SON DAKİKA
Hava Durumu

#Siyaset

Söz Bursa - Siyaset haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Siyaset haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Eski CarrefourSA arazisi Meclis gündeminde: 3 bakana önerge Haber

Eski CarrefourSA arazisi Meclis gündeminde: 3 bakana önerge

BURSA'DAKİ DEV ARAZİ VE 120 MİLYON DOLARLIK İŞLEM TBMM GÜNDEMİNDE: 3 BAKANA SORU YAĞMURU İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu; sermaye piyasaları, gayrimenkul sektörü ve kamu iştirakleri üçgeninde son dönemde gerçekleşen yüksek tutarlı mali işlemleri Meclis gündemine taşıdı. Türkoğlu; Hazine ve Maliye Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na sunduğu ayrı ayrı soru önergeleriyle, arka arkaya gelen kritik finansal hamlelerin kapsamlı bir şekilde denetlenmesini istedi. TÜRKOĞLU'NUN SUNDUĞU ÖNERGELERDE, BİRBİRİNİ TAKİP EDEN ÜÇ TEMEL İŞLEM VE TARİH ÖNE ÇIKTI: 20 Temmuz 2026: Katılımevim'in, Nilüfer'deki araziyi bünyesinde barındıran Bainbridge Gayrimenkul’deki yüzde 70 payını 120 milyon dolar nakit bedelle iki ayrı firmaya satması. 7 Ağustos 2026: Bursa Nilüfer’de geçmişte CarrefourSA’nın yer aldığı yaklaşık 100 bin metrekarelik taşınmazın Emlak Konut GYO’ya devredildiğine dair iddiaların gündeme gelmesi. 30 Ağustos 2026: Pusula Finans Holding’in, Katılımevim paylarında 10 milyar TL’yi aşmayacak büyüklükte ilave hisse alımı yapacağını duyurması. HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI’NA: "120 MİLYON DOLARIN KAYNAĞI VE AKIBETİ NEDİR?" Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yanıtlaması istemiyle verilen önergede, peşin ödendiği açıklanan 120 milyon dolarlık kaynağın hangi bankacılık kanallarıyla Türkiye’ye girdiği ve sonrasında hangi hesaplara aktarıldığı soruldu. İşlemlerin Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından incelenip incelenmediğini sorgulayan Türkoğlu, 120 milyon dolarlık pay satışı ile ardından gelen 10 milyar TL’lik borsa alım kararı arasında herhangi bir bağlantı bulunup bulunmadığının aydınlatılmasını talep etti. ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI’NA: "BURSA'DAKİ STRATEJİK ARAZİ EMLAK KONUT'A GEÇTİ Mİ?" Bursa Nilüfer'deki eski CarrefourSA arazisinin akıbetini Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na soran Türkoğlu, taşınmazın Emlak Konut GYO mülkiyetine geçip geçmediğini gündeme getirdi. Önergede; satış gerçekleştiyse belirlenen ekspertiz değeri, ödenen tutar, ödemenin kime yapıldığı ve bu çapta bir işlemin Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda (KAP) neden kamuoyuyla şeffaf şekilde paylaşılmadığı soruları yöneltildi. ADALET BAKANLIĞI’NA: "HERHANGİ BİR ADLİ SORUŞTURMA VEYA TEDBİR VAR MI?" Adalet Bakanı Akın Gürlek’e yöneltilen önergede ise söz konusu şirketler ve devir işlemleriyle ilgili adli bir incelemenin bulunup bulunmadığı soruldu. Türkoğlu; tapu devir zinciri, banka hesap hareketleri, menkul kıymet transferleri ve şirket yönetim kurulu kararlarının soruşturma konusu olup olmadığını, mal kaçırma ya da kamuyu zarara uğratma riskine karşı herhangi bir adli tedbir uygulanıp uygulanmadığını sordu. "KAMU KAYNAĞI VARSA ŞEFFAFLIK ŞART" İşlemlerin tamamının bütüncül olarak ele alınması gerektiğinin altını çizen Türkoğlu, sürecin takipçisi olacaklarını belirterek şu değerlendirmede bulundu: "120 milyon dolarlık bir pay satışı, Bursa için hayati önemdeki 100 bin metrekarelik bir taşınmazın devri ve 10 milyar liralık hisse alımı kararı tesadüfi birer işlem olarak görülemez. Eğer işin içinde bir kamu iştiraki ve kamu kaynağı bulunuyorsa, bu sürecin her aşaması şeffaf olmak zorundadır. Soruların cevabı Meclis çatısı altında açıkça verilmelidir."

Ümit Özdağ'dan çarpıcı çıkış: Bu fon krizi 2001'den daha derin Haber

Ümit Özdağ'dan çarpıcı çıkış: Bu fon krizi 2001'den daha derin

ÜMİT ÖZDAĞ İZMİR’DE GÜNDEMİ SALLADI: "FON MAĞDURİYETLERİ SEÇİMLERİ KÖKTEN ETKİLEYECEK" Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, iki günlük İzmir temasları kapsamında partisinin İl Başkanlığı binasında basın mensuplarıyla bir araya geldi. Türkiye'nin ağır bir ekonomik ve siyasi buhrandan geçtiğini belirten Özdağ; fon manipülasyonları, Orta Doğu dış politikası, okullardaki şiddet olayları ve sığınmacı krizi hakkında dikkat çeken açıklamalarda bulundu. "BU FON VURGUNU 2001 KRİZİNİ BİLE GÖLGEDE BIRAKIR" Türkiye'de 500 bini aşkın küçük yatırımcının devlet denetimine güvenerek birikimlerini fonlara yatırdığını ifade eden Özdağ, ortaya çıkan 20 milyar dolarlık zararın hesabının sorulması gerektiğini belirtti: "Bu 500 bin insan rulet oynamadı, poker masasına oturmadı. Devletin güvencesine inanarak birikimlerini yatırdı. Zarar tüm vergi mükelleflerine yüklenemez; para yok olmadı, çalındı. Devlet bu parayı çalanlardan alıp doğrudan mağdurlara iade etmek zorundadır. 2001 krizinin 2002 seçimlerini nasıl sarstığını gördük; bu kriz de yapılacak ilk genel seçimlerin kaderini kökten belirleyecektir." DIŞİŞLERİ'NE HUSİ ELEŞTİRİSİ: "TÜRKİYE'Yİ SAVAŞA MI SOKMAK İSTİYORSUNUZ?" Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Yemen ve Husilere yönelik açıklamalarını eleştiren Özdağ, Türkiye'nin milli çıkarları dışında bir savaşa sürüklenemeyeceğini savundu: "Dışişleri Bakanımız kendisini adeta bir savaş bakanı ilan etti. Türkiye, Yemen'e 3 bin 300 kilometre öteye operasyon mu düzenleyecek? Husiler İsrail'in hedefinde; siz bu politikayla bölgede kime hizmet ediyorsunuz ve Türkiye-İran ilişkilerini nereye sürüklüyorsunuz? Orta Doğu politikasının ekseni çatışma değil, barış ve ekonomik iş birliği olmalıdır." "OKULLARDAKİ ŞİDDETİN SEBEBİ YALNIZCA GÜVENLİK DEĞİL" Eğitim kurumlarında tırmanan şiddet olaylarının sadece bina girişlerine güvenlik koyarak çözülemeyeceğini kaydeden Özdağ, popüler dizilerdeki mafya özentiliğine ve cezasızlık algısına dikkat çekti. Özdağ, İçişleri, Milli Eğitim ile Gençlik ve Spor Bakanlıkları arasında entegre bir "erken uyarı ve ihbar sistemi" kurulması gerektiğini kaydetti. İTTİFAK MESAJI: "ADRESİMİZ ATATÜRK İLKELERİ" Gelecek seçim takvimine ve ittifak olasılıklarına da değinen Genel Başkan Özdağ, "Cumhuriyet'in kuruluş değerlerini ve Atatürk devrimlerini savunan herkese kapımız açık. Birleşeceksek Atatürk çizgisinde birleşelim. Partilerin oy oranına veya büyüklüğüne bakmaksızın bu ortak paydada buluşan tüm partilerle istişareye hazırız" diyerek olası birlikteliklerin zeminini açıkladı. "HUKUKSUZ VATANDAŞLIKLAR İPTAL EDİLECEK" Sığınmacılara verilen vatandaşlıkların usulsüz olduğunu ve iktidara geldiklerinde iptal edileceğini savunan Özdağ, demografik tablonun geri dönülmez bir tehdit haline geldiğini söyledi. Özdağ, okullardaki yabancı öğrenci sayıları ile açıklanan resmi nüfus verilerinin birbiriyle örtüşmediğini öne sürerek konunun takipçisi olacaklarını vurguladı.

Manisa'da yaralanan öğrenciye Ümit Özdağ'dan ziyaret Haber

Manisa'da yaralanan öğrenciye Ümit Özdağ'dan ziyaret

Ümit Özdağ'dan Turgutlu'da Yaralanan Öğrenciye Ziyaret: "3 Bakanlık Ortak Çalışmalı" Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Manisa’nın Turgutlu ilçesinde bir okulun önünde meydana gelen silahlı saldırıda yaralanan lise öğrencisi Hatice Ecrin Barman ve ailesini evinde ziyaret ederek geçmiş olsun dileklerini iletti. Olayda yaralanan diğer öğrencilerin sağlık durumları hakkında da bilgi alan Özdağ, gençleri yalnız bırakmayacaklarını belirtti. Ziyaretin ardından açıklamalarda bulunan Özdağ, okullarda ve okul çevrelerinde tırmanan şiddet olaylarına karşı devlet kademelerinin acil ve entegre bir mekanizma kurması gerektiğine dikkat çekti. "Erken Uyarı Mekanizmaları Devreye Sokulmalı" Liselerdeki şiddet dinamiklerinin öngörülebilir olduğunu belirten Prof. Dr. Ümit Özdağ, şu ifadeleri kullandı: "Bu üzücü saldırıda yaralanan kardeşimizi ve ailesini ziyaret ettik. Saldırıda yaralanan diğer iki gencimizi de ziyaret ederek geçmiş olsun dileklerimizi ileteceğiz. Ancak bu tür menfur saldırıların yaygınlaşmaması için daha hızlı ve somut tedbirler alınması şart. Bu noktada İçişleri Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na kritik bir ortak çalışma görevi düşmektedir." Geçmişte bu alanda yürüttüğü akademik saha çalışmalarına atıfta bulunan Özdağ, risk analizlerinin önemini vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı: "1990’lı yılların ortasında liselerde şiddet eğilimi arttığında Milli Eğitim Bakanlığı adına kapsamlı bir araştırma yürütüp raporumu teslim etmiştim. Bu araştırmalar çok net profillemeler sunar; riskin hangi okulda ve hangi çevrede yoğunlaştığını tespit etmek zor değildir. Yeter ki kurumlar arası koordinasyon eksiksiz sağlansın. Bu tür hadiselerde her zaman bir erken uyarı işareti bulunur. Mesele, bu sinyallerin vakit kaybetmeden güvenlik güçlerine iletilmesi ve önleyici adımların atılmasıdır."

Müslim Sarı'dan Yavaş'a tepki: 'CHP'nin genel başkanı bellidir' Haber

Müslim Sarı'dan Yavaş'a tepki: 'CHP'nin genel başkanı bellidir'

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Parti Sözcüsü Müslim Sarı, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesine ilişkin "Görüşmeden YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel'in de, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun da haberi vardı" şeklindeki açıklamasıyla ilgili, "Bir belediye başkanı bir işlem yaparken, kendi genel başkanı dışında başka bir partinin genel başkanına da bilgi verdiğini diyemez, diyemez bunu. CHP'nin genel başkanı bellidir" dedi. CHP Parti Sözcüsü Müslim Sarı, basın mensuplarıyla bir araya geldi. Mutlak butlan kararının ardından yeni bir süreç için çabaladıklarını dile getiren Sarı, "Zor bir dönemden, bir iktidar fırsatı oluşturmak için çabalıyoruz. Bunun için emek harcıyoruz, çaba sarf ediyoruz. Önümüzdeki süreçte bunun daha başka görüntülerini de, daha başka biçimlerini de görüyor olacağız" diye konuştu. YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre'nin ‘Butlanla iş birliği yapmayız' şeklindeki sözlerine ilişkin konuşan Sarı, "Bu ne kibirdir arkadaşlar? Bu neyin kibri? Ne yapmaya çalışıyoruz? Amacımız ne? Biz burada birlikte iş birliği içinde bir süreç yönetmeye çalışıyoruz. Yapmaya çalıştığımız şey bu. Niyetimiz açık, durduğumuz yer belli. Ne yapmamız gerekiyorsa onu yapmaya çalışıyoruz. Ama bunu anlamayan bir bakış açısıyla karşı karşıya kaldığımızı ilan etmek istiyorum" ifadelerini kullandı. Sarı, seçimden sonra 416 olan CHP'li belediye sayısının daha sonra belediye başkanlarının başka partilere geçmesi sebebiyle 121'e düştüğünü ifade etti. Sarı, "Toplam 38 belediye başkanı Cumhuriyet Halk Partisi'nden istifa ederek AK Parti'ye geçmiş bulunuyor. Şimdi vereceğim veri teyide muhtaç ama bizim elde ettiğimiz bir veri olması açısından söylüyorum. Cumhuriyet Halk Partisi'nden istifa edip de YENİ Parti'ye geçen belediye başkanı sayısını tam olarak bilemiyoruz. Ama bizim çeşitli kaynaklardan elde ettiğimiz bilgilere göre bu belediyelerin tamamı YENİ Parti'ye geçmiş değil. Bizim elimizdeki verilere göre istifa edip YENİ Parti'ye geçen belediye başkanı sayısı 173" şeklinde konuştu. "KAMPTA YAPACAĞIMIZ TOPLANTININ ARDINDAN BELEDİYE BAŞKANLARIMIZI TOPLANTIYA ÇAĞIRACAĞIZ" 25-27 Eylül tarihleri arasındaki kampın ardından belediye başkanlarıyla bir toplantı gerçekleştireceklerini belirten Sarı, "Kampta yapacağımız toplantının ardından hem siyasal aidiyet meselesini de netleştirmek için belediye başkanlarımızı toplantıya çağıracağız. Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurumsal kimliği içinde olduğunu düşünen, henüz istifa etmemiş olan bütün bu belediye başkanlarımızla bir toplantı yapıp, bir durum değerlendirmesi yapacağız" ifadelerine yer verdi. "GENEL BAŞKANLIKLA İLGİLİ KARARI CHP'NİN DELEGELERİNE VERECEĞİNİ DEĞERLENDİRİYORUZ" Açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Sarı, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun kurultayda aday olup olmayacağı sorusuna, "Normal şartlarda CHP'nin genel başkanı, yapılacak ilk kurultayda doğal genel başkan adayıdır. Dolayısıyla genel başkanlıkla ilgili kararı Cumhuriyet Halk Partisi'nin delegelerine vereceğini değerlendiriyoruz. Biz şu anda bu adaylık meselelerini çok konuşmuyoruz partinin içinde, çok tartışmıyoruz. Başka aday arkadaşlarımız da olabilir. Zira aday olmak isteyen arkadaşlarımız da olduğunu duyuyoruz. Onların en demokratik haklarıdır. Onlar da bu süreçte aday olabilirler. Ama buraya daha çok var" yanıtını verdi. "YENİ PARTİ'YE GEÇEN ARKADAŞLARIN BİR KISMININ GERİ DÖNECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM" YENİ Parti'ye geçen bazı milletvekillerinin tekrardan CHP'ye döneceği iddialarına ilişkin konuşan Sarı, "Bu arkadaşların bir kısmının geri döneceğini de düşünüyorum. Bu konuyla ilgili de elimizde bazı doneler var. Giden partiyi terk eden arkadaşlarımız bizimle ilişki içindeler. Hem milletvekili düzeyinde, belediye başkanı düzeyinde, belediye meclisi düzeyinde, üye düzeyinde, il başkanı düzeyinde. Oraya ilişkin beklentileri olan, hayal kırıklığına uğramış olan, umduklarını bulamayan arkadaşlarımız da var. Onlar da gelebilir" değerlendirmesinde bulundu. "CHP'NİN KURUMSAL KİMLİĞİ HEPİMİZİN ÜSTÜNDEDİR" Parti aidiyeti meselesine vurgu yapan Sarı, "CHP'nin kurumsal kimliği hepimizin üstündedir, hepimizin önündedir. Hiç kimse CHP'den üstün değil, hiç kimse CHP'den üstte görmesin kendisini. Dolayısıyla önümüzdeki süreçte parti aidiyetiyle ilgili faaliyetler, etkinlikler olunca bütün belediye başkanlarımızın buna katılmasını, buna uymasını bekleriz" dedi. "BİR BELEDİYE BAŞKANIMIZ İŞLEM YAPARKEN, KENDİ GENEL BAŞKANI DIŞINDA BAŞKA PARTİNİN GENEL BAŞKANINA BİLGİ VERDİĞİNİ DİYEMEZ" Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada "Görüşmeden YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel'in de, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun da haberi vardı" şeklindeki sözlerine ilişkin Sarı, "Bir belediye başkanımız bir işlem yaparken, kendi genel başkanı dışında başka bir partinin genel başkanına da bilgi verdiğini diyemez, diyemez bunu. CHP'nin genel başkanı bellidir. CHP'nin belediye başkanı ise herkes, o zaman CHP'nin CHP genel başkanı olduğu, sorumluluğunun CHP genel başkanına karşı bir sorumluluk olduğunu kabul edecek. Biz önümüzdeki günlerde bir belediye başkanları toplantısı yaptığımızda, çıkacak tabloya göre ayrıca bir değerlendirme yapacağız" ifadelerini kullandı. "MANSUR YAVAŞ'IN ADAY OLMA İRADESİ KENDİSİNE AİTTİR" "Muhtemel bir erken seçimde ABB Başkanı Mansur Yavaş'ın adaylığı için YENİ Parti ile bir ittifak olur mu?" şeklindeki soru üzerine Sarı, şunları söyledi: "Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili tabii ki daha çok var o sürece. Bir iş birliği olabilir mi, ortak cumhurbaşkanı adaylıkları olabilir mi, ittifaklar oluşabilir mi? Bunların hepsi oluşabilir önümüzdeki dönemde. Biz bütün muhalefet partileriyle birlikte hareket etmek isteriz. Böyle bir şeyimiz yok. İlkeler önemli. Mansur Yavaş'ın cumhurbaşkanlığı adaylığı ile ilgili bir şey söylemek istemem. O aday olma iradesi kendisine aittir. Böyle bir iradeyi bugüne kadar göstermiş, söylemiş değil. Böyle bir şey olursa onu ayrıca değerlendiririz" dedi. "BU SORUNU SONSUZA DEK ORTADAN KALDIRABİLMEK İÇİN ÇOK BOYUTLU BİR BİÇİMDE ELE ALINMASI GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ" Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin de değerlendirmede bulunan Sarı, şu ifadeleri kullandı: "Terörsüz Türkiye süreci önemli. Bence biraz siyaset üstü bir konu. Biz bu sürecin çözümü konusunda elimizden gelen bütün çabayı sarf edeceğimizi söylemiştik. Hatta biz bu konunun sadece devletin bekası çerçevesinde de bir güvenlik ekseninde tartışılmasını da yetersiz buluyoruz. Önümüzdeki süreçte, evet devletin bekası önemli, güvenlik meseleleri önemli. Ama bu sorunu sonsuza dek ortadan kaldırabilmek için kültürel boyutuyla, ekonomik boyutuyla, bölgesel kalkınma boyutuyla çok boyutlu bir biçimde ele alınması gerektiğini, zenginleştirilmesi gerektiğini, derinleştirilmesi gerektiğini düşünüyoruz."

Mansur Yavaş CHP'den istifa etti: Bağımsız devam edecek Haber

Mansur Yavaş CHP'den istifa etti: Bağımsız devam edecek

Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) istifa ettiğini açıkladı. Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda siyasette bazı kararların öfkeyle alınmadığını ve kırgınlıkla açıklanmadığını belirterek Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) istifa etti. Yavaş, paylaşımında şu ifadelere yer verdi: "Uzun uzun düşünülür, vicdanla tartılır, sorumluluğu üstlenilir ve sonunda Türk milletinin huzurunda açıkça ifade edilir. Bugün aldığım karar da böyle bir karardır. 19 Mart’la başlayan ve sonrasında mutlak butlan tartışmaları da dahil olmak üzere pek çok hukuki ve siyasi tartışmayla devam eden süreç, Türkiye’de siyaseti hepimizin üzülerek takip ettiği bir noktaya getirmiştir. Bu süreç boyunca ne düşündüğümü, neye itiraz ettiğimi ve nasıl bir yol önerdiğimi açıkça ifade ettim. Bugün bunları uzun uzun tekrar etmeyeceğim. Dün ne söylediysem bugün de aynı noktadayım. Düşüncelerimde değişen bir şey yok. Ancak bazı hususların altını çizmek zorundayım. Benim partililikten anladığım; taşıdığınız kimliğin hakkını vermek, size güvenen insanların başını öne eğdirmemek, temsil ettiğiniz siyasi yapıya millet nezdinde itibar kazandırmak ve aldığınız sorumluluğu layıkıyla yerine getirmektir." "ÜZERİME DÜŞEN SORUMLULUĞU DÜN DE TAŞIDIM, BUGÜN DE TAŞIYORUM" Bugüne kadar Cumhuriyet Halk Partisi’ni küçük düşürecek, ona oy veren insanların mahcup olmasına neden olacak hiçbir davranışın içinde olmadığını vurgulayan Yavaş, "Tam tersine; Ankara’da belediyeciliğin ayrım yapmadan, şeffaf, hesap verebilir ve halkın parasını yine halk için kullanarak nasıl yapılabileceğini göstermeye çalıştık. Bunu yalnızca ben söylemiyorum. Ankara’da bize verilen büyük destek, Türkiye genelinde yapılan kamuoyu araştırmaları ve farklı siyasi görüşlerden vatandaşlarımızın ortaya koyduğu teveccüh bunun en açık göstergesidir. Eğer Cumhuriyet Halk Partili bir belediye başkanı olarak seçilmişsem; görev yaptığım süre boyunca partimin adına leke getirmemiş, Türkiye çapında örnek gösterilen işlere imza atmış ve bana oy veren insanların göğsünü kabartmışsam, temsil sorumluluğumu yerine getirdiğime inanıyorum. Üzerime düşen sorumluluğu dün de taşıdım, bugün de taşıyorum. Kendimi hiçbir zaman siyasi partilerin üzerinde görmedim. Böyle bir iddiayı hadsizlik sayarım. Ancak belediye başkanlığı görevimin bana öğrettiği çok önemli bir gerçek vardır, siyasetin tavanında birlik sağlanamadığında, millet isterse tabanda o birliği sağlayabilir. Biz bunu Ankara’da başardık. Farklı siyasi görüşlerden milyonlarca insan aynı iradenin etrafında buluştu. Kimseye nereden geldiğini, hangi partiye oy verdiğini sormadık. Hiç kimseyi siyasi kimliği nedeniyle diğerinden ayırmadık. Çünkü bizim için herkes eşittir. Her zaman şunu söyledim: Türkiye’de demokratik yollarla bir iktidar değişikliği olacaksa, bunun yolu muhalefetin birbirini tüketmesinden değil; ortak ilkelerde yan yana gelebilmesinden geçmektedir. Bu nedenle aylardır yaşanan tartışmaların, özellikle de mutlak butlan üzerinden yürütülen sürecin Cumhuriyet Halk Partisi’nde derin bir ayrışmaya yol açabileceğini ve bunun yalnızca CHP’ye değil, Türkiye’de demokratik siyaset umuduna zarar vereceğini defalarca ifade ettim" ifadelerine yer verdi. "BENİM İÇİN BELEDİYE BAŞKANLIĞI BİR SİYASİ KARİYER BASAMAĞI DEĞİL, MİLLETİN EMANETİDİR" Yavaş, paylaşımını şöyle sürdürdü: "Daha önce, parti içinde şahsımla veya izlediğim tutumla ilgili bir rahatsızlık varsa bunun gereğini yapacağımı söylemiştim. Ve bugün yapılan bazı açıklamalar nedeniyle; Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimden ayrılıyor, siyasi yoluma bağımsız olarak devam ettiğimi kamuoyunun takdirine sunuyorum. Ben dün beraber yürüdüğüm hiçbir arkadaşımı bugün siyasi tercihi nedeniyle yok saymayacağım. Üç dönem CHP çatısı altında birlikte seçime girdiğim, mücadele ettiğim, seçim çalışmalarında yanımda duran, bana inanan, emeğini ve gönlünü ortaya koyan herkese ömrüm boyunca teşekkür borçlu olacağım. Bir başka konuda da tavrım son derece açıktır. Vatandaşlarımızın siyasete ve siyasetçiye güveni çok yara aldı. Bunun sorumluluğunu seçmende değil, kendimizde aramak zorundayız. İnsanlar sandığa giderken yalnızca bir isme değil, bir siyasi iradeye de oy verir. Bu nedenle seçmenin iradesini yok saymayı, onun oyuyla elde edilen makamları seçmenin onay vermediği siyasi adreslere taşımayı doğru bulmadım, bugün de bulmuyorum. Seçmenin iradesine sadakat, siyasetin namusudur. O iradeyi kişisel hesaplarla başka bir yere taşımak yalnızca siyasi bir yanlış değil; seçmene karşı ağır bir vebaldir. Bu nedenle bugün bağımsız olarak yoluma devam etme kararımın anlamı da açıktır Bundan sonra da Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olarak; bana oy veren ya da vermeyen, hangi siyasi görüşten olursa olsun bütün Ankaralılara aynı anlayışla hizmet etmeye devam edeceğim. Çünkü benim için belediye başkanlığı bir siyasi kariyer basamağı değil, milletin emanetidir. Makamlar geçicidir. Siyasi şartlar değişebilir. Ama milletin size verdiği emanete sadakat değişmez. Ben bugüne kadar bu emanete nasıl sahip çıktıysam bundan sonra da aynı şekilde sahip çıkacağım. Bugün aldığım kararın bütün sorumluluğu bana aittir. Takdir ise her zaman olduğu gibi aziz milletimizindir."

Türkoğlu'ndan Bakanlığa 22 soru: 'Jeneratör al' demek çözüm değil Haber

Türkoğlu'ndan Bakanlığa 22 soru: 'Jeneratör al' demek çözüm değil

İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, Bursa Nilüfer Alaaddinbey Mahallesi’nde yaşanan elektrik kesintileri ve düşük gerilim sorununu TBMM gündemine taşıdı. Türkoğlu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın yanıtlaması istemiyle verdiği 22 soruluk yazılı soru önergesinde, bölgede üretim yapan işletmelerin haftalardır elektrik kesintileri nedeniyle ciddi mağduriyet yaşadığını belirterek, “Üretim yapan işletmeye ‘jeneratör al’ demek çözüm değildir. Devletin görevi, elektrik hizmetinin kesintisiz, kaliteli ve öngörülebilir şekilde verilmesini sağlamaktır” dedi. Bursa’nın Nilüfer ilçesine bağlı Alaaddinbey Mahallesi’nde yaşanan elektrik kesintileri ve düşük gerilim sorunu, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşındı. İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın yanıtlaması istemiyle verdiği yazılı soru önergesinde, bölgede faaliyet gösteren esnaf ve işletmelerin yaşadığı elektrik sorunlarının artık münferit arıza olmaktan çıktığını, süreklilik gösteren bir altyapı ve hizmet kalitesi problemine dönüştüğünü vurguladı. Alaaddinbey’de aynı adreste faaliyet gösteren ve kendi sektörlerinde önde gelen firmalar arasında bulunan iki işletmede yaklaşık 30-35 kişinin istihdam edildiğine dikkat çeken Türkoğlu, düşük gerilim ve elektrik kesintileri nedeniyle makinelerin çalıştırılamadığını ve üretimin durduğunu belirtti. Özellikle 15-16 Ağustos tarihlerinde yaşanan düşük gerilim/düşük güç sorunu nedeniyle işletmelerin üretim yapamadığını ifade eden Türkoğlu, sorunun hafta sonlarında da tekrarlanması üzerine işletmelerin hafta sonu çalışmalarını durdurmak zorunda kaldığını aktardı. Bununla da kalmayan elektrik kesintileri 17 ve 18 Ağustos’ta, ardından 28-29 Ağustos gecelerinde ve son olarak 2 Eylül’de yeniden yaşandı. 2 Eylül’de öğle saatlerinde kesilen elektrik, ancak saat 19.00’da yeniden verildi. “ARIZA YOK” DENİLDİ, AYNI ANDA BİRDEN FAZLA İŞLETME ELEKTRİKSİZ KALDI Türkoğlu, elektrik kesintileriyle ilgili 186 arıza hattına yapılan bildirimlerde işletmelere SMS yoluyla “bölgede kesinti bulunmadığı ve sorunun iç tesisattan kaynaklandığı” yönünde cevaplar verildiğini belirterek şu çelişkiye dikkat çekti: Aynı anda bölgede çok sayıda işletme ve konutun elektrikten etkilendiği, yaklaşık 500 metre uzaklıktaki işletmeler ile komşu işletmelerde de aynı sorunun yaşandığı ifade edilirken, sorunun nasıl olup da yalnızca işletmelerin iç tesisatına bağlandığının açıklanması istendi. PLANLI KESİNTİ İÇİN İŞLETME TATİL EDİLDİ, KESİNTİ YAPILMADI! Önergedeki en dikkat çekici olaylardan biri ise 19 Ağustos’ta yaşanan planlı kesinti oldu. Elektrik kesintisinin yaklaşık bir hafta önceden bildirilmesi üzerine işletme faaliyetlerini durdurdu, çalışanlarının yasal haklarını ödedi ve işletmesini tatil etti. Ancak planlanan tarihte elektrik kesintisi gerçekleşmedi. Üstelik kesintinin iptal edildiğine ilişkin SMS, planlanan kesinti başlangıç saatinden yaklaşık 55 dakika sonra, saat 15.55’te gönderildi. İddiaya göre kesintiye neden olacak tadilat çalışmasını yapacak taşeron firmanın gerekli malzemeyi temin edememesi nedeniyle çalışma iptal edildi. Türkoğlu, bu durumu “işletmelerin planlı kesinti bildirimlerine güvenerek yaptıkları çalışma programlarının ve ekonomik planlamalarının nasıl bozulduğunun açık göstergesi” olarak değerlendirdi. Sorunun bununla sınırlı kalmadığını belirten Türkoğlu, 3 Eylül 2026 tarihinde UEDAŞ’ın internet sitesinde 09.00-13.00 saatleri arasında “ağaç kesimi” gerekçesiyle planlı elektrik kesintisi duyurulduğunu aktardı. İşletme, bu duyuruya güvenerek yeniden faaliyetlerini durdurdu. Ancak duyurulan kesinti yine gerçekleşmedi. Türkoğlu, Bakan’a bu kesintinin neden gerçekleşmediğini ve tüketicilerin neden zamanında bilgilendirilmediğini sordu. “Bölgede geçmiş dönemlerde de “belediye ağaç budayacak”, “ağaç dikilecek”, “müteahhit malzeme temin edemedi” gibi gerekçelerle uzun süreli elektrik kesintileri yaşandığının aktarıldığını belirten Türkoğlu, bunun üretim yapan işletmeler açısından ağır sonuçları olduğunu ifade etti. Elektrik kesintileri nedeniyle üretim taahhütlerinin yerine getirilemediğini ve bazı işletmelerin tazminat ödemek zorunda kaldığını kaydeden Türkoğlu, “Bir işletmenin üretimini durduracak kadar önemli elektrik altyapısı çalışmalarında planlama ve koordinasyon eksikliği kabul edilemez” mesajı verdi. “JENERATÖR ALIN” DEMEK SORUNU ÇÖZMEZ Türkoğlu, işletmelere çözüm olarak “jeneratör alın” veya “sanayi bölgesine taşının” şeklinde öneriler sunulmasına da sert tepki gösterdi. “Üretim yapan işletmeye ‘jeneratör al’ demek, elektrik dağıtım hizmetindeki sorunu işletmenin sırtına yüklemektir.” diyen Türkoğlu, elektrik dağıtım hizmetinin özel bir şirket tarafından yürütülmesinin kamu otoritelerinin denetim ve gözetim sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını vurguladı. Türkoğlu ayrıca işletme sahiplerinin yaklaşık bir haftadır UEDAŞ yetkilileriyle görüşme girişimlerinden sonuç alamadıklarını, telefonların açılmadığını veya yeniden 186 hattına yönlendirildiklerini belirtti. BAKANLIĞA 22 SORU: “ALTYAPI YETERSİZ Mİ?” Türkoğlu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’a verdiği 22 soruluk önergeyle başta şu soruların yanıtlanmasını istedi: -Alaaddinbey’de 1 Ocak 2026’dan bu yana kaç elektrik kesintisi yaşandı? -Bunların kaçı planlı, kaçı plansızdı? -Toplam kesinti süresi ne kadar? -186 hattına kaç ihbar ve şikâyet yapıldı? -Kaç başvuruda “iç tesisat” gerekçesi gösterildi? -Düşük gerilim konusunda teknik ölçüm yapıldı mı? -Bölgedeki trafo ve dağıtım hatlarının kapasitesi mevcut talebi karşılıyor mu? -Altyapının yetersiz olduğu tespit edilmişse hangi yatırımlar yapılacak? -19 Ağustos’taki planlı kesinti neden son anda iptal edildi? -3 Eylül’de “ağaç kesimi” gerekçesiyle duyurulan kesinti neden gerçekleşmedi? -Son üç yılda Alaaddinbey’in elektrik altyapısına kaç yatırım yapıldı? -UEDAŞ hakkında son üç yılda kesintiler, gerilim düşüklüğü ve tüketici mağduriyetleri nedeniyle EPDK tarafından yaptırım uygulandı mı? -İşletmelerin elektrik kesintileri nedeniyle uğradığı ekonomik kayıpların giderilmesi için hangi haklar bulunuyor? “AYRICALIK DEĞİL, KESİNTİSİZ ELEKTRİK İSTİYORLAR” Türkoğlu, yaşanan sorunun herhangi bir işletmeye özel ayrıcalık sağlanması meselesi olmadığının altını çizerek açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Alaaddinbey’de üretim yapan esnafımızın ve işletmelerimizin talebi ayrıcalık değildir. İstedikleri; üretimlerini sürdürebilecekleri kesintisiz, kaliteli, güvenilir ve öngörülebilir elektrik hizmetidir. Üretim yapan işletmeye ‘jeneratör al’ demek kolaycılıktır. Asıl sorulması gereken şudur: Bursa’nın üretim merkezlerinden Alaaddinbey’de elektrik altyapısı neden bu hale geldi ve bu sorunu kalıcı olarak çözmek için ne zaman harekete geçilecektir?” Türkoğlu, Bakanlık, EPDK ve ilgili dağıtım şirketinin Alaaddinbey Mahallesi’ndeki elektrik kesintileri ve düşük gerilim sorununu yerinde incelemesini, mevcut altyapının teknik kapasitesinin ortaya konulmasını ve kalıcı çözüm için gerekli yatırımların bir an önce yapılmasını istedi.

Efkan Ala'dan İsrail'e sert tepki: 'Ağır bir hezeyandır' Haber

Efkan Ala'dan İsrail'e sert tepki: 'Ağır bir hezeyandır'

AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala, "İsrail makamları tarafından Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan akıl dışı, saldırgan açıklamaların siyasi bir karşılığı olmadığı gibi esasen konu klinik düzeyde bir suçluluk psikolojisinin ve ağır bir hezeyanın dışavurumudur" dedi. AK Parti Genel Başkan Vekili Ala, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "İsrail makamları tarafından Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan akıl dışı, saldırgan açıklamaların siyasi bir karşılığı olmadığı gibi esasen konu klinik düzeyde bir suçluluk psikolojisinin ve ağır bir hezeyanın dışavurumudur. Tarihsel ve güncel gerçekleri tersyüz etmeye çalışan bu histerik söylem, uluslararası kamuoyu nezdinde hiçbir karşılığa sahip değildir. Bu açıklamalar hem siyasi hem de psikiyatrik açıdan tam bir çöküşün belgesidir. Açıklamada kullanılan ifadeler, muhakeme yeteneğinin kaybolduğunu ve zihnin akut bir paranoid-şizoid pozisyona gerilediğini göstermektedir. Kendini mutlak mağdur, dünyanın geri kalanını ise 'mutlak kötü' olarak konumlandıran bu arkaik zihniyet, narsisistik bir yaralanmanın getirdiği öfke patlamasından ibarettir. Kendi suçlarını örtbas etmek için tarihi manipüle edenler ve asılsız iftiralara sığınanlar, aslında kendi utanç verici gerçekliklerini bastırmaya çalışmaktadır. Siyasi açıdan bakıldığında, Gazze’de ve bölgede aylardır sürdürülen sistematik katliamlar, sivil altyapının yok edilmesi ve uluslararası hukukun açıkça çiğnenmesi, faili küresel vicdan mahkemesinde çoktan mahkum etmiştir. Kendi halkının dahi tepkisini bastıramayan, uluslararası arenada giderek yalnızlaşan ve savaş suçları nedeniyle köşeye sıkışan bir yönetimin, dikkatleri başka yöne çekmek için Türkiye’yi ve liderini hedef alması beyhude bir çabadır. Türkiye, bölgede barışı, sivillerin yaşam hakkını ve adaleti savunmaya, mazlumların sesi olmaya kararlılıkla devam edecektir" ifadelerini kullandı.

Özgür Özel'den Kayseri'de gaf: 'Ağzım eskiye alışık!' Haber

Özgür Özel'den Kayseri'de gaf: 'Ağzım eskiye alışık!'

Kayseri'de kadın buluşmasına katılan Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, sohbeti sırasında gafa imza attı. Belediyelerin hizmetleri konusunda konuşan Özel, "Allah'ın izniyle Kayseri'ye de CHP'li belediyede getireceğiz" diyen Özel, durumu, "Yanlış söyledim, ben ağzım eskiye alışık. Yeni Partili" diyerek düzeltti. Yeni parti Genel Başkanı Özgür Özel, bir dizi temaslarda bulunmak üzere Kayseri'ye geldi. Melikgazi ilçesinde bulunan Eskişehir Bağları Bölgesi'nde müstakil bir evde kadın buluşmasına katılan Özel, burada kadınların sorunlarını ve taleplerini dinledi. Bir kadının hizmetlerin eksik olduğunu söylemesi üzerine Özel, "Ah şu Kayseri'de bir belediyemiz merkezde olsaydı çok güzel gösterecektik. Ben gittiğim yerlerde CHP'li belediyeler ne yapıyor diye anlatırken hoş geldin bebek paketi, okula başlangıç paketi, her sınıfa kırtasiye desteği, beslenme çantası desteğinden bahsediyorum" dedi. Özel, konuşmasının devamında "İnşallah, Allah'ın izniyle Kayseri'ye de CHP'li belediye getireceğiz" derken, gaf yaptığı hatırlayarak, "Yanlış söyledim. Benim ağzım eskiye alışık. Yeni Partili. Şuandan da ben genel başkanken seçtirdiğimiz ve belediyede olan ve çok düzgün işlere devam eden arkadaşlar da var. O yüzden sadece Yeni Partililerde yapmıyor" diyerek düzeltti. Program çıkışında bazı çocuklar da Özgür Özel'in yanına gelerek, "Bizi hep itiyorlar" diye şikayette bulundu. Çocuklara harçlık verilmesini isteyen Özel, "Bizim partinin güvenlikleri de kibar. Öbürleri gibi değil" diyerek araca bindi. Bu sırada bir çocuğun verilen harçlığın hepsini aldığını gören Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, "Öyle olmaz. Gözlüklü, kavga etmeyin, dağıtın aranızda" dedikten sonra araca bindi.

Zafer Partisi 5 yaşında: Özdağ'dan kritik mesajlar Haber

Zafer Partisi 5 yaşında: Özdağ'dan kritik mesajlar

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, partisinin 5. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen toplantıda konuştu. Türkiye'nin tarihi bir tehlike ve kriz ortamıyla karşı karşıya olduğunu belirten Özdağ, 24 yıllık iktidar politikalarını, terörle müzakere süreçlerini, ekonomik göstergeleri ve sığınmacı meselesini değerlendirdi. "DÜŞÜNÜYORUM, O ZAMAN TUTUKLAYIN NOKTASINA GELİNDİ" Yargı ve baskı uygulamalarına değinen Özdağ, muhalefet üzerinde baskı kurulduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "Fransız filozof Descartes, 'Düşünüyorum, öyleyse varım' demişti. Türkiye'de saray rejimine muhalifler ise 'Düşünüyorum, o zaman tutuklayın' deme noktasına geldi. Saray rejiminin muhalifleri tutuklamada kullandığı iki madde var: halkı kin ve düşmanlığa kışkırtmak ve gerçeğe aykırı bilgiyi yaymak. Kayseri'de yatışmasına katkı verdiğim Suriyeli sığınmacılar olaylarından ötürü İstanbul Başsavcılığı tarafından gözaltına alınıp yetkisiz bir mahkemenin verdiği cezayla 2 yıl 4 ay hüküm aldım." "16 MİLYON 800 BİN EMEKLİ AÇLIKLA MÜCADELE EDİYOR" Ekonomideki duruma ve sanayi verilerine dikkat çeken Özdağ, toplumun geniş kesimlerinin geçim sıkıntısı çektiğini ifade etti: 16 milyon 800 bin emekli, dul ve yetimin açlıkla mücadele ettiğini belirten Özdağ, 11 milyon asgari ücretli ve 2 milyon 800 bin esnafın da zor koşullarda olduğunu söyledi. Sanayi sektöründe ücretli çalışan oranının 2009'da yüzde 35,9 iken 2026'da yüzde 29,8'e gerilediğini dile getirdi. Son yıllarda Türkiye'den çıkan sermayenin 50 milyar doları aştığını, Türk zenginlerin yurt dışında gayrimenkul almak için 12,5 milyar dolar harcadığını kaydetti. Suriyelilere ve Suriye'deki harcamalara ayrılan kaynağın 150 milyar doları geçtiğini ve her yıl insani yardım adı altında 7 milyar dolar dağıtıldığını ifade etti. "MEHMETÇİK KATİLLERİNE AF YOK" Meclis gündemine gelen yasal düzenlemeleri ve Abdullah Öcalan ile yürütülen müzakere iddialarını eleştiren Özdağ, devlet kurumlarının terörle mücadeledeki kazanımlarının hiçe sayıldığını vurguladı: "PKK tükendiği ve bittiği noktada, Pençe-Kilit Harekât bölgesinde dahi burnunu kımıldatamaz hâle gelmişken masaya oturuldu. Şimdi binlerce PKK'lı serbest kalacak. Zafer Partisi, bu sürecin başladığı günden itibaren 'Mehmetçik katillerine af yok' diyerek sokağa çıkmıştır. Şeyh Said'e vatan haini diyemeyenlerin, Seyit Rızacılardan milletvekili yapanların, PKK'ya af yasasına evet diyenlerin geleceği yer Atatürk'ün mevzileri değil, terörist Öcalan'ın siyasi projesi olur." ÖZGÜR ÖZEL'E ÇAĞRI: "BİR TERCİH YAPMAK ZORUNDASINIZ" CHP Genel Başkanı Özgür Özel'e de seslenen Özdağ, yeni anayasa tartışmaları ve "eşit yurttaşlık" söylemi üzerinden şu eleştirilerde bulundu: Özgür Özel'e Atatürk çizgisine dönmesi, Öcalan Komisyonu raporlarına imza atmaması ve PKK affına destek vermemesi yönünde çağrıda bulundu. Anayasa'nın 66. maddesinde yer alan vatandaşlık tanımının ve 127. maddedeki yerel yönetim yapısının korunması gerektiğini savundu. Özel'e seslenerek, "Ya Atatürk’ü ve Zafer Partisi'ni tercih edeceksiniz ya da Öcalan'ı ve DEM’i tercih edeceksiniz" dedi. "SIĞINMACI YÜKÜNÜ ATACAK TEK PARTİYİZ" Sığınmacı politikalarına ve resmi verilere değinen Özdağ, iktidarın entegrasyon açıklamalarını eleştirdi: 2026 yılı Millî Eğitim Bakanlığı verilerine göre anaokulundan üniversiteye kadar 777 bin Suriyeli öğrencinin kayıtlı olduğunu ve açıklanan 2 milyon 300 binlik toplam Suriyeli sayısının gerçeği yansıtmadığını öne sürdü. "Anadolu Kalesi" projesiyle tüm sığınmacı ve kaçakların ülkelerine geri gönderileceğini belirtti. ZAFER PARTİSİ'NİN PROJE VE RAPORLARI Parti kadrolarının hazırladığı programlara değinen Özdağ; ekonomide "Zafer Ekonomisi", tarımda "Tarladan Çiftliğe, Çiftlikten Sofraya", yargıda "Adalet Ülkenin Temelidir", eğitimde "Millî Kimlikten Modern Geleceğe", bağımlılık ve suçla mücadelede "Tertemiz Türkiye", sağlıkta ise Refik Saydam'dan esinlenilen "SAYDAM Sağlık Reformu" projelerinin hazır olduğunu açıkladı. Kadın ve gençlik kolları çalışmalarına da değinen Özdağ, anketlerde 18-24 yaş aralığında birinci parti olduklarını, 25-34 yaş grubunda ise oy oranlarını yüzde 12'ye çıkardıklarını belirterek konuşmasını tamamladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.