SON DAKİKA
Hava Durumu

#Şiddet

Söz Bursa - Şiddet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şiddet haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kadınlar daha uzun yaşıyor ama daha az istihdam ediliyor! İşte çarpıcı rakamlar Haber

Kadınlar daha uzun yaşıyor ama daha az istihdam ediliyor! İşte çarpıcı rakamlar

Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre 31 Aralık 2025 tarihi itibarıyla, kadın nüfus 43 milyon 32 bin 734 kişi, erkek nüfus 43 milyon 59 bin 434 kişi oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı İstatistiklerle Kadın verisini paylaştı. Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre 31 Aralık 2025 tarihi itibarıyla, kadın nüfus 43 milyon 32 bin 734 kişi, erkek nüfus 43 milyon 59 bin 434 kişi oldu. Diğer bir ifadeyle, toplam nüfusun yüzde 49,98'ini kadınlar, yüzde 50,02'sini ise erkekler oluşturdu. Kadınlar ile erkekler arasındaki bu oransal denge, kadınların daha uzun yaşaması nedeniyle, 60 ve daha yukarı yaş grubundan itibaren kadınların lehine değişti. Kadın nüfusun oranı, 60-74 yaş grubunda yüzde 51,9 iken 90 ve üzeri yaş grubunda yüzde 69,7 oldu. Kadınların erkeklerden 5,2 yıl daha uzun yaşadığı görüldü Hayat Tabloları sonuçlarına göre doğuşta beklenen yaşam süresi 2022-2024 döneminde Türkiye geneli için 78,1 yıl iken kadınlarda 80,7 yıl, erkeklerde 75,5 yıl oldu. Genel olarak kadınların erkeklerden daha uzun yaşadığı ve doğuşta beklenen yaşam süresi farkının 5,2 yıl olduğu görüldü. Doğuşta sağlıklı yaşam süresi kadınlarda 56,3 yıl oldu Belirli bir yaştaki kişinin günlük hayattaki faaliyetlerini sınırlandıracak bir sağlık sorunu olmadan yaşaması beklenen yıl sayısını ifade eden sağlıklı yaşam süresi, 2022-2024 döneminde sıfır yaşında bulunan bir kişi için Türkiye genelinde 57,6 yıl iken kadınlarda 56,3 yıl, erkeklerde 58,9 yıl oldu. Buna göre, erkeklerin doğuşta sağlıklı yaşam süresinin kadınlardan 2,6 yıl daha uzun olduğu görüldü. ORTALAMA EĞİTİM SÜRESİ KADINLARDA 8,8 YIL OLDU Ulusal Eğitim İstatistiklerine göre 25 yaş ve üzeri nüfusun ortalama eğitim süresinin yıllara göre arttığı görüldü. Türkiye geneli için 25 yaş ve üzeri nüfusun ortalama eğitim süresi 2011 yılında 7,3 yıl, kadınlarda 6,4 yıl, erkeklerde 8,3 yıl iken, 2024 yılında Türkiye genelinde 9,5 yıl, kadınlarda 8,8 yıl, erkeklerde 10,2 yıl oldu. En az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 ve daha yukarı yaştaki kadınların oranı yüzde 88,3 oldu Ulusal Eğitim İstatistiklerine göre en az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 ve daha yukarı yaştaki nüfusun toplam nüfus içindeki oranının 2008-2024 yılları arasında arttığı görüldü. En az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 ve daha yukarı yaştaki bireylerin toplam nüfus içindeki oranı, 2008 yılında yüzde 75,1 iken 2024 yılında yüzde 92,6 oldu. Bu oran cinsiyete göre incelendiğinde, 2008 yılında en az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 ve daha yukarı yaştaki kadınların oranı yüzde 67,5, erkeklerin oranı yüzde 82,8 iken, bu oran 2024 yılında kadınlarda yüzde 88,3, erkeklerde ise yüzde 97,0 oldu. Yükseköğretim mezunu olan 25 ve daha yukarı yaştaki kadınların oranı yüzde 23,6 oldu Ulusal Eğitim İstatistiklerine göre yüksekokul ve fakülte, yüksek lisans ve doktora mezunu olan 25 ve daha yukarı yaştaki nüfusun toplam nüfus içindeki oranı, 2008 yılında yüzde 9,1 iken 2024 yılında yüzde 25,2 oldu. Bu oran cinsiyete göre incelendiğinde, 2008 yılında yükseköğretim mezunu olan 25 ve daha yukarı yaştaki kadınların oranı yüzde 7,1, erkeklerin oranı yüzde 11,2 iken bu oran 2024 yılında kadınlarda yüzde 23,6, erkeklerde ise yüzde 26,8 oldu. Annesi yükseköğretim mezunu olanların yüzde 84,4'ünün yükseköğretim mezunu olduğu görüldü Ulusal Eğitim İstatistiklerine göre ebeveynin tamamladığı eğitim düzeyine göre ferdin tamamladığı eğitim düzeyi oranına bakıldığında, ebeveynin eğitim seviyesi yükseldikçe bireyin eğitim düzeyinin yükseldiği görüldü. Annesi yükseköğretim mezunu olan 25 yaş ve üzeri nüfusun 2024 yılında yüzde 84,4'ünün yükseköğretim mezunu olduğu görüldü. Yükseköğretim mezunu kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 68,7 oldu Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre 2024 yılında 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun işgücüne katılma oranının yüzde 54,2 olduğu görüldü. Bu oran kadınlarda yüzde 36,8, erkeklerde ise yüzde 72,0 oldu. İşgücüne katılma oranı eğitim durumuna göre incelendiğinde, kadınların eğitim seviyesi yükseldikçe işgücüne daha fazla katıldıkları görüldü. Okuryazar olmayan kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 14,6, lise altı eğitimli kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 27,5, lise mezunu kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 38,5, mesleki veya teknik lise mezunu kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 43,8 iken, yükseköğretim mezunu kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 68,7 oldu. KADINLARIN İSTİHDAM ORANININ ERKEKLERİN YARISINDAN DAHA AZ OLDUĞU GÖRÜLDÜ Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre 2024 yılında 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun istihdam oranının yüzde 49,5 olduğu görüldü. Bu oran kadınlarda yüzde 32,5, erkeklerde ise yüzde 66,9 oldu. En yüksek istihdam oranı yüzde 54,7 ile TR61 (Antalya, Isparta, Burdur) bölgesinde, en düşük istihdam oranı ise yüzde 39,5 ile TRC3 (Mardin, Batman, Şırnak, Siirt) ve TRB2 (Van, Muş, Bitlis, Hakkari) bölgelerinde gerçekleşti. En yüksek kadın istihdam oranı, yüzde 39,3 ile TR61 (Antalya, Isparta, Burdur) bölgesinde, en düşük kadın istihdam oranı ise yüzde 20,9 ile TRB2 (Van, Muş, Bitlis, Hakkari) bölgesinde gerçekleşti. En yüksek erkek istihdam oranı, yüzde 72,3 ile TR21 (Tekirdağ, Edirne, Kırklareli) bölgesinde, en düşük erkek istihdam oranı ise yüzde 59,0 ile TRC2 (Şanlıurfa, Diyarbakır) bölgesinde gerçekleşti. Kadınların istihdamda yarı zamanlı çalışma oranı yüzde 18,3 oldu Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre yarı zamanlı çalışanların istihdam içindeki oranının 2024 yılında yüzde 12,1 olduğu görüldü. Bu oran kadınlarda yüzde 18,3, erkeklerde ise yüzde 9,0 oldu. Hanesinde 3 yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki kadın istihdam oranı yüzde 26,9 oldu Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre hanesinde 3 yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki bireylerin istihdam oranı, 2014 yılında yüzde 59,8 iken 2024 yılında yüzde 60,0 oldu. Bu oran cinsiyete göre incelendiğinde, 2024 yılında hanesinde 3 yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki kadınların istihdam oranının yüzde 26,9, erkeklerin istihdam oranının ise yüzde 90,9 olduğu görüldü. KADIN BÜYÜKELÇİ ORANI YÜZDE 28,4 OLDU Dışişleri Bakanlığı verilerine göre kadın büyükelçi oranı 2011 yılında yüzde 11,9 iken 2025 yılında yüzde 28,4 oldu. Erkek büyükelçi oranı ise 2011 yılında yüzde 88,1 iken 2025 yılında yüzde 71,6 oldu. Kadın milletvekili oranı yüzde 19,9 oldu Türkiye Büyük Millet Meclisi verilerine göre 2025 yıl sonu itibarıyla 592 milletvekili içerisinde kadın milletvekili sayısının 118, erkek milletvekili sayısının ise 474 olduğu görüldü. Meclisteki kadın milletvekili oranı 2007 yılında yüzde 9,1 iken, 2025 yılında yüzde 19,9 oldu. Yükseköğretimde görevli profesörler içinde kadın profesör oranı yüzde 34,9 oldu Yükseköğretim İstatistiklerine göre yükseköğretimde görevli profesörler içerisindeki kadın profesör oranı 2010-2011 öğretim yılında yüzde 27,6 iken 2024-2025 öğretim yılında yüzde 34,9 oldu. Yükseköğretimde görevli doçentler içerisindeki kadın doçent oranı ise, 2010-2011 öğretim yılında yüzde 32,2 iken 2024-2025 öğretim yılında yüzde 43,3 oldu. ÜST VE ORTA DÜZEY YÖNETİCİ POZİSYONUNDAKİ KADIN ORANI YÜZDE 21,5 OLDU Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre üst ve orta düzey yönetici pozisyonundaki kadın oranı 2012 yılında yüzde 14,4 iken 2024 yılında yüzde 21,5 oldu. Borsa İstanbul'da işlem gören en büyük 50 şirketin (BİST 50) yönetim kurulu üyelerine bakıldığında, 2016 yılında yüzde 12,2 olan kadın üye oranı 2025 yılında yüzde 18,3 oldu. Kadın Araştırma ve Geliştirme (Ar-Ge) personelinin oranı yüzde 34,2 oldu Belirli bir dönemde (genellikle bir takvim yılı) bir kişi ya da grup tarafından Ar-Ge faaliyetleri için harcanan sürenin aynı dönemde çalışılan toplam süreye bölünmesi yoluyla hesaplanan Tam Zaman Eşdeğeri (TZE), 0 ile 1 arasında bir değer alarak uluslararası Ar-Ge personeli karşılaştırmalarında kullanılmaktadır. Araştırma-Geliştirme Faaliyetleri Araştırması sonuçlarına göre, TZE cinsinden kadın Ar-Ge personel sayısı, 2024 yılında 106 bin 74 kişi ile toplam Ar-Ge personel sayısının yüzde 34,2'sini oluşturdu. Sektörler itibarıyla TZE cinsinden kadın Ar-Ge personel oranı, yükseköğretimde yüzde 47,9, kâr amacı olmayan kuruluşların da dâhil edildiği genel devlette yüzde 30,6, mali ve mali olmayan şirketlerde ise yüzde 28,2 oldu. ORTALAMA İLK EVLENME YAŞI KADINLARDA 26,0 OLDU Evlenme İstatistiklerine göre resmi olarak ilk evliliğini 2025 yılında yapmış olan kadınların ortalama evlenme yaşı 26,0 iken erkeklerin ortalama evlenme yaşı 28,5 oldu. Ortalama ilk evlenme yaşının en yüksek olduğu il, kadınlarda 29,6 yaş, erkeklerde 32,4 yaş ile Tunceli oldu. Ortalama ilk evlenme yaşının en düşük olduğu il ise kadınlarda 23,7 yaş ile Kilis, erkeklerde 26,4 yaş ile Şanlıurfa oldu. Kadınların yüzde 17,0'ının eğitim seviyelerinin eşlerinden daha yüksek olduğu görüldü ADNKS sonuçlarına göre resmi evliliklerde eşler arasındaki eğitim farkı incelendiğinde, 2024 yılında kadınların yüzde 38,3'ünün kendilerinden daha yüksek eğitimli erkeklerle evli olduğu görüldü. Eşlerinden daha yüksek eğitimli olan kadınların oranının yüzde 17,0, eğitim seviyeleri aynı olan eşlerin oranının ise yüzde 43,3 olduğu görüldü. Kesinleşen boşanma davaları sonucu annenin velayetine verilen çocuk oranı yüzde 74,6 oldu Boşanma İstatistiklerine göre 2025 yılında kesinleşen boşanma davaları sonucu çocukların velayetinin çoğunlukla anneye verildiği görüldü. Annenin velayetine verilen çocuk oranı yüzde 74,6 iken babanın velayetine verilen çocuk oranı ise yüzde 25,4 oldu. YAPAY ZEKA KULLANAN KADINLARIN ORANI YÜZDE 18,8 OLDU Yapay Zeka İstatistiklerine göre İnternet kullanan bireylerden üretken yapay zeka kullandığını beyan edenlerin oranı 2025 yılında yüzde 19,2 oldu. Bu oran kadınlarda yüzde 18,8 iken erkeklerde yüzde 19,4 oldu. Yapay zeka kullanma oranı yaş gruplarına göre incelendiğinde, en fazla yapay zeka kullanan bireylerin yüzde 39,4 ile 16-24 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubundaki kadınların yüzde 40,5'inin, erkeklerin ise yüzde 38,3'ünün yapay zeka kullandığı görüldü. Beyin göçü oranı kadınlarda yüzde 1,6 oldu Yükseköğretim Beyin Göçü İstatistiklerine göre yükseköğretim mezunlarının beyin göçü oranı 2024 yılında yüzde 2,0 oldu. Bu oran kadınlarda yüzde 1,6 iken erkeklerde yüzde 2,4 oldu. Yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olan kadınların oranı yüzde 30,1 oldu Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistiklerine göre yaş gruplarına göre yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olanların oranına bakıldığında, 2025 yılında toplam nüfusun yüzde 27,9'unun risk altında olduğu, bu oranın kadınlarda yüzde 30,1 iken erkeklerde yüzde 25,6 olduğu görüldü. Aynı oranlara 18-64 yaş grubu için bakıldığında, yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında bulunan kadınların oranı yüzde 28,4, erkeklerin oranı yüzde 21,8 olarak görüldü. KADINLARIN EN FAZLA MARUZ KALDIĞI ŞİDDET TÜRÜNÜN PSİKOLOJİK ŞİDDET OLDUĞU GÖRÜLDÜ Türkiye Kadına Yönelik Şiddet Araştırması sonuçlarına göre yaşamının herhangi bir döneminde şiddete maruz kalmış kadınların yüzde 28,2'sinin psikolojik şiddete, yüzde 18,3'ünün ekonomik şiddete, yüzde 12,8'inin fiziksel şiddete, yüzde 10,9'unun ısrarlı takibe, yüzde 8,3'ünün dijital şiddete ve yüzde 5,4'ünün cinsel şiddete uğradığı görüldü. Tamamlanan eğitim seviyesi ve şiddet türüne göre şiddete maruz kalmış kadınların oranı incelendiğinde, eğitim seviyesi yükseldikçe ekonomik şiddet azalırken ısrarlı takip ve dijital şiddetin arttığı görüldü. Ekonomik şiddet, bir okul bitirmeyen kadınlar için yüzde 31,8 iken yükseköğretim mezunlarında yüzde 8,9 oldu. Israrlı takip ise yükseköğretim mezunu kadınlar için yüzde 16,1 iken bir okul bitirmeyen kadınlar için yüzde 5,3 oldu. Dijital şiddet, yükseköğretim mezunu kadınlar için yüzde 13,4 iken bir okul bitirmeyen kadınlar için yüzde 2,2 oldu. Yaşamının herhangi bir döneminde şiddete maruz kalmış kadınların yüzde 39,5 ile en fazla eş/eski eş/birlikte olduğu kişiler tarafından şiddete uğradığı görüldü. Fiziksel, psikolojik ve cinsel şiddete maruz kalmış kadınların sırasıyla yüzde 56,0, yüzde 42,0 ve yüzde 38,3 oranları ile en fazla eş/eski eş/birlikte olduğu kişiler tarafından şiddete uğradığı görüldü. Ekonomik şiddete maruz kalmış kadınların yüzde 66,5 ile en fazla ailelerinden biri tarafından şiddete uğradığı görüldü. Israrlı takip ve dijital şiddete maruz kalmış kadınların sırasıyla yüzde 39,6 ve yüzde 62,3 oranları ile en fazla yabancı biri tarafından şiddete uğradığı görüldü.

İran’da yeni dönemin ayak sesleri! Şah’ın oğlu tarih verdi Haber

İran’da yeni dönemin ayak sesleri! Şah’ın oğlu tarih verdi

Devrik İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi’nin sürgündeki oğlu Rıza Pehlevi, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından yayımladığı mesajda ABD’nin desteğini "insani müdahale" olarak nitelendirdi. İran halkına seslenen Pehlevi, "Bu destek gelmiş olsa da nihai zaferi yine biz kazanacağız. Sokaklara yeniden çıkma zamanı yaklaşıyor" ifadelerini kullandı. Devrik İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi’nin en büyük oğlu olan sürgündeki Rıza Pehlevi, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına ilişkin açıklama yayımladı. Pehlevi, sosyal medya üzerinden paylaştığı video mesajında, İran halkına ve güvenlik güçlerine çağrıda bulundu. ABD Başkanı Donald Trump’ın İran halkına vaat ettiği yardımın ulaştığını belirten Pehlevi, "Bu bir insani müdahaledir. Hedefi İran halkı ve ülkesi değil, İslam Cumhuriyeti ile onun baskı ve şiddet mekanizmasıdır. Ancak bu destek gelmiş olsa da nihai zaferi yine biz kazanacağız. Bu son mücadeleyi tamamlayacak olan İran milletidir. Sokaklara yeniden çıkma zamanı yaklaşıyor" ifadelerini kullandı. "Halkın yanında yer alın" İran’daki askeri ve emniyet güçlerine seslenen Pehlevi, "Siz, İran’ı ve İran milletini korumaya yemin ettiniz, İslam Cumhuriyeti’ni ve onun yöneticilerini değil. Sorumluluğunuz halkı savunmaktır. Baskı ve suçla ülkeyi rehin alan bir rejimi korumak değil. Millete katılın ve düzenli, güvenli bir geçiş sürecine katkı sağlayın. Aksi takdirde, Hamaney ve rejimiyle birlikte aynı çöküşün içine sürükleneceksiniz" dedi. Trump’a siviller için "azami hassasiyet" çağrısı Trump’a da çağrıda bulunan Pehlevi, İran halkının yaklaşık 2 ay boyunca baskılara rağmen direndiğini söyleyerek, "Sizden, sivillerin ve vatandaşlarımın can güvenliğini korumak için en üst düzeyde hassasiyet göstermenizi istiyorum. İran halkı, sizin ve özgür dünyanın doğal müttefikidir. Modern İran tarihinin en zorlu dönemlerinden birinde verilecek desteği asla unutmayacaktır" şeklinde konuştu. "İran’ı yeniden inşa edeceğiz" Pehlevi İran halkına seslenerek, "Bu kritik saatlerde ve günlerde, her zamankinden daha kararlı bir şekilde İran’ı yeniden kazanma hedefimize odaklanmalıyız. Şimdilik evlerinizde kalın, sakinliğinizi ve güvenliğinizi koruyun. Doğru zamanı size açık ve net şekilde bildireceğim. O an geldiğinde son adım için hazırlıklı olun. Mesajlarımı sosyal medya ve uydu kanalları üzerinden takip edin. İnternet ya da uydu yayınlarında bir kesinti yaşanırsa, sizinle radyo aracılığıyla iletişim kuracağım. Nihai zafere hiç olmadığı kadar yakınız. En kısa sürede aranızda olmak, birlikte İran’ı yeniden inşa etmek istiyorum" ifadelerini kullandı. İran’da 1979 yılındaki İslam Devrimi sırasında tahttan indirilen Şah'ın oğlu Pehlevi, ABD'deki sürgünde muhalefet grubuna liderlik ediyor. Pehlevi, İran’da rejim değişikliği olması halinde "geçiş dönemi" lideri olarak göreve almak için girişimlerde bulunurken, Trump, henüz Pehlevi’ye destek vermiyor.

Fesih ve silahı bırakma kararı! DEM Parti'nin açıkladığı o metinde ne var? Haber

Fesih ve silahı bırakma kararı! DEM Parti'nin açıkladığı o metinde ne var?

DEM Parti Genel Başkanları ve İmralı heyeti üyeleri, ’Terörsüz Türkiye’ sürecinde Abdullah Öcalan’ın son 1 yıldaki ikinci mesajını kamuoyuyla paylaştı. Düzenlenen basın toplantısında geçen yıl yaşamını yitiren DEM Parti Milletvekili Sırrı Süreyya Önder de anıldı. DEM Parti Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan’ın açıklamalarının ardından Öcalan’ın mesajı DEM Parti Van Milletvekili Pervin Buldan tarafından Türkçe, Veysi Aktaş tarafından Kürtçe olarak okundu. LİDERLERİN ÇABALARINA TEŞEKKÜR VE SIRRI SÜREYYA ÖNDER ANMASI "27 Şubat 2025 çağrımız, demokratik siyasetin hayata geçtiği yerde silahın anlamsızlaşacağının beyanı ve tercihin açıkça siyasetten yana yapıldığının ilanıdır, bir ilke bütünlüğüdür. Negatif isyan dönemini temelde tek taraflı bir irade ve pratikle aşmayı başardık. Geride bıraktığımız süreç, şiddet ve ayrışma siyasetinden demokratik siyaset ve entegrasyona geçişi sağlayacak müzakere yeteneğini ve gücümüzü kanıtlamıştır. Çağrılarımız, konferans ve kongreler bu amaca yönelikti. Örgütün fesih ve silahlı mücadele stratejisine son verme kararları, sadece resmen ve fiilen değil zihnen de şiddetten arınmayı ve siyaset tercihini ortaya koymuştur. Bu aynı zamanda cumhuriyetle zihnen barışmanın da ilanıydı. Geçtiğimiz bir yıl içinde Erdoğan’ın iradesi, Bahçeli’nin çağrısı, Özel’in katkısı ve sürece olumlu katkı yapan diğer tüm siyasi, sosyal, sivil birey ve kurumların çabalarını kıymetli buluyorum. Ve özellikle Sırrı Süreyya arkadaşımızı bir kez daha büyük bir saygıyla ve özlemle anıyorum. KÜRTSÜZ TÜRK, TÜRKSÜZ KÜRT OLMAZ Kürtsüz Türk, Türksüz Kürt olmaz. Bu ilişki diyalektiğinin tarihi bir özgünlüğü vardır. Cumhuriyetin kuruluş sürecindeki temel metinler, Türk ve Kürt birliğini ifade ediyordu. 27 Şubat çağrımız bu birlik ruhunun canlandırılma girişimi ve demokratik Cumhuriyet talebidir. Kandan ve çatışmadan beslenme mekaniğini kırmayı amaçladık. Sorunun tarihini, ciddiyetini ve üretebileceği riskleri görmek yerine kısa vadeli dar siyasi çıkarlara göre hareket etmek hepimizi zayıflatır. İnkarı ve isyanı sürekli kılmaya çalışmak, en büyük kural dışılığı kural kılmaya çalışmaktır. Son iki yüzyılda tersine çevrilmek istenen kardeşliğin önündeki engelleri kaldırıyor, kardeşlik hukukunun gereğini yapıyoruz. Nasıl bir araya gelinir ve nasıl bir arada yaşanılırı tartışmak istiyoruz. Şimdi negatif aşamadan pozitif inşa aşamasına geçmeliyiz. Yeni bir siyaset dönemine, stratejisine kapı açılıyor. Şiddete dayalı siyaset dönemini kapatıp, demokratik toplum ve hukuk temelli bir süreci açmayı hedefliyor ve her kesimi bu yönde imkan oluşturmaya ve sorumluluk almaya davet ediyoruz. Demokratik toplum, demokratik uzlaşı ve entegrasyon, pozitif dönemin zihniyet dünyasının yapı taşlarıdır. Pozitif aşama zor ve şiddete dayalı mücadele yöntemlerini dıştalar. Pozitif inşada amaç herhangi bir kurumu ve yapıyı ele geçirmek değil, toplumdaki her bireyin toplumsal inşada rol alabilecek sorumluluğa ulaşabilmesidir. Amaç, inşayı toplumla birlikte ve toplum içinde yapmaktır. Ezilen kesimler, etnik gruplar, dini ve kültürel gruplar kesintisiz ve örgütlü bir demokratik mücadeleyle kendi oluşumlarına sahip çıkabilirler. Bu süreçte devletin demokratik dönüşüme duyarlı olması önemlidir. Demokratik entegrasyon en az Cumhuriyetin başlangıcı kadar önemlidir. Onun kadar anlam, gelecek ve güç itibarıyla varlık ve zenginlik ihtiva eden bir çağrıdır. ANAYASAL VATANDAŞLIK VE KADIN HAKLARI VURGUSU Temelinde demokratik toplum modeli vardır. Ayrıştırmacı ya da tersinden asimilasyonist yöntemlerin alternatifidir. Demokratik entegrasyona geçiş, barış yasalarını gerekli kılar. Demokratik toplum çözümü ise siyasal, sosyal, ekonomik, kültürel boyutlarda bir mimarinin, bir hukukun tesisini öngörür. Günümüzde yaşanan birçok sorunun ve krizin sebebi demokratik bir hukukun yokluğudur. Demokratik siyaset çerçeveli bir hukuk çözümünü esas alıyoruz. Demokratik topluma alan tanıyacak, demokrasiye alan tanıyacak ve bunun güçlü hukuksal güvencelerini oluşturacak bir yaklaşıma ihtiyacımız var. Vatandaşlık ilişkisi, millete aidiyet üzerinden değil devletle bağ esas alınarak kurulmalıdır. Dininde, milliyetinde, düşüncesinde özgür olmayı temel alan bir özgür yurttaşlığı esas alıyoruz. Din ve dil empoze edilemediği gibi milliyet de edilmemelidir. Demokratik sınırlarda ve devletin bütünlüğünü esas alan bir anayasal vatandaşlık ilişkisi dini, ideolojik, kimliksel ve milliyet varlığını özgürce ifade etme ve örgütlenme hakkını kapsar. Günümüzde hiçbir düşünce sistemi demokrasiyi esas almadan ayakta kalamaz. İniş-çıkışlar, gerilim ve krizler geçicidir, demokrasi er ya da geç kalıcı olacak olandır. Çağrımız sadece Türkiye’de değil Ortadoğu’da bir arada yaşama sorununa ve ürettiği kriz haline çözüm bulma amacını taşıyor. Bütün gadre uğramışların var olma ve kendilerini özgürce ifade edebilme haklarını savunuyoruz. Kadınlar, hiçbir toplumun ve devletin dikkate almadan kendini sürdüremeyeceği toplumsal güçlerin başında gelir. Günümüzde aile içi şiddet, kadın cinayetleri, ataerkil baskı, hepsi kadının köleleştirilmesiyle başlayan tarihi saldırının güncel izdüşümüdür. Bu nedenle kadınlar demokratik entegrasyonun en özgürlükçü parçası ve itici gücüdür. Dönemin dili buyurgan ve otoriter bir dil olamaz. Karşısındakine kendini doğru ifade etme, doğru dinleme ve ona da kendi doğrularını ifade etme olanağını vermeyi esas almalıyız. Tüm bu hususların gerçekleşmesi, karşılıklı saygıya dayalı gelişmiş bir ortak aklı gerektirmektedir. Selam ve saygılarımla."

Felsefi derinliğiyle dikkat çeken “Adiller” Bursa’da prömiyer yaptı Haber

Felsefi derinliğiyle dikkat çeken “Adiller” Bursa’da prömiyer yaptı

Bursa Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu, Albert Camus'nün kaleme aldığı, bireysel vicdan ile siyasal sorumluluk arasındaki çatışmayı merkeze alan ‘Adiller' isimli oyunu ilk kez sanatseverlerle buluşturdu. Bursa'da çok sayıda yerli ve yabancı eseri tiyatro sahnesine taşıyan Bursa Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu, 2025-2026 sanat sezonunda önemli bir yapımı daha izleyicisinin karşısına çıkardı. Fransız yazar Albert Camus'nün kaleme aldığı, Ayberk Erkay'ın Türkçe'ye çevirdiği, yönetmenliğini ise Emre Feza Soysal'ın üstlendiği ‘Adiller' isimli oyun, Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi'nde gerçekleştirilen prömiyerle sahneye çıktı. Özgürlük, fedakârlık ve şiddet kavramlarını güçlü bir şekilde tartışmaya açan tiyatro eseri, felsefi derinliği ve dramatik yapısıyla Bursalı seyircilerden tam not aldı. Sahne performansları ile büyük etki bırakan Şehir Tiyatrosu oyuncuları, oyunun sonunda ayakta alkışlandı. Prömiyere katılan Bursa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Ali Altunsoy oyuncular ve oyunun yönetmeni adına dikilen fidanların sertifikalarını takdim etti. Bursa Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu'nun 20. Kuruluş yılı olduğunu hatırlatan Altunsoy, oyunun sahneye taşınmasında emeği geçenlere teşekkür etti. Bursa Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Ali Düşenkalkar da Bursa Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu'nun birçok oyun ile Bursalı seyircinin karşısına çıktığını, sadece merkezde değil ilçelerde oynanacak oyunlarla da tiyatronun büyüsünü o bölgelere ulaştıracaklarını dile getirdi. Yaşanan seyirci etkileşimi sebebiyle büyük mutluluk duyduklarını söyleyen Düşenkalkar, "Sezon sonuna kadar yeni oyunlarımız da sahnelenecek. Yaklaşık 1 buçuk yılda 10 oyun sahneye koyduk. Tiyatromuza tüm Bursalıları bekliyoruz. Çünkü tiyatro koltuklarının sahipleri onlar. Hoş gelişleri olsun" diye konuştu. Oyunu, sinemanın gücünü kullanarak parçalanmış bir yapıyla sahneye koyduklarını ve disiplinler arası bir işin ortaya çıktığını belirten yönetmen Emre Feza Soysal ise izleyicinin farklı duygulara yelken açarak zengin bir deneyim yaşayacağını dile getirdi. Soysal, tüm Bursalı sanatseverleri bu çok katmanlı oyuna tanıklık etmeye davet etti.

17 Şubat Dünya Kediler günü: Prof. Dr. Abdullah Kaya’dan farkındalık çağrısı Haber

17 Şubat Dünya Kediler günü: Prof. Dr. Abdullah Kaya’dan farkındalık çağrısı

Van Kedisi Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Abdullah Kaya, kedilerin toplumsal yaşamın önemli bir parçası olduğunu belirterek, "Kediler sokağımızın bir rengi, hayatımızın ayrılmaz bir parçasıdır" dedi. Dünya genelinde farklı tarihlerde kutlamalar yapılsa da 17 Şubat, birçok ülkede Dünya Kediler Günü olarak anılıyor. Bu özel günle, kedilerin korunması, yaşam şartlarının iyileştirilmesi ve toplumda hayvan sevgisinin artırılması amaçlanıyor. Uzmanlar, özellikle sokak kedilerinin sağlıklı beslenme, barınma ve tedavi imkanlarına erişiminin önemine dikkat çekiyor. İHA muhabirine konuşan Merkez Müdürü Prof. Dr. Abdullah Kaya, kedilerin insan hayatındaki yerinin sadece ev ortamıyla sınırlı olmadığını belirtti. Prof. Dr. Kaya, "Dünya Kediler Günü olarak 17 Şubat genellikle kutlanıyor. Dünyada farklı tarihlerde yapılan kutlamalar da var. Bu kutlamaların temel amacı, kedilerle ilgili farkındalık oluşturmak; kedilerin sokağımızın bir rengi olduğunu hatırlatmak ve onlara sevgiyle yaklaşılması gerektiğini vurgulamaktır. Aynı zamanda bu günün, yerel yönetimlerin kedilerin refahı ve daha sağlıklı ortamlarda yaşamaları için gerekli şartları sağlamasına vesile olması gerektiğini düşünüyoruz. Bu yönüyle 17 Şubat Dünya Kediler Günü’nün kutlanmasını doğru buluyoruz" dedi. "SOKAKTAKİ HAYVANLARA YÖNELİK ŞİDDET KESİNLİKLE KABUL EDİLEMEZ" Kedi denildiğinde akla sevgi ve dostluk geldiğini dile getiren Kaya, "Ev ortamında herkesle iletişim kurabilen, sevgi paylaşabilen bir canlıdan söz ediyoruz. Sokaktaki bir kedi bile ilkokula giden bir çocuğun yanına yaklaşarak kendini sevdirmeye çalışıyor. Dolayısıyla kedi, huzurun, refahın, mutluluğun ve güzelliğin bir sembolü olarak görülmeli. Bu gün vesilesiyle özellikle şunu da ifade etmek gerekiyor; sokaktaki hayvanlara yönelik şiddet kesinlikle kabul edilemez. Bu konuda toplumun bilinçlendirilmesi, şiddet uygulayanların uyarılması ve çocukların bu anlayışla yetiştirilmemesi büyük önem taşıyor" diye konuştu.

Ahmet Kılıç’tan TBMM’de "Gerçekleri çarpıtmayın" uyarısı Haber

Ahmet Kılıç’tan TBMM’de "Gerçekleri çarpıtmayın" uyarısı

AK Parti Bursa Milletvekili Ahmet Kılıç, DEM Parti’nin “Medya Dili” ile ilgili araştırma önergesi üzerine Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) bir konuşma yaptı. Kılıç, Meclis araştırması önergesinin gerekçesinde yer alan "medya dili üzerinden savaş algısı üretildiği" ve "güvenlik politikalarının kutuplaşmayı derinleştirdiği" yönündeki iddiaların asılsız olduğunu vurguladı. Bu iddiaların devletin tutumu ve evrensel güvenlik pratikleriyle örtüşmediğini belirten Kılıç, Türkiye'nin terörle mücadelesinin bir ideolojik tercih değil, vatandaşların can ve mal güvenliğini korumaya yönelik meşru bir devlet sorumluluğu olduğunu ifade etti. Konuşmasında terörle mücadelenin demokrasi ve kalkınma için bir ön şart olduğunu dile getiren Ahmet Kılıç, şu değerlendirmelerde bulundu: "Türkiye, IŞİD ile sahada bizatihi mücadele eden bir devlettir. PKK, FETÖ ve benzeri tüm terör örgütleri bizim bakışımızda birincil olarak mücadele edilmesi gereken unsurlardır. Hiçbir demokratik ülke, silahlı örgütlerin eylemlerini 'ifade özgürlüğü' veya 'haber dili' başlığı altında normalleştiremez. Terör örgütlerinin sivilleri hedef alarak sosyal ağları bir propaganda aracı olarak kullanması asıl 'savaş medyacılığı'dır." Milletvekili Kılıç, sosyal medya üzerinden milli değerleri hedef alan ve nefret tohumları seren yapılara karşı mücadelenin kararlılıkla süreceğini belirtti. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hiçbir vatandaşın kimliğiyle sorunu olmadığını vurgulayan Kılıç, devletin asıl odak noktasının şiddet ve terörü tasfiye etmek olduğunu, medyanın temel görevinin bu gerçekleri çarpıtmadan kamuoyunu doğru bilgilendirmek olduğunu hatırlattı. Kılıç, önergenin gerekçelerinin dayanaksız olduğunu ifade ederek, AK Parti grubu olarak Meclis araştırması önergesine katılmadıklarını ifade etti.

Başkan Erkan Aydın: "Bütçe yönetiminde Türkiye’de dereceye gireriz" Haber

Başkan Erkan Aydın: "Bütçe yönetiminde Türkiye’de dereceye gireriz"

Osmangazi Belediyesi, 2026 yılının ilk meclis toplantısını Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın başkanlığında gerçekleştirdi. Başkan Aydın, 2025 yılında yüzde 12’lik bir tasarruf sağladıklarını dile getirdi. Osmangazi Belediyesi’nin Ocak Ayı Olağan Meclis Toplantısı, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın başkanlığında gerçekleşti. Meclis üyelerinin yeni yılını kutlayan Başkan Aydın, 2026’nın sağlık, huzur, mutluluk ve mutluluk getirmesini temenni etti. Meclisin gündem maddelerine geçmeden önce yerel ve ulusal konulara değinen Başkan Aydın, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’e yönelik saldırı girişimini kınayarak başladığı konuşmasında, şiddetin hiçbir türlüsünün kabul edilemeyeceğini belirterek geçmiş olsun mesajını iletti. Başkan Aydın, geçtiğimiz hafta Regaip Kandili’ni kutladıklarını belirterek, "Bu ayın 15’inde de Miraç Kandilimizi kutlayacağız. Şimdiden edilen duaların, yapılan hayırların yüce Mevlam katında kabul edilmesini diliyorum. Öncelikle Ramazan’a, ardından da Ramazan Bayramı’na hepimizin erişmesini niyaz ediyorum" diye konuştu. 2025 yılında çok acı kayıpların yaşandığını söyleyen Başkan Aydın, "Şehzadeler Belediye Başkanı Gülşah Durbay’a, İstanbul Çekmeköy’de düzenlenen operasyonda şehit olan özel harekat polisimiz Emre Albayrak’a, Yalova’da DEAŞ terör örgütüne yönelik operasyonda şehit düşen kahraman polislerimiz İlker Pehlivan, Turgut Külünk ve Yasin Koçyiğit’e Allah’tan rahmet diliyorum" dedi. "ARKEOPARK AÇILIŞ İÇİN GÜN SAYIYOR" Geçtiğimiz yılın son ayında kültürden sanata, spordan sosyal sorumluluk projelerine kadar pek çok konuya dair gerçekleşen çalışmalar hakkında bilgiler veren Başkan Aydın, sosyal belediyecilik anlayışıyla hareket ettiklerine işaret etti. Aralık ayında engelli bireylere yönelik çeşitli faaliyetlerde bulunduklarını kaydeden Başkan Aydın, aynı zamanda Osmangazi’de engellerin sanat ile aşıldığını ifade etti. Osmangazi’de kadınların geleceğe umutla baktığının altını çizen Başkan Aydın, özellikle OSMEK’in kurslarında okuma yazmayı öğrenen 69 yaşında Firdevs Balı’nın kitap yazma isteğinin kendilerini yarınlara dair umutlandırdığının altını çizdi. Öte yandan projelere ilişkin de bilgilendiren Aydın, yüzde 95’i biten Arkeopark projesinin son hızıyla devam ettiğini, Şubat-Mart ayı gibi de Arkeopark’ın yerli ve yabancı turistlerin kullanımına açacaklarını söyledi. "TÜRKİYE’DE GELİR GİDER DENGESİNDE DERECEYE GİRERİZ" Osmangazi Belediyesi’nin geçtiğimiz yıl gerçekleştirdiği çalışmalar ve tasarruflar sayesinde bütçenin doğru yönetildiğini vurgulayan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, bu noktada üyelere önemli bilgilendirmelerde bulundu. Yüzde 12’lik bir tasarruf yapıldığına değinen Başkan Aydın, konuşmasında şunları kaydetti: "2025 yılında bütçemizi yüzde 88 gider ile bitirdik. Yüzde 12’lik bir tasarruf yaptık. Gelirimiz de yüzde 83 civarında. Aradaki fark yüzde 5 oluyor. Türkiye’de gelir gider dengesinde belediyeler içerisinde dereceye gireriz. Yüzde bir içerisindeyiz. Ayağımızı yorganımıza göre uzatmışız, şeffaflığı daha da artırmışız. Kesin hesaplar geldiğinde bunları tek tek konuşacağız. Açık ihalelerin sayılarını artırmışız, kırım oranlarını yüzde 20 seviyelerinde tutmuşuz. Bunların hepsi bize bütçe yönetimi açısından tasarruf sağladı." Osmangazi Belediyesi Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi (BAREM) hakkında yöneltilen eleştirilere de açıklık getiren Başkan Aydın, "BAREM seçimden önce bitip açılışı yapılmış, o gün hangi şartta kullanılıyorsa bugün de aynı şartlarda kullanılmaya devam edilmiş bir yer. Burası, daha önce de yüksek işletme maliyetinden dolayı bir türlü tam kapasiteli açılmamış. Sizin oradan talep edeceğiniz miktar yasal olarak sınırlı, devlet belirliyor ancak bir kişinin gider maliyeti, toplayabileceğiniz rakamın 5-6 katı kadar. Nasıl Veysel Karani’deki Atletizm Spor Merkezi, Osmangazi Belediyesi tarafından yapılmış sonra Gençlik Spor Bakanlığı’na devredilmiş ise bu da aynısı. Bir yere satıldı, kiralandı, özelleştirildiği yok." "BARIŞ VE KARDEŞLİK İÇERİSİNDE YAŞAMAYI UMUT EDİYORUZ" Mecliste Osmangazi Belediye Meclis Üyesi Özlem Bodur’a yönelik saldırı girişimi de kınandı. Osmangazi Belediyesi AK Parti Meclis Üyesi İsmail Hayat, Osmangazi Belediyesi Meclis Üyesi Özlem Bodur’a parti adına çiçek takdim ederek geçmiş olsun dileğinde bulunurken, bu jeste alkışlarla karşılık veren Başkan Aydın, "Bu ülkede siyasi görüşler farklı olabilir, herkesin inancı farklı olabilir ama şu bir gerçek ki hep birlikte yaşayacağız. 700 yıldır bu memleket bizim yurdumuz, inşallah bundan sonra da 700 yıllar daha yurdumuz olacak. Barış içerisinde, kardeşlik içerisinde hep birlikte yaşamayı umut ediyoruz" yorumunu yaptı. Özlem Bodur ise, "Şiddetin siyaseti olmaz, yaşamış olduğum olay siyaset üstü bir olaydır. Şiddet karşısında durmanın da partisi olmaz. Burada önemli olan insan onurunu, hukuku, vicdanı savunabilmektir" diyerek çiçekten ve geçmiş olsun dileklerinden ötürü teşekkürlerini sundu. Mecliste gündem maddelerinin görüşülmesinin ardından Denetim Komisyonu’nun üyeleri belirlendi. Buna göre komisyona Halil Aktaş, Ahmet Sergen Keleşoğlu ve İsmail Hayat seçildi.

Antalya’da bebeğe darp iddiası: Görüntüler dehşete düşürdü Haber

Antalya’da bebeğe darp iddiası: Görüntüler dehşete düşürdü

Antalya'da bir yaşındaki kız bebeğin yabancı uyruklu annesi tarafından darp edildiği anlar, babanın şüphe üzerine eve yerleştirdiği güvenlik kamerasıyla ortaya çıktı. Görüntüleri izlediğinde büyük bir şok yaşadığını belirten baba Osman Vesek, eşi hakkında suç duyurusunda bulunurken, "Tokatlıyor, terlikle vuruyor, ayaklarından tutup kanepeye fırlatıyor. Sonra hiçbir şey olmamış gibi makyaj yapmaya devam ediyor" dedi. Antalya'da bir yaşındaki kız bebeğin annesi tarafından darp edildiği iddia edildi. Şiddet iddiası, baba Osman Vesek'in bebeğin vücudundaki morluklardan şüphelenmesi üzerine eve yerleştirdiği güvenlik kamerası sayesinde gün yüzüne çıktı. İzleyenleri dehşete düşüren görüntülerde, annenin bebeğine defalarca vurduğu, tokat attığı, terlikle darp ettiği ve ayaklarından tutarak koltuğa fırlattığı anlar yer aldı Video kaydıyla Antalya Adliyesi'ne gelen baba Osman Vesek, Fas uyruklu eşi İmane Moti (25) hakkında suç duyurusunda bulundu. "GİZLİ KAMERA KURDUM" Sürece ilişkin açıklamalarda bulunan Osman Vesek, yaşadıklarını şu sözlerle anlattı: "Bir yaşında kız çocuğum var. Eşimin çocuğuma şiddet uyguladığını ve darp ettiğini bizzat gördüm. Çocuğumun vücudundaki bazı morluklardan şüphelenmem ve çevremdeki insanların uyarıları üzerine evimin oturma odasına gizli kamera kurdum. Yaklaşık bir haftalık izleme sonunda üç-dört adet video kaydıyla karşılaştım ve hemen Antalya Adliyesi'ne gelerek şikâyetimi yaptım." "KORUMA VE UZAKLAŞTIRMA KARARI VERİLMESİNİ İSTİYORUM" Emniyete tüm delil ve belgeleri teslim ettiğini belirten Vesek, "Savcı beyle bugün de görüştük. Olayın ivedilikle takip edildiğini ve en kısa sürede sonuçlanacağını söylediler. Koruma ve uzaklaştırma kararı talebimi yeniledim. Daha önce sadece uyarı belgesi verilmişti. Ben, çocuğum için derhal koruma ve uzaklaştırma kararı verilmesini istiyorum" dedi. "TOKATLIYOR, TERLİKLE VURUYOR, SONRA OTURUP TEKRAR MAKYAJ YAPIYOR" Güvenlik kamerası görüntülerine ilişkin detayları da paylaşan baba Vesek, "Görüntülerde çocuğuma tokat atması, terlikle vurması, ayaklarından tutup kanepeye fırlatması, defalarca takla attırması var. Tokatlıyor, terlikle vuruyor, sonra oturup tekrar makyaj yapıyor, krem sürüyor. Böyle bir insanla karşı karşıyayız. Çok acı bir durum. Sabırlı olmaya çalışıyorum, adalete güveniyorum" ifadelerini kullandı. Eşiyle görüntüler hakkında konuşmadığını dile getiren Vesek, "Daha önce defalarca uyardığımda her seferinde inkâr etti. Yine aynısını yapacağını bildiğim için hiçbir şekilde konuşmadım. Kendisine hiçbir bilgi vermedim. Yabancı olduğu ve televizyonla da pek ilgilenmediği için şu ana kadar olaydan haberi bile yok. Emniyetin harekete geçmesini bekliyorum" diye konuştu. 4 AYLIKKEN DE ŞİDDET İDDİASI Daha önce de benzer bir olay yaşandığını iddia eden baba, kızının henüz 4 aylıkken Konya'da şiddete maruz kaldığını öne sürerek, "Konya'da ailemle birlikte yaşadığımız dönemde eşim, sözlü bir tartışmanın ardından kontrolsüz bir şekilde sinirlendi. Babaannesi çocuğa mama içirirken, çocuğu kucağından hızla çekip kanepeye fırlattı. Çocuğum sırtını çarpıp yüzüstü düştü, ağzından köpükler gelmeye başladı. Ambulans çağırdık, polis geldi. Daha sonra da babaanne ve benim çocuğa şiddet uyguladığımız yönünde iftirada bulundu. Elimizde kanıt olmadığı için o dönem büyük zorluk yaşadık. Bu yaşadığımız olaylar beni evime kamera döşemeye mecbur bıraktı. Delil ve kanıt olmadan hiçbir şey ispat edilemiyor. Bu yüzden kamera kurdum ve bugün elimde somut deliller var. Bu kadar delil varken nasıl bir karar çıkacak, merakla bekliyorum" dedi. "ÇOCUĞUMUN NEFESİ KESİLDİĞİ GÖRÜLÜYOR" 2023 yılında evlendiklerini aktaran Vesek, adli sürecin ardından boşanma davası açacağını ifade ederek, "Kızım şu anda babaannesinin yanında. Çok iyi, rahat, herhangi bir sıkıntısı yok. En büyük temennim, çok şükür herhangi bir kırık ya da daha ağır bir durumun olmaması. Ancak görüntülerden birinde çocuğumun nefesinin kesildiği bile görülüyor. Daha kötü sonuçlar da yaşanabilirdi" ifadelerini kullandı. Olayla ilgili başlatılan adli süreç devam ediyor.

Bursa Barosu ve Osmangazi Belediyesi arasında kadının korunmasına yönelik protokol imzalandı Haber

Bursa Barosu ve Osmangazi Belediyesi arasında kadının korunmasına yönelik protokol imzalandı

Bursa Barosu ile Osmangazi Belediyesi arasında kadın hakları konusunda ortak çalışma protokolü imzalandı. Bursa Barosu Kadın Hakları Merkezi'nde gerçekleşen törende hazırlanan protokole, Bursa Barosu Başkanı Av. Metin Öztosun ile Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın imza attı. Bursa Barosu Başkanı Öztosun, imza töreninde yaptığı konuşmada, son yıllarda kadın haklarına yönelik yanlış bir hukuk politik bakış açısı ve onun yarattığı bir ortama tanık olduklarını ve bu sebeple kadına ve çocuğa yönelik şiddetin arttığını hatırlatarak, “6284 Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Yasa, şiddeti engellemek için çıkarılmış bir yasadır ve dayanağı da İstanbul Sözleşmesi idi. Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden imzasını çekmesinden sonra kadınlar uluslararası korumadan yoksun kalmıştır” dedi. Öztosun, Bursa Barosu olarak uluslararası korumanın ilkelerine sahip çıkarak 6284’ün önündeki her türlü engele, her türlü negatif bakış açısına karşı durduklarını ifade ederek şöyle konuştu: “Değerli Bursa Barosu üyelerinin bu kanunun korunması ve uygulanmasıyla ilgili mücadelesi çok değerli. Bu mücadelenin paydaşı olan Osmangazi Belediyesi’ne de çok teşekkür ediyoruz” diye konuştu. Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın da, “Kadına yönelik şiddetle mücadele konusunda maalesef eksiğiz. Hemen her gün bir kadın cinayetiyle uyanıyoruz. Artık önlenemez bir duruma geldi. Toplumun sosyoekonomik yapısının bozulmasının yanı sıra adı İstanbul olan sözleşmeden çıkmamızın psikolojik de olsa sonucu olduğunu düşünüyoruz. Partimiz iktidara geldiğinde ilk icraatlarından biri İstanbul Sözleşmesi’ni yeniden hayata geçirmek olacaktır. Umarım şiddet engellenir de Bursa Barosu ile imzaladığımız protokolü uygulamaya gerek kalmaz” diye konuştu. Baroevi'ndeki imza törenine Bursa Barosu Yönetim Kurulu üyelerinden Av. Gülender Adıgüzel Özcan, Kadın Hakları Merkezi (KHM) Başkanı Av. Ceren İlgen Altuntaş, KHM Sorumlusu Av. Özlem Gürgen Eldem, avukatlar ve Osmangazi Belediyesi'nden de başkan yardımcıları Mutlu Esendemir, Mücahit Yıldızhan, Osmangazi Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Sevgi Baysal ile belediye bürokratları katıldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.