SON DAKİKA
Hava Durumu

#Savunma

Söz Bursa - Savunma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Savunma haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasının görülmesine başlandı Haber

Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasının görülmesine başlandı

Belediye başkanlarına rüşvet vererek ihale süreçlerini organize ettiği iddia edilen ve liderliğini Aziz İhsan Aktaş'ın yaptığı öne sürülen suç örgütüne yönelik hazırlanan iddianame kapsamında 200 sanık, bugün ilk kez hakim karşısına çıktı. Duruşma, sanıkların yoklamaları ile başladı. İzleyicilere uyarıda bulunan mahkeme başkanı, "Duruşmada tezahürat yapılması halinde izleyici olmadan duruşmaya devam ederiz. Herkes bu tarz davranışlardan kaçınsın. Sanığa bir yararı yok bu tavrın. Kimliğine bakılmaksızın görüntü ve ses kaydı yapan kişi suç işliyordur" ifadelerini kullandı. Liderliğini Aziz İhsan Aktaş'ın yaptığı öne sürülen çıkar amaçlı suç örgütü tarafından aralarında tutuklu Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, tutuklu Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, tutuklu Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, tutuklu Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, tutuklu Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile tahliye edilip görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere'nin bulunduğu belediye başkanlarına rüşvet verilerek ihale süreçlerinin organize edilmesi iddiasına yönelik hazırlanan iddianame kapsamında, 200 sanık bugün ilk kez hakim karşısına çıktı. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Marmara Silivri Ceza İnfaz Kurumları Silivri Kampüsü'nde görülen duruşmada, bir kısım tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile tarafların avukatları hazır bulundu. Öte yandan, CHP Genel Başkan Yardımcıları Gül Çiftçi, Burhanettin Bulut, Sevgi Kılıç, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal ile çok sayıda milletvekili ve parti meclis üyesi ve Türkiye Barolar Birliği Başkanvekili Vahap Şener, Beşiktaş Belediyesinin tutuklu Başkanı Rıza Akpolat'ın eşi Yeşim Akpolat duruşmada izleyici olarak yer aldı. Sanıklar, salona girdiği sırada izleyici bölümünden tezahürat seslerinin yükselmesi üzerine heyet, uyarıda bulundu. Salonda, yoklamalar alınmaya başlanırken, duruşmanın ilerleyen saatlerinde sanıkların savunmalarının alınmasına başlanacak. MAHKEME BAŞKANINDAN İZLEYİCİYE UYARI Mahkeme başkanı izleyicileri uyardı. Uyarıda, "Duruşmada tezahürat yapılması halinde izleyici olmadan duruşmaya devam ederiz. Herkes bu tarz davranışlardan kaçınsın. Sanığa bir yararı yok bu tavrın. Kimliğine bakılmaksızın görüntü ve ses kaydı yapan kişi suç işliyordur. Basın mensupları telefonu mesajlaşmak amacıyla kullanabilir. İzleyiciler bu tarz davranışlardan kaçınsın. İzleyiciden bir sözlü sataşma olursa izleyici olmadan devam ederiz. Herkes kurallara uysun. Örgütlü suçlarda en fazla 3 avukat sınırı var ama duruma talebe göre değerlendirebiliriz. Her sanık yönünden 20 avukat alsak zaten salona sığmaz ama imkanlar dahilinde talepleri karşılamaya çalışırız. Duruşmayı haftanın 5 günü yapmayı planlıyoruz. Ama arada 1'er gün ara verebiliriz. Bunlar gidişatta belli olacak mutlak değil. Öncelik tutuklu sanıkların savunmaları. Savunma ve iddia bütünlüğü açısından savunmaları kurum bazlı almanın daha sağlıklı olacağı kanaatine vardık" ifadelerini kullandı.

Bursa’da zafer gecesi: Timsah, Mersin’i üç golle geçti! Haber

Bursa’da zafer gecesi: Timsah, Mersin’i üç golle geçti!

TRİBÜNLERDE GÖRSEL ŞÖLEN, SAHADA DOMİNASYON Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin organizasyonuyla tribünleri dolduran 40 bin taraftarın elinde yükselen Türk bayrakları, maç başlamadan stadyumda muazzam bir atmosfer oluşturdu. Milli birlik ruhunun tavan yaptığı geceye Bursasporlu futbolcular da etkili oyunlarıyla karşılık verdi. GOL PERDESİNİ SONER AÇTI, BARIŞ KAPATTI Karşılaşmanın başından itibaren rakip kalede baskı kuran Tahsin Tam’ın öğrencileri, aradığı golü 38. dakikada tecrübeli isim Soner Aydoğdu ile buldu. İlk yarıyı 1-0 önde kapatan Timsah, ikinci yarıda da vites düşürmedi. Maçın yıldızlaşan ismi Barış Gök, 72. dakikada attığı golle farkı ikiye çıkararak tribünleri rahatlattı. Uzatma dakikalarında (90+1) bir kez daha sahneye çıkan Barış, kendisinin ikinci takımının üçüncü golünü kaydederek maçın skorunu tayin etti: 3-0. MAÇIN KÜNYESİ Stadyum: Atatürk Spor Kompleksi Matlı Stadyumu Hakemler: Mustafa Ünver, Şükrü Mert, Beran Yalçın Bursaspor: Kerem Matışlı, Rahmetullah Berişbek, Ertuğrul Ersoy, Alperen Babacan, Barış Gök, Eyüp Akcan, Halil Akbunar, M. Zeki Dursun, Soner Aydoğdu, İlhan Depe, E. İdris Furat. Goller: 38’ Soner Aydoğdu, 72’ ve 90+1’ Barış Gök MAÇ ANALİZİ & NOTLAR Barış Gök Gecesi: Savunma kimliğinin yanına hücum verimliliğini de ekleyen Barış, iki golle maçın adamı oldu. Taraftar Etkisi: 40 bin Türk bayrağıyla yaratılan atmosfer, konuk ekip üzerinde ciddi bir baskı kurarken Bursasporlu oyunculara ekstra motivasyon sağladı. Tahsin Tam’ın Hamleleri: Devre arasında yapılan Salih Kavrazlı ve Muhammet Demir hamleleri, oyunun kontrolünün tamamen Bursa’da kalmasını sağladı.

Sadettin Saran Davasında "Feed" bilmecesi: Dosya bilirkişiye gidiyor! Haber

Sadettin Saran Davasında "Feed" bilmecesi: Dosya bilirkişiye gidiyor!

Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Sadettin Saran, ‘yasadışı bahse teşvik etmek' suçundan hakim karşısına çıktı. Hakim, ara kararında dosyanın bilirkişiye gönderilmesine karar verdi. Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Sadettin Saran hakkında sahibi olduğu medya grubu aracılığıyla yapılan maç yayınında yasadışı bahis reklamı yapıldığı iddiasına ilişkin iddianame hazırlanmıştı. Hakkında 3 yıla kadar hapis cezası talep edilen Saran, hakim karşısına çıktı. İstanbul 23. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada tutuksuz sanıklar Alan Kenan Saran, Azade Zeynep Haksal, Emre Eren ve Steven Sadettin Saran hazır bulundu. Duruşmaya taraf avukatları da katıldı. "BİZİM YASADIŞI BAHSİ ÖZENDİRMEK GİBİ BİR FAALİYETİMİZ YOKTUR" Duruşmada kimlik tespiti yapılan Sadettin Saran, iş adamı olduğunu ve aylık gelirinin 5 milyon lira olduğunu söyledi. Savunma yapan Saran, "Net söylemek istiyorum ki yaptığımız işlerden bir tanesi, esas işimiz spor yayıncılığıdır. Sadece Türkiye'de değil, yurt dışından da spor müsabakaları ağırlıklı yayınlar yapıyoruz. Bizim bu şekilde yasadışı bahsi özendirmek gibi bir faaliyetimiz yoktur. Dışarıdan sinyale dokunma şansımız yoktur. Yayını aldığımız gibi getirip koyuyoruz. Sizin bahsettiğiniz reklamlar ya saha içidir ya da oradan geliyordur, yani yurt dışından getiriliyordur. Bizim buna, yayının içerisindeki reklamlara müdahil olmamız imkansız" dedi. "MESELA ARDA GÜLER HAREKET HALİNDEYKEN OLURSA KALE DE BLURLANIR" Hakim tarafından söz konusu yayınlarda blurlama, sansürleme işleminin yapılıp yapılamayacağı sorulan Saran, "Bu, kaliteyi son derece bozan bir şey. Yapılabilir bir şey değildir. Yapalım dediğiniz an maç yayınlanamaz, izlenemez hale gelir. Mesela Arda Güler hareket halindeyken olursa kale de blurlanır" şeklinde konuştu. "BİZ REKLAM ÜRETEN YA DA YERLEŞTİREN TARAF DEĞİLİZ" Mahkeme hakimi Saran'a, "Söz konusu tarihlerde gerçekleşen müsabakalarda bu kadar süre içerisinde bu reklamları engellemek için bir girişiminiz veya çalışmanız oldu mu?" diye sordu. Saran, "Bu işi Türkiye'de tek biz yapmıyoruz ama en büyük biziz. Biz zaten hakkımızda soruşturma açılmadan önce girişimde bulunduk. Yayıncıları temiz sinyal olacak şekilde yayın vermeleri açısından uyardık. 'Senelerdir bu iş böyledir, nasılsa herkes böyle yayınlıyor, biz de devam edelim' demedik. Arkadaşlara Türkiye'deki hassasiyetler aktarıldı. Mesela İspanya, İtalya ligini yayınlamamaya başladık. Müşteriler de 'O kadar para verdik neden yayınlanmıyor' diye abonelikleri iptal etti. Hatta ben ve kardeşim Kenan, UEFA'nın başkanıyla buluşup bu konuyu görüştük. Cumhurbaşkanımıza da kaygılarımız anlatıldı. Her girişimi yaptık. Ben devlet memuru çocuğuyum. 30 sene önce bu şirketi kurdum ve itibarımıza önem verdim. Bizim böyle bir şeyde olmamız hayatın olağan akışına aykırıdır. Biz reklam üreten ya da yerleştiren taraf değiliz. O nedenle ben ve arkadaşlarımın beraatını talep ediyorum" ifadelerini kullandı. Sanık Alan Kenan Saran ise savunmasında, son yayıncı olarak canlı yayına müdahale etme haklarının olmadığını, kimseye 'şu içeriği özellikle yayınlayın' gibi bir talimatının olmadığını, reklam ekleyen veya gelir elde edenlerin kendileri olmadığını söyleyerek, mahkemeden beraatını talep etti. Hakim, ara kararında dosyanın bilirkişiye gönderilerek yayıncı kuruluşun aldığı görüntünün ham olup olmadığı ve müdahale edilmesinin mümkün olup olmadığının, farklı feed kullanma şanslarının olup olmadığının sorulmasına karar verdi. Duruşmada Sadettin Saran'ın vareste tutulmasına da hükmedilerek, eksikliklerin giderilmesi için dava ileri bir tarihe ertelendi. İddianameden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede Alan Kenan Saran, Azade Zeynep Haksal, Emre Eren ve Sadettin Saran ‘şüpheli' sıfatıyla yer aldı. Hazırlanan iddianamede, Saran İnternet Televizyon Yayıncılık A.Ş bünyesinde hizmet veren S SPORT+logolu internet yayın platformunda yayınlanan futbol müsabakalarında sanal reklam teknikleri ile ruhsatsız ve yasa dışı bahis sitelerinin reklamlarının yapıldığının tespit edildiği anlatıldı. Hazırlanan iddianamede, yapılan tespitler doğrultusunda Saran İnternet Televizyon Yayıncılık A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Steven Sadettin Saran, Yönetim Kurulu Başkan Vekili Alan Kenan Saran, şirketin genel müdürü ile aynı zamanda sorumlu müdürü olan Azade Zeynep Haksal ve şirketin futbol karşılaşmalarının yayınlamasına yönelik organizasyonundan sorumlu genel müdürü olan Emre Eren'in savunmalarında suçlamaları kabul etmedikleri, maç yayınlarının sözleşme yapılan kuruluş yahut spor kulüplerinden temin edildiğini, yapılan sözleşmeler kapsamında maç yayınlarının doğrudan ve müdahalesiz olarak yayınlamakla mükellef olduklarını, maç yayınlarını sağlayan kuruluş veya kulübün yayın içeriği hakkında yayıncıya bilgi vermediklerini, ayrıca yasadışı bahis reklamlarının sansürleneceği şekilde maçın yayınlarının yapılmasının teknik olarak mümkün olmadığını, bu nedenle kendileri dahil olmak üzere birçok yayıncının yasadışı bahis reklamları yer alan maçları yayınlamak durumunda olduklarını söyledikleri belirtildi. Şüphelilerin ayrıca İspanya en üst düzey futbol ligi Primera Division ile iletişime geçtiklerini ancak yapılan yazışmalardan olumlu sonuç alamadıklarını ve bu durumu da kamuoyuna duyurduklarını söyledikleri kaydedildi. Hazırlanan iddianamede şüpheliler Sadettin Saran ve Alan Kenan Saran'ın ‘kişileri, reklam vermek ve sair surette spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis ya da şans oyunlarını oynamaya teşvik etmek' suçundan 1'er yıldan 3'er yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. Şüpheliler Azade Zeynep Haksal ve Emre Eren'in ise aynı suçu zincirleme şekilde işledikleri gerekçesiyle 1'er yıl 3'er aydan 5'er yıl 3'er aya kadar hapis cezası talep edildi.

Ufuk Bayraktar hakim karşısında ağladı: "Amacım haraç değil, gençlere iş bulmaktı!" Haber

Ufuk Bayraktar hakim karşısında ağladı: "Amacım haraç değil, gençlere iş bulmaktı!"

Oyuncu Ufuk Bayraktar, bir işletmeyi koruma adı altında sahibinden para istediği, reddedilmesi üzerine işletme sahibine 'seni burada barındırmayacağım görürsün' diyerek yumrukla saldırdığı iddiasıyla 11 yıl 3 aya kadar hapis talebiyle hakim karşısına çıktı. Ağlayarak savunma yapan Bayraktar, "Ben kimsenin parasını gasp etmeye yönelik söylemde bulunmadım. Amacım gençlere iş bulmaktı" dedi. Mahkeme başkanı ise "Sen iş bulma kurumu musun? Senin görevin mi bu?" şeklinde sordu. Beyoğlu'nda 20 Ağustos 2025'de oyuncu Ufuk Bayraktar'ın bir işletmeye giderek işletmeyi koruma adı altında para istediği, işletme sahibinin bunu reddetmesi üzerine 'seni burada barındırmayacağım görürsün' diyerek yumrukla saldırdığı iddiasıyla yargılanmasına başlandı. İstanbul 16.Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada tutuksuz sanık Ufuk Bayraktar ve Volkan Akbaş hazır bulundu. Duruşmaya müşteki Ahmet P. ile taraf avukatları da katıldı. "KONU KESİNLİKLE YANLIŞ ANLAŞILMIŞ. KORUMAK BENİM NE HADDİME. BEN SADECE BEYOĞLU'NDAKİ GENÇLERE YARDIMCI OLMAYA ÇALIŞIRIM" Duruşmada kimlik tespiti yapılan Bayraktar, lise mezunu ve sanatçı olduğunu belirterek aylık gelirinin 1 milyon lira olduğunu söyledi. Savunma yapan Bayraktar, yaklaşık 45 yıldır Cihangir'de bulunduğunu belirterek, "Orada babamdan kalma bir çay bahçesi bulunmaktadır. Alkol tüketiminden dolayı sıkıntılar yaşıyorum. Sabah 10.00'dan akşama kadar içerdim. Bu nedenle olayın ayrıntılarına tam olarak hakim değilim. Ahmet P.'den haraç istemedim, konu kesinlikle yanlış anlaşılmış. Korumak benim ne haddime. Ben sadece Beyoğlu'ndaki gençlere yardımcı olmaya çalışırım, birçok hayır işim de olmuştur" dedi. "BEN MAHALLEMDEKİ ESNAFI HAYIR İŞİ YAPMASI İÇİN TEŞVİK EDERİM" Savunmasına devam eden Bayraktar, "Ben mahallemdeki esnafı hayır işi yapması için teşvik ederim. Zaten oyunculuk yapmam nedeniyle birçok esnafı tanırım. Yine bir gün yeşil reçeteli ilaç almıştım, üzerine de alkol tüketmiştim. Kendimde olmadığımı hatırlıyorum ve arbede olduğunu hatırlıyorum. Ayrıntılara vakıf değilim. Kayıtları izleyince müştekiye vurduğumu gördüm. Öfke kontrolüm gitmiş, üzgünüm. Ben müştekiye esasen kendisinin dükkanında oldukça yüklü bedeller ödeyerek oturmamıza rağmen kendisinin benim dükkanıma bir çay içmeye dahi gelmemesine sinirlenmemdir. Yağma kastıyla hareket etmedim" şeklinde konuştu. ŞİKAYETİNİ GERİ ÇEKTİ Müşteki Ahmet P. ise ifadesinde, işlettiği kahvaltı salonuna Bayraktar ile birçok arkadaşının geldiğini ve sarhoşluk durumlarından oldukça rahatsızlık duyduğunu söyleyerek, "Bayan garsonlardan birine 'seninle evlenmek istiyorum' muhabbeti de yapmış. Hesaplarını öderlerdi zaten ama tüm mesaimi o masaya harcıyordum ve işletmeme uymayan bir masaydı. Ufuk Bayraktar ile ağabeyim bir şeyler konuşmuşlar, ben sadece parasal olarak 25'i duymuştum. Benden ise 'mahallenin gençlerine 10 bin lira tabla silme parası verin, iş yapsınlar, paket servis atsınlar, mahallenin gençleri çalışsın' dedi. Benim yüzüme 'bunca zaman bir çay içmeye gelmedin' diyerek vurması üzerine ben şikayetçi oldum ancak şiddet durumundan sonra erkek kardeşimden olayın doğrusunu öğrendim. Bayraktar'ın sözlerini ilk başta yanlış anlamışım. Sanıklardan şikayetçi değilim" ifadelerini kullandı. MAHKEME BAŞKANI: "SEN İŞ BULMA KURUMU MUSUN?" Duruşmada mahkeme başkanı, sanık Bayraktar'a dönerek, "Sen iş bulma kurumu musun? Senin görevin mi bu, iş bulmak gençlere? Ben gelsem senden mahallenin gençlerine iş bul para ver desem ne yaparsın?" diye sordu. Bayraktar ise "Elimden gelen her şeyi yaparım, gelmiyorsa yapmam" diye yanıtladı. AĞLAYARAK SÖZ ALDI: "AMACIM GENÇLERE İŞ BULMAKTI. 3 MİLYON DOLARLIK FİLM YAPTIĞIMDAN BENİM ZATEN PARAYA İHTİYACIM YOKTUR" Daha sonra söz alan Bayraktar sesi titreyerek, "Bu şekilde burada durmak beni üzüyor. Ben kimsenin parasını gasp etmeye yönelik söylemde bulunmadım. Amacım gençlere iş bulmaktı. 3 milyon dolarlık film yaptığımdan benim zaten paraya ihtiyacım yoktur. Ben o mahallede büyüdüm, ben yapmasam kim yapacak?" ifadelerini kullandı. DURUŞMA ERTELENDİ Ara kararını açıklayan mahkeme, sanık Ufuk Bayraktar'ın 'yurt dışına çıkış yasağı' şeklindeki adli kontrol tedbirinin devamına ve eksikliklerin giderilmesine hükmederek duruşmayı erteledi. İDDİANAMEDEN İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, şüpheliler Bayraktar ve Akbaş'ın müşteki Ahmet P.'ye ait işletmeye giderek bir müddet orada oturdukları, bu sırada müştekinin kardeşi olan Halil P.'yi görüp onunla bir toplantı yapmak istediğini söyledikleri, daha sonra müşteki Ahmet P.'nin şüphelilerin yanına gittiğinde Ufuk Bayraktar'ın ekranında 'kartlar yeniden dağıtılıyor oyunda biz de varız' şeklinde yazı bulunan telefonu müştekiye göstererek 'bu işletmeye çökmeye çalışıyorlar, mahallemizin gençleri burayı korusun, siz onlara haftalık 25 bin lira para verin, onların Whatsapp grupları var bütün mahalle bu çocukların, ben onlar para kazansın diye söylüyorum' şeklinde sözler söyleyerek müştekiden koruma adı altında para istediği anlatıldı. "ŞİKAYETİNİ GERİ ÇEK BEN HALLEDERİM KONUYU" DİYEREK MÜŞTEKİ ÜZERİNDE BASKI KURMAYA ÇALIŞTIĞI BELİRTİLDİ Müşteki Ahmet P.'nin bunu kabul etmemesi üzerine bu kez kendisinden haftalık 10 bin lira kadar fiyatı düşürdüğü, ancak müştekinin kendilerinin polisin koruyacağını söyleyerek bu talebi reddettiğinin aktarıldığı iddianamede, Ufuk Bayraktar'ın ise bu kez 'sonra görüşeceğiz' diyerek diğer şüpheli ile birlikte mekandan ayrıldıkları, bu olayın ardından geçen süre zarfında mekana birkaç kez gelen şüphelilerin ardından 1 ay kadar görünmedikleri ancak en son 20 Ağustos 2025'de tekrardan geldiklerinde Ufuk Bayraktar'ın sinirli bir şekilde müştekinin yanına gelerek tekrardan kendisiyle konuşmak istediğini belirttiği kaydedildi. Bayraktar'ın müştekinin kendisiyle konuşmak istememesi üzerine 'seni burada barındırmayacağım görürsün' diyerek müştekiye saldırıp yumrukla vurduğu, müştekinin polis çağırmasıyla olay yerine polisler geldiğinde diğer şüpheli Volkan Akbaş'ın müştekinin yanına gelerek 'şikayetini geri çek ben hallederim konuyu' diyerek müşteki üzerinde baskı kurmaya çalıştığı belirtildi. 11'ER YIL 3'ER AYA KADAR HAPİS TALEBİ Hazırlanan iddianamede şüpheliler Ufuk Bayraktar ve Volkan Akbaş'ın 'iş yerinde birden fazla kişi ile birlikte yağmaya teşebbüs' suçundan 7'şer yıl 6'şar aydan 11'er yıl 3'er aya kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.

Bursa Barosu’ndan adliye önünde "Yaşam ve geçim" isyanı: "Ölmekten de bildiri yazmaktan da bıktık!" Haber

Bursa Barosu’ndan adliye önünde "Yaşam ve geçim" isyanı: "Ölmekten de bildiri yazmaktan da bıktık!"

Bursa Barosu, başkan ve kurul üyeleriyle birlikte çok sayıda avukat, Bursa Adalet Sarayı önünde, avukatlara yönelik fiziki saldırılara ve özellikle genç avukatları açlığa mahkum eden düşük CMK ücret tarifesine tepki gösterdi. Bursa Barosu Başkanı Av. Metin Öztosun, yaptığı basın açıklamasında, Yalova’da Av. Zekeriya Polat’ın katledilmesinden ötürü “Avukatı müvekkili ile özdeşleştiren sapkın zihniyet, silahtan aldığı güçle yine ölüm kustu” dedi. Öztosun şöyle konuştu: “Bizler avukat meslektaşlarımızın ağır ekonomik ve mesleki sorunları için mücadele ederken, sorunlarımızı görünür kılmaya uğraşıp milletvekilleri dahil tüm kapıları çalarken, bir meslektaşımız ekonomik sorunları sebebiyle intiharın eşiğine gelmesin diye çabalarken, geçen hafta kiralananın tahliyesi esnasında bıçaklı saldırıya uğrayan Bursa Barosu avukatı olan meslektaşımızın duruşması için İstanbul’da bulunduğumuz sırada, Yalova'da, Sosyal Güvenlik Kurumu avukatı Zekeriya Polat’ın uğradığı silahlı saldırı sonucu katledildiği bilgisi bizleri derinden sarsmıştır. Biraz önce de İzmir’de Av. Ali Aydın’ın silahlı saldırı sonucu hayatını kaybettiğini öğrendik. Avukat Zekeriya Polat da daha önce katledilen Av. Servet Bakırtaş ve Bursa Barosu avukatı Özgür Aksoy gibi sadece ve yalnız avukatlık yaptığı için öldürüldü. Avukatı müvekkili ile özdeşleştiren sapkın zihniyet, silahtan aldığı güçle yine ölüm kustu. Meslektaşımızın katledildiği gece yarısı ise empatiden fersah fersah uzak olan ve bizlere adeta açlıktan ölün dercesine CMK ücret tarifesi Resmi Gazete’de yayınlandı. Geçen hafta da genç avukatların bağkur pirim destekleri kaldırılmıştı. Avukatların öldürüldüğü, tehdit edildiği, darp edildiği ve devletin pozitif olarak koruma tedbiri almadığı tüm bu süreçlerde tüm olana bitene seyirci kalındığı ve hatta bizleri çok umursamadığı da tekrar gün yüzüne çıktı.” “ARTIK BİLDİRİLER YAZMAK VE YAS TUTMAKTAN BIKTIK” Artık bildiriler yazmak ve yas tutmaktan bıktık. Her bir avukat ölümünün artık son olmasını beklerken çoğalan ölümler, bizlerin canından bir parça daha koparmaya devam ediyor. Oysa bizler adaletin tecellisi için yapıyoruz bu mesleği. Savunma olmazsa, ‘yargılama olmaz’ diyoruz. Avukat, hiçbir zaman taraf değildir. Avukat, bir suçu savunmaz; adaleti savunur. Avukat, dava ile özdeşleşmez; hak ile özdeşleşir. Avukatız biz avukatız, sadece avukat! Borcunuzun veya davanızın sebebi değiliz biz! Avukat kalmayınca savunma, savunma kalmayınca hukuk, hukuk kalmayınca adalet ve huzur kalmayacak. Bunu bilin istiyoruz. Bizler bu cübbeleri; insan onuru için, hakikatin sesi olmak için, adaletin elbet kazanacağına inanarak giydik ve giymeye devam ediyoruz. AVUKATLARIN DEĞİL, HUKUKUN YAŞAMI MESELESİ Tüm bunlar artık bir meslek meselesi değil, hukukun yaşama meselesi haline gelmiştir. Avukatların sürekli ve sistematik bir biçimde hedef alınmasını, savunma makamında olan avukatların seslerinin kısılmasını, mesleki ve ekonomik sorunlarla baş başa bırakılmasını kabul etmiyoruz. Bu nedenle yıllardır talep ettiğimiz idari önlemlerin ve avukatlık mesleğine dönük şiddete karşı yasal düzenlemelerin bir an evvel hayata geçirilmesini, CMK’da avukata yönelik saldırıların tutuklama nedeni haline getirilmesini, Avukatlık Mesleğinin Korunmasına Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin ivedilikle imzalanmasını talep ediyoruz. Bununla beraber CMK hizmeti gereği avukatlara ödenecek olan ücreti belirleyen tarifenin, verilen hizmetin karşılığını yansıtmaktan uzak olması; her yıl angarya şeklinde nitelendirilebilecek ücretlerin belirlenmeye devam edilmesini de artık kabul etmiyoruz. Hem avukatların yaşam koşullarını ve mesleki faaliyetlerini yerine getirmesini olumsuz etkileyen hem de vatandaşların savunma ve hukuki yardım alma hakkının etkin bir şekilde kullanılmasını da engelleyen bu tarifelerin düşüklüğü de yetmezmiş gibi alınan bu kamusal sorumluluğa karşı avukatlar ölçülü olmayan hakkaniyete aykırı olarak cezai ve tazminat sorumluluğuyla da karşı karşıya kalmaktadır. EŞİT EMEĞE EŞİT ÜCRET CMK kapsamında görevlendirilen müdafi/vekil ile özel müdafi/vekil arasında, harcanan emek, nitelik ve en önemlisi sorumluluk bakımından fark yoktur. Buna rağmen, CMK Ücret Tarifesi ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi arasındaki makas her yıl artmaktadır. Eşit emeğe eşit ücret talebinin hakkaniyetten ve adaletten doğan bir gereklilik olması nedeniyle CMK ücret tarifesinin artık bu doğrultuda yapılacak yasal düzenleme ile AAÜT’nin 1/2 sinden az olamayacak şekilde belirlenmesi ve KDV yükünden de kurtarılması gerekmektedir. Çünkü ekmek kadar değerli olan adalet hizmetlerinde KDV olamaz, olmamalıdır. Bu basın açıklamasını hazırlarken dün İstanbul’da adliye içinde bir kadın hakim erkek bir savcının silahlı saldırısına uğradı. Meslektaşımız hakime geçmiş olsun diyoruz. Bu olay da kadına yönelik şiddetin ne boyuta geldiğini açıkça gösterdi. Kadının toplumsal statüsü ne olursa olsun bir şiddet mağduru olabileceğini gösteren bu durum aslında İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması ile hızlanan, devletin etkin korunma mekanizmalarında aksamasına yol açan bir cezasızlık politikasının yarattığı bir sonuç. Yıllardır dilimizde tüy bitercesine mücadele ettiğimiz şey tam da bu Biz bununla mücadeleye devam edeceğiz. ADLİYELER EN ÇOK AVUKATLARIN İŞYERİ Öte yandan bu olayla ilgili basın açıklaması yapan bir dernek, adliyeleri hakim savcıların işyeri olarak nitelendirmiş ancak avukatları atlamış. Evet adliyeler hakim savcıların işyeri ancak en çok avukatların işyeri olan bir yer. Arkamızda görülen adliye 26 yıldır burada ve her gün içeri girerek çalıştığımız işyerimiz. Onlarca başsavcının, yüzlerce hakim savcının bir kaç yıl görev yapıp ayrıldığı ancak biz avukatların her gün çalıştığı işyerleri adliyeler… O yüzden de burada çalışan herkes gibi korunmaya ve eşit davranılmaya hakkımız bulunmakta. O sebeple bunu göz ardı eden bu açıklamayı ve bu bakış açısına sahip hukuk politik zihniyeti de kabul etmiyoruz. Tüm bunlara ve zorluklara rağmen avukatlar, tarih boyunca korkuya teslim olmadı, olmayacak. Avukatlar ve barolar da gerek fiziki şiddet, gerek ekonomik şiddet, gerek savunma makamına yönelen baskılar karşısında susmayacak ve geri adım atmayacaktır. Mesleklerimizi can güvenliği içinde yapmak ve diğer tüm sorunlarımızı daha görünür kılmak için devam eden günlerde de yapacağımız açıklama ve eylemlerle birlikte can güvenliklerimiz ve CMK tarifesi dahil acil tüm taleplerimiz sağlanana kadar, CMK ve OCAS sistemini meslektaşlarımızın desteği ile kapamak dahil yapacağımız açıklama ve eylemlerde siz değerli meslektaşlarımızın ve kamuoyunun desteğinizi talep ediyoruz.”

Bursa Barosu'ndan 2026 CMK tarifesi çıkışı: Milletvekillerine talep mektubu gönderildi Haber

Bursa Barosu'ndan 2026 CMK tarifesi çıkışı: Milletvekillerine talep mektubu gönderildi

Bursa Barosu, 2026 yılıyla birlikte yürürlüğe girecek yeni CMK ücret tarifesinin adil ve hakkaniyete uygun şekilde belirlenmesi ve ödemelerin en geç bir ay içerisinde yapılmasına ilişkin talepleri içeren mektubu Bursa milletvekillerine gönderdi. Mektupta şöyle denildi: “Her yıl yeniden belirlenen CMK hizmeti gereği avukatlara ödenecek olan ücreti belirleyen tarifenin, verilen hizmetin karşılığını yansıtmaktan uzak olması; tüm talep ve itirazlarımıza rağmen her yıl angarya şeklinde nitelendirilebilecek ücretlerin belirlenmeye devam edilmesi ve bununla beraber ücretlerin avukatlara ödemesinin gecikmelerle gerçekleştirilmesi meslektaşlarımızı ekonomik açıdan büyük zorluklara sürüklemektedir. Tüm bu durumlar da hem avukatların yaşam koşullarını ve mesleki faaliyetlerini yerine getirmesini olumsuz etkilemekte hem de vatandaşların savunma ve hukuki yardım alma hakkının etkin bir şekilde kullanılmasını da engellemektedir. Bir de bu yetmezmiş gibi çok düşük ücretlerle alınan bu kamusal sorumluluğa karşı avukatlar ölçülü olmayan hakkaniyete aykırı olarak cezai ve tazminat sorumluluğuyla da karşı karşıya kalmaktadır. Anayasamızın 2. Maddesi ile düzenlenen ‘Sosyal Devlet İlkesi’ adalete, savunma ve adil yargılanma hakkına erişimin eşitlik temelinde güvence altına alınmasını öngörmektedir. CMK sistemi kapsamındaki müdafi/vekil görevlendirmeleri de bu doğrultudadır. CMK kapsamında görevlendirilen müdafi/vekil ile özel müdafi/vekil arasında, harcanan emek, nitelik ve en önemlisi sorumluluk bakımından fark yoktur. Buna rağmen, CMK Ücret Tarifesi ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi arasındaki makas her yıl artmaktadır. Eşit emeğe eşit ücret talebinin hakkaniyetten ve adaletten doğan bir gereklilik olması nedeniyle CMK ücret tarifesinin artık bu doğrultuda belirlenmesi gerekmektedir. Yapılan hizmetin karşılığı olan avukatlık ücretinin, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ile eşitlenmesi; kamu hizmeti niteliğindeki bu göreve ilişkin avukatlık ücretinden alınan KDV'nin kaldırılması ya da en azından oranın % 1'e düşürülmesi ve görevlendirmelere ilişkin ödemelerin en geç bir ay içerisinde gerçekleştirilmesine ilişkin talep ve önerilerimizin ilgili komisyonda ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde dile getirilmesi ve konunun takibi konusunda siz sayın vekilimizin desteğini bekleriz.”

Malatya TSO heyetinden BTSO’nun eğitim, teknoloji merkezlerine ziyaret Haber

Malatya TSO heyetinden BTSO’nun eğitim, teknoloji merkezlerine ziyaret

Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) teknoloji merkezi fizibilite gezisi kapsamında Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nı (BTSO) ziyaret etti. BTSO öncülüğünde hayata geçen yüksek teknoloji, Ar-Ge, eğitim ve inovasyon odaklı projeleri yerinde inceleyen Malatya TSO Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, “Doğunun gelişmekte olan sanayisini güçlendirmek için BTSO tarafından hayata geçirilen başarılı uygulamaları örnek alıyoruz.” dedi. MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu ve Meclis Başkanı Hakan Er’in de yer aldığı heyet, BTSO tarafından hayata geçirilen BUTEKOM, BUTGEM, BTSO Enerji Verimliliği Merkezi (EVM), Bursa Model Fabrika, Mutfak Akademi ve GUHEM gibi yüksek teknoloji, Ar-Ge, eğitim ve inovasyon odaklı merkezlerde incelemelerde bulundu. Malatya heyeti ziyaretlerin ardından BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Oda’nın Yönetim Kurulu üyeleri Haşim Kılıç ve Muhsin Koçaslan ile bir araya geldi. “Oyunu Kuran Tarafta Olmak Zorundayız” BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Bursa’nın üretim ve sanayi gücünün Türkiye ekonomisindeki dönüştürücü rolüne dikkat çekti. Başkan Burkay, bilgi ve teknolojinin küresel ölçekte stratejik güç haline geldiğini belirterek, “Bizim kültürümüz ayak uydurmaktan çok oyun kurmaya yatkın. Bu coğrafyada oyun kurucu bir akıl var. Başkalarının kurduğu oyunda yer almak değil, oyunu kuran tarafta olmak zorundayız. Bunun yolu da teknolojiyi üretmekten ve vizyoner projeleri hayata geçirmekten geçiyor. Odalar olarak bulunduğumuz şehirlere bu vizyonu kazandırmak en temel sorumluluğumuz.” dedi. Bursa’nın tekstil, otomotiv, makine ve kimya sektörlerinde sahip olduğu birikimle yeni nesil alanlarda da öncü bir rol üstlendiğini belirten Burkay, “Uzay, havacılık, savunma, bilişim ve yazılım gibi stratejik sektörlere yönelmemiz tesadüf değil. BTSO olarak sanayimizin dijital ve yeşil dönüşümünü destekleyen projeler üretmeye devam ediyoruz.” ifadelerini kullandı. “Üretim Potansiyelini Ortak Akılla Büyütelim” Malatya Ticaret ve Sanayi Odası heyetinin, Bursa’daki örnek projeleri yerinde incelemek üzere gerçekleştirdiği ziyarete de değinen Başkan Burkay, iki şehir arasındaki iş birliğinin önemine dikkat çekerek, “Anadolu’nun üretim potansiyelini ortak akılla büyütmek hepimizin ortak hedefi olmalı. Malatya heyetimizin Bursa’da yürüttüğümüz TEKNOSAB, BUTEKOM, Model Fabrika ve MESYEB gibi projeleri yakından incelemesi, şehirlerimiz arasındaki sinerjiyi artırmak açısından büyük önem taşıyor. Ülkemizin her bölgesinde güçlü sanayi altyapısı oluşturmak, Türkiye’nin küresel rekabet gücünü de yükseltecektir.” diye konuştu. “BTSO’nun Desteği Bizim İçin Çok Kıymetli” Malatya TSO Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu da Bursa’nın Türkiye’nin sanayi dönüşümündeki konumuna dikkat çekerek, “Bursa, üretimdeki gücüyle ülkemiz için çok kıymetli bir konumda. Osmanlı’nın temellerinin atıldığı bu şehir, tarımdan sanayiye geçiş sürecini en başarılı şekilde yöneten illerimizden biri. Buradaki sanayi kuruluşlarının birçoğu dünyanın her yerine ihracat yapabilecek kapasitede. Bizler de doğunun gelişmekte olan sanayisini güçlendirmek için BTSO’nun öncülüğünde Bursa’daki başarılı uygulamaları örnek alıyoruz. Güçlü Türkiye, tüm illerinin potansiyelini büyüterek olur. Bu anlamda BTSO’nun vizyonu ve desteği bizim için çok kıymetli. Başkanımız Sayın İbrahim Burkay’a, BTSO Yönetim Kurulu’na ve tüm çalışanlara misafirperverlikleri ve bilgi paylaşımı için teşekkür ediyoruz.” açıklamasında bulundu. “BTSO’yu Yakından Takip Ediyoruz” Malatya TSO Meclis Başkanı Hakan Er ise Bursa’nın Cumhuriyet tarihi boyunca sanayi ve teknolojide Türkiye’ye yön veren şehirlerden biri olduğunun altını çizerek, şunları kaydetti: “Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nı yakından takip ediyoruz. Sürekli atılım içinde olan, üyelerine ve sanayi bölgesine yeni teknolojilerle destek sağlayan bir Oda. Bursa o kadar güçlü bir ekosisteme sahip ki; üretimden eğitime bilimden tasarıma kadar her alan, birbirini tamamlıyor. Bu projeleri yerinde görmek bizim için çok değerliydi. Bugün burada bulunmamızın amacı, Bursa’daki bu yatırımları ve projeleri Malatya’da da uygulamaya koyabilmek. Başkanımız Sayın İbrahim Burkay’a ve BTSO yönetimine teşekkür ediyoruz.”

Genç avukatlardan ortak tepki: CMK ücretleri asgari tarifeyle eşitlenmeli Haber

Genç avukatlardan ortak tepki: CMK ücretleri asgari tarifeyle eşitlenmeli

Türkiye genelinde eşzamanlı basın açıklaması yapan genç avukatlar, CMK ücret tarifesinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ile eşitlenmesini istedi. Bursa Barosu Genç Avukatlar Merkezi’nce (GAM) düzenlenen basın açıklaması Bursa Adalet Sarayı önünde gerçekleştirildi. Bursa Barosu Başkanı Av. Metin Öztosun ile yönetim kurulu üyelerinin de katıldığı basın açıklamasını, GAM Yürütme Kurulu Üyesi Av. Ahmet Yasir Orman okudu. Açıklamada şöyle denildi: “Yurttaşlarımızın ve özellikle meslektaşlarımızın ekonomik olarak bir çıkmazın içerisinde olduğu bugünlerde, biz genç avukatların CMK sistemi ile kamu hizmeti ifa ederek hayatını idame ettirmeye çabaladığı bilinmektedir. Ancak, bizlerin verdiği emek ve mesleki hizmete rağmen CMK ücret tarifesindeki giderek artan adaletsizlik, mesleğin icrasını güçleştiren ve CMK sisteminin bir sömürü ve angarya haline dönüşmesine sebep olan büyük bir sorun haline gelmiştir. 2026 yılıyla birlikte yürürlüğe girecek yeni CMK Ücret Tarifesi için görüşmeler ve bütçeleme çalışmaları sürerken, Türkiye’nin dört bir yanındaki genç avukatlar olarak bugün adliyelerimizden sesleniyoruz: Gerçeklikten kopuk, emeğimizi yok sayan bir tarifeye bir kez daha izin vermeyeceğiz. Talebimiz net. CMK Ücret Tarifesi, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne eşitlenmelidir. Emeğimizin sömürülmesine, mesleğimizin onurunun çiğnenmesine ve yurttaşların adalete erişim hakkının zedelenmesine sessiz kalmamakta kararlıyız. Anayasanın 2. maddesi ile düzenlenen sosyal devlet ilkesi, yurttaşların adalete, savunma ve adil yargılanma hakkına erişiminin eşitlik temelinde güvence altına alınmasını öngörmektedir. CMK sistemi kapsamındaki müdafi/vekil görevlendirmeleri, bu ilkenin izdüşümüdür. Savunma ve adil yargılanma hakkının güvencesi olan biz avukatlar, yalnızca mesleğimizi yerine getirmiyoruz; aynı zamanda kamusal niteliği haiz adalet hizmetinin ifasını sağlayan kurucu özneler olarak görev yapıyoruz. Önemle ifade etmek isteriz ki, CMK sistemi kapsamında görevlendirilen müdafi/vekil ile özel müdafi/vekil arasında harcanan emek, nitelik ve en önemlisi sorumluluk bakımından hiçbir fark yoktur. Buna rağmen, CMK Ücret Tarifesi, avukatların verdiği emeği yok saymakta ve özel müdafinin alması gereken asgari vekalet ücretini belirleyen Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ile CMK tarifesi arasındaki makas her yıl artmaktadır. Binlerce genç meslektaşımız, mesleğinin ilk yıllarında işsizlik, güvencesizlik ve sömürüyle mücadele ederken, CMK sistemi çoğu için neredeyse tek geçim kaynağı haline gelmiştir. Düşük tarife, geciken ödemeler ve vergi yükleri, bu emeğin değersizleştirilmesini pekiştirmektedir. Verilen emeğin karşılığında alınan ücret, yargılamaların uzunluğu da düşünüldüğünde bizlerin yol ve yemek masraflarını dahi karşılayamaz bir niteliğe bürünmüştür. Bu durum, meslektaşlarımızı yoksulluğa sürüklemenin yanında yurttaşlarımızı da savunma hakkından mahrum bırakacak bir noktaya gelmektedir. Her ne olursa olsun, savunma hiçbir zaman susmamıştır ve susmayacaktır. Bu nedenle, avukatların, özellikle genç avukatların, dahil edilmediği her tarife ekonomik gerçeklerden kopuk ve açlık sınırının altında kalmaya mahkûmdur. Eşit emeğe eşit ücret talebi, hakkaniyetten ve adaletten doğan bir gerekliliktir. Biz, Türkiye’nin dört bir yanındaki genç avukatlar olarak; · Türkiye Barolar Birliği’ni, CMK Ücret Tarifesi belirlenirken etkin ve sorumlu bir rol almaya, · Adalet Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığını CMK ücretlerini sosyal devlet ilkesi doğrultusunda belirlemeye ve ödemeye, · Türkiye Büyük Millet Meclisini, CMK sisteminin yapısal sorunlarını (KDV uygulaması, tarifenin barolar ve TBB’nin katılımıyla belirlenmesi gibi) giderecek yasal düzenlemeleri vakit kaybetmeksizin yaşama geçirmeye davet ediyoruz. İlgili mercilerce çok iyi bilinen genç meslektaşlarımızın sorunlarının görmezden gelinmesini, bu sorunlara çözüm arayışının öncelik olmamasını hiçbir düzlemde kabul etmiyoruz. CMK’da emek sömürüsü son bulana kadar geri adım atmayacak, mücadelemizi sürdüreceğiz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.