SON DAKİKA
Hava Durumu

#Siyaset

Söz Bursa - Siyaset haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Siyaset haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Erdoğan'dan sert tepki: Bazı fosiller başörtüsüne kin kusuyor Haber

Erdoğan'dan sert tepki: Bazı fosiller başörtüsüne kin kusuyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Zaman zaman marjinal, cahil, geri kafalı bazı fosiller çıkıyor, başörtüsüne, başörtülüye kin kusuyor. Nesli tükenmekte olan bu numuneler son derecede kibirli bir dille, küstah bir edayla güya kadınlara ders veriyor, kadınları aşağılıyor, tehdit ediyor. Herkes şunu anlamalıdır, Türkiye bu meseleyi artık geride bırakmıştır. Türkiye bu meselede normalleştirmiştir, Türkiye bu meselede eşitlik ve adalet çizgisine gelmiştir" dedi. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sakarya'nın Sapanca ilçesinde "Çeyrek Asırlık Destan AK Parti" temasıyla düzenlenen 33. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nın açılışına katıldı. Programda, 14 Ağustos'ta 25. kuruluş yıl dönümünü kutlayacak olan AK Parti için hazırlanan kısa film izlendi ve partiye özel bestelenen yeni şarkı tanıtıldı. "PERDE İLE KONUŞAN BİR KADRO ASLA OLMADIK" Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, "Biz, ne kendi içimizde, ne de milletimizle aracılarla konuşan, perde ile konuşan bir kadro asla olmadık. Partimizin kuruluşundan itibaren yatay ve dikey iletişim kanallarını açık tutmaya, danışma ve istişare kültürünü işletmeye özel önem verdik. Düşüncelerimizle özgürce dile getirdik, eleştirilerimizi serbestçe ifade ettik. Kendi muhasebemizi, hem de çok cesur biçimde, çok özgüvenli biçimle yaptık. Partimiz için, hareketimizin istikbali için, mücadelemizin başarısı için en doğru siyaset neyse ortak akılla onu bulmanın ve uygulamanın gayretinde olduk. Birlikte tespit ettiğimiz hedefler doğrultusunda gönül birliği içinde, omuz omuza vererek yolumuza kararlılıkla devam ettik. İnşallah 33. İstişare Toplantımızda da aynısını yapacağız. Basına açık kısmın ardından, yol arkadaşlığımızın gereği olarak, dostane bir atmosferde gündemimizdeki konuları etraflıca ele alacağız. Bugün ve yarın meselelerimizi konuşacak, tartışacak, müzakere edecek, inşallah ufkumuz aydınlanmış, kardeşliğimiz güçlenmiş, muhabbetimiz tazelenmiş şekilde toplantımızı tamamlayacağız" dedi. "HEPSİ DE BU VATAN TOPRAĞINDA MÜLK SAHİBİDİR, EV SAHİBİDİR" 1,5 ay sonra AK Parti'nin kuruluşunun 25. yıl dönümünün kutlanacağını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydeti: "14 Ağustos 2001'de başlayan yolculuğumuz artık çeyrek asrı geride bırakıyor. Çeyrek asırdık önce Cenab-ı Allah'ın yardımı, sonra kaderimizi, kaderiyle bütünleştirdiğimiz aziz milletimizin desteğiyle Türkiye'ye hizmet ediyoruz. 25 yıldır durmadan, duraksamadan, yılmadan ve yorulmadan ülkemize, milletimize hizmetkarlık etmenin bahtiyarlığı içindeyiz. Burada şu hususun altını özellikle çizmek istiyorum; Biz millet olarak öyle rastgele bir araya gelmiş, tarih yolculuğu içinde tesadüfen karşılaşmış, zamanın ve coğrafyanın zorlamasıyla kaynaşmış bir topluluk değiliz. Biz birbirine yabancı ve birbirine tahammül etmek zorunda olan bir topluluk, öyle bir millet de değiliz. Türkiye'nin tamamı, 86 milyon hep birlikte ortak bir tarihe, ortak bir kadere, şühedanın kanlarıyla sulanmış ortak bir vatana sahibiz. Her şeyden önce biz aynı peygamberin ümmeti olarak, aynı mukaddes kitabın nuruyla aydınlanan aynı kubbenin altında nefes alan, aynı ezanı terennüm eden bizi bir eden, beraber eden, tek bir millet eden ortak bir imana sahibiz. Yorumlar farklı olabilir, düşünceler farklı olabilir, anlayışlar farklı olabilir, değerlendirmelerimiz farklı olabilir. Meseleleri ele alma biçimleri farklı olabilir, çözüm önerileri farklı olabilir, yaşam tarzları hassasiyetler farklı olabilir ancak nihayetinde hepimiz aynı vatan toprağı üzerinde, aynı bayrak altında, aynı hilalin gölgesinde, aynı istikamete ilerleyen, gönülleri aynı, ülküde kenetlenmiş bir topluluğuz. Şunu bir defa çok açık ve net söylemek isterim, bu ülkede, Türkiye Cumhuriyeti kimliğine sahip hiç kimse vatan toprağında misafir değildir. Kiracı değildir, sığıntı değildir, öteki değildir, üvey evlat değildir. Bilakis, hepsi de bu vatan toprağında mülk sahibidir, ev sahibidir. Bu milletin asli unsurudur, bu milletin öz evladıdır. Yaşadığı coğrafya neresi olursa olsun, dedeleri nereden gelmiş olursa olsun mezhebi, meşrebi, kökeni, görüşü, düşüncesi her ne olursa olsun, değil mi ki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır. O halde herkes kadar bu ülkenin, bu vatanın, bu devletin sahibidir. Bu devlet, bir zümrenin, bir kitlenin, belli bir grubun, belli bir kökenin değil; bu topraklar üzerinde yaşayan 86 milyonun tamamının devletidir. 86 milyonun her bir ferdi bu devletin eşit derecede sahibidir." "İMTİYAZ SAĞLAMANIN DEĞİL; EŞİTLİK VE ADALET MÜCADELESİNİ VERDİK" AK Parti olarak, kuruluş çalışmalarına başladıkları andan itibaren kutuplaştırmanın, ayrıştırmanın, ötekileştirmenin etrafında değil; birleştirmenin, kucaklaştırmanın, barıştırmanın ve kaynaştırmanın etrafında yer aldıklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz hangi alanda olursa olsun, bir hak mücadelesi verirken üstünlük sağlamanın, imtiyaz sağlamanın değil; eşitlik ve adalet mücadelesini verdik. AK Parti olarak eşitlik ve adalet mücadelemiz birileri tarafından kutuplaştırma, ayrıştırma olarak lanse edildi. İmtiyazlarını kaybedenler bizi, toplumu kamplaştırmakla suçladılar. Hayır, tam tersine biz normalleşmenin mücadelesini verdik" diye konuştu. "CAHİL, GERİ KAFALI BAZI FOSİLLER ÇIKIYOR, BAŞÖRTÜSÜNE, BAŞÖRTÜLÜYE KİN KUSUYOR" Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bakınız, kendi evlatlarım dahil bu ülkenin kız çocuklarının başörtüsüyle eğitim görmeleri, başörtüsüyle çalışmaları on yıllar boyunca engellendi. Oysa bu çocuklar, bu kadınlar başlarını inançlarının bir gereği örtüyorlar. Daha da ötesi, bu ülkede dindar olsun ya da olmasın, kadınlar yüzyıllar boyunca hür iradeleriyle örtündüler ama siz örtünmeyi yasaklarsınız, bu milletin öz kültürü, öz geleneği olan giyim, kuşam tarzını tesettürü yasaklarsanız, siz Anadolu kadının yaşmağına, yazmasına, çarşafına hor bakarsınız, normal olana karşı çıkmış olursunuz, toplumu germiş olursunuz, kadınları kutuplaştırmış olursunuz, milletin huzurunu kaçırırsınız. Biz kadınlarla birlikte on yıllar boyunca tesettür mücadelesi verirken, bir imtiyazın peşinde değildik. Bir ayrıştırmanın, kutuplaştırmanın peşinde değildik. Diğerlerini ötekileştirmenin, diğerlerinin özgürlüklerine müdahale etmenin peşinde asla değildik. Biz sadece normalleşmenin, eşitliğin, adaletin, böylece kaynaşmanın, böylece kucaklaşmanın peşindeydik. Şimdi zaman zaman marjinal, cahil, geri kafalı bazı fosiller çıkıyor, başörtüsüne, başörtülüye kin kusuyor. Nesli tükenmekte olan bu numuneler son derecede kibirli bir dille, küstah bir edayla güya kadınlara ders veriyor, kadınları aşağılıyor, tehdit ediyor. Herkes şunu anlamalıdır, Türkiye bu meseleyi artık geride bırakmıştır. Türkiye bu meselede normalleştirmiştir, Türkiye bu meselede eşitlik ve adalet çizgisine gelmiştir, Türkiye bu meselede olması gereken ama on yıllar boyunca geciktirilen, on yıllar boyunca engellenen makul zemine ulaşmıştır. Artık şunu anlamayanların da anlaması gerekir. Başörtüsü anormal değildir, marjinal değildir, radikal değildir, belli bir tarikatın, belli bir cemaatin, ideolojinin sembolü hiç değildir. Yaşmağı, yazması, tülbenti, çarşafı özellikle örtmesi ehramı ve diğerleriyle başörtüsü bu toprakların normalidir, inşallah ebediyen de normal olacaktır. Bakın bu yeni normal de değildir. Tüm zamanların normalidir, bin yıllık normalimizdir. Önümüze çıkan her meselede ilkemiz işte budur." "MÜTEKEBBİR BİR ÜSLUPLA BİZE DERS VEREMEZ" Erdoğan, 86 milyonun başka vatanı bulunmadığına dikkati çekerek, "Başka yurdumuz yok, mensubu olduğumuz başka milletimiz yok. Biz burada hep birlikteyiz, biriz, beraberiz, son nefesimize kadar da inşallah burada birlikte olacağız. Biz bizden farklı düşünüyor diye hiç kimseye husumet beslemedik ama şunu da herkes bilsin ki, kendisinden farklı düşünüyoruz diye hiç kimse de bize husumet besleyemez. Geçmişte olduğu gibi parmak sallamaya, ayar vermeye, istikamet çizmeye yeltenemez. Kimse bize kendi öz yurdumuzda, öz toprağımızda ayrımcılık yapamaz, mütekebbir bir üslupla bize ders veremez. Bu kimsenin haddi değil, hakkı da değildir. Kim ki bu fertlerin arasında ayrımcılık yapmaya çalışıyorsa, bu milletin hasımlarına hizmet etmektedir. Kim ki, bu ülkenin kadınlarını kılık-kıyafetine göre ayrıştırıyorsa Türkiye düşmanlarına taşeronluk yapmaktadır. AK Parti'yi işte bu temel ilkeler üzerine inşa ettik, 25 yıldır da bu ülkeler ekseninde mücadele veriyoruz" "KUTUPLAŞMADAN NEMALANAN, EN BAŞINDAN İTİBAREN CUMHURİYET HALK PARTİSİ OLMUŞTUR" Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: "Siyaset aynılar aynı yerde, ayrılar ayrı yerde anlayışıyla yapılmaz. Siyaset uzlaşmadır. Farklılıkları koruyarak ortak bir zeminde buluşma çabasıdır. Her meselede birebir aynı düşünmek mecburiyetinde değiliz ama ülkenin ve milletin menfaatine olan konularda bir araya gelmek, ortak bir payda da buluşma iradesini, bu erdemi gösterme zorundayız. Bunu da kendimiz, kendi ikbalimiz için değil. Milli bir ödev bilinciyle, milletin istikbali için bunu yapmak zorundayız. Cumhur İttifakı çatısı altında MHP ve değerli lideri Sayın Bahçeli ile bunun en güzel örneğini sergiliyoruz. Farklı siyasi partiler olarak, ülkemizin bekası, milletimizin sulh ve selameti için güç birliği yaptık. Ortak noktalarda buluştuk, Cumhur İttifakını kurduk. Yenikapı ruhu ile milletimize birlikte hizmet ediyoruz. Cumhuriyet Halk Partisinin seçmeniyle de, diğer partilerin seçmenleriyle de elbette her konuda aynı düşünmüyoruz ama hepimizin aynı vatanın, aynı toprağın, çoğu zaman aynı ailelerin çocuklarıyız. Gündüz siyaset meydanlarında, kürsülerde birbirimize rakip olabiliriz ama akşam aynı gök kubbenin altında toplanıyor, kimi zaman aynı çatının altında, aynı sofrada buluşuyor, aynı çorbaya kaşık sallıyoruz. Siyasi farklılıklarımız bizi düşmanlaştırmamalı, bizi birbirimize asla hasım yapmamalı. Fikir ayrılıklarımız bizi birbirimizden uzaklaştırmamalı, aramızı açmamalı. Bunu samimiyetle söylerken, şu gerçeği de göz ardı etmiyoruz; Bu ülkede siyasi rekabeti husumete çeviren, siyasi farklılığı kutuplaştırmaya çeviren, fikir ayrılıklarını çatışmaya dönüştüren, gerilimden, kutuplaşmadan nemalanan, en başından itibaren Cumhuriyet Halk Partisi olmuştur. 'Öyle düşünmeyeceksin, öyle giyinmeyeceksin, o kitabı okumayacaksın, öyle yazmayacaksın' dediler. 'O dili konuşmayacaksın, o türküyü dinlemeyeceksin, oraya gitmeyeceksin, onu öğrenmeyeceksin, öğretmeyeceksin' dediler. Bu milleti ayırdılar, ayrıştırdılar, kutuplaştırdılar, siyasi rekabeti husumete, çatışmaya dönüştürdüler. En son Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Suriyeli sığınmacılar üzerinde yürüttükleri çirkin kampanyayla mazlumları ayırdılar." "BİZ CHP İÇİNDEKİ BU KAVGANIN, BU İÇ SAVAŞIN TARAFI DEĞİLİZ" AK Parti olarak 25 yıldır yasakları kaldırmanın, hak ihlallerine son vermenin çabası içinde olduklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 25 yıl boyunca normalleşmenin mücadelesini verdiklerini kaydetti. 25 yıl boyunca kardeşlik ve milleti kucaklaştırma mücadelesini verdiklerine dikkati çeken Erdoğan, "15 Temmuz hain darbe girişimi sonrasında Cumhur İttifakını kurarak bu mücadeleyi daha da güçlendirdik. Biliyorsunuz şu anda CHP içinde bir çatışma, bir ayrışma var. Her zaman söyledim, yine söylüyorum. Biz CHP içindeki bu kavganın, bu iç savaşın tarafı değiliz. Dün yoktuk, bugünde yokuz, yarın da olmayacağız. Birbirlerine tuzak kurdular, birbirlerinin kuyularını kazdılar. Birbirlerini şikayet ettiler ve bizim değil, yargının değil, bizzat kendi elleriyle, kendi eylemleriyle bu noktaya geldiler. Şimdi de ceremesini çekiyorlar bunu rağmen bizim arzumuz, umudumuz şudur; CHP'nin içindeki dış mihraklardan kurtulması hem Türkiye siyaseti adına hem Türkiye adına kuşkusuz hayırlı olacaktır. Başarabilirler mi, başaramazlar mı elbette bunu bilemeyiz ancak Türkiye'nin her vesayetten arınmış bir ana muhalefet partisine ihtiyaç duyduğu son derece açıktır. Gücünü tabandan almayan, gücünü seçmeninden almayan, gücünü Türkiye üzerine hesabı olan bir takım dış güçlerden; gücünü, yolsuzlukla elde edilmiş yetim hakkından, kara paradan, haram paradan alan bir muhalefet, Türkiye'ye fayda getirmez, zarar getirir. Kendisiyle barışık olmayan, kendi evinde huzur bulunmayan, kendi içinde birlik olmayan teşkilatlarının biri Şam'dan biri Şark'tan çalan bir yapının Türkiye'ye de, milletimize sunabileceği hiçbir katkı yoktur" şeklinde konuştu. "BU MİLLETİN DEĞERLERİNDEN BESLENMESİ HAYATİ DERECEDE ÖNEMLİDİR" Erdoğan, arzularının Türkiye'nin normalleşmesi olduğunu belirterek, "Bu elbette her konuda mutabık olabileceğimiz anlamına gelmez. İktidar kadar, muhalefetin de ayaklarının bu vatan topraklarına basması bu milletin değerlerinden beslenmesi hayati derecede önemlidir. Şunu unutmayalım; FETÖ 15 Temmuz'da o hain darbe girişimini yaparken, bunu sadece şahsıma, sadece bize yapmadı. O kalleş darbeyi Türkiye'ye yaptılar, 86 milyon vatandaşımızın tamamına yaptılar. FETÖ ihanet şebekesini bu ülkeden temizlerken kendimiz için değil, devletimiz, milletimiz, geleceğimiz için temizledik. 'Siyonizm' adı verilen, soykırımcı, işgalci, yayılmacı ideoloji sadece şahsıma, sadece partimize, sadece ittifakımıza değil, herkese kastediyor. Bizde siyonizme karşı mücadele verirken kendimiz adına şahsi mücadele vermiyoruz, bunu kendimizin, milletimizin topyekun bekası için yapıyoruz. Terör örgütü yaklaşık 40 yıl boyunca kan dökerken, 'senden benden' diye ayırmıyor, Kürdüyle, Türküyle milletimizin tamamına saldırıyordu. Bugün terörü sona erdirken, belli bir kesim için, belli bir kesimin çıkarı için değil, ülkemiz vatanımız, devletimiz, milletimiz için sona erdiriyoruz. Terörsüz Türkiye sürecimizin başarıya ulaşmasını kendimiz için değil, bu ülkemiz ve bütün evlatlarımız için, Türkiye'nin aydınlık yarınları için istiyoruz. Aynı şekilde yol yaparken, köprü yaparken, tünel inşa ederken, milyonlarca konut üretirken, Türkiye'nin savunma sanayisini güçlendirirken, eğitimde, sağlıkta, enerjide her alanda destan yazarken belli bir kesimi mutlu etmeyi, belli bir kesimin huzurunu, güvenliği sağlamanın değil, Türkiye'mizi düşünüyor, Türkiye'mizi dert ediniyoruz" dedi. "GÖRÜŞ AYRILIKLARIMIZ ELBETTE OLACAKTIR, BUNLAR BİZİM ZENGİNLİĞİMİZDİR" Gereksiz tartışmalarla, gereksiz çatışmalarla, incir çekirdeğini dahi doldurmayan kavgalarla Türkiye'nin geçmişte yıllarını, enerjisini ve fidan gibi delikanlılarını kaybettiğini hatırlatan Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: "Sağ dediler, sol dediler, Alevi, Sunni, Kürt, Türk dediler. Yıllarca bu millete çok ağır bedeller ödettiler. Çok büyük acılar çektirdiler. Biz artık milletimizin yeni beseller ödemesini istemiyoruz. Sanal gerilimlerle bu ülkenin enerjisinin heba edilmesini istemiyoruz, raf ömrü dolmuş bayat senaryolarla Türkiye'ye vakit kaybettirilmesini istemiyoruz. Bugün artık hep birlikte bunları geride bırakmanın, geçmişte bırakmanın zamanı gelmiştir. Görüş ayrılıklarımız elbette olacaktır, bunlar bizim zenginliğimizdir ancak müştereklerimizi daha da çoğaltmak mümkündür ve bunu başarabiliriz. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak, başta Terörsüz Türkiye sürecimiz olmak üzere, dış politika gibi, güvenlik gibi, hak ve özgürlüklerin ilerletilmesi gibi, milli meselelerde uzlaşıya, ortak noktalarımızı büyütmeye hazırız. 25 yıl boyunca AK Parti'yi kurarken Türkiye'nin bütün renklerinin partimiz içinde temsil edilmesine özellikle ihtimam gösterdik. AK Parti'nin temellerini ayrıştırma üzerine değil, kucaklaştırma üzerine, çatışma üzerine değil, uzlaşma üzerine inşa ettik. Biz Mevlana gibi, 'Her ne olursan ol, yine gel' dedik. Yunus gibi, 'Gelin tanış olalım', Hacı Bektaş gibi, 'Hırslar, kinler yok olur aşkla meydanımızda' dedik." "AK PARTİ KİTABININ ŞİRAZESİNİN DAĞILMASINA ASLA GÖZ YUMMAYIZ" "25 yıldır kapımız açıktır. Çatımızın altında herkese yer vardır" ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "25 yıldır soframız Halil İbrahim sofrasıdır. Gönlümüz okyanus misali geniştir. Türkiye neyse AK Parti tam olarak odur. Bunu kimse yanlış anlamasın, yanlış yorumlamasın. Bir kitabın binlerce sayfası olabilir, bir kitabın her bir sayfası farklı renkte olabilir, bir kitabın her sayfasında farklı bir hikaye olabilir. O hikayeler farklı dille, üslupla, duyguyla yazılmış olabilir. Belki her sayfanın ayrı bir ebrusu vardır ama her kitabın bir kapağı vardır. Kitabı bir arada tutan şirazesi vardır, kitabı bütünleştiren cildi vardır, her kitabın bir mukaddimesi, önsözü vardır. Kitabın sayfaları ne kadar farklı görünse de usta bir yazarın, tecrübeli bir editörün, becerikli bir mücellidi elinde kitap bir bütündür, nevi şahsına münhasırdır. AK Parti bir Türkiye kitabıdır. Burada herkese bir sayfa var. Burada herkesin hikayesine yer var. Bu kitabın bir cildi, bir şirazesi, bir mücellidi, kitabın ortak bir ruhu, ortak bir duygusu var. Yolumuz birdir, istikametimiz birdir, hedefimiz, gayemiz, menzilimiz birdir. O yolda, o istikamette, o menzile yürümek isteyen herkesle yol yürürüz, yolunu ayırana 'Uğurlar olsun' dediğimiz gibi, yolumuza girene de 'Hoşgeldin' der, bağrımıza basarız. Yol ve mücadele arkadaşlığı yaparız. İlkelerimizi, sınırlarımızı, çerçevelerimizi net şekilde çizdik. O çizginin dışına çıkmayız. Çıkılmasına da müsaade etmeyiz. AK Parti kitabının şirazesinin dağılmasına asla göz yummayız. Biz partilerden bir parti değiliz, biz bir dava hareketiyiz, bir misyonun temsilciyiz, mukaddes bir emanetin taşıyıcısıyız. Zaferle değil, seferle mükellefiz" dedi.

Bursa'da Gümüşhaneliler buluştu: Yayla şenliği coşkusu! Haber

Bursa'da Gümüşhaneliler buluştu: Yayla şenliği coşkusu!

Bursa Gümüşhane Dernekleri Federasyonu ve federasyona bağlı derneklerin organizasyonuyla düzenlenen Geleneksel Yayla Şenliği, Hüseyinalan Piknik Alanı'nda büyük bir katılımla gerçekleştirildi. İki gün süren şenlikte Karadeniz kültürünün renkleri Bursa'da buluşurken, vatandaşlar unutulmaz anlar yaşadı. Yöresel lezzetlerin ikram edildiği, halk oyunları ekiplerinin sahne aldığı ve halay ile horonların hiç durmadığı etkinlikte Bursa başta olmak üzere çevre illerden gelen binlerce vatandaş bir araya geldi. Şenlik alanında kurulan stantlarda Gümüşhane'ye özgü ürünler sergilenirken, sahne programları katılımcılardan yoğun ilgi gördü. Bursa GÜDEF Genel Başkanı Adem Bayram, etkinliğin birlik ve beraberliği güçlendiren önemli bir organizasyon olduğunu belirterek, "Kültürümüzü yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak adına gerçekleştirdiğimiz yayla şenliğimiz hemşehrilerimiz tarafından büyük ilgi gördü. Maddi, manev, destek sağlayan sponsorlarımıza, katılım sağlayan tüm misafirlerimize teşekkür ediyorum" dedi. SİYASET DÜNYASINDAN YOĞUN KATILIM Şenliğe siyaset, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarından çok sayıda isim katıldı. Programda MHP Gümüşhane Milletvekili Musa Küçük, İyi Parti Bursa Milletvekili Hasan Toktaş, Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Özkürtün Belediye Başkanı Yakup Turgut, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Osman Yıldız, Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan, Yeni Yol Partisi Genel Başkanı İzzettin Küçük katılımcılara hitap gerçekleştirdi. Yörenin en çok sevilen sanatçılarının sahne aldığı şenlik finalinde Selçuk Balcı konseri ile birlikte iki gün boyunca unutulmaz anlar yaşandı. Karadeniz kültürünü Bursa'da yaşatan ve hemşehri dayanışmasını güçlendiren Geleneksel Yayla Şenliği, yoğun katılım ve coşkulu görüntüler eşliğinde sona erdi.

Özgür Özel rest çekti: "O kürsüyü atanmışa bırakmayız" Haber

Özgür Özel rest çekti: "O kürsüyü atanmışa bırakmayız"

CHP Grup Başkanı Özgür Özel, "Yarın benim konuşacağım grup toplantısı yapılacak" dedi. Özel, MYK toplantısı devam ederken gazetecilere açıklama yaparak, bir kaza sonucu hayatını kaybeden Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’in sözlerine işaret etti ve grup toplantısını yapacağını açıkladı. Özel, 21 Mayıs günü büyük yankı uyandıran butlan kararına dikkat çekerek, "Bu noktada beklenen elbette bu görevin kabul edilmeyip partinin birlik ve beraberlik halinde derhal kurultaya gitmesine omuz vermekken, bir yandan kurultayın yapılmasındaki olanaksızlık ifade edildi. Bu konuda Türkiye’de böyle düşünen, Genel Merkezin yeni görevlendirdiği avukat arkadaş dışında kimse yok. Bütün kamu hukuku hocaları, seçim hukuku hocaları, herkes aksine derhal kurultay yapılmasının gerektiğini söylüyorlar, yazıyorlar. Uluslararası dergilerde makaleleri yayınlanıyor, hukuk dergilerinde yayınlanıyor, aynı metinlerde buluşuyorlar. Ama bir hukukçu ve bir kişi 'kurultay yapamayız' diyor. Ve partiyi yönetmeye kalkıyorlar. Biz mesela Esenyurt kayyumunu neden eleştiriyoruz? Kayyum olarak otobüs giydiriyor, billboard bastırıyor, kalem bastırıyor. Kayyum olarak seçilmiş siyasetçilerin yapabileceği şeyleri yapıyor. Bugün benzer bir durumla karşı karşıyayız. Partide otobüsler giydiriliyor, afişler hazırlanıyor. Ve seçilmemiş bir Genel Başkan, bu kez de partimize sahip çıktığımız günlerde 24’ünde, sabahın 07.00’sinde önde bir grup milletvekili, arkada o partinin sokağından bile geçmeyecek tiplerle partiye gelip saldırılmıştı. Bizi o partiden, baba ocağından polis zoruyla çıkardılar" ifadelerini kullandı. "ÜZÜLEREK TAKİP EDİYORUM" Özel, 96 milletvekilinin oy kullandığı ve 106-107 milletvekilinin Grup Başkanlığı’nda desteklediği, 111 milletvekilinin acilen kurultay istediği bir süreçte grup toplantısı için bulunması gereken 46 sayısının bulunamayacağının açıkça belli olduğu bir salonda, grup toplantısı kararının açıkça grup iç yönetmeliğinde yazdığı ve Meclis Başkanlığı’nın da takdir ettiği gibi Grup Başkanı ya da Grup Yönetim Kurulu tarafından ilan edilecekken, bir grup toplantısı yapılma niyetinin olduğunu belirterek, "Adına grup toplantısı denen bir korsan toplantı veya bir sadece toplantı yapılma niyeti var. Ve burada şöyle bir üzüntüm var arkadaşlar. Bu süreç şöyle başladı ve ilerledi bütün şeffaflığı ile söyleyelim. Sizlerin geçtiğimiz hafta hem ‘geçmiş olsun’ hem amcam için başsağlığı dilekleriyle 40’a yakın gazeteci arkadaşımız görüşme talep edince, toplu bir görüşme yaptık şu salonda. Soruları yanıtladım. Bir arkadaşımız da sordu. Dedi ki, ‘Görkemli bir grup yaptınız. Haftaya da yapacak mısınız?’ Ben de dedim ki ‘Haftaya ayın 9’u, Ferdi Zeyrek’in ölüm yıl dönümü. Ben grup yapmayacağım ve Manisa’da olacağım. Grup toplantısını 16’sında yapabiliriz.’ Ardından burada ayın 9’unda Kemal beyin grup yapmaya geleceği söylendi. Sayı yok, yetki yok, meşruiyet yok, sokaktaki tepkinin bini bir para. Ama bu Meclis’te Ferdi Zeyrek’in ölüm yıl dönümüne gitmemden bir fırsat bilinerek, ‘Burada grup toplantısı yapacağız.’ Ve sonradan gördük işte bayramlaşmada olduğu gibi organik bir kalabalık toplanamadığı için, hani her hafta buraya gelen Ankara’nın Çankaya, Mamak, bütün ilçelerinden kendi kendine koşa gelenler gelmeyeceği için, Türkiye’den zoraki bir kalabalık. Ve o sabahki, sabah 07.00 kitlesini arkaya alarak bir grup toplantısına gelme niyetini üzülerek takip ediyorum" şeklinde konuştu. "ONLARI PARTİMİZE YAKIŞMAYAN İNSANLARDAN ARINMAYA DAVET EDİYORUM" Özel, açıklamalarına şöyle devam etti: "Burada şunu söyleyeyim. İyi niyetle bu işi çözmek için emek veren, gayret gösteren, aracılık eden 3 belediye başkanımız. Daha bu iş çıktığında ben şunu önerdim arkadaşlar, ‘Sakın böyle bir şey yapmasınlar. Biz de yapmayalım, onlar da yapmasın. Bu işi sonra konuşuruz.’ Bu reddedildi. Bugün sabah dahi, ‘Genel Merkezde toplansınlar, yapsınlar. Aynı saatte biz grup toplantısı koymayız. Ben Manisa’da olmak istiyorum.’ Bu da reddedildi. ‘Niye bu toplantı’ sorusuna da şu cevap veriliyor. ‘Özgür Özel Manisa’ya gideceğini söyledi basın mensuplarına. Biz de grup toplantısı yapmaya karar verdik.’ Bu kadar açık söylüyorlar. Kemal bey böyle ifade etmiş, ‘Özgür Özel dedi ben de yapacağımı söyledim. Bu toplantıyı yapmak istiyorum’ diye. Grup Başkanvekili arkadaşımız gerekli başvuruyu yapıyor Meclis Başkanlığına, biz yapmayacaktık. Ama yarın Grup Başkanvekillerimizin açacağı ve benim konuşacağım grup toplantısı yapılacak. Ferdi Zeyrek’i kürsüde anacağım. Partililerimizi yarınki grup toplantısına hem Ferdi Zeyrek’i anmaya hem partisine omuz vermeye davet ediyorum. Buradan bir alternatif grup toplantısı, başka bir yerde yaparlar, başka zamanda yaparlar, onun için 46 milletvekiline ihtiyaçları var. O değerlendirmeleri kendilerine bırakıyorum. Ama sağduyulu davranmaya, partimizin sokağına bile yakışmamış o kişileri, hani ‘arınma’ diyorlar ya öncelikle onlardan arınmaya, Cumhuriyet Halk Partilileri ise asla karşı karşıya getirmemeye davet ediyorum kendilerini." "O KÜRSÜYÜ ATANMIŞA BIRAKMAMIZ MÜMKÜN DEĞİL" Özel, grup toplantısı yapılmak istendiği takdirde yolun belli olduğunu kaydederek, öncelikle bine yakın toplanmış olan imzanın kurultay başvurusunu işleme almak olduğunu ifade etti. Özel, "Kurultayı toplamaktır. Kurultayda aday olmaktır. Kurultaydan seçilip de buraya gelindiğinde, bu partinin tüm milletvekilleri seçilmiş Genel Başkan gruba geldiğinde onu ayakta karşılar. Burada hiçbir mahsuru yok, beis yok. Ama burada son dört seçimi AK Parti yargısı yok kabul etti diye, 2020 yılındaki Genel Başkanlık sıfatıyla kaybettiğiniz kongreden sonra, burada milletvekillerinin 110 tanesi Grup Başkanını Özgür Özel olarak seçmişken ve burada bütün yetkiler Grup Başkanına tanımlanmışken, burada gelip de ‘2020 yılından Genel Başkanım ve grup toplantısı yapacağım. Kitlemi de kendim taşıyacağım. Antalya’dan, İzmir’den otobüs kaldırıp kitle getireceğim ve sabah 07.00 ekibinden de destek isteyeceğim.’ Bu olmaz. Bunun olması mümkün değildir. Yapılması gereken, derhal kurultay kararı almaktır. Kurultay kararı alınmadan bu arada dönemde bu oldu bittilere partimizi ve milletimizin yetkisini emanet ettiği milletvekillerinin seçtiği Grup Başkanı olarak o kürsüyü seçilmiş değil atanmış birisine bırakmamız mümkün değildir" diye konuştu. "YARIN FERDİ ZEYREK'İN DEDİĞİ GİBİ BEN BURADA LAZIMIM" Özel, hukuken de siyaseten de meşruiyetin aranacağı yerin hukuk zemini ve siyaset zemini olduğuna işaret ederek, "Meclis zemininin hem de elde olmayan rakamlarla bir fırsatçılıkla buna alet edilmeye çalışılmasını ve Cumhuriyet Halk Partililerin burada öyle bir görüntünün parçası olmalarını hiç arzu etmiyoruz. Kemal beyden beklenen, 24 Nisan sabahı yapılan, yaptıkları hatayı tekrar etmeleri değil; bir sağduyu göstermeleri. Hiç olmazsa burada artık geçmişte kendisine güvenmiş olanları, saymış - sevmiş, oy vermiş olan milyonları bir kez daha kahretmek, böyle bir görüntüye daha sebebiyet vermek değil; hiç olmazsa bu sefer olsun yakışanı yapmaktır. Yarınki grup toplantımıza partililerlerimizi davet ediyoruz. Ferdi Zeyrek’in ölüm yıl dönümünde böyle bir şeye yeltenme meselesinin bir an önce zihinlerden ve kayıtlardan çıkarılmasını özellikle de insani bir taraftan da tercih ediyorum. Bir yandan da şunu söylemem lazım. Çok düşündüm, ‘Ne yapmalıyım’ diye. Ferdi’nin sesini duydum. Oraya gitmem gerekirken her gidemediğimde bana şöyle derdi; ‘Abi sen orada lazımsın, biz burayı hallederiz.’ O yüzden yarın ben burada lazımım arkadaşlar. Hepinize teşekkür ediyorum, sağ olun" dedi.

İlker Başbuğ: Özgür Özel FETÖ ile suçlanacak en son isimdir Haber

İlker Başbuğ: Özgür Özel FETÖ ile suçlanacak en son isimdir

İLKER BAŞBUĞ’DAN ÖZGÜR ÖZEL’E NET DESTEK: "FETÖ İLE SUÇLANACAK EN SON İSİMDİR" Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, son dönemde siyaset gündeminde yer alan tartışmalara ilişkin sosyal medya hesabı üzerinden dikkat çeken bir açıklamada bulundu. Başbuğ, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’e yönelik FETÖ iddialarına ve suçlamalarına sert bir dille karşı çıktı. Özgür Özel’i cezaevi yıllarından bu yana yakından tanıdığını vurgulayan İlker Başbuğ, paylaşımında şu ifadelere yer verdi: "Bugüne kadar sözleriyle, davranışlarıyla ve yaptıklarıyla kendisini açıkça ortaya koyan, Silivri’deki ilk günlerimden beri tanıdığım Sayın Özgür Özel, eğer Türkiye’de birileri FETÖ’cülükle suçlanacaksa akla gelebilecek en son isimlerden biridir." Başbuğ’un bu açıklaması, özellikle Ergenekon ve Balyoz süreçlerinde Silivri Cezaevi'nde yaşanan hak ihlallerine karşı o dönem aktif duruş sergileyen Özgür Özel’in geçmişteki çizgisini yeniden gündeme getirdi. Siyaset kulislerinde geniş yankı uyandıran bu destek mesajı, kısa sürede sosyal medyanın en çok konuşulan konuları arasına girdi. Bugüne kadar sözleriyle, davranışlarıyla ve yaptıklarıyla kendisini açıkça ortaya koyan, Silivri’deki ilk günlerimden beri tanıdığım Sayın Özgür Özel, eğer Türkiye’de birileri FETÖ’cülükle suçlanacaksa akla gelebilecek en son isimlerden biridir— İlker Başbuğ (@ilkerbasbugcom) June 1, 2026

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'ten Özgür Özel'e sert rest: "Biz siyasi eşkıyalığa asla izin vermeyiz!" Haber

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'ten Özgür Özel'e sert rest: "Biz siyasi eşkıyalığa asla izin vermeyiz!"

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Özgür Özel'e tepki göstererek, "Siyasi yetersizliklerini Türkiye Cumhuriyeti devletinin başına, Cumhurbaşkanımıza dönük bir siyasi tehdit, şantaj ve çirkin üslup kampanyasına çevirenlere bir adım bile attırmayız. Bu kadar net konuşuyorum. Çünkü kendi meselelerini çözemeyenler, kendi meseleleriyle ilgili olarak herhangi bir şekilde ortaya bir siyasi yetenek koyamayanların artık gelinen noktada sürekli olarak bizi hedef alması bizim karşısında, onların önüne koyacağımız şey en net ve en kesin hukuki ve siyasi mücadeledir" dedi. Adana’ya gelen AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, basın toplantısı düzenledi. "BÜYÜK DOĞU İDEALİ YAŞIYOR" Konuşmasının başında Necip Fazıl Kısakürek’i andığını söyleyen Çelik, "Türk edebiyatının müstesna ismi, Büyük Doğu idealinin mütefekkiri, şair Necip Fazıl'ın ölüm yıl dönümü. Bir kere daha kendisini rahmetle, saygıyla anıyoruz. Mekanı cennet olsun. Büyük Doğu ideali yaşıyor ve yaşamaya devam edecek" ifadelerini kullandı. "ÇATIŞMALAR YALAN SİYASETİNE DÖNÜŞMÜŞ DURUMDA" CHP ile alakalı verilen yargı kararlarına da değinen Çelik, "Son siyasi tartışmaları yakinen takip ediyoruz. Yargı kararının ortaya çıkmasından sonra CHP merkezli yürütülen tartışmaların birtakım ayrıntılarına değineceğim. Fakat öncelikle şunu söylemek isterim; CHP'lilerin, CHP'lilerle yürüttüğü bu tartışma, kendi içlerindeki bu çatışma, birilerinin sürekli olarak kasıtlı bir biçimde AK Parti üzerinden bu işi yürütmeye, değerlendirmeye çalıştığı bir yalan siyasetine dönüşmüş durumda. Özellikle Özgür Özel, kendi zaaflarını, kendi siyasi yetersizliklerini örtbas etme konusunda sürekli olarak Cumhurbaşkanımıza karşı saygısız ifadeler kullanan, haddini aşan bir siyasi üslubu takip ediyor. Ve maalesef orada toplanan bazı kişilerin de Cumhurbaşkanlığı makamına ve cumhurbaşkanımıza karşı son derece yanlış ifadeler kullandıklarını gördük" diye konuştu. "SİYASİ ZORBALIĞA VE SİYASİ EŞKIYALIĞA ASLA İZİN VERMEYİZ" Siyasi eleştiri ve protestoları saygıyla karşıladıklarını anlatan AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, daha sonra şunları söyledi: "Biz siyasi eleştiriyi saygıyla karşılarız, siyasi protestoyu saygıyla karşılarız. Siyasi eleştirinin ve siyasi protestonun demokrasimizin olgunluğu içerisinde çok önemli bir yeri vardır. Biz de siyasi eleştiriye her zaman kıymet veririz. Fakat siyasi eleştiriyi aşan siyasi hakaret, hedef gösterme ve siyasi tehdit anlamına gelen bütün ifadelerini sayın Özgür Özel'e ve orada bu ifadeleri kullanan bazı kişilere aynen iade ediyoruz. Aslında üstünde durmaya bile değmez. Fakat işte televizyonlardan verildiği için maalesef bu konuları gündemimize almamız gerekiyor. Bunların söylediği sözlerin herhangi biri cumhurbaşkanımızın yanına yaklaşamaz. Bu sözleri söyleyenler, bu sözleri sadece kendi isimlerinin yanına yazdırmış olurlar. Biz tabii ki siyasi protesto, siyasi eleştiri olsa, bunlar konusunda gayet saygıdeğer bir tutum takınıyoruz. Ama iş şantaj, tehdit, haddini aşan ifadeler kullanma, hakaret gibi konulara geldiği zaman çok net bir şekilde söylemek istiyorum siyasi zorbalığa ve siyasi eşkıyalığa asla izin vermeyiz." "CUMHURBAŞKANIMIZ BİZİM KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR" Özgür Özel ve ekibinin kullandığı ifadelerin haddini aştığını vurgulayan Ömer Çelik, "Bakın bu bir iki gündür kullanılan ifadeler tamamen haddini aşmıştır. Cumhurbaşkanımız bizim kırmızı çizgimizdir. Bu ifadeleri kullananlarla hukuk önünde ve meşru siyaset yoluyla en net ve en etkili mücadeleyi vereceğimizden hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Biz meselelerin sükunet içerisinde ve sağduyulu bir şekilde halledilmesinden yanayız. Türkiye'nin demokrasisi olgundur, Türkiye'nin rejimi, Türkiye'nin siyasi hayatı pek çok krizin içinden geçmiştir, bugünlere gelmiştir, bugünlere gelmenin neticesi olarak da yüce milletimizin büyük feraseti, yüce milletimizin büyük basireti, devlet hayatımızın binlerce yıllara dayanan tecrübesi sayesinde atlatılmayacak kriz yoktur. Ama bunun yerine siyasi yetersizliklerini Türkiye Cumhuriyeti devletinin başına, Cumhurbaşkanımıza dönük bir siyasi tehdit, şantaj ve çirkin üslup kampanyasına çevirenlere bir adım bile attırmayız. Bu kadar net konuşuyorum. Çünkü kendi meselelerini çözemeyenler, kendi meseleleriyle ilgili olarak herhangi bir şekilde ortaya bir siyasi yetenek koyamayanların artık gelinen noktada sürekli olarak bizi hedef alması bizim karşısında, onların önüne koyacağımız şey en net ve en kesin hukuki ve siyasi mücadeledir" dedi. "HUKUK ÖNÜNDE HESAPLAŞACAĞIZ" ‘Protesto ve eleştiri hakkını kullanan vatandaşlarımıza saygımız büyüktür’ diyen AK Parti Sözcüsü Çelik, "Hukuk önünde ve siyaset yoluyla bunlarla hesaplaşmaya, mücadele etmeye devam edeceğiz. Arzumuz sağduyunun, sükunetin, aklın, siyasi aklın, basiretin, ferasetin ve gerçeklerin konuşulduğu bir ortamın hakim olmasıdır. Tercih onlarındır. O protesto hakkını kullanan, eleştiri hakkını kullanan vatandaşlarımıza saygımız büyüktür. Protesto hakkını kullanmak, eleştiri hakkını kullanmak üzere orada bulunan Cumhuriyet Halk Partisi'ne gönül vermiş vatandaşlarımıza saygımız büyüktür. Fakat onların içerisine karışarak bu çirkin üslubu kullananlara, Cumhurbaşkanlığı makamına, partimize, arkadaşlarımıza dönük bu tehdit, şantaj ve hakaret üslubunu kullananlarla da hukuk önünde hesaplaşacağız" ifadelerini kullandı. "BİZ BU OLAYIN HERHANGİ BİR YERİNDE DEĞİLİZ" CHP hakkında verilen yargı kararlarının kendi iç siyasi çatışmalarının bir sonucu olduğunu anlatan Çelik, daha sonra şunları söyledi: "Bir sürü gündem bu işin içine karıştırılsa da CHP'lilerin CHP'lilerle iç çatışması, iç mücadelesi neticesinde ortaya çıkan birtakım iddiaları yargının araştırmasından ve sonuca bağlamasından ibarettir. Yargı kararı konusunun sonrasında ortaya çıkan tablo nasıl başladı? Hiçbir şekilde, hiçbir siyasi parti, AK Parti, Cumhur İttifakı ya da diğer muhalefet partileri bu olayın tarafı değillerdi. Halen de biz bu olayın herhangi bir yerinde değiliz. İlk iddialar Cumhuriyet Halk Partisi'nde milletvekilliği yapmış, belediye başkanlığı yapmış, Cumhuriyet Halk Partisi'nde yöneticilik yapmış ve halen Cumhuriyet Halk Partisi'nde aktif siyaset yapan kişiler tarafından gündeme getirildi. Özgür Özel yönetimindeki Cumhuriyet Halk Partisi'nin o zamanki yönetimi bunları ciddiyetle ele almak, değerlendirmek yerine başka bir yol tercih etti. Bu iddiaların üzerine yargı harekete geçti. Yargının bulduğu deliller, yargının yaptığı değerlendirmeler sonucunda bu tablo ortaya çıktı. Dolayısıyla ikide bir burada sanki bu konunun tarafı bizmişiz gibi bir gündem oluşturmaya çalışmak Özgür Özel yönetiminin baştan beri kendi, Özgür Özel ekibinin baştan beri kendi yetersizliklerini örtmek için kullandığı bir yöntemdir." "YARGI VESAYETİ VE YARGISAL AKTİVİZM ÜZERİNDE HASSASİYETLE DURDUK" Özgür Özel’in 'Siyaset yargı eliyle dizayn ediliyor' sözlerine de değinen Çelik, "Biz AK Parti kurulduğundan beri siyasetin yargı eliyle dizaynında iki kavram üzerinde hassasiyetle durduk. Bir tanesi yargı vesayeti, diğeri yargısal aktivizm. AK Parti'nin siyasi mücadelesinin ve Türkiye'nin en önemli demokrasi mücadelesinin AK Parti tarafından ortaya koyulan iradesi askeri vesayete karşı olmak kadar yargı vesayetine ve yargısal aktivizme de karşı olmaktır. O sebeple sivil siyasetin üstünlüğünü ve sivil siyasetin dokunulmazlığını her zaman en güçlü bir biçimde biz savunduk. Yargısal aktivizm ve yargı vesayeti ya da yargı faaliyeti yoluyla siyasetin dizayn edilmesi siyaset değildir, anti siyasettir. Dolayısıyla demokrasiye aykırıdır. Bunun mücadelesini biz verdik. Biz yargısal aktivizme ve yargısal vesayete karşı olduğumuz kadar siyasetin ekonomik yolsuzluk yoluyla, siyasi çökme yoluyla dizayn edilmesine de karşı çıktık. Aynı şekilde biz siyasetin ekonomik yolsuzluk kadar siyasi yolsuzluk, siyasi abrakadabralarla, siyasi kumpaslarla, siyasi birtakım numaralarla, siyasi birtakım oyunlarla dizayn edilmesine de karşı çıktık. Bugün yine Cumhuriyet Halk Partisi içinde geçmişten beri siyaset yapan isimler iddia ediyorlar ki Cumhuriyet Halk Partisi bu siyasi oyunlarla, bu siyasi kumpaslarla karşı karşıya kalmıştır. Birtakım deliller sunuyorlar ve bu delilleri de yargı inceliyor ve bir neticeye vardırıyor. Dolayısıyla tartışma Cumhuriyet Halk Partililerin, Cumhuriyet Halk Partililer hakkındaki iddialarıyla beraber ortaya çıkan bir şeydir" dedi. "YARGININ KENDİ İŞİNİ YAPMASINA KARIŞMAMAK ÇOK ÖNEMLİDİR" Yargının işine karışılmaması gerektiğini ifade eden AK Parti Sözcüsü Çelik, "Yargısal aktivizme, yargı vesayetine karşı çıkmak kadar, siyasetin yargı eliyle dizayn edilmesine karşı çıkmak kadar yargının kendi işini yapmasına karışmamak da çok önemlidir. Bu deliller neticesinde bir adım atılsa hemen bazı Cumhuriyet Halk Partililer çıkıyor, diyor ki 'Siyaset yargı eliyle dizayn edilmeye çalışılıyor'. Peki siyasetin, bunu söyleyenler gerçekten yargısal bir hassasiyet içinde mi konuşuyorlar? Zaman içerisinde gördük ki öyle değil. Siyasi bir hassasiyet içinde mi konuşuyorlar? Zaman içerisinde gördük ki öyle değil. Ortaya çıkan deliller, tartışmalar yine bunları birbirine söyleyen Cumhuriyet Halk Partililer. Ne çıktı ortaya? Hep beraber gördük ki aslında burada siyasetin üzerinde yine anti siyaset diyeceğimiz, demokrasinin güvenliğini tehdit eden başka birtakım siyasi faaliyetler, kumpaslar, birtakım oyunlar ortaya çıkmış. Peki bunları nereden öğreniyoruz biz? Cumhuriyet Halk Partisi'nde siyaset yapanların Cumhuriyet Halk Partisi'nde siyaset yapanlar hakkındaki iddiaları üzerinden öğreniyoruz" diye konuştu. "BUNLAR ANTİ SİYASETTİR, DEMOKRASİYE AYKIRIDIR" CHP’nin iddialarının anti siyaset olduğuna değinen Çelik, "Dolayısıyla yargısal aktivizm yoluyla geçmişte vesayet zamanlarında siyasetin dizayn edilmesi ne kadar yanlışsa siyasetin bu şekilde ekonomik yolsuzluk, siyasi yolsuzluk, siyasi oyunlarla dizayn edilmesi de o kadar yanlıştır. Bunlar anti siyasettir, demokrasiye aykırıdır. Demokrasinin güvenliği siyasetin güvenliğinden geçer. Siyasi partilerin yönetimlerinin özgür iradeyle oluşması. Her türlü vesayetten bağımsız ama her türlü siyasi kumpas, şantaj ve oyundan da bağımsız olarak tecelli etmesi demokrasinin sağlığı açısından çok önemlidir. Dolayısıyla her yargı kararına karşı siyaset yargı eliyle dizayn ediliyor demeleri aslında başka şeyleri örtbas etmekten başka bir şey değildir. Özgür Özel diyor ki, 'Bizim karşı karşıya olduğumuz tablo AK Parti yargı kolları tarafından yapılıyor.' Tabii bu son derece standardı düşük bir tanımlama, son derece düşük bir siyasi değerlendirme. Bunu çok sık kullandığı için bunu söylemek zorunda kalıyorum. Esasında biz siyasi partilerin bu şekilde birtakım tabirlerle yakıştırmalarla ele alınmasına karşıyızdır, bu konuda son derece hassasiyet gösteririz, büyük bir titizlik içerisinde hareket ederiz. Ama Özgür Özel ve ekibine şunu söylemek gerekir AK Parti'de siyasi yargı kolları yok, yargıdan sorumlu genel başkan yardımcılığı diye bir şey yok. Ama sizin döneminiz zamanında bütün Türkiye gördü ki yolsuzluktan sorumlu bir kolunuz var, yolsuzluktan sorumlu bir biriminiz var. Bütün bunlar önünüze geldiğinde siz bunlarla ilgili bir adım atmadınız. Atmadığınız gibi tam tersine himaye etmeye çalıştığınızı yine Cumhuriyet Halk Partililer söyledi" ifadelerini kullandı. "HERKES KENDİ EVİNİN BAHÇESİNİ TEMİZLEMELİDİR" AK Parti’nin meydanların partisi olduğunu ve sandık dışında bir iradenin peşinde koşmadığını söyleyen Ömer Çelik, "AK Parti yargı kolları diye tabirler uyduracağınıza sizin döneminizi kastederek söylüyorum, kendi partinizdeki yolsuzluk kollarına baksaydınız. Siyasi ve ekonomik yolsuzluk kollarıyla uğraşsaydınız. Onun için bizim herhangi bir şekilde siyaset meydanı ve sandık dışında bir iradenin peşinde koştuğunu söylemek, koştuğumuzun söylenmesi dünyanın en büyük yalanıdır. Biz meydanların partisiyiz. Biz sandığın partisiyiz. Biz önümüze vesayetin en karanlık günlerinde en ağır vesayet araçlarıyla çıkıldığında bile sandıktan millet iradesinden başka bir şey düşünmedik. Cumhurbaşkanımız bilinen ve bilinmeyen bir sürü siyasi tehditle ve siyasi suikastla karşı karşıya kaldığında Ankara kapkaranlık bir iklime büründüğünde cumhurbaşkanımızın yaptığı şey Anadolu'ya çıkmak ve millet iradesiyle buluşmak oldu. Her zaman bu böyle oldu. AK Parti'ye en son yakıştırılacak şey sizin bu söylediğiniz sözlerdir. Ama biz siyasi vesayetin, yargı vesayetinin en karanlık günlerinde tehdit edilirken siz bu tehditlerin arkasında durdunuz. Kapatma davalarının, modern ve postmodern darbelerin arkasında durmuş bir siyasi geçmişten geliyorsunuz. Cumhurbaşkanımız millet iradesiyle buluşurken siz Ankara'nın labirentlerinde ve koridorlarında birtakım kumpaslar peşinde koşan bir siyasi gelenekten geliyorsunuz. Onun için bu durumu netleştirelim. Meydanların partisi biziz, sandığın partisi biziz. Siz kendinize neyi yakıştırıyorsanız onu bize söylemekten vazgeçmelisiniz. Dolayısıyla önünüze, beğendiğiniz, beğenmediğiniz her yargı kararına yargının siyaset eliyle, siyasetin yargı eliyle dizayn edilmesi gibisinden bir tabirle yaklaşmanızın hiçbir manası yok, hiçbir geçerliliği yok. Bu konuda bir hassasiyetiniz varsa önce herkes kendi evinin bahçesini temizlemelidir" dedi. "GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK TOPLUMUMUZUN ORTAK DEĞERİDİR" Atatürk istismarcılığı yapıldığını da söyleyen Çelik, "Dedik ki 'Siz çıkın bunlara kefil mi kefil, kefil misiniz değil misiniz tek tek bunlardan bahsedin' dedik. Özgür Özel şimdiye kadar bu konuda sessiz kaldı. İlk defa 2 gün önce net bir şekilde kefil olduğunu, 'Bu ismi geçenlerin hepsi benim evladım, onlar masumdur' dedi. Bakın bu particilik değildir. Bu kabileciliktir. Bir partinin, bir kurumun, bir yapının tümüyle masum ilan edilmesi, içinde bu iddialar varken dönelim araştıralım, bunlara bir bakalım gereğini yapalım, varsa bir sıkıntı demek yerine bu tip yollara tevessül edilmesi, kuşkusuz ki bir kabilecilik mantığından başka bir şey değil. Siz kendinizi dokunulmaz, her türlü vesayetin peşinde yıllarınızı geçirdikten sonra halen bu konuda görebilirsiniz. Şimdi de mesela size bir soru soruluyor, bu soruya düzgün bir cevap vermek yerine tutuyorsunuz Atatürk istismarcılığına soyunuyorsunuz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk cumhuriyetimizin kurucusudur, ilk cumhurbaşkanımızdır ve toplumumuzun ortak değeridir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ve arkadaşlarının verdiği büyük mücadele, İstiklal Mücadelesi'nin sonunda cumhuriyetimizi elde ettik. Tarih içerisindeki büyük yürüyüşümüzün bu son hamlesinde de çok partili hayata geçerek demokrasimizi inşa ettik. Ama siz ne zaman siyasetin üstüne gölge düşse ve düşürseniz, ne zaman demokrasinin üstüne gölge düşse ve düşürseniz sürekli olarak Atatürk istismarı yapıyorsunuz. Dolayısıyla burada bari bu bütün bu siyasi kumpası, siyasi yanlışları örtmek için bunlarla Atatürk'ü yan yana getirmeyin, bu hassasiyeti gözetin" diye konuştu. "KENDİ GENEL MERKEZİNİZE ZARAR VERİYORSUNUZ" CHP’nin iç durumunun Ortadoğu’dan ‘Fersah fersah’ karışık olduğuna da değinen AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, daha sonra şunları söyledi: "2-3 yıl evvel partimizin bir toplantısında bir kongremizde konuşurken CHP'nin içi Orta Doğu'dan daha karışık demiştim. Bunu söyleyeli 2-3 yıl oldu. CHP'nin içinin Orta Doğu'dan daha karışık olduğunu söyleyeli. Ben bunu söyledikten sonra esasında şimdi geriye dönüp bakıyorum bu 2-3 yıllık sürece, Orta Doğu'ya haksızlık etmişim. CHP'nin içi Orta Doğu'yi fersah fersah geride bırakacak kadar karışık. Bu karışıklığı bizim üzerimizden netleştirmeye, bizim üzerimizden temize çekmeye kalkmayın. Bütün bu iş ve işlemler sizin ve ekibinizin yönetimi zamanında oldu. Yani sadece isim vermek istemiyorum, bir ildeki siyasi yolsuzluk, başka bir ildeki ortaya çıkan sapkınlıklar bütün bunlarla, sadece bu ikisini temizlemek üzere uğraşsanız başka bir şeyle uğraşmaya mesainiz kalmaz. Fakat sürekli olarak bu örtbas etme faaliyeti içerisine giriyorsunuz, bu da sizin bileceğiniz iş ama bunu bizim üzerimizden yaptırtmayız size. Miting meydanında gazeteci yumrukluyorsunuz. Kendi genel merkezinize zarar veriyorsunuz. Ondan sonra da demokrasiden bahsediyorsunuz. Türkiye'de demokrasi mücadelesinin lideri cumhurbaşkanımızdır. Türkiye'de demokrasi meydanlarının en büyük aktörü AK Parti ve Cumhur İttifakıdır. Dolayısıyla esas mesele bu siyasi zihniyet tüzüğünün değişmesidir. Parti tüzüklerinin, yazılı olan parti tüzüklerinden daha önemli olan şey zihniyet tüzüğüdür. Buradaki zihniyet tüzüğü biraz evvel bahsettiğim gibi tamamen demokrasi karşıtlığı, tamamen siyaset karşıtlığı ve anti siyaset üzerine kurulu bir tablodur." "NE İŞİNİZ VAR TOMA’NIN ÜZERİNDE" Özgür Özel’in TOMA üzerine çıkıp konuşmasına da vurgu yapan Çelik, "Biliyorsunuz daha önce kitapçıları birbirinden ayırdılar, bizden olan, olmayan kitapçılar diye. Kahve dükkanlarını ayırdılar, bizden olan, olmayanlar diye. Yani kitabın ve kahvenin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gitme hakkı olsa bunların hepsini mahkum ettirir. Sokağı bu şekilde bölmeye çalıştılar, vatandaşlarımızın bir kısmını karşı karşıya getirdiler. Siyaset sanatının bu ustalığından yoksun olanlar kaostan beslenmeye çalışıyorlar. Sisteme oksijen pompalamak yerine karbondioksit pompalıyorlar. Özgür Özel ve ekibinin bütün görev yaptığı süre içerisinde demokrasiye herhangi bir şekilde demokrasinin oksijenini artıran bir faaliyeti görülmedi. Bir siyasetçinin ustalığı sağduyulu çözüm üretme kapasitesiyle ölçülür. Bir siyasetçinin konuşacağı yer ya kürsüdür ya da parti otobüsüdür. Ne işiniz var TOMA'nın üzerinde. Oradaki polis kardeşlerimiz gelmişler, oradaki bütün vatandaşlarımızın ve sizlerin güvenliğini sağlamak için bulunuyorlar. Oradaki polise ait bütün cihazlar, bütün araçlar vatandaşlarımızın güvenliğini sağlamak için bulunuyor. Kanunun, mahkeme kararını yerine getirmeye çalışıyorlar" diye konuştu. "GAZZE'DE SOYKIRIM DEVAM EDİYOR" Türkiye’nin ABD-İsrail ve İran Savaşı’nda arabuculuk yapmasının önemine de değinen AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Cumhurbaşkanımız ve Türkiye, burada sağlanacak barış konusunda kilit aktördür. Biliyorsunuz şu anda Hürmüz Boğazı'nın durumu, nükleer konu ve aynı zamanda da bölgesel birtakım aktiviteler, bölgesel barışın sağlanması temelinde birkaç tane temel tartışma yürüyor. Geçen gün bölge liderlerinin katılımıyla, Başkan Trump'ın da katıldığı bu konunun müzakere edildiği telekonferansta Cumhurbaşkanımız herkesin üzerinde mutabık olduğu bir çözüm çerçevesini çok net bir şekilde koydu. Gerek Hürmüz meselesinden gerek nükleer meseleden gerek bölgesel barış konusuna kadar bütün kardeş ülkelerin Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu bu siyasi iradeye destek vermesi son derece memnuniyet vericidir. Neredeyse her uluslararası zeminde Cumhurbaşkanımızın ilk gündem maddesi dünya bunu unutmaya çalışsa, dünya bunu geri plana itmeye çalışsa da Gazze'dir. Gazze'de soykırım devam ediyor. İsrail aynısını Batı Şeria'ya da yapmaya çalışıyor. Sumud filosuna, Sumud filosunun asil üyelerine yapılan o zulümleri de gördük. Dolayısıyla Cumhurbaşkanımızın diplomasi trafiğinin başında Gazze olmaya devam ediyor" dedi. "BİLGİ ÜNİVERSİTESİ FAALİYETLERİNE DEVAM EDECEK" Bilgi Üniversitesi’nin önce kapatılıp ardından da yeniden açılmasına değinen Çelik, daha sonra şunları söyledi: "Bilgi Üniversitesi faaliyetlerine devam edecek. Biliyorsunuz 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun ek 11. maddesinin 3. fıkrası; 'Kurucu vakıflarına kayyum atanan vakıf yükseköğretim kurumlarının faaliyet izni Cumhurbaşkanlığı kararıyla kaldırılır' diyor. Yani bu kaldırma kararı esasında kanunun emrettiği bir, kanunun başka türlü davranmaya cevaz vermediği bir karar. Daha sonra kamu yararı, Yükseköğretim Kurulu'nun raporları ve diğer değerlendirmeler Cumhurbaşkanımıza arz edilmiştir. Cumhurbaşkanımız da bu üniversitenin faaliyetlerine devam etmesi konusundaki takdir yetkilerini kullanmışlardır. Böylece Bilgi Üniversitesi faaliyetlerine devam edecek. Cumhurbaşkanımız burada hem kamu yararını hem akademik hayatı hem Bilgi Üniversitesi'ndeki akademisyenleri, öğrencileri düşünerek bu takdir yetkisini kullanmıştır. Akademik hayatımıza, değerli öğretim üyelerine ve sevgili öğrencilerimize hayırlı olsun." "TORBA KANUNU DEĞERLENDİRMESİ DEVAM EDİYOR" Öte yandan, Ömer Çelik, taslak torba kanunu hakkında çıkan dedikodulara ilişkinde, "Bu adı üstünde taslak, taslaklar yapılırken bunlar zaten önceki kanunlara ya da ilişkili kanunlara atıfla yapılan şeyler oluyor, düzenlemeler oluyor. Daha sonrasında siyasi irade buna son şeklini veriyor. Dolayısıyla şunu söylemek isterim; zaten bir değerlendirme süreci devam ediyordu. Özellikle de buna dijital materyallerin de katılması gerekiyor. Dijital materyalin katılması dahil, bu torba kanundaki yaklaşıma bir sürecin, değerlendirme sürecinin devam ettiğini ifade edebilirim. Vatandaşlarımızın, düşünürlerimizin, kanaat önderlerimizin hepsinin sesini duyduk. Değerlendirme süreci devam ediyor ama hepsinin sesini duyduğumuzu, değerlendirmelerini aldığımızı ifade etmek isterim" dedi.

"Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel beraber çalışacak": CHP'deki kriz sonrası ilk sert açıklama Haber

"Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel beraber çalışacak": CHP'deki kriz sonrası ilk sert açıklama

Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Başkanlığı binasında açıklama yapan Gürsel Tekin, "Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel beraber çalışacaklar ve Türkiye’nin beklediği tablo buydu. Sabah geldiğimizde gerçekten içim acıdı. Kapılarımızı kırmışlar. Eski genel başkanımızın resimlerini kırmışlar. Cumhuriyet Halk Partisi’nin adliye koridorlarında tartışılmaması için çok çaba sarf ettik" dedi. Tekin kendisine sorulan soru üzerine "Ne Kılıçdaroğlu ile görüştüm ne Özgür Özel ile. İnşallah yarın Genel Başkanımız görevine devam edecek ve Türkiye’nin gerçek gündemine döneceğiz" yanıtlarını verdi. "BİZİM İÇİN SÖZ KONUSU OLAN CUMHURİYET HALK PARTİSİ" Gürsel Tekin, Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Başkanlığı binasında açıklamalarda bulundu. Tekin, "Benim için önemli bir okuldur Cumhuriyet Halk Partisi. Kendimizi ifade edemedik 18 aydır. Hakaretler, küfürler inanılır gibi değil. Hiçbir Cumhuriyet Halk Partili, o gelenekten gelen insanların bize en ufak bir eleştirileri yok. Ne olduğu belli olmayan, çeşitli dönemlerde Cumhuriyet Halk Partisi’ne dahil olmuş aktörlerin hakaretleri küfürleri. Bu aciz insanların yapacağı işler. Geldiğimiz günden itibaren de söyledik, hiçbir yetkimizi kullanmayacağız. Üstte eski genel başkanımızın çalışma ofisi var, onun dışında bütün yöneticilerimizin oturacağı, toplantılarını yapacağı bütün imkanları, olanakları seferber ettim. Bizim için söz konusu olan Cumhuriyet Halk Partisi" dedi. "KILIÇDAROĞLU İLE ÖZGÜR ÖZEL BERABER ÇALIŞACAKLAR VE TÜRKİYE’NİN BEKLEDİĞİ TABLO BUYDU" Tekin konuşmasının devamında "Bugün Özgür Özel Grup Başkanvekili olarak seçildi. Kendisine başarılar diliyorum. Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel beraber çalışacaklar ve Türkiye’nin beklediği tablo buydu. Sabah geldiğimizde gerçekten içim acıdı. Bu bir milli servettir. Her kuruş, devletin bize tahsis ettiği kuruşlardır. Masaların kırılması, mutfağın dağıtılması, benim çalışma ofisimdeki evrakların alınması. Bizim çalışma ofisimizdeki evrakların size bir faydası olmaz. Orada dert var, gözyaşı var, insanların işsizliği var, başka bir şey yok. Kapılarımızı kırmışlar. Sayın eski genel başkanımızın resimlerini kırmışlar. Öfkemize hakim olmak için elimizden gelen çabayı sarf ettik. Ağzımızdan bugüne kadar partililerimiz ile ilgili kötü bir cümle çıkmadı. Biz farkındaydık, günün sonunda hak yerini bulacak. Söz konusu olan Cumhuriyet Halk Partisi. Cumhuriyet Halk Partisi’nin adliye koridorlarında tartışılmaması için çok çaba sarf ettik" ifadelerini kullandı. "CİDDİ BİR MADDİ KAYIP VAR" Gürsel Tekin, "Bundan sonra inşallah Cumhuriyet Halk Partisi ve adliye koridoru arasında en ufak bir sorun olmayacaktır. Büyük olasılıkla önümüzdeki günlerde Ankara’da da bu sorunlar çözüldükten sonra biz de huzurla görevimizi yapmış olacağız. Biraz sonra odalarımızdaki tahribatı sizlerle paylaşmak istiyoruz. Kameralar kapatılmış. Bu kamera kapatma hikayesi de insanın içini acıtan bir meseledir. Ciddi bir maddi kayıp var. Bu Cumhuriyet Halk Partisi’nin mal varlığıdır. Bu konuda gereken başvuruları yaptık. Bu aymazlığı kimler yapmışsa cezasını çekmesi konusunda sonuna kadar takipçisi olacağız" şeklinde konuştu. "İNŞALLAH YARIN GENEL BAŞKANIMIZ GÖREVİNE DEVAM EDECEK VE TÜRKİYE’NİN GERÇEK GÜNDEMİNE DÖNECEĞİZ" Tekin kendisine yöneltilen soru üzerine, "Ne Kılıçdaroğlu ile görüştüm ne Özgür Özel ile. İnşallah yarın Genel Başkanımız görevine devam edecek ve Türkiye’nin gerçek gündemine döneceğiz" dedi. CHP'den ihraç edilmesine ilişkin soru hakkında ise Gürsel Tekin, "Butlan şu demektir, bugüne kadar uygulamaların tamamı geçersiz demektir. Kılıçdaroğlu’nun gelişi ile bizim üyeliklerimiz fiilen devam ediyor" ifadelerini kullandı. Gürsel Tekin devamında, "Kimsenin kafası karışmasın, bizim görevimiz devam ediyor. Ne zamana kadar? Ne zaman yeni yönetim yani Kılıçdaroğlu ve MYK yeni bir karar alır ve il ve ilçeler konusunda bir tasarruf kullanırsa o tarihe kadar bizim görevimiz devam ediyor" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.