SON DAKİKA
Hava Durumu

#Şeffaflık

Söz Bursa - Şeffaflık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şeffaflık haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

CHP’li Pala’dan Bakan Memişoğlu’na zor sorular: "Kamu kaynakları şirketlere mi akıyor?" Haber

CHP’li Pala’dan Bakan Memişoğlu’na zor sorular: "Kamu kaynakları şirketlere mi akıyor?"

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, Sayıştay’ın 2024 yılı Sağlık Bakanlığı Denetim Raporu’nun Bakanlık bünyesinde yürütülen birçok projede ciddi yönetim zafiyetlerini bir kez daha açığa çıkardığını ifade etti. Bakanlığın geleneksel yapı projelerinin yanı sıra Kamu Özel İş Birliği (KÖİ) modeliyle yürütülen şehir hastaneleri hakkında 19 ayrı usulsüzlüğün saptandığını belirten Pala, mevcut durumun kamu kaynaklarının etkin kullanımı, sağlık hizmetlerinin sürekliliği ve şeffaflık açısından utanç verici olduğunu dile getirdi. Prof. Pala, Sayıştay’ın şehir hastanelerine ait tespitleri ve Bakanlığın diğer projelerinde saptanan usulsüzlüklere değindiği iki kapsamlı soru önergesini Bakan Kemal Memişoğlu’na iletti. Milletvekili Pala, 9 Ekim 2025 tarihinde ilettiği ilk soru önergesinde şehir hastanelerinde Nihai Tamamlama Belgesi’nin düzenlenmemesi, eksik imalat ve ekipman bedellerinin sabit yatırım tutarından düşülmemesi, hizmet sürekliliği ve performans izleme mekanizmalarının işletilmemesi ve sözleşme hükümlerinin gereği gibi uygulanmaması gibi çok sayıda yapısal soruna dikkat çekti. Pala, “2025 yılında milletin cebinden her gün 286,6 milyon TL şehir hastanelerine aktarılması planlanmıştı; yıl boyunca bu rakam toplam 104,6 milyar TL idi. Böylesine devasa bir bütçeyi bile kendisine yetiremeyen şehir hastaneleri, Meclis’te Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısında dile getirdiğimiz gibi, 2025 yılının ilk on ayında kendisine ayrılan bütçenin üzerine çıkmıştır. Sayıştay raporundaki bulgular bu kaynak aktarımının nedenlerini ve KÖİ modelinin kamu yararını gözetmekten ne denli uzak olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Bakanlık bu konu hakkında hiçbir açıklama yapamıyor” ifadelerini kullanarak Bakan Memişoğlu’na eleştirilerini dile getirdi. Ardından Pala, Bakanlığın yapım işlerinde ihale dokümanlarının eksik hazırlanması, mevzuata uygun olmayan kefalet senetlerinin teminat olarak kabul edilmesi, gerekli hallerde sigorta bedelleri ve sürelerinin düzenlenmemesi gibi usulsüzlüklere dair bilgi talep ettiği ikinci soru önergesini 21 Ekim 2025 tarihinde Bakan’a iletti. Konu hakkında Pala, “Sayıştay raporundaki bulgular yaşanan usulsüzlüklerin yapım işlerinde maliyet artışlarına ve gecikmelere sebep olduğunu göstermektedir. En temel süreçlerin bile yeterlilikle yürütülememesi kamuoyunda Sağlık Bakanlığı’nın yönetim kapasitesine dair ciddi endişeler yaratmaktadır. Bakanlık denetim zafiyetlerinin kök nedenlerini hızla çözmeli, sorumlular da hesap vermelidir” dedi. Milletvekili Pala’nın çağrısına karşın, Bakan Memişoğlu kendisine iletilen iki soru önergesine de Anayasa’nın 98. maddesi uyarınca öngörülen on beş günlük yasal süre dolmasına rağmen yanıt veremedi. “Şehir hastanelerindeki usulsüzlüklerin temelinde kâr hırsı yatarken, Bakanlık yaşananlara açıkça göz yummaktadır!” Prof. Dr. Pala, 9 Ekim tarihli soru önergesinde ilk olarak şehir hastanelerinde tamamlama süreçleri ile sabit yatırım hesaplarına değindi. Nihai Tamamlama Belgesi düzenlenen hastanelerin listesini, fiilen tamamlandığı halde belgesi bulunmayan projelerin gerekçelerini ve nihai tamamlama yapılmayan yerlerde sabit yatırım ile kullanım bedelinin hangi yöntemle hesaplandığını sordu. Ayrıca yer teslimi yapılmadan başlanan projelerde işletme süresi revizyonunun neden yapılmadığının açıklanmasını talep etti. Konu hakkında, “Nihai tamamlama olmadan ödeme düzeninin kurulması, eksik işin bedelinin kamuya yüklenmesi anlamına gelmektedir. Kamu kaynaklarının böylesine kullanılmasına izin verilemez” dedi. Devamında Pala, sözleşme eklerinde öngörüldüğü halde temin edilmeyen tıbbi cihaz ve ekipman bulunan hastaneleri, bunun hizmet kalitesi üzerindeki etkilerini ve şirketlere uygulanan yaptırımları gündeme getirdi. İleri görüntüleme ve onkoloji gibi zorunlu cihazların bulunmadığı hastaneler için net bir temin takvimi ile uygulanacak yaptırımların kamuoyuna ilan edilmesi gerektiğini dile getirdi: “Sözleşme eklerinde tanımlanmış tıbbi cihaz ve ekipmanın eksiksiz sağlanması sağlık hizmetlerinin kalitesi ile doğrudan ilgilidir. Sayıştay, Kütahya, İzmir, Adana ve Gaziantep şehir hastanelerinde bilgisayarlı tomografi, brakiterapi, ultrasonografi ve dijital patoloji sistemleri gibi önemli ekipmanların temin edilmediğini ayrıntılı biçimde kayda geçirmiştir. Bu eksikler giderilene kadar sözleşme hükümleri uyarınca hata puanı hesaplanmalı ve kesintiler uygulanmalıdır. Aksi halde şirketlerin kârı için hastaların sağlığının gözden çıkarıldığı açıkça ortaya konmuş olacaktır.” “Şehir hastanelerinde kamu kaynaklarını şirketlerin kârına çeviren uygulamalar bunlarla da sınırlı kalmıyor” diyen Pala, Sayıştay raporlarına göre bazı şehir hastanelerinde doğal gaz sayaçlarının asgari ölçüm kapasitesinin altında çalıştığını, dolayısıyla ısınma giderlerinin tahsil edilmediğini belirtti. “Dahası bu hastanelerde elektrik, su ve doğal gaz sayaçlarının eksik veya arızalı olduğu gerekçesiyle geriye dönük hesaplamalar da yapılmamaktadır” diye ekledi. 9 Ekim tarihli soru önergesinin sonunda yapı kullanma izinlerindeki gecikmeler dolayısıyla aksayan sağlık hizmetlerine dikkat çekti. “Kütahya Şehir Hastanesi’nde fiili tamamlama yapılmasına karşın yapı kullanma izni alınmadığı için hemodiyaliz alanına hasta kabul edilmemektedir; dahası hizmet sunulmayan alan için işlemler yürütülmeyip şirket kusurlarının üstü örtülmektedir” diyen Pala, ayrıca bazı şehir hastanelerinde görüntüleme ve laboratuvar hizmetlerinde randevu ve sonuç sürelerinin sözleşme limitlerini aştığı, buna rağmen hizmet seviyesi anlaşması kapsamında çağrı açılmadığı ve herhangi bir işlemde bulunulmadığını ekledi. “Bulgular şirketlerin kamu kaynaklarını sorumsuzca kullandıklarını açıkça göstermektedir. Bu konuda yaptırımlar neden uygulanmamaktadır?” 21 Ekim tarihli soru önergesinde Pala, öncelikle Bakanlığın diğer yapım işlerinde proje ve ihale dokümanları hazırlanırken sözleşme sürelerinin neden işin büyüklüğünden ve niteliğinden bağımsız olarak belirlendiğini ve bu sebeple yaşanan gecikmelerin maliyete etkisini sorguladı. “Yapılan incelemeler en temel dokümanların üstünkörü hazırlandığını, hatta zemin etütlerinin bile arazilerin mevcut durumunu göstermediğini ortaya koymaktadır. Ülkemizin birçok köşesi deprem riskiyle karşı karşıyayken ve yaşanan gecikmeler sağlık hizmetlerine erişimde ciddi aksamalara sebep olurken Bakanlık kendi hazırladığı mevzuat çerçevesinde yaptırımları ne zaman uygulayacaktır?” sözleriyle Bakan’a çağrısını yineledi. Soru önergesinin sonunda Pala, yapım süreçlerinde sigorta uygulamalarına yönelik ciddi usulsüzlüklerin de Sayıştay raporunda yer aldığını belirtti. “Tespit edilen usulsüzlüklerden en dehşet verici olanlarından biri, kamu kaynaklarına yükü milyonlarca TL olan projelerin mali güvencesini Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu nezdinde yetkili olmayan aracıların üstleniyor oluşudur. Bunun yanı sıra gerekli hallerde sigorta bedelleri düzenlenmemiş ve kimi yerlerde iş ve işyeri sigortalarının zorunlu teminatlarında eksiklik yaşanmıştır. Bu uygulamalar gösteriyor ki ne şehir hastanelerini ne de Bakanlığın diğer yapım işlerini yüklenen şirketler sınırlı kamu kaynaklarına ve dolayısıyla kamu yararına karşı bir sorumluluk hissetmekte, Bakanlık ise denetim süreçlerinde açıkça yetersiz kalmaktadır” diyerek sorumluların derhal kamuoyu karşısında hesap vermesi gerektiğini ifade etti.

162 yıllık çınardan kurumsal yönetimde büyük başarı Haber

162 yıllık çınardan kurumsal yönetimde büyük başarı

Darüşşafaka Cemiyeti, 2025 yılında kurumsal yönetim ilkelerine uyum notunu 9,94 seviyesine yükseltti. Sivil toplum kuruluşu Darüşşafaka Cemiyeti, 2025 yılında kurumsal yönetim ilkelerine uyum notunu 10 üzerinden 9,94’lük seviyeye yükseltti. Kurumsal yönetim ilkelerine uyum raporunu 13 yıldır kesintisiz olarak yayımlayan Darüşşafaka Cemiyeti, 8,40’lık başlangıç notunu 2025 yılında 9,94 seviyesine taşıdı. Türkiye’nin eğitim alanındaki önde gelen sivil toplum kuruluşlarından biri olan Darüşşafaka Cemiyetinin kurumsal yönetim ilkelerine uyum düzeyi, Kobirate Uluslararası Kredi Derecelendirme ve Kurumsal Yönetim Hizmetleri A.Ş. tarafından değerlendirildi. 2025 yılına ait derecelendirme çalışması; Pay Sahipleri, Kamuyu Aydınlatma ve Şeffaflık, Menfaat Sahipleri ile Yönetim Kurulu başlıkları altındaki toplam 302 kriterin analizi sonucunda hazırlandı. Babası ya da annesi hayatta olmayan, maddi olanakları yetersiz ve yetenekli çocuklara 5. sınıftan itibaren tam burslu, yatılı ve kolej seviyesinde eğitim imkânı sunan kuruluş, kurumsal yönetişim alanında hayata geçirdiği uygulamalarla bu yıl da notunu yükseltti. Cemiyet, bir önceki yıl 9,89 olan uyum notunu 2025’te 10 üzerinden 9,94’e taşıdı. Elde edilen 9,94’lük notla cemiyet, sivil toplum kuruluşları arasında kurumsal yönetim alanında en yüksek seviyeye ulaşan kurumlar arasında yer aldı. "Zirveye kararlılıkla ilerliyoruz" Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Darüşşafaka Cemiyeti Yönetim Kurulu Başkanı Oğuz Güleç, şunları söyledi: "Darüşşafaka Cemiyeti, 2013 yılında 8,40 puanla başladığı kurumsal derecelendirme yolculuğunu bugün 9,94 seviyesine taşıyarak, kurumsal yönetimde sivil toplum kuruluşları arasında zirvede yer almayı başarmıştır. 162 yıllık köklü tarihimiz boyunca bize emanet edilen her kaynağı büyük bir sorumluluk bilinciyle yönettik. Elde ettiğimiz bu sonuç, yalnızca önemli bir başarı değil; aynı zamanda şeffaflık, hesap verebilirlik ve sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda zirveye doğru kararlılıkla ilerlediğimizin de güçlü bir göstergesidir. Bağışçılarımıza duyduğumuz güvenin karşılığını verebilmek adına, kurumsal yönetim standartlarımızı en üst seviyede tutmaya ve bu anlayışı geleceğe taşımaya devam edeceğiz."

Şadi Özdemir’den net mesaj: 'Vatandaşın istemediği hiçbir yatırımı mahalleye sokmayız! Haber

Şadi Özdemir’den net mesaj: 'Vatandaşın istemediği hiçbir yatırımı mahalleye sokmayız!

Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, yılın son muhtarlar buluşmasında Nilüfer’de karar süreçlerinin mahalle öncelikleri ve ortak akıl temelinde şekillendiğini vurgulayarak, 2026’ya daha güçlü bir yönetim vizyonuyla ilerlediklerini söyledi. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, 2025 yılının son toplantısında ilçedeki 64 mahalle muhtarıyla Nilüfer Barış Meclisi’nde buluştu. Nilüfer Belediye Başkan Yardımcılarının da hazır bulunduğu toplantıda, yıl boyunca hayata geçirilen projeler değerlendirilirken, 2026 yılı yol haritası da masaya yatırıldı. Başkan Şadi Özdemir, 2025 yılında hayata geçirilen projeleri değerlendirirken, "Kaynağımızı, mahallelerimizin gerçek ihtiyaçlarına göre yatırıma dönüştürüyoruz. 2026 yılının Nilüfer Belediyesi için 2025’ten daha iyi olacağına inanıyorum" dedi. ORTAK AKIL VURGUSU Göreve gelirken verdikleri "ortak akıl" sözü hatırlatan Başkan Şadi Özdemir, yönetim anlayışlarının temelinde katılımcılığın yattığını vurguladı. Yatırımların masa başında değil, mahallenin dinamiklerine göre belirlendiğini ifade eden Başkan Şadi Özdemir, şunları söyledi: "Biz ortak akılla yönetme vaadinde bulunduk. Nilüfer Kent Konseyi, akademik odalar, muhtarlarımız ve mahalle komitelerimiz ile iş birliği yaparak bir ortak akıl oluşturmaya çalışıyoruz. Mahallelerimizin öncelikleri farklı olabilir. Muhtarlarımız ve vatandaşlarımızın istemediği bir yatırımı o mahalleye yapmayız." Belediye bütçesinin kullanımında şeffaflık ve titizlik vurgusu yapan Başkan Şadi Özdemir, kaynakların doğru yönetilmesi gerektiğinin altını çizdi. Başkan Şadi Özdemir, "Harcadığımız bütçe belediyenin değil, vatandaşın parasıdır. Biz vatandaşın verdiği parayı yatırıma dönüştürüyoruz. Bu yüzden dayanışmamız çok önemli. Hepimiz çok titiz olmalı ve bu kaynağı en doğru şekilde harcamalıyız" diye konuştu. 2025 yılında birçok projeyi hayata geçirdiklerini kaydeden Başkan Şadi Özdemir, söz konusu dönemde 7 park yaptıklarını ve ilçedeki park sayısını 426’ya çıkardıklarını söyledi. Eğitim ve sosyal desteğin en büyük önceliklerinden olduğunu belirten Başkan Şadi Özdemir, "Belediyemiz bünyesindeki kreşler Bursa’daki en iyi eğitimi veren kreşler arasında. Herkes çocuğunun buralarda eğitim görmesini istiyor. Bu yıl içinde Minareliçavuş ve İhsaniye mahallelerimizde kreşler açtık. Şu anda 428 öğrenciye eğitim veriyoruz. Dumlupınar, Çalı ve Balkan mahallelerimizde de yeni kreşler yapmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı. KIRSAL KALKINMA VE TURİZM HEDEFLERİ Nilüfer’in kırsal mahallelerindeki internet sorununu büyük ölçüde çizdiklerini ve 38 noktada ücretsiz internet hizmeti sağladıklarını belirten Başkan Şadi Özdemir, tarım topraklarının korunması için kooperatifleşmenin önemine de değindi. Tarım ve turizmi bütüncül bir yaklaşımla ele alarak, kırsal mahallelerdeki vatandaşların toprağından para kazanmasını sağlamalarını istediklerini kaydeden Başkan Şadi Özdemir, "Akçalar, Fadıllı, Ayvaköy ve Gölyazı bölgesini bir turizm platformu içinde düşünüyoruz. Amacımız sadece günübirlik ziyaretler değil, konaklamalı turizmi sağlamak. İnsanlar; inciriyle, doğasıyla, yamaç paraşütüyle o bölgede vakit geçirmeli. Tarımla turizmi birleştirerek çiftçimizin, köylümüzün para kazanmasını sağlamalıyız. Eğer topraktan para kazanılırsa, kimse toprağını satmak zorunda kalmaz." Kooperatifler, örnek ürün denemeleri, Hasanağa Gıda Merkezi ile Nilüfer Tıbbi ve Aromatik Bitki İşleme Tesisi gibi yatırımlarla Nilüfer’de tarımı desteklediklerini dile getiren Başkan Şadi Özdemir, kooperatif modeliyle işletilecek bir zeytinyağı sıkma tesisi kuracaklarının da müjdesini verdi. "BAŞARILAR ORTAK ÇALIŞMANIN SONUCU" Başarılı projeleriyle 2025 yılında ulusal ve uluslararası alanda 5 prestijli ödül kazandıklarını hatırlatan Başkan Şadi Özdemir, bu başarıların ortak çalışmanın sonucu olduğunu söyledi. Nilüfer’in sosyoekonomik gelişmişlik açısından Türkiye’deki ilçeler arasında 8’inci sırada 5’inci sıraya yükselttiğini belirten Başkan Şadi Özdemir, "Hedefimiz önümüzdeki süreçte Türkiye’nin en üst noktasındaki ilçelerinden biri olmak" dedi. Kreş sayılarının artırılması, kadın ve gençlere yönelik projeler ile dezavantajlı gruplara sağlanan istihdam desteklerinin artarak devam edeceğini belirten Başkan Şadi Özdemir, 2026 yılının Nilüfer için çok daha verimli geçeceğini sözlerine ekledi. Nilüfer Muhtarlar Derneği Başkanı Recep Bayraktar da, 2025 yılı boyunca Nilüfer’de mahallelerin ihtiyaçlarını merkeze alan bir çalışma süreci yürütüldüğünü ifade etti. Muhtarlar olarak vatandaşlardan aldıkları bildirimleri belediye ile paylaşarak çözüm noktasında aktif rol oynadıklarını belirten Bayraktar, "Nilüfer Belediyesi ile muhtarlarımız arasında kurulan güçlü iletişim ve iş birliği hizmetlerin daha hızlı ve etkin şekilde mahallelerimize ulaşmasını sağladı" diye konuştu. Yeni yılın pozitif çalışmaların arttığı bir yıl olması temennisinde bulunan Bursa Muhtarlar Derneği Başkanı Erol Yılmazer ise, "Hep birlikte Nilüfer’i gerçek anlamda gülümsetelim" dedi. Toplantıda, muhtarlar mahallelerinin sorun ve taleplerini Başkan Şadi Özdemir’e ileterek, çözüm önerileri hakkında fikir alışverişinde bulundular.

Mimarlar Odası’ndan Setbaşı Köprüsü uyarısı: Uygulama onaylı projeye aykırı Haber

Mimarlar Odası’ndan Setbaşı Köprüsü uyarısı: Uygulama onaylı projeye aykırı

Mimarlar Odası Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada, Setbaşı Köprüsü’ndeki uygulamaların onaylı projeye aykırı olduğu belirtilerek derhal durdurulması talep edildi. “Bursa’mızın en önemli kültürel miras alanlarından biri olan Setbaşı Köprüsü üzerinde son günlerde gerçekleştirilen uygulamalar, hem meslek camiamızda hem de kamuoyunda büyük endişelere neden olmuştur” denen Mimarlar Odası Bursa Şubesi’nin açıklaması şöyle: “Yerinde yapılan incelemeler ve kamuya açık fotoğraflar üzerinden görülen mevcut durum, koruma mevzuatı, onaylı projeler ve uluslararası restorasyon ilkeleri açısından ciddi sorunlar barındırmaktadır. Onaylı proje olmadan yapılan müdahale, açık bir mevzuat ihlalidir! Edindiğimiz bilgilere göre Setbaşı Köprüsü’ne ilişkin uygulama henüz Koruma Bölge Kurulu’ndan onaylanmış bir projeye dayanmamaktadır. Bu durum, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na açıkça aykırıdır. Tescilli kültür varlıklarında veya koruma alanı içinde yapılacak her türlü müdahale—basit onarım dâhil—Kurul onayı gerektirirken, bu uygulamanın onaylı proje olmadan hayata geçirilmesi kabul edilemez. Ayrıca süreçte, önce kurul onaylı bir proje ile başlandığı, ancak uygulama aşamasında değişikliklere gidildiği; bu değişiklikler için ise yeniden Kurul onayı alınmadığı anlaşılmaktadır. Onaylı projeden sapılarak gerçekleştirilen bu müdahaleler, koruma mevzuatı açısından açık bir ihlal teşkil etmektedir. Köprünün yaya bölümünde ilk restorasyon projesinde onaylanan zemin kaplaması tamamen değiştirilmiş, yanı sıra görsel süreklilik kaybolmuştur. Yeni taş döşeme kayganlık riski nedeniyle de vatandaşlar tarafından yoğun şikâyetle karşılanmıştır. Diğer yandan yeni yapılan korkuluklar da yine onaylı restorasyon projesine aykırı yapılmıştır. Ayrıca yaya–taşıt sınırını belirleyen bordür çizgisi ortadan kalkmış, güvenlik ve algısal ayrım zayıflamıştır. Söz konusu müdahale, uluslararası restorasyon ilkelerinde tanımlanan minimum müdahale, özgün malzemenin korunması ve belgeye dayalı onarım kriterleriyle bağdaşmamaktadır. Kent kimliği ve kültürel süreklilik geri dönülmez biçimde zarar görmektedir. Setbaşı Köprüsü, Bursa’nın tarihî aksı üzerinde yer alan, kentin hafızasında güçlü yere sahip bir yapıdır. Özgün malzeme ve tasarım öğelerini ortadan kaldıran bu uygulama, yalnızca fiziksel yapıya değil, aynı zamanda kentsel belleğe de zarar vermektedir. Kurul incelemesi ve uygulamanın derhal durdurulması gerekmektedir. Koruma Kurulu onayı olmaksızın yapılan uygulama sürecinde; *Uygulamanın ivedilikle durdurulması, mevcut müdahalelerin yerinde tespit edilerek tutanak altına alınması, *Uygulamanın onaylı projeye uygun hale getirilmesi veya gerekirse eski hâline döndürülmesi, *Teknik incelemelerle zemin kaplaması ile ilgili kaymazlık ve güvenlik testlerinin yapılması gerekmektedir. Şeffaflık ve mesleki denetim talebimizi yineliyoruz. Bu tür uygulamalar; kurumlar, meslek odaları, uzmanlar ve kamu arasında şeffaf, bilimsel ve katılımcı bir süreç yürütülmeden gerçekleştirildiğinde hem kent değerlerimizi hem de kamusal güveni zedelemektedir. Kültürel mirasın korunması sorumluluğu ve kamu yararı gereği Setbaşı Köprüsü’nde yürütülen çalışmaların derhal durdurulmasını, gerekli tüm teknik ve hukuki denetimlerin ilgili mevzuatlar çerçevesinde yapılmasını ve onaylı projeye aykırı yürütülen bu sürecin tüm yönleriyle kamuoyuna açıklanmasını talep ediyoruz.

Tapuda vekalet işlemleri artık e-Devlet’te Haber

Tapuda vekalet işlemleri artık e-Devlet’te

Tapuda vekalet işlemlerinin e-Devlet’te olmasını değerlendiren Emlak Uzmanı Mustafa Hakan Özelmacıklı, ''Vekâleten işlem, gayrimenkul sektöründe en çok karşılaşılan işlem türlerinden biri. Bu nedenle vekaletin e-Devlet üzerinden takip edilebilmesi ve azil işlemlerinin anlık olarak tüm tapu müdürlüklerinde görünür hâle gelmesi hem malikleri hem de işlem taraflarını koruyan çok önemli bir adım'' dedi. Türkiye Noterler Birliği tarafından e-Devlet sistemine aktarılan ‘Kişi Vekaletleri Sorgulama’ adlı yeni uygulama ile noterler ya da konsolosluklar tarafından verilmiş vekaletler, artık e-Devlet'te görüntülenebilecek. Bu uygulama ile özellikle tapu dairelerinde işlem yapılacak olan vekaletlerin azil işlemleri de WebTapu üzerinden yapılabilecek. Uygulama ile tapuda vekâletname ile yapılan işlemlerde güvenlik, şeffaflık ve yeknesak uygulamanın güçlendirilmesi amaçlanıyor. Sistem daha verimli işleyecek Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Altın Emlak Global Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Hakan Özelmacıklı, "Vekâleten işlem, gayrimenkul sektöründe en çok karşılaşılan işlem türlerinden biri. Bu nedenle vekaletin e-Devlet üzerinden takip edilebilmesi ve azil işlemlerinin anlık olarak tüm tapu müdürlüklerinde görünür hâle gelmesi hem malikleri hem de işlem taraflarını koruyan çok önemli bir adım. WebTapu üzerinden veya tapu müdürlüğüne bizzat yapılan azillerin otomatik olarak sicile işlenmesi, sahtecilik girişimlerini ve hak kayıplarını büyük ölçüde önleyecektir" dedi. ''FİZİKİ VEYA E-POSTA İLE GÖNDERİLEN AZİL TALEPLERİ ARTIK GEÇERLİ DEĞİL'' Genelgeye göre kimlik tespitinin güvenli yapılması amacıyla faks, e-posta, posta gibi yollarla iletilen azil taleplerinin kabul edilmediğini ifade eden Özelmacıklı "Vatandaşlar, noterliklerde ve konsolosluklarda vermiş olduğu vekaletname işlem bilgilerine, e-Devlet kapısı üzerinden sunulan hizmetlerde Türkiye Noterler Birliği tarafından verilen ‘Kişi Vekaletnameleri Sorgulama’ hizmeti ile ulaşabilecek, bu kanaldan WebTapu sistemine geçerek azil işlemi gerçekleştirebilecek. 1 Ocak 2023 öncesi vekaletnamelerde hem fiziki aziller sicili hem elektronik kayıtlar kontrol edilecek. Bu tarih sonrası vekaletnamelerde yalnızca elektronik kontrolden işlem yapılacak" diye konuştu. TÜRKİYE AZİL SİSTEMİ DEVREDE Özelmacıklı, "Azil, vekâlet veren kişinin, vekiline daha önce tanımış olduğu temsil yetkisini tek taraflı irade beyanı ile sona erdirmesi anlamına gelir. Yani bir kişi, kendisi adına işlem yapması için yetki verdiği vekilin bu yetkisini, herhangi bir sebep göstermek zorunda olmaksızın ve karşı tarafın onayına ihtiyaç duymaksızın geri alabilir. Azil işlemi, vekalet ilişkisini ileriye dönük olarak sona erdiren ‘bozucu yenilik doğuran bir hak’ niteliğindedir. Azlin geçerliliği için vekilin bu durumdan haberdar edilmesi yeterli olmakla birlikte, uygulamada vekilin hâlen yetkiliymiş gibi üçüncü kişilerle işlem yapma ihtimali bulunduğundan hale gelmesi zorunluluk taşır. Vekilin azledildiğini bilmeyen ve iyi niyetli olarak işlem yapan üçüncü kişilere karşı azil ileri sürülemez. Bu nedenle, özellikle gayrimenkul işlemlerinde azlin yalnızca vekile bildirilmesi yeterli değildir; durumun tapu müdürlüklerine iletilerek aziller siciline kaydedilmesi gerekir. Böylece vekilin yetkisinin sona erdiği tüm tapu birimlerince görülebilir hale gelir ve işlem güvenliği sağlanarak olası hak kayıplarının önüne geçilir. Aziller sicilinde yeknesaklığı sağlamak amacıyla Türkiye Azil Sistemi uygulamaya alınmış olup, bu sistemle WebTapu veya herhangi bir tapu müdürlüğünden aziller siciline işlenen azillerin tüm tapu müdürlükleri tarafından görülmesi ve sorgulanması sağlanmıştır'' ifadeleriyle sözlerini noktaladı.

Bursa'da kadının gücü ve mücadelesi aktarıldı Haber

Bursa'da kadının gücü ve mücadelesi aktarıldı

Hayatın her alanında toplumsal cinsiyet eşitliğini temel alan yaklaşımlarla çalışmalarını gerçekleştiren Osmangazi Belediyesi, 5 Aralık Kadının Seçme ve Seçilme Hakkı Günü etkinlikleri kapsamında ‘İnsan Kadın’ adlı panel ile ‘Haremden Özgürlüğe Türk Kadınının Bağımsızlık Öyküsü’ isimli sergiye ev sahipliği yaptı. Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nde düzenlenen panele CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Mustafa Orkun Gazioğlu, Osmangazi Belediyesi Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir, CHP Osmangazi İlçe Başkanı Raşit Gürbüz ve Bursa Baro Başkanı Metin Öztosun’un yanı sıra STK temsilcileri, iş kadınları ile çok sayıda vatandaş katıldı. Açılış konuşmasını gerçekleştiren Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Mustafa Orkun Gazioğlu, "Kadınların siyasete katılımı, modern demokrasinin olmazsa olmazıdır. Kadınların karar mekanizmalarında yer aldığı toplumlarda şeffaflık artmakta, sosyal yatırımlar güçlenmekte ve sürdürülebilir kalkınmalar hızlanmaktadır. Bugün bizler de ortak bir geleceği güçlendirmek için bir aradayız. Osmangazi Belediye’mizin düzenlediği bu etkinlik de bu amaca hizmet etmektedir. Bizler özgürlükçü ve kapsayıcı bir kent yaşamını hep birlikte kurmak istiyoruz" dedi. Osmangazi Belediyesi Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir, kadınların toplum yapısı üzerindeki etkilerine vurgu yaparak, şu sözleri kaydetti: "5 Aralık 1934, Türk Cumhuriyeti kadınlarının yalnızca sandıkta birer seçmen olarak değil, kamusal yaşamın, karar alma mekanizmalarının ve demokratik temsilin asli öznesi olarak yer almasının bir miladıdır. Kadınlara seçme ve seçilme hakkının tanınması, pek çok Avrupa ülkesinden önce gerçekleşmiş, Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren adım adım uygulanmaya başlanmıştır. Bu büyük reform, Cumhuriyetimizin devrimci ruhunun en parlak göstergesidir." Bursa Baro Başkanı Metin Öztosun da yaptığı konuşmada, mücadelenin süreklilik getiren bir şey olduğunu dile getirerek, kadın haklarının öneminin altını çizdi. Prof. Dr. Betül Batır moderatörlüğündeki panelde, Türk Kadınlar Birliği (TKB) Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Tijen Sözeri, Bursa İş Kadınları ve Yöneticileri Derneği (BUİKAD) Yönetim Kurulu Başkanı Şeyda Şençayır, Tüm Mühendis Kadınlar Derneği (TÜMKAD) Kurucu Başkanı Ülfet Öztürk ve Bursa Mühendis ve Mimar İş İnsanları Derneği (BUMİAD) Yönetim Kurulu Başkan Vekili Zarif Ayça Güler, Türk kadınının sosyal hayat ve iş dünyasındaki önemine vurgu yaptı. TKB Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Tijen Sözeri, medeni kanunun, hukuki bir devrim olduğunu ve 5 Aralık 1934’te kadınlara verilen seçme ve seçilme hakkına altyapı hazırladığını belirterek, "Türk kadını, her alanda varlığını göstermiş oldu. Meslekler açısından da baktığımızda o günden bugüne kadınlarımız, yükselen Cumhuriyet profiliyle 2025’te yine önümüzde. Almanya’nın önde gelen teknik üniversitelerinden Berlin Teknik Üniversitesi’nde Bursa Kız Lisesi mezunu Prof. Dr. Fatma Deniz rektörlüğe atandı. Türk kadının yükselen profilini tüm dünyaya göstermiş olduk" diye konuştu. BUİKAD Yönetim Kurulu Başkanı Şeyda Şençayır da, iş kadınlarının her alanda yeri olduğunun altını çizerek, "Üretimde, sanayide, bir fabrikada montajda, her alanda kadın eli var. Bunların çoğalması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Türkiye’de kadınının iş gücüne katılım oranı yüzde 36 bandında, erkeklerin yüzde 71. Biz bu arayı kapatmak zorundayız. Çalışmalarımızı bu yönde farkındalık sağlayarak gerçekleştiriyoruz. Amacımız bu. Girişimci kadınlarımızın oranı ise yüzde 18. Bunu biz ne kadar daha fazlalaştırmak için çaba sarf edersek o zaman zaten daha güçlü bir şekilde yolumuza devam edeceğimize inanıyorum" açıklamalarında bulundu. TÜMKAD Kurucu Başkanı Ülfet Öztürk ise kadının bilimdeki çalışmalarına dikkat çekerek "Hala hem Türkiye’de hem de dünyada mühendislikte, teknolojide, inovasyonda değişen süreçte kadın sayısı çok fazla değil. Dolayısıyla biz TÜMKAD olarak da buna bir ses veriyoruz. Çözüm sunup, aksiyonlar alıyoruz. Bugün veriler bir tık daha iyi gözükse de gidecek çok yolumuz var. Daha adını henüz duymadığımız, dünyanın daha iyi bir olması için çalışan yüzlerce, binlerce kadınımız var" şeklinde görüşlerini dile getirdi. BUMİAD Başkan Vekili Zarif Ayça Güler de, ‘Mühendis İşveren Kadınların İş Hayatına Etkileri’ konulu konuşmasında "Mühendis işveren kadınlar, şirketlerini yönetirken kadın istihdamına karşı çok hassaslar. Yenilikçi, kapsayıcı, tamamen personeliyle beraber takım oyuncusu gibi hareket ederek bir rol model olma niteliğindeler. Özellikle lise ve üniversite çağındaki genç kızlara örnek bir iş modeli olarak karşımıza çıkar" değerlendirmesinde bulundu. Panelin son bölümünde DC NextGen Teknoloji Kurucusu Demet Orakçı da, ‘Teknolojik Vizyon ve Örnek Girişim’ adlı bir sunum gerçekleştirdi. Panelin ardından TKB İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Sevtap Şirin’in ‘Haremden Özgürlüğe Türk Kadının Bağımsızlık Öyküsü’ adlı sergisi açıldı. Sergi açılışında konuşan CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, kadının özellikle toplumların gelişiminde büyük rol oynadığını vurguladı. Hasan Öztürk yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: "Her gün neredeyse bir kadınımız, bir erkek şiddetiyle hayattan koparılıyor. Bu konuda da en büyük rol hepimize düşüyor. Kadının yapamadığı bir şey yok, ben görmedim. Hatta erkeğin yapamayacağı işleri de kadının yaptığına şahidiz. Bu anlamlı sergi için çok teşekkür ediyorum. Eğer Türkiye Cumhuriyeti, muasır medeniyetler seviyesine ulaşmak zorundaysa ki zorundayız, o zaman kadını geride bırakmak gibi bir lüksümüz olamaz. Ancak kadın erkek yan yana olduğumuz anda ve her platformda, her meslekte yan yana olmayı becerdiğimizde muasır medeniyetler seviyesini göreceğiz." Sergi hakkında bilgiler veren Sevtap Şirin de, kadının mücadelesinin ve özgürlükçü ruhunun aktarıldığını söyledi. Kurdele kesiminin ardından protokol, sergiyi gezerek kadının yükselişini yansıtan fotoğraf ve çalışmaları ilgi ile takip etti.

Asılsız iddialara karşı Mimarlar Odası’ndan resmi açıklama Haber

Asılsız iddialara karşı Mimarlar Odası’ndan resmi açıklama

Mimarlar Odası Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek yaptığı yazılı basın açıklamasında, “Bir süredir sistematik olarak devam eden ve en son 13 Kasım 2025 tarihinde bazı dijital yayın organlarında yayımlanan haberlerde, şahsım ve temsil ettiğim kurumsal yapıya ilişkin gerçek dışı, mesleki tanımlarla bağdaşmayan, kamuoyunu yanıltıcı ve iyi niyet sınırlarının dışında hazırlanmış ifadelere yer verilmiştir. Bilgi kirliliği yaratmaya yönelik bu haberler nedeniyle açıklama zorunluluğu doğmuştur” dedi. Mimarlar Odası Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek’in açıklaması şöyle: “Kamuoyuna ve Basın Mensuplarına, Bir süredir sistematik olarak devam eden ve en son 13 Kasım 2025 tarihinde bazı dijital yayın organlarında yayımlanan haberlerde, şahsım ve temsil ettiğim kurumsal yapıya ilişkin gerçek dışı, mesleki tanımlarla bağdaşmayan, kamuoyunu yanıltıcı ve iyi niyet sınırlarının dışında hazırlanmış ifadelere yer verilmiştir. Bilgi kirliliği yaratmaya yönelik bu haberler nedeniyle açıklama zorunluluğu doğmuştur. 1. Mimarların imar dosyası hazırlama veya imar yetkisi kullanma görevi yoktur! İmar iş ve işlemleri, ilgili mevzuat gereği belediyelerin ve yetkili idarelerin görev alanıdır. Mimarların görevi; mevzuata uygun projeleri hazırlamak ve ruhsat süreçlerine teknik katkıda bulunmaktır. Bu nedenle haberlerde yer alan “imar dosyalarından kaçma” iddiası, meslek sorumluluklarıyla bağdaşmayan, tamamen yanlış ve dayanaksız bir ifadedir. 2. “Mimarlık izin süreci” kavramı yanlış olup belediyelerle ilgisi yoktur! Haberlerde yer verilen “mimarlık izin süreci” tanımı, mevzuatta bulunmayan, yanlış ve hatalı bir kullanımdır. Mimarların serbest mesleğini icra edebilmesi amacıyla verilen yetki ve tescil işlemleri; gerekli şartların karşılanması halinde bağlı olunan meslek odasının genel merkezi tarafından yürütülür. Dolayısıyla bu süreç belediyelerin görev tanımında değildir ve haber metnindeki kullanım bilgi eksikliği ve yanlış yorum içermektedir. 3. Şahsım ve kurumsal yapımız hakkında iddialar gerçek dışıdır! Talep edilen her türlü belge ve bilgi, mevzuata uygun yöntemlerle ve doğru merciler tarafından iletilmesi halinde açıklanmaya açıktır. Kurumumuzun yaklaşımı şeffaflık, kamu yararı ve meslek etiği ilkelerine dayanmaktadır. Ayrıca özellikle vurgulamak isterim ki; 20 yıllık meslek hayatım boyunca mevzuata aykırı hiçbir mimarlık faaliyeti içerisinde bulunmadım. Mesleki etik, kamu yararı, bilimsel ilke ve hukuki sorumluluklar; çalışma prensiplerimin temelidir. Haberlerde ima edildiği gibi herhangi bir ayrıcalık, çıkar, kişisel menfaat ya da usulsüz bir uygulama için girişimim, talebim, yönlendirmem veya teşebbüsüm olmamıştır. Bu yönlü tüm iddia, imâ ve kasıtlı algı oluşturma çabalarını kesin bir dille ve şiddetle kınıyorum. Unutulmamalıdır ki; bir söylemin, “iddia” başlığıyla servis edilmesi, onun gerçek, doğru, hukuki dayanağı olan ya da ispatlanmış bir bilgi olduğu anlamına gelmemektedir. 4. Saldırılar, kamusal mücadelemize yöneliktir! Son dönemde ortaya atılan bu tür asılsız, manipülatif, karalama amaçlı söylemlerin, Mimarlar Odası Bursa Şubesi' nin kamu yararı doğrultusunda yürüttüğü denetim, raporlama, itiraz ve izleme faaliyetlerinden rahatsız olan çevreler tarafından bilinçli biçimde üretildiği açıktır. Bu tür itibarsızlaştırma girişimleri, mesleki duruşumuzu ve kamu sorumluluğumuzu zayıflatmak bir yana, daha da güçlendirmektedir. 5. Hukuki süreçler başlatılmıştır! Söz konusu yanıltıcı, kasıtlı ve mesleki itibara zarar verici yayınlar ile ilgili olarak hukuki süreçler başlatılmıştır. Süreç devam ederken kamuoyuna gerekli bilgilendirmeler yapılacaktır. Mimarlar Odası Bursa Şubesi Yönetim Kurulu olarak bilimin, hukukun, etik değerlerin, şeffaflığın, toplumsal sorumluluğun ve kamu yararı ilkesinin gereğini yapmaya devam edeceğiz. Algı operasyonları ve dayanaksız iddialar, bu kararlılığı engelleyemeyecek ve gölgeleyemeyecektir!

Nilüfer’de Cumhuriyet ve eğitim vizyonu konuşuldu Haber

Nilüfer’de Cumhuriyet ve eğitim vizyonu konuşuldu

Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen “Tematik Buluşmalar” kapsamında, Prof. Dr. Rüyam Küçüksüleymanoğlu, Cumhuriyet, eğitim ve sosyal adalet ilişkisini konu alan bir söyleşi gerçekleştirdi. Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği “Tematik Buluşmalar”a Bursa Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümü Sınıf Eğitimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Küçüksüleymanoğlu konuk oldu. Nazım Hikmet Kültürevi Balaban Salonu’ndaki programda Prof. Dr. Küçüksüleymanoğlu, “Cumhuriyet ve Eğitim: Sosyal Adaletin Temeli” başlıklı bir söyleşi gerçekleştirdi. Atatürk’ün eğitime bakış açısının son derece vizyoner olduğunu ifade eden Küçüksüleymanoğlu, bir ülkenin gerçek zaferinin ve kurtuluşunun ulusal bir Milli Eğitim programından geçmesi gerektiği görüşünü benimsediğini vurguladı. Cumhuriyet’in ilanından hemen sonra eğitimde hızlı adımlar atıldığını söyleyen Küçüksüleymanoğlu, “Zira yeni Cumhuriyet’in temel inancı, ülkenin her türlü sorununun eğitimle çözüleceğiydi. Bu kapsamda Kurtuluş Savaşı yıllarında bile 1’inci Maarif Kongresi toplanarak eğitimde planlamalar yapıldı. Cumhuriyet’in ilanından sonra eğitim adına atılan hızlı adımlar arasında millet mektepleri, halk evleri ve halk odaları, çeşitli illerde açılan kütüphaneler, müzeler, Köy Enstitüleri ve gençlerin yurt dışına eğitime gönderilmesi sayılabilir. Dünya Klasikleri’nin Türkçe’ye çevrilmesi de çok geniş bir perspektifte yürütülen eğitim çalışmalarındandı” diye konuştu. Sosyal adaleti, fırsatlara ve imkanlara herkesin eşit şekilde ulaşabilmesi ve dağılımın hakkaniyetli olması olarak tanımlayan Küçüksüleymanoğlu, eğitime erişimin adil olması gerektiğini vurguladı. Eğitimdeki adaletsizliğin temel sebeplerine değinen Küçüksüleymanoğlu, bunları ekonomik koşullar ve maddi durumu düşük öğrenciler, eğitime ayrılan payın düşmesi, kitap eksikliği, dijital uçurum, bölgesel farklar ve PISA puanları, ev genci oranının yüksek olması, özel gereksinimli öğrenciler, farklı dil konuşulan öğrenciler ile travma ve göç olarak sıraladı. Türkiye’nin zengin ve güçlü bir ülke olduğunu ve bu sorunların üstesinden gelebileceğini söyleyen Küçüksüleymanoğlu, bunlarla ilgili çözüm önerilerini de paylaştı. Önerilerinin başında kaliteli öğretmen ihtiyacı geldiğini anlatan Prof. Dr. Küçüksüleymanoğlu, öğretmenin bir çocuğun kaderini değiştirebileceğini belirterek, Cumhuriyet’in en büyük nimetinin, annesi babası okuryazar olmayan birinin dahi en önemli beyin cerrahı olabilmesi gibi başarı hikayelerini yaratan iyi öğretmenler olduğunu vurguladı. Sonraki çözüm önerilerini de anlatan Küçüksüleymanoğlu, okullarda fiziksel koşulların iyileştirilmesi, derslik başına düşen öğrenci sayısının azaltılması, okullarda ücretsiz yemek verilmesi, eğitim harcamalarında burs ve desteklerin arttırılması, kapsayıcı eğitim politikaları, destekleyici programların yaygınlaştırılması, dijital uçurumu azaltacak altyapı yatırımlarının arttırılması, liyakat, paydaşlara yeterince söz hakkı verip karar alma mekanizmalarında daha çok yer almalarının sağlanması ile şeffaflık ve hesap verebilirlik olarak sıraladı. Sadece “Cumhuriyet çok yaşasın” demenin yeterli olmadığını dile getiren Prof. Dr. Küçüksüleymanoğlu, Cumhuriyet’e ve ilkelerine sahip çıkılması gerektiğini belirterek, “Cumhuriyetin ilelebet yaşayabilmesi için adalet, liyakat ve hukukun var olması gerekiyor” dedi.

Gemlik’te milli emlak arazisinde tartışmalı inşaat Haber

Gemlik’te milli emlak arazisinde tartışmalı inşaat

Gemlik’te Milli Emlak’a ait arazide başlayan inşaat çalışması, kamuoyunda ciddi soru işaretlerine neden oldu. Fayton Kafe’nin bulunduğu alanda yükselen yapının, Gemlik Belediyesi tarafından işletileceği iddia edilen "Gemlik Kafe" projesi kapsamında olduğu öne sürülse de, inşaatın yasal dayanakları ve finansmanı belirsizliğini koruyor. İnşaatın, Gemlik’te birçok önemli projeye imza atan bir inşaat firması tarafından yürütüldüğü öğrenildi. Ancak bu firmanın Milli Emlak’a ait bir arazide nasıl ve hangi izinle çalışmalara başladığı, kamuoyunun merak ettiği başlıca konular arasında. Eğer yapı Gemlik Belediyesi adına yapılıyorsa, arada bir üst yapı sözleşmesi ya da protokol bulunup bulunmadığı henüz açıklığa kavuşmuş değil. İddialara göre, Gemlik’te antrepo faaliyetleri yürüten bir firma, belediyenin doğrudan alım yapamayacağı bu arazi üzerindeki inşaatı üstlendi. İnşaatın maliyetini de bu firmanın karşıladığı öne sürülüyor. Aynı firmanın, Gemlik Belediyesi İmar Müdürlüğü’ne araç bağışladığı ve bu bağışın inşaatla bağlantılı olup olmadığı da tartışma konusu. Söz konusu firmanın, belediyeye araç bağışında bulunduğu iddiası, kamuoyunda "imar müdürlüğünde bekleyen işler karşılığında mı yapıldı?" sorusunu gündeme getirdi. Bu bağışın zamanlaması ve bağışla inşaat arasındaki bağlantı iddiası, şeffaflık çağrılarını artırıyor. Milli Emlak’a ait olduğu bilinen arazide, imara aykırı şekilde ve herhangi bir resmi protokol olmadan sürdürülen inşaatın denetimi ve olabilecek cezai işlemlerinin kim tarafından uygulanacağı da belirsiz. Şimdiye kadar kaçak yapı ya da imar kirliliği nedeniyle herhangi bir işlem yapılıp yapılmadığı ise kamuoyunun yanıt beklediği sorular arasında.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.