SON DAKİKA
Hava Durumu

#Siyaset

Söz Bursa - Siyaset haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Siyaset haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İYİ Parti ve CHP zirvesi: Emekliden gence, demokrasiden yargıya tüm sorunlar masada Haber

İYİ Parti ve CHP zirvesi: Emekliden gence, demokrasiden yargıya tüm sorunlar masada

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İYİ Parti'nin 4. Olağan Kurultayı'nda yeniden genel başkanlığa seçilen Müsavat Dervişoğlu'nu ziyaret etti. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İYİ Parti 4. Olağan Kurultayı'nda yeniden genel başkanlığa seçilen Müsavat Dervişoğlu'nu ziyaret etti. İYİ Parti Genel Merkezi'nde gerçekleştirilen görüşme yaklaşık 1 saat sürdü. İki genel başkan, görüşmenin ardından ortak basın açıklamasında bulundu. Müsavat Dervişoğlu, görüşmede ele alınması gereken bütün konuları değerlendirdiklerini ifade ederek, "Bunların içerisinde Cumhuriyet Halk Partisi'ne yönelik yargılamalarla alakalı yaşananlar da dahil olmak üzere kapsamlı bir görüş alışverişinde bulunduk. Emeklilerin meselelerini ele aldık. Gençlerin sorunlarını ele aldık. Demokrasimizin karşı karşıya bulunduğu problemlerle ilgili olarak da fikirlerimizi paylaştık. Bununla birlikte Türkiye'de yaşanan süreçle ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kurulmuş komisyon, o komisyonun raporu üzerindeki çalışmalar, bu zamana kadar yapılmış olanlara dair de düşüncelerimizi ifade ettik. Daha önce de defalarca belirttiğim gibi çözüm süreci adı verilen ihanet projesinin amacı Cumhuriyetimizin temel niteliklerini tartışmaya açmaktır. Bunu yeniden ifade ettim. Bunu başarmak için ise önce kelimeleri ve imajları değiştirmeye çalıştıklarını dile getirdim" diye konuştu. CHP Genel Başkanı Özel ise geçen hafta gerçekleştirilen kurultayda yeniden genel başkan seçilen Dervişoğlu'nu kutlayarak, "Bugün ben buraya yaptığımız ziyarette bir siyasi partinin genel başkanına hayırlısı olsun ziyaretine gitmenin ötesinde, bir ağabey ve kardeş hukuku içinde olduğumuz ve iyi günümüzde, kötü günümüzde birbirimizin yanında olduğumuz bir büyüğüme, sabahleyin gelip bir kahvesini içme noktasındaki bir sıcaklığı hissederek geldim ve görüşmemiz de o çerçevede gerçekleşti. Son bir yılda Cumhuriyet Halk Partisi çok zor günlerden geçti. Acı günlerimiz oldu, kayıplarımız oldu. En kötü günümüzde hem insani olarak kardeşlerimizi, evlatlarımızı kaybettiğimiz günlerde İYİ Parti'nin tüm kadrolarını ve genel başkanını telefonun ucunda ilk arayan, yanımıza ilk koşan, acımızı ilk paylaşanlar arasında gördük" dedi. İki lider açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. "SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLARAK TANIMLANAN KİŞİNİN ETRAFINDA 15 TANE DEVLET KORUMASININ İŞİ NEDİR?" Özel, ‘Aziz İhsan Aktaş' davasının duruşmasında yaşananların sorulması üzerine ilk yargılamaların başladığına dikkati çekerek, "Dün fiziken netleşti. Milletin kapısından milletin seçtiği belediye başkanları ve milletin son seçimde birinci parti yaptığı CHP'nin genel başkanı giriyor. Diğer kapıdan ise Tayyip Bey'in atadıkları giriyor. Bu iftiraları iddianameye bile koyamayanlar ile onun itirafçısı aynı kapıdan girip çıkıyorlar. Kapılar net. Dün İYİ Parti'nin, Gelecek Partisi'nin, DEVA Partisi'nin ve çeşitli siyasi partilerin milletvekilleri ve temsilcileri bizle aynı kapıdan gelip adalet arayışında ve haysiyet suikastına karşı direnişte aynı yerlerde oturdular. Selamlaştık, genel başkanlarımızın selamını aldık. Aziz İhsan Aktaş da ‘Erdoğanların kapısından' girdi. Sayın Erdoğan'ın atadıklarının kapısından girdiler. Aynı yerde oturdular, o kapıdan çıktılar gittiler. Benim oraya gittiğim araba partime ait. Aziz İhsan Aktaş'ın oraya geldiği arabanın kime ait olduğunu hepimiz biliyoruz. Ve Aziz İhsan Aktaş'ın etrafında ana muhalefet partisini koruyan, ana muhalefet partisinin genel başkanına devletin verdiği korumalardan çok koruma vermişler, Aziz İhsan Aktaş'ı koruyorlar. Kimi kimden koruyorsunuz? Kimi hangi kapıdan sokuyorsunuz? 770 yılla yargılanan ve iddianamede ‘suç örgütü lideri' olarak tanımlanan kişinin etrafında 15 tane devlet korumasının işi nedir? Bu kişinin hakim-savcı kapısından girmesinin gerekçesi nedir? Gerekçe şu; biz Erdoğan'ın kendine hasım gördüğü tarafız. Onu iktidardan edeceğiz diye bizi düşman bildi, bize saldırıyor. Kendisine dost gördükleri o kapıdan giriyor" cevabını verdi. "DENGESİZLİĞİN GİDERİLMESİ LAZIM" Aynı soruya cevap veren Dervişoğlu ise 770 yılla yargılanan Aziz İhsan Aktaş'ın devlet korumasında mahkeme salonuna getirilmesinin kabul edilemez olduğunu dile getirerek, "Burada bir dengesizlik vardır. Dolayısıyla o dengesizliğin giderilmesi gerekmektedir. Herkesi her şekilde itham etme geleneğinden gelen bir anlayışla da karşı karşıyayız. Silivri'de yapılan yargılamaların tamamını takip ediyoruz. Orada yapılan yargılamalar, soruşturmalar hukuk üzerinden bir değerlendirme yapma imkanı da sunuyor. En başından beri söylüyorum, bu soruşturmalar, kovuşturmalar ve yargılamalar, hukuki olmanın çok ötesinde siyasi bir iş hissiyatı oluşturuyor. Toplumun da genel kanaati bu. Ayrıca bu mahkemelerin, özel mahkemelermiş gibi bir yerden bir yere taşınması ya da yeni yapılacak yargılamalar için yeni salonların inşası sanki bir olağan dışı dönemde bütün bunların yapıldığına dair bir kanaat oluşturuyor. Hukuk devleti ve demokrasi açısından bunlar çok kabul edilebilir durum değildir" ifadelerini kullandı. "İSTANBUL SEÇİMİNİ YENİLEYELİM, İDDİA EDİYORUM 1,5 MİLYON FARKLA O SEÇİMİ KAZANACAĞIZ" Erken seçimin bir çare olup olmayacağının sorulması üzerine Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kabul etmesi durumunda İstanbul seçimlerinin tekrarlanmasını kabul edebileceğini kaydederek, "Cesareti varsa kararı İstanbullular versin. Eğer Erdoğan'a inanıyorlarsa, Ekrem Başkan'ın suçlu olduğuna inanıyorlarsa Erdoğan'ın göstereceği adaya oy verirler. Ben o gün siyaseti bırakacağım. Mart ayının 29'unda, pazar günü yapılacak bir İstanbul yerel seçiminde adayım Ekrem İmamoğlu'dur. İstanbullular iki sene öncesine göre farklı düşünüyorlarsa, Ekrem Başkan'ı seçmezlerse ben siyaseti bırakıyorum. Ekrem Başkan siyaseti bırakıyor. Buyursunlar oynasınlar. İddia ediyorum ki 1 milyon değil, 1,5 milyon farkla o seçimi kazanacağız. Gelsinler, o seçimi yenileyelim. Bir tek şartım var. Eğer İstanbul seçimini biz kazanırsak yakamızdan düşecekler. Hemen getirecekler erken seçim sandığını. Türkiye'de yönetimi devralmaya hazırız" değerlendirmesinde bulundu. "HÜKÜMETİ, TBMM'DE YETERLİ ÇOĞUNLUK OLMAMASI MÜNASEBETİYLE ERKEN SEÇİM YAPMAYA ZORLAYAMIYORUZ" İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ise aynı soruya şu cevabı verdi: "Siyaset bir iddia işidir. Hükümeti TBMM'de yeterli çoğunluk olmaması münasebetiyle erken seçim yapmaya zorlayamıyoruz. 360 kişilik bir nitelikli çoğunluğa ihtiyaç var. Bu çoğunluğun elimizde olmaması, iktidara erken seçim demeden seçim yapılmasını mümkün kılmıyor. O sebeple CHP'nin değerli genel başkanı bir iddia ortaya koyuyor. Hukuken de yapabileceği bir işe işaret ediyor ve belediye başkanlarını ve belediye meclis üyelerini eş zamanlı olarak istifa ettirelim. Madem ki erken genel seçim yapamıyoruz, üzerinde spekülasyon olan İstanbul meselesini çözelim diyor. 770 yıldan yargılanan bir adam devlet korumasıyla gelirken, başta Ekrem İmamoğlu olmak üzere belediye başkanları tutuklu yargılanmaya devam ediyor. Dolayısıyla bu haksızlığın da giderilmesini temin edebilmeyi mümkün kılalım ve seçimin işaret fişeğini İstanbul'dan atalım diyorlar. Bu siyasi bir iddiadır, karşılık bulup bulmayacağı da tartışma konusudur ama netice itibarıyla bir yöntemdir."

2026 yılı Milli Güvenlik yol haritası çizildi: MGK’dan "Terörsüz Türkiye" vurgusu! Haber

2026 yılı Milli Güvenlik yol haritası çizildi: MGK’dan "Terörsüz Türkiye" vurgusu!

MGK, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde toplandı. Yaklaşık olarak 3 saat süren toplantının sonrasında İletişim Başkanlığı tarafından 9 maddelik bildiri yayımlandı. Bildiride, MGK gündeminde 2025 yılında gerçekleşen ve milli güvenlik bakımından önem arz eden siyasi, askeri, iktisadi ve içtimai hadiselerin değerlendi açıklandı. 2026 yılında karşılaşılabilecek muhtemel gelişmelerinde ele alındığı belirtilerek bu kapsamda icra edilecek çalışmalar ve alınacak tedbirlerin müzakere edildiği duyuruldu. PKK/KCK-PYD/YPG, FETÖ ve DEAŞ terör örgütleri başta olmak üzere milli birlik ve beraberlik ile Türkiye’nin bekasına yönelik her türlü tehdit ve tehlikeye karşı yurt içinde ve yurt dışında azim, kararlılık ve başarıyla yürütülen faaliyetler ile son dönemde meydana gelen uluslararası gelişmeler hakkında Kurula bilgi sunuldu. Kurulda "Terörsüz Türkiye" hedefi istikametinde gelinen aşamanın ele alındığı açıklanarak; "Ülkemizin ve bölgemizin güvenlik, istikrar ve refahını tahkim etmeye matuf adımlara kararlılıkla devam edileceği vurgulanmıştır" denildi. Suriye’nin egemenliğini, toprak bütünlüğünü, üniter yapısını ve siyasi birliğini sağlama gayretlerine verilen güçlü destek ile Suriye halkının huzur, güvenlik ve refahının arttırılması için sergilenen çabaların sürdürüleceği kaydedildi. Gazze’deki son durum ve ateşkesin geleceğinin değerlendirildiği açıklanarak, "Gazze meselesinin çözüme kavuşturulması için tesis edilen uluslararası yapıların kurucu üyelerinden olan Türkiye’nin, kapsamlı insani yardımların bölgeye ulaştırılması çalışmalarını sürdüreceği vurgulanarak, Gazze’nin yeniden ayağa kaldırılması ve kalıcı barışın tesisi için ortaklarıyla beraber her türlü mesuliyeti üstlenmeye hazır olduğu teyit edildi" ifadeleri kullanıldı. Yayımlanan bildiride MGK gündeminde Somali’deki gelişmelerinde değerlendirildiği belirtilerek , "Somali Federal Cumhuriyeti’nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik desteğimizin altı çizilmiş; Türkiye’nin, Somali halkının terör örgütlerine karşı verdiği mücadelede kardeşlik hukukunun gereğini yerine getirmeye devam edeceği ifade edilmiştir" denildi. MGK gündeminde İran merkezli güncel gelişmelerin etraflıca ele alındığı açıklanan bildiride "Komşumuz İran’ın istikrarının ve huzurunun, bölgemizin güvenliği bakımından büyük önem arz ettiğine dikkat çekilmiştir" denildi. Rusya- Ukrayna Savaşı’nın da konuşulduğu Kurulda, savaşın yansımalarının Karadeniz’de muhafaza edilmeye çalışılan istikrarı zedelememesi için tüm tarafların sorumlulukla hareket etmesi gerektiği bir kez daha hatırlatıldı. Türkiye’nin, bölgesel ve küresel riskleri tedricen arttıran savaşın sona erdirilmesine ve kalıcı barışın ivedilikle tesis edilmesine yönelik gayretlerini sürdüreceği belirtilen açıklamada son madde olarak şu ifadeler yer aldı: "Türkiye’nin, yakın çevresinden Asya, Afrika ve Avrupa’ya uzanan geniş bir coğrafyadaki muhtelif çatışma ve kriz bölgelerinde barışın muhafazası ve istikrarın tesisi maksadıyla icra ettiği çok boyutlu faaliyetlerine 2026 yılında da kararlılıkla devam edeceği kaydedilmiştir."

Özel ve Arıkan’dan ortak mesaj: Vatandaş erken seçimde ısrarcı Haber

Özel ve Arıkan’dan ortak mesaj: Vatandaş erken seçimde ısrarcı

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı (CHP) Özgür Özel'i genel merkezinde ziyaret etti. CHP Genel Başkanı Özel, Saadet Partisi Lideri Mahmut Arıkan ve beraberindeki heyeti kabul etti. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi'nde gerçekleştirilen görüşmenin ardından konuşan Özel, "Özellikle 19 Mart'tan bugüne kadar partimiz çok zor günler geçirdi. Tüm yaşadığımız zorluklarda ve acılarda ki kayıplarımız oldu, ilk telefonu açan, ilk ziyaretimize gelen ve her zaman dayanışma gösteren Mahmut Arıkan'a ve 81 ilde Cumhuriyet Halk Partisi örgütleriyle tam bir dayanışma halinde, bir kardeşlik hukukuna bağlı olarak siyaset yapan tüm Saadet Partisi teşkilatına ben de çok teşekkür ediyorum. Bundan sonra Türkiye'de çok daha güzel günlerde, umut dolu günlerde hep birlikte olmayı, birlikte siyaset yapmayı, birlikte çalışmayı ümit ediyoruz" dedi. "BAHÇELİ, EN DİPTEYKEN ÜLKEYİ ERKEN SEÇİME GÖTÜRDÜ" Açıklamanın ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Genel Başkan Özel, MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin erken seçim ve emekli aylıklarına ilişkin kendisine yönelik açıklamalarını şöyle değerlendirdi: "Bahçeli, erken seçime kapıyı kapattı. Bahçeli, erken seçime kapıyı açtığında Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarını başlatmıştı. Kendisi bir üçlü koalisyondaydı ve çok zorlukları olan bir koalisyondu. Deprem geçmişti ve büyük bir ekonomik kriz, çok katı önlemlerle aşılmaya çalışılıyordu. Hükümetinin en zor olduğu dönemde ve ondan sonra yaşanacak her gün biraz daha ekonomik tedbirlerin sonuç vermeye başlayacağı, vatandaşın rahat edeceği ve hükümete tepkinin azalacağı bir süreçte en dipteyken, ülkeyi erken seçime götürdü. Adalet ve Kalkınma Partisi kendilerinin dahi hayal edemeyeceği bir sonuç alarak, iktidarı oluşturan 3 partinin de baraj altı kalmasıyla, Türkiye'nin en köklü partilerinin baraj altı kalmasıyla, sadece 2 partinin barajı geçebildiği noktada, kuruluşunun üzerinden 13-14 ay geçtikten sonra tek başına iktidarı yakaladı. O gün, Bahçeli'nin bıraktığı gün en düşük emekli maaşı 8 çeyrek altındı, bugün 2 çeyrek altın. Aradaki 6 çeyrek altın Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarlarının eseri olarak emeklinin cebinden uçup gitti. Bir emekli değil, her emekli; bir çeyrek altın değil, 6 çeyrek altın; bir kere değil, her ay kaybediyorlar. Bu süreci Bahçeli'nin erken seçim çağrısı başlattı." Özel, "Şimdi Bahçeli, milletin bu iktidardan en rahatsız olduğu, ekonomik krizin en yüksek noktada olduğu, milletin şikayetlerinin en fazla olduğu, yoksulluğun, işsizliğin, güvencesizliğin dayanılamaz bir noktaya geldiği yerde bu sefer erken seçime kapıyı kapatıyor. Erken seçime bugün kapıyı aralasa emekli kurtulacak, asgari ücretli kurtulacak, çiftçi kurtulacak, esnaf kurtulacak, memur kurtulacak. Ama kendisi iktidardayken en avantajlı zamanda AK Parti'ye erken seçim kapısını aralayan AK Parti için en dezavantajlı noktada erken seçime kapıyı kapatıyor. O zaman ne diyelim? Bahçeli, biz bildiğiniz gibiyiz. Biraz daha ustalaştık taşı kırmakta, dostu düşmanı birbirinden ayırmakta" dedi. "KLASİK ANAYASAYA AYKIRILIK BAŞVURULARINDAN FARKLI" Emeklilerin çoğunluğunun en düşük emekli maaşını alacak olması ve Anayasa Mahkemesi'ne başvuru hakkındaki soruyu cevaplayan Özel, "Anayasa Mahkemesi ile ilgili arkadaşlarımız çalışıyorlar. Tabii normal şartlarda yapılan düzenlemenin iptali, bin liralık zammın iptali noktasına gelebilir. Ama biz Anayasa Mahkemesi'ne çalışmamızı, anayasanın insanca yaşam hakkı, barınma hakkı başta olmak üzere, emeklilerin bu maaşla mahrum oldukları temel insan haklarından dolayı Anayasa Mahkemesi'nin uzunca bir süre vermeksizin, Meclis'in görevlerini ve anayasanın saydığı temel insan haklarını değerlendirerek ve kısa bir süre vererek kanunun yeniden görüşülmek üzere iptal edilmesi talebiyle bir başvuru yapmayı düşünüyoruz. Klasik anayasaya aykırılık başvurularından farklı, arkadaşlar detaylı olarak çalışıyorlar. Çalışmalarını tamamladıklarında başvuruyu gerçekleştirecek arkadaşlarımız" diye konuştu. "VATANDAŞLARIMIZ ERKEN SEÇİM NOKTASINDA ÇOK ISRARCILAR" Emekli maaşlarına değinen Arıkan, "Türkiye'nin her yerini özellikle muhalefet partileri geziyorlar. Sahadaki durum artık çalışmak ya da çalışmamak insanların onurlu bir şekilde yaşamını garanti altına almayan bir sürece geldi. Emeklilerimiz, asgari ücretlilerimiz, çalışanlarımız, esnaflarımız, gençlerimiz, iş insanlarımız dün Manisa ilindeydik ziyaretlerde bulunduk. Sanayinin çok gelişmiş olduğu bir şehir, tarımın çok gelişmiş olduğu bir şehir. İşsizişliğin çok hızlı bir şekilde arttığını, çok büyük firmaların işçi çıkartmak durumunda kaldığını gördük. Böyle bir ortamda erken seçim istememek çok mantıklı değil. Geçtiğimiz hafta Saadet Partisi Genel Başkanı olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne bir kanun teklifinde bulundum. En düşük emekli maaşının asgari ücret seviyesine çıkartılması diğer emekli maaşlarının da ödeme primi oranının da artırılması talebinde bulunduk. Birkaç günlük bir imza kampanyası başlattık. Birkaç gün içerisinde 1 milyon 214 bin insan bu teklifimize destek imzası verdiler. Bahçeli, iktidar yetkilileri ne kadar erken seçim istemiyoruz dese de vatandaşlarımız erken seçim noktasında çok ısrarcılar" şeklinde konuştu.

Dervişoğlu’ndan stratejik atama: Selçuk Türkoğlu ile emek dünyasına yeni vizyon! Haber

Dervişoğlu’ndan stratejik atama: Selçuk Türkoğlu ile emek dünyasına yeni vizyon!

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun takdir ve tensipleriyle, parti teşkilatlarında ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki çalışkanlığıyla dikkat çeken Yüksel Selçuk Türkoğlu, Sendikalar ve Sivil Toplum Kuruluşlarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevine getirildi. Bu kritik görevlendirme, İYİ Parti’nin emek dünyası, örgütlü toplum ve demokratik kitle yapılarıyla ilişkilerinde yeni ve güçlü bir sayfanın açıldığını gösteren stratejik bir adım olarak değerlendiriliyor. Siyasette yapıcı dili, uzlaştırıcı yaklaşımı ve sahaya dayalı mücadeleci kimliğiyle tanınan Türkoğlu’nun bu göreve getirilmesi, yalnızca parti içi bir atama olmanın ötesinde; sendikalar, meslek örgütleri, odalar ve sivil toplum yapılarıyla kurulacak ilişkilerde kapsayıcı ve sürdürülebilir bir vizyonun habercisi olarak görülüyor. GENEL BAŞKAN DERVİŞOĞLU’NDAN NET MESAJ: “TOPLUMUN ÖRGÜTLÜ GÜCÜ SİYASETİN DIŞINDA BIRAKILAMAZ” İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun bu görevlendirme ile verdiği mesaj açık ve nettir: Türkiye’nin içinde bulunduğu sosyal, ekonomik ve demokratik sorunlar, toplumun örgütlü yapılarıyla birlikte hareket edilmeden çözülemez. Sendikalar, dernekler, vakıflar ve platformlar; demokrasinin yükü değil, taşıyıcı kolonlarıdır. Bu noktada Dervişoğlu’nun liderliğinde yapılan atama, aynı zamanda bir uyarı niteliği de taşımaktadır. Emek dünyasının, sivil toplumun ve gönüllü örgütlenmelerin yalnızca seçim dönemlerinde hatırlanmasının kabul edilemez olduğu; bu yapıların karar alma süreçlerine doğrudan ve sürekli şekilde dahil edilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU: SAHADAN GELEN, MASADA ETKİLİ BİR İSİM Kamuoyunda “Atom Karınca” lakabıyla anılan Yüksel Selçuk Türkoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde verdiği soru önergeleri, yaptığı araştırma talepleri ve denetim mekanizmasını işleten ısrarlı tutumuyla dikkat çeken isimlerin başında geliyor. Sosyal güvenlikten işçi haklarına, sendikal baskılardan sivil toplum üzerindeki idari kısıtlamalara kadar pek çok başlıkta verdiği soru önergeleriyle zirvede yer alan Türkoğlu, yasama faaliyetlerinde muhalefetin etkinliğini artıran bir profil çizdi. Türkoğlu’nun yeni görevinde de bu yüksek tempolu ve sonuç odaklı çalışma anlayışını sürdüreceği; sendikaların yapısal sorunlarını, STK’ların karşılaştığı hukuki ve idari engelleri yalnızca dinleyen değil, çözüm üreten bir siyaset diliyle ele alacağı ifade ediliyor. BİRLEŞTİRİCİ DİL, KUCAKLAYICI SİYASET Yeni dönemde Yüksel Selçuk Türkoğlu’nun en önemli misyonlarından biri, farklı ideolojik çizgilere sahip sendikalar ve sivil toplum kuruluşları arasında diyalog kanallarını açık tutmak olacak. İYİ Parti kaynakları, Türkoğlu’nun bu alanda ayrıştırıcı değil birleştirici bir dil kullanacağına, emek ve hak mücadelesini ortak paydada buluşturacak kapsayıcı bir yaklaşım sergileyeceğine dikkat çekiyor. Bu yaklaşım, aynı zamanda Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu’nun siyaset anlayışıyla da örtüşüyor. Dervişoğlu’nun sıkça vurguladığı “devlet aklı, toplumsal vicdan ve ortak gelecek” perspektifi, sendikalar ve STK’larla kurulacak ilişkilerin temel eksenini oluşturuyor. UYARI NİTELİĞİNDE STRATEJİK BİR GÖREVLENDİRME Siyasi kulislerde bu atama, yalnızca bir görev değişimi olarak değil; iktidara ve bürokrasiye yönelik dolaylı ama güçlü bir uyarı olarak da okunuyor. Emekçilerin hak taleplerinin ötelenmesi, sendikal faaliyetlerin baskı altına alınması ve sivil toplumun etkisizleştirilmeye çalışılması karşısında İYİ Parti’nin bu alanı güçlü bir isimle tahkim ettiği belirtiliyor. Dervişoğlu’nun Türkoğlu’na verdiği bu yetki, “toplumun sesini kısmaya çalışan her anlayışın karşısında, örgütlü ve kararlı bir siyasi duruş sergileneceği” mesajını da beraberinde getiriyor. YENİ DÖNEMİN ŞİFRESİ: SAHA, ŞEFFAFLIK VE HESAP SORABİLİRLİK İYİ Parti’de sendikalar ve sivil toplumla ilişkilerde yeni dönemin temel şifreleri; sahaya inen siyaset, şeffaf iletişim ve hesap sorabilen bir muhalefet olarak özetleniyor. Yüksel Selçuk Türkoğlu’nun hem Meclis’teki performansı hem de toplumsal karşılığı, bu alanlarda partinin etkinliğini artırması beklenen en önemli unsurlar arasında gösteriliyor. Sonuç olarak, Yüksel Selçuk Türkoğlu’nun Sendikalar ve STK’lardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevine getirilmesi; İYİ Parti’nin emek, demokrasi ve sivil toplum eksenli siyasetinde iddialı, uyarıcı ve kapsayıcı bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor.

Anahtar Parti’de Bursa’ya güven: Fuat Üçüncü’ye kritik görev Haber

Anahtar Parti’de Bursa’ya güven: Fuat Üçüncü’ye kritik görev

Anahtar Parti, teşkilat yapılanmasını güçlendirme ve siyasal iletişim alanında profesyonel bir dil inşa etme hedefi doğrultusunda önemli bir atamaya daha imza attı. Anahtar Parti Bursa İl Başkan Yardımcısı Fuat Üçüncü, Genel Merkez kararıyla Siyasal İletişim ve Medya Ofisi (SİMO) Marmara Bölge Koordinatörü olarak görevlendirildi. Bu atama, yalnızca bir görev değişikliği değil; aynı zamanda Bursa teşkilatına duyulan güvenin ve verilen önemin açık bir göstergesi olarak yorumlandı. AĞIRALİOĞLU LİDERLİĞİNDE YÜKSELEN SİYASİ İRADE Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu liderliğinde kurulan ve henüz bir yıl gibi kısa bir sürede 105 bin üye sayısını aşan Anahtar Parti, kamuoyu yoklamalarında istikrarlı yükselişini sürdürürken, kurumsal yapılanmasını da eş zamanlı olarak güçlendiriyor. Parti yönetimi, siyasetin yalnızca söylemle değil; doğru iletişim, güçlü medya dili ve halkla doğrudan temasla yapılması gerektiği anlayışıyla hareket ediyor. Bu kapsamda hayata geçirilen Siyasal İletişim ve Medya Ofisi (SİMO) yapılanması, Türkiye genelinde stratejik bir organizasyon olarak şekillendiriliyor. BURSA’DAN MARMARA’YA UZANAN GÜVEN Bursa Tanıtım ve Medyadan Sorumlu İl Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Fuat Üçüncü’nün, Marmara Bölgesi gibi siyasetin nabzının en yoğun attığı bir coğrafyada koordinatörlük görevine getirilmesi, Bursa teşkilatının ortaya koyduğu disiplinli ve etkili çalışmaların bir sonucu olarak değerlendirildi. Bursa İl Başkanı Fikret Aslan önderliğinde sahada aktif, kamuoyunda görünür ve teşkilat içi uyumu güçlü bir yapı oluşturan Bursa teşkilatı, bu atamayla birlikte Anahtar Parti’nin vitrini haline geldi. FUAT ÜÇÜNCÜ’DEN BURSA’YA NET MESAJ Görevlendirme sonrası değerlendirmelerde bulunan Fuat Üçüncü, Bursa’nın kendisi için yalnızca bir şehir değil, siyasi duruşunun temel taşı olduğunu vurgulayarak şu mesajı verdi: “Bu görev, şahsıma olduğu kadar Bursa teşkilatımıza duyulan güvenin bir ifadesidir. Bursa’da ürettiğimiz emeği, Marmara Bölgesi’ne taşıyacak; Anahtar Parti’nin temiz, kararlı ve halktan yana siyaset anlayışını güçlü bir iletişim diliyle anlatacağız.” Üçüncü, siyasal iletişimi bir propaganda aracı değil, milletle sahici bir bağ kurma zemini olarak gördüklerini de sözlerine ekledi. AĞIRALİOĞLU’NDAN BURSA TEŞKİLATINA GÜÇLÜ VURGU Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu’nun, Bursa teşkilatının çalışmalarını yakından takip ettiği ve bu görevlendirmeyle birlikte Bursa’nın Anahtar Parti’nin Marmara’daki lokomotiflerinden biri olacağı yönünde net bir irade ortaya koyduğu ifade edildi. Ağıralioğlu’nun, “Teşkilat disiplini, ahlaklı siyaset ve güçlü iletişim bir araya geldiğinde milletin umudu büyür” yaklaşımının, bu atamanın temel dayanağı olduğu belirtildi. KURUMSAL İLETİŞİMDE YENİ DÖNEM Anahtar Parti, SİMO yapılanmasıyla birlikte basın, medya ve halkla ilişkiler süreçlerini daha planlı, daha etkili ve daha kapsayıcı bir zemine oturtmayı hedefliyor. Marmara Bölgesi’nde bu süreci yönetecek olan Fuat Üçüncü’nün, sahadan gelen bir isim olması, parti içinde ayrıca önemseniyor. BURSA’NIN SİYASİ AĞIRLIĞI ARTIYOR Bu atama, Bursa’nın Anahtar Parti içindeki konumunu daha da güçlendirirken, kent siyasetinde de yeni bir dönemin habercisi olarak değerlendiriliyor. Parti kaynakları, Bursa’nın önümüzdeki süreçte hem söylem hem de organizasyon gücüyle daha görünür olacağını ifade ediyor.

Bakan Işıkhan’dan CHP’ye "Nöbet" tepkisi: "Önce SGK borçlarınızı ödeyin!" Haber

Bakan Işıkhan’dan CHP’ye "Nöbet" tepkisi: "Önce SGK borçlarınızı ödeyin!"

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, CHP'li milletvekillerinin en düşük emekli aylığına ilişkin TBMM'de gerçekleştirdiği nöbete ilişkin, "Siz Mecliste nöbet tutacağınıza önce emeklilerimizin hakkı olan SGK borçlarınızı ödeyin, SGK borçlarını ödemeyen belediye başkanlarınızdan hesap sorun" dedi. Bakan Işıkhan, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), Avrupa Birliği (AB) finansmanıyla hayata geçirilen "Eğitimli Çocuk Bakıcılarının Teşviki Yoluyla Kayıtlı Kadın İstihdamının Desteklenmesi Projesi (EDU-CARE II) Kapanış konferansına katıldı. Burada konuşan Işıkhan, toplumların gerçek gücü ve zenginliğinin beşeri sermayelerini ne kadar etkin, ne kadar verimli ve ne kadar kapsayıcı kullandıklarıyla doğru orantılı olduğunu dile getirdi. Türkiye'yi sürdürülebilir kalkınma hedeflerine taşıyacak olan refah ortamını ise nüfusun yarısını oluşturan ve toplumun kurucu unsuru olan kadınların destekleriyle gerçekleşebileceğine vurgu yapan Işıkhan, "Bu kapsamda, kadınların üretime tam ve etkin katılımı, tam bağımsız yerli ve milli kalkınma hamlelerimizde kilit bir rol oynamaktadır. Öte yandan ülkemizin geleceği adına beka meselesi olarak gördüğümüz aile kurumunun, sağlam temeller üzerinde yükselebilmesi ve kimsenin çalışma hayatında zorluklara maruz kalmaması için tedbirlere devam etmekteyiz" şeklinde konuştu. "MECLİSTE NÖBET TUTACAĞINIZA ÖNCE; EMEKLİLERİMİZİN HAKKI OLAN SGK BORÇLARINIZI ÖDEYİN" Türkiye'de tüm vatandaşlar için uzun vadeli politikalar yürüttüklerinin altını çizen Işıkhan, belirli bir kesimin ise sadece şov ürettiğini belirterek eleştirilerde bulundu. Işıkhan, şu ifadelere yer verdi: "Bu kişiler maalesef, tamamen şov ve popülizm organizasyonuna dönüşen Cumhuriyet Halk Partisi yöneticileridir. Yüce Mecliste yine siyasi şov amaçlı yaptıkları sözüm ona nöbetten bahsediyorum. Bunlar işçi derler, emekçi derler; bunun siyasetini yaparlar ama kendi belediyeleri; işçilerimizin alın terini, hak ettiği ücretini ödemez. Emekli derler, gidip mecliste güya emekliler için nöbet tutarlar ama SGK'ya borçlarını ödemezler. Bugün emeklilere, emekli maaşı ödeyen SGK'ya, en fazla borcu olan kurumlar, artık çok iyi bildiğiniz gibi CHP'li belediyelerdir. Siz mecliste nöbet tutacağınıza önce emeklilerimizin hakkı olan SGK borçlarınızı ödeyin. Meclis'te nöbet tutacağınıza, SGK borçlarını ödemeyen belediye başkanlarınızdan hesap sorun. Bugünkü zihniyet geçmişte emeklilerimizin aylıklarını ödemekte zorlanan bir zihniyettir." "Yerel seçimlerde emeklilerimize yönelik verdikleri vaatlerin nöbetini tutsunlar" Eleştirilerini sürdüren Işıkhan, şunları kaydetti:; "Gerçekten emeklilerimiz de, işçilerimiz de, gençlerimiz de, kadınlar da, bunların umurunda değildir. Şov için mecliste nöbet tutacaklarına; yerel seçimlerde emeklilerimize yönelik verdikleri vaatlerin nöbetini tutsunlar. Bunun hesabını aziz milletimize versinler. Çıksınlar verdikleri vaatlerle kandırdıkları vatandaşlarımızdan özür dilesinler; yolsuzlukların hesabını sorsunlar ve bunların hesabını versinler. Bizler 2002'den bugüne SGK'yı, nasıl bunların getirdiği batma noktasından bugünlere getirdiysek, bundan sonra daha da güçlendirip emeklilerimizin refah artışını devam ettireceğiz. Emeklilerimizle, emektarlarımızla ve emekçilerimizle aramıza giremezler. Biz dün neysek, bugün de oyuz, yarın da o olacağız. CHP de ne yazık ki dün neyse, bugün de öyle, yarın da öyle olacak. Bugün dünyanın neresinde olursa olsun kurulan her masada artık Türkiye konuşuluyor, Türkiye'nin çıkarları gündeme geliyor. Avrupa'daki kendi mevkidaşları bile, bunları ciddiye alıp, 5 dakika randevu dahi vermiyor" açıklamasında bulundu. "DÜN NASIL EMEKLİLERİMİZİN YANINDA OLDUYSAK, BUGÜN DE ONLARIN REFAHINI ARTIRMAYA DEVAM EDECEĞİZ" Emekli vatandaşlara da seslenen Işıkhan, dünyada sözü dinlenen, ekonomisi güçlü, masada ağırlığı olan, krizleri yöneten bir Türkiye olduğunun altını çizerek, "Bu güçlü Türkiye'de, refah artışı lafla değil; icraatla olur ve bu refahın ilk adresi de her zaman vatandaşlarımız olmuştur. Biz, AK Parti olarak, emeklilerimizi hiçbir zaman siyasi malzeme yapmadık, yapmayız. Dün nasıl emeklilerimizin yanında olduysak, bugün de yarın da aynı duruşla, aynı samimiyetle onların refahını artırmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. "EDU-CARE sadece bir mali destek paketi değil, aynı zamanda çalışan anneleri rahatlatan bir istihdam stratejisidir" Işıkhan, bugüne kadar, özellikle kadınların çalışma yaşamı ile aile hayatı arasında yaşadığı ikilemi ortadan kaldırmak için birçok projeyi ve kolaylaştırıcı düzenlemeyi hayata geçirdiklerini söyleyerek, "Bu anlamda, başarıyla uyguladığımız ve bugün itibariyle kapanışını gerçekleştirdiğimiz EDU-CARE projesi, bu tedbirlerimizin somut bir örneği olmuştur. EDU-CARE sadece bir mali destek paketi değil, aynı zamanda çalışan anneleri rahatlatan bir istihdam stratejisidir. Bu sayede, temel bakım hizmetlerinden yararlanmayı bir lüks olmaktan çıkarıp, çalışma hayatının olağan bir parçası haline getirilmesi için önemli bir adım atmış olduk. Bir yandan, istihdamdan kopma riskiyle yüzleşen annelerimize sağladığımız finansal destekle, onlara iş gücü piyasasında kalmaları için güçlü bir destek vermiş olduk. Diğer taraftan ise; çocuk bakım hizmetlerini kayıt dışılığın gölgesinden kurtararak bu değerli mesleği; standardı ve sosyal güvencesi olan, profesyonel bir meslek statüsüne kavuşturmayı hedefledik" ifadelerine yer verdi. EDU-CARE projesinin çalışma hayatında kritik öneme sahip kayıtdışı istihdamla mücadele hususunda da bize yeni bir fırsat sunduğunu dile getiren Işıkhan, projenin kayıtlı çalışmanın teşvik edilmesinde ‘ceza' değil ‘ödül ve destek' mekanizmasının ne denli etkili olduğunun ispatı olduğunun vurguladı. "PROJEDEN ELDE ETTİĞİMİZ KAZANIMLARI 12. KALKINMA PLANIMIZ VE ORTA VADELİ PROGRAM HEDEFLERİMİZLE UYUMLU BİR ŞEKİLDE ELE ALIYORUZ" Bakan Işıkhan, projenin AB Delegasyonu ile gelecekteki iş birlikleri için de güçlü bir referans olduğunu da söyleyerek, "Bu projeden elde ettiğimiz kazanımları; 12. Kalkınma Planımız ve Orta Vadeli Program hedeflerimizle uyumlu bir şekilde ele alıyor, bunu geleceğe ait ulusal politikalarımızı belirmemize yardımcı olacak önemli bir referans kaynağı olarak değerlendiriyoruz. Çocuk, yaşlı ve engelli bakım hizmetlerini de içerisine alan sosyal politika hamlelerimizi, ülkemizin dört bir yanında çok daha yaygın, ekonomik ve erişilebilir hale getirmeyi hedefliyoruz. Eş zamanlı olarak, kadın, engelli ve genç istihdamına yönelik teşvik mekanizmalarımızı sadeleştirip güçlendirerek, bu destekleri çok daha etkin ve sonuç alıcı bir yapıya kavuşturma gayretindeyiz" değerlendirmesinde bulundu. Konuşmanın ardından plaket takdimi gerçekleştirildi. Programa, Bakan Vedat Işıkhan'ın yanı sıra AB Türkiye Delegasyonu Başkan Vekili Jurgis Vılcınskas, Somali Çalışma ve Sosyal İşler Bakanı Salim Alio Ibro, SGK Başkanı Raci Kaya da katılım sağladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.