SON DAKİKA
Hava Durumu

#Sebze

Söz Bursa - Sebze haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sebze haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Lahmacun değil "Antep lahmacunu": Soğan giremez, sarımsaksız olmaz! Haber

Lahmacun değil "Antep lahmacunu": Soğan giremez, sarımsaksız olmaz!

Gaziantep'in önemli lezzetlerinden olan ve Avrupa Birliği (AB) tarafından coğrafi işaret alarak tescillenen ‘Antep Lahmacunu' kentte kıyma, maydanoz, sarımsak, domates, biber ve çeşitli baharatlarla hazırlanıyor. Çok eski bir Anadolu yiyeceği olan ve yaklaşık 300 yıldır da sevilerek tüketilen lahmacun Gaziantep'te günlük yemeklerde, törenlerde, cenazelerde, pikniklerde ve Ramazan ayında iftar sofralarında sıklıkla tüketilen yiyeceklerin başında geliyor. LAHMACUNA SOĞAN YERİNE SARIMSAK KONULUR Gaziantep'in vazgeçilmez lezzetleri arasında yer alan, diğer lahmacun çeşitlerinden farklı olarak soğan içermeyen ve en önemli özelliği ise sarımsaklı olması ‘Antep Lahmacunu' içeriğinde kullanılan sebze, baharat ve sunum açısından diğer lahmacunlardan ayrılıyor. Koyun eti, domates, maydanoz, kırmızı ve yeşil biber ile farklı bir tada ulaşan lahmacun, lokantalarda ya da mahalle fırınlarında pişiriliyor. GEVREK OLARAK TÜKETİLİYOR Gastronomi dalında UNESCO'nun "fark oluşturan şehirler ağına" dahil edilen ve Türkiye'nin en zengin mutfaklarından birine ev sahipliği yapan Gaziantep'in AB tescilli lezzeti lahmacun merdane ile açılmış hamurun üzerine zırh ile kıyma haline getirilen kuzu eti ve diğer sebzelerle hazırlandıktan sonra taş fırınlarda pişiriliyor ve gevrek olarak tüketiliyor. Antep Lahmacunu için kuzu etinin döş ve kaburga kısımları kullanılırken, taş fırında 4-5 dakikada pişen lahmacun tüketime hazır hale geliyor. Sıcak olarak servis edilen, ayran ve çeşitli yeşillikler ve limon ile servis edilen lahmacunun tanesi ise 100 TL'den satılıyor. Antep lahmacununa konulan sarımsak, lahmacunu daha lezzetli hale getirirken, Ramazan ayında iftar sofralarının vazgeçilmez lezzetleri arasında yer alıyor. "GAZİANTEP'TE LAHMACUN SARIMSAKLI YAPILIR" Lahmacunun yapımıyla ilgili bilgi veren restoran işletmecisi Şükrü Savun, "Gaziantep'te biz lahmacunu bol sarımsakla yaparız. Gaziantep'te lahmacunu sarımsak, maydanoz, kırmızı ve yeşil biber, domates, kuzu etinin döş ve kaburga kısımları ile yaparız. Bazı illerde lahmacunu soğan ile yapıyorlar ve farklı sebze koyuyorlar. Gaziantep'te lahmacun atalarımızdan bu yana sarımsaklı yapılır. Gaziantep'te biz lahmacunun sebzesini zırhta çekeriz. Sonra da etini çekeriz. Et ile sebzeyi birbirine karıştırırız. Güzel bir karışım olur ve bu karışımın sonrasında ‘Antep Lahmacunu' olur" dedi. "ZIRHLA ÇEKİLEN ET VE SEBZE SUYUNU BIRAKMAZ" Zırhta çekilen lahmacun malzemesinin daha lezzetli olduğunu belirten Savun, "Çünkü zırhla çekilen et ve sebze suyunu bırakmaz. Etin suyu ve sebzelerin suyu içerisinde kalır. ‘Antep Lahmacun'u Avrupa Birliği tarafından tescillenen bir lezzettir. Gaziantep'te lahmacuna büyük bir ilgi var. Öğle veya akşam yemeklerinde her yemekten önce lahmacun yenilir. Ramazan ayında da lahmacun sofralardaki yerini alır" ifadelerini kullandı. "RAMAZAN AYINA ÖZEL OLARAK FINDIK LAHMACUN YAPIYORUZ" Gaziantep'te lahmacunun pide ekmek boyunda yapıldığını belirten Savun, Ramazan ayına özel olarak ise "fındık lahmacun" yaptıklarını anlatarak, "Fındık lahmacunu bir lahmacunun yarım yumağından yapıyoruz. Fındık lahmacun bu ayda tadımlık oluyor. İnce ve gevrek bir şekilde fındık lahmacun yapıyoruz ve Ramazan ayında lahmacun iftar sofralarının vazgeçilmez lezzetlerindendir" şeklinde konuştu. "SARIMSAK LAHMACUNA AYRI BİR LEZZET VE TAT VERİR" Vatandaşlardan Şevki Yılmaz ise, "Bir lahmacun sevdalısı olarak lahmacunu çok seviyoruz. Kebap, içli köfte, yuvalama ve diğer yemeklerimiz güzel ama lahmacunu ayrı seviyorum. Lahmacunu sevdiren en büyük özelliği ise sarımsakla yapılması. Lahmacuna soğan girmez. ‘Antep Lahmacunu' sarımsaklı olur. Sarımsak lahmacuna ayrı bir lezzet ve tat verir. Soğanlı lahmacun biraz fazla kaldığında koku yapar ama ‘Antep Lahmacunu' sarımsakla yapıldığı için 1-2 günde kalsa koku yapmaz" diye konuştu.

Bugün iftarda ne pişirsek? İşte hem hafif hem pratik "Huzur Menüsü" ve tarifleri Haber

Bugün iftarda ne pişirsek? İşte hem hafif hem pratik "Huzur Menüsü" ve tarifleri

Günün Menüsü *Şifalı Terbiyeli Sebze Çorbası *Fırında Sebzeli Tavuk Baget *Cevizli ve Nar Ekşili Çoban Salata *Hafif Sütlü İrmik Tatlısı BAŞLANGIÇ: ŞİFALI TERBİYELİ SEBZE ÇORBASI Ramazan’da mideyi yormadan başlangıç yapmak isteyenler için vitamin deposu bir seçenek. Malzemeler: 1 adet kabak, 1 havuç, 1 patates, 1 yemek kaşığı zeytinyağı. Terbiyesi için; 1 kase yoğurt, 1 yumurta sarısı ve yarım limon suyu. Hazırlanışı: Sebzeleri minik küpler halinde doğrayıp tencerede az yağda çevirdikten sonra üzerine sıcak su ekleyip haşlayın. Diğer yanda yoğurt, yumurta sarısı ve limonu çırpın. Kaynayan çorbanın suyundan bir kepçe alıp terbiyeye ekleyerek ılıştırın ve karışımı tencereye yavaşça dökün. Bir taşım kaynatıp üzerine nane serperek servis edin. ANA YEMEK: FIRINDA SEBZELİ TAVUK BAGET Hem hazırlaması zahmetsiz hem de oldukça doyurucu bir lezzet klasiği. Malzemeler: 6 adet tavuk baget, 2 adet patates, 2 adet sivri biber, 1 adet soğan, 2 diş sarımsak, kekik, pul biber ve zeytinyağı. Hazırlanışı: Tavukları ve doğranmış sebzeleri derin bir kapta baharatlar, ezilmiş sarımsak ve zeytinyağı ile harmanlayın. Fırın tepsisine dizip üzerine bir miktar su ekleyin (veya fırın poşeti kullanın). 200 derece fırında tavuklar nar gibi kızarana kadar yaklaşık 45-50 dakika pişirin. SALATA: CEVİZLİ VE NAR EKŞİLİ ÇOBAN SALATA Sofranın ferahlık kaynağı olan bu salata, ana yemeğin yanına çok yakışacak. Malzemeler: Domates, salatalık, sivri biber, kuru soğan, bol maydanoz, yarım su bardağı ceviz içi. Hazırlanışı: Tüm sebzeleri klasik "çoban salata" usulü ince ince doğrayın. Üzerine zeytinyağı, limon ve nar ekşisi gezdirin. Servis tabağına aldıktan sonra üzerine iri kırılmış cevizleri serpiştirin. TATLI: HAFİF SÜTLÜ İRMİK TATLISI İftar sonrası ağır şerbetli tatlılar yerine mideyi rahatlatacak bir final. Malzemeler: 1 litre süt, 1 su bardağı irmik, 1 su bardağı toz şeker, 1 paket vanilya. Hazırlanışı: Süt, şeker ve irmiği bir tencereye alıp koyulaşana kadar sürekli karıştırarak pişirin. Kaynamaya başlayınca vanilyayı ekleyip karıştırın ve ocaktan alın. Hafifçe ıslatılmış bir borcama dökerek oda sıcaklığına gelince buzdolabına kaldırın. Üzerine tarçın veya Hindistan cevizi serperek servis edin. Hayırlı İftarlar Dileriz!

Bu yemeğin hazırlığı saatler sürüyor! İftarın yeni favorisi: Palu Tava Haber

Bu yemeğin hazırlığı saatler sürüyor! İftarın yeni favorisi: Palu Tava

Elazığ'ın eşsiz lezzetlerinden biri olan ve geçtiğimiz ay tescillenen 'Palu Tava', Ramazan ayında iftar sofralarında yoğun ilgi görüyor. Elazığ'ın Palu ilçesine özgü Palu Tava, ocak ayında Türk Patent ve Marka Kurumu'nca tescil edilerek coğrafi işaret aldı. Tescil sürecinin ardından Ramazan ayının gelmesiyle birlikte, ilçedeki kasaplarda ve fırınlarda bu yemeğe olan talep artış gösterdi. Geleneksel yöntemlerle hazırlanan yemek, içeriğindeki özel malzemeler ve pişirme tekniğiyle ilçenin gastronomi kültüründe önemli bir yer tutuyor. "BİR DİĞER ÖZELLİĞİ İSE UZUN SÜREDE PİŞMESİDİR" Palu Tava hazırlayan kasap Mahmut Güneş, yemeğin tescil süreci ve içeriği hakkında bilgiler vererek, "Öncelikle tüm İslam aleminin Ramazan-ı Şerif'ini mübarek ederim. Bugün Palu Tava yaptık. Palu Tavanın içerisinde sebze olarak sadece biber bulunur. Baharat olarak ise tuz ve karabiber kullanılır. Tercihe göre tereyağı ya da kuyruk yağı kullanılabilir. Palu Tavanın en önemli özelliklerinden biri, sadece küçükbaş hayvandan yapılmasıdır. Ya çepiçten ya da kuzudan hazırlanır. Zaten bir ay öncesine kadar da Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescilini almış bulunmaktayız. Bu da bizler için büyük bir sevinçtir. Bir diğer özelliği ise uzun sürede pişmesidir. Halkımız, müşterilerimiz, yemek siparişlerini ya bir gün öncesinden ya da sabahın erken saatlerinde versinler ki iftar sofralarına daha lezzetli, daha iyi pişmiş ve daha güzel Palu Tava sunabilelim. Şimdiden afiyet olsun diyorum" dedi.

İşlenmiş gıdalardaki tehlike Haber

İşlenmiş gıdalardaki tehlike

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Uğur Coşkun, ultra işlenmiş gıdaların erken yaşlarda bağırsak kanserine yol açması ile ilgili açıklama yaptı. Prof. Dr. Uğur Coşkun, ultra işlenmiş gıdalar ile ilgili yapılmış çalışmalara dair açıklama paylaştı. Ultra işlenmiş gıdaları fazla miktarda tüketenlerin yüzde 45 daha fazla adenoma kolorektal kanser öncüsü geliştirdiğini vurgulayan Uğur Coşkun, işlenmiş gıdaların erken yaşlarda bağırsak kanserine yol açacağını belirtti. "Çalışma, ultra işlenmiş gıdaların yüzde 45 daha fazla adenoma kolorektal kanser öncüsü geliştirdiğini ortaya koydu" Coşkun, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Sosis, salam, hazır çorbalar, kola, patates cipsleri gibi ultra işlenmiş gıdalarla ilgili şimdiye kadar yapılan çalışmalar, bu gıdaların tüketiminin diyabet, kalp hastalıkları ve bazı kanser türlerinin görülme riskini arttırabileceğini göstermiştir. Birkaç gün önce yayınlanan yeni bir çalışmada, yaklaşık 30 bin kadının diyet ve endoskopi verilerini inceleyen araştırmacılar, ultra işlenmiş gıdaları fazla miktarda tüketen bireylerin, az tüketenlere kıyasla yüzde 45 daha fazla adenoma kolorektal kanser öncüsü geliştirdiğini ortaya koydu. Chan ve arkadaşlarının çalışmasının sonuçları JAMA Oncology dergisinde yayımlandı." "Erken başlangıçlı kolorektal kanserle ilişkilendiren ilk çalışma oldu" Katılımcıların tamamına 50 yaşından önce en az 2 defa kolonoskopi yapılmış olduğunu belirten Coşkun, "Çalışmada, hazır yemekler, paketli atıştırmalıklar, yüksek şeker, tuz, doymuş yağ içeren ürünler ve bol katkı maddesi barındıran endüstriyel gıdaların günlük tüketilen miktarına bakıldı. Araştırmacılar daha önce ultra işlenmiş gıdalar ile genel kolorektal kanser arasında bir ilişki bulmuştu, ancak bu çalışma ultra işlenmiş gıdaları erken başlangıçlı kolorektal kanserle ilişkilendiren ilk çalışma oldu" ifadelerini kullandı. "Ultra işlenmiş gıdaların yüksek tüketimi erken başlayan kolorektal kanserin sebepleri arasında yer alabilir" Çalışmanın sonuçlarını özetleyen Uğur Coşkun, "Ultra işlenmiş gıdaların yüksek tüketimi örneğin günde 5-10 porsiyon, bağırsak sağlığını olumsuz etkileyebilir ve erken başlayan kolorektal kanserin sebepleri arasında yer alabilir. Bununla birlikte, ultra-işlenmiş gıda tüketiminin doğrudan kolon kanserine neden olabileceğine dair elimizde halen net bir bilgi yok. Diyet sadece tek başına bu artışı açıklamıyor. Ama veriler ultra işlenmiş gıdalardan uzak durmanın erken yaşta kolon kanseri riskini azaltma stratejisi olabileceğini gösteriyor. Erken yaşlarda kolon sağlığını korumak için, şeker, tuz ve doymuş yağ oranı yüksek; lif, vitamin ve mineral yönünden fakir, yapay katkılar, renklendiriciler ve tatlandırıcılar içeren gıdalardan mümkün olduğunca uzak durmak ve daha çok sebze, meyve, tam tahıllı ürünler gibi yüksek lif içeren doğal besinleri sık tüketmek gerekir" dedi.

Sebze ve meyveleri yıkamadan yemeyin Haber

Sebze ve meyveleri yıkamadan yemeyin

Dünya nüfusunun 2050’de 10 milyara ulaşması beklenirken; tüketilen tarım ürünlerine olan ihtiyaç her geçen gün artıyor. Artan nüfus, azalan tarım alanları nedeniyle sebze ve meyvelerin yetmesi için çeşitli yöntemler kullanılıyor. Kullanılan tarım ilaçlarının insan vücudunda çeşitli hastalıklara yol açabileceğini söyleyen Medicana Sağlık Grubu İç Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Devrim Deniz, tüketicilere sebze ve meyvelerin mutlaka iyi bir şekilde yıkanarak yenmesi konusunda uyarıda bulundu. MARUZİYET SÜRESİ ÖNEMLİ Zirai mücadelede, kimyasal bazı yöntemler bitkileri korurken; insanlarda bazı sağlık sorunlarına neden olabiliyor. Kullanılan tarım ilacının çeşidine, maruz kalınan süreye ve nasıl maruz kalındığına bağlı olarak çeşitli sağlık sorunlarına sebep olabileceğine değinen Uzm. Dr. Devrim Deniz, şu bilgileri verdi: "Tarım ilacı kalıntısının vücutta birikmesi, sindirim sistemindeki faydalı bakterilerin ölümüne ve bağışıklık sisteminin zarar görmesine yol açabilir. Farklı sistemlerde sorunlara da neden olabilir. Bu nedenle üretilen mahsuller mutfağa girdiğinde tüketicilerin bazı kurallara dikkat etmesi önem taşır." "MEYVELERİ KABUĞUYLA YİYECEKSENİZ KARBONATLI SUDA BEKLETİN" Pestisitlerin bilinçli kullanılmasının hem yetiştiricilerin hem de tüketicilerin sağlığı için son derece önemli olduğuna değinen Uzm. Dr. Deniz, "Bu nedenle bilinçli üretici ve bilinçli tüketici olmak gerekir. Bilinçli olurken, organik bile olsa sebze ve meyveler mevsiminde tüketilmelidir. Her ihtimale karşı alınan bir meyve ve sebzenin, dalından taze koparılmış olsa bile yıkanması gerekir. Suda çözünen ve sistemik olmayan bir pestisit kalıntısını, bir bitki kabuğunun içinde yetişen kuru baklagiller için, su ile yıkamak yeterli olabilmektedir. Kabuğuyla yenen meyve ve sebzeleri önce karbonatlı sonra sirkeli suda 15 dakika beklettikten sonra durulamak, kalıntıların büyük oranda arındırılmasını sağlayabilir. Mutfaklarda kullanılan gıdaların yetiştirilme şeklinin yanında tüketilmeden önce hijyen ve pestisitten arındırılmış olması konusunda da dikkati elden bırakmamak çok önemlidir" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.