseyi aramamış. Kendi sorumluluğundaki 44 kişiden tek bir kişiyi dahi aramamış. Odasından dahi çıkmamış. Biz tabii ki bunları öğrendiğimizde dehşete kapıldık ve sonrasında da bu şahıslar hakkında da suç duyurusunda bulunduk. Bu kişilerin sanık olarak savcılık iddianamesine yer alması ve sonrasında da hukukun öngördüğü bir cezayla cezalandırılmalarını istiyoruz" diye konuştu. "44 KİŞİ BU İNSANA GÜVENEREK ORAYA GİTMİŞLERDİ" Kayak kulübü sahibi ve diğer yönetim kurulu üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunduklarını ifade eden Zeynep Kotan, "Biz şu anda kayak kulübünün sahibi dahil üçü kişi hakkında suç duyurusunda bulunmuş durumdayız. Çünkü öğrendiğimiz şeyler bizi buraya götürdü. Ben olayı öncelikle anlayabilmek için oda arkadaşlarının her ikisinin de ailelerinden izin alarak, evlerine giderek onlarla görüştüm. Olayı onlardan dinledim. Kendileri de mağdur oldukları için şikayetçi olmaları gerektiğini de söyledik. Fakat hiçbir şekilde şikayetçi olmadılar. Kayak hocasıyla avukatımız bağlantı kurdu ve ifade vermesini rica etti. Vereceğini söyledi ama hiçbir şekilde ne ifade verdi ne şikayetçi oldu. Sonunda duruşma sürecinde bizim başvurumuzla bu üç kişinin dinlenme kararı alındı ve o şekilde bu kişiler kendi istekleri dışında ifade vermek zorunda kaldılar. Bu ifadelerde de açığa çıktı ki kayak hocası duman dedektörlerinin çalışmadığını biliyor. 4-5 sene önce bir asansör yapıldı, hava boşluğunu tıkadığını biliyor. Otelin tüm personeline, yönetimine yıllardır hakim olan bir insan. Toplam 44 kişi bildiğimiz kadarıyla bu kayak kulübü aracılığıyla o otele gelmiş kişiler. Dolayısıyla bu 44 kişi bu insana güvenerek oraya gitmişlerdi. Dava dosyasında da şu anda kalem oynamıyor. Artık ben bir an önce bu iddianamelerin hazırlanmasını ve adaletin yerini bulmasını bekliyorum" şeklinde konuştu.

Sadettin Saran’dan sert itiraz: "O maddeyi hayatımda görmedim!" Haber

Sadettin Saran’dan sert itiraz: "O maddeyi hayatımda görmedim!"

Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Sadettin Saran, "Adli Tıp Kurumu test sonucunda pozitif çıktığı iddia edilen maddeyi hayatım boyunca kullanmadım. Bırakın kullanmayı, söz konusu maddeyi yakından görmüşlüğüm dahi bulunmamaktadır" dedi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen uyuşturucu soruşturması kapsamında ifadesine başvurulan ve adli kontrol şartı ile serbest bırakılan Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Sadettin Saran'ın Adli Tıp Kurumu'nda verdiği uyuşturucu testinin sonucu ortaya çıktı. Saran'ın saç örneğinden alınan örnekte yapılan incelemede kokain değerinin pozitif çıktığı belirlendi. "POZİTİF ÇIKTIĞI İDDİA EDİLEN MADDEYİ HAYATIM BOYUNCA KULLANMADIM" Test sonucunun pozitif çıkmasının ardından sosyal medya hesabından açıklama yapan Saran, "Bu sabah kamuoyunda yer alan haberlere ilişkin olarak, kamuoyunu bilgilendirme gereği doğmuştur. Her şeyden önce açık ve net biçimde ifade etmek isterim ki; Adli Tıp Kurumu test sonucunda pozitif çıktığı iddia edilen maddeyi hayatım boyunca kullanmadım. Bırakın kullanmayı, söz konusu maddeyi yakından görmüşlüğüm dahi bulunmamaktadır. Bu yöndeki iddialar, şahsımı hedef alan ve kişilik haklarım ile itibarımı zedelemeye yönelik açık bir karalama kampanyası niteliği taşımakta olup, aynı zamanda temsil ettiğim kurumları yıpratma amacı da gütmektedir. Bu süreçte, yeniden her türlü numuneyi derhal ve hiçbir tereddüt göstermeksizin vermeye hazır olduğumu da açıkça ifade etmek isterim. Bu kapsamda; söz konusu testin Adli Tip Kurumu nezdinde yeniden yapılması ve tekrar test gerçekleştirilmesi hususları, soruşturmayı yürüten savcılık makamından resmi olarak talep edilecektir. Bununla birlikte, uluslararası yeterliliğe sahip bağımsız test kuruluşlarında ilgili tüm testler en hızlı şekilde yaptırılacak ve sonuçları kamuoyunun bilgisine sunulacaktır. Bir kez daha ve özellikle vurgulamak isterim ki; gerçeğin bilimsel yöntemlerle, evrensel standartlara uygun biçimde ortaya konulmasından hiçbir çekincem bulunmamaktadır. Öte yandan, hakkında gizlilik karan bulunan bir dosyaya ait olduğu belirtilen bilgilerin, test sonucunun çıktığı iddia edilen sabahın ilk saatlerinden itibaren eş zamanlı ve koordineli bir şekilde bazı mecralarda yayımlanmış olması ayrıca dikkatle değerlendirilmesi gereken ciddi bir durumdur. Gerçeğin er ya da geç ortaya çıkacağına; sürecin hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde, adil ve şeffaf biçimde sonuçlanacağına olan inancım tamdır" ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.