SON DAKİKA
Hava Durumu

#Şirketler

Söz Bursa - Şirketler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şirketler haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Pala: "Bursa’nın havası öldürüyor, Bakanlık sessiz kalıyor" Haber

Pala: "Bursa’nın havası öldürüyor, Bakanlık sessiz kalıyor"

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politikaları Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, Bursa’da hava kirliliğinin ağır bir halk sağlığı yükü yarattığını belirterek Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na kapsamlı bir soru önergesi verdi. “Bursa’da hava kirliliği, önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bilimsel araştırmalar Bursa’da her yıl 3 bine yakın kişinin hava kirliliğine bağlı olarak yaşamını erken yitirdiğini göstermektedir” diyen Prof. Dr. Pala, sorunun uzun yıllardır sürdüğünü, buna karşın hava kirliliğini ortadan kaldıracak etkili önlemlerin alınmadığını, erken ölümler ile hastalanmalara karşı sessiz kalındığını söyledi. Bursa’da hava kirliliğinin temel kaynaklarından birinin denetimsiz endüstriyel faaliyetler olduğunu ifade eden Pala, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na soruna yönelik çalışmalardaki mevcut durumu, il düzeyinde denetimlerin ve yaptırımların ne ölçüde uygulandığını sordu. Buna karşın, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, kendisine 24 Ekim 2025 tarihinde iletilen soru önergesine Anayasa’nın 98. maddesi uyarınca öngörülen on beş günlük yasal süre geçmesine rağmen yanıt veremedi. “Bakanlık denetimleri yerine getirmiyor; çevreyi kirleten şirketler korunuyor!” Milletvekili Pala, soru önergesinde endüstriyel faaliyetlerin hava kirliliğinin temel kaynaklarından biri olduğunu vurgularken, Bursa’daki tekstil sektörüne ayrı bir başlık açtı. Tekstil sektöründe faaliyet gösteren fabrikaların yoğunlukla fosil yakıt yaktığını ve bacalardan yayılan kirliliğin gözle görülür düzeyde olduğunu söyledi. Bu konuda neden önlem alınmadığını soran Pala, Bakan’a “Bursa’da tekstil sektöründe faaliyet gösteren ve çevre iznine tabi kaç şirket bulunmaktadır? Ayrıca, bu şirketlerin kaçında RAM makinası (ıslak işlemden sonra kumaşın kurutulması ve ısıl işlemden geçirilmesi için kumaş işlemede kullanılan özel fırın) bulunmaktadır?” sorularını yöneltti. Bununla birlikte, RAM makinası bulunan şirketlerden kaçında kirliliğe dair ölçümlerin eksiksiz yapıldığının da açıklanmasını istedi. Bursa’da hava kirliliğine yol açan endüstriyel faaliyetlerin yalnızca tekstil sektörü ile sınırlı olmadığının altını çizen Milletvekili Pala, Bakanlığın son dönemde il genelinde kaç denetim gerçekleştirdiğini ve bu denetimler sonucunda kaç şirkette yasal sınırların üzerinde atık üretildiğinin tespit edildiğini sordu. Konuya ilişkin Pala, “Bakanlığın hava kalitesi ölçüm istasyonları, Bursa’da hava kirliliğinin çok yüksek olduğunu gösteriyor. Bakanlık böylesi bir kirliliği görüyorken buna karşı bir önlem neden alınamıyor? Denetimler eksiksiz yapılmadıkça ve ilgili yaptırımlar uygulanmadıkça, toplum sağlığının değil şirketlerin korunduğu açıktır” ifadesinde bulundu. “Bakanlık sebep olduğu halk sağlığı sorununun hesabını vermelidir!” Prof. Dr. Pala, soru önergesinin sonunda Bursa’da hava kirliliği nedeniyle erken ölen, hastalanan ve hastaneye yatmak zorunda kalan yurttaşlar için Bakanlığın herhangi bir eylem planı olup olmadığının açıklanmasını istedi. “Cumhurbaşkanlığı Hükümeti’nin denetim zafiyetleri ve benimsediği sermaye yanlısı politikalar, çevre kirliliğini artık ülkemizde milyonları etkileyen bir halk sağlığı sorunu haline getirmiştir. Yalnızca hava kirliliği sebebiyle Bursa’da her yıl 3 bine yakın vatandaş hayatını erken kaybederken, Bakanlık gelinen bu durumun hesabını vermeli ve derhal etkili çözümleri hayata geçirmelidir” çağrısında bulundu.

2026 ayakta kalma sanatı Haber

2026 ayakta kalma sanatı

UTİYAP’ın 2026 beklentilerinin masaya yatırıldığı Economy Talks programında UTİYAP Başkan Vekili Osman Öziş 2026 yılını ‘Ayakta kalma sanatı’ olarak değerlendirirken: “Yüksek finansman maliyetlerinin ‘yeni normal’ halini aldığı bu konjonktürde şirketlerin fırtınada pusulayı ayarlamaları ve ayakta kalma sanatının örneklerini vermeleri gerekiyor” dedi. Yeni yıl arifesinde iş dünyasının 2026 beklentileri ve tahminleri de yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Uluslararası Ticaret İş İnsanları ve Yatırımcılar Platformu (UTİYAP) yurt dışı ticaret seferlerinin yoğunluğunu arttırırken diğer taraftan üyelerine yönelik bilgilendirme faaliyetlerini hız kesmeden sürdürüyor. Gelecek yılın beklentilerinin masaya yatırıldığı Economy Talks serisinde UTİYAP Başkan Vekili ve aynı zamanda yatırım danışmanı Osman Öziş 2026 yılına dair beklentilerde bulundu. Takvim yapraklarının 2026’yı göstermeye hazırlandığı şu günlerde, iş dünyasının koridorlarında yankılanan o eski, neşeli ‘büyüme’ şarkılarının yerini daha ciddi, daha temkinli fısıltıların aldığını belirten Öziş: “Hepimiz farkındayız; rüzgârın yönü değişti. Ucuz paranın su gibi aktığı, krediye erişimin bir telefon uzağımızda olduğu ve "ciro yapmanın" her kusuru örttüğü o ılık iklimi geride bıraktık. Şimdi, yüksek finansman maliyetlerinin bir ‘yeni normal’e dönüştüğü, merkez bankalarının sıkı duruşundan taviz vermediği ve tahsilat vadelerinin ufuk çizgisi kadar uzaklaştığı çetin bir kışa giriyoruz” diye konuştu. "Kâr Bir Görüştür, Nakit Bir Gerçektir" Şirketlerin eskiden yıl sonu bilançolarındaki kâr rakamlarına bakıp gururlandıklarını vurgulayan Başkan Vekili Osman Öziş sözlerini şöyle sürdürdü: “Ancak 2026’da kâğıt üzerindeki kâr, eğer kasada karşılığı yoksa, tehlikeli bir illüzyondan ibaret. İşletme sermayesi ihtiyacının tavan yaptığı bu dönemde, odak noktamız artık ciro değil, "Serbest Nakit Akışı" olmalı. Bir finans yöneticisinin bu yılki en büyük kâbusu, stokta bekleyen mal ve tahsil edilemeyen faturadır. Çünkü 2026’da nakit, sadece bir ödeme aracı değil, aynı zamanda bir hayatta kalma kitidir. Artık aylık bütçelerle yetinme lüksümüz yok; haftalık, hatta günlük nakit projeksiyonlarıyla "paranın nabzını" tutmak zorundayız. Unutmayın, şirketler zarar ettikleri için değil, nakitleri bittiği için batarlar.” ‘Duygusallık Değil Rasyonellik Zamanı’ Uzayan vadelerin esasında müşterilerin finanse edildiği anlamına geldiğine dikkati çeken Öziş: “Kredi faizlerinin bu denli yüksek olduğu bir ortamda, bu finansmanı sağlamak sürdürülebilir bir hayırseverlik değildir. Bu yıl, firmalar müşteri portföylerinde belki de can acıtacak bir temizlik yapmak zorunda. Ciro odaklı bakış açısını bir kenara bırakıp, ödeme ahlakı yüksek, vadesine sadık müşterilere sarılmalıyız. Ödemesini 120 günde yapan "dev" bir müşteri yerine, 30 günde ödeyen orta ölçekli bir müşteri, 2026 şartlarında çok daha kıymetlidir. Burada ince bir denge var: Müşteriyi kaybetmemek ile finansal sağlığı korumak. Peşin ödemeyi teşvik edecek agresif iskontoları masaya koymaktan çekinmeyin. Bankadan yüzde 50-60 maliyetle kredi kullanmaktansa, müşteriye yüzde 5 indirim verip nakdi içeri almak matematiksel olarak daha kârlı olabilir” dedi. Kışa Hazırlananlar Yazı Görür 2026 yılının, finansal okuryazarlığı düşük, kervan yolda düzülür mantığıyla hareket eden firmalar için ne yazık ki bir doğal seleksiyon süreci olacağının altını çizen UTİYAP Başkan Vekili Osman Öziş sözlerini şöyle tamamladı: Ancak paniğe gerek yok; bu bir son değil, bir dönüşüm. Bilançosunu şeffaf yöneten, müşterisiyle açık iletişim kuran, verimliliği bir kültür haline getiren ve en önemlisi nakdi kral ilan eden firmalar için bu dönem, rakiplerin elendiği ve pazar paylarının yeniden dağıtıldığı tarihi bir fırsattır. Fırtına ne kadar sert olursa olsun, sağlam bir gemi ve doğru bir rotayla limana ulaşmak her zaman mümkündür. Şimdi dümenin başına geçme zamanı.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.