SON DAKİKA
Hava Durumu

#Şifa Kaynağı

Söz Bursa - Şifa Kaynağı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şifa Kaynağı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Başkan Arıkan kolları sıvadı: 700 Yıllık Ilıcaksu Mirası Bursa’nın yeni sağlık turizmi yıldızı olmaya aday Haber

Başkan Arıkan kolları sıvadı: 700 Yıllık Ilıcaksu Mirası Bursa’nın yeni sağlık turizmi yıldızı olmaya aday

Bursa’nın dağ ilçelerinden biri olan Harmancık, yıllara meydan okuyan ancak kaderine terk edilen çok önemli bir değerini yeniden kazanma mücadelesi veriyor. İlçenin ticari ve sosyal hayatında adeta “aort damarı” niteliği taşıyan Ilıcaksu Kaplıcaları, 2019 yılına kadar düzenli müşterisi bulunan, çevre illerden ziyaretçi çeken bir şifa merkeziyken zamanla sahipsizliğe sürüklendi. Bugün ise Harmancık Belediyesi bünyesine alınan bu tarihi miras, Belediye Başkanı Haşim Ali Arıkan’ın yoğun mesaisi ve insanüstü gayretiyle yeniden canlandırılmayı bekliyor. Roma’dan Günümüze Uzanan Şifa Geleneği Harmancık ilçesine bağlı Ilıcaksu Mahallesi, adını aldığı kaplıcalarla yüzyıllardır şifa dağıtıyor. Yapılan çevre incelemelerinde rastlanan Roma dönemine ait su kemerleri, bölgenin yalnızca Osmanlı değil, antik çağlardan bu yana bir sağlık merkezi olarak kullanıldığını ortaya koyuyor. Uzmanlar, bu kalıntıların Ilıcaksu Kaplıcaları’nın en az 700 yıllık bir şifa geleneğine sahip olduğunu düşündürdüğünü ifade ediyor. Mahalle sakinleri tarafından yıllar içerisinde özenle inşa edilen şirin pansiyonların içerisinde faaliyet gösteren termal işletmeler, geçmişte yılın her döneminde ziyaretçilerini ağırlıyordu. Aile banyosu şeklinde tasarlanan hamamlar, 25-30 derece sıcaklıktaki doğal termal suyu ile özellikle yaz aylarında yoğun talep görüyordu. Kütahya Tavşanlı’dan Balıkesir istikametine seyahat edenlerin uğrak noktası olan Ilıcaksu, bölge ekonomisine de ciddi katkı sağlıyordu. Sahipsizlik ve Kayıp Yıllar Ancak 2019 yılından sonra yaşanan ilgisizlik ve işletme sorunları, Ilıcaksu Kaplıcaları’nı sessizliğe bürüdü. Resmî anlamda suyun hangi rahatsızlıklara iyi geldiğine dair kayıtların bulunmaması, altyapı eksiklikleri ve bakım-onarım ihtiyacının karşılanamaması bölgenin cazibesini giderek azalttı. Zamanla pansiyonlar boş kaldı, ticaret durma noktasına geldi ve Harmancık önemli bir gelir kaynağını kaybetti. Belediye Sahip Çıktı, Umut Yeniden Yeşerdi Gelinen noktada Ilıcaksu Kaplıcaları’nın Harmancık Belediyesi bünyesine geçmesi, bölge için yeni bir umut kapısı araladı. Belediye Başkanı Haşim Ali Arıkan, kaplıcaların yeniden ayağa kaldırılması için yoğun bir çalışma yürütüyor. İlçenin geleceğini bu tarihi ve doğal zenginlikte gören Arıkan, Ilıcaksu’nun yalnızca Harmancık için değil, Bursa’nın kaplıca kenti kimliğini güçlendirecek stratejik bir değer olduğunu vurguluyor. Başkan Arıkan’ın mesai kavramı gözetmeden sürdürdüğü çalışmalar, bölge halkı tarafından da yakından takip ediliyor. Altyapının yenilenmesi, tarihi dokunun korunarak restore edilmesi ve termal suyun bilimsel analizlerle sağlık turizmine kazandırılması hedefleniyor. Arıkan, “Bu şifa kaynağını kaderine terk edemeyiz. Ilıcaksu, Harmancık’ın yeniden ayağa kalkmasının anahtarıdır” sözleriyle kararlılığını ortaya koyuyor. Bursa İçin Kaçırılmayacak Bir Sağlık Turizmi Fırsatı Uzmanlara göre Ilıcaksu Kaplıcaları, doğru bir restorasyon ve tanıtım çalışmasıyla Bursa’nın mevcut termal turizm potansiyeline güçlü bir alternatif sunabilir. Doğal yapısı bozulmadan yapılacak yatırımlar, hem yerli hem de yabancı turistlerin ilgisini çekebilir. Bu sayede Harmancık, göç veren değil, ziyaretçi çeken bir ilçe haline gelebilir. “700 Yıllık Şifa Kaynağı Kurumasın” Bugün Ilıcaksu Kaplıcaları için verilen mücadele, yalnızca bir tesisin değil, bir kültürün ve şifa geleneğinin yaşatılması mücadelesi olarak görülüyor. Tarih, doğa ve sağlık turizminin kesiştiği bu noktada, atılacak adımlar Harmancık’ın kaderini değiştirebilir. Bölge halkı ve yerel yöneticiler tek ses: “700 yıllık şifa kaynağı kurumasın.” Harmancık’ın kalbinde yeniden canlanmayı bekleyen Ilıcaksu Kaplıcaları, doğru adımlar atıldığı takdirde Bursa’nın yeni termal cazibe merkezi olmaya aday. “700 Yıllık Şifa Kaynağı Kurumasın” Başkan Haşim Ali Arıkan’dan Ilıcaksu Kaplıcaları İçin Tarihi Mücadele… Bursa’nın Harmancık ilçesi, yıllardır sessizliğe bürünen ancak taşıdığı potansiyelle yeniden ayağa kalkmayı bekleyen çok kıymetli bir miras için kenetlenmiş durumda. İlçenin ticari, sosyal ve kültürel hayatında adeta “can damarı” olan Ilıcaksu Kaplıcaları, Harmancık Belediyesi bünyesine geçmesinin ardından Belediye Başkanı Haşim Ali Arıkan’ın yoğun mesaisiyle yeniden gündemin merkezine oturdu. Başkan Arıkan, kaplıcaların mevcut durumu karşısında duygularını gizlemiyor: “Burası sadece bir hamam değil. Burası Harmancık’ın hafızası, geçim kapısı, şifa umududur. 700 yıllık bir mirası kaderine terk etmeye kimsenin hakkı yok.” Roma’dan Osmanlı’ya, Bugünden Yarına Akan Şifa Harmancık’a bağlı Ilıcaksu Mahallesi, Roma dönemine uzanan tarihiyle Anadolu’nun en eski termal merkezlerinden biri olarak kabul ediliyor. Bölgede tespit edilen antik su kemerleri, kaplıcaların yüzyıllardır şifa dağıttığını kanıtlar nitelikte. Yöre halkının kendi imkânlarıyla inşa ettiği pansiyonlar ve aile banyosu tarzındaki hamamlar, uzun yıllar boyunca Bursa, Kütahya, Balıkesir ve Tavşanlı hattında seyahat edenlerin uğrak noktası oldu. Ancak 2019 yılından sonra yaşanan sahipsizlik, bakım eksikliği ve plansızlık, bu köklü şifa merkezini sessizliğe sürükledi. Bu tabloyu “iç acıtıcı” olarak tanımlayan Başkan Arıkan, duruma şu sözlerle tepki gösteriyor: “Buraya gelen yaşlılarımız vardı, hastalar vardı, şifa bulup dua ederek ayrılan insanlar vardı. Şimdi kapılar kapalıysa, bu bizim ayıbımızdır. O ayıbı ortadan kaldırmak için gece gündüz çalışıyorum.” “Harmancık Ayağa Kalkacaksa, Ilıcaksu ile Kalkar” Ilıcaksu Kaplıcaları’nın belediye bünyesine alınmasıyla birlikte restorasyon, altyapı ve bilimsel analiz süreci için hazırlıklar başladı. Başkan Arıkan, kaplıcanın sadece yerel değil, Bursa ölçeğinde stratejik bir değer olduğunu vurguluyor: “Bursa bir kaplıca kentidir ama herkes Uludağ eteklerini biliyor. Harmancık’ta ise doğallığı bozulmamış, bakir bir şifa kaynağı var. Doğru dokunuşlarla burası sağlık turizminin yeni adresi olur.” Arıkan’a göre Ilıcaksu’nun yeniden canlanması, ilçenin ticaretini, istihdamını ve sosyal hayatını da doğrudan etkileyecek: “Esnaf kazanacak, gençler iş bulacak, göç duracak. Harmancık ayağa kalkacaksa, bu Ilıcaksu ile olur.” Bilimsel Kayıt ve Restorasyon Şart Termal suyun 25–30 derece sıcaklığa sahip olduğu bilinse de, hangi rahatsızlıklara iyi geldiğine dair resmî kayıtların eksikliği bugüne kadar önemli bir sorun olarak öne çıktı. Başkan Arıkan bu noktada kararlı: “Suyumuzun şifasına inanıyoruz ama artık inanmak yetmez. Bilim konuşacak. Analizleri yapılacak, raporları çıkarılacak. Her şey şeffaf ve kalıcı olacak.” “Bu Bir Seçim Vaadi Değil, Vicdan Meselesi” Başkan Arıkan, Ilıcaksu Kaplıcaları için verdiği mücadelenin siyasi bir söylem olmadığının altını özellikle çiziyor: “Bu bir seçim vaadi değil, bu bir vicdan meselesi. Çocuklarımıza ‘bizim zamanımızda kurudu’ dedirtmeyeceğim.” Harmancık’ın Umudu Yeniden Filizleniyor Bugün Ilıcaksu Kaplıcaları, geçmişin ihtişamı ile geleceğin umudu arasında bir eşikte duruyor. Belediye Başkanı Haşim Ali Arıkan’ın kararlı duruşu ve dikkat çeken sözleri, bölge halkında yeniden umut oluşturmuş durumda. Harmancık’ta herkes aynı cümlede buluşuyor: “700 yıllık şifa kaynağı kurumasın.” Ilıcaksu Kaplıcaları, doğru restorasyon ve planlamayla yalnızca Harmancık’ın değil, Bursa’nın da yeni sağlık turizmi yıldızı olmaya hazırlanıyor.

Anzer balında büyük skandal: 10 ton üretiliyor, 100 ton sahte satılıyor Haber

Anzer balında büyük skandal: 10 ton üretiliyor, 100 ton sahte satılıyor

Anzer Ballıköy Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Osman Civelek, yıllık 8-10 ton coğrafi işaret tescilli Anzer balı üretildiğini ancak piyasada 100 ton civarında sahtesinin satıldığını tahmin ettiklerini söyledi. Civelek, katıldığı bir programda yaptığı açıklamada, 1988 yılında kurulmuş bal kooperatifi olduklarını belirterek, 2021 yılından bu yana coğrafi işaretli ürünler sattıklarını anlattı. Anzer balına coğrafi işareti almanın kolay olmadığını, 7-8 yıl sürdüğünü dile getiren Civelek, aldıktan sonra tescil belgesini Rize Tarım ve Orman İl Müdürlüğüne devrettiklerini, bir kurumun takip etmesini daha doğru bulduklarını kaydetti. Civelek, Anzer balının tarihi bir geçmişi, hikayesi olduğunu ifade ederek, bunun coğrafi işaret alınmasında büyük fayda sağladığını çünkü tescillerde ürünlerin öyküsüne önem verildiğini söyledi. Anzer balının Osmanlı döneminde saraya gönderilen ender Karadeniz ballarından biri olduğuna dikkati çeken Civelek, "Coğrafi işaret alarak Türkiye ve dünyaya kazandırma hedefimiz vardı. Anzer balını korumak amacıyla aldık. Ürettiğimiz bal miktarı düşük miktarda ama tonlarca Anzer balı satılıyordu. Bunu önlemek amacıyla yola çıktık" dedi. COĞRAFİ İŞARET ALDIKTAN SONRA TAKLİTLERİ DAHA ÇOK ARTTI Koruma tedbirlerinin, coğrafi işaret tescili alınmasının Anzer balını korumak adına bir faydasının olmadığını vurgulayan Civelek, şunları kaydetti: "Balımızı yine koruyamadık ve hatta coğrafi işaret aldıktan sonra daha çok arttı taklitleri. Önceden 10 ton sahte satılırsa şimdi 100 ton sahtesi satılıyor. Hava şartlarıyla değişim gösterse de yıllık 8-10 ton bal üretimimiz oluyor. Yani yıllık 10 ton Anzer balı üretiliyor ama 100 ton sahte Anzer balı satılıyor diye tahmin ediyoruz. Ülkenin dört bir yanında sahtelerini görüyoruz. Rize'de gördüklerimizi toplatıyoruz ama uzakta olanlara elimiz uzanmıyor, güçümüz yetmiyor." KİLOSU 20 BİN LİRAYA KADAR ÇIKIYOR Kooperatif olarak bir kilosunu 6 bin liraya sattıklarını dile getiren Civelek, "Karadeniz bölgesinin balları 2 ila 4 bin lira arasında satılıyor. Yine de biz ucuza satıyoruz. İstanbul'da bazı noktalarda kilosu 15-20 bin liraya kadar satılıyor" dedi. Civelek, fiyatının yüksekliğinin şifa kaynağı olmasından kaynaklandığını belirterek, "Balın fiyatı niye bu kadar yüksek? Kahvaltıda tüketmek için alanların sayısı azdır. Yüzde 5'i kahvaltı için alır, yüzde 95'i şifa amaçlı tüketir. Bütün müşterilerimize ilaç satmıyoruz, bu ilaç değildir diye uyarıyoruz. Balların tamamı şifadır yeter ki organik katkısız doğal bal olsun" diye konuştu. Anzer balının 2 bin 500 rakımda, endemik çiçeklerin de arasında olduğu 400'e yakın çiçek çeşidinin bulunduğu yerde üretildiğini anlatan Civelek, zor şartlarda üretildiği, doğal ve şifalı olduğu için diğerlerine göre yüksek fiyata satıldığını söyledi.

Defalarca kaynatılması zararlı olabilir Haber

Defalarca kaynatılması zararlı olabilir

Kış aylarının vazgeçilmez doğal şifa kaynağı olan ıhlamur, birçok hastalığa karşı etkili destek sağlıyor. Soğuk kış günleriyle birlikte bitki çaylarına olan ilgi artarken, özellikle bağışıklık sistemini güçlendirdiği ve soğuk algınlığına iyi geldiği bilinen ıhlamur, vatandaşların en çok tercih ettiği doğal ürünlerin başında geliyor. İçeriğinde bulunan antioksidan ve rahatlatıcı bileşenler sayesinde ıhlamur, hem hastalıklara karşı koruma sağlıyor hem de stresi azaltıyor. Kış mevsiminin etkilerini hissettirdiği bugünlerde, soğuk algınlığı ve grip gibi hastalıklara karşı vatandaşlar doğal şifa kaynağı ıhlamura yöneliyor. “ÇOCUK, YETİŞKİN, YAŞLI HERKESİN KULLANIMINA UYGUN BİR BİTKİ” Kış ve soğuk denilince akla gelen ilk bitkinin ıhlamur olduğunu belirten Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Teknikeri Ayşen Çebiç, “Bizim kış ayında en çok sattığımız bitkilerden bir tanesi. Kış denilince akla ıhlamur gelmesinin en önemli nedenlerinden bir tanesi, ıhlamurun içerisinde bulunan ekstraktlardan dolayı yoğun kokusu ve faydasıdır. Ihlamur, kış aylarında soğuk algınlığı ve gribal enfeksiyonlara çok iyi gelmektedir. Çocuk, yetişkin, yaşlı herkesin kullanımına uygun bir bitki olduğu için en fazla tercih edilmesinin sebeplerinden biri de budur. Ihlamur iki çeşide ayrılır; yaprak ıhlamur ve çiçek ıhlamur. Çiçek ıhlamurun içeriğinde daha fazla ekstraktlı yağlar olduğu için daha fazla tercih edilmesini öneriyoruz. Ihlamur içerken de günde 3 bardağı geçmemesi özellikle önemlidir. 3 bardağı geçen ıhlamur, kişide su kaybına yol açarak ishale sebep olabilir. Hamile ve yeni doğum yapmış kadınların doktor kontrolünde kullanmasını öneriyoruz. Bunun dışında, 7 yaşından 70 yaşına kadar herkesin güvenle içebileceği bir bitkidir” dedi. “SICAK TÜKETİLEN IHLAMUR, VÜCUTTAN TOKSİN VE AĞIR KİMYASALLARI ATTIĞI İÇİN SICAK TÜKETİLMESİNİ ÖZELLİKLE ÖNERİYORUZ” Ihlamur demleme yönteminden de bahseden Çebiç, “Ihlamur 5 dakika demlenip süzüldükten sonra ılık ya da sıcak şekilde tüketilebilir. Sıcak tüketilen ıhlamur, vücuttan toksin ve ağır kimyasalları attığı için sıcak tüketilmesini özellikle öneriyoruz. Bununla birlikte, ılık tüketen kişiler bal ile içebilir. Ihlamuru sade içemeyenler şeker ile tüketmek istiyorlarsa, şeker bitkinin özünü kaçıracağından dolayı faydasını minimal seviyeye indirir. Bu nedenle balla kullanılmasını öneriyoruz. Bütün bitki çaylarında balın tercih edilmesini özellikle vurguluyoruz. Bal, bitkinin özünü kaçırmadığı gibi ılık tüketilen ıhlamur ile birlikte mide hassasiyetine, reflüye ve şeker hastalarının insülin direncine de iyi gelmektedir. Bal tercih ederken de doğal bal kullanılmasını öneriyoruz” şeklinde konuştu. “DEFALARCA KAYNATILAN IHLAMURUN VÜCUDA HİÇBİR FAYDASI OLMAZ” Ihlamuru kaynatırken yalnızca tek seferlik bir kaynatma önerdiklerini ifade eden Ayşen Çebiç, “Defalarca kaynatılan ıhlamurun vücuda hiçbir faydası olmaz. Demleme yöntemi olarak iki farklı yöntem öneriyorum. Bunlardan birincisi, kaynamış suyun içerisine bir tutam ıhlamur atılarak 10 dakika demlenip içilmesidir. İkincisi ise, ıhlamurun 5 dakika kaynatılarak sıcak bir şekilde içilmesidir. Böylece vücuttaki toksinler ve ağır kimyasallar atılabilir. Ancak defalarca ıhlamuru kaynatarak içenlere bunun kesinlikle zararlı olduğunu söylüyoruz. Çünkü defalarca kaynatılan ıhlamur faydadan çok zarar sağlar” diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.