SON DAKİKA
Hava Durumu

#Seçim

Söz Bursa - Seçim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Seçim haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Muhittin Böcek hakim karşısında: "Yaşamak istiyorum, tahliyemi istiyorum" Haber

Muhittin Böcek hakim karşısında: "Yaşamak istiyorum, tahliyemi istiyorum"

Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik yürütülen rüşvet ve yolsuzluk soruşturması kapsamında aralarında görevinden uzaklaştırılan Başkan Muhittin Böcek'in de bulunduğu 5'i tutuklu toplam 41 sanık hakim karşısına çıktı. Muhittin Böcek savunmasında, "Ben yaşamak istiyorum. Uyku annesi, kalp, astım, prostat, böbreklerimle ilgili çeşitli rahatsızlıklarım var. 5 Temmuz'da alnım açık başım dik onurumla cezaevine girdim, 9. aya giriyorum. Tedavi olmak istiyorum. Tüm bu suçlardan beraat edeceğimi biliyorum ve tahliyemi istiyorum" dedi. Antalya 6'ncı Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada tutuklu sanıklar Muhittin Böcek, oğlu Mustafa Gökhan Böcek, eski Antalya İl Emniyet Müdürü İlker Arslan, Fazlı Ateş ve Mehmet Okan Kaya ile birlikte toplam 41 sanık yargılanıyor. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan iddianame Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilerek kamu davası açıldı. Dosyanın ilk duruşması bugün görülmeye başlandı. Muhittin Böcek, İlker Arslan, Fazlı Ateş, Gökhan Böcek ve Mehmet Okan Kaya davaya duruşma salonunda katılırken, tutuklu ve tutuksuz sanık yakınları, CHP Genel Merkezi'nden yöneticiler, CHP Antalya Milletvekilleri, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanvekili Büşra Özdemir duruşma salonunda yer aldı. Şüpheliler arasında ve haklarında yakalama kararı bulunan N.E. ve O.M. ile şüpheli U.K.Y. de duruşmaya katılmadı. İçişleri Bakanlığı kararıyla görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek, mahkemede yaptığı savunmada babasını 13 yaşındayken kaybettiğini, dün babasını 51. yılında ilk kez mezarında ziyaret edemediğini dile getirerek, şu ifadelere yer verdi: "İlk defa babamın mezarına gidemedim,13 yaşında babamı kaybettim, dün 51. yılıydı. 1999'da Konyaaltı Belediye Başkanı oldum, benim hayalim Cumhuriyetin 100. Yılında belediye başkanı olmaktı. 2019 yılında göreve geldiğimizden 6 ay sonra Cumhurbaşkanı tüm büyükşehir belediye başkanlarını külliyeye davet etti. 6 milyar 180 bin borcumuz var dedik, kredi ile ilgili konuştuk, 200 milyon kredi verildi. Ardından pandemi dönemi geldi, rahatsızlığım nedeniyle 1 yıl görevimden uzaklaştım, ardından Manavgat yangınları sonra deprem, acı süreçlerden geçtik." "HİÇBİR YAKINIMI ZENGİN ETMEDİM, GÖREVE BİR AKRABAMI ZENGİN ETMEK İÇİN GELMEDİM" Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde bin 129 ihale yapıldığını aktaran Böcek, ihalelere kendisinin girmediğini vurgulayarak, şu ifadelere yer verdi: "İhalelere belediyeden denetimden geçtikten sonra mülkiye başmüfettişi gelir, asla bir ihaleyle ilgili sorunumuz olmadı. 24 yıldır Antalya'da muhalefet partiden görevli olarak görevimi sürdürüyorum. Hiçbir yakınımı zengin etmedim, göreve bir akrabamı zengin etmek için gelmedim. Bu yılki bütçemiz 84 buçuk milyar, bu bütçeyi namusum gibi koruyarak devam edeceğim. 2024 yılında borçlu belediyelerin listesi asıldı, Antalya Büyükşehir'in hiçbir borcu yansımadı. Belediyede 19 bin 180 kişi çalışıyor, hepsinin emeğinin karşılığını veriyoruz, kimsenin emeğini peşkeş çekmedim. " "YAŞAMAK İSTİYORUM" "Rahmetli babam Çağlarca köyü ağası" diyen Böcek, maddi durumlarının iyi olduğuna dikkat çekti. Madden belediyeden gelecek hiçbir gelire ihtiyacı olmadığını belirten Böcek, "27 milyona ev sahipliği yapıyoruz, şantajlara kumpaslara fırsat vermedim, hiçbir şekilde çalışmalarımız süresince kamu zararına uğratmadım. 10 defa hastaneye kaldırıldım, hayatım boyunca hastalığı bahane edip hiçbir zaman rapor almadım, 5 Temmuz'da tutuklandığımda 12 ilaç kullanıyordum, şimdi 22 ilaç kullanıyorum. Türk hekimlerine emanetiz deniyor, üniversiteye tedavi olmak için gidemedim. Ben yaşamak istiyorum. Uyku apnesi, kalp, astım, prostat, böbreklerimle ilgili çeşitli rahatsızlıklarım var. 5 Temmuz'da alnım açık başım dik onurumla cezaevine girdim, 9. aya giriyorum. Tedavi olmak istiyorum. Tüm bu atılı suçlardan beraat edeceğimi biliyorum ve tahliyemi istiyorum" dedi. "KİMSENİN BİR KURUŞUNDA GÖZÜM YOKTUR" "2024 Yılı Yerel Seçim propaganda çalışmaları kapsamında Anadolu Reklam isimli firmanın yapmış olduğu işlere yönelik ödemeler için oğlu Mustafa Gökhan Böcek ve S.T. aracılığıyla Y.Y., A.Y. ve S.K.'den fatura ödeme talebinde bulunması yönünde savunma yapan Muhittin Böcek, "Doğrudan ya da dolaylı talimatım olmadı, gece gündüz demeden çalışmalarımı yapıyordum seçim döneminde, o yoğunlukta kimseyi görmedim. Tüm siyasi partilerde partiler komisyon kurar, kendi gönülleriyle yapmıştır, benim haberim ve dahilim olmamıştır. Haksız mal edinme konusunu reddediyorum, kimsenin bir kuruşunda gözüm yoktur, mal beyanım ortadadır, haksız mal edinme konusunu kabul etmiyorum" diye konuştu. "SUÇUN NEDEN BANA YÖNELTİLDİĞİNİ ANLAMIYORUM" Zeynep K'ye lüks dubleks daire alımı hakkında konuşan Böcek, "Emniyete verdiğim ifademi tekrar ediyorum. Zeynep'e ev alımı konusunda Y.G.'ye borç vermiş, ikisi arasında alacak ilişkisi. Bu eylem nedeniyle neden suçlanıyorum, suçun neden bana yöneltildiğini anlamıyorum, kabul etmiyorum" şeklinde konuştu. Mustafa Gökhan Böcek ve Zuhal B. ortak çocukları M.A.B. üzerine dubleks villa alınması hususunda hakkında icbar suretiyle irtikap suçunu işlediği hususunda kamu davası açmaya yetecek yeterli şüphelinin oluştuğu, Mustafa Gökhan Böcek'in ise yardım eden sıfatıyla bahse konu suça iştirak ettiğine dair savunma yapan Böcek, "S.A. herhangi bir talimatım asla bulunmamaktadır, S.A'nın gönderdiği mesaj benimle ilişkilendirilmiştir. Kimsenin hakkı yenmemiştir, bir anlam çıkarılmasını anlamış değilim, irtikap suçunu işlediğimin sonucuna varılması mümkün değildir, mali hizmetler başkanının bana bilgi vermesinin nasıl bir garip yönü olabilir. Bütün daire başkanlarıyla çalışma şeklim bu yöndedir, hepsine destek olurum. Belediyenin parasını kuruşu kuruşuna gözüm gibi korudum. Oğlum Gökhan'la şahsi ticarete dayamalı ödemelerin benimle ilişkilendirilmesini kesinlikle kabul etmiyorum. B.Ç.'yi bugüne kadar 2-3 kez gördüm, M.Y.'yi hiç görmedim, talimatım ya da vaadim söz konusu değildir" dedi. M.K. adına araç, ikamet etmesi için kendi adına ev alması ve B.G. ve A.A. isimli şahıslardan M.K.'ye saat ile elden para alınması eylemine ilişkin değerlendirmede bulunan Böcek, "M.K. hanım adına 30 yılı aşkın dostluğum olan A.A.'dan araç alınmıştır. Makamımda görüşmesi yapılmıştır, aracın 1 milyon 800 bin TL ödemeye anlaşılmıştır. Kasamda bulunan altını oğluna teslim ettim, araç satış bedelinin gönderileceğini söylemiştim. Ortada gerçek bir alım satım ilişkisi vardır, herhangi bir suç işlenmemiştir. Bildiğiniz gibi Yörük çocuğuyum, hayat arkadaşına alacağın bir şeyi başkasına aldırtmak bizim adetimizde var mı, M. hanıma saatini hediye ederken faturasının alınmadığını şimdilik saati kullanmaması gerektiğini söylemiştim, evinde de o şekilde bulundu. M. hanıma hediye ettiğim saat ya da tadilat için herhangi bir talebim bulunmadı, iş insanlarına baskı kurmam, dolaylı bir menfaat talep etmem asla söz konusu değil, tüm suçlamaları reddediyorum" diye konuştu. H.A. tarafından şahsına Aksu ilçesi Altıntaş Mahallesi'nde daire satışı eylemine ilişkin konuşan Böcek, "1 milyon 650 bin TL'ye el sıkıştık, 650 bin için 25 bin dolar verdim, geri kalan 1 milyonu kendi aramızda halledeceğimiz konusunda el sıkıştık. Bu durum iki kişi arasında ticaretten ibarettir. Atadan kalma yerlerim, mal beyanlarım günü gününe görülecektir, böylesine mal varlığı olan birinin bunlarına ihtiyacı yoktur" ifadelerini kullandı. İ. E.'nin gerçekte şahsına ait olduğunu iddia ettiği bir sitedeki lüks daire ve Kemer ilçesi Kuzdere mevkiindeki tarla vasfındaki taşınmazı kendi üzerine alması eylemi hakkında savunma yapan Böcek, şu ifadelere yer verdi: "Üzerinden 10 yıl geçtiği için bu konuları hatırlamam, nasıl ruhsat alındığına dair bilgim yoktur, bu ev benim evim değildir, İ. E. tarafından nasıl temin edildiğini bilmiyorum." Başka bir siteden kendisine üç adet ve diğer belediye çalışanlarına maliyeti karşılığında iki adet dükkan alınması konusuna yönelik Böcek, "2019 yılı yerel seçimlerini kazandıktan sonra Güneş Mahallesi'ne ziyaretimizde söz alan bir vatandaş, önceki başkanın dönüşüm sözü verdiğini, seçilemeyince iş makinelerini mahalleden topladığını belirtti. Geçmiş dönem başkanı vaatlerini yerine getirmeyince talimat verdim, bir an önce sürecin tamamlanmasını istedim. Belediye meclisimizden oy birliğiyle geçti, ihale süreci tamamlandı. S.K. 15 yıldır tanıdığım, oğlunun nikahını kıydığım kişi, işin yavaşlatılması iddiası tamamen asılsız. S.T.'ye birkaç daire iste gibi talimatım asla olmadı, 15 yılık dostumdan asla böyle bir şey istemedim. S.T.'yi tersleyip neden böyle bir talepte bulunuyorsun demeliydi, sonuç olarak bu taşınmazlarla hiçbir alakam bulunmamaktadır" diye konuştu. Büyükşehir belediyesi ile resmi iş ilişkisi olan iş adamlarından suça konu maddi menfaatlerin reklam ve organizasyon işi yapan Mehmet Okan Kaya isimli şahsa aktarılması eylemi hakkında Böcek, "Tüm organizasyonlarda herkese aynı eşit mesafede olan birisiyim, Türkiye'nin her yerinde gönüllülük aracılığıyla sponsor olunur. Ben bu konulara girmem, bilgim dahilinde olmaz, yardım istemem tamamen gerçek dışıdır. Seçim sürecinde insanlar destekledikleri adaya destek olmak isterler. Var olan bu gerçeği sanki bir iş insanına dayatıyor gibi yapmam düşünülemez" dedi. Polis memuru O.A. ile olan irtibatı hakkında da açıklamada bulunan Böcek, "O.A.'yı tanırım, eşi belediyede çalışır, belediye başkanı olarak iftiralar maruz kaldığım olmuştur. Kendisi bana destek vermek adına bilgi vermiş olabilir, başka bir ilişkim bulunmamıştır" ifadelerini kullandı. Eski Emniyet Müdürü İlker Arslan hakkında kendisine yöneltilen soruya da cevap veren Böcek, "İlker Arslan'a yönelik hiçbir talimatım olmadı" dedi. BÖCEK HAKKINDA ÜÇ AYRI SUÇLAMA Dosyada görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek hakkında "icbar suretiyle irtikap", "haksız mal edinme" ve "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması" suçlarından yargılama talep ediliyor. Tutuklu sanıklardan Mustafa Gökhan Böcek hakkında ise "nüfuz ticareti", "yardım eden sıfatıyla haksız mal edinme" ve "yardım eden sıfatıyla icbar suretiyle irtikap" suçlamaları yöneltiliyor. Eski Antalya İl Emniyet Müdürü İlker Arslan hakkında da zincirleme suç hükümleri kapsamında "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması" ve "haksız mal edinme" suçlarından cezalandırılması talep ediliyor. Soruşturma kapsamında tutuksuz yargılanan sanıklar Zuhal B. ve Zeynep K. hakkında ise "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması" suçundan cezalandırılmaları isteniyor. DOSYADA 26 AYRI İDDİA İNCELENDİ Savcılık tarafından hazırlanan 702 sayfalık iddianamede, belediyedeki çeşitli işlemler ve mali hareketlere ilişkin 26 ayrı iddia hakkında hukuki değerlendirme yapıldı. İddianamede özellikle yerel seçim sürecinde yürütülen propaganda faaliyetleri kapsamında bazı reklam harcamalarının iş insanlarına fatura ettirildiği iddiaları, bazı taşınmaz ve araçların üçüncü kişiler üzerine geçirilmesi, yüksek tutarlı para ve döviz transferleri ile iskan ve ruhsat işlemleri karşılığında menfaat sağlandığına ilişkin değerlendirmeler yer aldı. İddianamede incelenen bazı iddialar yönünden ise kamu davası açılması için yeterli delil bulunmadığı değerlendirmesine yer verildi. "SUÇU MESLEK EDİNME" DEĞERLENDİRMESİ İddianamede Mustafa Gökhan Böcek hakkında dikkat çeken bir değerlendirme de yer aldı. Savcılık, Böcek'in resmi bir gelirinin bulunmamasına rağmen elde ettiği menfaatlerin kaynağını gizlemek amacıyla bazı malvarlığı değerlerini üçüncü kişiler üzerine tescil ettirdiğini veya çeşitli finansal işlemlerle meşru gelir gibi göstermeye çalıştığını değerlendirdi. Bu nedenle Mustafa Gökhan Böcek'in Türk Ceza Kanunu'nun 58'inci maddesi kapsamında "suçu meslek edinen kişi" olarak cezalandırılması talep edildi. MASAK VE HTS VERİLERİ DELİL OLARAK DOSYADA Savcılık iddianamede olaylara ilişkin değerlendirmelerin; taraf beyanları, MASAK finansal verileri, HTS analizleri, tapu kayıtları, mali inceleme raporları ve kurum yazışmaları birlikte incelenerek yapıldığını belirtti. 258 milyon liralık mal varlığı için müsadere talebi Soruşturma kapsamında yapılan aramalar ve mali incelemelerde yaklaşık 170 milyon lira tutarında nakit mevduata el konulduğu belirtildi. Ayrıca 10 daire, 5 araç, 5 iş yeri, bir saat ve bir cep telefonu olmak üzere toplam değeri yaklaşık 258,6 milyon lira olarak hesaplanan malvarlığının da müsaderesi talep edildi.

Yarım asırlık koltuk el değiştirdi: Arif Tak kaybetti, yeni başkan Mehmet Yasak Haber

Yarım asırlık koltuk el değiştirdi: Arif Tak kaybetti, yeni başkan Mehmet Yasak

Bursa Lokantacılar, Kebapçılar, Köfteciler ve Benzerleri Esnaf Odası'nda yapılan olağan genel kurulda 46 yıldır başkanlık görevini sürdüren Arif Tak, seçimde kaybederek koltuğunu devretti. Genel kuruldan Mehmet Yasak zaferle çıktı. Atalay Düğün Salonu'nda yoğun katılımla gerçekleştirilen olağan genel kurulda, başkanlık için beş aday yarıştı. Mevcut başkan Arif Tak'ın yanı sıra Nevim Suvar, Mehmet Murat Odabaş, Şevki Özen ve Mehmet Yasak üyelerin oyuna talip oldu. Sandıkların açılmasının ardından seçim sonuçları kesinleşti. Mehmet Yasak 222 oy alarak Bursa Lokantacılar Odası'nın yeni başkanı seçildi. Mehmet Murat Odabaş 171 oyda kalırken, Şevki Özen 153, Arif Tak 116 ve Nevim Suvar ise 89 oy aldı. Bu sonuçlarla birlikte, yaklaşık yarım asra yakın süredir oda başkanlığını yürüten Arif Tak'ın dönemi resmen sona erdi. Seçim, Bursa lokantacı esnafı açısından önemli bir değişim ve yenilenme sürecinin başlangıcı olarak değerlendirildi. Öte yandan Arif Tak, 1993–2022 yılları arasında Bursa Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği Başkanlığı görevini de yürütmüş, bu görevden de seçimle ayrılmıştı. Yeni başkan Mehmet Yasak'ın, önümüzdeki dönemde oda yönetiminde esnaf odaklı projeler, kurumsal yenilenme ve şeffaf yönetim anlayışıyla hareket etmesi bekleniyor. Bursa Lokantacılar, Kebapçılar, Köfteciler ve Benzerleri Esnaf Odası'nda gerçekleştirilen bu seçimle birlikte, oda yönetiminde yeni bir dönem resmen başlamış oldu.

Nihat Yeşiltaş Yenişehir’in nabzını tuttu: "Çiftçi yeniden milletin efendisi olacak Haber

Nihat Yeşiltaş Yenişehir’in nabzını tuttu: "Çiftçi yeniden milletin efendisi olacak

Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Başkanlığı, kentteki saha çalışmalarını sürdürüyor. CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş ve beraberindeki heyet bu kez Yenişehir'de kapsamlı bir saha çalışması gerçekleştirdi. Saha çalışmasının ardından Yeşiltaş, "Yenişehir’de gördüğümüz tablo; yoksullaştıran, doğayı talan eden bu iktidarın tükenmişliğini, Cumhuriyet Halk Partisi’nin ise adaletle iktidara yürüdüğünü açıkça göstermektedir.” dedi. Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, parti örgütüyle birlikte Yenişehir’de gerçekleştirdiği saha çalışmaları kapsamında mahalleler ve kırsal bölgelerde yurttaşlar, esnaf, üreticiler ve meslek örgütleriyle bir araya gelerek kentin ve ülkenin temel sorunlarını yerinde değerlendirdi. CHP Yenişehir İlçe Başkanlığı ziyaretiyle başlayan programa İl Yöneticileri, İl Kadın Kolları Başkanı Nigar Bölüker, İl Gençlik Kolları Başkanı Berkcan Bora da eşlik etti. Programda ilk olarak İlçe Başkanı Deniz Dörtkardeş ve İlçe Yöneticileriyle bir araya gelen Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, “Bugün Türkiye’de yaşanan sorunlar tesadüf değil; yanlış politikaların, rant düzeninin ve adaletsiz yönetimin sonucudur. Bu adaletsiz yönetim Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu ve yol arkadaşlarımızı hukuksuzca zindanlarda tutsak ediyor. Ancak ne yaparlarsa yapsınlar, tutuklamalara, baskılara, rağmen biz ülkemizi hak ettiği güzel günlere kavuşturacağız. Çalışmalarımızı bu amaçla tüm gücümüzle sürdürüyoruz.” dedi. RANT VAR, DENETİMSİZLİK VAR; SORUMLULUK YOK İlçe Başkanlığı ziyaretinin ardından Yeşiltaş ve beraberindeki heyet Kirazlıyayla’da Meyra Madencilik’e ait atık barajının çökmesiyle yaşanan doğa katliamına karşı düzenlenen basın açıklamasına katıldı. Burada yaptığı açıklamada binlerce ton ağır metal ve kimyasal atığın toprağa, suya ve tarım alanlarına yayıldığını vurgulayan Yeşiltaş, “Bu bir kaza değil, bu bir suçtur. Denetlemeyen, görmezden gelen, sermayeyi kollayan bu iktidar doğrudan sorumludur. ÇED süreçlerini kağıt üzerinde işleten, doğayı rant alanı olarak gören bu anlayışla mücadele etmek boynumuzun borcudur” diye konuştu. ORTAK AKIL, ŞEFFAFLIK VE HALKÇI YÖNETİM Yenişehir Muhtarlar Derneği ziyareti ile de mahallelerin sorunları masaya yatırıldı. Yeşiltaş, muhtarların beklentilerini dinlerken çözüm için ortak akılla çalışmalarını sürdüreceklerini ifade etti. EKONOMİ ÇÖKMÜŞ, ÜRETEN AYAKTA KALMA MÜCADELESİ VERİYOR Yenişehir Ticaret ve Sanayi Odası ile Ticaret Borsası ziyaretlerinde ise sanayici, esnaf ve üreticilerin ağır ekonomik tabloyu tüm açıklığıyla anlattığını belirten Yeşiltaş, “Üretici borç batağında, sanayici maliyetlere yetişemiyor, esnaf kepenk kapatmanın eşiğinde. Bu ülke plansızlığın, keyfiliğin bedelini ödüyor. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında üretimi yeniden ayağa kaldıracağız, emeğin hakkını teslim edeceğiz” dedi. HALK YOKSULLAŞIYOR, İKTİDAR GERÇEKLERDEN KOPUK Yenişehir pazar yerinde esnaf ve yurttaşlarla da bir araya gelen Yeşiltaş, pazar filesini dolduramayan emeklilerin, geçinemeyen emekçilerin isyanına dikkat çekti. “Bu ülkede insanlar çalıştığı halde yoksul, emekli olduğu halde muhtaç. Bu tablo kader değildir. İktidar gerçeklerden kopuk, belli bir azgınlığı zengin etmenin peşinde. Pazar filesini doldurmayan, sefalet ücretiyle yaşamaya çalışan emekli, emekçi ise derhal erken seçim istiyor.” ifadelerini kullandı. KÖYLERDE ÜRETİCİ DERTLİ Çelebi Köy ve Köprühisar Köyü'nde çiftçilerin ve üreticilerin sorunlarını dinleyen Yeşiltaş, AKP'nin tarım politikalarının iflas ettiğini vurguladı. Yeşiltaş, “Mazot, gübre, tohum el yakıyor; ürün para etmiyor. Üreten kazanamıyorsa o ülkede adalet yoktur. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında çiftçi yeniden baş tacı olacak” dedi. YENİŞEHİR CHP BELEDİYECİLİĞİYLE BULUŞACAK Saha çalışmaları sırasında yurttaşların Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin halkçı ve sosyal belediyecilik anlayışından duyduğu memnuniyeti dile getirdiğini belirten Yeşiltaş, “Yenişehir'de üreticimiz ve yurttaşlarımız Bursa Büyükşehir Belediyemizin altyapı, kırsal kalkınma ve pek çok alanda yürüttüğü çalışmalarından duydukları memnuniyeti bizlere aktardı. İnanıyoruz ki ilk yerel seçimde de Yenişehir'deki yurttaşlarımız da CHP belediyeciliğiyle buluşacak." diye konuştu.

İYİ Parti ve CHP zirvesi: Emekliden gence, demokrasiden yargıya tüm sorunlar masada Haber

İYİ Parti ve CHP zirvesi: Emekliden gence, demokrasiden yargıya tüm sorunlar masada

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İYİ Parti'nin 4. Olağan Kurultayı'nda yeniden genel başkanlığa seçilen Müsavat Dervişoğlu'nu ziyaret etti. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İYİ Parti 4. Olağan Kurultayı'nda yeniden genel başkanlığa seçilen Müsavat Dervişoğlu'nu ziyaret etti. İYİ Parti Genel Merkezi'nde gerçekleştirilen görüşme yaklaşık 1 saat sürdü. İki genel başkan, görüşmenin ardından ortak basın açıklamasında bulundu. Müsavat Dervişoğlu, görüşmede ele alınması gereken bütün konuları değerlendirdiklerini ifade ederek, "Bunların içerisinde Cumhuriyet Halk Partisi'ne yönelik yargılamalarla alakalı yaşananlar da dahil olmak üzere kapsamlı bir görüş alışverişinde bulunduk. Emeklilerin meselelerini ele aldık. Gençlerin sorunlarını ele aldık. Demokrasimizin karşı karşıya bulunduğu problemlerle ilgili olarak da fikirlerimizi paylaştık. Bununla birlikte Türkiye'de yaşanan süreçle ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kurulmuş komisyon, o komisyonun raporu üzerindeki çalışmalar, bu zamana kadar yapılmış olanlara dair de düşüncelerimizi ifade ettik. Daha önce de defalarca belirttiğim gibi çözüm süreci adı verilen ihanet projesinin amacı Cumhuriyetimizin temel niteliklerini tartışmaya açmaktır. Bunu yeniden ifade ettim. Bunu başarmak için ise önce kelimeleri ve imajları değiştirmeye çalıştıklarını dile getirdim" diye konuştu. CHP Genel Başkanı Özel ise geçen hafta gerçekleştirilen kurultayda yeniden genel başkan seçilen Dervişoğlu'nu kutlayarak, "Bugün ben buraya yaptığımız ziyarette bir siyasi partinin genel başkanına hayırlısı olsun ziyaretine gitmenin ötesinde, bir ağabey ve kardeş hukuku içinde olduğumuz ve iyi günümüzde, kötü günümüzde birbirimizin yanında olduğumuz bir büyüğüme, sabahleyin gelip bir kahvesini içme noktasındaki bir sıcaklığı hissederek geldim ve görüşmemiz de o çerçevede gerçekleşti. Son bir yılda Cumhuriyet Halk Partisi çok zor günlerden geçti. Acı günlerimiz oldu, kayıplarımız oldu. En kötü günümüzde hem insani olarak kardeşlerimizi, evlatlarımızı kaybettiğimiz günlerde İYİ Parti'nin tüm kadrolarını ve genel başkanını telefonun ucunda ilk arayan, yanımıza ilk koşan, acımızı ilk paylaşanlar arasında gördük" dedi. İki lider açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. "SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLARAK TANIMLANAN KİŞİNİN ETRAFINDA 15 TANE DEVLET KORUMASININ İŞİ NEDİR?" Özel, ‘Aziz İhsan Aktaş' davasının duruşmasında yaşananların sorulması üzerine ilk yargılamaların başladığına dikkati çekerek, "Dün fiziken netleşti. Milletin kapısından milletin seçtiği belediye başkanları ve milletin son seçimde birinci parti yaptığı CHP'nin genel başkanı giriyor. Diğer kapıdan ise Tayyip Bey'in atadıkları giriyor. Bu iftiraları iddianameye bile koyamayanlar ile onun itirafçısı aynı kapıdan girip çıkıyorlar. Kapılar net. Dün İYİ Parti'nin, Gelecek Partisi'nin, DEVA Partisi'nin ve çeşitli siyasi partilerin milletvekilleri ve temsilcileri bizle aynı kapıdan gelip adalet arayışında ve haysiyet suikastına karşı direnişte aynı yerlerde oturdular. Selamlaştık, genel başkanlarımızın selamını aldık. Aziz İhsan Aktaş da ‘Erdoğanların kapısından' girdi. Sayın Erdoğan'ın atadıklarının kapısından girdiler. Aynı yerde oturdular, o kapıdan çıktılar gittiler. Benim oraya gittiğim araba partime ait. Aziz İhsan Aktaş'ın oraya geldiği arabanın kime ait olduğunu hepimiz biliyoruz. Ve Aziz İhsan Aktaş'ın etrafında ana muhalefet partisini koruyan, ana muhalefet partisinin genel başkanına devletin verdiği korumalardan çok koruma vermişler, Aziz İhsan Aktaş'ı koruyorlar. Kimi kimden koruyorsunuz? Kimi hangi kapıdan sokuyorsunuz? 770 yılla yargılanan ve iddianamede ‘suç örgütü lideri' olarak tanımlanan kişinin etrafında 15 tane devlet korumasının işi nedir? Bu kişinin hakim-savcı kapısından girmesinin gerekçesi nedir? Gerekçe şu; biz Erdoğan'ın kendine hasım gördüğü tarafız. Onu iktidardan edeceğiz diye bizi düşman bildi, bize saldırıyor. Kendisine dost gördükleri o kapıdan giriyor" cevabını verdi. "DENGESİZLİĞİN GİDERİLMESİ LAZIM" Aynı soruya cevap veren Dervişoğlu ise 770 yılla yargılanan Aziz İhsan Aktaş'ın devlet korumasında mahkeme salonuna getirilmesinin kabul edilemez olduğunu dile getirerek, "Burada bir dengesizlik vardır. Dolayısıyla o dengesizliğin giderilmesi gerekmektedir. Herkesi her şekilde itham etme geleneğinden gelen bir anlayışla da karşı karşıyayız. Silivri'de yapılan yargılamaların tamamını takip ediyoruz. Orada yapılan yargılamalar, soruşturmalar hukuk üzerinden bir değerlendirme yapma imkanı da sunuyor. En başından beri söylüyorum, bu soruşturmalar, kovuşturmalar ve yargılamalar, hukuki olmanın çok ötesinde siyasi bir iş hissiyatı oluşturuyor. Toplumun da genel kanaati bu. Ayrıca bu mahkemelerin, özel mahkemelermiş gibi bir yerden bir yere taşınması ya da yeni yapılacak yargılamalar için yeni salonların inşası sanki bir olağan dışı dönemde bütün bunların yapıldığına dair bir kanaat oluşturuyor. Hukuk devleti ve demokrasi açısından bunlar çok kabul edilebilir durum değildir" ifadelerini kullandı. "İSTANBUL SEÇİMİNİ YENİLEYELİM, İDDİA EDİYORUM 1,5 MİLYON FARKLA O SEÇİMİ KAZANACAĞIZ" Erken seçimin bir çare olup olmayacağının sorulması üzerine Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kabul etmesi durumunda İstanbul seçimlerinin tekrarlanmasını kabul edebileceğini kaydederek, "Cesareti varsa kararı İstanbullular versin. Eğer Erdoğan'a inanıyorlarsa, Ekrem Başkan'ın suçlu olduğuna inanıyorlarsa Erdoğan'ın göstereceği adaya oy verirler. Ben o gün siyaseti bırakacağım. Mart ayının 29'unda, pazar günü yapılacak bir İstanbul yerel seçiminde adayım Ekrem İmamoğlu'dur. İstanbullular iki sene öncesine göre farklı düşünüyorlarsa, Ekrem Başkan'ı seçmezlerse ben siyaseti bırakıyorum. Ekrem Başkan siyaseti bırakıyor. Buyursunlar oynasınlar. İddia ediyorum ki 1 milyon değil, 1,5 milyon farkla o seçimi kazanacağız. Gelsinler, o seçimi yenileyelim. Bir tek şartım var. Eğer İstanbul seçimini biz kazanırsak yakamızdan düşecekler. Hemen getirecekler erken seçim sandığını. Türkiye'de yönetimi devralmaya hazırız" değerlendirmesinde bulundu. "HÜKÜMETİ, TBMM'DE YETERLİ ÇOĞUNLUK OLMAMASI MÜNASEBETİYLE ERKEN SEÇİM YAPMAYA ZORLAYAMIYORUZ" İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ise aynı soruya şu cevabı verdi: "Siyaset bir iddia işidir. Hükümeti TBMM'de yeterli çoğunluk olmaması münasebetiyle erken seçim yapmaya zorlayamıyoruz. 360 kişilik bir nitelikli çoğunluğa ihtiyaç var. Bu çoğunluğun elimizde olmaması, iktidara erken seçim demeden seçim yapılmasını mümkün kılmıyor. O sebeple CHP'nin değerli genel başkanı bir iddia ortaya koyuyor. Hukuken de yapabileceği bir işe işaret ediyor ve belediye başkanlarını ve belediye meclis üyelerini eş zamanlı olarak istifa ettirelim. Madem ki erken genel seçim yapamıyoruz, üzerinde spekülasyon olan İstanbul meselesini çözelim diyor. 770 yıldan yargılanan bir adam devlet korumasıyla gelirken, başta Ekrem İmamoğlu olmak üzere belediye başkanları tutuklu yargılanmaya devam ediyor. Dolayısıyla bu haksızlığın da giderilmesini temin edebilmeyi mümkün kılalım ve seçimin işaret fişeğini İstanbul'dan atalım diyorlar. Bu siyasi bir iddiadır, karşılık bulup bulmayacağı da tartışma konusudur ama netice itibarıyla bir yöntemdir."

Özel ve Arıkan’dan ortak mesaj: Vatandaş erken seçimde ısrarcı Haber

Özel ve Arıkan’dan ortak mesaj: Vatandaş erken seçimde ısrarcı

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı (CHP) Özgür Özel'i genel merkezinde ziyaret etti. CHP Genel Başkanı Özel, Saadet Partisi Lideri Mahmut Arıkan ve beraberindeki heyeti kabul etti. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi'nde gerçekleştirilen görüşmenin ardından konuşan Özel, "Özellikle 19 Mart'tan bugüne kadar partimiz çok zor günler geçirdi. Tüm yaşadığımız zorluklarda ve acılarda ki kayıplarımız oldu, ilk telefonu açan, ilk ziyaretimize gelen ve her zaman dayanışma gösteren Mahmut Arıkan'a ve 81 ilde Cumhuriyet Halk Partisi örgütleriyle tam bir dayanışma halinde, bir kardeşlik hukukuna bağlı olarak siyaset yapan tüm Saadet Partisi teşkilatına ben de çok teşekkür ediyorum. Bundan sonra Türkiye'de çok daha güzel günlerde, umut dolu günlerde hep birlikte olmayı, birlikte siyaset yapmayı, birlikte çalışmayı ümit ediyoruz" dedi. "BAHÇELİ, EN DİPTEYKEN ÜLKEYİ ERKEN SEÇİME GÖTÜRDÜ" Açıklamanın ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Genel Başkan Özel, MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin erken seçim ve emekli aylıklarına ilişkin kendisine yönelik açıklamalarını şöyle değerlendirdi: "Bahçeli, erken seçime kapıyı kapattı. Bahçeli, erken seçime kapıyı açtığında Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarını başlatmıştı. Kendisi bir üçlü koalisyondaydı ve çok zorlukları olan bir koalisyondu. Deprem geçmişti ve büyük bir ekonomik kriz, çok katı önlemlerle aşılmaya çalışılıyordu. Hükümetinin en zor olduğu dönemde ve ondan sonra yaşanacak her gün biraz daha ekonomik tedbirlerin sonuç vermeye başlayacağı, vatandaşın rahat edeceği ve hükümete tepkinin azalacağı bir süreçte en dipteyken, ülkeyi erken seçime götürdü. Adalet ve Kalkınma Partisi kendilerinin dahi hayal edemeyeceği bir sonuç alarak, iktidarı oluşturan 3 partinin de baraj altı kalmasıyla, Türkiye'nin en köklü partilerinin baraj altı kalmasıyla, sadece 2 partinin barajı geçebildiği noktada, kuruluşunun üzerinden 13-14 ay geçtikten sonra tek başına iktidarı yakaladı. O gün, Bahçeli'nin bıraktığı gün en düşük emekli maaşı 8 çeyrek altındı, bugün 2 çeyrek altın. Aradaki 6 çeyrek altın Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarlarının eseri olarak emeklinin cebinden uçup gitti. Bir emekli değil, her emekli; bir çeyrek altın değil, 6 çeyrek altın; bir kere değil, her ay kaybediyorlar. Bu süreci Bahçeli'nin erken seçim çağrısı başlattı." Özel, "Şimdi Bahçeli, milletin bu iktidardan en rahatsız olduğu, ekonomik krizin en yüksek noktada olduğu, milletin şikayetlerinin en fazla olduğu, yoksulluğun, işsizliğin, güvencesizliğin dayanılamaz bir noktaya geldiği yerde bu sefer erken seçime kapıyı kapatıyor. Erken seçime bugün kapıyı aralasa emekli kurtulacak, asgari ücretli kurtulacak, çiftçi kurtulacak, esnaf kurtulacak, memur kurtulacak. Ama kendisi iktidardayken en avantajlı zamanda AK Parti'ye erken seçim kapısını aralayan AK Parti için en dezavantajlı noktada erken seçime kapıyı kapatıyor. O zaman ne diyelim? Bahçeli, biz bildiğiniz gibiyiz. Biraz daha ustalaştık taşı kırmakta, dostu düşmanı birbirinden ayırmakta" dedi. "KLASİK ANAYASAYA AYKIRILIK BAŞVURULARINDAN FARKLI" Emeklilerin çoğunluğunun en düşük emekli maaşını alacak olması ve Anayasa Mahkemesi'ne başvuru hakkındaki soruyu cevaplayan Özel, "Anayasa Mahkemesi ile ilgili arkadaşlarımız çalışıyorlar. Tabii normal şartlarda yapılan düzenlemenin iptali, bin liralık zammın iptali noktasına gelebilir. Ama biz Anayasa Mahkemesi'ne çalışmamızı, anayasanın insanca yaşam hakkı, barınma hakkı başta olmak üzere, emeklilerin bu maaşla mahrum oldukları temel insan haklarından dolayı Anayasa Mahkemesi'nin uzunca bir süre vermeksizin, Meclis'in görevlerini ve anayasanın saydığı temel insan haklarını değerlendirerek ve kısa bir süre vererek kanunun yeniden görüşülmek üzere iptal edilmesi talebiyle bir başvuru yapmayı düşünüyoruz. Klasik anayasaya aykırılık başvurularından farklı, arkadaşlar detaylı olarak çalışıyorlar. Çalışmalarını tamamladıklarında başvuruyu gerçekleştirecek arkadaşlarımız" diye konuştu. "VATANDAŞLARIMIZ ERKEN SEÇİM NOKTASINDA ÇOK ISRARCILAR" Emekli maaşlarına değinen Arıkan, "Türkiye'nin her yerini özellikle muhalefet partileri geziyorlar. Sahadaki durum artık çalışmak ya da çalışmamak insanların onurlu bir şekilde yaşamını garanti altına almayan bir sürece geldi. Emeklilerimiz, asgari ücretlilerimiz, çalışanlarımız, esnaflarımız, gençlerimiz, iş insanlarımız dün Manisa ilindeydik ziyaretlerde bulunduk. Sanayinin çok gelişmiş olduğu bir şehir, tarımın çok gelişmiş olduğu bir şehir. İşsizişliğin çok hızlı bir şekilde arttığını, çok büyük firmaların işçi çıkartmak durumunda kaldığını gördük. Böyle bir ortamda erken seçim istememek çok mantıklı değil. Geçtiğimiz hafta Saadet Partisi Genel Başkanı olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne bir kanun teklifinde bulundum. En düşük emekli maaşının asgari ücret seviyesine çıkartılması diğer emekli maaşlarının da ödeme primi oranının da artırılması talebinde bulunduk. Birkaç günlük bir imza kampanyası başlattık. Birkaç gün içerisinde 1 milyon 214 bin insan bu teklifimize destek imzası verdiler. Bahçeli, iktidar yetkilileri ne kadar erken seçim istemiyoruz dese de vatandaşlarımız erken seçim noktasında çok ısrarcılar" şeklinde konuştu.

Çağdaş Mühendisler ‘Mücadele’ dedi: Makina Mühendisleri Odası’nda adaylar tanıtıldı Haber

Çağdaş Mühendisler ‘Mücadele’ dedi: Makina Mühendisleri Odası’nda adaylar tanıtıldı

Bursa Akademik Odalar Birliği (BAOB) Ortak Salon’da gerçekleştirilen adaylık açıklamasında, Çağdaş Mühendisler grubunun 20. Dönem Yönetim Kurulu adayları görücüye çıktı. Grubun en genç adaylarından Serhat Bulut tarafından okunan ortak açıklamada, seçimlerin sıradan bir aday tanıtımı değil, odanın gelecekteki duruşuna dair bir karar süreci olduğu ifade edildi. "MÜHENDİSLİĞİ PİYASAYA TESLİM ETMEYECEĞİZ" Açıklamada, mühendislik mesleğinin ve meslek örgütünün karşı karşıya olduğu zorluklara dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi: "Bir yanda mühendisliği piyasaya teslim eden, odamızı sessizliğe mahkûm etmek isteyen bir zihniyet var; diğer yanda ise ön seçimle adaylarını belirleyen, toplumcu ve bağımsız mühendislik anlayışını savunan bizler varız. Mühendisler yoksullaşırken, gençler işsizliğe sürüklenirken susmayacağız. Biz uyum sağlamaya değil, mücadele etmeye geliyoruz." "BİZ TARAFIZ: EMEKTEN VE BİLİMDEN YANA" Makina Mühendisleri Odası’nın iktidarın arka bahçesi ya da sermayenin ofisi olamayacağının altını çizen Çağdaş Mühendisler, sanayi politikalarına yön veren ve kent talanının karşısında duran bir oda yönetimi vaat etti. Açıklamada, "Emekten tarafız, kamudan tarafız, bilimden ve aydınlanmadan tarafız" denilerek örgütlü mücadelenin önemi vurgulandı. İŞTE ÇAĞDAŞ MÜHENDİSLERİN ADAY LİSTESİ Ön seçim geleneğiyle belirlenen 7 asıl ve 7 yedek yönetim kurulu aday listesi şu isimlerden oluştu: Ercan Çarıkçı, Murat Korkut, Erkut Yavuz, Okay Güler, Semiha Öztan, Serpil Güzel, Serhat Bulut, İskender Güven, Burak Karlı, Esra İnhanlı, Yılmaz Adana, Kadir Kaymaz, Uğur Rahmi Demir ve Mithat Mollaoğlu. SEÇİM HEYECANI 7-8 ŞUBAT’TA Çağdaş Mühendisler, tüm meslektaşlarını mesleki onur ve kamucu mühendislik çizgisine güç vermeye davet etti. MMO Bursa Şubesi Genel Kurulu 7 Şubat tarihinde, seçimler ise 8 Şubat günü BAOB Oditoryum’da gerçekleştirilecek.

İçmimarlar Odası Bursa Şubesi’nde Nehir Özbey dönemi başladı Haber

İçmimarlar Odası Bursa Şubesi’nde Nehir Özbey dönemi başladı

TMMOB İçmimarlar Odası Bursa Şubesi 5. Olağan Genel Kurulu’nu gerçekleştirdi. Tek liste ile yapılan seçim sonucunda İçmimarlar Odası Bursa Şubesi Başkanlığına Nehir Özbey seçildi. İçmimarlar Odası Bursa Şubesi merkezinde gerçekleştirilen seçimler sonucunda İçmimarlar Odası Bursa Şube Başkanı seçilen Nehir Özbey, yeni dönem için hedeflerini değerlendirdi. Nehir Özbey, “Biz diğer odalara bakıldığında görece yeni bir odayız. 150 üye ile başlayan yolculuğumuzda şu anda 475 aktif üyemiz var. Yeni dönemde de üye sayımızı arttırarak, üye ilişkilerimizi güçlendirerek daha da büyüme hedefimizle çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Güçlü üye ilişkileri, mesleğimizin ve meslek odamızın hak ettiği değer ve itibarı arttırarak, görünür, üretken, sivil inisiyatiflerle, yerel yönetimlerle ve üniversitelerle işbirliği içerisinde olarak, mesleğimize ve Bursamıza katkı sağlayan bir dönem geçirmeyi hedefliyoruz. Bu bağlamda üyelerimizin desteği bizim için çok önemli” dedi. “Şehirleşmenin her alanında söz sahibi olmak istiyoruz” İçmimarlığı yapı sektörünün paydaşı durumunda bir disiplin olarak tanımlayan Nehir Özbey, “Dolayısıyla yapının güvenliği, yangın, deprem gibi konularda bizim alanımıza dahil. Biz, içmimarların bu konularda da söz sahibi olmasını, şehirlerimizde oluşan niteliksiz yapı stoğu hakkında ya da yapılan kontrolsüz tadilatlar ya da deprem yönetmeniyle uygun olmayan yapılarla alakalı, yangın yönetmeliğinde de söz sahibi olmak, yani bulunabileceğimiz her alanda söz söylemek istiyoruz. Bu da ana hedeflerimizden birisi” ifadelerini kullandı. Odalarının yerel yönetimlerle ilişkilerinin her dönemde çok iyi olduğunu belirten Nehir Özbey, “Yerel yönetimlerimiz de zaten akademik odalara karşı açık bir yaklaşım içerisindeler. Bu anlamda paydaşlığa hazır olduklarını daha önce de kendilerinden dinledik. Yeni dönemde hem büyükşehir belediyemiz hem de ilçe belediyelerimizle çeşitli protokollerle ilgili hazırlıklarımız var. Daha önce de örnek uygulamalarımız olmuştu. Bunları geliştirip yeni dönemde daha aktif hale getirmeyi hedefliyoruz” dedi. “İçmimarlık lüks değil ihtiyaçtır” İçmimarlık mesleği üzerindeki lüks ve estetik algısını değiştirmeye çalıştıklarını anlatan Nehir Özbey, “Ancak günümüz şartlarında artık bu algı biraz daha kırılmaya başlandı. İçmimarlık, aslında yapı sektöründeki birçok disiplinin birlikte çalışması gereken, paydaşlığın ortasında bulunan bir meslek grubudur. Yani bir yapı oluşurken iç mimarların da sürecin en başından dahil olması, yapıların güvenliği, kullanıcının konforu ve yapı üretimlerinde emek zayiatının önüne geçilerek sürdürülebilir tasarımlar için bir gerekliliktir. Bu iç mimarlığın bir lüksten çok aslında bir ihtiyaç olduğunu ve insanların da bu yaklaşımla ilerlemesi gerektiğini söylüyoruz, söylemeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu. “Bizde genel kurullar bayrak değişimidir” İçmimarlar Odası’nın her zaman barışçıl bir yapıyla yönetildiğini ifade eden Nehir Özbey açıklamalarının devamında şunları söyledi: “TMMOB içmimarlar odası 11 şubeden oluşuyor. Bursa da bu şubelerden bir tanesi. Bayrak devri şeklinde ilerleyen bir genel kurul sistemimiz var. Bu dönemde aslında listemizde önemli ölçüde bir değişiklik oldu diyebiliriz. Yönetim kurulumuzu oluştururken mesleğinde başarılı, tecrübeli, sorumluluk sahibi, mesleği ve odasına karşı yükümlülüklerinin farkında olan ve nitelikli işler yapan arkadaşlarımız tercih ettik. Bizden önceki dönemlerde de başkan ve yöneticilerimiz odamız ve mesleğimiz adına çok güzel çalışmalara imza attılar. Bu anlamda tüm başkan ve yöneticilerimize teşekkür ediyorum. Bu başarıların üzerine koyarak ilerlemeyi düşünüyoruz.” Gerçekleştirilen seçimde TMMOB İçmimarlar Odası Bursa Şubesi’nin yeni yönetimi şu isimlerden oluştu: Yönetim kurulu asıl: Nehir Özbey, Ahmet Tuna Muhtar, Begüm Gülen, Ercüment Özçelik, Aylin Aras, Melih Konuk, Sait Faruk Eligür Yönetim kurulu yedek: Fehmi Akpınar, Emre Arı, İpek Uçar, Barış Yılancı, Nihatcan Danış, Burcu Uluköy, Ezgi İzgördü Demir

Nihat Yeşiltaş: "Bu Ücretle milyonlarca aileyi açlığa mahkûm ettiler" Haber

Nihat Yeşiltaş: "Bu Ücretle milyonlarca aileyi açlığa mahkûm ettiler"

1 Ocak 2026’dan itibaren geçerli olacak 28 bin 75 liralık asgari ücretin açlık sınırının altında kalmasına Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş tepki gösterdi. Yeşiltaş, “24 Aralık’ta sadece asgari ücretin açıklanışını değil, iktidarın bu ülkenin insanı için artık zerre kadar insafının kalmadığını izledik. Ülkeyi yönetenler halktan kaçıyorsa, o koltuklarda oturmalarının da anlamı yoktur. Geçim yoksa seçim vardır” dedi. CHP Bursa İl Başkanlığı, asgari ücretin açlık sınırının altında kalmasına karşı Bursa Kent Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamaya, CHP Genel Başkan Yardımcısı Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Parti Meclisi Üyesi Canan Taşer, İl Kadın Kolları Başkanı Nigar Bölüker, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, İlçe Başkanları, İl-İlçe Yöneticileri ve yurttaşlar katıldı. Açıklamasında asgari ücretin açlık sınırının altında kalmasına tepki gösteren Yeşiltaş, Kent Meydanı’ndaki basın açıklamasında şunları söyledi: “Türkiye emekçi sınıfı; zenginle fakir ne zaman karşı karşıya gelse, her zaman zenginden yana taraf olmuş bir iktidarın ablukası altındadır. Bizler, 24 Aralık’ta sadece asgari ücretin açıklanışını değil, iktidarın bu ülkenin insanı için artık zerre kadar insafının kalmadığını izledik. İşçinin masada olmadığı göstermelik bir pazarlıkla milyonlarca işçiyi, milyonlarca emekçiyi ve milyonlarca aileyi açlığa mahkûm ettiler. Kimsenin güvenmediği TÜİK bile enflasyonu yüzde 31 olarak açıklarken, bu oranın altında zam yapıp hiç utanmadan, hiç sıkılmadan ‘emekçiyi enflasyona ezdirmedik’ dediler. Açlık sınırının 30 bin lirayı geçtiği bir ülkede, bu onurlu halka 28 bin lirayı reva gördüler. Yere batsın böyle düzen!” GEÇİM YOKSA SEÇİM VARDIR Hükümetin yarattığı enflasyonun faturasını yoksullara kestiğini belirten Yeşiltaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Enflasyonun sebebini kendilerinde değil, iki göz odalı evinde yaşam mücadelesi veren garibanda arayanlar çıkıp ne dedi biliyor musunuz? ‘Muhalefetin popülizm tuzağına düşmedik’ dedi. Buradan açıkça söylüyorum: Önerdiğimiz 39 bin liraya bile popülizm diyenler, biraz olsun rahatlama sağlayacak bir ücrete bile laf edenler, tek bir işçinin yüzüne bakmaya cesaret edemeyenlerdir. Emeğin ve alın terinin şehri Bursa’dan bu düzenin sahiplerine ve işbirlikçilerine sesleniyorum: Gelin cesaretiniz varsa bu kentteki bir konfeksiyona gidip, evladının karnını doyurabilmek için 12 saat köle gibi çalışan bir annenin yüzüne bakın. Gelin bir fabrikaya gidip bir babanın yüzüne bakın. Bir ülkenin Çalışma Bakanı işçinin yüzüne bakmaya korkuyorsa, o koltukta oturmasının hiçbir anlamı yoktur. Ülkeyi yönetenler halktan kaçıyorsa, o koltuklarda oturmalarının da anlamı yoktur. Geçim yoksa seçim vardır!” KRİZ VARSA YÜKÜ İŞÇİ ÇEKİYOR Hükümetin asgari ücretin bir yoksullukla mücadele aracı olduğunu hatırlaması gerektiğini vurgulayan Yeşiltaş, şunları söyledi: “Normal bir düzende hükümet, halkın emeği sömürülmesin diye piyasaya müdahale eder, asgari bir ücret belirler ve halkının yanında olur. Asgari ücretin anlamı budur. Ancak bu ülkede halkın emeği, zengin daha zenginleşsin diye bizzat hükümet eliyle sömürülüyor. Bu ülkede kriz varsa yükü işçi çekiyor, büyüme varsa payı zengin alıyor. Vergiyi yoksul ödüyor, yoksulun vergisi zengine gidiyor. Bir avuç sermaye sahibi ve saray etrafında toplanmış bir azınlık şatafat içinde yaşasın diye milyonlarca insan açlığa mahkûm ediliyor. Bu hükümetin halkla olan bağı tamamen kopmuştur. Halkla bağı olsaydı bütçe görüşmeleri sırasında ‘asgari ücretli sayısı abartılıyor’ demezlerdi.” Ülkede çalışanların yarısının asgari ücretle, diğer yarısının ise asgari ücretin biraz üzerinde maaş aldığını ifade eden Yeşiltaş, asgari ücretin iki katından fazla kazananların oranının yalnızca yüzde 12 olduğunu, ülkedeki maaşların neredeyse tamamının asgari ücrete göre belirlendiğini söyledi. BU ÜLKENİN EMEKÇİ HALKI BU KARANLIĞI HAK ETMİYOR Bir yıl boyunca geçerli olacak ücretin durdurulamayacağını ve enflasyon karşısında hızla eriyeceğini belirten Yeşiltaş, sözlerini şöyle tamamladı: “Halkımız her ay daha büyük bir karanlığa sürüklenecek. İnanın bu ülkenin insanları, bu ülkenin emekçi halkı bu karanlığı hak etmiyor. Bir kez daha açıkça görülmüştür ki ülkedeki adalet krizi her geçen gün daha da büyümektedir. Eksik olan adalettir. Sorun bu adaletsiz düzenin sahipleridir. Bugün ülkenin her yanından adalet çığlıkları yükseliyor; sadece mahkeme salonlarında değil, evde, fabrikada, tarlada, okulda… Bütün ülke adil bir yaşamın, adil bir düzenin özlemini çekiyor. Kardeşlerim, bu düzeni yaratanlar değişmeden tek bir emekçi, tek bir yurttaş nefes alamayacak. Yemin olsun bu düzeni de, bu düzenin işbirlikçilerini de ilk seçimde göndereceğiz. Büyük usta Nâzım’ın düşlediği ‘gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatılmayan’ bir ülkeyi; ekmek, gül ve hürriyet günlerini hep birlikte kuracağız. Yemin olsun başaracağız!
Mutlaka kazanacağız!
Mutlaka kazanacağız!
Mutlaka kazanacağız! Aydınlık yarınlarımıza selam olsun. Sağ olun, var olun!”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.