SON DAKİKA
Hava Durumu

#Seçmen Iradesi

Söz Bursa - Seçmen Iradesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Seçmen Iradesi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bursa Barosu’ndan ‘Mutlak Butlan’ çıkışı: "Hukuk kavramları siyasal mühendislik aracına dönüştürülemez!" Haber

Bursa Barosu’ndan ‘Mutlak Butlan’ çıkışı: "Hukuk kavramları siyasal mühendislik aracına dönüştürülemez!"

Cumhuriyet Halk Partisi’nin 38. Olağan Kurultayı hakkında verilen “mutlak butlan” kararı, yalnızca bir siyasi partinin iç işleyişine dair teknik bir hukuk meselesi değildir. Bu süreç; hukuk devleti, demokratik siyasal yaşam, seçme ve seçilme hakkı ile siyasal örgütlenme özgürlüğü bakımından doğrudan anayasal düzeni ilgilendiren çok yönlü bir meseledir. Siyasi partiler, Anayasa’nın 68. maddesi uyarınca demokratik hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır. Bu nedenle siyasi partilerin iradesine yönelik yargısal müdahaleler; ancak açık anayasal sınırlar içerisinde, ölçülülük ilkesine uygun ve demokratik toplum düzeninin gerekleri gözetilerek gerçekleştirilebilir. Parti delegelerinin özgür iradesiyle oluşmuş kurultay sonuçlarının, yıllar sonra “mutlak butlan” kavramı üzerinden tüm sonuçlarıyla yok sayılmasının; hukuki güvenlik, belirlilik ve demokratik meşruiyet ilkeleri bakımından son derece ağır sonuçlar doğurma riski bulunduğu açıktır. Özel hukuk alanına ait istisnai bir hükümsüzlük müessesesi olan “mutlak butlan” kavramının, siyasal alanı yeniden dizayn edecek şekilde genişletilmesi; hukuk devleti ilkesini zedeleyen, yargının tarafsızlığına ilişkin toplumsal güveni sarsan ve demokratik rekabetin yargı eliyle şekillendirilmesi yönünde son derece sakıncalı bir yaklaşımdır. Demokratik süreçlerin, seçimlerin ve kurultayların; yıllar sonra adli yargı mercilerinde “butlan” iddialarıyla tartışmaya açılabilir hale gelmesi, yalnızca bir siyasi partiyi değil, tüm anayasal düzeni istikrarsızlaştırabilecek sonuçlar doğurur. Böyle bir yaklaşımın kabulü halinde, geçmişte halk iradesiyle şekillenmiş Anayasa referandumu ve Cumhurbaşkanlığı seçimi dahil pek çok sürecin de yargısal tartışma konusu yapılmasının önü açılacaktır. Öte yandan seçimlerin yönetimi ve denetimi konusunda Anayasa ile münhasır yetki verilen Yüksek Seçim Kurulu’nun görev alanına dolaylı biçimde müdahale sonucunu doğurabilecek girişimler; anayasal kurumlar arasındaki görev dağılımını ve hukuk güvenliğini de zedeleme riski taşımaktadır. Hiçbir demokratik hukuk düzeninde milyonlarca yurttaşın siyasal temsil iradesi, tartışmalı yargısal yorumlarla ortadan kaldırılamaz. Siyasal meşruiyetin asli kaynağı mahkeme koridorları değil, halkın özgür iradesidir. Yargının görevi siyasal alanı şekillendirmek değil; hukuku, tarafsızlık ve bağımsızlık ilkeleri çerçevesinde uygulamaktır. Mahkemelerin, siyasal rekabeti doğrudan etkileyebilecek kararlarında çok daha yüksek bir anayasal hassasiyetle hareket etmesi zorunludur. Aksi halde yargı, adalet dağıtan bir erk olmaktan uzaklaşarak siyasal tartışmaların merkezine yerleşen bir müdahale aracına dönüşme tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Bugün ihtiyaç duyulan şey; kuvvetler ayrılığı ilkesine bağlı, temel hak ve özgürlükleri güvence altına alan, demokratik toplum düzenini koruyan gerçek bir hukuk devletidir. Hukukun üstünlüğü; yalnızca iktidarlar için değil, muhalefet partileri, seçmen iradesi ve toplumun tamamı için güvence oluşturduğu ölçüde anlam taşır. Bursa Barosu olarak; demokratik siyasal yaşamın yargısal müdahalelerle baskı altına alınmasına, hukuk kavramlarının siyasal mühendislik aracına dönüştürülmesine, anayasal kurumların görev alanlarının tartışmalı hale getirilmesine ve seçmen iradesini zedeleyecek her türlü girişime karşı hukukun evrensel ilkelerini savunmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla bildiririz.

İmamoğlu casusluk suçlamalarını reddetti: "Gururluyum, onur duyuyorum" Haber

İmamoğlu casusluk suçlamalarını reddetti: "Gururluyum, onur duyuyorum"

Siyasal casusluk suçundan yargılandığı davada savunma yapan tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu "Gerçekten absürtlükte sınır tanımayan, utanç verici bu rezilliğe, bu suçlamaya karşı savunma yapmayacağım. Devlet sırları kullanarak seçmen iradesi yönlendirildi diyorlar. Hangi devlet sırrı? Nerede elde edilmiş? Yok. Hangi yöntemle alınmış? Yok. Ortada tek bir somut cevap, delil, beyan hiçbir şey yok. Bu dosyada ortaya atılan teknik iddiaların tamamının mesnetsiz olduğu bizzat bilirkişi incelemesiyle ortaya konmuştur. Yahu savcılık ne anlar casusluktan? Ekrem İmamoğlu'nun ismi casus, ajan diye yazılmışsa, MİT Başkanı size sesleniyorum niye konuşmuyorsunuz?" dedi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu, stratejist Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve teknoloji yatırımcısı Hüseyin Gün hakkında ‘siyasal casusluk' suçundan 15'er yıldan 20'şer yıla kadar hapis cezası istemiyle açılan davanın görülmesine başlandı. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki duruşma salonunda görülen duruşmada Ekrem İmamoğlu savunma yaptı. "ÇOK GURURLUYUM" İmamoğlu savunmasında, "Deli kuyuya bir taş atmış ve istiyorlar ki birileri de o taşı çıkarsın. Malum, burada biz birkaç davada daha yargılanıyoruz. Birkaç salon yanda başka bir davada daha yargılanıyoruz. O davadaki arkadaşlarımdan birisi de Necati Bey. Biz orada da bunun bir benzerini yaşıyoruz. Çok rahatım, çok gururluyum. Burada verdiğim mücadeleden dolayı gururluyum. Onur duyuyorum. Türkiye tarihinin demokrasi ve adalet adına en büyük muhalefet mücadelesi bugün Silivri'de verilmektedir" dedi. "ABSÜRTLÜKTE SINIR TANIMAYAN BU SUÇLAMAYA KARŞI SAVUNMA YAPMAYACAĞIM" İmamoğlu, savunmasının devamında şunları söyledi: "Suç yok, delil yok, buna rağmen deniyor ki masumiyetini ispat et. Böyle bir şey olabilir mi? Asrın iftirası casusluk. Asrın iftirası İBB davası. Bu iddianame nedir biliyor musunuz? Tam bir hukuk cinayetidir. İstanbul'da seçimi kazanmak, başta İstanbul olmak üzere ülkemiz siyasetinde söz sahibi olmak suç mudur? Casusluk. Gerçekten absürtlükte sınır tanımayan, utanç verici bu rezilliğe, bu suçlamaya karşı savunma yapmayacağım. Yargı eliyle her türlü baskıyı, hukuksuzluğu, düşman hukukunu yaşadım, yaşıyorum. Casusluktan Ekrem İmamoğlu'nu tutuklamak hukukla, akılla, vicdanla açıklanabilecek bir şey değil. Ekrem İmamoğlu'ndan, Necati Özkan'dan, Merdan Yanardağ'dan casus ve vatan haini çıkarmaya çalışıyorlar." "BURAYA YAZDIKLARI CASUSLUK VE VATAN HAİNLİĞİNİ AYNEN İADE EDİYORUM" "Siyaset biliminde hem Türkiye'de hem dünyada yer edinmiş Necati Özkan'ı ve herkesin saygı duyduğu gazeteci yazar Merdan Yanardağ'ı da bir kurgunun içine katarak vitrin bir dosya üretmek niye?" diyen İmamoğlu, "Ekrem İmamoğlu zaten imha edilecek. Necati Özkan'ın tutsaklığını uzatalım. Merdan Yanardağ'ın da kanalına çökelim ve susturalım. Benim basınla alakalı ilişkilerimi yöneten kişi, Merdan Yanardağ. Böyle bir şey olamaz yani. Burada bize casus ve vatan haini suçlaması yapan bir avuç muhteris ile karşı karşıyayız. Bunu yapan akla söylüyorum en tepeden içinde olan her birine, o buraya yazdıkları casusluk ve vatan hainliğini aynen iade ediyorum. İlerleyen yıllarda haklı çıkarsam şaşırmayın. Güya birkaç dakikalık bir ziyaret ve sonrasında beyefendinin anlattığına göre 3-5 çalışmanın raporu, WhatsApp'tan gönderilmiş rapor seçim sonucunun sahibiymiş gibi ve bir casusluk faaliyetiymiş gibi anlatılıyor ya" diye konuştu. "DEVLET SIRLARI KULLANARAK SEÇMEN İRADESİ YÖNLENDİRİLDİ DİYORLAR, HANGİ DEVLET SIRRI?" İmamoğlu savunmasında, "Ekrem İmamoğlu'na vatan haini, casus yaftası yapıştırmaya çalışıyorlar. Neden? Çünkü bazıları için hukuk artık adaletin değil makamın, terfinin ve kişisel kariyer hesabının aracı haline gelmiştir. Güya tanımadığım kişi gelmiş, işte 11 Haziran'dan 23 Haziran'a seçimi kazandırmış. Kendi de diyor 'böyle bir şey olur mu?' diyor zaten. Vatan haini sözünü, casusluk sözünü yazanlara bu sözleri iade ediyorum. Alnına yapıştırıyorum. ‘Devlet sırları kullanarak seçmen iradesi yönlendirildi' diyorlar. Hangi devlet sırrı? Nerede elde edilmiş? Yok. Hangi yöntemle alınmış? Yok. Hangi tarihte gerçekleşmiş? Yok. Hangi yabancı devlet lehine kullanılmış? O da yok. Ortada tek bir somut cevap, delil, beyan hiçbir şey yok" şeklinde konuştu. "YAHU SAVCILIK NE ANLAR CASUSLUKTAN?" İmamoğlu, "Bilirkişi raporu zaten bütün gerçekleri ortaya koymuş. Söz konusu anlamsız e-postaların, benim görevimden çok önce, 2009 yılına kadar uzanan veri ihlallerinden kaynaklanan eski sızıntılar olduğu ifade edilmektedir. Yani bu dosyada ortaya atılan teknik iddiaların tamamının mesnetsiz olduğu, kasıtlı yorumlarla oluşturulduğu ve gerçeği yansıtmadığı bizzat bilirkişi incelemesiyle ortaya konmuştur. Yahu savcılık ne anlar casusluktan? Bu ülkede devlet sırrı paramparça edilmişse, savcılık bu kadar şey yazmışsa, Ekrem İmamoğlu'nun ismi bu kadar zirveye çıkartılmış, casus, ajan diye yazılmışsa, MİT Başkanı size sesleniyorum niye konuşmuyorsunuz? Siyasal casusluk gibi son derece ağır ve teknik bir suçlamanın bu derece delilsiz ve kurguya dayalı bir metinle ortaya konulabilmesi gerçekten mümkün değildir. Çünkü bir bilginin devlet sırrı niteliği taşıyıp taşımadığının değerlendirilmesi teknik uzmanlık, kurumsal değerlendirme ve somut veri gerektirir. Ama ne yapmış savcılık? Hiçbir uzman kuruma başvurmadan, hiçbir somut tespit ortaya koymadan birtakım bilgilerin 2019 yılında devlet sırrı olduğu sonucuna kendi siyasi, kasıtlı, menfaat odaklı yorumuyla ulaşmıştır" şeklinde savunma yaptı. Mahkeme başkanının "İddianamede Hüseyin Gün'ün internet ortamına sızdırılmış verilerden analiz yaptırdığı, Necati Özkan aracılığıyla size bu verilerle ilgili tavsiyelerde bulunduğu iddia ediliyor. Böyle bir şey oldu mu, sizin bundan haberiniz var mıydı?" şeklindeki sorusuna İmamoğlu, "Benim Necati Bey'le olan ilişkim, yaklaşık 13 sene oldu. Biz, birlikte 4 seçim kazandık. Cumhurbaşkanlığı kampanyasında da beraber çalışıyorduk. Hüseyin Gün'ü ilk defa burada hücrede yatarken tutuklandığı itirafçılıkla benim hakkımda konuşturulduğunda duydum. Öyle bir diyaloğumuz olmadı" yanıtını verdi. Ekrem İmamoğlu'nun avukatının savunmasının ardından duruşma yarına ertelendi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.