SON DAKİKA
Hava Durumu

#Sdg

Söz Bursa - Sdg haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sdg haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

MSB'den SDG açıklaması! Haber

MSB'den SDG açıklaması!

Milli Savunma Bakanlığı'nın haftalık basın bilgilendirme toplantısı, Türkiye’nin en köklü çok sesli müzik kurumu olan, 1826 yılında İstanbul’da "Muzika-i Hümayun" adıyla temelleri atılan, Türk Silahlı Kuvvetleri askerîemüzik geleneğini yaşatan, yurt içi ve yurt dışında katıldığı tören, festival ve müzikal etkinliklerde Türkiye’yi temsil eden ve kuruluşunun 200’üncü yıl dönümü kutlanan Armoni Mızıkası Komutanlığında gerçekleştirildi. Milli Savunma Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, "Bakanlığımız, devletimizin bekası ve milletimizin huzuru için gerçekleştirdiği görev ve faaliyetlerine büyük bir şevk ve gayretle devam etmektedir" dedi. "Son bir haftada 4 terörist teslim oldu" Aktürk, terörle mücadele faaliyetlerine ilişkin, "Bu kapsamda son bir haftada 4 PKK’lı terörist daha teslim olmuştur. Sınırlarımızda ve ötesinde arazi arama-tarama, mağara, sığınak, barınak ile mayın ve el yapımı patlayıcı tespit ve imha çalışmalarına devam edilmiş, Suriye harekat alanlarında imha edilen tünel uzunluğu 753 (Tel Rıfat: 302 / Menbic 451) kilometreye ulaşmıştır" dedi. Hudutlarda 173 kişi yakalandı Hudut güvenliğinin en üst seviyede sağlandığını vurgulayan Aktürk, "7 gün 24 saat esasıyla güvenliğin tesis edildiği hudutlarımızda yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 3’ü terör örgütü mensubu olmak üzere 173 şahıs yakalanmış, 876 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir" diye konuştu. Aktürk, "Bu yıl içerisinde sınırlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 519’a, hududu geçemeden engellenen kişi sayısı ise 4 bin 404’e ulaşmıştır" dedi. Batı Trakya Türklerine destek mesajı "29 Ocak Milli Direniş ve Toplumsal Dayanışma Günü" olduğunu hatırlatan Aktürk, "Batı Trakya Türkü soydaşlarımızın haklı mücadelelerinde daima yanlarında olduğumuzu vurguluyoruz" ifadelerini kullandı. Aktürk, mücadelenin öncü isimlerinden Dr. Sadık Ahmet’i "rahmet ve saygıyla" andıklarını söyledi. Üst düzey temaslar ve tatbikatlar Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in programına da değinen Aktürk, "Bakanımız (Yaşar Güler) bugün Portekiz Savunma Bakanı ve Savunma Sanayii Başkanımızın katılımıyla İstanbul’da gerçekleştirilecek ‘Denizde İkmal ve Lojistik Destek Gemisi Kızağa Koyma Töreni’ne iştirak edecektir" dedi. TSK’nın tatbikat faaliyetlerinin sürdüğünü belirten Aktürk, "Birliklerimizin derin kar ve şiddetli soğuklarda muharebe kabiliyetlerini geliştirmek amacıyla Kars’ta Kış-2026 Tatbikatı icra edilmektedir" diye konuştu. NATO ve deniz görevlerine ilişkin olarak da Aktürk, "NATO Deniz Muhafızı 2026 yılı 1’inci Odak Harekâtı, Doğu Akdeniz’de devam etmektedir" dedi. 26 Ocak-3 Mart tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan "10’uncu Ulusal Antarktika Bilim Seferi"ne değinen Aktürk, Harita Genel Müdürlüğü, Seyir Hidrografi ve Oşinografi Dairesi Başkanlığı tarafından katılım sağlanacağını kaydetti. Askeri öğrenci alımı Personel ve askeri öğrenci temin faaliyetlerinin sürdüğünü ifade eden Aktürk, "Milli Savunma Üniversitesi Askeri Öğrenci Aday Belirleme Sınavı başvuruları bugün itibarıyla tamamlanacaktır" açıklamasında bulundu. Milli Savunma Bakanlığı, Suriye’de kalıcı istikrarın sağlanması açısından kritik önemdeki mutabakatlara uymayan terör örgütü SDG’nin ateşkesi ihlal etmeyi sürdürdüğünü, bu durumun entegrasyon sürecini olumsuz etkilediğini bildirdi. Bakanlıktan yapılan açıklamada, "10 Mart ve 18 Ocak mutabakatlarına uymayan SDG’nin 15 gün süreyle uzatılan ateşkesi tacizleriyle ihlal etmeyi sürdürmesi entegrasyon sürecini olumsuz yönde etkilemektedir. Her zaman ifade ettiğimiz gibi Suriye’de meydana gelen gelişmeleri sahada yakından takip ediyor, bölgedeki birliklerimiz, personelimiz ve hudutlarımızın güvenliği için her türlü tedbiri alıyoruz. Suriye hükümetinin bölgede insani yardım koridoru açmasını memnuniyet verici bir gelişme olarak görüyoruz. Ülkemiz, ‘tek devlet, tek ordu’ ilkesi doğrultusunda Suriye’nin birliği ve toprak bütünlüğü temelinde terör örgütleriyle mücadelesine ve savunma kapasitesinin artırılmasına destek vermeye kararlılıkla devam edecektir" denildi. "Ege Denizi’ndeki uluslararası hukuka aykırı faaliyetlere ilişkin NAVTEX’ler 2 yıllık olmayıp, süresiz olarak yayımlanmıştır" Ege Denizi’nde yayımlanan NAVTEX’lere ilişkin Yunan basınında yer alan iddialara da değinilen açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Yunanistan’ın Ege Denizi’ndeki uluslararası hukuka aykırı faaliyetlerine ilişkin teknik itiraz niteliğindeki seyir duyurularımız, iddia edildiği gibi 2 yıllık olmayıp, süresiz olarak yayımlanmıştır. Yayımladığımız NAVTEX’ler ile seyir emniyetini göz önüne alarak, Ege Denizi’ndeki kıta sahanlığını kapsayan seyir duyuruları ile deniz yetki alanları içerisinde kalan tüm araştırma faaliyetlerinin ülkemiz ile koordine edilmesi gerektiğini, Gayri Askeri Statüdeki Adaların (GASA) karasularını da içeren sahalarda seyir emniyetini tehlikeye düşürebilecek askeri faaliyetlerin gerçekleştirilmesinin uluslararası antlaşmalara aykırı olduğunu vurguluyoruz. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, ülkemizin deniz yetki alanlarından kaynaklanan hak ve menfaatlerini yok sayan tek taraflı faaliyet ve girişimleri uluslararası hukuk çerçevesinde etkisiz kılmaya devam edecektir." Somali’de askeri iş birliği Somali-Türk Görev Kuvveti faaliyetlerine de değinilen açıklamada, Türkiye tarafından eğitilen Somali güvenlik güçlerinin terörle mücadele faaliyetlerini kendi sorumluluk alanlarında etkin şekilde yürüttüğü belirtildi. Açıklamada, "Somali’de konuşlu Somali-Türk Görev Kuvveti ile Hava Unsur Komutanlığımız, askeri yardım, eğitim ve danışmanlık faaliyetleriyle Somali’nin terörle mücadele kapasitesinin geliştirilmesine katkı sunmayı sürdürmektedir" denildi. İran ve hudut tedbirleri Açıklamada İran’daki gelişmelere ilişkin ise Türkiye’nin bölgede yeni gerginlik ve çatışmaların yaşanmasını arzu etmediği belirtilerek, "Tüm çatışmaların sona ermesi, bölgemizde huzur ve istikrarın hâkim olması için çabalarımız sürmektedir" ifadesine yer verildi. Muhtemel olumsuzluklara karşı ilgili kurumlarla koordinasyon içinde gerekli tüm tedbirlerin alındığı kaydedildi.

Bahçeli’den Suriye mesajı: "Gelişmeler Türkiye için müspet, SDG tamamen temizlenmeli" Haber

Bahçeli’den Suriye mesajı: "Gelişmeler Türkiye için müspet, SDG tamamen temizlenmeli"

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Suriye’nin toprak bütünlüğü bakımından gelişmeler olumludur. Suriye’de şimdiye kadar olanlar Türkiye için müspet" dedi. MHP Genel Başkanı Bahçeli, özel bir televizyon kanalına açıklamalarda bulundu. Suriye’de yaşanan gelişmeleri değerlendiren Bahçeli, "Suriye’nin toprak bütünlüğü bakımından gelişmeler olumludur. Suriye’de şimdiye kadar olanlar Türkiye için müspet. SDG/YPG Suriye’den tamamen sökülüp atılmalıdır" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin geleceği açısından güvenliğin temel bir öncelik olduğuna dikkati çeken Bahçeli, barış ortamının sağlanmasının ekonomik gelişmeye de katkı sunacağını belirtti. Bahçeli, "Milletimizin huzuru ve devletimizin güçlenmesi için teröre ayrılan kaynakların refah ve yatırıma yönelmesi büyük önem taşımaktadır" diye konuştu. DEM Partili vekillerle tokalaşması hakkında gelen soruya cevap veren Bahçeli, şunları kaydetti: "DEM Parti ile tokalaşmama dair pek çok yorum yapıldı. O tokalaşma anlıktı. Cumhurbaşkanımız konuşmasını yaptıktan sonra şöyle bir Genel Kurul salonuna baktım. Bizim milletvekili arkadaşlarımız ve AK Partililer alkışlıyordu ancak muhalefet sadece bakıyordu. O esnada Türkiye için bir adım gerekiyordu. Gidip DEM Partililer ile tokalaştım. Aralarında yakınını kaybeden bir vekil de vardı, kendisine başsağlığı diledim. Şaşırdılar."

"Kürtleri terörle eşitleyen dil zehirlidir": Büyükataman’dan sert tepki Haber

"Kürtleri terörle eşitleyen dil zehirlidir": Büyükataman’dan sert tepki

Milliyetçi Harekat Partisi Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, Fırat'ın doğusunun da terörden arındırılması gerektiğini belirterek, "Suriye ordusunun SDG/PKK karşısında sahada gösterdiği üstünlük, Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedeflerine suikast üstüne suikast düzenleyen SDG'nin iddia ettiği kadar güçlü ve etkin olmadığı gerçeğini de ifşa etmiştir. Gelinen bu noktada Fırat'ın doğusu da tıpkı batısı gibi terörden tamamen arındırılmalı, Suriye'de tek bir terörist kalmamalıdır. Tarih boyunca şanlı Türk bayrağına el uzatan her hain bunun bedelini ödemiştir. Bundan sonra da ödeyeceğinden kimse şüphe etmemelidir" dedi. "İSRAİL'İN ORTADOĞU'NUN TAMAMINI KANLI BİR SAVAŞA SÜRÜKLEME PLANLARI DEVAM ETMEKTEDİR" MHP Bursa İl Başkanlığı'nda basın toplantısında partililerle bir araya gelen Büyükataman, "Terör devleti İsrail'in Ortadoğu'nun tamamını kanlı bir savaşa sürükleme planları devam etmektedir 2025 yılında İsrail'in Gazze'de yaptığı katliamlar, Suriye, İran, Yemen, Lübnan ve Katar'a yönelik yaptığı saldırılar Siyonist barbarlığın ne derece gözü dönmüş bir hal aldığını göstermektedir. Komşularımızda yaşanan gelişmeler ülkemize yönelik tehditlerin adeta fragmanı gibidir" ifadelerini kullandı. "SALDIRMAYA CESARET EDEMEDİĞİ TEK DEVLET TÜRKİYE" İsrail'in bölgede doğrudan saldırmaya cesaret edemediği tek devlet Türkiye olduğunu belirten Büyükataman, "İsrail, her ne kadar doğrudan saldırmaya cesaret edemese de; iç cephemize yönelik sinsi saldırılarıyla birliğimizi hedef almaktadır. Diğer yandan özellikle Suriye'de Esad'ın devrilmesiyle filizlenen istikrar umudunu baltalamaya çalışmış, SDG/PYD terör örgütünü kışkırtarak Suriye'yi savaşa mahkûm bırakmak istemiştir. Suriye'de 10 Mart mutabakatına uymayan SDG/YPG Suriye'yi bölme emellerinde ısrarcı olmuş, yanlış üstüne yanlış yapmıştır. Bunun üzerine Halep kısa sürede SDG'li terörist unsurlardan ve ona destek çıkan Esad rejimi kalıntılarından temizlenmiştir" diye konuştu. "FIRAT'IN DOĞUSU DA TERÖRDEN ARINDIRILMALI" Suriye ordusunun SDG/PKK karşısında sahada gösterdiği üstünlük, Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedeflerine suikast üstüne suikast düzenleyen SDG'nin iddia ettiği kadar güçlü ve etkin olmadığı gerçeğini de ifşa etmiştir. Gelinen bu noktada Fırat'ın doğusu da tıpkı batısı gibi terörden tamamen arındırılmalı, Suriye'de tek bir terörist kalmamalıdır" dedi. "KÜRTLERİ TERÖRLE EŞİTLEYEN BU DİL ZEHİRLİDİR" Suriye'de SDG'ye yönelik operasyonu, Kürt kardeşlerimize yönelik bir saldırı yapılıyormuş gibi değerlendirmelerde bulunanlar büyük bir yanlışın içerisinde olduğunu ifade eden Büyükataman, "Kürtleri terörle eşitleyen bu dil zehirlidir, SDG/YPG terör örgütüdür, Kürt kardeşlerimizi temsil etmesi, onlar adına söz ve hak iddiasında bulunması koca bir yalandan ibarettir. Tüm bu gelişmeler Türkiye'nin güvenliğini yakından ilgilendirmektedir. Sınırımızda şanlı Türk bayrağına el uzatmaya cüret eden alçaklar, milli birlik ve kardeşlik çağrılarımızı suistimal ederek Terörsüz Bölge hedefimizi sabote etmeye çalışanlar şunu çok iyi bilsinler ki; tarih boyunca şanlı Türk bayrağına el uzatan her hain bunun bedelini ödemiştir. Bundan sonra da ödeyeceğinden kimse şüphe etmemelidir" şeklinde konuştu. "SON TERÖRİST SİLAH BIRAKINCAYA KADAR TERÖRLE MÜCADELEMİZ SÜRECEK" Türkiye Cumhuriyeti Devleti ne yurt içinde ne de yurt dışında terörün varlığına tahammül etmeyeceğini ifade eden Büyükataman, "Milliyetçi Hareket Partisi'nin görüşü ve duruşu budur. Aksi halde son terörist silah bırakıncaya kadar terörle mücadelemiz sürecek, silah bırakmayan eli kanlı caniler mutlaka bedelini ödeyecektir. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin öncülüğünü yaptığı Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedefimiz mutlaka başarıya ulaşacak, yıllarca mazlumların kanını akıtan, Türk-Kürt demeden katleden terör belası tarihe karışacaktır. Buna rağmen ne yazık ki muhalefet partileri çağları aşan bu CHP neredeyse her gün suni bir gündemle karşımıza çıkmakta ve Türkiye düşmanlarının diliyle konuşarak Türkiye karşıtlarının oluşturduğu emperyalist cephede konumlanmaktadır" dedi. "KOMŞULARIMIZDA YAŞANAN GELİŞMELER, TÜRKİYE'YE YÖNELİK TEHDİTLERİN ADETA FRAGMANI GİBİDİR" Bir tarafta Ukrayna-Rusya savaşı devam ederken diğer tarafta Emperyalist-Siyonist emeller coğrafyamızda barış ve istikrarın önünde en büyük engel olarak durduğunu belirten Ataman, "İran'da yaşanan huzursuzluk ve devreye sokulan emperyalist provokasyonlar tüm bölge için olduğu gibi ülkemiz için de her açıdan tehdit oluşturmaktadır. Terör devleti İsrail'in Ortadoğu'nun tamamını kanlı bir savaşa sürükleme planları devam etmektedir. 2025 yılında İsrail'in Gazze'de yaptığı katliamlar, Suriye, İran, Yemen, Lübnan ve Katar'a yönelik yaptığı saldırılar Siyonist barbarlığın ne derece gözü dönmüş bir hal aldığını göstermektedir. Komşularımızda yaşanan gelişmeler ülkemize yönelik tehditlerin adeta fragmanı gibidir" dedi.

Feti Yıldız’dan net mesaj: "PKK/YPG için süre doldu, mutabakata uyulmalı!" Haber

Feti Yıldız’dan net mesaj: "PKK/YPG için süre doldu, mutabakata uyulmalı!"

MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, terör örgütü PKK’nın Suriye kolu YPG/SDG’ye 10 Mart Mutabakatı kapsamında verilen sürenin dolduğunu belirterek, mutabakata uyulması gerektiğini vurguladı. Yıldız, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, YPG/SDG’nin Suriye’nin kuzeydoğusunda geniş bir alanı kontrol ettiğine dikkati çekerek, bu bölgelerin "ülkenin petrol ve gaz kaynakları ile Fırat ve Dicle nehirleri gibi stratejik unsurları barındırdığını" ifade etti. Yıldız, terör örgütünün bu alanları elinde bulundurmasının "Suriye’nin toparlanması ve kalkınması önünde ciddi bir engel teşkil ettiğini" kaydetti. "Terör örgütü PKK'nın Suriye kolu YPG/SDG'ye 10 Mart mutabakatına uymaları için verilen süre dolmuştur" Açıklamasında, Mazlum Abdi’nin başında bulunduğu SDG’nin, 10 Mart’ta Suriye yönetimiyle 8 maddelik bir anlaşma imzaladığını hatırlatan Yıldız, şu değerlendirmede bulundu: "İsrail sürekli kaos üreterek, savaş çıkararak bölgedeki nüfuzunu artırmayı ve bölgeyi insansızlaştırmayı hedefliyor. Bunu bazen doğrudan kendisi, bazen de vekilleri üzerinden, yani terör örgütleri aracılığıyla gerçekleştiriyor. Suriye’de önce PKK’yı destekledi ve örgütün alan kazanmasına hizmet etti. Ardından Dürzileri kışkırtarak Şam yönetimine karşı isyan etmelerini sağladı. Daha da ileri giderek Şam’ı bombaladı hem Cumhurbaşkanlığı sarayını hem Genelkurmay Başkanlığı ve Savunma Bakanlığı binalarını hedef aldı. Gazze’de uyguladığı saldırıların bir benzerini Suriye’de de yapma ihtimali hâlâ mevcut. İsrail, Suriye’yi sürekli bombalıyor ve vuruyor; aynı zamanda isyancı grupları destekleyerek, Suveyda’dan kuzeydoğu Suriye’deki PKK bölgelerine bir koridor açmaya çalışıyor. Buna "Davut Koridoru" deniyor. Hermon Dağı’nı da işgal ederek Güneyden ve doğudan Suriye’yi çevrelemeye ve buradan Türkiye’ye uzanmaya çalışıyor. Bu durum, bölge için ciddi bir tehdit ve tehlike oluşturuyor. Terör örgütü PKK'nın Suriye kolu YPG/SDG'ye 10 Mart mutabakatına uymaları için verilen süre (2025 Aralık ayı sonu) dolmuştur." Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in sözlerine de yer veren Yıldız, Güler’in, YPG/SDG’nin 10 Mart Mutabakatı’na uyması gerektiğini vurguladığını aktardı. Güler’in, "Devletimizin duruşu nettir ve hiçbir tereddüde yer yoktur" sözlerini hatırlatan Yıldız, şu alıntıyı paylaştı: "Başta PKK/YPG/SDG olmak üzere hiçbir terör örgütünün bölgedeki faaliyetlerini devam ettirmesine ve herhangi bir oldu bitti oluşturmasına müsaade etmeyeceğiz. Nihai hedefimiz, 86 milyon vatandaşımızın ortak temennisi olan terörün sona ermesi ve terör örgütlerinin tamamen tasfiye edilmesidir."

Bir Ülkede iki ordu olmaz: Ömer Çelik'ten SDG ve 'Terörsüz Türkiye' açıklaması Haber

Bir Ülkede iki ordu olmaz: Ömer Çelik'ten SDG ve 'Terörsüz Türkiye' açıklaması

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "SDG tarafından zaman zaman şu yönde talepler gelmektedir; ‘biz blok hâlinde, özel bir güç olarak sistemin parçası olalım.’ Ancak bunu daha önce de söyledik; bunun ne anlama geldiğini başka ülkelerde görüyoruz. Bir ülkede iki ordu olmaz, iki silahlı güç olmaz" dedi. AK Parti Sözcüsü Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında partinin kongre merkezinde gerçekleştirilen Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısı devam ederken gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Çelik, Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun ‘Terörsüz Türkiye’ çerçevesinde yürüttüğü çalışmalarda çok önemli bir aşamanın tamamlandığını ve gelinen noktada siyasi partilerin raporlarını teslim ettiğine dikkati çekerek, "Cumhur İttifakı üyeleri olarak hem bizim hem de Milliyetçi Hareket Partisi’nin verdiği raporlarda ortaya koyulan ilkeler ortaktır ve benzerdir. Yaklaşımlar ve değerlendirmeler konusunda büyük bir oranda uyum vardır. Bu da Cumhur İttifakı açısından, böylesine büyük bir meselenin çözümü için Türkiye’yi terörsüz günlere ve bağlantılı olarak bölgemizi terörsüz bir ortama kavuşturmak amacıyla takip edilen bir iradeyi ifade etmektedir. Şimdiye kadar yol haritası işlemiştir" dedi. AK Parti olarak sunulan raporda görüşlerinin çok açık bir şekilde ifade edildiğini belirten Çelik, "Arkadaşlarımız da aynı şekilde, bu bütçe vesilesiyle yapılan konuşmalarda bunu net bir biçimde ortaya koymuşlardır. Önümüzdeki dönemde şimdiye kadar boşaltılan mağaralar vardır, sembolik düzeyde bırakılan silahlar vardır. Önümüzdeki dönemde silahların bırakılması, silahların yakılması konusunda atılacak adımlar; terör örgütünün fesih sürecinin fiilî olarak görülebildiği, tespit ve teyit edilebildiği birtakım raporların ve gözlemlerin ortaya çıkmasını sağlayacaktır. Bu durum, birçok konuyu son derece kolaylaştıracaktır" diye konuştu. "CUMHURBAŞKANIMIZIN KOYDUĞU ŞAŞMAZ İRADE 17-25 ARALIK’TA VE 15 TEMMUZ GECESİNDE GİRİŞİMLERİN BERTARAF EDİLMESİNİ SAĞLAMIŞTIR" FETÖ terör örgütü tarafından Türkiye’nin milli egemenliğine yönelik gerçekleştirilen 17-25 Aralık yargısal darbe teşebbüsünün yıl dönümüne de değinen Çelik, "Cumhurbaşkanımızın o gün ortaya koyduğu şaşmaz irade, hiçbir tereddüt göstermeden sergilediği güçlü duruş; hem 17-25 Aralık’ta hem de 15 Temmuz gecesi bu girişimlerin bertaraf edilmesini sağlamıştır. Dolayısıyla burada, belki de Türk devlet hayatının, siyasi hayatımızın ve toplumsal hayatımızın en büyük tehlikelerinden biri bu şekilde savuşturulmuş oldu" ifadelerini kullandı. "İSRAİL GENELKURMAY BAŞKANI’NIN ‘SARI HAT YENİ SINIRDIR’ DEMESİ, ASLINDA ATEŞKESİN TAM ZITTINA BİR AÇIKLAMADIR" Varılan ateşkes anlaşmasını ihlal etmeye dönük olarak İsrail tarafından her gün yeni bir eylem ve saldırganlık üretildiğini vurgulayan Çelik, "Şu ana kadar Gazze’nin yüzde 58’i fiilen işgal altındadır. Burada tabii birtakım hatlar oluşturulmuştur. Bunlardan biri ‘Sarı Hat’tır. Aslında ‘Sarı Hat’, ateşkese ulaşmak için gerekli askerî önlemlerden biri olarak ortaya konulmuştur. Ancak İsrail Genelkurmay Başkanı’nın ‘Sarı Hat yeni sınırdır’ demesi, aslında ateşkesin tam zıttına bir açıklamadır. Bu, ateşkese hizmet eden değil; tam tersine Sarı Hat’ı bir ilhak olarak konumlandıran bir açıklamadır. Bu durum, ateşkesin bütün mekanizmalarına ve ateşkese ulaşmak için işletilmesi gereken yol haritasının tüm dinamiklerine aykırıdır. Dolayısıyla burada, ‘Sarı Hat’ başta olmak üzere bütün bu hatların aslında geçici bir askerî önlem olduğunu ve ateşkese ulaşmak amacıyla oluşturulduğunu unutmamak gerekir" dedi. AK Parti Sözcüsü Çelik, açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. "GALİP BEY BUGÜN BİR AÇIKLAMA YAPMIŞ, AÇIKLAMASINDA HERHANGİ BİR BAKANIMIZI KASTETMEDİĞİNİ İFADE EDİYOR" Bir gazeteci tarafından AK Parti Diyarbakır Milletvekili Mehmet Galip Ensarioğlu’nun Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ı hedef aldığı iddia edilen sözlerinin sorulması üzerine Çelik, "Cumhurbaşkanımızın, devletimizin başı olarak çizdiği dış politika çizgisi; hem kabinedeki bütün arkadaşlarımız tarafından hem de genel başkanımız olarak partimiz tarafından aynen takip edilmektedir. SDG konusunda da bakanlarımız arasında ya da parti yetkililerimiz arasında herhangi bir görüş ayrılığı ya da görüş farklılığı yoktur. Aynı şekilde, kabinedeki hiçbir arkadaşımızın Cumhurbaşkanımızın iradesi dışında bir faaliyeti ya da söylemi söz konusu değildir. Bu konuda görüşümüzü baştan beri söylüyoruz. Bu çerçevede Dışişleri Bakanımızın söyledikleri de Cumhurbaşkanımızın iradesinin bir neticesidir. Millî Savunma Bakanımızın ve Millî İstihbarat Teşkilatımızın yürüttüğü faaliyetler de bu iradenin ve bu çerçevenin içerisindedir. Bizim burada yaptığımız açıklamalar da aynı şekilde bu iradenin kapsamındadır. Bütün bunlar, siyaset yapıcı kurumlar tarafından olgunlaştırılarak Cumhurbaşkanımıza; çeşitli güvenlik ve değerlendirme toplantıları vesilesiyle arz edilmektedir. Konular en stratejik ayrıntılarına kadar ele alınmakta, bir çerçeve oluşturulmakta ve en sonunda devletimizin başı olarak Cumhurbaşkanımızın verdiği talimatlar yerine getirilmeye çalışılıyor. Dolayısıyla burada bakanlarımız arasında ya da parti ile kabine arasında bir çelişki aramak doğru değildir. Zaman zaman bazı yorumlar görüyoruz; 'şu kişi sert konuşuyor, bu kişi yumuşak konuşuyor' deniliyor. Böyle bir durum söz konusu değildir. Tutumumuz nettir. Bu nedenle; Dışişleri Bakanlığı, Millî Savunma Bakanlığı ve Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı arasında, bu konuda herhangi bir ayrım ya da farklı bir yöne bakma söz konusu değildir. Biraz önce bahsettiğim mekanizma çerçevesinde, devletimizin başı olan Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu irade ve verdiği talimatlar yerine getirilmektedir. Galip bey bugün bir açıklama yapmış, kendisinin başka bir şeyi kastederek bu sözleri söylediğini, burada herhangi bir bakanımızı kastetmediğini ifade ediyor" cevabını verdi. "BİR ÜLKEDE İKİ ORDU OLMAZ, İKİ SİLAHLI GÜÇ OLMAZ" Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in SDG’nin entegrasyonuna yönelik ifadelerinin sorulması üzerine Çelik, "SDG tarafından zaman zaman şu yönde talepler gelmektedir; ‘biz blok hâlinde, özel bir güç olarak sistemin parçası olalım.’ Ancak bunu daha önce de söyledik; bunun ne anlama geldiğini başka ülkelerde görüyoruz. Bir ülkede iki ordu olmaz, iki silahlı güç olmaz. Ordu düzeyinde iki silahlı güç olacağı düşünülüyorsa bunun sonu iç savaş senaryosudur. Böyle bir senaryoda Araplar kaybeder, Türkmenler kaybeder, Kürtler kaybeder; Aleviler, Sünniler, Nusayriler, Ezidiler, Şiiler herkes kaybeder. Bizim arzu ettiğimiz ise Türk’ün, Kürt’ün, Arap’ın birlikte kazandığı; kardeşçe, onurlu, refah ve barış dolu bir geleceğin bölgemizde inşa edilmesidir. Dolayısıyla ‘10 Mart mutabakatını kabul ediyorum ama bunu bloklar hâlinde uygularım’ demek, aslında ordu içinde yeni bir ordu olarak faaliyet göstereceğim demektir ki bunun ne anlama geldiğini hepimiz biliyoruz. Bu sözlerin söylenmesinin sebebi maalesef bir yanlışlıktır" dedi. "TÜRKİYE’NİN MİLLİ GÜVENLİĞİNİ SAĞLAMAK İÇİN ASKERİ VE DİĞER ALANLARDAKİ HAZIRLIĞI HER ZAMAN VAR" Çelik, 10 Mart Mutabakatı’na uyulmadığı takdirde bir operasyonun söz konusu olup olunmayacağı sorulması üzerine şu cevabı verdi: "Türkiye’nin milli güvenliğini sağlamak için askeri ve diğer alanlardaki hazırlığı her zaman var, bunda bir problem yok. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin iki-üç gün, iki-üç hafta ya da iki-üç ay beklemesine bile gerek yok. Şu anda Cumhurbaşkanımız ‘başkomutan’ olarak emir verdiği anda silahlı kuvvetler, bunu yerine getirecek hazırlıklara sahiptir. Biz, bunlara ihtiyaç kalmamasını istiyoruz. Bunlara ihtiyaç duyulduğu zaman bu tereddütsüz yerine getirilir" ifadelerini kullandı. "DEM PARTİ TARAFINDAN CUMHURBAŞKANIMIZDAN RANDEVU İSTEYECEĞİ İFADE EDİLDİ, HENÜZ ONUNLA İLGİLİ BİR TAKVİM YOK" DEM Parti tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşme talebinin gelip gelmediğinin sorulması, DEM Parti’nin AK Parti grubuyla hafta sonu gerçekleştirdiği görüşmenin hatırlatılması üzerine Çelik, "Cumhurbaşkanımızdan randevu isteyeceklerini ifade ettiler, henüz onunla ilgili bir takvim yok. Biz, bu tip görüşmelerde bir araya geldiğimizde gerçekten nezaket içerisinde herkes görüşlerini en kapsamlı bir şekilde söylüyor. Bu seferde aynı şekilde onlar da biz de görüşleri nezaketli bir şekilde söyledik. Ortak düşündüğümüz noktalar, ortak düşünmediğimiz noktalar var. Komisyona verdiğimiz raporda ortaya koyduğumuz ilkeler doğrultusunda, eğer orta yollar bulunabilirse, bunun önümüzdeki dönemde ilerlemeyi kolaylaştırabileceğini düşünüyoruz" diye konuştu. "İSHAK ARKADAŞIMIZA YÖNELİK GERÇEKLEŞTİRİLEN BU EYLEMİ EN GÜÇLÜ ŞEKİLDE KINIYORUZ" TBMM'de 2026 yılı bütçe görüşmelerinin tamamlanıp oylama sürecine geçileceği sıra milletvekilleri arasında yaşanan arbedenin sorulmasının ardından Çelik, "Siyasette zaman zaman tansiyon yükselebiliyor. Keşke bu tansiyon hiçbir zaman fiziki şiddete dönüşmese ama dün maalesef İshak arkadaşımıza yönelik çok açık bir şiddet eylemi gerçekleştirildi. Sözün cevabı sözle verilir. Bir kişi beğenmediği bir durumu sözle ifade edebilir. Ancak İshak arkadaşımıza yönelik gerçekleştirilen bu eylemi en güçlü şekilde kınıyoruz. Akşam kendisiyle beraberdik. İshak bey, ortamı yatıştırmak ve tarafları ayırmak amacıyla oradayken, ismini anmak istemediğim bir kişi tarafından saldırıya uğramıştır. Sonrasında CHP Grup Başkanvekilleri gelerek üzüntülerini ifade ettiler. Bunu önemli buluyoruz. Ancak esas olan, İshak beye yapılan bu saldırının hiçbir şekilde kabul edilemez bir barbarlık ve vandallık. Bunun için açık bir özür dilenmesi son derece önemlidir. Ayrıca bu barbarlığı ve vandallığı gerçekleştiren kişiyle ilgili olarak CHP tarafından bir ceza sürecinin işletilmesi de Meclis’in itibarı ve mehabeti açısından son derece kıymetli olacaktır" ifadelerini kullandı. "HER TARTIŞMADA AK PARTİ SIRALARINA DÖNEREK ‘ATATÜRK DÜŞMANISINIZ’ ŞEKLİNDE İSTİSMAR SİYASETİ YAPMAK MESELEYİ ÇÖZMEMEKTEDİR" Siyasi alanda birçok tartışmanın yaşanabileceğini ve siyasi akılla cevap verilemeyecek bir konu olmadığını kaydeden Çelik, sözlerine şöyle devam etti: "Sık sık tartışma şu noktaya getirilmektedir: Cumhuriyet Halk Partisi adına konuşanlar, 'Biz Atatürk’ün partisiyiz, Cumhuriyet’i kuran partiyiz' demektedir. Atatürk’ün genel başkanlığını yaptığı bir partinin devamı olmak ki bunun da ayrıca tartışılması gereken boyutları vardır bugünkü yöneticilerin ya da siyasi faaliyette bulunanların bütün yanlışlarını örtmek için bir gerekçe olamaz. Biz bugün yapılan bir yanlıştan, yanlış bir politikadan, yanlış bir davranıştan söz ediyoruz. Ancak hemen konu buraya çekiliyor. Dün grup başkanımız da sordu; ‘eğer Atatürk’ün partisiyiz diyorsanız ve bizi suçluyorsanız, ikinci genel başkanınız Cumhurbaşkanı olduğunda neden Atatürk’ün ismini ve resmini paradan kaldırdı?’ Bu açık bir sorudur. Demek ki her alanda, pür bir şekilde ‘Atatürk’ün partisiyiz’ demek, CHP’nin bütün eylemlerini temize çekmiyor. Ben de buradan bir soru sorayım; Atatürk, vasiyetinde kendisine ait olan İş Bankası hisselerinden elde edilen temettülerin Türk Dil Kurumu’na ve Türk Tarih Kurumu’na verilmesini istedi. Ancak CHP bunu defalarca yerine getirmemiş, Atatürk’ün vasiyetine uymamıştır. Bu kurumlar, Atatürk’ün vasiyeti gereği kendilerine verilmesi gereken temettüleri, CHP Atatürk’ün vasiyetine uymadığı için mahkeme kararıyla almak zorunda kaldı. Cep telefonundan 'CHP İş Bankası hisseleri temettü Atatürk' şeklinde arama yapabilir; bu konuda çok uzun bir yargı süreci çıkıyor. Bu nedenle her tartışmada 'Atatürk’ün partisiyiz' demek ya da AK Parti sıralarına dönerek 'Siz Atatürk düşmanısınız' şeklinde bir istismar siyaseti yapmak meseleyi çözmemektedir. Bu sağduyulu bir yaklaşım da değildir."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.