SON DAKİKA
Hava Durumu

#Serdar Atilla Erdem

Söz Bursa - Serdar Atilla Erdem haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Serdar Atilla Erdem haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Erdem: “Deprem ülkesinde mühendislik göz ardı edilemez” Haber

Erdem: “Deprem ülkesinde mühendislik göz ardı edilemez”

Göreve geldikleri Şubat 2024 itibarıyla özellikle Kestel–Soğuksu bölgesinde hayata geçirilmek istenen projelere karşı yürüttükleri hukuki ve teknik mücadeleyi anlatan Erdem, bu sürecin hiçbir aşamasında popülist bir yaklaşım sergilemediklerini vurguladı. Yanlış gördükleri uygulamalarda önce ilgili kurumları uyardıklarını belirten Erdem, “Uyarıların yanı sıra kamuoyunu bilgilendirmekten ve hukuki yollara başvurmaktan çekinmedik” dedi. Erdem, Soğuksu planlarına karşı açılan davaların tamamını kazandıklarını, buna rağmen bölgede kaçak yapılaşma girişimlerinin sürdüğünü söyledi. “MESELE BURSA’NIN GELECEĞİDİR” Sohbette, oda yönetimi olarak karşılaştıkları baskılara da değinen Erdem, verdikleri mücadelenin siyasi, maddi ve insani bedelleri olabileceğini baştan öngördüklerini söyledi. “Bu süreçte yalnız kaldığımız anlar oldu ama doğru bildiğimizden vazgeçmedik” diyen Erdem, “Gerekirse seçim kaybetmeyi göze aldık; çünkü mesele koltuk değil, Bursa’nın geleceğidir” ifadelerini kullandı. “435 ETKİNLİK VE ÇALIŞMA GERÇEKLEŞTİRDİK” Serdar Atilla Erdem, görevde oldukları süre boyunca yalnızca itiraz eden değil, üreten ve çözüm öneren bir oda anlayışıyla hareket ettiklerini belirtti. Paneller, çalıştaylar, seminerler, teknik geziler, meslek içi eğitimler ve kamuoyunu bilgilendirmeye yönelik toplantılar dahil olmak üzere 435 etkinlik gerçekleştirdiklerini söyleyen Erdem, bu çalışmaların önemli bir bölümünün deprem, kentleşme, su kaynakları, sanayi planlaması ve kamu yararı başlıklarında yapıldığını ifade etti. İMO Bursa Şubesi’nin üniversiteler, diğer meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarıyla ortak etkinlikler düzenlediğini de aktaran Erdem, bu faaliyetlerle hem meslektaşların teknik donanımını güçlendirmeyi hem de kamuoyunda farkındalık yaratmayı hedeflediklerini söyledi. “MESLEĞİMİZ TALİ BİR UNSUR DEĞİL” Erdem, inşaat mühendisliği mesleğinin kanuni düzenlemeler ve yönetmelik değişiklikleriyle sistematik biçimde değersizleştirildiğini ifade etti. Mühendislik hizmetlerinin piyasa koşullarına terk edildiğini, yetki ve sorumluluk dengesinin bozulduğunu belirten Erdem, yapı denetim sistemi, mesleki yeterlilik, imza yetkileri ve kamusal denetimin zayıflatılmasının hem meslektaşları hem de toplum güvenliğini tehdit ettiğini söyledi. “Deprem gerçeğiyle yaşayan bir ülkede mühendisliğin tali bir unsur gibi görülmesi kabul edilemez” diyen Erdem, meslek odalarının bu noktada yalnızca üyelerinin değil, kamunun can ve mal güvenliğinin de güvencesi olduğunu vurguladı. “SORUNUMUZ SANAYİ DEĞİL, PLANSIZ SANAYİLEŞME” Bursa’daki sanayileşme politikalarını da eleştiren Erdem, İMO’nun sanayiye kategorik olarak karşı olmadığını, ancak plansız, çevreyi ve su kaynaklarını yok sayan sanayi anlayışına karşı olduklarını dile getirdi. Sanayi alanlarının doluluk oranları, deprem riski, ulaşım, su ve hava kalitesi gibi kriterler dikkate alınmadan yeni alanlar açılmasını eleştiren Erdem, “Doğru fizibilite yapılmadan planlama olmaz” dedi. Bursa’nın giderek bir “su kenti” olmaktan çıktığını söyleyen Erdem, sanayide geri kazanılmış su kullanım oranının Türkiye’de yüzde 2 seviyesinde olduğuna dikkat çekerek, arıtılmış suların yeniden kullanımına dayalı bir sistem kurulması gerektiğini ifade etti. Sanayide vizyon değişikliğine ihtiyaç olduğunu dile getiren Erdem, Bursa’nın düşük katma değerli, çevreyi kirleten üretim modeli yerine ileri teknoloji ve sürdürülebilir sanayiye yönelmesi gerektiğini söyledi. “KAMUCU ODA ANLAYIŞIYLA YOLA DEVAM” Ziyarette, İMO’nun temel yaklaşımının kamucu, bilimsel ve şeffaf bir oda anlayışı olduğunu vurgulayan Erdem, meslek odalarının ancak üyelerinin sahip çıkmasıyla güçlü olabileceğini ifade etti. Erdem, 15 Şubat’ta yapılacak genel kurul için meslektaşlarına çağrıda bulunarak, “Meslektaşlarımızın odalarına sahip çıkması, yüksek katılım göstermesi güçlü ve bağımsız bir oda yapısı açısından hayati önem taşıyor” değerlendirmesinde bulundu. İMO Bursa Şubesi, 15 Şubat’ta yapılacak genel kurulda yeni yönetimini belirleyecek.

İMO Bursa Çalışma Grubu Başkan adayı Serdar Atilla Erdem proje ve adaylarını tanıttı Haber

İMO Bursa Çalışma Grubu Başkan adayı Serdar Atilla Erdem proje ve adaylarını tanıttı

İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Bursa Şubesi’nin 14-15 Şubat 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek Genel Kurulu ve seçimleri öncesinde, İMO Bursa Çalışma Grubu Başkan Adayı Serdar Atilla Erdem, yönetim hedeflerini, projelerini ve yönetim kurulu adaylarını geniş katılımlı bir toplantıyla kamuoyuna açıkladı. Yaklaşık 700 meslektaşın katılımıyla Crowne Plaza Hotel’de düzenlenen aday tanıtım toplantısında konuşan Erdem, görevde bulundukları 19. döneme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Göreve geldikleri günden bu yana geçen 477 gün içinde 500’ün üzerinde faaliyete imza attıklarını belirten Erdem; çalıştaylar, paneller, seminerler, kurslar, sosyal ve sportif etkinlikler ile temsilciliklerin katkılarıyla hayata geçirilen projelerin yanı sıra yerel yönetimler, kamu kurumları, akademik çevreler ve genç mühendis adaylarını kapsayan geniş bir çalışma yürüttüklerini ifade etti. Erdem ayrıca kentsel dönüşüm, kaçak yapılaşmayla mücadele, meslek yasası ve meslektaşların güncel sorunlarına dair görüşlerini de paylaştı. Toplantıya İMO Bursa Şubesi’nin geçmiş dönem başkan ve yöneticileri, inşaat mühendisi meclis üyeleri, genç ve deneyimli meslektaşların yanı sıra Bursa ve çevre ilçe temsilcileri de katıldı. Etkinlikte Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, Bursa Vakıflar Bölge Müdürü Haluk Yıldız, İlBank Bursa Bölge Müdürü Harun Soner Okutan, DSİ Bölge Müdür Yardımcıları Kenan Akyürek, Mustafa Gördeli, Litvanya Cumhuriyeti Bursa Fahri Konsolosu Berat Tunakan ile İMO Bursa Şubesi geçmiş dönem başkanlarından Necati Şahin, Mehmet Albayrak, Maksut Kaya ve geçmiş dönem İMO Bursa Şubesi yönetim kurulu üyeleri de yer aldı. Toplantının 10 Ocak’a denk gelmesi münasebetiyle toplantıyı takip eden basın mensuplarının Çalışan Gazeteciler Gününü karanfil hediye ederek kutlayan Erdem, medyanın ve medya mensuplarının akademik odaların sesini kamuoyu ile paylaşabilmesi adına son derece önemli olduğunun altını çizerek toplum adına bu önemli görevi ifa eden gazetecilere teşekkür etti. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan toplantı, İMO Bursa Çalışma Grubu’nun oda yönetiminde bulunduğu dönemlere ait faaliyetleri içeren film gösterimiyle devam etti. Ardından kürsüye çıkan Başkan Adayı Serdar Atilla Erdem, Çalışma Grubu’nun geçmişten bugüne yürüttüğü çalışmaları ve önümüzdeki dönem hayata geçirilmesi planlanan projeleri başlıklar halinde aktardı. Erdem, görev süreleri boyunca İMO Bursa Şubesi’ni yeniden “lider oda” konumuna taşıdıklarını vurguladı. Konuşmasının sonunda meslektaşlarına çağrıda bulunan Erdem, 15 Şubat’ta yapılacak seçimlerde yüksek katılımın önemine dikkat çekerek, güçlü bir İMO Bursa Şubesi için tüm üyeleri sandığa davet etti. Programın sonunda Başkan Adayı Serdar Atilla Erdem, İMO Bursa Çalışma Grubu Yönetim Kurulu adaylarını sahneye davet ederek kamuoyuna tanıttı. Yönetim Kurulu Adayları şu isimlerden oluştu: Serdar Atilla Erdem (Başkan Adayı), Metin Yaran, Ayşegül Özbek, Erdem Yardımcı, Dr.Mahmud Sami Döven, Rüştü Şanlı, Oğuzhan Kurt, Ozan Olgun, Muhammet Yılmaz, Yiğit Can Sezgin, Murat Kaplan, Kudret Sena Çakır, Burak İ. Tuğcu ve Samet Ozan Şahin. SERDAR ATİLLA ERDEM ÖZGEÇMİŞİ 1978 yılında Trabzon'da doğdu. 1998 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldu. 1998 yılında kendi firmasını kurmuş olup halen mühendislik, taahhüt alanında faaliyet göstermektedir. 1998-2004 yılları arasında İMO Bursa Şubesi Gençlik Komisyonu Başkanlığı, 2004 -2006 yılları arasında IMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Üyeliği, 2006-2008 yılları arasında İMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Sekreter üyeliği görevlerinde bulundu. 2018-2022 döneminde BTSO Meclis Üyeliği yaptı. 19.Dönem İMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini üstlendi. Evli ve bir kız çocuğu babasıdır. İMO BURSA ÇALIŞMA GRUBU BAŞKAN ADAYI SERDAR ATİLLA ERDİM’İN KONUŞMA METNİ Kıymetli Meslektaşlarım, Saygıdeğer Başkanlarım, Çalışma Grubu Yöneticileri, Değerli Basın Mensupları, Toplantımıza katılımlarınızdan dolayı müteşekkir olduğumu belirtmek isterim. Sözlerimin başında 14-15 Şubat tarihlerinde gerçekleştireceğimiz genel kurulumuzun ve yönetim kurulları seçimlerimizin Bursa’mıza, ülkemize, mesleğimiz ve meslektaşlarımıza hayırlar getirmesini temenni ediyor, sizleri şahsım ve çalışma grubumuz adına saygıyla selamlıyorum. İzninizle öncelikle kendimi kısaca tanıtmak isterim. 1978 yılında Trabzon’da doğdum. 1998 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünden mezun oldum. 1998 yılından bugüne mühendislik, taahhüt alanında sektörde hizmet eden aile şirketimizin ortaklarındanım. Evliyim ve bir kız evladım var. Mezun olduğum ilk gün meslek odamız olan İMO Bursa Şubesi’ne üye oldum ve içinde bulunmaktan gurur duyduğum Çalışma Grubu ile ilk olarak o günlerde tanıştım. Allah nasip etti Çalışma Grubu yönetimlerindeki İnşaat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi bünyesinde 1998-2004 yılları arasında Gençlik Komisyonu Başkanlığı, 2004-2006 tarihleri arasında İMO Bursa Şube Yönetim Kurulu Üyeliği ve 2006-2008 tarihleri arasında da İMO Bursa Yönetim Kurulu Sekreter Üyesi olarak görev yaptım. Bu süreçlerde Çalışma Grubu önderliğindeki İMO ile Bursa’mıza, ülkemize, meslek ve meslektaşlarımıza birçok başarılı hizmetler içeren görevlerde sadece hizmet amaçlı çalışmalarda bulundum. 2018 – 2022 tarihleri arasında BTSO Meclis Üyesi olarak sektörümüzü temsil ettim. Sizlerin teveccühü ile 19.Dönem İMO Bursa Şubemizin Başkanlık görevini yürüttüm. Sizlerden almış olduğumuz güçlü desteğin verdiği sorumluluk ile bu 2 yıllık süreçte odamıza, mesleğimize ve meslektaşlarımıza layık olabilmek adına tüm gayretimizle çalışmalar yaptık. Sevgili Meslektaşlarım, Bu süreçte “Deprem Bir Beka Sorunudur” dedik. On binlerce insanımızı kaybettiğimiz acılar halen içimizde. Devletimizin üzerine yüz milyarlarca dolar yük bindi. Depremi beka sorunu olmaktan çıkarmanın yolu biz inşaat mühendislerinin sorunlarını çözmekten geçer dedik ve bu çerçevede yoğun çalışmalar yaptık. Yaşanan bu büyük acının en büyük sebebi hiç kuşkusuz biz inşaat mühendislerinin de içinde bulunduğu inşaat sektörünün, yetkin kanunlar ve insanlar elinde olmamasından kaynaklıdır. Birçok paydaşı bulunan inşaat sektörünün sağlıklı bir şekilde işlemesini sağlamak için sektörün omurgasının biz inşaat mühendisleri tarafından oluşturulması zaruri bir gerçekliktir. Ancak gelinen noktada mesleğimizdeki itibar kaybı öyle bir hal almıştır ki bırakın sektörün omurgası ve ülke medeniyetinin teminatı olmayı, birçoğumuz geçim sıkıntısı nedeniyle evlerinin direği olamaz hale geldik. Bu hale gelinmesinde sayıları kontrolsüzce artmasına rağmen eğitim kalitesi giderek azalan üniversitelerin etkisinin yanında, sermaye sahiplerinin piyasa üzerindeki kuralsızlaştırma gücü ve meslek alanımızın hala 1954 yılından kalma kanunla düzenleniyor olmasının önemli rolü vardır. Değerli Meslektaşlarım, 2023 yılında yaşanan son büyük deprem göstermiştir ki yeterli mühendislik almadan çıkılan her basamak yeri gelince ayağımızın altından kayıp mezar taşlarımıza dönüşmektedir. Ülkemizin bir daha böyle acılar yaşamasının önüne geçmenin yolu inşaat mühendisliği mesleğini hak ettiği yere taşımaktır. Bu değeri mesleğimizin öneminin ve yaratacağı farkın bilincinde olan bizler, meslek odamız etrafında birleşerek mesleğimizi ve meslektaşlarımızın hak ettiği yerde konumlanmak için var gücümüzle mücadele edeceğiz. Hedeflerimizin başında gelen bu düşüncemiz sizlerin destekleri ile sonuçlanacaktır. Bu sebeple bu dönem de sizlerden yetki istiyoruz. Mesleki gelişimin önündeki engelleri kaldırmak, doğru hizmet standartlarını geliştirmek, iç denetim mekanizmalarını oluşturmak, hak ettiğimiz ücretleri alabilmek ve en önemlisi hak ettiği saygınlığı mesleğimize tekrar kazandırmak vizyonumuz olacaktır. Ancak ne yazık ki meslek odalarımız bir takım sığ ideolojik yapılanmaların etkisinde olan yönetimlerce idare edilir olduğundan, temsil yetkisi olan alanlar dışında çokça konuşmak zorunda kaldıklarından, mesleğimize dair söylenen her söz laf kalabalıkları arasında kaybolmaktadır. Günümüzde halen meslek odalarında geçerli olan bu işlevsizliği ortadan kaldırmak için 1994 yılında kurulan, İMO Bursa Şubesi’nin bugünlere gelmesinde mutlak payı olan Çalışma Grubumuz, her siyasi partiye eşit yakınlıkta durmuş, mesleği ve meslektaşı öncelemiş, temsil yetkisini asla aşmamış, sadece kentimizde değil ülke çapında da dikkatle izlenen bir birliktelik haline gelmiştir. 1990’lı yıllarda ‘bayrağımızın onuru, ülkemizin bölünmez bütünlüğü’ konusunda tavizsiz olarak, inşaat mühendisi ortak paydasında her kesimden meslektaşımızın bir araya gelerek oluşturduğu Çalışma Grubu, yönetimde bulunduğu o yıllardan bugüne, meslektaşımızın sorunlarına çözüm üretmesinin yanında, kişisel gelişimlerine de çok büyük katkılar koyarak, Bursa’mızın yönetiminde söz sahibi olan pek çok yapılanmada yer almalarına da olanak sağlamıştır. Çalışma Grubu yönetimindeki İMO her dönem üzerine koyarak ilerlemiş, kentimizde ve ülkemizde mesleğimizi ve meslektaşlarımızı ilgilendiren her konuda söz sahibi olmuş, kamu kurumları ve diğer odaların iş birliği ile lider olmayı her dönem başarmıştır. Gururla söylüyorum ki 18.Dönemde ağırlığını kaybetmiş olan şubemizi Çalışma Grubundan almış olduğumuz kültür ve güç ile tekrar lider oda vasfına ulaştırdık. Bu sebeple siz meslektaşlarımızdan bu mücadeleyi bir adım daha ileriye taşıyabilmek adına tekrar yetki ve destek istiyoruz. Bu hedefimize ulaşabilmek için her türlü gayret ve mücadeleyi göstereceğimizden hiçbir meslektaşımızın şüphesi olmasın, bunun sözünü buradan sizlere veriyorum. Değerli meslektaşlarım, kıymetli basın mensupları Bu çerçevede çalışma grubunun tecrübesiyle sizlere mesleğimiz ve kentimizin sorunları ve çözüm önerilerimizden kısaca bahsetmek istiyorum. Mesleğimizi kalitesi ve ülkemizin can ve mal güvenliği adına plansız ve programsız bir şekilde inşaat mühendisliği bölümlerinin sayısının arttırılması işinden bir an evvel vazgeçilmelidir. Neredeyse her 500 kişiye 1 adet inşaat mühendisi düşen ülkemizde yaşanan depremde, nitelikli mühendislik hizmetine erişilemediği acı bir şekilde ortaya çıkmıştır. Deprem gerçeği ile yaşamak zorunda olan ülkemizde, yapılacak bir hatayla yüzlerce insanın canına ve malına zarar verme olasılığı olan bir meslek grubunun; en iyi şekilde eğitim görmesi, donanımlı bir şekilde mesleğe atılması ve yeterliliklerini tecrübesi oranında kademeli şekilde alması gerekmektedir. Söz konusu düzenlemelerin hayata geçmesi için meslektaşlarımızı nitelikli eğitime erişmesi adına gerekli çalışmaları gerçekleştirdik ve bu mücadeleye devam edeceğiz. Değerli meslektaşlarım, Mesleğimiz ve meslektaşlarımız bunca sıkıntılarının yanında bir taraftan da ağır hukuki sorumluluklar altında ezilmektedir. Yapılara karşı taşıdığımız sorumluluk müteselsil olarak vefatımızdan sonra aile bireylerimize rücu etmektedir. Gerçekleşen depremde yaşanan acıların gerçek sorumluların gereken cezaları alması en büyük arzumuzdur ancak bu kadar çok etkenin olduğu bir sistemde doğru sorumluların bulunamamasından ve bir sorumlu bulmak adına meslektaşlarımızın haksız yere zarar görmesinden endişe etmekteyiz. Hukuki belirsizliklerin ortadan kaldırılması için gerekli çalışmaları sürdürdük ve bu çalışmaları daha ileriye taşımak amacı ile yeniden göreve talibiz. Değerli meslektaşlarım, Şantiye şefliği konusu mesleğimizin kanayan yarasıdır. Şantiye şefliğinin son derece riskli ve bir o kadar da ağır sorumlulukları olmasına rağmen, ne yazık ki birçok inşaatta formaliteden öteye geçememektedir. Mesleğimiz ve yapı kalitesi açısından çok büyük öneme sahip olan şantiye şefliği konusundaki hassasiyetimiz devam edecek olup “her şantiyeye bir şef” demeye devam edeceğiz. Bir diğer kanayan yaramız ise yapı denetim sisteminin geçen 24 yıla rağmen bir türlü işler bir uygulama haline getirilememiş olmasıdır. 2019 yılında büyük umutlarla yürürlüğe giren, yapı denetimlerin elektronik ortamda belirlenmesine dayanan e-dağıtım sistemi; yapılan temel yanlışlar ve bu yanlışlarda ısrar neticesinde, hâlâ bekleneni verememiştir. Sistemin doğru kurgulanamaması durumunda, ne yazık ki yapı denetimlerin gerçek manada denetim yapmaları mümkün olmayacaktır. Sağlıklı bir yapı denetim sistemi olmadan, güvenli ve sağlıklı binalar üretilmesi söz konusu değildir. Bu noktada yapı denetimin asli unsuru inşaat mühendisleri olmalıdır ve yapının projelendirmesinden teslim aşamasına kadar meslektaşlarımız aktif olarak yer almalı, bunun karşılığında hak ettiği özlük haklarına sahip olmalıdır. Sistemde aksayan konuların revize edilmesi için gerekli mücadeleyi sonuna kadar vereceğiz. Değerli meslektaşlarım, Yaşayacağımız olası bir depremde can kayıpları yaşamamak adına göçme riski taşıyan binaların saha çalışmaları ile şehrimizin gerçek anlamda yapı stoğu envanterinin çıkarılması elzemdir. Kentsel dönüşüm planlamasında önceliğin bu binalara verilmesini her platformda dile getirerek Büyükşehir belediyemizi göreve davet edip İMO Bursa Şubesi olarak genç ve tecrübeli meslektaşlarımızdan kuracağımız kadro ile her türlü desteği vereceğimizi beyan ettik. Yetkiyi aldığımız takdirde büyükşehir belediyemiz ile bu çalışmayı yapmak için tekrar gerekli girişimlerde bulunacağımızı sizlerle paylaşmak istiyorum. Gençlerin sesini dinlemek ve kamuoyuna güçlü bir şekilde duyurmak için belirli aralıklarla serbest kürsü programları yaptık, Bursa’mızın güçlü inşaat firmaları ile gençlerimizi bir araya getirerek sektör buluşmalarını gerçekleştirdik. Geçmiş yıllarda Çalışma Grubu yönetimlerimizin katkılarıyla gerçekleştirilmiş olan SGK protokolü maalesef daha sonra iptal edilmiştir. Bu protokolün yeniden hayata geçirilmesi suretiyle meslektaşlarımızın özlük haklarını güvence altına almak için gerekli çalışmalar konusunda mücadelemiz devam edecektir. Kent sorunları ve sosyal konularda pasif bir oda değil komisyonları ile birlikte etkin ve güçlü bir oda hedefi ile çalışmalarımızı bu 2 yıllık süreçte devam ettirdik. Kent sorunlarını göreve başladığımız yaz döneminde 9 ana başlık altında sınıflayarak kentsel dönüşümden kaçak yapılaşmaya tarihi yapılarımızdan doğal kaynaklarımıza su krizlerinden ulaşım ve kent anayasasına çözüm önerilerimizi oluşturmak adına ülkemizin en kıymetli akademisyen ve meslek üstatlarını şubemizde ağırlayarak çalıştaylar ve paneller düzenledik; çözüm raporlarımızı sizler, kamu yöneticileri ve değerli basınımızla paylaştık. Yine bu dönemde bir ilki gerçekleştirerek “ben yaptım oldu”larla Bursa’mıza hançer gibi saplanmaya çalışılan tarım arazilerimizi ve doğal su kaynaklarımızı yok edecek olan Kestel Soğuksu Sanayii Bölgesi İmar Planına itiraz ederek gerçek manada mücadele eden tek Oda İMO Bursa Şubesi olmuştur. Ve gururla söylemek isterim ki sizlerden aldığımız güçle açmış olduğumuz iptal davasını kazandık. Sonraki süreçte istinaf sürecini de kazanarak yüksek sesle BURSA HEPİMİZİN dedik. Kaçak yapılaşmadan kent anayasasına, kentsel dönüşümden ulaşıma, su kaynaklarımızın ve tarım arazilerimizin korunmasına çözüm önerilerimizle her çalışmada bulunarak İMO Bursa Şubesini yüksek sesle temsil ettik. İstanbul’un arka bahçesi yapılmaya çalışılan şehrimizin sadece bir sanayii şehri olmadığını, tarımı ile sanayisi ile doğal kaynakları, turizmi ve kültürel hafızası ile sürdürülebilir büyüyen, şeffaf, ortak akılla planlanan 2050 Bursa hedefini her platformda yüksek sesle savunduk ve mücadelesini verdik. Sanayide vizyon nicelik olarak gelişmek yerine nitelik olarak derinleşme olmalıdır dedik. Yine ilk defa İnşaat Mühendisliği Çalıştayı yaparak 150 meslektaşımızın katılımı ile meslek ve meslektaş sorunlarımızı masaya yatırdık. Ortak Akılla çalıştay çözüm rapor çıktılarımızı oluşturduk. 19.Döneme aday olduğumuz da söz verdiğimiz gibi 1938 yılında yazılan meslek kanunu ve 1954 yılındaki TMMOB yasasının çağına uygun hale gelmesi için çalışmalarımızı yaptık. SGK protokolünün tekrar gündeme alınması ve inşaat mühendisliği çalıştayımızın çıktı raporlarını meslektaş milletvekillerimiz ile birlikte TBMM Bayındırlık ve İmar Komisyon Başkanlığına sunum yaparak teslim ettik. Göreve gelir gelmez Binalarda muayene sistemini gündeme taşıdık ve 2026 yılında binalarda periyodik kontrol uygulamasının gerçekleşmesinde önemli rol oynadık. Önümüzdeki dönemde tekrar bizlere yetki verdiğiniz takdirde bu görüşmeleri daha ileriye taşımak adına mecliste bulunan tüm meslektaş vekillerimizi bir araya getirerek ilgili bakanlığımıza sunum yaparak meslek ve meslektaş sorunlarımızın çözümü noktasında çalışmalarımızı devam ettireceğiz. 19.Dönemde sizlerden almış olduğumuz güçlü desteğin vermiş olduğu sorumluluk ile 2 yıllık görev süremiz içerisinde belediyelerimizi, kamu kurumlarımızı ve burada çalışan meslektaşlarımız sık sık ziyaret ederek sorunlarımızı konuştuk. Paydaş kurumlarımızla meslek odamızı ilgilendiren her konuda ortak çalışmalarda bulunduk. Kentimiz ve ülkemiz adına doğru kimden gelirse yanında durup destek verdik, yanlış kimden gelirse karşısında durup çözüm önerilerimizle doğruya evrilmesi adına mücadele ettik. Bugüne kadar görevde bulunduğumuz 477 iş günü içerisinde dış paydaşlar ile yapmış olduğumuz ortak çalıma ve ziyaretler hariç toplam 53 seminer, 17 kurs, 6 çalıştay ve panel, 7 teknik gezi, 6 gençler ile serbest kürsü, 71 sosyal ve sportif etkinlik, 16 basın açıklaması, 27 TV programı, 68 kez basın ziyareti, 35 komisyon toplantısı, 7 genel merkez toplantısı, belediyeler ile 5 protokol, 60 şubeye ziyaret, 5 temsilcilik seçimi, 11 temsilcilik sosyal etkinlik, 59 dış ziyaret ve 72 civarında temsilciliklerimizin yapmış olduğu faaliyetler ile toplam 525 adet etkinlik gerçekleştirerek sizlerin vermiş olduğu sorumluluğa layık olmanın mutluğu içerisindeyiz. Yeni dönemde bu faaliyetlerimizi bir adım daha ileriye taşıyıp meslek ve meslektaş sorunlarımızın çözümü ve kent sorunlarının doğruya evrilmesi adına sizlerden alacağımız yetki ile mücadele görevine hazır ve talip olduğumuzu bir kez daha yüksek sele duyurmak istiyoruz. Çalışma Grubu olarak geçmişin tecrübesi ile yukarıda bahsettiğimiz hedefleri gerçekleştirmenin gururu ve yeni başarılara imza atmanın gayreti ile geleceği ÇALIŞMA ile inşa edeceğimizden siz kıymetli meslektaşlarımızın şüphesi olmasın istiyorum. Çalışma Grubu, barkovizyonda izlediğiniz gibi birçok konuda şehrimizde ve ülkemizde ilkleri gerçekleştirmiş bir gruptur. 19.Dönemde de bu ilklere yenileri eklemiş olmanın gururunu yaşıyoruz. Bu Dönemde de kent sorunları adına dimdik ayakta durarak hakkın ve doğrunun yanında olarak çok önemli hukuki mücadeleleri kazanmış olup inşaat mühendisliği çalıştayı gerçekleştirerek meslek sorunlarımızı söz verdiğimiz gibi çözümü adına meslektaş vekillerimizle TBMM ye taşıdık. Ve bunun gibi nice önemli projelere imza atmış Çalışma Grubu yönetimindeki İMO Bursa Şubesi hem kentimizde hem ülkemizde hem de diğer meslek odaları ve kamu kurumları tarafından takip edilen lider meslek odası konumuna tekrar gelmiştir. Bu yüzdendir ki bu mücadelemizi bir adım daha ileriye taşıyabilmek için sizlerin desteği ile meslek odamızın yönetimini devam ettirerek ilk hedefimiz olan Bursa ve kamuoyunda hatta genel merkezin üzerinde etkili olan, güçlü ve lider İMO’yu geçmiş parlak günlerinde olduğu gibi temsil etmek, üzerine katkı koyarak daha ileriye taşımaktır. Ancak, bizimle aynı duygu ve düşünceleri paylaşan siz değerli meslektaşlarıma da bu hedefimizi gerçekleştirmemiz için tekrar çok büyük bir görev düşmektedir. Bu da mesleğinize sahip çıkarak, seçim günü demokratik hakkınızı kullanmak üzere sandık başına gelip oyunuzu kullanmak ve odanıza sahip çıkmaktır. Hedefimiz seçim günü yüksek katılım ve güçlü desteğiniz ile Çalışma Grubu ekibini yeniden İMO Bursa yönetimine taşımak olacaktır. Sözlerime son verirken siz değerli meslektaşlarımızdan bizleri desteklemenizi temenni ediyor, güçlü ve lider İMO Bursa Şubesi için hep birlikte geleceği çalışma ile inşa edelim diyorum. Katılımınız için sonsuz teşekkürler.

İnşaat Mühendisleri geleneksel gecede bir araya geldi Haber

İnşaat Mühendisleri geleneksel gecede bir araya geldi

İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Bursa Şubesi üyeleri, Oda’nın 71’inci kuruluş yıl dönümünü dayanışma gecesiyle kutladı. Gecede, meslekte 70 - 60 – 50 – 40 – 25 yılını dolduran inşaat mühendislerinin arasında Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey de 40’ıncı yıl plaketini aldı. İMO Bursa Şube Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Atilla Erdem, ‘Bursa Hepimizin’ diyerek yola çıktıklarını ve kadim Bursa’nın yararına olmayan her konuda İMO Bursa Şubesi olarak yapılan yanlışlara karşı durmaya devam edeceklerini vurguladı. İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) kuruluşunun 71’inci yıl dönümünü Crowne Plaza’da düzenlenen dayanışma gecesiyle kutladı. Geceye, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Hayrettin Eldemir, DSİ 1. Bölge Müdürü İnan Gündüz, Karayolları 14. Bölge Müdür Yardımcısı Muhammed Akşinkutay, İller Bankası Bursa Bölge Müdürü Harun Soner Okutan, Bursa Uludağ Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adem Doğangün, BTÜ İnşaat Mühendisliği Fakültesi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Egemen Aras, İMO Bursa Şube Geçmiş Dönem Başkan ve yöneticileri, akademik oda başkanları ve temsilcileri, İMSİAD YAPISİAD VE YAPİDER Başkan ve yöneticileri, Şube Yönetim Kurulu üyeleri, inşaat mühendisleri ve diğer davetliler katıldı. Açılış konuşmasını yapan İMO Bursa Şube Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Atilla Erdem, İnşaat Mühendisleri Odası’nın, inşaat mühendisliği mesleğini geliştirmek, meslektaşlarımızın haklarını koruyabilmek ve kamuoyuna fayda sunmak için 19 Aralık 1954 yılında kurulduğunu söyledi. Erdem, 200 bine ulaşan üye sayısı ile Türkiye’nin en önemli ve en büyük Odalarında birisi haline gelen İMO’nun, kendini geliştirerek hizmet vermeyi sürdürdüğünü kaydederek, 1988 yılında Şube olan İMO Bursa’nın 19. Dönem Yönetim Kurulu olarak mesleğin verdiği sorumlulukları ve meslektaşların verdiği görevlerin bilincinde olduklarını söyledi. İnşaat Mühendisliği, Ülkemizi Muasır Medeniyetler Seviyesine Ulaştıracak İMO Bursa Şubesi’nin yaptığı faaliyetler, kent gündemine yönelik çalışmalar ve üyelerine yönelik etkinliklerle açıldığı günden bugüne örnek bir Oda olduğunu vurgulayan Başkan Serdar Atilla Erdem, “Üye sayısı 6 bin 340 olan Şubemize her yıl 250’nin üzerinde genç meslektaşımız dahil olmaktadır. Ülkemizin Kurucu Lideri Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye’nin geleceğini gençlere emanet etmiş ve demiştir ki; “Mühendislik, ülkemizin kalkınması için hayati bir öneme sahiptir. Bilim ve teknolojiye olan bu bağlılık, ülkemizi aydınlık yarınlara taşımak için en önemli adımlardan biridir. Sanat ve bilim, milletimizin ruhunu besler.’’ Bu şiarla bizler de mesleğimizin geleceğini gençlerimize emanet ediyoruz. Mesleğimizin etik değerlerinin korunması ve bilimsel bakış açısının geliştirilmesi onların elinde. Bu bilinci aktarmak, birlikteliği güçlendirmek de bizlerin elindedir. Deneyimli meslektaşlarımızın da gençlerimize destek olmak suretiyle bu bakış açısını aşılamalarını istiyoruz. İMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu olarak hedeflerimizi buna göre belirliyoruz. İnşaat mühendisleri, yaptığı eserlerle insanların barınma, çalışma, ulaşım ve altyapıya kadar her alanda ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Attığımız imzalar ile yaptığımız her projeden ömür boyu sorumlu tutulan bir mesleğin mensuplarıyız. İnşaat mühendisi hata yaptığında bir değil yüzlerce kişinin zarar görme olasılığı vardır. İnşaat Mühendisliği medeniyet mesleğidir. Son derece önemli olan mesleğimizin ne kadar kıymetli olduğu bugüne kadar yaşadığımız depremler ile bir kez daha gün yüzüne çıkmıştır. “Altın” kıymetindeki mesleğimiz üzülerek söylüyorum ki hak etmediği şekilde her geçen yıl irtifa kaybetmektedir. Ama bilinmelidir ki ülkemizi muasır medeniyetler seviyesine ulaştıracak mesleklerden bir tanesi de kuşkusuz İnşaat Mühendisliği mesleğidir. Meslektaşlarımızın gelişimi ve etik kurallar çerçevesinde hareket etmesini sağlamak Oda olarak bizim sorumluluğumuzda olup aynı zamanda da öncelikli gündemlerimizden bir tanesidir. Siz değerli meslektaşlarımın da bu hassasiyetle hareket ettiğini ve etmeye devam edeceğini biliyorum. İMO Bursa Şubesi, mezun olduktan sonra da meslektaşlarının gelişimine katkı sağlamayı sürdürmek için üniversitelerle işbirliği, teknik geziler, meslek içi eğitimler ve seminer yapmaya devam edecektir” dedi. İMO Bursa Şubesi Artık “Bursa İnşaat Mühendisleri Odası” Olmalıdır Gelecek nesillerin meslek ilkeleri ve etik kurallarına bağlı yetişmesi, gelecekte olası depremlerin afet haline dönüşmemesinin deneyimli meslektaşların sorumluluğunda olduğunu belirten Başkan Erdem, “Gençleri iyi yetiştirmek, değerlerimizi korumak, birlik ve dayanışma içinde olmak zorundayız. Elbette bunlar bizlerin sorumlulukları olup kanun yapıcılara da bu anlamda önemli görevler düşmektedir. 1938 yılında yürürlüğe girmiş olan Meslek Kanunumuzun günümüz şartlarına uygun hale getirilerek güncellenmesi, meslektaşlarımızın hak ve sorumluluklarının olması gereken seviyeye çıkartılması artık bir zorunluluktur. Elbette ki 1954 yılında yazılmış olan TMMOB Yasası da bu paralelde revize edilmelidir. TMMOB dışındaki bütün odalarda olduğu gibi İl odacılığı teşkil edilerek İMO Bursa Şubesi artık “Bursa İnşaat Mühendisleri Odası” olmalıdır” diye ifade etti. SGK ile İMO arasında geçmişte imzalanmış ancak daha sonra iptal edilmiş olan SGK Protokolün acil olarak tekrar yürürlüğe alınması gerektiğine özellikle dikkat çeken Başkan Serdar Atilla Erdem, “Genç meslektaşlarımızın işe girişleri inşaat mühendisliği asgari ücret bedeli olarak zorunlu hale getirilmeli ve disipline edilmelidir. Bu şekilde Kanun yapıcılarımız bu düzenlemelerden başlayarak mesleğimize hak ettiği değeri kazandırma yolunda büyük adımlar atılmış olacaktır” diye konuştu. Sorunlar ve Çözüm Önerileri Meclise Taşınacak Eylül ayında gerçekleştirilen İnşaat Mühendisliği Çalıştayı’nın sonuç raporunun hazırladığını açıklayan Şube Yönetim Kurulu Başkanı Erdem, bu çerçevede inşaat mühendisi Milletvekillerinin de desteği ile Çalıştay çıktılarını aktarmak için Bakanlık nezdinde görüşmelere başlayacaklarını vurguladı. TBMM’de inşaat mühendislerinin sorunlarının çözümü için çalışmalara hız vereceklerini duyuran Başkan Erdem, şunları söyledi: “Bu günlere sizlerin emekleri ve katkıları ile geldiğimizi hiçbir zaman unutmadık. Meslek çınarlarımız olan, meslekte 70,60, 50, 40 ve 25 yılını dolduran meslektaşlarımıza plaket ve belgelerini takdim edeceğimiz gecemizde, şubemizin bu günlere gelmesinde emeği geçen, destek veren ve bu gece aramızda bulunan geçmiş şube başkanlarımıza, yönetim kurulu üyelerimize ve katkı koyan tüm meslektaşlarımıza teşekkür ederiz. İMO Bursa Şube olarak bugüne kadar çözüm odaklı ve yapıcı bakış açısı ile kent sorunlarına çözüm önerilerimizi sunduk. Bursa’daki birçok projeye baktığımızda da akademik bakış açısının ne kadar önemli olduğunu anlayabiliyoruz. Kent yönetiminde, akademik odaların, sivil toplum kuruluşlarının ve vatandaşın taleplerini ve önerilerini almadan hareket ettiğinizde içinden çıkılamaz sorunlarla karşı karşıya kalınmaktadır. Bizler şehrimiz için mesleki deneyim ve bilgilerimizi paylaşmaya hazır olduğumuzu her alanda dile getiriyoruz. Kent yöneticilerimizin de alt yapıdan, üst yapıya, kentsel dönüşümden, ulaşıma kadar tüm yatırımlarda akademik bakış açısının önemi ve ihtiyacını unutmaması gerektiğini bir kez daha vurgulamak isterim. Bizler; Bursa hepimizin diyerek yola çıktığımız bu süreçte, her platformda dile getirdiğimiz gibi bir kez daha yüksek sesle vurgulamak isteriz ki kadim Bursa’nın yararına olmayan her konuda İMO Bursa Şubesi yapılan yanlışlara karşı durmaya devam edecektir. Kim yaparsa yapsın, bedeli ne olursa olsun, ben yaptım oldu uygulamalarına karşı sonuna kadar İMO Bursa Şube Yönetimi ve Kurulları olarak mücadele edeceğimizi bir kez daha ilan etmek isterim. Mesleğimizin ve Bursa’nın sorunlarına çözüm için sizlerin görüş, öneri ve katkılarının Şubemizin gücüne güç katacağını hatırlatmak istiyorum. Mesleğimiz ve Bursa’mız için dertlenen başta siz değerli meslektaşlarım olmak üzere tüm paydaşlarımızı güç birliğine davet ediyor ve diyorum ki Bursa hepimizin, hep birlikte hem mesleğimizi hem Bursa’mızı hak ettiği yere taşıyıp ayağa kaldıralım.” Konuşmanın ardından meslekte 60, 50, 40 ve 25 yılını dolduran inşaat mühendislerine plaket ve belgeleri verildi. Gecede meslekte 60’ıncı yılını dolduran üyelere plaketlerini takdim eden Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, İMO Bursa Şube Yönetimini çalışmalarından dolayı kutladı. Meslektaşları ile bir arada olmaktan mutluluk duyduğunu belirten Başkan Bozbey, inşaat mühendislerinin kentlerin kimliğini, ailelerin huzurla ve mutlu bir şekilde yaşayacakları yuvalarını, geleceği inşa ettiğini söyledi. Gece sponsorlarına plaketlerinin sunulmasının ardından gece, pasta kesimi, canlı müzik ve eğlence ile son buldu.

İMO Bursa Şube’de yüksek katlı binaların tasarım gözetimi ve kontrolü ele alındı Haber

İMO Bursa Şube’de yüksek katlı binaların tasarım gözetimi ve kontrolü ele alındı

İnşaat mühendisliğindeki yenilikleri takip etmek ve üyelerinin mesleki gelişimini sağlamak için eğitimler ve seminerler düzenleyen İMO Bursa Şubesi, Özellik Arz Eden Binaların Tasarım Gözetimi ve Kontrolü’nü ele aldı. Şube Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği Kapsamında, Özellik Arz Eden Binaların Tasarım Gözetimi ve Kontrolü Paneli’nde değerli akademisyenler sunumlarını gerçekleştirerek, üyelerin sorularını yanıtladı. İMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Atilla Erdem, akademisyenlere ve katılıcı üyelere teşekkür ederek, “İMO Bursa Şubesi büyük bir aile. Sizlerin bize verdiği destek, yaptığımız aktivitelere verdiğiniz destek ve katılımlarla bu aile büyüyor. Umarım bundan sonra da hep birlikte bu aileyi büyütürüz. Mesleğimizin ileriye taşınması için bir yandan meslektaşlarımızın sorunlarını dile getirirken, diğer yandan da üyelerimizin mesleki gelişimine katkı sağlamayı sürdüreceğiz” dedi. Prof. Dr. Mehmet Nuray Aydınoğlu’da panel öncesi İMO Bursa Şube’ye konuya gösterdiği öneme teşekkür etti. 2019 yılından bu yana uygulanan Özellik Arz Eden Binaların Tasarım Gözetimi ve Kontrollüğünün Türkiye için yeni ve farklı bir uygulama olduğunu söyleyen Prof. Dr. Aydınoğlu, “Yeni ve sınırlı bir uygulama olduğu için kamuoyunda çok fazla bilinen bir mekanizma değil Bursa’nın bu konuya ilgi duyması değerli. Gelişmesi için bilinmesi, değerlendirilmesi ve tartışılması gereken bir konu. Tasarım Gözetmenliği ile yüksek katlı binaların tasarımı ve uygulanmasına bir disiplin geldi. Diğer yapılarımızda da bu denetimin, düzenin sağlanabilmesi için Yetkin Mühendisliğin uygulanması gerekli” diye konuştu. Panelde, Prof. Dr. Mehmet Nuray Aydınoğlu - Tasarım Gözetimi ve Kontrolü Nedir? Neden Doğdu, Prof. Dr. Yasin Fahjan - DTGUA 2: Deprem Etkisi Altında Doğrusal Olmayan Zemin Davranış Analizleri, Yapı- Kazık-Zemin Etkileşimi Analizleri ve Denetimi, Prof. Dr. Cenk Alhan – DTGUA 5: Deprem Etkisi Altında Yalıtımlı Binaların Analizi, Tasarımı ve Denetimi, Doç. Dr. Özkan Kale – DTGUA 1: Sahaya Özel Deprem Tehlikesinin Belirlenmesi ve Kontrolü, Dr. Eren Vuran – DTGUA 4: Yüksek Binaların Analizi, Tasarımı ve Denetimi, İnş. Yük. Müh. Ömer Ülker – DTGUA 3: Doğrusal Olmayan Bina Taşıyıcı Sistem Analizleri ve Denetimi sunumlarını gerçekleştirdi. Şube Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Atilla Erdem, panelin ardından katılımcılara teşekkür plaketlerini iletti.

Genç İnşaat Mühendisleri iftarda buluştu Haber

Genç İnşaat Mühendisleri iftarda buluştu

İMO Bursa Şubesi Gençlik Komisyonu ve Sosyal Komisyon, Panorama 1326 Fetih Müzesi’nde iftar programı düzenledi. Genç inşaat mühendislerini Ramazan ayında meslektaşlarıyla buluşturan etkinliğe, Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Ahmet Tolga  Kornoşor, Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Fatih Vardar,  Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mücahit Yıldızhan ve ekipleri, Şube Geçmiş Dönem Yönetim Kurulu Üyeleri, Şube Yönetim Kurulu Üyeleri, üyeler ve aileleri katıldı. Sosyal Komisyon Başkanı Fırat Güzel ve Gençlik Komisyonu Başkanı Alperen Doğan, meslektaşlarının gelişimi ve sosyalleşebilmesi için etkinlikleri arttırarak sürdüreceklerini söyleyerek etkinliğin düzenlenmesine destek veren Osmangazi Belediyesi’ne teşekkür ettiler. Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Tolga Kornoşor da, etkinliğe destek vermekten ve bir inşaat mühendisi olarak genç meslektaşları ile bir araya gelmekten mutluluk duyduğunu belirtti. İMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu ile Osmangazi Belediyesi olarak devamlı diyalog halinde olduklarını ifade eden Kornoşor, bu diyaloğun süreceğini kaydetti. Şube Yönetim Kurulu Başkanı Erdem: Mesleğimiz ve Meslektaşlarımız İçin Çalışıyoruz Organizasyonu düzenleyen Komisyon üyelerine ve düzenlenmesine destek veren Osmangazi Belediyesi’ne teşekkür eden İMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Atilla Erdem, İMO Bursa Şubesi ailesinin üyelerinin desteği ile güçlendiğini vurguladı. Mesleğin ve meslektaşların sorunlarına çözüm yolları bulmak için çalıştıklarını ve geçtiğimiz hafta Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüşmeler yaptıklarını belirten Şube Başkanı Erdem, “1938 yılında hazırlanan Meslek Kanunumuzun değişmesini istiyoruz. Sorunlarımızı her platformda dile getiriyoruz. İl Odacılığının gelmesi gerektiğini savunuyoruz bunun sebebi üyelerimizin daha fazla bir araya gelebilmeleri, haklarını savunabilmeleri ve Odalarına daha fazla aidiyet duyabilmeleri. SGK Protokolü ile de genç meslektaşlarımızın inşaat mühendisi asgari ücretinin altında işe girmesinin önüne geçmek istiyoruz. Görüşmelerimizde olumlu dönüşler aldık umarım güzel sonuçlar alırız” dedi. Depremin en önemli konu olduğunu ve inşaat mühendisliğinin önemini her platformda dile getiren Başkan Erdem, “Deprem bir beka sorunu ve bu sorun ancak inşaat mühendislerinin sorunları ortadan kaldırılınca son bulacak” dedi. Katılımın yoğun olduğu organizasyonda genç mühendisler iftar programının ardından Bursa’nın fethini anlatan Panorama 1326’yı gezdiler.  

İMO Bursa Şubesi 6 Şubat Depremlerini unutmadı Haber

İMO Bursa Şubesi 6 Şubat Depremlerini unutmadı

Başkan Erdem açıklamasının devamında şunları kaydetti: “Bugün ülkemizi derinden sarsan ve tüm yurttaşlarımızın hafızalarında unutulmayacak acılar bırakan 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerin ikinci yıldönümünü geride bırakıyoruz. Aynı gün ardı ardına Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçeleri merkezli meydana gelen depremlerde resmi verilere göre yaklaşık 39.530 bina yıkılmış, 200.350 bina ağır hasar almış, 11 ilde 14 milyonu aşkın nüfusu doğrudan etkileyen bu yıkımın sonucunda 50 binin üzerinde yurttaşımız hayatını kaybetmiştir. Bu büyük felakette hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına bir kez daha başsağlığı diliyoruz. 6 Şubat Depremleri, etkilediği coğrafi alanın genişliği, nüfusun fazlalığı ve yıkımın boyutu itibariyle, yıllarca etkisini sürdürecek bir toplumsal travma yaratmıştır. Bununla birlikte bilimin ve mühendislik uygulamalarının gelişimine, ülkemizin bu alandaki beşeri kaynaklarına dayanarak, Türkiye gibi aktif fay hatlarıyla örülü bir coğrafyada deprem endişesiyle yaşama çaresizliğine mahkum olmadığımız rahatlıkla söylenebilir. Bu sebeple afetleri bir beka sorunu olarak görüyor mühendislik biliminin ışığında kanun ve yönetmeliklerin eksiklerinin tamamlanarak çağımıza uygun hale getirilmesi elzemdir diyoruz. Her zaman söylediğimiz gibi “deprem öldürmez, mühendislik hizmeti almamış bina öldürür. 99 Depremi de 6 Şubat Depremi de on binlerce insanımızın yitip gitmesine, devletimizin sırtına yüz milyarlarca dolar maddi yük binmesine sebep olmuştur. Yani hem milletimize hem de devletimize maddi, manevi çok ağır bedeller ödetmiştir. Peki bu iki büyük depremde de can ve mal kayıplarımızın tek sorumlusu inşaat mühendisliği mesleği midir? Elbette değildir. Mesleğimizin icrasındaki denetim ile kanuni ve mesleki eksiklerden kaynaklandığı apaçık ortadadır. Peki maddi ve manevi kayıplara sebep olan deprem sizce de başlı başına bir beka sorunu değil midir? Depremin vereceği hasarları engellemek, yukarıda bahsettiğimiz gibi inşaat mühendislerinin mesleki sorunlarını çözmekle hallolacağı apaçık ortadayken daha neyi bekliyoruz? O zaman gelin ne yapılması gerektiğini konuşalım. Öncelikle devlet olarak inşaat mühendisliği mesleğine hak ettiği değeri gösterip ardından gerekenleri yapmak için en acilinden bir eylem planı ortaya koyalım. Yapı Denetim Kanunu, Şantiye Şefliği Yönetmeliği ve 1938 yılında yürürlüğe giren Mimarlık ve Mühendislik Hakkındaki Kanun ve Müteahhitlik Yasası’nın eksikliklerinin yasal düzenlemelerle tamamlanıp çağına uygun hale getirilmeli ve de Yetkin ve Uzman Mühendislik Yasası bir an önce düzenlenerek hayata geçirilmelidir. Tabii bu konuda en önemli görev devletimize düşmekte olup acilen kanuni ve hukuki düzenlemelerin yapılması şarttır. Bu sebeplerle diyoruz ki “Güvenli yapı üretimi doğru veri doğru proje doğru yapım ve doğru denetim ile gerçekleşir.” Bu üç ana bileşen olmadan asla güvenli yapı üretilemez. Bunu sağlamayı hedefleyen çalışmalar ve kanuni düzenlemeler yapılmalı sistemdeki eksiklikler bu bakış açısı ile değerlendirilmelidir. Depremin tek çaresi depreme dayanıklı güvenli sağlam yapılar üretmektir. Temel yaklaşım hedef bu olmalıdır. Deprem istatistiklerine göre ortalama her altı yılda bir büyüklüğü 7 veya üzeri, her yıl iki adet 6 veya üzeri bir deprem meydana gelmekte ve ne yazık ki bu depremler önemli can ve mal kayıplarına yol açmaktadır. Türkiye’de her yıl ortalama 25 bin civarında deprem olduğu, 6 Şubat Depremlerinin artçı yoğunluğu nedeniyle 2023 yılında 74.232, 2024 yılında ise 31.890 deprem meydana geldiği bilinmektedir. Bu veriler, ülkemizin depremselliğinin açık bir göstergesidir. Asıl şaşırtıcı olan, deprem olaylarına aşina olmamıza karşın depreme yönelik hazırlıklarımızın bu kadar geri kalmasıdır.” Kaynak: AFAD   Bilinmeyen Depremsellik Değil, Yapı Stoğumuzun Durumu Başkan Serdar Atilla Erdem, yakın bir gelecekte de büyük depremler yaşanacağı gerçeğinin bilimsel bir hakikat olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Tam olarak ne zaman ve nerede meydana geleceği bilinmese de bilimsel veriler ışığında deprem olaylarını öngörmek mümkündür. Nitekim AFAD tarafından yapılan senaryo çalışmasına göre Kuzey Anadolu Fayında, Marmara Denizi'nde meydana gelebilecek 7.5 büyüklüğündeki bir deprem sonucu 44 bin 802 binanın yıkılacağı, sadece İstanbul kent merkezinde 26 ile 30 bin arasında yurttaşımızın hayatını kaybedeceği varsayılmaktadır. Ülkemizin depremselliği bilinen bir gerçektir. Bilinmez olansa her an deprem beklenen aktif fay hatlarıyla örülü bir ülkenin yapı stokunun durumudur. Öyle ki yapı stokumuzun belirsizliğini gözler önüne seren acı bir olay yakın zamanda Konya ilinde yaşanmıştır. Konya’da, 4 katlı bir bina, deprem gibi herhangi bir dış etken dahi olmaksızın kendiliğinden çökmüştür. Üstelik, bir yapının kendi kendine çökme olayının ülkemizde ilk kez yaşanmadığı da bilinmektedir. 2025 yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programına göre 2024 yılı Eylül başı itibarıyla Türkiye’de toplam konut sayısı 42,2 milyondur. TBMM’de Kahramanmaraş Depremlerinden sonra kurulan araştırma komisyonunun Mayıs 2023 tarihli raporuna göre, 6-7 milyon konutun en kısa sürede dönüştürülmesi gerektiği ifade edilmektedir. 6306 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 2012 yılından 5 Nisan 2023 tarihine kadar, ülke genelinde 781.333 konuta riskli yapı tespiti yapılmış, 711.545 konutun ise yıkımı gerçekleştirilmiştir. Yani 11 yılda, riskli görülen 6-7 milyon konutun yalnızca yaklaşık yüzde 10’u kadar dönüşüme girmiştir. Ülke genelinde 7 milyon civarında konutun olası bir depremde yıkılması söz konusuyken, bu hızda ilerlerse, tüm riskli yapılarımızın dönüşümü, ancak yüz yıl sonra tamamlanmış olacaktır, tabii yapı stokumuza yeni riskli yapılar eklenmezse…” Tüm Sorumluluk İnşaat Mühendisinin Üzerine Yıkılamaz İMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Erdem sözlerini şöyle sürdürdü: “Öte yandan 6 Şubat Depremlerinin ardından başlatılan yargı süreçlerinde ise yıkımın gerçek sorumlularının ortaya çıkarılmasından uzaklaşılmakta, tüm sorumluluk, günah keçisi ilan edilen inşaat mühendislerinin üzerine yıkılmaktadır. Kuşkusuz yıkımda sorumluluğu bulunan herkes yargı önüne çıkarılmalı, gerçek sorumlular tespit edilip cezalandırılmalıdır. Unutulmamalıdır ki halkın can ve mal güvenliğiyle doğrudan ilgili olan deprem riskine karşı tedbir almak, bu hususta gerekli denetimleri yapmak siyasi iktidarın, merkezi ve yerel yönetimlerin sorumluluğudur. Son 20 yılda 6 İmar Affı Yasası çıkararak mevzuata aykırı eklentiler veya değişiklikleri gerekli tedbirler almadan kâğıt üstünde yasal hale getiren, yasalara aykırı olarak üretilen ve mühendislik hizmeti almayan yapıları “İmar Aflarıyla” bağışlayarak kaçak yapıların/yapılaşmanın yasallaşmasını sağlayan, ülkemizdeki yapı üretim sürecine halkın can ve mal güvenliğini yadsınıyor olması kabullenilemez. Yıkılan binaların hangi sebepten yıkıldığı net olarak ortaya konulmadan, yıkım sebepleri ve sorumluluk zinciri tespit edilmeden, tasarım, yapım ve denetimden sorumlu meslektaşlarımız halen cezaevlerinde tutuklu bulunmaktadır. Tutuklamalar bir tedbir olmaktan çıkmış ve öne alınmış ceza gibi uygulanmaya başlanmıştır. Ceza yargılamasının en temel ilkelerinden olan masumiyet karinesi meslektaşlarımız açısından, suçsuz olmadığı hükmen sabit oluncaya kadar suçlu sayılacaktır, şeklinde tersine çevrilmiştir. Yargılamalarda hâkime yardımcı olması beklenen bilirkişi raporları, bilimsel ve teknik pek çok hata içermekte, hukuka aykırı olarak kusur belirlemesi yapılmakta, söz konusu bilirkişi raporlarının olayın özelliği gereği doğrudan yargılamaya yön vermesi nedeniyle adil bir yargılamadan uzaklaşılmaktadır. Bu sebeple ihtisas mahkemelerinin acilen kurularak hayata geçirilmesi gerekmektedir. Afet Hazırlık Planlaması’nda Verilerimizin %10’u Tamamlanmış Durumda Sonuç itibariyle; Deprem bir afet olayıdır, bunun önüne geçemeyiz ancak afetler öncesi alacağımız tedbirlerle afetlerin vereceği hasarların önüne geçebiliriz. Bu gerekçelerle afet hazırlık planlamasını bir an önce tamamlanması en önemli konularımızdan olmalıdır. İyi bir planlama için doğru ve hızlı veri akışının tüm şehirlerimiz için sonlandırılması en önemli çalışmalardan olacaktır. Fakat ne yazık ki AFAD'ın bu çerçevede yaptığı veri toplama çalışmaları 10 yıllık süreçte Türkiye genelinde %50 nin üzerinde iken şehrimiz olan Bursa'mızda kamu kurumları ve yerel belediyelerimizden gelen veri bilgisi halen daha %10 seviyelerinde kalmaktadır. Buradan sormak isteriz ki acaba şehrimiz AFAD'a bu verileri iletmekte neden bu kadar geri kalmıştır? Acaba Şehrimizde hukuksuzluğun ve ben yaptım olduculuğun kaçak yapılaşmanın bir kültür haline gelmesinden midir? Acaba ayıplarımızın ortaya çıkmasından mı endişe edilmektedir. O zaman ne yapmak lazım? Bir an önce şehrimizin gerçek ve doğru verilerini tamamlayıp afetlere hazırlık konusunda eyleme geçmek lazım. İMO Bursa Şubesi olarak kentsel dönüşüm ve afetlere hazırlık komitemizin hazırlamış olduğu kapsamlı ve geniş rapor tamamlanmış kitapçık haline getirilmiş. Olup önümüzdeki günlerde Bursa Valiliği başta olmak üzere Çevre İl Müdürlüğü, Büyükşehir Belediyesi, İlçe Belediyeleri, AFAD vb. ilgili kurumlara tarafımızca teslim edilecektir. Ancak bu vesileyle kamuoyuna deprem afeti ile ilgili önemli gördüğümüz çözüm önerilerimizden birkaçını paylaşmak isteriz.” Afet Öncesinde Yapılması Gerekenler 1.Stratejik Planlama ve Kurumsal Koordinasyon: Afet öncesi strateji planının oluşturulması ve ilgili kurumların veri giriş süreçlerinin hızlandırılması. Afet yönetim planlamasının disiplinler arası bir yaklaşımla ele alınarak güncellenmesi. 2.Toplanma ve Barınma Alanlarının Belirlenmesi: Deprem sonrası kısa süreli toplanma ve barınma ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla uygun kamu binalarının belirlenmesi. Bu binaların güçlendirme ve altyapı hazırlıklarının önceden tamamlanması. 3.Sığınak ve Güvenli Alan Kontrolleri: İmar yönetmeliğinde yer alan sığınak ve güvenli alanların uygulanabilirliğinin denetlenmesi. Mevcut binaların ilgili mevzuata uygun olarak sığınak barındırmasının sağlanması. 4.Afet Yönetiminde Uzman Ekiplerin Güçlendirilmesi: Afet sırasında kritik öneme sahip kentsel arama-kurtarma, beslenme, psikososyal destek, ayni bağış ve depo yönetimi gibi alanlarda uzmanlaşmış ekiplerin oluşturulması. Bu ekiplerin eğitim süreçlerinin ilgili meslek odalarıyla iş birliği içinde artırılarak etkin hale getirilmesi. 5.Lojistik Alanların Planlanması: Afet sonrası lojistik destek alanlarının belirlenmesi ve bu alanların altyapı gereksinimlerinin önceden hazırlanması. 6.Toplumsal Farkındalık ve Eğitim: Afet sırasında vatandaşların alması gereken önlemler konusunda düzenli bilgilendirme ve eğitim faaliyetlerinin artırılması. Bu eğitimlerin özellikle okullar, iş yerleri ve toplu yaşam alanlarında sürekli hale getirilmesi. Mevcut Durumun Değerlendirilmesi 1.Afet Tehlikesinin ve Risk Unsurlarının Belirlenmesi: Deprem riski yüksek bölgelerin detaylı bir şekilde haritalanması. Yerel zemin koşullarının belirlenerek yapı güvenliği açısından değerlendirilmesi. Mevcut deprem senaryolarının detaylı bir şekilde çalışılması, yerel zemin ve basen koşulları dikkate alınarak altyapı ve üstyapı üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi Yapı stoğunun envanterinin çıkarılması ve riskli yapıların belirlenerek önceliklendirilmesi. 2.Kentsel Dönüşüm Süreçlerinin Bilimsel ve Bütüncül Planlanması: Can güvenliğini esas alan bir bakış açısıyla kentsel dönüşüm süreçlerinin planlanması. Kentsel dönüşüm süreçlerinde devlet, yerel yönetimler ve vatandaşların ortak sorumluluk almasının sağlanması. Mevcut yapı stoğundan iyi durumda olan binaların ön plana çıkarılmasını sağlamak amacıyla bir sertifikasyon uygulaması geliştirilmesi. İyi örneklerin ödüllendirilerek teşvik edilmesi ve güvenli yapılaşmanın özendirilmesi. Depreme hazır hale getirilmesi zor olan bölgelerde güvenliği artıracak hızlı güçlendirme önlemlerinin alınmasını sağlayacak kanuni altyapının oluşturulması. 3.Yapı Stoğunun Depreme Hazır Hale Getirilmesi: Mevcut binaların yapısal güçlendirme, yenileme ve depreme dayanıklı hale getirilmesi için teşvik ve finansman modellerinin geliştirilmesi. Geleceğe Yönelik Önlemler ve Yapılması Gerekenler 1.Yapı Denetim Sisteminin Güçlendirilmesi: Türkiye’de yürürlüğe giren yapı yönetmelikleri ve denetim mekanizmalarının belirli bir döneme kadar riski azalttığı görülmekle birlikte, son 10 yılda bu alandaki gelişimin durağanlaştığı tespit edilmektedir. Bu nedenle yapı denetim sisteminde hem hukuki hem de yapısal eksikliklerin giderilmesi gereklidir. Denetim sektörünün etkinleştirilmesi için nitelikli kadroların sektörde görev alması teşvik edilmelidir. Bunun sağlanması için, mühendislik ve yapı denetim sektöründe ekonomik ve mesleki teşviklerin artırılması gerekmektedir. 2.Yetkin Mühendislik Uygulamalarının Hayata Geçirilmesi: Yetkin mühendislik sistemi ile sadece belirli yeterlilikleri sağlayan mühendislerin kritik projelerde görev almasının sağlanması. Yeni denetim mekanizmalarının tesis edilmesi ve mevcut denetim süreçlerinin iyileştirilmesi. Denetim süreçlerinin yetkin inşaat mühendisleri tarafından yürütülmesini sağlayacak yasal düzenlemelerin yapılması. Mesleki gelişimi teşvik eden sürekli eğitim ve akreditasyon sistemlerinin oluşturulması.

İMO Bursa Şube'de Deprem Master Planı Paneli gerçekleştirildi Haber

İMO Bursa Şube'de Deprem Master Planı Paneli gerçekleştirildi

BAOB Yerleşkesi’ndeki Şube Konferans Salonu’nun da “Deprem Master Planı Paneli”ni Deprem Risklerinin Azaltılması için Yapılması Gerekenler konu başlığı altında düzenleyen İMO Bursa Şubesi önemli konukları ağırladı. Panele, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Hayrettin Eldemir, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mehmet Aydın Saldız, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Yıldırım Belediye Başkan Yardımcısı Gökhan Yıldız, Nilüfer Belediyesi Başkan Vekili Emre Karagöz, İnegöl Belediye Başkan Yardımcısı Fevzi Dülger, Bursa Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Babak Vaheddoost, Akademik Odaların Temsilcileri, Sivil Toplum Kuruluşları Temsilcileri, İMO Bursa Şube Yönetim Kurulu üyeleri, İMO Bursa Şubesi Geçmiş Dönem Başkan ve Yöneticileri, kamu kurumlarının temsilcileri katıldı. Açılış konuşmasını yapan İMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Atilla Erdem, ülkenin en önemli sorunlarından birisinin deprem risklerinin azaltılması olduğunu ve bu konuda değerli akademisyenlerle birlikte bir çalışma gerçekleştirdiklerini söyledi. Geçmişten gelen acılar ve derslerle birlikte deprem risklerini azaltmak için bilimsel, mühendislik temelli ve sürdürülebilir politikalar geliştirmek zorunda olunduğunu belirten Başkan Erdem, şöyle konuştu: “Artık plan, proje ve ruhsatlı olmayan yani kaçak yapı diye adlandırdığımız hiçbir yapı yapılmamalıdır. Mühendislik hizmeti almayan her bina vatandaşlarımız için birer tabuttur. Yapı denetim sisteminin daha etkin hale getirilmesi gerekmektedir. Günümüzde inşaat sürecinde denetim mekanizmaları bulunsa da bu sistemin tam anlamıyla uygulanamaması büyük riskler yaratmaktadır. Her bina, inşaatın ilk aşamasından itibaren sıkı denetimlere tabi tutulmalı, projeler bilimsel standartlara uygun şekilde yürütülmelidir. İkinci olarak, mevcut yapı stokunun güçlendirilmesi büyük bir zorunluluktur. Ülkemizde hala milyonlarca riskli bina bulunmaktadır ve bu yapılar, herhangi bir büyük depremde ciddi can kayıplarına neden olabilecek durumdadır. Mevcut yapı stoğunun iyi analiz edilmesi güçlendirme ihtimali olanların güçlendirilmesi, olmayanların ise yenilenmesi gerekmektedir. Bu süreçte yerel yönetimlerin, devlet kurumlarının ve özel sektörün iş birliği içinde hareket etmesi büyük önem taşımaktadır. İşte tüm bu işler belirli bir plan çerçevesinde öncesinde yapılmış araştırmalara göre yeni bir Master Plan çerçevesinde yapılmalıdır.” İMO Bursa Şube Başkanı Erdem: Büyükşehir Belediyesi’nin Çalışmaları Mikro Bölgeleme Çalışmaları ile Bütünleşmeli Geçtiğimiz hafta Konya’da deprem gerçekleşmeden yıkılan binanın yapı stoğunun durumunu gösteren en yeni örnek olduğuna dikkat çeken İMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Erdem, “Bu çok yeni örnek bile, 2025 yılı içerisinde yapı stoğu envanterinin hazırlanarak binaların depreme karşı nasıl davranacağını net bir şekilde çıkarılması gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bunu gerçekleştirmek için BBB ile İMO Bursa Şubesi şehrimizin yapı stoğu envanterini çıkartmak adına protokol yaparak harekete geçmelidir. BBB’nin JICA ile yapmış olduğu çalışma çok kıymetli olup bir an önce mikro bölgeleme çalışmaları ile bütünleştirilerek yukarıda bahsettiğimiz çalışma ile gerçek anlamda tamamlanmış olması sağlanmalıdır. Bildiğiniz üzere Odamızın Büyükşehir Belediyemiz ile bu konuda protokol yaparak envanter çıkarmak için çaba sarf ettiğini her platformda dile getiriyoruz. Bina yapı stoğu envanteri Bursa’nın tamamında çıkartılmalı, kentsel dönüşümde riskli bölge sınıflaması yapılarak kentsel dönüşüm stratejisi belirlenmelidir. Hiç vakit kaybetmeden şehirlerimizin yapı stoğu envanterini bir an önce çıkartalım, artık tahmini risk değerlendirmelerinden hızlıca uzaklaşıp yapılarımızın depreme karşı nasıl davranacağını net bir şekilde risk sınıflaması yaparak belirleyelim diyoruz. Bu sınıflama ile olası bir depremde hangi yapı göçecek hangi yapı ağır hasar, hangi yapı az hasarla kurtulacak belirleyip kentsel dönüşümde önceliğin göçecek binalara verilmesi sağlanmalıdır” dedi. Deprem bilincinin oluşması için tüm toplumun bilinçlendirilmesi ve eğitilmesi gerektiğini ifade eden Başkan Serdar Atilla Erdem, olası kayıpların en aza indirilmesine katkı sağlamış olunacağını vurguladı. Başkan Erdem: Kanuni Ve Hukuki Düzenlemeler Yapılmalıdır Şehir planlamasında bilimsel yaklaşımların esas alınması gerektiğine dikkat çeken Erdem sözlerini şöyle sürdürdü: “Plansız kentleşme, yeterli mühendislik hizmeti almamış yapılar ve mühendislik ilkelerine aykırı tasarlanarak projelendirilen yapılar, depremde en büyük yıkımlara ve hasarlara yol açmaktadır. Her zaman söylediğimiz gibi “deprem öldürmez, mühendislik hizmeti almamış bina öldürür. 99 Depremi de 6 Şubat Depremi de on binlerce insanımızın yitip gitmesine, devletimizin sırtına yüz milyarlarca dolar maddi yük binmesine sebep olmuştur. Yani hem milletimize hem de devletimize maddi, manevi çok ağır bedeller ödetmiştir. Peki bu iki büyük depremde de can ve mal kayıplarımızın tek sorumlusu inşaat mühendisliği mesleği midir? Elbette değildir. Mesleğimizin icrasındaki denetim, kanuni ve mesleki eksiklerden kaynaklandığı apaçık ortadadır. Peki maddi ve manevi kayıplara sebep olan deprem sizce de başlı başına bir beka sorunu değil midir? Depremin vereceği hasarları engellemek, yukarıda bahsettiğimiz gibi inşaat mühendislerinin mesleki sorunlarını çözmekle hallolacağı apaçık ortadayken daha neyi bekliyoruz? O zaman gelin ne yapılması gerektiğini konuşalım. Öncelikle devlet olarak inşaat mühendisliği mesleğine hak ettiği değeri gösterip ardından gerekenleri yapmak için en acilinden bir eylem planı ortaya koyalım. Yapı Denetim Kanunu, Şantiye Şefliği Yönetmeliği ve 1938 yılında yürürlüğe giren Mimarlık ve Mühendislik Hakkındaki Kanun ve Müteahhitlik Yasası’nın eksikliklerinin yasal düzenlemelerle tamamlanıp çağına uygun hale getirilmeli ve de Yetkin ve Uzman Mühendislik Yasası bir an önce düzenlenerek hayata geçirilmelidir. Tabii bu konuda en önemli görev devletimize düşmekte olup acilen kanuni ve hukuki düzenlemelerin yapılması şarttır.” Deprem risklerini azaltmak için herkese büyük görevler düştüğünü kaydeden Başkan Erdem, İnşaat Mühendisleri Odası olarak, bilimsel ve teknik bilgiye dayalı çözümler geliştirmeye, toplumu bilinçlendirmeye ve yetkililerle iş birliği içinde olmaya devam edeceklerini vurguladı. Bursa Protokolü Panelde Hazır Bulundu Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mehmet Aydın Saldız, Paneli çok kıymetli olduğunu belirterek, kent planlamasında önemli veriler elde edileceğini söyledi. Saldız, kent kararlarının yerelden alınmasının önemine vurgu yaparak, yerel dinamikler göze alınmadan verilen ruhsatların kenti kitlenme noktasına getirdiğini ifade etti. Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın da, depremin kendisini her zaman hatırlattığını vurgulayarak, Osmangazi İlçesinde sanayileşme ile birlikte gelen büyümenin kent merkezinde önemli sorunlara yol açtığını söyledi. Deprem Yönetmeliğine uygun olmayan onlarca yapı olduğunu kaydeden Başkan Aydın, çok hızlı bir şekilde yol alınması gerektiğinin altını çizdi.  Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, 3 bölgede çalışmalara başlamak için Bakanlıktan onay beklediklerine dikkat çekti Yıldırım Belediye Başkan Yardımcısı Gökhan Yıldız, Yıldırım Belediyesi olarak çalışmalarına katkı sunacak her etkinliğin içinde bulunduklarını söyleyerek panelde kıymetli bilgilerin aktarılacağını kaydetti. Nilüfer Belediyesi Başkan Vekili Emre Karagöz, Bursa’nın ve Türkiye’nin birinci önemli konusunun kesinlikle deprem ve afetler olmak zorunda olduğunu belirtti. İnegöl Belediye Başkan Yardımcısı Fevzi Dülger de, 6 Şubat Depremlerinde önceden hazırlıklı olmanın ne kadar önemli olduğunu gördüklerini ifade ederek, panelin bu anlamda önemli sonuçlar elde edeceğini belirtti. Prof. Dr. Mustafa Erdik: Bursa Deprem Hasar Riskinde 3’ncü Sırada Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Prof. Dr. Mustafa Erdik panel öncesi bir genel değerlendirme yaparak, depremde olası hasarların nitelendirilmesi gerektiğini, İstanbul’da bina risk dağılımının hazırlandığını kaydetti. Depremde hasar riskinde Bursa’nın İstanbul ve İzmir’den sonra 3’ncü sırada geldiğine dikkat çeken Prof. Dr. Erdik, şunları söyledi: “Risk azaltılmasının öncelikli hedefi depremden sonra yerine koyamayacağımız varlıkların korunmasıdır. İnsan hayatı, kültürel ve tarihi mirasımız gibi. Deprem riskinin azaltılmasında 4 nokta var. Deprem Tehlikesi ve Riskin Belirlenmesi; Kentsel ve ülke çapında deprem tehlikesi ve risk belirlemesi, deprem bölgeleme-tehlike haritalarının hazırlanması. Mevcut Riskin Arttırılmaması; Deprem etkilerini göz önüne alan kent planlaması ve arazi kullanım düzenlemeleri, yapı ve alt yapının yönetmeliklere uyularak inşası. Mevcut Riskin Azaltılması; Deprem performansı yetersiz yapı ve alt yapının deprem performanslarının iyileştirilmesi, eğitim ve bilinçlendirme programlarının uygulanması,  acil durum yönetimi plan ve programlarının hazırlanması. Risk Transferi; Deprem Sigortası, Afet Bonoları. Mevcut yönetmeliklerin riskli diye sınıflandırdığı her yapı depremde yıkılmayacaktır. Bunun için önerilen Risk Tabanlı önceliklendirmedir. Konutlarda depreme karşı güçlendirme de yapılabilir. İnsanların toplu olarak bulunduğu özel binalara (Okul, Üniversite, Hastane, Otel, Yurt, Salon vb.) ve Sanayi Tesislerine, ilgili makam (İBB, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı) tarafından ‘’Yapı Kullanma İzni Belgesinin’’ ve/veya  ‘’İşletme Ruhsatı’’nın verilmesi, ‘’Üçüncü Şahıslara Karşı Deprem Mali Mesuliyet Sigortası’’ yapılması şartına bağlanmalıdır. Bu sayede 6 Şubat Depremlerinde yıkılan otel, Kartalkaya’daki otel yangını gibi ihmaller yaşanmamış olur. Amerika’nın Kaliforniya Eyaleti San Francisco şehrinde uygulanan yaptırımla güvenli olmayan binalara “Deprem Uyarısı. Bu Bina, Deprem Yönetmeliğinde Öngörülen Emniyeti Sağlamamaktadır” yazısı asılmasının zorunlu. Bizde bu gibi yaptırımlar uygulayabiliriz.” Açılış konuşmalarının ardından, Bursa Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ramazan Livaoğlu’nun Moderatörlüğü’nde, Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Erdik, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kemal Önder Çetin, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan Altunel sunumlarını gerçekleştirdi. Sunumların ardından İMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Atilla Erdem katılımcılara plaketleri verildi.

İMO Bursa Şubesi’nden Kaçak Yapılaşmaya Geçit Yok Haber

İMO Bursa Şubesi’nden Kaçak Yapılaşmaya Geçit Yok

Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin JICA ile yapmış olduğu çalışmanın mikro bölgeleme çalışması bir an önce tamamlanıp, Bursa’nın yapı stoğu envanteri çıkartılarak tamamlanabileceğini ifade eden Erdem, “Kentsel dönüşümde riskli bölge sınıflaması yapılmalı, kentsel dönüşüm strateji belgesi acilen oluşturulmalıdır” dedi. İMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Atilla Erdem, Bursa’nın çözüm bekleyen sorunlarından “Kaçak Yapılaşma ve Kentsel Dönüşüm” konusunda İMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu adına Şube Konferans Salonu’nda basın toplantısı gerçekleştirdi. Basın mensuplarının yoğun katılımıyla gerçekleşen toplantıda önemli bilgiler aktarıldı.   Kaçak yapılaşmanın hukuki bir sorun olmakla birlikte aynı zamanda kentlerin güvenliği, estetiği ve sürdürülebilirliği açısından ciddi tehditler oluşturduğunu belirterek sözlerine başlayan Başkan Serdar Atilla Erdem, “Plansız ve denetimsiz yapılaşma deprem riski gibi doğal afetlerle birleştiğinde, yalnızca bireyler için değil toplumun tamamı için büyük bir tehlike haline gelmektedir. Ne yazık ki bu olgu kentlerimizin birçok bölgesinde karşımıza çıkmakta ve yapı stokumuzun kalitesini, çevreyi, altyapıyı, su kaynaklarımızı, ulaşımı ve yaşanabilir alanlarımızı olumsuz yönde etkilemektedir. Öte yandan kentsel dönüşüm kavramı, sadece eski yapıların yıkılıp yerine yenilerinin yapılmasından ibaret değildir. Kentsel dönüşüm; sosyal, ekonomik ve çevresel faktörleri bir bütün olarak ele almayı gerektirir. Bilimsel esaslara dayalı, planlı ve toplum yararını gözeten bir dönüşüm anlayışı, sağlıklı ve yaşanabilir kentlerin inşası için vazgeçilmezdir. Ancak bu süreçte rant odaklı yaklaşımların ve plansız uygulamaların önüne geçmek de büyük bir sorumluluk olarak karşımızda durmaktadır. İnşaat Mühendisleri Odası olarak, bu konularda çözüm önerileri geliştirmek, kamuoyunu bilgilendirmek ve ilgili tüm paydaşlarla iş birliği içinde çalışmak en temel görevlerimizden biridir” dedi. Kaçak Yapılaşma ile Mücadele Siyaset Üstü Olmalı İnşaat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Komitelerinin kent sorunlarına bilimsel ve teknik olarak çözüm arayışlarını sürdürdüğünü kaydeden Başkan Erdem, kaçak yapılaşmayı şöyle değerlendirdi: “Kaçak yapı demek bizim tanımımızla öncelikle mühendislik hizmeti almamış güvensiz alanlar ve içinde yaşayan her bir vatandaşımız için de adeta birer tabut demektir. Üzülerek belirtmek isterim ki Bursa’da kaçak inşaat kültürü oluşmuştur. Kaçak inşaat yapmanın dayanılmaz cazibesi maalesef vatandaşlarımızı yanlış uygulamalara sevk etmektedir. Hepinizin malumu üzerine çok uzun yıllardır siyasi kaygılarla kaçak yapılaşmaya göz yumulmuş, dönem dönem de çıkartılan imar aflarıyla vatandaş adeta kaçak yapı yapmaya teşvik edilmiştir. Zira bugüne kadar yapılan kaçak yapılar, yapanın yanına kâr kalmıştır. Günümüzde ve Bursa özelinde konutların yanında ayrıca kaçak sanayileşme sorunu da vardır. Bunların yanı sıra bir de insanların deprem korkuları istismar edilerek ya da doğayla buluşma tutkuları bahane edilerek turizm adı altında yeni bir kaçak yapılaşma modeli ortaya çıkmıştır. Bunlar yetmiyormuş gibi bir de Bursa’mızda hukuksuz kaçak konut ruhsatları ve kaçak imar afları ile uğraşıyoruz. Plansız sanayileşme ve imar uygulamaları sonucunda ve üzerine bir de artan plansız nüfusla beraber Bursa her geçen gün yaşanamaz bir şehir olma yolunda ilerlemektedir. Belediyelerimizin kaçak yapılaşmayla mücadelesindeki engellerin sebepleri mutlaka sorgulanarak acil çözümler üretilmesi gerekmektedir. Bu sebeple diyoruz ki artık Bursa bu hukuksuzluğu kaldırmamakta, acilen hukuka uygun planlamalara ve projelere dönerek hukuksuzluğa dur demelidir. Ne yazık ki şehrimiz 81 ilin en hırpalanmış şehridir. Kentimizde maalesef kaçak yapı kültürü oluşmuştur. Bu noktada bataklıktaki sinekler ile değil bataklığın kendisini kurutmak ile ilgili kafa yormamız gerektiği açıktır. Merkezi ve yerel yönetimler sorunu oluşturan nedenleri ortandan kaldırırsa sonuçlar da doğrudan ortadan kalkacaktır. Bursa’yı kaçak yapı cenneti haline getiren anlayışla neden kentimiz mücadele edemiyor? Yalova, Bilecik ve sanayi şehri olan Kocaeli deprem sonrası kaçak yapılaşmayı neredeyse sıfırlamışken biz neden hala 2025 yılında kaçak yapıyı konuşuyoruz. Sonuç olarak kaçak yapılaşma ile mücadeledeki çalışmamızda belirttiğimiz çözüm önerilerimizin işler hale gelebilmesi için ilk önce; Ülkemizde ve kentimizde kaçak yapılaşma sorunu, merkezi ve yerel yönetimlerce siyaset üstü bir yaklaşımla değerlendirilmelidir. Yani kaçak inşaat yapan kişi, kurum ve kuruluşlar bu suçun cezasını mutlaka ödeyeceğini bilmelidir. Bu cezalar da mutlak suretle caydırıcı olmalı ve uygulanmalıdır. Neyi kastettiğimizi bir örnekle açmak gerekirse, belediyelerimizin kaçak yapılarda vatandaşlarımızı maddi olarak cezalandıramadığını biliyor muydunuz? Ülkemizde kaçak yapılaşmanın herhangi bir parasal cezai karşılığı maalesef yoktur. 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. Maddesine göre kaçak yapılara belediye encümenince kaçak inşaat cezaları verilmektedir. Aynı zamanda kaçak yapı sahipleri TCK 184. Maddesi gereğince imar kirliliğine sebep olmaktan, asliye ceza mahkemelerince yargılanıp ceza almaktadır. Bu cezaların para cezasına çevrilmesine müteakip bir suça iki ceza olmaz ilkesi gereğince belediyece verilen para cezası iptal edilmekte, ödenmiş ise de belediyelerce vatandaşa iade edilmektedir.  Bu sebeple mahkemenin verdiği para cezası belediyelerimizin kestiği para cezasının çok çok altında olduğundan kaçak yapı yapan vatandaş mahkeme sonucunu bekleyerek belediyenin kesmiş olduğu cezayı dikkate almamaktadır ve böylelikle belediyelerin kaçak yapılaşma ile mücadelesi caydırıcı olmaktan çıkmaktadır.” Nilüfer’de Çözüm Teknik Ve Bilimsel Olmaktan Çıkmıştır Nilüfer İlçesi’nde yeni yapılaşmalarda yaşanan sorunlara değinen İMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Atilla Erdem, “Nilüfer’de planlı arsalar üzerine yapılan ruhsatlı ancak olması gereken emsalin kat be kat fazlası yapılarak yükselen inşaatların varlığı hepimizin malumu. Bu imara aykırı inşaatlar kentimizde ulaşımdan altyapıya yaşanabilir şehir kültüründen uzaklaşmamızın en önemli etkenlerindendir. Hukuki olarak yapılması gereken imar planlarına aykırı yapılmış olan tüm binaların mevcut imar şartlarına uygun hale getirilmesidir. Fakat bu sorun hukuksuz uygulamalarla o kadar büyümüştür ki çözüm artık teknik ve bilimsel olmaktan çıkmış siyasal ve sosyolojik bir hale evrilmiştir. Biz İMO Bursa Şubesi olarak bu gerekçelerle diyoruz ki meslek odaları hukuka tekniğe ve bilime bağlı kalmak gibi bir sorumluluğa sahiptirler ve bu yüzden hukuki olmayan çözüm adı altında üretilen uygulamaların içerisinde bulunmayacağımızı buradan bir kez daha duyurmuş olmak istiyoruz. O yüzden diyoruz ki elbette hukuksuz talepler her zaman olacaktır. Peki kamu ne için var? Bu tarz hukuksuz taleplere dur demek için değil mi? Bir daha Bursa’mızda sosyolojik sorunlar yaşamamak için kamu kurumlarını bu tarz hukuksuz uygulamalara izin vermemeye davet ediyoruz” diye açıkladı. Tiny House, Bağ Evi, Bungalov Gibi Kaçak Yapılar Yapanın Yanına Kar Kalıyor Kaçak yapılar ile ilgili kentteki bir diğer sorunun da insanların deprem korkuları istismar edilerek ya da doğayla buluşma tutkuları bahane edilerek turizm adı altında tiny house, bağ evi, bungalov gibi kaçak tesis edilen site oluşumları ve ticari işletmeler olduğuna dikkat çeken Başkan Erdem, “Bu konuda kanun ve yönetmelikler belli olup bunların dışına taşarak yapılmış olan hukuksuz uygulamaların yetkili belediyelerimizce tespit edilip gerekli kaçak yapı işleminin bir an önce yapılması en önemli uyarımızdır. Ancak biliyoruz ki tespitler yapılmış olmasına rağmen kentimizde her konuda olduğu gibi bu konuda da yapılan yapanın yanına kâr kalmaktadır” dedi. Kaçak Yapılaşma İle Mücadele, İlk Önce Güçlünün Hukuksuz Uygulamalarından Başlayarak Olur Sanayi şehri Bursa’da kaçak sanayileşme patlaması yaşandığının altını çizen Başkan Serdar Atilla Erdem, şunları söyledi: “Kıymetli tarım arazilerimiz üzerinde ne yazık ki kâr amacıyla kurulmuş olan sanayi yapılarının önce depo diye başlayarak sonra fabrikalara dönüşen süreçleri tüm Bursa’nın gözü önünde yaşanmaktadır. Bu kadar imarlı sanayi arsamız varken, mevcut sanayi bölgelerinde halen daha doluluk tamamlanmamışken sanayi inşaatının kaçak olarak yapılıyor olması herhalde bir tek bizim şehrimize nasip olmuştur. Ayrıca mevcut OSB bölgelerinde sundurma adı altında ruhsatlı sanayi binalarına eklenti olarak, mühendislik hizmeti almadan yapılarak üretime alınan sanayi yapıları da en yaygın kaçak yapı çeşitlerinden biri olarak karşımıza çıkması düşündürücü değil midir? Yani imarsız alanlarımıza yapılan kaçak yapılaşma bir tarafa, imarlı olan alanlardaki ruhsatlı sanayi ve konutlarımızın da kaçak olmaya evrilmiş ve bunların da kabul edilir olmuş bir Bursa’da hangi kaçak yapı ile mücadeleden bahsediyoruz? Kentimizin nefes alınamaz, yaşanılamaz hale gelmesinin en önemli sebeplerinden olan kaçak yapılaşmaya yukarıda vermiş olduğumuz birkaç önemli örnekle diyoruz ki; Kentimizde kaçak yapılaşma sorunu merkezi ve yerel yönetimlerce siyaset üstü bir yaklaşımla değerlendirilmelidir. Yani kaçak inşaat yapan kişi kurum ve kuruluşlar bu suçun cezasının mutlaka ödeyeceğini bilmelidir. Bu cezalarda mutlak suretle caydırıcı olmalı ve uygulanmalıdır. Bununla ilgili mevcut sistemdeki aksaklıklar giderilmeli gerekli düzenlemeler ivedilikle yapılmalıdır. Ve kaçak yapılaşma ile mücadeleye ilk önce güçlünün hukuksuz uygulamalarından başlayarak ardından sade vatandaşın yaptığı kaçak yapılaşmaya doğru sürdürdüğümüzde vereceğimiz mücadele daha anlamlı olacaktır. Mesela Kestel Soğuksu’da imar planları onaylanmamış, mahkeme süreci devam ederken, İMO Bursa olarak kaçak yapılaşmayla mücadele etmesi gereken kurumlara “müdahale edin” başvurumuzun halen karşılık bulmuyor olması düşündürücü değil midir? Güçlünün bu hukuksuzluktaki cüretkârlığının sebebini anlamamızı kimse bizden beklemesin. O yüzden diyoruz ki ben yaptım oldu uygulamalarına karşı önce güçlünün hukuksuzluğu ile hep birlikte mücadele edelim. Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi Acilen Oluşturulmalıdır Bursa’nın huzurlu, yaşanabilir, dirençli ve ruhunu geri kazanmış olarak acilen dönüşmesi gerektiğini vurgulayan Başkan Serdar Atilla Erdem, kentsel dönüşüm sorununun uzun yıllardır konuşulduğunu söyledi. Erdem, kentsel dönüşüme maalesef Bursa’da ilk düğmeyi yanlış ilikleyerek, planlama yapmadan, dönüşüme ihtiyaç olan bölgelerden değil, rantı bol olan bölgelerden başlandığını tekrar vurgulayarak yapılan yanlışları ve yapılması gerekenleri şöyle dile getirdi: “Elimizdeki veriler net olmamakla beraber ülkemizde dönüşmesi gereken yaklaşık 7 milyon konuttan bahsedebiliriz. Bursa’mız için ise riskli yapı stoğumuzun yaklaşık yüzde 65 seviyelerinde olduğu öngörülmektedir. İşte biz diyoruz ki planlamanın en önemli ayağı olan gerçek veri değerlerine ulaşmak, sağlıklı dönüşüm için en önemli konudur. Bu çerçevede ısrarla talebimiz Büyükşehir Belediyesi ve İMO Bursa Şubesi arasında yapılacak bir protokolle tüm şehrimizin yapı stoğu envanterini net bir şekilde ortaya koymaktır. Bu veriler doğrultusunda kentsel dönüşüm yol haritamızı ortaya çıkarmış olup kent anayasası için önemli bir bilimsel veriyi belirlemiş olacağız. Öncelikle kentsel dönüşüm strateji belgesi ivedilikle hazırlanmalı, kentsel dönüşüm uygulanacak bölgelerde bütüncül planlama ilkeleri her bölge için aynı değil bölgenin özelliklerine göre esnetilerek uygulanması sağlanmalıdır. Tam yeri gelmişken devletimize de buradan önemli bir çağrıda bulunmak istiyorum. Mevcut işleyiş ile kentsel dönüşümü gerçekleştirmek mümkün değildir. Bu noktada vatandaş ve devlet taşın altına elini koymadığı sürece sadece rantın olduğu bölgeler yenilenir hepsi o kadar. Bu çerçevede 7 milyon dönüşmesi gereken konuttan bahsedilirken bu dönüşümün sadece kamu eliyle yapılması hayalcilikten öteye geçemez. O halde ne yapmak lazım? Özel iştirakleri de kentsel dönüşüme dahil etmenin matematiğini ortaya koymalıyız. Yapılması gereken bir miktar kamunun emsal artışı sağlaması, vatandaşın bir miktar bedel ödemesi veya mevcut alandan bir miktar feragat etmesiyle taşın altına elini koyarak ve devletin de bir miktar hibe veya faizsiz kredi ile katkı koyarak kentsel dönüşümü desteklemesi gerekmektedir. Bu üçlü sac ayağı uyumlu bir şekilde sürdürülebilir çalıştırıldığında şehrimizin huzurlu, yaşanabilir, dirençli ve ruhunu yeniden geri kazanmış dönüşümü gerçekleşmiş olacaktır. Burada vatandaşı bilinçlendirmek başta kamu olmak üzere hem biz meslek odaları hem de siz değerli basın mensuplarının sorumluluğudur. Bu sebeple bizler aynı dili konuşmalı, kentsel dönüşümü sağlayacağız değil vatandaşa kentsel dönüşümü birlikte başaracağız söylemi üzerinden harekete geçilmelidir. Bunu neden söylüyoruz, aracınızı yenilerken nasıl bir bedel ödüyorsanız evinizi yenilerken de bir bedel ödenmelidir elbette. Sadece emsal artışı ile konuyu çözmeye çalıştığınızda gökyüzünü kapatan, yoğunlaşmış, altyapı yetersizliklerine neden olan, ulaşımın kilitlendiği, sağlıksız bir kent inşa etmiş oluyorsunuz. İşte bu noktada devletimizin de çözüm üretmesi ve imkânı olmayan vatandaşlara kolaylık sağlayacak yaklaşımlarda bulunması gerekmektedir. Tanıtımlar ile kentsel dönüşümün bedelsiz olamayacağı ya üzerine fark ödeyerek ya da mevcut alandan fedakârlık ederek dönüşümden istifade etmesi gerektiği doğru bir şekilde anlatılmalıdır. Bu gerekçelerle kentsel dönüşüm acilen, parsel bazlı değil bütüncül bir yaklaşımla kriterleri şeffaf bir şekilde, ortak akılla tüm şehir için aynı olacak şekilde belirlenerek planlanmalı ve uygulamaya geçilmelidir.” Yapı Stoğu Envanteri Çıkartılarak Mikro Bölgeleme Tamamlanmalı Kentsel Dönüşüm Çalıştayı’nın verilerini hazırlayarak duyuracaklarını açıklayan İMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Atilla Erdem, Kentsel Dönüşüm Komitesinin hazırlamış olduğu yöntemler ve çözümler şu şekilde açıkladı: 1) 2025 yılı içerisinde yapı stoğu envanteri çıkartılarak binaların depreme karşı nasıl davranacağı net bir şekilde ortaya çıkarılmalıdır. Bunu gerçekleştirmek için BBB ile İMO Bursa Şubesi şehrimizin yapı stoğu envanterini çıkarmak adına protokol yaparak harekete geçmelidir. BBB’nin JICA ile yapmış olduğu çalışma çok kıymetli olup bir an önce bu çalışmadaki mikro bölgeleme çalışmaları tamamlanıp yukarıda bahsettiğimiz çalışma ile gerçek anlamda tamamlanmış olacaktır. Bina yapı stoğu envanteri Bursa’nın tamamında çıkartıldığı, kentsel dönüşümde riskli bölge sınıflaması yapılmalı, kentsel dönüşüm strateji belgesi oluşturulmalıdır. Kentsel dönüşüme hangi mahalle hangi bölgeden başlanacağının yol haritası belirlenmelidir. Bursa’yı aynı anda kentsel dönüşüme sokmak süreci çıkmaz hale getirmektedir. Bu sebeple yapı stoğu envanter çalışmasına göre oluşacak risk sıralamasına göre kentsel dönüşüm eylem planı en riskli bölgelerden başlayıp bölge bölge, kamu ve özel sektör elbirliği ile dönüşümü yapması sağlanmalıdır. 2) Kentsel dönüşüme ada veya parsel bazlı dönüşüm yerine bütüncül kentsel dönüşüm planlaması yapılmalıdır. Kriterler şeffaf bir şekilde adil olarak özel sektörü içine dahil edecek bir model oluşturularak planlanmalıdır. 3) Kentsel dönüşüm uygulamalarının önünü açmak için yeni yapılaşma alanları ile yoğunluğu olan yapılaşmış bölgelerin birbirinden ayrılması gerekmektedir. Bu sebeple kentsel dönüşüm uygulanacak bölgelerde bütüncül planlama ilkeleri her bölge için aynı değil bölgenin özelliklerine göre esnetilerek uygulanması sağlanmalıdır. Bu çalışma için bakanlık ile ortak çalışmalar yürütülmelidir. İlgili meslek odaları bu süreçte dirençli Bursa için sorumluluk almalıdır. BBB’nin kurduğu danışma kurullarında bahsettiğimiz planlama ilkeleri etap etap dönüşümün önünü açacak şekilde belirlenerek tüm danışma kurulları üyeleri tarafından imza altına alınmalı ve bu kriterler belediye meclisinden geçirilerek bakanlık onayları alınması için tüm çalışmalar elbirliği ile yürütülmelidir. 4) Şu an kentsel dönüşümün önündeki en önemli sorun vatandaştaki yanlış dönüşüm bilincidir. Bu sebeple vatandaşın elini taşın altına koyması gerektiği bilinci oluşturulabilmesi için kamuyu farkındalık çalışmaları tüm paydaşlar tarafından ortak bir şekilde gerçekleştirilmelidir. 5) Yoğunluğu yüksek olan mevcut yapılaşmış bölgelerde rezerv alan oluşturulmadan dönüşüm imkansızdır. Bu sebeple BBB kent anayasası içerisinde sadece kentsel dönüşümde ihtiyaç olan rezerv alan oluşturmak adına şehir merkezinde kalmış, depremsellik açısından risk taşıyan atıl, çöküntü haline gelmiş sanayi ve konut bölgelerinin boşaltılıp taşınması için yeni imar alanları oluşturulabilir. Mesela sanayi arsa üretim talepleri mevcut sanayi bölgeleri tam olarak dolmadan istenmesini iyi niyetli bir yaklaşım olarak kabul etmemiz mümkün değildir. Ancak kent anayasası içerisinde tarım alanlarımız, su kaynaklarımız ve ulaşımı sıkıntıya sokmayacak yeni sanayi alanları şeffaf bir şekilde belirlenip, bunlar sadece kent içerisinde kalan, deprem riski barındıran, âtıl duruma gelmiş sanayi bölgelerinin merkezden uzaklaştırılıp taşınması için açılmalıdır. Ve bu uygulama sonucunda kent içinde boşalan sanayi bölgeleri kentsel dönüşüm için rezerv alan olarak değerlendirilmesi en önemli önerilerimizdendir. 6) Kentsel dönüşüm sadece riskli binaların yıkılıp yeniden yapılması ile değil, binaların güçlendirilmesi de bir kentsel dönüşüm metodu olarak dikkate alınmalıdır. Ayrıca deprem riski taşıyan mevcut yapıların yerinde dönüşümünün önünün açılması için yapıldığı dönemdeki imar haklarının korunması adına tüm hukuki çalışmalar yapılmalıdır. Açıklamam gerekirse eski imar planına göre yapılmış eski binanın yıkılıp yeni plana göre yapılmasında hak kayıpları olmaktadır. Eğer vatandaş kendi gücü ile hiçbir ekstra emsal artışı istemeden mevcut binasının aynı plan ve ölçülerde yeniden yapmayı talep ediyorsa bunun önünü neden tıkayalım? Çöküntü alanlarının rehabilite edildiği yaşanabilir, ulaşım sorunu çözülmüş, şehrimizin ruhunu geri kazandıracağımız planlamalar ile hayata geçirilmesi önemlidir. Bu çerçevede kaybolmaya yüz tutmuş tarih yapılarımızın yeniden geri kazandırılması sağlanmalıdır. Mesela hanlar bölgesi ve hisar bölgesinde olduğu gibi. 7) Kent anayasası yapılmadan makro projeler için Bursa’da bir çivi dahil çakılmasına müsaade etmeyeceğimizi her platformda söyledik. Elbette Kentsel Dönüşüm Planlaması yukarıda bahsettiğimiz çözümler ışığında kent anayasasında yapılmalıdır. Fakat şehrimizin her an deprem tehlikesi altında olduğunu düşündüğümüzde kentsel dönüşüm projelerimize pozitif ayrımcılık yapıp kent anayasasını beklemeden elde var olan haklar kentsel dönüşüm ve yasası yönetmeliğinde tanımlanan imar kurallarına aykırı olmadan yapılması kırmızı çizgimizdir. Kentsel dönüşüm gerekçe gösterilerek imar haklarını ve yoğunluklarının çizgileri dışına taşmaması en önemli uyarımızdır. İMO Bursa Şubesi’nin 94’ten bugüne Bursa’nın vicdanı, teminatı olmak adına tüm gücü ile çalışmalarını sürdürdüğünün altını bir kez daha çizen Erdem, Yönetim Kurulu olarak bu dönemde de kent sorunlarını bir plan dahilinde ele alıp neden sonuç ve çözüm önerilerini basın mensupları ve kamuoyu ile paylaşmayı sürdüreceklerini dile getirdi. Başkan Erdem, konuşmanın ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.